21 Ağustos 2012 Salı

Para Politikası Niçin Maliye Politikasına Tercih Ediliyor?



Para politikası denildiğinde üç temel alt politika anlaşılır: (1) Merkez Bankası’nın bankalarla para alış verişinde uyguladığı faizleri değiştirerek piyasa faizlerini etkilemesi. (2) Açık piyasa işlemleri (APİ) yoluyla bankalardan tahvil almak veya onlara tahvil satmak suretiyle piyasadaki para miktarını (likiditeyi) ayarlaması. (3) Bankaları topladığı mevduattan alacağı payı (mevduat zorunlu karşılıkları) artırıp azaltarak açılabilecek kredi miktarını ve maliyetini etkilemesi. Merkez Bankası’nın TL’nin dış değerini ayarlamaya yönelik olarak bir müdahalesi söz konusuysa bunlara ek olarak bir de kur politikasından söz edilebilir.

Maliye politikası denildiğinde dört temel alt politika anlaşılır: (1) Duruma göre ekonomiyi canlandırmak veya soğutmak için daha az ya da çok vergi almaya yönelik vergi politikası. (2) Aynı amaca yönelik olarak artırılan ya da azaltılan harcamaları kapsayan kamu harcama politikası. (3) Ekonomideki likiditeyi çekmeye ya da yeni likidite vermeye yönelik olarak uygulanabilecek borçlanma politikası. (4) Ekonomiyi canlandırmaya ya da soğutmaya yönelik olarak uygulanabilecek teşvik ve dışticaret politikası gibi alt politikalar.

Para politikasını Merkez Bankası, maliye politikasını hükümet adına Maliye Bakanlığı ve onunla birlikte Hazine, Ekonomi Bakanlığı, Gümrük Bakanlığı gibi idareler yürütür. Para politikası Merkez Bankası’nın kararlarına dayalı olarak uygulanır. Örneğin Merkez Bankası ekonomideki duruma bakarak, bankalarla olan parasal ilişkilerinde, faizi artırması ya da düşürmesi gerektiği kanısına varırsa bu kararı alır ve uygular. Bu kararı alırken hükümete danışması gerekmez. Çünkü Merkez Bankası bağımsızdır. Buna karşılık hükümet eğer vergi oranlarını ya da kamu harcamalarını artırmayı ya da düşürmeyi planlarsa bunun için çoğu kez yasa çıkarması ya da bir yasada değişiklik yapması gerekir. Özetle para politikası uygulamaları yasa çıkarmak gibi zor ve zahmetli işlere gerek duyulmaksızın hızla uygulanabilirken maliye politikası tam tersine zor işlemlere ve gecikmiş uygulamalara sahne olur.

Para politikası, hükümetin kararı olmadığı ve Merkez Bankası’nca karara bağlanıp uygulandığı için hükümeti yıpratmaz. Esasen halkın büyük çoğunluğu da Merkez Bankası’nın uyguladığı faiz, APİ ve karşılıklar politikasını pek anlamaz. Kura müdahale etmediği sürece kamuoyu Merkez Bankası’nın uyguladığı para politikasının farkına bile varmaz. O nedenle para politikasının uygulanması hem kolay hem de siyaseten düşük maliyetlidir. Oysa vergi oranları artırıldığında ya da kamu harcamaları kısıldığında hükümet birçok yönden eleştiriye tabi tutulur. İnsanlar çok vergi ödemekten ya da alacaklılar devletten olan alacaklarını zamanında alamamaktan şikayet ederler. Ve bu şikayetler siyasal iktidarın oy kaybına yol açabilir.

Para politikasının maliye politikasına bir başka üstünlüğü esnekliğidir. Örneğin Merkez Bankası faiz artırdıktan sonra ekonomide daralma görülmeye başlarsa hemen faizi indirerek bu tepkiye karşılık verebilir. Oysa örneğin vergi oranlarını yükseltip düşürmek bu kadar esnek bir uygulama sergilemez. Bu tür kararlar hep yasalarla düzenlenmek zorundadır.

Para politikasının bir üstünlüğü de alınan kararın uygulamaya konduktan sonra hemen etkisini göstermesidir. Örneğin Merkez Bankası mevduat zorunlu karşılıklarını artırıp uygulamaya koyduğunda hemen sonuç alınır. Krediler daralır, faizler yükselir. Buna karşılık örneğin gelir vergisi oranları artırılırsa bunun etkisi bir sonraki yılda görülür. KDV oranları artırılsa çok daha çabuk sonuç alınır ama yine de uygulama değişikliği için bir süre verilmesi gerekir.

Bütün bu farklılıklar para politikasına maliye politikasının yerini almakta önemli bir üstünlük sağlar. O nedenle son 30 yıldır bütün dünyada para politikası maliye politikasına tercih edilir hale gelmiştir. .

Buna karşılık maliye politikasının da para politikasının başarılı olmasını destekleyecek bir yapıya sahip olması gerekir. Örneğin enflasyonla mücadele yönünde para politikası (enflasyon hedeflemesi gibi) uygulanıyorsa maliye politikasının da sıkı tutulması, mümkün mertebe bütçe açığı vermeyecek şekilde yürütülmesi gerekir. Para politikasının sıkı, maliye politikasının gevşek olduğu bir ortamda ekonomi politikasından beklenen sonuç alınamaz.

Önceliği para politikasına vermek ve maliye politikasını da onu destekleyecek biçimde yönlendirmek günümüz ekonomi politikası yaklaşımının temeli haline gelmiş bulunuyor.


İktisatçılar için ek bölüm:
Dalgalı Kur Rejiminde Politika Seçenekleri  

Sermaye hareketlerinin tam serbestliğe sahip olduğu ve dışticaret işlemleri itibariyle dünya ticaretindeki yeri küçük olan bir ülke açısından dalgalı kur rejimi altında maliye politikasının GSYH’yı arttırma olanağı yoktur. Vergiler, kamu harcamaları gibi bir maliye politikası aracını kullanarak yapılan politika uygulaması IS eğrisinin sağa doğru kaymasına ve bu kayma da ülkedeki faiz oranlarının dünya faiz oranlarının üstüne çıkmasına bu da yerel paranın değer kazanmasına ve net ihracatın daralmasına yol açar. Sonuçta bu baskı IS eğrisinin tekrar sola kaymasına ve LM eğrisini dünya faiz oranları düzeyinde kesmesine kadar devam eder. Dolayısıyla dalgalı kur rejiminde maliye politikası araçlarını kullanarak bir yere varmanın olanağı yoktur.


Dalgalı kur rejiminde maliye politikasının etkisizliğini bir şekil yardımıyla açıklamaya çalışalım.

                                                     
Maliye politikası uygulamadan önce ülkenin faiz oranının dünya faiz oranıyla aynı noktada i1’de olduğunu ve bu noktada IS ile LM’in kesişerek Y1 kadar bir GSYH yarattığını varsayalım. Vergi oranlarının düşürülmesi sonucunda IS eğrisinin sağa IS’ olarak kaydığını faiz oranının i2’ye yükseldiğini ve GSYH’nın Y2’ye çıktığını varsayalım. Bu durumda ülkenin faiz oranı (i2) dünya faiz oranının (i1) üzerine çıkmış bulunmaktadır. Bu gelişme yerel paranın değerini yükseltecek, bu da net ihracatın düşmesine yol açacaktır. Çünkü yerel para yabancı paralara karşı değerlenince ihracat azalır, ithalat artar. Bunun sonucunda IS’ eğrisi yeniden sola kayarak eski konumu olan IS konumuna geri dönecektir. Bu yeni durumda, ya da eski duruma dönüş durumunda, faizler yeniden (i1) düzeyine gerilerken GSYH’da yeniden Y1 konumuna dönmüş olacaktır. Özetle ekonomide hiç bir şey değişmemiş olacaktır. Bir başka deyişle sermaye hareketlerinin serbest olduğu ve ülke dışticaretinin dünya ticaretindeki yerinin önemsiz olduğu bir ortamda dalgalı kur rejimi geçerliyse maliye politikası etkili değildir.

Türkiye, bu teorik açıklamadaki tanıma uygundur. Yani sermaye hareketleri serbesttir, dünya ticaret hacmindeki yeri küçüktür ve dalgalı kur rejimi uygulamaktadır. Bu durumda uygulanacak maliye politikası araçlarının GSYH büyümesine hiç bir katkısı olmaması gerekmektedir. Bu, yargı doğrudur. Buna karşılık ülkenin faiz oranları dünya ortalamasının çok üzerindedir. Dolayısıyla maliye politikası Türkiye’de hala etkili sonuçlar verebilmektedir.

Sermaye hareketlerinin tam serbestliğe sahip olduğu ve dışticaret işlemleri itibariyle dünya ticaretindeki yeri küçük olan bir ülke açısından dalgalı kur rejimi altında para politikası, maliye politikasının tam tersine son derecede etkilidir. Ülkenin Merkez Bankası’nın para arzını artırmak suretiyle genişletici bir para politikası izlediğini varsayalım. Bu durumda ülkenin faiz oranları dünya faiz oranlarının altına düşecek ve bu hamle ülke parasının yabancı paralar karşısında değerinin düşmesine yol açacaktır. Ülke parasının yabancı paralara göre değerinin düşmesi demek ihracatın artıp ithalatın azalması ya da özetle net ihracatın artması demektir. Bu durumda IS eğrisi, para ve mal piyasalarında denge sağlanana kadar sağa kayacak ve LM’i ülkenin faiz oranlarının dünya faiz oranlarıyla eşitlendiği noktada kesecektir.

Dalgalı kur rejiminde para politikasının etkinliğini bir şekil yardımıyla açıklayalım.


Ülke ekonomisi (i1) faiz oranı düzeyi ve Y1 GSYH düzeyinde dengede olsun. (i1) aynı zamanda dünya faiz oranı düzeyi olsun. Bu noktada ülke Merkez Bankası para arzını genişletme yolunda para politikası uygulamaya karar vermiş olsun. Bu durumda LM sağa LM’ olarak kayacak IS’yi kestiği yeni noktada faiz oranı (i2) olarak belirlenmiş olacaktır. Bu faiz oranı dünya faiz oranının altında olduğu için ülkenin parası yabancı paralara göre değer kaybedecek demektir. Bunun sonucunda ülkenin net ihracatı artmaya (ihracatı artmaya ithalatı düşmeye) başlayacak ve bu gelişme IS eğrisini IS’ olarak sağa kaydıracak demektir. Bu durumda IS’ eğrisi LM’ eğrisini kestiği noktada faizler yeniden dünya faiz oranına (i1) geri dönmüş olacaktır. Bu noktada aynı zamanda ülkenin GSYH’sı da artarak Y3’e ulaşmıştır.

Sermaye hareketlerinin serbest olduğu ve ülke dışticaretinin dünya ticaretinde önemli bir yer tutmadığı ortamda para politikası uygulaması ülkenin GSYH’sını artıracak biçimde etkin sonuç verebilmektedir.  





58 yorum:

  1. Üstad "Para politikasının bir üstünlüğü de alınan kararın uygulamaya konduktan sonra hemen etkisini göstermesidir." demişsiniz ama bize yıllarca ders kitaplarında "maliye politikası ekonomi üzerinde hemen etkisini gösterirken para politikası 12-18 ay gibi bir zamanda tam olarak etkisini gösterir" diye öğrettiler. Mesela Durmuş Yılmaz'ın başkan olarak görevde olduğu Mart 2009-Mart 2011 döneminde TL arzı yıllık bazda ortalama %21 hızla artarken, Erdem Başçı'nın görevde olduğu Mart 2011-Ağustos 2012 döneminde sadece %8 hızla artmış. Ama Yılmaz döneminde ortalama yıllık TÜFE %7 iken, Başçı döneminde %8 olmuş. Yani Yılmaz döneminin parasal enflasyon döneminin hasadını Başçı gecikmeli olarak biçmiş.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet ama sadece etkili olan o değil. Petrol gibi dış etkiler de var ortada.

      Sil
    2. Para ve maliye politikalarında iki çeşit gecikme vardır. Birincisi iç gecikme yani politika uygulama hızı, buna bürokrasi de denilebilir. İç gecikme maliye politikasında daha fazladır zira kurul kararları, imzalar vs. gerekir. İkincisi ise dış gecikme, bu da uygulanan politikanın arzulanan sonucu verme süresidir. Dış gecikme de para politikasında fazladır. İktisat litaratüründe böyle geçer.

      Sil
  2. Ellerinize sağlık. Cari açıkla mücadele için Toplam kredi kullanımını düşürmeye çalışan hükümet önümüzdeki dönemde iç piyasayı canlandırmak zorunda kalacak galiba..Sizce de bunun zamanı geliyor mu? Teşekkürler..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sanki öyle gibi görünüyor bence de.

      Sil
    2. hocam gecikmelerin süreleriyle ilgili yazınız var mı varsa nereden ulaşabilirim

      Sil
  3. Dr. Adem Akdemir21 Ağustos 2012 19:04

    Kredi faiz oranları düşerken mevduat faiz oranlarında halen etkili bir düşüş görülmüyor. %12 ile kredi verilirken mevduata halen %11'in üzerinde faiz veren bankalar var. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. %12 tüketiciye verdikleri kısa vadeli kredinin faizi. reel sektörün anasını ağlatıyorlar

      Sil
    2. Reel sektöre verilen kredinin faiin% 20, ysni orada da pek fazla düşüş yok.

      Sil
  4. Hocam, Merkez Bankasının şuan uyguladığı politikalardan memnun musunuz?Çünkü hükumet Durmuş Yılmaz'a zaman zaman çok yükleniyordu. Hatta Çağlayan bir ara ağır bir ifade kullanmıştı.Ama unuttum şimdi.Acaba bugünkü yönetim hükumetin etkisi altında mı? Ya da uyum içinde çalışmaları söz konusu olabilir mi?Ve piyasayı ısıtmaya Merkez Bankası sıcak bakıyor mu?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Şu ana kadar başarılı görünüyor. TCMB bir süre sonra baskılara daanamayıp ekoomiyi canlandırmaya yönelecekir.

      Sil
  5. Merhabalar hocam kitaplarinizla ilgili bi sorum olcakti da. Ben daha onceden kitaplarinizi okudugumu soyleyp sizden kitap tavsiyesi bile almistim.sizin iki kitabinizi arkadasa okumasi icin tavsiye ettim ama acaba once makro ekonomi kitabinizi mi, yoksa ekonomi politikasi kitabinizi mi okumali? Tesekkurler, iyi günler..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Eğer ekonomi öğrencisiyse önce Ekonomi Politikasını ardından Makroekonomiyi okumakta yarar var. Eğer ekonomi öğrencisi değilse önce Kolay Ekonomiyi sonra Ekonomi Politikasını okuyabilir.

      Sil
    2. Ekonomi öğrencisi hocam iktisat 4.sinifz kolay ekonomiyi de okumustu zaten :) tekrar teşekkür ettik hocam. İyi günler..

      Sil
  6. Neden maliye politikasini da para politikasi gibi bagimsiz bir kurum yonetmiyor. Maliye bakanligi da populist baskilardan uzaklasirsa belki daha dogru sonuclar cikar ortaya

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu dediğiniz birçok kişiye göre Euro'nun temel problemi, yani mali birliğin, merkezi maliye politikasının olmayışı. Ama şu anki siyasi/diplomatik sistem ulus devletlere dayalı. Ve uzunca bir müddet de böyle devam edecek gibi gözüküyor. Bütçe hakkı da ulus devlete sıkı sıkıya bağlı, son derece siyasi bir hak. O nedenle bugün sorunlu PIIGS ülkeleri halklarının maliye politikasının geniş ölçüde Brüksel'e bırakılmasına referandum gibi mekanizmalarla onay vermeleri neredeyse imkansız.

      Sil
    2. İki konuyu birbirinden ayıralım. Para politikasını MB, hükümetten yani siyasetten bağımsız yönetiyor. Bu, yüzyılların getirdiği bir gelenek. Aksi takdirde hükümetler dilediği kadar para basarak ekonomiyi batırabilir. Buna karşılık maliye politikasını bağımsız bir kuruma verirsek o zaman hükümetin eli kolu bağlanır hiçbir sözünü yerine getiremez. AB'deki konu maliye politikasını tek bir hükümetin değil birçok hükümetin farklı farklı uygulamasından kaynaklanan sıkıntıdır.

      Sil
    3. AB entegrasyonunun 'tam entegrasyon' olması nedeniyle maliye politikasının da ortak yürütülmesi gerektiği söyleniyor. Bu entegrasyon onları neredeyse bir ülke gibi yapıyor. Ama bakın orada da kimse maliye politikası kurala bağlansın demiyor. Ortak yürütülsün deniyor. Elmalar armutlar olmuş biraz.

      Genel olarak, maliye politikasının para politikası gibi kurala bağlanması demokrasiye ve çoğulculuğa aykırıdır. Maliye politikasını kurala bağladığınızda bunu teknokratların yönetmesi gerekliliği ortaya çıkıyor. Siyasi iktidarın elindeki tüm ipleri almış ve teknokratlara vermiş oluyorsunuz. Şuan maliye politikasına adına yapılan hatalar hükümetten sorulur. Ancak teknokratların da yaptığı hatalar her zaman hükümetten sorulagelmiştir. Para politikasındaki hataları kimse MB teknokratlarına sormaz. Halk munzam karşılığı, politika faiz oranı, enflasyon hedeflemesinden anlamaz. Tek derdi geçimdir. Maliye politikasının para politikasıyla uyum içinde çalışması gerekliliğini en basit anlamda IS-LM den anlıyoruz. Ancak para politikası tarafı çok teorik ve ciddi uzmanlık gerektiriyor bu nedenle ''bağımsız'' ve kurala dayalı olması normal. Maliye politikası ise doğrudan doğruya halkın yaşamını etkiliyor bunu teknokratlara bırakmak bir iktisatçı olarak bana da uygun gelmiyor.

      Sil
  7. Hocam,

    "Son 30 yılda tüm dünyada para politikası maliye politikasına tercih edilmektedir. Hükümet tarafından uygulanmadığı için siyasi iktidarı yıpratmaz." yazmışsınız.

    Ülkemizde merkez bankasının bağımsız davranamadığını, siyasi iktidarın politikaları çerçevesinde hareket ettiğini gözlemliyoruz. Yabancı ülkelerdeki merkez bankaları, ellerindeki para politikası aracını bağımsız kullanabiliyorlar mı? O ülkelerdeki iktidarların politikaları ile çeliştiğinde neler oluyor? Politikalar uyumlu olmadığında son sözü iktidar söylüyorsa, bağımsız merkez bankasından kavramı anlamını yitirmez mi? Bu durumda bizim ülkemizde iktidarı bu konuda eleştirmeye gerek yok sanırım.

    Teşekkürler,

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merkez Bankası'nın bağımsızlığı bence şu 3 soruya vereceğimiz yanıtlarla ölçülür: (1) Siyasetçinin isteğine uyarak gereğinden fazla para basıyor mu? (2) Asıl hedefi olan fiyat istikrarını bir yana bırakıp siyasetçinin istediği öteki politikalarla uğraşıyor mu? (3) Gerektiğinde siyasetçiyle ters düşebilecek söylemlerde bulunabiliyor mu? Bir Merkez Bankası'nın bağımsızlığından söz edebilmek için ilk iki soruya hayır üçüncü soruya evet yanıtı verilebilmeli diye düşünüyorum.
      TCMB açısından ilk soruya rahatlıkla hayır yanıtını verebiliyorum. İkinci soruya aynı rahatlıkla hayır diyemiyorum. Bazen evet bazen hayır diyecek yaklaşımlar gözlemliyorum. Son soruya ise evet diyemiyorum. Yani bence TCMB yarı bağımsız bir kurum görünümünde.

      Sil
  8. Hocam, aslında maliye politikasının da belirli kurallara bağlanarak daha istikrarlı bir seyir izlemesi açısından "Mali Kural"ın ülkemizde uygulanabilirliği ve etkinliği hakkında bilgilendirmenizin faydalı olacağını düşünüyorum.
    Teşekkürler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Görüşünüze saygı duymakla birlikte ben farklı düşünüyorum. Mali kural, maliye politikasının zaten para politikasına göre daha düşük olan esneklik katsayısını iyice düşürerek etkinliğinin kaybolmasına yol açar.

      Sil
  9. Üstad, para-maliye politikası tartışmaları bizim gibi ülkelerden çok ABD gibi büyük ülkeler için geçerli gibi. Üniversitede hocalarımız bize Türkiye gibi dışa açık ve dünya ölçeğine göre küçük bir ekonomide faizin dış alem tarafından dayatıldığını öğrettiler. Yani LM-BP eğrisi küresel bir gösterge faize (örn. ABD 10 yıllık hazine kağıdının faizi) kur-ülke riskinin eklenmesiyle oluşan bir düzeyde oldukça yatay bir konumda olur dediler. Kısa vadede faizler parasal gevşemenin etkisiyle orta vade denge düzeyinin aşağısına inerse bir müddet sonra ithalatın ve cari açığın artmasıyla birlikte kur düzeltmesi olur, bu da enflasyona yansır, neticesi de merkez bankasının parasal sıkılaştırmaya gitmesi olur. Şimdi böyle bir mantıki çerçevede para politikasının etkisi çok azalıyor. Faizlerin kalıcı bir şekilde düşmesi para politikasından çok özel sektörün verimliliğini, ihracatını artırmasına, iç tasarrufların çoğalmasına bağlı oluyor. Yine bizim gibi yüksek cari açık veren dışa açık görece küçük bir ülke haliyle çok fazla bütçe açığı da veremiyor. Bütçe açığı yalnızca ekonomi daralınca, cari açık yani özel sektörün tasarruf açığı azalınca konjonktürel olarak verilebiliyor. O zaman maliye politikası kamu harcamalarında siyasi iradenin tercihine göre yapılan kompozisyon değişikliğinden ibaret kalıyor.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Dalgalı kur sisteminde para politikası maliye politikasından daha etkilidir. Bunu da bir tercih nedeni olarak vurgulamak gerekir.

      Sil
  10. Üstad, ek bölümü benim yorumum için mi sayfaya koydunuz? Ben iktisatçı değilim ki! Kitaplarda yazılanları gerçek hayata tatbik etmeye çalışan bir garip vatandaşım :) LM eğrisinin şekli yatay değil de ek bölüm 2. şekildeki gibi yukarı eğimli olsa da Türkiye'ye uymuyor bence. Bizim memlekette asgari ücretlide iPhone olduğu için faizi düşürünce ithalat ihracattan çok daha hızlı artıyor. Bir süre sonra Avrupa veya Amerika biraz karıştığı zaman yabancılar "n'oluyor abi? ufaktan ufaktan ben kaçayım" demeye başlıyorlar. TCMB de önceliği fiyat istikrarı olduğu için haliyle kur artışının ikincil etkilerini sınırlı tutmak için faiz artırmaya başlıyor. Benim kanaatim şu: bu faizi kalıcı olarak indirmek istiyorsak FED'den, ECB'den gevşeme filan beklemeyelim. Daha üretken olalım, daha çok ihracat yapalım, enflasyonla daha iyi mücadele edelim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hayır ama sizin yorumunuzu okuyunca bu çalışmamı hatırladım ve tam yeridir diye yazıya eklemeye karar verdim. Yoksa sizin güncel yorumunuza diyecek bir şey yok, doğru tespitler.

      Sil
  11. hocam elinize sağlık. merkez bankası hissedarlarının %45'i yerli-yabancı banka ve şahısların elinde bulunuyor. merkez bankası bu kişilerin kimliklerini açıklamıyor ve bilgi alma hakkı kapsamında mail atıldığında da web sitelerinde ortaklarla ilgili bilgilerin bulunduğunu söylüyor, fakat sitesinde herhangi bir bilgi bulunmamakta. bu kişilerin kim olduğu neden kamuoyu ile paylaşılmıyor? ayrıca bu kişiler neden merkez bankası'ndan kar payı almak istiyorlar? ekonominin temel direklerinden olan merkez bankası'nın kontrolü bu bilinmeyen şahısların elinde mi? ve son olarak dünyada gelişmekte olan ülkelerin merkez bankaları'nın yapısı da bizimki gibi midir? teşekkürler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Dünyada çoğu Merkez Bankası bizdeki gibi A.Ş statüsündedir. Bazı ülkelerde sadece bankalar ortaktır. Bazı ülkelerde Hazine de ortaktır. Niçin açıklamıyor bilmiyorum. Her şey şeffaf olmalı. Bazıları TCMB'nin ilk kuruluşu sırasında hükümetin ricasıyla sermaye yatırmış kişilerdir. TCMB'den önce para basma yetkisi Fransız İngiliz ortaklığı altındaki Osmanlı Bankası'na aitti.

      Sil
  12. Ustad iktisatcilar icin degerlndrme basliginda genisletici maliye politikasinin etkisini anlatirken ilk satirlarda faiz artar yerli paranin degeri duser yazmisiniz altta ise artar yazmisiniz,ben faiz yukselmesinin yerli paraninin degerini yukseltecegni biliyorum,sanirim yanlislik olmus ilk satirda,karisiklik olmasn diye belirtmek istedm.Guzel yazi olmus elinize saglik

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Daha önce bir başka izleyici de dikkatimi çekti, ters yazılmış, düzelttim. Teşekkürler.

      Sil
  13. Merkez Bankasının temel görevi fiyat istikrarını sağlamak. Ekonominin aşırı ısındığı dönemlerde tüketim ve buna bağlı olarak enflasyon artma eğilimi içerisine giriyor. Bu MB yi zorlayan bir durum. Ancak Hazine açısından bakıldığında da olumlu sonuçları var. Tüketime bağlı olarak vergi gelirleri artıyor ve bütçe denkliği açısından hazinenin elini rahatlatıyor. Bu sebeple burda da her konuda olduğu gibi denge çok çok önemli. Bence biz ülke olarak yıllarca enflasyonla mücadele ettiğimiz için düşük enflasyon çok önemli bir oy kaynağı.Algı olarak ekonominin iyi gittiği izlenimini yaratıyor.
    Son olarak benim de beklentim faizlerin düşürüleceği yönünde. Ancak bunun sebebi piyasada moralitenin bozulmaya başlaması. Politika yapıcıların işi gerçekten çok ama çok zor. Sizi çok seviyoruz Üstad , iyi akşamlar..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. FED ve Avrupa kaynaklı belirsizlik giderilmeden TCMB'nin faiz koridoruyla oynayacağını sanmıyorum. Çünkü piyasaların beklentisi gerçekleşmezse TCMB tıpkı geçen sene yaz aylarında olduğu gibi kontrpiyede kalabilir. Geçen yıl satacak dövizi vardı, 16 milyar dolar sattı. Bu yıl o miktar satarsa net rezervleri 20 milyarın aşağısına iner ki riskli bir durum olur.

      Sil
    2. Ben de TCMB'nin ilk PPK toplantısında fonlama faizi tavanını düşüreceği kanısındayım. Ağustos ayında enflasyonda çok sert bir düşüş olacak ve ayrıca TCMB üzerinde faizin düşürülmesi yönünde çok baskı oluşmaya başladı. Bunlar işin gerekçeleri. Ama öte yandan piyasaya moral verilmesi gerektiği düşüncesi giderek yaygınlaşıyor.

      Sil
  14. hocam öncelikle elinize sağlık.
    yazıda crowling out dan da bahsedilse tenreceredeki yemek taşmış mi olur acaba :)

    bir de amerika da hiper enflasyon beklentisi vardi. sizin görüşünüz nedir bu konuda?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hiperenflasyon, yani halkın ulusal para birimine olan güvenini tamamıyla yitirmesi, aslında ekonomik bir olay değil, siyasi bir olay. Mesela bizde 90'larda çok yüksek, kronik enflasyon yaşandı ama hiperenflasyona dönüşmedi. Halk devlete iyi kötü güvenmeye devam etti. Çünkü ulusal para biriminin arkasındaki en önemli güç devlet. Türkiye'nin gıda maddelerinde kendine yeter durumda olması, petrol-ilaç gibi maddeleri ithal edebilecek kadar ihracat yapabilmesi, devletin kendisini savunabilmesi, iç güvenliği sağlayabilmesi vs. gibi faktörler devlete olan güvenin tam anlamıyla yok olmamasını sağlıyor. O nedenle ABD gibi gıda-enerjide (özellikle doğalgaz) iyi kötü kendine yeten, askeri anlamda çok güçlü bir ülkede hiperenflasyon mümkün değil çünkü Amerikan halkı devletinden kazık yese de güvenini tamamen yitirmez. Mesela ABD'de finansal kriz derinleşip büyük bankalar birer ikişer batabilir ve bunların tüm yükü devletin sırtına kalabilir, çünkü mevduat sigortası gibi bir müessese var. Bu da çok yüksek kamu borcu, halkın parasal metallere hücum etmesi, kısa vadeli faizlerin artması, ciddi anlamda devalüe olmuş bir dolar ve yüksek enflasyon demektir. Ama yüksek enflasyonun hiperenflasyona dönüşme ihtimali yok denecek kadar az. Zaten yüksek enflasyon bir süre sonra özel sektör borcunu eritince ekonomi rahatlamaya başlar, banka aktiflerinin %70-80'i Treasuries'ten oluşur. Aynı bizim 2001'deki halimiz gibi. Sonra dezenflasyon süreci ve büyüme kendiliğinden başlar.

      Sil
    2. Crowding out tam bu yazıda söz edilecek bir konu değil. Belki ayrıca ele alıp değerlendirmek gerekir. ABD'de hiper enflasyon bugünkü görünümüyle çok uzak bir olasılık. Olsa olsa bu parasal genişleme operasyonları enflasyonu artırır sonunda ama hiper enflasyona kadar gideceğini sanmam.

      Sil
  15. Hocam elinize sağlık önemli bir konuyu kaleme almışsınız yine. Müsaadenizle bir sorum olacak.2012'de ''Makro Ekonomi Türkiye'den Örneklerle'' adlı kitabınızın güncel verileri kapsayan yeni baskısı olacak mı ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yayıneviyle bir konuşmam gerek. Eğer yeni baskı planlıyorlarsa güncellemeliyim.

      Sil
  16. Sanırım teori öyle söylüyor ama, peki gerçekten TAM bağımsız bir merkez bankası ideal olan mıdır? Bu bizi "merkez bankası ne yapsa doğrudur" gibi bir ceteris paribus'a götürmez mi?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Eğer Merkez Bankası'nın görevi ve sorumluluğu yasasında iyi tanımlanmışsa bence sorun olmaz. Ama eğer bu tanımlama doğru yapılamamışsa ya da Merkez Bankası'na elindeki araçlarla ulaşamayacağı hedefler verilmişse dediğiniz sonuçlar çıkabilir.

      Sil
  17. İktisatçılar için ek bölümü mükemmel anlatmıssınız Üstadım.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkürler, bundan böyle iktisatçılar için daha sık ekleme yapacağım.

      Sil
  18. Direkt kurum sınavı sorusu, ek bölüm mükemmel, sınavlara hazırlıkta takip edeceğim sitelerin başında geliyor burası. Teşekkürler Hocam.

    YanıtlaSil
  19. Hocam enflasyonun olduğu bir ortamda hangi politkayı uygulamak daha mantıklıdır ? NEDEN ?

    YanıtlaSil
  20. Yazılarınız için teşekkürler Hocam. Bu yazınızda ki grafikleri görünmüyor. Bu sorun sadece bende mi bilmiyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim.
      Bir ara blogda yaptığım düzenleme sırasında bu yazıdaki grafikler silinmiş olmalı. Şimdi yeniden ekledim.

      Sil
  21. Hocam peki merkez bankasi ilk ornekteki gibi faizleri dusururse enflasyonda artma mi azalmami gozleniyor sebebiyle aciklarsaniz sevinirim. Tesekkurler bu arada yazi icin gayet aydinlatici olmus

    YanıtlaSil
  22. Hocam kapali bir ekonomide , dic ticaretin ve işsizliğin oldugunu dusunursek denge icin hangi politikayi uygulamaliyiz

    YanıtlaSil
  23. Hocam iktisat politikasında gecikme sorunu nedir?Bana yüksek lisans mülakatta soruldu tam olarak cevap veremedim benden istenilen cavabıda aradım ama bulamadım.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Keşke Ercan Kumcu ile ortak kitabımız Ekonomi Politikası'nı okumuş olsaydınız sınavdan önce. Orada uzun uzun anlatmıştık. Özeti şudur maliye politikasında bir dengesizliğe gidişin saptanmasıyla onun giderilmesi için karar alınması ve uygulamaya konulması ve uygulamadan sonuç alınması arasında zaman kayıpları olur. Bu da dengesizliğin daha da büyümesine yol açar. Para politikasında ise alınan önlemlerin sonuç vermesi zaman alıcıdır. Bu da uygulanan politika aracının sonuç vermesini geciktirir.

      Sil
    2. evet hocam benim de bildiğim buydu ve bu cevabı verdim ancak dediler ki bu sorun değil sonuçtur.Tatmin olmadılar yani.

      Sil
    3. Şöyle bir kısa açıklama buldum: http://makaledeposu.blogcu.com/iktisat-politikasinda-gecikmeler/6273153

      Sil
  24. hocam ıs eğrisi sağa kaydığında faizlerin artması durumu nasıl gerçekleşiyor yani faiz nasıl artmış oluyor sözel olarak açıklarmısınız vergiler azaltıldığında tasarruf ve yatırımları artıyor da peki faiz bu duruma neden nasıl ayak uyduruyor

    YanıtlaSil
  25. Küçük kapalı bir ekonomide daraltıcı para ve genişletici,maliye politikası uygulanır ise maliye politikasının etkisinin daha yüksek olduğu bir durumda oluşan yeni faiz oranı ve yeni milli gelir düzeyinde artış görünüyor bu durumu anlatırmısınız.hocam

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sınav sorularını yanıtlamıyorum, ödevlere yardım etmiyorum, derslerde işlenen konulardaki sorulara yardımcı olmuyorum. Aksi takdirde bütün günümü bu işlere ayırmam gerekir.

      Sil
  26. Mahfi egilmez hocam iktisat ogrencisiyiz sabit kurda tam sermaye hareketliliginde maliyet politikasini sekil yardimiyla acikayamiyoruz bize yardimci olabilirmisiniz

    YanıtlaSil
  27. Hocam aşağıda belirtilen kelimede faizden kastınızın yerel para olduğu çıkarımında bulunuyorum eğer öyleyse yerel paranın neden düşmesi gerektiğini iktisadi anlamda anlatacağım (Bu gelişme yerel paranın değerini yükseltecek, bu da net ihracatın düşmesine yol açacaktır.)
    Burada biz devletin deflasyonist bir piyasaya sahip olduğunu ve piyasa da ki para miktarını artırarak fiyatlar genel seviyesini ve talebi artırmayı veya maliyetleri düşürmeyi planladığını söyleyebiliriz. Literatürde bir şeyin miktari artarsa değeri (para cinsinden ise fiyatı) düşeceği söylenir. Piyasada ki para miktarı (MS) artarsa onun getirisi veyahut fiyatı olan faizler azalacaktır. Yine başka bir açıklama ise eğer genisletici pol. İle harcama ve yatırım artıyor ise yatırım faiz tersliği nedeniyle yeniden faizler düşmelidir. Böylelikle politika ihracatı artıracaktır. Grafiğe ve yıllardır süregelen ezberci mantığa aykırı bir yorum oldu ama felsefemizde ve doğu kültüründe derin düşünmek vardır. Saygılar hürmetler.

    YanıtlaSil
  28. Hocam sizce maliye politikası ile para politikası aynı anda uygulanabilir mi?

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...