TL Değer Kaybederken İhracat Artıyor mu?

“Zorluk yeni düşüncelerde değil, eskilerinden kurtulmakta yatar.” John Maynard Keynes 

Ekonomi biliminin en bilinen hipotezlerinden birisi ‘bir ülke parasını devalüe ederse ihracatı artar, ithalatı düşer’ şeklinde formüle edilen tezdir.

Önce bazı kavramlara açıklık getirelim. Temel olarak iki tür kur rejimi vardır: Sabit kur rejimi, Dalgalı kur rejimi.

Sabit kur rejiminde; yerel para biriminin değeri, başka bir para biriminin veya para birimleri sepetinin değerine veya altın gibi başka bir değere göre ilan edilir. Bu eşitlik bir kez ilan edilince bir süre değişmez sabit kalır. Eğer değişmesi gerekiyorsa o zaman yerel para biriminin değeri düşürülür (devalüasyon) ya da yükseltilir (revalüasyon) ve yeni bir eşitlik ortaya çıkar. Devalüasyon; sabit kur sistemi uygulayan bir ekonominin parasının yabancı paralar karşısındaki değerinin, bir başka deyişle dış satın alma gücünün, hükûmetçe alınan bir kararla düşürülmesidir. Bunun tersinin yapılması da revalüasyondur.

Dalgalı kur rejiminde yerel para biriminin yabancı paralara göre değeri arz ve talep kuralları çerçevesinde piyasada belirlenir. Bu rejimde paranın dış değeri piyasadaki duruma göre her an ya düşer ya da yükselir. Dalgalı kur rejiminde para biriminin dış değerinde yaşanan düşüşlere devalüasyon değil değer kaybı denir. Sabit kur rejimi bütün dünyada uzun yıllar sürdürüldüğü için oradan kalan alışkanlıkla insanlar bugünkü dalgalı kur rejiminde ortaya çıkan değer kayıplarına da devalüasyon diyorlar. Bu ifadeyi dalgalı kur rejiminde kullanmak ekonomi literatürü açısından yanlıştır.

‘Ülke parasının değeri düşerse o ülkenin ihracatı artar, ithalatı azalır’ şeklinde formüle edilen tezin doğru olduğu dönem sabit kur rejiminin dünyada geçerli olduğu dönemdi. O dönemde her ülke parasının dış değerini rezerv paralara sabitliyordu. Böyle bir ortamda bir ülke devalüasyon yaptığında diğer ülkelerin para biriminin değeri değişmediği için devalüasyon yapan ülkenin parası ucuzluyor ve ihracatı artarken ithalatı düşüyordu. Kuşkusuz bunun mutlaka böyle olması gerekmiyordu ama genel durum bu şekildeydi. Demek ki sabit kur rejiminin küresel sistemde geçerli olduğu ya da en azından ağırlıklı olduğu bir dönemde bir ülke parasının dış değerini düşürürse ve eğer Marshall – Lerner koşuluna[i]  da uygun bir ihracat ve ithalat yapısı varsa ülkenin ihracatı artar, ithalatı düşer.

Acaba aynı durum dalgalı kur rejiminde de geçerli midir? Öncelikle şunu bir kez daha vurgulayalım; dalgalı kur rejiminde devalüasyon olmaz, yani bir ülke parasının değerini alacağı kararla düşüremez, bu değer kaybı (ya da kazancı) piyasada arz ve talebe göre olur. İkinci olarak da şunu vurgulayalım; dalgalı kur rejiminin küresel anlamda geçerli olduğu günümüz koşullarında her gün, her an bütün paraların değeri değişebilir. Bu durumda sabit kur rejiminde bir ülke devalüasyon yaptığında malları ucuzladığı için ihracatı artarken, dalgalı kur rejiminde benzer birçok ülkenin parası değer kaybettiği için aynı etki ortaya çıkmaz. Bir başka deyişle dalgalı kur rejiminde benzer koşullarda olan ülkelerin para birimleri, hepsi aynı anda olmasa bile muhtemelen peş peşe değer kayıpları yaşadığı yani hepsinin malı ucuzladığı için, parasının dış değer kaybından ihracat ve ithalat konusunda sabit kur rejimindeki kadar yarar sağlayamaz.

Bu durumu Türkiye özelinde bir grafik yardımıyla gösterelim (grafikte kullandığım veriler ve bu verilere ilişkin kaynaklar yazının altındaki ekte yer alıyor):


Grafik bize 2013 yılından bu yana USD/TL kurlarını (yeşil), ihracat (mavi) ve ithalat (kırmızı) tutarlarını (Dolar olarak) gösteriyor. Görüleceği gibi Dolardaki değer kaybının sürekliliği ve yüksekliğine karşılık ne ihracatta beklenen artış ne de ithalatta beklenen gerileme söz konusu olmuş.

Konuya bir de TÜFE Bazlı Reel Efektif Kur [ii] ve ihracat açısından bakalım (grafikte kullandığım veriler ve bu verilere ilişkin kaynaklar yazının altındaki ekte yer alıyor):


Bu grafik de aşağı yukarı aynı şeyi gösteriyor. Reel efektif kurdaki büyük düşüşe karşın ihracattaki artış son derecede sınırlı kalmış görünüyor. 

Ekonomi biliminde kanun, teori ve hipotezlerdeki değişmeler genellikle paradigmayı izler. Önce paradigma değişir ekonomi bilimi onu izler. Burada da aynı şey geçerli; önce paradigma değişti ve sabit kur rejimi terk edilerek dalgalı kur rejimine geçildi. İnsanların eski dönemlerden kalma düşüncelerden kurtulması zaman alacak.

Ek:

USD / TL Kuru (Kaynak: https://www.exchangerates.org.uk/USD-TRY-31_12_2020-exchange-rate-history.html) İhracat, İthalat (Kaynak: TÜİK, Dışticaret İstatistikleri: https://data.tuik.gov.tr/Kategori/GetKategori?p=dis-ticaret-104&dil=1

Reel Efektif Döviz Kuru (REK) ve İhracat arasındaki ilişki (Kaynaklar: TCMB; İstatistik Tablolar / Döviz Kurları / Reel Eefktif Döviz Kuru Tablosu, TÜİK, Dışticaret İstatistikleri: https://data.tuik.gov.tr/Kategori/GetKategori?p=dis-ticaret-104&dil=1)




 [i] Bir ülkenin bu sonucu yakalayabilmesi Marshall – Lerner Koşulu diye biline bir koşula bağlıdır. Marshall-Lerner koşulu; devalüasyon yoluyla ihracatın arttırılması ve ithalatın düşürülmesi için ihraç malının yurt dışı talebinin fiyat esnekliği ile ithal malının yurt içi talebinin fiyat esnekliği toplamının birden büyük olması ( ex+em>1 ) gerektiğini ortaya koyar.

 [ii] TCMB uygulaması açısından, Türkiye’nin dışticaretinde önemli paya sahip ülkelerin para birimlerinden oluşan sepete göre TL’nin ağırlıklı ortalama değerine nominal efektif döviz kuru (NEK), NEK’deki nispi fiyat etkilerinin arındırılmasıyla oluşturulan ortalamaya da reel efektif döviz kuru (REK) adı veriliyor. REK hesaplaması NEK üzerinden üç ayrı düzeltme aracı kullanılarak üç farklı biçimde yapılıyor: TÜFE, ÜFE ve birim işgücü maliyeti. TCMB, kura müdahale için TÜFE’ye dayalı olarak hesaplanan REK’i dikkate alacağını açıkladığı için kamuoyunu en fazla ilgilendiren hesaplama TÜFE esas alınarak yapılan hesaplama.  

Yorumlar

  1. Kur yükseldikçe enflasyon artıyor işçi maaşının kıymeti kalmıyor madem ihracatçı para kazanacaksa işçi de kazansın işçinin de maaşı döviz cinsinden olsun

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İşçinin maaşı artarsa ülkenin zenginlerinin maliyetleri artar. Ülke zenginleri işçi maliyetleri artmasın diye siyasiler ile iş birliği yapar. Siyasiler halkı sosyal politikalar, sendikalar hakkında dolduruşa getirir. Halkı yanlarına çekmek için küçük esnafı da vergi affı vs ile baskı altında tutar. Böylece işçileri böcek gibi ezerler. Bunun da adına ülkede demokrasi var derler.

      İşçinin maaşı artarsa, işçi güçlenir, siyasi kararlara nüfuz eder, daha kaliteli mal talep eder, kaliteli mal üretemeyen siyasi bağlantılı zenginlerin firmaları zora girer, siyasilerin şirazesi şaşar.

      İşçinin fakir olanı ülkemizde makbuldur.

      Sil
    2. İşçi- Memur Konfedarasyonlarının Genel Başkanları milletvekili yapılarak bu işi baştan çözer partiler.

      Sil
  2. Olumlu birşey söylenecekse sadece 2013 yılından günümüze ithalat-ihracat makasındaki daralmadan bahsedilebilir.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Fakat 2019'dan sonra makas tekrar ağzını açıyor gibi.

      Sil
    2. 2020 çok özel bir yıl. Anlamli bir cikarim yapılamaz.

      Sil
  3. Hocam, yerel firmaların piyasalardaki rekabet gücünün az oluşu , ithal girdi maliyetlerinin artışı sonucu üretimde durgunluk meydana gelmesi de bu durumun oluşmasına sebeptir diyebilir miyiz?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Elbette. Çok nedeni var ama önemlilerden birisi kur rejimi değişikliği.

      Sil
  4. MB yeni toplantıda 1 puan daha indirim yapar, Dolar / TL biraz salvo yapar sonra bi kriz çıkarırız ABD ile 15 TL yi görür kur. Mecliste en az 50 MV parti değiştirir. Ondan sonra hoş geldin Erken Seçim hoş geldin Ali Babacan...

    YanıtlaSil
  5. Tabloya bakinca ve ani bir yorum yapacak olursam Ihracat ve ithalatin kafa kafaya gelmesi icin nereden baksaniz kabaca %100 develuasyon yapilmasi lazim ki 0ra 0 elde var0 olsun

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Dalgalı kur rejiminde devalüasyon olmaz. Yazıyı okumadığınız anlaşılıyor.

      Sil
    2. Toplum olarak en büyük sorunlarımızdan biri okuduğumuzu anlamamamız !

      Sil
    3. Adnan, kişi okumamış zaten sadece tabloya ve verili rakamlara bakmış. Bunu da söylemiş. Yorumlarken Kabataslak ve ani yazmış.

      Sil
  6. Mahfi düşen kur’un ihracatı arttıramadığı gibi ithalatı da düşüremediğini yazmışsınız ama enflasyon’u arttırdığını eklememişsiniz, hatırlatayım dedim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Başka şeyler de var ama onları da ekleyince kitap gibi oluyor.

      Sil
  7. Kovid sebebi ile turizm gelirlerimiz azalmasa idi, ihracatımız daha yüksek olacaktı.

    Devlet bu dönemde mecburen para ayarını bozmak zorunda kaldı.

    İnşallah yakın zamanda turizm gelirleri de eklenirse bu durumu aşarız.

    Hükümetimiz çok şükür bu zor dönemde, ekonomiyi de dönüştürüp sürekli ihracat odaklı bir dönüşüm yapmak istiyor. Sn Cumhurbaşkanımızın faizlerin düşük tutulması söylemi de anlam kazanıyor.

    Sn Cumhurbaşkanımızın söylemi rakamlara yansımış, turizm dışı ihracatımız artış göstermiş.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Turizmde ağırlıklı olarak İngiltere ve Almanya'ya ihraç ettiğimiz garson damatlarımız vardı, kovid nedeniyle bu ihracat son iki yıldır ciddi şekilde sekteye uğradı. Şu zor dönemde inşallah Sn Cumhurbaşkanımız bu soruna da el atacak ve turizm ihracatımız Allahın izniyle canlanacaktır evelallah...

      Sil
    2. En mantıklı yorum olmuş bu.
      Turizm olmazsa ihracat nasıl toparlanacak?

      Sil
    3. Covid 19 pandemisi sırasında tedarik zincirindeki kopmalardan dolayı, avrupaya yakın olmamızın avantajını yasadık bu sebeple ihracatta normalden farklı bir artış oldu. Bu durum inşallah sürdürülebilir.

      Sil
  8. Hocam, bir de ‘çalıyorlar ama yapıyorlar’ yoz kültürüne karşı bir yazı yazar mısınız? Yapsa da yapmasa da çalan bir kişi siyasette desteklenmemeli. Bu bilinç hukuk devletini de getirir. Yoksa, yapan hırsızlarla yapmayan hırsızlar arasında bir seçim yapmış oluruz ki, fatura her zaman parası, malı, hayatı çalınan halka çıkar. Çalmayan ama yapan siyasetçiye giden yol, ilk başta çalan siyasetçiyi katı bir şekilde hoş görmeyen bir anlayışı oturtmaktan geçer. Halk bu ekonomik gerçekliğin farkında olmadığı için çok fakir yaşıyor üstüne de kendini Almanya’dan iyi zannediyor. Bu duruşun açıklanması çok iyi bir ekonomi yazısı olur.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Almanya almanya demeyin kardeşim, herkes doluştu buraya, elimi sallasam yolda türke çarpıyor. markete gidiyorum, rafçısından kasiyerine türk, selamün aleyküm aleyküm selam verip çıkıyorum, sanki konyada alışveriş yapıyorum, çocuğu parka götürüyorum 2 arkadaş bulup oynuyor, uzaktan izliyorum, çocuk geliyor baba baba iki yeni arkadaş edindim diyor, isimleri ne diyorum, biri mithat diğeri berke diyor, ailecek almanyacayı! konuşmaya konuşmaya unuttuk, taksiye biniyorum eskiden bi iki yeni almanca deyim öğrenirken şimdi adam bana silivri soğuktur deyişini öğretiyor, ofis asansöründe arkamdaki biloğlana anlatır gibi anlatırım diyor, yolda biri ani fren yapıyor arkasındaki yuh dikkat etsene be diye arabanın camından bağırıyor, psikolojim bozulacak.

      bi dağıtıcısı olsa mahfi hocanın kitabı en çok satan ekonomi kitabı olup çıkacak, hocam sizin kitap gelsin 100 tane alıp hediye edecem sırf listeye girsin diye,

      Sil
  9. Hocam merhaba,

    Bilgilendirme için elinize sağlık.

    Hocam 2021 neden yok ? 2021 yılı sadece 8 aylık ihracat toplamı 140 milyar dolar.

    Gayet iyi ve TL'nin değer kaybetmiş olması , ihracatı artırmış gibi duruyor. Öyle değil mi?

    Saygılarımla

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. 2021 iki nedenle yok: İlki yıl henüz tamamlanmadı. İkincisi 2021 baz etkisiyle olduğundan yüksek çıkıyor.

      Sil
  10. Mahfi bey şunu anlayınız lütfen, size yalvarıyoruz:

    1. Türkiye ekonomisinin büyümesi için, şirketlerin üretim yapması gerekiyor.

    2. Şirketlerin üretim yapması için, bankalardan kredi çekmesi gerekiyor.

    3. Şirketlerin bütçelerinin sarsılmaması için, bankaların kredi faiz oranlarının düşük olması gerekiyor.

    4. Bankaların kredi faiz oranlarının düşmesi için, TCMB'nin faiz oranını düşürmesi gerekiyor.

    SONUÇ: Türkiye ekonomisinin büyümesi için şirketlerin üretim yapması gerekiyor, bunun için, TCMB'nin faiz oranını düşürmesi gerekiyor.

    Dikkat ederseniz, "ekonomide", bir zincirin baklaları gibi bağlı birbirine her şey.

    TCMB faizi düşürmeli, böylece şirketler rahat rahat kredi çekebilmeli.

    Yukarıda yazılanlarda herhangi bir problem var mı Mahfi bey?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Madem ki para basmak çözüm neden üretmeye uğraşıyorsun ki?

      Sil
    2. Bu durumda şirketlere olması gerekenden çok daha fazla talep gelir. Şirketler ürünlere aşırı zam yapar ve talep enflasyonu yaşanır. Üretici olmayan kesim gelir erimesi kaybına uğrar.

      Sil
    3. Ülkedeki tüm sorunlar bu arkası boş algıdan kaynaklı zaten, enflasyonu hesaba katmıyorsunuz

      Sil
    4. Üç beş kuruş emekli ikramiyemiz ve maaşımız var faiz-enflasyon hırsızlığı ile onları çarpacak o ...

      Sil
    5. Kredi kullanarak üretim yapacak şirketlerin ne kadar döviz borcu var öncelikle ona bakın. En son ne kadar oldu bilmiyorum ama 250milyar usd olduğunu varsayalım. Dolar kurunun 1 TL yukarı gitmesi bu şirketlerin borcunu 250milyar TL arttırıyor. Ne kadar kar ediyorlar da bu kur farkı zararını ödeyip kara geçecekler. Yüksek kur mu,yuksek faiz mi onlara daha fazla zarar veriyor. Halkın fakirlesmesi, enflasyon vs hiç hesaba katmadan.

      Sil
    6. Bırakın yeni kredi almayı, teknik iflas yasaklanmamış olsa o şirketlerin neredeyse hepsi iflas edecek. Ben söyleyince "ideolojik" kabul edildiğinden Ankara Sanayi Odası Başkanı'ndan gelsin:

      https://kronos34.news/tr/ankara-sanayi-odasi-baskani-ozdebir-sanayici-teknik-iflasa-girdi/

      Sil
    7. Adsız 20.01 Biz de size yalvarıyoruz. faiz düşünce firmalar üretim yapabiliyor mu? Zorla faiz düşürünce kur yükseliyor, enflasyon yükseliyor. Kısır döngü devam ediyor. Demek ki başka sorunlar var. Onları da siz bulun söyleyin.

      Sil
    8. Ankara Sanayi odası başkanı da ideolojik konuşmuş, gözden kaçırılmış olmalı, hemen Cimere yazalım haberleri olsun. Ne demek o güzelim firmalar iflas edecek? Başkan ya ne dediğini şaşırmış ya da muhalefetin ağzıyla yalan yanlış ideolojik konuşarak kendince biryerlere mesaj vermeye çalışmış.

      Sil
    9. Sevgili arkadaşlar,

      7 Ekim 2021 20:01'de yazan arkadaşımız; aslında, Türkiye'de onyıllardır sürmekte olan düzeni yazmış, Mahfi beyden de farklı bir şey talep etmiyor.

      Lütfen ıskalamayınız:

      Türkiye'de şirketlerin sahipleri, patronları, yönetim kurulu başkanları (ve üyeleri), CEO-CFO'ları, orta kademe (mid-level) yönetici ve müdürleri; daima enflasyonun çok çok çok üzerinde maaş alır, bu gerçeği LÜTFEN UNUTMAYINIZ.

      Enflasyon; daima, düşük gelirle hayatta tutunmaya çalışan sıradan halkın sırtına biner, enflasyon çilesini daima sıradan halk çeker.

      Türkiye'de şirketlerin patronları ise; sadece ama sadece, şirketlerinin üretim yapmaya devam etmesi için uğraşır, hayattaki tek amaç (ve endişeleri) budur.

      Pazardan yüksek fiyatla sebze-meyve alışverişi yapmak için kara kara düşünen düşük gelirli sıradan halkın enflasyon algısı ile, patronların enflasyon algısı aynı değildir.

      Patronlar, şirketlerindeki üretim hattında kullanmaya mecbur oldukları hammade ve aramalının ithâl girdi maliyetlerinin (döviz kuru yüksekliği sebebiyle) arttığının elbette farkında. Ve kurların kısa sürede düşmeyeceğini, katlanılabilir bir seviyede sabit duramayacağını bildikleri için, başvurdukları tek çözüm yolu; bankaların verdiği kredilerin faiz oranlarının düşürülmesini istemek. Bunun için de, TCMB'nin faiz oranını düşürmesi gerekir.

      Sevgili arkadaşlar; Türkiye'deki "düzen" bu, ister beğenin ister beğenmeyin.

      Enflasyon yüksekliğinden, sadece, Mahfi bey gibi makro-ekonomide uzman iktisatçılar ve sıradan halk şikayet eder; patronlar şikayet etmez, çünkü patronların enflasyon algısı farklı.

      Türkiye'de şirketlerin patronları, daima, şunu ister:
      TCMB faizi düşürmeli, bankalar da verdikleri kredilerin faiz oranını düşürmeli, böylece şirketler rahat rahat kredi çekebilmeli.

      Sil
  11. Hocam enflasyon katılaştı mı?

    YanıtlaSil
  12. Grafikte reel efektif döviz kuru ile ihracatın ithalatı karşılama oranını alsak daha uygun olmaz mı hocam?

    YanıtlaSil
  13. Dikkatli bakınca grafiğin içindeki milyarlarca dolarlık MB rezervini görüyorum.

    YanıtlaSil
  14. Hocam asıl olan reel döviz kuru, sabit yada dalgalı kurun bir önemi neden olsun ki? Reel döviz kuru tarihi düşük seviyede, asıl cetvel o. Dünyadaki kur rejime ne olursa olsun. Sonuçta lira diğer paralara karşı değer kaybediyor. Daha detaylı bakmak lazım bence nedenine.

    YanıtlaSil
  15. İhracat-kur iliskisine, sektorel bakmakta fayda var. Yerli girdi oranı yükseldikçe bu ilişkinin katsayısı yükselir.

    YanıtlaSil
  16. Sanırım ihracatımızın artma nedenlerinden bir tanesi Çin'in tedarik zincirlerini bozulması asıl düşünmemiz gereken şu Çin geri dönerse ne olacak

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet çok önemli bir husus bu

      Sil
    2. Çinliler dönmesinler, eksik olsunlar, ülkemizde onbinlerce atelye kapanmasına sebep oldular, dağda bayırda yemedik yarasa bırakmadılar.

      Adamlar el attıkları yerleri kurutuyorlar. Ülkelerindeki hayvanları kurutmuşlar, Toprağa el atıyorlar, gübre, toprak için faydalı solucan, yılan, fare, haşerat, börtü böceği yiyorlar, dağa gidiyorlar yarasa yiyorlar, kente iniyorlar kedi köpek yiyorlar, İstanbula gelseler martı bırakmazlar. Onlar eksik kalsınlar, bi tane duvar yapmışlar berisinde kimseye karışmadan ne yaparlarsa yapsınlar.

      Sil
    3. İhracatımız arttı mı? Emin misiniz? Artan şey enflasyon olmasın. ÜFE %45 dolar son bir senede %12 arttı. Türkiyenin gerçek ihracatının bir önceki sene kadar olması için dolar cinsinden ihracatımızın %32 artması gerekiyor. Artmadıysa batıyorsunuz demektir.

      Çin bizim için küçük sorun. Salgın öncesi AB'deki bazı ülkelerden Türkiye'yi gümrük birliğinden çıkartalım sesleri gelmeye başlamıştı. Gümrük birliğinden atılırsak ne olacak?

      Sil
  17. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil
  18. Sayın Hocam;

    Döviz kurunun bu denli yüksek seviyelerde olması, Cari Açığı ve dolayısıyla Maliyet Enflasyonu yolu ile gıda fiyatlarını bir hayli olumsuz etkilemekte. Bu durumda Devletin teşvik paketleri ile ithalatını gerçekleştirdiğimiz ürünlerin üretimi yolunu tercih etmesi bu sorunların ortadan kalkması için bir çözüm olabilir mi? Böyle bir durumun ne gibi dezavantajları olabilir?

    Teşekkür Ederim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Eğer dünyadan daha pahalı üretiyorsak o da anlamsız olur.

      Sil
  19. tersden düşünün..ya ülke parası değer kaybetmeseydi..ihracat/ithalat makası nerelere gelirdi.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Dediğiniz gibi düşünelim.
      TL'nin hiç değer kaybetmediği 2003 - 2009 arasında ihracat arışı rekor düzeyde (3,6 kat artmış.) Buna karşılık TL'nin rekor değer kaybı yaşadığı 2014 - 2019 arasında % 8 artmış.

      Sil
  20. Dolar 8,96'yı aştı, 9'a doğru uçuşa geçti. Dünyanın en rekabetçi parası haline gelen TL sayesinde tüm ihracatçılar vira bismillah dediler, malları kargo uçaklarına, gemilere, TIR'lara, el arabalarına, artık Allah ne verdiye ona doldurup harıl harıl ihraç ediyorlar. Rabbim bu günleri de gösterdi çok şükür...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yapma mahdut mesuliyetli ! Almanları yine kıskandıracaksın.

      Sil
    2. Almanlar Türkiyeyı kıskanıyorlar, Türkiye de daha az Türk var, Almanya da elini sallasan Türk e çarpıyor.

      Sil
  21. Hocam merhaba. TL nin reel olarak çok değerli olduğu dönemler için sahte refah artışı çok sık kullanılan bir tabirdi. Şimdi ise TL reel olarak çok değersiz, bu dönem için de sahte refah azalışı diyebilir miyiz ?
    Bir de reel efektif döviz kuru tarihi dip seviyelerde. TL nin daha fazla değer kaybetmesine sistem izin vermiyor veya izin verse bile ekonomi krize giriyor otomatik mekanizma reel olarak daha fazla değer kaybını önlüyor. Bu nedenle döviz yatırımının son 7-8 senedeki kadar enflasyon üzerinde getiri sağlamayacağını hatta enflasyonun altında getiri sağlayacağını düşünüyorum. Sizin bu konu hakkındaki görüşlerinizi merak ediyorum hocam. Teşekkür ederim..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Refah artışının sahtesi olur ama reha azalışının sahtesi olmaz. TL'deki değer kayıplarının bir bölümü yapılan yanlış açıklamaların yarattığı riske artışından kaynaklandığı için hangi düzeyin dip olduğunu bilmiyoruz.

      Sil
  22. Hocam enflasyonda çekirdeğe mi yoksa kemiğe mi bakalım?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Eti sizin kemiği benim yaklaşımını öneririm.

      Sil
  23. Çok güzel bir yazı olmuş. Klavyenize sağlık.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Klavyeye sağlık olmaz, klavye yazan ellerinize sağlık olur.

      Sil
  24. AKP seçime kadar takkenin düşmemesi için her yolu deniyor; neymiş efendim rekabetçi kurmuş. sanki Japonya olduk. Madem rekabetçi kur bu kadar elzemdi neden yıllarca yüksek faiz-düşük kur politikasıyla ülkeyi ithal malları cennetine çevirdiniz ve yerli üretimin altını oydunuz?

    xyz..

    YanıtlaSil
  25. Hocam IMF'nin empoze ettiği dalgalı kur rejimi devam etmeli mi? Sizce TR için en uygun rejim dalgalı kur rejimi mi?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bütün ülkeler dalgalı kur rejimindeyken ve bu kadar yüksek risk taşırken sabit kur rejimine geçemezsiniz. Her gün devalüasyon yapmanız gerekir.

      Sil
  26. Yazılarınız için teşekkür ederiz hocam. 2019da USD/TL % degişiminin kendisinden bir önceki ve bir sonraki yıla göre nispeten daha düşük kalmasının nedeni nedir ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merkezin dövizlerini piyasada satmak

      Sil
  27. Merhaba, kur artışının dış ticarette görünen etkisinin 2013'den günümüze ithalatın azalması olduğu anlaşılıyor.
    Dalgalı kur rejiminde devalüasyon olmaz demişsiniz. Bence sürekli Merkez Bankası Başkanı değiştirip, faizleri aşağı çekmeye çalışarak Türk usulü olabilir :-)
    Ben 8 yıldır yurtdışında yaşıyordum. 3 ay önce geri geldim. Türkiye'de beni en çok şaşırtan yerli malı ürünlerdeki çeşitlilik oldu. Sizce TL'nin değer kaybetmesinin yerli malı üretim çeşitliliğinin artmasında bir etkisi olmuş mudur?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ayıptır sorması hangi yerli malında çeşitlilik var. Yerli malı dedikleriniz nelerdir?

      Sil
  28. Hocam almanyanın dış ticaret fazlasındaki azalışın sebebi başta petrol ve doğalgaz olmak uzere yükselen enerji maliyetleri ve artan emtiya fiyatlarıdır diyebilirmiyiz?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çin'in koyduğu posta diyebiliriz. Çin Almanya'dan ürün alımlarını azalttı. Geliyor gelmekte olan.

      Sil
  29. Mahfi hocam merhabalar. İktisat'a kafa yormuş bir öğrenci olarak Marshall-Lerner koşulu ile ilgili bir kaç analizimi sunmak istiyorum.

    ex sıfıra yakın. Yani yabancıların bizden satın alacakları ilgilerini çekecek, ihtiyaçlarını giderecek malımız ve hizmetimiz çok az. Fiyat artsa da azalsa da fiyat değişimine satın alma tepkisi vermiyorlar.

    em sıfıra yakın. Yani yabancıların mallarına ve hizmetlerine çok fazla ilgimiz ve ihtiyacımız var. Fiyat artsa da azalsa da yüksek satın alma tepkimizi değiştiremiyoruz.

    Böylelikle bizdeki karşılığı ex+em<1 olan Marshall- Lerner koşulu bizde işlemiyor. Herkesin söylediği ÜRETİM sorunu yine karşımıza çıkıyor.

    Mahfi Eğilmez hocanın yapısal reform tavsiyeleri de reçete oluyor.

    Saygılar.

    YanıtlaSil
  30. Özellikle devalüasyon ifadesi ekonomik parametrelerin kötü olduğu durumlarda muhalif kesimlerce daha çok kullanıldığını görüyorum. Ancak doğrusu sizin yazınızda da ifade ettiğiniz gibi kurun değer kaybetmesi olarak kullanılmalıdır.

    Kur oynaklığının ihracat rakamlarının sürdürülebilir büyümeyi çok fazla olumsuz etkilediğini düşünüyorum. Özellikle ihracat kalitesi burada çok önemli bir konu haline geliyor. Hammadde ve yarı mamül ürünlerin ihracat olarak yurt dışına çıkması içeride arz sorunu yaratacağı için eflasyonu ve özellikle bazı sektörleri olumsuz etkileyeceğini düşünüyorum. Ucuz ülke olmanın ülke ekonomisine katkısını çok iyi açıklamak gerektiğini düşünüyorum.

    YanıtlaSil
  31. hocam tl değer kaybettiğinde, ihracat artar diyen fakültede ki iktisat hocalarımızdı. biz onları referans alarak bu görüşü ifade ediyorduk. hatta bunun ekmeğini yemek isteyen bazı devletler sabit kur politikasına geçiyor, ancak belli bir süre sonra ekonomik krizden kaçamıyorlardı.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Son çeyrek yüzyıldaki paradigma değişimini çoğunluk anlayamadı. Buna iktisatçılar da dahil. O nedenle de bu sloganlardan kurtulamadılar.

      Sil
  32. Hocam selamlar,

    Öncelikle yazınız için teşekkürler.

    Benim şöyle bir sorum olacak: Ülkenin parası ne kadar değer kaybederse kaybetsin, satışlar döviz üzerinden yapılıyorsa, bu durum ihracatı nasıl etkileyebiliyor?

    Örneğin benim malım 10 EUR ve kur 2. Bu durumda 10 EUR 20 TL yapıyor.

    Kur yükselip 3 olduğunda 10 EUR 30 TL yapıyor ama malımın fiyatı yine 10 EUR değil mi? Yabancı müşterim bu maldan 50 tane alacaksa yine 50 tane alacak. Fiyat da aynı. İhracatım nasıl artıyor?

    İhracatçılar, kurun inip yükselmesine bağlı olarak ürünün döviz fiyatında oynama mı yapıyorlar?

    İthalatın azalmasını anlayabiliyorum. Kur yükselince alış maliyetim TL bazında yükseliyor, bu durum ithalatı azaltıcı etki gösterebilir ama ihracat tarafını anlayamıyorum.

    Şimdiden çok teşekkürler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Diyelim ki 1 Dolar 8,8 TL ve siz 100 Dolarlık mal ihraç ediyorsunuz. Bunun karşılığında elinize 880 TL geçiyor. Diyelim ki bu 100 dolara sattığınız malın maliyeti 500 TL + 10 Dolar yani 588 TL. Bu durumda kârınız (880 - 580 =) 300 TL.
      Şimdi diyelim ki kur 10 TL oldu, yerli girdi ve ücretler de % 10 arttı. Bu durumda maliyetiniz 550 TL + 10 Dolar (100 TL) = 650 TL oldu. Buna karşılık elinize geçen tutar 1.000 TL'ye yükseldi. Kârınız (1.000 - 650 =) 350 TL
      Eskiye göre (350 - 300 =) 50 Tl daha fazla kazanıyorsunuz.

      Sil
    2. Hocam yanıtınız için çok teşekkürler.
      İhracatçının yüksek kur istemesinin nedeni buradan anlaşılıyor.
      Yalnız ben halen toplam ihracat rakamının nasıl arttığıyla ilgili mekanizmayı çözemedim.
      Evet kur yükselince daha çok TL elime geçiyor ama ben 100 adet malı yine 100 dolara satacaksam, benim döviz cinsinden cirom nasıl artıyor?

      Müşterim bana sipariş verdi ve anlaştık:

      -100 adet ürün
      -Tanesi 100 dolar

      Kur 8.

      Toplam alacağım 10.000 dolar.
      Elime geçecek para: (peşin olsaydı) 80.000 TL.

      Ödeme zamanı geldi. Müşterim 10.000 doları gönderdi.
      Kur 9.
      Elime geçen para: 90.000 TL.

      TL bazında evet kârım arttı, ama elime yine beklediğim üzere, yani kur hiç artmasaydı bile geçecek olan 10.000 dolar geçti. Benim satışlarım dolar bazında artmadı.

      Acaba tam bu esnada, TL olarak kâra geçen firmalar, meşhur "rekabetçi kur" teorisine uygun olarak, bir sonraki sözleşmede müşterilerinden daha çok sipariş alabilmek için malın dolar cinsinden tutarında indirime mi gidiyorlar?

      Bu durumda evet yapılan indirime istinaden daha fazla sipariş alınabilir ve dolar cinsinden satışım da artabilir. Böylece tüm ülke için düşünecek olursak ihracat rakamımız artmış olur.

      Hocam, başınızı ağrıtmak ve sizi daha fazla meşgul etmemek için cevabınızı beklemiyorum, anlamaya çalışıp bu yoruma tekrar döneceğim. Kendi kendime sizin blogunuzu kullanarak beyin fırtınası yaptım varsayın, affedin:)

      Saygılar.

      Sil
  33. TL'nin değer kaybının ithalat/ihracat rakgamlarına beklendiği şekilde yansımaması, sadece Marshall-Lerner şartının sağlanmamasıyla açıklanamaz mı? Kur rejiminin değişmesiyle, paradigmayla ne ilgisi var? Yani dalgalı kurda Marshall-Lerner şartı daha zor sağlanıyorsa o ayrı da, belirtilen hipotezin ceteris paribus günümüzde de geçerli olmaması için hiçbir neden göremiyorum. Kur rejimi dalgalı olmasına rağmen 2000'li yıllarda hatırlarsınız Amerika'da Çin'e para birimini düşük tutmaması için baskı yapılması seçeneği konuşuluyordu mesela. 80'lerdeki Plaza Anlaşması gibi. Muhtemelen güçleri yetmediği için yapamadılar. Ama Çin de nette zaten düşük tutuyordu ama zamanla yavaş yavaş yükselmesine izin veriyordu. O tartışmalar da mı değişen bu paradigmayı görememekten kaynaklanıyordu?

    Yanlış anladıysam affedin, ama Marshall-Lerner şartının geçtiği cümle sadece sabit kur rejimleri için geçerliymiş gibi duruyor.

    Bu arada dipnotların sıralaması hatalı olmuş.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Dipnot sıralamasını düzelttim, teşekkür ederim. Evet bence Marshall - Lerner Koşulu sabit kur rejiminde geçerli çünkü devalüasyona dayanıyor.

      Sil
  34. Sayın hocam; ihracaatı cazip kılarak ülkede bir servet transferinin gerçekleştiriliyor olduğu görüşüne katılır mısınız?

    Bir diğer görüşünüzü isteyeceğim nokta ise; pandemiyle kırılan tedarik zincirlerinin Türkiye'yi dış ticaret fazlası verir konumuna getirmesini mumkun görüyor musunuz? Mümkün görmüyorsanız yolunmuzdaki engeller hakkında değerli görüşlerinizi rica ederim

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben bunun planlı olarak yapıldığı kanısında değilim, ama sonuç böyle çıkıyor orada katılırım.
      Tedarik zincirindeki kırılmaların geçici olarak Türkiye ihracatını olumlu etkilediğini söylemek mümkün ama bu dediğim gibi geçici çünkü zincir önümüzdeki dönemde onarılmış olacak ve eskiye döneceğiz.

      Sil
  35. Merhaba Hocam, i ve ii dipnotları birbiriyle karışmış. "i" Marshall Lerner'ı anlatması gerekirken, "ii" Marshall Lerner'ı anlatıyor. Bilginize,

    YanıtlaSil
  36. Bence tarihi bir fırsat kaçırılıyor Çin ile Batı dünyası ve asyanın şiddetli kavgası basit bi ateşle yangına varacak anlaşmazlıklarından faydalanıp üretimi Türkiye'ye çekebiliriz.
    Bizse bunun yerine batı ile sürekli kavga etme peşindeyiz sürekli tartışıyoruz mafya devlet olduk desem yalan olmaz üstelik aradan bir gün geçmeden Batıya yatırım yap çağsında bulunuyoruz .
    İhracat ithalat rakamları elbette önemlidir ama asıl çöküş rakamlarla grafiklerle ölçülmeyen toplumda sosyal ortamda oluyor etrafımda ne kadar yetişmiş kalifiye kişi varsa avrupa-amerikaya gitti son günlerde duyduklarımda beni iyice üzdü arkadaşlarım evlerini satıp sermaye yapıp avrupaya abd gitme yarışında uzatmadan sorum şu
    Hocam ülkeden bu tarzda kaçan-çıkan para bence yüzmilyar dolarları aştı bunu ölçen bir veri varmı bu konu hakkında bir görüşünüz var mı?

    YanıtlaSil
  37. Hocam dünyada ekonomik,sosyolojik ve siyasi olarak ençok benzediğimiz ülkelerden biri olan iranla başta faiz-borç-enflasyon verimlilik gibi kalemlerde olmak üzere çesitli alanlarda ekonomimizi karşılaştıran bir yazı yazarsanız,seviniriz..

    YanıtlaSil
  38. Hocam buradaki argumanınızın altında yatan varsayım ceteris paribus yani diğer şeylerin sabit kaldığı varsayımı. Burada güvenilir bir "counter factual" sunmuyorsunuz malesef. Yani her şeyin sabit kaldığı ama kurun yükselmediği bir paralel evren varsayalım. Bu senaryoda ihracata ne olurdu sorusunun cevabını biliyor muyuz? Belki sabit kalmak yerine azalacaktı?

    YanıtlaSil
  39. "Türk lirası dünden zayıf olabilir,fakat enazından yarından güçlü.." demiş emeyerson.
    https://mobile.donanimhaber.com/goldman-sachs-ekonomisti-turk-lirasi-nin-durumunu-analiz-ediyor-anlayana--150810976
    Hocam,allahaşkına nedir bu goldman sakstan çektiğimiz?
    goldman saks sen kimsin yahu?diyecek bir başkanımız varken üstelik,elhamdülillah

    YanıtlaSil
  40. Üstadım iyi günler. Öncelikle bu güzel yazı için teşekkürler. Direkt bu konuyla ilgili olmasa da bir sorum olacak size. ABD dolar endeksi biliyorsunuz son günlerde artıyor. Dolar endeksinin daha da artarak devam etmesi sizce emperyal bir güç olan ve nitelikli mal üreten ABD'nin yararına mıdır? Yoksa zayıf dolar politikasından mı daha kazançlı çıkar?

    YanıtlaSil
  41. Hocam Tablo3'te 2018'den 2019'a olan ithalat degisim yuzdesi -9 degil, -12.9 olmali sanirim. (Eger ithalat rakamlari dogruysa)

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Rezervlere Ne Oldu?

Ne Oldu da TL Değer Kazandı?

Veriler Kötüyse Piyasa Nasıl Böyle Canlı Olabiliyor?