Gelirden En Yüksek Payı Alan Grup

Türkiye’de gelir dağılımına ilişkin olarak elimizdeki son veriler TÜİK’in 2021 yılında yaptığı 2020 yılını referans alan Gelir ve Yaşam Koşulları Araştırması 2021 tarihli araştırmasından elde edilen sonuçlara dayanıyor. Bir kez daha vurgulayalım: Araştırma 2021 yılında yapılmış olmasına karşılık 2020 yılını referans aldığı için veriler 2020 yılı sonuçlarını gösteriyor.

Aşağıda kişisel gelir dağılımını gösteren tablo sözünü ettiğim anketteki 2020 yılı verilerini, aynı yıla ait dolar cinsinden GSYH ve nüfus verilerini kullanarak yaptığım hesaplamalarla düzenlenmiştir:

Tablonun II numaralı sütunu; 2020 yılındaki toplam 83,6 milyon kişilik nüfusun yüzde 20’lik parçalara bölünmesiyle ortaya çıkan durumu gösteriyor (her bir parça 16,7 milyon kişi ediyor.) Tablonun III. Numaralı sütunu bu yüzde 20’lik nüfus bölümlerine GSYH’den düşen yüzde payları, IV numaralı sütunu GSYH’den aynı nüfus bölümlerine düşen tutarları ve V numaralı sütunu da yine söz konusu nüfus gruplarında kişi başına düşen ortalama dolar cinsi yıllık geliri gösteriyor. Buna göre GSYH’den en düşük payı (yüzde 6,1) alan nüfusun yüzde 20’sinde kişi başına ortalama yıllık gelir 2.627 dolar, en yüksek payı alan nüfusun yüzde 20’sinde kişi başına ortalama yıllık gelir 20.110 dolar. Demek ki en yüksek gelirli grupla en düşük gelirli grup arasında (20.110 / 2.627 =) 7,6 kat fark var.

Aşağıdaki tabloda aynı tespit nüfusun en düşük gelirli yüzde 10’u ile en yüksek gelirli yüzde 10’u arasında da yapılmış ve fark 13,7 kat olarak bulunmuş (Kaynak: TÜİK, Gelir ve Yaşam Koşulları Anketi, 2021.)

Bu tabloya göre 2020 yılında gelir dağılımı eşitsizliğini ölçmekte kullanılan Gini katsayısı 0,401 olmuş (Gini katsayısı 0 ile 1 arasında değişir, sıfıra yaklaştıkça gelir dağılımı eşitliğe yaklaşır, 1’e yaklaştıkça gelir dağılımı eşitsizliği artar.) Buna göre Türkiye’de gelir dağılımı bozuk demektir. Yine tabloya göre Gini katsayısında 2020 referans yılında hafif bir düzelme görülüyor. Bunun nedeni ekonominin yüzde 1,8 gibi düşük bir hızla büyümesidir. Üst gelir grupları gelir kaybı yaşadığı için gelir dağılımında az da olsa bir törpülenme ortaya çıkmış görünüyor.

Aşağıdaki tablo fonksiyonel gelir dağılımını yani üretim faktörlerinin (emek, sermaye, toprak ve teşebbüs gücü) GSYH’den aldığı payları gösteriyor (Kaynak: TÜİK, Gelir ve Yaşam Koşulları Anketi, 2021.)  

Buna göre GSYH’den en yüksek payı ücret ve benzeri gelir sahipleri yani emek alıyor. Kârın yani müteşebbisin aldığı pay yüzde 17,7. Toprak sahiplerinin payı yüzde 3,5. Sermayenin aldığı karşılık olan faizin payı yüzde 4,3.

Ücretli çalışanların sayısı (yaklaşık 14 milyon kişi) bütün öteki gruplardaki sayıdan fazladır. O nedenle ücretlilerin aldığı toplam pay yüksek görünüyor. Buna karşılık sayının çokluğu, ücretli başına düşen ortalama gelirin diğer gruplara göre düşük kalması sonucunu getiriyor.   

Gelir dağılımında 2020 yılında az da olsa bir iyileşme ortaya çıkmış olmasına karşın durum 2014 yılındakinden uzaktadır. Öte yandan 2021, özellikle de 2022 yıllarında da kurlarda, enflasyonda ve faizdeki değişiklikler sonucu gelir dağılımında ciddi bozulmalar ortaya çıktığını henüz verilerle doğrulamasak da gözlemlerimizle saptayabiliyoruz. Orta gelir düzeyindeki insanlardan az bir bölümü yukarıya, üst gelir gruplarına geçerken çok daha büyük bölümü alt gelir gruplarına kaydı. Orta gelir düzeyindeki insanlar üst ve alt geliri gruplarını dengeleyen, geçiş olanağının varlığını kanıtlayan ve toplumun umutlarını canlı tutan grubu oluşturur. O nedenle bu grubun sayısının azalması sıkıntılı bir duruma yol açar. Bu konu, başlı başına bir planlamaya konu edilmesi gerekecek kadar ciddidir.

Türkiye’nin gelir dağılımını düzeltmek, orta gelir grubunu desteklemek için bir yandan kayıt dışılığın giderilmesi bir yandan da bütün ekonomik yapının bozulmasına yol açan yanlış ekonomi politikasının terk edilerek doğru politikaların uygulanması gerekiyor. 


Yorumlar

  1. Hocam yine muhteşem bir yazı olmuş emeğinize sağlık.Hocam eğer hükümet değişikliği olursa ve işin ehli kişiler iş başına getirilirse,gayrimenkul,araba,cep telefonu gibi ürünlerin fiyatı düşer ve türk parası hızlı bir şekilde değer kazanır mı?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim. Bu kadar bozulmuş bir yapıyı düzeltmek kolay değil ama imkansız da değil.

      Sil
    2. Hocam elinize emeğinize sağlık. Bir yorumda düzeltmek zor değil ama imkansız da değil demişsiniz. Bu konu hakkında da bir yazı yazmak isterseniz okumak isteriz. Çok teşekkürler.

      Sil
    3. Hükümet değişikliği mi o ne ya 7 benzemez den böyle bir şey mi bekliyorsun kendi aralarında anlaşamıyorlar 🤔🤔

      Sil
  2. Elinize sağlık hocam. Bir de ülkemizin gelir dağılımını diger OECD ulkerleri ile kıyaslayıp durumun vehametini (çoğuna kıyasla) gösterseniz keşke. Teşekkürler.

    YanıtlaSil
  3. MÖ 300'lerde orta sınıfın önemini vurgulayan Aristoteles'i hatırlattınız hocam. Zaman bazı şeyleri değiştirmiyor gibi. Elinize sağlık.

    YanıtlaSil
  4. Hocam elinize kaleminize sağlık.Duzelirmi bilmiyorum.Artik umut bile edemiyoruz.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Düzelir ama çok sıkıntı çekeceğiz.

      Sil
    2. Hocam sıkıntı çekme oranı az gelirli 1 ise üst gelir 7 mi olacak yoksa eşit mi her zaman ki gibi

      Sil
  5. Teşekkür ederim
    Saygılarımla

    YanıtlaSil
  6. Hocam, eskiden "bu ülkenin en zengin %20'lik kesimi İsviçre düzeyinde yaşıyor" diye eleştirilirdi. Yukarıdaki yazınızdan anladığımız kadarı ile bu en zengin kesim 2020'de Belarus düzeyine inmişler. Varın geri kalan %80'i ve durumun 2022'de ne hale geldiğini siz düşünün...

    YanıtlaSil
  7. Sayın Davutoğlu ile başlayan asgari ücrete yüksek zam yapma politikası ile memur vs grubu asgari ücret seviyesine yaklaştı. Eşim fakültede 12 yıllık hemşire maaşı 5880 TL. Yani 4250 olan asgari ücrete ikramiye, yemek , yol parası vs. Koyarsak eşimin maaşı asgari ücret. 24 saat çalışma esası, nöbetler vs. 3 bin de zorunlu ek ödemesi var ki o da bu sene iyileştirildi emekliye hiç faydası yok . 2002 de ful ek dersle 7 çeyrek altın alıyordum şimdi 1 tane alıyorum, 2. yi alamıyorum. Güya 2001 de kriz yaşadık. 2018 de 75 bine aldığım sıfır araç şimdi oldu 600 bin. 8 bin TL maaşla al bakalım nasıl alacaksan. Fakirleşeceğiz diye uyaranlar bundan bahsediyordu anlaşılan. Ama suç hep sizde! O TCMB Başkanlığını yapmayacaktınız, hala o dönemin problemlerini yaşıyoruz:))))

    YanıtlaSil
  8. Hocam merhaba günaydın
    25 yaşında memurum önümüzdeki 10 yılı düşündüğümüzde orta sınıfın alım gücünde artış olur mu ? Yoksa yıllar bizim için kayıp mı ? Saygılarımla

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hükümetlerin neler yapacağına göre değişir tabii

      Sil
    2. Adsız,
      Siz devlet memurusunuz,
      sizin durum havuzdaki top gibi,
      ekonomik durum iyi olursa havuzla beraber çıkar,
      genel gidişat kötü olursa havuzla beraber düşer,
      ama hep genel su seviyesinin üzerinde kalırsınız.

      Sil
  9. Yine çok güzel bilgiler paylaştınız hocam teşekkür ederiz

    YanıtlaSil
  10. Hocam son paragrafta yer alan "kayıt dışılığın giderilmesi" ifadesini tam olarak anlamadım ne demek istediniz acaba ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Türkiye'de vergilendirilmeyen kayıt dışı çok yüksek tutarla söz konusu, onların bulunup vergilendirilmesi şart.

      Sil
    2. Her an ulaşılması en kolay olan kayıt altındakine yüklenmek varken, kim uğraşır ki kayıt dışıyla? 45 yıldır maalesef ben görmedim bu konuda tek bir olumlu adım.

      Sil
  11. Hocam son paragrafta yer alan "kayıt dışılığın giderilmesi" ifadesini tam olarak anlamadım . Acaba tam olarak ne demek istediniz?

    YanıtlaSil
  12. Mahfi Bey, I. tablonun 2020 verilerine göre de olsa, örneğin o yılın satın alım gücüne göre alt - orta ve yüksek gelir gruplarına bölünmesi daha gerçekçi bir veri, fikir ortaya koymaz mıydı? Çünkü her bir bölüm 16.7 milyon kişi içerse de bu kişilerin geçişkenliği oldukça yüksek. Demek istediğim, 2627 $ ve altında gelir elden kesmin nüfus içindeki oranı %20'den yüksek olabileceğidir. Özellikle 2021 ve 2022 yıllarına dair yapılacak çalışmaların daha çok bu yılların ABD Doları / TL ortalama kur fiyatı ve bu fiyatın ücretler ortalamasına göre düzenlenmesi, şahsi düşüncemdir ki daha faydalı veriler sunabilir.
    Sizi, Türk ekonomisine ve ekonomi bilimine yaptığınız katkılardan dolayı naçizane şahsım adına tebrik ederim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Maalesef satınalma gücü kurun çok yükseldiği dönemlerde doğru sonuç vermiyor.

      Sil
  13. Hocam belki yeri değil ama,şuan yazdığınız bir yazıyı okudum.
    Şeker Dosyası Şubat 25, 2018
    yazınızın sonunda eyvahlar olsun diyerek kapattım.

    YanıtlaSil
  14. Yoksulluğun tabana yayılması, çalışan ile çalışmayan arasındaki farkın kapanması demek. Bu da gençlerin çalışma motivasyonunu kırıyor.

    Teşekkürler

    YanıtlaSil
  15. Hocam Arjantin olma yolunda ilerliyor muyuz?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Arjantine kurban olsunlar ,
      Sahillere, kasabalara bir gidersin,
      İnsanları güleryüzlü, eğlenceli, sempatik.
      Hatunlarıyla oturup konuşur, şarap içersin,
      Efkarını paylaşır, dertleşirsin.

      Bizdeki çok insana bakınca,
      Efkarımı bırak paylaşmayı,
      Efkarımdan mutlu oluyorum,
      Aman diyorum paylaşmayım, uzaklaşayım,
      Bi an önce yalnız kalıp huzura ereyim.

      Sil
  16. Hocam, yazılarınızı ilgiyle takip ediyoruz. Hepsi birbirinden güzel ve değerli. Biz göremiyoruz belki ama, eğer varsa ülkede iyiye giden şeyler için de biraz yazsanız. Okuyup mutlu olsak.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ekonomimiz tek kelimeyle "iyi",
      iki kelimeyle "iyi değil".

      Az kelimeyle konuşursanız, gidişat "iyi"dir.

      Sil
  17. Hepimiz aynı gemideyiz ya kimimiz ambarda, kimimiz orta bölümdeki ikinci sınıf kamaralarda kimimiz de lüks yolcu kamaralarında kalıyor. Yukarıda güneşlenmek ve serinlemek için havuz bile var. Gelir dağılımı denilince aklıma hep bu gemi geliyor. Ne zaman geminin başına bir şey gelse yukarıdakiler aşağıdakilere "hepimiz aynı gemideyiz biraz fedakarlık edin" diye bağırıyorlar. Hocam bölgeler arası gelir dağılımı yahut eşitsizliğine dair yazınızı da bekliyorum. Teşekkürler.

    YanıtlaSil
  18. Tablolar ile uzun yıllara bakınca durumumuz yine iyiymiş,
    öyle milletin abarttığı gibi bir durum yok ortada.
    Aşağı yukarı 10 yıl önce ne ise 10 yıl sonra da aynı dağılım var.
    Son iki yılın yaşananları geçici şeyler, bi iki yıla düzelir,
    enseyi karartmaya gerek yok.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ekonomiyi düzeltmek kolay, sosyal ve siyasal yaşamdaki bozulmayı düzeltmek çok zor.

      Sil
    2. Adsız 16:27, Bu iktidar durursa "bi iki" yıla bin beter olur ama bu blog gibi mecraların kapatılmış olması nedeni ile sen duymazsın. İktidar değişirse dediğin doğru, "bi iki" değilse de üj bej yıla düzelir...

      Sil
    3. Bu tablolarda iyi olan nedir? 10 yıldır bir arpa boy gidememişiz işte. Üstelik resmi veriler yanlış. Kayıtdışılık çok yüksek düzeyde ve fakire değil zengine yaramakta. Sonuç olarak gelir dağılımı bu tabloların gösterdiği berbat durumdan da bozuk. Sizin gibilerde hep bir gerçeği örtbas etme çabası var.

      Sil
    4. Hocam titanik filmi bu gemiyi tanrı bile batıramaz repliğiyle başlamıştı..nebati bey dolar 13 lirayken,tl şuanda en dipte zaten bundan daha aşagı düşemez demişti,ikisini bir karşılaştırırsak türkiyenin sizce tamamen iflas riski varmı yoksa cehennemin dibinin dibinin dibi politikasıyla devammı edeceğiz seçime kadar..

      Sil
    5. 16:27 deki yorumumum arkasındayım,
      son on yıllık tablolar birbirine benzeşiyor,
      uzun yıllar dünya ekonomisindeki pay olarak da ülkenin üretim düzeyi dünya arenasında benzer,
      son iki yılın gelir dağılım bozukluğu tablolarda yok,
      düzeltilemeyecek bir durum değil, ekonomi temelleri benzer göstergelere sahip.

      Sosyal doku için, hocamız belirtmiş, değişim var, ciddi bir değişim var.
      Ortadoğu ve Afgan-Pakistan hattında tarım üretimi,
      mevsim değişimi oldukça nüfus hareketi olacak.
      Sosyal dokuyu değiştiriyor, gitmeyecekler,
      onları ülkeye adapte etmek en iyisi

      Sil
  19. İnsan zaman ile alışıyor.

    Aziz Nesin'in sesinden "Padişaha giren kazık".

    https://www.youtube.com/watch?v=jp2IRdmtvfQ

    AXQTUbSmxsCs1k2h

    YanıtlaSil
  20. Hocam yazınız için teşekkürler, Ben otuz yıllık öğretmenim. Emekli olduğumda 3600 ek gösterge çıksa dahi 250 bin TL. Civarı emekli ikramiyesi alacağım. Eskiden emekli olanlar biraz ekleyerek bir ev alabiliyordu . Bundan yaklaşık 3 sene önce orta sınıf bir sıfır araba alabiliyordu.Simdi ise ancak arabanın 1/3 ünü alabiliyor . Alım gücümüz çok bariz bir şekilde düştü. Biz yaşayarak orta sınıfın düşüşünü gördük. Ben 30 yıldır böyle bir çıkılmaz görmedim. Selamlar,,

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Eskiden devlet memuru denince,
      millet ceketinin cebini ilikler geçer,
      esnaf memur yolu gözlerdi.

      Memurların lojmanları vardı, kiraya para vermezdi.
      Haliyle maaşının alım gücü yüksek olurdu.
      Maaşı alan memur ilk iş, kuyumcuya gider, çeyrek, yarım altın alırdı.
      Ardından kasap, manav, bakkal, pazar yerine uğrar evine dönerdi.

      Emekli olan memur, mutlaka bir ev alır, birikmişiyle de kiraya vermek için bir daire alırdı.

      Tevekkeli boşuna değil, Anadolunun çok genç kızı memur koca hayali kurardı,
      Çocuklarına da memur olmayı salık verirdi.
      Anadolu kadını ne kadar memur memur diye iç geçirdiyse,
      Türk insanının DNAsına işlemiştir devlet memuriyeti.
      Günümüzde bile memuriyet sınavlarında insanlar kuyruk olur,
      Senelerce memur olacağı günü bekler.

      Ülke ne badireler, ne sıkıntılar atlatmıştır,
      Hepsinde de memur maaşı en büyük güvence olmuştur.
      Anadolu kadını memur severdi,
      Gönlü kayardı, çoğu memurun bi iki tane vukuatı olurdu.

      Sil
  21. Kaleminize sağlık hocam, bulunduğumuz durumun vehametini çok güzel toparlamışsınız. Ancak bu tablo halen ekonomik kriz olarak kabul edilmiyor.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim. Bazı insanların acı eşiği yüksektir, Türk toplumunun da kriz eşiği yüksek.

      Sil
  22. Hocam merhaba, olası bir iktidar değişikliğinde yeni kurulan hükümet kuru ve enflasyonu dizginlemek için faiz artışlarına başlarsa ekonomi resesyona girmez mi? Şu an konuşulan faiz arttırımı, üretimi arttırmak gerçekten bu kadar kolay mı. Yeni gelen hükümet yabancı merkez bankalarının sıkılaştırmaya yöneldiği bir dönemde sıcak paraya nasıl erişecek. Eğer IMF gibi bir kurumdan yardım alacaksak, ilk isteyecekleri TLnin devalue edilmesi ve faizlerin arttırılması olmayacak mı? Yeni gelen hükümet 5 sene görev alabilecek mi, yoksa tekrar erken seçimler silsilesine, hükümet krizlerine mi gireceğiz? Yeni ekonomi yönetimi bu kadar kırılgan bir durumda ekonomiyi resesyona sokmadan bu işten nasıl çıkacak? Bu konular hakkında öngörüleriniz nelerdir? Teşekkürler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Benim Yapısal Reformlar ve Türkiye kitabımda yazdığım işlere girişirlerse krize girmeden bu sıkıntılı durumdan hızlıca çıkılabilir.

      Sil
  23. 2% ile Euro borçlanın, 18% ile tl kkm yapın. 15 % net kazanın ilave kur farkı da halk ödesin.
    Banka 14 ile borçlansın tcmb den, enf+10 ile süper bono alsın. Faiz sabit, aradaki farkı cebimizden götüren götürene. Saygılar

    YanıtlaSil
  24. Orta direk kalmamış hocam, çökmüş

    YanıtlaSil
  25. Hocam nufüs olarak bütün nüfus yer alıyor. Peki örneğin çocuklar diyelim herhangi bir gelirleri yok dolayısıyla hangi kategoride yer alıyorlar? Aile hane içinde mi?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Orada nüfus olarak belirtilen hane halkıdır, dolayısıyla çocuklar da içinde.

      Sil
  26. Sayın hocam. Yine çok güzel bir yazı olmuş. Teşekkürler
    Ben hanemin GSYH sını hesaplarken, oturduğum evin değer kazanmasını da dahil etmelimiyim hesaplamama?
    Sahip olduğum yatırım fonlarının getirisini hesapladigimda bunu "sermaye" olarak mı görmeliyim?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Etmemelisiniz. Çünkü GSYH bir dönemde elde edilen geliri gösterir. Oysa eviniz servetinizdir. Evinizin değer kazanması dolayısıyla servetiniz artmış olur. Buna karşılık eviniz kiradaysa ve kira geliriniz artmışsa o zaman onu gelire (GSYH'ye) eklemeniz lazım.

      Sil
  27. Hocam. Yazınız için çok teşekkürler. Farklı bir şey sormak istiyorum.

    EVDS'den para arzı ve piyasadaki dolaşan para miktarı tablosu oluşturduğumda, arz artıyorken, dolaşım sabit kalmış gözüküyor. 2019 yılından beri basılan paralar günlük kurla bölüp topladığımda 60Myr USD yapıyor diye hesapladım. Bu basılmış paralar dövize çevrilmiş ve hazine dışında bir yere aktarılmış ise, kaybın dolaşımdaki para ile telafi edilmesi gerekeceğini düşünerek, iktidar değişirse olası dolar kurunu ve enflasyonu hesapladım. 246,51TL/USD ve %1500 enflasyon çıkıyor. Lütfen bu hesabın deli saçması olduğunu söyleyin. :)

    YanıtlaSil
  28. Kaleminize sağlık hocam.Sayenizde bir çok ekonomik terimi ve olası senaryoları ön gorerek ticaretimizi yönlendirmeye çalışıyoruz

    YanıtlaSil
  29. Hocam ben şöyle bir soru sormak istiyorum bilen arkadaşlar olursa da cevaplasın lütfen. Gerçek enflasyon resmi enflasyonun yaklaşık 2 katıysa, gerçek büyüme oranı resmi büyüme oranı arasındaki ilişki nasıldır?

    YanıtlaSil
  30. Hocam ekonomi uzmanlarında iki tayfa var:birisi muhafazakar ekonomistler,diyorlarki: ekonomi kötü,çünkü üretim yok,petrol&dogalgaz çıkartmıyoruz,üretmiyoruz..bu değişmeden birşey düzelmez..ikinci tayfa liberal ekonomistler:seçimden sonra 3şey yapılsın:mb bağımsızlığı,yargı bağımsızlığı,kamu ihale kanununda şeffaflık..bunlar olsun engeç 6ayda ekonomi 10yıl önceki haline döner diyorlar..hangisine inanalım?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu soruda bir konuya açıklık getirmek istiyorum. Birleşmiş Milletlere üye olan ülke sayısı 193 ve iki gözlemci ülke olmak üzere toplam sayı 195dir.

      Dünyada petrol rezervi hatırı sayılır şekilde olan ( dünyadaki kanıtlanmış toplam rezervden aldığı pay yüzde 1 ve üzerinde olan) ülke sayısı 15dir.

      Yine aynı şekilde dünyada doğalgaz rezervi hatırı sayılır şekilde olan ülke sayısı 18dir.

      Her 2 listede de adı olan ülkeler Rusya, İran, Venezuela, Irak, Kanada, Birleşik Arap Emirlikleri, Nijerya, Amerika, Katar, Çin olmak üzere toplam 10 ülke.

      Yani şunu merak ediyorum yaklaşık 200 ülkenin olduğu dünyada toplasan 15 ülke petrol doğalgazın nimetlerinden yararlanırken kalan bütün ülkeler bizim gibi yok diye ağlıyor mu?

      Mesela Almanya, Fransa , İspanya, Hollanda, Japonya, Güney Kore ya da bu tarz birçok ülke ya bizde nasıl yok diye düşünüp her gece ağlıyorlar mı?



      Sil
  31. Hocam iyi ki varsiniz, iyi ki yaziyorsunuz... emeklerinize saglik...

    YanıtlaSil
  32. Hocam affınıza sığınarak bir soru sormak istiyorum konuyla bağımsız olarak; ÖTV'nin Türkiye de uyumlaştırılmasına yönelik önerileriniz nelerdir veya bu husus hakkında bir kaynak önerebilir misiniz ?

    YanıtlaSil
  33. Merhaba, gini katsayısını anlamaya çalışan bir kimse olarak kafam karıştı. Bu katsayının verilen bir veri kümesinin; bu veri kümesinin netice verdiği bir sonucu "normal" olarak addedilen bir dağılıma uygunluk bakımından değerlendirilmesinde kullanıldığını okudum ama 0'a yakınsadıkça "gelir dağılımı eşitliğe yaklaşır" şeklinde yazmışsınız { yani eşitlikten murat, normal dağılım mı? }. Bu durumda kabaca tarif etmek için mi bu şekilde dediniz yoksa ben yanlış mı anlamışım acaba kavramı? Bu konuda bilgi verirseniz mutlu olurum.

    YanıtlaSil
  34. Merhaba hocam,
    Turkiye'de sanayi sektöründe emek girdi orani ortalama %10 -15 gibi gözüküyor. Asgari ücreti 17.000 tl ye cikartsak, enflasyona toplam etkisi %30-50 civarında olur. Alım gücü artışı ile birlikte ekonomiyi düzeltme yönünde olumlu etkili olmaz mı?

    YanıtlaSil
  35. Merhaba Hocam,

    Nüfusu neden beşe böldük de ona bölmedik veya üçe bölmedik? Toplumun beş katman halinde oluştuğunu mu düşünüyoruz? Asgari ücret 4250 TL*12 ay ve USD karşılığı 16 kur ile çevrilmiş olsa 3187,50 USD ediyor 3 Kişilik bir aile desek bu ailenin kişi başı geliri 1062 USD ediyor demek bakkal hesabıyla doğru bir hesap olur mu? Bu hesap mantıklıysa sizin çalışmanızdaki ilk yüzde 20 de yer alanların kişi başı gelirin de çok adil dağıtılmadığını gösterir mi? Çünkü 2627 USD* 3 kişilik aile 7881 USD ediyor. TL karşılığı ise 16 kur ile 126.096 TL eder. Aile reisinin aylık 10.500 TL gelir elde etmesi gerekir. Kişi başına düşen gelir bence adil dağıtılmıyor değil de çok çok adaletsiz bir gelir dağılımının olduğunu düşündürüyor. Sizin çalışmanıza göre toplumun yüzde 80'nin kişi başı 4600 USD veya üzeri gelir elde ettiği gözüküyor yani 2 kişilik bir ailenin geliri 9200 USD ve TL karşılığı 147.200 TL gelir elde etmesi gerekiyor. 83 milyon nüfusun 10 milyonu asgari ücretle çalışıyor, 12 milyonu emekli maaşı ile gelir elde ediyor. eşleri veya çocukları ile bu grup yaklaşık 40 milyon kişi ediyor. Bence nüfusun en az yüzde ellisinin kişi başı geliri yıllık 2500 USD seviyesinde olmalıdır.

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Yüksek Enflasyona Karşın Piyasa Nasıl Canlı Olabiliyor?

Lozan Antlaşması 2023'de Bitecek, Biz de Madenlerimizi Çıkarabileceğiz

Türkiye’nin Dış Finansman Sıkıntısının Nedenleri