28 Ocak 2012 Cumartesi

Cadı Avı

Avrupa uygarlığının en karanlık dönemini oluşturan ortaçağda uzunca bir süre cadı avı adı altında yaşanan bir deli saçmalığı var.

Avrupa’da cadı avcılığı çılgınlığının belki de en az yaşandığı ülke İngiltere. Çünkü İngiltere tarihsel olarak hukuka en fazla bağlı olan Avrupa ülkesi. Buna karşın İngiltere’de bir hukukçu ortaya çıkıyor ve cadı avcılığının lideri oluyor. Adı Matthew Hopkins. Hopkins, bir süre avukatlık yaptıktan sonra daha fazla kazanç getirecek şeyler aramaya girişiyor. O dönemde sefaletin kol gezdiği taşra İngiltere’sinde toplumun yaşadığı sıkıntıları ve eziyetleri mal edecek günah keçileri arandığını kısa sürede keşfediyor ve bunun yolunun kıta Avrupa’sında çığ gibi yayılan cadılık olayının kaşınmasında yattığını anlıyor.

Hopkins, bir suçlamadan yola çıkarak bir cadılık davası açıyor. Bu davayı kazanınca şöhreti hızla yayılıyor. Bir süre sonra kendisini Baş Cadı Avcısı (Witch-finder General) ilan ediyor. Ondan sonra cadı avı inanılmaz bir hızla gelişiyor. Cadılığından kuşkulanılan insanlar Hopkins’e muayene ettiriliyor. Muayenede kişinin vücudunda cadılık belirtileri, yani şeytanın izleri aranıyor. Bunlar arasında benler, siğiller gibi şeyler var. Vücuda iğne batırıldığında kan çıkmaması da şeytanla işbirliğinin bir belirtisi sayılıyor. Cadılığını itiraf etmeyenlere işkenceler uygulanıyor. Bunların en etkilisi sanığın günlerce uykusuz bırakılması. Bunu sağlamak için sanık sürekli koşturuluyor, yürütülüyor. Günlerce süren uykusuzluk ve yorgunluk sonucu sanık halüsinasyonlar görmeye başlıyor ve aklını yitirme noktasına gelince biraz olsun uyuyabilmek için çaresizlikten cadılık yaptığını kabul etmeye zorlanıyor. Bu zorlanmayla cadılık yaptığını kabul edince de idam ediliyor.

Baş Cadı Avcısı Matthew Hopkins’in cadılık suçlamasıyla en az 100 kişiyi astırdığı sanılıyor. Cadılıkla suçlananların çoğu özürlü kadınlar. Ortaçağ Avrupasında cadı idamlarında rekor Almanya’da. Tam 25,000 kişi idam edilmiş bu saçma sapan suçlamalarla.

Avrupa, yaşadığı bu inanılması güç hukuk katliamı ve işkence faciasından zaman içinde hukuk normlarını geliştirerek kurtulmuş. Suç ve ceza ilişkisinin kurulması, modern mahkemelerin oluşturulması, günah keçilerine işkence uygulayarak suçlu yaratmanın yerini almış.

Modern zamanlarda yargısız infaz ve yargılamadan tutuklama, ortaçağdaki işkencenin yerini almış görünüyor. Bizimle aynı düşüncede olmadığı için suçlayıp tutukladığımız veya suçlayıp çamura batırdığımız insan sayısı her geçen gün ortaçağ Avrupa’sında işkence edilen cadı sayısına yaklaşıyor.

(Not: Bu yazı 27.01.2002 tarihinde Radikal Gazetesi’nde yayımlanan aynı başlıklı yazımın yenilenmiş halidir. Yararlanılan kaynak: Haydar Akın, “Ortaçağ Avrupasında Cadılar ve Cadı Avı” Dost Yayınları, 2001.)

6 yorum:

  1. Artık Ekonomimiz'de de cadı avı başladı. Cadıları temizleyelim, ekonomimiz doğru yola girsin!

    YanıtlaSil
  2. Halk iradesiyle başa gelmiş yönetimlerin dayanağı; o seçim döneminde halkın süzgecinden geçerek aldıkları onay iken, evrensel hukuk normları; çağların tecrübesi ve trajedilerinin imbiğinden süzülmüş distile edilmiş normlardır..Bu sebepten bir iktidarın yasa ve özellikle anayasa hazırlarken "Biz halkın iradesini temsil ediyoruz" önermesi; tehlikeli biçimde eksik bir önermedir..Dönemsel kollektif uzlaşıların niteliği ve niceliği tüm insanlığın ortak geçmişinden gelen birikimlerle kıyaslanamaz bile..Diii mi yaw:)

    YanıtlaSil
  3. siyaseti bir kenara bırakırsak...

    ekonomimizde cadı yok sanırım, cadı avı başlatmak için somut bir varlığa, kişiye suçlamada bulunmak günah keçisi diye teşhir etmek lazım da bizde faiz lobisi,ekonomik temeli olmayan spekülasyon yapanlar gibi tanımlamalar var. bunlar da amaçları meşru göstermek için öne sürülen bahanelerden öte şeyler değil. cadıdan ziyade hayalet tanımı daha uygun. bu durumda hayalet avcılar diye de yeni bir tanımlama ekleyebiliriz :)

    YanıtlaSil
  4. İktisatçılar, tahminleri ve faiz lobisi
    http://kerimkarakaya.blogspot.com/2012/01/iktisatclar-tahminleri-ve-faiz-lobisi-i.html

    YanıtlaSil
  5. İktisatçıların geleceğe ilişkin tahmin yapması tartışmalı bir konu. Ne var ki bu tahminleri yapmaları talep edildiği için kaçamıyorlar. Ben model kullanmaksızın tahmin yapılmaması gerektiği görüşündeyim. Çünkü model kullanmadan, varsayımlar ortaya koymadan tahmin yapılmasının falcılılıktan farkı yok.

    YanıtlaSil
  6. Rahmetli babanızın HİÇ konusundaki tavrı ve bunu simgeleyen hat yazısını duvarına asması çok anlamlı.ALLAH gani gani rahmet eylesin.Üstadım gerçekten doğarkende bir hiçtik ölürkende bir hiç olacağız önemli olan doğru iz bırakabilmek,helalleşebilmek geçmişimizle.SAYGILARIMLA....

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...