Merkez Faizi İndirince Herkes Niye İndirmiyor?

Bilmem farkında mısınız? Dünyanın en ilginç para politikası deneyimini yaşıyoruz. Uzun süredir söylüyorum: Türkiye, sosyal bilimler için dünyada eşi benzeri bulunmayacak bir laboratuvardır. Enflasyonun yükseldiği bir ortamda Merkez Bankasının (TCMB), politika faizini Eylül 2021’de yüzde 19’dan başlayıp tedricen indirerek Kasım 2022’de yüzde 9’a getirmesi mesela müthiş bir deneyim. Bunu dünyanın hiçbir yerinde göremez, yaşayamaz ve gözlemleyemezsiniz. Gelin bu konuyu en başından teoriden başlayıp uygulamaya doğru adım adım inceleyelim yani bir çeşit olay yeri incelemesi yapalım.

Faiz, pek çok şekilde tanımlanıyor ama ekonomi bilimi açısından; satın alma gücünü belirli bir dönemde başkasının kullanımına devretmenin bedeli olarak tanımlanması sanırım en doğru tanım olur. Gelir iki şekilde kullanılır: Tüketim ve tasarruf. İnsanları tasarrufa özendirmenin yolu onların tasarrufuna enflasyonun biraz üzerinde bir faiz vererek satın alma güçlerini korumalarını sağlamaktan geçer. Aksi takdirde herkes tüketime yönelir ve eğer ekonomi bu tüketim talebinin tamamını karşılayacak yeterlilikte arza sahip değilse ithalat alır başını gider. Eğer belirli bir büyüme oranı yakalanmak isteniyorsa o zaman yatırımları yüksek tutmak gerekir ve eğer iç tasarruflar yatırımları karşılamaya yetmiyorsa o zaman tasarruf ithal edilir (borçlanma.) Esasen iç tasarruflarla yatırımlar arasındaki fark da bize ödemeler dengesi cari açığını verir.

Buraya kadar anlattıklarımızdan çıkan sonuç şudur: Faiz, ekonomide birçok dengeyi etkileyen önemli bir faktördür.

Merkez bankası, bankalara, likidite açıklarını karşılamak amacıyla kısa vadeli (günlük, haftalık veya en fazla aylık vadelerde) borç verir. TCMB, son yıllarda yalnızca haftalık olarak repo ihalesiyle borç vermekte ve dolayısıyla politika faizi haftalık borç verme karşılığı uyguladığı faiz olmaktadır. Merkez bankasının uyguladığı faiz, bankaların bir yandan kaynak maliyetini etkilerken bir yandan da merkez bankasının gelecekte nasıl bir yaklaşım içinde olacağına ilişkin ipucu verir. Bankalar kendi uygulayacakları mevduat ve kredi faizlerini belirlerken enflasyon oranı, risk (CDS) primi gibi diğer konular yanında merkez bankasının faizini ve yaklaşımını da dikkate alırlar. Bankaların, merkez bankasının yaklaşımlarını dikkate alması için merkez bankasının geçmişteki uygulamaları ve aktüel yaklaşımlarının tutarlı olması gerekir. Aksi takdirde bankalar kendi başlarının çaresine bakmaya çalışırlar. 

Aşağıdaki grafik TCMB’nin uyguladığı para politikasının tutarlılık derecesini gösteriyor:

TCMB, uzunca bir süredir para politikası açısından adına ‘enflasyon hedeflemesi’ denilen bir uygulamayı yürütüyor. Bu uygulamada TCMB, hükümet ile önceden kararlaştırdığı bir yılsonu enflasyon hedefi belirliyor ve para politikası araçlarını (faiz politikası, zorunlu karşılıklar politikası, açık piyasa işlemleri vd.) bu hedefe göre uyguluyor. Yukarıdaki grafikte TCMB’nin uyguladığı en önemli para politikası aracı olan politika faizinin hedefe giderek yaklaştığı ama bunun enflasyonu iyice azdırmaktan başka bir işe yaramadığı açıkça görülüyor. Daha doğrusu enflasyonun yüzde 85,5 olduğu bir ekonomide TCMB’nin politika faizini yüzde 9’a indirmesi kimseye tutarlı bir yaklaşım olarak görünmüyor. İşte bu durum TCMB’ye itibar kaybettiriyor ve bankalar başta olmak üzere piyasa aktörleri TCMB’nin faiz politikasını hiçbir şekilde yön gösterici olarak görmüyor.

Mevduat ve kredilere uyguladıkları faizlere bakınca, bankaların, TCMB’nin uygulamalarını yön gösterici olarak kabul etmediklerini net bir biçimde görebiliyoruz: Kasım 2021’de yüzde 22 olan ortalama kredi faizleri Kasım 2022’de yüzde 30’a çıkmış, Kasım 2021’de yüzde 16 olan 3 ay vadeli mevduat faizi ortalaması da Kasım 2022’de yüzde 20’ye yükselmiş bulunuyor. Dolayısıyla TCMB’nin faiz indirimleri piyasaya indirim olarak değil tam tersine artış olarak yansımış. Buna karşılık 10 yıl vadeli Devlet Tahvili faizi Kasım 2021’de yüzde 21,1 iken Kasım 2022’de yüzde 11,3’e düşmüş. Buradaki düşüş, ilk bakışta, Devlet Tahvili faizlerinin, TCMB’nin faiz indirimlerine olumlu yanıt vermesi gibi görünse de gerçekte bu düşüşün bankaların bu tahvilleri almaya zorlanmasıyla ortaya çıkan yapay taleple ilgili olduğunu anlamak zor değil. 

Özetle söylemek gerekirse, faizi yanlış belirleyince durumu kurtarabilmek için pek çok şey yapmak gerekiyor: Kuru tutmak için döviz satmak, onu yapmak için borç, swap ya da depo bulmak, döviz hesabı tutan bankalara ceza benzeri uygulamalara girişmek, hiç üstlerine vazife olmadığı halde Hazine ve TCMB’ye kur korumalı mevduat farkı ödetmek gibi gereksiz ve maliyetli işlemlere girişmek gerekiyor. Oysa faizi doğru belirleyip, ekonomiyi raydan çıkaran asıl mesele olan riskleri azaltmakla uğraşılsa bunların hiçbirini yapmaya ve ilave maliyetler yaratmaya gerek kalmayacak.

Yorumlar

  1. Önemli bir sorunun cevabını vermişsiniz. Değerli yazınız için teşekkürler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sayın hocam seçimi Hükümetin kazanacağı ihtimalinde ( ki diğer ihtimalde ne yapacaklarını zaten söylüyorlar) dolar kuru, faiz ve TÜİK enflasyonu baskılanmaya devam edecek mi? Bütçe parametreleri,cari açık ve küresel konjonktür bu durumu nereye kadar tolore eder? Yoksa yanılmışız deyip ortodoks politikalara geri mi dönecekler? Yani kaç atımlık barutumuz var? 🤪 Saygılar

      Sil
    2. Merhaba, hocam eskiden bazı banklar Fx işlemi yaptırarak gr altını kamu banklarından 40-50 Tl ucuza gr altın satardı. bu işlem bddk tarafından yasaklandı, artık kamu bankaları özel banklardan 40-50 TL ucuz gram Altin satıyor. Bu durumda kağıt üstünde tüm altın kamu bankları üstün satışa girdi gibi gözüküyor.Bu durumda Altin hesabı aştın ithalatın kontrol Altun’a almak için TL kkm gibi bir misyonumu edindi, fiziki Altin karşılığı varmı ne dersiniz..⁉️

      Sil
  2. Hocam şirketler batmak üzereydi.. Böyle bir politika ile şirketlerin birikmiş borçlarını enflasyona yedirdiler. Bilinçli yapılmış bir politika olarak görüyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu politika batışları sadece erteler, önlemez.

      Sil
    2. Bir türlü sebebi birçok maddeyle açıklamadı bu neden tercih edildi. Bilgisizlik işin ehli olmama vb atıfları yapılıyor ancak inandırıcı gelmiyor. Acaba TCMBnin rezervinin tükenmiş devalüasyon ihtiyacı olmasından mı?

      Sil
    3. Sn Adsız 16:34

      O batık şirketlerin büyük çoğunluğu hiçbir üretkenliği, yaratıcılığı, verimliliği olmayan, ucuz iş gücüne dayalı üretim yapan, kimileri çeşitli tarikatlarla ilişkili, muhtemelen hepsi islâmi duyarlılığı fazla işveren federasyonlarına bağlı şirketler. Normal şartlar altında çoktan batmış ve ekonomi üzerindeki yüklerinin kalkmış olması gereken bu zombi şirketler sırf iktidara yakın oldukları için canlı cenaze şeklinde sizin-bizim cebimizden çıkan paralarla yüzdürülüyorlar. Bugüne kadar verilenler yetmemiş olacak ki en azından seçime kadar yeni bir KGF paketi ile desteklenecekler ve yüzdürülmeye devam edecekler. Büyük çoğunluğu vergi bile ödemeyen bu şirketleri halkın cebinden enflasyon başta olmak üzere çeşitli yöntemlerle emilen kaynaklarla desteklemek, tam da siyasal islâma uygun bir politika gerçekten...

      Sil
    4. Mahdut Mesuliyetli lütfen bahsettiğiniz şirketlere sadece ama sadece 1 örnek verinde saçmalamadığınıza dair küçük bir kanaat oluşturalım.

      Sil
    5. Adsız 21:10

      Sizin nasıl bir kanaat oluşturacağınız beni hiç ilgilendirmiyor zira Mart 2017'de referandum öncesi 20 milyar TL'den 250 milyar TL'ye çıkarılarak yukarıda tanımladığım tipteki 298 bin firmaya dağıtılan devasa KGF paketinin sonuçlarını irdeleyen bir çalışma, her türlü kişisel kanaatten uzak ve objektif bir şekilde TCMB sitesinde duruyor:

      https://www.tcmb.gov.tr/wps/wcm/connect/TR/TCMB+TR/Main+Menu/Yayinlar/Arastirma+Yayinlari/Calisma+Tebligleri/2021/21-10

      Linkte sorun yaşarsanız "Ufuk Akçiğit, Ünal Seven, İbrahim Yarba, Fatih Yılmaz - KGF" olarak google'dan ulaşabilirsiniz.

      Bu çalışmanın sonuçlarına göre bizlerin yani halkın cebinden hortumlanarak dağıtılan bu devasa kaynak, kısa vadede küçük bir istihdam ve üretim artışı sağlamış olmakla birlikte uzun vadede KGF kullanan firmaların borçluluklarını ve temerrüde düşme oranlarını artırmaktan ve batması kaçınılmaz bir takım firmaları yüzdürmekten başka işe yaramamış. Bir işe daha yaramış elbette, o da iktidarın kıl payı da olsa referandumdan "evet" çıkarmasına sağladığı katkı.

      Bu 298 bin firmanın kimler olduğunu isim isim öğrenmek istiyorsanız biraz çalışmanız gerekecek. Bavulunuzu hazırlayın, Adana, Mersin, Osmaniye, Adıyaman, Gaziantep, Kayseri.... taraflarına bir seyahate çıkıp sanayi sitelerini gezin. Onlar size kimlerin KGF kredisi kullandıklarını, kimlerin kullan(a)madıklarını firma firma anlatacaklardır...

      Sil
  3. Enflasyon yüksek olduğu halde enflasyonun çok altında bir oranla kredi vermek bankalar için risk değil midir?.. banka daha yüksek faizle kredi vereceğine ucuz faizle devlet tahvili mi alıyor yüksek oranda?.. bankalar ellerindeki kaynağın ne kadarını krediye ne kadarını devlet tahviline yatırıyorlar?.. bunun oranı asıl önemli olan galiba.. MB den aldıklarının çok büyük kısmını yine hazineye tahvil olarak veriyorlarsa değişen pek bir şey yok demektir..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Elbette büyük risk. Bankalar büyük karlar sağlamış gibi görünüyor, enflasyondan arındırsanız hepsi sermayeden yiyor.

      Sil
    2. Bankaların yüksek kârını enflasyon faktörünü dahil ederek sermayeden yeme olarak nitelendiriyorsunuz; bankalar düşük faiz ile merkez bankasına borçlanıyor, nispeten borçlandıkları faize oranla yüksek faizle borç veriyorlar; merkez bankasının düşük faizi bankacılık sisteminin zararını merkez bankası faiz politikası aracılığıyla kısmen karşılamak değil midir? Para politikasının evrensel kaidelerini bir kenara bırakırsak merkez bankası aracılığıyla servet aktarımı gerçekleşmiyor mu? Bunu yaparken de riski toplumsallaştırmış olmuyorlar mı?

      Sil
    3. Hocam "Elbette büyük risk. Bankalar büyük karlar sağlamış gibi görünüyor, enflasyondan arındırsanız hepsi sermayeden yiyor." diyorsunuz (Bazı ekonomi kanallarındaki yorumcular da aynı yorumu yapıyor) ama Enflasyon yüzde 85 (yüzde 200 olsun yada) ama Bankaların ağustos sonu itibarıyla dönem net karı yüzde 420 olmuş. Bu durumda sermayeden yemek nasıl oluyor bu oranlar ile?

      Sil
    4. Bankaların verdiği ve batak olan kredilerin karşılığı banka bilançolarında yok onlar buzdağının görünmeyen kısmı. Şu anda uygulanan faiz politikası ile vatandaşın vergileri sayesinde bankacılık sistemi kurtarılıyor ve bu işlem bir krize neden olmadan bir algı operasyonu ile paketlenmiş durumda

      Sil
  4. İki yanlış bir doğru etmiyor.

    YanıtlaSil
  5. Bu makaleye arka kapı başlığı verseydiniz çok daha güzel olurdu!

    YanıtlaSil
  6. Bu dolambaçlı uygulamalar bankalara nasıl yansıyor? Uzun vadede bankalar sıkıntıya girer mi sizce?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok sıkıntılı uygulamalar.

      Sil
    2. https://www.dunya.com/kose-yazisi/bugun-bankalari-doven-yarin-dizini-dover/673842

      Hocam affınıza sığınarak böyle bir yazı okumuştum
      Belki yeniler hatırlamaz ama Demirbank bu yöntemle HSBC Oldu

      Sil
  7. Enflasyonun % 85 olduğu bir ortamda, insanlar hangi saikle % 20-25 faiz ile paralarını bankada tutuyorlar? Külliyem zarardalar ama mevduatta kalmya devam ediyorlar

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Döviz kurları sabit tutulabilirse vadeli tl mevduata verilen yaklaşık aylık %2 faiz dolar bazında ayda %2 getiri anlamına gelir. Vadeli dolar mevduata yıllık %3 veya 4 faiz verildiğini düşünürseniz bu çok önemli bir gelirdir. Elbette bu durum, seçime kadar günü ve görüntüyü kurtarmaya yönelik olup, aynı A. K. Partisi'nin ekonomi politikası gibi uzun vadede sürdürülebilir değildir.

      Sil
  8. - Yazınıızdan çıkardığım sonuç, hükümet faizleri yükseltseydi, çok daha büyük bir enflasyon ile karşılaşırdık, faiz sebep, enflasyon sonuç yerli teorimiz ışığında faiz indirimi enflasyonu düşürmüştür.

    Mahfi Hoca : Lütfen siz beni takip etmeyin :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kim olduğunuzu bilmediğim için istesem de takip edemem.

      Sil
    2. Selam hocam,
      Size beni takip etmeyin yazmamış, sizin adınızdan kendisine cevap yazmış,
      ikili diyalog var, biri kendi, diğerinde de sizin adınıza cevabı vermiş.

      Sil
  9. Bizi öldürmeyen şey, güçlendirir.
    Güçlü bir Türkiye olduk :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Güç tanımınızı bir kez daha gözden geçirin derim.

      Sil
  10. hocam enflasyon hükümetin işine gelmiyor mu? yığınla borçları eriyip gidiyor.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yığınla da masraf doğuyor.

      Sil
    2. Ayni zamanda issizligi emiyor enflasyon!

      Sil
  11. Hocam elinize dilinize sağlık
    Yorumlara baktığımda, herkesin kalıcı çözümler yerine erteleme gibi palyatif tedbirlerle işin götürüldüğünü anlıyorum.
    Bunun sürdürülebilir bir sistem olmadığını yapanlar da biliyor. (Umarım)
    Aslında çoğu yorumcu veya ekonomistin geç anladığı, faiz indirimi ile seçim ekonomisine start verildiği.
    Ama seçimden sonra herkesin vay haline….
    Saygılar sunuyorum….

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sn adsız 18.23,
      palyatif tabiriniz çok yerinde olmuş. Türkçeye geçici çözüm olarak geçse de esas anlamı, tibbi olarak umut kesilmiş hastaya acısını dindirmek üzere uygulanan son tedavidir. Kelime kökeni papier, yani merdiven sahanlığı demek. Işte palyatif tedbir de hayat merdivenindeki son düzlükten geliyor mecaz anlamda.
      Galiba tam olarak içinde bulunduğumuz durum...

      Sil
  12. Hacı Çetinkaya25 Kasım 2022 18:27

    Hocam, Türkiye kimseye benzemez. Sadece kendine benzer!

    YanıtlaSil
  13. Hocam, maliye bakanı numarası çeken arkadaştan MB başkanıymış gibi davranan bir diğerine, sağlık bakanıymış gibi yapanından kendisini ciddi ciddi teknoloji bakanı zannedenine kadar "bakanlar kurulu" adı verilen kurulu ve devletin en ciddi, en sorumlu davranması gereken kurumlarının tepelerini işgal eden zevatın tiplerine, beyanatlarına, hallerine, tavırlarına baktığınız zaman neden bu durumda olduğumuz zaten çok net ortaya çıkıyor. Ülke her yönden batmış, İranlısı, Gürcüsü, Bulgarı her hafta pazarları doldurup kendi paraları karşısında bedava kalmış malları kapışıyorlar, MB başkanı çıkıp Türk Lirası için "tarihsel olarak en iyi seviyede" diyebiliyor mesela. Bunun gibi binlerce örnek var da bu son örneği bugün gördüğüm için yazayım dedim. Söylediklerine kendilerinin de inanmadıklarını, sırf algı yaratmak için böyle konuştuklarını bildiğim için yakın zamana kadar sinirleniyordum, artık gülüp geçiyorum.

    Sizin de söylediğiniz gibi, Türkiye'yi son 20 yılda tam bir toplum bilim laboratuvarına çevirdiler. Eğer toplumca kafayı yemeden şu son 6-7 ayı atlatabilirsek "faiz sebep enflasyon netice" zırvası kanıtlanmasa da "bize bişey olmaz aabi" şeklinde formüle edilen o ergen boş vermişliği kanıtlanacak galiba...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Haklısınız ama ben bu 6 - 7 ayı atlatınca işlerin düzeleceğinden çok da emin değilim açıkçası.

      Sil
  14. SAYIN HOCAM YILSONU DOLAR TL TAHMİNİNİZİ SÖYLEYEBILIRMISINIZ.ŞİMDİDEN TEŞEKKÜRLER...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sayın 20:10,
      Edirne’den Kars’a kaynakça/makale zengini ülkemin güzel insanı. Bu hafta bu soruyu sosyal medyada kaç kişiye sordunuz bilmiyorum. Nacizane tavsiyem bunu kendinize yapmayın. Gayretiniz enflasyona karşı yatırımınızı korumaksa şayet, okuyun okuyun okuyun ve analizlerinizi yapın. Mesela sorunuzdan, buradaki makaleleri hiç okumadığınız rahatlıkla anlaşılabiliyor.

      Sil
    2. O ZAMAN SANA SORAYIM.YILSONU DOLAR TL TAHMİNİN NEDİR.

      Sil
  15. Hocam, bankaların devlet tahvili almaya zorlanması aslında o parayı TL zorunlu karşılık olarak tutmalarından iyi değil midir?

    Kurumların özerkliği olsa ne enflasyon bu kadar yükselirdi ne de devlet tahvili almak zorunlu olurdu.

    Ancak mevcut durumda başka hiçbir değişkenin değişmeyeceğini varsayarsak TL zorunlu karşılık tutmaktansa devlet tahvili almak mantıklı değil midir? Hiç olmazsa zerre kadar da olsa faiz getirisi var.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. TLmevduat için zaten TL karşılık tutuluyor.Tahvil alma zorunluluğu döviz mevduatları ve ticarı TL krediler için geçerli.

      Sil
    2. Bu düzenleme bankaların kredi verdiklerinde tahvil almaları için yapıldı.

      Sil
  16. Hocam şunu bir türlü anlayamadım 1 hafta vadeli bir kredinin faizi nasıl oluyor da 3 ay vadeli mevduatı veya 12 aylık bir kredinin faizini etkileyecek?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Onu her hafta yenilediğinizi düşünürseniz yıllık yüzde 11 dolayında bir faize denk geliyor.

      Sil
  17. hocam diyelim mevduat faizleri arttı ama kimse kredi çekmedi. bu faiz nasıl ödenecek?

    YanıtlaSil
  18. ithalat yasaklansa ama faizler böyle kalsa iç talep sebebiyle talep enflasyonu uçar mı gene?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Türkiye sanayisi %70 oranında dış girdiye bağlı.Ithalat yasaklansa Türkiyede ekonominin çarkları durur.Ne ilaç bulabilirsin ne de aracına koyabilecek benzin.Türkiye yokluklar ülkesi olur.

      Sil
    2. İthalatı yasaklarsanız üretiminiz durur. Çünkü üretimde kullanılan girdilerin önemli bir ağırlığı ithal girdi.

      Sil
  19. Hocam iyi kötü bu zamana kadar krizsiz götürdü mevcut hükümet. Bence büyük bir başarıdır bu. 94 ve 2001 krizleri gibi krizler yaşasak daha mı iyi olacaktı?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. 01:39 Demek mevcut hükümet iyi kötü krizsiz götürdü? Sence büyük olan bu başarıyı neyle kutlasak? Şampanya uygun mu?

      Sil
    2. Krizden ne anladığınız önemli tabii. Enflasyonun yüzde 85,5 olduğu bir ekonomide kriz yok diyorsanız yoktur.

      Sil
    3. Hocam en azından daha istikrarlı batıyoruz. İstikrarlı kriz bu. Bundan daha iyisini bulamok.

      Sil
    4. Hocam bu uğraş hep tek bir gecede aç susuz kaldık dedirttirmemek icin. Reisimin zekasına hayranım.

      Sil
  20. Saçma, yalan bir kuram ( teori) ile uzun zamandır Türk halkını kandıran islamcı liderlerle uyutulan bir ülke Türkiye.

    Daha öncede faiz haram diye milletten para toplayıp sözde şirketler kurup milletin parasına kar payı verece diye dolandırdı lar holding kurdular halkın parasına çöktü ler önceki liderleri ve İslami sözde dinci şirketleri.

    Faiz haram diyen zevatın akılla mantıkla uyumlu bir kuram açıkladığıdamyok sadece faiz haram diyorlar ancak mutlaka onların dönemlerinde çok yüksek faizle borç alınmış ki şuanda faiz haram komple kaldır yüzde 9 helal mi.

    Ayrıca en büyük akılsızlık faiz dediğin paranın değeri eğer enflasyon varsa bu değeri korumak için enflasyon üzerinde bir oran açıklaman gerekir aksi takdirde eksi faiz olur ki işte artı yada eksi fark etmez her ikiside faiz olduğuna göre yani paranın değeri olduğuna göre bu sefer milletin parasına çökme değerini düşürme olur. Kuranı kerimde açıkça tartıda değerde hile yapmayın adaletsiz olmayın diye açıkça söylenen milletin alım gücünde bilerek değişiklik yapıp kandırmayın diye yazan ayet yok mu sayılacak. En komik olanında kuranı kerimde faiz haramdır diye bir ayet yoktur. Haram kılınan riba arapçası ve faiz ile alakası olmayan bir kelime bunun paranın değeri ile anlamı olmayan başkasına para verip tefecilik yapmayın parasını ödeyemeyen malına çökmeyin zorla evini malını almayın ödemesi için fırsat verin denilen tefeci çökmesi yani ödemeyecek yada ödenmeycek oranda bir değer belirleyip karşı tarafı yok etmek için belirlenen e ve para alandan daha çok kazanç sağlanan kısaca para rantı ile çalışmadan gücü nüfusu ve elindeki imanla karşı tarafı çalışmadan yok etmeye çalışılan emek bilgi mulkiyet hırsızlığıdır. Arap toplumunun bedavadan çökme işi yada eski yönetimlerin başkasının topraklarına çökmesi ile sözde fetih dedikleri ama kendilerine yapılınca işgal saydıkları üretmeden emek vermeden bilgi ortaya koymadan başkasının malına çökmek anlamındaki riba kavramı faiz ile eşdeğer değildir.

    Faiz artı olması yada eksi olması faizi değiştirmez sonuçta enflasyon yaratmayacaksın ki faiz ile oynamayın. Eksi enflasyon ile belirli şirketler kredi alır aldığı kredinin çoğunu bankaya ödetir kredi alıp para kazanır banka ise zarar yazar halka ödetir ve esas adaletsizlik dinsizlik eksi faizdir.

    YanıtlaSil
  21. Mevcut durumu yine size özgü sade bir dilele çok güzel özetlemişsiniz. Emeğinize sağlık. Bilgi ve deneyiminize dayanarak yanıtlayabileceğinizi düşündüğüm bir sorum olacak. Ülke ekonomileri düne göre daha fazla dünya piyasası ile kenetlenmiş, nerede ise organik bir bütün oluşturmuşken ve artık onların "ulusal" parametreleri ağırlıkla bu bütün tarafından belirleniyorken, denklemi içeriden, başta faiz, üç-beş parametreyi "makro-ihtiyati tedbirler"le tersine bükerek zapturapt altına çalışmak ne kadar ve nereye kadar olanaklıdır? Böylesi bir kanırtma kaçınılmaz bir "ani duruşa" yol açmaz mı?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim.
      Açar. Şimdiye kadar dışarıdan borç, swap, depo bularak geldik bakalım daha neler bulacağız.

      Sil
    2. Sayın Eğilmez trollere gösterdiğiniz sabıra hayranım. Profesyonel tecrübe böyle birşey işte.

      Sil
  22. Hocam ekonomide ipin ucu kaçmış,
    Zaten tutmak isteyen bir karar vericide yok ,
    Kur korumalıya giren şaşkın orası mayın tarlasına dönüştü kopuşlar başladı
    çıksa,
    Mevduat sahibi zararda ,
    Döviz baskılama ile stabil
    Borsa diken üstünde
    Br taraftan tasarruf yapılsın diye BES,e yönledirilenler,
    diğer taraftan pişman edilenler
    Bu keşmekeşten ne çıkar ?

    YanıtlaSil
  23. Hocam ekonomide wild card uygulamaların faydalarını nasıl görüyorsunuz?

    YanıtlaSil
  24. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil
  25. KPSS A grubu ve kurum sınavlarına sizin yazılarınızı okuyarak hazırlanıyorum, teşekkür ederim hocam.

    YanıtlaSil
  26. Dikkat buraya AKP'li ekonomi trolleri sızmış!!!
    Örtülü ödeneğin giderlerinin artmasına sebep oluyoruz 😔

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ekonominin akp su CHP si olur mu. Bu şekilde ekonomiden anlamadığımız, ortaya çıkıyor. Alinan kararlar eleştirilerin, size yeter. Cevap verme kabiliyetinin varsa cevap verirsiniz.

      Sil
    2. Önce yazmayı öğren.

      Sil
  27. Hocam enflasyon kaskatılaştımı?

    YanıtlaSil
  28. Mahfi hocam,
    Seçimlerde hükümetin değiştiğini varsayalım. Yeni gelecek hükümet(ittifak) de ilk günden "rasyonel" yapısal reformlara başladı diyelim.

    1- Ekonominin, eğitimin, adaletin vd. zincirleme önemli yapı taşlarının rayına oturması sizce ne kadar sürer?
    2- Bu süreçte bizi nasıl bir acı reçete bekler?
    3- bu acı reçete mevcut durumdan daha zorlayıcı olur mu?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İlk sorunuzun yanıtını verebilmek için hangi yapısal reformları hangi takvim içinde yapacaklarını görmemiz gerekir. İkinci ve üçüncü sorularınızın yanıtı evet bizi çok acı bir reçete bekliyor.

      Sil
    2. "İkinci ve üçüncü sorularınızın yanıtı evet bizi çok acı bir reçete bekliyor."

      Bu cümleyi yazan, söyleyen, ikaz eden sizin gibi nitelikli kişiler de "acı" çekecek mi? İntikamcı maksatla sormadığımı biliniz lütfen.

      Siz de Türkiye'de yaşadığınıza göre, işaret ettiğiniz "acı"ya siz de maruz kalacak mısınız Mahfi bey?

      Sil
    3. Elbette maruz kalacağız. Benim sizden ne gibi bir ayrıcalığım var ki? Ben de emeğiyle geçinen birisiyim. Kişinin nitelikli olup olmaması sonucu değiştirmiyor.

      Sil
    4. Niteliksiz ama "yetkili" kişilerin eblehçe ve son derece gereksiz davranışları sonucu ortaya çıkan sıkıntılara katlanmak nitelikli ama yetkisiz kişilere daha ağır geliyor, sanırım tek fark bu...

      Sil
  29. Hocam eski yazılarınızda maliyet enflasyonu ile faizleri düşürerek mücadele edileceğinden söz etmişsiniz. Dünya'da petrol fiyatlarının artması ve tedarik ve üretim zincirinin aksaması sebebiyle ben yaşanan enflasyonun maliyetten kaynaklandığını düşünmekle ve faiz düşürme politikasının o kadar da kötü olmadığına kanaat getirmekle fazla mı iyimser davranıyorum? Veya faiz arttıran ülkeler neden enflasyonu durduramıyor?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Eğer maliyet enflasyonu varsa ve bu maliyet kurdan değil de ücretlerdeki faizlerdeki artıştan kaynaklanıyorsa ve faiz de enflasyondan yüzde 5 - 10 değil de 20 - 30 yüksekse o zaman faizi indirerek mücadele edebilirsiniz. Ama bizdeki enflasyon asıl olarak TL'nin dış değer kaybı ve ithalatın pahalanmasından kaynaklanıyor. Bu durumda faizi düşürmek kurun daha da yükselmesine yol açar. Çünkü insanlar tasarruflarını yeterli faiz alıp koruyamadıkları sürece dövize kaçarlar ya da konut alırlar ya da mal alırlar. Ki bunların hepsi talep enflasyonunu yükseltir. Böyle bir durumda faizi düşürmek enflasyonu daha da azdırır. Bizde enflasyon % 19 iken TCMB faizi % 19 idi. Ve TCMB faizi indirmeye başladı. % 9'a kadar indirdi. Enflasyon düştü mü? Tam tersine % 85,5'a yükseldi.
      Öte yandan ABD merkez bankası faizi yükseltmeye başladı ve %9'a çıkan enflasyon 7'ye düştü, düşmeye devam edecek. Doğrusu faizi % 10'a çıkarıp hızlı bir düşüş sağlamaktı ama o zaman büyüme küçülmeye dönüşebileceği için ondan korktular.

      Sil
    2. Çok teşekkürler hocam.

      Sil
    3. Dünyada ki enflasyonla Türkiye'deki enflasyonu kıyaslamak gerçekten garip olmuş neredeyse (resmi rakamlara göre )3 haneli enflasyon var turkiyede adamlarda tek haneli farkındayız acaba bunun

      Sil
  30. mevduat faizleri ileride daha çok enflasyona yol açmaz mı? kredi çekenlerden mevduat sahibine bi aktarım oluyor sonuçta ve mevduat sahipleri kredi çekenlere (mesela fabrikatörler) göre daha temel ürünleri alıyor (süt vb.) olabilir

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Mevduat faizi % 20, kredi faizleri % 32, enflasyon % 85,5. Sizce hagisi hangisini daha fazla etkiler.

      Sil
  31. Hocam FİK in yeniden kurulması enflasyonla mücadelenin başladığı anlamına gelirmi?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ekonomi politikası yanlış kurgulandığı sürece hiçbir şey böyle bir mücadelenin başladığı anlamına gelmez.

      Sil
    2. bu fikin en sevdiğimiz yanı ismi, espri yapması kolay bi kısaltma.

      Sil
  32. TCMB'nin (hükümetin) bu yaklaşımı gizli (doğal akışta olması gereken) resesyonun bir süre daha gündemden uzak kalmasını sağlayabilir ancak özellikle seçimden sonra tüm ekonomiyi yeniden konumlandırmak gerekecektir. Bu noktada anlayamadığım yeniden konumlandırmanın nasıl gerçekleşeceği noktasıdır. Sadece politika faizinin çok sert bir şekilde artırılması bu yeniden konumlandırma için yeterli olacak mıdır?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hayır faizi artırmak asla yeterli değildir. Gereklidir ama yeterli değildir. Asıl olarak riskleri düşürmeye çalışmak gerekir.

      Sil
  33. sevgili hocam ; devletimiz bankalara %9 dan para veriyor vatandaş neden 23-25 den bankalara vadeli borç veriyor..kamu bankaları sınırsız %9 dan borç para alabıliyorken özel bankalar ne kadar alabiliyor şu anda ortalama bir bilgi var mı?.%9 ile alınan borcun vadesi genelde haftalık iken alınan kredilerin vadesi 1-2 yıl gibi olması verilen kredilerin faizlerinin %20 ve daha yukarı olmasını gerektirmez mi (karşılıklar-Menkul kıymet tesisi, enflasyon yüksekliği CDC pirim yüksekliği nedeniyle) KKM den ötürü döviz baskılanırken özel bankalar kara geçerken zarar totalde ülkemize yazmıyor mu? sizler konuları yakın takip eden kişilerden biri olarak bankaların kredi vermelerini sürekli değiştiren zorlayan sınırlandıran bir dönem biliyor musunuz? hocam sınav soruları gibi oldu kusura bakmayın sevgiler saygılar

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bazı düzeltmeler yaparak sorularınız yanıtlamaya çalışayım: (1) Devletimiz bankalar para vermiyor. TCMB, bankalara yüzde 9 faizle bir hafta vadeli borç veriyor. (2) TCMB'nin bankalara verdiği borç sınırsız değil. Bankaların toplam kaynakları içindeki payı yüzde 15'i aşmıyor. O nedenle bankalar mevduat toplamak zorunda. (3) Bankaların mevduatlarının ortalama vadesi 3 ay, kredilerinin ortalama vadesi ise 1,2 yıl. (4) Bankalar % 22 dolayında maliyetle topladıkları mevduatı % 32 faizle kredi olarak satınca inanılmaz kârlar elde etmiş görünüyorlar. Oysa enflasyon % 85,5. Bir bankanın 10 milyar TL sermaye ile kurulduğunu düşünün. Bir yılın sonunda o sermayenin değeri 1,5 milyar TL'ye düşüyor. İstediğiniz kadar kâr edin aslında sermayeden yemiş oluyorsunuz. (5) Hükümet bankalara sürekli baskı uyguluyor ve kredileri sınırlamaya, devlet tahvili satın almalarını sağlamaya çalışıyor.
      Gerçek durum budur. Bankalar yüksek kâr ediyor ama sermayeleri eriyor.

      Sil
    2. Peki hocam bankaların aldığı/almak zorunda kaldığı devlet tahvilleri enflasyona endeksli değil mi?Onları enflasyona karşı korumuyor mu?

      Sil
    3. Yüzde 11,5 faizli, enflasyona endeksli değil.

      Sil
    4. Hocam, bankaların intikamı korkunç olmaz mı?
      Papaz her gün pilav yemez bilirsiniz.

      Sil
  34. Mahfi hocam güzel yazınız için teşekkür ederim..

    YanıtlaSil
  35. Seçimden sonra,
    1.IMF GELECEK,
    2.FAİZLER ARTACAK,
    3.Vatandaşa şimdiden geçmiş olsun.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. IMF gelirse sadece faizler artmaz.

      Sil
    2. Faizi arttırsak da kızanlar oluyor, arttırmasak da kızanlar oluyor.

      Herkesi memnun edecek bir çözüm yok mu Mahfi bey? (Sihir beklemiyorum sizden, realistim.)

      Sil
    3. Öyle bir çözüm yok ne yazık ki.

      Sil
  36. Mahfi bey

    Dünya düzdür.

    Tamam mı?

    YanıtlaSil
  37. mevduat faizleri ödenecek kadar kredi çekilmezse ne olur? devlet hiç mevduat faizilerini öder mi?

    YanıtlaSil
  38. 80-90 yıldır öyle ettik olmadı şöyle ettik olmadı, bir de böyle deneyiverelim. bu da türk işi oluversin. acık sabredelim bakalım olmazsa bi başka model deneriz.. nasıl olsa malzeme elimizde..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aslında Atatürk devrimlerinden sonra hep aynı ettik ve bugüne geldik. Sürekli yalan yanlış denemeler yapıyoruz, hep gerçeklerden uzak bir hayal dünyası içindeyiz. Tek nedeni var: İktidarda bir dönem daha kalabilmek.

      Sil
    2. Kendime Sorular:

      Devletin eğitim politikaları gereğince yapılan yatırımlar çerçevesinde, ilkokuldan itibaren hobi amaçlı olarak başlayan, her ferdin eşit olarak faydalanabildiği ve eğitim hayatı boyunca sürdürülebilir şekilde desteklenen; havacılık, uzay bilimleri, mühendislik, sinema, tiyatro, haberleşme vd alanlarda eğitim alan Ruslar bu nedenle birçok alanda başarılı olmuş olabilir mi?
      Rusya’yı bir uçtan bir uca hobi amaçlı, telsiz haberleşme ağlarıyla bu sayede birbirine bağlamış olabilirler mi?

      Ukrayna’da üniversite mezunu olmayan köylü, çiftçi var mıdır?

      Hollanda 17 milyon nüfusu ve Marmara bölgesinin yarısı yüzölçümüyle , sadece geçtiğimiz 20 yılda uyguladığı dikey tarım politikası ile dünyanın 2. tarım ihracatçısı konumuna; lise düzeyinde branşlı tarım mühendisleri ile gelmiş olabilir mi?
      Eksiğim olabilir.

      Özetle; Sanırım en büyük kazanç, insana yatırım.
      Her ne kadar, kısa vadeli popülist politikalara uygun bir yatırım olmasa da, gerekli olan.

      Sil
  39. Değerleri yazılarınızı/yorumlarınızı soluksuz takip ediyoruz. Hiç bir zaman kesintiye uğramadan devam etmesi dileğiyle..

    YanıtlaSil
  40. Vergi müfettişlerinin özlük haklarının iyileştirilmesi ile kritik günler içerisindeyiz.Sn. bakanın bugünkü tweetlerinin üzerine eski bir meslek mensubumuz olarak siz de twitterda katkı sunmak ister misiniz Üstadım?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Twitterdan katkı sunmak işe yaramıyor arkadaşlar. Bunu daha önce denedik.

      Sil
    2. Bu sefer öncekilerden farklı üstad.çok yakınız.katkınız olabilirdi.yine de canınız sağolsun.

      Sil
  41. Hocam konsolidasyon bekliyormusunuz?

    YanıtlaSil
  42. banka mevduat faizlerini ödeyecek kadar para kazanmıyorsa ne olur?

    YanıtlaSil
  43. Sorunu kalıcı çözmek yerine popülist uygulamalar ile hükümet enflasyonu işsizliğe tercih etmiş görünüyor. Tabi ki bu durumun da sürdürülebilir bir yanı yok. Maliyetlerin hem hammade/ara madde hem de işçilik açısından sürekli artışı, ürünlerin fiyatlarında sürekli bir artış yaşanmasını kaçınılmaz kılıyor. Bununla birlikte üreticilerin de karaktersiz yaklaşımlarıyla gramajlardan çalma-maliyetlerinden fazlasını tüketiciye yansıtma (geçirme) gibi adımlarla da iyice fiyatlar genel seviyesinde artış yaşanıyor. Mevcut durum itibarıyla kişiler, bir ürünün 1 ay sonra daha pahalı olacağını varsayarak ihtiyacı olmasa da o ürünü satın alarak öne çekilmiş enflasyon yaratmasına sebep oluyor. Vatandaş 1.000.-TL'sini bankaya koysa ay sonu alacağı 10-11 lirayı tabi ki tercih etmeyerek yine ay başında 1.000.-TL ay sonunda muhtemelen 1.100.-TL olacak ürünü almak için parasını harcamayı tercih ediyor. Hepsini toplayınca tamamıyla bozulmuş/anlamsız bir ekonomi dengesi (dengesizliği) meydana geliyor. Hangi noktada patlayacak onu zaman gösterecek.

    YanıtlaSil
  44. Esasında faizi dolar kuruna endeksliyeceksin örneğin TL dolar bazında ne kadar değer kaybediyorsa faizi de o oranda arttıracaksın aynı dişli çarklar gibi ters orantılı çalışacak...o zmn göreyim ben enflasyonu azalıyor mu artıyor mu?...şey gibi oldu Osmanlı zamanında derlermiş yaa bunlardan ikisini sallıandıracaksın Sultan Ahmet'te bakın bakalım Bi daha yapıyorlar mı?)))

    YanıtlaSil
  45. Keşke her gün yazsanız…

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Her gün bizim milletin bir kısmının eline okusun diye yazı da versen düzelmezler.

      Önlenemez şeyler önlenemezler.

      Büyük bir güruh var, ve her güruh gibi hak ettiği değeri buluyor. Bizler de onları zamanında engeleyemediğimiz için beraber kaybediyoruz.

      Bugün bir kaç doktor daha dövmüşler. Hiç biri ceza bile almayacak, ifadeleri alınıp bırakılacaklar.

      Bizim yan apartmanda geçen ay, bi ev sahibi çıkmıyor diye kiracıyı sokakta dövdü. O da ifade verip çıktı.

      Yazsın hoca, her saat yazsın, her yazdığını da bu ayıların eline verelim ne değişecek?

      Sil
  46. İç piyasa artık açıklanan politika faizine tepki bile vermiyor,açıklanan fed tutanakları ise iç piyasa üstünde daha etkili ve tepkili bu durun bence hiç hoş değil hatta tam bir rezalet bile diyebilirim.

    YanıtlaSil
  47. Sevgili hocam,
    TCMB’nin faaliyetleri ve Bakanın acıklamaları yapılan ekonomik politikalar biz Keynesyen yaklaşıma doğru mu gidiyoruz ?
    Saygılarımla.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bunu dersek Keynesyen yaklaşıma ayıp etmiş oluruz.

      Sil
  48. Hocam, Kılıçdar sizi bypass etmiş, gitmiş alamanyalardan adam toplamış.
    Burda hazine müşteşarı siz varken niye taa alamanyalara gitti bu adam?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben, prensip olarak siyasal partilerin çalışmalarında yer almıyorum.

      Sil
  49. hocam özal dönemi yüksek enflasyon olma sebebi neydi? niçin bir şey yapılmadı?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bugünküyle aynı nedenle. Yani büyümeyi enflasyona tercih eden yaklaşım sonucu.

      Sil
    2. Hocam, Özal hiç sağdan soldan 4-5 milyar toplayabilir miydi?
      Bugün Türkiyenin itibarı para ediyor.
      Başkanın bir hareketi milyarlarca swap ve yatırım getiriyor.
      İnsanlar Türkiyede umut görüyor, akın akın ülkemize çalışmaya geliyor.
      Türkiye tarihinde hiç olmadığı kadar değerli durumda.
      İnşallah daha da artacak ülkemizin değeri.

      Sil
    3. Özal zamanındaki borçlanma bugünkünden fazlaydı. Yatırım gelmiyor. Gelen yatırım konut veya mal almak için geliyor bir şey üretmek veya teknoloji getirmek için değil. İkisini karıştırmamak lazım. Türkiye tarihinde hiç olmadığı kadar değerli olsaydı bütün endekslerde ileri giderdi oysa hepsinde geri gidiyor ve dünyanın en riskli üç ülkesinden biri konumunda bulunuyor. Hiçbir zaman bu kadar kötü bir konumda olmamıştı. Bir hareketle geliyor dediğiniz swap sadece rezervleri (o da brüt olanını) yüksek göstermeye yarayan başka bir şeye yaramayan geçici paralar.
      Konuları incelerken biraz analitik bakmaya çalılın. Size gösterilenler, anlatılanla yetinmeyin, araştırın.

      Sil
  50. hocam, mesela geçen hafta 5 milyar döviz bozulmuş. bunlar tcmbnin rezervine geri girmiyor mu? nereye gidiyor?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bir kısmı geliyor, bir kısmı yastık altına gidiyor.

      Sil
  51. peki özalın yaptıkları sizce doğru muydu? siz onun döneminde çalışmıştınız sanırım. ne farklıydı?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Doğruları var, yanlışları var. Türkiye, o dönemde bugünkünden daha itibarlıydı. Ama enflasyonla mücadele konusunda aynı başarısızlıklar söz konusuydu. O dönemi, bürokraside üst düzey görevde olduğum halde en çok eleştiren kişilerden birisi bendim ve mesela beni işten atmadı. Kızsa bile işi bildiğim için bana dokunmadı. Bu önemli. Şimdi bir bürokratın bırakın yapılanı eleştirmesini, gerçeği konuşması bile mümkün görünmüyor. En önemli fark budur bence.

      Sil
    2. Özalın dönemi diye isim koyarsak yanlış algı oluşur.

      Son dönem Atatürk ve 1950 öncesinde ilkokul ve ortaokul eğitimini alan insanların
      bürokraside görev aldıkları bir dönemdir. Bu insanlar siyasilere çok konularda direnmiştir.
      Mahfi Beye de işi bildiği için değil, Mahfi bey gibi yüzbinlerce kamu görevlisinin tepkilerinden korktuğu için kritik görevdeki çok insana dokunamazlardı.

      Mahfi beyin "... işi bildiğim için bana dokunmadı. Bu önemli." ifadesine katılamam.
      Bürokrasideki yetişmiş insanların getirdiği devlet geleneği engel olurdu.

      Demokrat partinin ilk yaptığı işlerdendir, Hasan Ali Yücel ve diğerlerinin ülkeye yerleştirmek istediği eğitim ve kültürü bitirmek. Köy Enstitüsü diye sol taraftan romantikleştirenlerin bile sulandırdığı, anlayamadığı bir kültür-eğitim birliği oluşturulmaya başlanmıştı.

      50 yıl öncesinin röportaj arşivlerinden gördüm. Bazı ilçelere yatılı ilkokul yapılmış, köylü kız çocukları yatılı okuyor. Köylüler okul kapısından sıra ile haftasonu için çocuklarını alıyor. Köylü, biz okuyamadık, çok geç yaşta okumayı söktüm, çocuklarımız erken yaşta okusun istiyoruz derken, çocuklar, öğretmenlerini sevdiklerini tek sorunlarının hafta içi aile özlemi olduğunu akıcı Türkçe ile anlatıyorlar. Aile ve çocuklar devlete güveniyor.

      İşte o çocuklar, kamu görevlerine geldiklerinde, Özal ve arkasındaki siyasi kadrolara Mahfi Eğilmez gibi bürokratları ezdirmedi. Özal da kimmiş? Öyle bir ortamda ister istemez Özal da efendi olmak zorundaydı.

      Bunu bilenler, o eğitimi hunharca bitirdiler, bürokrasiyi zamanla temizlediler. Şimdinin istifa edemeyen lümpen tiplerinin önünü açtılar.

      Sil
  52. kur sabit kalsa bile iç pazarda aşırı talepten talep enflasyonu oluşmuyor mu? şuanki enflasyonun sebebi beklentiler mi talep mi yoksa ikiside mi?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İkisi de ama asıl olarak kurun yükselmesinin yarattığı maliyet enflasyonu. Kur sabit kalsa bile insanlar enflasyonun yükseleceği beklentisinde olduğu için paradan kaçmak için ihtiyaçtan fazlasını almaya çalışıyor bu da talep enflasyonu yaratıyor. Talep ve maliyet enflasyonu birbirini etkileyerek geri besleme yapıyor.

      Sil
  53. Özal dünya bankasında çalışmıştı. Enflasyon hedeflemesi yapmak aklına gelmedi mi? Yapsaydı uzun vadede işsizlik bile daha iyi olmaz mıydı? enflasyon yüksek olunca yatırımlar yapılmıyor

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. O dönemde enfladyon hedeflemesi yöntemi yoktu.

      Sil
  54. Elinize kaleminize sağlık hocam.Dün büyüme ile ilgili yeni veri yayınlandı 0.1 küçülme açıklandı faizlerin bu seviyede olduğu harcamanın ve enflasyonun yüksek olduğu bir durumda bile küçülme görülmesi korkutucu değil mi.faiz argümanı işlemez hale geldi bundan sonraki süreçte nasıl adımlar atılmasını bekliyorsunuz asgariye zam vergi indirimi denenir mi?ikinci olarak da bankaların düşük faizden kredi vermesi tamamen kendi insiyatifinde mi buna bir müdahale gelmesini bekliyor musunuz? teşekkürler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hiçbir konuda tahmin yapamıyorum çünkü bu hükümet rasyonel tahmin yapmaya uygun rasyonel adımlar atmıyor.

      Sil
    2. Kim nasıl küçülme açıklayabildi?
      Hata olmuştur, neyse bi sonraki çeyrekte görevden alırlar,
      o arkadaşlar akıllanır biraz. Belki de Tüik teki kripto fütücülerdir.

      Sil
  55. Faiz yüksek diyen hükümet yüzde 9 faiz ile dolar borçlanıyor hemde 2 milyar dolar gibi bir para bu rakam için yüzde 9 dolar faizi ödeyen ülkeyi borçlandıran bir hükümet faiz yüksek sözleri anlamsız

    YanıtlaSil
  56. SAYIN HOCAM BÜTÜN EKSİLERE RAĞMEN İHRACATTA REKOR,BÜYÜMEDE YÜZDE 5 YAKALADIK.NERDE DOĞRUYU YAPTIK.ŞİMDİDEN TEŞEKKÜRLER.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İthalat yüzde 40 artarak rekor kırdığında yanlışı nerede arıyorsunuz?

      Sil
    2. SAYIN HOCAM BİR BİLENE SORAYIM DEDİM.AMACIM SADECE DOĞRUYU BULMAK.

      Sil
    3. Ben de bir şey demiyorum. İktidar ihracattaki artışı, muhalefet ithalattaki artışı anlatıyor. Yapılması gereken şey ihracatı artırırken ithalatı düşürmenin yolunu aramak. Kimse buna odaklanmıyor.

      Sil
  57. Türkiye'de parayla siyaset yapılıyor..daha doğrusu parası olan siyasete giriyor..artık Türkiye'de siyaset bir sektör halini almış...ismini veremeyeceğim bir üst düzey siyasetçi Genel Başkan Yardımcısı şöyle demişti: eskiden para ticaretten kazanılırdı.Şimdi ise para siyasetten kazanılır hale geldi...millet açmış,sokakta yatıyormuş,hergün binlerce kişi iş kazalarında ölüyormuş kimin umurunda!

    YanıtlaSil
  58. 1- Peki Özalın politikalarının kısa vadede istihdamı korumak ve biraz arttırmak dışında bir faydası oldumu? özal bunu bilmiyor muydu? uzun vadede hem istihdam hem büyüme için görece sıkı para politikası gerekli değil mi? (örnek şuanki brezilya meksika büyürken biz 2023 sonlarında küçüleceğiz.)
    2- reel faiz gelecek enflasyonun altına inince insanlar tüketime yöneleceği ve cari açığa baskı artacağı için mi döviz alıyor insanlar ve yabancılar çıkıyor? yoksa türkiye kronik cari açık verdiği için yabancılar zaten tlden ve türkiyeden uzaklaşacağı için diğer insanlarda buna göre mi hareket ediyor? anladığım kadarıyla gelişmekte olan ülkelerde geçmiş enflasyona endeksli bakmak reel faizde daha karlı ve herkes böyle bakıyor, risk primi de var tabiki

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Özal döneminde işsizlik yüzde 8 dolayındaydı yani bugünkünden düşüktü. İhracat 2,5 milyar dolardan 15 milyar dolara çıkmıştı, büyüme ortalama yüzde 4,5 dolayındaydı. Enflasyon ortalaması yüzde 60 dolayındaydı. Sıkı para politikası enflasyonu düşürür ama büyümeyi de düşürür. Büyümeyi düşürmemesi için beklentilerin iyileşmesi gerekli. Reel faiz enflasyonun altına düşünce insanlar enflasyon karşısında satın alma güçlerini kaybetmemek, ana parayı korumak için döviz alıyorlar. Yabancılar da getirdikleri parayı koruyamayacaklarını düşündüğü için çıkıyor.

      Sil
    2. Hocam akp oncesi asgari ücretin 120-80 dolar bandında gezmesi işsizliği azaltmış ve işveren maliyetini düşürmemiş midir? AKP'nin işsizlik konusundaki başarısızlığı asgari ücrette 2002 sonrası yaptığı büyük artışlar değil midir

      Sil
  59. Hocam,
    Merkez Bankası Kanunu’nu iyi bildiğinizi düşünerek ve sadece anlamak üç teknik soru sormak isterim:

    • Kur korumalı mevduatın(uygulandığı şekliyle) MB Kanunu’na aykırı bir yapısı var mıdır?

    • MB Başkanı TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda yaptığı sunumda,milletvekillerinin kur korumalı mevduatın maliyetiyle ilgili sorularına,kanunu gerekçe göstererek yanıt vermek istemiyor.Kanunda bu açıklamayı yapmaya engel bir madde var mıdır?Varsa hangisi?

    • Eğer MB kendi kanununa aykırı bir faaliyette bulunuyorsa,buna karşı harekete geçmesi gereken yasama mıdır,yargı mıdır?Eğer yargı ise hangi mahkemenin görev alanındadır?

    Saygılarımla,

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Var çünkü MB'nin görevi bankalara bir anlamda görev zararı ödemesi şeklinde verilen bu farkları ödemek değil.
      KVKK'da kişisel verilerin gizliliğiyle ilgili madde var. Ona dayanarak bu bilgileri paylaşmadılar.
      MB, yasalara aykırı davranışlarda bulunursa harekete geçmesi gereken yer hangi yasaya ve ne şekilde aykırı davranışta bulunulduğuna göre değişir. Eğer konu ekonomi politikasıyla ilgili bir aykırılıksa TBMM'nin harekete geçmesi gerekir. Konu cezai bir nitelik taşıyorsa yargının harekete geçmesi gerekir.

      Sil
  60. Hocam ben devlet Üniversitesitende bankacılık araştırma topluluğu yönetim kurulundayım. ve haftalık sosyal medya paylaşımı bana geldiğinde politika faizinin neden piyasa faizini düşürmediği hakkında gönderi paylaşmak istedim topluluk sayfasında ama ilk başta topluluk sorumlsu hocam izin vermedi. 3 gündür içim içimi yiyor :(

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Düşünce ve ifade özgürlüğünün kısıtlanması dediğimiz şey ne yazık ki tam da budur işte. Yazık. Düşünceden korkmaya başladığınızda yaşam bir korkular karabasanına dönüşür.

      Sil
  61. Emeğinize sağlık sayın hocam. Literatür öğretide faizlerle yatırım ın negatif ilişkisi olduğu anlatılır. Faizler yüksek olursa paranın fırsat maliyeti artacağından tasarruf yerine yatırıma yönelir fakat sizin de dediğiniz gibi faizin tasarrufu özendirici yanı olup oluşan tasarrufun da yatırıma dönüşmesi beklenir. Bu iki durum çelişkili midir?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet faizler ne kadar düşükse yatırım iştahı o kadar yüksektir. Bu bir çelişki değil. Yatırımdan elde edilecek getiri faizden yüksekse yatırım talebi artar. Ne var ki reel faiz eğer enflasyonun altındaysa o zaman da yatırıma kaynaklık yapan tasarruflar düşer. Düşük faiz yüksek yatırım talebi düşük tasarruf demektir ve bu bir çelişkidir tabii. Bu tür çelişkilerin çözümü beklentilerin iyileştirilmesiyle sağlanır.

      Sil
    2. ADSIZ aslında faizler düşmüş oldu. %19 enflasyon varken %30 ile kredi çekerken şimdi %120 enflasyonda %30 kredi çekiyorsun bu bankaların tabiri caizse kazık yemesi demektir.

      Sil
  62. Faik Öztrak Bey’i duymaya bu kadar susayacağım hiç aklıma gelmezdi.
    Bilmem size de aynı şey oldu mu Hocam?:))

    YanıtlaSil
  63. Hocam merhaba enflasyonun baz etkisi sebebiyle gittikçe düşeceği söyleniyor. Sizin bu konu hakkındaki düşüncelerinizi içeren bir yazı paylaşabilir misiniz?

    YanıtlaSil
  64. “Oysa faizi doğru belirleyip, ekonomiyi raydan çıkaran asıl mesele olan riskleri azaltmakla uğraşılsa bunların hiçbirini yapmaya ve ilave maliyetler yaratmaya gerek kalmayacak.”
    O Zaman da seçimi kazanamayacak !!!

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet bizim gibi ülkelerde asıl seçim zaten seçimi kazanmak mı yoksa ülkeye hizmet etmek mi çelişkisi üzerine kurulu.

      Sil
  65. Fevkalade bir yazı olmuş hocam. Emeğinize sağlık.

    YanıtlaSil
  66. Sayın Hocam,ben de herkes gibi ekonomiyi cebimden bilirim.
    Sonuçta faturası bize kesilen "ekonomi mucizesi"
    Son 2 yılda gelirimi %100 artırıp alım gücümü %50 düşürerek bizi gerçekten "yem" yaptı.

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Lozan Antlaşması 2023'de Bitecek, Biz de Madenlerimizi Çıkarabileceğiz!

Doların Geleceği

Ukrayna Savaşının Ekonomik Etkileri: Güncel Değerlendirme