16 Temmuz 2020 Perşembe

Bütçe Açığı Üzerine Düşünceler

Geçen yılın ilk 6 ayında 78,6 milyar TL olan bütçe açığı bu yılın ilk 6 ayında 109,5 milyar TL oldu. Buna göre yılın ilk yarısında bütçe açığı geçen yıla göre yüzde 40’a yakın artmış bulunuyor. Eğer hiç faiz ödememiz olmasa ne olurdu diye baktığımızda orada da durum parlak görünmüyor. Geçen yılın ilk 6 ayındaki açıktan 10 milyar TL daha yüksek faiz dışı açık var. Tablo şöyle (kaynak; Hazine ve Maliye Bakanlığı 2020 Haziran Bütçe Gerçekleşmeleri Raporu.)

Milyar TL
2019/6
2020/6
Değişim (%)
Giderler
481,5
564,8
17,3
Faiz Dışı Giderler
430,8
493,6
14,6
Faiz Giderleri
50,7
71,2
40,4
Gelirler
403,0
455,4
13,0
Vergi Gelirleri
307,7
335,9
9,2
Vergi Dışı Gelirler
95,3
119,5
25,4
Bütçe Dengesi
-78,6
-109,4
39,2
Faiz Dışı Denge
-27,8
-38,2
37,2
Vergi Gelirleri / FD Giderler (%)
71,4
68,1
-4,7

Tabloya göre faiz dışı bütçe giderleri geçen yıla göre yüzde 14,6 artmış. Bu artış ilk 6 aylık ortalama enflasyondan (yüzde 11,89) yüksek olsa da pandemi nedeniyle birçok ek harcama yapılmak zorunda kalındığı için normal karşılanabilir. Faiz giderlerindeki yüzde 40,4’lük büyük artış bize Merkez Bankası kârı ve yedek akçesinin bütçeye devredilmesine karşılık borçlanmanın hem miktar hem de maliyet olarak arttığını gösteriyor.

Vergi gelirlerindeki artış (yüzde 9,2) oldukça düşük kalmış görünüyor. Burada karşılaştırma için geçen yılın ve bu yılın ilk 6 ayının ortalama enflasyonuna bakmak gerekir ki bu ikisinin ortalaması kabaca yüzde 13 ediyor. Vergi gelirleri içinde ilginç gelişmelerden birisi önceki aylarda gerileyen İthalde Alınan KDV’nin haziran ayında hızlı bir değişimle artıya geçmiş olması. Bu da bize ekonominin canlanmaya yöneldiğini, bu canlanmanın bir sonucu olarak ithalatın arttığını gösteriyor. Ekonominin canlanması anlamına gelen ithalat artışına ihracat benzer biçimde eşlik edemediği için bu gelişme cari açığı arttıracak gibi görünüyor. Bütçe gelirlerine en önemli katkı geçen yılda olduğu gibi yine vergi dışı gelirler kaleminden geliyor. Bu kalemin içinde TCMB’den alınan kâr ve yedek akçe miktarları var.

Faiz dışı denge, 2018 yılında oldukça düşük bir fazla verdikten sonra son iki yıldır giderek artan bir açık veriyor (aşağıda soldaki grafik.) Bu gelişme borçlanmayı artırıcı bir faktör olarak dikkate alınmalı. Öte yandan bütçenin temel gelirlerini temsil eden vergi gelirlerinin bütçenin esas giderlerini temsil eden faiz dışı giderleri karşılama oranı da hızla düşüyor (aşağıda sağdaki grafik.) Bu karşılama oranı 2017’de yüzde 90’a yakınken bugün yüzde 70’in altında bulunuyor.


Bütçe bu eğilimle giderse yılsonunda bütçe açığı oranı yüzde 4 – 4,5 arasında olacak gibi görünüyor. Bu da Türkiye’nin ekonomideki tek çıpasının kırılmasına yol açmış olacak.

Bu tür kriz dönemlerinde bütçenin açık vermesi normaldir. Hatta Keynesyen yaklaşım açısından bakarsak bu durum ekonomiyi canlandırmak için gereklidir de. Bu noktada iki mesele çıkar karşımıza: (1) Eğer ekonomide parasal genişleme, giderek büyüyen cari açık, enflasyon, işsizlik, yüksek risk primi, yetersiz dış kaynak girişi, kur ve faiz baskılama gibi birçok sorun bir arada bulunuyorsa o zaman bütçe açığı çare olmaktan çok sorun olmaya yönelir. (2) Kriz dönemlerinde yapılan harcamaların ekonomiyi gerçekten canlandıracak yerlere yönelmemesi ve bu harcamaların bütün ayrıntısıyla kamuoyuna açıklanmaması gelecek için daha büyük sorunlar birikmesine yol açabilir.   

124 yorum:

  1. Bu durumun analizinde yerli başkanlık sistemiyle ilişki kurulabilir mi?

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Algı yaratmaya çalışma, insanlar ekonomiyi canlandırmaya çalışıyor. Ne yapabilirler ki

      Sil
    2. Görünen köyde kılavuza ne gerek.
      Bana göreBgöre sitem ekonomik &sosyolojik olarak ülkeyi geri dönülmez bir yola soktu ve o yolda freni patlamış kamyon gibi ilerliyor.
      Allah yardımcımız olsun

      Sil
    3. Eskiden de pek parlak değildi ama paraların nereye harcandığı biliniyordu en azından.

      Sil
    4. Hocam ekonomi yönetimini bir tabloda gösterebilir misiniz? Kim hangi kararlarda etkili, ekonomimiz hangi karar alıcı birimlerle yönetiliyor? Komisyonlar, bakanlıklar, kurullar vs. Bu bilgiler çok karıştı.

      Sil
    5. Şu anda yaptıklarını yapmayarak başlayabilirler. Örneğin kanal İstanbul'dan vaz geçebilirler, gereksiz harcamaları durdurabilirler, lüks makam odaları, makam arabaları gibi israftan kaçınabilirler, nepotizm yerine liyakate bakarak atamaları yapabilirler. Bunlar zorsa bırakmak da bir seçenek.

      Sil
    6. Başkanlık sistemi ile ilgilidir.

      Bu sistem ile kararlar saray çevresindeki dar bir kadro ile alınıyor, meclis devre dışı bırakıldı. Hal böyle olunca, kararları halkın geniş katılımı ile almak imkansız oldu.

      Şimdi para ve servet var iken böyle bir Başkanlık sistemi sürer. Ancak, para ve serveti bu sistem azalttığından dolayı, ilerdeki fakirlik ve yoksunluk dönemlerinde Başkanlık sistemi daha otoriter bir rejime dönüşür.

      Mevcut geldiğimiz noktada Türkiye, maddi olarak demokrasiyi tekrar inşaa edebilecek seviyeden uzaklaşmıştır. Düşüşün hızına bağlı olarak yakın zamanda meclis de sorun olarak görülecektir.

      Bir diğer sorun askeri harcamalardır. Hesap ve plan yani fizibilitesi yapılmadan askeri harekat kararları alındı.

      2004-2007 yıllarındaki ordunun harekat kapasitesi ile şimdiki arasında çok fark var. Ordunun 15 yıl önceki kabiliyetlerine dönebilmesi için en az 30-35 yıllık bir zaman dilimine ihtiyaç var. Böyle bir ordu ile biz Suriye, Irak, Libya, Güney Akdeniz ve şimdi de belki Azerbaycan civarında harekat yapacağız.

      Kısaca belirteceğim, ordunun maliyeti de yükseldi. Meclis olmadan bunları tek otorite karar alıp uyguluyor. Savaş öyle bir şey ki, savaşı bıraktım dediğinizde maliyetinden kurtulamıyorsunuz, bir de kaybederseniz tazminat ödenmesi, siyasi taviz verilmesi var ki ekonomiyi biraz daha küçültür.

      Ordu zaafiyetini halk olarak görmeniz zordur, profesyonel askerler bilir sadece. Biz çok yere harekat yaptığımız için anlamışlar, hemen Ermeni cephesinden bir bomba salladılar, Rusya Suriyede koruduğumuz! bölgeye iki bomba salladı, Libya'da Hafter Mısırı hemen çağırdı. İroni olan kısım şudur, Mısır davete icabet etti. Eğer, bizim ordu 15 yıl önceki gibi olsa idi Mısır davete gitmezdi. Onlar iyi farketmişler durumu. Yavaş yavaş çekiyorlar batağa. Bu işlerde acele edilmez.

      Meclise danışmadan alınan ciddi kararlar bütçe açıklarını artırıyor elbette.

      Sil
    7. Selam 1900,

      Kanal istanbuldan vazgeçemezler. Kanal istanbuldan vazgeçmeleri için Suriye ve Libya dan çekilmeleri lazım. Oralarda kalındığı sürece Kanal İstanbul yapılacak.

      Kimse şu anda göremiyor tabi, iki üç seneye daha geniş kişilerce görülür. Kanal İstanbul'u Türkler kullanmayacaklar. Nato'nun hakim orduları kullanacak, o Kanal Nato için yapılıyor, Türkiye taşeronudur. Eğer parlamenter rejim olsa idi, o kanal yapılmazdı. Yapılacak olsa bile taşeron bedeli tüm Türkiye'nin faydasına olan bir siyasi veya maddi koz olurdu.

      Başkanlık sistemi ile Nato, taşeron maliyetini düşürmüştür. Başkanlık sistemi ile taşeron maliyeti kanal etrafındaki arsanın, kurulursa da oradaki bir şehrin rantına indirgenmiştir. Ülkeye bir faydası yoktur. Yöneticiler ve etrafındaki kimselere faydadır.

      Ayasofya kararı sonrasında, binanın kilise olarak da kullanılmasının önü açılmıştır. İlk resmi talep kilise olması için dile getirilmiştir. Elbette hükümet bu talebi karşılamayacaktır. Konu uluslar arası mercilere taşınacaktır. Bunun önemi şudur. Dünya nezdinde Türkiye, azınlık haklarını çiğneyen bir devlet konumuna resmi olarak gelecektir.

      Bu blog yorumlarında, yabancı sermaye vs yazan insanlar bir bardak soğuk su içebilirler. Azınlık haklarını çiğneyen ülkelere BM insani yardımı dışında yurtdışından zırnık bile gitmez.

      Şu anda gündeme gelmeyen, yakın zamanda gündeme gelecek olan, 1940 yılları sonrasında mallarına el konular gayrimüslimlerin maddi ve manevi kayıplarıdır. Bu dava yeniden görülecektir. Onların 2. veya 3. nesilleri maddi tazminat taleplerini dile getirmeye başlayacaklardır.

      Bir diğer konu da, ülkeden kaçan FETÖ mensuplarıdır. Azınlık haklarının çiğnendiği bir ülkeden onlarda tazminat hakkı isteyeceklerdir. Darbeye fiilen karışmayıp, iç hukuktan da faydalanamayan bu grup mensupları, yavaş yavaş iltica ettikleri ülkelerin vatandaşları olmaya başlamışlardır. Yukardaki talep sonrasında onların da talepleri uluslar arası hukuka gelecektir.

      Bunları yazalım, insanlar bilsinler, Türkiye'de yazanlara çok kızıyorlar, insanların geleceklerini bilme hakları vardır.

      Sil
    8. Devlete sahip olanın herşeye sahip olduğu bir sistemde adı ister palementer sistem olsun, isterse başkanlık sonuç değişmez. Siyasetin eli hırsızlığın, adaletsizliğin en aşırısıyla kirlidir.
      Parlementer sistem de bizde milletvekilleri vatandaşın işi güzellemesiyle rüşvet, ayrıcalık, adaletsizlik üretiyordu. Bir ülkede kanunlar günübirlik değişiyorsa bunun anlamı yapılan eşkiyalığa kılıf uydurmaktır.

      Bu ortamda namuslu insanların bırakın siyasete girmeyi, bu siyaseti üreten toplumun içinde yaşam alanı bulmaları bile çok zor. Bakın etrafınızdaki fiyat/değer oluşumları, pazar kontrolü, emek değeri vs. nasıl oluşuyor.
      Bu ülkede adalet istiyorsanız tek yolu siz dağıtacaksınız, para istiyorsanız, başarı, umut, insan gibi değer görmek vs. tek yolu var devleti ele geçireceksiniz veya onların yanında olacaksınız. İşte tam bu yüzden bu ülkede FETO bitmez. Devlet kurallar ile yönetilse, şeffaf olsa devleti yönetenler kendilerine güç devşiremez işıni yapar. Herkes, başka ülkelerin gizli servisleri dahil devleti/ülkeyi kişiler üzerinden kolayca kontrol edemeyeceğini bilir. Böyle zırt pırt darbe olmaz.

      Sil
    9. Balık baştanbbaştan kokar.
      Tasarruf etmeyen iktidar olduğu sürece kötüye gitmek normaldir.

      Sil
  2. "Bütçe bu eğilimle giderse yılsonunda bütçe açığı oranı yüzde 4 – 4,5 arasında olacak gibi görünüyor. Bu da Türkiye’nin ekonomideki tek çıpasının kırılmasına yol açmış olacak."

    Umarım bu durum, Türkiyem'de yaşayan ker kesimden vatandaş tarafından idrak edilir...

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Geleceğe not;

      Bu durum vatandaşlar tarafından idrak edilmedi.

      Sil
    2. Anonim16 Temmuz 2020 17:13, bu durumu çok iyi idrak etti o yeter herkese :)

      Sil
  3. Kriz dönemindeki tüm kaynaklar tüketime yönelik harcama kalemlerine ve özellikle ucuz kredi teşvikleri ile ev-araba alımı gibi getirisiz taraflara yönlendi, üretime yönelik cılız kredilerin ise gayeleri çerçevesinde kullanılmadığına dair haberler geliyor.. Parasal genişleme yakın tarihlerde başa belâ olacak... Teşekkürler bu güzel yazı için Mahfi bey...

    YanıtlayınSil
  4. Keynesyen demek yasaklanır yakında hocam.

    YanıtlayınSil
  5. Devlet neden vergi aliyor.
    Istediği gibi para basabiliyor karışan yok.
    Vergi almasın ihtiyaci olan parayi bassın.
    Enflasyon artarsa herkesi etkiker bergi yükü eşit okarak dağıtılmış olur.
    Mevcut durumda çoğu kimse vergi kaçıriyor eşitsizlik oluyor

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Devlet vergi almaz ve para basar ise, mal mülk sahiplerinin servetleri enflasyon karşısında "Şimendifer" gibi su yüzünde kalır, maaş ile geçinen yeterli varlık ve birikimini mal veya mülk ile paradan çıkaramayan insanları fakirleştirir.

      Zaman ile yeni nesil gençler daha fakir, ülke daha fakir olur, zengin ise açlar arasında kalmış garip bir halde bulur kendini.

      Ülke içindeki mal ve mülkünün dış dünya ya göre değersizleştiğini göremez, ülke zengini de dünya zengininden daha fakir hale gelir.

      Sil
    2. :) Su yüzünde kalan şey "şimendifer" değil "şamandıra"
      Şimendifer tren ile alakalı!!!
      Bahsettiğiniz fakir fukaralık zaten var. Açıklamanizı pek anlamadım doğrusu. Mahfi bey bir açıklama yaparsa memnun olacağım....

      Sil
    3. Vergi bir yandan kamu giderlerini karşılamak için alınıyor bir yandan da gelir dağılımı adaletsizliğini gidermek için. Bütün giderleri para basarak yaparsanız enflasyon olur ve enflasyondan en ağır darbeyi yoksullar yer, gelir dağılımı iyice bozulur. Çünkü gelir vergisi gelirin düzeyine göre yükselen bir tarife izler buna karşılık enflasyonun yoksulu zengini ayıran bir tarifesi yoktur.

      Sil
    4. Selam Şimendifer, şimdi okuyunca ben de şaşırdım niçin Şamandıra ile karıştırdığıma, onları yazarken telefonda konuşuyordum, ondan olmuştur. Çok komik yazmışım.

      Hocamızın güzelce ifade ettiği gibi, gelir adaletsizliğini ve nesiller arasında gelir transferini bozucu etkisini açıkladım..

      Sil
    5. Olur öyle yanlışliklar. Onemli değil. :) teorik olarak yazdiklariniz dogrudur ama zengin olup vergi odemeyen veya cok az odeyen bir çok meslek grubu var. Iclerinde duzgun insanlar da vardir muhakkak ama doktor, kuyumcu vs serbest meslek erbabinin nasil vergi kaçirdigini herkes biliyor...
      Kazanctan degil sadece harcamadan vergi alinsa daha adaletli olabilir....
      Not: Ben mühendisim, ekonomiden anlamam pek:)

      Sil
    6. Selam Şimendifer,

      Sadece tüketim vergisinde;

      Ayda 1 milyon dolar kazanan zengin bir insanın yediği yemek miktarı ile 5 bin TL kazanan insanın kabaca yakındır. Fiyat farkı 10 kat 20 kat olsa bile zengin bir insan gelirinin çok küçük bir kısmını harcar. Geri kalanı ile gelir adaletsizliğini artıracak yatırımlar yapar.
      Hatta daha kötüsü, parası değer kaybeden Türkiye yerine yatırımlarını yurtdışına taşıyıp, borçlarını Türkiye'de de bırakabilir.

      Bu tipler, vergi kaçıran serbest meslek erbabından daha tehlikelidir. Onları engellemenin yolu da kazançlarına vergi koymaktır.

      Sadece tüketim vergisi ile devlet yeni mühendisler yetiştirecek alt yapıyı kurmakta zorlanır. Zaman içinde insan kalitesi de düşmeye başlar. Ekonomik verimlilik de düşer.

      Sizi çalıştıran firmanın ve sahibinin de sizin kadar vergi vermesi, bir nesil sonra sizin çocuğunuzu devlet kurumunda iyi okutamamanıza sebep olur. Sizin çocuğu mühendis yapmanın bedeli size yüklenir, çocuk mühendis olamaz ise, sizden daha fakir olur. Türkiye eğitim sisteminde bunları yaşıyor şimdi. Arada basında çıkar, Hz Nuh teknoloji kullanıyordu diyen Proflar. Temelleri bozuk vergi sistemine dayanıyor.

      Bir sonraki neslin hayatı ise, vergi ödemeyenlerin yanında, dışarıya kaynak aktaran, borçları Türkiye içinde tutan insanların yüklerini ödeme ile geçecek.

      Yakında gazetelerde aşağıdaki tarz hikayeleri duyacaksınız:

      Misal: İstanbulda ofisi olan biri var. Ofis ona ait. Ofisi teminat gösterip kamu bankasından kredi aldı. Krediyi döviz yapıp, yurtdışına aktardı. Ofiste 6 mühendis var. Çalıştılar, maaşları ödendi, SGK ve vergi ödenmedi, borç yazıldı. Para kazandıkça kazancın fazlasını yurtdışına aktardı. 3 yıl sonra ofisin artan değerini de teminat yapıp kredi çekti, yurtdışına gitti. Kalan banka kredisi, kamu borçları ülkeye kaldı.

      Not: ülkenin çoğu muhasebeci, ekonomist veya finans uzmanı olamayacağı için adil bir vergi düzeni, hukuk sistemi, eğitim sistemi şarttır. Bunlar olmayınca, toplumu yarım nesilde bitirirler.

      Sil
  6. Bu yorum yazar tarafından kaldırıldı.

    YanıtlayınSil
  7. Hocam merhabalar öncelikle yazınız için teşekkürler... Bütçe açıklarının bu denli yüksek seyir etmesi sonucu devlet bu açığı vergi veya borçlanma ile finanse edeceğini dusunursek (Vergi gelirleri pandemi nedeni ile zaten düşük olacak son yol yine borçlanma ) Bu demektir ki türkiye tekrardan yüksek faiz ödemesi yapmak zorunda kalıcak son dönemde Merkez bankası ihtiyat akcesininde hazineye aktarılması ile MB iyice gucsuzlesti acaba bu yüksek borç yükünün altında kalkabilecek miyiz??

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Sizstem düzeltilirse kalkılır ama böyle devam edersek mümkün değil.

      Sil
  8. Bu ülkede devletin borcu olmadığına ve çok iyi yönetildiğine inandırılan onmiyonlarca insan yaşıyor. Ne deseniz, ne yazsanız boş. Bu rakamlara ve halen yapılanlara baktığımızda mevcut durumu ancak "ülke batsın diye uğraşılıyor" şeklinde açıklayabiliriz, başka izahı yok...

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Selam Mahdut, onlar gökten canlı koyun indiğine de inanıyor. Ülke batarsa bizler de batacağız. Ülke kaderini onlara bırakmamız hatadır. Onları meşru veya gayrimeşru bir şekilde ekarte edip ülkeyi yönetmemiz gerekir, ne yapmamız lazım. Kim çocuklarının Suriyeliler gibi Avrupa kapılarına dayanmasını, aç kalmasını ister. Aç kalmamak , esir olmamak için onları ezip yönetimi almamız lazım. Biz yönettikten sonra istedikleri kadar ağlasınlar, önemli değil, ülke geleceği söz konusu.

      Sil
    2. Anonim 19:31 kardeşim, ne yapmamız lazım diye bana soruyorsan, bu saate kadar göz göre göre bir şey yapmayıp seyrettiğimize göre bu saatten sonra da seyretmeye devam edelim derim. Şunun şurasında fazla bir şey kalmadı zaten, bir ülke nasıl batıyormuş hep beraber görmüş oluruz...

      Sil
    3. Snonm 19.31 sen bu gökten koyun inmesine takmış durumdasın, her konuya aynı meseleden yaklaşıyorsun, garip çok garip...

      Sil
    4. Aslinda gokten indigi soylenen zaten koyun degildi, koc'tu. Koyunlar hep vardi. Artik o kadar cogaldilar ki bir cografyayi isgal ettiler ve millet olduklarini filan iddia etmeye basladilar. Ama hep boyleydiler zaten, hic degismediler. Aradan gecen zaman icinde sadece coban kopekleri degisti, koyunlarin hayatindaki tek fark bu oldu, giden pasa gelen aga oldu sadece.

      Sil
  9. Hocam parasal genişlemenin ve bu kadar kredi hacminin genişlemesinin kötü sonuçları ne olabilir?

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Uzun vadeli sabit miktar ödemeli TL borcu olanlar çok sevinir.

      Sil
  10. Hocam işsizlik fonu da suyunu çekerse ne olacak? Patronlarında o fonu kullanması isteniyor diye haberler var. Yedek akçe gitti. Varlık fonu ne alemde bilinmiyor. Kıdemlerde fona aktarılıp kullanılacak belli ki. Millet ev arabaya yıllarca kredi ödeyecek sekilde borçlandırıldı. Kur,işsizlik, enflasyon, pandemi derken eeee durum nereye varacak? Nasıl bir yakın gelecek var önümüzde?

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. İşsizlik fonu suyunu çekerse, merkezin matbaaları devreye girer.
      500TL, 1000TL, 2000TL, 5000TL yetmez 10000TL ler basılır.

      Sil
    2. İşsizlik fonunda harcanabilir para kalmadı ki. Hepsi ya uzun vadeli kamu kağıtlarında yada devlet bankalarında. Ve bu paralarda çoktan harcandı. İşsizlere para ödemek isterse para basmak zorunda.
      İşsizlik fonunda para olmadığı için, işten çıkarma yasak. Zorunlu izin ile insanlara işsizlik fonundaki kendi paralarını gıdım gıdım veriyorlar.

      Sil
  11. Hocam hazine altın cinsinden neden borçlanır? Amaç nedir

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Yastık altındaki altınları ekonomiye katmak diye takdim edilse de ben de anlamış değilim nedenini.

      Sil
    2. Sn 2017,

      Hazine niçin altın ile borçlanır? Ben size yazayım cevabını.
      Aşağıda 18:24 te Patagonya yönetiminin ne yaptığını yazmıştım. Patagonya üzerinden açıklayım.

      Patagonya yöneticileri, yandaş sermayedarlarının döviz taleplerini kamu kurumları, kamu bankaları ve Patagonya Merkez Bankası kaynaklarını kullanarak yaptılar. Patagonyada gerçek döviz kaynağı kalmadı.

      Bunun üzerine, Patagonya MB nezdinde duran altınları kontrol ettikleri hazineye borç verip oradan altın cinsinden kaynakları da yurtdışına kendi has sermayeleri olarak aktarmak için kullandılar.

      Şimdi sebebini anladınız. Patagonya'da döviz yok, borç ile gerçek (uluslar arası swift edilebilir) döviz de gelmiyor. Geriye altınlar kaldı.

      Şimdi kilit nokta şurası, Patagonya altınlarını başka devletlerde fiziksel olarak tutar idi. Yeni yönetim ile bu altınlar Patagonya'ya taşındı. Mahfi beyin fiziksel altın taşıma ile ilgili çok yazısı vardır okuyabilirsiniz.

      Patagonya altınları gitti biliniz, birer bardak soğuk su içiniz.

      Aşağıda yazmayı unuttum burada yazayım.

      Patagonya yönetimi esasında Patagonya Lirasını (PL) manipüle edip döviz ile takasla yurtdışına çıkarırken önünde bir piyasa engeli vardı. O engel, bu durumu anlayan spekülatörlerin PL yi borçlanıp shortlaması idi. Bu olursa, Patagonya yönetimi nin yaptığı işin kazancını yurtdışı spekülatörler ile paylaşması gerekecekti. Yönetim bunu PL konvertible olma özelliklerini ortadan kaldırarak kapattı.

      Yani, yapılan PL yurtdışından shortlanmasını önleyip, kendi işlemlerinin serbest piyasa tarafından bozulmasını önlemek oldu.

      Özetle, bu durum dünya çapında bilindiği için Patagonya'ya IMF dahil kimse yardım etmiyor, kimse parasını getirmiyor. Londra lı bir yatırımcı, 1Milyar doları ile PL alırsa, parasının manipülatif PL fiyatından yönetim tarafınca alınacağını biliyor.

      Daha açık yazılamazdı diye düşünüyorum. Altın ile yapılan budur.

      Sil
    3. Guzel tesekkurler, aslinda biraz daha acik yazilabilirdi. Patagonya diye bir devlet olmadigi icin Patagonya Lirasi ve Patagonya Merkez Bankasi olamayacagi icin Patagonya'dan kastedilen hangi ulke oldugu biraz daha acik belirtilebilirdi. Ben tam bilemedim hangi ulke oldugunu dogrusu ama, artik neresiyse bu ulke, Venezuela olmak yolunda saglam adimlarla ilerliyor diyebilirim. Sahte diplomali ve bir zamanlar belediye otobus isletmesinde calismis olan Maduro mahfetti ulkesini maalesef. Belki de amac buydu kim bilir, belki birileri ona buyuk orta-amerika projesi filan ogretmistir.

      Sil
  12. Dursun Portekizlioğlu16 Temmuz 2020 20:56

    Doları bir aydan fazladır 6.85'te sabitleyen görünmez el, acaba bütçe açığını kapatacak büyüklükte bir tavşanı şapkadan çıkarabilecek mi göreceğiz.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Yalnız o dediğiniz görünmez el değil, kamu bankalarının bayağı görünen eli.

      Sil
  13. Hocam yazılarınızı dikkatle takip ediyorum. Çok faydalı bilgiler veriyorsunuz. Hocam bu gidişatta Devalüasyon bekliyor musunuz?

    YanıtlayınSil
  14. şimdi 2001 öncesinde yapılan salakça bankalara bond aldırma yapılmamalı direk hepsi dış borç ile karşılanmalı.household debt yüzd e 15 bunun şimdiye kadar yüzde 50lere getirilmemesi salaklıktır.devlet borcu yüzde 33tür.kesinlikle ve kesinlikle hazine bondu ile iç borç finanse edilmemeli 2001 den önce yapılan bankaları batıran şey budur.kuralsızlık muralsızlık değil.high yield high risk bondlarla yapılan işler.bırak yüzde 60lara gelsin.ondan sonra kesinlikle devlet bankası olayı bitmeli dünyanın en saçma sistemi kuranların devam ettirenlerin eksi 10 iq olduklarını düşünüyorum.ideal bankacılık dev bankaların olmadığı deregüle edilmiş bir piyasadır.ne devlet ne oligarklar piyasayı bozabilir.böyledir.boş keynesian işlerin de bitmesi lazım.devlet telekom şirketi devlet boru şirketi hepsi satılmalı.parçalanarak satılmalı.seneye supply side bit bütçe yapılmalı .gelir vergileri şirket vergiler capitals gains tax falan düşürülmeli.lüks tüketimlerde alınan dolaylı vergiler artmalı.keynesian gürühün thatcher a yazdığı mektubu unutmadık.yanlış olduğu da ortadaydı.keynesian gürüh hala bir şeyleri anlamakta zorlanıyor yazık.fabrika yapın gürühü tekrar 1973-78 arası kitlere harcanan paradaki artışa baksınlar.stagflasyonlarda keynesian teoriler çöptür.bunu anlamayan partiler üstü gerizekalı akıl ne zaman bunu anlayacak.yol yap gürühü ile fabrika yap gürühü arasında bir fark yoktur.ikisi de işe yaramazdır.bankaların iç işlerine karışmak saçmalıktır.önemli olan bankaların diğer bankalarla olan ilişkileri ve rekabettir.kendi içlerinde neye yatırım yaptıkları değil.tamamen too big to fail mentalitesinin ürünü kaybedenleri ödüllendiren kurtarma paketleri saçmalıkları.acilen tüm devlet bankaları satılmalı.Sonra rekabetçi bir piyasa oluşturulmalı.bddk çöplüğü yerine bankacılık rekabet kurulu oluşturulmalı.bddknin içindeki çöplere tekmeyi koymalı.iki senedir tüm kararları keynesian gürüh alıyor.stagflasyonlarda işe yaramayacağının anlaşılması lazım.parti üstü gerizekalılık var.nedeni de devletçi kafalar

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. syn teaeyeweiner;
      Borç verdiler de biz mi almadık.
      Bankalar özelleşirse eş dost akraba nerede iş bulacak hiç düşündün mü? ne yapsın taş mı yesinler.
      fabrika yapın güruhu içinde bu fabrikaları devlet yapsın diyen yok,en azından ben duymadım.Kısaca fabrika yapın güruhu; ülkece aldığımızdan fazlasını satmamız gerektiğini söylüyor.
      Evet Amerika gibi ülkelerde böyle yanlış yatırım yapanlarını kurtarmıyorlar. Misal Citigroup, Merril, goldman, morgan amerikada hayatta kurtarılmaz.misal boeing zora düşsün yüzüne bakmazlar. ama biz sokaktaki simitçiyi bile kurtarırız.
      katılıyorum amerika gibi devletçi olmayacaksın. ne öyle Bankaları kurtar, havayolları kurtar .

      Sil
    2. Biraz Türkçe öğrensen yazdıklarını anlardık

      Sil
  15. Sıkmayın canınızı arkadaşlar olan olmuş artık mecburen seçim olacak bu ekonomi böyle gitmez ama seçimi kaybetme riskini göze alamayacak iktidarın yapacağı rezillikler için o zaman canınız çok sıkılacak zaten

    YanıtlayınSil
  16. Eror Eror Eror

    Hepsi hata herşey yanlış doğru olan ne

    Borç ( kredi) ne için alınır. Cevap üretmek için. Peki üretim ne için yapılır. Parayı çoğaltmak için.
    Sonuç. Alınan borç karşılığında üretim yapılır ve tekrar paraya çevirilirse. Hem borç + faiz ödenir hemde cebine kar kalır.

    Bizde borç rant için alınır bir arsa bulunur imar çıkartılır üzerine bina yapılır ve 1 koyup 10 kazanılır. Hem kredi ödenir hem faiz hemde çok yüksek kar sağlanır.
    Sonuç diğer sektördekilerde kendi işlerini bırakıp bu karlı işe girer çünkü yaptığı iş artık para kazandırmıyordur ve trend inşaat sektördür. Ama sonunda sanayici tarım hayvan işi yapanlar imalat sanayi hepsi ucuz mal dediğimiz ürünleri Çin yada hindistan dan alır sektörler biter ama borç alma döneminde bitince elde yapılan inşaatlar kalır.

    Birazda çevre ülkelere hava atılır siz kimsiniz hayırdır kalibrenizi bilin falan denir. Sonra bakmışsın borç alamıyorsun ver parayı dedikleri zaman herkes bizi kıskanıyor olur.

    Maliye çok sıkıntılı bizde kimden koparırsa vergi alır ve aldığı vergi net değildir herzaman dolaylı vergiler getirir sonra iş yap denir.

    Kredi kullanmak zaten devlete yakın olmazsan alamazsın projeler onaylar testler derken tanıdık ta istenir. Bakmışsın boşa geçen onca uğraş ve birdaha uğraşmasın bıktırırlar seni.

    Gelir dağılımı bozulur sonunda zengin satacak yer bulamaz. Fakir alacak para bulamaz ve sistem tıkanır.

    Halbuki gelir vergisi belirli limitten sonra alınmalı yıllık geçim limiti her yıl belirlenmeli bunu aşan paralardan kademeli vergi alınmalı.

    Sistem tıkanmaması için maaşlar işçi paraları geçim standardının altında olmamalı ki piyasa da sürekli harcama yapabilecek bir vatandaş olsun.

    Neyse her dönem hükümet yakın olanlar parayı toplar gider. Halk ta arkadan bakar adalet gelecek diye. Yahu sen partizanlık yapacağına başkasının hakkı yenilen sesini çıkarmazsan kendi hakkını bilmezsen o adalet hiç gelmez ve hep istenir ve istemekle kalır.

    YanıtlayınSil
  17. Akşam oturup tv'de fiziki şeklin,lüks hayatın özendirildiği dizilerin vermek istedği fikirlerden; sabah kalkıp da paranın insanların hayat planlarının en önemli ölçüsü zihniyete gelmemizden anlıyoruz ki bu borçlar bizim ekonomizin prangaları olmak yanında bütün bir toplumu maddi kültürün de boyunduruğuna katmış bulunuyor. Bu borçların finanse edildiği paralar ekonomimizi ve insanların düşüncelerini kontrol etmek amacıyla siyaset uygulayan dış güçlerden gelebilir mi acaba?
    Biz bu kadar borç yapıyorsak bu borçları kapatacak parayı bize kim veriyor ve neden? Her borç insanların refahını biraz daha arttırır ve her birey gelirinden fazlasını tüketmiş olur. Bizim refahımızın devam etmesi için dış dünyada çalışanlar mı var? Geçmişte gaz kuyruğuna giren vatandaşlarımıza petrol parasını döviz olmadığı için bulamayan devletimize niye eksiğinizi alın diye dışardan borç veren olmuyordu? İçerde zaten kimsede sermayedarlık namına bir şey yoktu ki kimden ne alacaksın. Personel giderleri diye bir kalem var mesela? Personel kazandığıyla bir başka vatandaşın ürettiğini mi tüketiyor yoksa ithal mallara arabasıymış kredisiymiş faiz borcuymuş vs. para mı ödüyor? Devlet harcama yapsın ekonomiyi canlandırsın vatandaşın yanında yer alsın buna diyecek yok ancak devletin ekonomiyi gelecek vadeden stratejik alanlara daha fazla yöneltmesi harcadığı paranın fazlasını elde etmesi ve geleceğe miras bırakması için gereklidir. Borcun nereye gittiği bu yönden çok önemlidir. Birisi derse ki ne yapacaksın para geliyor, para da harcanmak içindir buna da diyeceğimiz yok. Burda devletimizi hükümetimizi eleştirmek değildir maksadımız. Muhalefetin de esasen her şeyi eleştirmeyi iş olarak görmekten başka ülkenin geleceğiyle ilgili ciddi bir planı yok. Biz onun için vatanımızın geleceği ekonomimizin kültürümüzün bu borçların altında yok olmaması için bir şeyler söyleyelim dedik.

    YanıtlayınSil
  18. Karşılıksız para basmanın maliyetini toplum olarak hepimiz ödeyeceğiz.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Para basmaya gerek yok artık. Sosyal medya şirketlerini de vergiye bağlayınca çok süper para gelecek ordan. Off dolar akacak musluklardan bunca zamandır beleşçilerdi şimdi vergisini ödesinler bakalım.

      Sil
  19. Hocam bu rakamlar nakit bazli mi mi tahakkuk bazli mi hesaplaniyor. Birde 3_4_5. Ay beyannameleri 3 er ay ertelendi bunun da aciga olumsuz etkisi vardir diye tahmin ediyorum. Saygılarımla.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Bütçede gelirler tahsil bazında (nakit bazlı) giderler ise tahakkuk bazlıdır. Her ikisinin de nakit bazlı olduğu tablo Hazine Nakit Dengesidir. İkisi arasında kapsam farkı vardır yalnız.

      Sil
  20. Hocam bu bütçe açığı kamu borcunun gsyh oranını arttıracak. Kamu borcunun Gsyh oranı %50 seviyesinin üzerine gelir mi ? İç borcumuzu arttıracak. Zaten iç borç çevirme oranı %179 gibi yüksek bir rakam. 100 lira için 179 lira borçlanıyoruz. Türkiye'nin kamu borcunun gsyh oranı düşüktü. Yanlış politikalar ile ve virüs sebebiyle kamu borcunun gsyh oranı yüksek olacak. Ülkeyi "yönetenler" doları sabit tutmayı bir başarı olarak görüyor. Hem faizi hem de dövizi tutarsak ikisi birden patlar. Borçlanman artacağı için faizler yükselecek. Ödemeler dengesinde ve dış borç çevirmede sıkıntı olduğu için dövizde yükselecek. Net rezerv zaten ekside. 51 milyar dolar swap rezervi var. Brüt dolar rezervi 49 milyar dolara düştü. En son açıklanan veriye göre Kamu bankalarının net döviz açığı 8 milyar dolar. 1 aydır doları 6.85 seviyelerinde tutabilmek için 9 milyar dolar sattılar. Brüt dolar rezervi 55 milyar dolardan 49 milyar dolara düştü. (55-49=6) 1 ay önce Kamu bankalarının net döviz açığı 5 milyar dolar iken 8 milyar dolara çıktı. (6+3=9) 9 milyar dolar sattılar.

    YanıtlayınSil
  21. Benim yıllarca anlamadığım bir husus ekonomide bu bilgiye sahip Hocalarımız neden Ülkenin ekonomisini yönlendirmede yer alamazlar. Bizler bu kötü kaderi,hayatı yaşamak zorunda mıyız. Giden bizim hayatımızdan gidiyor. Neden hep aynı sirkülasyonun içerisindeyiz. Mahfi Eğilmez Hocamız her şeyi neden-sonuç ilişkisi içerisinde açıklayarak bizi aydınlığa kavuştururken neden hep karanlığa adanmış hayatlarımız var.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Kader diye bir şey olmadığı ve sizler aydınlık zannıyla hep karanlığı seçtiğiniz için olmasın?

      Sil
    2. "Bir kez karanlık tarafa geçtiğinizde geri dönüş çok zordur" Örnek: Darth Wader / Star Wars.

      Sil
  22. Merhaba Hocam,

    Bizleri bilgilendirdiğiniz için teşekkürler. Bütçe açığı konusunda geçmişle karşılaştırma yaparken; TCMB'den gelen yedek akçe ve kar payı ödemelerinin çıkarılarak bütçe gelirlerinin hesaplanmasının bütçe açığı konusunda gerçeği görmemizde daha faydalı olacağını düşünüyorum.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Kar payı değil ama yedek akçeyi çıkarmak lazım çünkü kar payı hep oradaydı yeni olan yedek akçe.

      Sil
  23. Yazınızın sonundaki 2 no'lu not gayet güzel bir özet olmuş hocam, yazı da ayrı güzel ellerinize sağlık :)
    Geçenlerde, kızının eşi (artık tanım kullanmak yasak, böyle yapıyoruz ne yapalım) v şeklinde çıkış hareketi görmeye başladık demiş 🤔
    Hayırlısı bakalım 😒
    Sevgi ve saygılarımla 🤗

    YanıtlayınSil
  24. Merhaba Hocam,

    Çalan bütün alarm zillerini rağmen yönetimin oralı olmadığını, herşeyin plan ve beklentiler dahilinde gerçekleştiğini savunduklarını görüyoruz.

    Sizce bir bildikleri mi var yoksa battı balık yan gider modundalar mı?

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. 1043;
      Yönetimden ne beklediğinize bağlı.

      Venture Capital gibi düşünün. Şirkete para vermek için yönetimde olmak isterler. Yönetime geçince, şirket kaynakları ile Venture Capital'in diğer ortak olduğu şirketlerden mal alır, şirket kaynaklarını dışarıdaki kendi şirketlerine aktarırken, yönettiği şirketi kendine daha fazla bağlar.

      Ben size Patagonya'yı anlatayım.

      Patagonya'da yaşanan anlaşılması zor bir vaka değil. Basit bir kaynak dışarı çıkarımı. İşin içinde devlet olduğu için karmaşık geliyor.

      Patagonya'da Kamu (MB), Patagonya Lirası (PL) üretiyor, üretilen PL yönetime yakın sermayeye gidiyor, yönetim döviz fiyatını ucuz tutuyor, kamuya gelen döviz yurtdışına yönetime yakın sermaye aracılığı ile ucuz fiyata çıkıyor.

      Böylece yönetim, değersiz PL yi, değerli döviz ile değiştirirken, Patagonya yasal erişiminin ötesine kendi has sermayesi olarak çıkarıyor.

      Patagonya'da şirketin CEO'su belli, herkes CEO'yu biliyor, CEO bu işler için yardımcılarını tutuyor onlar da belli, ama "Patron" belli değil. Bir aşamadan sonra bu işlerdeki yardımcılar ve altındakiler için liyakata ihtiyaç yoktur. Patagonya halkı basından okudukça hayretler içinde kalıyor.

      Patagonya da bu işleri kolay başarmadılar. Vakti zamanında Patagonya ordusu bünyesinde, bu tarz işlem yapmak isteyenleri engelleyen mekanizmalar vardı, o mekanizmayı çalıştıran bir Cumhurbaşkanlığı Makamı vardı. O makamı da koruyan bir hukuki şart vardı. Önce Hukuki şartı kaldırdılar, sonra Patagonya Cumhurbaşkanı değişti, sonra ordudaki mekanizma bilindi, sonra patagonya kozmik odasına girildi, sonra 850+ kişi öldürüldü, en sonunda yönetim yapısı basitleştirildi, derken Patagonya serveti ülke dışına çıkarılmaya başlandı.

      Sn 1043, Patagonya yönetiminde herkes ne yaptığını çok iyi biliyor, herkes işini yapıyor, onlar bu işin sizin düşündüğünüzden çok daha iyi bir uzmanı.

      Daha açık nasıl anlatalım?

      Sil
  25. Hocam, ithalat vergi artışının içinde ithalata getirilen vergi atşı da vardır. Sizce oranı ne olabilir. Yani bu vergi artırımları etkili midir.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. İthalata vergi koymak, cari açığı sorun halinde olan bir ekonomi için iyidir.

      Sil
  26. Hocam ödemeler dengesinde genel denge açık verirse dolar yükselir mi ?

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Şartlara bağlı olarak evet ve hayır.

      Eğer açık para basılarak kapatılır, bu para piyasaya dağılırsa döviz yükselir.
      Eğer piyasadan borç alınır, piyasada para hacmi daralırsa, döviz azalır.

      Sil
    2. Borç ile kapatsalar zaten finans hesabında yer alır. Genel denge sonucu verir. Ancak rezerv ile kapatırsın. Rezerv ile kapatsan da döviz yükselir. Cari açığın normal finansmanı finans hesabı ve sermaye hesabı ile kapatmaktır.

      Sil
  27. Kaleminize sağlık Hocam.

    Bütçedeki bu seyre göre, Hazinenin borçlanma ihtiyacının giderek arttığını anlıyoruz. Bu durum, yıl sonuna doğru faizlerin yükseliş trendine gireceği, hatta reel faizin tekrar pozitif seviyelerine döneceği şeklinde yorumlanabilir mi?

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Gösterge faize bakarsak faizler zaten yükseliş trendinde bulunuyor. 18 Haziranda % 8,9 olan gösterge faiz dün akşam % 10,2 olmuştu. Yani müdahale bırakılsa piyasa işlese faizler artacak. Bu kadar baskılanan bir göstergenin patlamaması imkansız.

      Sil
    2. Aynı durum döviz (dolar) için de geçerli. Dün ilginç bir iki hareket yaptı, günlük grafikte haftalardır aşırı sıkıştığı Bollinger üst bandını geçip geçip kafaya tokmağı yedi ama MB-kamu bankaları rezervleri ortada, bu sıkışmanın sonu hayırlı gelmez...

      Sil
  28. Merhaba
    şu an itibariyle US900123CG37 kodlu 17/02/2045 vadeli eurobondların alış/satış fiyatları;
    tc ziraat bankasında 91,51 / 95,06
    frankfurt borsada 89.35 / 90.26
    stutgrad borsada 89,35/90,24
    yani almanya satışı ziraat alışından daha ucuz
    bunun farkı zaman zaman 2,- doları aşıyor.
    uzun zamandır böyle bir fiyatlama var.
    bunun nedeni içerdeki dolarizasyonun yarattığı talep desek, yurtdışında da bir kaçış var desek
    aradaki farkın piyasalararası alışverişle birbirine yaklaşmasını engelleyen ne olabilir sizce?

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Sistem içindeki çok enstrümanda arbitraj farkları oluşturan boşluklar oluşuyor.
      (Sistem dediysem lafın gelişi tabi).

      Ben hacimli Türk varlıklarını her short etmek istediğimde sistem uyarı veriyor, kapatmak istediğinizde short yaptığınız kadar varlık bulunamayabilir diye. Çok uzun zamandır bu uyarı çıkıyor. Hacimsiz Türk varlıklarında zaten short imkanı yok.

      Sil
  29. Demirel'in dedigi gibi: ekonomiyi tek kelime ile ifade edeceksem, "iyidir" 2 kelimeyle ifade edeceksem "iyi degildir" derim. Ha dustu ha dusecek derken, bir yerlerde gelen bir pandik ile havada kaliyor. Yercekimi ile alttan vuran el arasinda, havadayiz. Surdurulebilirligi, "erbakan ve koltuk sevdasi" faktorunun gucune bagli. Bir dernek makaminin kaybettiginde, koltuktan kalmamis ve altindan koltugu almaya memurlar geldiginde, ustunde adamiyla makamdan koltugu cikarmislardi. Bu islamist taifenin makat-I sahanesinde, boyle bir cekim vardir koltuga dogru, magdeburg kureleri gibi, ici oylesine bos, ki vakum oylesine yapistiriyor.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Türk milletinde genel bir koltuk sevdası vardır.

      Ben bunu üç yıl Zincirlikuyu Metrobüs istasyonun da gözlemledim. Kapı açıldınca 3 saniyen vardır koltuğa oturmak için, oturan kalkmaz.

      Sil
  30. Yukarda iki yorum ile Patagonya Lirası (PL) işlemlerini anlattım.
    Niçin olduğunu açıkladım. Daha açık yazılamazdı.

    Patagonya yönetiminin yaptığı bir işlemi daha yazayım.

    Özünde yapılan işlem aynı:

    Patagonya Telekom firmasını, uygun bir bedel ile yurtdışı bir firma satın aldı.
    Firma tek kuruş ödemedi. Aksine, ucuza aldığı Telekom'un borç dışındaki kalan varlıklarını satıp nakde döndü, yetmedi gelecek borçlarını günümüze indirgeyip teminat ile yeni borçları alıp yurtdışına çıkardı.

    Bu Patagonya yönetiminin yaptığı başka bir işlem idi.

    Aynısını Patagonya Merkez Bankası döviz ve altınları, kamu kurumlarındaki dövizleri, Patagonya Varlık kurumu varlıkları ile yapıyorlar.

    Patagonya ekonomisi özet ile bu 3 yazdığım yorumdur.

    Tabi ki bir Türkiye Ekonomisi değildir!

    Türkiye Ekonomisi üzerine yıllarını vermiş, Türkiye Ekonomisi üzerine kitap yazmış bir üstadımızın bloğunda benim Patagonya Ekonomisini yazmam tarihin çok büyük bir ironisi ve kimilerince acısıdır.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. hacı diğer yazdıklarını bir şey demiyorum ama türk telekomun valüasyonunu goldman sachs yapmıştır.senin gibi kral yatırım bankacıları daha iyi bilir.telekom ucuza falan gitmedi.Herkes yatırım bankacı olduğu zannedecekse işimiz var.sallamazsan iyi olur.tabiki senin gibi milyarder yatırım bankacıları daha iyi bilir.

      Sil
    2. diyorum herkes yatırım bankacısı olmuş.hemen bilançoya bakıp şirket kaç lira diye anlıyor.keşke sende abdye gitsen.ve türk warren buffet olsan .çok biliyorsun bu işlerden anlıyorsun.yüzde 55 hisse alan x kişisi geri kalanların ikna ederek istediğini yapabilir bu konularda açık olduğu ve yatırımcıları kandırmadığı sürece.insan kendi şirketinden mal çekemeyecekse nereye çekecek.herkes goldman sachs tan daha çok biliyor ve daha iyi yatırım bankacısı .inandım.sendika müdürleri bile öyle .

      Sil
    3. Beterin de beteri varmış. İyi ki Patagonya’da yaşamıyoruz...

      Sil
    4. Gerçekten de öyle iyi ki Patagonya'da yaşamıyoruz.

      Sil
  31. Hocam ellerinize sağlık. Öncelikle size samimi bir vatandaş olarak şunu sormak istiyorum. Ben bankadaki dövizimin iktidar tarafından keyfi bir şekilde harcanmasını istemiyorum ve bu yüzden dövizimi bankadan çekmeye karar verdim. Ama herkes benim gibi düşünürse de bu ülke açısından kötü olmaz mı? Sizce ben ve benim gibi düşünen vatandaşlar ne yapmalı?

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Herkes sizin gibi yaparsa 200 milyar dolarlık çekiliş olur ki bankalarda bunu karşılayacak güç yok, olmaması da çok normal.

      Sil
  32. Hocam son çeyrekte yüksek bir devalüasyon dan bahsediyorlar, sizce mümkün mü?

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Devalüasyon terimi dalgalı kur rejimi için doğru bir terim değil. Devalüasyon sabit kur rejiminde olur. Ne var ki Türkiye bu tür olmayan işleri de yaparak tarihe geçmiştir. Her şey mümkün.

      Sil
  33. https://m.youtube.com/watch?v=4IrN9MTj5YI

    Varacağımız noktayı gösteren bir video

    YanıtlayınSil
  34. Patagonyanın son halini gösteren bir belgesel sonuna kadar izlemenizi tavsiye ederim. Şu anda steam almış son son hızıyla gidiyor...

    https://m.youtube.com/watch?v=4IrN9MTj5YI

    YanıtlayınSil
  35. Hocam MB yabancı para zorunlu karşılık oranlarını 300 baz puan artırma kararı aldı. 9 mil USD piyasadan çekilecek. rezervler yetmiyor anlaşılan, dolar ve enflasyon bağıra bağıra yükseliyor

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. O 9 milyar biraz zor çekilir. Özel bankalar MB ile swapa yanaşıyor mu, bakmak lazım. Ben olsam bu rezervle swap yapmam. Bunun bir de geri ödemesi var...

      Sil
    2. Mecburi karşılık... Opsiyonel değil.

      Sil
    3. Çekilir çekilir merak etme. Daha fazla da çekilir. Devlet istesin yeterki

      Sil
    4. Eğer özel bankalar swap yapmadıkları için bu zorunlu karşılık oranları yükseltiliyorsa o zaman daha çok da çekilir de o çekilenler MB’na gitmez...

      Sil
    5. Devlet istediğini yapar merak etme, mantık arama.

      Sil
    6. Kendilerini devlet zanneden birileri de aynen senin gibi düşünerek istediklerini yapabileceklerine inanıyorlar da her şeyin bir sınırı olduğunu anladıklarında çok geç olmaz umarım...

      Sil
    7. Mahdut devlet devlettir. Kendini devlet sanmak ne demek

      Sil
    8. 2020 yılında devlet nedir, hükümet nedir, kuvvetler ayrılığı nedir gibi çok temel konuları açıklamak zorunda kalmak acı verici olsa da kısaca yazayım:

      Devlet; yasama, yürütme ve yargıdan oluşur ve çağdaş demokratik devletler bu üç kuvvetin ayrılığı üzerine kurulmuştur. Hükümetler ise yürütme organıdır, seçimle gelip seçimle giderler. İktidardayken yaptıkları tüm işlemler, başta Anayasaya uygunluk olmak üzere yargı denetimine açıktır, daha doğrusu öyle olması gerekir. Bu nedenle demokratik ülkelerde ülkesine göre isimleri ve yapıları değişmekle birlikte etkin ve bağımsız şekilde çalışan Anayasa mahkemesi, yargıtay, danıştay, sayıştay gibi üst kurullar vardır. Eğer bir hükümet seçimle gelip türlü çeşitli numaralarla yasama ve yargıyı, özellikle de bu üst yargı kurumlarını kısmen ya da tamamen ele geçirirse kendini devlet zannetmeye başlar ki başta kendisi olmak üzere herkes için çok tehlikeli bir durumdur...

      Sil
    9. Bazı arkadaşlar ın zamanı bol sözlükten yazıp duruyor, devlet devlettir tektir, muhalefet olacağım derken herşeyi biliyorum mantığı ile ders vermeye çalışmayın,gölge etmeyin yeter

      Sil
    10. Öğrenmeye gönlün yoksa ya da doğruları duymak işine gelmiyorsa ne diye soruyorsun?

      Sil
    11. Burası Mahfi beyin blogu mahdutun değil

      Sil
    12. Mahdut sen yazdıkça ülkeme olan umudum daha da azalıyor

      Sil
    13. Mahdutluk yapmayalım lütfen

      Sil
    14. Dediğim gibi gölge etme yeter mahdut, bu ülkenin gençleri var sen değil, rahat ol

      Sil
    15. Seni MB başkanı yapsınlar bence bu bilgiler boşa gitmemeli :)

      Sil
    16. Sayın Anonim(ler), bana laf yetiştirmekle uğraşacağınıza doları zorla düşük tutmak için 60 milyarı son 6 ayda olmak üzere 1 yılda satılan toplam 100 milyar doları ucuz ucuz kimlerin topladığını, yılın ilk altı ayında vergi tahsilatı geçen yılın aynı döneminden daha iyi iken bütçeden 109 milyarın nereye uçup bu kadar açık verildiğini falan araştırsanız benim de ülkeye güvenim geri gelecek ama işiniz gücünüz bıdı bıdı ne yazık ki. Öyle olunca da iş mecburen bana düşüyor :)

      Sil
    17. Mahdut Bey doğru yazıyor. Fikrin varsa sen de söyle.

      Sil
    18. Mahdut sen her şeyi bilirsin ekonomi bakanı olmalısın

      Sil
    19. Bazen bu yazıları okuyunca yapıcı olmaktan çok eleştirmek için eleştiren boş vakti bol olan insanlar görüyorum.

      Sil
    20. Mahdut ve egosu... Ve anonimleri... :)

      Sil
  36. Geçen bir arkadaş ortamında bütçe açığı mevzusu açılınca biri bizim bütçe açığımız enerjiye dayalı boşuna mı Libya'ya girdik dedi,yakında kısmen de olsa sorun çözülür diye ekledi,şaşırdım biraz sonra da ara ara aklıma takıldı,olabilir mi diye,bunu diyen arkadaşın yüksek bir tahsili yok ama sanırım gündemi iyi okuyor

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Muhtemelen cari açık demek istemiştir.

      Sil
    2. Zeki Bey, arkadaşınıza Osmanlı tarihini incelemesini tavsiye edin.

      Sil
  37. Hocam bu kadar bilgi birikimi ile ekonomi yönetimi için “işin ehli”, “ehliyet sahibi” siniz. Ve bu durumu ülkenin hayrına değerlendirmek bir tercih durumundan öte zorunluluk haline gelmiş.
    Siz de bir miktar Ak partili olun (görünün) de😊 sahip olduğunuz bilgiler israf olmasın. ( yazılarınızla bir kısmını israf olmaktan kurtarıyorsunuz ve fakat ülkeye daha fazlası lazım)
    Saygılar

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Bir insanın kendisine yapabileceği en büyük kötülük olduğundan farklı görünmeye çabalamasıdır. İzninizle ben olduğum yerde olduğum gibi kalayım.

      Sil
  38. Mahfi hocam,normal şartlarda 2023 te olacak seçimlerde de bir iktidar değisikligi olmazsa,venezuela örneğindeki gibi küresel finans sisteminden çıkma ihtimalimizi % de kaç görüyorsunuz?son zamanlarda yabancı yatırımcının kasten kaçırıldıgını düşünüyorum mesela.bu bazı yayın organlarında ciddi ciddi tartışılıyor zira..kanallar arasında gezinirken normalde pek takip etmediğim akit isimli kanaldaki ülkücü görüşlü yorumcu kardeşin,ayasofya sadece bir başlangıç, dibs ve hisse tarafında yabancı ağırlığının sıfırlanması dış politika bağımsızlıgında önemli bir adımdır,yarın öbürgün azeri kardeşlerimize yardım etmeyi dilediğimizde,f-16larımız erivan üzerinde uçarken ertesigün borsa,dolar noolur,putin,lavrov,ab,amerika,pentegon neder diye düşünmemeliyiz zira dediğine şahit oldum..

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Bazen yapacağımız fazla bir şey yoksa ya da gidişat hakkında alınacak kararlarda söz sahibi değilsek beklemek ve ona göre hareket etmek en akılcı yol olabilir.

      Sil
  39. Hocam ödemeler dengesi krizi var mı ?

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. An itibarıyla yok ama ödemeler dengesinde finansman sıkıntısı var.

      Sil
  40. Hocam, Başakşehir şampiyon oldu. Bakalım Trabzonspor bu yıl da şampiyonluk kupasının peşine düşecek mi :)

    YanıtlayınSil
  41. Hocam bütçe açık veriyorken Devlet harcama kısıtlamasına gitse bu iş çözülmez mi ? Harcama kısıtlaması derken piyasayı daraltmadan kendi giderlerinde bir kısıtlamadan bahsediyorum ?

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Bence olmasi gereken bu, daralalirsa daralsin..vatandaslar vergiden daralacagina., ama harcamalardan nemalanan kesim uzulecek..kuskunler ordusu yaratmak istemiyorlar.

      Sil
  42. Ben Şuna bakarım 2002 yılında çeyrek altın 32 TL idi - Şimdi 32'li tuvalet kağıdı 50 TL - Çeyrek altın 674 TL olmuş Gençlerin çoğu nasıl evleniriz demekte yaşı 30-35-40 Olmuş insanlar bekar gezmekte. - Geçen Yıl 2019 Başlarında İki altın bozdurmuştum 353 TL'den Bu yıl çeyrek oldu 674 TL. - Eskiden Çeyrek altın gününe giren Vatandaş Artık Çeyrek altını beğenmeyip Külçe Altın almakta.
    Bundan 15 Yıl önce Asgari ücretle çalışan Vatandaş Her ay 100 Dolar Yada Çeyrek Altın gününe girmekteydi Komşular ile akraba arasında Son 10 Yıldır Kuyumcunun önünden geçmeye korkuyor.
    Ev kirası 1000 TL Olmuş Asgari ücret 2340 TL Doğal gaz, elektrik ve su faturaları var pazarı marketi var Bugün bir Markete gir 1 Kilo çay 5 Litere yemek yağı ile 5 Kilo toz şeker 100 TL Neyi nasıl geçinmekte.
    Bugün bir Esnaf arkadaşın dıramını dinledim dükkanını boşalmakta idi Nedeni Yıllık 33 Bin TL kira vermsi Abi bir yıl oldu burayı açalı 33 Bin TL içeri Girdik yani zarar ettik dedi.Yani anladığım Esnaflık eskiden kaldı Günümüzde dükkan sahibi ile vergiye çalışırsınız.
    Küçük bir Vilâyette Sadece 1 İcra Dairesi varken Günümüzde neden 2'nci ve 3'ncü İcra daireleri açılmış olabilir.

    zengini daha Yoksul - Vatandaşı daha Zengin yaptığı. “Vatadaşın Lokması Büyüdü , Zenginin Sofrası Küçüldü”

    Aptallık Nedir? Gerçeği bilerek, gerçeği görerek hala yalanlara inanmaktır.
    Aptallık : Aynı şeyleri tekrar tekrar yapıp farklı sonuçlar beklemek

    YanıtlayınSil
  43. Adalet Bakanı , 94 ceza infaz kurumunun açıktı dedi - Fabrika değil
    üretimi ve istihdamı artıracak fabrikalar kurmak yerine cezaevi yapılmakta.
    Arkadaş Benim anladığım, cezaevi sayısının artması bir ayıptır. Neden ayıptır?
    Eğer bir ülkede fabrika sayısı artmıyor ise, bunun tersine sürekli cezaevi sayısı artıyor ise, tutuklu sayısı artıyor ise, fabrikalarda çalışan insanların sayısı azalıyor ise burada bir hastalık söz konusu.
    Yani efendim, demem o ki; bir ülkede cezaevi çok fazla olursa, o ülkede; huzursuzluğun,Haksızlığın,Hukuksuzluğun ve bireyler arasındaki iletişimin sağlıksız oluyor olduğu olasılığı çok yüksek olurmuş gibi geliyor bana.Bu da toplumun tedirgin ve gergin olduğuna işaret ediyor

    Şimdi böyle olunca, burada; 'Bir ülkede fabrikaların az olması, aynı zamanda cezaevlerinin ve de hastanelerin çoğalması anlamına gelebilir!'
    "Eğer bir toplumda, insanı ilgilendiren mekanizmalar, doğru ve sağlıklı işliyor olsa, ya da işletilmiş olsa, cezaevlerine olduğu gibi hastanelere de çok fazla gerek olur muydu?"
    "Bir ülkede hastaneler, tıpkı cezaevleri gibi çok fazla olursa, bu sefer de o ülke insanında, ciddi şekilde ruhsal ve fiziksel sağlık sorunlarının var olduğu anlaşılabilir." diyorum.

    YanıtlayınSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...