3 Haziran 2019 Pazartesi

Fenerbahçe Yönetimine Açık Mektup

Sayın Başkan, Saygıdeğer Yönetim Kurulu Üyeleri,

Uzunca bir süre önce giderek kısırlaşan, giderek zevksiz hale gelen Türk futbolu ve Fenerbahçe hakkında yazı yazmamaya karar vermiştim. Ne var ki konu giderek futbol meselesinden çıkıp kulüplerin yaşamlarını sürdürüp sürdüremeyecekleri gibi finansal meselelere gelince bu kararımı bir seferlik askıya alıp bu açık mektubu yazmaya karar verdim.

Bu yazımı okuyan birçok kişi “sen iktisatçısın iktisat yaz futboldan ne anlarsın?” diyecek biliyorum. Ama bu görüş üç nedenle doğru değil: (1) 5 - 6 yaşından beri futbol izlerim. Ve bu işten iyi kötü anlarım. (2) Fenerbahçe’nin yaşadığı sorunlar futboldan ziyade yönetim sorunu. (3) Futbol benim gibi izleyiciler için oynandığına göre izleyici olarak benim de eleştiri hakkım var.

Geçen yıl yapılan seçimleri kazanarak işbaşına geldiğinizde çıkardığınız finansal tablolar ve özellikle de borç durumu Fenerbahçe’nin sürdürülemez bir finansal yapı içinde olduğunu açık biçimde ortaya koyuyordu. Fenerbahçe, gelirleri TL ile olmasına karşın giderlerini (futbolcu ücretleri, transfer bedelleri vb) Euro ile yapıyor, kurda ortaya çıkan her artıştan ciddi darbeler yiyordu. Aradaki farkı kapatabilmek için bankalardan çoğu kez yöneticilerin kefaleti altında borç alınıyor ve kur artışına faiz yükü de binince finansal yapı bozulmaya devam ediyordu. UEFA’nın getirdiği sınırlamalara karşın bir yolu bulunarak bu sürdürülemez düzen sürdürülmeye çalışılıyordu.

Sizin göreve geldiğinizde yaptığınız açıklamalardan benim anladığım buydu. Bunun üzerine sizin bu düzeni değiştireceğinizi ve bundan böyle bu tür pahalı futbolcular almak yerine genç oyunculara önem vereceğinizi ve takımı, kulübün yetiştireceği oyunculardan oluşturacağınızı, belki bu takıma bir veya iki deneyimli oyuncuyu transfer edip katarak, finansal açıdan tutarlı yeni bir düzen kuracağınızı tahmin etmiştim. Böyle bir takım muhtemelen birkaç yıl şampiyon olamayacak, hatta üst sıralarda bile yer alamayacaktı ama bu yaklaşım kulübün finansal açıdan toparlanmasını sağlayacak ve Türk futbolunun geleceğini kurtaracak bir modele öncülük etmiş olacaktı. Üstelik çok büyük bir destekle göreve geldiğiniz için kimse de size bu kararınızdan dolayı ses çıkarmayacaktı. 

Yanılmışım. Siz de kulübü finansal açıdan çökerten önceki yönetimlerin eleştirdiğiniz uygulamasını aynen devam ettirdiniz. Birçok oyuncu transfer edip dünyanın parasını ödediniz. Üstelik bu oyuncuların hiçbiri doğru dürüst performans gösteremediği ve her şeyden önce takım olamadıkları için Fenerbahçe, ironik bir biçimde tarihinin en değerli isimlerinden birisi olan Lefter Küçükandonyadis’in adını taşıyan bir sezonu berbat denilecek bir performansla tamamladı. Bunun böyle olacağını tahmin edememenize şaşırdığımı söylememe izin verin. Bir benzetme yapacak olursak sağdan soldan derlenmiş bir lejyoner ordusuyla savaş kazanılmaz. Bu en bilinen kurallardan birisidir. Bir savaşın kazanılması için ordunun bütün askerlerinin birlikte, birbirini kollar biçimde savaşması gerekir. Oysa Fenerbahçe bu sezonda takım olamadı. Takım, sanki bütün takımların en kötü oyuncularının transfer edilip monte edilmesiyle kurulmuş gibiydi. Bir oyuncunun premier ligde oynamış olması önemlidir elbette. Ama daha önemlisi o kulüpleri bırakıp niçin Fenerbahçe’ye geldiği sorusuna verilecek yanıttır. Aynı soruyu önceki dönemde Robin Van Persie transfer edildiğinde de sormuştum kendime. Ve şu sonuca varmıştım: Bu kadar şöhretli bir oyuncu Fenerbahçe’ye geldiğine göre gidecek başka yeri kalmamış demektir, o zaman bu oyuncudan Fenerbahçe’ye yarar gelmez. Aynı şey sizin döneminizde Slimani’nin dünyanın parası verilip kiralık olarak kadroya katılması ile yaşandı. Başka örnekler de var ama uzatmanın anlamı yok.

Özetle söylemem gerekirse önceki döneme ilişkin eleştirilerinize karşın o dönemin mantığıyla hareket edip birçok oyuncu transfer ederek hem kulübün finansal sorunlarını arttırdınız hem de başarılı olamadınız.

Yaşam hatalarla doludur. Bu hatalardan ders çıkarılırsa zararı az olur, ders çıkarılmazsa hatalar artarak devam eder ve zararı da giderek yükselir. Görebildiğim kadarıyla bu yıl da aynı yaklaşımı devam ettirecek ve Euro ile pahalı transferler yapacaksınız. Sonra Euro değerlendikçe giderler geometrik hızla artarken TL ile olan gelirler aritmetik hızla artmaya ve dolayısıyla kulübün mali durumu bozulmaya devam edecek. Einstein’in dediği gibi “aynı şeyi tekrar yapıp farklı sonuçlar beklemek en büyük hatadır.”

Sayın Başkan, saygıdeğer üyeler,

Bu uygulamadan vazgeçerek altyapıdan yetişmiş, gençlerden kurulu bir takım kurmanızı öneririm. Bu takıma bir iki de deneyimli oyuncu ekleyin. Zararı yok başarısız olun. Tersini yaparak da başarılı olamadınız zaten. Bunu yaparsanız kulübün finansal düzeni düzelmeye başlar ve her şeyden önce Türk futbolunun içine girdiği bu hem pahalı hem de başarısız yapıdan kurtulmasına örnek olursunuz.

Bu sezon bu dediğimi yapmak geçen sezona göre çok daha zor. Bunu biliyorum. Çünkü Fenerbahçe taraftarı artık sabrını kaybetti ve şampiyonluk bekliyor. Ama ne olursa olsun bugün de yapılması gereken şey yine aynı. Aksi takdirde bu gidişin sürdürülebilirliği bulunmuyor.

Saygılar sunar, başarılar dilerim.
Mahfi Eğilmez

195 yorum:

  1. İyi bir Fenerbahçeli ve finansçı olarak tespitlerinize katılıyorum hocam.Kaliteli yerli oyuncular veya rahmetli İlhan Cavcav'ın uyguladığı transfer politikası ile bu takım bu ligde her zaman şampiyonluğa zaten oynar.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Size söyleyeyim şurada kalsın bu yazım eyer fener bu senede şampiyon olamazsa artık kendine büyük kulüp falan demesin çünkü artık sittin senede olamaz bu yıl o yıl bırakacak uefaymış fayneşıl fair playmış bırakacak ve şampiyo n olacak bir kadro kuracak ondan sonra bakacak diyet şeylere yoksa gitti gidiyor bunun bilincinde olacaklar

      Sil
    2. Bir kulübün büyüklüğünü onu seven camiasının kalabalığı oluşturur. Bu tarz provakatif soylemlerinize katilmiyor ve Türkiye lig tarihini incelemenizi tavsiye ediyorum. 10 yıl üzeri şampiyon olamamış büyük takımlarımız var ve hala büyükler.. Hatta bahsettiğim takım belki de sizin ölesiye fanatiği olduğunuz takım?

      Sil
    3. Eğer kelimesini eyer olarak yazan birine cevap verdigimi fark ettim az önce 😣

      Sil
    4. Evet "eyer" yazan birine cvp verdiniz. Boşuna uğraştınız ama belki kıyısından köşesinden birşeyler alır, bir faydanız olur.

      Sil
    5. Çok şükür bugün de utandık, diye bir söz dolaşıyor gündemde. Çok yakıştı buraya :)

      Sil
  2. Futbol izleyiciler için değil birileri para kazansın yada bazı egolarını tatmin etsin diye oynanıyor. Ülkemizin zaten kıt olan kaynakları yeteneksiz yabancı futbolculara aktarılıyor ve sonuçta ciddi hiç bir başarı elde edilmediği gibi, Türk sporcularda oynayamıyor gelişemiyor. Üstelik inanılmaz vergi avantajları vs ile birçok insan haksız kazanç elde ediyor.

    Benzer sorun basketbolda da mevcut. Takımların neredeyse tamamı yabancı oyuncu.Kazanılan başarıların o nedenle benim gözümde hiç bir değeri yok. Aynı oyuncu ve antrenörleri hangi takım alsa o başarıyı kazanabilir.

    Bu yazıyı yazarken sizde söylediklerinizin bir işe yaramayacağını biliyorsunuz diye düşünüyorum. Yinede susmak daha zor. Ama sorun tek bir klubün yada spor dalına özgü değil. Her konuda olduğu gibi sporda da berbat haldeyiz ve batmaya devam ediyoruz.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sayın Hocam, daha da kötüsü futboldan anlamayan, aklımızla alay eden bir yönetim biçimi sergileniyor. Bu yıl alınan oyunculardan bir tanesi olsun iyi çıkmaz mı? Bir yandan ekonomik yönden sıkıntıda olam bir takım diğer yandan hiç verim alamadığımız ve yaklaşık 20 milyon avro harcadığımız oyuncular. Tanrı aşkına Comoli denen adam hangi yüzle hâlâ kulüpte duruyor. Ali Koç bilsin ki Fenerbahçe kimsenin babasının çiftliği değil. Üstelik maddi yönden ne kadar fedakârlık yaptığını biliyoruz. Lütfen sınır uçlarımızla oynamasın.

      Sil
  3. Kesinlikle dogru yazmisiniz hocam. Bunu birinin yazmasi gerekiyordu. Tek cikis yolu sampiyonluk kovalamak degil mali durumu duzeltmektir.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Işte fb bu yüzden böyle oldu Bora..maalesef fedef ne olursa olsun şampiyon ol.akti.

      Sil
    2. Hocam, futbol kuluplerinin iki kaygisi vardır. Birincisi taraftarını mutlu kılmak,ikincisi mali kaygılar. Bunlardan birı tercih edilmek durumunda kalındığında büyük çoğunlukla birincisi tercih edilir. Mali kaygılarla en baştan başarısızlığı kabul etmek özellikle Fenerbahçe için imkansız bir şeydir. Zaten mali bakımdan dükkanı kapayacak bir üç büyük kulüp takımı hiç bir zaman olmayacaktır. Taraftar yönetici hatta devlet buna hiç bir zaman izin vermez.taraftarın yöneticinin ve devletin üç büyük kulübün başa oynaması gibi bir mecburiyeti vardır.

      Sil
  4. Yanıtlar
    1. Hocam aklın yolu bir ama nerde bizde öyle yöneticiler ve sabırlı taraftar. Hocam yazinizda tl gelirleri articak demişsiniz. Euro yükseldikçe tl gelirleri aslinda düşmüyormu gerçek anlamda. Iyi bayramlar diliyorum.

      Sil
  5. Fenerbahçe'yi bilmem. Ben ekonomi tarafına bakarım. Hoca Euro'nun geometrik olarak yükseleceğini düşünüyor. :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Devletin kendi tahmini de zaten bu yönde:
      USD/TRY
      2019: 5.60
      2020: 6.00
      2021: 6.20

      Sil
    2. 6.25 daha 2 hafta önce gördüğümüze göre zaman hızlı mı ilerliyor, izafiyet teoremi filan mı değişti anlayan var mı?

      Sil
    3. Devletin tahmini ne zaman tutmuş ki malesef devlet ne diyorsa üstüne ekleyip tahmin edebiliriz

      Sil
  6. Sayın Eğilmez,

    Tam da tüm duygu ve düşüncelerime tercüman olmuşsunuz.F.Bahçe özelinde anlattığınız tüm bu hususlar aslında ülke geneli için de teşmil edilebilir.Bu ülke 82 milyonluk nüfusu ile Hollanda,İsveç,Norveç ve diğer bir çok nüfusu 10 milyonu geçmeyen Avrupa ülkelerinin bile her alanda gerisinde kalıyorsa, bu tamamıyla ülke insanını doğru ve iyi yetiştirmemekten dolayıdır.F.Bahçe 5 yıl şampiyon olamasın ama Altınordu gibi geleceğe ve gençlere yatırım yapsın sonraki 10 yılda neler olabilecğini hayal bile edemiyorum.Çünkü bizde işlenmeyi bekleyen öyle cevherler var ki.....

    YanıtlaSil
  7. Yazıya “sen iktisatçısın iktisat yaz futboldan ne anlarsın?” yorumu ile başladım, pişman olarak bitirdim. Çok doğru tespitleriniz var. Yabancı kuralı, Türkiye'deki kulüplerin sürekli zarar açıklamaları ve Milli Takım Primleri hakkındaki yorumlarınızı da merak ediyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben burada durayım. Onu da spor yorumcuları yorumlasın. Hep hakem hatalarını konuşacak değiller ya.

      Sil
    2. Iktisat zaten her alanda etkilidir.Devlet harcamaları,belediye harcamaları icin gecerli oldugu gibi Türk futbolunun durumunu düşündüğümüzde; en önemli sorunun klüplerin maddi durumları oldugunu gördüğümüz icin ben baştan da 'Sen iktisatçısın futbolla ne işin var gibi bir yorumda da bulunmadım. Bir Fenerbahçe'li olarak yazınız icin teşekkür ediyorum hocam.

      Sil
    3. Memlekette işi profesyonel taraftarlık olan mı var? Tribün doktordur ekonomisttir, taksi şoförüdür, dilencidir, iş adamıdır.. sen sus işine bak tarzı yaklaşımlar ancak bizim gibi bağnaz toplumlarda yaşanır.

      Sil
  8. Hocam çok doğrusunuz ama Fenerbahçe taraftarı bunu kaldıramaz. Fenerbahçe'nin şampiyonluğa oynamaması demek yönetimin çöküşünün resmidir. Ayrıca Fenerbahçe altyapısı henüz oturmamışken böyle bir adım atmak çok daha kötü sonuçlara da yol açabilir. Bence mümkünse bonservis verilmeden veya az miktarda vererek transfer yapılmalı. Tabi ufaktan gençlerde kadroda kendilerine yer bulabilmeliler.

    YanıtlaSil
  9. Teşekkürler hocam.
    Görüşleriniz bütün futbol takımlarımız için geçerlidir düşüncesindeyim.

    YanıtlaSil
  10. Zorluktan çıkış teşhisi doğru ancak pek göz önüne alınmayan bir noktayı da görüşlerinize sunmak istiyorum Sn.hocam. Bu takıma Mehmet Topuz geldi, orta sahalardan gol atıyordu, keza Aatif Chahechouhe'yu Fenerbahçe maçlarında tutmak mümkün olmuyordu. R.V. Persie bile gitmeden önce ayakta terlik elde tespih durumuna gelmişti. Bize gelen Alper Potuk o dönem en çok gelecek vadeden oyuncusuydu Türkiye'nin. Ozan Tufan da ortada. Örnekleri çoğaltmak mümkün. Dediğiniz gibi transfer politikası hem hatalı hem de kulübün geleceğini zedeliyor ancak doğru yapılan transferlerin de bir müddet sonra büyük düşüş yaşadığı ortada. Lens geldiği bir buçuk, iki ay nasıl oynuyordu sonra ne hale dönüştü. Bu sene Moses geldiği ilk ay, yaptığı koşularda herkesi geçerken, sezon sonu kimseyi geçemez hale geldi. Fenerbahçe'nin tek problemi para ve transfer kalitesi değil. Kulübü kulüp yapan değer, takımın Dereağzı tesislerinden taşınmasıyla beraber büyük darbe yedi. Buna ne çözüm önerirsin deseniz söyleyecek bir çözüm önerim yok. Ancak gelen bozuluyor. Performansı düşüyor. Hatta futbol oynayamayacak duruma geliyor. Ozan Tufan'ı Fenerbahçe'den yolluyoruz gittiği yerde düzeliyor. Yönetim bunun nedenini de araştırmalı ve çözümünü bulmalı. Genç futbolculara haftaiçi kamp mı yaparlar, çalışmayı Dereağzına mı taşırlar her neyse artık. Saygılar.

    YanıtlaSil
  11. Tam da ekonominin konusu olan yazınızda belirtilen sorunlar, sadece Fenerbahce'nin deģil, küçük-büyük tüp kulüplerin sorunu. Çözümde yazınız da belirttiğiniz gibi: yorganı büyütülebildiğiniz kadar ayaklarınızı uzatmak. Ayaklar dışarıda kaldığı sürece, her turlü mikrop/hastalık bünyeye girer.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sadece futbol takımlarının değil aslında bütün Türkiye'in sorunu bu.

      Sil
  12. Belirtmiş olduğunuz modeli ilk Trabzonspor uygulamıştır. Darısı FB nin başına

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet Trabzonspor bunu uyguluyor ve bence başarılı da oluyor. Umarım sürdürürler.

      Sil
    2. Evet,Örtülü Ödenek güzel kullanıldı.

      Sil
  13. Değerli Hocam,
    Yazdıklarınız baştan aşağı dorğu ama taraftatın başarısız bir sezona daha katlanabileceğini sanmıyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Transfer yaparak başarılı olunacağının da garantisi yok. Bu sezon mesela dünyanın transferi yapıldı dünyanın parası ödendi neredeyse küme düşüyordu takım.

      Sil
  14. Üstad tespitleriniz çok önemli ve yerinde tespitler. Çözüm olarakta bir nokta daha eklemek istiyorum. Bu takım ya belirttiğiniz gibi yetenekli topçuları toplayarak birkaç yıllık plan uygulayacak. Ya da kulübe euro ile gelir getiren oluşumlara dahil olacak. Bu da şampiyonlar ligi. Yani gözü karartıp bu oluşumun içinde yer bulacak. Tıpkı galatasaray kulübün yaptığı gibi.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkürler. Sanırım doğru örnek Trabzonspor.

      Sil
    2. Sizce Tranzonspor isteyerek mi bu anlayışı benimsedi?UEFA yaptırımları olmasa gen. oyuncuları göremezdik maaalesef.Bu Türkiye nin küçülürken cari fazla vermesi gibi.Ama sonuçta güzel ve başarılı bir sonuç çıktı.Finansal olarak rahatladığında alacakları kararları göreceğiz.

      Sil
  15. Fenerbahçe şampiyon olsaydı Şampiyonlar liginden ciddi gelir edecekti ve herkes Ali Koç’un başarısını konuşacaktı siz de bu yazıyı yazmıyacaktınız.Adam bu sezon yaptığı hibeyle,sponsorluklarla zararı zaten cebinden karşılamış oldu.Sezon başında transferler yapıldıktan sonra b yazıyı yazsaydınız saygı duyardım takdir ederdim.Olaylar bittikten sonra durum değerlendirmesi yapmayı bırakın.Bu sezon şimdi transfer yapmasa ligi yine aynı şekilde bitirse o koltukta oturamaz.Bunu siz de biz de özellikle Ali Koç çok iyi biliyor.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Transfer yapsa da farklı yerde bitireceğinin garantisi mi var? Geçen sezon dünyanın transferini yaptı takım neredeyse küme düşüyordu.

      Sil
    2. Haklısınız ama taraftar gelirleri de önemli bir kaynak şu an Türk taraftar bakış açısı bu yönde.Hiçbir yönetim radikal kararlar almaz maalesef. Yumuşak geçiş yapmak gerekir bence.

      Sil
    3. Bu sene şampiyon olamazsa Ali Koç gider öyle mi? UEFA artık kulübe açıktan para koyulmasina izin vermiyor, kulübün yarısını zaten Denizbank a vermişler, biriniz bile Aziz den hesap sormayı düşünmeden hala Ali Koç a saydiriyorsunuz.. Ali Koç bugün bıraksın kim çıkıp bu kulübe talip olur? bu soru 1.. Ali Koç bu sabah başkanlığı bıraksa ne gibi bir zor durumda kalır ? Bu da soru 2

      Sil
  16. Gecen sezon basinda Altinordu gibi alt yapiya cok onem veren ve hatta kadrosunda diger takimlardan farkli olarak hic yabanci futbolcu olmayan bir takimdan Berke Oze ve Baris Alici adli iki oyuncu transfer edildi.Berke'de Baris'da Altinordu'da kendilerini kanitlamis oyunculardi.Ozelliklede Berke iyi bir kaleci idi.Halbuki bu yil genelde cok az gol yiyen FB ozellikle kaleci hatalarindan rekor sayida gol yedi ve buna ragmen Berke'ye hicbir sans taninmadi.Ayni sekilde golcu bir futbolcu olan Baris'a da cok az sans verildi.Hatta Baris ara transferde baska bir takima gonderildi.Bende takimlardaki yabanci futbolcularin fazlaligindan iyice bezmis bir taraftar olarak bu ulkenin iki sporcusunun FB'ye gelmesine cok sevinmistim.Bence FB'de dediginiz gibi gercekten buyuk bir yonetim sorunu var ve maalesef bu umit bagladigimiz genc yoneticilerin basa gelmesi ile bile duzelmiyor.

    YanıtlaSil
  17. Genç ve umut verici olduğu söylenen futbolcular da transfer edildi. Ama takımda yer bulamadılar. Başarılı olna baskısı çok zarar veriyor. Belki bir şampiyonluk sonrası daha kolay olabilir, yazdıklarınızı gerçekleştirmek.

    YanıtlaSil
  18. Mahfi Egilmez isminden durum tespiti yapilan bir alanda daha farkli yaklasimlar beklerdim. Cozum demiyorum yanlis anlasilmasin, kastım tamamen yaklasim. Zira, bir konuda elestiri yapmak icin cozum onerisinin de beraberinde gelmesi zorunluluk degildir elbet. Ancak okuyanin ufkunu acacak turden bilmedigimiz yeni bir sey yok bu durum tespitinde.Sizde aynı şeyleri yazıp farklı bir şey olacağını beklemiyorsunuzdur umarım:)
    Saygılar...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bildikleriniz yazmış olmam sizin de bildiğinizi ama sustuğunuzu kanıtlar.

      Sil
  19. Sayın hocamızın dediklerinine katılmakla beraber bazı eklemeler yapayım. Koç dönemi finansal anlamda önceki yönetimlerin yaptıkları zarardan çok daha fazlasını yaptı. İşe yarayan 3 futbolcuyu 25 milyon Euro'ya satıp onların iki katı fazla para harcayarak takımı perişan etti.

    YanıtlaSil
  20. Ersun Yanal her konuşmasında seneye şampiyonluk dedi.O zaman seneye şampiyonluk kovalayacak takımın iskeletinin kurulması gerekmez miydi en azından devre arasından sonra? Bu oyuncular bir arada oynamalı uyum sağlamalı ve takım olmayı başarmalı idi. Maalesef böyle bir şey olmadığı gibi eldeki oyuncuların çok büyük kısmı ile de birer birer vedalaşılıyor. Yeni sezonda yeni takım kurulacak ve "ya tutarsa" denecek. Mahfi Bey'in sorusu şu "Ya tutmazsa? Ben de takımı maddi manevi desteklemeye çalışan sade bir taraftar olarak, Ali Koç yönetiminden en azından sürdürülebilir mali yapı sözünü tutmasını bekliyorum.
    Saygılarımla
    Caner İnce

    YanıtlaSil
  21. Teşekkürler Hocam. Yeni bir başlangıç daima zordur. Yürek ister. Sözünün arkasında durmak erdemli olmaktır. Fenerbahçenin sadık tarftarlaarının beklediğine budur. Eğer yönetim aynı hataları tekrar eder bu sürdürülemez model üzerinde ısrar ederse çok büyük güven kaybı yaşanır. Güven kabı itibar kayıtlarını da beraberinde getirir ki bu hepsinden kötü olur.

    YanıtlaSil
  22. Sayın hocam yorumunuz için teşekkür ederim. Lakin söylediklerinizi ilk kez duymuyoruz. Ekonomik çöküşün sinyalleri yıllar evvel bangır bangır çalıyordu. Ben Avrupa'da bizim 3 büyük kulüp gibi yerel taraftar sayısı fazla takım bilmiyorum. Çoğu kişi kendi şehrinin takımını tutar çünkü.Bu taraftar gücü başka bir ülkede olsa neler neler yapabilirdi. Öncelikle bizim kendi kendimizle olan rekabetin çizgilerini biraz olsun amatör ruh seviyelerine çekmemiz lazım. Sadece şampiyon olmak üzere çizilen başarı çıtası, pek tabi haricinde kimseyi memnun etmez. Altyapı, tesisleşme, oyuncu yetiştirip satma, sadece futbol değil spor kulüplerinin yaygınlaşıp branslasmasi, olimpik sporların yaygınlaşması, ve herşeyden öte sağlıklı yaşam ve sağlıklı beden kültürü bilinci hepsinden daha öte.
    Biz petrol zengini Arap prenslerin transfer politikalarının aynısı ile kendi öz sermayemizi yeyip bitiriyorum.
    Kulüp yöneticilerinin kara para aklamaları, verginin kralını cebinde götüren yabancı futbolcular, ve vatandaşın cebinden uçup giden dövizler i seyredip duruyoruz.
    Öyle güzel bir tiyatro oynanıyorki, bir kaç sene de bir büyük takımlar sırayla şampiyon yapılıyor. Belli teknik direktörler süper ligi turşu tenekesi ne cevirmisler kokuyor artık. Yahu adam küme düşürmüş takımı başarısız olmuş ama hala süper ligde. Aynı şey hakemler içinde geçerli. Cezalandırma yok hata yapani. Yoneticileride denetleyen ve kapı dışı eden bir sistem yok. Takımı başarısız olsa da yönetim değişmiyor değişen den de hesap sorulmuyor zaten. Bir kaç sene sonra tekrar geliyor aynı kişiler zaten.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben de zaten söylediklerimi ilk kez duyuyorsunuz gibi bir iddiada bulunmadım. Sadece söylemde kalan ama kimsenin yazmadığı gerçekleri yazdım.

      Sil
    2. Ben "ilk kez duymuyoruz derken" sizi eleştirmek için demedim. Söylediklerinizin yıllardır söylendiğini ama hala hata yapıldığını yazmak istemiştim. Ki benim bu uzun yazımda ki altını çizdiğimiz şeyler pek çok defa da dile getirilmiştir sadece bizim ülkemize has şeyler değil maalesef.

      Sil
  23. Hocam teşhisi ıyi koymuşsunuz, ama bunu hastada uygularsak başarılı olabiliriz. Acaba uygularlar mı?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Zor. En büyük fırsat geçen sezondu o kaçtı.

      Sil
  24. Katiliyorum..Cocuyu gonderip ersun yanal.i alarak zaten populizme yenik dustu. Geri donus zor gibi..

    YanıtlaSil
  25. Doğrudur hocam! Ben GS'lı olarak Ali Koç için sevinmiştim. Örnek bir başkan olabileceğini düşünmüştüm. Bütün klüplere. Kulüplerimizin ne yazık ki mali durumları, sportif durumları kötü. Galatasaray biz iyiyiz diyor hep, ama kime göre? Çok kötü olan diğerlerine göre maalesef! Bence bu gidiş; doğru bir yol değil. Milli takımda, tama 11 futbolcu Türk. Kaç tanesi ülkede yetişmiş? Saygılarımla...

    YanıtlaSil
  26. Hocam öncelikle eleştirileriniz için elinize sağlık ancak yöneticilerin borçlardan sorumlu olmaması,borçların yeniden yapılandırılması ,devlet destekli statların yapilmasi veya son olay uefadan Trabzonspora ceza gelicekken 50 m$ hükümetin destek olması vb uygulamalar borclanini odullendiren ve haksız rekabeti teşvik eden gelişmeler böyle olunca da takımlar baskılardan dolayı dediğiniz mantıklı olan yapılanmaya geçemiyor. Bence asıl değişmesi gereken takımların üstündeki zihniyet o değişirse zaten kulüplerde ona göre yönetilmek, değişmek zorunda kalacaktır. Saygılarımla.

    YanıtlaSil
  27. Ali Koç,Şenol hocayla anlaşırsa bu iş olur.

    YanıtlaSil
  28. Yazdıklarınızı önceki yönetimler de bu yönetimler de gayet iyi biliyor bence. Çok önemli ama çok basit noktalar bunlar. Sorun uygulamak istememelerinde. Popülizm gibi kolay bir seçenek varken, gelecek inşa etmekle kim uğraşır?!

    YanıtlaSil
  29. Kaldı ki onerdiginiz yöntem ile başarısızlık garanti değil, bu durumdan da daha kötü olacak değil.

    YanıtlaSil
  30. Fenerbahçenin genlerine / tarihine baktığımızda hep hazır,pahalı, flaş, karizmatik futbolcular ile şampiyonluk yaşadığımızı hatırlıyorum. Genç futbolcu yetiştirmek ve alt-yapıdan gelene süre vererek birkaç hüsran sezonu daha yaşanır kanaatindeyim. 3 senede 1 başarı gelir ve parayı dikkatli para edecek adamlara harcar isek borç stoğu yapmadan şampiyon oluruz. Ana borç stoğu için maalesef büyük varlıkları paraya ihale etmek gerek ne kadar acıtsa da.

    YanıtlaSil
  31. Doğru model, mecburiyetten olsa Trabzonspor'un uygulamaya koyduğu modeldir. Umarım bu modeli, kulübün ve şehrin "kültürü" haline getirebiliriz.

    YanıtlaSil
  32. Mahfi hocam merhaba,

    Türkiye ekonomisinin sorunu da aynı değil mi? Eldeki imkanları etkin kullanarak uzun vadede planlı programlı gelişme yerine, sihirli formüllerle şampiyonlar ligine yükselmek istiyoruz.

    Biz çok da yormayalım kendimizi bir süper lider çıksın (futbolcu, siyasetçi) bizi şampiyonluğa, dünya liderliğine taşısın diye hayal kuruyoruz. Bunlar hep boş hayal, hep illüzyon işte. Gerçekleri de kabullenmeye yanaşmıyoruz sükutu hayale uğrayınca.

    Yazınızdaki hemen her cümleyi ben de yıllardır çevremdekilere söylüyorum ama ikna edemiyorum. Borca girelim şampiyon olalım, şampiyonlar liginden kazanıp öderiz diye bir safsata var. Aynısı sanırım ülke ekonomisi için de söylenebilir.

    Size tekrar çok geçmiş olsun bu vesileyle.
    Sağlık ve afiyetle geçecek iyi bayramlar diliyorum.

    YanıtlaSil
  33. Ha ha ha...Hocam elinize sağlık. Bir Galatasaraylı olarak son 3 yıldır sizden okuduğum en muhteşem yazı.

    Işte gerçek fenerli böyle olunur.

    Siz "Fener Ol"mayin

    Beter olun..

    Ha ha ha .. Fenev Bavce şampiyon..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Galatasaray'ın şampiyon olduğuna bakmayın aynı sorunlar orada da var. Bir tane Türk futbolcu olmadan nereye kadar gider bu borçla?

      Sil
    2. Mesele Türk yabancı meselesi değil ki. Örneğin Galatasaray'ın ligin ilk devresindeki stoper tandeminde oynayan serdar aziz'e verdiği maaş, devre arasında transfer ettiği iki stopere verdiği toplam maaştan fazlaydı ki bu iki stoperin önemli katkısıyla başarı da geldi.Siz bari duruma bu kadar sığ yaklaşmayın.

      Sil
  34. Genel olarak futbol yöneticilerin durumu fomo korkusu, fear of missing out,

    YanıtlaSil
  35. Hocam;bütün takımların durumu aynı.Bence bunun çözümü TFF nin kuluplerin harcamalarına belli kriterler getirerek kuluplerin gelirleri kadar harcama yapmalarını zorunlu hale getirmesi.Kuluplerin bu kadar borçta olmasının en büyük sebebi yüksek futbolcu maaşları.Üstelik parayı bu şekilde saçan kulupler iyi yönetilmeye çalışan az sayıda kulübe de zarar veriyor.Bütçesini iyi yapan ve ödemesini gününde yapan bir kulubün 1 milyon verdiği oyuncuya bunlar iki-üç katı teklif edebiliyor.Futbolcu da arada bu kadar fark olunca geç de olsa bir şekilde alırım deyip bu takımlara gidiyor.Bu sistemde futbolcuların hakettiklerinin çok üzerinde para aldıklarını söyleyebiliriz.Her yıl 200 milyon tl lik ürün üretip bunu ancak 100 milyona satabilen bir kurum ayakta ne kadar ayakta kalabilir.
    Saygılar hocam,iyi bayramlar

    YanıtlaSil
  36. Katilmiyorum. sampiyon olamazsaniz euro ile gelir elde edemezsiniz.Bunun yolu da iyi oyuncular almaktan geciyor.Ayrica Fenerbahce beklemez 5 yil oldu.artik bizi şampiyonluktan otesi kurtarmaz.Mali yapiyla ilgili olarakta şunu soylemek isterim bizim baskanimiz Ali KOC???

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Geçen yılki gibi oyuncular alınırsa bu yıl küme düşmekten kurtulamayız.

      Sil
  37. Doğru yazmışsınız da, bu geçen sezon yapılmalıydı. Bu kadar başarısız geçen bir sezonun ardindan yönetimin ömrü maalesef ilk haftalardaki sonuçlara indexli, en azindan elestiriler cok daha sert olur. Bu şartlar altında da yönetim ne kadar inansa da bu riski almak istemez herhalde.. Gene kısa vadeli günü kurtarmaya çalışan çözümler..

    YanıtlaSil
  38. Ali Koç’a güvenelim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Herhangi bir güven sorunumuz yok, doğru gördüğümüzü söylüyoruz sadece

      Sil
  39. Önem sırasını önemsemeden, bir Fenerbahçe taraftarı olarak gördüğüm
    SORUNLAR:
    -yurtdışında iyi oynadığını gördüğümüz çoğu futbolcu transferden sonra Fenerbahçede oynamıyor(belki çok azı hariç)
    -altyapısı uyduruk.Futbolcu, psikoloğu, yönetcisi, kariyer planı, olmadan hadi koçum la yetiştiriliyor.
    -uzun vadeli futbocu yatırımı yok. Takımların hiç biri de bunu oluşturamıyor.
    -Futbol sahada kavga, itiraz, haksız itiraz üzerine kurulu. Çıkarlar çok çatışık.
    -uzun vadeli değil.
    -80 milyonluk ülkeden 3 adet dünya ölçeğinde çıkmazken, 4 milyon gurbetçinin olduğu avrupadan 5,6 adet Dünya ölçeğinde futbolcu çıkıyor.
    -bu işleri bilenler yönetimde değil. Profesyoneller yok yada etkin değil.
    - hatta çok iyi Profesyoneller olduğundan da emin değilim.
    -aslında özet Şu: Belçika ligi takımlarının oynadığı maç kalitesi bile Türkiye Liginde oynanan maçların kalitesinden çok daha Yüksek. (Bizim ligin maçlarını seyrederken heyecanlanıyoruz ancak bu sadece Taraftarı Olduğumuz için-yoksa futbolun kalitesinden değil.
    -Ali bey de hayallerle geldi ancak, günü bile kurtaramadı-parada harcadı, eğer doğruysa cebindende Koydu- netice ise felaket.
    -hem para gitti,
    -prestij gitti,
    -, tarihin en kötü fenerbahçesi
    Ali bey Pişman olmuştur- da-fakat bırakamaz
    (Ailesi girme bu işe çok demişti)

    Gelecek sezonda,sezonu kurtarmaya çalışacaktır-tesadüf ederse başarılıda olabilir-(çünkü bazen tesadüf eder-tesadüfden kastım belki lig şampiyonluğu-sonrası ilk turda dua edilir ortalama takim dusmesin diye

    YanıtlaSil
  40. Bazen yanlışlara o kadar alışkin hale geliriz ki doğru aslında olduğundan çok daha uzakta gözükür. Kumar ile yönetmek arasında fark var. Futbolu yönetmek de profesyonellik ve deneyim gerektirir. Sizin yazınızda ilettikleriniz bir daha kumar oynamayalım zira elimizdeki fişler de başkalarından aldığımız borçlar. Belki jackpot yakalayamayacagiz ama bir dahaki sezonlarda en azından avrupa ya gidebilecek ve gücümüzü geri toplayacak finansmana ve inanca sahip olacağız.

    Bir Fenerbahçe'li olarak çok teşekkürler hocam. Doğruyu söylemenin onemi kaç kere söylendiği değil kim tarafından soylendigidir.

    Saygılarımla

    YanıtlaSil
  41. “Bu sezon bu dediğimi yapmak geçen sezona göre çok daha zor.” “Burası Çokomelli”

    YanıtlaSil
  42. hocam, futbolumuz da ekonomimiz gibi maalesef. üretim zayıf. sürekli ithalat yapıyoruz. ben koyu bir Galatasaray taraftarıyım. takımım UEFA ve UEFA süper kupasını alırken alt yapıdan çok sayıda futbolcumuz vardı. artık Galatasaray da alt yapıdan yeterince futbolcu çıkaramıyor. bir ozan çıktı onu da hemen sattık ne yazık ki!. türkiyede hemen her alanda değer erimesi yaşanıyor. üretim özellikle değer üretimi sadece ekonomide değil her alanda önemlidir. en kötüsü de üretim kültürümüz giderek ortadan kaldırılıyor. hazırcı anlayış yerine ikame ediliyor. bu anlayış bizi sadece küresel güç merkezlerinin oyuncağı yapar ki yapmaya başladı bile hocam. hocam bu arada sizin,ailenizin ve sevdiklerinizin ramazan bayramını kutlar sağlıklı ve huzurlu nice bayramlar yaşamanızı temenni ederim.

    YanıtlaSil
  43. Size çok katılıyorum. Bu iş geçen yıl daha kolaydı ama geç sayılmaz yine.
    Sn. Ali Koç'tan hiç beklemediğim gibi başarısızlığı da hakemler, Fatih Terim'in tazminat alması vb. yüklemek de işin kolayına kaçtı ☺
    Saygılar

    YanıtlaSil
  44. Hocam bir süre sabretmek ve beklentiyi dusuk tutmak en dogrusu olacak sanirim. Evet, cözüm bu.

    YanıtlaSil
  45. Futbol, bazı şanslı kulüpler gibi sonsuz kaynaklarla finanse edilemez. Anlaşılmaz olan, dünya markası bir ekonomi devinin kültürüyle yetişenlerin bu gerçeği göz ardı etmeleri. Demek ki başka dünyalara uyum sağlamak, yönetmekten daha kolay! Sonuç, girdapa kapılmak.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Dünya markası deyince bir gülme tuttu.

      Sil
  46. Hocam mükemmel teşhis. Burada sadece Euro ile kiralık oyuncu giderleri TL gelir ile karşılanmıyor, aynı zamanda bu kiralık oyunculara zaman yatırımı da yapılıyor. En az 34 maç tecrübesi kazanabilecek binlerce genç oyuncumuz var. İşin bir başka boyutu futbolun hammaddesi futbolcular için en değerli aralık olan 10 yaş üstü genç nüfusta galiba Avrupa lideriyiz. Ali Koç gibi bir yönetici fırsat maliyeti konusunda bu kadar bilgisiz olamaz.. Olmamalı.. Teşekkür ederim iyi çalışmalar

    YanıtlaSil
  47. Futbol, bazı şanslı kulüpler gibi sonsuz kaynaklarla finanse edilemez. Anlaşılmaz olan, dünya markası bir ekonomi devinin kültürüyle yetişenlerin bu gerçeği göz ardı etmeleri. Demek ki başka dünyalara uyum sağlamak, yönetmekten daha kolay! Sonuç, girdapa kapılıp,kaybolmak olabilir.

    YanıtlaSil
  48. Futbol kulüplerinde şu an en önemli oluşum altvyapı ve Scouting; yani oyuncu araştırma,takim ve takıma uyan oyuncuları takıma katma. Futbolda şampiyon aslında 31 Ağustos gecesi saat gece 12de belli oluyor. Takımın eksiklerini mali kriterlere uygun, umut vadeden, ya da tecrübesiyle katkı sağlayacak, yeniden satılabilir oyuncuları takıma katan takım hem şampiyon oluyor hem de mali açıdan toparlıyor. Çünkü asıl gelir şampiyonlat liginden geliyor. Bu döngüyü bir kaç yıl devam ettirebilen kulüp günümüz futbolunda ekonomiyi toparlayıp feraha ulaşabilir. Tabi ki her yıl üstüne koymaları gerekir. Bu nedenle scouting ekiplerini çok iyi profesyonellerden kurmaları, oyuncuları iyi takip etmeleri, hem yetenek hem de iş ahlakı yönünden oyuncuları değerlendirmeleri gerekir.
    Alt yapı ise daha zor bir alan; yatırım ve sabır gerekli. Alt yapının en büyük sorunu da yine oyuncu seçimi. Burada da ekip çok önemli. Bence alt yapı ligleri ya kaldırılmalı ya da sıralama öbemsiz hale getirilmeli. Zira alt yapı hocalarının başarı kriteri olarak alt yapı liglerini kaçıncı sırada bitirdikletine bakılıyor ve oyuncu seçen antrenörler de yaş gruplarına göre fiziki olarak daha gelişmiş çocuk ve gençleri takımlarına alıyor. Fiziki üstünlükle belki o ligleri önde kapatıyor. Ancak çelimsiz ama yetenekli çocuklar takımlara alınmıyor. Bunlar eğer çok şanslı ise bir şekilde aradan çıkıyor. Ancak çoğu ya şans bulamıyor, ya da futboldan soğuyor. Ülkemizde hane halklarının gelirlerine bakıldığında, çoğu açlık sınırında yaşıyor. Bu nedenle küçük yaştaki çocukların bir kısmı yeterli fiziki gelişimi sağlayamıyor ya da geç sağlıyor. Yetenekli ancak küçük yaşlarda çelimsiz çocuklar belki de ileriki yıllarda imkan bulursa fiziki olarak aynı seviyelere geliyor.ama çoğu olayda iş işten geçmiş oluyor. Alt yapıda çok ciddi mentalite değişimi lazım.
    Tabi bir de ahbab çavuş kapitalizmi ile yönetildiğimizi ve toplumun bireylerinin bunu kanıksadığı,şartlara uyum sağladığı,ahlaki değerlerin toplumda erezyona uğradığı göz önünde bulundurulmalı. Alt yapılata onun çocuğu, bunun tanıdığı diye giren pek çok çocuk var. Aralarında yetenekli olanlar vardır, ancak bunların çoğunun yetenekli çocuklarının yerini işgal ettiği unutulmamalı.
    Buradan ülkemizin bir başka sorununa geçmemiz mümkün. Liyakat. Hem alt yapı , hem de profesyonel futbolcu seçiminde liyakatli kimseler kulüplerde istihdam edilmezse kulüplerin batması kaçınılmaz. Daha kötümser durum ise bir başka ülke gerçeği yolsuzluk elbette. Hem ahbab çavuş kapitalizmi, hem ahlaki erozyon, hem de liyakatsiz kişilerin yönetimlere gelmesi ve ya kulüplerde transferde karar verici noktalarda olması sebebiyle futbol yolsuzlukları milyon dolarlar sebiyelerinde yapılmakta. Kulüplerimiz batarken Nedense hukuki olarak bu olaylar sümen altı edilmekte. Bu noktada diğer bir eksiklik yeterli bir hukuki düzenin kurulaması ve futbol yöneticilerin hesap vermemesi. Hesap verme dernek genel kurulunda kol indirip kaldırma ile değil, bağımsız denetçilerin incelemeriyle yapılmalı.
    Ülkemiz futbol kültürü aslında ülkemizdeki toplumsal, hukuki, siyasal çöküşün spor alanındaki bir örneklemesi.

    YanıtlaSil
  49. Sene 1984 ilkokula başladım, koyu fenerliyim,
    Sene 1986 ilkokul ikinci sınıfta sıra arkadaşım Mustafa koyu Galatasaraylı,
    Benim babam Toprak Su idaresinde devlet memuru, onun babası Ziraat bankasında devlet memuru.

    Bir gün dedik ki, Mustafa ile takımları değişelim,
    sen Fenerli ol, ben de Galatarasaylı.

    Anlaştık.

    O günden beri ben koyu Galatasaraylıyım o koyu Fenerbahçeli.
    Küçük bir Anadolu Şehrinde, liseyi de beraber okuduk.
    Ben ona GS tarihçesini ezbere anlatırdım, o bana FBninkini.

    GS varsa FB de vardır, veya tam tersi, bizler gibi bu takımlar da beraber büyür.

    İkimiz de hem ÖSS hem de ÖYS de ilk 250 ye girdik.
    (Burası çokomelliydi)

    Ben yazılımcı oldum, İstanbula gittim, o avukat oldu Ankaraya gitti.

    Sene 2007 bir işim düştü Ankara'da, Mustafa aklıma geldi, internetten
    aradım, ofisini buldum, o gece sabaha kadar konuştuk, dile kolay 11 yıl geçmiş,
    takımları değiş tokuş yaptığımız sıra arkadaşlığımız geldi, epey güldük,
    o koyu FB li, ben koyu GS li.
    Birbirimizin olduğunu bilmeden aynı statlarda maçları bile izlemişiz.

    Dedi ki en son ne zaman GS maçı izledin?

    Düşündüm, 4-5 yıl olmuştur dedim, o da aynen dedi.

    Türk Futbolunu, Finansmanını, Oyuncu yetiştirmeyi, gezip gördüğümüz Avrupa ülkelerinde,
    çocukların nasıl futbol ile minik yaşta tanışıp milli takım ve Avrupa yıldızı haline geldiklerini,
    Türk futbolunda Alman oyuncuların (Türk kökenli) etkilerini vs konuştuk derken,
    Futbolun sermaye yapısı, yönetim yapısı, yönetici kalitesi, kurumsallaşma, ve
    ben ona Institution Theory kapsamında futbolun meşruluğunu, vergileri konuştuk.

    Bütün bu konularda tamamen anlaştığımızı gördük.

    Sebeplerini yazmaya gerek yok, niçin Türkiye'de futbolun gelişemeyeceği konusunda
    anlaştık.

    Mustafa dedim, kusura bakma, 21 yıl önce seni Fenerli yaptım, ama artık ben
    soğudum, senin de o kadar değerli vaktini çaldım, o da dedi ki, esas ben seni GS li
    yaptım, ben de senin vaktini çaldım. Vakit çalma konusunda da anlaşmıştık.

    Çocuklarına evde hiç futbol anlatmıyormuş, anlatmayacağım da dedi,
    futbola sarsınlar istemiyordu.

    Ben ülke değiştirdim, o hala Ankara'da.

    Bir oğlum 7 diğeri 4.5 yaşında, ikisi de GS yi FB yi bilmezler,
    kendileri öğrenirse bir şey diyemem,
    sorarlarsa ilerde hazır iki kelimem var, "Boş işler".

    Geçen sene Mustafa'yı memleketimde gördüm, hem Ankara hem de memlekette ofis açmış,
    oğlu İsviçre'de hukuk eğitimine başlamış, oğlu Avrupa'da iş yapsın istiyor,
    sordum Mustafa senin oğlan hangi takımlı?
    - Biliyor musun dedi, hiç futbol konuşmadık, bizim gibi hiç bir takımın detayını bilmiyor.
    - Benimkiler de dedim, umarım hiç öğrenmezler.

    Bizler, bu ülkenin insanlarıyız, bizi soğuttular, yapmacıklı işleri, iş bilememeleri, kaynakları boşa harcamaları, liyakat sahibi olmayıp onun bunu adamlarına iş vermeleri vs.. vs...

    15 yıl olmuş hiç fikstüre bakmadım, yorum okumadım, futbol takibi yapmadım, yukarda Mahfi Hocanın başlığını okudum, yazısını hiç okumadım, Mahfi hoca adına üzüldüm, o kadar zamanı boşa harcamış diye, bu işler boş işler...

    Şimdi bile kaleci Simoviç'ten Mondragon'a kadar tüm GS kalecilerini ezbere sayarım,
    Cevat Prekazi'den, Torino'luya (bu da Türk futbolu için acıdır, ismini bile anmıyorlar),
    (bidon) Jardel e kadar tüm orta ön oyuncuları,
    Nikolof tan, Kaptan Bülent'e kadar tüm kaptanları, ama sonrası yok, hiç bir zaman olmayacak.

    Mahfi Hocam, ilk kez bir yazınızı okumadım, okumayacağım, bizim için futbol bitmiştir be hocam,
    sen de bırak bu işleri, boş adamlar ile havanda su dövmeye değmez.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aslında konu futboldaki yönetimden giderek ülke yönetimini eleştirmek. Çünkü alanlar farklı da olsa hatalar aynı.

      Sil
  50. Hocam bir Galatasaylı olarak yazınızı her zamanki gibi çok beğendim. Kulüp isimlerini değiştererek bütün kulüpler için kullanabileceğimiz tespitler. Ancak size bir konuda katılmıyorum. O da sportif başarı olmadan mali durumu düzeltmek çok zor duruyor çünkü maç başı ve şampiyonlar ligi gelirleri gibi gelirlerden mahrum kalıyorsunuz. Kısa vade de gençleri oynayarak bunu başarmanın imkanı yok. Yani kulüpler bir kısırdöngünün içine girmiş gibi duruyor.

    YanıtlaSil
  51. Sayın Eğilmez

    Enflasyon verisi ile ilgili açıklama yapmamanızın nedeni: Artık umursamadığınız için mi? Bayram öncesi telaşınız nedeniyle acele analiz yazmamak için mi?

    YanıtlaSil
  52. DARON ACEMOĞLU'NDAN UYARILAR VE ÖNGÖRÜLER: "EKONOMİK KRİZİN EN KÖTÜ KISMI, HENÜZ BAŞLAMADI."

    Tamamını okumak için:

    www.agos.com.tr/tr/yazi/22505/acemoglu-ndan-uyarilar-buyuk-ihtimalle-henuz-en-kotu-kismi-baslamadi

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Mahfi hocam, siz futbol eksikliklerini yazmışsınız ama Türkiye futboldan çok daha önemli değerlerini kaybetmiş farkında bile değil.

      Biri sizin meslektaşınız Daron hoca, diğeri de benim meslektaşım Mustafa bey.

      Daron Hoca, hem kültürü hem ekonomik yetkinliği ile dünya da en fazla atıf alan ilk 10 ekonomist arasında yer alıyor.

      Daron hoca gibi, Türkiye kökenli o kadar çok akademisyen ve profesyonel insanımız var ki insan hayret ediyor.

      Ben bir yazılım uzmanı ile tanıştım, iki hafta önce, New Jersey de, ismi Mustafa.

      Nevşehir'de büyümüş, 13 yaşında ilk bilgisayar yazılımlarını yazmaya başlamış, İTÜ mezunu, 6 yıldır burada imiş. 10 yıldan fazla Türkiye de çalışmış, Turkcell'den, büyük inşaat firmalarına, İş Bankasından Garantiye, Ford Otosanlar, Arçeliklerden Gaziantepteki Sanko lara kadar çoğu büyük firmanın IT ekiplerini isim isim tanıyor.

      Kimse BitCoin ve BlockChain nedir bilmez iken, Finans kurumları arasındaki verilerin asla değiştirilmediğinden emin olunacak ama hiç bir kurumun gizli ticari bilgisinin de diğer kuruma geçmemesini sağlayan BlockChain sistemi geliştiren ekibin teknik takım lideri olmuş. Nasdaq ve bağlı tüm ofislerinin altyapıları bu sisteme geçişe başlamışlar.

      Hocam, emin olun o kadar çok Türk görüyorum ki yurt dışında, hiç birinin ailesi zengin değil, hepsi neredeyse memur ve esnaf çocuğu, yetenekleri ile olağanüstü işlere imza atıyorlar.

      Sermayenin yeteneğe ihtiyacı var, bence binlerce yıldır değişmeyen tek konu bu, Türkiye yeteneklerini kaybediyor, futbol nedir ki Allah aşkına?

      Yetenekli insanımız üretiyor, vergi veriyor ki o klüpler ayakta duruyor, vergi veren azalınca onlar ne yapacaklar? Hiç bir şey üretmeyen, cahillere bedava eğlence sunan dev bütçeli israf yerleri, teker teker batacaklar.

      Futbol boş adam işi hocam, Türkiye'de, zahmet edip boş yere zamanınızı heba etmişsiniz.
      Bunların kime ne faydaları var?

      Ben Ali Koç'a notumu, FB Başkanı olmak istediğinde verdim, işi gücü olan yetenekli bir insan ne diye batak işlerin içine girer? Demek ki işi gücü yokmuş.

      Sil
    2. Agos ermeni gazetesi olsa da bazı yazar tespitleri ve bakış açısı farklı. Bölünmemiş gazetecilik anlayışı var. 25 sene evvel bir ermeni ile aynı sınıftaydık. O zaman ayrımcılık esintisi bile yoktu.

      Sil
  53. Mahfi bey, siz, insanların aklına sızabiliyor, onların neler düşündüğünü, neler hissettiğini görebiliyor ama müdahale edemiyormuşsunuz.

    Doğru mu?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bence yaşamın kendisi bir mucizedir.
      Her insan bir mucizedir.

      Sil
    2. Ne yaşam ne de insan bir mucizedir. Mucize diye bir şey yoktur. Mucize ancak hayallerde ve masallarda olur.

      Sil
  54. Kıymeti Mahfi Hocam,

    Görüşlerinizde başından sonuna kadar haklısınız. Doğma büyüme Kadıköy'lü ve Fenerbahçe'li olmamın yanı sıra Türkiye'nin en büyük halka açık holdinginde yatırımcı ilişkileri ve yönetim kurulu komitesi de dahil ilgili süreçleri yönetmiş Finansal Yönetim ve Hukuk Danışmanı olarak ben de küçük bir değerlendirme sunmak isterim.

    FB, GS, BJK köklü spor kulüpleri olarak birçok disiplinde spor faaliyeti gösterse de aynı zamanda Borsa İstanbul'da işlem gören halka açık şirketlerdir. Bu şirketlerin finansal sıkıntıları için finansman ihtiyaçlarının karşılanma yolları Türk Ticaret Kanunu ve Sermaye Piyasası Kanunu ile ilgili mevzuat ile halka arz, kredi ve borçlanma ile belirlidir. Buna karşın futbol taraftarlarından bağış, yardım toplamak hem kötü bir finansal yönetime, hem finansal hukuka ve rekabet kurallarına aykırılığa, hem yatırımcıların menfaat kayıplarına neden olarak birçok boyutta yanlıştır.

    Marmara Üniversitesi'nde "Finansal Sürdürülebilirlik Modeli: Borsa İstanbul Şirketleri Uygulaması" ile sorunun çözümü için bilimsel yaklaşımlarımı ileri sürdüm. Türkiye'de BIST Sürdürülebilirlik Endeksi'ndeki şirketlerin dahi finansal sürdürülebilirlik için bilimsel bir modeli, somut uygulaması bulunmamakta ve yalnızca "sürdürülebilirlik" söyleminde bulunmaktadırlar. Literatürde bu durum "green washing" yeşil yıkama olarak geçmektedir.

    İster Türk futbolu ya da sporu olarak isterse halka açık şirketler olarak meseleye bakalım sürdürülebilirlik, kurumsal yönetim, sosyal sorumluluk, finansal yönetim, finansal hukuk gibi birçok bilimsel kavramdan son derece uzak bir tablo görüyoruz.

    Umuyorum ki Türk şirketlerimiz öncelikle sizin değerleri görüşlerinizden ve naçizane benim sunduğum bilimsel ve profesyonel destekten istifa ederler. Kazanan Türkiye olur.

    Saygı ve sevgilerimle,
    İbrahim Can
    www.icanadvisory.com

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim değerli görüşlerinizi paylaşmanız çok yararlı oldu.

      Sil
    2. I Can Abicim,

      Adama bilim değil para lazım,
      Adam diyor ki, bana plan getirme, pilav getir,
      Siz ne desteğinden ne biliminden bahsediyorsunuz?
      Koç, plan yapacak olsa, bir yıl önceden başlar yapardı.

      Siz demezsiniz ama başkaları şöyle der;
      Koç gibi yağlı etli bir kemik buldum, biraz da ben yanaşıp faydalanayım.
      Onlardan sizin planları uygulamayı bıraktım, dinlemeye bile sıra gelmez.

      Mahfi Hocamız da saf saf yazmış, açık mektup, şunu şunu şunu yapın diye,
      Hocam bayram öncesi beni çok güldürdünüz, umarım siz de bol bol gülersiniz.
      Bunların hepsi boş adamlar.

      Aklıma gelseydi, FB başkanına derdim, tüm dernek üyelerini toplasınlar, yarın bayram,
      bayram namazı sonrası mendil açsınlar, bayram sonu da cuma namazı sonrası mendilleri hazırlasınlar, bunu yazın daha çok tutarlar.

      Sağlıkla, sevgiyle kalın.

      (Not, bu tiplere bin tane günahım olsa birini bile vermem)

      Sil
  55. Görüşlerinize tamamen katılıyorum.
    Sayın koç gerçekçi ve samimi olduğu an tüm Fenerbahçe liler beklentilerini ileriki sezonlara taşıyacaktır. Ekonomik yapılanma olmadan ne huzur olur ne de başarı. Gençlerle yola çıkılmalı onlarla takımdaşlık ve farkındalık yaratılmalı. Zamanla Ekonomi düzelince başarılar da gelecektir. Sayın koç biraz cesaretle bu işin altından kalkacaktır. Saygılarımla

    YanıtlaSil
  56. İktisat dinamikleriyle futbol dinamikleri farklıdır. Euro geliri şampiyon olmakla mümkün, bunun ikamesi nedir göremedim yazıda. Ayrıca kanunun gücüyle vatandaş vergi vermeye mecburdur ama taraftarın bir zorunluluğu yok, taraftar gelirini bu şekilde kaybedersiniz. Son 2 seneki taraftar geliri ve saha içi sonuçları karşılaştırabilirsiniz.

    Ayrıca yazı içinde bazı kesin yargılar varki nedenleri muğlak. Mesela lejyoner örneği.. bu örnek Fenerbahçe özelinde mi başarısızlık getiriyor, yoksa genel bir başarısızlık nedeni mi? Çünkü tek takımın şampiyon olabildiği bir sistemde en tepedeki takım da bu sistemle başarılı oldu.

    Yorumunuzu iyi niyetli bulmuyorum. Ali Koç'un taraftarın heyecanını nasıl diri tutacağını, ve gelir modellerini yazmamışsınız. Üstelik daha geçen gün FenerOl kampanyasını eleştiren tweeti retweet etmiştiniz. Transfer yapma, para toplama, e nasıl olacak bu iş, nereden gelecek gelir? Sponsorlar bile taraftar ilgisine bakıyor?

    Altyapı ve harcamalarla ilgili güzel ama bu şartlarda ütopik bazı tavsiyeleriniz var. Bunun da düzenlemesini yapacak olan devletin kendisi. Bugün premier lig dinamikleri oluşmasında iktidarın, kraliçenin rolünü incelemenizi öneririm. Siz de iyi biliyorsunuzki malum krizden sonra bankalar iyi/kötü bugünkü sisteme kendileri gelmedi, yasal düzenlemelerle bu noktadalar. Yani saydığınız çoğu şeyin muhatabı Fenerbahçe değil, iktidardır.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kardeşim neresi art niyetli bu yazının?

      Kraliçe'yi mi Fenerli yapalım? Sen ne çektin de taa Kraliçeye gittin?
      Kadın sabah ne yediğini biliyor mu ki Premier Ligi bilsin?

      Koç'muş, lafa gelince Kraliçe'den zenginiz demeyi biliyorlar,
      Hani nerede zenginliği? Fenerden niye sakınıyor zenginliğini?
      Burası Türkiye kardeşim, başkan dediğin para koyar para, cash.

      Yoksa, ya gitsin başkası başkan olsun,
      ya da Koç soyadını değiştirsin Koyun, Kuzu yapsın.

      Kuzucuk Ali diyelim biz de. Zaten kuzuya döndü bir yılda.

      Sil
    2. art niyetli bir yazi bu

      Sil
    3. @20:53 bilerek mi yazıyorsun yoksa kendince herhalde böyledir mi diyorsun? İngiltere ceza aldıktan sonra bizzat kraliçe tarafından denetlenmiş ve çalışmaları yeterli görmediği için +2 yıl da kendisi cezalandırmıştır.

      Varsa kanıtlayabileceğin nirşey söyle, biz de öğrenelim. Bu şekilde cehalet kokuyor yazdıkların.

      Ayrıca sayın Mahfi hocamın yazdığı yazının özü kişisel servet ile ittirilerek gelen sisteme eleştiri. Sen de kalkmışsın hani nerede para diyorsun :)

      Bu tartışma sana büyük gelir

      Sil
  57. Futbolda siddet uzerine yazi yazin
    Futbolda siddet yuzunden omur boyu stadlara girme cezam var

    YanıtlaSil
  58. Ne oldu Hocam, Ali Koç'un parası mı bitmiş?

    Atsın oradan 100 milyon Euro alsın 2-3 tane Avrupa yıldızı,
    Atsın bi 50 milyon Euro alt yapıdan gençler yetiştirsinler.

    Elinin altında Türkiye'nin en büyük firmaları var,
    Tüpraş, Beko, Arçelik, 4er 5er milyon Euro atsınlar sponsorluk geliri.

    Ben taraftarım, millet vergisi ile besliyor zaten,
    ben mi alıyorum o paralara oyuncuları?

    Ben Başkanım diye geziyorsa ödüycek, para koyıcak kasaya...
    Yok öyle benim babam zengin, ben fener başkanıyım, ben sıcak lobide oturur
    maç izlerim diye caka satmak...

    Ben taraftarım kardeşim,
    o dev stat olmasa bile gider düz ovada zıplaya zıplaya maçı izlerim,
    takımın otobüsü olmasın oyuncuları arabamla evlerine bırakırım,
    Avrupalıyı bırak, sarı-lacivert formayı giyen her genç kardeşimi bağrıma basarım,
    ama yok öyle Başkan olup, zengin olup sağdan soldan para dilenmek.

    Zenginsen görelim Koç'um,
    Biz kimleri gördük be!
    Paran yoksa yürrü be Koç'um ense traşını görelim, bekleme yapma.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Abi doğrusun,

      Lefter'ler para babaları ile mi Lefter oldu ?
      Varsa parası koyucak, yoksa çekip gitcek.

      Beşiktaşlının çocuğundan Fener e başkan mı olur?

      Başkan ise koysun kefaretini çeksin bankadan bi 100 milyon kredi,
      Başkanlık yürek ister, millet çocuğunun rızkını koyuyor bu takım için,
      zenginmiş, yüreğin zengin olacak abi,
      Koç ise, koysun kefareti imzayı alsın bankadan parayı,
      banka da kendi bankası.

      Sil
    2. Katiliyorum,
      Koc ta para yoksa ne diye baskan oldu? Bana vizyon misyon demeyin, caddeden hangi esnafi tutsam vizyon cikar.

      Ornek mi bak Acun Ilicali ya, caddede esnafti, dunyayi eglendirmeye basladi.

      Ali Koc ta para yok ise, beklemeden istifayi bassin gitsin.

      Sil
    3. Bir kulübe başkan seçilen kişinin o kulübe kendi parasını koyması beklentisi artık bitmeli.

      Sil
    4. Ali Koç sizin köleniz mi, hiç işe yaramayan bir klübe milyonlarını karşılıksız harcasın. Siz klübü yönetecek bir başkan değil sağacak bir hacıağa arıyorsunuz.

      Sil
  59. Sayın hocam

    Yıllardır böyle yapılmasının gerektiğini düşünüyorum. Bir değil üç beş yıl gidebilir. Liverpool taraftarı 30 yıldır şampiyon olamayan takımını bıraktı mı? Biz de bırakmayız.

    YanıtlaSil
  60. Mahfi beyin yazdıklarının bir kısmına elbette katılıyorum. Ama 2 iyi futbolcu ve gerisi gençlerle işi yürütemezsiniz, seyirci gelmez ve daha çok zarar edersiniz.Fenerbahçe gibi bir kulüp tekrara aşağıdan başlayamaz bu mümkün değildir. Yapılacak iyi futbolcular ve pahalı futbolcular yerine bugün Avrupa'daki Türk gençlerinden faydalanmaktır. Bakın Milli takımda oynayan kaç tane Avrupadan genç var. Bunlar size güvenirse ve paralarını verip sözünüzde Avrupalı gibi durursanız elbette Anavatanına gelirler. Ama paralarını vermiyorsunuz onlarda gelmiyor. Türkiyeye giden hemen her milletten futbolcuya parasını alamayacağını ve Türklerin ''bizde paran kalmaz'' sözünü söyledikleri gazetelerde yazıyor. Bu durumda bence Yönetim şapkaları önüne koyup iyi düşünmesi lazım.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Katılıyorum size.

      Avrupa'da oynayan Türk gençleri ırgat mı gelip FB de oynasınlar?

      O Türk gençlerinin çoğu hangi ülkede yetişmiş olursa olsunlar, yeteneklerini paraya dökmek zorunda olan insanlar.

      Avrupa'da 3-4 milyon Euro maaş alırken kim gelir Fenerbahçede alacak riski ile futbol oynar, ki FB Avrupada oynayan bir futbolcuya ne kariyer imkanı tanıyabilir?

      Bunlar boş hayaller.

      Benim amcamın oğlu, Beko Arçelik te yazılım mühendisi olarak 2 yıl çalıştı, Hollandaya gitti.
      Bana söylediği, Koç onlara Hollanda da aldığı maaşın tam 5 te 1 ini veriyormuş. Beraber büyüdüğüm insan bu, yaptığımız iş aynısı diyor, hatta Koç ta çalışırken gece mesaisi düzenli hale gelmişti, hafta sonları işe giderdi sistem bakımları için.

      Kardeşim, dünya değişti, yazılımcı futbolcu ne olursa olsun, herkes emeğine en yüksek maaş veren yere gidiyor.

      Ben Mali Müşavir oldum, ben bile, işim tamamen Türk yasaları ile ilgili iken İngilizce bildiğim için 1.5 yıldır her gün İngiliz Muhasebe (Anglosakson) Sistemi, Vergi Konuları, Ticaret Yasalarına çalışıyorum.

      Sınavlarını vermek için İngiltereye gidiyor geliyorum. İşlere bakıyorum, staj imkanlarına bakıyorum, piyasayı araştırıyorum. Buradaki evimi geçen sene sattım, kiraya geçtim, iki sınavım daha kaldı, onları da yüksek not ile vereceğim, iş bulduğumda işe yakın bir yerden ev alacağım veya kirada oturacağım parayı tutacağım.

      Ben, zengin bir adam değilim, evlendiğimizde annem babam birikmişini verdi, kayınperedim birikmişini verdi, ben verdim, üstüne 60 ay mortgage ödeyip almıştım bu evi.

      Bu ağustos başında, buradaki evin kira sözleşmesi doluyor, eşyaları kayınpederin deposuna koyucam, ev kiralayıp iş aramaya gidicem, iş yaparken sınavları vericem.

      Ben basit bir Mali Müşavir bile bunu düşünürken, milyonlarca Euro kazanan oyuncular, onların menejerleri, aileleri kim bilir neler neler düşünür?

      Ben çalışır başka ülke mevzuatına hakim olurum, ya futbolcu ne yapsın? Bir sakatlansa 2 yılı gidiyor, 30 undan sonra ismi yok ise amatörlerde ancak iş bulabiliyor. 33 ten sonra istisnalar haricinde sahada koşamıyor, emekli oluyor. İsim yaparak aktif çalıştığı süre en fazla 8 sene. Bunu da fener ile mi harcasın?

      Avrupa'daki Türk gençleri kolay mı isim yapıyor? Koç bile o milyar dolarlarına rağmen 2 kötü markayı zor tanıtabildi, adam genç yaşında rekabetten çıkmış, kendini farklı yapmış, doğru hamleleri yapmış, sonra gel buna Türkiye de oyna diyorsun.

      Bırakın Allah aşkına, mübarek gün, kafayı ne ile çekiyor bu millet bunları düşünmek için.

      Sil
  61. Mahfi bey

    TV dünyasından çalışma arkadaşınız Gökay Otyam'ın, Berat Albayrak'ın halkla ilişkiler-iletişim danışmanı olmasıyla ilgili bir yorumunuz var mı?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. En azindan bakan konusmalarini toparlar, sive esprilerini birakir, diksiyon calisir.

      Sil
    2. Hayır yok. Herkes kendi tercihini kendisi yapar ve biz de o tercihe saygı duymak durumundayız.

      Sil
  62. Hocam, Türkiye ekonomisi-Fenerbahçe korelasyonu ile ilgili açıklama yaptığınız Ekodiyalog programını maalesef bulamadım. Burada ya da twitter hesabınızda paylaşabilirseniz istifadeli olur kanaatindeyim. Saygılarımla.. @mmrblgc

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bunu Ekodiyalogda bir kaç kez söylediğime eminim ama maalesef ben de bulamadım hangisinde olduğunu.

      Sil
  63. Yazınızda çok önemli ve doğru tespitler var.
    Fenerbahçe bu durumlara kesinlikle düşmemeliydi,düşürülmemeliydi.
    Umarım bu ülkenin tecrübeli,aydın ve idealist Fenerbahçelilerinin öneri ve uyarılarına,yönetim de kulak verir.
    Ancak konu Fenerbahçe olunca,ben de Mahfi Bey’in bu platformu vasıtasıyla fikirlerimi aktarmak istedim.
    Yaşım Mahfi Bey’den küçük.Ama Tahsin Kaya’dan bu yana görev alan Fenerbahçe yönetimlerini iyi hatırlayabilecek kadar Fenerbahçeliyim.

    Şunu çok büyük bir vicdan rahatlığıyla söyleyebilirim:
    Bugüne kadar seçilen ve görev alan hiç bir başkan ve yönetim,beni Sayın Ali Koç’un başkanlığa seçilmesi kadar heyecanlandırmamıştı.
    Çünkü Ali Koç’un gençliğine,futbol tecrübesine,duruşuna,aklına,vizyonuna ve Fenerbahçe sevgisine güveniyor ve inanıyorum.
    Gereksiz ve yıpratıcı polemiklere girmeyeceğine,medyada ve kamuoyunda bir Fenerbahçe antipatisi oluşmasına fırsat vermeyeceğine inanıyorum.
    Bu fikrimi de bugünden yarına,alınan veya alınacak olan sportif sonuçlarla,değiştirmem.
    Sayın Ali Koç’un başkan seçildikten sonra FB TV’de yaptığı,Fenerbahçe’nin mali ve finansal durumunu kamuoyuyla paylaştığı konuşmasını sonuna kadar dinlemiştim.Gerçekten duyduklarıma inanamadım ve çok üzüldüm.
    Bırakın yönetimlerin geçmişteki hatalarını,Fenerbahçe’nin geleceğinin bile bankalara ipotek edildiğini görünce,öylece kalakaldım.
    Sayın Koç Fenerbahçe’nin nasıl bir finansal çıkmaza girdiğini,yaptığı sunumla ve rakamlarla ortaya koydu.
    Bu tablonun ortaya çıkmasında kim,kimler ne kadar sorumludur bilmiyorum.Zaten bu vakitten sonra da pek önemi yok.
    Sanırım Ali Bey de başkan seçilmeden önce,bu kötü tablonun tamamına olmasa bile bir kısmına vakıftı...
    (Yönetimde yer aldığı dönemi kastederek bunu söylüyorum.)

    İnancım odur ki;Fenerbahçe’yi geleceğe taşıyacak isim Ali Koç ve onun yönetimi olacaktır.
    Daha ilk adımda Fenerbahçe’nin mali durumu ile ilgili olarak,kamuoyunu açık ve şeffaf bir şekilde bilgilendirmesi bile,bence kendisinin farkını ortaya koymaktadır.
    Daha önce göreve gelir gelmez,bu kadar olumsuz bir tabloyu kamuoyuyla paylaşan bir Fenerbahçe Başkanı olmuş muydu?Hem de bu kadar açık bir üslupla.
    Olduysa da ben hatırlamıyorum.

    Hatırladıklarım da var tabi:
    Bana Ali Şen diye sorarsanız,aklıma sadece Hilmi Ok ismi ve “Sakaryalılar Grubu” na kestiği ceza gelir.(Bilenler bilir)
    Başka da bir şey gelmez.

    Aziz Yıldırım’ı sorarsanız;inatçı,heyecanlı ama bir o kadar da agresif,kontrolsüz ve saldırgan bir Fenerbahçe Başkanı gelir.
    Yanlış anlamayınız.20 yıl Fenerbahçe Başkanlığı yapmış bir insana haksızlık etmem,edemem.
    Aziz Yıldırım’ın Fenerbahçe sevgisini tartışamam.Haddim değildir.
    Kendisinin Fenerbahçe’ye kazandırdığı ilkler,başarılar ve yatırımlar çoktur.Bunları unutamayız.Unutmayız da.
    Ancak verdiği bir çok kararda da Fenerbahçe’ye zarar verdiği bir gerçektir.
    Fenerbahçe,Sayın Yıldırım döneminde,hep zikzaklı bir grafik izlemiştir.
    Özellikle teknik direktör seçimlerinde ve futbolcu transferlerinde;akılcı,istikrarlı ve uzun vadeli kararlar verilememiştir.(Bu eleştiriyi son 25 yıldaki Galatasaray+Fatih Terim+Galatasaray yönetimleri=Ne kadar başarı? kriteri ile karşılaştırmalı olarak değerlendirmenizi öneririm)
    Sayın Yıldırım’ın başkanlığı döneminde alınan kararların(doğru/yanlış) çoğunun, ne yazık ki,Aziz Yıldırım’ın kişilik özelliklerini yansıttığını düşünüyorum.
    Aziz Bey’in bir Fenerbahçe taraftarı ve başkanı olarak çok duygusal bir insan olduğunu düşünüyorum.Bu duygusallık,gün gelmiş Fenerbahçe’ye çok güzel ilkler yaşatmış,motivasyon ve umut vermiştir.Ama bir çok kritik zamanda da hatalı kararlar alınmasına neden olmuştur.

    Bu 20 yıllık dönemden bir Fenerbahçeli olarak ben şunu öğrendim:
    Bir Fenerbahçe Başkanı’nın başkanlığı ile taraftarlığı arasında bir denge olmak zorundadır.
    Eğer Türkiye gibi bir ülkede bu dengeyi kuramazsanız,istikrarlı bir başarıyı da yakalayamazsınız.


    YanıtlaSil
  64. Sayın hocam,

    Euro geometrik değil de logaritmik artacağa benziyor.

    Saygılar

    YanıtlaSil
  65. Bu yazının altına imzami atarım değerli hocam bu sene başında Eskişehirspor mecburen altyapı kadrosuyla oynadı birçok oyuncu ortaya çıktı ve gelişti eğer ısrar edilebilirse daha da oyuncu yetişecektir. Garanti paraya değil performansa yönelik sözleşmeler takımlar , kulüp bütçeleri ve oyuncu gelişimleri icin çok daha iyi olacaktır.buradaki tek sorun şu birkaç kulüp bunu uygulayıp diğer kulüpler çılgın harcamalara devam edecek , birkaç yıl sonra onlar şampiyonlukları almış olacak ve devlet devreye girip borçları üstlenecek. O zaman altyapı ve gençlere yatırım yapan ve geride kalan kulüpler yine geri kalmış olacaklar. Eğer devlet kulüplere göz kırpmasa , kulüplerde bu iş daha da sertleşerek algısı olsa bu iş çok hızlı şekilde düzelir. Dikkat edersek süreci zorlaştıran bizim federasyon değil UEFA... Yoksa biz olmayan parayı harcamaya devam ederiz. Buradaki önemli bir sorun kulüplerin dernekler kanunu ile yönetiliyor olması. Harcama yapan yöneticilerin bağlayıcı bir sorumluluğu yok. Kötü anilmamak için harcamaya devam ediyorlar. Sevgi ve saygılarımla...

    YanıtlaSil
  66. Hocam
    Dürüst olmak gerekirse iktisat alanındaki kaliteli yazılarınızı futbol konusunda göremedim. Sizin kriterlerinize göre çöp kategorisinde o
    sayılabilecek Hagi Amerikaya gidecekken alındı İstanbula getirildi yani emekli olmaya bir adım kala transfer edildi. Anelka, Alex,... Karev... Yani Slimani de pek ala başarılı olabilirdi. Finansal açıdan size katılsam da bu baskı altında hiç bir yönetim dediğiniz gibi genç oynatıp ligi bırakamaz. Ancak iflas noktasına gelmeleri lazım bunun için. Özetle tespitlerinizi sığ bulduğumu söylemeliyim. Ayrıca yabancı konusunda da size katılmıyorum yine Tarık çamdallar Alper potuk lar 7 8 milyon euro mu olsun? Premier-lig bunun en güzel örneğidir. Zaten yabancı kısıtı olunca bizim topçulara sırf Türk pasaportları olduğu daha iyi teklifler geliyor ve Avrupa gitmiyorlar. Bugün yabancı sınırı var ve gayet güçlü bir milli takıma sahibiz ve kadronun çoğu da avrupa da savaş veren oyuncularımız. Daha net bir örnek vereyim. Bugün hala yabancı kısıtı olsaydı Melih Demiral büyük ihtimalle Türk olduğu için çok iyi bir paraya büyüklerden birine gidecekti İtalya da düşük maaşa oynamaktansa gs de fb de daha iyi paralara oynardı ama şimdi juve ye gitmesi konuşuluyor melihin. Futbol dünyası karışık Hocam iktisatta kral olmaya devam edin derim :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yorumunuz için teşekkürler ama ne yazık ki Türk futbolunun herkesi içine çekip düşünce mekanizmasını bozduğu kısır döngü içinde kalmış yorumunuz.

      Sil
    2. Ben de teşekkür ederim Hocam. Bence de sizin yorumlar biraz realiteden uzak ve uygulanabilir değil göreceksiniz ki fb yönetimi sizin gibileri dikkate almayacak hele de yabancı kısıtı gelirse vay haline bu lig iyice çöp olur Selçuk Şahin ler 10 milyon olur

      Sil
    3. Merak etmeyin bende biliyorum bu yazdıklarımın bugün için uygulanabilir olmadığını. Ama göreceksiniz bütün kulüplerimiz çok da uzun olmayan bir zaman süresinde bugün gönüllü olarak yapmadıklarını zorunlu olarak yapmak durumunda kalacaklar ve koşullar çok daha ağır olacak.

      Sil
  67. Aziz Baskan da da vizyon sifirdi ama kodumu yumrugu masaya millet lafini dinlerdi.

    Bu nedir? Koc dedik, kuzu cikti.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aziz başkan zamanında başladı bu büyük borçlar.

      Sil
  68. hocam merhaba, umarım yorumuma cevap verirsiniz. size saygı duyuyorum ve yazınıza birkaç sorularım var.

    öncelikle ali koç'un da dediği gibi borcun kapanması için başarının şart olduğu bir durumdayız.

    eğer dediğiniz küçülme/öze dönüş gerçekleşecekse bu son barutun kullanılmasından sonra olması daha cazip değil mi hocam? 5 yıldır şampiyon olmayan bir takımın, bir 3 yıl daha şampiyon olmaması taraftar motivasyonunu düşürmez mi? ürün alımı, kombine alımı bakımından.
    en azından denedik olmadı, şimdi sabredeceğiz denilmez mi?

    geleceği domine edecek, karakterli, yetenekli, satarken kar ettirecek futbolcular yüksek bonservis ile alınsa (örnek: 6 oyuncu toplam 50 m. euro) -ucuza bulunuyorsa tabii alsınlar- eğer başarı sağlanamazsa da satılarak aynı borca gelme küçülme şansı yakalanmaz mı? dediğiniz gibi toplama lejyonerle değil elekle su elemek gibi değil de elekte buğday elmek gibi.

    diğer yandan şampiyonluk demek 4. yıldız demek, yeni formalar demek ve fenerium'un halka arz edilip yüksek bir para kazanılacağından bahsediliyor.

    durum böyleyken para harcayarak ama kaliteli(yetenekli,karakterli, satarken kar ettirecek) futbolcular alıp en kısa sürede şampiyonluğa gitmek daha cazip değil mi hocam?

    sözgelimi, küçülme/özedönüş son barut atımından sonra olsa daha cazip değil mi? belki üstüste 3 sene şampiyon olacak bir takım kurulacak? 3+3 sene beklemek yerine son barutu kullanıp olmazda öze dönmek daha cazip değil mi motivasyon açısından da? umarım ts ile birlikte ffp'den avrupa'ya gitme cezası alırız ve istenilen kadro kurulur. ceza çekilen senede şampiyon olup direkt şampiyonlar ligne gideriz. (ts ile birlikte ceza alırsak ts gidemediği için bize hak doğuyor ve cezamızı çekebiliyoruz) gs'nin ceza çektiği sezonda yaptığı atılım ile üst üste 2 şampiyonluğunun pratiği de ortadayken.

    bu yazım asla altyapıyı önemsiz kılan değil en az 1 oyuncu çıkararak bonservisinden bir yan gelir elde edilecek şekilde çok önemli olduğunun ışığındadır.

    sevgiler ve saygılarla hocam eleştirinizi fikrinizi çok merak ediyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim düşüncelerinizi paylaştığınız için ama biz son barutu kullanalı 2 - 3 yıl oldu zaten.

      Sil
  69. 3 tane iyi futbolcu sol forvet sağ forvet pivot santrfor bunlar en az 30-40 arası gol atıcak metin Ali Feyyaz gibi ( öyle futbolcular bulmak çok zor) gerisini alt yapıdan çıkartacaklar seneye şampiyon fenerbahçe

    YanıtlaSil
  70. Bu yazının altına imzami atarım değerli hocam bu sene başında Eskişehirspor mecburen altyapı kadrosuyla oynadı birçok oyuncu ortaya çıktı ve gelişti eğer ısrar edilebilirse daha da oyuncu yetişecektir. Garanti paraya değil performansa yönelik sözleşmeler takımlar , kulüp bütçeleri ve oyuncu gelişimleri icin çok daha iyi olacaktır.buradaki tek sorun şu birkaç kulüp bunu uygulayıp diğer kulüpler çılgın harcamalara devam edecek , birkaç yıl sonra onlar şampiyonlukları almış olacak ve devlet devreye girip borçları üstlenecek. O zaman altyapı ve gençlere yatırım yapan ve geride kalan kulüpler yine geri kalmış olacaklar. Eğer devlet kulüplere göz kırpmasa , kulüplerde bu iş daha da sertleşerek algısı olsa bu iş çok hızlı şekilde düzelir. Dikkat edersek süreci zorlaştıran bizim federasyon değil UEFA... Yoksa biz olmayan parayı harcamaya devam ederiz. Buradaki önemli bir sorun kulüplerin dernekler kanunu ile yönetiliyor olması. Harcama yapan yöneticilerin bağlayıcı bir sorumluluğu yok. Kötü anilmamak için harcamaya devam ediyorlar. Sevgi ve saygılarımla...

    YanıtlaSil
  71. Bir Galatasaray'lı olarak Fenerbahçe'nin durumunu ekonomik,sportif ve kulübün genleri açısından kısaca ele almak isterim. Aslında Fenerbahçe son kurşununu 2015 yazında attı. Burda taraftarları görüyorum yönetimlere suçu atıp duruyorsunuz. Halbuki rakibinin şampiyonluk sevincini bastırmak için ve gündemi değiştirmek için yapılan transferlere, atılan adımlara, verilen demeçlere bir çoğunuz destek oldunuz. Aziz Yıldırım'ın " Quaresma'yı alır yedek oturturum." lafina destek çıkıp pohpohlamak yerine o gün için bu adamın o saçma açıklamaları yapma sebebi eleştirmediğiniz müddetçe hangi sistemi düşünürseniz düşünün, hangi modeli getirirseniz getirin uzun vadeli başarılı olma şansınız yok. Bunun tek başına ekonomiylede alakası yok. Evet ekonomi bir etken ama az evvelde bahsettiğim gibi bu düşünce tarzı kulübün genlerine işlemiş ve kulübün genleri ne yazık ki vasat sevecek duruma gelmiş. Önce bu bakış açısını, felsefeyi değiştirmek gerekiyor. Fenerbahçe'nin bu durumda olmasının tek sebebi kompleks. Bunu tartışma yaratmak için değil objektif açıdan söylüyorum. Çünkü bu bir realite ve bu kompleks gerçeğini daha en başta kulübün başkanı olan Ali Koç yaşıyor. Aynı geçmiş yıllarda Aziz Yıldırım'ın yaşadığı gibi.
    Peki nasıl değişir bu zihniyet. Öncelikle Fenerbahçe büyük bir kulüp. Büyük kulüpler mükemmelliyetçi olduğu kadar rasyonelde olmak zorunda. Evet farkındayım Fenerbahçe uzun yıllardır Şampiyonlar ligi gelirlerinden mahkum. Ve yaşanan hadiseleri kenara bırakmayadursun kulübün genlerinde halen şikayet etme var. Kardeşim şikayet etme, başarılı olanı tebrik et geç. İnan bu senin büyüklüğüne zeval vermez. Herşey kabullenmekle başlar. Bu zamana kadar yapılan yanlışları detaylı bir şekilde ele alıp temiz bir sayfa açmakta fayda var. Bu ülkede hala Fenerbahçe ile yatıp Fenerbahçe ile kalkan milyonlarca taraftar var. Ve bu taraftar daha bir kaç hafta önce kulübüne aslında hiçde sebebi olmadığı halde sırf gönül verdiği, sevdiği için 35 milyon euro yardım yaptı. Peki bunu neden yaptı ? Sırf bir başkanın ve sportif direktörün yanılması uğruna. Değer mi ? Değer diyeni allah çarpar.
    Peki ne demeye çalışıyorsun sadete gel dediğinizi duyar gibiyim. Kısacası olması gereken, yapılması gereken belli. Bu yapılması gereken şeylerin önündeki engellerde belli. Bir kere balık baştan kokar. Bu yalı çocuğundan acilen kurtulmanız ve çoğunlukçu bir yönetimi başa getirmeniz gerekiyor. Yani başkan için Fenerbahçe değil, Fenerbahçe için başkan demek lazım. Eleştireceksiniz, yerin dibine sokacaksınız çünkü bu kulübün milyonlarca taraftarı var ve bu kadar yanlış üstüne yanlış yapıp , umut vaadetmeyip, taraftarları kahreden bir hatalar zincirini asla ama asla haketmiyor Fenerbahçe başkanlık koltuğu. Bunun için gerekirse medyaya bile boykot uygulaması lazım taraftarların zira Ali Koç'u eleştiren bir tane spor kanalına maalesef rastlayamazsınız.
    Bu durumun çözülmesi zor biliyorum ama o başkanı indirmeniz gerekiyor. Adam akıllı, gerçekten vizyon sahibi, olgun kişiliğe sahip güçlü bir yönetim ilk olarak zaruri gözüküyor. Bunu halledebilirseniz zaten işi bilen insanlar sayesinde hem ekonomik açıdan hemde sportif açıdan başarılı hamleleri o kişiler sizler için yapıyor zaten. Ama maalesef mevcut yönetimde o dirayeti gösterecek ortak akıl noksan. Taraftarı yeni bir çalışmaya ikna etmek ve gerekiyorsa bir kaç sene hiç şampiyon olamamış ama sürekli gelişim göstermiş her manada üstüne katmış bir yönetimi taraftar görmek ister ve samimiyetine inandığı, gerçekten kulübü adına bişeyler yaptığını gören insanda o takıma her türlü desteğini verir ve başarılıda olur. Yoksa olay Slimanı,Van Persie'den öteye geçmez. Herkese selametle saygılar.

    YanıtlaSil
  72. Hocam devlet bankaları, futbol kulüplerinin borcunu üstlenmeli mi üstlenmemeli mi?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Onlar da benim borc disinda herkesin borcunu ustlenio

      Sil
    2. Memleket deli dumrul ulkesine dondu.

      Mac izleyen bilet parasi oduyor, izlemeyen futbol klup zararini oduyor.

      Sil
  73. Bütün takım yabancı, seyirci Türk.. Zerre Türklük korkmayan başarılar izleyenin değil, oynayanın hakkıdır. Sınırsız yabancı diyerek, sınırsız ihanet edildi futbola.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kimin umurunda Umit hocam,
      Saldim cayira mevla kayira.

      3 buyukler batsa ulke icin daha faydali, en azindan elin ogluna bosuma eurolarimiz gitmez, ithalat duser.

      Sil
  74. Barış Çiçek4 Haziran 2019 11:33

    Bir Galatasaraylı olarak söyleyebilirim ki, Fenerbahçe’nin değerli başkanı 2018 Aralık Akhisar deplasman mağlubiyetiniz sonrası takımınızı otobüsle geri gitmeleri yönünde cezalandırarak yönetim vizyonunu ortaya koymuştur. Bu vizyona bu mektup boşuna bir çaba gibi geldi..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Öteki takımların başkanlarının da benzer bir sürü olayı var merak etmeyin.

      Sil
    2. Barış Çiçek5 Haziran 2019 00:58

      Ah şu "ama hepsi böyle.." bakış açısı.. Onlara açık mektup yazdığınız zaman aynı yorumu o paylaşımınızın altınada yaparım elbette.. Sizi seviyoruz. Sevgiler, iyi bayramlar..

      Sil
  75. Bakunin için şöyle demişlerdi: “O, devrimin birinci günü için eşi bulunmaz bir hazinedir. Ama ikinci günü vurulmalıdır.”

    Peki Bakunin gibiler neden vurulmalıydı devrimin ikinci günü? Çünkü onlar ne devlet, ne iktidar, ne de koltuk istiyorlardı. Onların istediği tek şey vardı: Gerçek özgürlük. Onlar halkın kendi kendisini yönetmesini istiyorlardı. Halkı kendileri yönetmek, halka bir sürü çobanı gibi davranmak istemiyorlardı.

    Gerçek devrimci, devrimin ikinci günü yaşam biçimi en küçük bir biçimde değişmeyen, bir koltuğa oturmayan, evini saraya, konağa taşımayan, iktidar hırsı olmayan, yönetimi halkın kendisine veren, elitleşmeyen kişidir.

    Mesele devrimcid söylemlerle iktidarı ele geçirmek mi yoksa devrim mı yapmak.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kardes bizim dandik burjuvanin dandik klublerinden devrime gectin ya helal olsun.

      Devrim olursa ilk bu klubler cope gider.

      Sil
  76. Hocam, neden Türk futbolculara doviz uzerinden odeme yapılir anlayamiyorum. Kuluplerin gelirlerinin buyuk kismi TL, ama giderlerde doviz etkisi fazla, burada gelirlerde degisim kolay degil giderleri dengelemek gerek.Hadi yabancilar ithal, onlari bir sekilde kaliba uydurabiliriz de Turk futbolcuya neden TL uzerinden odeme yapmiyoruz, sonrasinda euto mu alir altin mi alir kendi tercihi.1 milyon euro yillik dendiginde "aaa, azmıs diyoruz", carpsaniza 7 ile 7 milyon tl diyin bakalim, nasil gorunuyor? Psikolojik olarak bile etkisi var, mansetin "yillik 3 milyon euro odenecek" yerine "yıllik 21 mtl odenecek seklinde atildigini dusunsenize, etkisi bile farkli oluyor.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. O zaman o turk oyuncular euro eur maas alacaklari ulkelere gider.

      Sil
  77. Hocam Turkiye ligi gibi "bukulebilir" bir ligde ayni borc durumunda olup gecici nakit akisi ile durumu kendisine dondurulebilen bir rakip ornegi ile dediklerinizi yapmak zor. Kacan firsat gecen sezondu, cok haklisiniz. Klubu ve Turk futbolunu kucultebilmek icin bir halkla iliskiler projesi ile beklentiler yonetilmeliydi. Bu seneki GS sampiyonlugu GS'nin bu masaya oturmasini engelleyecegi icin cok kotu oldu. Maalesef gelecek sene klasigin disinda uc buyuk takimin da kamuoylari ile ligi kendi yonlerine dondurmek icin agir baski yapacagi bir sezon olacak. Fatih Hoca'nin surec yonetimi Abdullah Avci ve Fenerbahce yonetimi tarafindan misli ile karsilik gorecek.

    YanıtlaSil
  78. Hocam öyle demeyin Türk oyuncuya yurtdışında en kötü alıcı bile
    buradakilerden daha iyi para verir merak etmeyin.


    Benim kuzenim İç Anadolu Klüplerinden birinde(ismini bilerek vermiyorum)
    2. ligde iken 1. lige çıktığı sene tam kadro oynadı.

    Burada kimse almadı, Klübü de 1. ligde hiç bir işimize yaramaz diye kovdu.

    6 kardeştiler, bu en büyükleri, babası dayım olur, babası işinden oldu, mevsimlik çalışmaya başladı, çocuklara destek olsun diye bunu önce marangoz yanına sonra, berbere en sonunda da su tesisatçısının yanına verdiler. Yeni yapılan inşaatlara su tesisatları döşemeye başladı.

    O sırada klübe de oyuncu lazım olmuş, 300 - 500 lira cebine para koydular, maçlara çıkardılar,
    hafta içi inşaatlarda çalışırdı, hafta sonu maçlara çıkardı, fırsat olursa, ctesi maçları için cuma günü, pazar maçları için ctesi günleri idman yaparlardı.

    Dünya tatlısı bir insandır, onun anlatımından aktarıyorum;

    -------------------------------------------

    Türkiye kupası için Fenerbahçe ile maça çıkıcaz,
    Maç akşam saati, otel parası yok,
    maç öncesi gün işi yetiştirmek için inşaatte fazladan çalıştım,
    gece otobüs ile yola çıktık,
    sabah istanbula indik, idman yapacağımız sahaya geldik,
    yorgunluktan ölüyorum, neyse saha kenarında biraz dinlendik,
    benim gibi yorgun bir kaç arkadaş battaniyeye sarındık sahada 3-4 saat uyuduk,
    evden hanımın yaptığı yemekleri yedim,
    biraz idman sonrası tekrar otobüse bindik
    Şükrü Saraçoğluna doğru gidiyoruz...

    Yolda bizi gören küfrü basıyor, bizi gören hakareti basıyor,
    Stada doğru gelirken, camı kırmak isteyeninden, bilmem nesine kadar herkes
    bir olmuş hakaret ediyor,
    umurumuzda değil, sadece onlara acıyoruz ama elden bir şey gelmiyor...

    Neyse, stata girdik, fenerliler ısınmaya başladılar,
    önümde Tuncay Şanlı, şöyle bir baktım, yorgun değil dinç,
    düzenli çalışmış, kasları güçlü, topu ayağında tutuşu bile küçük yaştan
    çalıştığını gösteriyor, hareketleri benim de çok hoşuma gittiği için biraz uzun bakmışım,
    kim dedi bilmiyorum fenerlilerden biri hepinizin amk diye küfretti gitti.

    Ya kardeşim, en kötü fenerli oyuncu benden 1500 kat fazla para kazanıyor,
    fırsatım olsa gidicem otobüse uyuyacam, veya sahaya kıvrılacam,
    kötü söz söylemenin ne anlamı var?

    Neyse o maç berabere bitti, ama ben de bittim,
    otobüse bindik, evimize gittik.

    -------------------------------------------

    Öptüm hocam ellerinizden, bayram zamanı ekonomi dışında güzel bir yazı olmuş.

    Benim kuzen, bir sene oynayamadı, sonra ise antrenör olup düzenli maaşı olan bir işi olsun istiyordu,
    sanırım Spor Akademileri ni bitirdi, burada iş bulamadı, Libya da bir takımın alt yapı antrenörü olarak işe başladı, kendini geliştirdi, dilini geliştirdi, kendine güveni gelince hem Türkiye hem Avrupa da iş imkanlarına baktı, şimdi Avrupa da hocalık yapıyor.



    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Müthiş bir paylaşım, teşekkür ederim. İnsanın içi acıyor. Ve maalesef durum bu.

      Sil
  79. Hocam selamlar saygılar elinize sağlık mükemmel bir yazı sizin gibi etkili birinin bu başlıkla yazması gereken bir yazı idi çok teşekkür eder iyi bayramlar dilerim.

    YanıtlaSil
  80. Birkaç hafta önce galatasaray-rize maçını izledim. Sahada toplam 20 yabancı futbolcu ve yaklaşık tribünlerde 20.000 kişi. Kendimden utandım. Biz bunları desteklemek içinmi para ödeyip geldik. Seyirciler dahil bu soruna hocamında dediği gibi mutlaka el atılmalı

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aynı şeyleri her maç izlediğimde ben de hissediyorum. Mesela İngiliz takımlarında da İngiliz oyuncu çok az ama orada bir sistem ve başarı var. Kimin oynadığından çok takım olmak önemli. Bizde böyle bir şey yok. Ben çocukken aramızda maç yaptığımızda kimimiz Lefter, kimimiz Metin, kimimiz Can veya Turgay olurduk. Şimdi düşünüyorum da 7 - 8 yaşında teneffüslerde çıkıp maç yapan çocuklar kimin yerine koyuyorlardır kendilerini acaba? Diagne mi Slimani mi yoksa Medel mi?
      Bu sorulara yanıt bulamadığım için artık futbola olan tutkumu yitirdim. Yine de arada izliyorum ne oluyor diye. Ve görüyorum ki her geçen gün daha da kötüye gidiyor. Stadda kutlandı Galatasaray'ın şampiyonluğu ama sokaklarda o eski şampiyonlukların sevincini, her caddeye asılan bayrakları o eski şampiyonluk coşkusunu göremiyorum. Belli ki çoğunluk soğumuş bu futboldan.

      Sil
    2. Çocukluğumun geçtiği küçük ve şirin karadeniz kasabasında,mahalle takımlarımız vardı.
      Bir de sınıf takımlarımız.Sınıf takımlarında pek oynamadım.Oynamakta istemezdim.
      Çünkü o zamanlarda bile sınıf takımına oyuncu seçilirken,liyakata pek önem verilmezdi!
      Siyaset ve lobicilik,ne yazık ki,o zamanda bile geçer akçeydi.
      Gariplik,genellikle takıma oyuncu seçme “yetkisi” verilen kişinin profilinden kaynaklanırdı.
      Bu arkadaşımız genellikle futbol yetenekleri doğuştan biraz daha iyi olan ama derslerde başarısız,abisi veya bir büyük devresinden bir iki numara öğrenmiş,futbolcu isimlerini sayabilen,hak hukuk tanımayan,yetenek anlayışı şahsına münhasır,pofpoflanmaya bayılan,pek yakışıklı sayılmayan,rüşvete son derece açık(kız tavlamada yardım,bir şeyler ısmarlama,sınavlarda kopya verme,sınırsız kantin yardımı,vs :=) biri olurdu.
      Neden bu yetki ona verilirdi,hala anlamış değilim. :))
      Bugün bir tebessümle bahsettiğimiz o günlerde futbol,bizim kuşağımız için bir spor dalından çok öteydi diyebilirim.
      Bir yaşam tarzıydı.
      Futbolcularla ve transferlerle yatıp,onlarla kalkardık.Derbilerin önceleri ve sonrasında,okul ve mahalledeki tek gündemimiz o maç olurdu.
      Elime geçirebildiğim tüm gazetelerde,ilk olarak spor sayfalarına bakmak ve bir Fenerbahçe haberi aramak çok güzeldi.
      O zamanlarda tv de 2 ya da 3 kanal vardı.
      Sadece spor haberleri veren de 2 tematik gazete bulunurdu.Böyle olunca da her gün o sayfaları doldurabilmek,tabi ki çok zordu.Dolayısıyla 4 büyükler ve Fenerbahçe hakkında çıkan haberlerin çoğu aspargas olurdu.
      Sanırım yalan haber okuduğunu bilmeden,yalan haberden bu kadar hoşlandığım bir dönem olmamıştır hayatımda.
      Çünkü konu Fenerbahçeydi.
      Çünkü konu Rıdvandı...

      Mahalledeki ortam sınıftan farklıydı.
      Mahalle takımının oluşması konusu,daha homojen bir grubun demokratik katılımıyla sağlanırdı.
      Lobicilik orda geçmezdi.Siyasetin adı bile yoktu.
      İyi olan oynardı.Liyakat geçer akçeydi...
      Ben koşmayı sevmezdim.Hala da hiç sevmem.Çünkü nefesim yetmezdi.
      Ama çalım,pas ve gol vuruşlarım çok iyiydi.
      Bu özelliklerimden dolayı,mahalle takımının değişmez oyuncusuydum.
      Mahallede Fenerbahçe taraftarı olduklarını hatırlayabildiğim 7 ya da 8 arkadaş vardı.
      Tabi ki hepsinin maç sırasındaki adı Rıdvandı.:)
      Mahallenin gerçek Rıdvan’ını mı sormuştunuz?
      Bu da sorulur mu? :))

      Yazan: Rıdvan Dilmen

      şaka şaka.
      İyi Bayramlar.




      Sil
  81. Saptamalarınıza yürekten katıldığımı belirtmek isterim. Saygılarımla.

    YanıtlaSil
  82. Elinize saglik degerli hocam.

    YanıtlaSil
  83. Hocam, geçen uzun bir aradan sonra bir futbol maçı izledim. Oda Galatasaray ın maçı idi. İlk 11 de 10 yabancı vardı. Noluyo böyle derken.ee bunlar dolar euro alır ücreti. Maç başı derken. Bu kulüpler nasıl batmasın dedim. Eee dedim bizim ekonomik politikalarımız da popülistlik ve ne derler mantığıyla yol alıyor. Gereksiz gösteriş. Ve ne derler. Ben bunu yapmazsam beni burada durdurmazlar mantığı. İyi bir sürücü sürekli gaza basan, A noktasından b noktasına en çabuk ulaşan değil. Güvenli bir şekilde, seri olarak, optimum maliyet-hız orantısında yolu tamamlamaktır. Yaşam uzun. Hayat periyotlardan ibarettir. Bence ismi yaygın olan kişiler bu görevi yerine getirmemeli. Saygılarımla

    YanıtlaSil
  84. Mahfi Hocam, sana şeytanın avukatlığını yapayım.

    Bu devlet bu klüplerin statları için milyarlarca lira harcayıp,
    üzerine vergi borçlarını siliyor, sonra klüp borçlarını da kefaret ile kamu bankalarına yıkıyor,
    bu klüpleri yaşatıyorsa, bir sebebi vardır.

    Ekonomist kafası ile düşünme, bakış açını değiştir, o zaman yukarda yazdıklarınızın
    La Fontaine masalı olduğunu anlarsınız.

    Merak etmeyin, bu klüpler daha da yaşayacaklar, devlet her daim desteğini vercek, destek veremediği noktada, bir yolunu bulacak, araya iş adamı filan koyacak yine destek verecek.

    Şimdi senin Fenerbahçeni çok ama çok uç bir örnek ile ele alayım.

    Devletin destekleme bütçesi biter ise, senin canın Fenerini bir Katarlı iş adamına aldırır.
    Öyle bir reklamı yapılır ki sen bile 70 yaşında genç kız gibi tav olursun, yok avrupa başarısı,
    yok özel profesyonel yönetim, yok sportif başarı, yok avrupa ligleri başarısı vesair vesair...
    Sen bile aman hemen satın satın da devlet yükten kurtulsun dersin.

    Arkadan devlet o iş adamına, yeni ihaleler verir, ordaki paydan futbol klübünü dolaylı olarak bizim devlet yine destekler. Tek farkla, araya iş adamı sıkıştırılmış olur. Avrupa finans kıstasları için de iş adamı ihale paralarını klübe sermaye olarak ekliyorum der olur biter.

    Bakış açını değiştir, değiştir, göreceksin, senin gözlerin keskindir, doğru açı ile doğru yere bakarsan görürsün, niye devlet bunlara bu kadar yardım ediyor.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu görüşlerinize katılmıyorum. Teslimiyetçi görüşler bunlar. Benim gibi yapın. Kötü giden işleri söyleyin, çözüm yolların ı önerin, biraz başkaldırmayı öğrenin. Her şeyi hemen kabullenmeyin. Yararı olur ya da olmaz ama başkaldırmayan kişi bütün yaşamını düşünce esareti içinde yaşar.

      Sil
    2. AliŞen Başkan Fenerbahçe şampiyon.

      Sil
  85. Giresunluyum..
    Ve 1974 senesinden bu yana fanatik Beşiktaş taraftarıyım..
    Trabzonspor 1974 Mayıs ayında 2.ligde şampiyon olmuş 1.lige yükselmiş ve yerli oyuncularıyla ligin tozunu atmış, defalarca şampiyon olmuştu..
    Trabzona karşı maç yapan takımlar çekiniyordu ..
    Her ne olduysa oldu ve Türkiye ekonomisi Özal hükümeti ile beraber serbest piyasa ekonomisine geçince futbolda bir rant oluşmaya başladı..
    Kulüpler bulundukları ligde ve Avrupada başarılı olabilmek için alt yapısını geliştirecekleri yerde dövizle yurt
    dışından oyuncu ithal etmeye başladılar..
    Bunun yanlış olduğunu pratikte gördük..
    Çünkü yabancı oyuncular Trabzonspor da veya Beşiktaş ta veya diğer takımlarda Para için oynuyordu..
    Halbuki alt yapıdan yetişip Trabzon A takımına, Beşiktaş A takımına yükselen genç oyuncu parayı son plâna atıp canını dişine takarak takımının başarısı için oynuyordu..
    Şimdilerde bu "oyunun" sonuna gelindiğini düşünüyorum zira deniz bitti.. Para, özellikle döviz yok..
    Tekrar alt yapıya dönüp amatör ruhla oynarsa oyuncular,hem kendilerine hemde kulüplerine faydalı olur, diye düşünüyorum..
    Tüm kulüplere önümüzdeki sezonda başarılar diliyorum..
    Not: Mahfi hocam yazılarınızı daimi şekilde takip ediyorum, teşekkürlerimi sunuyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkürler değerli paylaşımınız için. Çok doğru saptamalar.

      Sil
    2. Geçmişi geri getirmeyi düşünmek geleceğinizi kaybettirir.

      Sil
  86. Mahfi bey

    Siz gençliğinizde, ekmek bulamadığınız zamanlar pasta yemişsiniz.

    Doğru mu?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet benim gençliğim Marie Antoinette zamanında Paris'te geçmişti.

      Sil
    2. Mahfi bey

      Nüktedanlıkta, adeta, ordinaryüs profesörsünüz ;-)

      Sil
    3. Atılan paslar da oldukça iyi ama.

      Sil
    4. Hocam o pasta kelimesi makarna anlaminda degil mi?

      Turkceye ceviren arkadas isguzarlik yapti diye, tum turkiye yanlis bilmek zorunda mi?

      Sil
    5. Aslında Marie Antoinette “Qu'ils mangent de la brioche” demiş. Buradaki brioche'u pasta diye çevirmişler, oysa brioche bir çeşit tatlı Fransız ekmeği. Öte yandan bu sözü Marie Antoinette'nin söylediğine dair bir kanıt da yok. Kimilerinin iddiasına göre kendisini halkın gözünde düşürmek için bu söz ona atfedilmiş.

      Sil
    6. Hocam aslında o sözü Marie Antoinette söylemedi.

      JJ Rousseau, nun kitaplarından birinde geçiyor, o kitap yazıldığında Marie Antoinette 9 yaşındaydı. JJR, büyük prenses "Ekmek yerine Brioche (bahsettiğiniz ekmek türü) yesinler." demiş, büyük prensesin kim olduğu yazıda belirsiz.

      1846 da başka biri (Alphonso Karr) bunu Marie Ant. söyledi diye aktarmaya başlamış.

      Esasında bu sözü yine Fransız Kraliçelerinden biri olan Marie Therese, Maria Ant. den yaklaşık 100 yıl kadar önce söylemiştir.

      Marie Ant. zamanında Fransa'da un kıtlıkları başladığında, ailesine yazdığı mektuplarda, insanları bu durumdan kurtarmak için çok çaba sarfedilmesi gerektiğinden ve kralın da bu durumdan haberdar olduğundan bahsetmektedir.

      Fransa'da asillerin kesilmesi, birikmiş büyük bir hiddeti şiddeti meşru göstermek için kullanılmasıdır, esasında arka planda, asillerin politik arenadan temizlenerek politik gücü devşirmek vardır. Ne olduklarına bakılmadan, asiller ve çocukları öldürülmüşlerdir.

      Bu tarz zamanlar zor zamanlardır, Türkiye 15 Temmuz darbesi sonrasında çok hafif düzeyde böyle bir ortam yaşamıştır. Türk halkının FETÖ örgütünün çaldıklarına karşı duyduğu hınç, yine Türk politikasında olarak güç devşirilmesinde kullanılmıştır.

      Sil
  87. Hocam görüşlerinizi paylaştığınız için öncelikle teşekkürler. Ülkenin en iyi alt yapı tesisleri bizde ama alt yapıdan A takıma yükselen ve sürekli olabilen oyuncu yok. Önce sabır. En son Müjdat Yetkiner' i hatırlarım.Başka da yok. Olana da sabır yok. Yuvadan uçmuşlar. Alt yapıdan A takımına oyuncu yetişmeyecekse o alt yapı diğer kulüplere maliyetsiz futbolcu yetiştiren bir alt yapı olur ki kimse bunu istemez. Selam ve Saygılar

    YanıtlaSil
  88. Futbolun icat edildiği ülkenin ligi Premier Lig’te İngiliz kalmadı! İngiliz takımlarının sahipleri artık Arap,Rus,Amerikalı,Taylandlı vs...bizde ise yabancı futbolcular için kıyak emeklilik yabancı kulüplerin ve menajerler için vergi cenneti olan Türkiye de ise çok büyük paraların döndüğü bu sporda herkes konuşur yol gösterir ancak hiç birşey değişmez çünkü birileri bu kazancı asla bırakmaz ve vazgeçmeyeceği için büyük oranda sistemi ''tff,kulüp yönetimleri,medya...'' kontrolleri altında tutar....Takımlar arasındaki ''kör rekabet'' her düzeyde bilinçli olarak körüklenerek hep daha fazla ve daha bilinçsiz harcamalar ile aslında hiçbir zaman kulüplerin olmayan ''taraftar'' toplanan paraların birilerinin ceplerine doldurulması için kurulan çok başarılı bir sistem...Türkiye de çözüm; futbolu icat edenlerin son yıllarda yaptığı gibi bir şekilde kulüplerin satılması ve devletin vergi teşviklerinden ziyade vergi geliri ile yükten kurtulması...yada zarar eden tüm kulüp yönetimlerinin feshedilerek kayyum yönetimler ile ilk planda tamamen mali yapı odaklı bir planlama ile devredilmesi...sonuç: bir ''kulüpler yasasını'' bile çıkaramayan,kimin elinin kimin cebinde olduğunun belli olmadığı ülkede yapılması imkansız bir plan...

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...