2 Nisan 2019 Salı

Türkiye’ye Özgü Yapısal Reformlar

Yerel seçimler sonrası en sık telaffuz edilen ifade ‘yapısal reformlar’ oldu. Hükümetten muhalefete, iş insanlarından çalışanlara, akademisyenlerden öğrencilere kadar hemen herkes yapısal reformlardan söz ediyor. Ne var ki her ciddi meselenin slogana dönüştüğünde ortaya çıkan sıkıntı burada da görülüyor ve yapısal reformlardan söz edenlerin çoğu bu ifadenin içini dolduramıyor. Bazısı vergi reformu diyor, bazısı enflasyonla mücadele diyor, bazısı işsizliğin azaltılması diyor ama onların da içi dolu değil.

Herkes kendi konumuna göre ve ağırlıklı olarak ekonomiyle bağlantılı bir yapısal reform tanımı yapıyor. Başkaları neleri kastediyor bilmiyorum ama ben, yapısal reform denildiğinde Türk toplumunun üzerinde oturduğu yapının değiştirilmesini anlıyorum. Mesela köy enstitülerinin kurulması bir yapısal reformdu benim gözümde.

Yapısal reform, her ikisinin de evrensel olmadığını bilerek, bir sosyal ve ekonomi politikası seti olarak alınmalı. Ekonomi politikası mesela her ülkenin kendi koşullarına göre farklı olarak uygulanması gereken yaklaşımlar içeriyor. Örneğin para basıp dağıtsanız Türkiye’de anında harcamaya dönüşür ve enflasyonu azdırma pahasına da olsa ekonomiyi canlandırıcı etki yaratabilirsiniz. Aynısını Uzakdoğu ülkelerinde yaparsanız aynı etkiyi yaratamazsınız. Japonya Merkez Bankası yıllardır para dağıtıyor ama parayı alan evine gidiyor, harcamaya dönüştürmüyor çünkü insanların aklında hep gelecek endişesi var. Sosyal bilimleri fizik bilimlerden ayıran temel fark da burada zaten. Sosyal bilimlerde işin merkezinde insan var. Her ülkede insan davranışları, algıları, bekleyişleri farklı. O nedenle de farklı yaklaşımlar gerekiyor.     

Meseleyi böyle ortaya koyunca yapısal reformların da ülkeden ülkeye farklı olması zorunluluğu çıkıyor. Hukukun üstünlüğü, demokrasi, insan hakları, ifade özgürlüğü gibi sorunlarını büyük ölçüde çözmüş olan batılı ülkelerle Türkiye gibi bu konularda gerilerde olan ülkelerde yapısal reformlar aynı anlama gelmiyor. Batılı ülkelerde mesela iş yaşamının düzenlenmesi, emeklilik meselelerinin çözümü gibi sorunlar yapısal reform olarak tanımlanıyor. Oysa bizim gibi ekonomilerde bunlar yeterli değil. IMF ve Dünya Bankası'nın önerdiği yapısal reformlarla benim Türkiye için önerdiklerim arasında ciddi bir fark var: Onların önerileri yalnızca ekonomiye odaklanıyor. Benim önerilerim ise “hukukun üstünlüğü sağlanmadan ekonomideki reformlar yürümez” diye başlıyor. Bence Türkiye için yasama, yürütme ve yargı erklerini yeniden ayıran bir güçler ayrımına dayalı Anayasa sistemini kurmadan yapısal reform olmaz. Son seçim sonuçlarının açıklanmasında yaşadığımız gecikmeler, tartışmalar bize hukukun üstünlüğü ve erklerin ayrılması ilkelerinin ne kadar önemli olduğunu net bir biçimde göstermiş olmalı.

Bugün geldiğimiz noktada, yapısal reformların; hukuka üstünlük tanıyarak, yargı bağımsızlığını gerçekleştirerek, yasalar önünde herkesi eşit sayarak, yasama, yargı ve yürütme erklerini ayırarak başlaması, eğitimin tümüyle bilimsel temellere dayanan bir sistemle yeniden ve en baştan düzenlenmesi ve oradan ekonomiye gelinmesi gerektiği kanısındayım. Kuşkusuz bunların bu sırayla yani biri tamamlandıktan sonra ötekine başlayarak yapılması gerekmez. Hepsine aynı anda başlanabilir. Önemli olan hukuku ve eğitimi kenara atmamak.

Geçmiş deneyimlerimiz gösteriyor ki hukukun üstünlüğü olmadan vergileri düzelterek, bütçe açığını düşürerek gideceğimiz yol en fazla on yıl sürüyor. Sonra ekonomi yine krize giriyor.

Yapısal reformların ayrıntıları konusundaki son yazımın linki aşağıdadır: https://www.mahfiegilmez.com/2019/01/yapsal-reformlar-kitab.html

100 yorum:

  1. Hocam, elinize sağlık, çok güzel özet ve perspektif kazandıran bir yazı olmuş.

    Fakat ben bir kademe daha üste çıkarak( ilk defa İsmet Berkan'ın Seçimi Kazanan İdare Fırkasıdır, Çocuk! kitabında okumuştum, sonraları daha pekişti oturdu) ülkede ki problem ele geçirme problemi. Her kesim reform yapılacak objeyi ki bu durumda bu devlet oluyor ele geçirmeyi hedefliyor. Önce benim olsun sonra kendi referanslarıma göre düzenlerim diyor. Ele geçirmek içinde ne gerekiyorsa yapıyor her şey mübah. Tabii bu ele geçirme çok boyutlu, çok katmanlı ve çok adımlı bir bir süreç o yüzden detaylandırmıyorum. Dolayısıyla reform öncesi bile tartışmamız gereken konu bence.
    Saygılar

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aynen katiliyorum, bunun halktaki fasizan kulturle de cok ilgili oldugunu dusunuyorum.. ben eski ak partiliyim, bizden oncekilerin "benim ideolojim, benum kurallarimla yasanacak!" soylemi daha siddetlisiyle bugun bizimkiler tarafindan onaylaniyor, detayda farkli ama zeminde ayni entellektuel formasyonu gozlemliyorum.. eh bu tabandan gelen adamlar da boyle olacaktir.. yani Hadis-i Serif gerceklesiyor: "Nasilsaniz, oyle yonetilirsiniz!"

      Sil
    2. Gectigimiz gunlerde ziraar bankasi 20 ulke 40 bankadan 2 milyar civarinda kredi aldi. Bu ulkenin halen dünyada kredisinin oldugunumu yoksa borc uzerine kurulnuan ekonomik düzen oturtmak oldugunu mu gösterir. ? Bu konuda fikriniz nedir?

      Sil
    3. Bu yeni kredi değildi, mevcut sendikasyon yenilendi. Ve kimsenin bahsetmediği kredi faizi yenilenen kredide ikiye katlandı...

      Sil
    4. Borçlar uzerine piyasadan para cevirneye calisiyorlar. Yani.sel agzina ev yapmak gibi mi yani?

      Sil
    5. Bu konuda Daron Acemoğlu'nun kitabında çok güzel tespitler var. Güç ve yetki tek elde toplandıkça o makamın ele geçirilmesi için yaşanan mücadeleler o kadar yoğunlaşır. Genelde de gücü ele geçiren o gücü ve yapıyı dağıtmaktan çok kendi amaçları doğrultusunda kullanır. Buna oligarşinin demir kuralı deniyor. Yani kırılması çok zor bir süreç olduğunu belirtmek manasında.
      Ne yazık ki Türkiye de bu yola girdi. Çok büyük zararlara uğrayacak.

      Sil
  2. Faizlerin yuksek oldugu ortamda yapisal reform yapamazsiniz.

    Butun yapisal reformlar ciddi maddi kulfet getirir. Egitim derseniz, yeni alt yapi yatirimlari, yeni derslikler, egitimcilerin egitilmesi icin ek yatirimlara ihtiyac vardir.

    Adalet, hak, hukuk, bunlar kagit uzerinde zaten var, ancak altyapi yetersiz, adliyeler, hakim, savci sayilari ve egitimleri yetersiz. Bunlar ne bir gunde degiseibilir, ne de ciddi harcamalar yapilarak gerceklestirilebilir.

    Butce disi harcama demek, borclanma demektir, borclanma demek faiz maliyetine katlanmak demektir. Acikcasi ABD'nin Avrupa'nin 10-20 kati faizle borclanarak onlarin gelmis oldugu seviyeye gelinecegini dusunen varsa, sicrayarak aya ulasabilecegine de inaniyor demektir.

    Faizler dusmeden, ya da dusurulmeden yapisal reformdan bahsetmek kuru gurultuden baska bir sey degildir. Bu borclanma maliyeti ile borclanmak ancak ve ancak ekonomiyi yikima goturur, hicbir seyi duzeltemez.

    Faizlerin nasil dusurulecegi de bambaska bir tartisma konusu, mevcut hukumetin ve zihniyetin bunu becerebilecek dirayetinin yani becerisinin olmadigi gorulmustur.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. katılıyorum. eğer ekonomiyi bu derece yüksek borçluluğa ve dış finansal sisteme mahkum etmeseydik yapısal reformlar için gerekli iktisadi ve mali güce sahip olur ve ciddi zaman kazanmış ve manevra sahamız olmuş olurdu. biz o treni galiba 10 yıl önce kaçırdık.

      Sil
    2. Reformları faize ve borç durumuna göre değerlendirmek son derece yanlış. Bunları yapmadığınız için yüksek faiz ödüyor ve sürekli borçlarınız artıyor. Faizler her zaman bir sonuçtur. Neyin sonucu olduğunu bir düşünün. Politikacıların reform yapmaması bu nedenle değil "Atı alan Üsküdar'ı geçer" zihniyetinden kaynaklanıyor.

      Sil
    3. Bence yanlış düşünüyorsunuz. Faizler neden fazla? Çünkü riskler fazla. Eğer yatırımcı bizim olumlu adımlar atacağımıza inansa düşük faizle de borç verebilir. Zaten durup dururken de borçlanmamız gerekiyor ve bu borçlanmayı sürekli artan faizlerle yapıyoruz. olumlu adımların önündeki neredeyse tek şey uzun vadede kalıcı iyi sonuç verecek uygulamaların yerine kısa vadede kâr getirecek uygulamaların yapılması. Sonuçta yine harcıyoruz, yine borç alıyoruz, ama elde kalıyor daha yüksek faizler. Kaldı ki yapısal reformlar diğer yatırımlardan daha maliyetli olacak diye bir şey de yok. Şu an zaten yüksek maliyetli bir sürü yatırım yapıyoruz o yüksek faizle aldığımız borçlarla.

      Sil
    4. Adsis 15:19, ypng, eger yapacaginiz 'reform'larin fazla bir maliyeti olmayacaksa tabi ki yuksek faiz ile de yaparsiniz ancak oyle bir reform yok. Kagit uzerinde yapilan seylerin fiziki alt yapisi olmadigi muddetce bir anlami olmuyor.

      Faizlerin yuksek olmasi risklerle alakali ancak, bu riskler 'bu ulkenin genclerin de is yok' ya da 'mahkemeye gitsek senelerce bekleriz' tarzi risklre degil. Borc yuku ile, borcun cevirilebilmesi ile alakali riskler. Siyasi riskler bile ekonomik acidan ayni cercevede degerlendiriliyor, ABD ile aramiz acilinca yeniden borclanamayacagimiz ya da borclanma maliyetlerimizin yukseleceginden dolayi riskler artiyor. Sizin 'yapisal reform' yapiyor olmazni faizi felan dusurmez, hele ki daha fazla borclanacaksaniz.

      Turkiye'nin borclanmasinin ortalama vadesi 3-5 yildir. Hangi egitim, adalet vs. yapisal reform ile 5 yilda verim acaksiniz? Yani bu tip yapisal reformlar "yatirimci"larin faiz ozelinde umurlarinda olmaz. Ama borc yukunu azaltici tedbirler (IMF tarzi yapisal reformlar) olur.

      Sil
    5. Türkiye faiz yükünü düşürebilecek bir ülkedir.

      Fazla yetenekli olmayan bir yönetimin bir kaç ayda bulabileceği kaynaklar:

      400Milyon dolar başkanlık uçağı,
      Uçağın 2.5 katı kadar kamu personeli fazla araçları düzenlenmesi,
      Yap İşlet Devret ihalelerinin yeniden hesaplanıp, hakedişlerin değiştirilmesi,
      Belediye vd kamu hibelerinin Sayıştay aracılığı ile incelenmeleri,
      Kaynak israf eden atıl inşaat projelerinin durdurulması,
      İşsizlik fonunun yönetiminin ve finansal hedeflerinin düzenlenmesi.

      Bunların düzenlenmesi bile faiz yükümüzün %8-9unu tamamen ortadan kaldırırken,
      İşsizlik fonunun verimli yönetimi Türkiye faiz oranlarını kısa ve orta vade de aşağı çeker, uzun vade de istikrarlı bir hale getirir, tahminim faiz oranlarına bu değişikliklerin hepsi %25 oranında olumlu etki yapar. Yani 7.5% olan USD dış borç faizini 5.5% - 5.6% USD seviyelerine çeker.

      IMF ile yapılabilecek cüz'i miktardaki bir anlaşma, ortalama faiz oranlarını 4% ile 4.5% seviyesine çeker.

      Bu hamleler bile yıllık faiz giderini 5 ile 6 milyar dolardan fazla azaltır.

      Bu kaynaklar ile mevcut durumu etkilemeden, hem eğitim hem de yargı toplumsal dönüşümü yapabilecek seviyeye getirilir.

      Türkiye'de işi bilen ehil insanların yönetimde olması yeterlidir.

      Sil
  3. değerli hocam yine mükemmel bir yazı . kitabıda en kısa sürede okuyacağım.

    YanıtlaSil
  4. Merhaba hocam,
    Yazilariniz icin tesekkurler.
    Hukukun üstünlüğünün ulkemizde tesis edilmesi konusundaki görüşünüze katılıyorum, yargida idarecilerin ve/veya cikarci gruplarin etkisi hissedilmemelidir. Ne var ki, insan haklari ve hukukun ustunlugunun avrupa ulkelerinde buyuk olcude uygulaniyor oldugunu soylemeniz samimiyetinizi sorgulatiyor. Durum oyleyse Avrupalilar ve amerikalilarin yalniz 20. yuzyilda imza attiklari insanlik suclarini bile nereye koyacagiz? Mizrak cuvala sigmiyor..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bir şeyin iyi tarafını alın kötü tarafını değil. Eksikleri bahane ederek bir yere varamazsınız.

      Sil
  5. yapısal reformlar, yapısal reformlar, yav neymiş bu yapısal reformlar :) belki bir reform sayılmaz ama ilk yapılması gereken şey ekonomi ve maliyenin başına işinin ehli uzman birisinin getirilmesi olmalı. Ayrıca, gerçek manada yapısal reformlara da girişileceğini hiç beklemiyorum, yine kısa vadeli kazanımlara odaklanıp top çevirecekler, inşaat sektörüne yönelik yapısal reform yapacaklar, bir 4-5 yıl daha kaybedeceğiz maalesef.

    YanıtlaSil
  6. Hocam bilimsel temellere dayanan bir eğitim sisteminden bahsediyorsunuz. Bu sistem için yeterli bir öğretmen kadrosu olduğunu düşünüyor musunuz? İstisnalar olmakla birlikte birçok idareci ve eğtimcinin bu nitelikte olmadığını düşünüyorum. O zaman bu sarmalın içinden nasıl çıkılabilir?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Nitelikli insanları idareci ve eğitimci yaparak. Türkiye'de yeterli sayıda nitelikli insan da mı yok?

      Sil
  7. Sizin dediğiniz anlamda yapısal reformların yapılması için Atatürk Devrimlerinin yeniden hayata geçirilmesi gerekir..Yani devrim gerekiyor..Mafya,çete,kabile ne dersek diyelim bugünkü devlet ve hükümet yapısıyla yapısal reform mümkün değil.Kimse kimseyi kandırmasın.Mevcut rejim (tek adam rejimi) reform yapmaz yapar görünür.(Tabi istediği an yaptığını iptal eder bozar,yani kefine göre takılır)Yarı islam cumhuriyeti olduk.Sağcıların dışında kimsenin seçilme şansı yok.Toplumun seviyesi çok düştü.3 Büyük şehrin başkan adayları (ister muhalefet ister iktidardan) ya dinci ya ülkücü kökenli..Dini kullanmayanın (sömürme) hiç şansı yok..İmamoğlu boşuna mı yasin okudu..Twiter hesabından Kandil kutlamayan bir siyasetçinin hiç şansı olabilir mi? Dinci toplumlar köle olmaya mahkumdur,Bakınız arapların durumu, hepsi abd kölesi

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sürekli şikayetle bir yere varılamaz. Çalışmak, çabalamak gerekir.

      Sil
  8. Hocam, en önemli yapısal reform evrensel anlamda kalitesi yüksek insan yetiştirmektir. Bunu bir şekilde başarabilirsek onlar kalanını hallederler zaten. Köy enstitülerinin kuruluş mantığı da bu değil miydi? Bugün başlasak en fazla 20 yıl sürer. Bunu okuyan iktidar yanlıları da boşa geçirdiğimiz, heba ettiğimiz 17 yıl için neden üzüldüğümüzü anlarlar belki.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kalitesi yüksek insan yetiştirmek (evrensel anlamda) ifade çok güzel, aynen katılıyorum.

      Sil
  9. Köyleri daha cazibeli hale getirmemiz gerek Ben köyde kalıp tarımla uğraşmak istiyorum ama imkanlar el vermiyor imkanı olan da bu işle uğraşmak istemiyor inşallah tarım ve hayvancılık olması gereken değeri görmeye başlar

    YanıtlaSil
  10. Parası olan adaleti satin ala biliyor ülkemizde hiç hakim karşısına çıkmadım ama çıkarsam tutuklanırım diye endişe ediyorum yasa dışı bir iş yapmıyorum ama kim vurduya gitmek var maalesef ülkemizde kanuna güvenmiyorum sizin dediğiniz bunlar olmalı

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Korkarak ve kaçarak çocuklarınıza iyi bir dünya bırakamazsınız.

      Sil
  11. Bence is dunyasi yapisal reformlara karsi eger ekonomiliz bati tarzinda olursa en cok kaybedecek statukoya olan is dunyamizdir cunku rekabeti sevmiyorlar

    YanıtlaSil
  12. Sayın Eğilmez, Yapısal Reformları yapacak, başlatacak olan siyasal iktidar dır. Bu günkü siyasal iktidar, Hükümet dinsel tandanslı, İslam tandanslı bir Yönetimdir. Zihniyetleri dolayısıyla, İslama uygun bir yönetim oluşturmaktır. Bu Yönetimden başka bir şey beklenemez. Hukukun Üstünlüğü, İnsan Hakları, Demokrasi, Özgürlük, Yasama, Yargı, Yürütme organlarının ayırımı ve bağımsızlığı beklenemez, bunlar İslami Yönetim şekline uygun değillerdir. İslami Yönetim şeklinde Tek adam yönetimi geçerlidir ve Muhalefet olamaz. tarikatların, Cemaatlerin Yönetim şekillerine bakınız. Postu ele geçiren ölümüne kadar Şeyh tir, Şıh tır, her dediği emirdir, muhalefet yapılamaz. İslam dini sadece bir inanç şekli değildir, aynı zamanda bir yaşam şekli ve bir yönetim şeklidir. Bu sebepten bu zihniyete aykırı olabilecek hiç bir reform yapılamaz, hiç bir uygulamaya müsaade edilmez. Bu Yöneticiler oyları ancak din ögesini, din sömürüsünü uygulayarak toplarlar, başka türlü seçilemezler. Halkımızın çoğunluğu da bu zihniyete oy vermektedir.

    YanıtlaSil
  13. Ben adımlarımı bu ülkeden gitmek üzere atıyorum ama eğer başta hukukun üstünlüğü olmak üzere bir reform hareketi olursa fikrimi bir daha gözden geçiririm. Yazdıklarınız gerçekleşse ne kadar güzel olur. Ama insan kendi geleceğini belirlerken umut ve mantık arasında iyi bir denge oturtmalı bence. Umarım umutlu olmak için iyi sebeplerimiz olur.

    Benim bir sorum olacak. Ankara, İstanbul gibi el değiştirilen belediyelerde geriye dönük mali inceleme yapılacak mı? Yeni yönetim belediyeyi teslim alırken böyle bir inceleme yapma hakkına sahip mi? Cevaplarsanız sevinirim.
    Sevgiler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bilmiyorum ben de sizin gibi birisiyim ve siyasetin dışındayım.

      Sil
    2. Bunların hepsi kısır kavgalardır ve ülkeye kaybettirir.

      İktidar ve yerel yönetimler güç mücadelesine girecektir.

      Ak Parti, kolları kırılmış, ayağı sakat bir halde yürüyor şu anda.

      Mücadele ne kadar çetin olursa olsun, Ak parti artık kaybetti, gerisi zaman meselesi.

      Sil
    3. Siz öyle zannedin.. Yerel yönetimler yasasini degistirirler yine de birakmazlar. Göreceksiniz.

      Ankaradan ziyade AKP icin Istanbul Hayati önemdeydi.

      Nasil da ufak ufak baslamislardi Istanbul üzerinden ülkeyi federasyona dönüstürme operasyonlarina.

      Bir sehir devleti statüsünde yerel yönetimler yasasindan cikartilacak ve Binali Beyi özel bir statü ile temsil yetkisne büründürerek medeniyetlerin besigi Istanbul. Ardindan daha önceden diger büyüksehirerin de bu kivamda bir degisikligi ile alin size federasyon Türkiyesi.

      AKP kaybetmedi, simdi cok daha acimasiz ve cirkin bir sekilde propagandaya hazir olun.

      Durdurmanin tek yolu ilk 6 ay icerisinde özellikle Istanbul ve Ankarada cok büyük 2 yolsuzlugun desifre edilmesi ve büyük bir Propaganda ile bunu Istanbul Ankara ve Tüm ülkedeki vatandaslara yogun bir sekilde anlatilmasindan gecer.

      Sil
    4. Adsız 19:33'e katılıyorum.Hortumları kesilen çeteye karşı söylediğiniz gibi mücadele etmek gerekir.

      Sil
    5. Ne dediysek o.. Nasil da paniklediler. Hic beklemiyorlardi özellikle istanbulu kaybetmeyi. Bütün hayalleri suya düstü derken bir sonraki yerel secime daha 5 yil olmasina ragmen.

      Büyük Devlet adami agzindaki baklayi cikariverdi.

      ""Öyle bir sistem inşa edilsin ki, sadece büyükşehir belediye başkanını seçelim, o da üstlendiği görev ve yetkiye dayanarak ilçe belediye başkanlarını belirlesin.""

      Istanbul üzerinden Türk Tipi fedrasyon ve sehir devletcikleri ile Anadoludan Türk ü yok etmeyi kafalarina koydular bir kere. öyle ya da böyle yapacaklar. Yapmak zorundalar. Egemenlere koltuk ugruna verdikleri sözleri tutmak zorundalar. Al birini vur ötekine.. Yok aslinda birbirlerinden farklari.

      Bunu, Van, Diyarbakır ve Mardin için de düsünebiliyormusunuz. Eyalet başkanlarını seçelim onlar da alt yöneticilerini seçsinler. Nasil ama.?

      Kim öneriyor bunu? Türk milliyetcisi ve ülkücü Devlet Bahceli.

      Öcalan'ı MHP'ye astırmadılar
      FETÖ'yü "İslamcı"'ya temizlettiler
      İstanbul'u da "Solcuya" şehir devletleştirirler mi acaba? diye düsünürken dayanamadilar. Belediye baskani daha mazbatayi almadan 3. günde baklayi agizlarindan cikardilar.
      Size birakmayiz biz yapacagiz.

      Aslinda Chp Istanbul halkindan Canan Hanim ''İstanbul Halkı''tabirini kullanmaya başlamışti bile… Haydaa al sana bir Şehir Devlet'' tabiri daha. Neymis? ""Istanbul Halki""

      Iyi uykular Türkiyem.


      Sil
  14. Emeğinize sağlık hocam. Benim merak ettiğim bu yapısal reformları kim yapacak. Muhalefet dahil siyasetin bu konu hakkında net bir fikri yok. Ne yapmak istediklerini kimse duydu mu? Bu reformlara 10'larca yıldır ihtiyacımız var ama ben 40 yıllık hayatımda bu işlere el atan siyaset görmedim. Bilmem siz gördünüz mü? Gelelim yönetilenlere. Yapılması gerekenler hakkında bilgisi olan insan sayısı ne kadardır acaba. Bilgisi olanların da siyasete bir etkisinin olmadığı apaçık. Ne halktan böyle bir talep var ne siyasilerden. Bu reformları uzaylılar mı gelip yağacak. =))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu reformları sizler bizler yapacağız başkaları değil. Ama önce onu istemek gerekir.

      Sil
    2. Ben AB'ye giriş ile Anadolu Türk toplumunun Batı dünyası ile etkileşiminin daha da artacağını düşünmüştüm.

      İktidar bizi bu hedeften uzaklaştırdı.

      İnsan, toplum olarak hareket ettiğinde bana göre, başkalarından görerek yaptığında daha hızlı gelişiyor. Bu sebeple Türk toplumunun Batı dünyası ile mümkün olduğunca çok etkileşim içine girmesi süreci hızlandırır.

      Ben bunun eğitimden daha hızlı etkilediğini düşünmekteyim, eğitim kalıcığı artırır ve kurumsallaşmasını sağlar.

      Sil
  15. hocam selamlar. ben borsayala geçen sene tanıştım ve her geçen gün teknik analizimi daha da güçlendiriyorum ancak sadece bununla yeterli olmayacağını biliyorum. bana finans camiasını daha iyi anlayabilmeme yardımcı olacak ve finansal okuryazarlığımı daha da güçlendirecek kitaplar önerebilir misiniz ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Borsa benin uzmanlık alanımın dışında.

      Sil
    2. hocam peki finansal okuryazarlık için genel bi tavsiyeniz yok mu ?

      Sil
    3. Arada kitap tavsiyeleri yazıyorum

      Sil
  16. Bu kaliteli ve geleceğimiz ilgilendiren çözüm önerilerini siyasiler neden görmezler

    YanıtlaSil
  17. Hocam, dolar ne yönde seyreder?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bir aşağı bir yukarı.

      Sil
    2. Kardeş, hoca net dolar tahmini vermiyor.

      Siz onu, 3 aşşa 5 yukarı olarak revize edin, lütfen.

      Hocam, kusura bakmayın, böyle daha doğru oldu sanki.

      Sil
    3. Arkadaşlar, USD/TRY haftalık grafiğini açın, geçen yıl Temmuz sonu - Ağustos başı hangi hareketleri yapmış bakın. Sonra da son bölümüne gelin, son 2-3 haftadır yaptığı hareketlere bakın. Daha fazla konuşursam SPK ile sıkıntı olabilir. Daha ne diyim?

      Sil
    4. 2 yildir oldugu gibi.. Ahan da buraya yaziyorum.. Yil sonu Dolar kuru 9-12 TL araliginda..

      Bugün 2 Nisan 2019 hatirlatacagim size tam 8 ay sonra. Yine hakli cikacagim.



      Sil
    5. Benim hesabima gore dolarin olmasi gereken seviyesi 6.75 seviyesidir.
      Eger daha rekabetci yerli uretime donuk cari dengeler adina bir ekonomi isteniyorsa en az olmasi gereken seviye 7lira seviyesidir.
      7 lira seviyesi Turkiyede ihracati ve turizmi rekora tasir ithalati da tam anlamiyla bitirir.Ithal yoluyla gelen mallarin uretimi ozellikle tarim urunleri, ufak tefek ara mallar tuketim mamullerinin uretimi iceride uretilmeye baslar.
      Suanki kur seviyesi hic bir sekilde rekabetci gercekci vs degildir.Yazdan beri Kur 6.15in altina cekilmeyecekti. Suanki Cari dengenin pozitif olusmasinin yegane sebebi ise yaz aylarinda yasadigimiz sok kur artisi ve sok faiz artisi hasebiyle olusan resesyondur. Hatta bana kalirsa tuketimin ithalatin yerle yeksan olmasindaki en buyuk sebeb artan fiyatlar ve faizlerdir.Butun bunklara yetisemeyen gelir ve maaslardaki reel nominal seviyelerdir.

      Sil
    6. Adsız 11:13

      Yazdan beri 6,15'in altına çekilmeyecekti tespitiniz çok doğru ama çekildi. Bunun sonucunun ne olacağını da tahmin edersiniz. Belki eninde sonunda o söylediğiniz 7'li düzeylerde dengelenecek ama 6,15'in altında zorla tutulduğu dönemin acısını çıkarttıktan sonra.

      "Bütün bunlar ne uğruna yapıldı" sorusunun cevabının fragmanları dönmeye başlıyor. Bir ülkede kişisel bekalar toplumsal beka'nın önüne geçince böyle oluyor işte. Toplumlar seçimlerinde bilinçsiz olurlarsa sonucu herkes ödüyor ve ödeyecek.

      Sil
    7. AKPnin yerinde olsaydim haziran secimlerinden sonra sok bir eylul sonunda yerel secim karari alirdim ve muhtemelen AKP eylul yerel seciminde suanki tabloyla karsilamazdi.Cunku muhalefet hazirandan sonra kusmus caresiz kalmisti dahasi Cunku sok kur ve faiz artisi yasadigimiz haziran agustos donemlerinde gerek turizm kaynakli gerek emeklilere bayram harcligi ve haziran secimlerinin yarattigi diger mali populist uygulamalr neticesinde o donem sok kur ve faiz etkisini insanlar yasamamisti. Bu etkiyi insanlar ve ekonomi kasim sonundan itibaren yasamaya basladi.Yani kriz kasimdan itibaren ciddi etkisini gosterdi.Hatta AKP tabani ve bana kalirsa bazi muhalif cevreler bile kur artisini dis guclere bagliyordu AKPnin beceriksizligine degil.
      Mamamif ekonomiye gelirsek sayet eylun sonundan itibaren de kur 6.15 altina indiirlmyecekti ve ciddi butce onlemleri imf turu uygulamalarla olusan pozitif cari fazla avantajiyla kriz suandaki gibi bir enflasyon yaratmayacakti ve cari dengede daha pozitif bir surec yasanacakti.Kriz gecmezdi belki bu turden tek adam yonetiminde ama en azindan daha diger paradigmalara gore ekonomide daha az aci olurdu.
      Suan gelinen noktada ise ekonomi nereye gitse ciddi bir cokusten kurtulamayacak

      Sil
    8. Adsiz 15.49
      simdi bi hesap yaptim
      5.65 den 7.00ye %24luk bir develuasyon soz konusu..%24luk develuasyon turkikyede enflasyonu patlatir
      cok aci cekcez cook

      Sil
    9. adsiz 15.49

      bence merkez bankasinineyluldeki 625 baz puan artisida bunda etkili oldu ben olsaydi 400 baz puan arttirir ki bir cok ekonomist o donem bu rakamlari soyluyordu daha sonraki aylar icin enflasyon inene kadar 50ser bazlik artitirmlara devam ederim(her ay 50ser arttirimi ki bunu da yapardim) karari alirdim. Boylelikle bir durus bir guven sergilemenin yaninda piyasada likidite sikisikligini iflas dalgasini ve de kurda ters yonlu rekor dususu bir nebze olsun engellerdim. Boylesi bir durumda kur muhtemelen 6.15in altina inmezdi.
      bu kadar iflas dalgasi issizlik furyasi olmaz cari dengede de daha reel pozitif bir durum olusurdu.

      Sil
  18. Üstat, seçim sonrası balkon konuşmasında sayın cumhurbaşkanı yapısal reformlar kelimesini kullandı. En azından seçimden çıkardıkları sonuç buysa bir umut yapılabilir diye bakıyorum olaya.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yapısal reformdan ne kastedildiğini görelim sonra umutlanırız.

      Sil
  19. Biz halk ve aydınlarımız olarak gerçekten çok iyi niyetliyiz. Hukuku, barışı, dürüstlüğü çok seviyoruz. Bunda da yadırganacak hiçbir şey yok. Ancak dünyada başka hesaplar da yapılıyor.egemenlik peşinde koşan ve elinde büyük paralar, teknolojik imkanlar bulunduranlar ülkelerin yönetimini, hukukunu kendilerine hizmet edecek şekilde düzenlemek için baskı yapiyorlar. Mesela Kemal Derviş zamanında ülkemizde birçok kanun hukuk düzenlemesi yapildi ve bunlar tamamen küresel sermayenin istediği düzenlemelerdi. Siz ekonominizi parasal güçlere göre düzenlediğinizde hukukunuz vergileriniz de ona uymuş oluyor.Veya başka bir ornek de verilebilir. Yani bağımsız olmadan bağımsız bir hukuka geçemezsin. Yarin ben borsada ayak ayak üstüne atanlardan parasal hareketlerle rant elde edenlerden yüksek vergi alacam deyip bunu da referandumla halka onaylatsam demokrasi düşmani olur ekonomik sıkıntılarla karşılâşırım. Aydinlarimiz lütfen bu hususlara bir değinir misiniz.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Unknown arkadaş,, sen yarın borsada ayak ayak üstüne atanlardan, parasal hareketlerle rant elde edenlerden yüksek vergi alacağım deyip bunu referandumla halka onaylatabilirsin, bu durumda demokrasi düşmanı değil serbest piyasa düşmanı olursun ve oyunun kurallarını oyun sırasında değiştirdiğin için ekonomini eksi 273,15 dereceye yani mutlak sıfır noktasına indirirler. Bak Venezuela'ya ne oldu? Üstelik dünyanın en zengin petrol rezervlerine sahipken.

      Bir ülke istediği modeli seçmekte serbesttir. Yanlış olan, ben paramı konvertibl yaptım, serbest piyasa ekonomisine geçtim, AB'ye de üye olmak için her şeyi yapacağım, gelin benim ülkeme yatırım yapın diyerek dünyayı kandırıp sonra da ben oynamıyorum diye mızıkçılık yapmak, 450 milyar doların üzerine yatmaya çalışmaktır. Sana o parayı yedirmezler.

      Senin ekonomin, o beğenmediğin Kemal Derviş ve küresel sermayenin getirdiği yasalarla oluşturulmuş piyasa ekonomisi üzerine kurulu. Bunu beğenmeyebilirsin, nitekim bir sosyalist olarak ben de beğenmiyorum ama her oyunun girmek ve çıkmak için kuralları vardır. Orta yerde ben çıkıyorum dersen kırmızı kartı görür, bir daha belini doğrultamazsın. Ha, yapısal reformlarını yaparsın, gençlerini doğru dürüst eğitirsin, yüksek teknolojili sanayi üretimine, adam gibi tarım üretimine geçersin, borcunu-cari açığını kapatırsın, ondan sonra istersen ve halkın da onay verirse sistemini değiştirirsin. Bugün Türkiye'nin yaşadığı sorunların %99'u yasaların kötü ya da yetersiz olmasından değil bunların keyfi uygulanması, hatta hiç uygulanmamasından, küçük kasaba tüccarı mantığı ile ülke yönetme çabasından kaynaklanıyor.

      Sil
  20. Hocam elinize saglik aydinlatici ve bilgilendirici oz bir yazi olmus.Sizin yazinizdan anladigim sozde degil ozde olmasi gereken reformlari anlatiyorsunuz.Bizde palyatif tedbirler reform olarak takdim ediliyor.Ulkemizde sanildiginin aksine sosyal bilimler fen blimlerine gore daha karmasik ve daha zor bir bransdir.Okudugum bir makalede ABD de fen blimleri PhD (Philosophy Doctorate) suresi 2 ila 4 yil arasinda surerken sosyal bilimlerde bu sure 5 ila 7 yil arasi surmektedir.Burada benim dusuncem Hukuk,Siyasal,Ilahiyat,Kamu idaresi gibi alanlarda lisans derecesine haiz ogrencilerle egitim yapilmasidir.Saygilar

    YanıtlaSil
  21. Hocam tesekkurler dolar yukarı egılımı surermı acaba.

    YanıtlaSil
  22. Hocam selamlar, ekonomi uzmanlık alanım dışında bir konu ve sizin yazılarınızla bilgi sahibi olmaya çalışıyorum.
    Bildiğim kadarıyla 2019 yılına girdiğimizde Türkiye' nin dış borcu 306 milyar doları özel sektöre, 137 milyar doları kamuya, 5.5 milyar doları ise Merkez Bankası'na (TCMB) aitti. Bu resime göre herkesin malumu özel sektörün ciddi döviz borcu olduğudur. Son günlerde de IMF' ten borç alma tartışmaları daha da yükselmeye başladı.Benim anladığım, kamunun değil özel sektör için IMF' e gidileceği. Eğer olursa IMF' ten alınan para özel sektöre mi dağıtılacak. Bu süreç nasıl olacak. Teşekkürler Saygılar.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. 2018 yılsonu verileri yeni açıklandı: Özel kesim dış borç stoku 299 milyar dolar, kamu kesimi 141 milyar dolar, TCMB 5 milyar dolar olmak üzere toplam 445 milyar dolar dış borç stoku var.
      IMF bu şekilde dağıtılsın diye para vermez. Kamu kesiminin açıklarının kapatılması ve bir daha olmaması için verir.

      Sil
  23. Hocam selamlar elinize sağlık.Türkiye için 2019, 306 milyar doları özel sektör, 137 milyar doları kamu, 5.5 milyar doları ise Merkez Bankası ile başlamıştı. Özel sektörün yüksek döviz borcuna çare olarakta toplumda son günlerde IMF konusu daha çok gündeme gelmeye başladı.Benim sorum,
    Türkiye bu borç sıkıntısını hafifletmek için IMF'den ne kadar para alması gerekiyor?
    Kullanılabilecek krediyi özel sektöre nasıl dağıtacağıdır? Teşekkürler. Saygılar.

    YanıtlaSil
  24. Türkiye çok geç kaldı. 6 ay sonra dolar 11 TL olacak benim beklentim. Eylül ayına kadar 11 TL dolarda fiyat beklentim var. Türkiye bundan sonraki süreçte Arap baharı yaşayan ülkeler gibi sürekli sorunlar yaşayacak sebebi sıra Türkiye ye geldi. Arap baharı yaşanırken demokrasi geliyor diye çığlık atanlar ve o ülkelerin devlet başkanları olanların dış güçlerin yani ABD İsrail İngiltere Avrupa merkezli planlı yapıldığını söylerken ülkemiz Türkiyede o mihvaller'le beraber olup sözde demokrasi çığlıkları atmıştı. yılan dönüp seni sokar düşünmeden izlemişlerdi sonuçlarına halk katlanacak. Halkımız Suriyede 1 parça toprak alacaz sanıp kandırıldı ve sanki toprak alsada kendisine yararı olacaktı. neyse herşey ortaya çıkacak zamanı gelince şimdilik müslüman ülkelerin birbirini nasıl yediğini görüyoruz nasıl ABD İsrail projesi parçası oldukarını görüyoruz.

    YanıtlaSil
  25. Ekrem İmamoğlu, size, "ekonomi danışmanlar kurulu başkanlığı"nı teklif etmiş.

    Teklifi değerlendirip karar vermek için birkaç gün süre istemişsiniz.

    Kararınızı verdiniz mi Mahfi bey?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Böyle bir şey söz konusu değil. Ben kararımı 20 yıl önce verdim: Siyasette olmayacağım ve düşüncelerimi herkese açık olarak yayınlayacağım. Bu kararıma uygun olarak yıllardır düşünce ve görüşlerim herkese eşit derecede açık ve ücretsiz olarak sunulmaktadır. Beğenen alır kullanır. Teşekküre bile gerek yok.

      Sil
    2. Mahfi Bey ne güzel bir insansınız. Allah sizin gibi insanların sayısını çoğaltsın.Ülkemizin sizin gibi sağduyulu insanlara çok ihtiyacı var. Krizlerden dolayı yazılarınız sayesinde iktisattan anlamaya başladık. Paylaşımlarınız için çok teşekkürler. Ailenizle torunlarınızla birlikte sağlıklı, mutlu ve huzurlu bir hayat diliyorum. Saygılar Sevgiler.

      Sil
    3. bence bu ülkenin size ihtiyacı var. akp hükümeti kendi aralarında nasıl kenetleniyorsa, biz de öyle kenetlenmeliyiz. solun en önemli eksiği bu zaten. biz birbirimizin yanında olmalıyız. ama siz biryerlere yazı yazmakla yetinmemelisiniz.

      Sil
  26. Hocam yapısal reform dediğiniz şeyler kişinin dünya görüşüne göre değişiklik gösterebilecek şeyler değil midir? Başkanlık sistemine geçmek mesela yapısal reform muydu? Gümrük birliğinden çıkmak yapısal reform sayılır mı? Eyalet sistemine geçmek? Karma ekonomik modele dönmek peki?

    Yani "Avrupa Birliği ile uyuma yönelik yapısal reformlar" derseniz mesela içeriğini doldurmuş olursunuz ama yine de bunlar yapıldığında ekonomi düzelecek diye bir şey yok. Çoğu iktisatçı kolaya kaçarak "yapısal reformlar" yapılmalı diyip işin içinden çıkıyor. Sanki Yapısal Reformlar 101 diye kitap var da oraya bakılıp yapılacak.

    Herkesin reform anlayışı farklı. Birisi diyor yabancı sermayenin gelmesi için güçler ayrılığı ve hukukun üstünlüğü şart. Öteki diyor Çin'de güçler ayrılığı mı var? Hukuk mu var? Hatta yabancı sermayeyi engelleyelim hiç gelmesin diyen de var. Liberaller üniversiteler ücretli olsun ki öğrenci ailesinin parasını harcadığını bilsin ona göre okusun diyor. Sosyal demokratlar eğitim herkese parasız olsun diyor. Hangisi haklı? Yani mesele reform yapmakta değil hangi reformların ülkeye faydalı olacağına karar vermekte.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok doğru ben de buna değiniyorum yazılarımda. Ama eğer tanımımızı çağdaş uygarlıklar düzeyine erişmek olarak tanımlamışsak seçenekler çok net biçimde beliriyor: Buna uygun olarak hukukun üstünlüğüne dayalı bir sistem, erkler ayrılığına dayalı tek kişiye dayanmayan bir yönetim biçimi, bilimsel eğitime dayalı bir eğitim - öğretim sistemi ve ekonomide şeffaf, açık hesap verilebilir kurallara dayalı bir ekonomi yönetimi.

      Sil
  27. Bu konu hakkında farklı görüşler var. Kafa karışıklığı mı, olaya bakış acısı mı farklı? Birisi izah edebilir mi?


    https://www.yenicaggazetesi.com.tr/simdi-de-yapisal-reform-dayatmasi-51398yy.htm

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben bu konuya yazılarımda değindim. Herkes için farklı yapısal reform olmaz.

      Sil
  28. Bende bana göre kısaca yapısal reformları belirtmek isterim
    1/Diktatörden kurtul
    2/Yolsuzluklardan kurtul, siyasetten parayı temizle
    3/Kaynaklarını akıl ve bilim rotasıyla en efektif şekilde kullan
    4/Günlük politikalar değil akılcı
    uzun vadeli planlar yap
    5/Tüm sistemi sigortalamak için eğitim sistemini "hayatta en hakiki mürşid ilimdir" sözüne göre yapılandır
    6/Kişileri kul değil birey oldukları konusunda ilkokuldan başlayarak eğit, ve tüm sistemi kontrol edecek yapısal kurumları ve insanı inşaa et

    YanıtlaSil
  29. mahfi bey
    köy enstitülerinin kurulması yapısal reformdur diyorsunuz. köyde vatandaş kalmadı ki enstitü kurulsun.köylerde bundan sonra ancak emekliler kulübü kurulur.
    deseniz ki orta öğretimde okullaşmada %90 mesleki eğitim olması lazım gelir. kabül tabii ki imam hatipleri mesleki okul statüsünden çıkması gerek
    saygılarımla
    hasan AŞIK

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. köy enstitülerinin kurulması yapısal reformdur demiyorum reformdu diyorum. O zaman için.

      Sil
  30. siyasete çok fazla girmeden ekonomide neler yapılmasını söyleyelim. Birincisi reform veya devrim adı her neyse yapılacaksa kesinlikle tarımdan başlanmalıdır. Çünkü tarım insan hayatında birinci derecede önemlidir Toprak reformu, kredilerin yoğunlaşması, tarımda uzman firma veya kurumların oluşturulması gerekir. Ardından liyakat istiyorsak kesinlikle ideolojik zihniyetlerin tamamı ayaklar altına alınmalıdır. Bıktık artık bu kemalist,milliyetçilik,islamcılık vs. Sayın Cumhurbaşkanı bir konuşma yapmıştı. Milliyetçiliğin-VATANSEVERLİKLE MİLLİYETÇİLİK FARKLIDIR YANLIŞ ANLAŞILMASIN- ve ideolojik yaklaşımların tamamını ayaklar altına alıyorum diye. Bu çok doğru. Bizi birleştiren tek unsur insani değerler etrafında kurulan birliktelik olmalıdır.Bu yapısal reformu yapalım bakın çok şey nasıl değişir.
    Ardından hukuka gelirsek maalesef her şeyi hukukla çözmek isterken en fazla zarar verdiğimiz şey bu oldu. Bir ceza hukukçusunu dinledim .Adam bile her şeyi hukukla çözmeye çalışmak mümkün değildir diyor. Bu yola da başvurmayalım bıktık biz diyor. Peki ne olacak. Siyaset çözecek tabii. Bugün terörü, yolsuzluğu, ekonomik dengesizlikleri,vergi adaletsizliğini hangisini hukukla çözecez. Zaten hukuk bu çözülmeyen işlerin mağduru oldu. İşsizlik arttı cezaevleri doldu. Rant mücadelesi arttı mahkemeler icra, telif bilmem arazi anlaşmazlıkları gibi dosyalarla yığıldı. Hukuk herşey için çözüm yeri değildir. Çözülemeyen işlerin mercisidir. Çözüm akıldadır ve biz artık şu üniversite birincilerini tıpa , mühendisliğe yönlendirme yerine siyasi ve sosyal bilimlere,devlet idareciliğine ve bilim adamlığına yönlendirmeliyiz. Sorunlarımız ciddi zeka VE MATEMATİKSEL ZEKA istiyor. İman gücü,vatanseverlik de lazım tamam ama zeka akıl Allahın en büyük kudret verdiği şeylerdir.
    Enerji reformuna gelirsek bizim ülkemizin çevrei enerji deposu. Ancak oralarda ırk,din çatışmaları var ve biz bu çatışmaların bitirir bu ülkelerde plan,proje ve üstün insan yeteneğini kullanıp buralarda lider olabilirsek oralardan bize petrol ve gaz gelir biz de onlara eğitim,üretim ve teknoloji gibi konularada yardım eder bu bölgede büyük bir medeniyet kurarız.Bu medeniyet ırkmış mezhepmiş ideolojiymiş bağlarıyla değil insanlık bağlarıyla büyür.Bunlar hayal değil Osmanlı bunları yaptı ve biz uygarlık değerleriyele Osmanlının tarihi etkisini birleştrebiliriz.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. BOP dediğinizi duyar gibiyim. Küresel efendilerin çok seveceği ve insanımızın zerre anlamayacağı bir konu.

      Sil
    2. Osmanlinin çöküşüyle kaldığımız yerden devam dediginzin farkinda degilsiniz.

      Sil
  31. Asıl yapısal reform "insan olmaktır". Kimin öğretisini referans gösterdiğiniz fark etmez. Milletin tavrını (bakış açısını) ve davranışlarını (amelini) evrensel insani değerler noktasına getirmek gerçek yapısal reformdur. Bu amaçla yapılacak her hamle değerlidir. Şüphesiz bu, hocamızın vurgu yaptığı eğitim ve hukuk kavramlarıyla çelişmez. Her birey üstüne düşen vazifeyi yaparsa arzu ettiğimiz eğitsel hukuksal ve dahi ekonomik sonuçları alırız.
    Saygılar...

    YanıtlaSil
  32. MAHFİ EGİLEMEZ HOCAM BU YAZI VE EK TEKİ YAZI SAYESİNDE TURKİYE NİN DURUMUNU COK NET ANLADIM SİZE MİNNETTARIM COK TESEKKURLER SAYGILAR

    YanıtlaSil
  33. Basari nin ekonomi de yaktti ,rekabettir eger dunya nin en basirili egitim sistemini de yaratsaniz eger rekabet yaratmasaniz dogu avrupa daki komunist ulkeler gibi our orda egitim sistemi yuksek hatta dunyanin en iyileri arasindaydi fakat yine is rekabetci ekonomiye degiyor

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hepsi birbirini desteklemeli. Biri diğerinden çok önemli ya da tersi değil. Türkiyenin sorunu tembellikle mutlu olmasıdır. Bu tembelliği eğitimle giderebiliriz. Eğitim sadece okulda olmaz. Okul eğitimle birlikte bazı değerleri öğretir.

      Sil
  34. 20 Yıllık Reklam Arası Bitiyor

    AKP, İstanbul, Ankara ve İzmir'i kaybetmek Türk siyasetindeki aktif rolünü artık kaybetmiştir. Akp nin merkezi yönetim olarak, yönettiği Türk Bürokratları halkın bu talebine karşı kayıtsız kalamayacaklardır, önümüzdeki dönemde tavırları bu şekilde olacaktır.

    Tayyip Erdoğan'da liderlik vasfı yok.

    Erdoğan, takipçilerini ülke içinde bir yerlere getirmeyi ve sistem değişiklikleri yapmayı başardı. Bu sebeple, kendisine lider ünvanı verenler çıktı.

    Erdoğan ve takipçilerinin Türkiye'yi elde ettikten sonra Batı dünyası ile yönetim alanında rekabet edebilmeleri beklenirdi, edemediler. Yetenek, bilgi, tecrübe ve ciddiyet gerektiren dış dünya ile rekabette başarılı olamadılar.

    En çok eleştirdikleri Sn İnönü bile Lozan masasında canla başla, dünya seviyesindeki siyasetçiler ile mücadele vermiştir. Akp kadrolarında bir tane böyle bir politik uzman var mıdır?

    18 yıllık iktidarı sonunda, Türk Halkı sokaklardan sebze, meyve toplamaya başladı. Hangi halk kendini bu hale düşüren kişiye lider ünvanını verebilir?

    Halk, bu siyasete, en büyük illeri elinden alıp, siyaseten kolunu kanadını kırarak cevap vermiştir. Önümüzdeki dönemde finans kaynakları zayıflayan AKP düşünülenden de hızlı bir şekilde çöküşe geçecektir.

    Erdoğan'ın tercih ettiği siyasi aktörlere baktığımızda da liyakatli kadroların hızla azaldığını aynı kişilerin farklı görevlerde tur attıklarını görmekteyiz. Mesele, İstanbul BBB adayının hiç bir seçim başarısı ve yerel yönetim tecrübesi yokken aday yapılması, Akp içindeki liyakatli kesimlerin de partiden desteklerini kesmelerini sağladı. Şu anda neredeyse hiç biri Erdoğan'ı lider olarak kendi içlerinde lider olarak kabul etmiyor. Zamanla düşen kadro kalitesi çöküş sürecini hızlandırır.

    Atatürk niçin liderdir?

    Liderden basitçe beklenen, halkını dünyanın müreffeh toplumları arasına sokma çabasıdır.
    Mustafa Kemal Atatürk, Türk halkının yönünü Batı dünyasına çevirerek bunu başarmıştır. Bu sebeple kendisi hem Anadolu hem de dışardaki Türk Milletinin lideridir.

    Erdoğan, Türkiye'yi müreffeh dünya toplumlarından kopardığı gibi onları düşman ilan etmiş, onlar ile boş ve gereksiz tartışmalara girmiş, Türk halkını da hedefsiz bırakmıştır. Türk toplumunda kimse de Orta Doğunun zayıf ve fakir halkları ile bütünleşmeyeceğine göre, Erdoğan boşu boşuna uğraşmıştır.

    Silivri Soğuktur Meselesi

    Ülkemizin güzide bir beldesi olan Silivri'miz, son zamanlarda sakinlerinin artan entellektüel seviyesi ile de çok konuşulmaktadır.

    Türkleri hapislere tıkarak, Türkiye yönetilemez. Yakında benim eleştirilerim gibi binlercesi ve daha güzelleri ortaya çıkacaktır. Eğer Silivri çözüm ise, iktidara 10 - 15 tane yeni ilçeler bulmasını, 20-25 kat daha büyük binalar yapmasını tavsiye edebiliriz.

    Sn Bahçeli'nin önemi

    Sn Bahçeli, son bir kaç yıl hiç sevilmeyen bir söylem ile iktidara koşulsuz ve kayıtsız destek vermiştir. Bunu yaparak partisini Erdoğan'ın oklarından siyaseten korur iken, iktidara yakın olmanın avantajlarını yakalamıştır.

    Bu avantajların bizi ilgilendiren en önemli kısmı, Türk Milliyetçisi Bürokrat kadroların, son bir kaç yılda devlette yerlerini korumalarıdır. Bunun meyvesini Türk Halkı, son seçimde yaşamaktadır. Oy sayımları esnasında MHP teşkilatının ve milliyetçi bürokrat kadrolarının sonuçların adil olması yönündeki çabaları takdir edilmektedir.

    Silivri'den korkulmamasının bir sebebi de devlette kalan bu kadrolardır. O kadroların değiştirilmesinin siyaseten artık mümkün olamadığı bir noktadayız.

    Sn Bahçeli,kendi siyasi karakterini ezen bu tercihi bilerek yaptıysa kendisine teşekkür borçlu olduğumuz kesindir.

    YanıtlaSil
  35. 200'lükler yetişmiyor hocam harcama hızına.
    500tl ne vakit gelir

    YanıtlaSil
  36. hocam elinize saglik. Yapisal reformlarin yerine oncelikle yapinin kendisinden bahsetmisiniz.

    YanıtlaSil
  37. Saygideger Hocam..

    Sormaktan vazgecmeyecegim.. Bir defa daha soruyorum. Secimden hemen sonra 3 gündür yasadiklarimizdan sonra.. Soruyu ikiye cikariyorum.

    1-Bu ülkeden hala umudunuz var mi?

    2-Bu ülkede yasamaya devam edecekmisiniz.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İki sorunuza da yanıtım evet. Umut her zaman vardır, ben başka yerde yaşamam.

      Sil
  38. Mahfi bey,

    İstanbul ve belediyesi daima ağırlığı olan bir durum. Tarihte böyleydi bugün de böyle.

    Sizce, New York belediyesindeki, Londra belediyesindeki, Roma belediyesindeki, Paris belediyesindeki, Madrid belediyesindeki, Berlin belediyesindeki, Tokyo belediyesindeki ve bunlar gibi pek çok mühim şehirdeki belediyelerde yetkili kurullar ve kişiler, İstanbul için seçim sonrası süreçte neler olduğunu ve nasıl sonuçlanacağını takip ediyorlar mıdır?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Belediyelerdeki kişileri bilmem ama şu anda ülkede olup biteni takip eden çok sayıda yabancı olduğu kesin.

      Sil
  39. Hocam merhaba benim sorum enflasyon ve büyüme ile ilgili acaba büyümemiz için ne kadar bir enflasyon yapmamız lazım ?

    YanıtlaSil
  40. Hocam merhaba ben trakya üniversitesi iktisat son sınıf öğrencisiyim enflasyon ve büyüme ilişkisi ile ilgili bir sorum olacaktı yardımcı olursanız sevinirim acaba Büyümemiz için ne kadar bir enflasyon yapmamız lazım ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Böyle bir ilişki kurulamaz.

      Sil
    2. Enflasyonu yuksek bir ekonomi kirilgandir.Yuksek duzeyde bir enflasyona sahip ulkelerde buyume varsa gecicidir surdurulebilir bir mekanizmasi yoktur.2 sene yuksek buyuse bile 3. sene krize girmesi olasidir.
      Yalniz Enflasyonun %1in altinda oldugu durumlarda da hemen hemen boyle bir durum soz konusudur.
      O nedenle ekonomistler carpmislar bolmusler uzun yillar gozlemleri hesaplamislar ve enflasyonun %2-%2.5 oldugu ekonomilerde enflasyon buyume katki sagladigi buyumeyi surdurulebilir oldugunun kararina varmislar.
      Dahasi bizim gibi genc nufusa sahip tuketime ac gelismekte olan ekonomilerde ise enflasyonun %5 ve altini ekonomi cevreleri makul gormektedirler.Cunku gelismekte olan ekonomilerin buyume potansiyelleri yuksek oldugundan oturu enflasyonun gelismis ekonomilere gore +%2.5 daha fazla olmasi sorun olarak gorulmemektedir.

      Turkiyeye gelince surdurulebilir buyume icin enflasyonun maksimum %5 olmasi lazim. %3.5 -%4 enflasyon bizim icin makul bir hedeftir.

      Sil
  41. Hocam siz yıllarca müsteşarlık yapmışsınız.

    Sandıklar dolusu altın, elmas, pırlanta, para tomarları arasında yıllarınız geçmiş. "Hatıra olsun" diye bir tanesini bile cebinize indirmemişsiniz, görevi bırakıp emekli olmuşsunuz.

    Galiba, 25 küsür senedir İstanbul Büyükşehir Belediyesi ile iş yapan onlarca şirket, yönetimin değişmesiyle birlikte, "rant mekanizması"nın çökeceğinden korktukları için 31 Mart akşamından beri pürüz çıkarıyorlar.

    Herkes sizin gibi haysiyetli, huzurlu ve şeffaf bir şekilde görevi bırakıp gidemiyor Mahfi hocam. Ne mutlu size...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim ama böyle görev yapmış çok sayıda insan var. Kötü örnekler sizi yıldırmasın.

      Sil
  42. Hocam ne reformu ne hukugu, bizi savasa surukluyorlar, abd.yle net bir cephelesmeyi bilincli olarak tirmandiriyorlar, sonraki hamleler cok acik, gozu kararttilar acik bir dis savasa gidiyor olay.. ekonomiyi hukugu ve tum ulkeyi bir savasla sekillendirebileceklerini dusunuyor olmalilar.. bana gore tum isaretler bunu gosteriyor.

    YanıtlaSil
  43. Hocam, sizin bu yazınızdan sonra Türkiye'ye özgü en önemli yapısal reform ne olabilir diye düşünüyordum, bu seçim sonuçlarını gördükten sonra galiba buldum: Kendisini alemlere rahmet zanneden bir takım kişilerin hasbel kader geldikleri makamları babalarının malı, ganimet, v.s. gibi görmekten vazgeçip yenilgi durumunda gönüllü olarak terk edebilecek olgunluğa erişebilmiş olmalarıymış meğer.

    Ben bunu herkes tarafından kabul edilmekte olan basit ve doğal bir gerçek sandığım için yapısal reform olarak düşünmüyordum. Meğer buralardan işe başlamak gerekiyormuş.

    YanıtlaSil
  44. Merhaba Mahfi hocam.
    Ben Kurumlar Vergisindeki yumuşamanın enflasyon oranına yakın bir yumuşatmamı olduğunu öğrenmek istiyorum. Mali Sürüklenmenin gerçekleşmemesi için sizce kurumlar vergisindeki düzeltme yeterli gözüküyor mu?

    YanıtlaSil
  45. Hocam tespitlerinizin doğru olduğu kanaatindeyim. Çözüm önerisi noktasında ise yanıldığımızı düşünüyorum. Eğitim ve hukuk konusunda yapılacak olan düzenlemelerin yapısal sorunları duzeltebilecegini iddia ediyorsunuz.Ancak Engels'inde dediği gibi " ikdisadi bir konu önce kendi içinde açıklığa kavuşturulmalıdır." Bugunki kriz üretici güçlerin gelişmesi ve üretim ilişkilerinin gelişmenin gerisinde kalması esasına dayanıyor. Buda sınıf temelini açığa çıkarıyor. Burjuva sınıflar bilim ve tekniğin ilerlemesi karşısında aşınıyor. Marx'ın sözleriyle "Kendi kuyusunu " kazıyor. Ülkemizin emperyalizmle göbekten bağlı komprador burjuva yapısı yaşlanıyor, orta sınıflar genişleyip daralıyor. Buda geniş ölçüde sermayenin yeniden bir merkezileşme eğilimi içine girmesi anlamına geliyor. Peki tekellerin rekabeti sonunda tekrar tekellerin "tekelleşmesi' sonucuna hangi yöntemle gerçekleşecek. Savaşsız bir yöntem için blöf ve geri adımlar(gümrük duvarları, brexit )deneyen emperyalist kapitalist devletler savaştan neden şimdilik kaçınıyorlar. Korkunun sebeb-i nedir? Ülkemiz için söylediğimizde gerici siniflar(komprador burjuva ve feodal sınıflar) 'ın egemenliği altında oluşan gelişen yapısal sorunlarda gelişti,sınıfların niteliği ve egemenlik biçimi değişikliği gerektiren sorunların eğitim ve hukuk (bunlarda sınıf ilişkilerinin ürünüdür) alanında yapılacak olan reformlar (reformist siniflar nerede?) Hangi yapıyı reform edecekler.curuyen ve eskiyen şeyleri yeniden yerinde dönüştürme zorunludur. Ve bu dönüşümü sağlayacak olan yetenek sadece proleter sınıfların içinde vardır. Burjuva feodal sınıfları reforma tabı tutmak, bu sınıflara biraz daha ömür katar.O kadar. Onu köklü bir biçimde dönüştürmek için üretim ilişkilerini de köklü bir değişikliğe tabi tutmak gerekiyor.komprador ve feodal sınıfları tamamen tasfiye etmeden bu ülkede gericiliğin tüm tonları olmaya devam edecektir.

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...