20 Temmuz 2018 Cuma

Türkiye Ekonomisi ve Aşırı Isınma

Otomobil Motoru Niçin Isınır ve Sonucu ne Olur?
Otomobil motorunun çalışırken ısınması normaldir. Bunun normal kabul edilebilmesi için otomobilin motor sıcaklık göstergesinin, araçtan araca değişiklik gösterse de, genellikle 90 dereceyi geçmemesi gerekir. Eğer gösterge 90 dereceyi geçiyorsa o zaman motorun aşırı ısındığı anlaşılır. Aşırı ısınan motor, bozulabileceği gibi araca da zarar verebilir.

Normal olarak araçtaki soğutma sistemi motor ısındığında devreye girer ve ısıyı düşürür. Müşür denilen parça, arabanın motor ısısı belli bir dereceye ulaştığı zaman araba fanının çalışmasını ve motoru soğutmasını sağlar. Eğer müşür bozulmuşsa fan çalışmaz ve motoru soğutamaz. Isınmanın bir nedeni de kalorifer sisteminin düzgün çalışmaması olabilir. Soğutma sisteminde motor içinde dönen su, aracın kabinini ısıtmak için de kullanılır. Bu su, motor içerisinde devri daim yaparken kalorifer radyatöründen geçer ve kalorifer açıldığında arabanın içini ısıtır. Eğer kalorifer radyatörünün petekleri tıkalıysa burada bekleyen sıcak su çevresine fazla ısı yayarak motorun da ısınmasına yol açabilir. Aşırı ısınmanın bir başka nedeni elektrik sisteminden kaynaklanan bir arıza olabilir. İlk akla gelecek olanlar bunlar olmakla birlikte başka mekanik nedenler de olabilir. Öncelikle bu tür mekanik arızaların olup olmadığının gözden geçirilmesi ve bunlarda bir bozukluk varsa onların tamir edilmesi gerekir.

Bu mekanik arızaların dışında sürücünün otomobili kullanım biçiminden kaynaklanan ısınma da söz konusu olabilir. Aracı sürekli yüksek devirde kullanmak motorun aşırı ısınmasının nedeni olabilir. Aracı yüksek devirde kullanmak, sürtünmeye bağlı olarak arabada aşırı ısınmanın meydana gelmesine neden olur ve bu durum arabanın soğutma sistemini zorladığında arabada aşırı ısınma meydana gelir.

Görüldüğü üzere motorun ısınmasının nedenlerinden çoğu mekanik olsa da aralarında kullanım kaynaklı olan bir neden de vardır. Mekanik nedenler, aracın muayenesi, bakımı veya onarımı ile çözülebilir. Buna karşılık sürücüden kaynaklanan ısınmanın çözümü için sürücünün eğitilmesi gerekir.

Motorun aşırı ısınması sorunu çözülemezse motor yanabilir ya da otomobilde çok ciddi hasarlar çıkabilir.

Ekonominin Isınması Ne Demektir, Sonucu Ne Olabilir?
İktisatçılar, ekonomide kullanılan birçok deyimi, kavramı başka yerlerden, psikolojiden, tıptan, bazen uygulamada yaşanan bir gelişmeden ve daha çok da fizikten ödünç alarak ekonomiye göre değiştirip yorumlamayı severler. Mesela denge, istikrar gibi kavramlar fizikten alınmıştır. Sert veya yumuşak iniş deyimleri uçağın yere inişinden hareketle devşirilmiştir. Sağlıklı – sağlıksız, teşhis – tedavi deyimleri tıptan benzetmeyle kullanılır olmuştur.

Ekonominin ısınması deyimi de otomobil motorunun ısınmasından hareketle ekonomiye aktarılmış bir deyimdir.

Ekonomide ısınma dendiği zaman genellikle ekonominin zorlama sonucu potansiyel büyüme oranının üzerinde büyümeye başlaması anlaşılır. Tıpkı zorlanma nedeniyle ısınmış otomobil motorunu daha da zorlayarak hızı artırmakta olduğu gibi.

Isınan bir ekonomide kısa dönemde toplam talep, ekonominin uzun dönemli toplam arz kapasitesini aşar. Ekonomide enflasyon, bütçe açığı, cari açık, faizler ve dolayısıyla risk algısı yüksekse firma sahipleri talepteki bu artışın geçici olduğunu düşünür ve yeni yatırıma girmez ve imkânları varsa kapasite artırımına giderler yoksa da bu talep artışını ithalat yoluyla karşılamaya giderler. O zaman cari açık biraz daha büyür. Bu, arada bir otomobili durdurup bozuk fan nedeniyle ısınan motorun üzerine su dökmek gibidir. Talep artışı bir yandan da enflasyonu yükseltir. O zaman da Merkez Bankası talep artışının yarattığı enflasyonu durdurabilmek için faiz artırımına gidebilir. Bu da otomobili durdurup baştan aşağıya yıkayarak motorun soğumasını sağlamaya benzer. Her iki durumda da sorun geçici olarak çözümlenmiş olur. Yola devam edildiğinde bir süre sonra yeniden ısınma sorunuyla karşılaşılması kaçınılmazdır.  

Türkiye Ekonomisi Aşırı Isınmış Durumda mı?
Geçtiğimiz günlerde IMF, Türkiye ekonomisinin aşırı ısınma sorunuyla karşı karşıya olduğunu ve o nedenle yakın gelecekte büyüme hızının düşeceğini açıkladı.

Eldeki verilere bakarak Türkiye ekonomisinin ısınıp ısınmadığını ortaya koymaya çalışalım.

%
2015
2016
2017
2018
2018 Açıklama
Büyüme
6,1
3,2
7,4
7,4
I. Ç
Enflasyon
8,81
8,53
11,92
15,39
Haziran
USD/TL Kuru
2,74
3,03
3,65
4,82
Temmuz
Gösterge Faiz
11,15
10,63
13,40
20,44
Temmuz
Cari Denge/GSYH
-3,8
-3,8
-5,5
-6,2
Mayıs
Bütçe Dengesi/GSYH
-1
-1,1
-1,5
-2,5
Yılsonu Tahmin
Kredi/Mevduat Oranı
117,2
117,4
119,7
121,4
Temmuz
CDS Primi
273
273
165
313
Temmuz

Türkiye’nin potansiyel büyüme genellikle 1923’den bu yana yıllık büyüme oranlarının ortalaması alınarak yüzde 5 olarak hesaplanıyor. Bu oranın, yüksek bütçe açığı ve/veya cari açığa dayalı büyüme oranlarının ortalaması olduğu dikkate alınır ve buna göre düzeltme yapılırsa potansiyel büyüme oranının yüzde 4 dolayında bir yerde çıkması gerekir. Bu durumda 2017’de ve 2018’in ilk çeyreğinde yüzde 7,4 oranındaki büyüme oranları potansiyel büyümenin oldukça üzerindedir. Yani ekonomi ısınmış görünmektedir.

Bu dönemde enflasyon yükselmiş, USD/TL kuru, gösterge faiz, cari açık artmış, bütçe açığı bozulma yolunda ilerlemeye başlamış ve bütün bunların sonucu olarak da CDS primi yani ekonominin riskleri yükselmiş görünüyor. İktisatçının sorması gereken ilk soru daima “ne pahasına” sorusudur. Yani ekonomi yüzde 7,4 büyüdü dendiğinde iktisatçı eğer bilmiyorsa “ekonominin potansiyel büyüme oranı kaç” diye sorar. “Yüzde 5” yanıtını alırsa “bu kadar hızlı büyüme ne pahasına oldu?” diye sorar. Aslında “nelerden fedakârlık ettiniz” ya da “hangi göstergeleri bozdunuz” sorusunun kısa ifadesidir o.

Türkiye ekonomisi uzunca bir süredir ısınma sinyalleri veriyordu zaten. Bendeniz bunu IMF’den yaklaşık 4 ay kadar önce 18 Mart 2018 günü bu blogda yayınlanan “Türkiye Ekonomisi Isınıyor mu?” başlıklı yazımda dile getirmiş yine buradaki gibi göstergelerle ortaya koymuştum: http://www.mahfiegilmez.com/2018/03/turkiye-ekonomisi-isnyor-mu.html

Çözüm Nedir?
Çözümden önce ısınmanın nedeniyle ilgili teşhisi doğru koymamız gerekiyor. Burada yanıtlamamız gereken soru şudur: Ekonomideki ısınma, potansiyel büyüme oranının üzerinde bir büyümeyi zorlamaktan yani sürücü hatasından mı, yoksa sistemden kaynaklanan meselelerden mi doğmuş bulunuyor?

Bu sorunun yanıtı sürücü hatası ise otomobili kenara çekip motoru soğutup yola devam edebileceğiz demektir. Bir başka deyişle faiz artırımı yaparak idare edebiliriz. Daha önceki faiz artırımları bize bu fırsatı vermiş görünse de dış piyasalardaki para ve yatırım iştahının bolluğu da çok yardımcı oldu. Bugün artık dış piyasalarda para ve yatırım iştahının azaldığı bir ortamdayız. Artık arabayı kenara çekip motorun soğumasını bekleyerek meseleyi geçiştirebilecek durumda değiliz. Bugün artık arabayı muayeneye sokmak ve gerekli bakım ve onarımı yaptırmak zorundayız. Artık yeni bir müşür taktırmak, radyatör peteklerini temizletmek veya radyatörü değiştirmek, elektrik donanımını yenilemek zorundayız.

Ki bunların ekonomiye tercümesi konuşmaktan usanmış olsak da gerçek anlamdaki yapısal reformlardır.

245 yorum:

  1. Hocam krizden sonra, abd ingiltere ab ve japonya'nın bastığı paralar faiz oranı yüksek gelişmekte olan ülkelere kaydı. Peki Türkiye burdan ne kadar para çekti. Ayrıca bu ülkeye giren para nerede duruyor. Bu giren para vatandaşlara kredi olarak mı veriliyor? Ne işe yarıyor bu ülkeye giren para?
    Ayrıca artık ülkeler paralarını anavatana çekip piyasadan çekmeyi düşünüyorlar. Bu nasıl mümkün olacak ABD 4 trilyon dolar para bastı ve bu 4 trilyon doları nasıl piyasadan çekecekler. Bu piyasadan para çekme esnasında kimin parası gidecek kim zarara gidecek? Cevap verirseniz sevinirim Hocam. Ayrıca yazılarınız için teşekkür ederim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. bu konu daha önce yazıldı bu blog da hocamız konuyu anlattı eski başlıklarda var ama hangisinde hatırlamıyorum geri dönüp bakarsanız bulursunuz muhtemelen.

      Sil
  2. Hocam sizce yapısal reformlar yapılmaz ise bu şekilde gider isek kriz ne kadar sonra vurur.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Selam, kriz filan geleceği yok, millet kriz çığırtkanlığı yapıyor.

      Sil
    2. Tabii, kriz felan yok sizde uzayda yaşıyorsunuz herhalde! Pazar alışverişini Mars'ta, çayınızı Neptün'de içiyorsunuz...

      Sil
    3. 2020 yani çok az vaktiniz var 1,5 sene kadar diyecem ama okadar da kalmadı.

      Sil
  3. Hocam Tesekkurler,

    Yapisal reformlar ile ilgili de bir "Kendime Yazilar" alabiliyor muyuz acaba?

    Onur

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Blogda var geriye doğru inceleyin

      Sil
    2. https://www.mahfiegilmez.com/2018/06/yapsal-reformlar-el-kitab.html?m=1

      Sil
  4. Hocam değerli düşünceleriniz için teşekkürler. Inşallah 90lardaki arjantin krizinde olduğu gibi "dayanabildiğin kadar dayan" politikası izlemeyiz.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sağ olun.
      İzlemeye başladık sanırım.

      Sil
    2. Pekiyi.. dayanabilecekmiyiz hocam?

      Sil
  5. hocam ahmet ümit in son kitabi kırlangıç çığlığı kitabini okudunuz mu bu aralar ne okuyorsunuz?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aldım ama henüz okuyamadım. Çünkü bu aralar Ekonomi Tarihi kitabı yazmakla meşgulüm ve bu çok zamanımı alıyor.

      Sil
    2. Kitabınızı heyecanla bekliyoruz hocam, zihin açıklığı ve başarılar!

      Sil
  6. Mahfi Hocam müthiş bir yazı, iyi ki varsınız!

    YanıtlaSil
  7. Bize gelen sıcak para en başta betona gömüldü.Sonra otomobile telefona TV ye kısacası üretmedigimiz ama yurt dışından aldığımız ürünlere yatırıldı.Gelen sıcak para ile istihdam yaratmak fabrika üretim tesisi kurmak yerine betona avm lere gömdüm.

    YanıtlaSil
  8. Suç siz iktisatçılarda hocam. Borçlanma iyi birşeymiş gibi gelir diye gösterip büyüme tarafına yazarsanız eloğluda durmadan borçlanır bak büyüdük der. Merak ediyorum bukadar borç almışız. Atıyorum 2000 yılı baz alarak hesaplama yapılsa 450 milyar dolar borcu 2000 yılından bugüne kadar ki gelirden düşsek o yıla göre büyüme yüze kaç çıkar. Öyle tahmin ediyorumki borcu düşsek bırak büyümeyi geri gittiğimizi göreceğiz.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İktisatçı var iktisatçı var. Ben her zaman bu kadar borçlanamaya karşı yazılar yazdım. Ama yöneticilerimiz bizim gibi iktisatçılar yerine öteki iktisatçıları dinledi.

      Sil
    2. Borçlanma iyi bir şeydir,
      450 milyar borç mu var, al bi 450 milyar daha bak ne oluyor?

      Küçük borcun oldu mu alacaklı tepene çöker, rahatsız eder.
      Borcun büyük olursa, çökemez, çökerse parayı kurtaramayacağını bilir.

      Şimdi Türkiye üzerine çökerler niye ? Borç küçük diye.

      Sil
    3. Borç büyük.Zaten borçlanma ekonomiyi bitirdi.Enflasyonun,fakirliğin temel sebebi borçlanma.450 milyar dolar borç az değil.

      Sil
  9. Hocam elinize saglik fakat turkiyede bizim araci tamir etcek usta yok gibi uluslararasi ustalara ihtiyac duyulmasi yakin saygilar

    YanıtlaSil
  10. Hocam Atilla Yeşilada görevinizden ayrıldığınızı yazmış. Ben bir haber göremedim internette. Hangi görevinizden neden ayrıldınız?

    YanıtlaSil
  11. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil
  12. Hocam dünya geri dönüşümlü inorganik yakıtla elektrik üreten, sıfır emisyon salan ve enerjiyi akslara bağlı elektrik motorlarına ileterek çalışan araçları geliştirirken biz eski içten yanmalı motoru tamir etmeye çalışırsak vakit kaybetmiş olmaz mıyız? yeni bir motor yani yeni bir büyüme modeli daha iyi olmaz mı?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bizim araba dünyadakilerden çok yeni. Daha yüz yıl bile olmadı.

      Sil
  13. Hocam, 1984 yılında 1974 model bir Alman arabası almıştım. 10 zamanlar 10 yıllık araba yeni kabul ediliyordu, bugünkü gibi banka kredileri falan yoktu. Havalı soğutmadan sulu soğutmaya geçtikleri ilk modeldi. Yapmadığım şey kalmadı, piston, gömlek, müşir, radyatör, distribütör, aklınıza gelebilecek her şeyi değiştirdim ama ısınma problemini çözemedim. O zaman anladım ki bir dizayn sorunu var. Çözümü yokuş aşağı giderken boşa atmakta buldum. Yokuş yukarı gazlıyordum, ibre tepeye vurdu mu ben de tepeye çıkmış oluyordum, yokuş aşağı döndüm mü boşa atıyordum.

    Bu şekilde 10 yıl idare ettim. Benim araba 10 yıl gitti, bakalım bizim ekonomi yönetimi daha kaç yıl gidecek...

    YanıtlaSil
  14. "yerli & milli" araba yapacağiz ya onda motor ısınması sorunu yokmuş diyorlar hocam.

    YanıtlaSil
  15. Bana kalırsa sürücü arabayı hurdaya çıkarıp yeni araba alma derdindeler.

    YanıtlaSil
  16. Oncelikle rotamizi gozden gecirmeli
    Sonra arabayi saga çekip dortleri yakmali
    Havasina suyuna yagina bakmali
    Nerde aksaklik var tespit etmeli
    Sonra yorgun şoförü yan koltuga alip uzun yol ehliyetli bir şoförü direksiyona cagirmali
    Sonra eksiklikleri gidermek icin butce ve zaman nispetinde devam etmeliyiz.
    Yolcularin sağlığını riske atmamali.

    YanıtlaSil
  17. Ehliyeti olmadığı halde (motor dersine çalışmamış ve sınava girmemiş) varmış gibi araba kullanıp, hatta araçla düz yolda bile yalpa yapıp sonra da gösteri yaptığını iddia eden şöförler yönetiyor ekonomiyi demek istiyorsunuz herhalde..

    YanıtlaSil
  18. Hocam öncelikle yazınız için teşekkürler.Ülkemizde şu anda yüksek cari açığın düşürülmesinde kendi fikrimce başta sanayici ve çiftçi olmak üzere özellikle katma değeri yüksek malları üreten kişilere devletin sübvansiyon vermesi düşüncesindeyim.Sizce sübvansiyon dışında ne gibi yaptırımlar uygulanabilir şimdiden teşekkür ederim.(Yükse katma değer derken tarımı'da ekledim çünkü 2050'den sonra tarımın dünya ekonomisinde başrol oynayacağını düşünüyorum)

    YanıtlaSil
  19. Merhaba hocam kabuğu olmayan kaplumbağa evsiz midir yoksa çıplak mı?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bilemem ama bildiğim şudur: Kabuğu olmayan kaplumbağa fazla yaşayamaz.

      Sil
    2. Kabuğu olmayan kaplumbağa ölü dür.

      Sil
  20. Hocam iyiki varsınız hocam iyi ki oynanan tiyatroyu türkçeye ceviriyorsun uz

    YanıtlaSil
  21. hocam yeni hazırladığınız ekonomi tarihi 2019 da elimizde olur mu ?

    YanıtlaSil
  22. hocam, önümüzdeki muhtemel krizin gelişmekte olan piyasalar kaynaklı olmasını bekliyorum ve merkezinin ise türkiyenin de aralarında bulunduğu 2-3 ekonominin olabileceği kanaatindeyim. ne dersiniz hocam?.

    YanıtlaSil
  23. hocam ekonomi kendisini soğumaya çekecekti zaten 2016 yılında buna başlamıştı ancak her zaman ki popülizm hastalığımız nüksetti ve maalesef kgf geçici vergi indirimi ertelemeleri kamu bankalarını zorlama derken ekonomiyi yine yeniden fazla ısıttık. işin kötüsü bu ısınma dopingli ısınmadır. yani ekonominin reel ve mali ayakları bu derece hızlı koşmaya yetecek güçte değildi bu yüzden de hormon verildi. kısacası büyük yapısal sorunları olan bir iktisat stokuna para şırınga ederek sorunların büyümesini de sağladık. yine büyümenin reel olmaktan ziyade cari olduğunu da gördük. yani yapay talep oluşturarak var olan stokların fiyatlarının artmasını sağladık ne de olsa 2016 yılından ciddi stok kalmıştı ekonomide!. tüketim yoğunluklu ve makine-teçhizat ithalatının az olduğu tüketim mallarının ithalatının arttığı bir büyüme modu ortaya çıktı. bunun acısı 2018 ikinci yarısından başlamak kaydıyla bilhassa 2019-2020 ve devamında maalesef çıkacaktır. çünkü ücretlerdeki artış çok sınırlı kaldı. borçlanmaları yani finansal kaldıraca daha fazla yüklenerek aşırı ısınma yaratıldı. faizler de geç artırılmaya başlanınca ısınma fena arttı. yaklaşık olarak benzerleri abd-portekiz-yunanistan-ispanya gibi ekonomilerde yapılmıştı 2008 krizi öncesinde!. bizim 2009 sonrası yaptıklarımızı onlar 1999-2000 sonrasında yaptılar ve tam 7-8 yıl kendilerine gelemediler hocam malumunuz. korkarım yakında bir benzerini biz yaşayabiliriz üstelik bizim mali derinliğimiz asla o ekonomiler kadar güçlü değildir. hocam bu hususta fikriniz var mı?.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yani fikirlerimi yazılarımda söyledim zaten. Bence ısınma ciddi boyutta.

      Sil
  24. Bize kriz filan gelmeyecek,
    Trump bugünlerde FEDe çakıyor,
    faizleri düşürmesi için baskı yapıyor,
    öyle bir şey olursa dolar çöp haline gelir,
    bizim borçlarda azalır.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Başkalarının yaptıklarıyla kurtulmayı düşünmek yerine kendimizi kurtarmayı planlamalıyız.

      Sil
    2. Amerika'da başkanı takacak son kurum FED belki de.Heryeri Türkiye sanmayın.Kafayı çalıştırın Mahfi Hocam'ın dediği gibi çözümü kendiniz bulun.

      Sil
  25. Bu kadar teknik bilgi hayret doğrusu ! Sanki tamirci hocamız..Siz yolda kalmazsınız

    YanıtlaSil
  26. Hocam her dönemde Ak Parti’ye oy veren birisiyim. İyi ki varsınız diyorum. Emeğinize sağlık, bizimle kıymetli bilgilerinizi paylaştığınız için, her sorumuza cevap verip bizi bilgilendirdiğiniz için çok teşekkür ediyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim. Benim için hangi partili olduğunuz değil olaylara ve sorunlara objektif bakıp bakmadığınız önemli.

      Sil
    2. Ak partiye bıkmadan usanmadan oy vermeye devam edeceksin . Sonra..hocam iyi ki varsınız.. diyeceksin.. hadi oradan.. dalga geçiyor.

      Hocam siz de artık bir ayırım yapın. Bıkmadınız mi yıllardır her elmayı aynı kefeye koymayı. Kürenin içindeki tüm elmalar bu şekild e çürüdü .

      Sil
  27. Hocam yıl sonu enflasyon tahmininiz nedir

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Büyüme tahmininiz nedir peki hocam? Ikisi yakın ilgili olacak.

      Sil
    2. Hocam çok iyimsersiniz. Ben 18 den aşağısı olmaz diyorum. Herşeyin en ucuz ve bol olduğu birkac aydayız. Ekim kasım aralık çok çetin geçecek. Hep birlikte göreceğiz.

      Sil
  28. Problem sadece isinma degil. Alt takim ve gidilen yol ve raylar da onemli. Yollar bile ehliyetsiz kisiler tarafindan yapilir ve yol demokrasi yolu olmazsa, guvenli olmayan yola hic kimse ugramaz. Ugrarsa bilir ki ne takim ne de teker kalir. Araba takla ata ata yuvarlanir ve parcalanir. Bazen kurtarmaya vinc bile yetmez.

    YanıtlaSil
  29. Ekonomide son 2 yildir surekli bir bozulma ve rezonans var fakat hala tam bir kirilma olmadi.Hocam sizce boyle bir kirilmanin olmasi muhtemel zamani ne zamandir?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bunu bilemeyiz. Bazen bardağın taşması zaman alabilir.

      Sil
    2. 2020 kırıldığı değil taştığı nokta olacak en fazla 2020 ye kadar dayanabilecekler beklenti dayanma noktası zaten. Yani mevcut durumu göstermemek için en fazla zaman dilimi 2020. Aslında buna gerek yok krizi derinleştirmek daha ağır fatura demek olacaksa olsun artık biran önce yapılması gerekeni yapmak daha doğru. Zaman kazanmak değil yapısal reformlara başlamak doğru olanı ama bunu kabullenemiyirlar

      Sil
  30. Hocam motor ısınalı baya olmadı mı?? Özellikle Son 3 Sene de hem kur hem cari açık aldı başını gidiyor. Şöyle bir şey var siz seçimden çıkıyorsunuz ve ülkeden birileri paralarını çekiyor ve kur 4.50 den.4.90 a uçuyorsa bir kaç günde, zaten o ekonomi sizin değildir? Birilerinin insafına kalmışız. Yanlış mı düşünüyorum??

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. 4.50 den 4.90 a geldi ama ordan yukarıya da gitmiyor, naber?
      2 haftadır dolar 4.80 civarında dolanıyor.
      Mayıstan beri 4.90dan geri döndü, enerjisi bitti doların.
      Artık TL zamanı.

      Sil
    2. Hedefi aşma etkisi olarak bilinen overshooting etkisinin aşağıda yazacaklarımla sadece bir benzerliği olacaktır. Fiyatların yapışkan olduğu bir ekonomide parasal genişleme sonucu döviz piyasasında kurların birden yükseldiğine tanık olunur. Daha sonra yükselen bu kurlar olması gereken düzeye geriler. Olması gereken bu düzey asla başlangıç düzeyi değil, bunun bir parça yukarısıdır. Bir benzetme yapmak gerekirse, çeşitli nedenlerle baskı altında tutulmuş kurların gevşetilmesi durumunda tıpkı baskı altına alınmış bir yayın serbest bırakılması durumunda yukarıya doğru fırlaması gibi döviz kurlarında da bir yükselme gözlenebilir. Daha sonra baskı altına alnımış yay normal düzeyine döner, döviz kurları benzer bir davranış sergiler.

      Yani dolar kuru 9.50de dengelendiginde muhtemelen daha once 10.00 TLyi gormus olacak. O zaman geldiginde lutfen dolar 10 TLyi gordu ama ordan yukarıya da gitmiyor, naber? 2 haftadır dolar 9.50 civarında dolanıyor, enerjisi bitti doların, yazmayin...

      Sil
  31. Sayın hocam, müşir bozuksa .Enflasyon gerçekten %15 mi ? İlla motor yanınca mı anlamalıyız.

    YanıtlaSil
  32. Sayın hocam aracın sürücü üzerinde durulması kanaatindeyim motorun aşırı derecede su kaynatmasının nedeni sürüş konusunda yeterli bilgisi olmadığı gibi yakında araç perte çıkarsa hiç şaşırmamak lazım umarım araça bi şey olmazda bizlerde sağ salim yolumuza devam ederiz

    YanıtlaSil
  33. Hocam 2017 de herşey yüksrlirken cds düşmüş neden?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çünkü büyümenin büyüsü bütün ötekileri gizliyordu. Bu gizleme sonsuza kadar sürmüyor.

      Sil
    2. Cds risk primi oda yükselmiş, -320 olmuş -400 olunca dünya 1.si olacağız
      😁

      Sil
  34. Peki hocam yapısal reformlardan kastınız nedir? Detaylı olarak olarak söyleyebilir misiniz?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. eğitim

      Sil
    2. http://www.mahfiegilmez.com/2018/06/yapsal-reformlar-el-kitab.html

      Sil
  35. Hocam gerçekten de bir kesimin iddia ettiği gibi büyük bir kriz kapımızı çalmak üzere mi, yoksa diğer bir kesimin iddia ettiği gibi durum abartıldığı kadar vahim değil mi? Kime inanmalıyız?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yalnızca kendinize inanı. Verileri alın benim yukarıda yaptığım gibi tabloya koyun sonra analiz edin. Sonuç size ne söylüyorsa odur. Bu konularda çoğunluğun söylediği değil analizi doğru yapanın söylediği önemlidir.

      Sil
  36. Anlarınızın farkındalığı, yüreğinizin cesareti , zihniniz ve bilincinizin özgürlüğü, giderek artsın değerli Hocam

    YanıtlaSil
  37. İpucu: Kaloriferi en sıcak konumuna getirip çalıştırırsanız bu motor sıcaklığını düşürür ve servise kadar sizi idare eder.
    Kış mevsiminde (para bolken) bunu yaparsanız yolcularınız şikayet etmez. Yazın (para azaldığında) yaparsanız kesinlikle camları açmanız gerekir (sıcak çarpmasına maruz kalmak istemiyorsanız). ama bu seferde hem camın rüzgarı, hem kalorifer ve yazın sıcağı derken yolcuların sağlığını bozarsınız. Zaten yaz sıcağı ve motor ısınması birlikte olduğunda, kaloriferi açmak motor ısısını düşürmeye pek yardımcı olmaz.

    Diğer bir deyişle, para bolken tedbiri almazsanız para azaldığında hem ekonomiyi hem de insanları riske edersiniz. Üstüne üstlük hala eski yöntemleri kullanmaya devam ederseniz bunun motorun benzin dökerek motoru yakmaktan pek bir farkı olmaz. Buyrun size rektifiye maliyeti. Rektifiyede IMF ustası iyiymiş diye duydum.

    YanıtlaSil
  38. Mahfi Bey ekonomi bazen siyasi gerek ya da hedefler doğrultusunda ivmeleneilir ya da ivme kaybedelir bu çok önemli değil bence. Bu çoğrafanın Dünya ekonomisi içerisinde aldığı pay ve ağırlığı belkide 200 yıldır aynı sevyilerde çok büyükler bir mucize olmadığı sürece de ( yapısal reform ya da her ne denirse ) bunun değişeceğini de düşünmek hayalperestlik. Yaşanan ya da bu ülkenin gerçeği küçük pastanın memlekette nasıl dağıtılacağı ile alakalı. Esas olan pastanın her kesim tarafından mümkün mertebe eşit dağıtılabilmesidir

    YanıtlaSil
  39. Kesinlikle isinma var, para basilmis, kredi vanalari acilmis, yandaslara verilmis, gdp kapasitesini asan para tabii ki enflasyon yaratmis. Zimbabwe'de Mugabe'nin yaptigi gibi.

    YanıtlaSil
  40. Ben bu krizi 1994 krizi gibi faiz inadına bağlıyorum, ne dersiniz Mahfi bey?
    Benziyor mu 1994'e sizce?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok benzemiyor, çünkü bu sefer faiz, aksine demeçler verilse de sık sık artırılıyor. Ama aleyhinde konuşulan bir kavram ve kurum doğrusunu yapsa bile yeterli etki oluşamıyor.

      Sil
    2. tunç bey 94 krizi sadece bankacılık kriziydi. tıpkı 2001 gibi. yani kamu finansmanı bankacılık sistemine bağlanmıştı. kur şoku yaşayan bankalar zarara girip kamuyu finanse edemeyince kriz patlak verdi benzeri de 2001 krizidir. ancak beklediğimiz muhtemel kriz daha derin ve yıkıcı olabilir zira artık herkes borçlu ve kur riski taşıyan sadece bankalar değil reel sektörün büyük kısmı ve halkın bir kısmı da kur riski taşıyor olabilir. makro bazda borç yükü var ve finansal kaldıraçlarımız ciddi derecede yükselmiş görünüyor.

      Sil
    3. 1994'den belki de en buyuk fark kabiyo rejimidir. O donemde sabit kur uygulamasi oldugu icin faizler kriz yaratmistir. Bugun boyle bir durum yok zira faizlerin etkisi henuz piyasaya yansimadan kurlarda goruluyor. Bunun olusturdugu rahatsizliktan dolayi hem bireysel, hem makro olcude 'tedbir' alinabiliyor.

      Genel kani birbirinden bagimsiz olarak hem para arzini hem de faizleri kontorl edemeyeceginiz yonundedir. Serbest kambiyo rejimi ve dalgali kur ile para arzini serbest birakmis oluyorsunuz. MB'nin likidite sikintilarina onceden tedbir aliyor olmasi da buna olanak sagliyor tabi, son donemlerde MB'nin tek becerisi bu diyebiliriz.

      Sil
  41. Belki de IMF ile önlem amaçlı stand by anlaşması yapmak ve aslen bizim yapmamız gereken yapısal reformları, elden gelen emir kisvesinde, ev ödevi olarak gerçekleştirmek gerekiyor.

    YanıtlaSil
  42. Hocam hiç bir karşılık beklemeden makalelerinixi bizlerle paylaşmakla kalmıyorsunuz, bir de tek tek yorumları cevaplıyorsunuz. İçtenlikle teşekkür ediyorum.

    YanıtlaSil
  43. Hocam elinize sağlık. Çok güzel benzetmeler ile olayı anlaşılır bir şekilde özetlemişsiniz. Bu ısınma için yapısal reformlar yapılmaz ise olası bir kriz bizi bekliyor demektir. Kriz in öncü göstergeleri de ( Enflasyon, CDS, Kur,Cari Açık..vs) bu durumu gösteriyor gibi. Ama bazı kesimler ülke ekonomisinin çok iyi olduğunu ve kur gibi CDS gibi yüksekliklerin dış güçlerden kaynaklandığını ifade ediyorlar.
    Şimdi biz Kriz e girdiğimizi hangi göstergeye bakarak net bir şekilde anlayabiliriz. Olası bir kriz durumunda ilk sinyalı nereden alırız.? saygılar Hocam

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bence biz ilk sinyalleri aldık zaten: Enflasyona ve cari açığa bakmak yeterli.

      Sil
  44. Hocam konu gayet güzel bi örnekle açıklanmış emeğinize sağlık öncelikle.
    Maalesef yüksek büyüme oranları problemleri çözmüyor belki de problem üretiyor. Büyük miktarda cari açığımız olduğu için dışardan ciddi dövize ihtiyacımız var. Şu ortamda dışarıdaki yatırımcıların eskisi kadarda risk iştahı olmadığından dövizi yüksek fiyattan alıyoruz gibi bu da hem yatırımları hem de enflasyon u olumsuz etkiliyor. Bir miktar soğuma belki bazı şeyleri daha rahat çözmemize fırsat verir

    YanıtlaSil
  45. hocam, son bir haftadır piyasada ekonomi uzmanı olarak tanıtılan bazı kişiler, merkez bankası dış dünyaya bağımsız olduğunu göstermek adına bu fırsatı mutlaka kaçırmamalı ve 24 temmuzda 100 baz puanlık civarı bir faiz artırmalı diyor. yani bana ilginç geliyor. faiz artırılması gerekiyorsa artırılmalı demek varken, sırf elaleme resmen bağımsız olduğumuza inandırmak için faiz artıralım demek, benim gözümde rol oluyor. aslında cumhurbaşkanı faiz indiriminden yana ama piyasa onu bu konuda ikna etmiş gibi gözüküyor son bir kez belki eli kandırabiliriz demek yani imaj için faiz artırımı yapılmasına ki son on gündür hiç faiz konusunu ağzına bile almıyor.. siz bu konuda ne düşünüyorsunuz sayın hocam

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Dış dünyaya MB'nin bağımsızlığı faizi artırmakla gösterilmez. Faizi artırmak, içinden çıkılmaz hale gelen bir ekonomide son çaredir. Esasen doğrusu dış dünyaya gösteri yapmak değil iç dünyaya kanıtlamaktır. İçerisi buna ikna olsa dışarıyı da ikna eder zaten.

      Sil
    2. Mahfi Egilmez, cok dogru diyorsunuz.

      Zira dis dunyanin faizin yuksek olmasi ve borcu geri alabilmesi disinda bir beklentisi yok gibi gorunuyor. Raporlari okursaniz 'bagimsiz' olmasini bekledikleri MB'nin ne kadarlik artis yapmasi gerektigini bile soyluyorlar.

      Vesayetci sistemler altinda yetismis bir nesiller oldugumuz icin, ya her sey dis mihraklarin eseri oluyor, ya da sorunlari dis mihraklarin el koyup cozmesini bekliyoruz. Disariyi birakip ne pahasina olursa olsun kendi gobek bagimizi kesemiyoruz. Umarim bir iki nesil sonrasina ogreniriz.

      Sil
    3. 100 baz puanlık artış sonrası kurdaki gerileme yabancı için kaçırılmayacak çıkış fırsatı olacaktır.

      Sil
  46. Mahfi Hocam, bugün ne yazdı acaba diye heyecanla takip ettiğim tek kişisiniz. Sizden ohal süreciyle alakalı bir yazı talep ediyorum.
    Teşekkürler&Saygilarimla

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ne yazısı.? Yazıya gerek var mi..23 hazirana kadar aylardır muhalefetin ohali kaldıralım isyanına ülkenin bekaa sorunu var. Feto her an herşeyi yapabilir tehlike geçmedi diyorlardı.. demek tüm tehlikeler 3 haftada bitti..

      Sil
    2. Teşekkür ederim ama o hal süreci kalkmadı biliyorsunuz khk idi yasaya dönüştü. Benim tanımımla o haldi bu hal oldu.

      Sil
    3. Hocam haklısınız tabiki ama süreç bittiğini kastetmek istemedim ki zaten piyasalar ohal kalktı denmesine rağmen hiçbir olumlu tepki de vermedi ohal in başından şu ana kadarki zaman içerisinde ekonomiye etkilerini şirketler açısından sorunları, batan şirketler, hukuksuzluklar vs gibi kısa Bi özet halinde de olsa sizlerden duymak bizim için çok faydalı olacaktır diye düşünüyorum. Çok teşekkür ederim Saygılarımla,

      Sil
  47. Hocam en kötüsü bizi düze cikaricak hic kimse, hicbir oluşum aklimiza gelmiyor, bir isim bile veremiyoruz. Alternatifler de kötü, halihazirdakiler de. Aslinda sonuç cok belli ama yine de umitvar olmak lazim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Siz gerçekten bizi düze çıkaracak kurtarici birinin gökten zembille geleceğini mi bekliyorsunuz. Gelmeyecek. O kisi 1919 da geldi. Bir şaheser yaratti. Bu gerzek millet sadece 95 yilda herseyi yerle bir etti. Layığını da son 16 yildir buldu. Birakiniz beter olsunlar. Layik oldukları şekilde yönetilsin somurulsunler. Siz siz olun zerre aklınız var ise colugunuzu cocugunuzu kurtariniz. Bu asla kacis degil. Korkaklık da değil. Bizim onlara gösterdiğimiz anlayışı goreceksiniz onların çocukları bizim çocuklarımıza asla göstermeyecekler.

      Sil
    2. adsız 21 temmuz 02:57 tamamen haklısınız. cumhuriyet devrimi birisine kul değil sadece ALLAH'a kul olmayı ve vatandaş olmayı öğretmeyi benimsetmeye çalıştı. ama gelin görün ki bu millet biatçı olmaktan bıkmadı, 70 yıldır aynı siyasal anlayışa prim vermekten bıkmadı, laikliği anlamaya çalışmadı, maalesef cumhuriyet devrimi K.ATATÜRK ve birkaç silah arkadaşının devrimi olarak kaldı. tabanı yoktu. çünkü bu halk bir Fransız halkı gibi bir İtalyan halkı gibi bir alman halkı gibi devrimci ihtilalci akla ve yüreğe sahip değil. daha dinin bir yönetim sistemi değil sadece inanç sistemi olduğunun bile ayrımını yapamayacak kadar cahil ne yazık ki.. ama mesele cahil olmak değil bir türlü cahil olduğunu kabul etmemesidir. kendini olduğundan farklı göstermek gibi bir ikiyüzlülük hastalığımız var.

      Sil
    3. Adsiz 07:49, genc birisi oldugunuz belli. Gec kalmis da olsaniz, ogreneceginiz cok sey var. Bu millet 'gerzek' degildir. Dogru duzgu yetismis birisi de bir toplum icin boyle bir kelime kullanmaz. Biz millet olarak cocuklarimizi cok simartiyoruz bu belli oluyor. Sizin Anitkabir'de sacmalayan kizdan ne farkiniz var? Saygisizlik konusunda birbirinizle yarisiyorsunuz.

      Oraya buraya oykunmeden once bir kendinize gelin. Nereye giderseniz gidin, saygisiz birisi olmayin. Bu halinizle ne gittiginiz yer bir sey kaybetmis olur, ne de gideceginiz sey bir sey kazanmis olur. Tam aksine bulundugunuz ortamin kalitesini dusuruyorsunuz. Boyle bir bireyi de kimse istemez.

      Sil
  48. Hocam atila yeşiladayla beraber youtubeda yayın yapsanız yada medyaskop tv ye geçseniz. Artık yalaka değilseniz mainstream medyada yer bulamıyorsunuz.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben bloğumda kalmaya ve kitaplarımı yazmaya elimden geldiğince devam edeceğim.

      Sil
  49. "motor hararet yaparsa fan çalışır" ilkesini reddedip "fan çalışırsa motor hararet yapar" diyen birine ehliyet verildiği bizden başka ülke var mıdır? biliyorsanız söyleyin vallahi:)
    hararet=enflasyon, fanın çalışması=faizin artması

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok haklısın, başka ülke yok. Bir minik masal: Ehliyet veren kurul şüphelense bile inşallah devrilmez çünkü şoför adayımız önce gideceği yolları yaptı diye düşünmektedir. Ehliyeti alan da aracı sahra çöllerine vaha bulmak için hızla sürer. Aracın motoru o kadar zorlamayla çöl sıcağına dayanamayıp yanar. Şoför aracı bırakıp bulduğu vahaya gider. Çöllere terk edilmiş Saddam 'ın tankları gibi kumlara saplanmış motoru yanık bir aracı kurtarmak artık imkansız olur. Masal da sona erer.

      Sil
  50. Isınmayı engellemeyi sürücü hatasına bağladınız ancak bozuk fanın değiştirilmesi yapısal önlem olduğundan halen zorunlu!... Esas sorun sadece gelir eşitsizliği değil, aynı zamanda işbölümündeki eşitsizlik!... Gelir eşitsizliğini enflasyona yol açan zamlarla geçici olarak gidermek olası iken, işbölümündeki eşitsizlik siyasal sorunlara işaret ediyor. Fanın değiştirilmesi; kar etme anlayışı yerine, gelişimin önündeki engellerin tanımlanarak bunların kaldırılmasıdır. Örneğin cari açığa neden olan, niteliksiz üretim yapan şirketlerin nasıl halen ayakta kalabildiğinin açıklanması gerekiyor.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sürücü hatasını kısa vadeli, kanama durdurucu önlemler, mekanik ve elektronik tamiri ise orta - uzun vadeli gerekler olarak düşünürsek ikisinin birbirinin yerine geçecek şeyler olmadığı sonucuna varabiliriz.

      Sil
  51. merhabalar yeni polisiye yazar kesifleriniz var mı ?
    daha önce glenn made in kitaplarını okuyacağım demiştiniz okuyabildiniz mi

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Okuyamadım. Araya çok iş girdi. Ama Elementary dizisini keşfettim. Onu izlememiştim şimdi izliyorum. Değişik bir Sherlock Holmes uyarlaması.

      Sil
    2. altyazılı mı izliyorsunuz mahfi hocam ?

      Sil
  52. Merhaba Hocam, bu senenin ikinci yarısında teknik resesyon (peşpeşe iki çeyrek küçülme) bekliyor musunuz?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Son çeyrekte sıfır dolayında büyüme bekliyorum.

      Sil
  53. Hocam kolay gelsin. Bu durumda cebri soğutmayı mı yoksa doğal soğutmayı mı tavsiye edersiniz. Biz küçükken hararet yapan otobüs kenara çekilir motorun soğuması beklenirdi. Biraz vakit geçerdi sıkılırdık falan ancak yinede vakit geçerdi. Tabi günümüz ekonomisi ve ticaret cebri soğumayı gerektiriyor ama sosyal olarak doğal soğutmanın keyfini vermez. Doğal soğutma sürecinde insan boyutu inkar edilemez

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Doğal soğutma yapacak zaman da değiliz artık.

      Sil
  54. Hocam saygılar.cds 1 kac ayda 100bpuan artti sizce alarm durumu degilmi.onceki yillarda serbest kur varken 1 lira artışına piyasa devulasyon diyordu icinde bulundugumuz durumne allah askina.cok ilginç bi durum euro bile ortalama 1 lira artmis.basarilar

    YanıtlaSil
  55. Eşimle ailecek kriz beklentisine girmiş durumdayız. Beş yılı kalan ev kredimizde sorun yaşamamak için arabayı satıp ve biraz da eldeki nakitleri ekleyip dolara çevirmeye karar verdik. Tıp öğrencileri hastalıkları öğrendikçe belirtilerini kendilerinde bulurlarmış. biz de ekonomi öğrendikçe kriz beklentimiz artıyor olabilir ama yinede önümüzdeki bir yılı böyle geçirme kararı aldık.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kriz beklentiniz varsa yeni borç yapmamanız gerekir kredi kullanmayacaksınız kısaca. Sizin yaptığınız paranızı ve arabanızı satıp dolara çevirmek kur farkından kazanç sağlamak. Kaldi ki ev krediniz önceden çekildiği için faiz oranları değişmeyecek yani ödemeleriniz aynı şekilde devam edeceği için elinizdeki parayı krediye ödememeniz gerekir doğru olanda dolarda beklemek. doğru yapmışsınız yeter ki hayel dünyasına girip kredi falan kullanmayın ozaman batarsınız işte.

      Sil
  56. Türkiye nin batmak orunda olduğunu düşünüyorum.
    Batmak derken Türk şirketlerinin yabancılara satılması ve iktidarın yabancılara ne isterse yerine getirmesini kast ediyorum.
    Nedenleri:
    mevcut borçların ödenmesinin ülke tarafından yerine getirilememesi
    mevcut kıskaçta ekonominin büyümesinin toplumsal borçluluktan ötürü sağlanamaması
    devletin ihitiyacları için kaynak yaratmada yap işlet modelinden başka bir model sağlayamaması ve bu modelin üretime dayalı olmaması -rekabetten dolayı fabrikyapmayıp alt yapı yapmak zorunda olmak
    yerli şirketlerin dövizi içeirde bırakacak şirketlerin ihracatının çok yetersiz olması
    turizm gelirlerin dar bantta seyretmesi
    altın ticareti petrol ticareti ve diğer abd yaptırımlarındaki ticaretten dolayı ticaret hacmi daralması
    eğitim düzeyinin elit bir kesimde ihtisaslaşması ve tabana yayılamaması
    terör ve savaş teknolojilerine harcamaların sadece harcamam yapmak için harcam
    aya devam edilmesi
    15 temmuz kalkışmasının sonuçlarının etkisinin üzun vadeli süreceği
    tabii benim şirket ler ve finans bilgim az olduğu için üretim cephesinde kii rekabetçilik ve katma değer verimliliğinin (sanırım hala cep telefonunun camları dışarıdan geliyor, helikopter motorunu yapmak için hala üç yıl gibi bir süre ve neyin çıkacağı belli olmayan bir durum=
    var var yok yok

    YanıtlaSil
  57. Rasyonel davranmayan bir ekonomi yönetiminden bahsediliyor.Acaba gerçekten öylemi ? 2015 yılında kriz gelecek diye etrafımdaki kişileri uyardım. bunca zaman geçti hala nerde kriz diyen bir kitle ile karşı karşıyayım. İnsanlar ev araba telefon borcuna girince krizin olmadığını çarkların döndüğünü büyük kazanımların olduğunu söylüyorlar.CUMHURBAŞKAN I yeni düzende faizlerin ve enflasyonun düşecegini söylüyor.biz buna inanamıyoruz.Kaldı ki KGF LER ,KOBİ lere faizsiz dağıtılan krediler ,NEFES kredileri bize enflasyonun istenerek seçilmiş bir secenek olduğu gerçeğini gösteriyor.yüksek faiz ile işsiz kalacakların ülkede getireceği kaos, enflasyonun artışına kendini bırakmıştır. enflasyon mu işsizlik mi ikileminden enflasyon tercih edilmiştir.önünde seçim olan bir hükümetin başka seçenek tercih etmesi zaten düşünülemez. gecen gün konuştuğum bir merkez bankası çalışanı 16 yıllık ALİ BABACAN ekolü değişiyor dedi ve bunun sancısı olacak dedi. şimdi bütün ezberlerin bozulacağı bir döneme giriyoruz ve yeni yönetim bunun vebalini üzerine aldı bence ve bunun için damat gibi bir aday seçildi.

    YanıtlaSil
  58. Hocam 2007-08’de başlayan İrlanda krizi ile çok benzer yanlarımızın olduğunu düşünüyorum. Onların krizden çıkışında parasal genişleme vardı, bizde ise tersi. Buna ek bazı başka olumsuz faktörlerde var. Sizin bir değerlendirmeniz olursa çok sevinirim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bizde enflasyon çok yüksek parasal genişlemeye gidersek hiperenflasyon yaratırız.

      Sil
  59. Bu konuda yazar, motor metaforunu kullanarak ekonomik gidişatın (aslında düşüşün) daha anlaşılır kılınmasını amaçlamıştır. Ama unutmamalıdır ki biten aküyü canlandırmak için sidik kullanan, kopan v kayışı yerine kadin çorabi kullanmayi beceren bir milletle karşı karşıyadır. Burda bahsedilenler cin fikirli olmayi değil sorunlara yamali ve kisa sureli çozumle idare etmeyi aliskanlik haline getirmeyi orneklendirmiştir.
    Sonuç olarak yazar her ne kadar yapısal reformlara sürekli dikkat çeksede her yeni başliginda yapisal reform yazisi isteyen yorumcularla karşi karşiya kalmasi, uzun vadeli cozumlerin anlasilmaz ama yinede merak konusu olmaktan geri kalmadigini gosteriyor.

    YanıtlaSil
  60. Hocam yazıyla dolaylı ilgili bir sorum olacak. Türkiye ekonomisinde konkordatoya başvuran firmaların sayısındaki artışla birlikte değerlendirildiğinde shadow firm yani batmış ama devlet desteğiyle, vergi affı ve teşviklerle ayakta duran firmaların kredi akışını bozup credit crunch dediğimiz kredi krizine sebebiyet vermeleri olası mıdır?

    YanıtlaSil
  61. Hocam, bu kadar hızlı büyüme ne pahasına oldu? Nelerden fedakarlık ettik?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yazıdaki tabloda var. Mesela en önemlisi istikrardan vazgeçip riskleri inanılmaz derecede büyütmüşüz.

      Sil
  62. Kgf teminatının rotatif milli sermayeye dönüşmesini banka karlarından alınan ilave bir vergi olarak mı düşünmeliyiz?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bankaların bunu kaldıracak durumu olduğunu sanmıyorum. Pek çok şey göründüğünden farklıdır aslında.

      Sil
    2. Atilla Yeşilada'nın son yorumlarını izledim.

      Türkiye'deki bankalar 2001 krizinden ders çıkardığı için, bugün başkanlık sistemi ('tek adam' rejimi) hüküm sürse bile, bilançolarını yeniden yapılandırmaya çoktan başlamış. Belki şaşıracaksınız, 2014 Ekim ayında FED'in QE'yi azaltmaya başlamasıyla, Türkiye'deki bankalar kendilerini gıdım gıdım korumaya başlamış bile: 4 yıldır, Türkiye'deki bankaların 'kendini koruma süreci' devam ediyor...

      Temmuz 2018'deyiz. Bir ticari bankaya gittiğinizde, ipotekli krediler çığ gibi büyüdüğünden, bu banka krediyi hiç satmayacak kadar kendini korumaya almış durumda. Kâr marjları erise bile, bankacıları işten çıkarsalar bile, şubelerinden bazılarını kapatsalar bile, Türkiye'deki bankalar, ekonominin daraldığının farkında, 2014'te başlattıkları önlemleri bugün daha da sıkılaştırarak piyasada tutunmaya çalışıyorlar.

      [Videoda, KGF'nin yarattığı sonuçları da anlatıyor.]

      Atilla Yeşilada: Yolun sonuna geldik (Deutsche Welle Türkçe)

      https://www.youtube.com/watch?v=Z4Blkuiw0WI

      Sil
  63. "İnsanlık, hep aynı hataları işliyor, hayal gücünden yoksunlar, yoksun…"
    Stefan Zweig

    YanıtlaSil
  64. J.stiglitz avro kitabinda'kriz patladiginda yunanistan avroya bagli olmasaydi para birimini devalue edebilirdi.yunanistana akin eden turistler sayesinde ulke geliri artacak bu hizli toparlanma yapacakti.mb amb aksine faiz oranlarini dusurerek ekonomisine itilim verecekti.odemeler dengesi sorunu boyle cozulebilirmi hocam .stiglitz ortak para kullaniminin yunan ekonomisini kotulestirdigini , yunanistan icin cari acik problemini kur ve ihracat artisi ile çözülür söylüyor. Bu avro kullanimi ulkeleri gercekten ekonomik olarak zorluyor mu. Sizin fikriniz bu konuda nedir.hocam yazilariniz için cok tesekkur ediyorum.turkiyede iktisat bilimine cok sey katiyorsunuz.blogunuz bir iibf den daha fazla sey katiyor.bunu anadolu universitelerin de iktisat okuyan biri olarak soyluyorum

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu eski bir tartisma
      Gecen zaman tecrubesi bize Yunanistan iyi ki kriz surecinde eurodan cikmadigi yonunde..
      Eger Yunanistan eurodan ciksaydi kriz avrupanin ozellikle de avrupanin guclu ekonomilerine de sirayet eder euro birligini de yikardi. Ayrica Yuannistan yerel parasina gectigi andan itibaren develuasyon enflasyon faiz sarmalina girer ongorulemez bir konuma girerdi.Boyle bir ulkeye ne turist gelir ne yatirimci gelir. Cunku hic bir sey belli degil.

      Yunanistan euroda kalmakla en azindan enflasyon problemi yasamadi.Ongorulebilir bir piyasaya sahip oldu boylelikle en azindan kur problemi yasamadi.. Turizmde de zaten son 3 yildir kendi kapasitesinin uzerinde rekor denilebilecek duzeyde turist agirliyor ve gelir elde ediyor.Hatta Turist istemiyecek durumda. Suan Yunanistanda cari fazla ve kismende olsa butce fazlasi var. Enflasyonda dusuk. Avrupali turist icin Yunanistan ucuz bir ulke.
      Yunanistandaki enflasyon orani ile diger euro ulkeleri arasindaki enflasyon orani farki aciliyor bu da yunanistan icin avantaj sagliyor. Ayrica Yunanistan kriz boyunca ucretleri keserek maliyet avantaji da sagladi kendine.
      Kisaca Yunanistanin kriz boyunca Euroda kalmasi kotunun iyisi bir tercihti. Iyi de oldu. Avrupali Turist kur farki kur komisyonu degistirmek vs gibi burokratik ekonomik seylere takilmadan euro bolgesi uyesi olan kendi ulkesinden ucuz olan Yunanistani tercih ediyor. Havalanindan indigi gibi tatiline basliyor

      Sil
    2. ab ekonomisinin en büyük sorunlarından birisi de Yunanistan Portekiz gibi ispanya gibi rekabet gücü nispeten düşük ve sanayileşmesi ab merkezi kadar yüksek olmadığı halde euroya geçilmelerine izin verilmesiydi. zaten para birimi ortak ama maliye politikaları ayrı. her ülkenin hala ayrı merkez bankası var ve bir de ayrıca Avrupa merkez bankası da bulunuyor. ciddi bir heterojenlik mevcut AB ekonomisinde ve bu da ciddi sorunlara sebep oluyor

      Sil
  65. Tek çözüm !
    Üretmeden tüketimin faturası kime çıkar ?
    Lise öğretim düzeyinde iken insanlara ekonomi dersi verilmeli !
    Benim bildiğimi sayın Devletlüler bilmiyor mu ?
    Biliyor.
    Ekonominin öğretilmesinden kimler zarar görür, kimlerin menfaati biter ! ?
    İblisin güleç yüzü ��

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İlkokul'dan itibaren Üretim dersi verilmeli doğru olan bu Üretim nedir nasıl yapılır emek nedir, sermaye nedir, kaynak nedir üretim planlanması nedir bunlar ders olarak verilmeli. Üretim ve tüketim davranışları dersi olmalı, üretmek ile tüketmek arasındaki bağ ve kolerasyon anlatılmalı ve çocuklar üretimenin salt fiziksel değil düşüncel üretim , bilgi üretimi gibi konularda kendini geliştirmeli. ben büyünce doktor olacam avukat olacam değil, ben büyüyünce teknoloji üretecem, bilgi üretecem demeli. önemli olan diploma alıp olmak değil, önemli olan diploma almadan bile üretmektir. bugün diplomalı birçok insanımız olmuş ama üretemiyor. fakat diplomasız milyonlarca insanımız birçok ürün yada hizmet üretiyor.
      Üniversitelerden çok mezun vermek doğru olan değildir. doğru olan belirli bir yaşa geldiğinde üretebilecek yetenek ve bilgi birikime sahip olmasıdır insanlarımızın.
      İlkokul için
      Temel ders: Üretim
      Ders saati: 4 saat
      Ortaokul için
      Temel ders: Üretim ve tüketim
      Ders saati: 6 saat
      Lise için
      Temel ders : Üretim geliştirme ve Tüketici davranışları
      Ders saati : 6 saat
      Dünyadaki insanların %96 sında İletişim problemi vardır, İnsanlar itelişim kurmayı bilmiyor demektir. İlkokuldan itibaren İLETİŞİM dersi zorunlu olmalıdır insanlar iletişim kuramazsa doğru bilgiyede doğru davranışada ancak yanlış/doğru yaparak zaman kaybı ile ulaşır.

      Sil
  66. Hocam iyi hoş diyorsunuz da bu ısınma öyle istediğiniz zaman durdurabileceğiniz bir ısınma mı? Ekonomi çok uzun yıllardır aşırı tüketim ve inşaata dayalı yanlış büyüme yoluna sokulmuş; demir çelik üretim kapasitesi (hiçbir destekleyici enerji ve hammadde avantajı olmamasına rağmen)ihtiyacın 2 katına çıkmış, Avrupa da en yüksek zamanda bile kişi başı çimento tüketimi 900 kğ a ulaşmış iken şu an bizim üretim kapasitemiz bunun 2 katına çıkmış durumda, (135 milyon ton 2017) 2-3 yılda yatırım maliyetini ödediği için mantar gibi yatırım yapıldı. Pazar birkaç oyuncunun elinde. Dünyanın birçok yerinde bu tip klasik üretim tesisleri mantar gibi türediği için yakında ihracat kanalları da bu teknolojiler için tıkanacak.

    Ekonomiyi yavaşlatmak demek bu hızlı durumda bile fizibilite hesabı zar zor tutan/tutmayan sanayi , altyapı ve inşaat yatırımlarının çok önemli bir kısmının fizibilitesinin artık sürdürülemez noktaya gelmesi olacak. o zaman kol mu keseceğiz yoksa yanında bir de bacak mı feda edeceğiz zamanı gelince görülecek.

    Ekonomiyi soğutmanın, hesabı istemek anlamına geleceğini düşünüyorum. Sizce de öyle değil mi? Üstelik bu kadar yanlış kulvarda ilerlenmiş iken birazcık soğutma çabası bile buz tutmasına sebep olması riski de çok yüksek gibi geliyor.

    YanıtlaSil
  67. Hocam kamu mevduat bankalarının ( ziraat, halk, vakıf ya da daha da ileri gidersek ziraat katılım, vakıf katılım) birlikte tek bir banka gibi hareket edip gerek konut gerekse tüketici kredilerini aynı anda aynı oranda indirip çıkarmaları yasal mıdır? Eğer yasal değilse bunu devlet-hükümet-cumhurbaşkanı ya da kabine artık neyse vatandaş daha ucuz kredi çekebilsin-ekonomi canlansın diye yapmak yasal olmamaktan kurtarır mı? Rekabet kurumu rekabeti sınırlandırdığı gerekçesiyle bu bankalara ceza yazabilir mi? Mevcut düzende yazamayacağını biliyorum. Bu durumda olması gereken bir şey var mıdır hocam?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Rekabet Kurumu normal incelemeyi yapsa bu davranışlar rekabeti bozucu olduğu için ceza gerektirir.

      Sil
    2. Kamu bankalarinin trost olma durumu olmadigi icin burada rekabeti engelleyici bir durum oldugunu sanmiyorum. Bu bankalarin en bonkor hesapla toplam pazar payi 35-40% civarindadir. 2001 bankacilik reformunun ana hedeflerinden bir tanesi de kamu bankalarinin pazar paylarini azaltmak idi. 2010'dan sonra o hedeften sapildi (hatta tam tersi istikamette sapildi) ancak gene de kamu bankalarinin pazar paylari oldukca geriledi.

      Sil
  68. Hocam, motorun ısınmasıyla devreye girip fanı çalıştıran ve motorun soğumasını sağlayan "müşür" isimli parçanın aslında ingilizce'deki "measure" kelimesinden geldiğini biliyor musunuz? Ben ilk öğrendiğimde çok gülmüştüm :)) Hep bu dış güçler, üst akıl zaten :) Bizim motoru bile isim değiştirerek onlar ısıtıyor...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İşin daha komik tarafı kelimenin Arapça'dan Türkçeye geçmiş doğru hali müşir. İki anlamı var: (1) İşaret eden, bildiren, (2) Mareşal (askerlikte.) Buradaki anlamı bildiren, işaret eden. O da dönüp dolaşıp müşür olmuş.

      Sil
    2. mezura var olcmek icin

      Sil
    3. Hocam bir de geri vites musuru vardir. Ekonomi daralmaya baslayinca ondan da bahsedin lutfen...

      Sil
  69. Hocam çok güzel anlatmışsınız AKP ye oy veren biri olarak yapılan yanlışı ben bile anladım sizin anlatımınız ve özellikle örnek göstererek halkın anlayacağı şekilde ifade etmenizden olayı çok daha rahat kavradım ve ne demek istediğinizi anladım. Gerçekten ekonomide denge olmalı biryeri yükseltirken diğer tarafı bozuyorsunuz bu işyerimiz içinde aynı şekilde. İnşallah hakkıyla anlamayı nasip etsin allah bize herşeyi allah razı olsun sizden de.

    YanıtlaSil
  70. Durust oldugunuz icin tebrik ederim...bu dogustan oluyor....sonrada olması daha zor...yaziniz eksik....BUYUK KRIZ ne zaman diyebiliriz....ÇOK YAKIN...nasilmi gezin REEL SEKTÖRU GORUN...yaprak kimildamiyor....rakamlar iyi gosterilsede hep ŞİŞIRME.....MALESEF tatlı tatlı yemenin aci acı ağrısını cekicez...EKONOMI dolar düsmesi BORSA yukselmesi degil...1 parcasi...DENIZ BITTI...SAYGILAR

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Biz yakacak dogalgaz bulamiyacagiz komurde usuyecegiz kis vakti isinan ekonomide Soğuk ellerimizi nefesimizle ısıtacaz

      Üşüyen tirtirtitreyen vatandaş

      Sil
  71. BUYUK KRIZ KAPIDA....REEL SEKTOR BITIK...GERCEKLER ACIKLANMIYOR....KEMOTRAPI NE ZAMAN BASLIYACAK...FINANS EKONOMININ BIR PARCASI...EKONOMI BITMIS GEZIP GORUN...HOCAM TEBRIK EDERIM DOGRUYU CEKINMEDEN YAZDIGINIZ ICIN....MADDI OLARAK BIR SEY KAZANMAZSIN AMA KENFINE SAYGINI KAZANIRSIN....

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ekonomide 100 günlük eylem planı hazır!
      Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nin öncelikli reformları içerisinde yer alan ekonomi reformu için düğmeye bastı.

      Türkiye'ye ekonomi, sosyal politikalar ve demokrasi eylem planı kapsamında toplumun talepleri 100 günlük takvimde projelendirilecek.

      18 Ağustos'ta açıklanacak ilk icraatlar şöyle:

      Türkiye Uzay Ajansı bu yılın sonuna kadar kurulacak.

      Milli e-Posta Sistemi tüm kamu kurumlarında kullanılmaya başlayacak.

      Çamlıca TV-Radyo kulesinde çalışmalar tamamlanacak.

      Üç Katlı Büyük İstanbul Tüneli'nde ihale süreçleri yıl bitmeden gerçekleştirilecek.

      Kalkınma Planı ve Orta Vadeli Program açıklanacak.
      Bu yılın sonunda tüm hizmetler e-Devlet Kapısı'ndan sunulacak.
      Çiftçiye 5.2 milyar hibe, 10 bin yeni yatırıma destek verilecek.

      Tarım sigortasının kapsamı genişleyecek.

      İşsizlik sigortası daha fazla vatandaşa ulaşacak.

      TL kullanımı özendirilecek.

      Faizin maliyetini azaltacak tedbirler alınacak..


      100 gunluk plani secimden 60 gun sonra aciklayacagiz. Buyuk zaman kaybimiz var. Gorulen enflasyondan cok buyumeyi onplana almisiz. Faizlerin dusurulmeye calisilmasinin nedeninin de elde kalan bina stogunun azaltilmaya calisilmasi oldugunu saniyorum.

      Hocam sizce bu politikalar uygulanirsa ekonomimizin hali ne olur?

      Sil
    2. Bugünkünden biraz daha kötü olabilir.

      Sil
  72. Sayın Eğilmez,

    Çin'in "One Belt, One Road (The Belt and Road Initiative, B.R.I.)" projesi, sizce, kadük kalmaya mahkum bir proje mi?

    Yoksa, jeo-ekonomik-politik dengeleri değiştirecek bir proje mi?

    Hiçbir siyasi angajmana girmeden soruyorum, analiziniz nedir?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İyi ve akıllıca bir projeye benziyor ama bundan giderek jeo-ekonomik-politik dengelerin değişmesini beklemek biraz fazla iyimserlik olur kanımca. En azından şimdilik. Biraz uygulamayı ve gelişmeyi görelim bakalım.

      Sil
  73. ekonominin bir tane olumlu göstergesi yok ki...esnaf ve küçük işletmeler sayesinde biraz tekstil biraz turizm biraz otomotiv ile dönen yenii istihdam yaratamayan,yüksek enflasyon ve yüksek faiz sarmalında dönen ,hane halkı borçluluk oranı çok yüksek bir ekonomi..ve buna rağmen fenerbahçe 'nin kombineleri kapış kapış gidiyor.2 nedeni var. birincisi yurda giren kaynağı belirsiz belirli bir dış sermaye var.ikincisi halkın birikimleri de az değil..doğrumudur hocam..?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. 3. borçlanma

      Sil
    2. Bence futbol takımlarının kombineleriyle kıyaslamak doğru değil.

      Sil
  74. Asil soru sofor araci sogutmak istiyormu yoksa gidecegi yere ulasmak icin arabanin yanmasini bile goze almismi bunu gormek gerek gibi...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bunu bilemeyiz tabii bizim yaptığımız doğrusunu söylemek, karar şoförün tabii. Ama buradaki sorun arabanın içinde bizim de olmamız.

      Sil
  75. hocam öncelikle saygılarımı sunuyorum. hocam, önümüzdeki salı günü 24 temmuzda merkez bankası ppk toplanıyor. siz naçizane faiz yükseltilmesini bekliyor musunuz ?. anladığım kadarıyla piyasaların beklentileri ortalama olarak 150-200 baz puanlık artış yönünde. benim beklentim ise hükümetin ya da tek adamın yüksek faiz artışına sıcak bakmayacağı ve merkezin de ne şiş yansın ne de kebap anlayışıyla 75-100 baz puanlık bir faiz artırabileceği ve rom u da kullanarak kurları yatay ve aşağı yönlü tutma çabasında olabileceği yönündedir. ne dersiniz hocam?.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben hiçbir zaman bu konuda beklentide bulunmadım. Çünkü MB'nin olayı nasıl gördüğünü ve ne gibi baskılar altında olduğunu bilmiyorum. Ama yapılması gereken şeyin 200 baz puan dolayında bir faiz artırımı olduğunu ve onunla birlikte gerçek anlamda takvime bağlanmış bir yapısal reform programı açıklanması olduğunu söylüyorum.
      Tek başına faiz artırımı hangi oranda olursa olsun geçici etki yapar. Bunu yakın geçmişte gördük.

      Sil
  76. hocam, kredi - derecelendirme kuruluşları bizim bankaları ciddi şekilde mercek altına aldı ve kredi puanlarını düşürmeye başladı ve bankacılık hisselerinde de düşüşler başladı. hocam acaba halk bankası ve iki kamu bankasına daha milyarlarca dolarlık cezanın abd hazinesince kesileceği gibi bir mali istihbarat ulaşmış olabilir mi?. saygılar..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sanmıyorum. Konunun artan batık kredi ve takipteki kredi oranları olduğunu sanıyorum.

      Sil
  77. Hocam son paragrafta diyorsunuz ki; eğer ısınma sürücü hatası nedeniyle olduysa aracı kenara çekip soğutup tekrar yola devam ederiz. Bence yanlış bir teşhis eğer sürücü hatası varsa sürücüyü değiştirmek lazım yok eğer mekanik hata varsa tamir şart. Ben ekonomi bilmiyorum ama arabalardan anlarim. Arabaya hararet yaptıran şoföre kimse arabayı teslim etmez

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yolda gidiyorsanız ve başka sürücü yoksa o aşamada yapacak başka bir şey yok.

      Sil
  78. Hocam merhaba, bu ara “ Ekonomide Analiz “ kitabınızı okuyorum. Sonrasında da blogdaki yazınıza baktım, daha da sonra 24 Temmuz için faiz artırım tahminlerine... Genelde 100 baz puan faiz artırımı öngörülmüş. Sebeplerinden en önemlisi de sizin yazdığınız gibi ısınma. Aklıma takılan soru da şu; bizdeki enflasyonun sebebi maliyet enflasyonu ise faiz artışı maalesef enflasyonu da artıracaktır yani tl nin değeri düşecektir. Bunu biz bildiğimize göre yabancılar da biliyordur. Yani usd ile ülkemiz piyasasına girerek TL ye dönen bir yatırımcı, daha fazlası ile çıkamayacağını biliyordur diye düşünüyorum. Durum buysa neden girsin? Muhtemelen giriyor ki her faiz artışında usd bir miktar düşüyor (sonra yükseliyor ayrı konu). Gözden kaçırdığım bir şey mi var? Veya faiz artışı aslında yapısal reform düşünen, başlatan yönetimlerin sonuçlar oluşuncaya kadar başvurması gereken kısa vadeli bir silah mıdır? Çok teşekkürler,

    Saygılarımla

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. burada amacım asla hocamızın yerine cevap vermek değildir bunu özellikle belirtmek isterim. asetofenon arkadaş, zaten merkezin amacı maliyet enflasyonunsan önce nispeten daha esnek olan talep enflasyonunu yani tüfe yi düşürerek enflasyonist baskıları hafifletmektir. sonra ise daha katı olan maliyet enflasyonunu dengelemeye çalışmaktır. ancak bu çok zor görünüyor. üfe de yükselişi tüfeyi gerileterek dengelemeye çalışmaktır.

      Sil
    2. Söylediğinize bir itirazım yok, bununla birlikte faiz artışını döviz yükseldiği için yaptığını düşünüyorum, enflasyon nedeniyleymiş gibi gelmiyor bana. Döviz yükselmesi de maliyet enflasyonunu doğuruyor diye düşünmüştüm.

      Saygılarımla

      Sil
    3. İkisi bizde aynı kapıya çıkıyor. Yani kur yükseldiği için enflasyon da yükseliyor. Dolayısıyla MB aslında enflasyonu hedeflese de sonuçta faiz artırmakla kura müdahale etmiş oluyor. Ne var ki bunlar geçici önlemler. Çünkü Türkiye'de gerek eylem ve gerekse söylemler risk yaratmaya devam ediyor. Bu durumda faizi artırmak geçici çözüm sağlıyor. Asıl olarak doğru eylem ve doğru söylemlere geçerek riskleri düşürmek. Yoksa bu sonsuza kadar bir kısır döngü içinde sürüp gider.

      Sil
  79. Çok ilginç herkesin ortak buluştuğu nokta kriz olmuş yada kriz beklentisi artık her kesim tarafından dillendirilmeye başlamış olması. Bu yazının altındaki yorumcuların çoğunluğunun ortak görüşü artık bir krizin aynı şekilde devam edilmesi durumunda krizin olacağına kesin olarak görmesi ve ilk defa bu kadar yoğun herkesin düşüncesinin içinde yer alması olmuş tüm yorumları okudum ve hepsinin ortak noktası KRİZ.
    Evet bence de aynı ekonomi yönetimi ve politikaları devam edeceğine göre yani jöleli hikayelerine göre devam edilmesi durumunda kriz olacak değil zaten var şuan ama hissedilmesi yada tüm kesimler tarafından yaşanması devletin imkanları biraz daha kullanıp uzatmasıyla bile en fazla 2019 sonu yani 2020 yılına hep birlikte havuza girdiğimizin farkında olacaz.

    YanıtlaSil
  80. Mahfi hocam yazınız için öncelikle teşekkür ederim yazılarınızı sürekli okuyorum birşey dikkatimi çekti . Hocam ekonominin dinamik bir yapı olduğunu bizim gibi az gelişmiş yada gelişmekte olan ekonomilerde dışa bağımlılığımızla daha kırılgan ve hareketli olduğumuzu düşünüyorum sonuçta üretim yerine para ekonomisiyle birşeyler yapmaya çalışıyoruz bu sistem türkiyede 1980 yılından sonra serbestleşmeye bağlı olarak daha da arttı yani demek istediğim bunların bizim ekonomide normal olduğunu düşünüyorum devir daimlerin yani genelde uzun vade görüşlü bir yazınız olduğunu düşünüyorum bu yazınız Türkiye gibi ülkelerin bu şekilde ekonomik eleştirilerden ziyade önce daha kısa dönemli eleştiriler yazılmasını doğru buluyorum tabi bu benim görüşüm sonuçta uzun vadede hepimiz ölüyüz. Yani ekonomiyi bulunduğu statü itibariyle eleştirmemizin daha doğru olduğu söylemek istedim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aşağı yukarı öyle yapıyoruz. Eleştirilerin çoğu kısa vadede bulunduğumuz durumla ilgili ama yapısal reform önerilerimiz orta - uzun vadeyle ilgili. Bundan on yıl önce uzun vadede hepimiz ölmüş olacağız demeyip yapısal reformlara girişseydik bugün bu kadar sorunumuz olmayacaktı. Kaldı ki ölmedik de.

      Sil
  81. Hocam, ATATÜRK'ün manevi kızlarını ve bu ülkenin bilhassa kadınlarının neden ATATÜRK'e daha çok sahip çıkmalı? bunu anlatan ivedi bir yazı kaleme alır mısınız?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Dalga mi geçiyorsun.. bu ülkenin yarısı kadın nüfus. Bu kadınlar çocuklarının geleceğini ülkenin rejimini değiştirerek tek adam yönetimine teslim etti. Hem de anıtkabirde atatürk recep tayyip erdoğan ın boku bile olamaz diyen kadınlar dönemindeyiz..

      Ben sana birşey diyeyim mi..bu ülke şu anda bir kartopu gibi uçurumdan aşağı yuvarlanıyor . Bu top en büyük noktaya geldiğinde darmadağın olacak. Ve bunun en büyük sorumlusu kendilerini çağdaş dünyaya açan haklar veren atatürkü gundemlerinden cikaran ataturkun en cok guvendigi turk analaradir.

      Yazıklar olsun.

      Sil
  82. Hocam yazdıklarınızın sonucu durgunluk mu olur yoksa kriz mi olur. Yada durgunluk krize dönüşür mü.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ne yapacağımıza nasıl önlem alacağımıza bağlı. Ama her şeyden önce sorunlarımız olduğunu kabul etmemiz lazım.

      Sil
  83. "Çok kazanandan çok, az kazanandan az vergi alınır."

    Marksist ekonomi ekolünün bir unsuru mu?

    Hiçbir akımla ilgisi olmayan, yalın, "iktisat bilimi"nin bir unsuru mu?

    YanıtlaSil
  84. Sayın Hocam Merhaba;
    Bir iktisat mezunu ve bankacı olarak kiyaplarınızı okumaya başlayacağım. Fikirlerinizi ve anlatım tarzınızı çok beğeniyorum. Okumamın en doğru olacağı ilk 5 kitabınızın sıralaması konusunda bana yardımcı olabilir misiniz ? Twitterda da sizi takip ediyorum. Bu şekilde bir paylaşımı oradan yaparsnız herkes için faydalı olacağını düşünüyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sevgili Metin Şengül bu tür bir sıralama bu blogun Kitaplarım başlıklı bölümünde yer alıyor. Oradan durumunuza göre bir sıralama seçebilirsiniz.

      Sil
  85. Hocam motoru yapmamak için erken seçim yapılmadı mı zaten. Ekonominin çok fazla ısındığını gören hükümet ki özellikle mehmet şimşek bunun daha fazla sürmeyeceğini anlayıp hasar oluşmadan erken seçim yapıldı. Kaldı ki seçim zamanında yapılması beklenseydi krize girip ellerinde patlayacağı için erkene aldilar. Herkes herşeyin farkında zaten kriz öncesi seçimleri yapmaktı amaç ve bunu başardılar şimdi dertleri yerel seçiminde yapılması sonra koltukta istediğini yapmak. Birisi konusursada milli iradeye müdahale ediyor falan deyip savusturmak . ABD danışıklı dövüş yaparak işi götürüyor millette hala katar yada araplardan para gelecek sanıp kurtaricilarini bekliyor.
    Sistem çok fazla ısındığını için su an sükut zamanı ortalarda kimse yok baksanıza seçim bitti herkes makamına çekildi.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Doğru, erken seçim onun için yapıldı. Ama sürekli durup motoru dinlendirip soğutarak yola devam etmek mümkün değil. Mutlaka tamirat gerekiyor.

      Sil
  86. Avusturya is döngüsü teorisine (austrian business cycle theory) göz gezdirmenizde fayda var.

    YanıtlaSil
  87. hocam önümüzdeki süreçte türkiyede ciddi bir stagflasyon yaşanabileceği kanaatindeyim. yüksek kur-yüksek enflasyon -yüksek faizler ve ciddi talep daralması..... ne dersiniz?..

    YanıtlaSil
  88. Şoför Nebahat den Çiçek Abbas'a bizde bir romantik şoförlük kültürü vardir.
    Yolcular şoförün daha da gaza basmasını istiyorsa şoför de conta yabana kadar basar:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sonuçta yolcular iner gider, şoföre de contayı değiştirmek kalır.

      Sil
  89. Bu filmi daha önce dedelerimiz görmüş ve bizzat yaşamışlardı. Duyunu umumiye, devletin yıkılışı ve savaşlar ile acı çekerek bedel ödediler. Maalesef aynı zihniyet yine iktidarda ve olan onlara değil bize olacak.

    YanıtlaSil
  90. sayın hocam,arabanın çalışması ve motor konusundaki bilginize şapka çıkartıyorum.bizden gizli sanayide araba tamir dükkanı mı çalıştırıyorsunuz.)).):):):):):)saygılar sevgiler

    YanıtlaSil
  91. sayın hocam,büyük bir krizde daha önceden oldugu gibi, sonuç bankaların batmasınada kadar gidermi.üç beş kuruş mevduatımız var, bu anlattıklarınız açıkcası beni ürkütüyor.gerçi Atila yeşilada bey kriz olsa bile bankaların eskiden oldugu gibi batması söz konusu degil diyor ama birde sizden fikir alabilirmiyiz.

    YanıtlaSil
  92. Kaleminize sağlık hocam potansiyel büyüme demek ülkenin üretim faktörleriyle üretebileceği maksimum miktar mıdır hocam yani bu sınırı aşınca talep arzdan fazla olup enflasyonist baskı mı oluşuyor

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...