'Faiz Sebep Enflasyon Sonuçtur Teorisi'nin Bilmem Kaçıncı Kez Çöküşü

Bilimsel gerçekler yüksek faizin yüksek enflasyonun sonucu olduğunu gösterdiği halde bunun tersinin geçerli olduğunu, yani yüksek enflasyonun yüksek faizin sonucu olduğunu iddia edenler var. İddia etmekle kalmıyor kanıtlamaya ve Merkez Bankası’nın faizini düşürerek enflasyonu düşürmeye uğraşıyorlar. Bilimsel gerçeğin tersini kanıtlama çabası yeni bir yaklaşım değil. Türkiye aynı iddiayı 1994’de ortaya atıp uygulamaya kalkınca büyük bir kriz yaşamıştı.

Aşağıdaki grafik Merkez Bankası faizi (sol eksen), Enflasyon (sol eksen) ve USD/TL kuru (sağ eksen) arasındaki ilişkiyi gösteriyor (bu grafikte kullanılan MB Faizi verileri TCMB sitesinden, enflasyon verileri TÜİK’den ve USD/TL kuru verileri ay sonu kurları esas alınarak Bloomberg HT sitesinden alınmıştır.)


Grafik, Merkez Bankası’nın, yüksek enflasyonu düşürmek amacıyla faizi düşürdüğünü ve düşürdüğü andan itibaren kurun ve enflasyonun düşmediğini, tam tersine yükseldiğini açık ve net bir biçimde gösteriyor.

Sosyal bilim dediğimiz şey yaşanmış olayların gözlemlenmesi ve defalarca test edilmesi sonucunda kesinlik derecesine göre hipotez, teori ve kanun haline getirilerek tasnif edilmesi çabasından ibarettir. Sosyal bilimler ve onun bir parçası olan ekonomi bilimi birçok konuda evrensel sonuçlara sahip olsa da bu sonuçlar yerel koşullara göre bazı farklılıklar gösterebilir. Mesela ABD gibi parası rezerv para konumunda olan bir ülkede kur enflasyon üzerinde önemli bir etki yaratmazken Türkiye gibi parası rezerv para olmayan ve dolarizasyon etkisinde olan bir ülkede kur enflasyon üzerinde çok önemli bir etki yaratabilir. Dolayısıyla enflasyonun nedenleri arasında böyle farklılıklar çıkabilir. Onun için her zaman ilk nedene bakmak gerekir diyoruz: Türkiye’de kur artışında ve onun etkisi altında ortaya çıkan enflasyon artışında ilk neden risk artışıdır. Bu ortamda faizi indirmek demek risklere ilave yapmak demektir. Risklere yapılan her ilave kuru ve ardından da enflasyonu yükseltir.

Bir zamanlar ‘bilimden ayrılanı kurt kapar’ demiştim, bu sözümü kurdaki yükseliş çerçevesinde bugüne uyarlayayım: ‘Bilimden ayrılanı kur kapar.’


Yorumlar

  1. Hocam, FED kararı sonrası kur muhtemelen biraz daha kapacak. Enflasyona esas olarak ENAG verilerini alsaydınız son iki faiz indiriminden sonra kur ve enflasyonun nasıl paralel hareket ettiklerini daha net görürdük diye düşünüyorum. Gerçi gören gözlere bu da yeterli, görmek istemeyene ise ne gösterseniz boş...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Mahdut Bey; Dolar artmazsa cari açığı nasıl finanse etmeyi düşünüyorsunuz lütfen bunun formülünü söyler misiniz? Biz de bilelim öğrenelim. TCMB rezervi -50 Milyar usd...

      Soru çok açık. Cari açığı nasıl finanse edeceksiniz?

      Sil
    2. Selam Adsız 1730,

      Cari açığı yapıp MB rezervini yiyen iktidar bu işi çözemez. Temel mantık böyle der, sorunun sahibi çözümü üretemez, daha büyük sorun üretir. Onu kovmak lazım.

      İşinin ehli insanlara işi verdiğinizde onlar düzeltirler, piyasa bu mesajı anlar. Herkesin anlaması da gerekmez, gereken piyasa oyuncuları anlar.

      Yönetiminde çalıştığım banka bi ilaç üreticisi müşterisine 66 Milyar dolara satın aldığı başka bir firma için MB daki açık dediğiniz 50 milyar doların üzerinde kredi verdi.
      50Milyar USD büyük para değil, küçük olan bu miktarı büyük para zannedenler.

      Serveti insan yaratır, ürünleri insan yaratır. İsrail işte, parası değer kazanırken ihracatını artıran ülke, Güney Kore para birimi değer kaybetmedi, ihracatı sürekli artar, Almanya .

      Formülü bu, herkesin her detayına girmesi gerekmez, işi yapanların ehil olduğuna ikna olmaları kafidir. TL değer kaybederken, cari açık sorunu yaşamak büyük beceriksizlik.

      NkK6XG1i1h7r#ugd

      Sil
    3. Sn Adsız 17:30,

      Yönetimde 20 yıla yakın bir süre geçirip ülkenin tam anlamıyla canına okuduktan, savurganlığın dibine vurduktan, daha önceki 80 yılda yapılmış ne kadar yatırım varsa hepsini haraç mezat sattıktan, döviz bazlı yüz milyarlarca dolarlık hazine garantili ihalelerle 1 liralık işi 100 liraya yaptırdıktan, yandaşlara yine döviz bazında üçer beşer yerden ballı maaşlar bağladıktan, New York'a falan 200 zırhlı araçlık abuk sabuk konvoyları uçakla taşıdıktan, en dandik toplantılara bile bakanları ayrı özel uçaklarla gönderdikten, yurdun dört köşesini saraylarla donattıktan, bu arada MB'nın 128 milyar dolarlık rezervini bitirip eksi 50 milyar dolara geçirdikten, çakma Atatürk'lüğe soyunarak Suriye'de Hatay'dan daha büyük bir toprak parçası alacağım diye yüz milyarlar harcayıp eline yüzüne bulaştırdıktan, 450 milyar dolar borç biriktirdikten, velhasılıkelam akla gelebilecek ve gelemeyecek her türlü savurganlığı ve iş bilmezliği yapıp ülkenin tüm kaynaklarını kuruttuktan sonra ne olduysa oldu, ekonomi yönetiminden bir cin fikirlinin aklına bu ülkenin cari açık diye bir sorunu olduğu geliverdi.

      Daha da güzeli, aynı cin fikirli bir şey daha düşündü, faizi düşürüp dövizi yükseltirsek başka hiçbir şey yapmamıza gerek kalmayacak, bir anda ihracat patlayacak, ithalat sıfıra inecek ve sadece cari açık finanse edilmekle kalmayacak, ekonomi yüce rabbimizin de inayeti ve gayretiyle şıp diye düzeliverecekti.

      Şimdi siz bana "çok açık" bir soru soruyorsunuz. Ben de size çok açık bir cevap vereyim, Yarından tezi yok kamudaki her türlü israfı derhal kesip, bütün hazine garantili ihalelerin ödemelerini durdurup, bu yönetimi bir saat bile tutmayıp derhal göndererek. Yerlerine iş bilen, çalıp çırpmayan, ülkeyi seven, hem diplomaları hem de uzmanlıkları gerçek yöneticiler getirip içeride ve dışarıda sıfırın çok altına inmiş olan güveni tekrar kurmaya çalışarak, tamamen bilimsel temellere ve plânlamaya dayalı bir kalkınma seferberliği başlatarak, v.s. v.s.

      Aksi takdirde yapılacak her şey, mide kanamasını durdurmak için hastanın aortunu kesip kanın bitmesini beklemeye benzer. Doğal olarak vücutta kan kalmayınca mide kanaması da durmuş olur...

      Sil
    4. Güzel yazmışsınız fgerçekten tebrikler

      Sil
    5. Mahfi Hocam;
      Ben biraz şöyle bakıyorum:
      Kars'tan İstanbul'a domatesi;
      1 ton taşıyan, köhne 1985 model bir kamyonla mı taşırsak dövizin yakıt üzerinden domatese geçirgenliği daha az olur
      5 ton taşıyan 2020 model muayeneleri tamam olan bir kamyonla mı?..
      Yoksa 100 ton taşıyabilen modern bir trenle mi..
      Yani demek istediğim; sadece kamyon-domates değil devlet mekanizması dahil her alanda makul verimlilik yaratmadıkça gereksiz enflasyonun, enflasyonumuzun içindeki payı kronik bir kalıcılığa sahip olacaktır diye düşünüyorum..
      Ya da başka bir açıdan bakarsak...
      1990 model, Doğan görünümlü Şahin demokrasimizle, 2021 Küresel yarışında derece bekliyoruz sanırım..
      Eh Allah Büyük:):)
      Hani pisste yarışan 20 aracın 17si zincirleme kaza ile birbirine girer, geriye biz dahil 3 araç kalırsa::)

      Sil
    6. Ticaret Bakanlığı İnternet sitesi kursa Sadece Ev hanımlarının ürünlerini ihraç etse .Annelerin eline pazar parası geçse. yapılan her ürünü devlet alsa . kargoda Devletten olsa. şart bayanın sigortasız olması ev hanımı olmuş olur. hep çalışan bayanamı destek olacaklar .Anneler günü böyle kutlanır. Ülkeyede döviz girer. daha 100 lerce başka fikirlerim var

      Ali

      Sil
  2. Hocam son günlerde kanallarda ekonomistleri de görmeye başladık. Bence önemli bir adım.

    YanıtlaSil
  3. Hocam, 94 ü artık örnek vermesek, o zaman bir şekilde iktidar değiştirebilen türkler vardı, şimdi millet uyuşmuş.

    YanıtlaSil
  4. Ağustos ayında faiz düşüşü başladı. Yüksek kur savunucuları, kur artınca enflasyon hemen düşecek demiyor, tam tersine kurla beraber bir süre daha enflasyon artacak diyor.

    Kurdaki artış sonsuza kadar devam etmez diyorlar . Çünkü kur arttıkça cari açık kapanacak. Cari açık kapanınca kurdaki artış duracak. Kurdaki artış durunca enflasyon duracak.

    Geçmiş veriler şunu gösteriyor ki, gerçekten de kurda artış olduğu yıllardan sonra mutlaka cari fazla verilmiş ve kurdaki artış durdurulmuş.. Bakınız Şubat 2001 devalüasyonundan dolayı 2001 Yılında cari fazla verildi. Bakınız 2019 yılı. Ağustos 2018 devalüasyonundan dolayı 2019'da da cari fazla verildi...

    Eğer kur, bu seviyelerde giderse, 2022 yılında da cari fazla verilecek. Verilmesin mi? Bu kötü mü?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Siz buna inanıyor musunuz? Yani faizi düşürünce kur yükselecek kur yükselince cari fazla vereceğiz öyle mi? Bu dünyadaki diğer devletler aptal mı? Onlar bu yolu niye izlemiyor diye kendinize sormaz mısınız hiç? Kurda artış olduğu yıllarda cari fazla verilmiyor yanlış izlenimlere kapılmayın. Kriz olup da ithalat yapılamayan yıllarda cari fazla veriliyor. Kur da o yüzden geriliyor. O da iyi bir durum değil. Bilimde mucize yok sevgili kardeşim. Önce riskleri gidereceksiniz.

      Sil
    2. Kapak sesi 8 bin km öteden duyuldu.

      Sil
    3. Nice beyinler göçtü bu teori uğruna.

      Sil
    4. Attn. Adsız 18.02 Faizi düşürdükçe TL'den kaçış hızlanacak. Varacağı nokta hiper enflasyon.

      Sil
    5. Sayın Hocam, bildiğim kadarıyla ithalatimizin yüzde 90'indan fazlası ara mal ve hammadde. Yani dolar yükseldikçe malzeme ve enerji giderleri artacağından maliyetler artacak, enflasyon yükselecek, ihracattaki rekabet gücümüz düşecek. İç piyasada da maliyet kaynaklı fiyat artışı üreticiyi vururken, dövizle gelen ithal ürün de pahalı gelecek. Ben ekonomist değilim, hâlâ nasıl cari açık düşecekmis, anlayamıyorum

      Sil
    6. Aslinda ihracat artacak dedikleri sey, ihracatin cari acigi kapatacak kadar buyumesi degil. Onu bilerek o sekilde diyorlar. Yukselen doviz kuruna bagli olarak ithalatta dusus yasananacak ve bu sayede cari fazla verme ihtimali artacak. Millete 2-3 haberle cari fazla verdik, buyuduk yalani daha cazip gelecek yani. Ama ihrac urunlerinin bile buyuk bir kalemini ithal girdiler olusturuyorken o hedef de zor. Kaldi ki doviz kuruna bagli olarak artan enflasyon milletin alim gucunu dusurecek. Olacagi karsiliksiz para basarak TL'ye bol sifirlarin geri gelmesi olur. Sonra bunlar gider 20-30 yil sonra ayni donguyle ayni hatalari burda tekrar ederiz. Neticede ayni seyleri yapip farkli sonuc beklemeyi seven bir milletiz.

      Sil
  5. Songül Akyıldız3 Kasım 2021 18:45

    Hocam enflasyona neden olan konular bellidir. Bugün Türkiye'de maliyet enflasyonuna bağlı bir maliyet artışı dolayısıyla bir fiyat artışı görülmektedir. Ancak karar vericiler bu durumu bir türlü kabullenmediklerinden olsa gerek maliyetlerin daha da artmasına neden olacak olan döviz/tl oranını tl aleyhinde sonuçlandırıyorlar. Ayrıca kısa dönemde ekonomideki konjonktürel dalgalanmayı kontrol etmek adına faizlerin yüksek tutulması her ne kadar tercih edilsede, uzun vadede ekonomik dengenin sağlanabilmesi için faizlerin düşürülmesi gerekir. Bunun için de birçok alanda köklü değişimin yani reformların yapılması gerekir. (Bu yazınızda reformlardan bahsetmemişsiniz hocam, ben değinmek istedim) Teşekkür ederiz...

    YanıtlaSil
  6. Bilim ve sanat takdir edilmediği yerden göç eder. - İbni Sina

    YanıtlaSil
  7. Mahfi Hocam, degil teori hipotez bile olamaz, zira kisitli da olsa bir fenomeni aciklayamiyor, olsa olsa inanc olur diye düşünüyorum bu yaklaşım.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yine inanca saldırmışsınız. Bilim bilim diyorsunuz her iddia ettiğiniz şeye. Peki Neo Fisher etkisi ne hiç duydunuz mu? Orada da faiz enflasyonun sebebidir. Fisher bilim ama Neo Fisher bilim değil, niye? Sizin inançsızlığınıza uymuyor. Bugünkü iktidarla aynı seviyeye düşüyorsunuz. İkiniz de ön yargılısınız.
      Problem ne biliyor musunuz? problem ne enflasyon ne de faiz rakamlarla oynayarak düşürülmez. İkisinin de sebebini ortadan kaldırırsanız diğerini tetikler.
      Bu kadar basit.

      Sil
    2. Benim söylediğimi bana söyleyerek dediklerimi çürütmeye çalışıyorsunuz. İkinci paragrafınızla ilki tamamen çelişiyor.
      Neo Fisher Etkisi Türkiye'de geçerli değil. Çünkü Türkiye, batılı ülkelerden farklı olarak dolarizasyon etkisinde bir ülke. Ayrıca gerçek enflasyonun ne olduğu konusu bile belli değil. Önce enflasyona neden olan riskleri düşürmeniz lazım. Ki bu risklerin çoğu ekonomik değil sosyal ve siyasal riskler. Neo Fisher Etkisi spesifik bir analiz, bunu alıp da Türkiye'ye uygulamaya kalkarsanız sonu bugünkü gibi kurda fırlama olur.
      Ekonomi genel bazı konular dışında evrensel değil yereldir. Gelişmiş ülkelerde, rezerv para egemenliğine göre ortaya konmuş çoğu analiz, tez ya da teori gelişmekte olan, dolarizasyon etkisindeki ülkelerde geçerli değil.

      Sil
  8. Selam hocam, Inferis okurken aklıma yerleşti, diğer açıdan bakalım: Kendi hesapları için böyle yapmak zorundalar, başka hareket alanları yok.

    YanıtlaSil
  9. Kur artınca cari fazla vermenin tek sağlıklı yolu ithal ikameci sanayileşme politikasının oluşturulması ve süratle uygulamaya geçilmesidir. En iyi ihtimalle orta vadede sonuç verecektir, ama bir yerlerden de başlamalı. Yakın vadede sıcak para da gelmeyeceğine göre bundan başka çıkışımız yok. Şimdi bu politikayı ülkemiz şartlarına uygun şekilde oluşturacak ve uygulayacak dirayetli ve liyakatli kadrolara ihtiyaç var. Elinde feneri olan var mı, mevcut yönetim içinde bulmaya çalışalım.

    YanıtlaSil
  10. Biz Türkler nasıl heyecanlı,sıcak kanlıysak aynı zamanda riski de çok seviyoruz! Zaten kaçınılmaz çaresizlik sendromunda olan Türkiye Ekonomisi riski de çok sevdi...bünyemiz riske alıştı,risksiz de yapamıyor, bu Türk ekonomisinin yapısını anlatıyor açıkçası...Türk ekonomisinin envanterini çıkardığımızda en yüksek riski yaratan Hukuk olduğu karşımıza çıkıyor...kanunlara riayet edemeyen bir ülke olduk ne yazık ki... bu ortamda hiçbir yatırımcı bu algı devam ettiği müddetçe Türk Ekonomisine güvenip yatırım yapmaz...Ne yapıp edip Türk hukuk sistemimizi uluslararası normlara çekmeliyiz.Hukuğun olmadığı olamadığı yerlerde orman kanunları geçerli olur...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu risk sevmek değil bu başka bir şey. Adını siz koyun.

      Sil
    2. Ne demişler " Adalet mülkün temelidir"...mahkemelerde görürüz...gururlanırız...'mülk' Arapça'da Devlet demek...bizde de her türden metaya sahip olmak demek..buradan anlaşılacağı üzere Hukuk; Devletimizin de mülklerimizin de bizatihi kaynağıdır.Devletsiz mülk olmaz çünkü...eğer bir ülkede hukukta birşeyler rayında gitmiyorsa o ülkede ekonomi 《 Ekonomi biliminde para da bir maldır.varlıktır.》de rayında gitmez..hatta raydan da çıkar.

      Sil
    3. Dip not: Arapça'daki "rızık" ın karşılığı Avrupa'da "risk" ve "riziko" dur...
      Kaynak:Geçmiş senelerde çok bilinen bir TV programında yarışmanın sunucusu bahsetmişti..söz konusu kelimeler soruda çıkınca!

      Sil
  11. Fed tam da akp nin istediği gibi karar aldı. Varlık alım azaltimlarina düşük dozda başlıyor. Bazı çevreler işte Fed Kasım'da varlık azaltimina başlayacak dolar yükselişi hizlanacak diyordu. Görüldüğü üzere öyle olmadı. Aylık sadece 15 milyar dolar varlık azaltimi yapacak Fed. Erdoğan kadar ballı bir şahıs hayatımda görmedim. Kedi gibi sürekli dört ayak üzerine düşüyor. Aslında 25 milyar ve üzeri montanli varlık azaltimi bekliyordum. Fed bence enflasyonist baskının azalmasını sağlayamaz bu azaltim hacmiyle. Zaten öyle bir niyeti de yok belli ki. Bu karar sadece akp nin işine yarar o kadar.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu saatten sonra Fed'in hiçbir kararı bizim işimize yaramaz, sadece bir süre erteler.

      Sil
    2. Bu işleri biraz izleyen herkes FED'in bu toplantıda ne karar alacağını miktarına kadar tahmin ediyordu. Zaten FED de mümkün olduğunca yumuşak bir geçiş yapıp dünyada fazla çalkantı yaratmamaya çalışıyor. Burada asıl önemli olan, aylık varlık azaltım miktarlarından çok ne zaman faiz artışlarına başlayacağı ki başta Goldman Sachs olmak üzere pek çok uzman, tahminlerini 2023'ten Temmuz 2022'ye çekti. DXY, daha önce deneyip kıramadığı 94 seviyesini dünkü kararın ardından kırmış gibi görünüyor. Eğer böyle giderse 96, 98 şeklinde yükselişe devam edecek, bu bile diğer tüm risklerden bağımsız olarak Türkiye'de dolar kurunun destek seviyelerinin yükselmesine neden olacaktır. FED'in faiz artırmaya başlayacağı döneme kadarki geçiş sürecinde Türkiye'de bu kafayla gidilirse ve aklı başında önlemler alınmazsa işimizin çok zor olacağı açık...

      Sil
    3. Fed varlık alımını o kadar azaltsaydı piyasalar büyük türbülansa girerdi. Zaten enflasyon baz etkisiyle 2022 yılında reel getiriler artacak. Hiçbir şekilde kaçış yok. Durum vahimden de öte diye düşünüyorum. Piyasalr bu gibi durumlarda büyüme etkisinin sonuna kadar yalancı bahar yaşar. Sonrası tufan... ytd :))

      Sil
  12. Hocam merhaba. Bilimde hipotez, teori, kanun konusunda bir hiyerarşi yok diye biliyorum. Yani teoriler daha da güçlenince kanuna dönüşmüyor. Teoriler kanunların çalışma prensibini açıklamaya çalışıyor.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben de tam olarak hiyerarşi çerçevesinde söylemedim zaten. Ama Kanun teoriden teori de hipotezden daha kesin ifadeler taşır.

      Sil
  13. İlk kez sizin yazılarınızdan birinde "bilmem kaçıncı" şeklinde bir kelime tamlaması okuyorum. Siz de bıktınız sanırım, herkes tahammül sınırının eşiğine geldi.

    YanıtlaSil
  14. Peki hocam biz halk olarak bunları göremiyoruz. Ekonomi yönetiminden bir Allah'ın kulu da mı görmüyor?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aslında biz halk olarak görüyoruz ama hep bir mucize beklentimiz olduğu için yine o tarafa gidiyoruz. bankerler olayından sonra Çiftlik Bank olayı yaşanması da bunun bir sonucuydu.

      Sil
  15. Merhaba Hocam,

    Büyüme oranları hesaplanırken nominal değerlerden enflasyon düşülüyor. Mesela bizde ekonomi nominal değerlerle %28 artmış, %19 enflasyonu düşüp büyüme oranı %9 deniyor.

    Benim anlamadığım husus şu. Bildiğim kadarıyla enflasyon belli bir sepetteki ürünler ve o ürünlerin ağırlığı üzerine şekilleniyor. Büyüme oranı hesaplanırken de bu sepet mi baz alınıyor? Eğer öyle değilse büyümede tüm ekonomiyi dikkate alıp enflasyonda belli ürünleri dikkate almak bizi yanlış sonuçlara götürmez mi? Yoksa çok bir şey fark etmiyor mu?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hayır büyüme oranı hesaplanırken GSYH Zımni Deflatörü denilen ve ekonomideki bütün mal ve hizmetleri kapsayan bir fiyatlar bütünü dikkate alınıyor.

      Sil
  16. Bence bu kur politikasının amacı G20'den çıkmaktır.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. En yüksek GSYH'ye sahip ülkeler arasından çıkmak G20'den çıkmaya yol açmaz. Güney Afrika sıralamada çok geride yer aldığı halde G20'de. Çünkü GSYH büyüklüğü yanı sıra coğrafi dağılıma da bakılıyor. Ortadoğudan S. Arabistan ve Türkiye var.

      Sil
  17. Deneme yanılma sistemi maalesef bizde geçerli değil. Çok fazla deneyeceğiz olmayacak ama biz yine bir kez daha deneyelim diyeceğiz. Yine mi olmadı? Deneriz..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Deneme - Yanılma _ Yine Deneme - Yine Yanılma.....sonsuz

      Sil
    2. Her başarısız girişim sonrası faturaya eklenen fakirleşme faturası kime kesilecek peki!?

      Sil
    3. Denemelerden ders aldığımız ölçüde bilimsel (ve/veya akılcı) davranmış oluruz.
      Gelişme kat edemediğimizde alttaki fıkra geçerli:
      Hakim:
      -Bu adam senin kendisini tam 7 defa dolandırdığını söylüyor, ne diyorsun?
      Davalı:
      -Ne diyeyim Hakim Bey, enayiliğine doymasın.

      Sil
  18. Bu tartışma bitecek gibi durmuyor hocam :)

    YanıtlaSil
  19. Sayın Hocam;

    Faiz oranları düşürülürse herhangi bir sektörde faaliyet gösteren bir iş insanının parasını faize yatırmaktansa yatırımını arttırması düşüncesi hasıl olur. Söz konusu bu yatırım istihdamın artmasını sağlayarak ekonomiye canlılık katar. Aynı zamanda söz konusu sektörde faaliyet gösteren kişilerin üretim miktarı dolayısıyla arz miktarı artacağında söz konusu mal veya hizmetin fiyatında bir düşüş gerçekleşir. Bu durumda enflasyonun düşmesini sağlar. Aynı zamanda faiz oranlarının düşüklüğü nedeniyle herhangi bir sektörde üretimin ve yatırımın artması o sektördeki rekabeti de arttıracağında söz konusu bu durumda fiyatların dolayısıyla enflasyonun düşmesini sağlar.

    Bu hipotez ile ilgili düşünceniz nedir acaba?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Siz Türkiye'de hiç böyle bir şey olduğuna tanık oldunuz mu? Yani bu kadar riskli bir ortamda kurlar alıp başını giderken faiz düştü diye yatırım yapan birisini gördünüz mü? Ben hiç görmedim. Tam tersine, enflasyon yüksekken faizi düşürünce yatırım yapacak olan da risk artıyor diye düşünüp yapmaktan vaz geçiyor. Türkiye'de yatırımların en yüksek olduğu dönem tuhaf bir şekilde faizin de yüksek olduğu dönemlerdir.

      Sil
    2. Doğru bir hipotez Buradakilere bakma. Mahfi hoca dışında burada ekonomiden anlayan yok. Merkez Bankası faiz indirmeye başladığından beri borsa %12 yükselmiş. Eğer faiz indirimi zararlıysa neden borsa yükselsin? Faiz inince yatırımlar artar ve bilançolarda iyileşme olur. Bu beklenti borsayı yükseltir. Zaten Mahfi hocam da açıklamış.

      Sil
    3. Kardesim faiz oranin dusmesiyle yatirim arasinda hele hele verimli yatirim arasinda cok fazla parelellik yok. Faiz orani dustug zaman yatirim denen melanet direk olarak konut yatirimlarrina ve tuketime bilhassa luks tuketime gidiyor. Bu salt Turkiye gercegi olmakla beraber diger bazi ulkelerde de cogunlukla gorulen bir durum. Hatta demografik olusum ve olgunlugunu tamamlamis ulkerlerde bile olan bir fenomen adeta.

      Maksad ongorulebilirlilik ve verimliliktir yatirimlari tuketimi ve tasarruflari anlamli islevsiz kilan.
      Faiz oranin gerektiginden fazla dusmesi dusuk olmasi hele hele enflasyonun altinda olmasi bu ongorulebilirlik ve verimlilik uzerinden yatirimi tuketimi ve tasarruflari bozuyor.

      Amac fiyat istikrari olmalidir o da biz ginbi ulkeler icin %3.5lik enflasyondur. Bu rakamin 1.5 puan ustundeki bir MB faizi ise son derece makul bir orandir. Bunun aksi hali israfi verimsizligi gereksiz nedensiz harcama tuketimi ranta dayali sistemi olustuirur. Iste bu da o cari acigin buyumesine sebebiyet verir.Ithalati azdirir.

      Sil
    4. Hocam, keşke ülkede yatırımların artmamasının tek sebebi yüksek faizler olsaydı.

      Sil
  20. Albert Einstein'a atfedilen meşhur bir söz vardır : "Delilik, aynı şeyi tekrar tekrar yapıp farklı sonuçlar beklemektir."

    YanıtlaSil
  21. Hocam ekonomimiz bir kebap olsaydı ne kebabı olurdu?

    YanıtlaSil
  22. Hocam taper başladımı?

    YanıtlaSil
  23. Hocam ekonomide teknokratların ağırlığı nedir?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Eskiden fazlaydı ama son 20 yılda derece derece azaldı. Bugün sıfıra yakın gibi. Hatalar da o nedenle çoğaldı.

      Sil
  24. Hocam bitcoin alalım mı?

    YanıtlaSil
  25. Son zamanlarda İhracatın fırlamasının en büyük nedeni , Avrupalı işadamları çine gidemediler. galiba pek de gitmek istemiyorlar. Türk malları çinden çok kaliteli ve Avrupaya göre ucuz. nakliyede çine göre çok ucuz işçilikde çok ucuz . o yüzden 7/24 üretip 7/24 yurtdışına satmalıyız. Gümrük müdürlüklerinn hepsi 7/24 çalışmalı. 500 milyar usd ulaşmalıyız. İnşaAllah

    Ali

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Emeğin ucuzluğuna dayalı ihracat rekabeti bizi bitirir. Teknoloji geliştirmeden, marka yaratmadan hiçbir yere varamayız. Bunları yapabilmek için de bugünkü baştan aşağıya yanlış teşvik sistemini değiştirmek lazım.

      Sil
    2. ''Emeğin ucuzluğuna dayalı ihracat rekabeti bizi bitirir.''

      Çok teşekkürler Mahfi bey, daha net ve yalın anlatılamazdı.

      Sil
    3. ülkemizde ihracat ikiye ayrılır: gerçek ihracat ve hayali ihracar

      Sil
  26. Tüik, enflasyon araştırma grubu enag'ı mahkemeye verdi. Sorunlarımızı bu yolla çözebilirler mi sizce?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Gerçekleri saklamaya, onları ortaya koymaya çalışanları suçlamaya devam edersek her geçen gün daha kötüye gideceğiz.

      Sil
  27. bu asırda ekonomi faiz üzerine kuruludur. faizi çekersen ekonomi göçer (yani kur artar, enflasyon artar). üretime dayalı bir ekonomi olmadıkça faiz rantiyeyi beslemeye devam edecektir.

    YanıtlaSil
  28. Faiz düşerken kurun artmaması için; ABD ve onunla hareket eden Avrupa Birliği, İngiltere ve Kanada gibi aynı sistemde yer almamız gerekiyor. Yukarıda saydığım ülke ve birliklerde enflasyon %5'lere çıkmasına rağmen faizler %1'in altında. ABD her ay cari açık vermekte, hatta sürekli rekor tazeliyor. Demek ki aslında kurdaki oynaklık sadece faiz oranları ya da cari açık/fazla ile açıklanamaz. Dünyanın ekonomi kurallarını ABD ve onun izin verdiği ülkeler oluşturmuşlar. Bu kurallara uymak zorunda olan Türkiye petrol, doğal gaz ve maden yataklarına sahip olmadan herhangi bir şey yapamaz.
    Faizi düşürmek kurlar yoluyla enflasyonu arttırır ve ithalatı baskılar. Son 2 yılda tüketim malı ithalatının payı toplam ithalat içinde neredeyse yok oldu. Aramalı ithalatını ortadan kaldıracak yatırımlar yapılıyor. Ama günlük hayatımıza henüz etki etmiyor. Hepimiz şu anda sadece enflasyonu hissediyoruz. Aramalı üreten yatırımların günlük hayatımıza etkilerini görmeye başlayacağımız gün, hammadde ithalatını da TL üzerinden yapmaya başlayacağımızı düşünüyorum. Çünkü o zaman TL verip hammadde ithal ettiğimiz ülkeler bizden TL ile ağır sanayi ya da teknoloji ürünleri alabilecekler.
    Bu süreç biraz sabır gerektiriyor ve ben herhangi bir siyasi değişikliğin bu süreci bozup eski düzene döneceğini zannetmiyorum.
    Not: Bu makaleye ilk kez yorum yazıyorum.

    YanıtlaSil
  29. Mahfi bey , enflasyonun düşmesi için faizlerin Enag enflasyonunun üstünde mi yoksa Tuik enflasyonunun üstünde mi olması gerekir?

    Eğer Enag enflasyonunun (%48) üstünde olması gerekirse, sizce faiz kaç olursa enflasyon düşer? %50-55 aralığı bunun için yeterli mi? Yoksa %60 'ın üstünde olursa mı enflasyon düşer?

    Sanki %60 olursa çok daha iyi olur gibi. Çünkü bu şekilde dışarıdan döviz çekip ithalatı yarı yarıya ucuzlatırız. Dolar 6 Tllere düşer ve enflasyon dolar düştüğü için de düşer. Bu şekilde 1 taşla 2 kuş vurulmuş olur diye düşünüyorum.

    Ayrıca ihracatın %70'i ithalat olduğu için ihracatımız da 2 katına çıkar ve cariaçık da kapanır.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Enflasyonu yalnızca faizi artırarak düşürmek mümkün değildir. Bir süreliğine kontrol altına alabilir hatta bir süreliğine düşürebilirsiniz ama yapısal sorunları çözmezseniz yine yükselir. Ama yapılması gereken ilk şey belki de enflasyonun gerçekte kaç olduğunu açıklamaktır. Çünkü gerçekleri kabul etmezseniz çözümleriniz de yetersiz olur.

      Sil
    2. Trakya Buğday Üreticileri Kooperatifi5 Kasım 2021 09:47

      Merhaba , dolar arttığı için toptancılar , ithal buğdaydan yerli buğdaya dönmeye başladı bu sayede borçlarımızı ödemeye başladık kendimize geldik. Ekim yapmayan ortaklarımız da ekim yapmaya başladı. Lütfen doların düşmesine izin vermeyin, rekabet gücümüzü devam ettirin. Yabancı üreticilerle mücadele edebilmemiz için doların yüksek, faizin düşük olması gerekir. Çiftçiler olarak devletimizden destek bekliyoruz.

      Sil
  30. Su 100 C derecede kaynamaz, deniz seviyesinde normal şartlarda 100 C derecede kaynar. Dünyanın borcu yapılmış, ihtiyat akçesine kadar tüketilip bir de eksiye geçilmiş, alacaklılar kapıya dayanmış Eee! Ben faize karşıyım. Faiz sebep, enflasyon sonuç. E günaydın. Yeni mı aklınız başınıza geldi. Hocam bu teoriyi denemek için önce kasanın dolu olup kur riski, derdi olmaması lazım. Borç değil tam tersi baya fazlamız olması gerek. En önemlisi ise üreten olmalıyız, tüketen değil. Bu şartlarda su 100 C derecede kaynayabilir. Gerçi bu şartlar sağlanınca kur enflasyon faiz diye sorun da kalmaz ya neyse😀

    YanıtlaSil
  31. Öyle bir Türkiye düşünün ki; iktidar değişmiş ve son derece aydın kişiler. Mahfi hocam da ekonomiden sorumlu yetkili bir abimiz olmuş ülkeyi gerçekten şaha kaldırıyorlar. Sahte hocalar, dini siyasete alet edenler hepsi yargılanıyor. Ülkeden 1 TL bile çalan siyasiler kodamanlar hapsi boylamış. Allahım o günleri de bizlere göster. Amin

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Enseyi karartın bence memlekette öyle bir nitelik yok. Olacağı da yok, olsa da sistem müsaade etmez. Ta ki niteliksizleri ayiklayana kadar..

      Sil
  32. Hocam Ege Cansen hoca yıllardır Türkiyedeki enflasyon, faiz, kur sarmalından kurtulmanın acı ama tek çözümünün cari açığı denge noktasına getirip ardından cari fazla noktasına getirmek olduğunu belirtiyor. Bakıldığı zaman döviz ihtiyacı neden oluyor? İthalat için, eğer ki cari fzzla verirsek döviz ihtiyacı azalır. Normalde mantıklı. Ama mantıksız olan aynı iktidar 2002/2014 arası neden yüksek faiz, düşük kur modelini uygulayarak ülkemizi ithal mal cennetine çevirdi?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Son derece mantıklı bir yaklaşım ama hem yüzde 5 büyüyüp hem bu düşük tasarruf oranıyla o yatırımları nasıl yapacağız da cari açığı kapatacağız sorusuna gelince bu güzelim yaklaşım bir anda çöküyor.

      Sil
    2. Tasarruf açığının sebebinin Cari açık olduğunu kabul ettiğimiz andan itibaren, ekonomimiz düzelecek. Ama biz, tasarruf edemediğimiz için cari açık olduğunu düşünüyoruz. Bu sebeple cari açığın olmamasını fakirlik ve küçülme olarak görüp, cari açık vermek amacıyla doları baskılıyoruz.
      Sadece Ege Bey değil, Mahfi bey dışındaki bütün ekonomistler, dolar kurunun baskılanmasını savunuyor.

      Doları baskılamasak, cari dengeye oturacağız bundan sonra tasarruf açığımız olmayacak. Eğer dediğiniz gibi cari fazla verirsek de, tasarruf fazlamız olacak ve 430 milyar dolarlık dış borcu ödeyemesek bile iç borca çevireceğiz. Bu borcun faizi, dışarı gitmeyecek ülkemizde kalacak... Bu rakam 30 milyar dolar olsa, her yıl 30 milyarlık bir gelir kaybını durdurmuş olacağız.

      Ege Bey burada yanılıyor. Cari açık vererek büyümek büyümek değildir. Elin parasıyla düğün yapmaktır.

      Sil
  33. Hocam ilk cümlenizde mantık hatası var gibi.

    YanıtlaSil
  34. Hocam ilk cümlenizde mantık hatası var gibi.

    YanıtlaSil
  35. hocam bence,
    Bu yıl 296 milyar lirası anapara, 105 milyar lirası da faiz olmak üzere tam 401 milyar lira iç borç ödemesi bizi bekliyor. Mevcut borç bakiyesine göre 2021 ve sonrasında ödenecek toplam borç da 1.6 trilyon lira.
    sanki enflasyon ile iç borcu savuşturuyor.
    diğer bir sebepte konut fiyatlarını yükselterek, bankaların elini rahatlatmak. hem ellerindeki konut, hem de krediye karşı teminat olarak aldıkları konut artık zarar yazmaları imkansız. Artık daha fazla kredi verebilirler.

    YanıtlaSil
  36. Merkez Bankası başkanı, çekirdek enflasyonu da baz almıyoruz, cari açığı kapatmak ana hedefimiz bu sebeple ihracatçıyı desteklemek için reeskont kredileri genişletiyoruz , faiz indirip ihracatçıyı ve ihracatı kuvvetlendireceğiz diyor, Maliye bakanı tam tersini söylüyor yani dolar, ihracatçı için arttırılmış değil diyor.

    Kurumlar arasında bu kadar çelişkili beyanlar verilmesi normalmidir?

    YanıtlaSil
  37. Enag enflasyonu
    2020Ekim -100
    2021Ekim-149
    %49 artış.

    Dolar
    2020 Ekim-8.29
    2021 Ekim- 9.55
    9.55/8,29=%15 artış

    Ege Cansen’in teorisine göre, cari açıksız büyümek için , devalüasyonun enflasyon’dan büyük olması gerekiyor. Bu teoriye göre bugün doların olması gereken yer, 8.29×1.50= 12.43 Tl.Teoriye göre eğer dolar bu seviyeye gelmezse, cari fazlalı büyüme gerçekleşemiyor.

    Reçete çok acı.

    Ancak şöyle birşey var. Cumhuriyetin ilk yıılarında dolar1.3 Tl imiş bugün doların fiyatı 9700000 Tl .

    Okuyamadın değil mi? 9.7 milyon Tl ama 6 sıfır attığımız için 9.70 Tl diyoruz.

    Yani dolar karşısında 9.7 milyon kere değer kaybetmişiz..

    Sebep? Devalüasyonun enflasyonun altında kalmasından dolayı oluşan cari açıklar!!!

    Bugüne kadar başımıza ne geldiyse dolar artışınının enflasyonun altında kalmasından geldi.

    Bu kaderi değiştirmek elimizde. Reçete gerçekten çok acı ama acı reçeteyi içmeyen, acı sona katlanır.


    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Rezervlere Ne Oldu?

Veriler Kötüyse Piyasa Nasıl Böyle Canlı Olabiliyor?

Faiz Niçin Artırıldı, Şimdi Ne Olacak?