2011 yılı yükselen piyasa ekonomileri açısından olağan bir yıl olarak tarihte
yerini alacak. Çin, yine rekor büyüme ve ihracat gerçekleştirdi. Çin’le
birlikte durumu iyiye giden iki ülke Brezilya ve Hindistan’dı. Yükselen piyasa
ekonomileri 2011’de parlak bir görünüm çizmeye ve gelecek için umut vermeye
devam ettiler. Gelişmiş dünyada yaşanan bütün olumsuzluklara karşın bu
ekonomiler olumlu bir görünüm sergilemeyi başardılar.
Türkiye beklentilerin aksine 2011 yılında da hızlı büyüdü. İlk 9
ayda yüzde 9,6 büyüme söz konusu. Yıllık ortalama ise yüzde 8 - 9 arasında
bekleniyor. 2010 yılı Ekim ayında açıklanan OVP’de 2011 yılı için yapılan büyüme
tahmini yüzde 4,5 idi. OVP’de Cari açık yüzde
5,4 tahmin edilmişti. Yüzde 10 dolayında gerçekleşecek. OVP’de enflasyon yüzde 5,3 tahmin edilmişti,
yüzde 10,5 olarak gerçekleşti.
Maliye politikası son derecede sıkı bir duruş sergiledi. Yılın 11
ayında bütçe 500 milyon TL’ye yakın fazla verdi. Para politikası faiz dışındaki politika araçlarını tercih ettiyse
de Hazine kâğıtlarının ikinci eldeki faizinin yüzde 11’lere, mevduat
faizlerinin yüzde 12’lere çıkmasını engelleyemedi. Para politikası uygulaması,
temel uygulama alanı olarak belirlediği enflasyon denetimi alanında hedeften
yüzde 100 oranında sapmayla sonuçlandı.
Yıla 1,55 parite ile başlayan Dolar kuru yılı 1,89, yıla 2,47
pariteyle başlayan Euro kuru yılı
2,47 ile tamamladı. Dolar + Euro sepeti
yılbaşında 1,81 iken yılsonunda 2,18 oldu. Yani TL, kur sepetine karşı yüzde 20
değer kaybetti.
Yılbaşında varili 89 dolar olan
Amerikan light petrolü yılı 99 dolar/varil
fiyatıyla tamamladı yani yaklaşık yüzde 11 pahalılanmış oldu.
Yıla 66.005 düzeyiyle başlayan İMKB 100 endeksi yılı 51.266 düzeyiyle tamamlayarak
yatırımcısına yüzde 22 dolayında kaybettirdi.
En çok
kazandıran yatırım aracı altın oldu. Altın Türkiye’de, bir yandan altının uluslar
arası fiyatından bir yandan da dolardan etkilendiği için, yüzde 34 kazandırdı. Ne
var ki fiyatın yükseldiği yerde altın alanlar kaybettiler.
2012 yılına gelişmiş dünya tedirginliğin ağır bastığı
umutlarla, gelişmekte olan ekonomiler ise gelişmişleri gözleyerek girdi. Dünya ile
karşılaştırıldığında iyi bir yıl geçiren Türkiye bu avantajını kullanarak yapısal
reformlara girişmek yerine bunları bir kez daha erteleyerek yeni yıla adım
attı.
Mahfi Bey:
YanıtlaSilYazının son cümlesi, en vurucu cümle. Daha ne kadar bekleyeceğiz acaba? Reformlar, yeni anayasa kadar önemli bir konu. Ekonomiyi dış gelişmelerin güdümüne bırakmış bir görünüm sergiliyoruz.
Saygılarımla,
Arda Tunca
Merhabalar;
YanıtlaSilEkonomik anlamda 2011 yılı başarılı geçse de bir diğer başarısızlığımız bunu sürdürecek yumuşak karınlardan veya güzelin sivilcelerinden kurtulamadık. Tarım, sanayi ve hizmetler sektöründe en acıklı durum sanırım tarımsal kalkınmada. Ve bence sanayi de çarklar ekonominin genel gidişatına sürtünmeye başladı.
2012 zor ve sıkıntılı geçecek.
İyi bir yıl dileğiyle;
Hakan UZUN
Üstad,
YanıtlaSilSizde BRIÇ ülkelerinin, gelişmiş ülkelerden ayrışma olasılığı konusundaki tartışmalara 2011 yılındaki bazı yazılarınızda değinmiştiniz. Geçtiğimiz yıl, sanki bu öngörüleri destekleyen kayda değer sonuçlar verdi diye düşünüyorum. 2012 de bu görünüm devam edermi ? Metal imalat sanayine hizmet veren birisi olarak en fazla merak ettiğim konu bu.
2012 yılının sağlık ve keyif getirmesi dileği ile.
Cafer Demir