27 Mart 2018 Salı

TL Değer Kaybederse İhracat Artar, İthalat Azalır mı?


Ekonominin en iyi bilinen hipotezlerinden birisi paranın dış değer ile dışticaret arasındaki ilişkiyi ortaya koyan hipotezdir. Ülke parası yabancı paralara karşı değer kaybederse ihracat ucuz hale geleceği için artar, ithalat ise pahalı hale geleceği için azalır. Doğru bir hipotezdir bu. Ama her hipotez altındaki varsayımlar ve çevrelendiği koşullarla ele alınıp değerlendirilmelidir. Aksi takdirde hipotezlikten çıkar, slogan haline dönüşür. Bu hipotezi gerçek yaşama uygularken yanıtlamamız gereken sorular vardır: İhraç mallarımızı sattığımız ülkelerin ekonomik durumu nasıldır? Acaba onlar bizim artan ihracatımızı alabilecek durumda mıdır? İhraç malları ve ithal malları açısından Marshall – Lerner koşulu mevcut mudur?[i] Bu soruların yanıtlarına bakmadan paranın dış değer kaybının ihracatı artırıp ithalatı düşüreceğini söylemek doğru olmaz.  

Aşağıdaki tablo Türkiye’nin 2002 yılından 2017 yılına kadar olan ilgili yıllardaki ortalama sepet kurları (½ USD + ½ Euro), yıllık ihracat ve ithalat miktarlarını, ihracat ve ithalatta bir önceki yıla göre gerçekleşen artış oranlarını ve gösteriyor. Türkiye’nin ihracatı ve ithalatında en büyük ağırlık Dolar ve Euro ile olduğu için döviz kuru olarak sepet kurunu alıyorum.

Yıllar
Ortalama
İhracat
İthalat
Sepet Kur
Milyar USD
Milyar USD
2002
1,49
36,1
51,6
2003
1,59
47,3
69,3
2004
1,68
63,2
97,5
2005
1,51
73,5
116,8
2006
1,73
85,5
139,6
2007
1,53
107,3
170,1
2008
1,71
132,0
202,0
2009
1,84
102,1
140,9
2010
1,74
113,9
185,5
2011
2,10
134,9
240,8
2012
2,04
152,5
236,5
2013
2,13
151,8
251,7
2014
2,55
157,6
242,2
2015
2,91
143,8
207,2
2016
3,16
142,5
198,6
2017
3,79
157,0
233,8
2002- 2008
15
266
291
2010 - 2017
118
38
26

2009 yılı küresel krizin Türkiye’yi etkilediği, ekonominin küçüldüğü, 2010 yılı ise bu küçülmenin yarattığı baz etkisiyle küçülmeye tepki verdiği yıllar olduğu için bu iki yılı değerlendirme dışında tutuyorum.

Tabloya baktığımızda 2002 ile 2008 arasındaki 7 yılda sepet kurun yüzde 15 arttığını yani TL’nin dış değerinin yüzde 15 düştüğünü, aynı dönemde ihracatın yüzde 266, ithalatın ise yüzde 291 arttığını görüyoruz. Bu 7 yıl boyunca TL’nin dış değeri sadece yüzde 15 düşerken ihracat müthiş bir artış göstermiş, ithalat daha da hızlı artmış. Yani TL’nin değerinin fazla düşmediği bu 7 yılda hipotezin ortaya koyduğu iddianın tam tersine ihracatta rekor artışlar olurken ithalat düşmek bir yana ihracattan daha da hızlı artış sergilemiş.

Hipoteze aykırı görünen bu durumun ardında iki neden var: (1) Bu dönemde küresel ekonomik ve ticari büyüme oldukça yüksek. Dolayısıyla Türkiye’nin ihracatını alan ülkeler bu konuda zorlanmıyor. (2) Türkiye, AB ile tam üyelik müzakerelerine başlamış bulunuyor. Bu yeni oluşum Türkiye’nin ihracatının önünü açıyor. Kurda fazla bir düşüş olmamasına karşın ithalatın artmasının da iki nedeni var: (1) Türkiye’nin üretiminin artması ithal girdi kullanımının artmasıyla mümkün olabiliyor. (2) AB ile tam üyelik müzakerelerine başlanmış olması doğrudan yabancı sermaye yatırımlarının rekor düzeyde artmasına ve Türkiye’nin cari açığı finanse etmesinde büyük rahatlık yaşamasına yol açıyor. Bu durumda Türkiye, ithalat artışından rahatsız olmuyor.  

2010 ile 2017 yılları arasındaki 7 yılda sepet kurun yüzde 118 arttığını yani TL’nin dış değerinin yüzde 118 düştüğünü, aynı dönemde ihracatın yüzde 38, ithalatın ise yüzde 26 arttığını görüyoruz. Bu 7 yıl boyunca TL’nin dış değeri yüzde 118 gibi yüksek bir hızla düşerken ihracat yalnızca yüzde 38 artış göstermiş, ithalat da düşmek bir yana artmaya devam etmiş.

Bu dönemde de hipoteze aykırı bir görünüm söz konusu olmuş. TL’deki aşırı değer kaybına karşılık ihracatın aynı hızla artmamasının iki nedeni var: (1) 2008 yılında başlayan kriz nedeniyle bu dönemde küresel ekonomik ve ticari büyüme oldukça düşük kalıyor. Bu çerçevede Türkiye’nin ihraç ettiği malları alan ülkeler ithalatlarını fazla artıramıyor. (2) Türkiye’nin, AB ile tam üyelik müzakerelerinde ciddi aksamalar ortaya çıkmış bulunuyor. Bu yeni oluşum Türkiye’nin ihracatının önünü tıkıyor. TL ciddi değer kaybettiği halde ithalatın neredeyse ihracat kadar artmasının temel nedeni ise üretim ve ihracat artışının ithal girdi kullanımının artmasıyla mümkün olabilmesi.   

Ekonomide en çok kullanılan varsayım ‘ceteris paribus’ (diğer koşullar sabit) varsayımıdır. Eğer diğer koşullar değişiyorsa farklı bir durum vardır ve bu farklılık hipotezin yanlışlığını göstermez, bizim, değişen koşullara bakmamız gerektiğini gösterir.

Verilere bakmadan, teorilerin ve hipotezlerin arkasındaki varsayımları ve koşulları dikkate almadan, kitapta yazılanları sloganlaştırıp yola çıkarsak Sherlock Holmes’in dikkat çektiği tuzağa düşebiliriz: “Verileri gözden geçirmeden teori oluşturmak vahim bir hatadır. Bunu yapan kişi sonunda teorisini gerçeklere uydurmaya çalışmak yerine gerçekleri teorisine uydurmak için eğip bükmeye başlar.” 




[i] Marshall - Lerner Koşulu: Bir ülke parasının dış değerini kaybetmesinin cari işlemler dengesi üzerinde olumlu bir etkiye sahip olması, ihraç mallarının dış talep esnekliği ile ithal mallarının iç talep esnekliği toplamının 1'den büyük olması koşuluna bağlıdır. Bu koşul şöyle gösterilir: ex + em > 1.

204 yorum:

  1. Ülke parası yabancı paralara karşı değer kaybederse ihracat ucuz hale geleceği için artar hocam ben bunu pek anlayamadım eğer ihracat artarsa bu olumlu bir durumdur o zaman paramizin değer kaybetmesi olumlu yönde mi oluyor

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Örneğin 100 TL lik kazağı 1$ : 2₺ iken 50 $ a alan yabancı 1$ : 4₺ olunca 25 $ a alacak yani yerli mal ucuzlayacak ve daha fazla mal satabileceğiz ihracatımız artacak ama ithalatımız pahalandığını için kur geçişkenliği ile maliyet enflasyonu oluşacak ve fiyatlar yükselecek ayrıca nominal kurların yükselmesi borçlu reel kesim üzerinde riski artıracak ...
      Hocam bu arada yazınız ve emekleriniz için çok teşekkür ederim

      Sil
    2. + üstteki yoruma ek olarak, 100 dolara iki kazak satılırken , bugün aynı parayı kazanmak için 4 kazak satmanız gerekir. Bu da 2 kazak için hammadde ithal ederken, bugün 4 kazak için hammadde ithal ediyoruz anlamına gelir. Pahalı hammadde alıp, ucuz ürün satmaya çalışıyoruz. (Elektrik ten suyuna, yününden, lojistiğine)

      Sil
    3. Burda bir tuhaflık yok mu, mesela yukardaki örneği alırsak 50$ a kazak sattığımız yabancı bir yer,sizin ülkede kurlar değişti ben bundan sonra kazağı 25$ alacağım mı diyecek ? Bana demez gibi geliyor.Ürünün ihracat fiyatı sabit tutulursa bu sıkıntı yaşanmaz sanırım.

      Sil
    4. tuhaflık var gibi ilk etapta bakınca fakat biz ürünü ihrac ederken Tl cinsinden hesaplayıp yurt dışına gönderiyorsak eğer ki bunun yine 100 TL oldugunu varsayalım. $ kuru 4 oldugunda yurt dışındaki adamın bize bunun karşılığı olarak göndereceği para 25$ oluyor. eger 100 TL yerine 200 TL fiyat fatura edersek bu sefer de ürünü bizden almaz. ben böyle4 yorumladım ama ne derece dogrudur bilemiyorum.

      Sil
    5. Fikrimce şöyle gerçekleşmekte: Bir işletme kazak üretip 20TL yani 5$dan ihracat yapmakta. Dolar kuru:4. yarın dolar kuru 5 olunca 20 lira, 4$'dan satış yapacaktır. Bu işletme böylelikle diğer ülkelere karşı fiyat açısından avantaj sağlayacaktır. Böylelikle ihracat artacaktır. Sanırım burada üretici enflasyonunun olmadığı varsayılmakta. Eğer dolar kuru ile birlikte üretici enflasyonu da artıyorsa üretim maliyetleri de artacak bu da malın yine 5 dolardan satılmasını sağlayacaktır diye düşünüyorum.

      Sil
  2. Toplumda bir kızgınlık, sinirlilik hali var. Farkında mısınız?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet. Bu yeni bir şey değil oldukça eski ama galiba dozu giderek artıyor.

      Sil
    2. Bence bunun temel sebeplerinden biri ekonominin son derece kötü gitmesi.
      Orta Doğu problemleri, Mülteci sorunuda diğer etkenler arasında.

      Sil
    3. Siyaset mekanizması farklı düşüncelerin çatışmalarını çözmez ya da çözemezse farklı görüşlerin sahibi olan kitleler (toplumlar) gerilir,kaynar ve sonunda çatışmaya dönüşür ve maalesef bu kaçınılmazdır. Toplumlar ortalama 30-40 yılda bir bunu tecrübe ederler.
      Bunun öngörülemez ve tehlikeli kısmı ise bir toplumun kaç derecede kaynayacağının cevabı yoktur.
      Tanrı Türk'ü korusun.

      Sil
    4. Toplumlar ortalama 30-40 yılda bir bunu tecrübe ederler.
      nasil yani biraz acar misin rica etsem ???

      Sil
  3. Hocam güzel yazınız için teşekkürler.
    Tabloda sepet kuru yerine dolar kuru olması gerekiyor.

    YanıtlaSil
  4. Hocam yazıyo okurken 2 kelimeyi çok aradım.
    1)İtham mal girdisi
    2)Üretim
    İthal mal girdisinden bahsettiniz ama üretimden hiç bahsetmediniz.Üretimimizin az yada fazla oluşunun bir etkisi yok mudur?

    YanıtlaSil
  5. Emeğinize sağlık hocam.

    YanıtlaSil
  6. Sayın Eğilmez gündeme paralel güzel bir yazı yazmışsınız. Teşekkür ederiz.

    Tam olarak ölçümlemek ne kadar mümkün bilmiyorum ama bir soru sormak istiyorum. Türkiye'de oynayan yabancı futbolculara sağlanan vergi muafiyetinin cari açığımız üzerindeki olumsuz etkisinin ne kadar olduğunu biliyor muyuz? Bu konuda bir çalışma var mı?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim.
      Bu konuda net bir veri ya da bilgi yok bildiğim.

      Sil
    2. bu donemde altın ıhracat ıthalının etkısı var mıdır ozellıkle zarrabın fıktıf ıhracatı

      Sil
  7. Başlığı okur okumaz "tabii ki hayır", dedim kendi kendime. :-)

    YanıtlaSil
  8. Sitenizin "Etiketler" başlığı altında şunlar var:

    Deneme (40)
    Edebiyat (6)
    Ekonomi (732)
    Felsefe (46)
    Finansal Piyasalar (112)
    Genel (114)
    Hukuk (5)
    Maliye (66)
    Para (112)
    Siyaset (50)
    Sosyoloji (10)
    Spor (3)
    Tarih (29)

    Siz müslüman bir ülkede yaşıyorsunuz. Niçin "İslam" yok?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Burası müslüman bir ülke değil, laik bir ülke. Açın Anayasayı okuyun.

      Sil
    2. Meraklı Göz27 Mart 2018 18:17

      Hocam bu cahillere cevap bile vermeyin, hak etmiyorlar.

      Sil
    3. Musluman ulkede yasayan ya da yasadigini iddia eden kimseler bloglarda web sitelerinde sosyal mecralarda islami aramaz arayacak olursa sayet olsa olsa Islamiyet dininin kitabi olan Kuran-i Kerimde arar

      Sil
    4. Genellikle islam oluncada bu alt başlıklar olmuyor. Bence siz birde bunun nedenini sorgulayın adsız 17 35

      Sil
    5. ekonomı uzmanlık alanı oldugundan olmasın cahıl

      Sil
    6. Emeginize, agziniza saglik hocam.

      Sil
    7. Mahfi Bey size saldıranlar bile büyüklüğünüzü kabul ediyorlar.

      Ya yazdıklarınızın listesini bir bir kendilerine yazdırıyorsunuz,

      Ya da çok önemli bilim insanlarıyla kıyaslanıyorsunuz.

      Sil
    8. Bende muhafazakar bir insanım ama herşeyi getirip dine bağlayan afedersiniz bu gerizakalılar yüzünden bazı şeylerden soğudum hoca ekonomist ilahiyatçı değil dini konularda yazı arıyorsan o sayfalara git elini kolunu tutanmı var.

      Sil
    9. Mahfi Egilmez, siz bu yorumlari okumuyor musunuz? Pek tabi silip gecebilirdiniz. Burada yayinlayip tartisma acmanizin sebebi nedir acaba?

      Sil
    10. Tartışma olmadan ilerleme olmaz. Uygarca her şeyi tartışabildiğimiz sürece doğruyu bulur, yanlışı olanları düzeltiriz. Sebebi bu kadar basit ve açıktır.

      Sil
    11. Şimdi hocam bu uygarca bir tartışma mı oldu? Okuyucunun biri münasebetsiz bir soru sordu evet ama bir ayrıntıya da parmak bastı. Karşılığında da cahil saldırgan ve gerizekalı oldu. Burası yeri değil demek yeterliyken bu hınç aslında meselenin ayrıntıdan çok daha büyük olduğunu gösteriyor

      Sil
    12. Bence oldu. Sizin de dediğiniz gibi münasebetsiz bir soruydu bu. Ama her soru münasebetli olacak diye bir şey yok. Yaşam münasebetsizliklerle dolu. Ve ne yazık ki bunları görmezden geldikçe büyütüyoruz. Bu münasebetsizlikler büyüyor büyüyor ve bütün yaşamımıza yön vermeye kalkıyor.

      Sil
    13. Tam isabet diye buna derim; "Bu münasebetsizlikler büyüyor büyüyor ve bütün yaşamımıza yön vermeye kalkıyor." Teşekkürler Sayın Eğilmez.

      Sil
    14. "Ayrintidan çok daha büyük" demekten kastım işte tam olarak buydu. "Bütün yaşamimiza yön vermeye kalkiyorlar" algısı tepkilerimizi orantisizlastiriyor. Bu eskiden beri tedavulde olan bir ifade ve ne yazik ki kendini gerceklestiren kehanete dondu. Bunu yapan hem de kanırta kanırta yapan koca bir güruh var. Ama o münasebetsiz soruyu sormak o arkadaşı bu güruha sokmaz. Belki aşağılanmak onu oraya iter. Tıpkı daha önce olduğu gibi. Bu güruh nasıl türedi hocam bu çok ciddi bir sosyoloji gerektirir. Samimiyetle hem karsi tarafi hem kendimizi bir anotomi hocasi gibi şerh etmeden cevap bulamayiz. Dinleri böyle demek bir çok insana sahte bir kafa konforu sağliyor. Kafa konforu ve nefsi tezkiye.
      Rifat

      Sil
  9. Ben hipotezinide eksik seyler oldugunu dusunuyorum. Birikimli enflasyon onemli. Kur artisindan birikimli enflasyon arasindaki fark bence onemli.

    Hesaplamadim ama sunu soyeleyebilirim ki Birikimli enflasyon 2002-2008 arasinda kur artisindan daha yuksek. Yani ic fiyatlarimiz daha cok artmis kur ise ic fiyatlara oranla daha az artmis. Buna ragmen ihracatimiz sizin de degindiginiz uzere olumlu dis alemdeki ekonomik sosyal politik kosullar neticesinde ciddi ivme yakalamis. Ithalatin artmasinin bu donemde en buyuk muessibinin ise birikimli enflasyondan daha az artan kur ile ithal mamullerin ic piyasaya daha uygun gelmesi ile ithalata karsi olusan talep.

    Ben hipotezinizde TRdeki birikimli enflasyon ve sepet kura giren ulkelerin birikimli enflasyonun degerlendirilmesi gerektigini dusunuyorum. En azindan bu tur degelendirmelerde kura konu olan ulkelerle kendi ulkemizdeki birikimli enflasyonun ithalat ihracat uzerindeki etkisinin onemli olcude belirleyici oldugunu dusunuyorum.

    saygilarimla

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hipotez bana ait değil, ekonomi teorisinin hipotezlerinden birisi.

      Sil
    2. Kur artışı, bizde hemen sanayii ve ithal mal ticareti yapan kesimlerde maliyet enflasyonuna ve bu artış furyasına katılan oligapol pazar yapısına sahip diğer sektörlerin katilmasiyla iç fiyatları yani enflasyonu yukseltiğinden yerli malların döviz cinsinden ucuzlamasını engelliyor. Ihracat bu sebeple ancak çok kısıtlı artış gösterebiliyor. Ithalatın ise geniş halk kesimlerinin kur artışı sonunda alım güçlerinin düşmesi sonucu bir süre (alım gücü eski haline gelene kadar) düşmesi beklenir. Bu aşamada olmamamız için hükümet kredi kanalı üzerinden alım gücünü korumaya çalışıyor.
      Hükümetin çabasının ne zamana kadar sürdürülebilirliğini ve neye sebep olacağını hep beraber yaşayıp göreceğiz.
      Hipotezde sayın adsız 17:35 'ın belirttiği gibi eksik kaldığını düşünüyorum.

      Sil
  10. yüksek akaryakıt fiatları üretilen malları pahalı hale getirip ihracatı olumsuz ithalatı görece ucuz hale getiriyor.bu kısır döngü sadece akaryakıt fiyatlarını aşağı çekmekle mümkün.aksi halde tl merkez bankası kasası sıfırlanana kadar değer kaybetmeye mahkumdur.

    YanıtlaSil
  11. Hocam, bildiğim kadarı ile bizim ithal girdilerimizi ağırlıklı olarak petrol, doğalgaz gibi tamamen dışa bağımlı olduğumuz ürünler oluşturuyor. TL değer kaybettikçe her hafta 10-15 kuruş "güncellenen" petrol ürünlerinden de bu durumu görüyoruz. Ülkede yeni petrol ve doğalgaz kaynakları bulmamız mümkün olmadığına, ihraç ürünlerimizi ise kısa vadede çeşitlendirip yüksek katma değerli hale getiremeyeceğimize göre dövizdeki artış her halûkarda bizim cari açığımızı düşürmeye değil bilakis yükseltmeye neden olmayacak mı? Özellikle petrol fiyatları da artıyorsa en azından orta vadede faizi yükseltip dövizi kontrol altında tutmak hem cari açık hem de enflasyon açısından çok daha mantıklı değil mi?

    Saygılar...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. yanlış bir önerme. cari açık dolarla ölçülür tl ile ölçülmez. bu nedenle doların değerinin artıp azalması cari açığın miktarını değiştirmez.değişen yeni yıl ve aylarda vereceğimiz cari açık olur.

      Sil
    2. BİR ÖRNEK:2011 YILINDA ithalat ihracaatın 1.8 katı olmuş. çünkü dolar yıllardır hiç artmamış.ama daha sönra dolrın değer kaybetmesi ile bu oran tekrar 2017 yılında 1.40 civarlarına düşmüş.

      Sil
    3. taner bey, Mahfi hoca'nın verdiği son tabloda 2012-2017 yılları arasında döviz sepeti 2,04'ten 3,79'a çıkmış ama ne ihracat, ne ithalat anlamlı şekilde değişmemiş. Bunu nasıl açıklıyorsunuz?

      Sil
    4. adsız 21.45. 2011 yılında ithalat ihracaatın 1.8 katıymış dolar yükselmeye başlayınca bu oran. 1.40 lara kadar düşmüş. bu bize şunu gösteriyor. dolar yükseldikçe ithalat azalıyor. ihracaat artıyor. aksi bir durum zaten mümkün değil.peki ama bu kadar dolar artışına rağmen ,ithalat neden hala fazla.doların yükselmesini türkiyedeki enflasyondan da arındırmak gerekir.yani enflasyon %50 olduysa bu dönemde dolar da %70 yükseldiyse gerçek yükselme %20 dir. şu anda hala ithalat fazlamız olduğuna göre tl aşırı değerli demektir. tl nin değerini milliyetçi bir anlayışla ele almamak gerekir. biz dış borcumuzu mal hizmet satarak ödeyeceğiz yoksa tl ile değil.bizim mal satmamız gerek.aynı zamanda dışardan da mal almamalıyız. mahfi bey hukuk demokrasi teknoloji ürün diyor . doğru ama bunları yapmak yıllarımızı alır.bizim şimdi şu an tedbir almamız gerekir. dikkat edin hiç kimse kısa vadeli proğram sunmuyor.çünkü halktan korkuyorlar. benim söylediğim halkın canını yakmakla sonuçlanacak.yazarlar yazamaz. ama ben yazabilirim.

      Sil
  12. Iste ulkeyi cari acik ile buyumeye muhtac eden kafanin ozeti. Ne ugruna? Bankalarin kari ugruna.

    YanıtlaSil
  13. Salı günleri, siyasi partilerin grup toplantıları olur biliyorsunuz.

    Binali Yıldırım, "'Türkiye'de ekonomik kriz var' çığırtkanlığı yapanlara cevabımızı vereceğiz." dedi.

    Aklınızın bir köşesinde bulunsun bu uyarı Mahfi bey.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kişiler değil sistemdir önemli olan.

      Sil
  14. Bence asil sorulmasi gereken soru su olmali

    Bir ulkede 4 yil icinde Birikimli enflasyon %45 iken Sepet kurun %78 artmasi
    Bize %33luk bir firsat penceresi sunmaz mi ihracat olanaklari acisindan bu durum fiyat kirma avantaji vs gibi?

    Hadi diyelim sepetkurun birikimli enflasyonunu da bu veriden cikartalim nereden baksaniz reel olarak 27-28lik bir fiyat avantajimiz var. Bizimle rakip ulkeler basta Cin polonya macaristan brezilya hindistan vs gibi ulkelerde boyle bir veri yok macaristanla polonya bu donemde avantajli bize yakin bir kur politikasi izlemis ama cari aciklarini da fazla yapmis. Enflasyondan bile kurtulmus yuksek kur politikasina ragmen Dahasi ayni donemde petrol fiyatlarina ne oldu acaba bu soruyu da sormak sanirim gerekli.

    Kisaca nereden baksaniz bir basarisizlik soz konusu.

    Yukarida bahsettigim fiyat kirimi emegin kirimi olarak ya da baska ifadeyle emegin ucuz pazarlanamaması olarak da okunabilir.

    Yani fakirlesmisiz fakirlesmemimeze rağmen biraktik ihracatı ucuz emeğimizle arttirmayi ithalata sirtimizi yasalayarak uzanmisiz.

    Halbuki ayni donemde fakrlesen Yunanistan euroda kur avantaji olmamasina ragmen borc kriziyle kemer programlarla fakirlesti fakirlestikce ithalati kesildi ihracati artti en azindan Turizm avantajini da kullanarak cari fazlaya kavustu.

    Nereden baksaniz buyuk bir basarisizlik soz konusu kisaca kur artisi bize fakirlik getirmis emegimizi ucuzlastirmis belki gelir adaletimizi bozmus dahasi bana gore en onemlisi kroniklesen %10 nun altina inmeyen ustune cikmaya hevesli enflasyon getirmis.Zaten basimizi da yakan bu enflasyon degil mi

    YanıtlaSil
  15. sinan doğansöz27 Mart 2018 18:21

    Hocam şuan ki aşamada Merkez Bankası TL 'yi güçlendirmek için ne gibi bir hamle yapabilir ?
    Faiz dışında.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Faizi dışarıda tutunca geriye bir şey kalmıyor.

      Sil
    2. Faiz arttırsa da bir çözüm olmaz. Para ülkeye zaten yüksek maliyetle giriyor, risk pirimi, tabela faizi yatırımcının talep ettiği faizde yer değiştirir, talep ettiği faizi -bu kredibilite tahribayı sonrası, psra politikasının maliye politikasının aracı olduğu şu ortamda- kısa-uzun vadede düşürmez. Belki kuru bir süre tutar.

      Sil
  16. TÜM BUNLARA RAĞMEN YİNE DE TÜRK LİRASI AŞIRI DEĞERLİ.TL nin mutlaka değer kaybetmesi ve ithalatın azaltılması gerekir.mahfi bey yazmış ama yorumlamayı ters yapmış. tl nin değer kaybettiği ikinci dönemde ihracaatın artış hızı ithalatın artış hızını geçmiş. bu cari açığın kapanmasına giden bir süreç.demekki söylenen önerme doğru. tl değer kaybetmeli ve ithalat yapmamayalım. ama bu durumda da ithalatımızda ihracaat ürünlerinde ithal ürün kullanmamamızdan dolayı artış olacaktır. önemli olan ihracatın artışının ithalat artışından fazla olmasıdır.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Finansman bulabilseler ithalat daha hızlı artacak ama bulamıyorlar.

      Sil
    2. Benim yaptigim hesaplamalara gore Dolar tl kuru olmasi gereken 4,20 yi gosteriyor.
      4,10un alti zarar yazar ihracat icin 4,25 ustu ise enflasyona calisir.

      Niye nasil buraya geldik cok basit :Enflasyon! Bizim enflasyonumuzla diger ulkelerin enflasyonu farkli. Diger ulkeler kim? Sepet kura ya da Dolara sahip olana ABD Euro bolgesi mi bu ulkelerle mi enflasyon farkimiz var varsa haksizlik degil mi dogru haksizlik ama bizim kendimize rakip diger ulkelerle aramizda da enflasyon farkimiz var mesela brezilya mesela Cin mesela polonya mesela Hindistan.

      Boyle olunca ABDdeki enflasyonla bizdeki enflasyon farkinda makas oldukca dolar aratacak. Ama ABD ile brezilya arasindaki enflasyon farki az oldugu icin brezilyada dolar artisi olmayacak olsa bile az olacak enflasyon az oldugu icin dolar az bile artsa enflasyon az oldugu icin ihracatin artma ivmesi daha yuksek olacak neflasyonlu ulkeye gore daha etkin olacak ihracat artisi
      Dahasi bizim yumusak karnimizda var ustelik o da cari acigimiz icerideki fiyatlar kurdan hizli artinca bu cari acigimiza etki ediyor boyle olunca kur zipliyor.

      Kisaca enflasyonu %2,5-5 araligina cekmeyen faizi de enflasyon+1,5 uzerinde tutmayan biz gibi gelismekte olan ulkeler kur soklarina karsi dayaniksizdir.Piyasalara karsisinda dayanaksizdir

      Tabloya bakinca aslinda bu ulkede potansiyle varmis gozukuyor yil 2012 enflasyon dusuk kur istikrarli ithalat dusmus ihracat krize ragmen artmis butce saglam dahasi issizlik AKPli yillara gore rekor diyebilecegimiz seviyede dusmus. Ama biz ne yapmisisz faiz takintisiyla yumusak inisi stabileze etmeyip indir faizi diyerek enflasyola mucadeleden sapmisiz 2013 eylulune kadar da bu boyle idare etmis ondan sonra gostegeler bozulmus.Dengeler yeniden baska bir yerde kotu olacak bir konumda kurulmus

      Sil
  17. 1-)İthal ikameci ekonomi politikası uygulasak (1960-1980 arası uyguladık ama ) bu cari açık ve dış açık sorununu çözebilir miyiz ?
    2-)Türkiye ekonomisi öncü sektör olarak sanayi değil de İnşaat sektörünü seçiyor ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. 1) Çözemeyiz, dünya değişti. Artık herkes iyi malı kötü malı biliyor.
      2) O yanlış bir seçim tabii.

      Sil
    2. İthal ikame özellikli ürün bazında değil ama sektör bazında veya homojen ürünler bazında uygulanmalı hocam. Yılda 10 milyon ton motorin ithal ediyoruz. Tüpraş'ı özelleştirmeyle alanlar 15 yıldır kapasiteyi artırma girişiminde bulunmadı. Mevcut tesislerin ekmeğini yiyorlar sadece. Oysa ham petrol kaynakları hemen yanımızda. Sonuçta ham petrolü işleyerek de bir katma değer yaratılabilir, fazlası ihraç edilebilir. italyada, yunanistanda petrol kaynağı yok ama bu ülkelerden motorin alıyoruz.

      Öte yandan 15 milyar dolar civarından plastik maddesi ve bunun yanında ayrıca petrokimya ürünleri ithal ediyoruz. Petrokimya yatırımı ile bu ithalat da azaltılabilir hatta ihraç edilebilir. Singapur limanına, rotterdam limanına baktığımızda etrafı devasa petrol rafineleri ve petrokimya tesisleri ile dolu, sicilya adasının güneyinde bir sürü rafineri dolu. Bu ülkeler petrol ürünleri ihraç ediyorlar.

      Yerli araba üretme gibi ikame yerine bunları değerlendirsek daha mantıklı değil mi? Sonuçta homojen ürünler, piyasaya tanıtma veya rekabete girme gibi bir derdi yok.

      Sil
    3. ithal ikamesi programı yapamayız. bunu yaptığımızda ab bizden ithalatı azaltır. dünya üzerindeki ticaret sen benden al bende senden alayım şeklinde sürüyor.türkiyenin sorunu tl yi olduğundan değerli tutup halk dalkavukluğu yapmak tüketiciyi bu yolla korumak oluyor. ama bu üreticiye zarar veriyor. örnekleyeyim. dünya piyasasında elma bir dolar olsun. elma üreticisi 1kg elma sattığında şimdi 4 tl alacak. ama dolar 5 tl olursa 5 tl kazanacak.bunu her ürettiğimiz ürüne uygulayabiliriz. aksi durumda şu. dolar artınca tüketicinin tüketceği her türlü ürüne zam gelecek gaz petrol araba cep telefonu pahalanacak.bu pahalanmayı istemiyorlar ve doları düşük tl yi değerli tutmayı tercih ediyorlar. çünkü tüketicinin oyuna ihtiyaçları var.bunun dışında yan argümanlar var. ekonomistler onları bol bol yazar herkes konuşur ama bir değeri yok bence.

      Sil
  18. Sayın Hocam bazen düşünüyorum da; sizin bu yazılarınızla yaptığınız toplumsal katkı olmasa biz gerçekten eksik kalırız. İyi ki varsınız...

    YanıtlaSil
  19. Bunun cevabi cari fazla veren bir ekonomiyle cari acik veren bir ekonomi ortak para birimin altinda bulustugu zaman oyunlar teorisi kapsaminda incelendigind kim kazancli cikar cevabinda gizli bir dusun ,iginc gelecek gunumuz orneklerinde vat

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Surekli cari fazla veren Almanya ve Avrupa Birliği içindeki surekli cari acik veren Akdeniz ülkelerini düşünebiliriz ornek olarak. Misal Yunanistan :) Ne oldugunu birlikte seyrettik, seyrediyoruz.

      Sil
  20. 24,454,674 ziyaret ediyor sizi.

    100.000 imza toplayıp, sizi cumhurbaşkanı adayı göstersek?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür eder ama aday olmazdım. İnsan sevdiği işi yapmalı, ancak o zaman yararlı olabilir. Benim sevdiğim iş bilimle uğraşmak, araştırmak ve yazmak.

      Sil
  21. Siz veriler üzerinden yorumunuzu paylaşıyorsunuz doğal olarak.Peki eldeki bu veriler ne kadar güvenilir ne gerçekçi sizce..İşin birde dolarizasyon kısmı var ki biraz karışık..yani tasarruf amaçlı satın aldığımız her usd aslında o kağıdı ithal etmek olmuyormu?oğuzhan tuna

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben meseleye şöyle bakıyorum eğer veriler hep aynı yanlışla sorunluysa eğilim yine de doğruyu gösterir. Yok eğer belirli yıllarda farklı yanlışlar varsa o zaman sorun var demektir.

      Sil
  22. Markalaşmış hicbir ürünün yok. Ne karşılaştırmalı ne de mutlak üstün olduğun hiç bir malın yok, ihracatı arttırmak için bile ithalatı arttırman gerekiyor. Turkiyenin en iyi ihracat kalemleri malesefki tarımdı. Malesef diyorum çünkü öğrendiğim kadarıyla tarıma bağımlı ülke az gelişmiştir vs vs bunları bilirsiniz zaten hocam anlatmaya gerek yok.ama biz artik eti ve samani bile ithal getiriyoruz. Ondan sonrada paramız değer kaybediyor ihracatımız artacak. He .... artar. Ne uretiyosunda ne ihraç ediceksin.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. O kadar değil. Türkiye ciddi sanayi ürünü ihracatı yapıyor.

      Sil
    2. TÜRKİYE SAMAN İTHAL EDİYOR AMA NEDEN:Bu konun açıklanması gerekir.saman buğdayın yan ürünüdür. hibrit tohumla yapılan buğday üretimi buğdayı artırdı ama saman artmadı.diğer bir konuda buğday değersiz bir üründür.basitce üretilir ve ucuzdur. son konuda gelişen hayvancılık saman ihtiyacını artırdı..bu nedenlerle saman ithal ediliyor ama bu kötü değil. iyi bir şey. çünkü sulu tarıma geçildi ve katma değeri yüksek ürünler üretiliyor domates elma ayva gibi.hep istiyorsunuz ya katma değer, yüksek rün buyrun oldu işte meyvecilik ve domates.

      Sil
    3. Sayın tanerus8 samanın fiyatının artmasının sebebi gelişen hayvancılık sektörü değil gerileyen hayvancılık sektörüdür. Küçük aile işletmeleri yem maliyetleri çok yüksek olduğu için besin değeri daha düşük olmasına rağmen samanla ikame ettiklerinden yetmemektedir. Sulu tarımla katma değeri yüksek dediğiniz domatesi üretici serasından maks.1 TL ye sezonunda tarladan 50 kuruşa satabilmektedir. Ayvayı meyve suyu fabrikasına vermek üzere aracıya 25 kuruştan tarlasında alan satan yok. Ayvayı kendi yiyor üretici.Hepimiz yiyoruz aslında. Türkiye de tarım ve hayvancılık BİTMİŞTİR. geçmiş ola.

      Sil
    4. tanerus8 haklı; çoğu kimsenin dillendirdiğinin aksine saman ithal etmek kötü değil; meğer ki tarlalar boş kalmasın, hububat gibi getirisi az, kuru tarım ürünleri yerine sulu tarım ürünleri; meyve-sebze; sanayi ürünleri(soya-kolza-pamuk gibi) ve yem bitkileri(yonca-üçgül-fiğ-korunga vs) yetiştiriliyor olsun.

      Sil
    5. Adsiz 10 18 samanin besleyci degeri yoktur.dolgu malzemesidir.olmazsa olmazdir ama.ithal edilmesinin nedeni konya ovasinda sulu tarima gecilmesi.cunku bugdaydan kazanacaginin 5 katini diger urunlerden kazaniyorlar

      Sil
  23. Yazı için elinize sağlık. 2010-2017 yılları arasında TL'nin ciddi değer kaybetmesine rağmen ithalatın neredeyse ihracat kadar artmasının ana nedenlerinden biri olarak doğrudan yatırımların düşmesi nedeniyle Türkiye’nin cari açığı finanse etmesinin pahalanması olduğunu belirtmişsiniz. Finansmanın pahalanmasının tam tersine ithalatı azaltıcı etki yapmış olması gerekmez mi? Tşkr.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok haklısınız orada bir anlam kayması olmuş, düzelttim, çok teşekkür ederim.

      Sil
  24. Yani ekonomi çok iyi dimi ben bunu anladım. Zaten dolar ve Euro'nun artmasıda çok iyi oluyor. Desenize 2018'de yeni rekor büyüme geliyor. Kıskananlar çatlasın.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Doğru anlamışsınız.

      Sil
    2. Teşekkür ederim hocam sayenizde. :)

      Sil
  25. Isaac Newton,

    Adam Smith,

    Charles Darwin,

    Karl Marx,

    Alfred Marshall,

    Sigmund Freud,

    John Maynard Keynes,

    Albert Einstein,

    Stephen Hawking.

    Bu isimler, bomboş işler yapmıştır.

    Ne yazık ki, Mahfi Eğilmez, bu isimleri örnek alıyor.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu bilim adamlarını örnek aldığım doğru değil ama evet ben de aynen onlar gibi boş işlerle uğraşıyorum. Ama en önemlisi ben bu işi seviyorum ve uğraşmaktan da keyif alıyorum.

      Sil
    2. Bütün trollere verecek cevabınızın olması sizi trol master yapıyor hocam.

      Sil
    3. Ahmet Pırasasever28 Mart 2018 01:41

      Eğer adın olsa belki seni örnek alırdı ama adın bile yok :-)

      Sil
  26. Hocam bu noktada önemli olan Dolar Euro paritesi.. Dolar Euro paritesi Euro Lehine değişirse ( Euro kurunda yaşanan artış) ihracatımızı olumlu etkiler. Çünkü ihracat yaptığımız ülkelerin önemli bir bölümü Avrupa ülkesi ve Euro kullanan ülkeler. ( ihracat yaptığımız ülkelerin ekonomik durumları da önemli) Fakat Dolar Euro paritesi Dolar Lehine değişirse (Dolar kurunda yaşanan artış) ihracatımız etkilenmez ve ithalatımız artar. Çünkü girdi olarak kullandığımız hammaddelerin ( petrol, gaz vs) çoğunu dolar kuru ile alıyoruz ve bu durum maliyet artışı yaratıyor ..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Euro/dolar Paritesi 2 yıl önce 1.05 ti Bugün 1.25 ve cari açıkta azalma göremedim. Burada sanırım AB ile ilişkilerimizin bozulmasının da rolü var

      Sil
  27. Sayin hocam bir teorinin gercek hayata uygunlugunu mukemmel bir sekilde aciklamissiniz.yazilar icin cok tesekkurler seviyoruz sizi bos yorumlara takilmayin :-)

    YanıtlaSil
  28. Hocam burada ihracat ve ithalatta altının payını düşmek lazım gelir ki burada çok ciddi iddialar ve rakamları yanıltıcı durum var diye düşünüyorum tabi siz daha iyi bilirsiniz. Yazınız için çok teşekkür ederim hocam. İyi çalışmalar

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok doğru ama bu kadar uzun bir süreyi alınca bu etki kayboluyor. Çünkü bir yılın altın ithalatı öteki yılın ihracatı oluyor. Yani gelen ve giden kabaca birbirine eşit.

      Sil
  29. Hocam haklisiniz. Ustune basilmasi gereken ve yatirim yapilmasi gereken konu ihracatin kg degeri. Ama hukumet de bu alanda tesvikler vermeye calisiyor suan. Herkes farkinda yoksa ucuz olmak deger artisi saglamiyor.

    Tum ihracatmiz hedef pazardaki talebin fiyat esnekligine bagli. Urunlerimiz ikame edilebilir ya da olasi krizlerde en hizli vazgecilebilir urunler. Bu yuzden cok satis yerine katma degeri yuksek urunun satisi ve pazar cesitlendirmesi yapmamiz sart. Suan bizim yumurtalar komple ABde. Ama AB buyumesi de 2019 dan itibaren dusecek onumuzdeki en sıkı risk bu gibi gorunuyor.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok doğru da buy dediklerinizi yapabilmek için buluş yapan bir ekonomiye dönüşmek gerekiyor. O da bu eğitim sistemiyle pek mümkün görünmüyor.

      Sil
  30. hocam hayırlı çalışmalar. 2010-2017 arası analiziniz de bir önceki döneme göre lehimize olmayan sonuçlar mevcut. peki içinde bulunulan duruma gerekli müdahaleler yapılmazsa durum nerelere varır? daha basit bir yolla sorayım bu verilerle nereye kadar krize girmeden gidebiliriz?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Türkiye yüzde 50 ve üstü enflasyonla uzun süre devam edebilmişti.

      Sil
  31. Hocam ihracatın artması için ucuz ürün satmak değil katma değeri yüksek ürünler satmak lazım diye düşünüyorum.Örneğin Almanya ürünleri ucuz değil paraları değersiz değil ama ihracatları muazzam.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok doğru. Ama katma değeri yüksek ürün satabilmek için de onları üretmek, buluş yapmak gerekiyor.

      Sil
  32. Hocam, yazılarınızı ve yapılan yorumları ilgiyle takip ediyorum. Emeğinize sağlık. 3-5 bin tl maaşla çalışan bir memura tasarruf için tavsiyeniz nedir? Elde tl tutmak bana pek mantıklı gelmiyor, ne yapmalı hocam?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben yatırım tavsiyesi vermiyorum. Ama belli ki bu yıl TL yine değer kaybedecek ve altın da yükselecek gibi görünüyor.

      Sil
  33. Hocam merhabalar. İthalatımızın önemli bir payını olmazsa olmaz olan enerji sektörü içerdiği için kur yükselse de ithalatta ciddi bir azalmanın meydana gelmesi zor değil mi? Dolayısıyla bu da hipotezin koşul şartını ortaya koyan nedenlerden biri olmuyor mu?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aynen doğru. Doğalgaz ve petrolün bizim açımızdan vazgeçilmesi kura pek bağlı değil. Buna karşılık bizim ihraç ettiğimiz malların çoğu fiyata bağlı.

      Sil
  34. Bu arada ihracatı yapılan ürünlerden iç piyasaya göre daha yüksek gelir elde ediliyorsa iç piyasa satış fiyatlarında artışa neden oluyor; bu da enflasyona neden oluyor. Dolayısı ile kur hareketi ile ihracat artışını sağlamak pek rasyonel bir çözüm değil...

    YanıtlaSil
  35. Ben yazinizla beraber asagidaki gibi dusunuyorum. Bu goruslerimi savunabilir miyim hocam?

    1) Ihracat arttigi zaman Turkiye'ye gelen paranin bir kismiyla ithalattan dolayi borçları ödeniyor, gerisi yurt icinde kaliyor. Kalanla is veren maaslari oduyor, kendi ozel genel giderleri var bunlari TL'yle oduyor. Eninde sonunda bir kismi TL'ye donuyor bu yabanci paranin. Ama ithalattan dolayi yabanci para ihtiyacı surekli olduğu icin TL'ye cevrilen paranin kuru düşürmesi imkansiz.

    2)Her ithalat ihracat amacli yapilmiyor, bu dogru. Ama ihracat artip para girdikçe de insanlar daha cok harcamaya başlıyorlar. Talep durdurulamiyor. Kriz olmadan talep durmaz. Kurun yukselmesiyle cari acigin inecegini dusunenler kriz istemeyecegine göre ithalatin da dusmeyecegini kabul etmeliler.

    3)Cari acigi dusurmek insanlarin heveslerini öldürmekle eş anlamli olmamali. Ornegin orta duzeyde yasayan universite mezunu isinde gucunde biri icin siradan bir Avrupa marka arac almayi imkansiz hale getirmemek lazim. Ekonomiyi duzeltirken psikolojiyi bozmamak da bir kriter olmali. Insanlar yoksun birakilmamali, birileri her seyi sinirsizca alirken ozellikle, ustelik o kadar sinirsizca ki siradan bir insan o lüksü hayal bile edemez muhtemelen. Bu toplumda gizli ve buyuk bir dusmanlik yaratiyor.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Genel olarak doğru ve de savunulabilir.

      Sil
  36. TCMB nin yayınladığı REEL EFEKTİF DÖVİZ kuruna bakarsak TL oldukça ucuz. Bu durumda bizim ihracat rekorları kırmamız gerekiyordu.

    YanıtlaSil
  37. ANLAMADIĞIM ŞEY. nedense bazıları tl değer kaybetsede ithalat azalmaz diyorlar. akla mantığa aykırı bir durum. örnek Mercedes 100 bin Euro ise şimdi 500 bin tl yapıyor. eoro 7 tl olunca 700 bin tl yapar. alabilecek insan sayısı dramtik olarak düşer. düşmezi ithaltın azalmasıdır.örnekleri çoğaltabilirsiniz.ekonomistler bir takım nedenlerle düşmez yazıyor insanlarda bir bir kopyalıyor paylaşıyor. döviz yükselirse ithalat kesinlikle azalır. ama bu enflasyondan arındırılmış enflasyondan fazla reeel bir döviz yükselmesi olmalıdır.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sadece otomobil, cep telefonu, televizyon gibi ürünler ithal etmiyoruz ki pahalanınca almaktan vazgeçelim. Sanayi için demir-çelik, alüminyum, plastik, bakır, petrol ürünleri, fabrika kurabilmek için makineler, elektrik santrali kurabilmek için, rüzgar-su türbinleri vs ithal ediyoruz. Bunları kendimiz üretmediğimiz ve başka şeyleri üretmek için bunlara ihtiyacımız olduğu için ithal etmemiz gerekiyor.

      Sil
    2. Bildigim kadariyla bahsettiginiz Mercedes özel tüketime girer. Ve bu ürünlerin sanıldığının aksine ithalattaki payi yüzde 15 gibi az bir miktarda. Bu durumda dolar 10 tl bile olsa icerdeki özel tuketim ithalatı düşüşü sınırlı ve etkisiz kalır.

      Sil
    3. Mercimegi de ithal ediyoruz ama, sac boyasini da, ve binlerce boyle urunu daha, insanlar Ikea'dan buyuk miktarda alisveris yapiyor, Koctaş Ikea'nin yaninda cok zayif kaliyor, demek ki Turkiye'de baska eksiklikler de var, konu sadece ithalat degil. Mercedes'i daha once alan yine alabiliyor, o kisim degismiyor. Ustelik devlet gumruk vergisiyle Mercedes uzerinden Mercedes firmasinin kazandigindan daha cok kazaniyor. MTV'yi daha da arttirmak icin cesitli yontemler gelistiriyor. Bir yerlerde bir yanlis olmali, degil mi?

      Sil
    4. Döviz artarsa lüks tüketim azalır ama genel tüketim de azalır. Bu da ithalata yansır. Ama bir süre sonra her şey eski seyrine geri döner.

      Sil
    5. Bizim asıl ithalatımız mercedes ya da benzeri tüketim malları değil. Arkadaşımızın dediği gibi bunların toplam ithalattaki payı % 15. Geri kalan % 85 üretimde kullanılan hammadde, ara malı ve yatırım malı kategorilerine giren ürünler. Bunları kıstığımızda üretim, büyüme ve ihracat düşer.

      Sil
    6. Bence kur arttığında ithalat mutlaka düşer fakat bu etki birtakım satınalma gücünü korumaya yönelik KGF ve benzeri yöntemler ile ötelenebilir. Öteleme oluşan dengesizliğin zaman çarpanını büyüttüğü için birikimli dengesizlik daha büyük sorun olarak karşımıza çıkacak.
      Bu işin sonunda emin olun oltanın ucundaki yemin güzelliğinden dolayı zokayı kendimizin yuttuğunu çoktan başkalarının günahı hanesine yazmış olacağız. Demek ki balıktan farkımız yok demeyeceğiz.

      Sil
    7. MERCEDES ÖRNEĞİNE DEVAM EDERSEK.Türkiye doların değerinin düşük kalması nedeniyle ayakkabıdan cep telefonuna oradan Mercedes e kadar binlerce ürün ithal ediyor.dolar o kadar düşük ki ithalatı önlemek içind ithal mallarına aşırı yüksek vergiler koymak zorunda kalıyor.perolde de yüksek vergi var doğal gazda da. arabada da.diğer ürünlerde de.normali doların değerinin 5-6 tl olması ve haksız alınan vergilerin oranlarının düşürülmesi olmalıdır. bu durumda petrol doğal gaz belki makul ölçülerde fiyat artışıyla idare eder. bunun bir yarralı tarafıda türk üreticisinin dışarıya mal satma imkanına kavuşması olacaktır. artık kanadadan mercimek çinden ayakkabı ithal etmezsiniz. bunun bir örneği çin. Amerika sürekli çini uyarıyor. yuan ın değerini yükselt diye . ama çin düşük kalmasını istiyor. böylece dünyaya mal satıyor.bizim tl değerli olmalı anlayışımız ekonomi bakış açısından değil milliyetçiliğimizden.

      Sil
    8. %15 NE DEMEK.ithalatımızla ihracatımız arasındaki oran %40. bu dolar değersizleşince %80 civarına çıkmış.bu %40 lık bölümü kapatmaya çalışıyoruz. doların yükselmesi ile düşecek %20 lik ithalat miktarı yeterli olabilir.aynı anda ihracatınızı da %20 artırabilirsiniz.toplamı aradaki farkı kapatır.zaten başka seçeneğimiz yok.efendim yüksek teknoloji ürün satacağız. tabi satarız 30 yıl sonra :)

      Sil
  38. 1)Hocam elinize emeğinize sağlık işletme öğrencisiyim sayenizde bölümü mu sevdim.
    2) hocam bana göre ekonominin şuan şu halde olmasının en önemli sebebi sizin gibi düşünmeye eleştirme ye teşvik eden Eğitimcilerin olmamasi. En büyük eksiklik gerçek eğitimcilerimizin olmaması.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Estağfurullah. İnsanların benim gibi düşünmesi gerekmiyor. Ama nasıl düşünürlerse düşünsünler eğitim reformu şart. Bilime dayanmayan bir eğitim modelinin bizi getirdiği nokta budur.

      Sil
  39. GErÇeK SORU ŞU:domates elma bir takım sanayi ürünleri satacak ve cep telefonu petrol doğal gaz alacaksınız.şu anda sattığınız ürünler aldığınız ürünleri karşılamıyor.katma değeri yüksek ürün üretilim tamam şimdi başlasak 30 yıl sonra gerçekleştirebiliriz.. peki şimdi ne yapacağız? bu kadar basit bir şey bu ekonomi.bu sorunun cevabını şimdi vermek zorundayız.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok doğru. Yıllardır yapısal reform deyip durduğumuz şey de bu zaten.

      Sil
  40. hocam belki konuyla alakasız olucak ama türkiye ekonomisi sınavım var ve sınav sorumuz türkiye ekonomisinin güncek sorunu nedir ve çözüm yolları ne olabilir tarzı bi soru size danışmak istedim yardıcı olursanız sevinirim :)

    YanıtlaSil
  41. hocam belki konuyla alakasız olucak ama türkiye ekonomisi sınavım var ve sınav sorumuz türkiye ekonomisinin güncek sorunu nedir ve çözüm yolları ne olabilir tarzı bi soru size danışmak istedim yardıcı olursanız sevinirim :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Türkiye ekonomisinin en güncel sorunu (genellikle hep güncel) TL'nin değer kaybının süreklilik göstermesi. Kısa vadede çözüm yolu faizleri artırmak, uzun vadede yapısal reformları yapmak.

      Sil
  42. Bu yazınızı mehmet şimşek’i etiketleyerek paylaşabilir misiniz? Zira bu yaziyi kendisinin dovizle ilgili olan soyleminden sonra yazdiginizi dusunuyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu yazımı Mehmet Şimşek beyin söylemiyle ilgili olarak yazmadım. Çünkü onun söylediği yüksek kurun Türkiye'ye rekabet üstünlüğü kazandırdığı idi. Bu söylem benim makalemde anlattığım kur düşerse ihracat artar, ithalat azalır ezberinden daha farklı bir iddia.

      Sil
  43. Elinize emeğinize sağlık hocam güzel bir analiz yapmışsınız. Size bir şey danışmak istiyorum hocam eğer bilginiz dahilinde ise cevap verme imkanınız olursa çok sevinirim. Bir ödev hazırlamam gerekiyor bilimsel kitap özeti ve bir makalenin kritiği ile ilgili bir ödev, nasıl yapıldığı ve nelere dikkat edilmesi gerektiği ile ilgili bilginiz varsa ve paylaşırsanız çok sevinirim hocam, şimdiden çok teşekkür ederim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim.
      Seçeceğiniz bir kitabı ya da makaleyi alıp okuyun. Okurken kitaptaki ya da makaledeki önemli noktaları not alın. Anlatılan veya savunulan şeyin özünü yakalamaya çalışın. Sonra bunları sırayla bir araya getirip yazıya dökün. En sona da da kitabın ya da makalenin özünü yani neyin anlatıldığını ve ne sonuca varıldığını yazın.

      Sil
    2. Çok teşekkür ederim hocam süpersiniz :)

      Sil
  44. Yazı için teşekkürler hocam. Bence ihraç mallarının niteliği çok önemli.
    Bir de bildiğim kadarıyla TL'nin değeri düşük olduğunda ithalatın, ihracattan bile fazla artması Türkiye ekonomisinin kronik hastalığıdır. Biz ikameci dönemlerde ya da dışa açık, ihracata dayalı üretim dönemlerinde bile ara,imalat-sanayi mallarını ithal ettiğimiz için cari açık olumsuz etkileniyor. Bundan kurtulmak lazım.
    Bunun gelir dağılımını da olumsuz etkilediğini düşünüyorum.
    Ihracatçı sermayedarın geliri artma eğilimine girerken, ithal malı kullanan toplumun çoğu, uzun dönemde, maliyetin ittiği enflasyon sebebiyle daha pahalı tüketim yapmak zorunda kalıyor. Kaynak aktarımı milletin aleyhine oluyor.

    YanıtlaSil
  45. Güzel bir cümle.
    Verilere bakmadan, teorilerin ve hipotezlerin arkasındaki varsayımları ve koşulları dikkate almadan, kitapta yazılanları sloganlaştırıp yola çıkarsak Sherlock Holmes’in dikkat çektiği tuzağa düşebiliriz: “Verileri gözden geçirmeden teori oluşturmak vahim bir hatadır. Bunu yapan kişi sonunda teorisini gerçeklere uydurmaya çalışmak yerine gerçekleri teorisine uydurmak için eğip bükmeye başlar.”
    Yani, "ekonomi iyi gidiyor" diye bir slogan inanırsak, memleket olarak yüksek faizli borçla geçindiğimizi göz ardı etmek durumundayız demektir. Devletin resmi dış borç açıklaması 400 milyar dolarken, vatandaşın birisi de beni aslında hiç dış borcun olmadığına inandırmaya çalışıyordu. Ne kafası olduğunu söylemedi ama belliydi..

    YanıtlaSil
  46. Hocam ,en son 23 Şubat tarihinde yaptığım güncellemeye göre türk lirası son zamanlardaki değer kaybına rağmen hala değerli gözüküyor:

    TÜRK LİRASININ DEĞERİ (Ocak 2018 Sonu itibariyle)


    Merkez bankamız reel efektif kur tablolarında referans olarak 2003 yılı başını referans alıyor,2002 yılı cari açığın sıfıra en yakın yıl olduğu için bence de çok mantıklı bir referans noktası.Buna göre hesaplamamızı yaparsak:

    31.12.2002

    1 USD 1.6477 TL
    1 EURO 1.7272 TL

    %50 Eşit Ağırlıklı Kur paketi:1.6477+1.7272=3.3749 TL

    2017 Kasım ayı sonuna kadar Türkiyede olan enflasyon:

    330.75/88=%275.85

    Ama ABD ve Euro bölgesinde de enflasyon olduğu için aradaki enflasyon farkını bulmamız gerekiyor.

    Euro bölgesi enflasyonu:102.68/80.3=%27.870

    ABD'de enflasyon:249.245/181.8=%37.098

    %50 eşit ağırlıklı dolar+euro enflasyonu=(37.098+27.870)/2=%32.484

    Türk lirası ve kur paketi arasında enflasyon farkı=375.85/132.484=%183.69 olmuş.

    Yani %50 usd+%50 euro ağırlıklı kur paketi enflasyon kadar artsaydı:

    Kasım 2017 sonu itibarıyla Kur paketimizin:3.3749*2.8369= 9.5743 TL olması gerekecekti.

    Bu yazının kaleme alınduğı andaki (1euro+1 usd) kur paketi =(3.7854+4.6623)=8.4477 tl olduğu için

    Türk lirasının aşırı değerli olduğu ve denge kuruna gelmesi için (%50 euro+%50 usd) kur paketinin TL'ye karşı 9.5643/8.4477=%13.22 değer kazanması gerektiği görülüyor.



    Buradan da türk lirasının denge kuruna gelmesi için , yazının kaleme aldığı andaki euro/dolar=1.2317 paritesinden

    1 USD:4.2901 TL

    1 EURO:5.2842 TL ye tekabül eden değerlere gelmesi sonucuna ulaşıyoruz

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aralık 2002 dolar endeksi 108
      Mart 2018 dolar endeksi 89
      Aradaki fark 19p

      Sil
    2. Hocam yukarıda çıkarılan euro+dolar bazlı rek hesabı gayet anlaşılır. TCMB nın çıkardığı rek neden çok farklı olabilir. Diğer ticaret partnerleri katıldığında sonuç bu kadar çok değişiyor olabilir mi

      Sil
    3. 4.29´a 5.28 le bu ülkenin Cari açığı kapanmaz. Hatta bana kalırsa azalmaz bile; azalsa da formaliteden "dostlar alış-verişte görsün hesabı" azalır. O da kısa vadede olur

      Sil
    4. Bu verilen denge kurları enflasyonun kur etkisi ile artmaması şartına bağlı olması lazım. Enflasyon artar ise bu hesaba gireceğinden dolar ve euro fiyatı daha yüksek çikar

      Sil
    5. Teknolojik seviye farklılığı sebebiyle verimlilik artışı göreceli olarak abd ve ab pazarına göre daha yüksek olması beklenirken gerçeğin öyle olmadığını mi gösteriyor bu cari denge hesabı. Üstelik birde onca karşılıksız basılan dolar ve euro ya rağmen. Lütfen konuya hakim birinden veya hocam sizden yorum alabilirmiyiz.

      Sil
    6. Sn Senay, ülkelerin paralarının değerlerini etkileyen tek unsur enflasyon mudur? Sizin hesabınız 2002-2018 yılları arasındaki 16 yılda sadece enflasyona göre değerleri güncelliyor. Burada bir eksiklik olduğunu düşünüyorum ama iktisatçı olmadığımdan net yorumlayamıyorum. Mesela ülkelerin büyüme oranları da hesaba katılmalı mı?

      Sil
  47. İhracat ithalatı hiçbir zaman karşılamıyor. Son 5 yıldır dış ticaret yerinde sayıyor.

    YanıtlaSil
  48. Temel tarım ürünlerini, eti bile ithal eden bir ülkenin cari açığı artmaya mahkümdur, bütün sektörlerde yerli üretimi destejlemek, teknoloji ürünlrininde ülkemizde üretilmesini sağlamak zorundayız.

    YanıtlaSil
  49. İthalatin azalmamasina bir sebepte, kolay borçlanma imkanlari nedeniyle hane halkinin pahali ithal mala talebinin ayni sekilde devam etmesi gosterilebilir mi hocam?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Tüketim mallarının ithalattaki payı % 15

      Sil
  50. Benim yaptigim hesaba gore
    oncelikle 2004 mayis ayini yani dolarin 100 endeks oldugu donemden itibaren dolarin enflasyonu ile tlnin enflasyn farkini cikarttim elde ettigim sonucu mayis 2004deki dolar kurunun uzerine koydum
    cikan sonuc 5,87 lira yapiyor tabii bu dolarin 100 endeks degerinde oldugu varsayimina bakarak
    Dolar suanda 89-90 band endeksinde dolaniyor buna cevridigimiz zaman ise hemen hemen 5,28 liraya denk geliyor dolar kuru burdan euro kurunu da 6.50 cikartabiliriz

    Kisaca yeni Turkiyede olmasi gereken guncel kur asagidaki gibidir

    1 Dollar : 5,28 Turk Lirasi
    1 Euro : 6,50 Turk Lirasi

    1 Bulgar Levasi :3,32 Turk Lirasi
    1 Sterling 7,42 TL
    1 Isvicre frangi 5,54 TL
    1 Kanada dollari 4,08 TL
    1Kuveyt Dinari 17,53 TL

    Bu seviyelerdeki kur resmin gercek yuzunu gormemizi saglar


    Hic bu hesaplamalara bakmadan sadece suanki doviz kuru uzerinden hesap yaparsak

    suan dolar 3,98 89 endeksinde dolar olurda kendi tam degerine gelirse yani 100 endekine gelirse kafadan %11lik bir artis soz konusu olacak 3,98 uzerine
    bu da bizi 4,41 -4,42li rakamlara surukleyecek hatta panik alimlariyla 4,45 bandina bile gelebilir boyle bir durumda euro ise 5,45 li rakamlari rahalikla gorur.

    YanıtlaSil
  51. Sayın hocam bedava üniversite gibisiniz.
    Keşke imkan olsa da ortalama bir üniversitenin ortalama bir mezunu ile sizin blogun düzenli takipçilerinden birini karşılaştırıp sonuçları görebilsek. Emekleriniz için teşekkürler.

    YanıtlaSil
  52. Uzun sozun kisasi
    1 bu iktidar secimlere kadar buyuemeyi ve enflasyonu yuksek tutacak bunda kgfleri payi yuksek olacak bir defa bu iktidar bu kgflerin tadini aldi hazine avansi sistemine gecmedigimize dua edelim
    2buyume ve enflasyonun ortak bir dusmani vardir o da issizlik secimlere kadar issizlikte dusme enflasyonda yukselme bekliyorum
    3cari acikla mucadele bu iktidar icin vergi artisi demek boylelikle hem butceyi denklestiriyor mali disiplin sagliyor hemde olursa cari acigi vergilerle kisitlamaya gidiyor. Bir tasala iki kus
    4merkez bankasi faiz arttirmaz merkez bankasi faiz arttirsa da glpden arttiriri o da dolar 4,15leri falan bulursa
    5insaat sektoru yine yildiz olacak son yasa tasarilari ile 300bin lirasi olana ev alana vatandaslikla bir tasla birden fazla kus vurmayi planliyor hem cari acigina merhem yaratacak hem ev stokunu azaltarak insaat sektorune bezin verecek. Alanlarda muhtemelen iktidarin sevdigi iktirai seven ulkelerin vatandaslari olacak (afganistan arap korfez ulkeleri pakistan vs...)bu heriflerin de olasi bir gezi turu eylemlilikte iktidar tarafindan muhaliflerin onune surulmesi olasi bir denklem

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok dogru tespitler, öngörülerinizin gerçekleşme olasılığı maalesef cok yüksek. İsin kotu tarafi riskler kartopu gibi yuvarlanarak buyumeye devam edecek. Çığ gibi hepimizi alip goturmez inşallah.

      Sil
  53. SELAMLAR MAHFİ BEY,

    YAZILARINIZI İLGİ İLE OKUYORUM. EKONOMİ BİLGİMİN DERİNLEŞMESİNDE ÇOK FAYDASINI GÖRÜYORUM.
    TAM OLARAK YAZINIZIN KONUSU DEĞİL AMA TEKNİK AÇIDAN BİR KONUYU ÇOK MERAK EDİYORUM. TOYOTA ÖRNEĞİNDEN GİDEREK SORUMU SORAYIM. TOYOTA BİR JAPON FİRMASI. PEK ÇOK ÜLKEDE FABRİKASI VAR VE TÜM DÜNYA PAZARLARINA ÜRÜN SATIYOR. BİZİM ÜLKEMİZDE DE BİLDİĞİM KADARI İLE YÜZDE YÜZ YABANCI SERMAYELİ (YANİ İÇİNDE TÜRK SERMAYESİ YOK) BİR FABRİKALARI VAR. ÜRETİMİNİN ÇOK ÖNEMLİ BİR KISMINI İHRAÇ EDİYOR. ÖRNEK OLARAK 2017 SENESİNDE TÜRKİYEDEKİ FABRİKASINDAN 1 MİLYAR DOLAR İHRACAT YAPTIĞINI DÜŞÜNELİM. BU İHRACAT BİZİM KAYITLARIMIZDA İHRACAT OLARAK GÖZÜKÜYOR. PEKİ JAPONYA KAYITLARINDA NASIL GÖZÜKÜYOR?. JAPONYA KAYITLARINDA DA İHRACAT OLARAK GÖZÜKÜYORSA ÇİFTE BİR KAYITLAMA OLMAZ MI? BU KONUDA BİLGİ VEREBİLİRSENİZ SEVİNİRİM.
    SAYGILARIMLA

    UĞUR YEYGÜN

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İhracat nereden yapılmışsa oraya yazılır. Bu ihracattan elde edilen kazanç Japonya'da gelir olarak görünür.

      Sil
  54. Hocam sermaye yeterlilik rasyosu; özkaynakların riskli varlıklara oranıdır. Burada riskli varlıklar tam olarak nasıl hesaplanıyor ve hangi varlıklar riskli kabul ediliyor hocam? Teşekkürler.

    YanıtlaSil
  55. Dünya Ekonomisi büyüme olmayinca paranizin degeri düşse dahi ihracat artmiyor bir turkiye Suriye libya gibi pazarlarinda ic savaş nedeniyle pazar kaybetti.2002 ile 2008 arasinda sepet sadece yuzde 15 artmasi ve 2010 ile 2017 arasinda yüzde 118 artmasi dış pazarlarin cok belirleyici oldugunu gosteriyor ancak 1990 ile 2000 arasi dunyada rekor buyumeler varken turkiyenin krizden krize sürüklenmesi siyasi iktidarin oneminide gosteriyor

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Dunya ekonomisi suan iyi buyuyor. Bizim mal ve hizmet sattigimiz Avrupada buyume ve tuketim var.Ortadogu pazarinda Suriye savas oncesi oyle cok ticaret yaptigimiz bir ulke degildi. Sadece sinir ticareti vardi. Libyada durumlar duzeliyor eski seviyelere gelmesi biraz zaman alacak gibi
      1990 ile 2000 arasinda dunyada rekor buyumeler yoktu. O donem Avrupanin yarisi yani dogu avrupa perisan konumdaydi. O donemde dunya ekonomisini tasiyan ABDde durumlar iyiydi Clinton donemi parlak donemdi Bizim ticaret yaptigimiz Bati Avrupa ulkelerinde ekonomik durumlar sosyal sartlar parlakti 1992-1993 Avrupayi saran para krizini saymaksak tabi... 1990-1991 yilindaki korfez krizi dunyayi etkiledi mi bilemiyorum ama Turkiyeyi cok etkiledigini biliyorum Latin amerika krizi latin dalgasi seklinde dunyayi vurmustu 1994de bizi fazla etkilemedi biz kendi krimizdeydik zaten bizi etkileyen hatta dunyayi felce ugratan asya ve rusya krizi olmustu 1997 ile 1999 arasinda bu krizin bize etkileri direk halka yansimasi 1998 agustosunda sonra oldu
      hukum suren.
      Dunyada rekor buyumeler 2000 ile 2007 arasinda oldu. Bir de 1949 ile 1972 arasinda dunyada rekor buyume ivmesi vardi

      Sil
  56. Hocam hic Esenlere geldiniz mi?
    Gungorene geldiniz mi?

    YanıtlaSil
  57. Değerli hocam,
    yazınız yine çok aydınlatıcı. Yalnızca bir 'ifade' biçiminize itirazım var:"..Sepet kurun yüzde 118 arttığını yani TL’nin dış değerinin yüzde 118 düştüğünü.." ifadesinde olduğu gibi kur % 118 arttığında TL dış değeri % 118 düşemez ( bu durumda TL'nin değerinin negatif olması gerekir ). Bu oranda bir kur artışı yaklaşık % 54 değer kaybına yol açar. Saygılar.

    YanıtlaSil
  58. TÜRKİYENİN HATALARI .1.tüm siyasi iktidarların oy toplamayı önecelik olarak ele almaları ve halk dalkavukluğu yapmaları. 2.akp nin inşaatı temel üretim aracı seçmesi. 3. yıllardır halk dalkavukluğu nedeni ile değerli tl savunulması 4.yeni Osmanlı hayalleri ile ortada doğudan ab den hukudan demokrasiden kopuş.5. düşünür ve bilim adamlarımızın olmayışı. olanlarında baskıyla susturulması. sonuç. dünyanın en kırılgan ekonomisi.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Osmanlida demokrasi mi vardi 700yil gul gibi yasadik. Halk memnundu nargilesini iciyor alis verisini yapiyor ticaretine bakiyordu. Yeni fetihlerle birlikte adeta futbol izler gibi cosuyordu moral buluyordu ganimetler de cabasi zenginlesiyordu.

      Sil
    2. O dediğiniz ilk 300 yıldı, sonrasında gitgide fakirleşerek zorluklar içinde, hele sonlara doğru perişan bir halde yaşadı halk. Tarih okuyun görürsünüz.
      Osmanlı son yıllarında çok fakir güçsüz bir ülkeydi.
      Dünyadaki teknolojik sosyal bilimsel kültürel siyasal gelişmelere ayak uydurmazsanız böyle olur.

      Sil
    3. Osmanlıda halkın memnun olduğu ifadesi doğru değil. Memnun olan saray ve memurlardı. Kişi başına gelir yaklaşık 300 yıl boyunca artmadı. 1600 yılında kişi başına gelir 600 Dolar/Yıl idi. 1820 yılında 643 Dolardı. 1923'e gelindiğine 713 Dolardı. Yani kişi başına gelir 300 yılda yalnızca yüzde 19 artmıştı. Aynı dönemde Avrupa'da kişi başına ortalama gelir 797 Dolardan 3.517 Dolara yükselmiş yani yüzde 341 artmıştı.

      Sil
  59. Bu sabah itibariyle Dolar 4 lira oldu

    Selam ve dua ile
    Rabia

    YanıtlaSil
  60. Konulara çok derinlemesine girmeden kestirmeden söyleyeceğim..

    Tam bağımsız olmaktan vazgeçtimde (keşke olsak) Kendimizi idame edecek kadar ekonomik bağımsızlığımıza ulaşmadıkça bu kısır döngü sürüp gidecek malesef..

    Bizim çok acil;
    - zihinlerde yeniden bilime dönüş için devrime. (Din sömürüsünün pragmatik olarak ortadan kaldırılmasına ve bilimin ışığında gerçekleri kabul edip bu çerçevede sorunlarla savaşmaya,)
    - kişi mülkiyeti hakkından eğer vazgeçmeyeceksek bunun güvenliğinin sağlanmasına.
    - çeşitli alanlarda yapısal reformlara bunların sayısı yaklaşık 25'i buluyor.
    - ve en önemlisi her alanda daha çok ve verimli çalışmaya,
    - Eğitimin yine bilime dayalı ve ihtiyaçlara yönelik branşlara ağırlık verilerek verimlilik gözetilerek yapılması

    Pek kestirme olmadı sanırım affedin.

    YanıtlaSil
  61. hükümeti yıpratmak için dolara zam yapiyorlar. Olay %50 psikolojik olay %50dis guclerin isi.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu cümlenin neresini düzelteceğimi bilemediğim için yanıtlamaktan vazgeçtim.

      Sil
    2. 😁👍

      Sil
  62. Sayın Eğilmez,

    Siz müneccim değilsiniz. Ölçüm, analiz yapan bir kişisiniz. Sorumuzu bu minvalde anlayınız.

    Tarih: 23 Mart, 1 Dolar = 4.0356 Lira ile rekor kırdı.

    Tarih: 28 Mart, 1 Dolar = 4.0038 Lira ile "4 ve üzeri" bandına yerleşmeye uğraşıyor.

    Sizin yaptığınız ölçümlere göre, Haziran ayına kadar, 1 Dolar = 4 Lira'nın üzerinde kalıcılaşır mı?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu konu ölçümlemeye gelecek bir konu değil. Çünkü normal bir dönemde değiliz. Her gün dünyanın her tarafından farklı haberler geliyor ve bunlar kurları etkiliyor. Buna Türkiye'nin giderek zayıflayan ekonomisini de eklersek işlerin karışık olduğunu görebiliriz. Eğer hükümet büyümeyi 2017 yılındaki gibi zorlamayla yüzde 7 dolayında tutmaya çalışırsa Doların dediğiniz yerde kalması bile başarı olabilir.

      Sil
  63. https://www.sozcu.com.tr/2018/yazarlar/ege-cansen/cari-acigin-ilaci-pahali-dovizdir-2302853/

    YanıtlaSil
  64. 2010-2012 yillari arasinda halbuki tam kitabina uygun bir gelisme var. 2013-2017 yillari arasinda asil sorun. 2012/2013 civarinda nedir kirilmaya yol acan?

    YanıtlaSil
  65. Pahali ihracat yerine ucuz ithalat şu anki sartlarda kötünün iyisidir diyebilir miyiz Hocam

    YanıtlaSil
  66. Mahfi Eğilmez'in dikkatine:

    "Aralık 2002 - Aralık 2017" arasında, reel sektörün döviz açık pozisyonu:

    (Link virüslü değil.)

    https://pbs.twimg.com/media/DZW3YebX0AAneKc.jpg:large

    Aralık 2017'de yeni bir rekor var, fakat, döviz açığının en yüksek olduğu sütun, "Haziran 2016" gözüküyor. O zamanlar ne olmuştu ki?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Lütfen yanlış anlamayın, "Hatırlayamadım." cevabınızı, kışkırtmamak (aslında biliyorsunuz ama söylemek istemiyorsunuz) için mi yazdınız? Yoksa gerçekten hatırlayamadınız mı?

      Sil
    2. Yok gerçekten hatırlayamadım. Temmuz değil Haziran diyorsunuz.

      Sil
    3. "Temmuz 2016'nın 15'inden sonrası."

      Anladım şimdi.

      Dolaylı olarak cevapladığınız için teşekkürler Mahfi bey. Edebiyatta söz sanatları vardır, siz bunlara epey hakim birine benziyorsunuz ;-)

      Sanırım "Tecâhül-i ârif" yaptınız?

      Sil
  67. Az evvel bir ekonomi profesörünü dinledim Hocam. MB kura müdahale etmesin TL'nin degeri yükseltmek icin, bir işe yapamadığını goruyoruz, kur kendi kendine dengeye gelicektir, kendi parasinin degeri artinca tek sevinen ulke biziz herhalde, cari acigi azaltmak icin ihracatimizi arttirmaya bakmaliyiz dedi. Yuksek enflasyon konusu icin ise zaten bu enflasyon gizli olarak vardi, bu ortaya cikti su anda dedi.
    Hocam cari acik endisesi oldugu halde MB'nin (bizim ya da baska bir ulkenin) mudahale etmeden kurun dengeye geldigi bir ornek var mi? Bir modelleme yapmamiz mumkun mu?
    Asil sorum ise gizli enflasyonun ortaya cikmasi ne demek?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Konuya yalnızca kur olarak bakınca varılan sonuç böyle oluyor. Bizde kur arttıkça enflasyon artıyor insanlar fakirleşiyor, borçların TL karşılığı artıyor. Bu gibi yorumları yapanlar bunları bilmiyor mu? Bilmiyorsa ayrı bir sorun biliyorsa ayrı bir sorun.

      Sil
    2. Insanlar fakirlestirmeden bu sorunun bir cozumu yok.ama bilen biri varsadogrusu bende ögrenmek isterim

      Sil
    3. Bir ulke cari acik veriyorsa zaten gereginden fazla refah icinde yasiyoruz demektir.bizim normal olarak daha fakir yasamamiz gerekmez mi

      Sil
    4. Hocam ayni kişi "herkesi yasatamayiz" dedi. Siz önermiştiniz daha önce, What happened to Monday filmini hatirlatti isin dogrusu. Tabi ki ayni sey degil, eskiyen bizi ilerletmeyen katma degeri az olan sektorleri kastetmistir ama cümle biraz ürkütücü oldu.

      Sil
  68. Çok kaliteli ve verimli bir analiz olmuş Hocam. Emeğinize sağlık

    YanıtlaSil
  69. Mahfi bey 120 milyarlik tesvikde tahminleriniz var mi.sektor yada firma

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yok ama enflasyonu 1 - 1,5 puan artıracağını tahmin ediyorum.

      Sil
    2. Reel enflasyon %20 yi geçer.

      Sil
  70. Hocam merhaba,

    Kamu kesiminin borç yükü hesaplanırken kamunun yap işlet devret projeleri kapsamında dış finansman sağlayan kuruluşlara verdiği borç üstlenim taahhütleri de hesaba katılıyor mu? Yoksa bu taahhütler ancak işi yüklenen şirketin temerrüt hali ortaya çıktığında mı hesaba dahil ediliyor?

    Eğer temerrüt hali çıkmadan hesaba katılmıyorsa aslında ciddi bir potansiyel borç yükü de şu an su yüzüne çıkmamış durumda diyebilir miyiz?

    Saçma sorular sorduysam kusura bakmayın.

    İyi günler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İlk sorunuzun yanıtı, bu projelerin borçlarını, projeyi yapan ve işleten şirket ödeyemediği takdirde garanti gereği Hazine ödemeye başlıyor ve o zaman bunlar kamu borç stokuna dahil ediliyor. Yani kamu ödemek için devreye girmediği, garantör olarak kaldığı sürece bunlar özel kesim borcu olarak kabul ediliyor.
      Evet orada giderek artan ciddi bir potansiyel borç yükü var.
      Sorularınız gayet önemliydi, saçma değildi.

      Sil
    2. Hocam neden halihazirda özel sektor borcu olarak siniflandiriliyor? Diyelim ki bir köprü yapılıyor XYZ adindaki yabanci bir firma tarafindan, ona vadedilen bir gecis sayisi var, o gecisleri de bireyler yapacak. Bireyler yeterli gecis yapmazsa Hazine, XYZ'ye vadettigi parayi tamamlayacak. Burada ozel sektorun borç yükü nerede olusuyor?

      Sil
  71. Hocam gundemden bağımsız olacak ama evrensel temel gelir hakkındaki ne düşünüyorsunuz? Zaten mevcut olan sosyal yardım kaynaklarının tamamen temel gelire transfer edilmesiyle kaynak sorununun onemli ölçüde çözülebileceği düşüncesi var. Bu veya daha farklı bir şekilde gerçekleştirildiği takdirde faydalı olabileceğine ihtimal veriyor musunuz? Tesekkurler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Faydalı olacağına inanıyorum da bunu kim ödeyecek onu çözemiyorum. Afrikada son derecede düşük gelirli bir ülkede bunu nasıl ödeyecekler bilmiyorum. Mesela uluslararası bir kurum tıpkı gelir vergilerinde olduğu gibi dünya devletlerinden gelire göre artan oranlı bir vergi alsa ve bunu bu amaçla kullansa diye düşünsek çok ütopik olur.

      Sil
    2. Hocam, evrensel dediysek o kadar da evrensel değil. Evrensel temel gelirin (ETG), varolan sosyal yardım programları yerine sadece ülkenin kendi vatandaşlarına(belki ayrıca kalıcı oturma izni olanlara) verilmesi düşünülüyor. Kurtzgesagtın şu videosu bu konuda çok açıklayıcı.
      https://www.youtube.com/watch?v=kl39KHS07Xc
      ETG olmasada bir çok ülkede bu tür etki yapan başka uygulamalar mevcut. Mesela ABD de yoksulluk sınırı kadar miktar vergi için istisna oluşturuyor. 2018'de tek kişi için $12000, ortak vergi beyanı yapan çiftler için $24000.
      Bu durumda $30,000 kazanan eşi çalışmayan kişi, ABD de yıllık $600(2400tl) vergi öderken, Türkiyede bu rakamı kazananın ödeyeceği vergi 29280 tl oluyor. Türkiyedeki ayrıca yüksek dolaylı vergi de ödüyor.
      UBI benzeri bir başka uygulama da devletin vatandaşlarına bedava sağladığı hizmetler oluyor. Örnek olarak devletin bütün vatandaşlarına ücretsiz temel sağlık hizmeti sunmasını gösterebiliriz.

      Sil
  72. Mahfi Bey merhaba,

    Döviz kurunu ele alırken ilgili para birimlerine sahip ülkelerdeki enflasyonu da dikkate almak gerekmez mi? Gelişmekte olan ülkeler ile kıyaslama yaparken de ilgili ülkelerin enflasyon oranı dikkate alınmıyor genelde. Bana bu değerlendirmenin yanlış yapılmasına neden oluyor gibi geliyor. Şu anda 4 tl olan dolar bir yıl sonra 4.30 olduysa TL değer kaybetmiş olmuyor. %11 TL enflasyonu ve %2'ye yakın Dolar enflasyonu dikkate alındığında %9'luk artış aslında değerini koruduğu anlamına gelmez mi? Türkiye'de uzun yıllar enflasyon %7 bandında iken döviz kurunun sabit kalmış olması aslında TL'nin sürekli değerlenmiş olduğunu gösteriyor. Eğer döviz kuru enflasyon farkının üzerinde artarsa o zaman TL değer kaybetmiş oluyor. Son yıllarda da bunu yaşıyoruz.

    YanıtlaSil
  73. Enflasyonu dusuk gosterip nominal kazanclari reel kazanimlar gibi hissettirmeyi populist ve cikarci ekonomik politika olarak uygulamanin faturasini TL deki hizli degersizlesme ile halkimiz agir sekilde oduyor aslinda, ornegin ciftci yillar once 2 liraya sattigi pamugu bugun 8 liraya sattigi zaman cok para kazandigini saniyor ve yuzu guluyor, halbuki farkinda olmadan ciddi kayip yasiyor, ulkedeki tuketim arzin cok uzerinde oldugundan piyasa kosullarinda alici bulmakta zorlanmiyor ama aslinda yurt disindaki emsallerine gore Turk mali pamuk ( tarihteki kayitlarin aksine ) oldukca ucuz kaliyor. Yani aslinda yillar once 2 liraya sattigi pamugun alim gucu bugunlerde 8 liraya sattigi pamuktan cok daha fazlaydi. Ulkemizdeki her nevi varligin degeri yanlis, olmasi gereken degerin cok altinda hesaplaniyor ancak TL deki gizli ve geciktirilmis degersizlesme doneminde ulkedeki bircok devlet tesekkulu kurum da ozellestiriliyor; Satin alanlar, kisa orta vadede hicbir degisiklik yapmasalar bile hesaplanamayan gercek degerlerinin cok altinda bedellerle bu tesekklullere sahip olduklarindan muthis karlar elde edecekler. Halk her yonden kayipta malesef ve bu sekilde kaybetmeye devam edecek. Borsanin hala bu degerlerde tutunabilmesinin altindada ayni neden var, yani riskli ama yinede olmasi gereken degerin cok ama cok altinda ve satin alanlar TL borclanarak yani hizla deger kaybeden bir para birimine karsilik bu satin alimlari yapiyorlar.

    YanıtlaSil
  74. hocam siz boşuna kürek sallıyorsunuz, baksanıza ekonomi 7,4 büyümüşmüş,,,,
    türkiyenin makro ekonomik göstergelerden de anlaşılmıyor mu ?
    dolar, benzin, enflasyon,....................offf çok karışık işler,

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. 'Gerçek Enflasyon' > 'Büyüme' olduğu sürece o büyüme sadece rakamlardan ibaret

      Sil
  75. Kartlı Ödeme Sistemlerinin Ekonomiye Katkıları
    Nakit dolaşımını azaltarak, ekonominin kayıt altına alınmasını sağlar. Bu da vergi gelirlerinde artışa neden olur. Her 1 TL’lik nakit kullanımı yerine aynı oranın kredi kartı ile harcanması vergi gelirlerini 19 Kuruş artırır.

    Yine her 1 TL’lik kredi kartı kullanımı GSMH’yı 1.75 TL artırır. Büyüyen ekonomi yeni iş fırsatlarını da beraberinde getirir ve işsizliği önler.

    Ayrıca kartların işlem maliyeti nakite göre üçte bir oranında daha az olduğundan genel ekonomi kağıt yükünden kurtulur, genel GSYİH’e katkı sağlanır.

    Kredi kartı ile yapılan alışverişlerin enflasyonu düşürücü bir etkisi vardır. Para arzındaki artış aynı dönemde enflasyonu 0,13 oranında artırırken, kredi kartı harcamaları aynı dönem enflasyonu 0,13 oranında düşürür.

    Kredi kartları yeni iş imkânları yaratmaktadır. Kredi kartı harcamalarında meydana gelecek %1 oranında istihdamı 5954 kişi artırmaktadır. Kredi kartı harcamalarındaki artışın istihdam üzerindeki etkisi yaklaşık 2.5 yıl sürmektedir.

    Kredi kartı ile yapılan alışverişler sonucu, tüm para hareketleri ekonomik sisteme kayıt olmakta ve tasarruf yatırım akışı hızlanarak ticari faaliyetleri canlandırmaktadır.

    Nakit para yerine kart kullanılması bürokrasiyi azaltarak, tüketicilere yalın bir satın alma gücü yaşatır ve harcamaların kontrolünü sağlatacak bir şeffaflık getirir.

    Üye iş yerleri, potansiyel müşteri kitlelerini büyütür. Yanında nakit parası olmayan müşterilere de satış gerçekleştirebilirler, böylelikle iş hacmi genişler.

    Sattıkları mal ve hizmet karşılığında çok kısa sürede nakit paraya kavuşurken; kasalarında çok ve atıl para bulundurma külfet ve riskinden kurtulurlar.

    Hocam tanidigim esnaflar ticaretle ugrasanlar kartla odemenin piyasyi kitledigine sicak nakit para olmadan is yapamadiklarini belirtiyorlar
    siz bir ekonomist olarak kartla mi yoksa sicak kagit /bozuk para ile mi alis verisin bir ekonomide dah faydali olacagini dusunuyorsusunuz
    bir de yukaridaki idialara katilir misiniz?

    YanıtlaSil
  76. SYN tanerus8
    Reel efektif kur 2007 de 128 iken bugün 84 e kadar geriledi.son artışla 80'e kadar geriledi.arada 47 puan var.(enflasyondan arındırılmış kur)
    yani dediğiniz dönemde TL dolara karşı 28 puan değerli iken bugün 20 puan daha değersiz.TL daha ne kadar değer kaybedecek.el insaf
    2011 sonrasi ithalatın düşmesinin tek nedeni değersiz TL midir. Örneğin 2011 de petrol fiyatları 120 doları gördü. Enerji faturamız 38 milyardan 54 milyar dolara çıktı.Sadece Enerji fiyatlarındaki artış bize ek 16 milyar dolar fatura getirdi. baz aldığınız yıldan sonra petrol hızla düştü 50 dolar civarına düştü ve orada kaldı. şimdi 120 den 50 dolara düşen petrol fiyatları ithalatı azaltmadı mı hiç.
    Telefon, mercedes gibi ürünlerden alınan vergiler yerli üretimi korumak için mi, bütçeye gelir için mi yüksektir.Mesele o zenginlere mercedes yerine hangi yerli arabayı tavsiye edersin
    Ama en önemli sorum şu: düşük tl ile kime ne satacağız. açıklarmısın.

    YanıtlaSil
  77. İhraç ettiğimiz birçok ürünün hammaddesi ithal edildiğinden üretim maliyetlerini de artıracaktır. Bu da şirketin gelir oranını beklenenden daha az olmasına neden olacaktır. İhraç edilen ürünün dolar fiyatı değişmezse satış sayısı artmayacak ve üretimi de artırmayacak. Satış fiyatının düşürülmesi 10 yere satarken 13-15 yere satmasını sağlayacaktır, ucuz ürün sağlayan ülkelerle rekabeti artırır. Lakin onun için de sanayinin büyüme altyapı yatırımının yapılması maliyetleri de gerekebilir. Bütün bu süreç birbirini tetikler ve yatırımı yapmadan da büyümek çok mümkün değil diye düşünüyorum.

    Fiyatı sabit tuttuğunda yine de karlılık oranı artacak olan şirketlerin kasasına daha fazla TL girmesini sağlayacaktır. Gelirini belirli oran artırsa da şirketler, büyümeyi aynı oranda çalışan maaşlarına yansıtmamakta. Bu yüzden çalışanlar için gelir açısından çok bir şey değişmezken, çalışanın piyasadan kendisine aldığı ürünlerin fiyatları daha fazla artacağından vatandaşa yansıması daha kötü olacaktır.

    Gelişmekte olan ülkelerin para değerinin dolar/euro karşısında daha düşük olması ihracatı artırır ancak bu kur sepeti ortalamasının dalgalı olması uzun süreçte sorunlara neden olacaktır.

    Öncelikle hocamız kadar derin bilgiler barındırmasam da fikrim bu şekildedir.

    YanıtlaSil
  78. Merhaba Mahfi bey, yazılarınızı takip ediyorum.bu konuyla ilgili yorum yapmayacağım ama haftaya bir kamu kurumunda mülakata gireceğim genel türkiye ekonomisi ile ilgili ne düşünüldüğü sorulursa nasıl bir cevap vermek gerekir? ya da genel bir yorum yazısı yazarsanız ne güzel olur. yardımcı olursanız çok sevinirim.

    YanıtlaSil
  79. Hocam kısaca şunu söyleyin: bu eğitim sistemi ile bu kafa ile Türkiye daha ne kadar kendini savunabilir.Rusya Avrupa'dan korkmuyor kendine yetecek tarım malzemesinin çoğunu yetiştiriyor.Şimdi mevcut hükümet döneminde sanayileşmeyi artırmak için sanayi toplumu olalım diye köydeki çiftçi gençleri sanayiye kaydırmayı düşündüler ama olmadı o gençler sanayiye katkı vermek yerine şehir merkezlerinde çaycı oldular.Sanayi toplumu yaratamadığımız gibi elimizde ki çiftçi toplumundan da olduk.İlk defa saman ithal ettik ilk defa büyükbaş hayvan ithal ettik ve her geçen gün de ediyoruz.Bir söz var ortada kalan dona kalır diye bence biz dona kaldık.Haydi hayırlısı artık.

    YanıtlaSil
  80. Mahfi Hocam, ekonomi uzerine kitaplarinizi da almis okumus ve yazilarinizi ilgiyle takip eden biri olarak ithalat ve ihracat uzerine bir iki noktaya deginmek istiyorum.

    1. Tl sepet kur karsisinda deger kaybedince is gucu ucuzladigi icin dis talep artabilir. Ama unutmamak gerekir ki ihrac ettigimiz urunlerin katma degeri dusuk iken ithal ettigimiz urunler katma degeri yuksek teknoloji urunu oldugundan pahaliya patliyor.

    Ornegin biz bir akilli telefon alabilmek icin onlarca kazak ihrac ediyoruz. 90larin cocuklari ile sonraki jenerasyon da yanlis politikalar yuzunden tuketim cilginliginda boguldugundan kisitli ihracat ile buraya gelen dolar veya euro araba ve veya elektronik sevdasi yuzunden kat be kat yurtdisina cikti.

    Aslinda bu konuda halki suclayamayiz cunku Maslow'un ihtiyaclar hiyerarsisinde temel ihtiyaclarini karsilayan insanlarin kendini gerceklestirme ve estetik anlayisi edinme basamaklarina gecer denir. Iste halk bir donem teror gibi sorunlarla bogusmazken, dolar fed tarafindan degersizlestirilirken, turkiye "ozgurlukler" ulkesi olarak ortadoguda ornek islam ulkesi olarak yansitilirken herkes artik guvenlik+gida gibi alt basamaktan ust basamaklara gecmeye basladi. Ornegin artik otobus yerine isine araba alip gitmeye basladi. Beninmneyim eksik deyip profesyonel fotograf makinesi aldi. Herkesin televizyonu soyle benimki neden deil diye diye ithal urune saldirdi. Bu yuzden de ithalat ihracat dengesizligi olustu.

    2. E bunun icinde turkiye'nin ihracat gerceklestirdigi ulkelerle gerilimler yasayarak ihracati sekteye ugratmasi var.

    3. Bunun icinde olsuk olmadik sebeplerle ve korku politikalari ile guzel basarilarla prestijli universitelerden mezun olan parlak beyinli gencleri yurtdisina kaciran bir ulkeyiz. Halbuki bu insanlar rahat nefes alacak bir ulke olsaydi burada kalip katma degeri yuksek urunler uretecek ve bunlar turkiyeye doviz getirecekti.

    Ama iktidar ekonomik sikintilara cozum olarak yurtdisindan urun girisini azaltmak ve hazineye daha cok para saglamak icin ithalatta talep goren urunlere ekstra vergi koydu.

    Eger vergi koymak yerine, hayatlarina karismak yerine onlara olanak ve tesvik saglasaydi o gencler bizim kurtulusumuz olacakti.

    Siz de bunlari cok iyi biliyorsunuz ama cekinceleriniz oldugu icin burada dile getiremediginizi dusunuyorum.

    Neme lazim rtuk yeni khk sayesinde web sitenizi engeller falan.

    YanıtlaSil
  81. Hocam emeğinize sağlık. Çok teşekkürler.

    YanıtlaSil
  82. hocam %7.5 buyurken nasıl olur da kısı bası dusen mıllı gelır 10 800 usd dan 10 600 usd duser

    YanıtlaSil
  83. Tabloda, "sepet kur", bazı yıllar düşmüş, bazılarında yükselmiş.

    Düşüşlerin olduğu yıllarda, bunun sebebi, piyasa oyuncularının "istikrar geliyor" beklentisi mi?

    Örnekler:

    2004'te "1,68" iken 2005'te "1,51"e düşmüş. Hatırlarsanız, o dönem, Türkiye'nin AB'ye tam üyelik müzakereleri yıl boyunca konuşulmuştu. Bunun da piyasalara istikrar getireceği beklentisi doğmuştu. Kurun düşmesinin sebebi bu mu?

    2006'da "1,73" iken 2007'de "1,53"e düşmüş. "22 Temmuz 2007 genel seçimleri" sonucunda tek başına iktidarın çıkmasının piyasalara istikrar getireceği beklentisi mi, kuru düşürdü?

    2009'da "1,84" iken 2010'da "1,74"e düşmüş. "12 Eylül 2010 referandumu"nda "Evet" sonucunun çıkmasının piyasalara istikrar getireceği beklentisi mi, kuru düşürdü?

    2011'de "2,10" iken 2012'de "2,04"e düşmüş. "12 Haziran 2011 genel seçimleri" sonucunda tek başına iktidarın çıkmasının piyasalara istikrar getireceği beklentisi mi, kuru düşürdü?

    Ara dönemler ise:

    1) Türkiye'de seçimlerin olMAdığı dönemler, kur yükselmiş.

    2) Lehman krizi sonrası FED başta olmak üzere bütün merkez bankalarının genişlemeci politikalarla piyasalara para pompalamasının bitmesi (2008-2014) ile faiz arttırım sürecinin başladığı dönem (2014-günümüz). Kur yine yükselmiş.

    Ne dersiniz Mahfi bey?

    YanıtlaSil
  84. Hocam Paul Samuelson un Ekonomi kitabında şöyle bir ifade vardır. Güneş'e tapılan bir ülkede termodinamik kanunları anlatamazsınız der bu anlamda Türkiye'de de iktisat anlatmak zor ve anlamsız geliyor çünkü tek bir kişi en basitinden faizin ekonomideki rolüne ilişkin kesin hüküm veriyor ve herkes de bunu vahiy gibi kabul ediyor. Bu dış ticaret Marshall-Lerner konusu da böyle bu bir hipotez daha teori bile değil fakat kanunmuş gibi kabul ediliyor.
    Eksiğimiz veriye bakmamak ve ezbercilik kolaycılık yabancıların exploitation dedikleri olay

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...