10 Temmuz 2020 Cuma

Gerçek İşsizlik Oranı

TÜİK Nisan ayı işsizlik oranını yüzde 12,8 olarak açıkladı. Önceki ayın işsizlik oranı yüzde 13,2, bir önceki yılın Nisan ayı işsizlik oranı ise yüzde 13 idi. Yüzde 12,8’lik işsizlik oranı kamuoyunda her zamankinden daha da fazla tepki yarattı. Oysa bu oran, kabul edilen varsayımlara göre doğru. Asıl soru şu: Kabul edilen varsayımlar gerçek yaşamı yansıtıyor mu yoksa hayal ürünü mü?

15 ve daha yukarı yaştaki bir kişinin işsiz sayılabilmesi için: (1) Son 4 hafta içinde bir gün dahi ücretli ya da ücretsiz hiçbir işte çalışmamış olması, (2) Son 4 hafta içinde iş arama kanallarından en az birini kullanmış olması, (3) 2 hafta içinde işbaşı yapabilecek durumda olması gerekiyor.
Bu tanıma uymayanlar mesela işsiz olduğu halde son 4 haftada iş başvurusu yapmamış olanlar veya birisinin yanında bir gün ücretle bir iş yapmış olanlar ya da bir gün karın tokluğuna çalışıp da ücret almamış olanlar işsiz sayılmıyor.

Şimdi bu çerçevede eldeki verileri öncelikle bir tablo haline getirelim (Kaynak: TÜİK, İşgücü İstatistikleri Haber Bülteni Nisan 2020 ve bu bültenin altında referans verilen 6 numaralı tablo.)


Resmi ve Geniş İşsizlik Oranı (%)



2020/2019

Bin Kişi
2019 Nisan
2020 Mart
2020 Nisan
Değişim (%)
1
Nüfus (15 + Yaş)
61.261
62.216
62.320
1.059
2
İşgücü
32.401
30.104
29.388
-3.013
3
İstihdam
28.199
26.133
25.614
-2.585
4
Çalışmaya hazır + mevsimlik çalışan
2.387
3.862
4.583
2.196
5 (2 + 4)
Geniş İşgücü
34.788
33.966
33.971
-817
6
Resmi İşsiz Sayısı
4.202
3.971
3.775
-427
7 (4 + 6)
Geniş İşsiz Sayısı
6.589
7.833
8.358
1.769
8 (6 / 2)
Resmi İşsizlik Oranı (%)
13,0
13,2
12,8

9 (7 / 5)
Geniş İşsizlik Oranı (%)
18,9
23,1
24,6


Tabloya bakacak olursak; Türkiye’de son bir ayda ve son bir yılda istihdam edilenlerin sayısı azalmış. Bu durumda normal olarak işsizlerin sayısı artacağı yerde o da azalmış. Bu tuhaf durumun nasıl ortaya çıktığının yanıtı tablonun 4 ve 7 numaralı satırlarında saklı. 4 numaralı satırda yer alanlar; son 4 hafta içinde hiçbir işte ücretli ya da ücretsiz çalışmadığı halde iş başvurusu yapmayanlarla mevsimlik çalışma, ev kadını olma, öğrencilik, gelir sahibi olma, emeklilik ve çalışamaz halde olma gibi nedenlerle iş aramayıp ancak işbaşı yapmaya hazır olduğunu belirtenleri ifade ediyor. 4,5 milyonu aşkın sayıdaki bu kişileri de işsiz sayısına ve işgücüne eklersek (ki işin doğrusu budur) işsizlerin sayısı 8,4 milyona ve geniş işsizlik oranı da yüzde 24,6’ya yükseliyor. İşte Türkiye’nin gerçeğe en yakın işsizlik oranı budur.

Resmi ve geniş işsizlik oranlarını bir grafikle gösterelim (Grafik TÜİK verileri kullanılarak tarafımdan hazırlanmıştır.)


Son dönemde resmi işsizlik oranıyla geniş işsizlik oranı arasındaki ilişkinin iyice kopmasının nedenleri arasında ekonominin büyüyememesi nedeniyle işsizlerin iş bulma umudunu kaybetmesi, resmi kanallar yerine özel ilişkileri devreye sokmaya yönelmeleri gibi nedenler sayılabilir. Son 2 aydaki büyük kopuşun bir nedeni Covid – 19 pandemisinin yarattığı sağlık endişesiyle işsizlerin iş bulmak için başvuru yapmaya gitmekten çekinmeleridir.

Her ne kadar kamuoyunda büyük kuşkular yaratsa da TÜİK’in esas aldığı resmi işsizlik oranı hesaplaması esas alınan varsayımlar altında doğru olabilir. Buradaki mesele esas alınan varsayımların Türkiye hesaplaması için gerçekleri yansıtmamasıdır. Çünkü gelişmiş ülkelerde işsizler sürekli başvuru yaptığı halde bizde bir süre sonra umudunu kesenler iş başvurusunda bulunmuyor ve işsiz sayılmaktan çıkıyor. O nedenle Türkiye’deki işsizliği en doğru gösteren oran yukarıda değindiğimiz son 4 hafta içinde işi olmadığı ve işbaşı yapmaya hazır olduğu halde iş için başvurmayanların da dahil edildiği geniş işsizlik oranı olan yüzde 24,6’dır ve bu oran 2013 yılından beri sürekli artış eğilimindedir. 

181 yorum:

  1. Hocam işsizlik oranının hesaplanmasında TÜİK'in kullandığı ölçek uluslararası standartlarda değil mi? Yani diğer ülkeler de bizim gibi mi hesaplıyor?

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. ILO standardına göre hesaplanıyor ama sorun orada zaten o standartlar her ülkeye uymuyor. Gelişmiş ülkelerde işsizler sürekli başvuru yaptığı halde bizde bir süre sonra umudunu kesenler iş başvurusunda bulunmuyor ve işsiz sayılmaktan çıkıyor.

      Sil
    2. Ve genellikle işsizlik maaşı almaya devam ediyorlar.

      Sil
    3. Hocam işşiz sayılmayan vatandaş nedir?

      Sil
    4. Emeğinize sağlık sayın Eğilmez. Çok değil bizde de her işsize aylık 200 TL işsizlik ücreti verilse o zaman ülkemizdeki gerçek işsizlik ortaya çıkar ve bilinen ama karmaşık sanılan durum vuzuha erer.

      Sil
    5. Bırakın aylık 200 tl ücret vermeyi, üstüne gss adı altında hiçbir geliri olmayan insanlara ek borç yükü biniyor.Anlik Gss primi borclandirilan kişi sayısı bile tuik'in verdiği işsiz sayısından fazladır bence

      Sil
    6. Bendeniz, 2018 yılında 8 kişi çalıştırıyordum. Üstelik 2 si de asgari ücretin 2 katına yakın maaşla çalışıyordu. Şimdi hiçkimseyi çalıştırmıyorum. Tek başıma çalışıyorum. Bu vergi oranları (%18 KDV %20 stopaj) ve sgk primleri ile hiçbir uzmanlığı olmayan şahıs yaklaşık 4.000,00 TL ye mal oluyor. Tüm masraflar çıktıktan sonra kalan kar, 8 elemanla çalışırken neyse, şu an yarısı. Buna rağmen daha mutluyum. Çünkü her ay başında hesap yapmak zorunda değilim. Müteşebbisler bir millet için çiçek gibidir. Bizi küstürdünüz. Bundan sonra bir kişi bile çalıştırmam.

      Sil
    7. Kesinlikle işsizlere 200tl gibi bir para verilmeli herşeyi geçtim insanlık onuru için bu yapılmalı işsiz kaldığım dönemlerde beş param olmadığı için dışarı çıkamadığım zamanları hatırlıyorum. Cok ama cok üzücü ve zor günlerdi yaşayan bikir bu durumları.

      Sil
    8. Peki hocam aynı mevzu italyada da oldu.Birçok yer kapanmasına rağmen pandeminden dolayı işsizlik 6.3 seviyesine kadar indi.

      Sil
  2. Sıcağı sıcağına çok güzel bir yazı olmuş teşekkür ederiz. Bu arada Mayıs 2019 yerine 2020 yazmışsınız hocam.

    YanıtlayınSil
  3. Hocam merhaba, şirketlerin işten atamama yasakları kalktıktan sonrasına denk gelecek Eylül ve sonrası için geniş işsizlik oranı beklentiniz var mı?

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. % 30'u bulur diye tahmin ediyorum.

      Sil
    2. Çok iyimsersiniz, şuan bile işsizlik %30-%40 aralığında olmalı. Hesaplamalarınızı gözden geçirin.

      Sil
    3. Yasakların kalkması söz konusu değil.

      Sil
  4. Herseye ragmen, Nisan/2020 de bir önceki senenin aynı ayina gore issizlik oranının %0.02 değerinde bile düşmüş olduğunu, yani donem kıyaslamasında insanların iş bulduğunu ilan edebilmek, literatüre yeni bir kavram kazandırabilir.Mesala "şapkadan fil çıkarmak "
    Saygılarimla hocam.

    YanıtlayınSil
  5. hocam mayıs yazmışsınız tabloda o mart olacak tabi ki ve kaleminize sağlık

    YanıtlayınSil
  6. Degerli Mahfi hocam,

    Ellerinize saglik. Bir hususu eklemeyi arzu ediyorum: yasi ve konumlari geregi, her is ilaninin kendilerine uygun olmayan ve haliyle son 4 hafta gibi kisa surede basvuru yapamayan orta ve ust duzey issiz yoneticiler de issizlik hesabina katilmiyorlar diye dusunuyorum.

    Tekrardan ellerinize saglik, sevgi ve saygilarimla,

    S.P. ARIKAN

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Selam Sn Arıkan,

      Üst düzey yönetici sayısı, bilişim uzmanı sayısı, nitelikli beyaz yaka orta düzey yönetici sayısı nisbeten ülke çalışan nüfusunda az olduğu için oranları çok etkilemiyorlar.

      Sil
  7. Önemli olan insanlar insanca yaşayabiliyormu çalışıyor olsa da. Rakamlar her zaman nereden bakıldığına bağlı göreceli şeyler. Haneye giren gelire ve alım gücü göz önüne alındığında içler acısı bir durum var ortada.

    YanıtlayınSil
  8. Hocam merhaba,
    İş bulma ümidi olmayanlar+Diğer(1) dışında mevsimlik çalışanları eklemesek daha doğru olmaz mı? Diğer(1) in içinde mevsimlik çalışanlar var zaten. Mevsimlik çalışanlar sütunu çalışmaya hazır olmadığı için ayrı sütun açılmış şeklinde anladım. Bir de anladığım kadarıyla ek hesaplama (geniş işsizlik oranı) yapmadan işgücüne katılım oranı da biraz gerçekleri gösteriyor gibi?

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Ben diğeri eklemiyorum zaten onun içinden sadece mevsimlik çalışanları ekliyorum. Diğeri eklersem sayı artar.

      Sil
    2. İş aramayıp, çalışmaya hazır olanlar başlığının altındaki Diğer(1) i kastetmiştim.Emekleriniz için teşekkürler.

      Sil
  9. Enflasyon orani yalan,
    İssizlik orani yalan,
    Gel biraz da sen oyalan...

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Diploma da yalan. Zaten bugun yasanan butun problemlerin musebbibi de en bastan diploma'nin yalan olmasi.

      Sil
  10. İş aramıyor, işkura başvurmamış saçmalıklarını bir kenara bıraksak artık.
    OECD raporuna göre çalışabilir nüfusun sadece %49,2 çalışmakta.
    %50,8 işsiz, işsiz. bu gerçeği göremeyecek kadar kör müsünüz?
    https://data.oecd.org/chart/61zr

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Aslında Nisan 2020 itibari ile calisabikir nüfusun %41 i calisiyor suan. Hocanın söylediği rakamlar aslında istatistiki yöntemlere göre söylenmiş rakamlar. Artniyet yok.

      Sil
    2. İş aramayan işsiz olmaz ya otlakçı olur ya dilenci.

      Sil
    3. Anonim, haklisin, zaten otlakci ve dilenciler tam da istenen oy deposudur. Yardim dagittiginiz surece size oy verirler.

      Sil
  11. Mahfi Bey,
    Pandemi süresice 3,5 milyon ücretsiz izne gönderildi. Gerçek işsiz rakamları bulmak için bunları da ilave edin. %34,8 çıkar.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Cok dogru, gercek rakam bu aslinda ve korkunc otesi. Malum iflas etmek yasak, isten cikarmak yasak, batik firmalar kredi ile yuzduruluyor ve eleman tutuyor tutabildigi kadar. Bakalim bu is nereye kadar gidebilecek.

      Sil
  12. Hocam kamu bankaların net döviz pozisyon açığı 8 milyar dolar oldu. Özel veya yabancı bankaların değil kamu bankaların net döviz açığı var. Bu durum hakkında ne düşünüyorsunuz ? Hocam Fitch net döviz rezervinin -27 milyar dolar olduğunu söylüyor. Swap rezerv 51 milyar dolar. Net döviz rezervi 30 milyar dolar. 30-51=-21 milyar dolar çıkıyor. Fitch nasıl -27 milyar dolar çıkardı ?

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Bizim hesaba katmadığımız bir şeyi daha düşüyorlar herhalde, ben de bulamadım.

      Sil
    2. Selam hocam, güzel ironi yapmışsınız.

      TR net döviz rezervi günümüzde hesaplanamaz, gerçekte ironiniz doğrudur.

      Şöyle ki, Türk swap işlemleri hükümetler nezdinde alınan kararlar ile yapılıyor.
      Normal piyasa swaplarında vade günü değişimler yapılır.
      Bizim swaplarımızda ise, (karşılıklı) politik ve siyasi tavizler ile swaplar realize edilmektedir. Matematik olarak bu miktar ve değeri bilinemez.

      Bu sebeple, ne siz ne Sn Uğur Gürses ne de Fitch TR net rezervini matematik ile hesaplayamaz.
      Kabaca ihtiyaç duyulan miktarları yazabilirler.

      Sil
    3. Anonim 18:18 e ek yapalım.

      Hükümetler arası ilişkiler ile belirlenen ve gizli piyasa işlemleri ülke piyasasına güveni zedeler. Vade günü geldiğinde şapkadan ne çıkacağı bilinemez.

      Türkiye den kaynak çıkışı hızlanır. Kaynak sadece döviz değildir, yerli ihracat yatırımcıları da AB deki kendi pazarlarına yakın ülkelere gelecek yatırımlarını kaydırmaya başlar. Örneklerini basından görmeye başladık.

      İthalat-İhracat ve Büyük hacimli ticaret yapan Türk firmaları hesaplarını yurtdışında açar, sermayelerini orada tutar, Türkiye ye günlük işlemler (maaş ödemesi, günlük ticari alacak-verecek cari işlemlerinden açık kalan miktar için nakit gönderimi vs işlemler) için arada para gönderirler. Orta dönemde, yabancı sermaye haline gelirler, Türkiye onlar için bir şube haline gelir.
      (Mali müşaviri olduğum, çok hızlı büyüyen bir yazılım firması vardı. Kayseri ve İstanbul'da bilgisayar destekli çizim programları eğitimi ve lisansı verirdi. 5 yıl önce İngiltere'de şube açtı, tüm parasını bir günde oraya aktarmıştı. Maaşlar için buraya para aktarırdı. O zaman anlam verememiştim. Türkiye ofislerini şube gibi kullanırdı sonra TR ofislerini de kapattı gitti.)

      Cari işlemler dengesi açığı + dış borç faiz ödemeleri hesaplanabilir tutarlar oldukları için bu miktar kadar döviz bulunması gerekir. Hükümetin ikili ilişkiler ile bulamadığı kadar kısmı yerel para değer kaybına sebep olur. Mevcut dış borç yükü yüksek, ülkenin de sürekli cari açığa ihtiyaç duyması sebebi ile yerel para öngörülebilir 10 yıl sürekli değer kaybedecek. Öngörülebilir bir gelecek olduğu için yatırım yapanlar ister istemez para kaybını hesaplamak durumunda. Bu da doğrudan yatırımları engelleyen bir unsur.

      Kabaca yerel para sürekli değer kaybedecek ama miktarı net bilemeyeceğiz anlamına geliyor hepsi.
      Finans ve yatırımların ülke dışına çıkması, işçi çıkışının aynı oranda olmaması sebebi ile işsizlik düzenli olarak artan nüfus oranının altında olacaktır. Ülke fakirleşmeye devam edecek.

      Sil
    4. 18:54 Dert etmeyin gizli kapaklı halledilir bunlar.

      Sil
  13. Selam hocam, çoğu aile işletmesinde, esnaflarda, aile bireyleri sözde ücretsiz izne ayrıldı, devletten aylık maaş almaya başladılar.

    Yapılan kanunun seçmen tarafından tutulmasının en büyük sebeplerinden birisi esnaf kesiminin çalışmasına rağmen işsiz gözükmesi.

    Bu arada haftaya cumaya Ayasofya Camimize herkesi bekleriz.

    YanıtlayınSil
  14. Sonuçta Tüik'in verilerine tüm dünya itibar ediyor mu ediyor? Bizim milletimiz etse ne olur etmese ne? 12 dedilerse 12'dir.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. İtibar etseler cds primi 478 olmaz.

      Sil
    2. Çift haneli çıkartmaları hayal kırıklığı yaratmıştır.

      Sil
    3. Cihan the trol, "bizim milletimiz etse ne olur etmese ne" sorunun cevabi su sekilde: Sadece bizim milletimiz oy kullanabilecek gelecek secimlerde, o da secim yapilirsa tabii. Bir de hatirlatayim, Nikolay Cavusesyu'yu sarayindan cikaran kendi milletiydi baskasi degil. Bilmem anlatabildim mi...

      Sil
  15. Merhaba Hocam,
    15+ yaş almak ne kadar mantıklıdır?
    Türkiye'de 21+ üzerini almak daha doğru sonuç verir. 15+ 21 yaş aralığından çalışma bekleyen aile sayısı görece azdır. Üniversite gençliğinde ise 23+ yaştan işgücüne katılım yapması beklenir.

    Türkiye nüfusunda 15+ 23 arasında yoğunlaşma olduğu için o arada kalan 8-9 Milyon kişi iş görebilir gibi adlandırılsa bile aktif çalışma beklenmeyen kişilerdir.

    Türkiye'de çalışma nüfusundaki sorunu kadınlar çıkarır.
    Ev kadını sayısı çok yüksektir. Çalışmayan ev kadını nüfusu çoğu dünya ülkesinden daha yüksek oranda Türkiye işgücünü azaltıcı etki yapar.

    Bir başka sorunda verimsizlik sebebi ile iş gücünün temel işler dediğimiz asgari ücretler seviyesinde yoğunlaşmasıdır. İş talebinin yoğunlaşmasına, asgari ücret seviyesinin düşmesine sebep oluyor.

    Emeklerinize teşekkür ederim, sevgilerle.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Bunlar ILO'nun saptadığı uluslararası standartlar. Üniversiteye gitmeyen çok insan var ayrıca, çıraklar var.

      Sil
  16. Olsun, işsizlik ne olursa olsun ezanlar susturulamaz.

    İroni gibi görünse bile, Türkiye'de işsiz kalma ihtimali en düşük grup imamlardır.
    İmamlar ne yapar? Bir görevleri de ezan okumaktır.
    Devlet memuru oldukları için de, iş güvenceleri yüksektir.

    Bugün mesela, Ayasofyamızın da cami yapılması ile, en az 4-5 yeni imam ve
    yardımcıları kadrosu ile hükümetimiz işsizlik sayısının düşmesini sağlamıştır.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Kardesim Noturdame sapeli ibadete acik. Ayasofyanin da acilmasi lazim. Bir Ataturkcu ve ulusalci olarak bu karari destekliyorum. Zaten CHP de mecliste desteklemisti

      Sil
    2. Anonim 2144,

      Notre Dame şapeli veya AB ülkelerindeki herhangi bir dini yapı ile Ayasofya'yı kıyaslayamazsınız. O devletlerde, din ve devlet yönetimi gelişimleri Türkiye'den farklıdır. Dini cemaatlerin yönetim kuralları, kurulları, insan ve para kaynakları diğer kurumlar ile aynı statüde şeffaftır, kurumlaşmıştır.

      Günümüz Paris'inde papaz olmak isteyen kişinin gireceği aşamalar, başvuruları, kariyer basamakları, devlet kurumları ile olan tüm ilişkileri yasal çerçeve ile belirlidir. Kuralların dışında hareket imkanı yoktur.

      Bir Anadolu Türk'ü, Pariste papaz olabilir, 20 yıl çalışabilir, kendi cemaatini kurabilir, kendi vergisini verir, alabileceği vergi yardımı varsa alır, denetmenlerini tutar, muhasebesini tutar. Ancak, Paris polis teşkilatına kendi cemaatinden diye bir adamı sokamaz. Teşkilatta yapılanamaz, teşkilattaki cemaat üyeleri için en ufak maddi manevi kariyer desteği alamaz, sağlayamaz.

      Atatürk'ün niye yasakladığını bir kaç seneye anlarsınız.

      Sil
    3. Notre Dame ayni zamanda bir muzedir ve kapisinda her daim ziyaretci kuyrugu olur. Binaenaleyh Notre Dame bir sapel degildir, katedral'dir.

      Sil
    4. Abiler, mal Fransızlar Notr Dame ı yaktı, artık ne şapel ne katedral :) girişi 5 papel.

      Sil
  17. hocam cari açık her durumda ürettiğimizden fazla tüketmek mi demek

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Cari açık kabaca kazandığımız dövizden daha fazla döviz harcamak demek.

      Sil
  18. Gerçek-
    -8.358.000 işsiz insan
    -Özel sektörde,kamuda da taşeron olarak sömürülen iş güvenliğine/güvencesine sahip olmayan milyonlar
    -Vergi yükü altında ezilen sosyal devletten yararlanamayan çiftçiler
    -Sefalet içinde yaşama mahkum topraksız mevsimlik işçi köylüler
    -Hakkı olmasına rağmen emeklilik hakkı gasp edilen EYT liler
    -Açlığa mahkum birçoğu asgari ücretin bile altında maaş alan emekliler
    -Kölelik koşullarında çalıştırılan sığınmacılar ve diğer yabancı uyruklular
    Ve sayamadığım tüm ezilenler.
    Bangladeşli pakistanlı acır bu ülke insanına ki onlar sefaletin her türlüsünü yaşıyorlar.
    Gerçeğin karşısında da demagoji,eğilip bükülen istatistik verileri,Goebbels vari propaganda ve yalanlar...

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Oy vermek ciddi bir iştir, son pişmanlık fayda etmez ki halen de o saydığınız grupların mensuplarının çoğunluğunun bu durumdan aslında kendilerinin sorumlu olduklarını anladıklarını sanmam...

      Sil
    2. Selam Sn Mahdut,
      Bugün Türk laik devlet rejimi yıkıldıktan sonra, sembollerinin de yıkılmaya başladığı gündür.
      Türk halkı uyuyarak yeni rejime katkıda bulunmuştur.
      Boşuna oy vermek filan demeyin, oy vereceğiniz muhalefet de yeni düzeni istemiştir. Ancak o muhalefete oy veren kişiler anlamamıştır. Ortada karagöz-hacivat oyunu oynattılar.

      Ayasofyayı camiye çevirenler arasında CHP de vardır (bknz Ankara BBB Mansur Yavaş'ın hayırlı olsun twiti).

      Laik Türklere geçmişler olsun.
      Bundan sonrası, Dönülmez Akşamın Ufkundayız, Vakiit çoook geeeç dinlesinler.

      Sil
    3. Sn Anonim, bu duruma 18 yılda gelmedik, 1950’den beri oy vere vere geldik. Oy vermeyi o kadar küşümsemeyin yani..,

      Sil
    4. Mahdut, çok öğrenmek istiyorsanız size yazayım.

      Anıt Kabir de zamanı geldiği gün, uygun şekilde şimdiki işlevinden ayrılacak.
      Olmaz demeyin, ben planını 12 yıl önce, 2008 yılında gördüm.
      Önce etrafına bariyer çekecekler. Her işin bir sırası vardır.

      İroni yanı, kendisine laik diyen Türkler de bu işlerin sorumlusudur. Türkiye toplumunun
      yüzde 85 i doğrudan ve dolaylı olarak yaşanacakların sorumlusudur.

      Kozmik oda vakası ile Türk düzenini, devletini ve milletini koruyan kişiler şehit edilmişlerdir.

      Bazen soruyorlar, 800 kişi 80 milyonluk koskoca ülkeyi nasıl ayakta tutuyordu diye?
      Diyorum ki her işin erbabı vardır, devleti bir arada tutmanın da.
      Nasıl doktorluk eğitimi almayan 80 milyon kişiden bir tane beyin cerrahı çıkmaz ise, özel
      eğitimini almayan 80 milyon kişiden de 800 tane devleti koruyan kişi çıkmaz.

      Sil
    5. 2023 secimlerinde gidiyorlar. 2023e cok az kaldi biraz daha sabir. Zaten oylari azaliyor. Demokrasimizde secimle gelen secimle gider. Muhalefetin 2023 secimlerine simdiden hazirlanmasi lazim. Sandiklara sahip cikilmasi lazim.

      Sil
    6. 1/2 Selam Sn Mahdut,

      Hiç bir ciddi devlet vatandaş tarafından idare edilmez.

      TC, eski parlamenter rejiminde, devleti idare eden Cumhurbaşkanıdır.
      TCMB'nin nitelikli çoğunluğu tarafından CB seçilir (Meşhur 367).

      CB devletin idarecisi ve başıdır.
      Bazı devlet kollarının Başbakan ve Bakanlar tarafından yönlendirilmesine müsade eder, onları denetler, gerekirse Devlet Denetleme Kurulunu devreye koyar.
      367 olarak da bilinen nitelikli çoğunluk, esasen halkın yüksek çoğunluğunun seçimini kazananların seçtiği grup olduğu için seçim dediğiniz aygıt geçersizdir.

      Nasıl geçersizdir?
      Görünüşte seçilenlerin seçtiği kişi CB gibi durur iken, fiiliyatta 367 demek tüm Türklerin kabaca %65 -%70 inin oy verdiği, filtrelenmiş, uzlaşılmış bir aday demektir yani seçim görünüşte vardır. O aday, yine yöneteceği devlet bürokrasisi tarafından bir nevi kabul görmüş kimseler arasından meclise de önerilebilirdi.

      Yani, Türk kurucu babaları, devleti halka teslim etmenin mahzurunu öngörmüştür.
      Son 10 yıl, son 2 CB ile bu sistem değiştirilmiştir.

      Tarih boyunca halka idaresi verilen tüm devletler batmıştır. Türkiyemiz de yakında batacaktır.

      1950 den beri süregelen durum ise oy vermekten farklıdır. Darbeler ile devletin hamisi ordu bürokrasisi temizlenmiştir, onların eğitim sistemleri bozulmuştur. Her darbe ile siyasetçilerin teknik bürokrasi kadrolarını ele geçirmesine imkan tanınmıştır.

      Netekim! 1980 darbesi sonrası ordu ile Mareşal F Çakmak ordusunun kadro kalitesi arasında büyük fark oluşmuştur.

      Sil
    7. 2/2
      Oy vermek ve demokrasi dediğiniz sistem Anglo-sakson ülkelerin tarihi yönetim şeklidir. Dünya da kimse onlar gibi demokrasi uygulayamaz. Anglo-sakson sisteminde de oy verilerek devlet idaresi yapılmaz. Oy ile yerelden seçilen yöneticiler, yerel kurumların denetimi ile check-balans mekanizmasında sorumludur, ancak idari güçleri yoktur. Yerel seçilmiş ile Başbakan (bazı ülkelerdeki Başkan) ile aynı partide olsa bile organik bağı yoktur. Başbakana itiraz ederler, başbakan tarafından görevden alınamazlar.

      Türkiye'de yaşanmış olan parlamenter şekline senato eklenmesi en doğrusu idi.

      Demokrasi, en temel/basit tabiri ile "oy" halk iradesinin devlet idaresine resmi bildirimidir, kaynakların yönlendirilmesinin yönünün tayinidir, devletin idaresi değildir. Devlet idaresi somut ve teknik bir konudur, devlet idaresinin liyakatı, ödülü, kriterleri oy kaygısı olan insanlardan bağımsızdır. "Oy", devlet likayatı, ödülü ve kriterlerini etkilediğinde o devlet batar. Uzun açıklaması budur.

      Türkiyemiz de o siyasi etkiyi CB makamı, üst düzey bürokratlar ile düzenli yaptığı toplantılar ile tesbit ederdi. Çünkü, eski TC de devletin alt kademelerinde yaşanan idari sıkıntılar, üst makamlara, kurum müşteşarları ve CB makamına aktarılır, CB makamının iradesi ile temizlenirdi. CB gerektiğinde seçilmiş hükümeti de bu konuda görevlendirirdi.

      Fetö konusunda, Özal ve Demirel'e sorun iletilmiş, kendileri devleti temizlik için çalıştırmamış, devletteki liyakatli kadroların varlığına güvenerek(belki), sorunu kontrol altında tutup, çözümü erteleme yoluna gitmişlerdir.

      AN Sezer döneminde sorunu temizlemesi için hükümete de görev verilmiş, hükümet şerh koyarak sorunu çözmemiştir. Fetö yapılanması ANS in gücünü bildiği için son gününe kadar beklemiştir, sonrasında kendisini engelleyecek tüm kritik kişileri Ergenekon ve Balyoz ile hapse atmıştır.

      Olay "oy" dan tamamen bağımsızdır, zira sürecin her aşamasında "oy"un tercihi hep aynıdır.

      Günümüzde gelinen noktada sorun mevcut CB'nın ve hükümetin denetiminden çıkmıştır. Devletin idaresi siyasi yapının dışındaki yapılar ile yapılmaktadır. Muhalif veya iktidar olsun, siyasetçinin devleti idare iradesini aktaracak kadrolar cemaat vb yapılandırmalar ile yapılmaktadır. Yani "oy" kimi seçer ise seçsin, devlet idaresi yine "oy"dan bağımsız yapıların elindedir.

      Eğer, Türk muhalif siyasetçiler, adil seçim, iradelerinin devlet idaresine girmesi gibi talepleri olur ise, bunları Türkiye yönetiminde pay isteyebilecek Rusya gibi güçlü bir devletten destek istemeleri gerekmektedir.

      Günümüzde sadece Rusya, İngiltere ve Almanya'nın Türk siyasetçilerinin iradelerini Türk devlet idaresine aktarabilecekleri imkanları vardır. Onlar cemaat yapılarını kontrol altında tutabilecek finans ve insan unsuruna sahiptirler. Türkiye ANS sonrasında, kozmik odaya da girilmesi ile devleti idare edebilecek insan kaynağını yitirmiştir.

      Sil
    8. Selam Anonim 23.12,

      Seçimle gelen seçim ile gider cümlesi bir toplum mühendisliği çalışmasıdır.
      Seçim ile gelenin seçim ile gitmesi için devlet kadrolarının da istemesi ile mümkündür.
      Mevcut rejimin seçime ihtiyacı kalmamıştır.

      Az önce uzun bir yorum ile yazmıştım.
      Seçim ile gelenin seçim ile gitmesi için Türk muhalefetinin yapması gereken tek şey vardır. O da Türk devlet yönetiminde söz sahibi olmak isteyen Rusya, İngiltere veya Almanya gibi bir ülke ile anlaşmasıdır.
      Bu 3 devlet, 2020 yılı Türk devletinin idaresinde seçilen siyasilerin devlet kadrolarına sözünü geçirebilmesini sağlayacak insan kaynağına ve finans kontrolüne sahiptir.

      Sil
  19. Değerli hocam ben herşeye rağmen çok umutluyum ileride bizi güzel günler bekliyor.Peki yaşadığımız bu dönemde sizin duygularınız nasıl?

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Ben hep 'umut her zaman vardır' diyenlerdenim.

      Sil
    2. Umut mu, ne umudu hocam ? Umutlar bulut oldu, ne gölge yapıyor ne yağmur olup can suyu veriyor! Öylesine yaşıyoruz, pırasayla aramızda fark kalmadı.

      Sil
  20. Mahfi bey, olan biten her şeyi ekonomiye bağlama gibi bir derdim yok.

    Tamamen objektif kalarak, cevabınızı merak ediyorum:

    Siz, "Eğer Türkiye kendi kendine yarattığı riskleri düşürmeye başlarsa, ekonomi de düzelme yoluna girebilir." diyorsunuz.

    Ayasoyfa'nın ibadete açılmasıyla:

    1) Türkiye, yine kendi kendine, risk yaratmış mı oldu?

    2) Türkiye'nin CDS oranını ne yönde etkiler?

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. 1) Türkiye kendine risk yaratmadı, var olan risk içinde değerlendirilen bir durum Ayasofya.

      2) CDS oranı önemli bir oran değil artık. Yatırım çekmeyen bir ülkede CDS oranı artmış, azalmış önemli değildir. Pakistan gibi düşünün, bugün artsa ne olur, azalsa ne olur? Türkiye'nin uluslar arası yatırıma konu olan bir durumu bulunmuyor. Türk CDS i dünya çapında çok küçük bir yatırımcı grubuna hitap ediyor. Önemsizden hallice yani.

      TÜrkiye kendi yarattığı riskleri düşüremez. Bu riskler siyasidir. Alternatif bir siyaset yoktur. CHP, Ayasofya Camisini kabul etmiştir. Mansur Yavaş hayırlı olsun demiştir.

      CHP demiş iken, onların bir Cumhurbaşkanı adayı vardı, Ekmeleddin İhsanoğlu. İnsanların beğenisi veya İhsanoğlu'nun görüşlerinden ziyade o adam bir Cumhurbaşkanı adayı idi.

      Sorun şurada:

      - 70 yaşındaki bir insanı CB adayı yapıyorsunuz, o aday en son gün öğreniyor aday olduğunu. Kendisine fiziksel ve mental olarak hazırlanma süresi verilmiyor.

      - Aday olarak konuşma yapmaya bir il, ilçeye gidiyor, parti teşkilatı adamı karşılamıyor.

      - Aday olarak konuşma yapmaya bir meydana gidiyor, meydan hazırlanmamış. Konuşma yapacağı salona gidiyor, salonda ses düzeni bile hazır değil. Adam mikrofonsuz konuşma yapıyor, rakibi tüm meydanlarda, tüm tv kanallarında istediği kadar bağırıyor.

      - Aday yapan siyasi partiler adama desteklerini seçim boyunca açıkça belirtmiyorlar bile.

      CDS işinin sorumlusu İktidar + Muhalefeti ile tüm Türkiye'dir. Tatlı su muhaliflerinin bugünler geçer, seçimlerde görüşürüz, oylar eriyor böyle yapılıyor tarzı söylemlerine kanmayınız. O muhalif kesim, iktidarın destekçisidir. Seçim zamanı yaptıkları yukardadır. Aynısını yine yaparlar.

      Objektif olarak cevap budur.

      Sil
    2. Risk olan bir durum yok. Bu konunun ekonomiye etkisi de olmaz. Bir kaç ülkede aşırı sağcılar ses yükseltip iç politikaya oynar sonra ticaret konuşulmaya geri dönülür.
      Kavga olmadan barış olmaz, barışta ticaretle bağlanmazsa anlamı olmaz ;)

      Sil
    3. Selam 22:20,

      Ayasofya riskini ben yazayım. Riski çıkaracak hiç bir ülke yetkilisi bağırıp çağırmayacak, iç politikası için Ayasofyayı konuşmayacak. Konuşacak olanların hiç birinin Türkiyemize bir zararı yok, onlar konuşsunlar.

      Olacakları yazayım:

      1. Rusya, Ortodoks dünyanın hamisi olarak, İngiltere, Almanya ve İtalya ile (Fransa yok) Ayasofya ile ilgili alt düzey görüşmelere başlamıştır. Ayasofya ismi anılmadan uluslar arası camia da Ortodoks dünyasının sıkıntıları üzerine görüşecekler. "Türkiye", küçük bir alt başlık olarak kalacak.

      2. Belirli netice sonrasında Yunanistan, Kıbrıs ve Balkanlardaki Ortodoks temsilciler ile Rus yetkililer görüşecek.

      Bunlar bir yılı bulur veya iki yıla yakın sürer. Acele edilmez.

      3. Görüşmelerin gidişatına göre güç dengelerinde değişiklik gerekir ise, 3-5 Rus ajanı bir kaç Türk cemaatin garip işler yapmasını sağlayacaktır. Nasıl olacağını bilemeyiz. Bunlar ateşleyici olarak kullanılır.

      4. Türkiye'de Ruslar tarafından kontrol edilen bir veya bir kaç cemaat ve onlara bağlı devlet kurumları üzerinden Türk hükümeti bazı Rus istekleri konusunda sıkıştırılır.

      5. Türkiye bu istekleri kabul eder. Halk hiç birini duymaz, bilmez.
      Eğer, Putin veya o günkü Rus lider, biraz politik zafer istiyorsa, Ayasofya'nın Ortodoks dünyası ayinlerine de açılması için kamuoyu çalışmalarını 5. aşamada yapabilir. Türkiye, bu durumda bu isteği de kabul eder veya karşılık olarak İngiltere, Almanya veya İtalya dan gelen daha büyük istekleri kabul ederek, bu 3 gücün koruması altında Rus isteğini reddeder.

      Sonunda, yazdığınız gibi bir ticaret ile bağlanır, ekonomiye etkisi o ülkelere kaynak transferi ve fakirleşme olur.

      Sil
    4. Türkiye (iktidar) sürekli kendi ayağına sıkıyor. Bunların kiminde silah tutukluk yapıyor, kiminde mermi sekip başkalarını vuruyor, kiminde ise iktidarın ayağına isabet ediyor ama "acımadı ki" diyerek etrafa bakınıyor. İç politika - dış politika tamamen birbirine girmiş vaziyette. Atılan adımın nelere mal olacağını görecek vizyona sahip tek kişi bile yok. İktidarın kendi leyhine zannıyla attığı her adım aslında Türkiye'nin aleyhine. Bu şartlarda muhalefeti yetersizlikle suçlamanın da bir anlamı yok, zira olaylar akıl-mantık sınırlarının ötesine çoktan geçmiş vaziyette.

      Du bakalım ne olacak...

      Sil
    5. Ayasaofya ve BDDK'nin bankalara kestiği cezalar dün 477 olan CDS primini 521'e yükseltti. Bunun ne önemi var derseniz çok önemi var. Türkiye, dünyanın en riskli 5 ülkesinden biri konumunda. Bu durumda yabancı sermaye filan gelmiyor, yeni borç da bulamıyorsunuz, bulsanız da maliyeti çok yüksek.

      Sil
    6. Sıkıntı yok, ruhban okulu da açılır denge sağlanır. Bekleyin görün.

      Sil
    7. Anonim 11 Temmuz 2020 01:03,
      Aynen yazdığınız gibi oluyor, Avrupa ve Rusya dan ses yok.
      Emekli bir büyükelci de sizin yazdığınızı aynen söyledi.
      Tepkiyi halk bilmeyecek yazmış tiwit hesabında. Hayırlısı.

      Sil
    8. Batı dünyası için Ayasofya işi politikacılarından çıktı. Normal halka indirgendi.
      Dün komşum, katolik hristiyan, Kanada'lılar.
      Gittiği kilise ayinlerini uzaktan ve az cemaat ile yapıyor, bana Ayasofya'yı sordu.

      Kilise bunlara ne anlattıysa, sıcağı sıcağına haberi yetiştirmiş.
      74 yaşında kadın, ne bilir Ayasofya'yı ne bilir Hristiyanlık tarihini, ne bilir Osmanlıyı.

      Kadına, bende çok üzüldüm, dedim, dememle beraber yüzünde bir gülümseme belirdi. Demek ki nasıl bir etki var ise, komşusundan tedirgin bile olmuş, o tedirginliğin gitmesinin getirdiği rahatlama gülümsemesiydi. Gitti, yarım saat sonra elinde bir kap üzüm ile geldi, üzüm ikram etti.

      Demem o ki, ülkeyi halk nezdinde itibarsızlaştırıp, arap cumhuriyeti! seviyesine getirdiler.
      Ayasofya'nın cami olması demek, en Türkiye sempatizanı AB insanına bile artık bunlar seculer değil mesajını en net hali ile verdi. Kilise ve dini cemaatler haberi halkın en kılcal damarına kadar enjekte ettiler.

      Bizim tabirimizle tüy, dinci tabir ile bayrak Ayasofya ile dikilmiştir. Yeşil kuşak tamamlanmıştır, Pakistan, Afganistan, İran, Irak, Türkiye.

      Ekonomi bloğu için, artık Türkiye ekonomisi konuşmaya gerek kalmamıştır. Ortada serbest ekonomi kalmamıştır.

      Sosyolojik değişimlerin ülke yönetimine ve ekonomiye etkileri konulu yazılar bekleyebiliriz.

      Sil
  21. Bulgar Gocmeni Turkum Kircaalidenim. Almanyada yasiyorum ve calisiyorum. Bulgaristanin Euroya gecmesi hakkinda ne dusunuyorsunuz? Sizce Bulgar ekonomisine faydasi olur mu?
    Almanyada cok Bulgaristanli var calisan onlar icin faydali olur mu?

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Selam arkadaşım,

      Bulgar göçmenisiniz, Almanya'da yaşıyorsunuz, bu soruyu soracak Bulgar veya Alman ekonomist bulamadınız, Almanya'da kazandıklarımı Bulgaristanda yiyip güzel bir hayatım olur mu diye soruyorsunuz. Güzel bir soru.

      Eğer sizin gibi Bulgaristan dışında yaşayan insanlar paraları ile Bulgaristanda yatırım yapar ise, iş imkanı açar ise, Bulgar hükümeti de AB ülkelerine daha çok hizmet ve mal satabilir ise, sizin gibi Bulgaristan dışında AB içinde yaşayanlar zamanla fakirleştiklerini hisseder.

      Tam tersi olur da Bulgaristan, AB lilerin ve sizlerin arsa ve bina yatırımlarına maruz kalırsa, Bulgar gençler AB ülkelerine çalışmaya gider ise, Bulgaristan hükümeti cari açık verir ise, siz Almanyadaki kazançlarınız ile diğer Bulgaristan yerlileri karşısında zenginlediğinizi hissedersiniz.

      Bu arada Ayasofyamız açıldı, ister turist ister ibadet için gelin, buradaki kardeşlerinizden alım yapıp, o Eurocuklarınızı paylaşın ki bizim de yüzümüz gülsün.

      Sil
    2. Bulgaristan icin iyi olmadi. Simdi kendi parasini basamayacak veya devalue edemeyecek. Bir zaman sonra kullandiklari butun urunler Alman mali olacak. Almanya pazar kazandi olan budur. Cek Cumhuriyeti neden halen kendi parasini kullaniyor bir dusunun. Avrupa'nin silikon vadisi durumunda bugun Cek cumhuriyeti. Butun teknoloji firmalari yazilim gelistirme ve belli sanayi uretimlerini Cek cumhuriyetinde yaptiriyor cunki iscilik/muhendislik ucuz ve cok kaliteli.

      Sil
    3. Mig.29, Bulgar deyip geçmeyin. Bulgarlardan çok iyi yazılım uzmanları çıkmıştı.
      Benim bir zamanlar yöneticim, 55 yaşında şimdi, çalışırken işin en temel detaylarına kadar hakim bir insandı, ben çok ama çok nadir görürüm böyle adamları.

      Bu tarz adamları, Bulgaristan elinde tutamaz, hatta daha ileri gideyim AB, Almanya bile elinde tutamadı.

      Sil
    4. MIG29
      Benim bildigim Leva IMF gozetiminde 1999da marka 2002den itibaren de euroya fikslemisti. Yani heriflerde 1999dan beri "PARA KURULU" var. Zannediyorum euroya gecmeleri cok sikinti yaratmayacak bir durum. Hatta tam tersi faizlerinde dusus olur. Butcelerindeki varsa faiz yuku daha bir azalir euroya gecisle euronun getirdigi dusuk faiz guven ortamiyla

      Bu arada Bulgaristan Butcesi cok uzun yillaridir fazla veriyor. Ayrica yine cok uzun zamandir cari denge fazlasi veriyor. Adamlarde enflasyon sorunu yok. Hatta bir ara uzun zamandir deflasyon yasiyordu suaralar ne alemde bilmiyorum. Issizlik sorununu da son iki uc senedir cozduler.

      Kisaca adamlar 1999dan beri fiksledikleri leva Para Kurulu politikasinda basarililar. En azindan Para Kurulu fiksleme konusunda iyi ornek gorunumdeler.

      BUlgaristan benim bildigim avrupanin en ucuz ve en dusuk iscilik maliyetlerine sahip yine avrupanin en cok yabanci yatirimci(ozellikle de endustriyel sanayi kurma ufak buyuk hafif agir uretime dayali)ceken ulke.

      Ha ben olsam euroya gecmeden bir %10-%15 develuasyon yapip onun uzerinden euroya geceisimi yaparim. Boylece euroya girmeden once mazotumu yagimi tuzumu alirim avantajimi alip oyle euroya gecerim. Zaten kural geregi 3 yillik bekleme odasinda Avrupa para mekanizmasi %15e kadar dalgalanmaya izin veriyor.

      Sil
  22. Cahil sorusu:
    İşsizlik oranını tahmin etmeye çalışmak yerine resmi çalışan sayısını toplam işgücü tanımına uyan nüfusa bölsek, işlilik oranı üzerinden konuşsak daha sağlıklı olmaz mı?
    Yani iş arasın aramasın belli şartları sağlayan sağlıklı bireylerin otomatikman işgücü içinde yer alması beklenmez mi? Keyfi ya da kültürel sebeplerle iş aramıyor olmak işsizlik/işlilik rasyosunu etkilememeli bence. Neticede o konu zaten kişi başına milli gelir değeri üzerinden irdelenebilir?

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Bu doğru olmaz. Çünkü çalışmayanların bir bölümü kendi arzusuyla iş aramıyor. Mesela ev kadını olanlar var, yeterince para kazandığı için çalışmak istemeyenler var, öğrenci olup da çlışmak istemeyenler var.

      Sil
  23. Hiç bir şeye üzülmüyorum da,

    "Memleketin en önemli camisini, peygamberden 100lerce yıl önce yaşamış Bizanslılar yaptı"
    ona yanıyorum.

    Bizans yapımı cami abilerim ablalarım

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. İstanbul'daki en güzel camileri Ermeni Balyos ailesinin mimarları yapmıştır.

      Sil
    2. Balyan ailesini mi kastettiniz hocam? Klavyenin azizliğine uğradınız sanırım. Görüşünüze katılmamakla birlikte, Nusretiye Cami'ne ilk gittiğimde epey farklı gelmişti, hoşuma gitmişti.

      Sil
    3. Balyanlar, Kayseri'den hemşerimdir.

      Türk Barok üslübunu oluşturan kişilerdir, yine başka bir Kayserili olan Mimar Sinan'ı özellikle incelemişlerdir. Balyan ailesi fertleri temel eğitimlerini Paris'te almaya başlamışlardır.

      Dolmabahçe sarayı başta olmak üzere, nerdeyse Osmanlının son 120 yılındaki büyük eserleri onlar yapmıştır. İstanbul'da yaşayıp onların eserini görmeyen insan yoktur.

      Kayseri, demiş iken, Kayseri eskiden Ermeni ve Yahudi nüfusun yoğun olduğu bir ticari yerleşim alanı idi.

      Türkiye Cumhuriyeti kurulduğunda, Ermeni, Yahudi ve Rum nüfusu Türkiye'nin %22 sini oluştururdu. Kayseri de bu oran daha fazladır.

      Zaman ile gelen asimilasyon propagandaları sebebi ile yetkin olan bu nüfus yurtdışına gitmiştir. Kayseri Meydanı Civarı, eski evler dahil olmak üzere Ermenilerin terk ettiği çok fazla gayrimenkul hala ayaktadır.

      Sil
  24. Degerli Mahfi Bey,
    Emeginize, kaleminize saglik. Çok önemli bir konuya parmak basmışsınız ve referans olacak bir yazı olmuş.
    Türkiye hesaplaması farklı olmalı tespitiniz bence çok yerinde olmuş.
    Ayrıca, kadınların işgücüne katılım oranının anormal düşük olmasını da göz önünde bulundurmak doğru olur diye düşünüyorum. OECD içerisinde Türkiye’de bu rakam en düşük ve 11 mllyon kadın “ev işleri sebebiyle” çalışmıyor. Belki bunu işsizlik oranına eklemek doğru olmayabilir, ve hatta bu 11 milyonun bir kısmı 4. Satırdaki rakamlarla çakışyıor olabilir. Yine de bu rakamları da göz önünde bulundurduğumuzda çalışabilecek yaştaki her 10 kişinin 4’ünün çalışmadığı bir ülke, nasıl ekonomik olarak kalkınabilir? Gelişmiş ülkeler, çalıştıkları ve ürettikleri için, tüm düzenleri herkesin işgücüne katılım yapması üzerine tasarlandığı gelişmişler. İsveç’te işi olmayan insan gerip karşılanır.
    Ekonomimiz her yerden alarm veriyor, büyük bir çöküşe mi yaklaşıyoruz?

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Haklısınız bizde kadınlar Avrupa'daki oranda çalışmaya talip olsa geniş işsizlik oranımız yüzde 40'a yaklaşır.
      Ekonominin alarma verdiği tespitiniz çok doğru.

      Sil
  25. TÜİK var inanır mısın
    Rakamlara güvenir misin
    Kek var yer misin
    Hep rakamlarla oyna, belli bir oranın dışına çıkma, pembe bulutlarla sar dört bir yanı :((
    Teşekkürler hocam, ellerinize sağlık, sevgiler 🤗

    YanıtlayınSil
  26. Mahfi Hocam, merhabalar, emeğinize sağlık. Bir noktayı tam anlamadım, standartlar 4 hafta içinde çalışmayıp ve iş arama kanallarını kullanmayan, 15 yaşından büyük herkesi mi geniş işsizlik tanımına ekliyor. Örneğin mal varlığı nedeniyle, evde oturan, iş de aramayan birisi de bu sayıya ekleniyor mu,bunun bir ayrımı var mıdır hocam?

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkürler.
      Herkes bu sınıflandırmaya girmiyor. İş başvurusu yapmadığı halde "iş var çalışır mısın" sorusunu çalışırım diye yanıtlayanlar giriyor. Ev kadını, bu soruya çalışmam diyorsa bu tanıma girmiyor.

      Sil
  27. Hocam tablonuzdaki iş gücü ile istihdam arasındaki fark nedir acaba?

    YanıtlayınSil
  28. 85 milyon nüfusun yükü 25-30 mil kişinin sırtında bence esas problem o. Yüzdeler artmış azalmış kimin umrunda. Kim artık tüikten gelen yüzdeleri önemsiyor? İnsanların maaşı mutfak alışverişine yetmiyor. Hocam çok saolun da, rakamları okumaktan ziyade nasıl iyileştiririz, onu yazsanız çok daha iy olmaz mı? Nasıl istihdamı artırırız? Bir de tablo verirken bir kaç Avrupa ülkesini benchmsrk alsak ve onların katılım güçlerini görsek daha iyi olmaz mı? Teşekkürler

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Diger bir problem de butun ucretlerin asgari ucrete yakinsamis olmasi. Asgari ucret civari gelir elde edenler aclik sinirinda bicak sirtinda bir yasam suruyorlar. Bugun hala asgari ucretin altinda geliri olan var. Yoksulluk sinirini bir tarafa birakin, 4000 TL ve alti geliri olan kisi sayisi bugun toplam calisan sayisinin %85'ini olusturuyor. Bu sonucta vatandaslarin yoksullukta esitlenmesi anlamina geliyor.

      Sil
    2. Mig.29, senin dediğine bakarsak kim "herkese biri ev biri araba olmak üzere iki anahtar" vaadine inanırdı? Tamamen iç siyaset

      Sil
  29. Sayın Hocam,
    Işgücü sayisi neden son bir yılda 3 milyon azalmış?

    YanıtlayınSil
  30. Sevgi üstat,

    2000 ila 2012 yılları arasında ayrışma belirginleşmeye başlamış. 2012 yılı ile 2020 arası dönemde ayrışma çok daha belirgin bir hale gelmiş. 2020 yılında ise bir kopuş gerçekleşmiş.
    Veriler 1980 yılından itibaren başladığı için daha öncesini bilemiyoruz. Eğer ki 1980 öncesinde böyle bir kopuş yok ise ülkemiz tarihinde bu bir ilk anladığım kadarıyla.
    Her halükarda çok önemli ve tedirgin edici bir gelişme.

    Çok selamlar

    YanıtlayınSil
  31. Sayın hocam emeğinize sağlık, Ayasofya yı cami yapıp ibadete açtık ya dar-geniş işsizliğin, enflasyonun, borç yükünün, küçülmenin... hasılı makro ekonomik göstergelerin ne önemi var. Bu yaz öyle yada böyle geçer de sonbahar ve kış nasıl geçer burası çok önemli...

    YanıtlayınSil
  32. Hocam 2018 Ağustos ayındaki gibi bir kur şoku bekliyor musunuz ?

    YanıtlayınSil
  33. Mustafa keskin11 Temmuz 2020 14:01

    Bana göre emekli ve isgoremezleri geniş işsizlik içinde göstermek doğru değil ancak genel nüfusa oranlarken dikkate alınır iş kurun kime faydası olmuşda herkes müracaat etsin sosyal devlet olsa işsizlik çok kolay anlaşılır ıssızda anlaşılır illuzyonla işgücüne katılımı yüzde 52 den yüzde 47 indirirsen hesap açıklandığı cikar

    YanıtlayınSil
  34. Hocam kayıtdışı çalışanların tablonuza etkisi nedir? Yüzde tahmin i var mıdır

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Kayıtdışılar dahil. İşsizlik ya da istihdam istatistikleri açısından kayıt dışılık sigortasız çalışanları ifade ediyor.

      Sil
  35. Çok acı ... Nüfus 85 milyon ... Çalışan 25 milyon...

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Evet çünkü kadınlarda çalışma oranı % 15'den az.

      Sil
    2. 25 milyon yine iyi bir rakam ben hayret ettim. Daha az çalışan olmasını beklerdim. 25 milyon Türkiye için çok çok iyi bir rakam.

      Türkiye de yüzbinlerce emekli çalışan var, onları da eklemek lazım. Adamlar emekli maaşı kesilmesin diye sigortaya bildirim yapmadan çalışıyor. Bizim şirkette muhasebeci arkadaş öyleydi. Etrafımda 4-5 tane taksi şöförü var emekli olup şöförlük yapan, garson olan. Emekli olup, esnaflık yapanlar var, dükkanı oğlunun üstünden gösteriyor. Emekli kadınlar var, temizlik+yemek+çay yapan ofislerde. Bu işlerde emekliler en revaçta insanlar.

      O 85 milyon nüfus içinde, Suriyeli olan milyonlar var çalışıyor ama görünmüyor.

      Türkiye de çalışan sayısı çok fazladır. 30 milyonu geçer hepsini hesaplarsanız.
      Genç nüfus 2019 da 23 milyon kişi, 15 yaş altında. 85 ten bunu çıkarında 62 Milyon yapıyor.
      7.5 Milyon kişi de 65 yaş üstünde.

      Elimizde kalıyor 54.5 milyon kişi. Bunun içinde ev kadını var, üniversite öğrencisi var, lise öğrencileri var derken çalışmak isteyecek 35 Milyon kişi var.

      30 milyon çalışan / 35 milyon çalışmak isteyen elimizde kabaca %14.2 işsizlik çıkıyor.

      Bu dediğim rakam geniş işsizlik oranı. ILO 15 yaş üstünü almış, lise çocukları ile üniversite çocukları Türkiye de öyle kolay kolay çalışmaz, bir kere onu aklınızdan çıkarın.

      15+ yaş denilmesi bizim durumu olduğundan kötü gösteriyor. O 15+ ı bizim 20+ a yuvarlamamız lazım.

      Sil
    3. 25 mil / 85 mil oranının gelişmiş ülkelerdeki oranına bak ondan sonra tekrar konuşalım. Amerikada walmart a git, 70 yaşında kasada çalışanlar görürsün, bizde 40larda emekli oluyorlar. 25/85 hiçbir gelişmiş ülkede olamaz , kafana göre 54.5 dan 35 e düşüyorsun, ev hanımları vs. Zaten problem kadın iş gücünün azlığı.

      Sil
    4. Selam Anonim 1213,
      WM ve pek çok Batı ülkesi kurumlarında 70+ yaş üstü çalışan vardır, kadın çalışan oranı çok yüksektir.

      0030 da yazdığım yorum Türkiye için geçerlidir.

      Türkiye yi Batı ile değil, Pakistan, Afganistan, İran, Irak, Mısır, Azerbaycan
      gibi otoriter yönetimi olan ülkeler ile kıyaslamanız gerekir.

      Bu kıyaslama ile bakınca Türkiye çok iyi bir durumda. Otokratik rejimlerin kültürel değerler ile birleştiği ülkelerde kadın işgücü her zaman iş dünyasında ayrımcılığa maruz kalır.

      Bir Batı ülkesi kasabasına gittiğinizde, 65+ bir kadın çalışan, fiziksel durumuna göre ayrımcılığa maruz kalmadan kasiyer olur, bazı temizlik işlerini yapar, bilgisayar üzerinde operasyonel işlemler yapar. Anadoluda bir ilçeye gidince 65+ yaş üstü kadın "nine" dir, bilgisayarı bıraktım, çoğunun okuma yazması bile yoktur ki!

      Niçin Türkiye'yi batı ile kıyaslıyorsunuz? Apple to Apple, Banana to Banana kıyaslanır.
      Rakamlar Türkiye için çok çok iyi rakamlardır.

      Saygılar :)

      Sil
    5. Bu işsizlik oranı çok çok iyi diyorsanız sözün bittiği yer ve ülkemizin neden bu durumda olduğunu açıklıyor.

      Sil
    6. Çünkü bizim yönümüz gelişmiş ülkeler, Pakistan falan değil. Sen oraya bak mutlu olmaya devam et. Ve merak etme hep onlar dan iyi olacağız mutlu ol.

      Sil
    7. Allah akıl fikir versin

      Sil
  36. Aslında ev hanımları oranı daha da yükselse işsizlik oranı azalıyor. Buyrun illüzyona devam. Toplam istihdam a bakılmalı. Avrupa'nın çok gerisindeyiz.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Bardagin dolu tarafina bakmayi denemeli insan.
      Avrupanin cok gerisindeyiz dogru ama kulturel olarak bize daha yakin Ortadogu ve Ortaasya ulkelerinin de ilerisindeyiz.

      Sil
    2. Poliyana yı dağa kaldırmışlar; oh mis gibi dağ havası demiş, sen dolu tarafından bak kardeşim , mesela; bu yazıları yazıp okuyorsak ölmedik :)

      Sil
  37. Yine çok yalın ve doyurucu bir yazı.

    Genel şartlar dikkate alındığında,

    Yani:

    - Katma değeri yüksek çalışan sınırlı

    - Emeklilik yaşı OECD ortalamasının 14 yaş altında (64 vs. 50)

    - Kadınların iş gücüne katılımı OECD'nin %16 altında (%78 vs. %62)

    - Son 3 aydır işten çıkarma kanunen yasak

    Üstüne bir de mevcut %25 resmi işsizimiz var.

    En kötüsü de durumun iyileseceğine dair bir emare yok.

    YanıtlayınSil
  38. Ben beyaz yaka bir calisanim. Genelde cevremde dostlarim tanidiklarim da beyaz yaka. Kendim de dahil, pek cok dostumun, akrabamin, tanidigimin zaman zaman issiz kaldigina sahit oldum. Bugune kadar bir kere bile is ve isci kurumuna basvuru yapan da duymadim, basvuru yapan birini taniyana da rastlamadim.
    Turkiye’de devlet kurumlara guven genelde dusuktu ancak su anda rasyonellikten, liyakattan, bilimden, iyi niyetten o kadar uzagiz ki kimse gidip vaktini harcamaz isci kurumuna basvurmaya. Yolsuzlugun, ve adam kayirmanin one ciktigi bir ortamda zaman kaybi sadece. Bence gercekte issizllik daha cok ve yakinda covid yuzunden daha da artacak.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. beyaz yaka nedir.
      beyaz turk musun

      Sil
    2. Haklısınız, o nedenle de işsizlik oranı hesaplarken geniş işsizlikten hareket etmek gerekiyor.

      Sil
  39. TÜİK : Türkiye İllüzyon Kurumu

    YanıtlayınSil
  40. Merak etmeyin hocam Ayasofya yı ibadet açtık artık istihdam artar.

    YanıtlayınSil
  41. Hocam Ayasofya hamlesi erken seçim için mi sizce?

    YanıtlayınSil
  42. Hocam çevremde bir çok insan kredi çekip dolar almaya başladı. Bu gayriiktisadi bir tutum değil midir? İktisadi bir şey olsa bile piyasada böyle saçma bir durum sürdürülebilir mıdır?

    YanıtlayınSil
  43. Hocam gene ellerinize sağlık çok güzel bir yazı olmuş. Hocam bireysel kredilerde çok çılgın artışlar yaşanmakta küçülen bir ekonomide hane halkının bu şekilde borçlanma iştahının olmasını siz nasıl açıklıyorsunuz?

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim.
      Faizlerin yükseleceğini görüp düşükken alıyorlar.

      Sil
    2. Suan piyasa cok hareketli heryerde herkesde var bir alis-veris.
      Bu guven saniyorum koronadan bunalmis milletin yasama hevesinden kaynaklaniyor.
      Onumuzdeki gunlerde fayizler daha da inerse ekonomi ucar hic ekonomist olmaya gerek yok.
      Dovizde eskisi gibi artmiyor dolarin nefesi kesildi.

      Sil
  44. Hocam, tespitiniz cok dogru ama bu hesaplama sorunu her ulkede tartisilan bir konu. Umidini kesip, is aramayanlar issiz sayilmiyor ve dolayisiyla issizlik orani dusuk gorunuyor ama buna hukumet, ne yapalim, evrensel hesaplamalari referans aliyoruz diyerek, isin icinden cikar. Enflasyon hesaplamasinda sepet secimi mesela ayri bir tartisma konusu. Isin asli sokaga bakmak yani, rakamlar cok da gercehi yansitmiyor

    YanıtlayınSil
  45. Merhaba Hocam..
    Bence sonuç doğrudur. Çünkü yüksek oranda da kayıtsız işgücü var. Bir yanlış bir yanlışı götürür gibi geliyor

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Bu alandaki kayıtsızlık çalıştığı halde çalışmıyor gözükeni değil sigorta kaydı olmayanları ifade ediyor.

      Sil
  46. Mahfi bey müsait vaktinde sanayii bölgelerini gezmenizi ve rasgele birkaç fabrikaya girip sohbet etmenizi tavsiye ediyorum. İstisnasız tüm fabrikalar hatta ufak işletmeler dahi işçi aramaktadır. Neden işsizlik rakamları böyle;35 yaş altı nüfusun çalışmadan Mercedes'e binmek isteme arzusundan kaynaklanmaktadır. Birkısmı işsizlik maaşı(o süre içersinde çalıştıkları halde SGK istememekteler), evdeki ebeveynlerin gelirleri, gayrimenkul kira, taksi plakası kira geliri vb. kalemlerden eve giren gelirden geçinme yolunu seçerek, ınternete geyik yapmak işlerine gelmektedir.
    Sizin rakamlarda TÜİK rakamlarıda doğru değildir.
    Büyükşehirlerde sigorta kaydı bulunmayan erkeklerin ikamatleri iptal edilerek memleketlerine dönmeleri sağlanmalıdır.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Bu dediğinizi son bir kaç ay hariç hep yaptım. İki tarafla da konuştum. İşçi arayanlar asgari ücretle mühendis alıp ustabaşı niyetine çalıştırmak istiyor, iş arayanlar ise ne zaman ceo olurum diye soruyor. Yani hiç kimse sütten çıkma ak kaşık değil.

      Sil
    2. Yine donup dolasip geliyoruz egitim sistemine.
      Egitim sistemi bir kulturdur. Insan yetistirmedir hayata yasama hatta ve hatta dogaya hazirlamadir. Dogada hayatta kalmayi ogretmelidir. Hayatin gercegin icinden olmalidir.
      Herkesin ceo beyaz yakali ne demekse bir turlu alisamadim bu kavrama olmak istedigi yerde ekonomik aktiviteler yurumez.Yuruse bile paldir kuldur yurur. El emegi hakir gorulur. Mavi terli yaka ne demekse artik begenilmez. Kasketli olmak ilginc karsilanir. Butun bunlar egitim sisteminin verdigi kulturden asagilik kompleksli birey olmayan yetenek ilgi alakalarina vakif olamayan en basta kendini tanimayan insan yetistirmesinden kaynaklanir. Egitim sistemi bir kulturlenmedir.

      Sil
    3. Kim o ne zaman ceo olurum diyenler? Bence bu ezberden kılışeden öteye gitmiyor. Asistanından daha beceriksiz yöneticiler gördüm. Tüm uyarılara ragmen işi batırınca , "peki birde böyle dene" diyen sanki ikinci bir yol bulmuş gibi başa saran yönetici varken ne zaman ceo olurum diye sormasın mı? Hal böyleyken tüm işi yapan asistan hakkını istemesin mi?

      Sil
  47. Ne olursa olsun işsiz insan başvurularına devam eder. Bunda bir azalış olması akla uygun değil. Açıklanan rakamlarda manipülasyon olmuş olması daha akla yatkın.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. İşsiz olduğu halde hesaplama yapıldığı günden geriye doğru son 4 haftada iş arıyorum diye başvurmayan kişi sayısı 4,5 milyona yakın diyor TÜİK

      Sil
    2. Üç çeşit yalan vardır; yalan, kuyruklu yalan, istatistik (Louis Brandeis)

      Sil
  48. Hocam hadi şimdi pandemi var ama türk toplumunu bilirdiniz iş seçmeye sever istediği tipte çıkana kadar da bekler amerika sa yaşamış olan herkes bilir iş pıyasındaki esnekliği bir beyaz yaka işsız kaldığı zaman kendine beyaz taka işi aramaz bazen düşünüyorumda bizim toplumuzun ruhuna kapitalizm değide komunizm hitap ediyor benim şahşi gözlemin toplumsal farklılarından edindim izlenim

    YanıtlayınSil
  49. Elinize sağlık hocam. Sizin kadar birikimi olup da bu kadar yalın ve net yazı yazan hoca sayısı yok denecek kadar az. Kendinize iyi bakın lütfen, ülkemizin sizin gibi insanlara çok ihtiyacı var 🙏

    YanıtlayınSil
  50. Herkesi iş sahibi yapmak mümkün değil.İş bulabilmesi için nitelikli eğitim şart.Olan Yüksek eğitimin sonucu,İstanbu Barosunda kaydı olan,her şartta Avukatlık görevini yapan sayı50.000,Yakında 200 Hukuk Fakültesine ulaşınca,her sene mezun sayı20.000.Diş Tabibleri Odasında kayılı serbest çalışan yada çalışma iznine sahip5.000.Yakında mezun Sayı20.000.TMMOB,TVHB,TTB ve benzerleri.Siyaset Adamları,İkti darcılar kaç kişiyi kapılandırabilir?YÖK ne işe yarıyor.Mühendislik Faküleleri tek tip mezun devri bitti. Hala aynı eğitim.Makine denince Benzin,Dizel,Eletrik okut devri bitti,Bıranşlaşmalı bölümler gerek. Kimyada ise branşlaşma yapılmadığı için iş yok.İşveren benmi öğrteceğim.Sonuç eleman açığı.Orta öğrenimde Zanaat Okulları var.Çekerek ESO Metal İşlerini bitirmiş bir kişiden bahsedildi.Elektrot Kaynak yapmasını bilmiyor.25krş bir elektrot verilip kaynak yapması öğretilmemiş.Eğitim sanayi ile birlikte yürür.Sanayi olmayan yerde açılan okul diploma dağıtır.Sanayi olan yerde,staj yaparak iş hayatına ısınır,bitirince iş hayatına hazır olur,işte bulur,yada serbest çalışır.Birde ne iş olursa yaparız.Rh olmuş Eski Bakan Tevfik Koraltanın bürosunda konuğuz.Rh Samsun ANAP Millet Vekili geldi.Hoş beş.DerkenSSK Genel Müdüründen30kadro aldım.Hemen Valiyi aradım.Ben gelmeden Kadroları kullanma.Kaç kişiye daha hizmetli yapabilirsiniz,böyle yığılmayla Yurttaşın hizmeti görülemez.Napoleon Bonapart savaşlarında başarılı adamlarına Baronluk dağıtırmış.Bizim İmparatorIV.Napoleon Potamyada Başdanışman ve İdaremeclis üyeliği däğıtıyor.Bekçilik beklemede. Astirastombili

    YanıtlayınSil
  51. 40 senedir teşvikle Sanayici olunsaydı,İşsizlik sorun olmazdı.İktisat,Ekonomi Bilimi Arz Talep okutuyor,İş Hukuku ve benzer konular,İş adamı olmak yetenek ister.Diploması yok cesaret ister.%0faiz ve teşvikle olmaz.Koca Koca adamlar Üstelik İşverenler de bir Futbol Kûlübü yönetmekten aciz,Kulüp batakta.Kadronun yarısı ithal.10.000 ton Limonu Rusyaya satıp,gêlen dövizle bir tane futbbolcu alaca ğız ,Güney Kòrenin25 sektörde Dünya genelinde sanayicilik yapan Hyundainin Futbol kulübğ Liglerinde Şampiyonluk kovalıyor.Hiç yabancı oyuncusu yok.Bizikilerde bòrç ödemek için metêliğe kurşun atıp, Avrupadanyeni transfer peşinde. Astirastombili

    YanıtlayınSil
  52. Hocam,

    Hatırlarsınız diye umuyorum:

    "Lozan'ın 100. yılına girilince, açıklanacak gizli maddeleri varmış."

    "Lozan, 100 yıllık bir anlaşmaymış. 100. yıl bitince, yeniden görüşmeler başlayacakmış".

    gibi söylemler dolaşıyordu ortalıkta.

    Sizin bu söylemler hakkında bir görüşünüz var mı?

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Evet var. Burada yazmıştım, atlamışsınız herhalde. Buyurun:
      http://www.mahfiegilmez.com/2016/07/lozan-antlasmas-2023de-bitecek-biz-de.html

      Sil
    2. Ayrıca dünya düz, aya gidilmedi, NASA bizi kandırıyor, Kurtuluş savaşı falan hep yalan, o sırada Mustafa Kemal Pera Palas’ta İngilizlerle pişpirik oynuyordu ve daha heyecan dolu pek çoğu için bakınız islami komplo siteleri...

      Sil
    3. Yüksek Lisans takdim tezi olarak,Bir Bayan Akademisyen çalışmış.Ankarada TBMM,Dışişleri,Devlet Arşivleri ile GKB arşivinde Konu ile ilgili tüm belgeleri topladı.Lozan görüşmelerinde tüm celseleri yöneten Lort Curzonun bağlı olduğu Birleşik Krallık arşivini yerinde çalıştı.Fransa Dışişleri arşivinede gittimi bilmiyorum,İsviçrede merkezi olduğu için bilgilerde toplayıcı olmu ştur.Kapsamlı çalışmada bulunan Akaddmisyen,gizemli madeden bahsetmiyor,Bardakçı ile araları iy i,köşe yazısı yapmasada konuyu programında paylaştı.Gizli madde Kafalarda olan fanatizm.Mondros ateşkesi sonrası;Ankara dahil çoğu yer ve demiryolları işgal denetimindeydi.Isparta gibi bazı yerlerde direnişle işgal önlenmiş.Ordu depolarında ve envanterde Ağır silah ve Ordonatı imha ed ilmiş.Sayıca ordu kısıtlanmış.Utanmasalarİngiliz kurdu diyeceklerde.Birleşik Kralıkca donatılan ve İtilaf devletleri,ABD destekli ortak filo denetiminde İzmire çıkartma yapıldı.Gizli maddeci tayfa o devirde Kuvayı İnzibatiye ile kaybettiler.Ankarada TBMM hükümeti sil baştan örgütlenirk en,Öyle koşa koşa Askere gönüllü katılmadı.Temelliye gelen Yunan güçlerine karşı Alagöz köyünde Türk cephe hattı vardı.Çankırı üzerinden Ordonat geliyordu.Bu hatta Sakarya savaşı öncesi Kamyo n hırsızlığı yaşanmış. Astirastombili

      Sil
  53. - Yargi bagimsiz degil,
    - Kuvvetler ayriligi ilkesi yok,
    - Devlet yetkilileri yonetim konusunda zayif - kadrolarinda liyakat aranmiyor, sadakat ve iliski araniyor, kaliteli adam ya ozel sektoru seciyor, ya da yonetenlere yakin olmadigi icin alinmiyor,
    - Merkez bankasi bagimsiz degil ve isin ehli olmayan siyasiler tarafindan irrasyonel direktiflerle yonetiliyor,
    - Bankalar baski altinda, verimsiz yonetilmeye zorlaniyorlar,
    - MB rezervleri bir inat ugruna eridi gitti,
    - Egitim cokmus durumda, OECD’de en dusuk egitim seviyesi, bilim temelli egitim yerine dini egitim onde,
    - Devlet harcamalari ve yoneticileri denetlenmiyor,
    - Yolsuzluk dizboyu,
    - israf anormal, saraylar, makam arabalari, ucaklar;
    - Hesabi kitabi yapilmayan, devlet garantisiyle en sonunda devlete millete yuk olan, cevre katili, on milyarlarca dolarlik gereksiz yatirimlar,
    - Basin ozgurlugu yok,
    - Secimler saibeli, sonuc begenilmeyince, begenilmeyen kisim kismen iptal edilebiliyor,
    - Muhalefet baski altinda,
    - Fikir ozgurlugu yok,
    - Tum komsularla kavgaliyiz,
    - En buyuk ticari ortagimiz Avrupayla aramiz bozuk,
    - ABD ile aramiz bozuk, ilkokul cocugu olgunlugundaki baskanlari disinda sevenimiz yok, o da yolcu yakinda.

    Mahfi Bey, boyle bir tablo varken - ki iyilesmeyi birakin her gun daha da korkunç hale geliyor - kur da, enflasyon da, CDS primi de, genis issizlik rakamlari da cok, cok iyi degil mi?
    Sonuclardan cok sikayet ediyoruz ama sevinmemiz gerekmez mi?

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Bir tablonun düzeltilmesi zorlaştıkça şikayet de artar.

      Sil
    2. Haklisiniz... Sizce bu sebeplere, bu sonuclar fazla iyi degil mi? Daha kotu olmasi beklenmez mi? Yeralti kaynagi olmayan baska bir ulkede bu kadar çürüme olsa, bizim kadar dayanabilir mi?
      Bakiniz Beyaz Rusya’ya. Cok benzer bir yonetim sekliyle, 20 yilda fakirlik cok daha beter durumda. Resmen surunuyorlar.

      Sil
    3. Bu saydığınız sorunların çoğunun sonucu uzun vadede karşımıza çıkacaktır. AB'ye girme iddiamızın olduğu zamanlarda gelen yatırımlar bizi bir süre daha idare eder. Türk halkının cebindeki para iyice suyunu çekince asıl şenlik başlayacak.


      Sil
  54. Hocam bugün ödemeler dengesi rakamı açıklandı. Finans hesabına 7 milyar dolar para girişi olmuş. Bu para nereden geldi. CDS primi bu kadar yüksek iken nasıl para geldi. Portföy yatırım çıkışı var iken Doğrudan yabancı yatırım girişi 118 milyon dolar iken nasıl oldu da 7 milyar dolar para girişi oldu ? Katar'dan gelen swap rezervi mi dahil ettiler ? Yoksa borç para mı geldi ?

    YanıtlayınSil
  55. Son aylardaki yabancı çıkışının ardından tamamen yerli ve milli hale dönüşen borsamız, Ayasofya kararının ardından 1453 puanlık artışla açıldı. Borsamızı ciddiye alıp ekonominin göstergesi olarak kabul eden tüm yatırımcılara hayırlı olsun, gerçekten de göstergeymiş meğer...

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Öyle deme Mahdut, tevbe de, bu bize ilahi bir işaret.
      Mübarek gün ve tarih piyasalara nakşedildi.
      Yaz meyveleri bir çıksın, bak üzerinde 1453 yazılı karpuzlar görüceksin,
      Çekirdeğinde 1453 yazan kayısılar çıkacak, melekler dünyaya 1453 damgası vurucaklar.

      Haftaya ayasofya ya cumaya bekliyorum.

      Sil
  56. Mahfi bey

    Sizce, Türkiye'de "Medeni Kanun"un kaldırılması sorun teşkil eder mi?

    Ne dersiniz?

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Etmez çünkü o yasaya layık olma durumumuzu yitireli epey oluyor.

      Sil
    2. Selam 1744,
      Medeni kanun kaldırılmayacak ilk önce.
      Şunlar olacak.

      - Çoklu baro ile avukat müessesindeki aykırı sesler törpülencek.
      - Tekke ve Zaviyeler gibi bazı Cemaat yapılarına meşruluk verilecek.(Bu arada bazı cemaatlerin bu avantajlardan faydalanmak için siyasilere nasıl lobi! yapacağını düşünün, ne tavizler verecekler)
      - Meşrulaşmış cemaat yapılarının kendi grupları için kendi şer-i hukuklarını uygulama imkanı, mahkemelere başvurmadan kendi avukatlarının kendi aracılıklarında çözülecek.

      Danıştay'ın Ayasofya kararı ile, 1453 yılındaki padişahın kanununun, 90 yıl önceki kanuları geçersiz kılma imkanı ictihatı oluşmuştur. Bu içtihad sebebi ile medeni kanunu kaldırmak Türk hukuku içinde mümkündür.

      Yakın zaman içinde, AİHM nin Türk hukukunu kabul etmeyeceğine dair bir açıklama gelecektir. Hukuk, bir mühendislik ürünü değildir, ictihatlar ile evrensel kabul edilen kanunlara uygunluk ile makbul olunur.

      Ek not: ABD deki son ırkçılık ve kölelik aleyhtarı olaylar sebebi ile müslüman toplumlar da zora düşmüşlerdir. Zira, kendi ırkçı başkanlarının heykellerini kaldırmak, isimlerini silmek isteyen bir irade ortaya çıkmıştır. Toplumda da kabul bulmuştur. Irkçı isimler, kamu kurumlarından çıkarılmaktadır.

      Bunun bizle ilgisi ise, Türkiye'nin hukuken örnek almaya başladığı yüce Kitap Kuran-ın köleliği yasaklamaması, yahudi ve hristiyanlara aşağılayıcı bir söylem kullanmasıdır. İslam hukukunun ister istemez, devlet hukuku ile bütünleşmesi ile Türk hukuk sistemi ve devletinin de Batı hukuku ile ayrışması, Danıştay kararı ile gerçekleşmiştir. Gerisi zaman meselesidir.

      Keyifle okuduğumuz Mahfi hocamızın da hukuk yapısal reformunu öne çıkarması önemlidir. Danıştay, daha eski bir hukuk anlayışını önümüze koymuştur.

      Sil
  57. Mahfi bey bunu sizi kızdırmak için, haşarı bir soru olarak düşünmeyiniz:

    Siz; hem parasal imkân, hem kültürel müktesebat ve tolerans anlamında yetkin bir kişisiniz.

    Türkiye'yi terk edip; İsviçre, İsveç, Norveç, Danimarka, Hollanda gibi ülkelerden birine taşınmamanızın sebeplerini samimiyetle yazar mısınız?

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Netfilx'de Lillyhammer diye bir dizi var. Norveç'in bir zamanlar kış olimpiyatları yapılan Lillyhammer kentinde geçiyor. Sizden ricam o dizinin ilk birkaç bölümünü izlemenizdir. Onu izlerseniz benim (belki sizin de) niçin oralarda yaşayamayacağımızı anlarsınız. Buranın koşullarıyla yetişmiş bir insan orada çatlar sıkıntıdan.

      Sil
  58. sevgili mafih eğilmez tarım işçileri mevsimsel işçilerin verileri nasıl toplanıyor neyi baz alarak hesaplara konuyor bu işçiler iş bulma kurumu tarafından iş bulunan insanlar değil ssk kayıtlarıda yok mesela önceden türk tarım işçileri çalıştırılıyordu şimdi ise süriye uyruklu misafirlerimizde çalışıyor ve ülkemizin her bölgesinde bu kadar denklemleri nasıl bir araya topluyorlar

    YanıtlayınSil
  59. Hocam 2 sorum olucak
    1) İşgücü ve İstihdam arasındaki fark nedir?
    2) İşgücü rakamındaki değişim yüzde(%) olarak değil miktar olarak hesaplamışsınız sanırım

    YanıtlayınSil
  60. Hocam,
    yap islet devretle yapılan yatırımların ekonomiye yükü (pozitif-negatif) olarak ve diğer devletlerde böyle uygulamaların varsa nasıl uygulandığı hakkında yorumunuzu rica edebilirmiyim?

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Diğer devletlerde yid, Türkiye deki anlamında, çok az uygulanır.
      Sebebine gelirsek bu işler hesap kitap işidir.
      Devlet bürokrasisi hesaplı iş yapmak ister, karşısında ise özel sektör var.
      Özel sektör de kazançlı iş yapmak ister.
      ikisi bir araya çok nadiren gelir.

      Bazen, özellikle sosyal faydası yüksek olan işlerde iki taraf buluşabiliyor, özel sektör için kazançlı iken, devlet için yapılması çok uzun çaba gerektiren işler oluyor.

      O durumda yap işlet devret olur.

      Misal; Benim dahil olduğum bazı yid uygulaması:
      Savaş durumlarında savaş alanlarına kurulan haberleşme kuleleri.
      Bunu savaşan devletler yapamaz, orduların böyle inşaat işlerine ayıracak kaynakları yoktur.
      Kule yapılır, bir süre anlaşılan kriter üzerinden şirkete para ödenir, sonra devlet devralır.
      Nato'nun tüm savaşlarında bu tarz işler olmuştur.

      Sil
  61. Hocam iyi akşamlar..
    Yazılarınızı mümkün oldukça takip ediyorum. Kur la alakalı bir yazınız veya yorumunuz oldumu ? acaba benmi görmedim..
    Kur neden sabit hocam :)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. İki türlü kur vardır, dalgalı kur, dalgasız kur. Bizimki dalgalıydı, artık dalgasız. Bu kurlarda şöyle bir sıkıntı oluyor, arada sırada altlarından tsunami denen bir dalga çıkıyor. O sırada sahilde olmazsanız çok iyi bir kurdur...

      Sil
  62. Hocam görüyor ve arttırıyorum;

    TÜİK işgücü istatistiklerinde 2010-2017 arası işgücü hersene ortalama 992 bin kişi artmış. Ama her ne hikmetse 2018 de 630 bin, 2019 da 490 bin artmış. Son açıklanan verilerde ise artacağına hep azalıyor en son veride 716 bin kişi azalmış.

    İşgücü 2010-2017 arası ortalamaya göre artsaydi şuan 33.900 civarı bir dar işgücü ve 38.500 civarı geniş işgücü sayısı olması gerekirdi. İstihdam sabit kaldığı için işgücüne bu eklenenlerle beraber resmi işsiz 8.300 civarı, geniş işsiz 13.000 civarı olması gerekirdi. Böylelikle resmi işsizlik 21.50, geniş işsizlik 33.70 gibi rakamlar ortaya çıkardı. Genç işsizliğin düşünemiyorum bile.

    Saygılar, sevgiler.

    YanıtlayınSil
  63. Hocam selamlar, ''Bir Ekonomik Tetikçinin İtirafları'' adlı kitabı okudunuz mu? Okuduysanız nasıl buldunuz tavsiye eder misiniz?

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Ben okudum gerçekten güzel bir kitap.

      Sil
  64. Devlet olmanın sorumluluğu büyüktür.

    Ayasofya Cami yapılmıştır. Ortodoks Hristiyan dünyası ile Türkiye'nin akdi bozulmuştur.

    Bugün Türkiye'nin Batısındaki komşusu AB, Türkiye özel gündemi ile toplanmıştır.
    AİHM, Türkiye hukukunu tanımadığını açıklamaya hazırlanmaktadır. Türkiye, Danıştay kararı ile son 90 yıllık hukuki gelişimini ve Batı toplumu ile hukuki uzlaşısını bozmuştur. Akdi bozan devlet için dünyada kimse destek olmaz, akıl vermez, yeni bir şans tanımaz, iş yapmaz, iş yapma imkanı açmaz, iş yapanlara destek olmaz. O devleti daha da zor hale getirip, tepesine biner.

    Rusya, Nato üyesi olduğu için Türkiye'ye saldıramamaktadır, ancak, Ermenistan aracılığı ile
    Azerbeycan üzerinden Türkiye'ye selam vermiştir.

    Türk askeri mevcut Suriye, Libya ve Irak sıcak bölgelerinden sonra, Azerbeycan bölgesine çekilmek istenmektedir. Azerbeycan bugün yaşanan bombalama devam eder ise, Türkiye'den destek istemek zorunda kalacaktır, Türkiye karşılık verirse, Rusya'da Ermenistan a destek verecektir. Böylece Türkiye, aynı anda 3ü sıcak olmak üzere toplam 4 cepheye yetişmek zorunda kalacaktır.

    Türk ekonomisi ve halkı bunu kaldıramaz. Eğer, ABD de eğittiği Kürtler için Güneyde yeni bir cephe açmak ister ise, Türkiye, topraklarına saldırılmadan kıskaç ile çökertilecektir.

    Şimdi, Türk hükümetinin Rusya'ya vereceği bedel önemlidir. Eğer Rusya bedeli beğenmez ise, 1.5 sene içinde Türkiye ekonomik ve askeri olarak çöker. Önüne uzatılan her belgeye imza atar.

    Bugünün devleti, geçmişin ölmüş padişahlarını değil, bugünün yaşayan insanlarını düşünmek zorundadır.

    Eğer Türkiye içinde bir iç savaş çıkarılmak istenirse, bugün, kimler Türkiye'de kimleri iç savaş için hazırlamıştır bilgisi malesef Türk istihbaratında yoktur. İç savaşa devlet hazırlıksız yakalanır. Öyle bir durumda Nato toplanır, değerli Türkiye toprağı için ülkeyi 3 parça içinde kontrol etmek ister. Rusya'ya da sus payı olmak üzere, Artvin, Kars, Trabzona kadar (veya Trabzon dahil) olan Kuzey Doğu kısmını Ermenistan ile kontrol ettirirler.

    Saygılar.

    Not: Bu yazdıklarım olacaktır, AB ve Rusya ister ise 1.5 sene filan sürer. 2023 e kalmaz ülkeyi kontrol etmeleri. Bunu engelleyecek tek unsur, Türk Hükümetinin Rusya'ya verebileceği ek bedeldir. Türk ve Rus hükümetler kabaca 20-25 Milyar dolarlık Rusya'ya bir şekilde kaynak aktaracak bir projeye imza atar ise, Rusya bu planı bir kaç sene askıya alır.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Ayasofya'nın ibadete açılması, ABD'nin Tayyip Erdoğan eli ile Türkiye'deki avrasyacılara attığı bir kazıktır. Bundan sonraki gelişmeler bu yeni durum üzerinde şekillenecektir...

      Sil
  65. Kılıç Hakkı nedir?

    Gündemde kılıç hakkı sözü meşhur edildi. Orta çağ kafası ile tartışılan bu konuya orta çağ yaklaşımı getirelim. Nedense herkesi bir kılıç hakkı kelimesi susturdu.

    Ayasofya'yı Fatih Sultan Mehmet, askeri ile girmiş almıştır. O dönem hukukuna göre istediğini yapabilirdi, istediğini de yapmıştır.

    Ailesine, devletine, torunlarına, bil-cümle Osmanlı ahalisine Ayasofya ile ilgili meşhur vasiyetini yapmış, ölmüştür.

    Ailesi, devleti, torunları, bilcümle Osmanlı ahalisi vasiyeti tutamamış, İstanbul'u İngilizler işgal etmiştir. İstanbul'un İngiliz ordusunca işgal edildiği gün, Fatih'in meşhur kılıç hakkı da bitmiştir.
    Orta çağ kafası ile gider isek, İngilizlerin Ayasofya ve Fatih'in kemikleri üzerinde istediği şekilde tasarruf hakkı doğmuştur. Fatih'in vasiyeti o gün iptal olmuştur. Osmanlı bitmiştir.

    Mustafa Kemal Atatürk, devlet kurmuştur, İstanbul'u almak ile kılıç hakkı sahibi olmuştur. Osmanlı torununu da kovmuştur. Kılıç hakkı olarak Ayasofya'yı da müze yapmıştır. İstanbul mülkünü kurduğu Türkiye Cumhuriyetine bağlamıştır.

    Kendini bilmez bir meczup bir zibidinin dediği gibi Fatih'e de "ihanet" etmemiştir. İstanbul'u İngilize kimler kaptırdıysa, Fatih'in vasiyetini o bitirmiş, Fatih'e ve Ayasofya'ya onlar ihanet etmiştir. O ihanet edenler de, bizzat Fatih'in kendi kanından (DNA testi yapılsa belki farklı sonuç çıkar, biz resmi mirasçıları diyelim daha doğru olur) beceriksiz torunlarıdır.

    Mustafa Kemal Atatürk, kılıcının hakkıyla şehri almıştır. Kılıcının hakkı ile şehri alan adama hain denmez, hangi dönem olursa olsun Fatih denir. İstanbul'un son Fatih'i onu İngiliz elinden alan Mustafa Kemal Atatürk'tür.

    Nedense, Atatürk değerlerine sahip olduğunu söyleyen tayfa şu kılıç hakkı lafını duyunca suspus olmuştur. Sosyal medya da gördüğümüz kadarıyla da iki satır şu lafı yazıp, son Fatih'in Atatürk olduğunu yazamamışlardır.

    Sağolsun, Mahfi bey kelimeyi yakalamış ve tepkisini vermiştir.

    YanıtlayınSil
  66. Dolara müdahale edecek ne merkez bankasının ne de kamu bankalarının gücünün kalmadığını düşününce, önümüzdeki dönemde oluşacak aşırı kurların sebebi olarak Ayasofya'nın ibadete açılması mazeret edilecekmiş gibi bir düşünce oluşmaya başladı bende.
    Çünkü zamanlama manidar.

    YanıtlayınSil
  67. Mahfi bey eğer sizin için sakıncası yoksa, şu adresi, "twitter" hesabınızdan duyurur musunuz?

    https://www.youtube.com/watch?v=Xr9aIIrROng

    Kültür & Tarih Sohbetleri: "Bilim Tarihi'ne Giriş"

    Kitap: Bilim: Dört Bin Yıllık Bir Tarih
    Yazan: Patricia Fara
    Metis Yayınları


    Konuşmacı: Dr. B. Harun Küçük

    YanıtlayınSil
  68. Genç işsizliğin de genelde mevcut işsizlik oranının iki katı olduğu göz önüne alındığında, %48'lerde olduğu söylenebilir mi hocam?

    YanıtlayınSil
  69. şu an işçi çıkarmak yasak. bir çok işçi aslında işten çıkarıldı ama KÇÖ kapsamında çalışıyor görünüyor. işten çıkarmanın yasal olduğu bir zeminde bu sayılar daha da artacaktır.

    YanıtlayınSil
  70. Hocam merhaba,
    TÜİK işsizlik tanımında "kurumsal olmayan çalışma çağındaki nüfus" geçmiyor. Eklenmeli değil mi? İşgücü göstergelerinde veri kapsamına baktığımda anketin bu kişileri kapsamadığı belirtilmiş.Üniversite yurdunda kalıp çalışan öğrenciler ne işsiz ne de istihdamda kabul ediliyor şeklinde mi anlamalıyız? Ben şuanki tanımlarla "kurumsal olmayan çalışma çağındaki nüfus" içerisinde olmamasına rağmen iş arayanların işsiz kısmında yer aldığı ancak çalışsa bile iştihdamda yer almadığı şeklinde anlıyorum.

    YanıtlayınSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...