Enflasyon Farklı Ama Çözüm Aynı

2022’ye girerken uzunca sayılabilecek bir geçmişte gündemden düşmüş olan enflasyonun yeniden gündeme geldiği artık açık bir biçimde belli oldu. Enflasyon denilince fiyatlar genel düzeyinin sürekli artış göstermesi diye ortak bir tanım kullanıyoruz. Burada bir hata yok. Buna karşılık enflasyonun kökenleri konusunda ayrım yapmayarak yalnızca enflasyon deyip geçtiğimizde hata yapıyoruz. Çünkü enflasyon kökenlerine göre ikiye ayrılır: Talep enflasyonu ve maliyet enflasyonu. Sonuçları aynı olsa da ikisinin nedenleri birbirinden çok farklıdır.

ABD’de küresel krizin ortaya çıktığı 2008 yılından itibaren ABD Merkez Bankası Fed, ekonomiyi canlandırmak için,  para arzını (niceliksel genişleme ya da gevşeme) adı altında ciddi biçimde artırırken bir yandan da faizleri düşürdü. Bugün geldiğimiz noktada Fed faizi yüzde 0,25, bilanço büyüklüğü ise 8,8 trilyon dolar dolayında bulunuyor (küresel krizden hemen önce Fed faizi yüzde 2, bilanço büyüklüğü ise 900 milyar dolar dolayındaydı.) Fed, bu para politikasını büyüme eğilimine geri dönebilmek için yürüttü. Buradaki en önemli risk enflasyonun yükselmesiydi. Dolar, rezerv para olduğu için, ne kadar basılırsa basılsın pek değer kaybetmeden dünyada talep edilmeye devam etti. Basılan bu paralar, tahvillerini Fed’e satan bankalara oradan da fonlara geçti ve bu fonlar ABD dışındaki ülkelerde yüksek getirili yatırım araçlarına yöneldi. Bu gelişmenin sonucu olarak da basılan bu büyük miktarda para ABD’de değil gittiği yerlerde enflasyonist etkiler yarattı. Fed, bu paraların ABD’ye geri dönüp de enflasyonist baskı yaratmaması için faizi düşük tutmaya devam etti. Uzun dönemli enflasyon hedefini yüzde 2 olarak belirleyen Fed, enflasyondaki artışı başlangıçta geçici olarak nitelese de zaman içinde bunun pek de geçici olmadığını görünce faiz artırımlarını gündeme getirmeye başladı. Fed’in faiz artırımını erken yapacağı yolundaki beklentilerin yoğunlaşmasıyla 2021 sonunda yüzde 1,50 dolayında olan ABD Hazine Tahvili faizi 1,75’e yükseldi. ABD’de faizlerin yükseleceği beklentisi yurtdışına yüksek getiri amacıyla gitmiş olan fonların en azından bir bölüm yatırımlarını ülkeye geri getirmesinin önünü açıyor. Bu fonlar risk – getiri karşılaştırması yaparak artık daha az getiri daha az risk arayışı içinde bir bölüm yatırımlarını gittikleri yerlerden alıp ABD’ye geri götürüyorlar. Büyük çoğunluğu yurt dışı yatırımlara gittiği için bugüne kadar ABD’de enflasyona neden olmayan paralar, dönüşe geçince enflasyonu yükseltmeye başlıyor. ABD’de son dönemde enflasyonda ortaya çıkan hızlı artışın temelinde astronomik biçimde artırılmış bulunan para arzının etkisini bu dönüş nedeniyle göstermeye başlaması yatıyor. Bir başka ifadeyle ABD’de enflasyonun yüzde 2’ler düzeyinden kısa sürede yüzde 7 düzeyine tırmanmasının nedeni para arzındaki artışın ertelenmiş etkisinin ortaya çıkmasıdır. Benzer bir durum ABD ile aşağı yukarı aynı para politikasını yürüten iki rezerv para sahibi bölgede de (Euro Bölgesi ve Birleşik Krallık’ta) görülüyor. Her ikisinde de enflasyon hızla yükseliyor.

Paranın mal ve hizmet arzından çok olduğu yerde enflasyon olur. Günümüzde ABD, Euro Bölgesi ve Birleşik Krallık’taki durumu en iyi özetleyen tespit budur. Biz buna talep enflasyonu diyoruz. Bu enflasyon türünde piyasada para bol olduğu için talep, arzı aşıyor ve enflasyona yol açıyor.

Türkiye’de durum buraya kadar anlattığımızdan oldukça farklı bir görünüm içinde. Türkiye’de para arzında geçmiş yıllarla karşılaştırdığımızda büyüme ve enflasyon artışıyla açıklayamayacağımız bir artış görünmüyor. Buna karşılık enflasyonda astronomik diye ifade edilebilecek bir artış söz konusu. 2020 sonunda yüzde 14,6 olan enflasyon oranı 2021 sonunda yüzde 36’ya tırmanmış bulunuyor. Bugüne kadar bu enflasyon artışında talep yönlü baskı çok düşüktü, asıl itici güç TL’nin dış değer kaybından kaynaklanıyordu. 2020 sonunda 7,44 olan USD/TL kuru 2021 sonunda 13,30’a yükselmişti. Kurda ortaya çıkan bu büyük artış önce ithal girdi maliyetlerine oradan ürünlerin satış fiyatlarına yansıyor ve enflasyonu yukarı çekiyor. Bu açıdan bakıldığında Türkiye’de ortaya çıkan enflasyonun büyük ölçüde maliyet (kur) kaynaklı olduğu anlaşılıyor.

ABD, Euro Bölgesi ve Birleşik Krallık’taki talep kökenli enflasyondan farklı olarak maliyet kökenli bir enflasyonla karşı karşıya olsa da her iki durumda önleyici ilk adımın faiz artışından gelmesi gerekiyor. ABD, Euro Bölgesi ve Birleşik Krallık, merkez bankalarınca piyasaya sürülen parayı harcamaya dönüşmekten çıkarıp tasarrufa yönlendirebilmek için faizi artırmak zorundayken Türkiye de kur kaynaklı enflasyonu denetim altına almak için faizi artırmak zorunda. Buna karşılık ABD, Euro Bölgesi ve Birleşik Krallık bugüne kadar ekonominin canlı kalabilmesi, büyüyebilmesi için faiz artırımına gitmemeye, enflasyondaki artışa göz yummaya yöneldiler. Büyük olasılıkla bunun bedelini enflasyonu çok daha uzun dönemde denetim altına alarak ödeyecekler. Türkiye, bu ülkeler arasında en ilginci. Yüksek olan faizini, enflasyon arttıkça indirerek kurdaki ve enflasyondaki yükselişin hızlanmasına yol açtı. Başlangıçta, bu hatalı uygulamayı haklı göstermek için kurdaki yükselmenin ihracatı artırmak ve dolayısıyla cari açığı düşürmek için bilinçli olarak hedeflendiği açıklanmış olsa da yükselişin devam etmesi karşısında telaşa kapılarak bu kez döviz satışı yoluyla kura müdahaleye başlandı.

Aslında piyasa dinamikleri, merkez bankası ne derse desin faizi zaten artırıyor. Mesela ABD’de Fed faizi 0,25 olsa da on yıllık tahvil faizi yüzde 1,75, Türkiye’de TCMB faizi yüzde 14 olsa da on yıllık tahvil faizi yüzde 24,5 dolayında bulunuyor. Piyasadaki faizlerin artmasından çok daha önemlisi merkez bankalarının faizi artırarak piyasaya enflasyonla mücadele edeceği mesajını vermesidir. Merkez bankası eğer enflasyonun yükselmesine karşın faizi artırmıyorsa o zaman kamuoyunda, enflasyonla mücadelenin ciddi olmadığı imajı yaratır. Ki bu, piyasadaki faizler yükselse de gereken etkiyi sağlamaz. O zaman hem piyasa faizleri yükselmiş hem de enflasyon denetlenememiş olur. Türkiye, bunlara ek olarak kuru denetleyebilmek için milyarlarca dolarlık rezerv harcaması yapmak zorunda kaldı. Ama sonuç yine başarısızlık olarak karşımıza çıktı.

Buraya kadar anlattıklarım para politikasını da içine alan ekonomi politikasının bilimle sanatın bir karışımı olarak tanımlanmasının nedenini de ortaya koymuş olmalı.

Yorumlar

  1. Talep eflasyonu ve maliyet eflasyonundan hangisi daha tehlikeli ve kalıcılığı fazla olur ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İkisi de tehlikeli. En kötüsü ikisinin birlikte bulunduğu karma enflasyon.

      Sil
    2. maliyet eflasyonunu devlet eliyle kontrol altına alınması mümkün görünüyor.iç piyasada fındık çay şekerpancarı buğday toplayan tmo gibi devlet hammaddeyi iç piyasaya verecek şekilde ithalat yaparak bazı kesimleri baskılar maliyeti durdurur diye düşünüyorum.bu uygulama talep eflasyonunu da kontrol altına alır.fakat bazı kesimleri üzersiniz.vatan için gözden çıkarılır.zaten sorunda bu yönetim yanlış olunca gözden çıkarılan vatan oluyor.yoksa bu ülke bu hali ile bile dünyada çok iyi bir sıralama alırdı...

      Sil
  2. Hocam merhaba,

    MB faizi ile devlet tahvil faizi arasındaki fark devletin zararı mıdır?

    Teşekkürler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Öyle görünüyor. Bankalar TCMB'den % 14 ile borçlanıyor. Bunu yıllığa çevirirsek kabaca yüzde 16 falan eder. Buna karşılık devlete yüzde 23 - 24 ile borç veriyorlar (tahvil alarak) Aradaki fark devlete zarar oluyor.

      Sil
    2. Bu bankaların kredi gelişmesinden önce (90lar) uyguladığı kar kalemi değilmiydi zaten...

      Sil
    3. 2001 krizi öncesinde de böyle değil miydi hocam? Bankalar mb dan alır gecelik, sonra hazineye basardı. Malumbir banka aşırı açılmış, gecelik ve hazine kağıdı vadelerinde açıldıkça açılmış sonra da patlamıştı.

      Sil
  3. Politikalar bölgelere göre farklılık gösterir Çin iseniz nüfusun avantajlarından yararlanirsiniz Katar iseniz bulunduğunuz doğal hamddelerininden avantaj sağlarsınız Türkiye'seniz 2012 den sonra coğrafyanizda artan bölgesel sorunlarla ilgilenip sıkıntılar yaşarsınız

    YanıtlaSil
  4. OKTAY ÖZTÜRK13 Ocak 2022 13:54

    Sn.Hocam; Bir ekonomide ki sorunları tek bir nedene bağlamak hata olur ancak Türkiye'nin şu anda yaşadığı sorunların en önemli nedenini 2018'den itibaren politik risk nedeniyle yükselen kuru baskılamak amacıyla ''arka kapıdan'' döviz satarak TCMB net rezervlerini eksiye düşürmesi, bunun sonucunda da oluşan döviz ihtiyacını karşılamak için palyatif çözümlere yönelmesi sonucunda yapılan zincirleme hatalar şeklinde bir analiz yapsak bu doğru olur mu? Saygılarımla.

    YanıtlaSil
  5. Hocam, Türkiye'de evet maliyet enflasyonu çok daha fazla ama ben gene de talep enflasyonu da olduğunu düşünüyorum. Bu ev kiralarının bu kadar artmasını nasıl açıklayabiliriz ki? Talebi olmayan bir malın değeri bu kadar artar mı? Satılmasın ya da tutulmasın bakalım o evler fiyatı düşüyor mu düşmüyor mu görürüz. Aynı şekilde 2.el oto piyasası da uçmuş durumda. Demek ki millette para var. Tamamen maliyet enflasyonundan bahsedemeyiz. Ekonomi hala yürüyor. Bitmiş bir ekonomi yok.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet tabii her ekonomide talep ve maliyet enflasyonu birlikte görülür (karma enflasyon.) Türkiye'de de böyle. Talep canlı.

      Sil
  6. ABD parası rezerv para olduğu için faiz indirmesine, para basmasına rağmen enflasyonu yükselmiyordu şimdi faiz arttırmasına rağmen enflasyonu daha da mı yükselecek diyorsunuz Hocam?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hayır faizler yükselmeye başladığı için dünyaya dağılan dolarlar geri dönüyor ve bu ABD'de enflasyonu yükseltiyor.

      Sil
    2. Hocam talep enflasyonunu tanımlarken para döngü süresine hiç girmemişsiniz.
      Sürekli artan bireysel borçlanmalar yoluyla tüketim yapılması, kolay kredi ulaşımın reel getiri vermesi paranın döngü hızını artırmıyor mu.
      Yine toplum hızla değişiyor daha fazla tüketim odaklı oluyor bu da para döngü süresini kısaltmıyor mu.
      Bir diğer faktör ise tl nin alım gücü reel olarak çok fazla düşmeye başlayınca bir çok dayanıklı mal siparişi öne çekilerek ( şahsen ben ciddi şekilde öne çektim) para döngü zamanı kısalmış olmuyor mu.
      Diğer taraftan TCMB neredeyse sürekli bankaları APİ yoluyla 600 milyar tl fonlama yapıyor, teknik olarak her bir parasal döngü süresinde o kadar (600milyar tl) para basmış olmuyor mu.

      Yukarıdaki faktörler için yorumunuz nasıl acaba.

      Bence bütün bu olaylar yani tcmb faiz düşürmesi ve kur'un kontrolden çıkması yaz sonuna doğru iyice belirginleşen kredi genişlemesindeki yavaşlama yüzünden kesin görünen resesyonu durdurmak için yapıldı. Hükümet uzun yıllarda kurduğu tüketim ekonomisinin yani ürettiğinden fazla tüketen ekonominin çatırdadığını gördüğü için ekonomide faizleri düşürerek para döngü süresini kısaltmak ve kredi yolu (Api) ile parasal genişleme yaparak düzeni koruyabileceğini sandı.

      Yabancı kaynak olmadan böyle bir ekonomide, negatif reel faiz ile kurun kontolden çıkmasına, bunun da maliyet enflasyonuna sebep olacağını görmemeleri gerçekten 20 yıllık bir iktidar ve ekonomi kurmayları için utanç verici! Bilim insanlar sürekli yeniden ve yeniden deneme-yanılma yapmasınlar diye var.

      Sil
    3. Peki sayın hocam, zaten faizler yukseldiği için dolar geri döndü ve enflasyonu yükseltti, bu bir nevi “faiz enflasyonun nedeni oldu” gibi bir durumu gösteriyor ki bu doğru bir sav değil normal şartlarda. Peki bu durumda faizin belirli bir eşiğin üzerinde mi arttırılması gerek ki, geri dönen dolar enflasyon yaratmasın? Ya da faizler FED’in insiyatifi dışında arttığı için mi enflasyon düşmesi gerektiği halde arttı?

      Sil
  7. Çok basit temel hatalar yapıyoruz. 2022'de 1022'deki gibi ekonomi politikasını keşfetmeye çalışıyoruz. Heterodoks meterodoks diye çok biliyormuş gibi konuşuyorlar. Birşey bildikleri yok. & Enflasyonun bu kadar yüksek olduğu yerde döviz kuru korumalı mevduat olur mu a canım? Ya halk enflasyon daha yüksek olur diye bu ürüne teveccüh göstermez ya da dövizin bir yerde enflasyonu yakalayacağını, yoksa paranın değerlenecegini düşünür. Bu durumda döviz kuru farkı kimin üzerine kalacak? Halka tabi ki! Bu zihni sınır projeleri dünyada kimse düşünemedi bir biz düşündük! Ne kadar çok zihni sinir proje, o kadar işler karışmış, riskler artmış demektir!

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. 1022 deki ekonomi programına kurban olsunlar. Adamlar antik çağların ekonomi politikalarından bile kötüler.

      22 yılından İsa'nın havarisine sorsalar daha iyi ekonomi programı hazırlar.
      Hetero metoro yok bam bam bam var.

      İsa'yı geçtim, Musa'nın döneminde adam savaşa gitmeden altın paranın içine bakır gümüş koyarmış, millet görür görmez önceki altın paraları yastık altına atar, yeni paranın eski para karşılığını hesaplar malı öyle verirmiş. Her yerde kralın adı olan parayı önce döküme koyar, içindeki altın bakır miktarına bakar, ardından pazar mallarının yeni fiyatlarını yazarlarmış.

      Piyasayı kim kandırmış ki, bizim iki dümbül kandıracak?

      Gene sabit maaşlı insanları düdükleyecekler.

      Sil
  8. Hocam kaleminize sağlık dünyada yaşanan enlasyonların çoğunda para arzindan yani büyüme oranindan daha fazla oldu için diyebilirmiyiz m.friedman dediği gibi

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bir yerde hükümetler parayı bollaştırmak zorunda kalıyorlar. Piyasanın daraldığı dönemlerde, piyasada para akışı durunca, para akışını sağlamak için hükümetin insanlara direk para vermesi gerekti.

      Mesela, insanlar gayrimenkul almışlar, 4-5 yıldır düzenli ödüyorlar, covid çıktı, işleri durdu, veya işe gidemeyip işsiz kaldılar, bu insanlara direk para vermek gerek idi ki borcu ödesinler veya gayrimenkul kredilerini 14-18 ay durdurmak gerek idi.

      Ya da, mal sevkiyatları durunca, arada çalışan çok insan işsiz kaldı diyelim, kamyon şöförü, mal indir bindir yapanlar, ev taşıyanlar, mal gelmediği için hizmet üretemeyen esnaf, bunların tek geçimleri otomatik olarak gitmiş oldu. Bunlara direk para verilmesi lazım ki, gıda, ev gibi temel ihtiyaçlarını karşılayabilsinler. İlgili temel sektörlerde düşen talebin fiyatları etkilememesi için fiyat artışlarını ötelemek için verilen ucuz kredi destekleri mesela.

      Bunların hepsi gün geldi birikmeye başladı.

      Maliyet enflasyonu tarafında malesef Çin tarafı kaynaklı ciddi sorunlar Batı dünyasını etkiliyor. Çin de çok fazla kapanma, talep sorunu sebebi ile Çinden dolu giden konteynır gemilerinin boş dönmesi ile artan lojistik maliyetleri gibi unsurlar var.

      Sil
    2. Para karşılığı a miktar mal veya b miktar hizmet senedi sonuçta. Senedin sahibi de devlet. İnsanlar haksız yere bu senedleri ele geçirdiklerinde suç işlemiş oluyor. Devlet canı istediği zaman fiziksel olarak kağıtlara dokunmadan miktarlarını artırarak temsil ettikleri mal veya hizmetin bir kısmını yok ediyor, eline geçiriyor kimse gık demiyor. Yapanlar bir de kendilerini ahlak abidesi olarak görüyor. Ikisi de aynı bunu neden görmüyor çoğumuz.

      Sil
  9. Faiz, kur, cari açık vs derken borsa gündem olmaktan uzaklaştı gibi. Birçok uzman borsada işlem gören şirketlerin aşırı ucuz olduğunu söylüyor. Öyle ise ne olursa borsa yükselir sizce hocam.
    Saygılar.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ona bakılırsa, Pakistan borsası da ucuz, yatıran var mı parayı? İran borsası 20 yıldır yerlerde sürünüyor. İran'dan şirket almak isterseniz, borsa değeri 10 Milyon Euro ise, firma yönetimi 25-30 milyon Euro istiyor. Herkes biliyor ki, borsa değeri ile şirketin esas değeri çok farklı.

      Sil
  10. Hocam yazılarınızı merakla takip ediyor ve ilgiyle okuyorum. Bizdeki enflasyonun sebebi kötü ekonomi politikalarıdır.
    Bile bile lades diyen bir ekonomi politikası ile karşı karşıyayız.
    Bizim acilen mali disipline, hukuka ve sıkı para politikasına geçmemiz gerekiyor.
    Hürmetler.

    YanıtlaSil
  11. Hocam 36 enflasyona karşı 23 tahvil faizi düşük değilmi? faizinde enflasyona paralel olarak 36 lara kadar çıkması gerekmezmi?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Düşük tabii ama bankalar yüzde 14 ile MB'den aldığı parayı buraya yatırsa yine de kazançlı.

      Sil
  12. Hocam Saygılarımı sunarım.
    Adım Fatih
    Teşekkürler bütün yazılarınızı ve yorumlarınızı sıkı takip ediyorum. Sayenizde ekonomiyi öğreniyoruz .

    Benim sorum şu , 2000 li yıllarda Kemal Derviş ( yada kim ise bizi aydınlatın ) ne yaptı da 2001 den sonra TL bu kadar değerl kazandı.
    Neyi şimdi yanlış yapıyoruz da TL bu kadar değer kaybetti.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. 1. IMF gibi herkesin güveneceği bir kurum ile anlaşıldı, IMF den nakdi destek alındı, nakdi desteğin de bugün hükümetin yaptığı gibi abidik gubidik işlere veya uyduruk ekonomik çıkarımlarla heba olmaması için hükümet ile IMF arasında anlaşma yapıldı.

      2. Planı uygulayabilecek güvenilir bir isim, özel yetkiler ile ekonomi yönetiminin başına getirildi, Kemal Derviş. Ki, bazı özel sebepleri bahane edilmese Dünya Bankası başkanı olabilecek kişilerdendi.

      3. Kanayan yarayı durdurmak için yüksek faiz silahı kullanıldı.

      4. Dünyanın en büyük pazar, üretim güçlerinden ve ekonomik bölgesinden AB ile üyelik sözleşmesi yürürlüğe girdi, yatırımcılara ülke geleceği için güven verdi. 2002 sonrasındaki hükümet de hep olumlu mesajlar ile dünyaya güvence verdi.

      5. Büyük fonlar Türk şirket ve varlıklarına ilgi göstermeye başladı, ülkenin kredi dereceleri arttıkça, büyük fonların radarına girmeye, Türklerin sattığı şirketler alıcı bulmaya başladı.

      6. Hükümet ardı ardına -sonradan verdiği sözlerden hiçbirini yapmadığı - yargı reformları açıkladı.

      7. Hükümet denk bütçe uyguladı, hükümetin saçma işler yapıp, sosyal ve iktisadi dengeleri bozmaması için Ahmet Necdet Sezer gibi bir Cumhurbaşkanı Devlet Denetleme Kurullarını sürekli hükümetin kellesinin üzerinde tuttu. - Ki hükümet hiç sevmez kendisini-

      AB üyelik süreci yatırımcılara verilen öyle bir güvenceydi ki, bugüne kadar sürece girip başarısız olan ülke yoktu, TR ilk oldu. O gelen yatırımcılar da kazançlarını yaptıkça çıkmaya başladılar.

      Kısaca bunlar idi. Tabi bizim aziz ve necip milletimiz kerameti hükümetten sanınca, ülkenin de dengesi tam tersi yönde şaştı. Türkler, son 500 yıla yakın çöküş serüvenlerinde gelen en büyük şansı, seçebilecekleri en kötü hükümet ile, kendi ellerinin tersi ile ittiler.

      Bundan sonra 500 yıllık çöküş devam ede ede gidecek.

      Sil
  13. Sayın Eğilmez,

    Şu fotoğrafla ilgili yorumunuz nedir?

    https://twitter.com/TarihteOan/status/1481333830048960515

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben bu görüntüleri çocukluğumdan hatırlıyorum.

      Sil
  14. Merhaba hocam, tamamlayıcı mallarda bir malın fiyatındaki artış tamamlayıcı malın talebinde azalmaya (dolayısıyla da fiyatının azalmasına) yol açar. Peki akaryakıta gelen zamlarla ile birlikte araba fiyatlarında bir düşüş olması gerekmez mi ve tamamlayıcı bu malın fiyatı azalmadığına göre yapılan akaryakıt zamlarını normal mi görmeliyiz?...Teşekkürler…

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kurun sürekli arttığı, ithal malların sürekli pahalandığı bir yerde o kural çalışmaz. Onun yerini 'bir an önce alayım daha da pahalanacak' endişesi alır ve talep öne çekilir.

      Sil
    2. Araba fiyatlarına etki eden faktörler farklı.

      1. dünya çip krizi sebebi ile üretimler azaldı, yani araba arzındaki sorunlar fiyatları yukarı itiyor.

      2. türkiye araba üzerindeki vergileri artırıyor, fiyat artıyor.

      3. artan enflasyon talebi daha da öne çekiyor.

      4. dünyada enflasyon altındaki faiz oranları insanları kredi ile normalde almayacak olsalar bile araba almaya itiyor.

      5. sağlık çekincesi olan, toplu taşıma kullanıcıları, taksi müşterileri araba alıyor, talebi daha da artırıyor.

      6. akaryakıt tam anlamı ile tamamlayıcı mal sayılmaz araba için. ticari arabalar, kamyonlar, mal sevkiyatı yapan araçlar, işlerini sürdürmek için akaryakıt artışını fiyata yansıtır işine devam eder. ancak belki alım gücü düşen bireysel sürücü, akaryakıtlı araç yerine toplu taşımaya geçebilir.

      motorlu araba için tamamlayıcı mallar, motor parçaları, çip, lastik olabilir, elektrikli için batarya sistemleri olabilir. akaryakıt, araç edinme ve araç ile iş yapmanın operasyonel maliyetine etki eder, yani kullanım miktarına göre değişen değişken bir maliyettir.

      Sil
    3. Hocam, bu yeni dövizli faizli hesap size de eski İmar bankası reklamını hatırlatmıyor mu?

      Bilgi ve deneyimin eseriymiş, dolarınıza markınıza çok kazandıran banka, çok kazandıran banka, çok kazandıran...

      https://www.youtube.com/watch?v=ZqBZ2AJLXKE

      https://www.youtube.com/watch?v=Mqsm-SNrUNk

      Sil
  15. Hocam günün sonunda ne desek boşuna, kader ağlarını örmüş diye düşünüyormusunuz?

    YanıtlaSil
  16. Hocam, köpüklü enflasyon var, müsilajlı enflasyon var, gazlı enflasyon var, bence bu işi sadece talep ve maliyet arasına sıkıştırmak biraz işin kolayına kaçmak olmuş...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok doğru, bir dahaki sefere bunları da dikkate almam lazım.

      Sil
  17. Hocam ekonomide başımıza nasıl bir bela aldık ?

    YanıtlaSil
  18. Selam Hocam,

    7 sene önceden kalma maliyeye borcum var. 4 yapılandırmaya başvurmuşum.

    En son 7326 sayılı yapılandırmanın döviz etkisi ile borcu eritmesiyle 18 taksidinin ikisini ödedim.
    Aralıkta şey 18e vurunca, bu ocak ayı taksidini ödemeyim bi iki ay bakayım diyorum. Mayıs sonuna kadar yapılandırma bozulmadan ödeme yapmadan durma hakkım var.

    Reel olarak maliye faizleri de affettiği için, ödenmeyen vergiler kuşa dönmüş durumda, hele bu son işlerden sonra kuşun tüyüne dönecek gibi. Çevremden gördüğüm kadarı ile maliye borcu yüzünden işini yapamayan çok kişi var. Vergi borcu yüzünden millet eşinin, sonra annesinin, sonra abisinin, sonra kızkadeşi, kayınçosu, baldızı derken tüm akrabaların üzerine şirket yapa yapa geçinmeye çalışıyor.

    Hükümet bu aflar ile dolaylı olarak vergiyi affedip, piyasanın açılmasını mı amaçlıyor?

    YanıtlaSil
  19. Sizce ABD dolarda develuasyon yapip parasini 1 ons gumus karsiligi 50 dolara baglasa daha iyi olmaz mi?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Doların da diğer paralar gibi bir karşılığı yok. Karşılığı olmayan paraya bu kadar talep varken niçin gümüş karşılığı bassın?

      Sil
    2. Başka bir mantıkla da, gümüş karşlığı dolar bassa, dolar iyi para olur, karşılıksız basılan kötü paralar iyi parayı piyasadan zamanla siler.

      Sil
  20. Hocam metafizik ekonomi olurmu?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İnsanlar, fizik dünyada kazandıklarını bir şekilde metafizik alanda değerlendiriyorum diyenlere verirlerse, ekonominin tüketim tarafında yer alır.

      Totem yapan insanlar vardır. Belli ritüelleri yapınca, sonsuz cennet ile müjdeleneceklerdir. Eğilip kalkarlar, şarkı söylerler, yıllar öncesinden yazılmış bir metni günde rutin şekilde tekrar ederler vs.

      Bu insanlara rutin totemlerinde yardım eden maaşlı kişiler vardır, kazandıklarını bu kişilere verirler.
      Bazen de totemleri için bina yaparlar, yine kazandıklarını verirler. Kitap alırlar, bağış diye para verirler vs...

      Gerçek bir üretim, üretime katılan verim olmadığı için hepsi bir tüketim ekonomisi oluşturur.

      Sil
  21. Sayın Eğilmez, yine güzel ve kolay anlaşılır yazınız için teşekkür ederim. Ben şahsen sadece Ekonomi alanında değil, Eğitim, Sağlık, Adalet gibi tüm alanlarda hem Halkımızın, hem de halkımızın seçtiği Yönetimimizin esas düşüncesinin bilimsel değil , ideolojik olduğunu düşünüyorum. Ülkemizde her şeyin önünde ideoloji (Dini ideoloji) gelmekte, bütün gayretler bu ideolojinin hakimiyetinin arttırılması yönünde olmaktadır. Bilimsel düşünceler, çalışmalar, yöntemler aşağılanmaya çalışılmaktadır. Yazınızda bahsettiğiniz, ABD, Euro ve Birleşik Krallık tarafından uygulanmaya çalışılan Enflasyon kontrolü çalışmaları Bilimsel yöntemlere dayanmaktadır, Ülkemizdeki Enflasyon kontrolü çalışmaları ise İdeolojik yöntemlere dayandığından , bize hiç uygun değil, taban tabana zıt düşmektedir.

    Yazınıza yapılan güzel yorumların büyük bölümünde ; kötü yönetimden bahsedilmektedir. Kimlere kötü yönetim , kimlere ise güzel , yararlı yönetim olduğunu unutmamalıyız. Bu yönetimden beslenen , zenginleşen, menfaat sağlayan, İdeolojik olarak memnun olan bir Halk kitlemizin olduğu da bir gerçektir. Bilimsel yöntemler bu kesimin umurunda değildir diye düşünüyorum, bunların kazanım dediklerinin İdeolojik olduğu ortadadır. Bence önce bu ideolojik kesimin incelenmesi, ne kadar haklı veya ne kadar haksız olduğu tartışılmalıdır, aksi halde akıntıya karşı kürek çekmeye devam edeceğiz gibi geliyor. Acaba Yanlış mıyım?


    YanıtlaSil
  22. Hocam elinize sağlık hergün kontrol ediyoruz bloğunuzda yeni bir yazı var mı diye. Hiç mütevazı olamayacağım ülkede güvenilir dürüst ve bu kadar konsantre ekonomi bilgisi veren ve bunu halka amme hizmeti olarak sunan tek ekonomist sizsiniz. Ücret artışlarından kaynaklı ilk 3 aylık periyotta ciddi bir talep enflasyonu bekliyor musunuz ülkemizde? Başka bir sorumda şu; güney koreli ekonomist Ha-Joon Chang' i nasıl değerlendirirsiniz?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim.
      Evet önümüzdeki dönemde maliyet kaynaklı enflasyona ek olarak talep kaynaklı enflasyon da gelecek gibi görünüyor.
      Ha-Joon Chang ilginç yorumları olan bir iktisatçı ama dikkatle değerlendirilmesi gerekiyor.

      Sil
  23. Hocam kolaylıklar diliyorum.. biz enflasyonu 20 yil önce üniversitede iken fiyatlar genel seviyesindeki artış hızı olarak tanımlamıştık.. Şimdilerde sadece zamlarla açıklanıyor gibi.. Yani şu anki tanımı ile tam örtüşmuyor sanki.. Yanılıyor muyum??

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sokaktaki insanın algısı farklı. Biz TÜFE endeksindeki aylık değişimle ölçüyoruz. Ama o endeks yanlış derseniz o zaman tabii diyecek bir şey kalmıyor.

      Sil
  24. Merhaba,

    Ben ABD devlet borcuyla ilgili bir soru sormak istiyorum. ABD devlet olarak dış borcunu öderken veya dışarıdan alım yaparken direkt para basıp verirse ne gibi sonuçları olur? Ülke içine sokmadığı için enflasyon yaratmaması gerekiyormuş gibi düşünüyorum. 28 trilyon borcu iç borç değilse bu şekilde yapamıyorlardır.

    Bilgilendirebilirseniz sevinirim.

    Teşekkürler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hocam yukarıda yanlışlikla başka bir yorumun altına yazmışım fikrinizi öğrenmek istediğim için tekrar yazıyorum.

      1) enflasyona bakarken paranın döngü süresini sabit kabül ediyoruz fakat
      A)toplum sosyolojik olarak değişiyor, daha tüketim odaklı hale geliyor.
      B)Kredi kullanmak kolay ulaşılır ve reel getirili, tl de kalmak reel kayıplı olduğunda tüketime zorluyor.
      C) Enflasyonun artiyor olması tüketimi öne çekiyor.
      Bu gibi faktörler paranın döngü süresini kısaltarak da enflasyonu artırmıyor mu.

      Diğer taraftan TCMB sürekli APİ yoluyla bankaları yüksek miktarda (600 milyar tl gibi) fonluyor olması nasıl bir etki yapıyor, bu para basmak mi? TCMB elindeki zorunlu karşılıkları sürekli bankaları fonlamak için kullanırsa 100 birimlik bir mevduat , mevduat-kredi döngüsü 100 birimde devam edeceği için sonsuz kaldıraç oluşturacağından bu sürekli para basmak olmuyor mu?
      Biraz bilgi verirseniz çok memnun olurum.

      Sil
    2. Bir yere kadar para basar, bir yerden sonra basamaz, çünkü içerde enflasyonu körüklediğinde dışardakinden daha fazla servet kaybı içerde oluşur. Buna ne siyasetçi ne fed dayanabilir. Bir yerde toplamak zorunda.

      Sil
  25. Hocam Avrupa'da ÜFE'nin yükselme sebebi nedir? Ya da diğer ülkelerde de yükseliyor mu?

    YanıtlaSil
  26. Merhba hocam, merak ettiğin bir husus var: fed, bastığı dolarlar ülkede enflasyona sebep olmasın diye dolaylı yoldan doların dış ülkelere çıkmasını sağladı. Şimdi de dolarin bir miktarı geri dönüs yaptı diye enflasyona sebep oldu. Peki ABD enflasyonu düşürmek için faizleri yükselttikçe dışarı çıkan dolarların geri kalanlarının dönüşü daha da hızlan mayacak mi ve sonuçta enflasyon daha fazla tırmanmayacak mi?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Fed artan faiz ile dönen paraları topladığında fazla para piyasadan çekilirp enflasyonu dizginlemiş olacak, bütçesini daraltacak.

      Sil
  27. Merhaba hocam, şuan içinde bulunduğumuz krizde, sizin Küresel Finans Krizi adlı kitabınızda bahsettiğiniz dip kuramını baz alarak, dibe vurulduğunu söyleyebilir miyiz? Eğer öyleyse hangi tip bir dip yaşanıyor şuanda acaba?

    YanıtlaSil
  28. Merhaba Hocam,
    rezerv paraya sahip ülkeler büyük miktarlarda para bastılar ve bunu küresel sisteme enjekte ettiler.. Bizi yönetenler ve bizler ise bu bedava parayı çok sevdik doğrusu; yapay bir refah artışı ve para bolluğu...2018 ve sonrasında her ne oldu ise vatandaş olarak gelen bu rezerv paralara tekrardan yatırım yapmaya başladık, artık bırakın banka hesaplarını sokaktaki vatandaşın cüzdanlarında USD cinsinden nakit paralar görmek oransal olarak çok yüksek.
    Soru 1. ABD gibi çok büyük miktarlarda para pompalayan bir güç parasını tekrardan neden kendi ülkesine çekmek istesin ki? Kaldı ki onlar faizleri artırsalar da bu paralar bizler tarafından talep edildiği için geri dönmüyor, ülkemizde duruyor. Doğru değil mi?
    Soru 2. Bu miktarda büyük miktarlı para pompalayan bu ülkelerin mutlaka bir çıkış stratejisinin olması gerekmiyor mu?
    (Basit bir teori: ABD bizim gibi ülkelerde dijital medya, bazı siyasiler, yazarlar vb kullanarak tekrardan kendi parasına çekim gücü yaratıyor olamaz mı?).

    YanıtlaSil
  29. Genel olarak faizler genel düzeyi ile döviz kurları arasında ters yönlü bir ilişki olduğu kabul edilir. Yine faizler genel düzeyi ile para arzı arasında da ters yönlü bir ilişkinin varlığı varsayılır. Kasım 2021’den bugüne geçen 2,5 ayda Türkiye ekonomisinde hem kurlar, hem faizler genel düzeyi, hem de para arzı artmaktadır.

    YanıtlaSil
  30. Özetle, herkes Mersin'e biz tersine !

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Rezervlere Ne Oldu?

Veriler Kötüyse Piyasa Nasıl Böyle Canlı Olabiliyor?

Lozan Antlaşması 2023'de Bitecek, Biz de Madenlerimizi Çıkarabileceğiz