10 Mayıs 2012 Perşembe

Hazine Nakit Açığı Büyüyor


Hazine nakit dengesi, bütçe nakit dengesinden farklıdır. Bütçe nakit dengesi merkezi bütçenin nakit dengesini ifade ettiği halde Hazine nakit dengesi merkezi bütçenin bir parçası olan genel bütçenin nakit olarak tahsil edilmiş gelirleri ve özelleştirme fon gelirlerinin toplamıyla nakit olarak ödenmiş giderleri arasındaki farkı ifade eder.
Hazine Nakit Dengesi = Nakit Gelirler + Özelleştirme ve Fon Gelirleri – Nakit Giderler

Nisan 2012 itibariyle elimizdeki sonuçlara göre bunları sayılara dökelim:
Hazine Nakit Dengesi = (99.080 + 1.169) – 113.030 = - 12,8

Buna göre 2012 Nisan ayın Hazine nakit dengesi 12,8 milyar TL açık verdi. Aynı dönemde Hazine’nin yine nakit olarak sağladığı faiz dışı fazla 7,5 milyar TL’dir. Açığı finansmanı şöyle bir denklemle gösterilebilir:
Hazine Nakit Açığı = Hazine Nakit Finansmanı

Hazine Nakit Finansmanı = Net İç Borçlanma + Net Dış Borçlanma + Özelleştirme Gelirleri + TMSF’den Aktarılan Gelirler + Devirli ve Garantili Borçlardan Geri Dönüşler + Kasa Banka Kullanımı – Kur Farkları

(Bu denklemdeki net ifadeleri geri ödemeler düşüldükten sonra kalan girişleri göstermektedir. Örneğin dönem içinde 15 milyar TL iç borçlanma yapılmış buna karşılık 16 milyar TL iç borç geri ödemesi yapılmışsa bunun sonucu denkleme – 1 milyar TL net iç borçlanma olarak yansımaktadır.)  
Nisan 2012 itibariyle eldeki verileri yerlerine koyalım   
Hazine Nakit Finansmanı = 5,7 + 1,9 + 0 + 0,3 + 0,3 + 5,1 – 0,5 = 12,8

Buna göre Nisan 2012 itibariyle 12,8 milyar TL açık veren Hazine nakit dengesi ağırlıklı olarak borçlanma ve faiz dışı fazlanın da yer aldığı kasa ve bankada mevcut paranın kullanımıyla finanse edilmiştir. Bu dönemde özelleştirme geliri doğmamış, TMSF katkısı ve devirli ve garantili borç dönüşleri de sınırlı kalmıştır.

Aşağıdaki tablo 2005 ile 2012 (Mayıs) arasında yıllık olarak gerçekleşen Hazine nakit açıklarını ortaya koymaktadır.

Milyar TL
2005
2006
2007
2008
2009
2010
2011
2012/4
Nakit Gelirler
131,4
166,9
183,2
203,4
210,5
247,1
291,4
100,2
Nakit Giderler
142,8
171,2
195,9
219,6
259,7
282,1
306,6
113,0
Nakit Açığı
-11,4
-4,3
-12,7
-16,2
-49,2
-35,0
-15,2
-12,8

Tabloya dikkat edilecek olursa Hazinenin en yüksek nakit açığı verdiği dönemler küresel krizin bizi en çok etkilediği 2009 ve 2010 yılları olmuştur. Bu yılın ilk 4 ayında geçen yılın tamamında oluşan nakit açığına yakın bir açık oluşması dikkat çekicidir. Bunun temel nedenleri arasında yavaşlayan büyümenin yarattığı talep daralması ve gelir düşüşü ile daralan ithalat nedeniyle ortaya çıkan ithalat vergileri tahsilâtındaki düşüş yer almaktadır.

(Not: Özelleştirme gelirlerinin hem nakit gelirler hem de nakit finansman arasında gösterilmesi iki farklı kaynaktan gelen paralarla ilgilidir. Çift sayma söz konusu değildir.)

22 yorum:

  1. Hocam, ağzınıza, kaleminize, emeğinize sağlık uygulamalı ders niteliğinde süper bir yazı olmuş.

    YanıtlaSil
  2. Demek ki bu maliye işleri de aslında ilginç olabiliyormuş, harika üslubunuzu hayranlıkla takip ediyorum Hocam saygılarımla

    YanıtlaSil
  3. neden çok fazla özelleştirme olduğunu gayet güzel bir şekilde rakamlarla açıklamışsınız hocam.
    fakat özelleştirme demek gelecek dönemin parasını şimdiden elde etmek değil midir?
    mesela 49 yıllığına satışı yapılan bir kurumun özelleştirilmesi, devletin hesabına göre 49 yıllık ciro için istediği paradır.
    sürekli özelleştirme yapılan türkiye'de özelleştirmenin, sıcak paradan sonra esas bir finansman kaynağı olduğunu söyleyebilir miyiz?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu tür gelirler geçicidir. Eğer yapısal reformları yapabileceksek bunları kullanmak akıllıcadır. Ama yapısal reformları yapamayacaksak bunun da bir sonu vardır.

      Sil
  4. Gerçekten süper bir yazı olmuş hocam. Teşekkürler

    YanıtlaSil
  5. Mahfi Bey(Hocam), yorumlarla birlikte benim için ders niteliğinde harika yazılar.Saygılar.

    YanıtlaSil
  6. Hocam yaz aylarını (turizm sektörünü)dikkate alırsak. Yılın son çeyreğine başlarken bu açığın daha aşağılara ineceğini söylemek mümkün olabilir mi?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Turizm gelirleri cari açığı etkiler, bütçe ve Hazine nakit açığı üzerinde pek bir etkisi olmaz. Ama ikinci yarıda büyüme hızlanırsa bu açık düşer çünkü KDV ve ÖTV tahsilatı artar.

      Sil
    2. tesekkur ederim, aydınlattığınız içi...

      Sil
  7. Özelleştirme kaleminden gelecek dönemde de katkı sınırlı düzeyde olacak gibi. Malum büyük Kit'ler özelleştirilmiş durumda ve/veya kalan kısmi bölümleri de eskisi kadar büyük montanlı değil. Bütçede bir defalık gelir kalemi kavramını son yıllarda sık duyar olduk, bu da kaynakların kıt olduğu bir bilim dalı için sona gelinen bir kavramı açıklar. Bireyler için günü kurtarmak deyiminin karşılığı devlet yönetiminde mali yılı kurtarmak olabiliyor.
    Sanırım bu yılın ilgili kalemi 2B arazileri olacak. Sonrasında ise bence bu süreç ülkemiz için inşaat sektörü üzerine inşa edilmiş bir orta vadeli plana dönüşecek. Ki bu durumun adımları her gün atılıyor değişik isimli büyük projeler ile. Sonuçta bu sektör yüzlerce alt sektörü harekete geçirdiği için dinamik bir büyüme yaratıyor. İyimser senaryoda belirttiğiniz gibi yapısal sorunlar giderilmiş ise yumuşak iniş sonrası sürdürebilir büyüme sağlanacak ve artan tüketim ile bütçe ve hazine dengesi artacak vergi gelirleri ile finanse edilecek. Bu prosesin devamında bankacılık sektörünün şu aşamada global bankalara görece çok düşük kaldığı konut kredileri de işin finansal kaynak bacağı olacak. Şu aşamada bizim bankalarımızda global bankalara göre bu kredilerin oranı düşük olduğu için(Artı olarak bu kredilerin securitize edilmiş riskli varlıkları da) koruma altında kaldığımız durum yıllara paralel bozulma gösterecek. Mevcut durumda İspanyol bankalarının konut kredileri kaynaklı yaşadıkları sorun gibi. Küresel kriz döngüsü o dönemde yeni bir kriz yaratacaksa (ki kesinlikle yaşanacak) işte asıl test ülkemiz ekonomisini o dönemde bekliyor olacak. Hazine nakit açığından geldik yine krize ancak iyimser ve kötümser senaryolar arası tek ve en önemli değişkeni ise şu aşamada yapılması gereken yapısal reform ve adımlar oluşturuyor. Kötümser senaryo çünkü Avrupa'nın bugünü, aşırı kemer sıkıldığında düşük büyüme hızı ile asla ödenemeyecek borçlar ya da kemer sıkılmayıp da bütçede tasarruf yaşanmazsa da yine sürdürülemeyecek ikincil durumun ortaya çıkması. Ekonomi yönetiminin dengeyi bulabilecek adımları atmasını dilerim ki bu şekilde iki olumsuz dengesizlikten kurtulalım bütçede ve cari dengede..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok doğru ve güzel bir analiz. Çok zaman kaybettik.

      Sil
  8. Hocam anlayisiniza siginarak kasa banka kullaniminin ne oldugunu sorabilir miyim??

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merkez Bankasında mevcut paralardan yapılan kullanımlar.

      Sil
    2. Tesekkurler , bu tutarin ikinci buyuk kalem olmasinin bir anlami var mi?

      Sil
  9. Hocam emeğinize ve bilginize sağlık Teşekür ederim.

    YanıtlaSil
  10. hocam toplumu bilğilenmirseniz çok iyi olmaktadır.hükümet iç borç yerine dışadan borş alsa daha iyi olmazmı.nasıl olsa borçlanıyoruz çıkışımız yok.zaten iç borç verenlerde parayı dışardan getiriyormuş okuduklarımıza göre.şu anda içerdeki faizle dışardaki faizi karşılaştırmalı olarak borçlanma öncelikleri adı altında bir makale yazarsanız memnun olurum bizleri bilğilendirmiş olursunuz.sevgilerimle esen kalın.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İç borç faizi kabaca % 9. Dolarla borçlanmanın maliyeti dolar cinsinden yüzde 5 - 6 arasında. Yani TL ile bakarsak o da aynı yere geliyor. Tek mesele iç borçlanmanın vadesi bir iki yıl iken dış borçlanmanın vadesi 5 - 10 yıl. Enflasyon ve faiz yüksekken kısa vadeli mi borçlanmak iyidir uzun vadeli mi? Dolayısıyla en iyisi fazla borçlanmadan yürüyen bir mai yapı kurmak en iyisidir.
      Gerektiğinde iç borcu para basıp enflasyon yaratarak ödemek mümkündür ama dış borç için döviz basma imkanı yok.

      Sil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...