Borçlanmanın Arka Planı
Borçlanma, bir finansman açığının
kapatılması için başkalarına ait paraların ödünç alınması işlemidir. Bu ödünç
alma işlemi karşılığında da faiz adı verilen bir bedel ödenir. Faiz, borç veren
açısından elindeki imkânın bir süreliğine başkasına devretmenin karşılığı olan
bedel, borç alan açısından da başkasına ait parayı geçici bir süre için
kullanmanın karşılığında ödenmesi gereken bedeldir.
Kamu kesiminin finansman dengesi
(T – G) olarak gösterilir. Buna bütçe dengesi adı da veriliyor. T, vergileri ya
da daha genel ifadeyle kamu gelirlerini, G ise kamu harcamalarını gösterir.
Eğer T = G ise ya da T > G ise kamu kesiminin borçlanma ihtiyacı doğmaz. Eğer
T < G ise o zaman kamu kesimi için borçlanma ihtiyacı ortaya çıkar.
Özel kesiminin finansman dengesi
(S – I) olarak gösterilir. Buna özel kesim tasarruf yatırım dengesi adı da
veriliyor. S, özel kesim tasarruflarını, I ise özel kesim yatırımlarını
gösterir. Eğer S = I ise ya da S > I ise o zaman özel kesimin borçlanma
ihtiyacı olmaz. Eğer S < I ise o zaman özel kesimin borçlanma ihtiyacı
doğar.
(T – G) ve (S – I) toplamı bir
ekonominin iç dengesini gösterir. Bunu şöyle ifade edebiliriz: Ekonominin iç
finansman dengesi = (T – G) + (S - I)
Ekonominin dış dengesi dışarıya
satılan mal ve hizmetlerden elde edilen döviz gelirleriyle (X) dışarıdan satın
alınan mal ve hizmetlere ödenen dövizler (M) arasındaki ilişkiyle ifade edilir.
Bu da bize ekonominin dış dengesini gösterir. Ekonominin dış finansman dengesi
= (X – M.) Buna cari denge de deniyor. Eğer X = M ise ya da X > M ise dış
denge için borçlanmaya gerek yoktur. Eğer X < M ise o zaman dış denge için
borçlanma devreye girer.
Ekonominin genel finansman
dengesi iç ve dış dengeleri bir araya getirerek oluşturulur:
(T – G) + (S - I) = (X – M)
Yani ekonominin iç finansman
dengesi dış finansman dengesine eşittir.
Eğer T < G ise bütçe açığı söz
konusu demektir ve ortaya kamu kesimi borçlanması çıkar.
Eğer S < I ise ortaya özel
kesim tasarruf açığı çıkar ki bu durumda özel kesimin borçlanması gerekir.
Eğer X < M ise kamu kesimi ve/veya
özel kesim için dış kaynak ihtiyacı çıkar ve dış borçlanmaya başvurulur.
(T – G) ve (S – I) da yani
ekonominin iç finansman dengesinde ortaya çıkacak açıkları karşılamak için hem
TL ile hem de dövizle borçlanma yapılabilir. Buna karşılık (X – M) yani
ekonominin cari dengesinde çıkacak açıklar için borçlanma dövizle yapılmak
zorundadır çünkü yabancılar borcumuzu TL ile yapmamızı kabul etmezler.
Kamu kesimi açısından
borçlanmanın alternatifi vergileri artırmak ya da harcamaları kısmaktır. Özel
kesim açısından borçlanmanın alternatifi tasarrufu artırmak ya da yatırımları
kısmaktır. Ekonominin tümünün dış dengesi açısından borçlanmanın alternatifi
yabancı sermaye yatırımlarını çekebilmektir.
borclanmaya alternatif olan vergi arttırımı veya bütçede fazla vermek daralmaya neden olacagı için aslında alternatif degildir.
YanıtlaSilEğer büyüme potansiyel büyümenin üzerindeyse, yani ekonomi aşırı ısınmışsa vergi artırımı veya harcama kısıntısı yoluyla bütçede fazla vermek iyi bir yöntem olabilir.
SilÖnceki yorum katılıyorum.Özel sektör kendi için tasarruf yapması iyi.Ama oda ekonomiyi daraltmaya gider.Yatırım yapmaması da kötü.Dış yatırım gelse istihdam açısından iyi ama kimse bedava para yatırmaz. Olumsuz birşey oldu mu çeker gider.Riske girip daha fazla sıkıntı çeke çeke mi düzlüğe çıkar ülke?( cari açık açısından) Nereden tutsak zor galiba.Not: İnternet yayınınız için Blogpot altyapısı kullanıyorsunuz.Takip etmek için e-mail yanı sıra izleyici gadget eklerseniz iyi olur.Benim gibi diğer blogcular için.Teşekkürler.
YanıtlaSilMerhabalar Evren Bey zaten e-posta ile takip eklentisi var görmediniz galiba Sn. Mahfi EĞİLMEZ Hocanın o sempatik resmin altında... Gadgetide eklentiler olarak biliyorum istatistik gibi ek özellikler veriyor o da var gördüğüm kadarıyla daha ne istiyorsunuz daha ne yapsın Mahfi Hoca :)
SilELİNİZE SAĞLIK MAHFİ BEY,ANLAŞILABİLİR FORMÜLASYONLAR HERKES İSTİFADE EDECEKTİR,SADECE SON KISIMDA TL İLE BORÇLANMAMIZI İSTEMEZLER DEMİŞSİNİZ DOĞRU FAKAT,PEKİ KAMU NET BORÇ ORANINDA DÖVİZ PAYI NASIL 0,8 e İNDİ,2010 YILI İTİBARİYLE?2002 DE 35,4 İDİ. (GSYH YE ORANI)
YanıtlaSilBu dediğim daha çok özel kesim için geçerli.
SilBüyümenin birincil şartı bütçe değil verimlilik olduğundan vergi arttırımı ya da bütçe fazlasının mutlak daralma sebebi olacağını söylemek doğru değildir. En azından potansiyeline henüz ulaşmamış ekonomilerde bu böyledir. Belirli koşullar oluştuğunda vergi arttırımına/kamu harcaması kısmaya giderken de daralma yaşamamak mümkün mesela. Öte yandan borçlanma ve vergi artışının ve/veya borçlanma ve harcama kısmanın alternatif seçenekler olduğu da doğrudur. Hocam da söylemiş zaten:) Zira ekonomik dengede olmazsa olmazımız büyüme değil istikrardır.
YanıtlaSilTürkiye açısından son dönemde popülerliği artan ama yıllardır da aslında popülerliğini hiç yitirmeyen konulardan biri de kredi notu kavramı. Yukarıda anlatılan formüller paralelinde ortaya borçlanma ihtiyacı çıkıyorsa, bu ihtiyacın maliyetini de bir anlamda kredibiliteyi temsil eden kredi notları belirliyor.
YanıtlaSilBorçların maliyeti noktasında ülkemiz kredi notunun olması gerekene göre görece düşük tutulması aslında bütçemizden ciddi anlamda bir gelir transferinin yurt dışı yerleşik tüzel kişilere transferi anlamına gelmiyor mu?
Gerek bu anlamda gerekse son dönemde not yükseltilmesinin önündeki temel eksiklik ve/veya endişe kaynağı olarak vurgulanan cari açık kavramının yapısal olarak iyileştirilmesine yönelik kamu yönetiminde neden somut adımlar atılmıyor?
Özellikle doğrudan yatırımların son dönemde ters yönde transfer olmaları nedeniyle ve dünya çapında oluşan muazzam likiditenin eninde sonunda artacak talep yoluyla özellikle bizim de içinde bulunduğumuz gelişmekte olan ülkeler kapsamında yüksek büyüme performansları yaratma riskinden ötürü ve cari açık ile büyüme kavramları arasında ülkemizde bulunan yüksek korelasyon nedeniyle bu konuda oldukça hızlı adımlar atmamız zaruridir. Aksi durumda yine yumurtanın kapıya gelmesi beklenecekse BDDK ve TCMB’nin alacağı önlemler o noktada oldukça yetersiz kalacaktır.