Hedefler, Tahminler ve Çelişkiler
Merkez bankacılığında en tehlikeli şey yüksek enflasyon değildir. En tehlikeli şey belirsizliktir. Çünkü enflasyonla mücadele, sadece faizle değil, beklentilerle yapılır.
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası
(TCMB), kanunu gereği fiyat istikrarını sağlamakla yükümlü. Bu amaçla,
dünyadaki birçok merkez bankası gibi enflasyon hedeflemesi rejimi uyguluyor.
Sistem basit: Hükümetle birlikte bir enflasyon hedefi belirleniyor ve para
politikası araçları bu hedefe ulaşmak için kullanılıyor.
Uzun süredir ilan edilen resmi hedef
yüzde 5. Teoride mesele net: Tek hedef, tek çıpa. Ancak uygulamada tablo o
kadar sade değil.
Bir süredir yüzde 5’lik oran
yıllık hedef olmaktan çıkmış, orta–uzun vadeli hedef gibi sunulmaya başlanmış
durumda. Buna ilişkin açık bir politika değişikliği ilan edilmiş değil, fakat
uygulama fiilen bu yönde.
Bunun yanında bir de tahmin aralıkları
açıklanıyor. Örneğin yılsonu enflasyonu için yüzde 15–21 arası bir bant
veriliyor. Bu bant açıklanırken ayrıca bir “ara hedef” ortaya çıkıyor. Mesela
2026 sonu için ara hedef yüzde 16. Bu oran Orta Vadeli Program’da (OVP) yer
alan tahminle aynı.
2026 yılı ilk Enflasyon Raporu
açıklanmadan önce 2026 yılsonu için tahmin aralığı yüzde 13–19 iken, bunun orta
noktası olan yüzde 16 ara hedef olarak sunulmuştu. Yeni durumda tahmin aralığı
yüzde 15–21’e yükselmiş durumda. Bu aralığın orta noktası yüzde 18 olsa da
hedef yüzde 16 olarak bırakılmış durumda. Her ne kadar TCMB yüzde 16’yı
değiştirmeye gerek duymadığını, tahmin aralığını değiştirmekle yetindiğini
söylese de işin gerçeği OVP’de yer alan tahminin değişmemiş olması. OVP’deki
tahmin değişmediği sürece TCMB’nin ara hedefi yukarı çekme şansı yok. Bu durum
teknik olmaktan çok kurumsal bir soruna işaret ediyor: Para politikası
iletişiminin bağımsızlığı ve tutarlılığı.
Enflasyon hedeflemesi bir çıpa
rejimidir. Çıpa, beklentileri sabitler. Beklentiler sabitlenirse fiyatlama
davranışı da istikrara kavuşur. Birden fazla referans oran söz konusu olduğunda
hangi çıpanın esas alınacağı belirsizleşir: Piyasalar yüzde 16’lık enflasyon hedefini
mi yoksa yüzde 21’lik üst tahmin düzeyini mi esas alacak? Burada açık bir
kararsızlık/belirsizlik hali söz konusu oluyor. Belirsizlik arttıkça risk primi
yükselir. Risk primi yükseldikçe borçlanma maliyetleri artar. Bu durum yalnızca
teknik bir iletişim sorunu değildir, doğrudan ekonomik maliyet üretir.
Geldiğimiz aşamada karşımıza yanıtlanması
gereken sorular çıkıyor: (1) Yüzde 5 ve yüzde 16 gerçekçi hedefler mi? (2)
Yüzde 16 gerçekçi bir hedefse yüzde 21 ne anlama geliyor? (3) Aynı kurumun hem
hedef koyup hem tahmin yapması anlamlı mı?
Para politikasının etkinliği,
araçların sertliğinden çok hedefin inandırıcılığına bağlıdır. Hedef net olmalı,
gerçekçi olmalı ve diğer açıklamalarla çelişmemelidir. Piyasa meseleye bakarken
TCMB’nin kendi referans seti içinde net ve tutarlı olup olmadığını dikkate alır.
Eğer TCMB kendi referans seti içinde net ve tutarlı değilse, piyasaların
enflasyonun düşeceğine inanmasını beklemek iyimserlik olur.
Merkez bankacılığında güven,
faizden daha güçlü bir araçtır. O zedelenirse, hiçbir oran yeterince yüksek
olmaz.
Hocam ABD'de de FED'in yıllardır %2 hedefi hiç değişmedi. COVID sonrası enflasyonun yükseldiği dönemde bile hedefi %2 olarak tuttular. Bizim merkez bankasının %5 hedefi uzun dönem bir hedef yani bir tür temenni olabilir mi?
YanıtlaSilHocam mb piyasalara yatıtrımcı iyimserliğini yansıtıyor.
YanıtlaSilÖzel sektörde bir firma müşterisine bu şekilde geniş aralıklarla satış, ürün, hizmet sunumu yapsa hiç hoş olmayacak sözcüklerle uğurlanır.
YanıtlaSilAma ne yazık ki tüm Türkiye bu sunumları enflasyon raporu ve sunumu adı altında dinliyor, piyasamız buna göre yol bulmaya çalışıyor.
Yıldık ama elden bu kadarı geliyor.