29 Mayıs 2020 Cuma

İlk Çeyrek Büyümesi ve Kamuoyunun Bakışı

GSYH Büyümesinin Kökenleri
Aşağıdaki tablo hangi sektörün büyümeye ne kadar katkı yaptığını gösteriyor (Kaynak: TÜİK, Dönemsel Gayrisafi Yurt İçi Hasıla, I. Çeyrek: Ocak - Mart, 2020)

İlk Çeyrek Sonuçları (%)
2018
2019
2020
GSYH'de Payı
Tarım, ormancılık ve balıkçılık
8,1
2,6
3,0
2,8
Sanayi
7,7
-3,9
6,2
23,4
İnşaat
6,8
-9,3
-1,5
5,5
GHI Hizmetler
10,5
-3,4
3,4
23,5
Bilgi ve İletişim
6,2
0,2
10,7
2,5
Finans ve Sigorta Faaliyetleri
2,9
2,9
1,6
3,7
Gayrimenkul Faaliyetleri
3,8
1,6
2,4
7,2
Mesleki, idari ve destek hizmet Faal.
12,4
-11,8
1,9
4,9
Kamu yönetimi, eğitim, sağlık ve sos.
5,4
8,8
4,6
14,2
Diğer Hizmet Faaliyetleri
10,5
-2,4
12,1
2,5
Sektörler Toplamı
7,6
-1,8
4,0
90,1
Vergi - Sübvansiyon
5,9
-6,9
9,7
9,9
GSYH Büyümesi (Alıcı Fiyatlarla)
7,4
-2,3
4,5
100,0

Sektörlerin GSYH içindeki ağırlığı göz önüne alınınca yüzde 4,5’luk ilk çeyrek büyümesinde asıl etkinin sanayi, hizmetler ve kamu yönetiminden geldiği görülüyor. Sanayi üretiminin ilk çeyrekteki büyümesinin yüksek olduğu sanayi üretim endeksi verilerinden biliniyordu. Öte yandan geçen yılın ilk çeyrek büyümesinin eksi 2,3 olmasının baz etkisi yaratacağı da bekleniyordu.

Konuya bir de harcamalar açısından bakalım (Kaynak: TÜİK, Dönemsel Gayrisafi Yurt İçi Hasıla, I. Çeyrek: Ocak - Mart, 2020)

İlk Çeyrek Sonuçları (%)
2018
2019
2020
GSYH'de Payı
Yerleşik hane halkının tüketimi
6,0
-5,1
5,1
56,9
Devletin nihai tüketim harcamaları
4,9
6,6
6,2
16,6
Gayrı safi sabit sermaye oluşumu
10,4
-12,4
-1,4
25,9
Stoktaki değişiklikler
0,0
0,0
0,0
4,8
Mal ve hizmet ihracatı
0,9
8,7
-1,0
29,5
Mal ve hizmet ithalatı
-15,3
29,3
-22,1
-33,6
GSYH Büyümesi
7,4
-2,3
4,5
100,1

Harcamalar açısından baktığımızda GSYH içinde en büyük paya sahip iki kalem olan yerleşik hane halkının tüketimi ve devletin nihai tüketim harcamaları kalemlerindeki yüksek büyüme oranları dikkati çekiyor. Buna karşılık iki önemli kalem; gayrı safi sabit sermaye oluşumu (yatırım harcamaları) ve ihracat geçen yılın ilk çeyreğine göre küçülmüş bulunuyor. Demek ki Türkiye, ilk çeyrekte yatırım ve ihracat açısından küçülürken tüketim harcamalarını artırmak yoluyla büyümüştür. Bir başka ifadeyle ilk çeyrek büyümesi tümüyle tüketim bazlı olmuş yatırım yapılmamış, ihracat geriye düşmüştür.

Kamuoyunun Büyüme Oranına Tepkisi
Yılın ilk çeyreğine ilişkin büyüme oranı açıklanmadan hemen önce twitter üzerinden basit bir anket yayınladım. Anket sorusu ilk çeyrek büyümesi artı mı, eksi mi (küçülme) yoksa sıfır mı gelecek şeklindeydi. Ankete oy veren 15.017 kişinin yüzde 45,9’u ilk çeyrek büyüme oranının eksi, yüzde 44,2’si artı ve yüzde 9,9’u da sıfır geleceği tahminde bulundu. Anket bittikten yaklaşık 10 dakika sonra TÜİK yılın ilk çeyrek büyüme oranını yüzde 4,5 olarak açıkladı. Bu veriye ilişkin değerlendirmemi yukarıda sundum. Sanayi üretim endeksi başta olmak üzere çeşitli makroekonomik göstergelere ve anketlere bakarak ilk çeyrek için yaptığım tahmin yüzde 5 dolayında bir büyüme tahminiydi. TÜİK açıklamadan önce anket sonuçlarıyla birlikte ben de bu tahminimi açıkladım.

Burada iki kritik mesele var: (1) Beni izleyenlerin çoğunluk olarak ekonomiyle bir şekilde ilgilenen kişiler olduğunu düşünürsek oy verenlerin yarıdan fazlasının sıfır ya da eksi büyüme beklemesini nasıl açıklarız? (2) Anketi görenlerin bir bölümü (hepsi oy vermiş olmasa da) konuyla ilgili yorumlarını twitter üzerinden attıkları mesajlarla kamuoyuyla paylaştılar. Anket öncesi yapılan yorumların çok büyük bir bölümü açıklanacak veriye güvenilmeyeceği şeklindeydi. Veri açıklandıktan sonra atılan twitlerden açıklanan orana güvensizliğin daha da artmış olduğu görüldü.  

İlk meselenin yanıtının Covid – 19 pandemisinin ekonomide yarattığı olumsuz etkinin ne zaman başladığı konusuna ilişkin bir bağlantı kopukluğunda yattığını düşünüyorum. Ekonomideki çöküş mart ayının ikinci yarısından sonra başladığı halde bu etki insanların zihninde yılbaşına kadar geri gitmiş görünüyor. Ayrıca geçen yılın ilk çeyreğindeki yüzde 2,3’lük küçülme de göz ardı edildi sanırım. Oysa oradan ciddi bir pozitif baz etkisi geldi.  

İkinci meselenin yanıtı çok daha derin bir konu. Kamuoyu, kamu kesiminin açıkladığı verilere inancını yitirmiş görünüyor. Bunu uzun zamandır gözlemliyoruz. Enflasyon ve işsizlik oranları başta olmak üzere açıklanan bütün verilere karşı güvensizlik var. Bu o kadar ileri gitmiş durumdaki o verileri ele alıp analiz yaptığınızda size karşı da güven kaybı oluşuyor. Türkiye’nin bu sıkıntıyı aşması lazım. Kendi kamuoyumuzun, haklı ya da haksız, inanmadığı verilere yabancıların inanıp da burada yatırım yapmasını beklememiz saflık olur. TÜİK’in hükümetten tümüyle bağımsız bir yapıya kavuşturulması yapısal reformların önemli parçalarından birisi olacak gibi duruyor.

İkinci Çeyrekte Ne olur?
TÜİK’in her ay yayınladığı sanayi üretim endeksi, perakende satış hacmi gibi fiziksel veriler ve TÜİK ve Merkez Bankası’nın yine her ay yayınladığı beklenti anketlerine göre ilk çeyrekten sonra işler tersine dönmeye başlamış görünüyor. Bunlar arasında en çarpıcı veriler turizm verileri.
Aşağıdaki tablo ülkeye gelen yabancı turist sayılarını aylar itibarıyla karşılaştırmalı olarak gösteriyor (Kaynak: TC. Turizm ve Kültür Bakanlığı, Nisan 2020 Sınır Bülteni.)


Tablo, ülkeye gelen yabancı turist sayısında Mart ve Nisan ayında yaşanan büyük düşüşü gösteriyor. İlk iki ayda geçen yılın ilk iki ayından daha fazla yabancı turist gelmişken mart ayında sayı birden üçte iki oranında gerilemiş, nisan ayında ise düşüş yüzde 95’i bulmuş.

Şu ana kadar eldeki veriler bize ikinci çeyrekte ekonominin yüzde 10 dolayında bir küçülme yaşayacağını gösteriyor. Küçülmenin daha yüksek olmasını önleyecek tek şey geçen yılın ikinci çeyreğinde yaşanan yüzde 1,6 oranındaki küçülmenin yaratacağı olumlu baz etkisi olacak. 




160 yorum:

  1. Hocam kaleminize sağlık. Anlamadığım şey nasıl oldu da 24.000 turist nisan ayında ülkeye giriş yaptı bütün sınılar kapatılmışken

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Yurtdışından gelen türk vatandaşlarının girişleri,
      Bulgaristan, Gürcistan,Irak İran Suriye günlük girişler.

      Sil
    2. Hayır Hocamız yurtdışından gelen yabancı turist sayıları yazmış.

      Sil
    3. Yabancı ülke pasaportu olan türkler. Trakya nın yarısının pasaportu Bulgaristan.

      Sil
  2. Hocam geç kalmış bir soru olabilir ama; swap işlemlerinde CDS doğrudan yada dolaylı bir maliyet yaratır mı? Teşekkür ederim

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. İki taraf arasında gerçekleşen bir işlem olduğu için, iki taraf arasında güven var ise CDS swap maliyetini etkilemez.

      Önbilgi:
      Misal; esnafım. Kardeşim iş adamı.
      Kardeşimin yüzde 5 lik banka kredibilitesi var, benim yüzde 25 lik.
      Kardeşim yüzde 5 ile borç aldı, bana yüzde 5 ile, bir şekilde swap etti.

      Parayı ödediğim sürece sorun olmaz. Herşey aramızdaki hukuka binaen ilerler.

      Kardeşime parayı ödeyemez ve onun kredibilitesini bozarsam, bir daha o da asla yüzde 5 ile borç alamayacağı için ne bana para verebilir ne kendisi yüzde 5 ile borç alabilir.

      Gerçek:
      Katar ile 15 milyar dolar swap yaptım.
      Katar parası dolara endeksli, benim paramla dolar 9TL olursa,
      Katar MB bilançosu zedelenir.
      Niye?
      Dolar 7 TL iken Katar MB na 105 Milyar TL verdim.
      Dolar 9TL olursa, Katar MB hesabındaki para değeri 15 Milyar dolar yerine 11.6 Milyar dolara düşer.
      Katar'a aynı gün 3.4 Milyar dolar bulup vermem lazım ki Katar'lı kardeşimin bilançosu ve itibarı zedelenmesin.

      Benzeri şekilde Türk Merkez Bankasına para veren Çin ve diğer abidik gubidik yerlerde de aynısını yapmak lazım.

      O zaman ne olacak, dolar fiyatı düşük kalmalı ki, gelişmiş ülkeler ile olmayan itibarım az gelişmiş ülkelerden de gitmesin.

      Kapiş? Niçin Türk hükümeti dolar üzerine baskı yapıyor?

      Sil
    2. teşekkür ederim ancak bu da ikinci soruyu getiriyor: para arzı çok düşük (35 M $ ) ve kuru sabit (3,40) Katar. ya bizi canı gönülden seviyor ya da kumar oynamayı çok seviyor :).

      Sil
    3. teşekkür ederim ancak bu sefer de para arzı düşük (35 M $) ve kuru sabit (3,40) Katar, ya bizi çok seviyor ya da kumar oynuyor.

      Sil
  3. Mühendislik Ekonomisi dersinde ögretmenimiz şöyle bir cümle kurmuştu "Ekonomi psikolojiktir" Eğer toplumun psikolojisini iyi yönde yönetirsen ekonomide çarklar ilerler" alın verin ekonomiye can verin" yıl 2012. Eğer toplum kişinin sözlerine inanmıyorsa güvenmiyorsa iş bitmiştir. Nasıl futbol kulüplerinde Teknik Direktör değişikliği yetmedi Yönetim değişikliği gerekiyorsa o noktadayız demektir. Oysa takımda koşturan kişiler hep aynı.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Mühendis hocalar böyle diyebilir. Normaldir.

      Hocaya şunu sorabilirsiniz, insanların psikolojisi ne kadar iyi olursa olsun, bir mühendis ertesi gün doktor olamaz, bir doktor mühendis olamaz.

      Türkiye'deki ucuz işçiler de ne kadar psikolojileri iyi olursa olsun, birgün de kalifiye işçi olup, ülke verimliliğini artıramaz. Damadın psikolojide ne kadar iyi olursa olsun, bir kaç yılda iyi bir ekonomi yöneticisi olamaz.

      Netekim, toplumda psikologlara da ihtiyaç vardır. :)

      Sil
  4. Hocam ankete katılanlar arasında önemli bir kısım da büyümenin ne olduğunu bilmiyor bence.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Bu sene hükümet İç Anadoluda bir ovaya büyük bir çukur açtırsın, inşaat sebebi ile ekonomi büyür,
      seneye çukuru kapattırsın, ekonomi yine büyür. Toplum büyümenin ne olduğunu hiç bir zaman öğrenemeyecek.

      Sil
  5. Cari açık verdiğimiz için dövize ihtiyacımız var. Verilerde oynama yaparak iç kamuoyuna yön verilmeye çalışılıyor. İçerde para basarak süreye oynanabilir. Dışarıdan para verecek ülkeler, fonlar, yatırımcılar da verilere güvenmez ise döviz girmez. Şu anda durum bu! Kaleminize sağlık hocam.Teşekkürler.

    YanıtlayınSil
  6. Bu büyümenin içinde baz etkisi de var. Türkiye'nin büyüme modeli artık işlemiyor. Türkiye artık istikrarlı bir şekilde büyüyemez. Bir yıl büyürsün diğer yıl küçülürsün. Bu ortamda da işsizlik düşmez. Bence Türkiye bu işsizlik rakamlarını bile arayacak.

    YanıtlayınSil
  7. hocam iyi günler 2020 yılı için u tipi bir büyüme ile karşı karşıya olduğumuz söylenebilir mi ? teşekkür ederim

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. L tipi bir sürünme daha doğru olur.

      Sil
    2. p tipi büyüyeceğiz.

      Sil
    3. Buyuk ihtimal buyume bu yaz sonunda dik yapar. Sonra yolumuza devam ederiz. Korona bitsin istikrar sursun

      Sil
    4. Zor gibi biraz. Daha kötü günler olmasında mesela işsiz lik

      Sil
    5. 2020'de büyüme olmaz, 2021'e bakacağız.

      Sil
  8. Hocam Türkiye'nin büyüme oranlarına yatırımların katkısının negatif veya çok düşük olduğunu görüyoruz. Büyüme oranları daha acok tüketim ile sağlanıyor. Buradan hareketle;
    1)"Biz iç talepe yetecek kadar yatırımı zaten yapmışız" şeklinde birşey söylenebilir mi ??
    2) Yatırımlar düşük tüketim yüksek olduğunda, yeni fabrika kurmak yerinde aynı fabrikadan daha çok üretim yaparak mı büyümüş oluyoruz ??

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Aradaki farkı ithal etmiş oluyoruz.

      Sil
    2. Aradaki farkı ithal edince büyümeden bu çıkarılıyor zaten. Tüketim kalemine +, net ihracata - çıkıyor, toplamda 0 oluyor. İlk soruya dönersek arkadaşın ikinci dediğini ilk çeyrek kapasite kullanım oranları doğruluyor zaten.

      Sil
    3. dış talep düşüklüğü nedeniyle ihracat azaldığı için mevcut üretim iç talebe kayıyor. Domates ihracatı azalınca, fiyatı düşüyor, halk 1 yerine 2 kilo yemeye başlıyor mesela.
      ithalat da düştüğü için, iç piyasa iç üretime yöneliyor. İthal muz pahalı olduğu için markete gelmiyor, halk da muz bulamayınca elma alıyor, portakal alıyor.
      bu durumda mevcut iç üretim kapasitesi, iç talebi karşılayacak düzeyde olduğu için yeni yatırıma da gerek kalmıyor.

      Sil
  9. Hocam MB nin çok kısa vadeli açık piyasa işlemi yapmasının amacı nedir? Fiyat istikrarı veyahut finansal istikrar dan birisi olabilir mi?

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Piyasaya likidite sağlamak veya fazlaysa geri çekmek.

      Sil
    2. Hocam merkez bankasının sizce en etkili aracı api mi? Bu yüzden mi genelikle açık piyasa işlemlerine başvuruyor?

      Sil
  10. TÜİK başkanı akşam işten eve giderken şöyle bir sağa sola bakınsın kendisi bile inanmaz açıkladığı "veri"lere.

    YanıtlayınSil
  11. Bizim oğlan bina okur döner döner yine okur. Hep aynı şeyleri yapan birinin bir şeyleri değişeceğini beklemesi aptallıktır. Yazın cücüğünü güz de sayarlar. Yediğimiz hurmalar gün gelir tırmalar, ....

    YanıtlayınSil
  12. TUIK Başkanı neden değişti ki?

    YanıtlayınSil
  13. Anlaşılan kaderimiz baz etkisine bağlı. Sürekli olarak,baz etkisini yüksek tutmanın bir yolunu bulmalıyız.

    YanıtlayınSil
  14. Hocam, data sakat geliyorsa sizin sucunuz ne? Herkes ayni data ile calisiyor. Ama bagimsiz data toplama da mumkun. Yayinlamak yasak sadece. Istatistik enstitusu basbakanlik yaninda idi. El altinda.soviet tass ajansi gibi olunca gecmis, guncele de guven kalmadi. Tam seffaflik toleransli toplum ister. Daha erken. Eldeki dunya ile idare edecegiz.sert bir V tipi dusus ve yukselis umudumuz devam ediyor. Tum dunya gibi.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. TÜİK siyasetten tümüyle bağımsız hale getirilmeli.

      Sil
    2. Hocam merhabalar,üniversite öğrencisi olarak kafama takılan bir soru var bunu çözerken kaçırdığım bir nokta var, belki bloktaki diğer arkadaşlar da yardımcı olabilirler :),Şöyle ki 2008-2017 yılları arasında ekonomi yüksek reel büyüme gösteriyor olmasına rağmen, GSMH niçin sabit bir trend izlemektedir ?

      Sil
  15. " ...yabancıların inanıp da burada yatırım yapmasını beklememiz saflık olur." zenginleşme ve refah olmadan da dini ve milliyetçi söylemlerle iktarda kalmak mümkünse böyle bir motivasyon gerekli midir? Teşekkürler değerli Hocam.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Napoleon Bonapart milliyetçi akımı başlatırken,Mısırda,Rusyada,Waterloo da halkını kırıma sürükle di.Adolf Mısır yolunda,SSCB savaşta ırkını ölüme gönderirken dönüşü olmadı.Doğu Prusya yı kaybeti.Tarih tekerür ediyor ve İhvancılık ile Yunanistan nüfusu kadar Suriyeciye bakarken, Suriyede ve Libyada içsavaşta taraf ken,Delibaşlara$aylık.Kaynağı nereden?Her ay1.5milyon insan a1/54 bütçenin yardım dağıtmada zorlanıyorlar.İbni Haldun600sene önce reçeteyi yazmış.Tersten okuyorlar.Enfilasyonda,Coronada yıllık ortalama%-20buldum dersem hayatın realitesine uyar mı?
      Arjantinde bile bukadar uçukluk yok.
      Astiras Tombili

      Sil
    2. Napoleon Bonapart ile ilgili fransızca bir kitap okumustum 600sayfalık,meshur lafıyla ilgili bölümü okuduktan sonra sözünün türkceye yanlış çevrildiğini farkettim.şöyleki bizdeki çevirisi napolyonu paragöz,paraya önem veren bir kişi gösteriyor,oysaki orada bize para olarak cevrilen fransızca kelime bu dildeki para yerine kullanılan kelime değil "para arzı,miktarı" anlamında kullanılan bir kelime yani üstadın sözünün türkçe çevirisi"para para para,işte bütün mesele bu.." değil "pasılan para adedi,piyasaya verilen para miktarı veya para arzı iste bütün meselemiz;dogru ayarlamamız,iyi yapmamız gereken bu.." napolyonun sözünün tam türkçesi budur,kendisi atatürk gibi çagının çok ötesinde bir dahiydi,300yıl önce aklını böyle birseye takmasından belli değilmi?bu konuda 2ekol var benim bildiğim:biri bas bas gitsin,fazla para göz cıkarmaz,dagıtırız diyenler,diğerleri ihtiyatlı olanlar,hocam siz galiba 2.ekoldensiniz :)

      Sil
  16. Baz etkisinden nefret ediyorum. :)

    YanıtlayınSil
  17. Ben devletciyim. Yani devlete is yapiyorum. Butce acigi bizim gibi devlete is yapanlari etkiler mi zor durumda birakir mi? Alo

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Devlet'in işi zor, baraj altı gibi duruyor. O yüzden seçim kanunu değştirmek için acele ediyor. Yerini İyip'e kaptırmanın telaşında. ama Devlet'i yine de küçümsememek lazım, 7,23'ten bozdurduğu dolarlar ile altın aldığı söyleniyor. Krli çıkıdır yani:)

      Sil
    2. Devletçi tanımınızı bir daha gözden geçirin

      Sil
    3. Ben devletciyim derken; ne bir siyasi parti lideri ve onun destekcilerini ne bir siyasi fikrin ilkelerini ne de bir ekonomik sistemin kavramini kullandim.
      Sadece devletle is yapan bir kisi oldugumu kastettim.

      Sil
  18. Hocam niye insanları, okuyucularınızı paranoyak yerine koyuyorsunuz? Sanki ortada makul hiçbir sebep yokken TÜİK verilerine güvenilmiyormuş gibi bir hava yaratıp ısrarla ben analizlerimi resmi verilere göre yaparım diyorsunuz.

    TÜİK enflasyon düşük çıksın diye sigaraya zam yapıldığı yıl sepetteki ağırlığını azaltmadı mı?
    Ertesi sene zam yapılmayacağı için yine enflasyon düşük çıksın diye sepetteki ağırlığını yine arttırmadı mı?

    YanıtlayınSil
  19. Reel döviz kuru=Nominal döviz kuruXyurtdışı fiyat düzeyi/yurt içi fiyat düzeyi
    Reel döviz kurunda yüzde 1, Yurtiçi fiyatlar genel düzeyi yüzzde 6 ve yurtdışı fiyatlar genel düzeyi yüzde 4 artmıştır. Nominal döviz kuru ne olur?
    Hocam ben sorumu cevaplamanızı istemiyorum ama kafamın takıldığı nokta
    101=NOMİNAL KUR X 104/106 olarak mı hesaplayacağım YOKSA
    0.01= NOMİNAL KUR X 0.04/0.06 ŞEKİLNDE Mİ Yardımcı olabilir misiniz?

    YanıtlayınSil
  20. Tiyatrocu şevket beye gazeteci sormuş, tiyatro altın çağını yaşarken hicmi kenara bir şey koymadınız? Cevap müthiş devlet altın çağını yaşarken neden ıban istedi acaba , işte büyüme modeli 😁

    YanıtlayınSil
  21. Büyüme rakamlarında sorun şurada. Petkim nisan ayında 2 aylığına rafineriyi komple kapattı, thy hiç uçmadı, otobüs firmaları sefere çıkmadı, trenleri vapurlar, köprü ve otobanlar, otomotiv üretimi ve satışı, emlak satışlar...öğretmenler, imamlar, hakim-savcılar iş başı yapmadı, simitçiler, kağıt toplayıcıları, berberler çalışmadı. bu durumda GSYH %50 daralmış olmalı değil mi? Fiili durum ile gerçekler uyuşmuyor, öğretmenlerin, imamların, işçilerin maaşı çalışmasalar da yatıyor. Memurlar üretmese de, istatistikleri üretiyor olarak geçiyor. Fabrikalar, işçileri önce yıllık izne, sonra ücretsiz izne veya kısmı çalışmaya yönlendirdi. Thy uçmasa da, geçmiş aylardan yaptığı hizmetleri fatura etti, gelecek ayların siparişini gelir yazdı. simitiçiler, berberler kayıtdışı olduğu için tuik tarafından yapılan anketlere göre "tahmin" ediliyordu, tuik kayıtdışı ekonomiyi "tahmin" etmeye devam ediyor. Aradaki açığı da devlet borçlanıp, mal ve hizmet satın alarak kapatıyor, belediyer, kitler ve bakanlıklar ile.

    YanıtlayınSil
  22. Büyüme bir otomobilin hareketi gibidir. Çalıştırırsınız ilerler. Önemli olan otomobilin hareketi size birşey kazandırıp kazandırmadığıdır. Büyümeden daha önemlisi büyümenin niteliğidir.

    YanıtlayınSil
  23. Hocam, "genç işsizliği" çok hızlı bir şekilde yükseliyor!

    Bu, tehlikeli değil mi?

    YanıtlayınSil
  24. Hocam hayatınızın amacı nedir

    YanıtlayınSil
  25. Hocam Ali babacanın zamanındaki ekonomi yönetimi sizce nasıldı? İyi bir ekonomi dönemi hiç oldu mu

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Türkiye'nin 2002 - 2010 arasındaki yönetimi kuru baskılamak ve yapısal reformlara devam etmemek gibi bazı hatalarına karşılık başarılıydı. Ali bey Mali Kural gibi çok önemli bir yapısal reformu yaşama geçirmek için uğraştı ama parti yönetimi izin vermedi.

      Sil
  26. Mahfi Bey , takip ettiğiniz yabancı bir ekonomist var mı? Mesela Roubini yı takip eder misiniz?

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Krugman, Stiglitz, Greg Mankiw, Mohammed el Arian, Jacob Frenkel.

      Sil
  27. Hocam sizce Katatdan gelen para nın arka planında başka birşey olabilir mi? Hükümet kendi parasını getirtti 7.20 den bozdurttu diyorlar

    YanıtlayınSil
  28. Hocam basılan paraların nerelere gittiğini nasıl görebiliriZ?

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Bütçeye bakarsanız bir kısmını görebilirsiniz ama mesela Varlık Fonunun parayı nasıl ve nerede harcadığını göremezsiniz.

      Sil
  29. Hocam sizce swap ın devamı gelecek mi? Diğer ülkelerden pek birşey çıkmadı?

    YanıtlayınSil
  30. Hocam sizi çok seviyoruz. Yasak bitince rakı ısmarlayabilir miyim?

    YanıtlayınSil
  31. Hocam insanlar nasıl güvensin bu verilere. Kurumların başına getirilen insanlara bir bakın, hepsi bir tanıdığı vasıtasıyla oraya gelmiş, hiçbirinde liyakat yok. Hepsi de verilen talimatlara sadık kalmak kaydıyla oraya getiriliyor ve bu görevini "başarıyla" yürütüyor. Ama, ah şu gerçek ve hissedilen veriler yok mu onları da bir değiştirebilselerdi.

    Gerçi onun için de çok kullanışlı araçlara da başvurmuyor değiller hani, baş harfi "D" olan, üç kelimeden oluşan ve 130.000 personeli olan kurum mesela, istatistikleri de buraya açıklatsalar artık.

    Saygılar Hocam.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Anonim, verilerin nesi var? Neresi güvensiz?

      Sil
    2. Bak anonim 21:01, benim temel gıda maddelerine harcadığım para, gelirimin yaklaşık üçte biri yani yüzde otuz üçü. Asgari ücretlilerde bu oran çok daha yüksek nerdeyse %50 ve ülkede asgari ücretle çalışan milyonlar var. şimdi gir istatistik kurumunun sitesine ve enflasyon hesaplamasında kullanılan pakette gıdanın payına bir bak. Yapamayacağını biliyorum :) Ben senin yerine söyleyeyim o zaman. gıdanın payı %22,7, yani birçok insanın gıdaya harcadığı oranın altında. Bu da demek oluyor ki gıdaya zam gelse ve insanların gıdaya harcaması artsa bu durum enflasyon rakamında doğru şekilde yansımıyor demektir. Bu durumda enflasyon, gerçekte olandan daha düşük çıkacaktır. Bunu benzer mal gruplarına uyarlayabilirsin; kira, alkol-tütün vs. Şimdi burda böyle bir yola başvuruluyorsa GSYH'da neden başvurmasınlar. En son ihracat rakamları açıklanmasının düzenlemesine de bir bak istersen. Nasıl yöntem değiştirilerek rakamlar şişiriliyor. Tabi senin bundan da haberin yok eminim.

      Sil
  32. her zamanki gibi yalın ve en anlaşılabilir haliyle aydınlatıcı bir yazı olmuş sayın hocam affınıza sığınarak konudan bağımsız olarak bu gün yaşadığım yer Ankara'da döviz bürosunun önünden geçerken serbest piyasada USD kuru 6.81/6.82 aralığında iken döviz bürosunun 6.86 dan alım yaptığını 6.97'den ise satış yaptığını gördüm normal günlerde serbest piyasa ile aralarında en fazla 5.5 - 6 kuruşluk farklar olur ve alış fiyatı daha düşük olur bilemediğimiz bir şeyler mi var acaba yorumlayabilirseniz müteşekkir olurum.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Anonim kardeşim, normalde 6 kuruş fark vardır.

      Bu normal farka hükümetimiz 7 kuruş (yüzde 1) vergi ekledi.
      Şimdi yeni normal 12 -13 kuruş fark oldu.

      Dövizini 6.97 den alan vatandaşımız, 7 kuruşunu vergiye vermektedir.
      Büronun satışı 6.90 dır.
      6.86 ile 6.90 arasındaki 4 kuruş fark döviz bürosunun kazancıdır.
      (Bu kazanç da ayrıyeten vergiye tabidir.)

      Bilmediğiniz şey budur.

      Damattan sevgiler ile...

      Sil
    2. Banka kurlarında fark 30 kuruşu geçiyor,vergi oranları farklı mı?

      Sil
  33. Hocam ayrıntılı ve bilgilendirici yazınız için teşekkürler, ellerinize sağlık :)
    Ama, maalesef, bu rakamlar böyle açıklanmaya devam eder, siz de böyle yazılar yazmaya devam edersiniz.
    Biz de, bu rakamlara inansak mı inanmasak mi diye düşünüp dururuz 😞🙁😕

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. 2. çeyrek verilerini bekleyeceğiz.

      Sil
    2. Ekonomiden azıcık anlayanlar inanmıyorlar zaten. Kaldı ki inansanız bile üretim, yatırım ve ihracata değil salt şişirilmiş tüketime dayalı rakamlar... Neresinden tutsan elinde kalıyor.

      Sil
  34. Hocam, genellikle büyüme, halk arasında kalkinma ile karistirilan bir kavram, animsayabildigim kadari ile sizin bu konuda yaziniz vardi, bugun de aslinda büyüme oranini gosteren kalemlere, nitelige isaret etmissiniz, kendime yazilar oldukca izlenilen bir blog, nacizane olarak konuyu bir kez daha vurgulamaniz imkani olabilir mi?

    YanıtlayınSil
  35. hocam size bir şey sormak istiyorum reelleştirmenin ekonomik ve iktisadi açıdan önemi nedir acaba?

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Reelleştirmezsek gerçek durumu göremeyiz. Mesela bankalar % 8 faiz verir, enflasyon % 10 ise siz faizden kazanç sağladığınızı sanırsınız oysa aslında 2 puan kaybınız vardır. Ekonomi % 10 büyümüş görünür ama enflasyon % 10 ise aslında reel büyüme sıfır demektir. Yani büyüme değiş şişme olmuş demektir.

      Sil
  36. sevgili mahfi hocam,türkiyemizin 97+ yıllık tarihinde hep fakir olmamızda makro ekonomik olarak kötü yönetilmemizinmi payı daha büyüktür yoksa mikro ekonomik olarak bireylerin para kazanmayı bilmemesinin yada bunun öğretilememesinin mi payı daha fazladır?%50-50 şeklinde bir yüzde bekliyorum sizden{ancak lütfen %50-50 olmasın cevabınız :) }
    bir ikinci sorum bizden neden bir jeff bezos,elon musk,bill gates çıkmıyor mesela?sorun birey yetiştirme sistemimizdemi?bunu akp li bir arkadaşıma sordum :) bana onlar gerçekten yetenekli dahiler degil,küresel sistemi yönetenlerin görev verip öne attığı kişiler,arkalarındaki gücün piyonu onlar dedi,sanırım tarafsız olamayan medyamız insanımıza böyle bir sübliminal bilinç altı mesaj vererek varolan girişimcilik kırıntılarını da yozlaştırıyor.siz ne dersiniz bu konuda?biliyorum biz bir amerika değiliz,onların 15te biri kadar bir ekonomiyiz ancak bu saydıgım isimlerin 15te biri servet yapan kişiler de çıkmıyor bu ülkeden,şu anda türkiyede 20yıl önce sıfır olan yani aileden zengin olmayan kaç dolar milyarderi var diye araştırdım,bir kişi bile yok.bırakın bir milyarı Odan herhangi bir teknoloji firması yada e-ticaret sitesi kurup 100milyon $ ın üstünde servet yapmış tekbir kişi dahi yok türkiyede,varsa birileri paylaşsın,sadece inşaat firmaları var bunu yapan,onların da %90ı babadan,amcadan,dayıdan el alıp,onların yanında işe başlayanlar..biran önce insanlara özellikle gençlere hazır donmuş konserve balık yiyen avrupalı amerikalı gençleri kıskanmayı bırakıp balık tutma eğitimi verilmeye başlanmalı köy enstitüleri ruhu yeniden canlandırılarak,ancak bu bir milyon yazılımcı yetiştircez diyerek olmaz,türkiyede zaten yeterince yazılımcı var.türkiyenin yeni yazılım sektörleri ve platformları icat edicek kişilere ihtiyacı var yazılımcıya değil.mesela derseniz bitcoin gibi ancak farklı,türkiyeye özgü birşey çıkarılabilir,bu elektronik para sistemi tl nin yerini alabilir,ilerde global bir kabulde görebilir,bu platforma merkez bankası,bddk,sosyal yardım dernekleri dahil bütün sivil toplum kuruluşları,özel şirketler başta olmak üzere tc kimlik numarası olan her vatandaş,yeni doğanlar bile enaz trilyonda birlik bir hisseyle bu sisteme hissedar olarak otomatikman dahil edilebilir..bahsettigim platform bir taşla bin kuş vurur,doğuştan baglanan vatandaşlık maaşı,gerçek sosyal devlet,0vergi kaçırma&Okayıt dışı ekonomi aklıma gelen ilk faydalar,benimki sadece bir fikir,şuanda uydurdugum birsey, kimse dalga geçmesin lütfen :)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Bu sorunuzun yanıtı ne yazık ki buralara sığacak kısalıkta değil. Ben bu konuları Değişim Sürecinde Türkiye kitabımda uzun uzun tartıştım.

      Sil
  37. Halkın büyük çoğunluğunun devletin tüm kurumlarına güveni kalmamıştır. Devlet kurumlarının bağımsızlığı kalmamış ve kurumlara atamalar nepotizm ile gerçekleşmektedir. Bunu aleni gören halk kurumların yaptıkları çalışmalara güvenirmi değerli hocam?

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Emin ol atanan kisiler bile inanmiyor onlarda yaranmak icin guzelleme yapiyorlar yapmasalar kapi onune

      Sil
  38. Hocam merhaba, Bankaların,örneğin 100 bin tl kredi verip 200 bin tl teminat’a imza attırmaları yasal mıdır?
    Bu tarz uygulamalar kredi alanı olumsuz koşulların gerçekleşmesi halinde daha da içinden çıkılamaz sorunlara yol açacağı aşikar değil midir?

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Kredinin ödeme dönemi sonunda varacağı miktar neyse imza o miktara göre olmalıdır.

      Sil
  39. Hocam buyume hesaplarına yüksekogretim (kamu tarafi) nasil dahil ediliyor. Yani yazınızın basindaki tablolarda hangi satırlarda gözüküyor.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Üretim açısından hizmetlerde, harcamalar açısından tüketimde yer alıyor.

      Sil
  40. Hocam biri yerli biri yabancı iki ortak firmadan biri firmaya makina teçhizat alırsa bu değer diğer firmanın ülkeinin ödemeler bilançosuna yazılır mı?

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Bir işlemin ödemeler dengesine girmesi için yurtiçinde yerleşik bir kişi ya da kurumla yurt dışında yerleşik bir kişi ya da kurumun işlem yapması lazım. Milliyet önemli değil, yerleşik olunan yer önemli.

      Sil
  41. Merhaba, emeğinize, kaleminize sağlık Mahfi Bey.
    Türkiye ekonomisi büyümesi gitgide "Leprechaun" ekonominisine benziyor diye düşünüyorum, fark apple ve google yerine TCMB ve Kamu harcamalarının olması. Sonuçta halka yansımayan bir büyüme var. Ayrıca ankette %45 negatif bekletinin bir nedeni de hissedilen büyümenin nominal değil de reel büyüme olması olmasıdır. Halkın enflasyonu ile resmi enflasyon oranı çok farklı. Enflasyondan arındırılmış reel büyüme %4.5'dan daha düşük olduğu için çok bahsi geçmiyor, ama sanki sadece cari TL fiyat artışlarıyla büyümüşüz gibi hissediyoruz. "Yuksek gayriresmi enflasyon-Düşük resmi enflasyon" artık gizli vergi ve borçlanma politikası aracı olarak kullanılıyor, siz ne dersiniz? Teşekkürler.

    YanıtlayınSil
  42. Hocam Türkiye hazine bankası borçlanmaya gitti 2 yıllık tahvil faizleri rekor seviyede gerçekleşti aynı dönemde dünya döviz endeksi düştü dolar/tl paritesinin düşmesi beklenirken artması nedeni ekonomi güvenliği açısından ne olabilir

    YanıtlayınSil
  43. İkinci çeyrekte de negatif büyüme olmayacaktır. (Ramazanda her zaman bir yavaşlama olurdu zaten. İlk çeyrekdeki gibi harcamalar yatırımı ikame eder. Biraz borç artar... Turizm sezonu da zaten yeni başlıyor.) Hatta ilk yarı büyüme yüzde 6-7 olur. Yıl sonu çift hane de olur...

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Evet yıl sonu çift hane olur ama negatif. KOBİ'ler aylarca kapalı kaldı; birçoğu açılmayacak, açılanlar bile eski kapasite de iş yapamayacak. Çift hane büyümeyi nasıl ve hangi matematikle anlayabiliyorsunuz? Ülkenin 1 ayı gitse 1/12 %8.3 küçülme demek ancak ne yazık ki paçal da 1 aydan fazlası gitti.

      Sil
  44. vw grubu elektrikli otomobil için 2,1 milyar bütçe ayırmış. Mekanik sistemlerinde dünyanın en iyi 3 firmasından biri bu para pil ve elektrik motoru için ayrılmış. Türkiyede o dan başlayacağız 500 milyon euro yatırım teşviki ve en fazla bu kadarda sermaye ile başlanacak. Bu grupla serbest şartlarda rekabet edebilirmiyiz? Yoksa bu kadar paramız boşamı gidecek. Gitsin diyoruz Ankarada yapılan Ankapark a 750 milyon dolar gömmüşüz yaptığı ciro elektrik parasını ödemediği için kapanmış. Bunlarda gitsin diyorsak tamam...
    Harcaması en kolay para kendinin olmayan paradır. Ülkemizde tüm iktidarlar halkın kazandığı parayı harcamıştır ve harcamaktadır. Paranın sahibinin hesap sorma mekanizması ise maalesef seçimde oy verip vermemekle kısıtlı. Bunlar için ne yapabiliriz???

    YanıtlayınSil
  45. Merkez bankası TL basmak yerine dolar basmaya başlamalı. Teknolojisi buna müsait.tl nasıl basıyorsa dolar bassın. Dış güçlere büyük bir ders verilmiş olur.

    YanıtlayınSil
  46. Olası bı parasal piyasaların çökmesi durumunda bankada altın hesabı olması güvenli mi yoksa dizimi almak daha güvenli olur.butun dünya para basıyor sürekli bu paralar geçersiz olursa sadece altın kabul edilir tahminim gümüş vs

    YanıtlayınSil
  47. Hocam spor yapar mısınız? Hangi spor? Çok enerjik siniz, maşallah. Ailenize çocuklarınıza zaman ayırır mısınız?/ Ayırır mıydınız? Yoğun çalıştığınız dan dengeyi nasıl kurduğunuzu anlamaya çalışıyorum.

    YanıtlayınSil
  48. hocam, benim açımdan geçen yılın aynı dönemine göre değil bir önceki çeyrek döneme nazaran ne kadar büyüdüğümüz önemlidir. a.b ve abd Japonya gibi ekonomiler genellikle bir önceki çeyrek döneme göre iktisadi aktivasyonlardaki değişimleri verilendirir. mevsimsel ve takvimsel etkilerden arındırılmış büyüme daha önemlidir benim açımdan. türkiye gerçekte sadece %0,6 oranında pozitif büyüme kaydetmiştir. üstelik de tüik in enflasyonu olduğundan düşük göstermek adına rakamlara attırdığı kırk taklayı da hesaba katacak olursak ilk çeyrek hakikaten de hafif negatif fazda büyüme de gerçek olabilir. ayrıca burada birçok kişinin dikkatinden kaçan husus dünyadaki birçok ekonomiden sonra Türkiye'de maalesef küresel sermayenin yönlendirmeleriyle kamu borç batağına doğru hızla sürüklendiğidir. özzel sektör ve hane halkları tarafında yüksek borçluluk nedeniyle tüketim yatırım ve istihdam alanlarında duvara dayanmış olan türkiye özzel sektör eliyle dış finansman yükümlülüklerini artıramadığı için bunu artık kamu tarafı yapıyor son 1,5 yıldır. işin daha da kötüsü kamunun elinde üretim araçları çok az bırakılmış durumdadır. yani borçlanmayla da yeterli mal hizmet üretimi zorlaşmıştır. bu da iç ve dış borçlanma sarmalı kamusal tarafta da büyümekle beraber borçlanma hızı giderek büyüme hızının çok üzerine çıkmaya başlamıştır. abd a.b Japonya gibi büyük kapitalist ekonomilerde özel sektörün borç stoku oranları daha düşüktür kamuya nazaran. biz de ise tersineydi. fakat bir yandan özel sektöre dışarıdan yeterli finansal akım yokken küresel sermaye kamuya finansal akım sağlıyor bir şekilde. yani yüksek borçluluğu olan türkiye özel sektör ekonomisine bir de kamu ekonomisini eklemlemeye başladılar. bu bizi giderek çok daha negatif ayrışmaya itecek gibi görünüyor. yılın ilk çeyreğinde olsun, 2019 yılının tamamında olsun yoğun kamusal harcamalara genişleyeci politikalara rağmen kurlara yapılan yoğun aşağı yönlü baskılamalara rağmen yine de 2019 da sadece %1 in altında ki o da şüpheli olmakla beraber 2020 ilk çeyreğinde istenilen güçte büyüme sağlanamamıştır. bu arada iç talepteki ani duruşa ve iktisadi aktivasyonlardaki sert sekmeye rağmen ithalat azalışı az ihracat azalışı fazla olmuştur. daha önce de belirttiğim üzere artık cari işlemler açığının temelini özel sektör değil kamu sektörü oluşturacaktır. kamu harcamaları önce sert bütçe açığı artışını o da zamanla cari işlemler açığını getirecektir demiştim. artık bütçe dengesi ila cari denge arasındaki negatif fazlı korelasyon giderek pozitif hale gelecektir demiştim. nitekim bu öngörüm gerçekleşmeye başlamış görünüyor. bütçe açığımız arttıkça dış dengemiz de cari dengemiz de giderek bozulacaktır. ağustos 2018 de yaşadığımız kur şoku özel sektör merkezliydi şimdi yaşama riskimizin artmaya başladığı kur şokunun kamu merkezli olacağı kanaatindeyim. ben 2001 de 19 şubat ve sonrasında yaşanan kur şokunun benzeri bir şoku yaşama olasılığımızın maalesef giderek arttığı kanaatindeyim. zira 2001 döneminde türkiye'nin cari dengesi bozulmuştu ve her ne kadar bütçe açığımızda azalma trendi yaşanıyor olsa da göreceli olarak yine de yüksekti. bu ikiz açık ki; o dönemdeki tasarruflarımızın GSYH ye oranı bugünkünden daha yüksekti, bugün tasarruflarımızın oranı da o döneme nazaran ciddi derecede düşüktür. dış borç oranımız bugün daha yüksektir üstelik üretimdeki dış girdi oranı da o döneme göre nispeten daha da yükselmiş bulunmaktadır. varlık fonu üzerinden de ki maalesef sayıştay by-pas edildiği için mali şeffaflık da yok edilmiş durumdadır; kamu ciddi iç ve dış borçlanmalar yapmaktadır ve hangi faiz oranlarıyla hangi vadelerde ve ne gibi finansman modelleri kullanılarak finansman sağlanıyor belli değildir.

    YanıtlayınSil
  49. Mahfi Bey anlamaya çalışıyorum, lütfen "nostalji içinde" yüzdüğümü düşünmeyiniz.

    Benim 1 domates, 2 limonum var.

    Sizin 1 domates, 2 soğanınız var.

    Ben size, 1 limon veriyorum; siz bana, 1 soğan veriyorsunuz. Takas yapıyoruz.

    Böylece ikimiz de salata yapıp afiyetle yiyebiliyoruz.

    Şu an, 21. yüzyılda, dünya geneli ticaret yapma tarzları böyle olsa; kime ne sakıncası var?

    Yukarıda en basit düzlemde anlatmaya çalıştığım mekanizmayı, 21. yüzyılda uygulamak niçin mümkün değil?

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Benim bir arabam var. Sizde de 1 domates, 2 limon var. Ne yapacağız şimdi? Sizin domates ve limonu alıp benim arabayla pikniğe mi gideceğiz?

      Sil
    2. Fatih Kömürcüoğlu31 Mayıs 2020 20:09

      Açılış Önermesi: Paranın aslında bir değeri yoktur. Değiş-tokuş aracı olarak yıllarca iyi iş görmüştür.

      Anonim 15:56'nın önerisi yerindedir.
      Saf bir takas ekonomisinde tüm yapısal krizler çözülür. (olağanüstü dönemler (savaş, kıtlık, salgın) hariç) Zira ekonomi tarihinde gördüğümüz büyük krizlerin hepsi paradan para kazanan üretmeyen kesimler yüzünden çıkmıştır.

      Çözüm: Herkeste bir sanal cüzdan olur. (Teknolojik altyapı artık müsait. Arkadaşın örneği üzerinden gidersek limonla soğan takas edilir. Sanal cüzdanlarda para yerine puan olur. Limonla soğan arasındaki fark cüzdanlar arasında puan olarak transfer edilir.

      Özel bankaların tümü kaldırılmalıdır. Bankacılığı sadece kamu yapmalıdır ve kamu bankacılık işlemlerinde kar amacı gütmeden kaynakları verimlilik esasına göre dağıtmalıdır.

      Anonim 15:56'nın cüzdanından Mahfi Hocamın cüzdanına 50 puan transfer edilir ve beraber pikniğe gidilir. Çalışan, üreten kesim sermayenin elinde oyuncak olmaktan kurtarılmalıdır.

      Sil
    3. Hocam arkadaş ile pikniğe giderseniz haber verin, benzini benden olsun.

      Sil
    4. Şu blockchain konusunu bir inceleyin derim.Bitcoin dijital parasının üstüne inşa edildiği sistem.
      Ben anlamaya çalışıyorum ama aklıma oturmuyor.Yalnız üzerinde çok çalışılıp düşünüldüğü belli.Çok anlamamakla beraber yüksek güvenlik sağlamak için algoritmalar,kodlar,şifreler ve mesajlar kullanıldığını öğrendim.
      Dünyanın her tarafına yayılmış serverlar aracılığıyla çalışan ve merkezi olmadığı iddia edilen bir sistem.Yani bir devlet otoritesinden veya bankadan bağımsız para transferine imkân sağlıyor.

      Bu girişi yapmamın sebebi zaten hiçte iyi anlamadığım bir konuda bilgi vermek değil.Sadece sizin sormuş olduğunuz soruya bir cevap arama isteği.
      Şunu anlatmaya çalışıyorum:madem ki bu sistemin çok güvenli olduğunu iddia ediyorlar ve geleceğin dünyasının burası olduğunu işaret ediyorlar,neden küresel bir takas sistemi kurmak için bu çaba gösterilmedi?
      İstense yapılamaz mıydı?
      Dünyadaki tüm ürün ve hizmetlerin,tüm oyuncular tarafından (devlet,şirket,birey) birbirleriyle takas edilmesine imkân sağlayacak bir algoritma veya yazılım üretilemez miydi?
      Ütopik olduğunun farkındayım.Ama çılgınca olduğunu söyleyemeyiz sanırım.
      Çünkü tarihte bu yöntem kullanılmış.Tabi ki Hititler üzerine çalışmış bir yazarın bloğunda,bu konunun tarihsel sürecine girmek gibi bir hadsizlik yapmak doğru olmaz.Sadece hatırlatmak istedim.
      O tarihlerde olabilen ve işleyen bir sistemin,bu zamanda neden olamayacağını konuşmak,belki bize çok şey katabilir diye düşünüyorum.
      Ya da olsa nasıl olabileceğini tartışmak.
      Böyle bir yapıda,çözümlenmesi gerekecek sorunlara ilişkin onlarca soru geliyor insanın aklına.
      Ne demek istediğimi anlatabildim mi bilemiyorum ama bu konu üstünde beyin jimnastiği yapmak eğitici olabilir.

      Sil
    5. mangalı ve eti olan birini daha bulup piknikte mangal yapılabilir. :)

      Sil
  50. Hocam bir sorum olucaktı
    TÜRKİYE'DE 2010'DAN YILINDAN GÜNÜMÜZE BU ÜÇ DENGENİN DURUMUNA İLİŞKİN MEVCUT RAKAMLAR IŞIĞINDA ÜLKEMİZDE BU ÜÇ DENGENİN SEYRİ NASIL GELİŞMİŞ VE SON YILLARDAKİ DURUM NEDİR?

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Hocam, gökten 3 denge düşmüş,
      biri damadın başına, biri Mahfi hocanın başına biri de okuyucuların başına...

      Sil
    2. hocam kusura bakmayın soruyu eksik yazmışım, ÖDEMELER BİLANÇOSU DENGESİ, CARİ DENGE VE DIŞ TİCARET DENGESİ

      Sil
  51. Hocam merhabalar,üniversite öğrencisi olarak kafama takılan bir soru var bunu çözerken kaçırdığım bir nokta var, belki bloktaki diğer arkadaşlar da yardımcı olabilirler :),Şöyle ki 2008-2017 yılları arasında ekonomi yüksek reel büyüme gösteriyor olmasına rağmen, GSMH niçin sabit bir trend izlemektedir ? soru için iki farklı grafik verilmiş bunlardan birincisinde yüzde olarak ekonomik büyüme oranları verilmiş, ikincisinde kişi başına düşen GSMH miktarını dolar cinsinden vermiş, fakat grafiklerde nominal mi yoksa reel bir büyümemi olduğuna dair bir bilgi yok, kişi başı GSMH'nın sabit bir trend izlemesini ben 2008-2017 yılları arasındaki dolar kuruna ve sabit üretim miktar ve fiyatlarına bağladım doğru bir yaklaşım mı emin değilim . Teşekkür ederim,saygılar

    YanıtlayınSil
  52. 😁bu sene piknik bile hayal

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Kovid Pendemisi gençlerin psikolojilerini bozdu,
      Mart bitti, Nisan gitti, Mayıs tükendi,
      ilkbahar hormonları evlerde heba oldu.
      Gençler tanışamadı, kaynaşamadı.

      Sokaklar mart sonrası kedilere kaldı, her yer yavru kedi dolu.

      Sil
  53. Hocam bügüne kadar bloğunuza nadiren dahil oldum ve bilgi sahibi oldum bu nedenle size teşekkür ediyorum.
    İki üniversite mezunuyum katıldığım tüm siyasi,ticari ve diğer toplantılarda bu ülkenin kurtuluşu için üretim,üretim,üretim denilir ve böylece devam edecek bu reçete fakat ben bunun zevahiri kurtaracak bir kavram olduğuna inanmaya başladım.mesala ben tarımla uğraşıyorum ceviz,kivi,domates ürettim ve bir maliyete katlandım ve ürünü Ürettim şimdi satacağım ve satış fiyatlarım maliyetlerinin altında kaldı ve bu arada son teknolojiyi kullanmıştım şimdi zarar ettim ve döndüm üretim üretim diyenlere eee beyler ürettim zarar ettim napayım şimdi dediğimde kardeşim üretici feraset sahibi olmalıydı katlanacaksın denilecektir ve bende istanbulun yolunu tutmak zorunda kalacağım böyle değimidir.Yani demem odurki bunun planlamasını yapmadadan özellikle pazarlama staterejisini oluşturmadan üretin denilmesinin altı boş dile kolay gelen kolaycılık değilmidir.Milyonlarca arazinin boş kalması siyasi otoritlerin bu hususta asıl ferasetsizliği bahiskonusu değimidir.Bu süreç on yıllarca devam etmemektemidir.Yani bu üretim sözünün altının doldurulması gerekirmi sizce.saygılar

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Selam Kayı,
      İstediğin kadar üret, enerji fiyatın hiç bir zaman Çin kadar ucuza olmaz, çünkü tüm koşullar aynı olsa bile Çin Türkiye'ye göre her zaman daha yüksek alım yapar, fiyatı daha iyi olur.

      İstediğin kadar üret, işçi maliyetin Çin kadar, Bangladeş kadar ucuz olamaz, çünkü adamların hükümetleri işçi fiyatları ucuz olsun diye hiç bir sosyal hakkı, sosyal yardım aktarmıyorlar, Çinliler tasarruf ediyor çünkü adamlarda düzgün işleyen bir emeklilik sigorta sistemi yok.

      İstediğin kadar üret, Çin birim teknoloji başına daha fazla ürettiği için sürüm maliyeti senin altında olur.

      İstediğin kadar üret, pazarlama, bankacılık, taşıma maliyetlerin Çinlilerin üstünde olur. Adamlar o networklere yıllar önce girdiler. Banka ve taşıma hacimleri çok yüksek, maliyetleri düşük.

      Üret diyen adamların önce Çin rekabetini düzenlemesi lazım. Çin ile rekabet etmek için yüksek teknoloji, yüksek eğitimli katma değer üreten insana ihtiyaç var. Bunlar için de eğitim altyapısı, hukuk altyapısı, ticaret altyapısı.

      Batı ülkeleri yeni yeni akıllandılar. Artık Batı da üretemiyor.

      Herkes akıllı olacak, herkes çalışacak, üretmek lazım deyip kenara çekilmek kolay, adama sorarlar üret diyorsun peki sen ne ürettin diye?

      Sil
  54. hocam brics ülkelerinin Türkiye ilk çeyrek büyüme oranıyla kıyaslanması hakkında ne düşünüyorsunuz ?

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Türkiye, pandemiyle geç karşılaşması nedeniyle hepsinden iyi görünüyor.

      Sil
  55. Hocam sizce bitcoin gibi merkezcil olmayan dijital para birimlerinin geleceği nasıl olur?
    Böyle bir sistemin mümkün olmadığını düşünmeye başladım çünkü para yönetilemezse insanlarda yönetilemez.

    YanıtlayınSil
  56. Hocam sabit döviz kurunda amaç enflasyon mudur yoksa fiyat istikrarı mı ?

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Sabit döviz kuru sisteminin böyle bir amacı yoktur.

      Sil
  57. Hocam, dünyada para sisteminin değişeceği görüşüne katılıyor musunuz

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Her şey bir gün değişecektir para sistemi de değişecek kuşkusuz ama henüz değil.

      Sil
  58. Aktif rasyosu yazini kaldirdinmi hocam

    YanıtlayınSil
  59. Ümmet parayı sorgulamaya başlamış, güzel bir şey.

    Google da arayınız : Para nedir?

    YanıtlayınSil
  60. kaleminize sağlık hocam. ikinci çeyrekteki yabancı turist girişinin ilk çeyrekteki kadar küçülmeyeceğini var sayarsak asıl küçülme sanayi ve hizmetler sektöründe mi yaşanıcak ?

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. ikinci çeyrek dediğimiz; nisan mayıs ve haziran ayları. Yabancı turistteki düşüşün etkisinin ilk çeyreğe göre daha da fazla hissedeceğimiz aylar olsa gerek.

      Sil
  61. Hocam yeni kredi genişlemeleri ile sorunları halı altına süpürme çalışmaları devam ediyor. Bunun sonu yokmudur. Yada ne zamana kadar sürdürülebilir...

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Sonu vardır, para basanın parası geçmeyene kadar devam eder.

      Sil
  62. Mahfi bey tehlikeli bir iktisatçı.

    Çünkü, gerçekleri yazıyor!

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Gerçeklerin tehlikeli olmadığını, yalanların tehlikeli olduğunu anlayan toplumlar ileri gider.

      Sil
  63. Hocam,

    1 Haziran geldi diye lütfen temkini elden bırakmayınız.

    Size bir şey olursa çok üzülürüm.

    Lütfen sağlığınıza dikkat ediniz.

    --Sizi takip eden bir öğrenciniz

    YanıtlayınSil
  64. Hocam merhabalar. konu ile alakalı değil ama bir sorum olacaktı. sizin makro ekonomi kitabıda elimde mevcut bu konuda farklı fikirler var. hocam kısmi sermaye hareketliliği küçük ekonomide olur mu, kısmi sermaye hareketi sadece büyük ekonomide olur gibi bazı kaynaklara rastladım kafam karıştı biraz. teşekkür ederim

    YanıtlayınSil
  65. #BlackLivesMatter

    #JusticeForGeorgeFloyd

    Mahfi Bey'e, ırkçılığa boyun eğmediği için teşekkür ederiz!

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Irkçılık dünyada en büyük suçlar arasındadır.

      Sil
    2. Türkler, kürtlere ırkçılık yapıyorlar. Alevilere negatif ayrımcılık yapıyorlar. Yurtdışına sürgüne gönderilen aydınların tamamı alevi, kürt ve azınlıklardan oluşur.

      Sil
  66. Milyonlarca suriyeli burada yaşıyor. Onlara yurt dışından yardımda yapılıyor. Adamlar harcamasını burada yapıyor. Onlarında büyümeye etkisi yok mudur?

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. GSYH'ye etkisi var ama nüfusta sayılmadıkları için kişi başına gelirde hesaba katılmadıkları için kili başına gelir daha yüksek görünüyor.

      Sil
  67. Hocam, konu dışı olacak belki ama cevaplarsanız çok sevinirim, merkez bankası hatalı bir para politikası belirlemişse ve etkisi 6 ay gibi bir sürede ortaya çıkarsa merkez bankası burada geç kalma sorununu nasıl bir para politikası stratejisi uygulayarak çözebilir Hocam

    YanıtlayınSil
  68. Hocam konu ile alakalı değil ama kpss çalışıyorum mb uzmanlık sınavında çıkan bir soruyu sormak istiyorum 2006 yılında çıkmış.Dışa açık ve sabit kur rejimi uygulayan bir ülkenin yüksek bütçe açıklarının MB finansmanı ile parasal olarak karşılanması durumunu değerlendiriniz? Böyle bir durumun enflasyon, döviz kuru ve cari açık üzerindeki etkisini tartışınız?
    2

    YanıtlayınSil
  69. Araba satışları yükseliş rekoru kırmış.

    Ekonomist diyor ki banka eksi faiz veriyor, nasıl kazanç yapıyor?
    Vatandaş diyor ki bana, arabanın bedeli 140 bin lira, vergisi 120 bin lira.

    Ben de diyorum ki,
    Devlet enflasyon altında kredi veriyor araba alın diye, devletin gözü o enflasyon altındaki faizde değil, devletin gözü o vergide. Faiz 10 puan mı? Koy arabaya 20 puan, ver vatandaşa araba için yüzde 5 faiz, hazineden aktar o vergiyi kamu bankasına, bak banka nasıl kar ediyor.

    Konut mu satılmıyor?
    Stoklar eriyene kadar bas negatif faizi konut kredisine, stoklar bitince yükselt emlak vergisini,
    bak devlet sürümden kazanan esnaf gibi nasıl kazançlı çıkıyor. Sonra ucuzlayan konutları istiyorsa yatırımcı satsın satabilirse. Ödeyemezse kredisini al elinden konutunu kamu bankasına, sat yeni bir kaz'a.

    Adamlar manipülatörün ustası olmuş, alinin eurosunu veliye satıyor, devir daim sürsün diye kapalı devre para piyasasına dönüyor, yabancıyı atıyor.

    Hadi hayırlı traşlar.

    YanıtlayınSil
  70. SEVGİLİ MAFİH EĞİLMEZ GÜN IŞIĞINI ELLE KAPATAMAZSIN ÇİN ATASÖZÜ YANİ SÖYLEMEK İSTEDİĞİM HESAPLAR FALAN SİZ ATASÖZÜNÜ SÖYLEYİN BİZ EKONOMİK DURUMU DÖNEMLERE AİT BÜYÜME ORANLARINI VEE HATTA HATTA REZERVLERİN NE KADAR OLDUĞUNU ANLARIZ LÜTFEN KENDİNİZİ HEBA EDİYORSUNUZ SEVGİLER

    YanıtlayınSil
  71. DAMLAYA DAMLAYA ENFLASYON OLUR MESELA

    YanıtlayınSil
  72. %10 küçülme Türkiye ekonomisi için büyük bir oran. Ayrıca halkta finansal okur yazarlık fazla olmadığı ve açıklanan verilere inanç azaldığı için büyüme oranı kimseye inandırıcı gelmemiş. Gelecekte daha zor günler bizi bekliyor olacak. Güzel günler görürüz inşallah. Yazınız için teşekkürler.

    YanıtlayınSil
  73. Sevgili hocam merhabalar, konu ile alakasız ama size bir konuda danışmak istiyorum. Kitap okuyorum ama okuduklarım hemen uçup gidiyor. Mesela sizin kitaplarınızı okuyorum bir önce ki cümle bile aklımda kalmıyor. Sizin gibi tecrübeli birinden tavsiye rica ediyorum. Ne yapmam lazım ne okursam okuyayım hemen uçup gidiyor. Birçok kitap bitirdim ama hiçbirini hatırlamıyorum. Okurkende hızlı da okumuyorum hemen bitsin diye. Ne yapacağımı şaşırdım ben emeğim hep boşa gidiyor. Yardımcı olursanız çok sevinirim. Saygılarımla.

    YanıtlayınSil
  74. Hocam müsait olduğunuz zaman rica etsem:
    -merkez bankasının faiz enstümanlarını kullanış biçimini anlatabilir misiniz?
    -Haftalık repo ihalesi nasıl yapılır?
    -bankalar gecelik olarak birbirlerinden borçlanmak varken neden merkez bankasından borçlanırlar bazen?
    -merkez bankasındaki ağırlıklı faiz ortalaması nasıl hesaplanır?
    Bu soruların cevaplarını almak finansla ilgili normal vatandaşın para politikasının ekonomi üzerindeki etkisini daha iyi,gerçekçi ve ezberden uzak olarak anlamasını sağlar kanımca...

    YanıtlayınSil
  75. Değerli Hocam, iktisat mezunu bir öğrenci olarak sanırım son sınıftayken(2018) eskiden Gayrisafi Milli Hasıla Hesaplamaları bu tarihe kadar baz yıl olan (2003=100) olarak hesaplanırken sırf rakamsal oranlar pozitif görünsün diye hesaplamalar baz yılı hesaplama yöneteminden zincirleme hacim endeskine geçti,böyle bir uygulamaya geçiş olsa dahi kamuoyunu aydınlatmak ve yabancı yatırımcılara gerçek rakamları göstermek amacıyla neden hem zincilerleme hacim endeksi ve baz yıl hesaplaması bir arada verilmemektedir?
    Sizce de böyle olması gerekmez mi?
    Çünkü bu rakamlar çok ciddi veri setleridir ve çok ciddiye alınması gereken göstergelerdir bu konuda kesinlikle yorumunuzu çok merak etmekteyim.

    YanıtlayınSil
  76. Hocam merhaba,
    Yazıda düzeltilmesi gereken nazarlık iki yer var.
    Arz eder, saygılarımı sunarım.
    1. "Buradaki iki kritik mesele var:"
    Ki kalkmalı
    2. "Veri açıklandıktan sonra atılan twitlerden açıklanan orana güvensizliğin daha da armış olduğu görüldü."
    Artmış olmalı

    YanıtlayınSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...