11 Kasım 2019 Pazartesi

Hazine Nakit Açığı ve Finansmanı

Genel Bütçe ve Merkezi Yönetim Bütçesi ayrımı ve farkı
Kamu mali yapısı şöyle özetlenebilir:

Genel Yönetim
KİT'ler
Diğer Kamu Kesimi
Merkezi Yönetim
İşletmeci KİT'ler
Bütçe Dışı Fonlar
   Genel Bütçeli İdareler
Finansal KİT'ler
Döner Sermayeli Kuruluşlar
   Özel Bütçeli İdareler
İşsizlik Sigortası Fonu
   Düzenleyici ve Denetleyici Kurumlar
Sosyal Güvenlik Kuruluşları
   SGK
   İşkur
Yerel Yönetimler
   Belediyeler
   İl Özel İdareleri

Genel Bütçe; Bütçe Kanunlarına ekli 1 sayılı cetvelde yer alan kurumları kapsayan bütçedir. Bu kurumlar: Cumhurbaşkanlığı, MİT, Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği, Diyanet İşleri Başkanlığı, Devlet Arşivleri Başkanlığı, Milli Saraylar İdaresi Başkanlığı, Strateji ve Bütçe Başkanlığı, İletişim Başkanlığı, TBMM, Yüksek yargı organları ve bakanlıklardır.

Merkezi Yönetim Bütçesi; Bütçe Kanunlarına ekli 1, 2 ve 3 sayılı cetvelde yer alan kurumları kapsayan bütçedir. 1 sayılı cetvele yukarıda değindik. 2 sayılı cetvel YÖK ve yüksek öğretim kurumlarını, özel bütçeli kurumları kapsar. Özel bütçeli kurumlar: ÖSSYM; Türk Dil Kurumu, Türk Tarih Kurumu, Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü, Savunma Sanayii Başkanlığı, Vakıflar Genel Müdürlüğü, Özelleştirme İdaresi Başkanlığı, MTA, DSİ gibi 42 adet kurumdur. 3 sayılı cetvel düzenleyici ve denetleyici kurumları kapsar. Bunlar: RTÜK, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu, SPK, BDDK, EPDK, Kamu İhaleleri Kurumu, Rekabet Kurumu, Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu, Kişisel Verileri Koruma Kurumu ve Nükleer Düzenleme Kurumu’dur (10 adet.)   

Özetle Genel Bütçe, Merkezi Yönetim Bütçesinin içinde, onun bir parçasıdır. Günlük konuşmalarda bütçe diye geçen ifadeyle kastedilen şey merkezi yönetim bütçesidir.

Bütçe Dengesi, Bütçe Nakit Dengesi ve Hazine Nakit Dengesi
Merkezi Yönetim Bütçe Dengesi = Merkezi Yönetim Bütçe Gelirleri – Merkezi Yönetim Bütçe Giderleri

Kısaca bütçe dengesi ya da bütçe açığı denildiğinde merkezi yönetim bütçe dengesi veya açığı kastedilir.

Merkezi Yönetim Bütçe Nakit Dengesi = Merkezi Yönetim Bütçe Dengesi + Netleştirilmiş Emanetler ve Avanslar

Bütçe sisteminde gelirler tahsilat, giderler tahakkuk bazında kayda alındığı için tahakkuku tahsilata denk getirmek için giderlerin ödeme bazında düzeltilmesi gerekir. O nedenle tahakkuk ettiği halde ödenmemiş olan emanetler giderlerden düşülür, avans olarak verildiği halde henüz tahakkuk ettirilmemiş olan ödemeler ise giderlere eklenir ve böylece bütçenin nakit bazlı dengesi bulunur.

Hazine Nakit Dengesi = Genel Bütçe Nakit Gelirleri + Özelleştirme ve Fon Gelirleri – Genel Bütçe Nakit Giderleri

Hazine nakit dengesi tanım gereği merkezi yönetim bütçesi dengesinden daha dar kapsamlıdır. Bu dengede genel bütçeli idareler (adına Hazine) tarafından tahsil edilen gelirler ile aynı idareler adına Hazine tarafından yapılan harcamalar nakit bazında hesaba girer.

Hazine nakit açığı dört şekilde finanse edilebilir: (1) Gelirleri artırarak, (2) Giderleri kısarak, (3) Borçlanarak (4) Hepsini bir arada yaparak. Türkiye’de genellikle açık, ağırlıklı olarak borçlanarak veya tek seferlik gelirler yaratarak finanse edilir.

Veriler
Bu teorik bilgilerden yararlanarak eldeki verileri değerlendirmeye çalışalım. Türkiye’nin Hazine nakit dengesi aşağıdaki tabloda yer alıyor Kaynak: Hazine ve Maliye Bakanlığı, Hazine Nakit Dengesi İstatistikleri.)

Hazine Nakit Dengesi
2016
2017
2018
2018/10
2019/10
Giderler
592,9
697,1
850,5
683,3
843,9
Gelirler (Özelleştirme dahil)
554,7
636,7
780,2
632,3
742,2
Nakit Dengesi
-38,2
-60,4
-70,3
-50,9
-101,7
Faiz Dışı Nakit Dengesi
-5,3
-17,8
-6,2
5,2
-17,7

2019 yılının ilk 10 ayında Hazine nakit dengesi 101,7 milyar TL açık vermiş bulunuyor. Geçen yılın aynı döneminde açık 50,9 milyar TL imiş. Yıllık ortalama enflasyon yüzde 20 olduğuna göre bu açığın 61 milyar TL dolayına çıkması gerekirdi. Faiz dışı nakit dengesi ise geçen yıl 5,2 milyar TL fazla verdiği halde bu yıl 17,7 milyar TL açık vermiş.

2019 yılı Hazine nakit açığını önceki yıllardan ayıran önemli bir fark vardır: Hazine, ilk kez bu yıl Merkez Bankasının yedek akçe hesabında biriken 46 milyar TL’yi bütçe finansmanı amacıyla almıştır. Eğer bu miktar alınmasaydı nakit açığı (101,7 + 46 =) 147,7 milyar TL olacak ve aradaki bu fark yeni borçlanmalar ve/veya vergilerle karşılanacaktı. 

Önümüzdeki dönem
2001 krizi sonrasında çıpa konumuna gelen bütçe açığı düşük tutma yaklaşımı tek seferlik gelirleri kullanarak bugüne kadar sürdürülmüştür. Ne var ki artık tek seferlik gelirler para arzını artırmak suretiyle enflasyon yaratacak aşamaya gelmiş ve Merkez Bankasından alınan paraların geçmişteki kısa vadeli avanstan farkı kalmamış görünüyor. Hatta kısa vadeli avansın borç olduğu ve faiz uygulandığı dikkate alınırsa bu uygulamayla Merkez Bankasından Hazineye doğrudan, faizsiz finansman sağlandığı anlaşılıyor.

Bu tür tek seferlik gelirlerle bütçe finansmanını sürdürmek kolay görünmüyor. Önünde sonunda vergileri ve/veya borçlanmayı daha da artırarak bu dar boğazdan çıkmak gerekecek.


96 yorum:

  1. Hocam yarın hazine işlemleri sınavımız var bu yazı öncesinde çok faydalı oldu,emeğinize sağlık...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Selam Sn Adsız,

      Sınavınız nasıl geçti? Neler sordular?

      Sil
    2. Selam Sayın Tolga Hocam ,

      Sınavda sorduğunuz sorulardan aklımda

      tek kalan Hazine Nakit dengesi...

      Sil
  2. Mahfi Bey,

    Bütçe gelir artırmak için her yola başvuruluyor da gider azaltıcı tedbirler alınıyor mu ?

    Teşekkürler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Memura, emekliye enflasyonun altında zam yapılıyor.

      Sil
  3. getirmek için giderlerin ödem bazında. : ödeme,

    karşılaştırma dönemlerindeik tabloda 2018/10 eksik kalmış,

    elinize sağlık,

    YanıtlaSil
  4. Acaba bu borclanmayi varlik fonundaki elde kalan varliklarimizi gostererek yaparlar mi? O zaman hem borc alinmis hem de para arzi artirilmamis, sonucta enflasyonu yukari itmeden kaynak saglanmis olur mu? Tabii bu da eldeki dev sirketlerimizin ipotek altina girmesi gibi bir sey, yaniliyor muyum?.. Hocam vergileri zaten artirabildikleri kadar artirdilar, tum toplum zaten vergilerin %70ini tuketim yaptikca kdv uzerinden oduyor, e zenginlere de vergiler artirildi, bundan otesi ya kamulastirmadir ya dis borclanma (cds primi o kapinin eskisi gibi ardina kadar acilamayacagini soyluyor), ya da kalan varliklardan birer ikiser ya satmak ya ipoteklemek.. basta suriye, odaklandiklari islerin harcamalari bu kadar yuksek seviyede giderken siz baska alternatif goruyor musunuz?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Varlık Fonundan Hazineye para aktarmak pek planlarda yok ama tersi var.
      En doğru alternatif giderleri kısmak. Kamu kesiminin o kadar aşırı gideri var ki.

      Sil
  5. Hocam sizi de bu ekonomi konusunda olumsuz konusup yazip ekonomiyi icerden sarsmak isteyen ser mihraki o "bir takim akademisyen"lerden goruyor olabilirler mi? Size zulmedebilirler mi acaba?:(

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Atilla Yeşilada çok kızmış bu duruma.

      Yazısı burada.

      https://www.paraanaliz.com/2019/genel/fos-yazdi-akpden-sus-ulan-ariza-yapma-yasasi-mi-geliyor-40437/

      Sn Föş çok alınmış. En çok alındığı da, saray medyası tarafından dış mihraklar tarafından kullanılıp atıldığının belirtilmesi olmuş.

      Bu arada Sn Yeşilada'nın Şeytan ile pazarlığında ruhuna şeytanın biçtiği değer var, kaçırmayın derim.

      Sil
    2. Evet ben de okudum, "ekonomi yorumun dis mihraklara hizmet ediyor, vatana devlete zarar veriyor ihanet vs" dediginizde bunu gelismis bir insana anlatabilmek nasil mumkun olabilir ki!? Bu yaklasimla egitimsiz insanlarin cocuk sahibi olmasi-buyutmesi-siyasi gorus sahibi olma-farkli dine mensup olma-kilolu olma-sagliksiz beslenme... bu boyle gider de gider, bu yaklasimla bunlarin hepsi vatana devlete zararli olabilir, dis mihraklarin isine yarayabilir ve kontrol edilmesi gerekir.. biz oraya mi gidiyoruz acaba?:(

      Sil
    3. Akılları olsa hocamız ve benzeri insanları baş tacı yapmaları lazım.Hocamızı bilen biliyor.

      Sil
  6. Sayın Hocam, ellerinize sağlık, teşekkür ediyorum.

    Ancak yukarıda gelirlerin tahsilat bazında kayda alındığından bahsetmişsiniz. Bildiğim kadarıyla gelirler de tahakkuk bazında kayda alınıyor. Tahsil edildiğinde kayda alınan vergiler var, onlar da Damga Vergisi ve Eğlence Vergisi. Kaldı ki o vergiler bile tahakkuku tahsiline bağlı bir vergilerdir.

    Teşekkür ederim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hayır. Bizim bütçe sistemimizde tahsil edilmeyen gelir kayda alınmaz. Buna karşılık giderler ödensin ödenmesin tahakkuk ettirildiğinde kayda girer.

      Sil
    2. Hocam, yandaşın affedilen vergi borcu hesaplarda nasıl görünür?

      500 Milyon TL tahakkuk etti ama tahsil edilmedi, o zaman gelirlerde yoktur değil mi?
      Silinince de gelire girmediği için bilançoya etkisi olmaz mı? (dolaylı yan etkileri hariç olmak koşulu ile)

      Hocam, affedersiniz ama boru değil, affedilen 500 milyon tüm vergi gelirinin yüzde 0.5 i (binde beş) yapıyor.

      Sil
  7. Hocam kısa vadeli avansın faiz karşılığı bir borç olmasına rağmen, güncel uygulamada yedek akçelerin karşılıksız alınmasını daha kötü bir uygulama olarak ifade etmişsiniz. Fakat Monetaristler hükümetin bütçe açığını kapatmak için ilk anda para basmasının maliyetinin devletin iç piyasadan borçlanması ve sonucunda yine artan yüksek borçlanmayı para basarak kapatmasından daha yüksek enflasyona neden olduğunu ortaya koymuşlar. (Hoş olmayan monetarist aritmetik). Siz 2 Kasım 2010 tarihli köşe yazınızda bu teoriye atıf yaparak, o dönemdeki borçlanmanın "hoş bir borçlanma aritmetiği" olduğunu monetaristlere nazire yaparcasına ifade etmişsiniz. bu durumda günümüzdeki mevcut koşullarda da bu hoş aritmetik işleyecek mi? Yoksa bu defa işler tersine dönecek ve hoş olmayan aritmetik işleyerek aradan geçen 9 senede koşulların ortaya konulan görüşleri nasıl çürüttüğü ya da doğruladığı bir kez daha hayat mı bulacak? Hoş cevaplarınızı bekliyorum :)) Saygılarımla

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok güzel bir tartışma konusu. Hoş Olmayan Bir Aritmetik bence bir daha borçlanma yapılmayacak bir altyapı kurulmuşsa doğrudur. Yani bir kez borçları para basarak ödemek doğrudur. Ama sürekli bütçe açığı ve cari açık veren bir ekonomide para basarak finansmana başlanırsa bunun sonu gelmez ve enflasyon hiper enflasyona dönüşür.

      Sil
    2. Ted Turner,
      Çok hoş yazmışsınız.
      O kadar hoş yazmışsınız ki, bir şey anlamamama rağmen her gün okuyorum.

      Bi hoşluk yapıp, 2 Kasım 2010 yazı linkini paylaşır mısınız? İnternette arattım çıkmadı.
      Radikal deki yazılardan biri mi? Radikal de açmıyor ben de.

      Sil
  8. Yazınız için teşekkür ederim hocam,

    Gözden kaçan bir nokta var, işsizlik ödeneklerinde biriken para.
    O paranın aktarılması ile tablolardaki harcamalar devam eder ise,
    2021 yılının ortalarına kadar bütçe finansmanı sağlanır.

    Oradaki para ekonomi bakanının 2020 hedeflerini tutturmasını rahatlıkla sağlar.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yani iş arkadan dolanıp çözüm yaratmaya gelince daha başka yollar da bulunabilir tabii.

      Sil
    2. Damat o parayı özel günler için bekletiyor,
      O para işsizler için,
      O para seçim öncesi, işsiz vatandaşlarımızdan yandaş vatandaş oluşturmak için özenle hesaplarda bekletiliyor.

      Sil
  9. Selam Mahfi hocam,

    Son günlerde popüler olarak herkes harcamalarına göre kişisel enflasyonunu hesaplıyor.

    2018 ve 2019 ilk 10 aylık harcama farkına baktığımda,
    bizim Hazinenin enflasyonu kabaca %99.80 olmuş diyebilir miyiz?
    50.9 dan 101.7 e fırlamış.

    YanıtlaSil
  10. Hocam bu ahvalde onumuzdeki surecte eger istatistiklerle oynamazlarsa issizlikte bir artis olur mu?

    YanıtlaSil
  11. Emeğinize sağlık hocam. Herzaman ki gibi güzel yazılarınızın devamını dilerim

    YanıtlaSil
  12. Sevgili Mahfi hocam, kaleminize sağlık.

    Memleketin her tarafı bozulmuş, sonunda iş gelmiş hazineye dayanmış, hazineye gelene kadar neler neler bozuldu, bir daha düzelmez hocam.

    Bakın benim başıma ne gelmiş kariyerimde.

    2001 krizinde iş bulamamışım, üniversite mezunu olarak.
    2006 yılına kadar freelance işler yapmışım ona buna.
    2006 yılı 6 Kasımında, 26 yaşında şahıs şirketi kurmuşum.
    (26 yaşına kadar hiç sigortam olmamış).
    2014 yılında hastalık geçirmişim, devlet hastanesi sigorta borçtan dolayı tedavi yapmamış,
    Özel bir hastaneye gitmişim, masrafı yüksek olduğu için tedavi sonrası ödeme yapamadım diye haciz yoluna gitmişler.
    2015 yılında bağkur borçlarım birikmiş, hacizlik olmuşum,
    devlet bana geçmiş hizmetini sil, borcunu sileyim demiş. 9 yıllık bağkuru yakmak zorunda kalmışım.

    2015 sonunda, alacaklarımı hukuken tahsil edememişim,
    başka hacizler de gelince tüm banka hesaplarım ve kartlarım haczedilmiş, hareket alanı kalmayınca
    Türkiye'yi terkedip, Avrupa da çalışmaya çıkmışım.

    Yaşım şimdi olmuş 39.
    Şimdi edevletten baktım, devlet bana sadece 1 yıl 5 ay sigortalı çalışma yazmış.
    Bulunduğum ülkede 4 yıllık sigortam dolmuş, Türkiye'den kalan tedavimi burda sigortam 2016 yılında karşılamış, tedavi olup çalışmaya devam etmişim, çalışma imkanım elimden alınmadığı için sigorta bedellerini rahat ödüyorum, üstüne ev bile alabildim.

    Ben aynı benim, aynı şekilde çalışıyorum, ülkeler farklı.
    Benim 9 yılımı silen bir yere nasıl geleyim hocam, o hırsız düzen nasıl değişşin hocam?
    Çözümün varsa yaz bana öğreneyim?

    Sevgiler, kaleminiz ve dimağınız keskin olsun, sizi her gün okumaktan keyif alan okuyucunuz.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. 22.12, o yasayı biliyorum, aynısı bana da oldu.

      Çok kötü bir şey.
      Bilmeyenler için açıklayalım.

      Önce devlet hesaplara ehaciz gönderiyor,
      hiç bir hesabınızı kullanamıyorsunuz,
      borçtan dolayı hastanelerde ciddi bir tedaviyi yaptıramıyorsunuz.
      Sonra yasa çıkartıp diyorlar ki, geçmiş borçlu olduğunuz çalışma gün sayılarınızı silelim, borcunuzuda silelim, yeniden iş hayatınızdaki çalışma gününüzü en alt kademeden tekrar başlatalım.

      Mecburen, tedavi olmak isteyenler, geçmiş emekliliklerini kendi elleriyle verdikleri dilekçede sildiriyorlar, sıfır borçlu ve sıfır gün çalışmış olarak tekrar devam ediyorsunuz. Yüksek borcu olan esnaf, bir yere maaşlı işe girerse maaşına haciz gelmesin diye eski çalışma gün haklarını sildiriyor.

      Borç sıfır göründüğü için, hastanede tedavi olabiliyorsunuz. Sözde paranız ilerde olursa, geçmiş dönem borcunu tamamen ödeyip, yeniden o günleri saydırabileceksiniz.

      Devlet güya, kendisi çalışma günlerinizi silmiyor, siz istiyorsunuz!

      Bunu yapan devlet, bu borcu dondurup ehacizleri kaldırıp vatandaşın yeniden işini yapmasını sağlayabilir. Maddi olarak yine aynı kapıya çıkıyor uzun vadede.

      Benim 6 yıllık çalışmamı sildiler. 4 ayrı yerden ehaciz geldi, birisini kapatsan diğerleri hesaplarını kilitliyor, para alamıyorsun, ödeme yapamıyorsun. 4 yıl geçti, hala hacizler öyle duruyor. Ben de eşimin kardeşi üzerine şirket kurdum, ordan işlere devam ettim.

      4 yıldır bankadan kendi adıma hesap açamıyorum, tapu işlemi yapamıyorum, geçmiş hesaplarımı kullanamıyorum. Kısaca maddi anlamda hayatta ne varsa hiç birini kendi adıma yapamıyorum.

      Kapatmak istediğim telefon hattını, kapatmayıp dondurmuşlar, sonra benden habersiz açıldığı için 126TL borcu olmuş, beni icraya vermişler, tebligat adresi bulunmadı diye gıyabında haciz kararı aldırmışlar, avukat bana bu sene başında diyor ki tüm masrafları ile 1407 TL ödeyeceksin. Ödemezsen faiz işlemeye devam edecek. 300-400 TL vereyim demiştim kabul etmediler. Şimdi adıma hat çıkaramıyorum.

      Millet yanıyor, işini bilen bir şekilde kurtarıyor, işini bilemeyen, imkanı olmayan intihar ediyor. Yazıktır günahtır bu insanlara.

      Sil
    2. Ne diyebilirim. Hepimizin uğradığı derece derece haksızlıklar var.

      Sil
    3. BU ulke kendi insaninin hakkini yer adaletsizlikle bogusturur ekonomik yonden her seyini keser.Hatta yeri geldiginde kovar yerinden yurdundan eder asil ozbe oz kendi insanini
      Ama ote yandan suriyeliye pakistanliya afagana bangladesliye her turlu kolayligi yapar yardimi ve sagligi ticari kolayligi saglar.

      AKPye gore bu ulkenin insani dusman arap pakistanli bangladesli ise dosttur.

      Sil
    4. Kardesim yıktın umutlarımı. Seninle ayni seyleri yaşadım yeni şahıs şirketi kurdum. Borca giriyorum vs. Napalım hepimiz mi terkedelim bu ulkeyi. Ben gelsem anam babam var ardımda. Intihar etmek insana önce sacma geliyor ama öyle anlar oluyor ki insan intihar edenleri anlıyor. Bu ulkede herkes sirket kurmali. devlet senden ne alıyor nasıl seni batiriyor. o zaman bilebilir. Sonra iktidarlar kalıyor mu bak bakalim.

      Sil
  13. Hocam yazınız için teşekkürler. Kamu Maliyesi kitabınızın 124.sayfasında yer verdiğiniz hazine nakit dengesi denklemi ile bu yazıda yer alan merkezi yönetim bütçe nakit dengesi denklemi sanırım aynı. Oysa bu yazıda iki denklemin farklı olduğunu açıklamışsınız. Kitapta ayrıntıya girmemek için basitleştirici bir yöntem mi tercih ettiniz? İzninizle bir diğer sorum bu yazınızdaki hazine nakit dengesi denkleminde yer alan genel bütçe nakit giderleri, tahakkuk ettiği halde ödenmeyip emanete alınan giderlerin haricindeki genel bütçe giderleri ile tahakkuk etmediği halde avans olarak genel bütçeli idareler tarafından ödenen miktarların toplamı mıdır? [Diger bir deyişle, Hazine Nakit dengesi= Tahsil edilen genel bütçe gelirleri-tahakkuk eden genel bütçe giderleri-(genel bütçe emanetleri+genel bütçe avansları) şeklinde yazılabilir mi?]

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok doğru bir tespit. Kitaptaki hazine sözcükleri fazla olmuş çünkü orada bütçe nakit dengesi açıklanıyor. Hazine nakit dengesi için bu yazıda yazılanları temel almak lazım.

      Sil
  14. Hocam emeğinize sağlık, yazınız ve açıklayıcı bilgi için çok teşekkürler. Son paragrafta bahsettiğiniz gibi, bu dar boğazdan çıkmak için, umarım en kısa sürede birşeyler yaparlar. Ama bunun ucu bize ne kadar dokunur,onu da göreceğiz :(

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim. Ucu hepimize dokunacak.

      Sil
    2. Selam Kerem bey, ucu bize dokundu ancak siz henüz farketmemişsiniz.

      Maaşınız ve geliriniz eridi,
      Vergi artışlarını ödemeye başladık,
      Ürün fiyat artışı gelir artışının üzerinde gerçekleşiyor,
      Varlık fiyatları ucuzladı ve ucuzluyor,
      Kullanamadığımız S-400 ümüze 12 milyar TL ödedik,
      Sosyal imkanlar azalıyor,
      Yandaş şirketlerin vergi borcu kapatılıyor,
      Siz, ben, hepimiz ödüyoruz o borçları,

      Yarın da Trump artık Allah ne verdiyse diye o uca bi katkıda bulunacak.

      Sil
  15. Hocam merhaba yazilarinizdan biribde vergi indirimleri enflasyon artisini frenlemeye yarar yazdiginizi gordum. Vergi indirimiyle urunlere olan talep artar bu sebeple fiyat artisi gerceklesmez mi yani enflasyonda bir artis olmuyor mu

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Eğer KDV ve ÖTV gibi dolaylı vergilerde indirim yapılırsa bu vergiler fiyatların içinde olduğu için fiyat düşüşüne ve dolayısıyla enflasyon hızının kesilmesine yol açar.

      Sil
    2. Hocam peki vergiler azaldiginda faizleri nasil etkileyecek

      Sil
  16. Hocam Merhabalar,
    Mülkiye’den selamlar, kaymakamlık sınavında bir soru vardı size nasıl ulaşırım bilemedim burdan yazmak istedim.
    İşgücüne dahil olmayan nüfus içindeki en büyük pay hangisidir demişti soruda. Cevap ev işleriyle meşgul olanlar. Ancak diğer şıklarda emekliler, öğrenciler ve “İş Aramayanlar” da var. Bunların hepsine iş aramayanlar denilmiyor mu hocam? Tuik’in sitesindeki tanımlara göre hepsi iş aramayanlar. Mesela ev işleriyle meşgul olmaları sebebiyle iş aramayanlara ev işleriyle meşgul olanlar denilmiş. Sorunun cevabını algılayamadım.
    Saygılarımla

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu soruda iş aramayanlar ifadesiyle kastedilen anketin yapıldığı son 4 haftalık dönemde iş arama başvurusu yapmamış olduğu halde iş olursa çalışmak ister misiniz sorusuna evet isterim diye yanıt verenlerdir.

      Sil
    2. Öyle bir kategori de var yani, dolayısıyla iş aramayanlar hepsinden farklı bir şey oluyor, anladım hocam. Kastettiklerini pek anlayamadık bu yıl Ösym’nin.İtiraz etcektim de soruya size danışmak istedim.

      Sil
    3. Ama Tüik’te iş aramayanlar değil de iş aramayıp, çalışmaya hazır olanlar diye bir kategori var. Bu kafamızı karıştırdı sınavda.

      Sil
    4. Haklısınız yanıt şıkkı bence hatalı olmuş doğrusu "iş aramayıp, çalışmaya hazır olanlar" olmalıydı.

      Sil
  17. Hocam şuan konu ile alakalı olmayabilir ama WhatsApp ve THY ndaki piyasa değerini nasıl kıyaslarsınız acaba?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İkisi farklı değerler pek kıyaslanabilir gibi görünmüyor.

      Sil
    2. Elma ile Armut bile kıyaslanır, bu ikisi kıyaslanamaz.

      Ülkeler farklı, kültürler farklı, sektörler farklı, hizmetler farklı, yönetimler farklı, yönetimlere karışanlar farklı, yatırımcılar farklı, borsalar farklı...

      Sil
  18. Hocam yazınız için çok teşekkür ederim benim için çok bilgilendirici oldu diğer yazılarınız gibi. Bu arada Düzenleyici ve Denetleyici Kurumlar yeni CBK ile 11 oldu hocam. Özel sigortacılık ve emeklilik düzenlenme ve denetleme kurulu eklendi.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkürler paylaşım için. Henüz devreye girmediği için değinmedim ama sonraki yazılarda bunu da eklemek gerekir.

      Sil
  19. ben de bu yazıyla,bir kaç gün önce sorduğum " sizin bütçe rakamlarıyla,imf'ninkiler ve str ve bütçe bşk'kiler neden farklı" , sorusunun cevabını almış oldum.Demek ki sizin tablodaki bütçe dengesi nakit gelirler ve nakit giderlerden oluştuğu içinmiş.

    YanıtlaSil
  20. Hocam güncel bir muhasebe ve bir de finans kitabı önerebilir misiniz?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hocam yanıt vermediniz?

      Sil
    2. Orhan Sevilengül Genel Muhasebe
      Aysel Gündoğdu Finansal Yönetim

      Sil
  21. Hocam, benim bildiğim reis ne yapıyor ediyor parayı buluyor bir şekilde.
    Sonra da herkes "haaaa böyle buldu" deyip, şaşırıyor susuyor.

    Herkes batıyoruz dedi, para yok dedi, MB da 46 milyar para çıktı.
    Seneye de batıyoruz derler, hoop bir yerden para fışkırır.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet kardeşim, diyorlar ki yarın Trump bizim Reisin eline "bir kaç on milyar dolar" verecekmiş.

      Sen anladın onu.

      Sil
  22. Hocam iktidara ya da meclise bir soru sormak isteseniz hangi konuda ve ne şekilde soru sorardınız ?
    Bilginize olan şüphemden değil yanlış anlamayın da sadece sizinde ekonomik verilerle kafanızda oturtamadığınız şeyler var mı diye merak ediyorum . Bir soru önergesi oluşturmak isteseniz ne sorardınız ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Selam Sn Soysal,
      Soru sormak mesele değil, her türlü soru sorulur ancak cevap alınamaz.

      Cevap vermeyen bir makama soru sormak beyhude,
      Yaratıcı soru aramak beyhude,
      Soruya cevap beklemek beyhude,
      Nefesi tüketmek beyhude...

      Türkiye için tek çözüm meydanlara çıkmaktır,
      Türk insanı meydanlara çıkmamaktadır.

      Sil
    2. Katılıyorum elbette :) ama unutmayın devrimle sonuçlanmayan her hareket terörizm olarak nitelendirilir ve şiddete evrilir , korkudan falan bahsetmiyorum sadece aklın çözemediği bir durumu sokaktaki ne kadar istemesede şiddetin çözebileceğine duyduğum şüpheden bahsediyorum .

      Sil
  23. Türkiyenin bu saatten sonra ağırlıklı olarak genişleyici maliye ve buna uyumlu genleşici parasal politikalarla yani kısacası bütçe açığına dayalı olarak büyüme dönemine girmek zorunda kalacağını düşünüyorum. zira cari açıkla büyüme dönemi artık bitmiştir. 2001 öncesinde olduğu gibi kamu harcamalarına dayalı büyüme çabasına girecektir. ancak bu beraberinde eskisi gibi yüksek enflasyonlu büyüme yani reel olarak zayıf büyüme zayıf tasarruf artışı ve bunlara eşlik edecek yükselen kur yükselen faizler ile kırılganlık hızla kamusallaşacaktır. çünkü riskler özel sektör ve hane halkları üzerinden hızlı şekilde kamulaşacaktır. bu daha da kötü olacaktır çünkü kamuda iktisadi varlıkların değeri borçların değerinin çok altında kalacaktır. aşırı özelleştirmelerin yarattığı olumsuz etkileri işte en fazla o dönemde yaşayacağız. zaten 2018 ağustos-eylül döneminde yaşadığımız sert kur şoku sonrasında reel ekonomide sıkışmış hane halkları tarafında sıkışmış riskler başta kamu bankaları olmak üzere bankacılık sistemine doğru yayılmaktadır. türkiye ekonomisinin tarihine baktığımız zaman ne zaman slumpflasyon yaşamışız sonra kısa vadeli bir çıkış olmuş sonra ikinci ve daha derin bir dip dalgasına yakalanmışız. özellikle 1999-2000-2001 dönemi incelenirse bu çok net anlaşılır. üstelik de genellikle slumpflasyondan o kısa vadeli çıkışlar da dış kredilerle yapılabilmiştir. ayrıca şu anda kamu ekonomisinin makro ekonomideki hacmi eskisi gibi %70 lerde 50 ler de değildir. %14 ler civarındadır ki bu da maliye politikalarıyla kamusal teşviklerin etkilerini ciddi derecede sınırlayacaktır. burada daha etkin olabilecek politika para politikasıdır ancak bunun da etkisi ancak düşük borçluluk ile mümkündür. yani uzun vadeli genişleyici para politikasıyla ve maliye politikasıyla muhtemelen abd nin 1929 buhranında yaptıklarını andıran uygulamalarla potansiyel büyümeye bir müddet sonra laşabiliriz tabi 2020 ve sonrası dönemde dış finansal şoklar yaşanmazsa!. ki Avrupa yavaşlıyor rusya Hindistan, latin ekonomiler giderek yavaşlıyor hatta büyüme motoru çin de yavaşlama emareleri görülmeye başladı. ve bu ekonomilerin makro iktisadi parametreleri bizden daha güçlü durumdadır.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yorumunuza katılıyorum, ancak hala bir eksiğiniz var.
      Bu eksik sadece size özgü değil, tüm ekonomistlerin uzun süre ihmal ettiği bir eksiklik.

      O eksiklik, başkanlık sistemi ile yönetildiğimiz gerçeği ve bunun yurtdışı piyasalara veremediği güvendir.

      Dünya yavaşlar, yeri gelir hızlanır, bunlar hep olağan ekonomik hadiselerdir, Türkiye ise sürekli bir durgunluk ve küçülme trendindedir. Türk varlıkları hala yüksek değerdedir, Türk ekonomisi yavaş yavaş, günümüzdeki 550 ile 600 milyar dolar seviyesindeki ekonomiler düzeyine inecektir.

      Dikkat ederseniz, yatırımcılar Türkiye'ye gelmiyorlar. Bunun sebebi Türk varlıklarının henüz gerçek değerlerine düşmemesidir.

      Sizin çizdiğiniz tabloya bu değişkeni de eklediğinizde, durum daha vahim olmaktadır.

      Sil
    2. 21.51
      guzel ozet bu yonetimin elinde tek care kaldi o da devamli surekli para basmak olacaktir 2020den itibaren. BU zamana kadar 2017de KGF ile devam eden bu surec 2018-2019 doneminde ihtoyat akcesi merkez kari ile surmustur. Acikcasi bu turden para basma durumu boluk borcuk devamli olmayan bir hal almistir. Bunun en onemli neeni de hazine avansi sisteminin 2001de yasayla yasaklanmis olmasidir. Suan sartlar ve kosullar Bu yonetimin para basmasi yonunde istigal etmektedir. Bunu da yapmak icin hevesli olan bu yonetim kaf ECB tarzi Kah FED tarzi bir yontemle para basimina girebilir.Cunku baska caresi yoktur. Dis konjokturde ise ister kabul edelim etmeyelim ister begenelim begenmeyelim sartlarda bu yondedir herkes fed ecb parsal fonlama yapmaktadir ki bu yonetim icin bu bir avantajdir. Dahasi Kurdaki Ekim 2018den beri olusan gorece istikrarli seyirde cabasi burdan destek alip parasal genisleme yapmasi bu yonetimin elini guclendirmektedir. Eger FED ECB parasal sikilastirma yapsaydi ya da en azindan para basmasaydi faiz indirmeseydi bizdeki kurda ekim 2018den beri surekli artis trendinde atak trendinde olsaydi ki boylesi durum cok daha yuksek seviyede enflasyon yaratirdi ve o zaman bu yonetim para basmaya bu kadar egimli hevesli olmazdi.Daha dogrusu olamazdi. Bu baglamda bu yonetimin ic -dis sartlar dahilinde para basimina neden-sonuc dahilinde zikredecegini dusunuyorum.
      Boylelikle cari denge kur artislarityla surdurulebilir olacak boylelikle para hacmine dayali populist harcamalar finanse edilecek para hacmine dayali enflasyon olgusu philips denklemi yaratabilip issizlige merhem olabilecektir. Bu bir kumardir ama zor durumda kalan ekonomi siyasasinin baska da atacak zari kalmamistir.

      Sil
    3. 21.51
      yorumunuzdan anladigim TEK CARE PARA BASMAK

      Sil
    4. aynen türkiye yukarıda da belirtmeye çalıştığım gibi yüksek kur-düşük faizle iktisadi aktivasyonlarına devam edebilir. zira türkiye geçmişte yüksek kurla yüksek enflasyonla hem büyümüş hem de işsizliği düşük tutabilmişti. zaten düşük kur-yüksek faiz türkiye gibi bir ekonomi için deli gömleğiydi. imf dayatmasıydı. risklerini iyi yönetemeyen işletmeler yüksek kurda batar. kalan sağlarla daha verimli rekabetçi üretimi öncelikli yapan bir iktisadi düzen kurulabilir. artık borçlan büyü modeli duvara toslamaya başlamıştır keza bu sadece bizde değil neredeyse global bazda da böyledir. artık dünya da türkiye de bu modelle yürüyemez ayakta kalamaz derim.

      Sil
    5. Baska care yok cunku! Yuksek kur yuksek enflasyon bizim 80lerin ortasindan 90lar sonuna kadar uyguladigimiz bir modeldi. Normalde Philips egrisi Cogunlukla kisa vadeli belki orta vadeli bir gerceklesme saglarken bizde uzun vadeli olarak islemistir. Yani Enflasyon yuksekken Issizlik dusmustur.BU 90li yillar boyunca kesintisiz ve net bir bicimde gerceklesmistir.
      Daha evvelde yazdim 2001de kaldirilan Hazine avansi kanunu kaldirilmayacakti. Belli ve belirli sert onlemler dahilinde uygulanmaliyidi. Bu blogda cok defa yazdim Enflasyon %4 ve altindaysa Ekonomi issizlik ureten dogal buyume orani olan%5ten uzaklasmis ve %4 ve altina giriyorsa iki ceyrek buyume gerceklesmemisse Toplam butce odeneklerinin en fazla %2.5u kadar olmak kaydiyla ve otomatik olarak da hukumet uyelerinin maasindan enflasyon+%2.5 orani kesilmek sartiyla merkez bankasi hazineye piyasa faizinden dusuk oranda kredi acilabilmeliydi. Elbette bu daha baska tedbirlerle uygulanabilirdir. Boylelikle dusuk buyume dusuk enflasyon surecinde farkli ve daha akilcil bir yol izlenebilirdi. Mesela 2009da boyle bir ugulama yapilabilirdi cunku o donem uretici toptan esya fiyatlarinda deflasyon yasiyorduk tuketici enflasyonunda da %3-4leri gormustuk issizlik almis basini gitmisti buyume ise olmus ic talep cokmustu. Ama ne yapildi disaridan ihracatci olmayan insanlar icin doviz kredisi alinmasi yasasi cikartildi ve insaatcisi bile doviz kredisi alip ihracata konu olmayan uretime yogunlasti guyya bu yasayla piyasa acildi. O donem genel butce odeneklerinin %2.5 kadar hazine avansi alinsaydi boyle doviz borclanma vsleri ihtiyac olmayacagi gibi issizlikte cok yukselmeyecekti piyasaya giren TL toplam talebi olumden kurtaracak dovizde yukselme kalici olacak o donem icin konusuyorum 2.30a kadar cikmis olan euro kuru 6 ay icinde 2ye inmeyecekti. O nedenle ben altini cizerek soyluyorum belli sartlar ve kosullar dahilinde "dusuk enflasyon" dusuk buyume kuculme yuksek issizlik vsde hazine avansi olmaliydi. yoksa dovizle borclanma turkiyede ucuzken dovizi getiri piyasayi atesler ama yerli uretimi yok eder.

      Sil
  24. Hocam bizde "genel bütçe" daha dar kapsamlı bir kavram olmasına karşılık,diğer ülkelerin "Genel hükümet gelirleri ve giderleri" şeklinde paylaştıkları veriler,bizdekinin aksine daha kapsamlı olan merkezi yönetim bütçesi anlamına geliyor.Bu kavram kargaşası ondan kaynaklanıyor.

    YanıtlaSil
  25. ABD yaptırımları geldiğinde bütçenin anlamı kalmayacak. Yaptırımlar konusunda anlamsız bir iyimserlik hakim.
    **********************

    Bizim(Türkiye) temel sorunumuz yaptırımların gerekçesi ile bahanesini ayırt edemiyor oluşumuz. Örnek vermek gerekirse, Rusya ile yakınlaşma yaptırımların gerekçesi Pastor Branson ise bahanesiydi. Yaptırımların temel gerekçelerini öyle yada böyle halletmeden rahat edemeyeceğiz.

    YanıtlaSil
  26. Değerli Hocam öncelikle bu güzel ve açıklayıcı yazınızla ilgili teşekkürlerimi sunmak istiyorum, bütçe dengesi ile nakit dengesi arasındaki farkı oldukça sade bir şekilde açıklamışsınız, istifade ettik.
    diğer taraftan muhtemelen 2019 kesin hesabı ile görebiliriz ancak yine de sormak isterim, 147 milyar açık nereye gitti, neden bu yıl bu kadar fazla bir açıkla karşılaştık, pozitif büyüme uğruna genişlemeci mali politikalara mi kurban gittik, önümüzdeki yıl uygulamaya girecek yeni vergiler 6 milyar liralık ek kaynak yaratacak ancak bu tutar 2019 yılındaki bütçe açığının(ilk 10 aylık) yalnızca yüzde 4 ü, karşılaşacağımız ek tedbirler neler olabilir.

    saygılarımla

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İlki Suriyedeki harekat. Oraya iyi para girmiştir. İkincisi sizin de dediğiniz gibi büyümeyi canlandırıcı uygulamalar. Üçüncüsü de kamu kesiminin giderek artan ısrafı.
      Ek tebdir olarak vergi artışı görünüyor.

      Sil
  27. Hocam merhaba,

    Turkiye Cumhuriyeti'nin dis borclanmasinin belirli bir takvimi var midir? Yani 2020 yilinda hangi aylarda dis borclanmaya gidilecek, tahmini miktarlar vs. belli midir yoksa hazine gidisata gore mi karar veriyor? Eger bir genelleme yapmak gerekirse hangi aylarda daha cok dis borclanma ihtiyaci duyuyoruz, bilginiz var mi?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hazine her 3 ayda bir gelecek 3 ayda yapacağı iç ve dış borçlanmayı açıklıyor ve otakvime gçre hareket ediyor.

      Sil
  28. Dunyada saygin bir ulke miyiz?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Tabiki. Sen aksini düşünürsen başkaları kim bilir ne düşünür? Saygın mıyız değil nasıl daha saygın olabiliriz, bana düşen görev nedir? DİYE SORMALISIN...!

      Sil
    2. Ben aksini dusundugumu iddia etmedim...! Ne gorevi gorev nerden cikti? Sadece SORU SORDUM...!

      Sil
    3. 18.32 bu sorduğunuz soru mu?

      Sil
    4. Saygınlık eğer mesela demokrasiye, insan haklarına, hukuka saygıya bakılarak saptanıyorsa durumumuz kötü.

      Sil
  29. Hocam sizi rahatsiz ediyorum kusura bakmayin finansal piyasalar dersim var ve bir sorum olacakti. Kriz esnasinda yatirimcilar hisse piyasasindan çikar ve güvenlik gerekçesiyle para piyasasindaki araclara yatirim yapar faizlerin yukseleceginden korkmuyorsa eğer. Yatirimcilarin bu davranisini nasil açiklayabiliriz yani getiri eğrisini nasil etkiler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ders sorularını yanıtlamıyoruz biliyorsunuz. Aksi takdirde herkes sınav sorusunu bana soruyor veya ödevini yaptırmaya kalkıyor.

      Sil
  30. Arkadaşla, lütfen devlet lafını kullanmayı bırakalım. AKP propagandası. Herkesi alistirdilar. Adres saptiriyorlar. Devlet bir araba ise hükümet direksiyondaki kişidir. Bugün ülkede bütün olanların sorumlusu hükümettir.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. hangi devlet?. devlet diye bir kurumlar bütünü artık yok. tasfiye edildi maalesef. bir kişinin iki dudağı arasında devlet olmaz olamaz!.

      Sil
  31. Merhaba Hocam ,yazınızdaki kamu bütçesi konusundaki değerli açıklamaları okuyunca , Yıllar öncesinde Kamu bütçesi dersimizin hocası Prof.Figen Altuğ'un , Denk bütçe,Performans bütçe ile ilgili anlattıkları hatırıma geldi , Kamu bütçesi, kamu maliyesi, maliye politikası dersleri , okuduğum maliye bölümünde en sevdiğim bugünde ufkumu açan derslerdi. Ama bugün herkes ''Ekonomi '' konusunda ''uzman '' olarak konuşunca; zorlanıp , final , Bütle geçtiğim dersler garip bir ruh haline sebep oluyor, Düşündürüyor, Hepsi Bu , Selamlarımla

    YanıtlaSil
  32. Hocam sacma bir soru olacak ama aklima geldi.
    -Suan Gelismis olan ve parasi konvertbl itibarli olan ulekelr deflasyon yasiyor. Tahvil alimlari vs ile paralari gerek ic gerek faizle de dis piayasalara yonlendiriyorlar.Buna ragmen bir netice alinmiyorlar
    -Gelismekte olan ekonomiler ise borcluluk vs hasebiyle buyuyememe ve cesitli toplumsal sikintilar yasiyorlar. Ellerindeki para birimleri de bir o kadar kirilgan
    -Dunyada durgunluk vs soz konusu en azindan boyle bir egilim havasi var

    Bu oncullerden hareketle sizce Gelismis ulkeler gelismekte olan ulkelere yonelik belli kriterler ve sartlar dahilinde(bu sartlarda daha cok demokrasi ve ortodox imf tarzi onlemler) bu ulkelerin tahvillerini alsa sizce yani bu ulkelere yonelik bir para basimi yapip bunlarin borclarini kendi merkez bankalari araciligyla tanzim etse nasil olur?Yani gelismis ulkelerden kendi merkez banakalari dahilinde bedava helikopter para...

    Ornegin Sili mesela FED siliye yonelik 50milyarlik para basimi tahvil alimi yapsa belli kriterler dahilinde demokrasi+butce cipasi vs gibi yine brezilya gibi 70milyarlik tahvil alimi
    Ornegin Euro bolgesi bazi boyle sorunlari olabn ulkelere yonelik bazi kriterler esliginde tahvil alimi etse

    Ben boyle bir uygulamanin belli kriterler esliginde uygulanmasinin saglikli olacagini dusunuyorum.
    Boylesi bir uygulama
    1)Bu turlu ulkelerde ekonomik sosyal calkantilari azaltir rahat ve kalici nefes almasini saglar
    2)Boyle bir girisim bu turden ulkelerin kaynak ulkeden aldiklari mal ve hizmet ithalatini artttirir
    3)Bu turden girisim kaynak ulkelerdeki gelismis ulkelerdeki ekonomik aktiviteyi balon yonunden degil de ihracat yonunden gelistirir
    4)bu turden aktivasyon nedeniyle dikatorluge meyleden ulkelerde demokrasi yeniden deger olarak ele alinir. Bir nevi tahvil hasebiyle demokrasi ihracati da saglanir
    5)Dunya ekonomisinde durgunlasma egilimi tersine cevrilir.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ne dediğiniz tam olarak anlayamadım sanırım.

      Sil
    2. Arkadaşımızın düşüncesinin temelinde gelişmiş ülkelerin, dünyanın geri kalanının da kendileri gibi gelişmiş ülke olmalarını istediğine dayanıyor.

      Bu düşünce de olan kurumlar, insanlar olabilir gelişmiş ülkelerde ama baskın kurumların niyetinin bu olmadığını düşünüyorum.

      Gelişmiş ülkeler ihracatımızı ve dünyanın geri kalanındaki gücümüzü nasıl arttırabilirizin derdindeler. Siz bunu dünyanın geri kalanının ithalatını/borcunu nasıl arttırabiliriz diye okuyun.

      Ve bunu en az maliyetle yapmak derdindeler; o ülkelerin kaynaklarını kullanarak.

      Adsız arkadaşımız da bu düşüncede. Ama birşeyi atlıyor. Önerisi bu ülkelere damardan uyuşturucu verin demek oluyor. Borçları artsın, ithalatları artsın. Bu döviz bolluğu o ülkelerin paralarını değerlendirecek, üretimlerini baltalayacak. Borç verenlere bağımlılıklarını arttıracak. Nesi iyi bunun?

      Sil
  33. Hocam selamlar merak ettiğim bir husus var ve araştırdığım halde bulamadım,mesela 1920'deki 5 amerikan dolarının bugünkü değerini tam olarak nasıl bulabilirim hocam?
    1920'den günümüze kadar her yılki enflasyon oranında parayı arttırsam mesela,enflasyon oranları
    1920 - %10
    1921-%5
    olsaydı,5'e ilk olarak %10 eklesem ve 5.50 olsa,ardından 5.50'a %5 eklesem ve 5.775 olsa sıra sıra hel yıl yapıp 2019'a gelsem bugünkü net değerini bulurmuyum hocam?

    İkinci sorum ise,paranın tek değer kaybı enflasyonmudur hocam,örneğin eğer 1920'den günümüze kadar amerikada her yıl enflasyon %0 olsaydı bile o günkü 5 dolar ile bugünkü 5 dolar bir olurmuydu hocam,yoksa paranın o günkü ve bu günkü değerini etkileyen başka faktörler varmıdır(nüfus artması gibi).
    Teşekkürler,saygılar

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. https://www.usinflationcalculator.com/
      Buradan bakabilirsin
      1920deki 5 dolar 2019da 64dolar yapiyor. Yani 1920de 5 dolarla alabildigin mal hizmet ve urunleri bugun 64 dolarla alabiliyor.

      Sil
    2. Paranin bugunku degerini belirleyen elimizdeki tek ve yek olcut istatistiki olarak olculen mal ve hizmet paketlerinin oldugu enflasyon olgusudur.Bu olgu ne kadar buyukse yani enflasyon oranlari ne kadar yuksekse paranin zamanla degerindeki asinma yani alim gucu yitirimi ve bana kalirsa itibar yitirimi o denli yuksek olur.
      Nufusun artmasi ve ekonomik aktivitenin yillar icinde artmis olmasi uretilen mal ve hizmetin arttiginin yani arzin buna mukabil de talebin de artmis oldugunun gostergesidir. BU durum yillar icinde piyasada bulunan mal ve hizmet degis tokusu icin gerekli olan para arzinin da artacaginin gostergesidir isterse enflasyon 0 olsun. Boylesi durumda para arzini kontrol etmek para otoritelerinin elindedir.

      Yukarida verdigim calculatorde ise ABD dolarinin alim gucunun kiymetinin yillar icinde nasil degisim gosterdigini belirtmektedir.

      Hazir boylesi bir soru gelmisken bahsetmekte fayda vardir. Enflasyon bir olay degildir bir olgudur. Azi karar cogu zarar diyebilecegimiz olcude bir ekonomik olgudur. Enflasyonun 0 ve/ve ya -lerde olmasi nasil zararsa zararliysa Enflasyonun 10-20-30-50-70-100....! gibi rakamlarda olmasi da bir o kadar zarardir zararli durumdur.
      Iste bu ahvalde; Ekonomistler carpmislar bolmusler ortalamalari almislar hesaplamislar ve bir kararda bir rakam silsilesinde mutabik kalmislardir. BU rakam Ozellikle ABD ekonomisi tabanli gelismis ulkeler icin buyumeyle issizlikle ve diger makro dengelerle en uygun Enflasyon rakaminin %2.25 oldugunda karar kilmislar. Bu rakam adeta bir pi sayisi hurmeti gormektedir. Bu rakamin uzun yillar icinde olmasi bir ulkede "Fiyat Istikrarinin" oldugunun delaletidir. Yani Fiyat istikrari olan ulkede yerli paraya kiymet deger bicilir alim-satim planlar yerli para uzerinden kiymetlenir.Yerel halk kusaklar boyu dusuk enflasyon hasebiyle kendi kullandigi yerel para birimine itibar ve itimat eder. Yabnaci paranin hurmeti olmaz.
      Yalniz bu minvalde sunu da soylemek isterim %2.2 rakami illa olacak sey degil sartlar ve kosullar ulkeye ozgu denklemler isiginda bu rakam %2-1.98 olabilir(ECB hedef enflasyon degeri) ve ya %2.5 hatta 2.7 ye kadar cikabilir hedef enflasyon merkez bankalari tarafindan. Mesela Fed icin uzun yillardir sevilen enflasyon hedefi %2.5dur %2.25 ile 2.7 arasinda dalgalanan orta noktasi 2.5 enflasyon fed icin olumlu bir haldir.

      Gelismekte olan yani biz gibi ulkelere gelince bu rakamlar degismekle birlikte neredeyse bu isin uzmanlari tarafindan %4 ve alti degerler benimsenmistir. Bu bazen %4.5 da olabilir ama bana sorarsan %3.5 rakami bir gelismekte olan ekonomi icin gayet saglikli bir enflasyon oranidir.
      Peki niye gelismekte olan ulke ekonomilerinde enflasyon rakami %2.25 degilde %3.5-4%-4.5 olabiliyor. Bunun cevabi da nufus etkisi ve tuketime yatirima hevesli olmalarindan kaynaklanir gelismekte olan ulkelerin bu da takdir edersiniz ki biraz enflasyon dogurur bu biraz enflasyonda piyasadaki dengeyi ve buyume dinamiklerini besler. Cunku bu turlu ulkelerde genc nufus daha fazladir yatirim ihtiyaci daha coktur. O nedenle %3- %4 aralarinda dalgalanan bir enflasyon bu turden ulkeler icin saglikli bir durumdur. Zamanla ulkenin gelismiklik ve demografik olgunluk seviyesi degistikce tuketime ve yatirima doydukca nufus yaslandikca zaten enflasyon orani da dogal akisinda bunlardan etkilenip da dususe meyledecektir.

      Sil
  34. Hocam farklı kaynaklarda farklı şekilde gördüm. İç dış borç kriteri Türkiye açısından nasıldır? Piyasaya göre mi yoksa paranın cinsine göre mi belirleniyor bizde?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Borç verenin durumuna göre belirleniyor. Eğer borç veren içeride yerleşik kişiyse iç borç dışarıda yerleşik kişiyse dış borç sayılıyor. Bu durumda dövizle borçlanılmış olsa bile eğer bu borcu veren içeride yerleşikse bu iç borç sayılıyor.

      Sil
    2. Tşkler hocam paarann cinsi önemli değil yani

      Sil
  35. Hocam merhaba, İşsizlik, piyasadaki daralma vb. net olarak kendini hissettirse de ekonomik sistem hala işliyor. Nakit dengesindeki açık, ülkemizin kaynakları dikkate alındığında, ekonomik reformlar yapmadan daha ne kadar sürdürülebilir gözüküyor? Saygılar...

    YanıtlaSil
  36. Hocam teşekkürler. Dolarda adeta sabit kur rejimine geçmiş olmamızın bedeli ne olacak? Kamu bankalarından dolar satarak kurun stabil tutulduğu iddia ediliyor, bu mümkün mü? Mümkünse değirmenin suyu ne zaman bitecek? Cari fazla veriyor olmamız şu sıralar ekonomi yönetiminin elini güçlendiriyor, sonuçta ithalat dediğinizde kağıt üstünde oyun yapamazsınız, malı alınca parayı vermek zorundasınız, bu da yabancı para çıkışı demek, kaçarı yok.

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...