Özdeyişler 4

"Yaşam değişir, insanlar da değişir. Eğer yaşam değiştiği halde insanlar değişmiyorsa orada gelişme sağlanamaz. Türkiye, bugüne kadar değişime gösterdiği dirençle inanılmayacak kadar zaman yitirdi."

“Bir ülkede sürekli irrasyonel kararlar alınıyorsa irrasyonellik istikrar kazanmış olur ve insanlar kendilerini bu duruma uyarlamaya çalışırlar. Buna irrasyonelliği rasyonalize etme eylemi diyebiliriz.”

“Türkiye'de sermayeyi temsil edenlerin çoğu aslında burjuva değil büyük esnaftır. Emeği temsil eden işçilerin çoğu da sendikasız çalışan konumundadır. Yanlışlara başkaldırılamamasının temelinde bu gerçekler yatar.”

“Faizi düşürerek enflasyon çözülebilseydi Türkiye dünyanın en düşük enflasyonuna sahip ülkesi olurdu.”

“Bugüne kadar açıklanan her reform paketi reform umudunun biraz daha azalmasına yol açtı.”

“Yapısal reformların yapılmamasından daha kötüsü, yapılıyormuş havası yaratılmasıdır.”

“Bir insan büyürken bilgisini, kültürünü, görgüsünü artırırsa kaliteli insan olur. Artıramazsa sadece büyümüş olur. Ekonomi de böyledir. Büyürken demokrasiyi, hukukun üstünlüğünü, düşünce özgürlüğünü geliştirebilirse büyümeyle birlikte kalkınır, geliştiremezse sadece büyümüş olur.”

“Risk almak başka şeydir, risk yaratmak başka şey. Risk alırsanız kazanabilirsiniz ama risk yaratırsanız kaybedeceğiniz kesindir.”

“Sosyal bilimlerde teori dediğin yaşanmışlıkların basite indirgenmiş özetidir. Teoriyi öğrenmezsen her türlü yanlışı ve hatayı tekrar yaşayacaksın demektir.”

“Bizde yapısal reformların ilk adımı kamu yönetiminde 'söz gümüşse sükût (susmak) altındır' atasözüne uygun davranılmasını sağlamak olmalı.”

 “Enflasyon yükselirken bankalar mevduat faizlerini indiriyorsa ortada bir tuhaflık var demektir.”

“Öğrenciler geleceğimizdir. Onların önerilerini dinlemeliyiz. 1968'de biz öğrenciydik. Başka ülkelerdeki öğrenciler gibi taleplerimiz vardı. Herkes öğrencilerini dinledi, çözümler getirdi, ileri gitti. Bizde kimse kimseyi dinlemedi ve kaybettik. Aynı hatayı tekrarlamayalım.”

 “Türkiye ekonomisinde sorunların temelinde risklerin yüksekliği yatıyor. Bir sorunu çözmenin yolu nedeni bulup onu ortadan kaldırmaktan geçer. Biz tersini yapıp sonuçtan gitmeye çabalıyoruz.”

“Riskleri ortadan kaldıramadığınız ya da en azından azaltamadığınız bir ortamda çözümler hep geçici olmaya mahkûmdur.”

“Bugünkü ekonomik sıkıntıların çoğu aslında ekonomik olmayan nedenlerin yarattığı risk artışından kaynaklanıyor. O nedenle çözüm de oralardan başlamak zorunda.”

Yorumlar

  1. "Sorun; yöneticilerinizin cahil olmaları değil, kendilerini alim zannetmeleridir..."

    YanıtlaSil
  2. Hocam müesses nizama karşımısınız?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kesinlikle karşıyım. Müesses nizam iyi bir şey olsa bu durumda olmaz.

      Sil
  3. Yapısal reformlar düğmeye basmakla olmaz . Bir değişimin tanımıdır , süreci ifade eder.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet ama o değişimi başlatmak için yine de düğmeye basmak lazım.

      Sil
    2. Düğmeye basacak insan kaldı mı.?

      Sil
  4. Sorgulayan araştıran değişimi hayatın gereği olarak gören kuşaklar siyasete girmedikçe aynı yerde patinaj yapmaya devam edeceğiz. Trendleri takip eden araştıran merak duyan bireyler neden siyasete girmiyor. Siyasetçilerimiz yaş ve eğitim ortalamasına bakınca son 40 yılda dünyada yaşanan gelişmeleri takip edemeyen kitlelerden olduğunu görüyoruz.Mevcut durumu korumak daha kolay olduğu için olsa gerek yerimizde sayıyoruz

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sorgulayan ,araştıran, değişimi hayatın gereği olarak gören kuşaklar, ar damarı patlamışlara karşı siyasete giremezler. Onlarla aynı ortamda tartışamazlar, konuşamazlar.

      Sil
  5. Hocam dış borç ne kadar önemli kur için? diyelim faiz politikasını hep doğru uyguladık yıllarca dış yatırımcı kaçar mıydı ve kur gene bayağı yükselir miydi kısa vadeli dış borcumuz yüksek olsaydı? ne kadar dış borcun yüksek olduğuna dair bir gösterge var mı?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Faiz doğru belirlenmiş olsa birçok sorun ortada olmazdı.

      Sil
  6. Önce bir denetleme birimi kurulur. Sonra müfettiş alımı yapılır. Birilerine yaptırım ve ceza uygulanır. Sonra unutulur gider her sorun...

    YanıtlaSil
  7. Şuan veya mesela ekimde doların düşebileceği min seviye hesaplanabilir mi? bazıları asgari ücretten hesaplıyor mesela asgari 500 dolara gelse çok fazla gelir gibi, bir yöntem var mı ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hesaplanamaz. Bunu hesaplamak için önümüzdeki dönemde riskleri hesaplayabilmek gerekir ki bunu bu aşamada yapmak mümkün değil.

      Sil
  8. Hocam peki sizce insan ömrünü nasıl yaşamalı? . Bunun objektif bir cevabı olmadığını biliyorum ama sizin gibi birçok açıdan kendini geliştirmiş, hayata farklı pencerelerden bakmış bir insanın fikrini merak ediyorum. Öyle ya da böyle bir gün hepimiz öleceğiz, ölümün olduğu yerde her şey anlamsızlaşıyor ama bu ömrü de bir şekilde yaşayacağız. En az anlamsız yaşama şekli sizce nedir? Bununla ilgili de bir özdeyişiniz olur mu? :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kadir Güleç3 Temmuz 2022 20:15

      Üç büyük üstadın üç klasik kitabından yaptığım özet kurgunun linkini veriyorum. Tabii bilmek başka yaşamak ve tecrübe etmek başka. Umarım faydası olur:

      https://benimpencerelerim.tumblr.com/post/670841643226873856/hayatin-anlami

      Sil
    2. Var'da var gibi
      Yok'ta yok gibi
      Yaşayın
      Ve
      Gerekeni gerektiği zaman gerektiği kadar
      yapın
      Ne bir eksik ne bir fazla

      Sil
  9. “Türkiye'de sermayeyi temsil edenlerin çoğu aslında burjuva değil büyük esnaftır. Emeği temsil eden işçilerin çoğu da sendikasız çalışan konumundadır. Yanlışlara başkaldırılamamasının temelinde bu gerçekler yatar.”
    Bu yazınızda en çok dikkatimi bu özdeyiş çekti. Ülkemiz işgücünün çok büyük kesimini oluşturan emeği temsil eden çoğu sendikasız işçiler (asgari ücretliler) iktidarı belirler oy deposu olarak iktidarda bunların ağababalarına (büyük esnaflara) hizmet eder. Bu kısır döngü sürsün diye orta sınıf yok edilmeye çalışılır.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. 'büyük esnaflik' , 1914 de başlayan Burjuvasinin kırılması ve yerine devlet arpalığında asalak burjuva yetiştirilmesinin sonucu değil midir?
      Vehbi Koç, bir zamanlar bizim sanyiciliğimiz

      Sil
  10. Proaktiviteyi geçtik, reaktiviteyi doğru yapmak derdine düşmüş durumdayız.

    YanıtlaSil
  11. Hocam yarın ekonominin patronu olsanız ilk yapacağınız şey ne olurdu?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İstifa etmek olurdu çünkü Türkiye'nin sorunları ekonomiyle çözülecek sorunlar değil.

      Sil
    2. Hocam sizi radikal gördüm.

      Sil
    3. "İstifa etmek olurdu çünkü Türkiye'nin sorunları ekonomiyle çözülecek sorunlar değil." yukaridaki ozdeyislerin basina yerlestirilmesi gerekir.
      trx

      Sil
  12. Her bir özdeyiş ders niteliğinde..Sağolunuz Mahfi bey..

    YanıtlaSil
  13. Bence Türkiye için günün şartlarına uyan tek özdeyiş benim babannemin özdeyişidir. Şöyle ki: "Az yiyen çok yemiş, çok yiyen b*k yemiş".

    YanıtlaSil
  14. biz faizi indirince insanlar geçmişe yönelik enflasyon mesela 19sa ileride de en az 19 olur amerikada %1 olsa %18 değer kaybeder tl diye düşündükleri için mi dolar aldı?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sanmam, insanlar bunlar konuyu bilmiyor yine yanlış yapar diye korkudan döviz alıyor.

      Sil
  15. MAHFİ HOCAM EN BÜYÜK SENDİKA DEVLET DEĞILMI.BİR ANDA 5 MİLYONA YAKIN ASGARİ ÜCRETLİNİN MAAŞINA ZAM YAPTI.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sendika, ücret pazarlığında ücreti ödeyecek olanı değil alacak olanı temsil eder

      Sil
    2. Asgari ücret enflasyonu azdırır mı?
      "Elbette… Tıpkı bu yılbaşında olduğu gibi %50,5’lik zam, ilk 2 ay içinde başta gıda olmak üzere fiyatları %30 oranında artırdı bile. Üretici, %140’lık ÜFE’yi asgari ücretteki artışı fırsat bilip TÜFE’leştirecek. Asgari ücretteki %25’lik zammın ekime kadar çoktan perakende fiyatlara yansıyacağını göreceğiz."

      Sil
  16. “Türkiye'de sermayeyi temsil edenlerin çoğu aslında burjuva değil büyük esnaftır. Hocam ağzınıza, elinize, yüreğinize, kaleminize sağlık. Sizin gibi düşünen bu söz hakkında yazdıklarınızı bir esnafa okuttuğumda pandemi sonrası çok fazla dile getirdim ama kimse bizi dinlemiyor diye sitem ediyordu ancak sizin yazınızı okudum onlara okuduğum zaman hocamıza saygılarımızı sunar mısın dediler. Saygılarını sizlere iletiyorum.

    YanıtlaSil
  17. MAHFİ HOCAM TÜRKİYE CUMHURİYETİ MERKEZ BANKASINDA REZERV OLARAK DOLAR MI DAHA FAZLA OLMALI YOKSA ALTINMI.ŞIMDİDEN TEŞEKKÜRLER.

    YanıtlaSil
  18. Hocam ekonomiye yeni ilgi duyan biriyim. Bu sürede sizi kesfettigim için çok mutluyum. Bu blog için çok teşekkür ederim.

    YanıtlaSil
  19. Hocam benden de bir aforizma gelsin:
    "İnsanların büyük çoğunluğu, hayatlarının uzun bir dönemini hayatlarının kısa bir döneminde şekillenen zihinlerini doğrulamak için yaşar. Düşüncelerini sürekli yanlışlamaya çalışan insanlar iz bırakan insanlardır."

    YanıtlaSil
  20. İnsanlar değiştiği zaman yaşam değişir

    YanıtlaSil
  21. Selamlar hocam

    YanıtlaSil
  22. MAHFİ HOCAM BU YAZIYLA SİZİNDE 68 KUŞAĞI OLDUĞUNUZU ÖĞRENDİK.

    YanıtlaSil
  23. MAHFİ HOCAM HEM EKONOMİST HEM YAZAR OLDUĞUNUZ İÇİN EN BEĞENDİĞİNİZ EKONOMİST VE YAZARI SÖYLEYEBİLİRMİSİNİZ.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İnternette büyük harfle yorum yapmak bağırmak anlamına gelir, karşınızdakine saygısızlıktır. Bağırmayın, sakin olun.

      Sil
  24. İyiki varsınız hocam

    YanıtlaSil
  25. Bence, Türkiye’deki temel toplumsal sorun bütün sınıf/grup vb.lerinin temsiliyette evrensel olamamasıdır. Herhangi birisinin ancak bu durumu kırması halinde, zincirleme etki yaparak, her şey değişebilecektir.

    YanıtlaSil
  26. Yine yazıyorum, hükümetin eylemlerinin cehaletle bilmezlikle filan hiçbir alakası yok, canları istediğinde öyle güzel kurnazlıklar yapıyorlar ki hep beraber baka kalıyoruz. Yapılan şey devlet kaynaklarının yandaşlara yedirilmesi. Tüm yükü de bizler üzerinde. Öyle güzel çalıyorlar ki cebimizden... Bunlar şeytana pabucunu ters giydirirler. Öyle cahil saf inatcı ekonomi bilmez filan diye düşünmeyin.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ekonomi bilmek ifadesinden anladığımız aynı şey olmayabilir.

      Sil
  27. Hocam tesbitleriniz yine mükemmel. Bu kadar yalanın bol olduğu bu ülke düzlüğe sizce kaç yılında çıkar?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim.
      Ne yapacağımıza ve nasıl uygulayacağımıza bağlı.

      Sil
  28. Hocam Merhaba,
    Özdeyişler için teşekkürler. Bunları kitap haline getirmeyi düşündünüz mü? Böyle bir kitap varsa bilmiyorum kusura bakmayın

    YanıtlaSil
  29. Bana göre, herşey yolunda giderse, 3 nesilde düzlüğe varabilir.

    YanıtlaSil
  30. Ödemeler dengesi niçin dengededir? giren çıkan nasıl eşit olabiliyor ödemeler dengesinde dış açık veriyorsak? zaten döviz ihtiyacı daha çok olduğu için tl değer kaybetmiyor mu? o zaman ödemeler dengesi nasıl ve neden dengededir, bunu hiç anlamıyorum?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ödemeler dengesi dengededir: (1) Çünkü çift kayıt sistemine göre tutulur yani aktife yazılan bir kalemin pasifte, pasife yazılan bir kalemin de aktifte mutlaka karşılığı vardır (muhasebe sistemi de böyle çalışır. ) (2) Aktifle pasif arasında bir fark varsa (ki zaman zaman olur) o da nereden geldiği ya da nereye gittiği bilinmeyen kalem olarak net hata ve noksana yazılır. Bu nedenlerle ödemeler dengesi adından da anlaşılacağı gibi daima dengededir.

      Sil
  31. Saygideger hocam, yazilariniz uzerinden arkadaslar arasinda fikir alisverisi yapiyoruz.

    Gectigimiz gun, TRL/USD kuru uzerine tartisirken, sahsen kurun kademeli olarak dusmesinin gerekliliginden bahsettim. Tabii bunun oncesinde iktisadi, yapisal, hukuksal reformlarin hayata gecirilmesi; istikrar ve guven ortaminin yaratilmasi, liyakatli yoneticilerin TCMB gibi kurumlarin basina gecmesinin elzem oldugunu daha sonrasinda dogru ekonomik plan ve para politikalari ile kurun kademeli olarak dusurulebilecegi savini paylastim.

    Bir dostum, karsi gorus olarak, kurun dusmesinden cok stabil bir yerde durmasinin daha onemli ve oncelikli hedef oldugunu dusundugunu iletti. Ve TRL/USD kurunun buralardan bir daha dusmeyecegini savundu, hatta Asgari ucretin USD karsiliginin (yaklasik USD 300) bir parametre oldugundan bahsetti.

    Bir onceki yazinizda bahsettiginiz, talebi esnek olmayan ithalat mallarinin, yani Turkiye'nin ithal ettigi kalemlerin agirlikli petrol ve dogal gaz oldugunu dusundugumuzde, sizce esas olan kurun dusurulmeye calisilmasi midir, yoksa stabil bu seviyelerde kalmasi midir daha onemli olan ?

    Cok tsk ederim yanitiniz icin.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Arkadaşınız haklı, kur politikası ya da eğer bir kur politikası yoksa para politikası kurun fazla oynamadan götürülmesini sağlamaya yönelir. Bunun da yolu riskleri düşürmekten geçer. Bir ekonomide riskler azalırsa kur önce stabil hale gelir sonra da eğer piyasaya göre yukarıda bir denge tutturmuşsa yavaş yavaş gerileyebilir.

      Sil
    2. Esas olan enflasyonun düşürülmeye çalışılmasıdır.

      Sil
  32. Türkiye'yi bugün yönetenler Genç Cumhuriyetin getirdiği yeniliklere direnç gösterenler. Ne yazıkki bu direnci halkın oldukça önemli bir kısmına aktarmaya muvaffak oldular. Gelecekte bu son yirmi yılı anlatanlar "ülkenin potansiyelini ziyan ettiler" diyecekler. Haklılar...(İlk özdeyiş).

    YanıtlaSil
  33. Mahfi hocam, bence bazi konularda dogru teshis koymamiz icin gercekci olmayiz. 1950 den bu yana sag geliyorsa toplum sagcidir. Basa gecen herkes kendi cikarini dusunuyorsa toplum ciksrcidir. Bugun ulkedeki var olan sirketler bile is akisi konusunda Almanya gibi duzgun sitemli olmadigimizi personele bagliyorsa sistem yok demektir. Kabul edelim biz ortadogunun Arjantiniyiz ve Venezuela yolundayiz. Bu yuzden ulkedeki hicbirseye sasirmiyorum. Bu ulke insanlar, sirketler bu sekilde. Kendimizi degistirmeden , ortadogululuktan cikmadan ulkemizi gelistiremeyiz.

    YanıtlaSil
  34. “Bugünkü ekonomik sıkıntıların çoğu aslında ekonomik olmayan nedenlerin yarattığı risk artışından kaynaklanıyor. O nedenle çözüm de oralardan başlamak zorunda.”. Aynen hocam. Soruyu anlamak cevabın yarısıdır derdi hocalamız. Sorunu anlamakta çözümün tamamı demissiniz. Ve cok haklısınız

    YanıtlaSil
  35. bir şeyi anlayamıyorum. gelişmiş birçok ülkede faizler enflasyonun altında ve altında kalıyor ama bizim gibi bir dağılma olmuyor. avrupa işi batırdı ama yinede herkes dolara hücüm etmiyor doların muhtemelen euroyu ezeceği açık gözüktüğü halde. kolombiya vb gibi ülkelerde keza benzer. bizde reel faizin eksiye ineceğine insanların inanmasından ziyade arttıracağına olan inancın 0 olması daha etkili bence.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Euronun dolara karşı değer kaybı yüzde 1 -2, TL'nin dolara karşı değer kaybı yüzde 48. Üstelik bu kayıp yıllardır devam ediyor. Euro, dolara karşı bırakın yüzde 48'i yüzde 10 - 15 değer kaybetsin bakın neler oluyor.

      Sil
  36. Hocam birkaç sorum vardı.
    i) aynı şey olmadığı için ne farkı vardır demiyorum,parasal genişlemenin karşılıksız para basmaktan teknik olarak ne üstünlüğü vardır
    ii)2008krizindeki parasal genişleme abd de enflasyona yol açmadı,pandemi dönemindeki neden yol açtı..
    iii)pandemi döneminde 2kat daha da çok dolar basılsaydı ancak fed bastığı her 2dolar karşılığında 1euro satın alıp hazinesine koysaydı,her 1300dolar için 1/2 ons altın yada her 100dolar ìçin dünya piyasasından 1varil petrol alıp kenara koysaydı ne değişirdi.tabiki 30 dolarken yüze almasından bahsetmiyorum.yine euro örneğindeki gibi her 100lük için 30 dolarlık 1varil petrol stoklasaydı yine enflasyon olurmuydu?
    iv)son ve en önemli sorum:monopoly oynarken arkadaşlarla hep banka oluyorum.dolaşımdaki paranın sürekli yarıdan fazlası bende olmasına rağmen diğer oyuncuların bana haraç&ceza ödemesi hoşuma gidiyor.vergi kavramı ve düşüncesi de buradanmı çıktı.ilk vergiyi lidyalılarmi topladı yoksa para icat olmadan önce bile vergi varmıydı acaba?bence vardı..şu mağaraya çizdiğiniz her resim için duvar vergisi gibi birşey varmıydı mesela..birde varlık barışı aklımı karıştırıyor,şöyleki evimde bir çuval para yada altın varsa devletin umurunda değil ama yurtdışından getirdiysem niye bildirmek zorundayım? kayıtdışılık neden antivergi olarak lanse ediliyor..kayıtdışı olupta yinede vergi ödemek bence en kutsalı..zorla almaktan vazgeçmezlerse 25yıl sonra bugünkü gençlerden gelir vergisi veren 1kisi bile çıkmayacak benden söylemesi..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. (i) Tek farkı parasal genişlemede para verildiğinde karşılığında önceden satılmış tahviller geri alınıyor.
      (ii) ÇÜnkü o dönemde para dünyaya dağıldı faizler dışarıda yüksekti. Şimdi geri dönüyor çünkü dışarıda riskler yükseldi. Geri dönünce de parayı basan yerde enflasyon yaratıyor.
      (iii) Bunu bilemeyiz, spekülatif bir soru, duruma göre değişir.
      (iv) Bu konuda Hitit Ekonomisi kitabımda ayrıntılı bilgi var. İlk vergiler aslında haraç ve angarya. Tarım üretiminden devlet pay alıyor.

      Sil
    2. Vergi, din ve siyaset ilk çıkışları ne zaman bilinmez. Birbiri ile en çok iletişime giren oluşumlar.

      Bireyci yaklaşım ile düşündüğünüzde, ayrı ayrı ne vergi, ne din, ne siyasetin bir bireye faydası vardır, aksine her birinin varlığı bireye zarar verir.

      Toplumsalcı yaklaşım, her üçünü de kabul ettirir.

      Ordu da; toplumsalcı yaklaşım için, toplum içindeki ve dışındaki bireylere karşı vergi, siyaset ve din'i korur.

      Bireyler sınır tanımaz, vergi, ordu, din, siyasetin toprakla belirli sınırları vardır.

      Bir birey, sınırı dışındaki başka bir birey ile çiftleşir, çocuk sahibi olur, sınır dışındaki başka bireyi yönetir veya onun tarafından yönetilmeye razı olur. Toplum, sınır dışındaki bir bireyi ne kadar üstün meziyetli olursa olsun yönetimine almaz.

      Birey ve toplum ilişkisi karmaşıktır, birinin yararına olan, diğerinin zararına olur.

      Bir bireyden vergi almak için onun yaşam hakkına engel koyabilecek güç gerekir. Ya ordu ile bireyin kellesini vücudundan ayırtetme gücünüzü birey bilmeli, ya günümüz ehacizi gibi bankacılık sistemine bireyin erişimine engel koyabilmeli ya da vergi vermedi diye bireyin varlığına el koyma yetkisi olmalıdır. Vergi almanın en büyük koşuludur.

      Sil
  37. "Siz nasıl olursanız sizin idarecileriniz de öyle olur. (Siz) nasılsanız öyle idare edilirsiniz” (Hadisi) yeterli benim gözümde halkın çoğu bu algıda

    YanıtlaSil
  38. Hocam,
    Sakallı Celâl bugün yaşasa "bizde bilgiler yetkisiz, yetkililer bilgisizdir." diyerek dolaşımıydı sizce sokaklarda?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sakallı Celal'in fikirleri hakkında bilgim yok.

      Sil
    2. https://www.nadirkitap.com/sakalli-celal-bir-bilinmeyen-unlu-nun-yasam-oykusu-belgesel-orhan-karaveli-kitap10602874.html

      Kendisi tarafından yazılı hiç bir döküman bulundurmayan Sakallı Celal, bireysel-zararsız protestoları ile tanındı. Sakallı Celal ile ilgili tek yazılı kaynak, araştırmacı yazar Orhan Karaveli'nin yukardaki linkte paylaştığım kitabıdır.

      Sil
  39. Merhaba, eylüldeki indirimlerle birlikte girdiğimiz bu sürecin sebebi enflasyon beklentilerinin yüksek olması ve bu yüzden tlnin usdye göre enflasyon farkıyla değer kaybedeceğini öngören insanların dolar alması mı? birde cari dengede - yönde hareket edecektir tabi. Yoksa abdnin faiz arttıracağı beklentisi midir? Peki brezilya vb ülkeler niçin bu kadar sert sarsılmadı çok fazla faiz arttırmamalarına rağmen. Herkes faiz indirmek yanlıştı diyor ama kimse ayşe teyzelere neden böyle oldu niye bu durumdayız anlatmıyor.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Anlatan çok da anlatabilecekleriniz karşınızdakilerin anlama kapasitesi ile sınırlı kalıyor demek ki...

      Sil
    2. Mahdut Mesuliyetli çok haklı. Bir insanın anlatılanı anlayabilmesi için her şeyden önce ön yargılardan, kabullerden ve biat kültüründen kurtulmuş olması gerekir. Yoksa ne anlatırsanız anlatın işe yaramıyor.

      Sil
    3. kimse anlatmıyorki, bunun algıyla alakası nedir?

      Sil
    4. Daha nasıl anlatalım sevgili kardeşim, merkez bankası faiz indirimine başlamadan önce başladık bunun ne kadar yanlış olacağını, enflasyonu azdıracağını anlatmaya neredeyse bir yıldır (geçmişi de var ya neyse) davulla zurnayla anlatıyoruz enflasyon yükselirken faiz indirmek intihar etmek demektir diye. Bu blogda bu konuda sayısız yazı var. Daha nasıl anlatalım?

      Sil
    5. Hocam, arkadaş anlamak niyeti ve amacı ile sadece sizin bu blogdaki yazılarınızı okusa ekonominin neden bu kadar kötü durumda olduğunu anlayacak ama olguların ötesinde bu çöküşün algıyla alakasının ne olduğunu da anlayamamış. Onu da kısaca ben yazayım:

      Dünyanın en beceriksiz, yeteneksiz, bilgisiz ekonomi yönetiminin; tamamen kendi hataları sonucu batırdığı ekonomideki sorumluluğu almaktan kaçınması, düzeltmek için hiçbir şey yapmaması, sürekli yanlış teşhisler koyup tamamen yanlış çözüm önerileri ile toplumun karşısına çıkması, tek çözüm olan akıl ve bilim yoluna yönelmek yerine sorunların varlığını inkâr ederek aslında ekonominin çok iyi durumda olduğu, tüm dünyanın bizi kıskandığı algısını yaratmaya çalışması.

      Bunu gören sanayicisinden esnafına, çiftçisinden tüketicisine tüm toplum, iliklerine kadar hissettiği krizin çözümü yönünde bir şeyler yapılmadığını ve yapılmaya niyet bile bulunmadığını görünce daha çok panikliyor ve bu durum krizi daha da derinleştiriyor. İşin algıyla alakası da bence bu. Yani bu krizin baş nedeni ve sorumlusu olan iktidarın, krizi olgular bazında ele alıp çözmeye çalışmak yerine bir takım gerçek dışı algılarla yönetmeye ve toplumu kandırmaya çalışması...

      Sil
    6. https://www.diken.com.tr/ekonomist-egilmez-atilan-adimlar-faizin-boslugunu-doldurmaya-yetmedi/ mesela örnek verelim:

      Eğilmez’in değerlendirmeleri şöyle: “Eğer Merkez Bankası faizi yüzde 19’dan 14’e indirmeseydi biz bugün çok daha iyi bir yerde olurduk. Ne kur bu seviyelere gelirdi, ne de enflasyon. Bunu çok net görüyorum ben. Herkesin görüşüne saygı duyuyorum ama yanlış bir adım oldu. Karar alıcılar bunu görüyor mu veya görüyorsa bu konuda aynı fikirdeler mi onu bilemiyorum. Faizi indirdiğimizden itibaren atılan adımlara baktığımızda onun yerine birçok enstrüman devreye sokuldu. Kur korumalı mevduat hesabı geldi, başka adımlar da geliyor. Ama faizin boşluğunu bir türlü dolduramıyor.”

      ama neden düşmesinin yanlış olduğunu ve neden bunlara sebep olduğunu yazmamışsınız.

      Sil
    7. Kaç kez yazdım kaç kez anlattım ben bile sayısını unuttum. Bir daha özetleyeyim: Bir ülkede riskler yüksekse ve dolarizasyon varsa (ki bizde var) ve faizi enflasyonun altına indirirseniz insanlar TL'den kaçar dolara yönelir. Öyle olunca kur yükselir, kur yükselince ithal girdi (doğalgaz, petrol, hammaddeler, makine teçhizat vb) maliyetleri yükselir, sonra da b u fiyatlara yansır ve enflasyon yükselir. Olay bu kadar açık ve basittir.

      Sil
    8. Amacım sinirlendiemek değil ama ekonomi okumamış biri veya ayşe teyze bunu nasıl anlayacak detaylı anlatmak lazım .Tlden niçin kaçtıklarını belirtmemişsini z ? Ayrıca asıl bozulma enf beklentisinde değil mi, enflasyon hedeflemesi düzgün uygulansa enflasyon artmazdı çok fazla tabi maliyetleri biraz yedirmek durumunda ama. Enflasyon beklentileri geçmiş enflasyon kadar olduğu için ve cds yüzünden + faiz verilmesi gerektiğinden değil mi? Önce yabancı yatırımcı dibsten çıkıyor sonra borsadan yavaş yavaş yenisi de gelmiyor Türkiye kronik olarak cari açık veren bir ülke olduğu için yani yerliler hiç dolarize olmasada bu dolar artmayacak mıydı yinede? Bu dediklerim doğru mu?

      Sil
    9. Enflasyon hedeflemesinin düzgün uygulanması için faizi enflasyondan yukarıda tutmanız lazım. Bizdekinin adı enflasyon hedeflemesi. Hedef kaç? % 5. Sonuç ne? % 78. Faiz kaç? % 14. Böyle enflasyon hedeflemesi mi olur? Biz bunu hükümete anlatamamışız da Ayşe teyzeye nasıl anlatalım.
      Bir insanın gerçeği görebilmesi için ön yargılardan kurtulması lazım. Kurtulamazsa gerçeği değil görmek istediğini görür. Ve ona hiçbir şey anlatamazsınız.

      Sil
    10. Emperyalist ülkelerin parasal genişleme politikaları yine emperyalist ülkelere yaradı. Özellikle Ortadoğuda birçok yer işgal edildi, madenlerinin sömürülmesine yol açtı, yüzbinlerce insan öldürüldü, milyonlarca insan göçe zorlandı. Tüm bunların rahatça yapılabilmesi parasal genişleme ile mümkün olabildi. Petrol zengini kukla yönetimli Ortadoğu ülkeleri işgaller nedeniyle yapay bir şekilde artan petrol fiyatları sayesinde dolar zengini olduk diye sevindiler, kardeş ve komşu ülkelerinin işgallerine hiç ses çıkarmadılar. Bu savaşlar emperyalizme can simidi oldu, birçok silah, bomba vs tüketildi. Kentlerin, ülkelerin yeniden inşaa edileceği palavrası ile güvenlik gibi inşaat gibi bir çok yapay iş alanı yaratıldı.


      Şimdi de yine Savaş mazereti ile artan enerji ve tahıl fiyatlarının tüm dünyada enflasyona neden olduğu görülüyor. Çünkü Emperyalistlerin kontrol edemediği Rusya diye bir başka güç ortaya çıktı. Fiyatların kontrolden çıkmasında Rusyanın büyük etkisi var. Parasal genişlemenin de bu enflasyona bir sebep olduğunu söylemek mümkün.


      Bilim dışı politikalar veya tek kişiye bırakılmış kararlar uygulandığını gören ülkemiz insanı ise, birikimlerini enflasyondan ve hatta el konulmaktan korumak için yastıkaltına o da olmazsa gayrımenkul veya taşıt almaya yöneliyor. Çünkü bu birikimlerini koruyabilecek faizden de yoksun olduklarını düşünüyorlar. Bu durum gerçekten ev veya araba sahibi olmak isteyenlerin de mağdur olmasına yol açıyor, çünkü fiyatlar doğru bir şekilde dengelenemiyor. Bunu gören fırsatçılar alsatçılık yaparak ülke ekonomisine hiçbir faydası olmayan kazançlara neden oluyor. Faiz, bütün kötülüklerin anasıdır, hemfikiriz. Fakat enflasyonun da bütün kötülüklerin babası olduğunu söylemek zorundayız.

      Tavuk mu yumurtadan çıkar, yumurta mı tavuktan çıkar? sorusunu tartışmayı bırakıp ekonomi biliminin çözüm olarak sunduğu faiz silahını çekmemiz gerekiyor. Fakat bu o kadar da kolay değil. Enflasyon Avrupa’da aylardır yüksek biliyorsunuz, Avrupa Merkez Bankası kılını bile kıpırdatmadı. Henüz faiz kararı alınmış değil. FED ise o kadar ağır hareket ediyor ki henüz altın’da bir kıpırdanma bile olmadı. Faizin çok etkili bir yöntem olduğunda herkes hemfikir fakat sonuçları daha da kötü olabilir. Artan işsizlik, kapanan fabrikalar, artan yoksulluklar vs. Faiz arttırmak kolay değil arkadaşlar. Enflasyona katlanmak daha kolay görünüyor. Ülkemizde ücretler enflasyon sayesinde yarıyarıya düştü arkadaşlar. Faiz oranları enflasyonun altında olduğu için insanlar tüketime, stokçuluğa yöneliyor. Hükümetin ne hikmetse desteğini esirgemediği inşaat sektörü canlılığını koruyabiliyor. Hükümet bir taşla çok kuş vurduğunu düşünüyor. Fiyatların kontrolsüz artışı sayesinde ÖTV gibi gelirlerde orantısız artışlar sözkonusu oluyor, bu da işine geliyor hükümetin. Ülkemizde faiz artışları tüm bu nedenlerle mümkün görülmüyor. Buna bir de dinimiz böyle emrediyor gerekçesi eklenerek insanlarımız yine din olgusuyla kandırılmış oluyor. Halkımız “ biz işte böyle müslümanız” diyenlere inanıyor ve oyunu müslümanlık için kullandığını düşünüp vicdanen de rahatlamış oluyor.

      Amaçları kısmen gerçekleşen emperyalist ülkeler, parasal daralmaya gidiyoruz diyorlar, samimi olduklarından şüpheliyim ben. Bunalımdan çıkamayacağını anladıkları an yeniden savaş çıkaracaklarına adım gibi eminim. Hatta bunun hazırlığına başladılar bile. Bu sefer ki üçüncü dünya savaşı olacak.

      Sil
    11. O zaman anlamayan biri enflasyon altında faiz vermek neden kötü diye sorar. mantıklı bir şekilde anlatmak lazım. ben de bilmiyorum demekki. sebebi enflasyon beklentisinin geçmiş enflasyona odaklı olması ve herkesin buna göre hareket edecek olması ve yabancıların böyle bir paraya ve ülkeye yatırım yapmayacak olması değil mi?

      Sil
    12. Hocam, bu arkadaş ya süzme ebleh, ya da aklınca dalga geçiyor. Bence Ayşe teyzeyi hiç kendisine dert etmesin, Ayşe teyze neyin ne olduğunu gayet iyi görüyor ve bunun gibilere hesabı kesmek için seçimi bekliyor. Ben iktidarın yerinde olsam en kısa sürede seçime giderim, yoksa Ayşe teyzeler "iki şehrin hikayesi"ndeki tricoteuse'lar gibi olacaklar, benden uyarması...

      Sil
    13. Bir yanlışı düzeltelim: Faiz bütün kötülüklerin anası değildir. Bütün kötülüklerin anası ahlâksızlıktır. Enflasyonun birkaç puan üzerindeki faizin hiçbir kötülüğü yoktur. Kötü olan tefeci faizidir. Onu da yaratan yanlış yönetimdir.

      Sil
    14. " Ülkede kriz falan yok, benzin fiyatlarının arttığı yerde nasıl oluyor da, trafikten geçilmiyor? Geçen ay Almanyadan gelen arkadaşım ailesi ile bi haftalığına boğazda yat kiraladı. Trafik çilesinden böyle kurtuldu gezerken, gayet de ucuzdu. Kadıköy, Eminönü, Üsküdar, Kanlıca, Bebek e rahat rahat geçebildiler. Her yerde herkes güleryüzlü, göçmeni yerlisiyle karınca gibi çalışan insanlar, uygun fiyatlı lokantalar, nefis yemekler... "

      diyerek Hocamın değerli izniyle tartışmaya tüyü dikeyim.

      Anlamak istemeyen anlamaz hocam. Örnekte verdiğim arkadaş gerçek, geçen ay İstanbul ziyareti ile ilgili izlenimlerini bu haftasonu bana anlattı, herkes gülüyor, taksicim sabah erkenden beni karşılıyor vs diye çok mutlu olmuş. 3 günlük taksiciyi kiralamış aile ile rahat gezmek için, verdiği bir kaç Euronun adamın bir haftalık emeği olduğunu bilmeden, İstanbulun milyonluk nüfusunun nasıl yaşadığını görmeden.

      Müslüman kendisi, büyük bir firmada CFO olarak çalışıyor, Hintli sünni kökenli, 30 yıldır Avrupada çalışıyor. Almanya'daki Türkler niye Erdoğan'ı istemiyor diye sitem etti bir haftalık gezi sonucu.

      Araplar ile Türkler ne güzel Eminönünde beraber iş yapıyorlar diyor, İstanbul binaları çok güzel gelişmiş-kaliteli diyor, her yer tertemiz diyor, yemekler leziz diyor, 5 vakit ezan okunuyor diyor, Ayasofya Camii diyor, Nişantaşı-Üsküdar ne kadar ayrı renkler diyor, herkes bir yerlere yetişme çabasında diyor, herkes çay ısmarlıyor diyor, herkese selamün aleyküm diye gülerek selam alıyor, huzurlular diyor, diyor da diyor.

      Erdoğan öncesinde böyle değilmiş de diyor. Erdoğan sayesinde Türkler doğuya yüzünü döndü, Filistin, Afganistan, Pakistan daki her yere yardım etti diye anlatıyor.

      Ne anlatsan boş, adam kadim İstanbul kültürü ile 20 yıllık bir iktidarı eş görüyor. Yapılan yardımların kaç yetimin geleceğinden kesilip verildiğini görmüyor, batı dünyasında kariyer yapmış CFO bu.

      Orada yaşarken de yakın çevreme hep, kaderinizi elinize alın, başkasından minnet beklemeyin, başkasına anlatıp vakit kaybetmeyin, anlamazlar, anlatmaya vereceğiniz enerjinizi, vaktinizi hareketinize verin, iş çıkarın, derdim. Anlamazlardı, konuşurlardı.

      Ben anlatmıyorum artık hocam. Biri ne zaman Türkiye derse, ya konuyu kapatırım, ya işimle ilgili bir alana çeker, kendimi geliştirecek bir sohbet imkanı oluşturmaya çalışırım. Asla konuşmam, sigara gibi kötü alışkanlık, bıraktım.

      Sil
    15. hayır , dalga geçmiyorum. enflasyonun altında faiz verdik diyelim. bu niye kötü? 1- enflasyon beklentisi enflasyon kadar en az demekki. Bunu niye söylemiyorsunuz? Şuan 80 enflasyon var ama biz 30a çıkarsak faizi ve sert bir şekilde mücadele edeceğimizi söylesek enflasyonda enflasyon düşmeye başlamaz mı, 80 mi yapacağız? Benim anlayamadığım şeyde bu zaten. Geçmiş yıldaki enflasyonun 20yse niye 21 yapman gerekiyor faizini bunu anlamıyorum kimsede anlatmıyor? 2- türkiyenin %90ı zaten faizin ne olduğunu bilmiyor anlamıyor ve ne kadar gerekli olduğunu. Türkiyenin tasarruf açığı olması ve riskli bir ülke olması faizin yüksek olmasına sebep olan şey değil mi? Eğer kimse dolar almasa bile reel faiz bekleyen dış finansman gelmezse dolar sürekli yükselir çünkü açık veriyorsun sürekli. yine aynı şeye geliyor, nereden biliyoruz geçmiş enflasyon kadar enflasyon olacağı kanısına ? bunu çıkıp kimse açıklamıyor, tek dedikleri reel faizin eksi olması kötü demek. niçin açıklamıyorlar niçin böyle olduğunu ve insanların nasıl hareket edeceğini?

      Sil
    16. Mahfi hocam yanıtınız için teşekkür ederim. Ayrıca üniversite ekonomi dersindeymiş gibi hissettiğim yazılarınızla ve açtığınız tartışmalarla büyük emek verdiğiniz web sayfanız için tebrik ediyor ve ayrıca teşekkür ediyorum. Çünkü birşeyler öğreniyorum, çünkü umudumu korumak istiyorum. Öğrenmeye, tartışmaya çok ihtiyacımız var. Umut insanda diyorum, fakat elbette bilimin ışığında, dürüstlüğün, çalışkanlığın, üretkenliğin olduğu insanda.
      Faiz, enflasyon varsa bir yöntem olmalı sadece. Bir araç yani. Çünkü enflasyon daha kötü bir durum ekonomi için. Gelişmiş ülkelere baktığımızda faizin eksilerde olduğunu görüyoruz. Enflasyon yoksa paradan para kazanmanın iyi bir şey olmadığını düşünüyorum. Ülkede ekonomi düzgün işliyorsa faizin olmaması gerek. Selamlar, saygılar.

      Sil
    17. Adsız 20:21

      İki seçenek sunmuştum, ikincisinin doğru olmadığını söylediğinize göre birinci seçeneğe göre son kez açıklayalım:

      Bir ülkedeki enflasyon o ülkenin para biriminin götürüsü, faiz ise getirisidir. Eğer götürü getiriden fazla ise, yani o para biriminde kaldığınızda zarar ediyorsanız getirisi yüksek, götürüsü düşük başka bir yatırım/tasarruf aracı ararsınız. Reel faiz denen şey, getirinin götürüden fazla olmasını sağlayarak o para birimine yatırım yapılmasını teşvik eder. Düşük olması ise o para biriminden kaçışa neden olur, bunun için söz konusu ülke açısından kötüdür. Ülkemizde reel faiz ciddi oranda negatif olduğu için, yani TL'de kalmanın götürüsü çok yüksek olduğu için insanlar TL'den kaçıp başta dolar olmak üzere diğer yatırım ya da tasarruf araçlarına yöneliyorlar. Bu da doların, ardından da ona bağlı olarak enflasyonun daha da yükselmesine yol açıp bir kısır döngüye neden oluyor.

      Eğer hâlâ anlamadıysanız lütfen bırakın dağınık kalsın...

      Sil
    18. Bence Ayşe teyze hala anlamadiysa açlıktan olsun çünkü belliki bakkala, manava markete uğramıyor alım gücünün düştüğünü hissetmiyor veya hissetmek pekde işine gelmiyor gerçekleri carpitip işine geldiği gibi yorumluyor.

      Sil
  40. Hocam müthiş bir yazı, ekonomik kalkınma hakkında baya baya ciddi okumalar araştırmalar yapmadan öğrenilmeyecek bir şey gibi duruyor. Rahmetli Sabancı, biraz devletçi gibiydi sanki. Üstelik kapitalizm sayesinde ekmek yerken bu biraz tuhaf oluyor. Şuan ülkedeki en zengin kişinin serveti 4 milyar dolar, demekki bunun gibi yüzlerce insan olmadan devletin kararları etkilenemiyor.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Rahmetli Sabancı bir şeyden anlamazdı,
      3-5 metin yazarı ki biri amcamdı,
      eline yazı tutuşturur, o da kendi aksanı ile TV den söylerdi.
      İkili röportajlarında da ne sorular verilir, ardından çalışılır,
      gazeteciye o cevap video kaydında verilirdi.
      Hatta cevaplar röportajdan önce gazeteciye verilirdi.
      Ağa kayıt cihazına ne söylerse söylesin, gazeteye basılacak metin
      gazetecinin elinde olurdu.
      Böyle adamları devlet-işadamı ortaklığı ile millete yedirdiler ya,
      Mevcut iktidara hiç suç bulmuyorum, iktidar bir sonuç. Ülkenin başı da
      prompter olmadan iki kelime edemiyor.
      Ne güzel böyle hayali imajlar, hayali kahramanlar, hayali liderler...
      Birileri hala hayallerden gerçek çıkmasını beklemiyor mu?
      Ne diyelim onlarda beklesinler bakalım.
      Durmak yok, yola devam.
      Biz kendimizi güzelleştirelim, kendi güzelliklerimizi oluşturalım, kendi bahçemizin güzellikleri ile mutlu olalım.

      Not : Dikkatinizi çekti mi? Birinin de diploması yok, tıpkı Sabancının diplomasız olduğu gibi.
      Ne kadar benziyorlar değil mi? İkisi de demiyor ki, bizler bir şeylerden anlamayız.
      Onlar da mutlu ergenler gibi.

      Sil
  41. Devletin baba olduğu ilkede, milletin anası ağlar. Deniz hoca söylemişti.

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Lozan Antlaşması 2023'de Bitecek, Biz de Madenlerimizi Çıkarabileceğiz!

Doların Geleceği

Ukrayna Savaşının Ekonomik Etkileri: Güncel Değerlendirme