27 Şubat 2019 Çarşamba

Kurallara Niçin Uyulmuyor?

Anket Sonuçlarının En Önemli Bölümü
Geçen hafta sonunda twitter üzerinden yaptığım ve 10.407 kişinin yanıtladığı anketin en çarpıcı bölümü son iki soruya verilen yanıtlardı.

5’inci soruya verilen yanıtlardan anketi yanıtlayanların yüzde 99’unun toplumun çoğunluğunun kurallara uymadığı, uyanların da ilk fırsatta uymama yolunu seçtiği kanısında olduğu ortaya çıkıyor. 6’ncı soruya verilen yanıtlardan da yine anketi yanıtlayanların yüzde 99’unun kural koyma yetkisinde olanların genellikle kurallara kendilerinin ya hiç uymadığı ya da bazen uyduğu bazen de uymadığı kanısında olduğu anlaşılıyor.

Söz konusu ankette yer alan bu iki soruya verilen yanıtlar benim düşünceme göre toplumun kurallara niçin uymadığını sergileyen anahtarları içeriyor.

Kurallar ve Bunlara Uyulmamasının Nedenleri
Bir toplumun çoğunluğu niçin kurallara uymaz ya da başkalarının uymadığını düşünür? Kanımca bu sorunun birkaç anlamlı nedeni olabilir.

Her şeyden önce kuralların doğru kurallar olup olmadığına, yaşama uygun olup olmadığına bakmak gerek. Öyle bazı kurallar var ki yaşama uygun olmadığı için insanlar onlara uymuyor. Bunun için basit bir örnek vereceğim. Sarıyer’deki ana caddeye yukarı taraftan arabayla geldiğinizde yol sağa doğru sahile devam eder. Tam o noktada sola da yol vardır ve o yol Sarıyer’in iç kısmına gider. O noktada sola dönüş yasağı tabelası vardı (yıllarca durdu şimdilerde kaldırıldı.) Yukarıdan gelip de Sarıyer’in iç kısmına gitmesi gerekenler bu yasağa uyduğunda sağdan sahile doğru devam edip ileriden U dönüşü yaparak geri gelip o yola girmek zorunda kalıyordu. Bu hem gereksiz zaman kaybı hem de trafik açısından tehlikeli bir durum olduğu için arabalar yasağı dinlemiyor ve sola dönüyordu. Bazen orada trafik polisi de oluyor, yasağa uymayanlara ceza kesmek yerine o da hızlı dönmeleri için sürücülere işaret ediyordu. Şemayı şöyle göstereyim.

                                                                                    
Bu son derecede yanlış ve gereksiz işaret hem bir işe yaramıyor hem de insanları kuralları çiğnemeye adeta teşvik ediyordu. İnsanların bu işarete uymamaları kurala uymama olarak adlandırılabilir mi? Burası tartışmalı. Kurallar mantıklı olmalı, bir başka ifadeyle kurala uymanın mantıklı bir nedeni olmalı. Böyle bir neden yoksa insanlar mantıklı davranmayı seçiyor ve kurala uymuyorlar.        
  
Yanıtlamamız gereken ikinci soru kurallara uymamanın cezasının olup olmadığı ve varsa bu cezanın eşitlik kurallarına uygun olarak uygulanıp uygulanmadığı meselesi. Türkiye, belki de dünyada en çok yasası, kuralı olan ülkelerden birisidir. Sorun kural eksikliği değil. Kurallarımızın bir bölümü yanlış ya da yaşama ters, bir bölümüne ise yeterince ceza uygulanmıyor. Örneğin kitaplar, korsan olarak basılıyor, yazarın, yayınevinin telif hakları ihlal ediliyor, ihbarlar yapılıyor ama sonuç yok. Bunları yapanlar cezalandırılmıyor. Ya da cezalar caydırıcı değil.

Yanıtlamamız gereken üçüncü soru kuralları koymak ve uygulamak durumunda olan kamu görevlisi ve siyasetçilerin bu kurallara kendilerinin uyup uymadığı konusu. Toplumun kuralları çiğnemesinin altında yatan en önemli meselelerden birisi olarak bu konu öne çıkıyor. Sıkışık trafikte yoldan geçecek kamu görevlisi veya yöneticisi için yolun kesilmesi, trafik kurallarının çakar lamba ve siren eşliğinde ihlal edilmesi, insanları kural dışılığa özendiriyor. Bunun daha ileri aşaması olarak pek çok arabanın çakar lambası eşliğinde emniyet şeridinden gittiğini gören insanlar kurallara uydukları için kendilerini haksızlığa uğramış hissediyor ve onlar da aynı yola başvuruyor. Oysa gelişmiş ülkelerde bunu yalnızca göreve gitmek kaydıyla itfaiye, polis ve ambulans araçları yapabiliyor. Kuralları koyanlar ve uygulamak durumunda olanlar topluma kötü örnek olduklarında insanlar onlara bakarak aynı tavrı göstermeye yöneliyorlar.  

Bir başka önemli mesele af yasalarının yarattığı olumsuzluklar. Af yasaları insanları kurallara uymamaya teşvik ediyor. Vergisini zamanında ve tam olarak ödeyen insanlar, vergisini ödemeyenlere ikide bir af getirildiğini gördüklerinde kendilerinin haksızlığa uğradığını düşünüyorlar ve bu tekrarlandıkça onlarda da kural dışına çıkma eğilimi artıyor.

Kurallara uymayanları uyarma ve şikâyet etme meselesi de oldukça karışık. Burada iki durum söz konusu: (1) Çoğu insan kural dışılığı bildirme meselesini ispiyonculuk olarak görüyor. Bu bir eğitim sorunu. Birçok Avrupa ülkesinde ve ABD’de insanlar tam tersi görüşe göre eğitiliyor. Bu tür bir kural dışılığa tanık olup da bildirmeyen kişinin kural dışı davranışı desteklemiş olduğu düşünülüyor. O nedenle gelişmiş ülkelerin çoğunda bu şekilde davranan kişiler yetkililere şikâyet ediliyor. (2) Kural dışılığı şikâyet etmeye niyetli olan kişilerin, bu davranışının şikâyet ettiği kişinin saldırısıyla sonuçlanması endişesi taşıdığı için, şikâyetçi olmamayı seçtiği gerçeği de var Türkiye’de. Yazıma yorum yapan ya da tweet ile katkıda bulunan çoğu izleyici bu endişesini dile getirdi. Bazıları şikâyetinden sonuç alamadığını hatta tam tersine şikâyet ettikleri yetkilinin neredeyse kendilerini suçlu çıkardığını, bazıları da kurallara uymayan kişiyi uyardıklarında bu kişi tarafından fiziksel saldırıya uğradığını yazdı. Ki bunların örneklerine çoğumuz kendi yaşamımızda da doğrudan tanık oluyoruz ve yaşıyoruz.   

Çözüm Nerede?
Kurallara uyulması için: (1) Kuralları yaşama uygun hale getirmek gerekir. Yaşama ters kurallara uyulmuyor. (2) Kurallara uymayan kim olursa olsun hangi mevki ya da makamda bulunursa bulunsun aynı şekilde cezalandırılması gerekiyor. (3) Kurallara uyma konusunda kimseye ayrıcalık tanınmaması, polis, ambulans ve itfaiye dışında kimseye geçiş üstünlüğü verilmemesi gerekiyor. (4) Af yasası uygulamasının tümüyle terk edilmesi şart görünüyor.

Bu söylediklerimin olabilmesi için her şeyden önce hukukun üstünlüğü ilkesinin yaşama geçirilmesi gerekiyor. Bir yerde hukukun üstünlüğü, yargının tarafsızlığı ve bağımsızlığı söz konusu değilse orada ekonomiden sosyal yaşama, siyasetten yargıya, günlük yaşamdan futbola kadar hiçbir şeyin doğru dürüst işlemesi mümkün görünmüyor.                          

106 yorum:

  1. Kurallar kontrol edılmez ise ve kendi haline bırakılırsa uygulanmıyor.Ulkemizde bunun üzerine birde eğitimsizlik eklenince gerçekler ortada.Japonya da insanlar neden saygılı veya Fransa da en ucra kasabasında bile ayağınızı yaya gecıdıne attığınızda araçlar neden hemen duruyor bunlar kucuk yasta egıtım ıle verılır.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Fransa'nın en ucra kasabasında bile ayağınızı yaya gecıdıne attığınızda araçlar hemen duruyor ama otobüsle 60 Km'lik yolu (Monaco-Nice arası) otobüs 3 saatte katedebiliyor. Eğer bizdeki mantık hızlı olana öncelik verilmesi ise şartları ona göre düzenlemek gerekir. Ya da her yaya geçidinin önüne 5 adet kasis koyacaksın ki güzellikle değil zorla öğreneceğiz. Ama öğreneceğiz!

      Sil
  2. Benim önerim ılkokulda 2 sene insalık öğretilsin tamamen tek ders, insan gibi yasama eğitimi , nasıl olsa çocuk okuryazar olacak sonrasında ama ılkonce insan olsun.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ataturkculuk ogretilmeli
      insanlik degerleri degil
      ataturkun degerleri ogretimleli
      ilke ve inkilaplar

      Sil
    2. insani değerlerle atatürkcülüğün değerlerini neden ayrıştırma/karşıtlama gereğini duyduğun anlaşılır değil. sıkıntın var. İnsani değerler diyen arkadaşın kasteddiği medeni olma, uygar olma kurallarıdır. vatandaşlık yükümlülükleridir sanırım. atatürkcülük ise birçok alanda bunlarla örtüşen fakat çok daha farklı çapta değerler bütünüdür. biri yerine diğeri ikame olmaz.

      Sil
    3. Ataturkun Medeni bilgiler kitabini okudum
      butun sikintim karsilastirma meramim ondan

      Sil
    4. uygar ve medeni derken kendine devlet kurup, bütün muhalifleri bir susturmak mı anlamalıyız.bir askerden mal varlığının hesabını kendisi bile bilmeyen bir şahsa dönüştü. biz tam cumhuriyet kuruldu aile devletinden kurtulduk derken şahıs devletine dönüştü..dolayısıyla atatürkçülük ile insani değerler farklıdır....

      Sil
    5. 12:01 yanıtı, bütün muhalifleri susturamamış işte bakın hala konuşabiliyorsunuz. Tarihi bildiğimize şükrediyoruz sizleri gördükten sonra.

      Sil
  3. Hocam yine döktürmüşsünüz . Kaleminize ve yüreğinize sağlık. Saygılarımla

    YanıtlaSil
  4. Süleyman kanyılmaz27 Şubat 2019 12:29

    Bu eğitime bu davranış şekilleri normal hocam. İnsanlar sadece kolay para kazanıp köşeyi dönmek istemiyorlar aynı zaman da her türlü kısa yolu deniyorlar. Kural olsun yada olmasın farketmiyor. Birileri kurallara uymayınca ben neden uyayım ki anlayışı bizde büyük sorun teşkil ediyor.

    YanıtlaSil
  5. BEN ELEKTRİK, SU V.S. PARASINI YATIRMAK İÇİN BİLE TORPİL ARARIM.

    YanıtlaSil
  6. Toplanan vergi ile bu vergilerin harcanmasında şeffaf olunmaz ise, vergi ödeyenler vergilerinin nerelere harcandığını sorgulamaya başlar ve bu konuda birçok şehir efsanelerinin dolaştığı ortamda vergilerinin doğru yerde harcanmadığını düşünerek vergi ödememe niyetine girebilir.

    YanıtlaSil
  7. Verdiğiniz örnek biraz alakasız olmuş. Orada sola dönüşün yasak olmasının sebebi kavşakta çapraz dönüşleri engelleyip, trafiğin durmadan akmasını sağlamak. Kimse bu yasağa uymadığı için bu gerçekleşmiyordu ama uygulansa o kavşakta araçlar hiç durmadan istedikleri guzergaha gidebilirlerdi

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben aşağıda saat 18.21 de ışıkla nasıl çözüleceğini yazdım.

      Avrupada düz akması için, yukardan soldaki yola paralel yollardan tek yönlü trafikler ile detour yapmaları amacıyla caddeler düzenlenir.

      Sarıyeri düşününce, böyle iki tane paralel cadde olmadığını düşünüyorum sahil şeridinden girip sahil şeridine çıkacak, bu sebeple sürücüler sol tarafa buradan dönmek zorunda ise ışık ile kontrollü dönüş yapmaları gerekir.

      Sil
    2. Adamın gitmek istediği güzergah Sarıyerin içiyse ve kavşakta o yasak varsa durmadan nasıl gidecek?

      Sil
  8. Ekonomimizde olduğu gibi toplum düzenin de "yapısal reformlara" ihtiyacı var sanırım. Hoca'nın artık anlatmaktan bıktığı şu yapısal reformları herhangi bir alanda uygulayabilsek, eminim olumlu etkilerini
    diğer tüm sorunlarımızın çözümünde hissedeceğiz.

    YanıtlaSil
  9. Maalesef Türkiye'de her alanda kurallara uyan düzgün insana haksız rekabet ediliyor. Vergisini düzgün ödeyene, aftan yararlanan mükellef. Kurallı insan gibi araba kullanana, insanlık dışı araba kullanan. Yıllardır konuşulur çakarlı araçlar niye emniyet şeridini kullanıyor diye ama çare bulunamaz. Yaya geçidinde yayaya yol verme olayına hiç girmek istemiyorum bu kara cühela halk kuraldan tamamen habersiz. Bir de Türk milletinde eziklik-araplık var hep kendini faklı-özel görmek istiyor. Egolar hep yukarılarda. Beyaz Türk egosundan daha çok kurkuyorum...

    YanıtlaSil
  10. Bir sisteminiz olursa o sistemin kurralları olur, eğer sisteminiz yok ve dışarıdan alınan kurallarla olmayan sisteme uydurursanız, kimse o kurala uymaz. Kurallar konulduğunda en yukarıdan aşağıya doğru herkesin uyması gerekir ama bizde yukarıdakilere muafiyet tanınır yada muafiyet olmayan kurallara da yukarıdakiler uymaz ve oratdan aşağıya doğru uyulması istenir. İşte bu noktada da en baştaki koyduğu kurala uymuyorsa ben neden uyayım denilmeye başlanır.

    Bizde ne sistem vardır ne o sisteme uyacak kurallar nede kurallara uyacak yöneticiler. yani kurallar halkın alt kesimine uyulması gereken bir yapı oluşturur. Dini inancı olan insanlar koyulan kurallara haram helal herkesn uyması gerektiğini bilir ve bu haram ve helallerden kimseye muafiyet yoktur. eğer birşey haramsa yöneticiye de haramdır halkada haramdır. fakat bizim halk işine geldiği gibi yönetici seçer ve işine geldiği zamanda torpil isterse işte orada dinen de caiz olmayan kul hakkı yenir ama mutlaka bir bahane bulup kul hakkına da riayet etmemek için bhanesi vardır. Kısaca aslında bizim toplum ne dindardır nede sistemci hayatın realitesinede uymaz dini kurallarada uymaz hepsine uyuyormuş gibi yaptığını söyleyen ikiyüzlü insanlardır.

    YanıtlaSil
  11. Dindarim, din kurallarina ve emirlere uyuyorum gerisi bos...terane....
    Ahlakli ve Dindarlik yeter

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kardeş, hangi din arabalar sağa sola şöyle döner yazıyor?
      Birisi yazdı da ben mi kaçırdım?

      Sil
    2. Nedense her türlü kural ihlalini en çok kendilerinin çok dindar olduğunu iddia edenler yapıyor. Örneğin vergi yerine zekat! vermek, medeni kanunun gerekleri yerine dini kuralları koyup insan haklarını ihlal etmek v.s. Bunun nedeni ise insanlığın evrim geçirerek sürekli ileri gitmeye çalışması, dini kuralların ise durağan olması. Dinler ortadan kalktığında insanların bocalaması da bitecek, ilerleme hızlanacak...

      Sil
    3. Kurallar zaten sizin gibileri ehlileştirmek için konuluyor; yoksa aklının sınırlarını duvar örerek yaşayanlar için değil!!!

      Sil
  12. Bunlar demokrasi eksikliginden kaynaklaniyor. Saniyorlar ki demokrasi yoneteni halkin secmesi. Halbu ki demokrasi halkin yonetimin parcasi olmasidir. Halkin devlet baskanini secmesi Cumhuriyet'tir, ancak bu ulkenin demokrasi oldugunu gostermez.

    Ister dolayli, ister dogrudan olsun, halk yonetimin parcasi olabiliyorsa, orada demokrasi vardir, orada ilerleme ve medeniyet vardir.

    Sistemin adi ne olursa olsun, halk mahalli ya da genel devlet yonetiminin parcasi olamiyorsa, bu anayasa, kanunlar, orf-adet-gelenek vs. ile engelleniyorsa ya da halkin yonetimden haberi yok ya da kendini ifade etmesi engelleniyorsa orada da demokrasi yoktur, 'kurallara niye uyulmuyor' diye tartisilir, basari, zafer, mucize propagandalari ile nesiller gecer.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Şahabeddin bey aşağıda bir örnek ile demokrasiyi anlatmış,
      evet, biz demokrasi kültürünü kaybettik, siyasetçi yüzünden demokrasiyi
      oy vermeye, oy sayısına ve sandığa indirgedik, bu yüzden kaybettik.

      Sil
  13. Kurallara niçin uyulmuyor?

    Bu yazı, önceki yazı ve yorumları okuyunca üzüldüm.

    Basit bir toplum geleneği olan kural koymak ve uygulanması konusunda
    Türkiye'deki Türk insanının demokratik kural koyma kültürünü kaybettiğini
    ve hiç yaşamadığını yorumlardan anladım.

    Kurallar toplum ihtiyaçlarına göre oluşturulur ve uyulur.

    Nasıl mı?

    Hocamızın verdiği gibi Trafikten gidelim.

    Misal:

    Gittiğim yerlerden birinde bir ilköğretim önündeki hız limiti 35 mil.
    Bazı aileler şikayetçi, onlara göre okul önünde sürücüleri yasa yavaşlamaya zorlamalı, hız limiti düşürülmeli, hatta bazı ailelere göre yola kasis yapılmalı.

    Şikayetler sivil toplum kuruluşları ile duyurulmaya, konu tartışılmaya başlanıyor.

    Bazı insanlar ise oranın düz yol olduğunu sürücünün aniden yavaşlaması durumunda kontrolü kaybedip daha çok kaza yapacağını ve kasislerin araç ve yayalara zarar vereceğini belirtiyor.

    Tartışmalar 1.5 yıl kadar sürüyor, hatta seçim zamanı olduğu için parti temsilcileri de bölgesel tartışmaya dahil oluyor.

    Sonuç: Hız limiti okula yaklaşırken 25 mile, okul önünde 15 mile iniyor,
    hız limit tabelasına okul günleri Saat Sabah 7AM - Akşam 4PM arasında geçerlidir
    ibaresi konuluyor.

    Ortak akıl ile kural bu şekilde konuluyor.

    Kural uygulanıyor mu?

    1- Okul bölgesindeki caddeyi çoğunlukla o bölgedeki aileler kullandığı için
    kuralı kural konulmadan önce uygulayanlardı, onlar uyguluyor.

    2- O bölgeye ticari amaçla sürekli gelenler uyuyor, çünkü sürekli kullandıkları yol ceza da yemek istemezler.

    3- O bölgeyi hiç bilmeyenler, sürücü ehliyetleri olduğu için hız tabelasını görüyor ve uyuyor.

    Mesele, kural değil, öncelikle kuralı koymayı bilmektir.

    Dikkat ederseniz, trafik emniyeti kuralı uyguluyor, kuralı kendi koymuyor.

    Yasa ergi de, toplum talebi ile sosyal düzen arasındaki dengeyi
    yine toplum temsilcilerinden gelen istekler ile öğreniyor, kendi başına kuralı koymuyor.

    Toplum da kendi başına kural koymuyor, çatışmasını sivil toplum dernekleri, trafik emniyeti ve
    yasa koyucu ve siyasetçi aracılığı ile ortak akıl ile çözüyor.

    İşte, Türk insanının hiç yaşamadığı demokrasi budur.

    Mahfi beyin Sarıyer tabelası gibi, birisi koymuş, kimse niye konulduğunu bilmiyor,
    kimse Sarıyerliye sormamış, Sarıyerli kaldırın demiş ise kimse dinlememiş.
    Sonra polis dikmişler uyun diye, kel başa şimşir tarak.

    Türk insanı hayatında hiç bir zaman bir kuralın konulma hikayesini yaşamadıkları için,
    kurallar onlara tepeden indiği ve uyacaksın denildiği için kuralları kabul edemiyorlar.

    Türk insanı demokratik ortamda yaşasa, kendileri,
    anne babaları, üye oldukları dernekleri veya bir şekilde tanıdıkları kuralların oluşumuna
    dahil olsa, kural diye bir şeyi tartışmayacaktı, kurallara uyacaktı.

    YanıtlaSil
  14. Sayın eğilmez size göre yargının tarafsızlığı ve bağımsızlığı nasıl sağlanır. Hakim savcı atamaları hangi kritere göre olmalı. Hakim ve savcının tarafsızlığı için atanacak hakimin dini siyasi vs gibi görüşleri nekadar önemlidir. Yargının tarafsız olabilme koşullarını önemliden önemsize doğru sıralayabilirmisniz yoksa şartların hepside aynı önememi sahiptir.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok basit.HSYK özerk olur,hükümet terfi ve atamalara karışamaz.Atamalar kendi içinde liyakat esasına göre yapılır.HSYK özerk (bağımsız) olunca hakimler de korkmadan işini yapar,vatandaşa da güven gelir.

      Sil
  15. hocam merhaba
    Sizlere bir konuda danışmak istiyorum.Nisan ayı içerisinde bir kongrede bildiri sunmak istiyorum fakat bildirimin konu başlığını daha bulamadım, bu konuda bana yardımcı olabilir misiniz?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Konu ne bilinmeden başlığı nasıl söylenebilir?

      Sil
    2. konu başlığı bence şöyle olsun: "Ekinler baş vermeden kör buzağı topallamaz".

      Sil
  16. Hocam konu dışı ama bloomberg' in 2019 inovasyon endeksini yorumlamanızı rica ediyorum. Belki ülkemize dair söyleyecekleriniz vardır. link:
    https://www.bloomberg.com/news/articles/2019-01-22/germany-nearly-catches-korea-as-innovation-champ-u-s-rebounds?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kardeş, hoca trafik tabelasını yıllarca düzeltemediler diyor,
      sen gelmiş inovasyon diyorsun.

      inovasyon yapıp ne yapacak? oraya güneş enerjisiyle çalışan ledli tabela mı koyacak?

      Sil
  17. Hocam bazi seyler genetik mi sizce? Yani bizde yapisal bazi problemler olabilir mi?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu tür şeyler genetik olamaz bunlar öğrenilerek yapılır.

      Sil
  18. Hocam, yazınızı okuyunca aklıma Gary Becker'in Suç ve Ceza ile ilgili teorisi aklıma geldi.
    Gary Becker, bir gün doktora öğrencilerine yeterlilik sınavı vermeye giderken, geç kalmış olmasından ötürü arabasını yasak bir noktaya park etmiştir. Binaya yürüyene kadar, sınavın tahmini ne kadar süreceğini, bu kadar sürede arabasına ceza yazılıp yazılmadığını düşünürken, bir anda suç işleme kararının rasyonelce alınabildiğini fark etmiştir. Buna göre suç işlemenin beklenen getirisi, beklenen maliyetinden fazla olmadığı sürece suç işlemek anlamsızdır. Becker, bu düşüncesini soru olarak o yeterlilik sınavında doktora öğrencilerine sorduğunu ve o an için cevabı kendisinin de bilmediğini belirtmiştir.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Gary Türkiyede yaşasaydı bunları düşünmezdi, arabayı okulun önüne çeker giderdi.

      Öyle olunca teoriyi de düşünmezdi,
      Buradan ne çıkar, kuralsızlık olunca teori de geliştiremezsin,
      bu önemli bir nokta, bak nereden nereye bağladım.

      Sil
  19. Hocam,
    Hindistan - Pakistan birbirine girmiş,
    Savaşta kural mural yok, bam bam bam...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bunlar bir ara savaştıydı,

      Hintliler pakistanı ibiklemişti.

      Sonuçta Pakistana bağlı olan Bangladeş bağımsız bir devlet olmuştu.

      Nüfuslar :
      Hindistan 1.3 Milyar kişi
      Pakistan 212 Milyon kişi
      Bangladeş 160 Milyon kişi

      Pakistanı yerler.

      Sil
    2. bangladeste yasam daha iyi hindistan ve pakistandan daha az insan var

      Sil
    3. Bangladeş in topragida az yani İstanbul'da 15 milyon kişi yaması gibi Türkiye'nin 5 tek bir gibi toprağa Türkiye'nin iki katı nüfus

      Sil
  20. Selam Hocam,

    Hem Avrupa'da hem de İstanbul'da düzenli araç kullanan birisi olarak şunu diyebilirim.

    İstanbul şehirciliği dar yollar üzerine kurulu olduğu için yollara sağ, sol ve ileri gitmek isteyenler düşünülerek 2-3 şerit yapmak ve ışıkları buna göre düzenlemek imkanı yok.

    Avrupa tüm şehirlerinde bu düzenleme yapılabilir, sorun olmaz.

    Bu tarz yollar için, kontrolsüz dönüş denir.

    Trafik Işıklı veya Trafik Işıksız yapılır.

    Sürücüler, dönüş yerlerine göre, sıra ile geçiş yaparlar.

    Trafik Işığı takılır ise;

    Sağ alttan gelene yeşil yanar. Sol üstten gelene kırmızı yanar.
    Sağ alttan gelen trafikte düz giden araç yukarıya düz gider,
    Sağa dönen sağa döner.

    Sağa dönenler alttaki trafiğe baskı yapacağı için sağ alt yeşili delayed green denilen yeşil ışık olur, bu yeşil ışık biraz daha uzun yanar.

    Sonra, sağ alttakine kırmızı yanar, sol üstteki akış başlar.

    Ortak kullanılan dönüş bölgesi taralı alandır, sürücüye yeşil yansa bile, diğer araçların geçişini kapatacak durumda ise, bekler ilerlemez. Taralı alan için kamera uyarısı yapılır, ihlal edene ceza gelir.

    Sorun bu trafik kuralı ile çözülür.

    Türk sürücülerin araç kullanma kültürü düşünülünce, Trafik Işıksız çözüm uygulanmamalıdır.


    Trafik Işıksız Çözümde;
    Sağ alttan sola dönmek isteyenler ile sol üstten gelen sürücüler birbirini kontrol eder, dönüş bölgesinde araçlar durur, ilk gelen ilk geçer kuralı ile sürücüler sıra ile geçiş yapar. Trafik yoğunluğunun az olduğu yerlerde uygulanır genelde.

    YanıtlaSil
  21. Hocam,
    hem isviçre hem de türkiyede ehliyet sınavına girip ehliyet aldım.
    türkiye kadar lakayıt ehliyet veren başka bir yer yoktur sanırım.

    neyse,
    benim mesajım şu hocam;
    o trafiği düzenlemesi gereken trafik amirleri, oradaki işaretler yerine Fetö den içeri atılır mıyım atılmaz mıyım, işimden olur muyum olmaz mıyım korkusu ile trafik falan düşünecek durumda değillerdir.

    bildiğim kadarı ile türkiye de eski polis kalmadı, sürekli atılıyorlar, durduramıyoruz adamları görev yerinde. bu yaz geldiğimde bıyıkları bile çıkmamış arkadaşlar polis olmuşlar, sordum bir kaç aylık polislerdi hepsi, iyi çocuklar.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Mahfi Bey'in yazısında uygulanmaya çalışılan traifik kuralının saçmalığı ve bu nedenle sürücülerin kurala uymadığı vurgulanıyor. Konunun lakayıt ehliyet verilmesi ile ne ilgisi var? İnsanlar kuralı öğrenmeden ehliyet almış da bu yüzden kurala uymuyor değiller ki?

      Sil
  22. Yeterince gücünüz varsa kurallara uymazsiniz. Eğer kurallara uyacaksak iktidarda olmanın ne anlamı var. Kanunlara, etik kurallara uyarsak kendimize ve çevremizdekilere nasıl çıkar sağlarız. Elinde yeterince güç olduğu halde kurallara uyan ya ermiştir ya da korkak.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Elinde güç olanlar, kurallara daha çok uyarlar, gücü kurallara uymadan koruyamazlar.

      Bunlar ne ermiştir ne korkar, tabi bizim Türkler, kurallara uyan insanı korkak diye nitelendirdiği için kanımca korkak yazdınız.

      Türkiye'den örnek vermek gerekirse, adamın biri kurallara uymuyor, iktidar oluyor, sonunda gücünü kaybediyor, mesela onun seviyesinde başka biri twitterdan papazı gönder bana diye mesaj atıyor. Bu da iki vakte kalmadan gönderiyor. Şimdi bu güç mü?

      Esas, elinde güç var iken kurallara uymamak korkaklıktır, zamanı gelince ortaya çıkar.

      Sil
    2. Zaten korkaklar iktidara gelemez gelse de kalamaz, ermislerinse öyle bir derdi olmaz.

      Sil
  23. adamlar milletvekilleri ve yargı mensuplarının araçlarına ceza kesilemez diye düzenleme yapmış. neyi tartışıyoruz biz.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. O adamlar o araçların parasını, diğer araç sahiplerinden ötv ile alıyorlar zaten.

      Cezayı da ödemesinler daha iyi,
      nasıl olsa o ceza da dönüp dolaşıp senin verginden çıkacak.

      Sil
  24. Merhaba Mahfi bey
    Çok önemli bir hususu atlanmış görmekteyim. Medeni toplum olmanın en temel değerlerinden biri de şikayet etmedir. Kurallara uyma kapsamında görmekteyim. İspanya ‘da yaşamaktayım. Bunu burda gördüm. Bir kaç ek daha yapılabilir fakat en önemli bulduğu husus budur.
    Teşekkür ederim

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kimi kime şikayet ediyorsunuz Özgür kardeşim,
      Söyleyin biz de şikayet edelim.

      Kayseri de en son şikayet ettiğim usulsüz iş yapan firma,
      Ankara seçilmiş kodamanlarının tekinin gizli şirketiymiş,
      3 kere savcı ifadeye çağırdı, yalan beyandan hakkımda işlem yapıldı,
      her savcıya gittiğimde kapıda 2 şer saat beklettiler, tüm iş günlerim mahfoldu,
      en son haklı olduğum için hakkımdaki işlem durdu,
      aynı işi yine aynı firmaya başka bir şekilde yine verdiler.

      Sil
  25. Kamu düzenini sağlamak üzere koyulan kurallara, kuralı koyanların uyması kadar, kurala karşı gelenleri cezalandıracak adalet dağıtmakla görevli hakim ve savcılarında uyması gerekir.
    Boğaz köprüsü gidiş gelişlerde emniyet şeridini kullanan çakarlı eskortlu sivil plakalı servis araçlarına ve çakarlı lüks araçlara sinir olmamak elde değil.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çakkıdı arabalar, sadece hakim savcı ve vekillerde yok, parti teşkilatı ileri gelenleri, il ilçe başkan yardımcıları da çakar takabiliyor.

      Sil
  26. Hatay da suriyeliler muhtar adayi olmuş . Bu nedir ya nasil olur çılgına döndüm. Mülteci olarak geldiler acıdık kapilari actik. Adamlar vatandaş oldu muhtar adayı oldu yönetime talip oldular. Bu işin sonu kötü.Türkiye Cumhuriyeti buna nasil izin veriyor benim aklım almıyor. BENCE BU DA BEKA SORUNUDUR.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kardeş, suriyeliyi boşver şimdi,
      hindistan pakistana dalarsa, 200 milyonluk pakistandan 5 milyon gelse, ortada türk diye bişi kalmaz.
      elemanlar taaa afganistandan geliyorlar buraya.

      Sil
    2. Biz meydanlarda gaz bombası yerken, millet seviniyordu,
      su veren itfayenin hortumu diyorum, az bile olmuşlar,
      belediye başkanı da, milletvekili de olsunlar, Suriyeliler kardeş değil mi?
      Vatandaş değil mi? TC Kimlikleri yok mu? TC kimlikleri varsa seçme ve seçilme
      hakları da var.

      Benim işim artık tek uçak biletine bakıyor, 3 yıldır hazırlandım,
      kendimi de geliştiriyorum, 200 euro uçak bileti o kadar, iki valiz hatıra
      özel eşyam ile ceketimi alırım, eşyalar ev sahibinin olsun,
      çeker giderim.

      Sil
    3. Yarin obur gun amir memur olduklarinda size direktif verdiklerinde daha iyi farkina varacaz.
      Bu arada pakistanlilar geliyor

      Sil
  27. Peki hocam size bir soru sormak isterim. Geliri 2000 birim olan kisi ile geliri 20000 birim olan kisiye ayni cezayi uygulamak dogru mudur?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu mantıkla gidersek geliri hiç olmayan kişiye hiç ceza uygulamamak gibi bir sonuca varırız.

      Sil
    2. "Parası olmayana hiç ceza uygulamama" gibi bir sonuç tabi ki olmaz hocam ama...
      Çok parası olan adama uygulanan cezaların caydırıcı olmadığı gerçeğini de göz ardı edemeyiz, ki "işe giderken emniyet şeridine girerim, 300tl de veririm arkadaş" diyen ve milyonları olan patronlar olduğunu hepimiz biliyoruz.
      Cezalar "herkes" için caydırıcı olmalı...
      300tl ceza, asgari ücret ile çalışanı ağır yaralar; ama milyonları olan patrona bir şey yapmaz.

      O nedenle bence çözüm sırf para cezası uygulamak olmamalı...Emniyet şeridine giren patronun aracını da 6ay trafikten men edeceksin. Bak bakalım giriyor mu bir daha emniyet şeridine?

      Sil
    3. Kisinin gelirine gore cezanin arttigi avrupa ulkeleri var. Mesela Finlandiya'da trafik cezalari gelire gore artiyor.

      Sil
  28. Hocam, askeri darbe yapılarak yönetilen Mısır'da 25 kisinin öldüğü tren istasyonu yangınında sonra ulaştırma bakanı istifa etmiş.

    27 şubat 2019 tarihli habere göre dünya devi türkiyede 70 kişilik geçici iş için 13 Bin kişinin başvurduğunu okuduk.

    Dünyanın en büyük 15. Ekonomisi Turkiye cumhuriyetinin cumhurbaşkanı yerel seçim oncesi
    Meydanlarda halka çay poşetleri dağıtıyor.

    Ülkedeki enflasyonun baş sorumlusu patlıcan ve biberin fiyatını düşürmek için 80 milyonluk ülkede 50 adet tanzim satış noktası açarak dünyada enflasyonu ve fiyat teröristlerini darmadağın eden cumhurbaşkanının meydanlardaki naralarını dinledik. Dünya titredi.

    En son yine cumhurbaşkanımız sosyal medya hesabından yayınladığı mesajda akp ye oy vermeyen ya da vermeyecek olan yaklaşık 40 milyon insanı terörist ilan etti.

    Hocam, böyle bir dünyada kurallara uyma konusunda bizlere düşen en büyük görev nedir.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Selam Türkiye hiç bir zaman 15. büyük ekonomi olamadı, en fazla 16. olabildi.
      Şu anda 19. sıradadır.

      Sil
    2. Adsız 00:45
      Yukarıdaki vatandaşın yazdığında senin dikkatini çeken Turkiyenin 15. Ekonomisi olduğunun yazılması mı?
      Işte Turkiyenin en büyük sorunu da bu. Mahfi Hocanın son iki yazısı ve altındaki yüzlerce harika yorum be paylaşımları yerle bir ettin.
      Dikkatimiz hep yanlış yerlerde. Küçük ayrıntılar ile uğraşırken büyük resime bakmayı gercek problemi görmeyi ıskalarız. Sonuç zaten malum.

      Bu ako siyet stratejisinin son 17 yıldaki en büyük başarısıdır. Bu algıyı kesinlikle başardılar.

      Bir projeyi bir topluma kabul ettiremiyirsan bunu parçalara böler teker teker farklı yönleri ile büyük bir propaganda ve algı yönetimi ile insanların büyük resmî görmesi engellenir.. en sonunda farklıymış gibi görünen küçük parçalar halledilir ve büyük resim *proje* tamamlanır farkına bile varilmaz. Senin ki de bu misal. Verilmek istenen büyük mesajda değil onun arası daki küçük yanlışlıklar dikkatimizi çeker. 15 veya 19 ne farkeder. Bir tarafta askeri darbe ile yinetilen mısır ulaştırma bakanı kazadan sonra istifa ediyor. Diğer tarafta ülkemizin cumhurbaşkanı meydanlarda çay poşeti dağıtıyor. Anladın..?

      Sil
    3. Adsız 00:45
      Yukarıdaki vatandaşın yazdığında senin dikkatini çeken Turkiyenin 15. Ekonomisi olduğunun yazılması mı?
      Işte Turkiyenin en büyük sorunu da bu. Mahfi Hocanın son iki yazısı ve altındaki yüzlerce harika yorum be paylaşımları yerle bir ettin.
      Dikkatimiz hep yanlış yerlerde. Küçük ayrıntılar ile uğraşırken büyük resime bakmayı gercek problemi görmeyi ıskalarız. Sonuç zaten malum.

      Bu ako siyet stratejisinin son 17 yıldaki en büyük başarısıdır. Bu algıyı kesinlikle başardılar.

      Bir projeyi bir topluma kabul ettiremiyirsan bunu parçalara böler teker teker farklı yönleri ile büyük bir propaganda ve algı yönetimi ile insanların büyük resmî görmesi engellenir.. en sonunda farklıymış gibi görünen küçük parçalar halledilir ve büyük resim *proje* tamamlanır farkına bile varilmaz. Senin ki de bu misal. Verilmek istenen büyük mesajda değil onun arası daki küçük yanlışlıklar dikkatimizi çeker. 15 veya 19 ne farkeder. Bir tarafta askeri darbe ile yinetilen mısır ulaştırma bakanı kazadan sonra istifa ediyor. Diğer tarafta ülkemizin cumhurbaşkanı meydanlarda çay poşeti dağıtıyor. Anladın..?

      Sil
  29. Sunduğunuz görüşlerin çoğuna katılıyorum özellikle af kurumunun terkinden yanayım ve idari cezalarda mutlaka gelir düzeyine göre düzenleme yapılması gerektiğini düşünüyorum (bunu uygulayan ülkeler var). Ancak, trafikten verdiğiniz örnek tam olarak "yaşama uymayan kural" değil. Kural: trafik işaretçilerine uymak. Bu kuralın amacı ise trafiği düzenlemek ve yolun tıkanmamasını sağlamak. Örneğinizdeki trafik işaretçisinin yanlış yere konması ve yolların saçma sapan düzeni ise kuralın kendisi ile değil yanlış trafik yönetimi ve çarpık şehir plancılığıyla ilgili bir sorun. Şu an uygulamada kurallar yaşama uyuyor, yani bu ifadeden anladığım kadarıyla insanlar kendi kurallarını uyguluyorlar, trafik sıkışıklığının ve her yıl artan kazaların başlıca nedeni de budur. Ben de bir örnek sunayım: modifiye otomobilleri trafiğe çıkmaları yasak olmasına rağmen heryerde görebilirsiniz, sokak yarışları düzenleyenler, yol kapatıp drift yapanlar, abartı egzozla çevreyi kirleten ve rahatsızlık verenler "ceza uygulanmasına rağmen" (içişleri bakanına yalancı diyecek değilim) hiç eksilmiyorlar aksine sayıları artıyor. Motosiklet sürücüleri için de aynı durum geçerli: plakasını ve susturucusunu söken kendini yarış pistinde sanıyor. Kırmızı ışıkta duran, emniyet şeridini ihlal etmeyen, güvenli seyir için şeridine sadık kalan neredeyse yok, bir elin parmaklarını geçmez belki. İçişleri bakanı gücenmesin ama denetimde çok ciddi bir boşluk var, trafik ekibi cep telefonuyla konuşan bir vatandaşı çevirirken modifiye lüks bir araçla drift atan veya yarış motosikletiyle lastik yakanları uzaktan izlemekle yetiniyor. Bu da, aşağıdaki de sonuçta vurgu yaptığınız ve henüz varolmayan "hukukun üstünlüğü" ile ilgili bir sorun. Kural koyanların kurallara kendilerinin uymaması ise bir algı değil herkesin gözü önünde, her gün şahit olduğumuz bir durum. Hatta sadece onlar değil, kural koyanlara yakın duran bir "üstün tabaka" da kuralların üstünde.

    YanıtlaSil
  30. Hocam kurallar, sistemler vs deyip duruyoruz ama

    - Askeriye'nin, Yargı'nın, Medya'nın, üniversitelerin, sendikaların, TRT'nin, Maliye Denetçilerinin, Sayıştay'ın düşürüldüğü duruma bir bakın. Bunlar aslında bir 'kurum'dur ve 'sistem'dir ve bir ihtiyaca cevap veriyorlar. Bunun da ötesinde sistemimizi kisisel hırslar yüzünden değiştirip başkanlık sistemine geçtik. Dengeleyici mekanizmalar da yok. Meclis fiilen işlevsiz kaldı.

    Durum, gördüğümüzden de kötü. Umarım, siyasetçilerin bu kadar sistemsizlik ve kuralsızlık içinde davranmaları sonucu daha çok sürünmeyiz. 'Ahbap çavuş kapitalizminden' sonra, 'Ahbap çavuş sosyal yapısına' çok feci bir şekilde döndük.

    YanıtlaSil
  31. Niteliksiz, eğitimsiz insanların bırakın kural koyucu makamlara erişmesini, oy vermelerinin bile önüne geçilmesi gerekir. Çin devletinin uygulamaya koyacağı sosyal kredi sistemi bu yönde bir gelişmedir. https://www.businessinsider.com/china-social-credit-system-punishments-and-rewards-explained-2018-4

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Niteliksiz, eğitimsiz insanların oy kullanmalarının engellenmesine hangi kurum karar verecek?

      Bu kurum sizi niteliksiz ve eğitimsiz bulursa ne olacak?

      Oy kullanma hususunda ayrımcılığın önünü yasal olarak açtığınızda birçok başka şart da getirilebilir.

      Sil
    2. Aslında bu işi pek çok ülke düşünmeye başladı. Elbette niteliksizlik konusuna somut bir kriter getirerek. Örneğin lise mezunu olmayanlar oy kullanamaz şartı getirilebilir. Sanırım Japonya'da bu uygulama var. Tüm lise mezunları nitelikli mi diyebilirsiniz, değil elbette ama gene de böyle bir baraj son derece yararlı olur.

      Sil
  32. Kurallara uyma konusunda Türkiye'de 10 yıl önceye göre kötüye gidiş var. Örnek olarak kendimi verebilirim. Bundan 5 yıl önceye kadar vergilerimi ödemek konusunda çok hassastım. 1 gün geciktirsem rahatsız olurdum. Şimdi ise örneğin 4 yıldır MTV vergimi ödemiyorum. Çünkü ödeyeceğim paranın çarçur edileceğini biliyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aramıza hoşgeldin kardeş,
      ben şirketi kurdum, 2 yıl günü gününe ödedim,
      sonra tabi tecrübe sahibi olduk,
      2013 Ocaktan beri yapılandırılıp yapılandırılıp ödenmemiş borçlarım var.

      Bugün son yapılandırma 2 taksidi için ödeme yapsam mı yapmasam mı diye düşünüyordum,
      elim gitmedi, ödemedim.

      2013 ten beri biriken borcum 480bin TL anapara, faizleri günün koşullarına göre değişiyor.

      Bu kadar parayı istesem de ödeyemem artık.

      Senin için bir sonraki aşama malı mülkü satıp eş dost üzerine yapmak.
      Ben 2015 te yaptım, en kötüsünden yeni bir şirket kurar devam ederim.

      Hadi hayırlısı.

      Sil
    2. Arabanı satmak istediğinde bu borçlar ödenmeyecek mi?

      Sil
    3. Selam Timur Çimen kardeş,

      Vergi borcu ödemeyi düşünmeyen kişi şunu yapacaktır;

      1- Büyük şirket iseler, araçları kiralarlar,
      2- Eş dost üzerine araba alıp onu kullanır.

      Yukardaki arkadaş, MTV ödemesini geciktirmiş ise,
      yapacağı hamle, ya aracı ilelebet kullanmak veya hemen eş dost üzerine geçirip
      başka vergileri ödemeyerek MTV ödemesini çıkarmaktır.

      Bir üstte yazan kişi 480bin TL vergi borcunu sürekli yapılandırıp ödememiş,
      Bu tarz üç kişiyi tanıyorum memleketimden, her sene sayıları artıyor, eşi ve kızları
      üzerine mal varlıklarını yapıyorlar.

      Ben şuna inanırım, bu tarz kurnazlıkların da piyasada bir bedeli vardır.

      Türkiye'deki arkadaşlarım bana nedir ki bedeli diyorlar?

      Bedeli şunlardır derim kabaca;

      - Düzensiz bir devlete sahip olmak,
      - Sosyal çevre ve haklarınızın azalması,
      - Etrafta malınızda gözü olan hırsız sayısının artması,
      - Yöneticilerin ve memurların karakter bozulması,
      - Çocuğunuza kötü bir çevre bırakmak,
      - Mal varlığınızın başka ülke insanlarına göre değersizleşmesi,
      - Gelirlerinizin düzenli olarak azalması

      Diyelim ki Türk Esnafın teki 2 milyon lira vergi kaçırdı,
      karşılığında 4 ev alıp kiraya verdi.

      1- Kiracılardan biri mutlaka takar, ya da zamanla takmaya başlar.
      2- Mahkemeye gitsen, mahkeme verilmeyen o gelirler sebebi ile yavaş çalışır.
      3- Polis teşkilatı düşük vergi sebebi ile zayıflamıştır, hırsızlar çoğalır
      4- Bir gün bir hırsız dükkanına gelir, malına zarar verir.
      5- Yöneticilerin kötüdür, 2 milyona ev alacağıma Euro alsaydım daha da karlıydım
      demeye başlarsın, çünkü başkalarının malları daha fazla değer kazanır
      6- Vergi alamayan devlet, iş ve teşvik imkanlarını tam veremez veya daha kötüsü
      yöneticilerinin beceriksizliği sebebi ile yanlış kişilere verir, senin işlerini bozar, satışlarını düşürür.
      7- Sahtekar ve hırsız sayısı artar, farkında olmadan batmış bir firmanın çekini alırsın,
      ona mal gönderir paranı alamazsın.
      8- Okullar kötüleşir, çocuğun daha kötü eğitim alır, belki sefil bir hayat sürer senin 2 milyonluk evine rağmen.
      9- Bu yolsuzluklara ses çıkarmayanlarda bu ortamdan nasibini alır, çığ gibi büyür zarar.

      Ne diyelim, piyasa böyle bir şeydir.

      İstanbulda ofisi olan bir tanıdık,
      Acıbadem'de E5 e yakın bir yerden ev almış, ev 32. katta.

      Almanya'da alıştım ben 2 katlı evde oturmaya, ona gayri ihtiyari şunu sordum, niye bu kadar yüksekten aldın diye?
      Site güvenli diye orayı seçmiş, kardeşi üzerine almış, ev ofis gibi çalışıyormuş, gerçek ofisini kameradan izliyormuş, çünkü arada maliye, sgk veya borç taktığı kişiler icra takipleri sonrası sonuç alamayınca ofisine tacize gelmeye başlamışlar.

      Dedim, peki, bir kalp krizi geçirsen, ambulans bu trafikte nasıl gelecek?
      Ambulans gelse 32. kata kaç dakkada çıkacak, sana kritik müdahale ne kadar sürede yapılacak?

      Parayı kazanırsın, ama neyin karşılığında kazandığın önemlidir.

      Bakın, en zengin Türk, Türkiye'nin en iyi hastanesinin sahibi, kalp krizi geçirdi, kuş uçuşu 4-5 dk mesafede olan hastanesine gidemedi vefat etti.

      Kuralları bozmanın bir bedeli vardır. Bakın, masum bir insan olsa bile en zengin Türk'ü bile etkiledi.

      Sil
  33. Hocam siz yapısal reforma giriş yapmışsınız bu söyledikleriniz bir reformun temel taşıdır bence .
    Saygılarımla.

    YanıtlaSil
  34. Hocam sektör bazlı analiz yaparmısınız?

    YanıtlaSil
  35. Kuralın dışına bir de ben çıkayım. Konu dışı bir soru sorayım. Hocam bu dolar niye düşmüyor? Faizler yüksek, Trumpla aramız iyi, Suriye meselesi iyiye gidiyor. Damatlar bile dün oturup kayın pederlerini çekiştirdiler, kahve içtiler. Niye düşmez bu meret?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Nereye düşmesini istiyorsunuz? Hani şöyle 2,5-3 iyi midir? Yüksekse söyleyin, biraz daha indirelim.

      Sayın adsız, doların yüksek olmadığını, TL'nin değersiz olduğunu ve gittikçe daha da değer kaybedeceğini nasıl anlatsak size?

      Sil
    2. TL yi galiba sen degersizlestiriyorsun. Bana bak bu dolar 4 e inmezse faiz 10'unun altına düşmezse bir düzine adamı işten çıkarmak zoru da kalacağım. Ne kredi veriyorlar ne de yurt dısindan uygun fiyatla yarı mamul getirebiliyoruz. 3 ay daha bu şekilde gitsin bak organizede işletme kalıyor mu?

      Sil
    3. Adsız kardeşim, üzgünüm ama dediğinin olması ne yazık ki mümkün değil. Hele de ikisinin bir arada olması hiç ama hiç mümkün değil. Dediğin gibi faiz 10'un altına düşerse dolar 10'un üstüne çıkar. Doların 4'e inmesi için ise faizin 40'a falan çıkması lazım ki o zaman bile zor. Bence sen hesabını şimdiden ona göre yapmaya başla.

      Sil
  36. Kendisi ve/veya yakınları için kural koyan veya kuralı değiştirenler için de günümüzde örnek fazla. Ör. Sahibi olduğu arsanın imar durumunu gücü ele geçirince kendi lehine değiştirmesi gibi. Bu durum bu davranışı gören başkalarını da bu davranışa teşvik ediyor, sonrasında herkes tarafından yapılmaya başlanıyor ve bir süre sonra olağan olarak algılanmaya başlıyor.

    YanıtlaSil
  37. Geçtiğimiz hafta trafikte önümde giden araç sıkışıklık nedeniyle emniyet şeridine geçti, bir süre orada devam etti ve ben de ilerleyerek onun yerine geçtim. Ancak biraz ileride trafik polisini görünce tekrar şeride girmek istedi ve hızla önüme kırdı, ben de hem "akıllılık" hem "korkaklık" yaptığını düşündüğüm için yol vermek istemedim ve araçlarımız burun buruna geldi. Arabada tek ve kadın sürücü olmamın da verdiği etkiyle muhtemelen hiddetle bana camı açmamı işaret etti ancak açmadım. Aracı biraz daha ilerletsem sürtecektik ve netice olarak öne geçti. İnsanların bu derecede "hem suçlu hem güçlü" olabilmesini hazmedemiyorum. Bu nedenle önümde giderken aracın fotoğrafını plakasıyla beraber çektim ve trafiğe ihbarda bulundum. Başımdan geçenleri tüm detayıyla, yol ve saat bilgisini de izah ederek anlattım ve özellikle belirttim "olay esnasında ben video veya fotoğraf çekemedim ancak o yolu gören bir mobese varsa bunu tespit edebilirsiniz ve bu araç emniyet şeridini ihlal etti" şeklinde yazdım. Ertesi hafta bana trafikten gelen cevap "Belirttiğim yolda 347 araca ceza yazıldığı, ancak beyan üzerine ceza yazılamayacağı, bu nedenle işlem yapılamayacağı....". Özellikle mobese var ise lütfen bakın dememişim gibi beyanımı esas almaya kalkmalarına mı yanayım, bu trafik magandalarının giderek artacağına mı yanayım bilemedim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Boyleleri zamanla sert kayaya carpip adam oluyor, siz hic merak etmeyin dogru olani yapmissiniz.

      Sil
  38. Kural mı dediniz?

    25 kişinin öldüğü Çırpıdaki tren kazasında asıl sorumlu olarak tutuklanan ve mahkeme edilen 4 makinist takipsizlik kararı ile serbest bırakıldı.

    Yani.. böyle bir kazada başka sorumlu yok. Asıl suçlu olarak mahkeme edilen bu makinistlerin dışında artık kimse suçlamayacak demektir.

    Öyle ya.. tek ve asil suçlular da serbest ise başka sorumlu ve suçlu yoktur demektir.. Bu meret Tren kendi kendine kaza yaptı.

    Mısır da bile ulaştırma bakanı istifa ediyorsa.. sizler burada istediğiniz kadar trafikte kırmızı ışıkta duralım mi geçelim mi tartışmasını yapınız..

    Bu ülkenin çivisi çıkmış.Bslik baştan kokmuş bizler halkın kurallara ve hukuka uymalarını bekliyoruz.

    Bakınız ben size birşey söyliyeyim. 2019 yılında türkiye cumhuriyetinin hazine ve maliye bakanı diyor ki..2019 yılında 2,5 milyon istihdam yaratacağız..

    Onu dinleyen kelli felli, anlı şanlı adamlar alkışlıyor. Insanlar buna inanıyor ve gidiyor oy veriyor.

    Ranta dayalı, devlet kaynaklarının talan edilerek paylaşılması üzerine kurulu bu düzende alan memnun veren memnun ise burada kurallardan, haktan ve hukuktan bahsedemezsiniz.

    Bu toplum bindi bir alamete gidiyor kıyamete.

    YanıtlaSil
  39. Hocam, konu ile alâkası yok fakat birşey merak ediyorum.
    Önümüzdeki dönemde cari açığın azalması sebebiyle dövizde rahatlama olacağını söyleyenler var fakat diğer tarafta ise bankaların sendikasyon kredilerini çevirme oranlarının (ekonominin durumu gereği kendi insiyatifleri ile) % 70-80 civarinda olacağı söyleniyor. Bu kredilerin geri çevirme oranları bu şekilde olacaksa bu çok ciddi döviz çıkışı anlamına gelmiyor mu.

    YanıtlaSil
  40. Hocam benim bir fikrim var ama uygulaması zor olduğu için biraz ütopik kaçıyor! Bilmiyorum belki de siz bu örneği vermiş olabilirsiniz, okumuştum bir yerde. Örneğin bir devlet memurunun brüt maaşı 6.000 ₺ ise vergiler düşünce net maaş 4.000₺ kalıyor. Siz doğrudan 4.000₺ verince bu durumda memur kişisinde fazla bir tepki oluşmuyor. Ama siz memura önce 6.000₺ verip sonra şu 2.000₺sini vergi olarak alayım dediğinizde çok daha ağır bir tepkiyle karşılaşırsınız. Bu örnekten yola çıkarak toplumun tamamı için şöyle bir sistem geliştirilse inanın kurallara uymayan nüfus %1’e düşer. Türkiye Cumhuriyeti devletinin bütün vatandaşlarının örneğin yıllık 10.000₺ ikramiye hakkı olacak. Yıl boyunca her bireyin davranışları incelenecek ve her hatalı davranışı için belirli bir tutar ceza yazılacak ve bu ceza 10.000₺’ den düşecek. Yıl sonunda kalan bakiye hesabına yatacak! İşte o zaman ışıkta da beklenir, yayaya da yol verilir bütün kurallara da uyulur. Boşuna dememişler fukarayı dövme üstünü başını yırt!!! Saygılar...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu iş öyle kötüye kullanılır ki bu ülkede şaşar kalırız.

      Sil
    2. Porof Zihni Sinir sen misin?
      Procen cok guzel.

      Sil
  41. Sayın Hocam; bence, "Çözüm Nerede?" bölümündeki 1'le 2'nin yer değiştirmesi gerekiyor.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Önce kuralların yaşama uygun hale getirilmesi daha anlamlı.

      Sil
  42. Yurtdışında yaşıyorum. Benim gördüğüm, kurallara uymak için, aile eğitimi çok çok önemli, kuralsızlığa toplumsal tepki ve sonra okulda kurallara uyma eğitimi çok önemli. Uçak'ta ağlayan zırlayan hiç bir yabancı çocuk gördünüz mü ya da düğünlerde oradan oraya koşturan hiç yabancı çocuk gördünüz mü? Bunun arkasında görünmeyen çok büyük bir eğitim var. (Yetiştirmede kültürel farklardan degil, kurallara uyma eğitiminden bahsediyorum. Yoksa bizim de yabancılara göre yetiştirmede üstün olduğumuz bir çok alan var.)

    Bunu yapabilmek için de, hem ailelerin hem öğretmenlerin bunu öğretebilmesi gerekir. Bu kişilerin de bu konudaki fikirlerinin, dünya standardında, çok yetersiz olduğunu önce anlamaları ve kabul etmeleri gerekir. Yoksa aynı kültür içinde yaptığını doğru zannediyorlar. Bu kişilerin de eğitilmesi gerekir. Türkiye'de ortalama eğitim seviyesi orta 2 imiş. Bu ortalama 5-6 sene arttığında belki öğretilebilir. Bu arada öğretmenlerimizin de çok sıkı eğitimden geçirilmeleri, sürekli eğitim almaları ve başarılarının ölçülmesi gerekir. Öğretmenlerimizin başarısı maalesef ölçülemiyor. Bu arada öğretmenlerin master yapması sağlanmalı ve maaşları artırılmalı. Özellikle tecrübeli öğretmenler için. 30 yıl boyunca maaşı aynıya yakın gitmemeli. Kariyer haline getirilmeli. Öğretmenlik mesleğine toplum için de prestij sağlanmalı. Salla başı al maaşı yapan öğretmenler meslekten arındırılmalı. Kalk konuyu anlat demekle olmuyor bu iş.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Her ikisinden de gordum, yani dugunde kosusturan da, ucak da aglayan da cocuk gordum. Cok anlamsiz bir ornek.

      Sil
  43. Benim basit gözlemlerime göre arabanın arka camında ya da kaportasında osmanlı tuğrası ya da kemal atatürk imzası ya da Türk bayrağı gibi simgeler varsa trafik kurallarını ihlal etme oranı artıyor.

    YanıtlaSil
  44. Merhabalar hocam
    Sizce yargının tarafsızlığı ve bağımsızlığı ne zamandır yok ülkemizde...

    YanıtlaSil
  45. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil
  46. Yargının tarafsızlığı ve bağımsızlığı hicbir zaman olmadı.

    Sadece sınav sorularının çalınmaya başladığı 2002 den beri hiç bu kadar siyasallaşmadi. Hiç bu kadar cemaatlesmedi.. yandaslasmadi.. yargıya güven hiç bu kadar azalmadi..

    Kısacası ülkede herseyde olduğu gibi yargıda da lime lime dökülüyoruz.

    Sormadiginiz soruyu da cevaplamak gerekirse ..

    Bunun en büyük sorumlusu her ne kadar mevcut hükümet gibi gözükse de " kahraman Türk milletidir"

    Ektiğini biçecek, öyle bir noktaya geldi ki asla bu evrimleşen kafa ile muhasir medeniyet seviyesine ulaşamayacak. Tren çoktan kaçtı.son 17 yılda 30 yil geri kaldık.

    Her ne kadar Mahfi Hocam umut dolu olsa bile..

    YanıtlaSil
  47. Kırmızı ışıkta geçen bir sürücü, kendisine tepki gösteren yeşilde geçen sürücüye dayılanıp el kol hareketi yapıyor bu ülkede. Bu nasıl açıklanabilir hocam?

    YanıtlaSil
  48. sevgili hocam,

    vergi aflari, trafik cezasi aflari, hapishane aflari, imar aflari, bunlar kac senede bir hangi araliklarla cikiyorlar? Birisi analiz etsede gorsek son 40 senede kac tur af cikmis....

    Turkiye'de yasayan, ve bunlarin hic birini odemeyen bir insan eninde sonunda affoluyor. Dusunsenize kopruden her gecisinde para veren insan ile para vermeyen iki insan, her 10 senede bir vermeyeni odullendiren bir sistem, ve bilhakis parasini/vergisini odeyeni enayi yerine koyan korrupt bir sistem.

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...