21 Nisan 2019 Pazar

Kitaplara da Bakalım

1919 Mustafa Kemal Mucizesi, Kerem Çalışkan, Remzi Kitabevi, 2019
Kerem Çalışkan uzunca bir süredir Kurtuluş Savaşının öncesi ve sonrası üzerinde çalışıyor. Bu konuda birçok değerli kitap yazdı ve yayınladı. Her kitabında çok güzel analizler yapmanın yanı sıra genellikle gözden kaçmış bazı noktaları da yakalayıp öne çıkarıyor. Bu sefer de o kadar olumsuzluğun içinden Mustafa Kemal’in çıkıp gelişini bir mucize olarak anlatıyor. Kitapta yer alan çarpıcı bir konuşmayı buraya almak istiyorum.

12 Haziran 1919’da Saraydüzü kışlasındaki akşam yemeğinde millici müftü Tevfik Efendi, vaiz Abdurrahman Kâmil Efendi, komiser İsmail ve muavini Osman da vardır. Halkın mücadele için teşkilatlanması her yönüyle konuşulur. Kâmil efendi ertesi gün Cuma namazında vaaz verecektir. Erken kalkmak için izin ister. Mustafa Kemal: “Karanlıktır. Yanınıza bir adam katalım” der. Kâmil efendi ona unutulmaz bir cevap verir: “Gözlerinizin ışığı beni gtürür paşam” der. Duygulanan Mustafa Kemal: “Baba bu işte muvaffak olmak da var, olmamak da. Olamazsak kelle gider, ne dersin?” diye sorar. Kâmil efendi duraksamadan yanıt verir: “Oğul, sen bu genç yaşta başını vatan millet uğruna feda etmişsin, benim bu ihtiyar kelle de koy senin uğruna feda olsun.”
Çalışkan’ın kitabı okuduğunuza fazlasıyla değecek bir kitap.

1923’den Günümüze Türkiye’de Para – Kredi ve Kur Politikaları (Editörler: İlhan Eroğlu, Baki Demirel, Tolga Dağlaroğlu), Ekin Yayınları, 2018
20 iktisatçının makaleleriyle katkıda bulunduğu bu kitap 1923’den başlayarak politika değişikliklerine göre genellikle onar yıllık (bazen daha kısa bazen daha uzun olabiliyor) dönemler halinde Türkiye ekonomisinde uygulanan para, kredi ve kur politikalarını ele alıp değerlendirmeyi amaçlıyor. Kitap, son derecede yararlı bir mantık içinde ele alınmış ve güzel bir çerçeveye oturtulmuş. Özellikle ekonomi öğrencileri ve ekonomi politikası alanında çalışanlar için çok değerli bir kaynak olmuş (Para politikası, ekonominin en karmaşık konularından birisi olduğu için kitapta konular elden geldiğince basitleştirilerek anlatılmış olsa da birçok konuyu tam olarak anlamak için belirli bir ekonomi altyapısı gerektiğini belirtelim.)

Kızımla Ekonomi Sohbetleri, Yannis Varoufakis, Epsilon Yayınları, 2019
Yunanistan’da ekonomi bakanlığı yapmış olan iktisatçı Yannis Varoufakis, kapitalizmin kısa tarihini ele aldığı bu ekonomi kitabında daha çok işin felsefi yönüne yaklaşım yapıyor. Günümüzde hala neoklasik ekonomi yaklaşımının etkisinde konuları ele alan ekonomi bilimine eleştiriler getiriyor. Bu eleştirilerin çoğunda haklı Varoufakis. Aslında bu tür eleştirileri yapanlar da az sayıda değil. Ama temel sorun bugün bu eleştirilen yaklaşımları terk ettiğimizde yerine neyin konacağı meselesinde düğümleniyor. Varoufakis’in kitabı da aynı eksikliği taşıyor. Buna karşılık işin felsefesine yaklaşımı çok renkli ve bu yönüyle kitap, okunmayı gerekli kılıyor.

Eyvah CEO Doğuruyor, Murat Yeşildere, Humanist Yayınları, 2018
Yıllar önce Radikal’de Murat Yeşildere ile aynı sayfalarda köşe yazısı yazardık. Gazetede köşe yazmaktan önce o ayrıldı sonra ben. Ben, kendime bir blog yapıp yazmaya devam ettim. Yeşildere de ara ara bir yerlerde makaleler yazdı ama bu düzenli değildi. Geçenlerde bu kitabı çıkınca çok sevindim. Çünkü Radikal’de yazdığı yazıları çok severdim.

Egon Zehnder’in Türkiye Ofis lideri olan Yeşildere epeyce bir zamandır kadınların çalışma hayatında yer alması, eşit temsil, pozitif ayırımcılık gibi konularda çalışıyor. Kitabı da zaten bu düşüncelerini ortaya koyuyor. Yazdıkları tam benim kafamdaki düşünceleri temsil ediyor. Batı uygarlığının ileri gitmesinin emelinde kadınların ön planda olmasının en önemli etken olduğunu düşünürüm. Kadınları geriye ittiğiniz her yerde uygarlık da geriye gidiyor. Murat Yeşildere’nin bu çok kolay okunan, derslerle dolu kitabını herkese öneriyorum.

Sermaye Şirketlerinde Birleşme, Bölünme İşlemleri ve Uygulamalı Örnekler, Fatih Yeğin, Onikilevha Yayınevi, 2018
Vergi Müfettişi olan Fatih Yeğin, bu kitabında, günümüzde giderek önem kazanan verimlilik artışını yakalayabilmek için başvurdukları birleşme, bölünme ya da yeniden yapılanma girişimlerinin nasıl biçimlendirilmesi gerektiğini ortaya koyuyor. Bunu yaparken olayı anlatıp geçmiyor, bu işlemlerin muhasebe kayıtlarını, kâr zararın ortaya çıkışını, bilançoların düzenlenmesi, amortismanların hesaplanması gibi birçok teknik konuyu da örnekleriyle ortaya koyuyor. Vergi denetimiyle uğraşanlar, yeminli mali müşavirler, serbest muhasebeci ve mali müşavirler için olduğu kadar şirketlerini bölünme, birleşme ya da yeniden yapılandırmaya tabi tutmayı planlayan iş sahipleri ve şirket yöneticileri için de son derecede yararlı bir rehber kitap.

56 yorum:

  1. Özlemiştik hocam. Teşekkürler.

    YanıtlaSil
  2. Yabancı yazarlardan öneriniz var mı?

    YanıtlaSil
  3. Murat Yesildere'nin kitabinin ismi Eyvah CEO Doguruyor hocam.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yanlış yazmışım, hemen düzelttim, teşekkürler uyarı için.

      Sil
  4. Bir insana yapılabilecek en büyük iyiliklerden biri,ona İYİ BİR KİTAP tavsiye etmektir diye düşünüyorum.
    Mahfi Bey hem kitap yazıyor,
    hem de yazılmış olan kitapları okuyup,bizlerin de faydalanabilmesi için tavsiyelerde bulunuyor.
    Ne kadar güzel bir aydın duruşu.

    Çok teşekkür ederim Mahfi Bey.
    Elinize,emeğinize sağlık.

    YanıtlaSil
  5. Hocam kitaplar için teşekkürler öncelikle.

    Bir soru sorayım izninizle. Sizce de Türkiye'de modern eğitim sistemine sahip bir ekonomi üniversitesi kurulmasının vakti gelmedi mi? En büyük sorunlarımızın biri kuşkusuz ekonomi ülkece.

    Ankara'da bir devlet üniversitesinde iibf finans 3. Sınıf öğrencisiyim. A.Smith, FED ne iş yapar dışında bir şey öğrenmiyoruz neredeyse. Bireysel olarak anladıklarımı, bildiklerimi, yorumlayabildiklerimi size ve sizin gibi yüce gönüllü insanlara borçluyum.

    Eğitim hakkında siz ne düşünüyorsunuz?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. ekonomi bir sonuçtur. ekonomi eğitimi önemlidir ama esas olan tüm eğitim sisteminin yeniden yapılandırıp üretime ve ekonomiye katkısını beklemektir.
      para politikası ile ekonomi düzelmez, tüm dinamiklerin sabırla iyileştirilmesi lazım.

      Sil
    2. Bence sadece ekonomi değil ortaokuldan başlayarak tamamen bilime dayalı okullar oluşturulması zamanı çoktan geldi de geçiyor.

      Sil
  6. Kadınların iş gücüne eşit bir şekilde katılmaları çok önemli, bunu gelişmiş batı toplumu 2. dünya savaşı sonrasında çok net anladı, hayata geçirdi.

    Türkiye ve dünyanın geri kalanında hala bu konuda sorunlar var, kolay kolay çözülebilecek gibi değil. Ülkelerin üretkenlik, işgücünün artması, ekonomik büyüklük, tasarruf artırımı ve sermaye birikimleri için önemli katkısı olan bir unsur.

    Mezopotomya kökenli Ortadoğu dinlerinde (Hristiyanlık, Yahudilik ve İslam) kadınlar dışlanmışlardır. Türkiye'nin batı uygarlığı, Rusya, Çin, Japonya ve Güney Kore gibi dini konuları artık bir kenara bırakması gerekmektedir.

    Türk aydınları bu konuda iki yüzlüdür.

    Türk aydınları dinlerin insan uydurması yalanlar olduğunu insanlara söyleyemedikleri için toplumda din konusunda tolerans gösteren kişilerin sayısı fazla kalmaktadır, insanların kafasına haa bunlar uydurukmuş diyebilecekleri bir bilgi verilmemektedir.

    Bir tane misal ben vereyim:
    Tüm Ortadoğu dinlerinde insan Adem ile Havva'dan türer. Bunların çocukları ensest ilişki ile çoğalmıştır (Bazı dinciler ikiz kardeş evliliği gibi uydurukça bir şey söyler, netice de o da ensesttir.)

    Peki nasıl oldu da insanlar bu saçmalığı din diye kabul etti?

    Cevabı şudur;
    Adem, Havva hikayesi 10 bin yıldan fazla bir süre değişik şekilde anlatıldı. 3 ve 4 bin yıl öncesine kadar kardeşler arasında evlilik normal görünüyordu (bknz Mısır Kralları ensest evlilik ile çoğalırdı).
    O toplumlara Adem ve Havva hikayesini anlatabilirsiniz, toplum kabul eder, çünkü günlük hayatta gördükleri bir şey.
    3 bin yıl kadar önce yasaklanmaya başladı, çünkü gerçek hayatta çocuklar sakat doğuyorlardı, din de gerçek hayatın bu düzenine uyum gösterdi, ensesti yasakladı.

    Ancak, Adem, Havva hikayesi, dinlere yerleşmiş olduğu için sakat bir hikaye olarak kaldı, din adamları toplumun o inancı ile çatışmamak için, eğip büktüler, en sonunda birisi "Adem ile Havva nın çocukları ikiz idi, ikiz evlilik yaptılar gibi bir hikaye uydurmayı başardı." Sanki bu çocukların evliliği sakıncalı değilmiş gibi.

    Tabi o kişi bu hikayeyi uydururken, büyük ihtimalle, toplumda art arda ikiz çocuk sahibi olan evli sayısının neredeyse hiç olmaması gibi bir istatistiğin desteğine sığındı.

    Şu anda bile Türkiye'de bu saçma hikayeye inanan %90 var.

    Hiç düşünmezler, yahu bir güç dünyadan milyarlarca kat büyük bir sistemi yaratıyor, fizik kuralları hiç değişmiyor, ancak böyle mantık hataları nasıl yapıyor diye.

    YanıtlaSil
  7. Bir tarafta kitap tavsiyesi verenler,
    Bir tarafta muhalefet liderinin ağzını burnunu kıranlar,
    Mahfi beyin uzmanlık alanı ekonomi,
    Ekonomi bu işlerin örtüsüdür,
    Örtüyü çekince veya örtü incelince,
    Pislikler ortaya çıkar,
    Şu anda pislikleri görmeye başladın Türkiye,
    Laikler ne ile baş başa kaldıklarını daha bilmiyorlar,
    28 Şubat'ta irtica çok büyük tehlike derken,
    Kamusal alanlar oluştururken,
    Laikler bize hiç destek vermediler,
    Siz kozmik odaya niçin girildiğini hiç anlayamacaksınız,
    Kozmik odadan sonra öldürülen yüzlerce insanın kanına sahip çıkmadınız,
    O kan sizi de boğacak,
    Sadece bekleyin, biraz sabır.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kamusal alanlar oluştururken Laiklerin hiç destek vermediği "siz" kimsiniz?

      Sil
    2. adsız 17:40 bireyler değil devlet laik olur. bireylerin laik olma zorunluluğu yoktur ancak devletlerin vardır. bireylerin laik devletin laik anayasasına uymak yükümlülüğü vardır. zaten bireylerin vatandaş olmaları da laik devlet ile mümkündür. aksi durumda bireyler vatandaş değil teba haline gelirler. bir kere laikliğin neler olduğu neler olmadığını öğren de gel bu bloğa. bu güzel bloğu da cehaletinizle meşgul edip zemini iktisattan başka zeminlere de kaydırmayınız.

      Sil
    3. 17.40 benim anladigim kadari ile oldurulen Turk istihbaratcilarindan bahsediyor. Ilker Basbug 800 den fazla istihbaratcinin sehit edildigini soylemisti o surecte.

      Istihbarat ekonomik guclenme icin onemlidir, iktisat uzmanlik alanina girmez ancak iktisatin onunu acan diplomasi ve sosyal hayata guc verir.

      Sil
    4. 10.44 dunya medyasindan Kilicdaroglu linc goruntulerine bakin, sadece 2 dk.

      Tum dunya seni iste o meydandaki kalabalik olarak goruyor.

      17.40 in bahsettigi oldurulen kisiler iste o guruhun kullanilmasini engelleyen kisiler, o guruhun senin liderini linc etmek yerine senin icin calismasini saglayan kisiler, sana da saldirmalarini engelleyen kisiler.

      Sil
  8. HOCAM ÖNCELİKLE SİZE SAYGILARIMI SUNUYORUM VE GEÇMİŞ DOĞUM GÜNÜNÜZÜ EN İÇTEN DİLEKLERİMLE KUTLUYOR VE UZUN ÖMÜRLER DİLİYORUM. HOCAM UZUN ÖMRÜNÜZ OLSUN Kİ DEĞERLİ İKTİSAT BİLGİLERİNİZİ DAHA FAZLA BİZLEERLE PAYLAŞABİLESİNİZ. HOCAM SİZİN DEĞİŞİM SÜRECİNDE TÜRKİYE ADINDAKİ KİTABINIZI OKUDUM VE SAKLIYORUM SONRA TEKRAR BAŞTAN OKUYACAĞIM. HOCAM NAÇİZANE BAŞKA HANGİ KİTABINIZI BANA ÖNERİRSİNİZ?. YSNİ İKTİSADİ BİLGİLERİMİ ARTIRMAK VE AANALİZ ETME KAPASİTEMİ ARTIRABİLMEK İÇİN HOCAM. SAYGILAR..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim.
      İki kitap: Dünya Ekonomisi, Ekonomide Analiz

      Sil
  9. Hocam, dünya ekonomisinde zombi şirketlerin ciddi oranda arttığı söyleniyor. zombi şirket yani karlılığı borcunun faizini bile tam olarak karşılayamayan ve batması veya bir nevi ölmesi gereken ve bu yapılmadıkça da sistemik kırılganlık yaratan şirketlere verilen isim yanılmıyorsam. yanılıyorsam düzeltiniz hocam. özellikle fed önderliğinde özellikle 2008 finansal krizi ile başlatılan aşırı genişleyici ve neredeyse maliyetsiz para politikaları sonucunda zombi şirketlerin yaşadığı biliniyor. düşük karlılıkla çalışan bu işletmeler sıfır ve / veya sıfıra çok yakın reel faizler nedeniyle şimdilik ayakta kalabildiği ancak faiz artırımlarının yeniden başlamasıyla özellikle son 2-3 yıldır sayılarında belirgin artışlar olduğu iddia ediliyor. mesela abd ekonomisindeki zombi şirket hacminin %15-16 civarlarında olduğu tahmin ediliyor. yine özellikle Japonya ekonomisinde 1992 sonrasında başlayan sert ve derin deflasyonist piyasa oluşumu bunun aşılması adına bank of japan ın yaptığı sıfır reel faizli büyük parasal genleşmeler dönemi boyunca da Japonya da bile zombi şirket sayısının abd yi geçtiği tahmin ediliyor. aslında zombi şirketler konusunu gündeme taşıyan goldman sachs tır. şirketlerin fed önderliğinde yaşanan sınırsız para döneminde fazlaca borçlanarak borsalarda kendi hisselerini geri alarak adeta manipülasyon yaptıklarını ve bu yolla hisse değerlerini olduğundan daha da yukarılara çıkararak piyasa değerlerini balonlaştırdıklarını ve bunun da ciddi bir borsa balonu oluşturduğunu açıkladı goldman sachs !. özellikle de bu zombi şirketlere bankalardan ziyade çok sayıda özel kurumca çok fazla hacimli ve kaldıraçlı krediler kullandırıldığı ve bunların da üretim artışından çok hisse değerlerini artırıcı manipülatif operasyonlarda kullanıldığı için abd ekonomisinde başta olmak üzere birçok ekonomide milli gelirlerin çok üzerinde borçluluk yarattığı anlaşılıyor. mesela 1990 yılı başında dünya ekonomisinde zombi işletmeler hacmi sadece %2 civarındayken bugün itibariyle bu oran %12 ler seviyesine ulaşarak neredeyse %550-600 aralığında artmıştır. yıllık bazda demek ki yaklaşık %18-20 aralığında artış yaşanmıştır dünya ekonomisindeki zombi işletme hacmi. bu da zaten dünya ekonomisinin ne derece üretim protezlerinden uzaklaşarak finansal protezlere bağlandığını ortaya koymaktadır. 2008 krizine girerken abd ekonomisindeki subprime mortgage kredisi hacmi 1,3 trilyon dolarlık hacme sahipti. fakat krizi yaratan temel etken bunların cdo yapılmasıydı. yani seküritizasyonlaştırılarak tüm finansal sisteme yaygınlaştırılmasıydı. zombi işletmelere kullandırılan kaldıraçlı krediler hacmi ise daha da büyük olup 1,6 trilyon dolar civarındadır ve bunların da cdo laştırıldığından ciddi derecede şüphe ediliyor. aynı hata bu defa bu şirketlerin hastalıklarının yine finansallaştırılmasıyla yapılıyor. bu sefer ki daha da beter çünkü üretim-istihdam kaynağı olması gereken iktisadi kurumlar büyük risklerin altına girmişlerdir. özelikle son 5 yıldır şirketler borsalardan kendi hisselerini geriye almak adına 2,1 trilyon dolar harcamışlardır. aynı süreç zarfında ise hane halkları olsun bireysel ve başka kurumsal yatırımcılar olsun 1,7 trilyon dolarlık satış yapmışlardır. yani şirketler kendi hisselerini geriye almak için borçlanmasalardı borsalarda sert düşüşler yaşanacak ve ayı piyasası ortaya çıkacaktı. fakat 0 faizli dönem de bittiğine göre hocam bu zombi şirketlerin de ölme vakti yaklaştı diyebilir miyiz?. bir de hocam malum bizde de bir varlık fonu var ve bu fonun da bis de ciddi alımlar yaparak fondaki şirketlerin piyasa değerlerini sözde korumaya çalıştığı kanaati var bende naçizane. bizde de zombi şirketler var ve özellikle enerji ve inşaat olmak üzere bazı sektördeki işletmelerin esasen zombi olduğu belirtiliyor. ne dersiniz hocam benzer hastalıklar bizde de var gibi görünüyor. bu hususta düşüncelerinizi merak ediyorum. iyi akşamlar.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Tespitleriniz doğru. Bu zombi şirketleri ayakta tutmakta direndikçe bankaları da zombi hale getireceğiz. Benim korkum o.

      Sil
  10. Büyüksün üstad.

    YanıtlaSil
  11. Saygideger Hocam, kitaplara bakalim da..

    Siz benim sordugum soruya devamli kalbiniz ve aklinizla tam anlamiyla uyusmayan cevaplar veriyorsunuz kanisindayim.

    Bugün Kemal Kilicdatogluna yapilan saldiriyi izlediniz. Bu ve benzeri saldirilar bundan sonra da olacak. oluyordu zaten. Belli bir gürihtan baska birsey de beklenemez. Beenim üzerinde duracagim ve soracagim konu bu degil.

    Bu saldiridan sonra hükümet kanadi ve özellikle Devlet Bahceli denen bir adamin yaptigi akillara zarar aciklamalardan sonra…

    Bir defa daha soruyorum.. kalbinizden ve aklinizdan gecen gercek cevabi bekliyorum.

    1-Böyle bir ülke ve toplumdan hala umudunuz var mi?
    2-Bu durumda bundan sonraki hayatinizi burada mi gecirmeyidüsünüyorsunuz.
    3-Böyle giderse bu blogda ve cesitli mecralarda su anda oldugu gibi düsüncelerinizi yakin bir gelecekte de özgürce paylasabileceginizi düsünüyormusunuz?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hoca ekonomist. Neden siyasi yorum yapması için zorluyorsunuz ki? Kendine saklamak istiyor olamaz mı?

      Sil
    2. 1. Evet var. Buna benzer olayları geçmişte de yaşadık.
      2. Evet kararım hiç değişmedi.
      3. İlk iki soruya verdiğim yanıtlarla ilintili olarak evet.

      Sil
    3. Şüphesiz ki Mahfi Hocanın kendini saklamak gibi bir düşüncesi olduğunu düşünmüyorum. Zira o kadar açık ve net ki..

      Kaldı ki sorduğum soru siyasi bir soru ve Hocayı zor durumda bırakacak bir durum söz konusu değil.

      Mahfi Hocayı sadece ekonomist olarak görüyor ve görmek istiyorsak sorun yok. Hoca yazar biz okuruz, bu böyle yıllarca mesut bir şekilde devam eder.

      Ülkemizin içinde bulunduğu rezil durum hakkında Hocanın da görüşünü almak kadar doğal ne olabilir.

      Sil
    4. Şüphesiz ki Mahfi Hocanın kendini saklamak gibi bir düşüncesi olduğunu düşünmüyorum. Zira o kadar açık ve net ki..

      Kaldı ki sorduğum soru siyasi bir soru ve Hocayı zor durumda bırakacak bir durum söz konusu değil.

      Mahfi Hocayı sadece ekonomist olarak görüyor ve görmek istiyorsak sorun yok. Hoca yazar biz okuruz, bu böyle yıllarca mesut bir şekilde devam eder.

      Ülkemizin içinde bulunduğu rezil durum hakkında Hocanın da görüşünü almak kadar doğal ne olabilir.

      Sil
    5. Sayin Hocama israrla ayni soruyu sormamdaki amac, kendisini sinirlendirmek veya birseye zorlamak degildi. Anlatmaya calistigim toplumun neredeyse tamaminin bir cürümenin icinde olmasi. Adeta kurtulmak icin kacis yollari arama cabasidir.

      Gercekten de 20 yil olmadan her ne kadar bircok olumsuzluklar olmasina ragmen u ülkenin idealleri cok farkliydi. sadece 15 yilda dönüstürmeyi basardilar.

      Bugün medyaya yansiyan bir olay bu durumu tüm ciplakligiyla gözler gözler önüne seriyor.

      ""Sunucu, canlı yayına katılan öğrenciye gelecek planlarını sordu.""

      Öğrenci de.. "“Almanya Köln Üniversitesi'nde tıp okumak istiyorum, ondan sonra da belki Alman vatandaşı olurum”" cevabını verdi.

      anlatmak istedigimi kisa ve öz anlatmistir umarim.

      Sil
    6. Peki siz bu ülkenin idealleri için neler yaptınız?

      Birşey yapmadıysanız, yapmamaya devam edecek misiniz?

      Genelde topluma söven, kızan, yerin dibine sokmaya çalışan yorumcular, topluma hiç bir katkısı olmamış insanlardan oluşuyor. Bu sonuca nasıl ulaşıyorum peki?

      Mahfi Bey'den sizin gibi bir davranışı görüyor muyuz? Aksine bu topluma katkı sunmak için burada bizlere karşılıksız bir biçimde katkı sunuyor.

      Bu davranışı katkı sunan insanların hepsinde görebilirsiniz, ama sövmeyi, beter olsunlar dediklerini asla göremezsiniz.

      Benim de çıkarımım bu.

      Sil
    7. Bak Timur,

      Birincisi sen hem caliyor hem oynuyorsun. Kafadan koptun. Hic tanimadigin insan ya da insanlar hakkinda nasil bu kadar kesin hüküm verebiliyorsun.?

      Sen beni taniyormusun? Benim ve bu sayfalarda elestirel veya baska sekilde yorum yapanlarin topluma bir katkida bulunmadiklari yönündeki kesin kanati aciklama hakkini sana kim veriyor?

      Mahfi Beyi öne sürüp onun üzerinden verdigin hükme zemin hazirlamaya utanmiyormusun Bay Timur Katkili.

      Mahfi Hoca bu blogun patronu..sahibi. Kendisi bir ekonomist ve aydin olarak uzmanlik alaninda ve ülkenin diger konularinda bilimsel arastirmalar yapiyor ve sunuyor. Binlerce insan da okuyup birseyler ögreniyor, yorum yapiyor veya elestirilerde bulunuyor. Bundan sen neden rahatsiz oluyorsun.

      Kendini baskalarindan soyutlayarak mi yücelecegini saniyorsun. Sade bir vatandas olarak topluma ne kadar katki yapabiliyorsam o Kadar yapiyorum. Be seni neden bu kadar ilgilendiriyor.?

      Yüksen sahsinizda nasil bir yorum ve paylasim istersiniz ki yüce makaminizda karsilik bulsun.

      Iste son 20-30 yildir senin ve senin gibiyüksek perdeli entel bar tartismalarindan ülke bu hale geldi. Kendilerini Okumus, egitimli ve kültürlü elitler olarak tanimlar ve buna göre katki saglarsaniz, birileri geli sahayi ele gecirir ve icinde bulundugumuz durumda debelenip dururuz.. Sen ve senin gibiler de yüksek perdeli tartismalarinizi ken aranizda yapmaya devam edersiniz.

      Senin bana ve benim gibi siradan insanlara yapacagin katkiya lanet olsun istemiyorum.

      Beter olsunlar haykirisinin bile ne anlamda söylendigini anlayamayacak Kadar elit.

      Mahfi beyin arkasinda saklanma Timur. karsindakini de salak yerine koyma. Tabii ki Mahfi bey benim gibi davranmaz..davranamaz.. Bulundugu yer buna uygun degil. O burada sunan dir. Yorumcu degil.

      Senden topluma nasil bir katki yaptigin ile bir bilgi bekliyoruz timur. Sen bu ülkenin idealleri icin ne yaptin.

      Ben ve benim jenerasyonun idealleri ülkemizi muhasir medeniyetler seviyesine cikarmak icin ilim ve irfan görmek idi timur bey. 15 yasindayken baska bir ülkeye gidip Doktor olmak sonra da o ülkenin vatandasligini alip sivismak degildi beyefendi.

      Türk olmaktan ve ülkemde yasamaktan mutluydum. baska ülkede egitim görüp türkiyeye dönerek insanlarimiza hizmet etmek icin cirpinan yüzbinlerce genc vardi bu ülkede timur.


      iste, bu iki jenerasyonun idealleri arasindaki farki belirtmek icin bu sekilde yazildi. Sen bunu bile anlayamadin.

      Sadece 20 yilda bu hale gelen genc neslin sebeplerini göremiyormusun hala. Sen, ben, onlar yani Türk toplumunun kendisi degil mi Timur.

      Elestirdigim toplumun icinde ben de varim. Ben de beter olucam bu arada. Bunu da mi anlayamadin Timur

      Bir ülkede genc issiz orani %26 olmus ise, ülkenin genc nüfüsü bu ülkede cogunlugu temsil ediyor ise 17 yildir birileri &60 larin üzerinde seciliyor ise bundan sonra sana söz Timur ben Endenozya, Peru ve Nijerya gencligini elestirecegim.

      Sil
    8. Sapla samanı ayır Adsız.

      Ben insanlar neden eleştiriyor demiyorum. Kaçırdın detayı buraya yeniden yazıyorum. Duygusala bağlamadan, sinirlerine hapsolmadan tekrar bir oku. "Genelde topluma söven, kızan, yerin dibine sokmaya çalışan yorumcular, topluma hiç bir katkısı olmamış insanlardan oluşuyor."

      Şimdi bu cümleden senin çıkarımın; bu toplum eleştrilemez, eleştirenler bu ülkeye katkı sunmamış insanlardır dediğimi mi anladın?

      Hayır. Benim dediğim topluma sövenlere. Farkı görebiliyor musun?

      Mahfi Bey bu konuda gösterilecek en iyi örnek olduğu için eleştirimde kendisinden bahsettim.

      Bak ben sana sövmedim, kendi yazdıklarını bir oku. Hitap şekline bir bak.

      Sakin sakin okuduğunda söylediğimin doğru olduğunu göreceksin. Şunu söyleyebilirsin; peki sövmeyenler bu ülkeye katkı sunanlardan mı oluşur. Tabi bunu göstermez.

      Detay şu. Topluma faydalı olmaya, katkı sunmaya çalışan insanların motivasyonu, psikolojisi asla beter olsunlar, .... boğulsunlar olmaz, olamaz.

      Umut var mı, demenin bu soruda ısrar etmenin kime ne faydası var? Sen eleştriyorsun, ben de eleştriyorum. Tahammül göstermeli, bu olgunluğu taşımalısın.

      Beni tanıyor musun, eleştrisini getiriyorsun ama, eleştirdiğin hususu sen uyguluyorsun? O çağdaş davranışı neden göremiyorum, adam yerine koyduklarınızın davranışını?

      Çünkü burada amaç toplumu kazanmak değil. Kazanmaya çalışanlar söverek bunu başaramazlar. Kimse sövenleri dinlemez.

      Sil
  12. hocam buraya yazdığınız kitaplar için herhangi bir gelir elde ediyor musunuz? zira binlerce kişi bloğunuzu okuyor. varlık fonu yazınızı yanlış hatırlamıyorsam 600 küsür bin kişi okumuştu. o nedenle yani.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yani tanıtımını yaptığım kitaplardan bir pay alıp almadığımı soruyorsunuz anlayabildiğim kadarıyla. Öyle bir şey düşünmüş olsam bu blogu paralı yapardım ya da en azından reklam alır, sponsorluk tekliflerini kabul ederdim. Sanırım Türkiye'de en çok okunan ekonomi ve sosyal bilim blogu bu blog. Dolayısıyla sponsor olmak isteyen çok kurum ve kuruluş olduğunu tahmin edebilirsiniz. Amacım para kazanmak olsa bunu yaparım.
      Bu blogdan amacım para kazanmak değil.

      Sil
  13. “Unutma Red,umut iyi bir şeydir.
    Belki de en iyi şeydir.
    Ve iyi bir şey de asla ölmez.”
    (Andy Dufresne
    Shawshank Redemption,1994)

    YanıtlaSil
  14. Merkez bankasının viopta , dolar kurunu tahmin edemediği için terste kaldığı , bu sebeple milyonlarca dolar zarar ettiği konuşuluyor youtube'da.

    Yüksek swap faiziyle rezerv şişirme operasyonu, bu zararı kapatmak için yapılan operasyonlar mı?

    Eğer Merkez Bankası bu hatalı tahminlerini düzeltmezse, 2020'de hazineye kar aktarma değil, hazineden zararını kapatmak için para mı talep edecek?

    Merkez bankasının viopta oyuncu olması neden etik değil? Sonuçta o da kar ve zarar edebiliyor değil mi?

    Merkez Bankası neden ciddi tahmin hataları yapıyor? 2018'de enflasyon %5 olacak dediler %25 oldu.

    Merkez bankasının sene sonu dolar kuru 6,20 olacak şeklinde öngörüsüde güvenmelimiyiz?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merkez VİOP işlemi niçin yapar? Anlamış değilim.

      Türk ekonomisini takip ediyorum, ancak,
      Merkez bankası başkanını ismini bile hafızamdan bilmiyorum,
      Kimsenin de öğrenmek için çaba sarfettiğini düşünmüyorum.

      Şahsen ben bırakın parayı pulu, görüş almayı, köpeğimin tasmasını bile Türk Merkez Bankası yöneticilerine emanet etmem.

      Bu tarz yöneticilerin kararlarına güvenmek yerine yazı - tura atın.

      Güldürmesin sizi yazı - tura atmak, çünkü, yazı tura ile yanılma olasılığınızı %50
      olarak hesaplayabilirsiniz. Belirsizliğinizi ortadan kaldırır.

      Ben tüm temel analizlerimi yapıp, kararsız kalırsam, yazı tura atarım.

      Ve sonucunda, şunu derim, %50 olasılık ile hata (doğru) yapıyorum, emin olun,
      bu bilgi bile iyi para kazandırıyor.


      Sil
  15. “Biz görünmeyenleriz...
    Bilinmeyenleriz...
    Öykülerimiz yazılmayacak...
    İsimlerimiz hatırlanmayacak...
    Unutulacağız...

    Senin çekiciniz...
    Gerdiğin okun ucuyuz...
    Ansızın beliririz,
    Ansızın gideriz...
    Senden cefa uzak dursun diye,
    Evlatların kurtulsun diye...

    Yaptıklarımız önemli değil.
    Bilmesen de olur.
    Sen güvende ol yeter...”🇹🇷

    YanıtlaSil
  16. Kardeş, Bektaşi'nin fıkrası gibi olmuş. Hani " O ne yerdedir, ne göktedir, ne havadadır, ne sudadır....." diyen hocaya "sen şuna yok diyeceksin de dilin varmıyor" demiş ya, o hesap. Neyse, sen mutlu ol yeter.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bilemiyorum arkadaşım.ama sarıkamış’ta,kut’da,seddülbahir’de,conkbayırı’nda,inönü’de,haymana’da,
      çal dağı’nda,kocatepe’de görenler olmuş...

      Sil
    2. 12.38,
      Kılıçdaroğluna yumruk atan kişinin Hulusi Akar ile oturup konuştukları bir fotoğraf ortaya çıktı.

      Dalganı geçmeye devam et, neyse, sen mutlu ol yeter.

      Sil
  17. Bu ulkede biraz da inonuculuk mucizesinden bahsedilse iyi ataturkun gorevini devralan o

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Atatürk, iyi bir asker olarak, kurtuluş savaşını kazanmış, yönetim rejimini de Cumhuriyet olarak belirlemiştir. Devlet yönetimi konusunda, cumhurbaşkanı ve savaş kazanan kurucu olarak yüksek otoritesi bulunmaktaydı. Bu özelliklerini kullanarak kritik kararların alınmasında insiyatifini kullanmıştır. Bir anlamda birleştirici bir rol üstlenmiştir hayatı boyunca diyebiliriz.

      İsmet İnönü ise, devleti kuran kişidir. Kabaca, eğer, Türkiye Cumhuriyeti denildiğinde aklınıza gelen tüm yapı, İsmet İnönü'nün kurduğu yapıdır.

      Benzetmek güzel değil, ama akılda kalması açısından, Alparslan-Nizamülmülk, Bumin Kağan - İstemi Yabgu veya Bilge Kağan- Kül Tegin (Bu daha güzel bir benzetme olur, yıkık bir devleti kurmak gibi), gibi düşünülebilir.

      İnönü'nün en büyük mucizesi, Lozan anlaşması, 1. ve 2. İnönü Savaşları ve 2. dünya savaşına Türkiye'yi sokmamasıdır.

      Biraz inatçı bir kişidir, asker olarak mevzi bırakmaz, bu inatçılığı sayesinde İnönü savaşları kazanılmıştır. 2 kat donanımlı düşmana karşı savaş kazanmak kolay değildir, savaşın yerini İnönü belirlemiştir, bu bile büyük bir askeri yetenektir.

      Günümüzde (son 40 yıl) PKK gibi bir terör örgütünü bile, elindeki techizat ve lojistik gücüne rağmen yenemeyen Türk ordusunu düşününce İnönü, koskoca bir Yunan ordusunu devirmiştir, İnönü'nün ne kadar büyük bir askeri yetenek olduğu daha iyi anlaşılır.

      Esasen, Atatürk'ten bir görev devralmamıştır, koltuk değişimi olmuştur, İnönü siyasi bir şapkası da bulunduğu için, ister istemez siyasi hedef tahtasına oturtulur.

      İnönü mucizesi en basit anlamı ile şöyle denilebilir:

      Mahfi Eğilmez gibi bir iktisatçı yetişmiş ve Türkçe eser verebiliyor,
      İstanbul'da ezan okunup, camilere müslümanlar gidebiliyor,
      İnönü'yü eleştirebilen siyasetçiler var ise,
      Biri Kasımpaşa'da müslüman olarak büyüyebiliyor ve Belediye Başkanı olabiliyor ise,
      hepsi bunları İnönü'ye borçludur.

      Sanırım mucize için bunlar yeterlidir.

      Tabi, ölümünden yıllar sonra başkaları için neler denileceğini,
      Türk halkının aydın kesimi görecektir.

      Sil
    2. Kasabanın birinin semercisi ölmüş. Kasabaya yeni bir semerci gelmiş. Yeni semerci acemi mi acemiymiş. Eşeklerin sırtları perişan olmuş, delinmiş, yara olmuş.

      Eşekler toplanıp,"Allahım, bizi bu semerciden kurtar!"diye dua etmişler...

      Allah, onların duasını kabul etmiş. Semerci ölmüş. Kasabaya yeni bir semerci gelmiş, ama gelgelelim yeni gelen semerci de eskisinden daha da berbat çıkmış.Gelen gideni hep aratmış, Bu böyle senelerce sürüp gitmiş...

      Sonunda, gün görmüş bir eşek,"Arkadaşlar gelin biz bu duadan vazgeçelim!" demiş...

      Öbür eşekler peki nasıl dua edelim demişler.?

      Demiş ki Allahım,sen bizi bu semerciden kurtar diyeceğimize ; Allahım,sen bizi bu eşeklikten kurtar diyelim. Demiş.

      Sil
  18. Türkiye’nin ihtiyacı yeni bir fikirdir.
    Yeni tezler,yeni beyinlerdir.
    Peki,yeni fikirlere neden ihtiyacımız var?
    Çünkü artık bu mızrak bu çuvala sığmıyor.
    21. yüzyılın kalanında da hiç sığmayacak ve çuvalı delecek.
    Dünya ölçeğinde Türkiye’nin önemi ve ağırlığı artmıştır.
    Artmaya da devam edecektir.
    Örnek vereyim;
    Son 5 yılda Türkiye’yi ziyarete gelen yabancı devlet başkanlarına ve üst düzey bürokratlara bir bakınız.
    Bunlar içinde,dünyanın hangi önemli ülkelerinin liderleri ve üst düzey bürokratları Türkiye’yi ziyaret etmiş?
    Aynı kişiler kaç kere ziyarete gelmiş?
    Eğer bu sayıları tespit edebilirseniz,diğer önemli bir kaç ülkenin aldığı dış ziyaretler ile karşılaştırınız.
    Demek istediğimi daha iyi anlayacağınızı sanıyorum.
    Yine bu sene abd başkanı da gelecek Türkiye’ye.
    Bunu da önemli bir not olarak kenara yazmak lazım diye düşünüyorum...

    Gelelim İsmet Paşa’ya.
    Okuduklarımdan anlayabildiğim kadarıyla İsmet İnönü;vatansever,çalışkan ve muhafazakar bir insandır.
    Bir dava adamıdır.
    Çok iyi de bir kurmaydır...
    Ama İsmet Paşa;dördüncü,üçüncü ve en fazla ikinci(Şevket Süreyya) adam olabilecek vasıflara sahip bir insandır.
    Daha fazlası değildir.
    Bunda ne eleştirip yargılayacak ve ne de göklere çıkarılacak bir şey yoktur.
    Fikrimce bu,sadece bir yaratılış meselesidir.
    Mustafa Kemal ve İsmet İnönü’nün liderliklerini karşılaştırırken veya tartışırken,bu hususu unutmamak gerektiğini düşünüyorum.

    Türkiye gibi bir ülkeyi layıkıyla yönetebilmek için,İsmet Paşa’dan daha fazlasına sahip bir lider olmak zorundasınız.
    İşte Mustafa Kemal de,öyle bir liderdi...

    İbni Haldun’un dediği gibi,”Coğrafya kaderdir.”
    Bu coğrafya bizim kaderimiz.
    Anadolu medeniyetin beşiğidir.
    İnsanlığın ortak değeridir.
    Burayı yönetebilmek için;her daim dünyayı okuyan,takip eden ve anlamaya çalışan bir lidere ihtiyacımız vardır.
    Çünkü dünyanın ne yaptığı bilmeden ve doğru analiz etmeden,Türkiye yönetilemez.
    At gözlüklerinizin arkasından Türkiye’yi yönetmeye kalkarsanız,Osmanlı’nın yaşadıklarını yaşarsınız.
    O nedenle bize,yeni fikirler lazım.
    “Maksat yeni bir fikir inşa etmek ise,bize Mustafa Kemal lazım.”
    Maksat büyük ve güçlü bir Türkiye inşa etmek ise,bize Mustafa Kemaller lazım.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sistemi anlatacak bir kisi lazim. Bazi insanlar ne yaparsaniz yapın gozluklerden kurtulamiyor. Okumamisi da okumusu da o at gozlugune ihtiyac duyuyor. Elinde bir tek o var cunku. O da olmasa beyin dusunecek ve cahil oldugunu anlayacak.

      Sil
    2. Hayaller Mustafa Kemal Atatürk,
      Gerçekler Recep Tayyip Erdoğan.

      :=)

      Hepsi neyse de, çok övündükleri Osmanlı'da, iki dil bilemeyen,
      bırakın Sadrazam olmayı, çoğu vezirlik rütbesini bile alamazdı.

      Varın mevcut seviye nerelerde siz düşünün...

      Sil
    3. Türkiye'nin ihtiyacı aslında sanıldığı gibi yeni bir fikir, yeni görüşler değildir. Çok basit şeylere ihtiyacı var Türkiye'nin: Hukuku üstün kılmak, yargıyı bağımsız yapmak, yasalar önünde herkesin (en tepeden en aşağıya herkesin) eşit olmasını sağlamak, eğitimi bilime dayalı hale getirmek. Güçler ayrımını yapmak. Bunlar yeni fikirler değil ama demokrasinin, ilerlemenin temel kuralları. Ve ne yazık ki bunlar tek başına yeterli olamıyor. Bir de verdiği vergilerin nerede kullanıldığını soracak bir kamuoyu bilinci gerekiyor.
      Türkiye, AB ile tam üyelik müzakerelerinin buraya varacağını gördüğü için müzakereyi tavsattı.

      Sil
    4. İlk paragrafta söylediğiniz reformları Türkiye’nin mutlaka yapabilmesi gerekir.
      Bu konularda 2002 öncesinde ne noktadaydık,bugün ne noktadayız tartışmasına girmek istemem.
      Ancak bu reformları mutlaka yapmamız gerektiği,ama yapamadığımız da ortadadır.
      Belki de yeni fikirlere bundan dolayı ihtiyacımız olabilir mi?
      Gerçekleştirilmesi noktasında kamuoyunun hemfikir olduğu bu reformların,
      belki de nasıl yapılacağına ilişkin yeni fikir veya bakış açılarına ihtiyacımız vardır.
      Bilemiyorum.
      Hala yapamadığımıza hatta başlayamadığımıza göre,
      demek ki fizibilite için bile bir fikir birliği sağlanamamış....

      ab ile müzakere müzakere sürecinde ise,henüz bu konulara gelinebildi mi bilemiyorum.
      Vize serbestliği konusunda,Türkiye üzerine düşeni yaptığını söylüyor.
      Ama ab,terörle mücadele yasasının kapsamı konusunda ikna değilim diyor.
      Türkiye de bunun bir milli güvenlik sorunu olduğunu ve tartışmaya açık olmadığını belirtiyor.

      Sil
    5. Adsız 22 Nisan 23:30

      Belki 7-8 Hasan Paşa ve benzerlerini örnek alıyorlardır :)

      Sil
    6. 23:30
      Islamcilik ideolojisinde kultur bilim sanat yoktur.
      Bu ideolojide takkiyecilik yagma lumpenlik haksizlik ve linc kulturu vardir.
      Isid de bu ideolojinin unsurudur.
      Islamin oldugu yerde bilim kultur sanat gelisemez.
      Islam bir defa resime heykele karsi bir din kadinlarin dovulmesini hak goren onlari 2. sinif goren bir din. Dahasi kendinizden olmayanlara karsi cihad edin savasin onlarin mallarina mulklerine el koyun diyen bir din. Dahasi takkiyeciolik yani dusmanlarina karsi kendi gorusunu dusunceni belli etmemek vardir.
      Bu illetin oldugu yerde hukuk bilim sanat olmaz birakin dil bilmeyi vs yi...

      Sil
    7. Hukuk, bilim, sanata sahip ülkeler İslama neden düşmanlar?

      Sil
  19. Hocam IMF'in son yıllarda yaptığı anlaşmalarda ülkelerin sağlık sistemini özelleştirmeye yönelik şartlar dayattığı söyleniyor. Bu iddialara somut kanıtlar bulamadım maalesef. Sizin bu konuda bilginiz var mı?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. IMF genellikle bu tür şeyleri dayatmıyor. Bütçe açıklarını, yüksek borçları önlemek için önlem alınmasını istiyor. Genellikle özelleştirmeler, vergileri artırmak vs bu olayı çözmek için ülkenin kendisinden geliyor.

      Sil
    2. IMf butce disiplini ve cari denge uzerinden bakar konulara.
      Bu dengeleri duzeltmek icin neler yapilacaksa onlari ister

      Sil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...