Yüksek Enflasyona Karşın Piyasa Nasıl Canlı Olabiliyor?

Türkiye ekonomisinin rekor düzeyde kur artışı ve enflasyon yükselişi yaşadığı bir ortamda piyasadaki canlılık nasıl açıklanabilir?

Kur artışı ve enflasyon yükselişi olduğunda normal koşullarda talepte düşüş olması gerekirken tam tersi oluyor, talep ve dolayısıyla harcamalar yükseliyor. Bu durum, fiyat artışının talepte düşüşe yol açacağını öne süren talep yasasıyla çelişkili gibi gözükse de aslında ortada bir çelişki yok. Çünkü kurun ve enflasyonun sürekli arttığı ortamda tüketiciler, ileride, bugünkü fiyatlarla bu malları bulamayacaklarını düşünerek, bugünden satın almaya yöneliyorlar (öne çekilmiş talep etkisi.) Böylece piyasada talep, arzı aşınca fiyatlar daha da yükseliyor, fiyatlar yükseldikçe de talep artıyor.

İnsanları tasarruf yerine harcamaya yönlendiren bir başka itici güç faiz oranlarının enflasyon oranının altında olması.  TÜİK’in açıkladığı TÜFE verisine göre yıllık enflasyon yüzde 70 dolayında görünüyor (ENAGrup’un açıkladığı enflasyon oranı yüzde 120 dolayında.) Buna karşılık bankaların mevduat sahibine önerdiği faiz yüzde 20’nin altında. Kur korumalı mevduat faizini hesaba katsak bile enflasyon oranına ulaşmak mümkün olmuyor. Bu durumda insanlar, tasarruf yapıp sürekli eriyen satın alma gücü yerine, harcamalarını artırmaya ileride daha da pahalanacağını düşündükleri malları satın almaya yöneliyorlar. Mallara yönelik talep arttıkça malın fiyatı da artıyor ve birbirini besleyen bir döngü içine giriliyor (negatif faiz nedeniyle paradan kaçış.)

Kur artışı ve enflasyon yükselişi insanların ellerindeki varlıkların (gayrimenkul, otomobil, beyaz eşya, her türlü elektronik eşya vb.) değerini yükseltiyor. İnsanlar, kendilerini zenginleşmiş hissediyorlar ve harcamalarını artırıyorlar. Hatta gelirleri harcama artışına yeterli olmasa bile borçlanarak imkânlarının üzerinde yaşamaya yöneliyorlar (servet etkisi.)

Vatandaşlık verilmesi uygulamasıyla birlikte Türkiye’de gayrimenkul alan yabancıların sayısında artış oldu. 2021 yılında yabancılara satılan konutlardan yaklaşık 5,6 milyar dolar tutarında doğrudan yabancı sermaye girişi gerçekleşti. Bu şekilde ortaya çıkan ek talep piyasanın canlı kalmasına katkı sağlıyor (ek talep etkisi.)

Ödemeler dengesindeki net hata ve noksan kalemine baktığımızda 2021 yılında 9 milyar dolara yakın, 2022 yılının ilk üç ayında da 5 milyar dolara yakın nereden geldiği bilinmediği için bu başlık altında sınıflandırılan girişler olduğunu görüyoruz. Demek ki Türkiye’ye kayıt dışı kalmış ciddi bir döviz girişi söz konusu. Piyasalarda karşılaştığımız canlılıkta bu kayıt dışı paraların harcanmasının da katkısı olduğu kuşkusuz (kayıt dışı harcama etkisi.)

Buraya kadar sayılan çeşitli etkilerin yarattığı olumsuzluklar sonucunda beklentiler de olumsuz hale dönüşüyor ve ileriye dönük harcama planları ve bütçeler yapılırken bu olumsuz beklentiler ister istemez planlara, bütçelere yansıtılıyor. Sonuçta gerçekleşmeler de beklentilerle paralel yönde oluşuyor ve enflasyonu besliyor (olumsuz beklenti etkisi.)   

Kamu kesimi, başta vergi indirimleri, düşük faiz uygulamaları ve teşvikler gibi çeşitli desteklerle özellikle konut alımları başta olmak üzere harcamaları özendirici etki yapıyor, talebin ve dolayısıyla harcamaların artmasını sağlayarak piyasa canlılığına katkıda bulunuyor (kamu destekleri etkisi.)

2021 yılında faiz dışı kamu harcaması artışı artış yüzde 32,8 ile yıllık ortalama enflasyon oranı olan yüzde 19,6’nın oldukça üzerinde gerçekleşmiş görünüyor. Bu hızlı artışın nedenlerinden birisi son yıllarda gelişen hesap vermeme rahatlığının yarattığı israftır. Kamu özel işbirliği adı altında yapılan projelerin yarattığı kara delikler kamu harcamalarının hızla artmasına ve enflasyona katkı yapmasına yol açıyor (kamu israfı etkisi.)

TÜİK’in Gelir ve Yaşam Koşulları Araştırmasına göre nüfusun en yüksek gelire sahip yüzde 40’ı toplam gelirin yüzde 70’e yakın bölümünü alıyor. Başta araba, konut, beyaz eşya olmak üzere toplumda talep artışı yaratan bu zengin kesim. Buna karşılık nüfusun yüzde 40’ı toplam gelirden yalnızca yüzde 16 pay alıyor. Bu kesimin daha yüksek gelirli olanları araba ve konut gibi pahalı malları alamasa da gelecek aylarda pahalanacağını düşündüğü deterjan, şampuan gibi temizlik maddeleri, sıvı yağ, şeker, un gibi stoklanabilir yiyecek maddelerini alıp stokluyor. Bu aşırı tüketim harcamalarının talep artışı yoluyla fiyatların yükselmesine katkısı oluyor.  

Ulusal paranın hem iç hem de dış değerinde ortaya çıkan büyük kayıplar başlı başına kriz sayılır. Buna karşılık yukarıda değindiğimiz çeşitli etkiler altında piyasada ortaya çıkan talep ve harcama canlılığı, kurdaki yükselişe ve büyük ölçüde onun yarattığı enflasyon artışına karşılık ekonominin canlı kalmasına ve nüfusun gelir açısından iyi durumdaki kesiminin bu durumu kriz olarak görmemesine yol açıyor. İşin ilginci nüfusun gelir açısından kötü durumdaki kesiminde bulunan insanların bir bölümü, kendi durumlarına bakmak yerine iyi durumdaki kesimin yaşamına bakarak ortada bir kriz olmadığı kanısına varıyor (optik kırılma etkisi.)

Yorumlar

  1. Bunun kamu veya vatandaşlar yönünden bir sürdürülebilirliği var mıdır peki ? Yani ne olursa insanlar artık tüketim veya harcama taleplerinden vazgeçer?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ülkede umut ve güven olursa, dünyada savaş tehlikesi azalırsa vs.

      Sil
    2. Beklentiler iyileşirse tüketime yönelten bu etkiler azalır ve talep düşer.

      Sil
    3. Sn. Mahfi Bey,
      Cafe, restoran avm tarafındaki çılgınlık nasıl izah edilebilir?

      Sil
    4. Avm Yemek bölümü için, işin içinden biri olarak şunu söylemek isterim; evde bu ürünleri yapsak daha maliyetli oluyor onun yerine dışarıdan yerim daha iyi olur diye düşünüyor tüketici.

      Sil
    5. Hocan zamanında Turgut Özal'ın uyguladığı enflasyonist büyüme politikasına benzetebilir miyiz?

      Sil
    6. uçağa binen, otele tatile giden, yurtdışına çıkabilen aynı 1 milyon kişi..... arabasıyla rahat gezen, kafelerde gördüğünüz, restoranlarda gördüğünüz, arasıra iç hatlarda uçağa binen de aynı 10 milyon kişi......hani soruyorlar ya madem kriz var bunları yaşayan bu kadar kişi nasıl yaşıyor diye, işte bu kadar insan. herkes zengin değil yani, bir kesim zengin..

      Sil
    7. Avm restoran gibi yerlerdeki yoğunlukla ilgili bir ekleme yapmak istiyorum. Kendi düşünceme göre ülkemizde zaten kurdan enflasyondan vs etkilerden etkilenmeyecek sanırım 10 milyon civarı mutlu azınlık diyebileceğimiz bir kesim mevcut ki onlarda zaten hem avm leri restoranları tatil beldelerini otelleri vs doldurmaya yetiyor tabi bunu görenlerde memlekette kriz yok zannediyor ama diğer kesim epey zorda tahminimce. Saygılar.

      Sil
    8. Şehirler bir bütün olarak berbat açık AVM'lere dönüştü. Nüfusun yüzde biri bile tüketim alışkanlıkları sürdürebiliyor olsa bu görünür durumda artık. TR'de gelir uçurumu, iktisadi şiddet en berbat dönemini yaşıyor.

      Sil
  2. Hocam sonra bizde muallakta kalıyoruz.Gercekten kriz var mı yok mu?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bir ülkede % 70 enflasyon varsa, o ülkede gerçek işsizlik % 22,7 ise başka bir şeye bakmaya gerek yoktur, o ülke krizdedir.

      Sil
    2. Adı koyulmuş bir şekilde stagflasyondur. Ya faizler artırılacak ve sonuç olarak uzun vadeli ekonomik büyüme hızı yavaşlayacak ya da resesyona gireceğiz ya da paradaki değer kaybı büyük bir hızla ivmelenecek ve en sonunda hiperenflasyona maruz kalacağız.

      Sil
    3. Kur artışına çare olarak faizleri enflasyon oranında aniden artırarak (soğuk hindi politikası), toplam talepteki artışı önlemek için ise vergileri arttırırsak , faiz ödemelerini de bu vergiler ile karşılarsak sizce sonuç alınır mı?

      Sil
    4. İşin özü ekonomi iyi oldukça ahlak lüks değil, ontolojinin parçası olur. İnsanlar sistemdeki yasal boşluklardan faydalanmaya tenezzül etmezler. Bilirler ki iyi işleyen bir mekanizmayı bozmak kendilerini daha fazla zorda bırakacaktır. Fakat fakirlik kapıdan girince sadece aşk değil, ahlak da özelde haneyi ve genelde ülkeyi terk eder.

      Sil
  3. Hocam, varsılların zenginiliğini, kendi zenginliği sanan, beraber savaş kazandık diye mülkiyetlere ortak olduğunu hayal eden bir gariban kitlesi var, sosyal/ilahi adalete inandırılmış. Mal sahiplerinin çıkıp gidebildiğini gördükçe hayal kırıklığına uğruyorlar. Bu duyguyu tatmin edebilen siyasetçi, bunlara biraz dağıtabilen lider, en sevilen lider oluyor. eski feodal beylerin kabileyi avluda toplayıp kuş uçurmasından farklı değil.. talih kuşu bu defa belki bana konar umudu kitleyi avluda sessiz, sadık tutuyor. O nedenle de, "hakkaniyetle dağıtırım" diyen siyasetçiyi kimse istemiyor. Herkes "bana verecek olan gelsin" diyor, kamu kaynağını tutan, sus payı dağıtımıyla, kaynağı tutmaya devam ediyor, yapısal reform ve benzeri ayakbağlarını takmıyor.. sanırım tragedy of the commons şeklinde ekonomide bir yeri vardı bu tutumun.. "harcayabilen oldukça ben de zenginim" duygusu, ölümlerde "başın sağolsun, dostlar sağolsun" kabile devamının esas olduğu üzerine kurulu tribal tokalaşmadan farksız. başka harcayanlar olduğu sürece mutluyuz, yeter ki harcayan bizden olsun, baştakiler de "ben yiyeyim size et olur" desin..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ne kadar kaliteli bir yorum , beyefendi elinize sağlık

      Sil
    2. Beynim açıldı. Tebrik ederim

      Sil
    3. Ne kadar güzel özetlemişsiniz halimizi

      Sil
    4. 👏👏👏

      Sil
    5. Harika anlatmışsınız.

      Sil
    6. Super duper rasyonel yorum...

      Sil
    7. 👍👍👍👍

      Sil
    8. Mahfi bey makalesinin son cümlesinde ortak payda da buluşmuşsunuz”İşin ilginci nüfusun gelir açısından kötü durumdaki kesiminde bulunan insanların bir bölümü, kendi durumlarına bakmak yerine iyi durumdaki kesimin yaşamına bakarak ortada bir kriz olmadığı kanısına varıyor (optik kırılma etkisi.)@

      Sil
    9. Harika yorum aydınlandım hocam

      Sil
  4. hocam öne çekilmiş talep etkisinin daha ne kadar devam edecegine ilişkin bir tahmininiz var mı ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Öne çekilmiş talep etkisinin sürdürülebilir olmadığını düşünüyorum. Hane halkı gelirleri yıllık bazda artarken gider kalemlerinde sürekli artış yaşanmaktadır. Alım gücünün azalmasına bağlı olarak bireylerin temel ihtiyaçlarının dışında talebi öne çekebilecek bütçe ayıramamasına sebebiyet vermektedir. Bu nedenlerle Piyasanın bu dengede gitmesinin sürdürülebilir olmadığını düşünüyorum.

      Sil
  5. Enflasyonun çok kısa sürede ve çok hızlı şekilde yükselmesi insanların fiyat algısını bozdu. Halâ başlarına nasıl bir felaket geldiğini anlamış değiller. Üstelik turbun büyüğü heybede ve ekonomi yönetimi dahil olmak üzere toplumun büyük kesimi bunun farkında bile değil. 3-5 ay sonra eğer bulabilirlerse bir ekmeğe 50 TL verdiklerinde ve market rafları boşaldığında piyasadaki canlılık da kendiliğinden sönümlenir...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Maalesef dediğiniz gibi olacak.

      Sil
    2. Oeki nasıl çıkacağız bu durumdan

      Sil
    3. Çıkması kolay da önce girmek gerekiyor....

      Sil
  6. Toplumun birçok kesimi sabit gelirli. Giderlerimiz gelirimizi daha ay başında götürürken, insanlar kendilerini kredi kartlarıyla döndürmeye çalışırken, toplum olarak neden yeteri kadar sesimiz çıkmıyor hocam :(
    neden bu düzene karşı ayaklanmıyoruz? Daha ne olmasını bekliyoruz? Neden bu kadar umursamaz bir hal tavır içindeyiz?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çünkü toplumun önemli bir kesimi az ya da çok düzenin bir parçası olmuş durumda.

      Sil
    2. Arkadaşın belirttiği gibi insanlar bir şekilde hayatlarını K.kartı ile döndürmeye çalışıyor. Peki, bankalar bu kart ve kredi ödemelerinin geri dönüşü olmayacağını bile bile neden hâlâ limit artırımı yapıyor,kredi veriyor? Bende bunu anlamış değilim. Sonuçta bankalarda bir ticaret hane🤷‍♂️

      Sil
    3. Ödenmeyen Toplam tutar %1-2 gibi herkes ödüyor yada hacimleri vs alınıyor

      Sil
    4. Yastik alti altinlarin 5 bin ton oldugu tahmin edilen bir toplumda ekonomik kriz sebebiyle isyan çıkmaz.2001 de arjantinde olanların bizde olmamasının bir sebebi bu olabilir.Sadece kayıtdışılik yok,sisteme sokulamayan ufak çapta bi4 refah da var sanki?

      Sil
    5. O zaman tüketicinin talebini öne çekmesi doğru refleks

      Sil
  7. Domates fiyatlarındaki artış öne çekilmiş fiyat etkisi midir? Bence, fiyatlar yükseldikçe satın alım gücü düşüyor diye arz da benzer şekilde düşüyor. Arzın düşmesine paralel olarak fiyatlar yükseliyor. 100 Kg. Domates 5 liradan satılırsa 100 kişi alır, ancak domates 30 TL olunca bunu 30 kişi alır. Dolaysıyla pazara 30 Kg. Domates sürülüyor. Kısacası üretici elinde mal kalacak diye ekmiyor ve haliyle arzın düşmesi ile fiyatlarda yükseliyor. Belki bunu "Enflasyon arttıkça mal arzı düşer ve düşen mal arzı yeni bir enflasyon yaratır" diye okuyabiliriz. Buna enflasyonun enflasyonu yaratması olarak ta belirtebiliriz.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Domatese tek başına bakmayın genel olarak fiyatlara bakın fiyatların önemli bir bölümü öne çekilmiş talepten etkilenip yükseliyorsa domatesin ucuz kalması beklenemez.

      Sil
    2. Üretici ekmiyor değil ekiyor elindeki ürünü toptan 2 - 3 liradan alıp markette pazarda manavda 20 - 30 liraya satıyorlar.

      Sil
    3. Domates üretimi bu yıl Hava şartlarından dolayı gecikti. Verim düştü. Mal yeterli yok. Bugün Alanya Toptancı halinde salatalık 50 kr. Satılmıyor.

      Sil
    4. Üretim maliyeti artışını da düşünün lütfen. Gübre, ilaç, mazot, işçilik, elektrik, nakliye, vs.

      Sil
  8. Merhaba Mahfi Bey,
    Bu durum hangi şartlar çerçevesinde böyle devam eder ve hangi noktada kırılma yaşanır, sürdürülebilir olmaktan çıkar?
    Teşekkürler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu sorularınızın yanıtı alt gelir gruplarının ne kadar dayanabileceğine bağlı.

      Sil
    2. allt gellir gruplarinın agzina bir parmak bal çalarlar onlarda şükrederler.

      Sil
  9. yine hap gibi bir yazı hocam, kaleminize sağlık, sosyal medya kullanımının(paylaşımların) artması da optik kırılma etkisini besleyen bir faktör olabilir mi?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim. Sosyal medyanın bir etkisi yok. Faizi indirmekle başlayan bir hatalar zincirinin içindeyiz.

      Sil
    2. Sayın hocam paranın değerini korumak için kullanılabilecek tek araç faiz arttırmak mı? Birkaç yıldır kırılma noktalarında mevcut iktidarın seçimini faizi indirmekte kullanmasını onların işine geliyordur şeklinde yorumluyorum kendimce. Kimse zararına iş yapmaz. Bana ilginç gelen medyada gördüğüm ekonomistlerin sadece bu konuya dikkat çekmesi. Mesela resmi verilerle dahi enflasyon yüzde yetmiş dolaylarında, faizler yüzde seksene çıkartılsa bugün - ki artık çok geç olduğunun farkındayım- birden her şey daha mı güzel olacak? Bana kalırsa sokakta zaten para dönmüyor, iyice çekilecek. Benim yaşım genç başka iktidar görmedim. Türkiye'de gördüğüm kadarıyla bütün yaşam kredilerle dönüyor. Ucuza kredi veremediğinizde tüketime dayalı bu ekonomik düzen daha büyük sıkıntıya girmez mi? Biraz içimi döküyormuş gibi yazdım üslubumun kusuruna bakmayın lütfen. Elinize sağlık teşekkür ediyorum. İyi çalışmalar.

      Sil
    3. Bu duruma gelmemizin asıl sebebi yabancıların paralarını çekmesidir.Çoğu liberal ekonomiler dünya bankerlerine borçlu yaşar ancak güvenilecek kimseye borç verilmediği gibi tr ye de güven bitmiştir. Ancak hükumet değişir ve güvenilir bir ülke yönetimi gelir ise basketlerine parası tekrar geri gelir.

      Sil
  10. Hocam son cümle inanılmaz bir tespit olmuş ellerinize sağlık.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. @Berkcan’ın yazısını neden yorumlamadınız?

      Sil
  11. Peki hocam Cafeler ve AVM ler neden doluyor. Ben bunu anlamıyorum. Market ve Gıda alışveriş leri haklısınız stok yapıyoruz. Gelecek zamlardan daha az etkilenmek için. Peki eğlence mekanları

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Oralara gidenler zaten durumu iyi olan % 40

      Sil
    2. Evet bu nasıl oluyor?Sigaranın paketi 30lira olmuşiçkinin şişesi bilmem kaç lira,sigara içenlerde,içki içenlerdede bi azalma yok peki bu nasıl oluyor?

      Sil
  12. Burada uzun vadede en büyük sorun optik kırılma etkisi. Çünkü bu ülkeyi yönetenlerin seçiminde de önemli rol oynuyor. Vatandaş bulunduğu konumu unutmuş hipnoz olmuş. Ve bu kesim ülenin büyük çoğunluğunu oluşturuyor.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İktisatta optik kırılma kavramını internette türkçe ve ingilizce arattım hep fizikteki kırılmayla ilgili kayıtlar çıktı. İktisatta böyle bir terminolji var mı bilemedim. Yanlış anlamayın lütfen, sorgulamak için değil, öğrenmek için soruyorum.

      Internette bir bilgiye ulaşamayınca akıl yürütmeye çalıştım. Işığın kırılması iki farklı ortamın birleştiği kesitten geçerken gerçekleşiyor. Havadan suya geçerken mesela. Hava ile su yüzeyinin buluştuğu kesitten geçerken. Bu da bende, elimdeki az sayıda çekiçlerden biri olan felsefenin gösterdiği çivileri çağrıştırdı.

      Felsefenin kuramdan bağımsız gözlem olmaz savı geliyor aklıma. İnsan zihniyle gerçeklik arasındaki kesitte oluşan 'kırılma' ile gerçeklik zihne hem eksik(seçilerek) hem de bozularak ulaşıyor. Aslında benim de kafam karışıyor, tam toparlayamıyorum. Önce gerçekliğe ilişkin 'duyu verileri seçilerek bir kısmı geçiyor(kırılma), sonra bu duyu verileri var olan kalıba/inanca/paradigmaya(iktidar başarılıdır) dolduruluyor. Mesele bu inancın/paradigmanın/kalıbın zihinlere nasıl kazınmış olunduğu.

      Bol likidite dönemindeki ucuz dövizin yarattığı ucuzluk, AB çıpası ve demokratikleşme umudu ile artan dış yatırımlar ve ulaşılan refah düzeyi, sağlık sistemindeki iyileştirme ve eşitleme, gelir dağılımında göreli düzelme, gelecekten çalınarak yapılan ve gözleri kamaştıran ihtişamlı projeler; ve psikoloji, sosyal psikoloji, politik psikoloji gibi disiplinlerin alanına giren bir takım mekanizmalarla halkın bir bölümünün iktidar ve yönetici elitlerle özdeşleşerek onların başarısızlıklarını kendi başarısızlıkları olarak görmeleri ve ben savunma mekanizması değirmenlerinin mesaisi.

      Aslında bu komplikasyonları uzmanlarının değerlendirmesi, kamuoyunu aydınlatması gerekir ama bu minvalde makale pek çıkmıyor. Erol Göka bu konularda iyi at koştururdu, ortadan kayboldu. En iyisi ben boyumu daha fazla aşan laflar etmeden bir iki link vererek bağlayayım.

      https://docplayer.biz.tr/15491705-Kuramdan-bagimsiz-gozlem-ve-deney-dili-olanakli-midir.html

      Ve benim bir denemem:
      https://benimpencerelerim.tumblr.com/post/670846285926039553/parmenidesin-yatagi

      Aslında sondaki çıkarımda başka biri vardı ama bir gazetenin blog sayfasındaki sansürü aşmak için değiştirdim, orayı bıraktım ama yazı da böyle kaldı.

      Sil
    2. İki konuya takıldım. Olumsuz beklenti geleceğin algılanan yükselen risklerine karşı ihtiyatlı davranmaya, dolayısıyla tasarruf yapmaya itebilir. Elbette negatif faiz, vs gibi faktörlerden koruyacak uygun imkanlar çerçevesinde.

      Kendimden yola çıkarak servet etkisi üstünde düşündüm. Bir evim ve dayanıklı beyaz eşyalarım var. Hepsinin fiyatı arttı. Hesaplamadım ama evin fiyatı reel olarak da epey arttı sanırım. Ama zenginleşmiş değil fakirleşmiş hissediyorum. Reel ücretimin düştüğünü hissediyorum. Sanki servet (gayrı menul, araba, vs) etkisi, birden fazla evi, arabası olan ve fazlasını satma imkanı olanlar için geçerli. Ama bu durumdaki insanların sayısı azdır, geliri zaten yüksektir, ayrıca enflasyonist ortamda reel gelirleri de artmış olabilir

      Sil
  13. Hocam, aksiyon alınmadığı müddetçe bu durumdan kurtulmak için tek çare fakirleşerek talebin azalması mıdır?

    YanıtlaSil
  14. Kayıt dışı gelir ve ekonomi etkisi en major olanı saydıklarınız teorik hocam

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teorik değil çevremde bir çok kişi ihtiyacı olmadığı halde kredi çekiyor.

      Sil
  15. Günümüzde sosyal medyanın harcama üzerinde yarattığı etki muazzam. Rasyonel düşünemeyen İnsanlar hayali dünyalarını birilerine göstermek için kredi çekip harcama yapıyor. Kartı kartla çevirenlerde var. İş hayatının yorucu temposu üzerine birde karşılığını alamayınca en azından arkadaşlarla şurda oturup stres atayım iki çay içeyim diyenlerde.

    YanıtlaSil
  16. İnsanların aç gözlülüğü...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İnsanların tepkisi doğal tepkiler. Önemli olan onları aç gözlü hale getiren yanlış ekonomi politikası uygulamaları.

      Sil
    2. Uzun zamandır kendime sorduğum soruları cevapladığınız için teşekkürler.Dünyanı bekleyen resesyon ve ardından stakfilasyon süreçlerinde türkiyedeki ürün fiyatlamaları(gıda,araba veya taşınmaz) nasıl olacak?

      Sil
  17. Hocam, iyi kötü biraz tasarrufu ve aylık ortalama geliri orta düzeyde olan bir aile için ne tavsiye edersiniz?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben yatırım konusunda tavsiye vermiyorum.

      Sil
    2. Yatırım tavsiyesi olarak değil de gelecek günlerde hayatta kalma tavsiyesi olarak bütçeniz nispetinde 0.5-1 gr'lık altın alın, kenara koyun. En azından kötüsü geldiğinde karaborsadan yiyecek-içecek-ihtiyaç maddesi alırsınız...

      Sil
  18. Hocam, bu sürdürülebilir birşey mi

    YanıtlaSil
  19. Hocam benim sorum enflasyon niçin para biriminin değer kaybetmesine sebep oluyor? ve eğer sebebi ithalatın daha pahalı gelmesi ise merkez bankasının kuru tutmak için bozdurması gereken döviz miktarı gittikçe artmayacak mı çünkü enflasyon şuan sürekli artacak? Saygılarımla,

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bir paranın dış değeri düşerse iç değeri de düşer. Tersi de doğrudur. Bir para birimi bir yerde değerli bir yerde değersiz olamaz.

      Sil
    2. ama neden? mesela türkiyedeki ev fiyatlarının balon şekilde yükseltilmesi niçin tlyi etkiliyor bunun mantığı ne ?

      Sil
  20. “Neden, nasıl olabilir” diye sürekli sorduğum ama net cevap bulamadığım her şeyi tane tane açıklamışsınız. Kaleminize sağlık.

    YanıtlaSil
  21. Mahfi hocam elinize sağlık yazılarınızı keyifle takip ediyorum.
    Fiyatı artacak diye deterjandan beyaz eşyaya gibi ürünleri hangi gelir ve kaynakla alabiliyor yada nereye kadar alınabilir bunun bir ölçüsü varmı?
    Teşekkürler

    YanıtlaSil
  22. Mahfi hocam önümüzdeki yaz asgari ücrete bir zam daha yapılması bekleniyor. Bu ekonomiyi daha kötü etkilemez mi?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Etkiler ama zorunlu olarak yapılacak çünkü enflasyon asgari ücreti silip süpürdü.

      Sil
  23. Çok doğru ve güzel tespitler hocam.
    Ancak bu girdaptan kurtuluş çok zor gibi.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim. Evet haklısınız, çıkış zor.

      Sil
  24. Değerli Hocam, an itibari ile kişi başı yıllık geliri 3240 dolar (aylık 4253₺,yani 270$) olan bir Türk işçisiyim, babadan kalan hiçbir şeyim yok, gece gündüz haftada 5 gün 8,30-18,30 saatleri arası çalışıyorum molalar hariç günde 9 haftada 45 saat, ek iş yapmaya dermanım mecalim yok, yorgun gelip yiyip yatiyrum, anadan babadan hiçbir şey kalmadı onlar da gariban idi, artık bu ülke nereye kadar böyle gidecek, kira fatura gıda masrafları dışında hiçbir şeye para yetiremiyorum asla, ülke dışında çıkmak da çok zor yabancı dilim param pasaportum uçak bileti param oralarda iş bulacak tanıdık, eğitim vs yok, sisteme bu şekilde benim gibi hapsolmuş 10 milyon civvarı insan var ama çoğu memnjn, ya şükür ediyorlar ya vatan millet devlet var , zenginlerimiz var diye seviniyorlar ama 1 hafta çalışmasak veya işten kovulsak açız aç kalırız ev sahibi de evden atar, nolacak bu ülkenin hali hocam artık bu insanlara kim el uzatacak, kimseye muhtaç olmadan çalışarak asgari ücrete iş bulunca sevinerek kira fatura ödeyip yaşamaya çalişan bu insanlara yıllık 3240 dolar gelirin (1/3 ü kira) artık hangi ekonomiden söz edilebilir ki, ben hariç herkesin evi arabası ailesi birikmiş altını dövizi tarlası hayvanı aracı vs var galiba bir ben kaldım, Suriyelilerden beter halimiz, bu ülkede doğmak neden kaderimiz oldu hocam, Afrika ülkelerinden iyiyiz sanırım ama 200 ülkeden 50 tanesi falan Afrika ülkesi olsa gerek, ben ülkemi milletimi çok severdim hocam ama işçi olduk ve bize düşen bu oldu, çalış uyu çalış uyu kira öde fatura öde yaşlanmaya devam et toplu taşımaya para öde tütün iç yaşlan ve öl...

    YanıtlaSil
  25. Hocam tüketim mallarını anladım da millet açız geçinemiyoruz diye bağırdıkça bir bardak çayın 12.5, 1 porsiyon dönerin 60 tl olduğu yerler niye ful dolu.Budamı bugün bulduk yarın bulamayız kafası.Yoksa gelirin % 70 ine sahip % 40 lık kesimmi sadece bu kadar kalabalığı yapanlar.Ben çözemedim gitti.Biz karı koca emekli ayda 7000 tl alıyoruz ama lokantaya gidip yemek yiyemiyoruz.Aldığımız para mecburi gıda ve ev harcamalarına ancak yetiyor.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Dediğim gibi nüfusun yüzde 20'sinin (yaklaşık 12 milyon kişi) geliri ve varlığı yüksek. Onun bir altındaki grup da kafeye gidebilecek durumda. Onun için oralar dolu.

      Sil
  26. Teşekkürler hocam. "optik kırılma etkisi" tebessüm ettirdi. Demek ki midemiz gibi zihnimizin de beslenmesi ama sağlıklı gıdalarla beslenmesi gerekiyor. Zihnimizin gıdası kitaplardır. O yüzden okumalıyız ama neyi ve ne için okuduğumuzu bilerek okumalıyız diye düşünüyorum.

    YanıtlaSil
  27. Hocam iyi günler,
    Yine etkileyici bir yazı kaleme almışsınız tebrikler.
    Uygulanan ekonomik ve mali politikalarin bir sonunun olmadığı başarılı bir çıkışa bizi götürmeyecegi aşikar. Durum kontrolden çıkar, döviz kurları ve enflasyon kontrol edilemez hale gelirse kısa vadeli olarak, yapısal reformlar dışında bulunabilecek bir çözüm sizce var mıdır? Faiz arttırıp ortodoks çözümler de ise yaramaz ise durum sizce nasıl kontrol altına alınır? Teşekkürler saygılar...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hani hikayede öküzler aslanlara verdikleri öküz için 'o sarı öküzü vermeyecektik' derler ya işte onun gibi: Faizi indirmeyecektik.

      Sil
  28. Açıklayıcı olmuş, çok teşekkürler.

    YanıtlaSil
  29. Çözüm herhalde, sırasıyla, daha büyük devalüasyon (1 ekmek 50 lira (talep zamanlamasının düzelmesi) ), devamında artan kıtlık (kimse bir şey alamıyor (optik düzelme) ), sonra siyasi dönüşüm (olumlu beklenti), sonra gelir adaletine kavuşulması (kamu tasarrufları ve kayıt içi ekonomi) ile mümkün değil mi?
    Bunlar sıradışı beklentiler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çözüm asıl olarak sosyal ve siyasal yaşamın çağdaş bir görünüme kavuşturulmasıyla başlamak zorunda.

      Sil
  30. Hocam Merhaba,
    Satın aldığı malların fiyat artışına sevinen bir insan topluluğu yaratıldı resmen. Çok yüksek fiyatlara razı olunarak alınan bu mallarda ekonominin toparlanmaya başlaması durumunda aniden fiyat düşmesi başka bir krizi tetikler mi sizce?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bir üstteki yorum yazdığım yanıt burada da geçerli.

      Sil
    2. Hocam merhaba sizce Türkiye'deki bu ekonomik krizin nedeni siyasi kriz dolayısıyla olduğu için iktidar değişince piyasada olumlu bir hava olurmu ve halk biraz rahatlarmi çünkü artık insanlar çektikleri kredilerin ödemesinin olduğunu unutmuş halde ödeme zamanı gelince toplumsal bir krizin fitili ateslenmezmi

      Sil
  31. Sanayici olarak işsizliğin olmadığını bizzat son 1 yıl içinde gördüm. İşe alımlarda insanların ihtiyacım var demelerine rağmen işe gelmediklerini bizzat gördüm. İş anlaşmadı yapıyoruz 1 gün sonra işe gelmiyorlar. Yer Çorlu.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Asgari ücretle mühendis çalıştırmaya kalkıp bir de aşağılamaya kalkarsan elbette ertesi gün işe gelmez Çorlu'lu sanayici. Bu arada sanayi kolu nedir? İthal çöp dönüştürme-yakma tesisi mi?...

      Sil
  32. yazınız harika. izleyici soruları ve onlara verdiğiniz cevaplar da çok güzel …

    YanıtlaSil
  33. Hocam bu saatten sonra faiz arttırmak ne kadar işi çözer.
    ABD de enflasyon üstü faiz vermeye çekiniyor.
    Resesyon korkusundan.
    Bizi kurtaran küresel resesyon olur. O zaman petrol, emtia düşer.
    Yada çin daha fazla kapanırsa.
    Tek çözüm hala faizmi?




    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hayır bu saatten sonra yapısal reformlara girişmeden faizi artırarak yol alamayız. Ama yapısal reformlara girsek bile faizi artırmak zorundayız.

      Sil
  34. Hocam ayrıca çevremde ihracattan deli para kazanan insanlar var.
    Bunlar ufak üreticiler ama ihracatla uçtular.
    Buda bi faktör.
    Yani kriz herkese kötü gelmiyor.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet buda doğru. Özellikle TL değer kaybettiği için ihracattan elde edilen döviz TL'ye çevrilince yüksek getiri oluyor.

      Sil
  35. hocam insanların bir çoğunun bu ekonomik duruma dayanmaları özellikle annelerinin kocalarından kalan emekli maaşlarını oğullarının iç etmeleridir.bu sosyolojik gerçeğinde analiz yapılırken göz önüne alınması gerekir diye düşünüyorum .saygılar hocam.

    YanıtlaSil
  36. Hocam Merhabalar Konut fiyatlarındaki şişme ek talep ve kamu destekleri etkisinden kaynaklanıyor diye anlıyorum, sizce bu teşvikler kaldırılmadan talebin azalması mümkün mü? İlerde bu teşvikler kalkarsa İspanya emlak krizi gibi bir durum oluşabilir mi? Saygılarımla

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Faiz enflasyon bu kadar düşükken konut talebi bitmez.

      Sil
  37. Elinize kolunuza sağlık. O kadar çok şey öğreniyorumki sizden.

    YanıtlaSil
  38. Maalesef en büyük problem optik kırılma etkisi diğer nedenler ekonomi biliminin etkisiyle yeniden toparlanabilir ancak optik kırılmayi bugün ve gelecekte düzeltecek bilimsel hiçbir şey.

    YanıtlaSil
  39. Bütün bu etkiler göz önüne alındığında gelirinin (açıklanan) enflasyon oranında artacağına emin olan birisi, Nasıl olsa 1 yıl sonra para pul olacak mantığı ile uzun vadeli kredi çekerek lüks sayılabilecek ev veya (eğer bulabilirse) araba gibi tüketimlere yönelmesi mantıklı değilmidir?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Elbette o kişi açısından rasyonel davranış budur.

      Sil
  40. Sayın hocam, yabancıya konut satışı "doğrudan yabancı yatırım" olarak kabul edilir mi? Sonuçta fabrika açmıyor, istihdam yaratmıyor. Yabancıya konu satışına nasıl bakıyorsunuz?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Doğrudan yabancı sermaye tanımında mutlaka yeni tesis yapılması şartı yok. Hazır bir birim almaya da gelse doğrudan yabancı yatırım sayılıyor. Gayrimenkul alımı da öyle.

      Sil
    2. Sayın hocam, ilk soru için tşk ederim ama ikinci soruma yanıt alamadım :) Bu konuda daha önce yazdığınız bir yazı varsa linkini atabilir misiniz? Yoksa da müsait bir zamanda yazabilir misiniz? (Biliyorum çok yoğunsunuz, acelesi yok, müsait olduğunuzda). Saygılar..

      Sil
  41. Bu durumun ne kadar sürdürülebilir olduğu alt gelir gruplarının ne kadar dayanabilecegine bağlı demiş hocam. Toplumun ve özelde kişilerin kültürüne bağlı olarak,
    Fuhuş ve rüşvet o derece yaygınlaşacak ki; bitirdiği üniversitenin diplomasını almaktan, askerliğini bitirenin tezkere almasına kadar rüşvetle olacak. Diğer konuya girmiyorum.

    YanıtlaSil
  42. Hocam, kredi kartlarının kullanımı krizin varlığının hissedilmesini engelleyen diğer bir unsur. Borcu ödenmeyen kredi kartlarının kulanım hakkı dondurulduğu (suspend) anda kriz tüm çıplaklığıyla ve inkar edilemeyecek biçimde ortaya çıkar. Kredi kartı limiti kullanılamadığında şu andaki tüketici harcaması bıçakla kesilmiş gibi duracaktır. Selamlar.

    YanıtlaSil
  43. Hocam öncelikle bu güzel ve her zamanki gibi herkesin anlayabileceği bir iktisadî dil kullanarak tane tane anlattığınız için teşekkürlerimi arz ederim.

    Hocam aslında bazı şeyleri biliyoruz ama söyleyemiyoruz. Basit canlılarız sonuçta ve tüketime kurgulanmışız. Mutluluğumuz tüketime ile oluyor; bu nedenle tüketmediğimizde mutsuz olup, kaygılanıyoruz. Başkalarının hayatlarına bakınca da bir yandan onların alabildiğini de görünce psikolojik ve iktisadî bunalım yaşıyor ve yanılsama içine düşüyoruz! Ben tüketemiyorken, bu nasıl tüketebiliyor diyoruz. Haksız da değiliz. Tek tek başlık başlık anlattığınız iktisadî olaylar var, var ama bütün bunlara ek olarak halkımızın kafasının çalışma şekli ve hırsı bütün hepsinin üzerinde. Bakınız, telegram grubunda adamın biri arabasını ihtiyaçtan dolayı 240 bin TL'ye satışa çıkardığını söylüyor. Aynı araca sahip bir ekip adamı tehdit ettiler piyasayı düşürme diye! Hatta, madem düşecek biraz daha aşağı çek fiyatı da biz alalım zamanı gelince pahalıya satarız şimdi arabanın piyasası düşmesin durduk yere dediler.. Bu nasıl bir kafa? Enflasyon veya diğer sorunlar olmasa bile ben bu ülkenin çoğu fırsatçı ve embesil insanlarının hiçbir şeyi hak ettiğini düşünmüyorum. Bakın, enflasyondan korunmak, açıkta kalmamak için herkes gibi onlar da evinin, arabasının; malının fiyatını yükseltebilir. Ancak fırsatçı, iktisattan-finanstan zerre anlamaz, sosyoloji ve siyaset bilimi bilmez, hukukun temel kavramlarından bile bihaber, cahil, eğitimsiz, üstüne din gibi şeylerle kullanılan insanlar bu ülkede hükumetten, merkez bankasından en küçük etkisi olan kamu ve özel kuruluştan daha fazla olumsuz oranına sahip. Ben ülkedeki krizin sebebinin yöneticiler değil yönetilenler olduğunu düşünüyorum ve bundan da başka bir şeye inanamam.

    Ama tabi yazının temel amacı bu değil. Yazıda bu kaynağı belirsiz paranın nereden geldiği, daha doğru bir ifadeyle, nasıl oluyor da piyasa canlı ve tüketim kolayca yapılabiliyormuş gibi duruyor, insanlar bu parayı nereden buluyor/bulduğunu zannediyor üzerine kurulu olduğu için daha fazla uzatmayacağım. İşin kötüsü iktidarlar değişse, halk akıllı tüketim, tasarruf ve yatırım yapsa, istisnasız herkes taşın altına elini koysa bile bu memleket 10 sene düzelmez! O da bir nesli yok ediyor. Küçük yaşlardan beri merkez bankası kararı takip ediyoruz. Arabaya atlasak gözümüz yolda değil yakıt çizelgesinde oluyor. Bir cep telefonu alamaz olduk. Geçtim onu toplu taşıma lüks hale geldi benim için. Ne diyim, hakkımı helal etmiyorum. Ellerinizden öperim Hocam. En derin saygılarımla...

    YanıtlaSil
  44. Gerçekten oyle bir kesim var ki hocam ağzın acik dinliyorum. Hala eskiden saglik karnesiyle giderdik sabahtan aksama beklerdik deyip simdi doktor bile bulamamamiza kimse takilmiyor. Biz peynir bulamazdik diyorlar simdi raflar peynir dolu neden alamiyoruz deniyorlar. Elimizdeki telefonu malum kisi getirdi diyen bile var. Biz eskiden soyleydik boyleydik diyenlerin 3 arsası, 2 müstakil evi, 2 arabası var simdi gencler is beğenmiyor diyorlar. Neden işsizlik bu kadar fazla diyen yok. İste bu kesimden cok korkuyorum. Ne derseniz deyin inanmiyorlar.

    YanıtlaSil
  45. Hocam enflasyon korumali adi altinda bir urun bekliyor musunuz? Eger boyle bir urun cikarsa dolara ve enflasyona etkisi ne olur?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu tür ürünlerin enflasyon beklentisini kırması mümkün değil.

      Sil
  46. Hocam merhaba utc ve finansman son sınıf öğrencisiyim.
    Öncelikle Ticaret Bakanlığı'nın mart ayı öncü verisine göre Petrol ve doğalgaz ithalatı geçen seneki 8.1 milyar dolarlık düzeyinden bu yılın ilk çeyreğinde 25 milyar dolara yükseldi. bu rakam inanılmaz %188 artış. Bunun çözmek için devletin attigi adimlardan biri Güneş enerjisi sistemi hibe desteği, KOSGEB %50-90 arasında destek verilir. Toplam 50.000 TL hibe ve 100.000 TL'ye kadar kredi desteği vardır. 2021 KKYDP hibesi ise yeni yatırımlarda 3.000.000 TL üst sınır vardır ve %50'si hibe kapsamında verilir. Yatırım bedeli KDV hariçtir. Ayrica Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, "Bu desteklerimizle hem karbon salımı azalacak hem de enerji maliyetleri düşecek. Böylece yatırımcılarımızın rekabet gücü artacak" ifadesini kullandı. sizce bunlar olumlu adımlar mı yoksa bu enerji krizi dağ gibi büyüyecek mi

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İçlerinde elbette olumlu olanlar var ama bunlar bugünkü durumun çözümüne yardımcı olacak adımlar değil.

      Sil
  47. Ailemin Mahallesinde 30 yılı bilirim,

    25-30 yıldır dinlerim , herkes bir şey der kendi meşrebince,
    Mahalleme bakıyorum, 30 yıldır aynı esnaflar,

    Sözler aynı, bakkal 30 yıldır manav bölümünü kapatacak,
    30 yıldır meyve - sebze fiyatlarından şikayetçi,
    Bakkal dükkanı babasından kalma, babasından öğrenmiş işi.

    Karşısındaki esnaf lokantası, aynı yemekleri 30 yıldır yapar satar,
    Askerde komutanı mutfağa koymuş, ordan öğrenmiş,
    Her öğle yemeği sonu sandalyeyi kaldırıma açar,
    Dişini kürdanlar, mahalleliye selam verir,
    Laf uzatan olursa, etin, elektriğin fiyatından şikayet eder,
    Bedavaya yemek veriyoz der,
    Beni her gördüğünde Eşref komutanını anar,
    Hakkını ödeyemem der, bi de anasının,
    Bilezikleri bozup aldık dükkanı der.

    Elektrikçi küçük dükkanında 2 oğul yetiştirdi,
    Büyüğüne başka semtten dükkan aldılar,
    Orada iş kurdu, küçük oğluyla bu dükkanı yürütüyor,
    Çocuğu askere gönderirken heyecanlıydı, çok sorardı bana,
    Doğu görevi çıkmasın diye dua ederdi,
    Askere beraber uğurladık,
    Güneydoğuya gitti, iznimi yoklardı babası,
    Aklı oğlundaydı, geç akşam saatleri dükkanın ücra köşesinde
    çay ısmarlar, koca adamın gözleri dolardı.

    Değişenler kiracılar.
    Köşede bakkalın kiraya verdiği diğer dükkanı var, bi ara kargocu geldi,
    5-6 sene dayandı, gitti. Ardından beyefendi biri kırtasiye işi yapcam dedi,
    Bakkal yanımda, "abicim o iş tutmaz, ustasını bul döner işi yap" dedi,
    kırtasiyeci iki yıl dayandı gitti. Biri kafeterya açtı, 2-3 senede bitti.
    Berber istedi, iş yapmaz diye vermek istemedi, ikna ettiler, o da gitti.
    Tuhafiye, incik, boncuk satan geldi, seneyi devriyesinde gitti,
    Şimdilerde gözlükçü varmış.

    Karşı köşede eczacı hanım var.
    Okulu bitirince babası dükkanı almış, 25 yılı vardır sanırım o da orda,
    Mahallede işe başladıktan sonra evlendi, kızı-oğlu oldu, üniversitede okuttu.

    Aralarında terzimiz vardı, ortaokul ceketimi diktiydi,
    Dükkan bana büyük dedi, iki sokak arkadan dükkan aldı,
    Eskisini kiraya verdi, o da epey kiracı değiştirdi,
    Şimdi kızı terzilik yapar, ailesine destek olur.

    Mahallede anacaddeye bakan uç köşede büyük dükkan var.
    Büyük çikolata markası girdi, 6 senede gitti.
    Büyük ayakkabı markası girdi, 5-6 yıl sonra battı.
    Büyük kolonyacı-parfümerici girdi bi ara, kapattı.
    Büyük giyim markası girdi, o daha duruyormuş.

    Anacadde'de bir İş, iki Ziraat, üç Vakıf Bankaları;
    Dedemin hesapları da onlardaymış, esnaf gibi, taş gibi yerlerinde,
    Bildim bileli kiracı başka çok bankalar geldi, gitti.

    İsmi C ile başlayan büyük market zinciri üç dükkanlık yer tuttu,
    Karşısına ismi M ile başlayan kiraya yerleşti,
    Yıllar önce bi duydum C kapatmış,
    Geçen sene de M tabela indirmiş,
    Yerlerini giyim-kuşamcı, pizzacı, burgerciler tutmuş.

    Böyle mahallem, mülkü olan mülküyle durur,
    Durmak için mülk ve emek lazım,
    Söylenir, sızlanır ama dururlar,
    Olmayan da ne kadar büyük olursa olsun,
    Parlak tabelalar, cilalı vitrinler, süslü sözler bir gün gider.

    Ahalinin biri gelir biri geçer,
    Bilmem yüzlerce kişi çalışmış, gitmiştir,
    Eczacı hanımın kalfası kardeşi durur,
    Siyasetçinin de biri gelir diğeri geçer,
    Derler ya, mahkeme kadıya mülk değil diye,
    Gelen ağam, giden paşam...

    Küçük mahallem enflasyonda böyle.

    v19GtTFW5lleqY8L

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet bende 30 bin lira kirası olan dükkanda 18 yıldır duruyorum 5 bin kira versem bırakırdım mülkiyet işyerinde çok önemli bunu anladım aynı işi yapan çok arkadaşım bıraktı

      Sil
  48. Öncelikle amme hizmetinizden dolayı teşekkür ederim.

    Bu duruma gelmemizde iktidarın dini bahane ederek mevcut ekonomik sisteme aykırı hareketlerde bulunması. Bir iktidar bile bile neden ülkesinin parasını pul eder sorusu ayrı. Geçenlerde birisi zarar eden bankaları finanse etmek için gibi uzun bir yorum yapmıştı.

    Benim asıl sormak istediğim şu: İktidar gerçekten faizsiz bir sistem kurmak istese ve mevcut türk lirasını tedavülden kaldırsa ve tamamen altına endexli bir paraya geçsek yani ne kadar altını varsa o kadar para bassa. İktidar bunu yapmaz çünkü elindeki para basma kozunu bırakmak istemez konusu ayrı. Yapsa böyle bir sistem çalışır mı?

    Ülkenin parası altına endexli, altından fazla para basılmıyor dolayısıyla enflasyon ve faiz 0. Hatta belki - enflasyon, - faiz. Tabi olmayan parayla ev almalar yatırım yapmalar falan biter ama hakikaten dini gerekçesi olan insanlar böyle bir ekonomik sistem içerisinde yaşayabilirler mi?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Dediğin sistem vardı, enflasyon ve faize etkisi olmadı. Osmanlıda İlk Kanuni altın sikkeye gümüş katıp devalüasyon yaptı.

      Sil
    2. Ekonomi politikanız yanlışsa ya da daha doğrusu bilim dışı bir temel üzerine oturuyorsa değil altın karşılığı para basmak altın bassanız gidişatı düzeltemezsiniz.

      Sil
  49. Emeğiniz için teşekkür ederiz çok güzel bilgi akışı oluyor hocam. Ek olarak optik kırılma etkisinin de en kısa zamanda bir kırılma noktası olması dileğiyle...

    YanıtlaSil
  50. Hocam Düşük faiz-yüksek kur stratejisi niçin 2022-2024 dönemini kapsayan Orta Vadeli Programa yansıtılmadı?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çünkü o dönemde bu fikir yoktu. Plansızlığın, programsızlığın sonu aklına geleni uygulayıp bunu program diye anlatmaktan geçiyor.

      Sil
  51. Hocam döviz mevduatların hacmindeki oynaklıklar para piyasasını nasıl etkiler? örneğin döviz mevduatları artarsa dolar kuru ne olur?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Döviz mevduatı artışı dövize olan talebin arttığını gösterir. Talep artışı eğer arz yeterli değilse fiyat artışıyla sonuçlanır. Konu döviz olduğu için kur yükselir.

      Sil
  52. Görsel ve yazılı medyayı sürekli bir şekilde takip eden biriyim. Sosyal çevremizde, ülkemizde olup bitenleri merak etmek, olayları takip etmek kendimizde, ailemizde, dostlar ve arkadaşlarımızda ki etkilerini gözlemlemek ve tartışmak, doğal olarak tepkileri de yaşamak hepimizin günlük yaşamdaki görevlerinden oluyor. Toplumumuz, çok hızlı bir şekilde sosyal, ekonomik ve politik olarak değişim içerisinde... Bu değişim dinsel, ilmi ve geleneksel kültürün öğretilerinden çok uzak ve her konuda yozlaşarak sürmekte, bu durum yeni bir insan tipi ve toplum yaratmaktadır.Şöyleki....
    Bu ülkede günlük yaşam, düstursuz, kuralsız başıbozuk bir şekilde başlayıp, akşam bezgin, sinirli, agresif ve tatsız bir şekilde bitmektedir.
    Çok kolay cinayet işlenmekte ve ocaklar sönmektedir.
    Tartışan, uzlaşan , ders çıkarıp tavır değişikliğine uğramak yerine, küfür edip saldıran insanlar çoğalmaktadır.
    Toplum felsefesi, vur-kır-ez-önde ol - herşey sen ol-hepsini sen al-kimseye güvenme-önce sen kafa at-hepsini solla-kimseye selam verme gibi öğretilerden oluşmaktadır.
    Yastık altındaki milli servetler dolandırıcı ve kötü niyetli ahlaksızlar tarafından hortumlanmakta ve bu konuda devletin hukuk sistemi aciz kalmaktadır.
    Verdiğinin kifayetsizliğine, kalitesine ve yararına bakmadan, insanlardan fazlasıyla almaya çalışan işverenler, fırsatçılar ve art niyetli insanlar çoğalmaktadır.
    Fırsat eşitliği, kişinin donanımı, karakteri, becerisi ve liyakatı ile değil,hangi cemaatin hangi tarikatın ve aşiretin mensubu olduğuyla gerçekleşmektedir.
    Yaptığına ve sözüne güvenilmez,vatan haini karaktersiz insanlar çoğalmaktadır.
    Eğlenirken öldüren, kuralları hiçe sayan, insanları rahatsız eden, uyarıldığı zaman da saldıran magandalar çoğalmaktadır.
    Çevreyi ve doğayı acımasızca kirleten yetişkinler ve kötü örnekle büyüyen, Ebeveynlerini örnek alan bir nesil yetişmektedir.
    Görsel medyadaki uzun süreli çok gereksiz sosyal, politik ve spor tartışmalı programlar faydadan çok zarar vermekte,fitneyi ve toplumsal gerilimi arttırmaktadır.Hülasa örneklerini çoğaltıp, kendinizinde ilave edebileceğiniz vs vs vs şeyler.... Şimdi mütevazi olarak, bu olumsuzlukları nasıl çözümleriz.Fikrimi açıklamaya çalışayım.
    Öncelikle herşeyin özgün ve mecburi bir eğitim sistemiyle çözümlenebileceği gerçeğini bilmemiz ve bireyimizi bu şekilde yetiştirmemiz gerektiğini söylemeliyim.
    Adalet sistemini rehabilite etmemiz, ödül ve cezanın kesintisiz ve etkin bir şekilde uygulanmasının sağlanması gerektiğini söylemeliyim.
    Dini ve milli değerlerin,istismara uğratmaksızın öğretilmesi gerektiğini ve temsilinin denetlenmesi gerektiğini söylemeliyim.
    Toplum değerlerine ve kurallarına saygılı, kendisi için istediklerinin ancak, bu değerlere saygılı olmakla gerçekleşeceğine inanmış ve tartışmayı bir hicap değil güzellik ve Medenilik olarak kanıksamış felsefeye sahip  bireyleri yetiştirdiğimizde hepimiz rahat ve huzura kavuşur,Demokrasimizi ve ülkemizi de Medeni milletler seviyesine çıkartmış oluruz.

    YanıtlaSil
  53. Hocam,resesyonu kısa vade de öngörüyor musunuz?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kısa vadede öngörmüyorum. Yani Türkiye bir süre daha yüksek enflasyonla büyümeye devam eder.

      Sil
  54. Hocam evi ve arabasının fiyatı artı diye sevinen büyük bir çoğunluk var yarın çocuğunun ev ve araba sahibi olamayacağını hesap edemiyor

    YanıtlaSil
  55. Hocam sizi uzun süredir takip ediyorum. Ne eksik ne fazla yazarsınız. Yazılarınızdaki ton değişimi bile tedirgin ediyor beni. En azından hala insanlar bilgiye erişebiliyor diyorum. Hala birileri doğru bilgiyi yaymak için çaba sarfediyor diyorum.
    Teşekkürler

    YanıtlaSil
  56. Dış güçleri unutmuşsunuz hocam

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet onu atladık. Oysa her şeyin sorumlusu dış güçler.

      Sil
  57. Emeğinize sağlık hocam.

    YanıtlaSil
  58. Hocam peki yoksulluk sınırında ya da biraz üstünde kazanan bir aile yani ortalama 20000 tl düzeyinde para kazanan bir aile, tüm parasıyla harcamalı mı? (yukarıda bahsettiğiniz gibi be alsa kar hesabıyla) yoksa aslında beklendiği gibi tasarruf mu yapmalı? Siz hangi davranış şeklini daha doğru buluyorsunuz?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Öyle bir aşamadayız ki tasarruflar TL'de tutulursa enflasyon karşısında eriyor. Döviz alsanız alış satış kuru çok açık. Belki en doğrusu eğer tasarruf yapılabiliyorsa altın alıp kenara koymaktır.

      Sil
  59. Dövizle maaş alan, stogundaki mallardan pahalilikla kar marjı yükselen, düşük faizle kredi çekip, kur garantili faize yatıran, yolsuzluğun tabana yayilmasiyla fahiş fiyatlarla dövizli ihaleler kazanan, bunlardan komisyonlar alan bir kesimin de harcamaları var.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet bu dönemin özelliklerinden birisi haksız kazanç ve kayıt dışılığın çok yükselmiş olması.

      Sil
  60. Merak ettiğim bişey var Sn. Hocam. Kasım / Haziran kıyası yaparsak Dolar: 8TL/24TL Ürün 1 TL/3 TL Asgari Ücret 2825 TL / 8475 TL olduğunda piyasa dengelenir mi ? Dolar dahil herşey 3 kat olduğunda yani.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Piyasa her zaman dengede zaten. Sadece bizler bu dengeden hoşnut değiliz.

      Sil
  61. Hocam yazınızdan her zaman olduğu gibi çok faydalandım. Cok teşekkür ederim, elinize aklınıza sağlık.

    YanıtlaSil
  62. Bu yapılanlar bilerek yapılıyor ama bilinçli bir şekilde değil.. bekliyoruz ne olacak diye... kim artik dayanamayıp raydan çıkacak diye... bunu herkes bekliyor... patlama noktası bekleniyor..

    YanıtlaSil
  63. Hocam kötümser yorumlara katilmazdiniz umut her zaman var derdiniz sizi son zamanlarda çok kötümser görüyorum umut bitti mi?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Umut bitmez ama işler gerçekten kötüye gidiyor.

      Sil
  64. Memleket uçurumdan yuvarlanıyo, vatandaş da tutunacak bi dal bulup canını kurtarmaya çalışıyo. Rezillik işte

    YanıtlaSil
  65. Hocam üst gelir grubu konuta yatırım olarak bakıyor tasarrufları buraya yöneltiyor. Bu gerçekten konut ihtiyacı olanlara hem de ekonomiye zarar veriyor. Devletin vergi yoluyla birden fazla yatırım amacıyla konut sahibi olanları caydırması doğru olmaz mı?

    YanıtlaSil
  66. Hocam , benim asıl merak ettiğim konu piyasada günün sonunda talep yok olduğunda emtia ( ev - araba ) fiyatları ne olacak.
    Bu fiyatların çökmesini bekliyormusunuz?
    Yada büyük iflaslar ?

    YanıtlaSil
  67. Eğer enflasyon düşük tutulabilirse, yüksek kur-düşük faiz cari açığın azalmasını sağlayabilir mi?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sağlayamaz. Türkiye'nin tek sorunu cari açık değil. Enflasyondan, vergi sistemine, teşviklerden subvansiyonlara kadar pek çok ekonomik sorununun yanında eğitimden hukuka, düşünce özgürlüğünden demokrasiye kadar pek çok siyasal ve sosyal sorunu var ve bunların hepsinin faturası ekonomiye çıkıyor. Bu sorunlar kur/faiz ile çözülemez.

      Sil
  68. Hocam bir diğer yolda ne olacaktı?
    faizler artacak
    talep düşecek
    kredi maliyetleri artacak
    arz talebi seyredecek
    işsizlik artacak
    fiyatlar aşağı yapışık kalacak
    bir yandan ABD faizleri artacak
    biz düşürme sürecine giremeyeceğiz
    ya dolar faizlerin yüksek olduğu yerden yeniden yükselme eğilimine girecek
    ya da faizler yüksek olduğu yerden biraz daha yukarı tırmanacak
    20 yıldır aynı oranda yüksek teknoloji ürünü üretmemizin hiç bir izahı olamamakla birlikte
    Bu anlamlaştırılması güç ekonomi politikasının da izahı olamaz.
    Belli ölçümlerle birlikte şu an girdiğimiz yolun hasarlarının daha düşük olacağını hesapladıklarını düşünüyorum. Böyle bir şey mümkün mü? Belli araştırmalar sonucunda faiz arttırımının daha yıkıcı etkileri olacağı hesaplanmış olabilir mi?


    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hocam bugünlerin görünen yönünü güzel anlatmışsınız.ben esas arka planını merak ediyorum,önce şunu bir okumanızı rica ediyorum:

      https://seyler.eksisozluk.com/adolf-hitlerin-siyasi-vasiyetinde-yer-alan-birbirinden-sasirtici-politik-itiraflar

      düşünsenize bu itirafların bir benzerini sayın cumhurbaşkanımız tarafından yazılanını ilerde okuduğumuzu :) işte ozaman bugünleri layıkıyla anlayabilicez,bi düşünelim mesela b.y için 'pranga'lafını kullandığını,yada f.g için ne istedide vermedim diyeceğini zaten biliyoruz..esas s.s için d.b için yada b.a için söyleyeceklerini merak ediyorum mesela..

      Sil
    2. Faiz, enflasyon düzeyindeyken bu kadar sorun yoktu. Türkiye, MB faizi indirince sorunlarını büyüttü. Faiz kurtarıcı değildir ama yanlış belirlerseniz her şeyi batıracak kadar etkilidir. Bugün o yanlış belirlemenin yarattığı büyük sıkıntıları yaşıyoruz.

      Sil
  69. Tersten okuma yapacak olursak. Yeni bir hukumet gelse ve hayatin olagan akisina gore ulkeyi yonetse kisa donemde ekonomik kriz daha da derinlesir mi?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kriz zaten olabildiğince derin ve her geçen gün daha çok hissedeceğiz.

      Sil
  70. Hocam ben küçük esnafım, yaz dönemi kredi kartlarıni ve açık hesaplarımı kapatmayı düşünüyordum. Bu enflasyonist ortam sermayemi benden almaya devam edecegini ( aradaki sermaye kaybını cebimden karşılamam gerektiğini) anlayinca vazgecip kredi çekip düşük faizle dükkanıma mal almaya başladım. Sistem kendi içinde kırılıyor insanlarıda içine çekiyor,zor dönemlerden ğeçiyoruz umarım doğru olanı yapmışımdır diyor insan.

    YanıtlaSil
  71. Son iki cümle inanılmaz! Bu kadar güzel özetlenir.. iyi ki varsınız hocam

    YanıtlaSil
  72. Hocam faiz indi enflasyon oldu inmeseydi bu kadar enflasyon olmazdı o zaman nasıl olurdu ekonomi saygılar

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Geçen Eylül ayındaki gibi olurdu. Bundan iyi ama üç yıl öncesinden kötü.

      Sil
  73. "İşin ilginci nüfusun gelir açısından kötü durumdaki kesiminde bulunan insanların bir bölümü, kendi durumlarına bakmak yerine iyi durumdaki kesimin yaşamına bakarak ortada bir kriz olmadığı kanısına varıyor" (kasabın bıçağını yalayanlar)

    YanıtlaSil
  74. Yazınız için çok teşekkürler Mahfi Bey. Benim sorum özellikle gayrimenkul konusunda olacak. Bildiğiniz gibi inşaat maliyetleri ciddi oranda arttı. Özellikle son 1 yıldaki bu artışlardan dolayi ellerindeki evlerin çoğunu inşaat aşamasında bugüne göre nispeten çok daha uygun fiyatlara satan küçük ölçekli mutahitler maliyet enflasyonu sebebiyle sermayelerini yitirdi.ozellikle orta gelir seviyesine hitap eden bu evlerin üretiminin önümüzdeki yıllarda çok azalacağını düşünürsek bu durum gayrimenkul fiyatlarını daha da artırır mı. Yoksa insanların alım güçlerinin de yok olması sebebiyle inşaat sektörü önümüzdeki yillarda büyük bir krize mi girer sizce?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İnşaat sektöründe büyük bir balon var. Bu er ya da geç patlayacak.

      Sil
  75. Hocam ülkede sizler gibi birçok değerimiz varken, ekonominin yanlış politikalarla bu duruma gelmesini bir türlü kabullenemiyorum. Yine de sizlerin varlığı biz gençlere umut oluyor, teşekkürler hocam.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sağ olun. Bu ülkenin ciddi sorunlarından birisi akıntıya karşı yüzme inadıdır.

      Sil
  76. Hocam elinize sağlık, peki gelişmiş ve düşük enflasyonlu bir ülkede yaşayan insanların, istedikleri zaman istediklerini alabildiklerini düşünürsek, orada neden enflasyon yükselmiyor talepten dolayı? Talep arzı aşmıyor mu? Saygılarımla

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Zaman zaman yükseliyor. Şu an ABD'de % 8,3, Avrupa'da % 7,5 enflasyon var ve bu oranlar bizim için düşük görünse de onlar için çok yüksek.

      Sil
  77. Gerçek talep yerine spekülatif talepten dolayı oluşan fiyat artışları eninde sonunda kırılma noktası yaşayacaktır. O zaman da elindeki mali satma dönemi olacak. Olan trene en son binene olacak. Makro saadet zinciri

    YanıtlaSil
  78. Mahfi hocam önümüzde bi döviz krizi olacak. Doların artışı bunu gösteriyor. Benim sorum şu:
    Piyasalar kapandıktan sonra KKM gibi yeni bir enstrüman daha kaldı mı doları aniden %50 oranında düşürecek ? Yoksa TCMB ve maliye bakanlığı ellerindeki tüm kurşunları sıktılar mı ?
    Teşekkürler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bir sorunun çözümü ana nedeni ortadan kaldırmak suretiyle olmalıdır. KKM vb gibi icatlar sorunu ortadan kaldırmaz, erteler. Ve ertelenmiş sorunlar bir süre sonra büyüyerek yeniden karşımız gelir. Türkiye'nin yaptığı budur. Bizim sorunlar listesi çıkarıp bunları çözmeye başlamamız lazım. Bunları Yapısal Reformlar ve Türkiye kitabımda anlattım.

      Sil
  79. Zenginin hayatını görüp," ekonomi çoh eyyi.Herkeşte araba var " denilen başka bir üçüncü dünya ülkesi var mıdır acaba ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Mutlaka vardır, bunlar bize özgü sorunlar değil, cehaletin olduğu her yerde aynı sorunlar vardır.

      Sil
  80. Mahfi bey, yazınızı okuduktan sonra almak istediğim yağsız fritözü satın aldım. Bu gidişe dolaylı katkı sağladığınız için sizi de bilgilendirmek istedim :)

    16 yıllık evliyim, 16 sene 1 taksit bile yapmamış olmam ve kredi kartı kullanmamamla övünürdüm. Bir kaç ay önce, taksit yapabilmek için kredi kartı aldım ve son aylarda evime hiç almadığım kadar taksitli eşya aldım. Para konusunda çok tutumluydum fakat son aylarda elimde TL tutmak en büyük kabusum haline geldi.

    Yazınızın birinci elden küçük bir örneğiyim.

    Teşekkürler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. :) Faizlerin düşük olduğu ortamda kredi almaktan daha doğru bir şey yoktur. Tabii gelirle ödenebilecek düzeyi geçmemek kaydıyla. Maalesef yanlış ekonomi politikası insanları istemedikleri yollara girmeye sevk ediyor.

      Sil
  81. Bu sürebilecek bir durum değil gibi gorunuyor. Dediğiniz doğru herkes elindeki birikimi hersey pahalanıyor diye ev araba satın alarak ve daha da borclanarak harcıyor. Fiyatlar 3 artiyor fakat maasalar 1 artiyor. Üstelik fiyatlar günden güne artarken maaslar senede bir yetişemiyor. Resesyon kacinilmaz ilk olarak finans ve inşaat sektörü göcecek

    YanıtlaSil
  82. Hocam iyi günler. Benim anlayamadığım hükümet bunun böyle olacağını bilmiyor muydu? Her ekonomist önceden uyardı dinlemediler ve aynen dedikleri gibi oldu. Peki neden böyle bir politika izlediler de bu sonucu yaşıyoruz ve hala da ısrar ediliyor.

    YanıtlaSil
  83. Hocam hükümetin söylemi hane halkının tasarruf oranının düşük olduğu yönünde. Bu nedenle dolaylı vergileri artırdıklarını söylüyorlar. Faizlerin bu kadar düşük ve enflasyonun da bu kadar yüksek olduğu bir ülkede hane halkının tasarruf yapması mümkün değildir. Öncelikle vergi politikalarının gözden geçirilmesi gerekiyor. Farz edelim bir iktidar değişikliği oldu. Yeni hükümetin bunu sağlaması ne kadar mümkündür?

    YanıtlaSil
  84. Hocam Arjantin yillardir ayni durumda kirilma, duzelme yok, bu tuketim yapisal reform vb yapmazsa yillarca surebilir mi? Insanlar herseye alisiyor.

    YanıtlaSil
  85. Enflasyon temelinde parasal bir olgudur, düşük faiz ile kredi üzerinden piyasaya para salarsaniz emtia ve de finansal yatırım araçlarına talep/fiyat artar. Nedense neoliberal iktisatcilarimiz bu olguyu gizleme gayreti içindedir.

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Lozan Antlaşması 2023'de Bitecek, Biz de Madenlerimizi Çıkarabileceğiz

Çok Daha Zor Günler Kapıda

Bir Şehir Efsanesi: Merkez Bankası'nın Sahibi Kim?