31 Ekim 2012 Çarşamba

Faiz Dersi


Faiz nedir?
Piyasa açısından bakarsak faizi, tasarruf sahibinin, tasarrufunu, ihtiyacı olana belirli süre için kullandırmasının karşılığı olarak aldığı bedel olarak tanımlayabiliriz. Ekonomi bilimi açısından faiz iki farklı biçimde tanımlanır: (1) Bir borç anlaşmasının satışı sonrasında elde edilen getiri miktarı, (2) Üretim amaçlı olarak kullanılan sermayenin getiri oranı.

Piyasa faizi türleri
Bankaların belirli bir dönem için mevduat karşılığında uyguladıkları faize mevduat ya da borçlanma faizi, topladıkları mevduattan ihtiyaç sahibine verdikleri borçlara uyguladıkları faize de kredi ya da borç verme faizi deniyor.  

Basit faiz
Belirli bir dönem için yatırılan mevduatın o dönem sonunda kazandığı faiz getirine basit faiz deniyor. Basit faiz getirisi şöyle bir formülle hesaplanıyor:

Basit Faiz = Anapara x Faiz Oranı x Süre

Bir yıl vade ve yüzde 8,5 (= 0,085) faiz oranıyla 10.000 TL mevduat yatırdığımızı düşünürsek basit faiz getirisi şöyle hesaplanır:

Basit Faiz Getirisi = 10.000 x 0,085 x 1 = 850 TL

Bileşik Faiz:
Geçmiş dönem faizinin de anaparaya eklenmesiyle yeni dönemde elde edilen faiz getirisine bileşik faiz deniyor.

Bileşik Faiz Getirisi =  (Anapara x Dönem Faizi) ^ Dönem Sayısı

Aylık yüzde 0,8 faizle 10.000 TL mevduatı üç ay boyunca faizini de üzerine eklemek suretiyle bankada tutarsak 3 ay sonunda bileşik faiz getirisi şöyle hesaplanır:  

10.000 x 1,008 = 10.080
10.080 x 1.008 = 10.160
10.160 x 1,008 = 10.241

Bu durumda bileşik faiz oranı da (241 / 10.000 ) = 0,024 yani yüzde 2,4’e denk gelir.  

Nominal faiz
Bankaların mevduata uygulayacaklarını açıkladıkları faiz nominal faizdir. Örneğin bir banka 1 yıl vadeli mevduata yüzde 8,5 faiz vereceğini açıklamışsa bu nominal faizdir.

Net nominal faiz
Bankaların açıkladıkları nominal faizden vade sonunda gelir vergisi stopajı yapılır. Mevduat sahibinin eline geçen faiz getirisi bu kesintiden sonraki tutardır. Türkiye’de mevduat faizlerine yüzde 15 oranında gelir vergisi stopajı uygulanıyor. Bir bankaya yüzde 8,5 nominal faizle bir yıllığına 10.000 TL yatıran bir kişinin net nominal faiz getirisi şöyle hesaplanacaktır:

10.000 x 0,085            = 850,00 TL
850 - (850 x 0.15)       = 722,50 TL   

Ya da net nominal faiz oranını hesaplamak istersek:
0,085 – (0,085 x 0,15) = 0,07225 yani yaklaşık olarak yüzde 7,3 

Reel faiz
Nominal faizden enflasyonun etkisinin giderilmesi yoluyla hesaplanan faizdir. Bir anlamda dönem sonunda ele geçecek olan faizin satınalma gücündeki değişimden arındırılmasıyla hesaplanmış faiz demektir. Burada hesaba katılması gereken enflasyon oranı paranın yatırıldığı anda geçerli olan enflasyon oranı değil dönem sonunda geçerli olması beklenen enflasyon oranıdır. Buna “beklenen enflasyon” deniyor.

Reel faiz şöyle bir formülle hesaplanır:

Reel faiz = (1 + Net Nominal Faiz) / (1 + Beklenen Enflasyon) -1

Bir kişinin bankaya yüzde 8,5 (0,085) nominal faizle bir yıl vadeyle 10.000 TL yatırdığını, paranın yatırıldığı tarihte 12 aylık enflasyon oranının (TÜFE) yüzde 7,5 (0,075) olduğunu ve bir yıllık vadenin sonunda bu oranın yüzde 7 (0,07) olmasının beklendiğini düşünelim. Söz konusu yüzde 8,5 oranındaki nominal faiz oranından yüzde 15 stopajı düşersek net nominal faiz oranı yüzde 7,225 (0,07225) olarak bulunur. Bu durumda reel faiz hesabı şöyle yapılır:

Reel Faiz = (1 + 0,07225) / (1 + 0,07) – 1 = 0,0021 yani yüzde 0,21.

Genellikle piyasada hesaplama yapılırken net nominal faiz değil nominal faiz hesaba alınıyor. Bu doğru bir hesaplama değildir. Çünkü gelir vergisi olarak kesilen tutar kişinin eline geçen miktarın dışında tutulması gereken bir tutardır.

Eğer beklenen enflasyon vade sonunda beklendiği gibi yüzde 7 olarak gerçekleşmişse bu hesaplamaya göre bu kişinin eline vade sonunda yüzde 7,225 net nominal faiz hesabıyla 722,5 TL faiz geliri geçmiş görünecektir. Bu miktarın enflasyondan arındırılmış reel faize göre hesaplanmış satınalma gücü yalnızca 21 TL olacaktır.


Gerçek Getiri
Buraya kadar yaptığım hesaplamalar piyasada yapılan hesaplamalardır. Buradan itibaren piyasada yapılmayan bir hesaplamayı sizlere sunacağım. Ben bunu gerçek getiri olarak adlandırıyorum.

Bu hesap işin içine anaparada vade süresince ortaya çıkacak satınalma gücü yıpranmasını da katmaktadır. Çünkü vade boyunca bankada mevduat olarak tutulan paranın da satınalma gücü enflasyonla birlikte düşmektedir. Bu hesabı yapmazsanız reel faiz size satınalma gücünüzün nasıl geliştiğini gösteremez. Gerçek getiri hesabını şu formülü kullanarak yapabiliriz:

Gerçek Getiri =  Yatırılan Paranın Vade Sonundaki Satınalma Gücü Değeri + Net Nominal Faiz   

Yatırılan Paranın Vade Sonundaki Satınalma Gücü Değeri = (Yatırılan Para) x (1 - Enflasyon)

Ekim 2012 itibariyle bankaların yıllık mevduata verdiği nominal faiz yüzde 7,5, buna göre de stopaj sonrası net nominal faiz yüzde (7,5 – (7,5 x 0.15) = yüzde 6,4 dolayında bulunuyor, bir yıl sonrası için beklenen enflasyon oranı TCMB’nin son beklenti anketine göre yüzde 6,7.  Bir kişinin 10.000 lirasını yüzde 7,5 nominal faizle (yüzde 6,4 net nominal faizle) ve bir yıl vadeyle bankaya yatırdığını düşünelim ve buna göre yukarıda sözünü ettiğim gerçek getiriyi hesaplayalım.

Yatırılan Paranın Vade Sonundaki Satınalma Gücü Değeri = (10.000) x ( 1- 0.067) = 9.330 TL

Net Nominal Faiz Getirisi = 10.000 x 0,064 = 640 TL

Gerçek Getiri = 9.330 + 640 = 9.970 TL 

Bu kişinin, reel faiz hesabıyla bakıldığında küçük de olsa bir faiz getirisi elde etmiş gibi göründüğü, buna karşılık gerçek getiri hesabı yapıldığında aslında bir yılın sonunda toplamda – 30 TL’lik reel satınalma gücü kaybına uğramış olduğu ortaya çıkıyor.   
 
Herkesin böyle sofistike hesaplar yapmadığını varsaysak bile insanların bu durumu hissettiklerini düşünüyorum. Aksi takdirde Türkiye’de tasarrufların GSYH’ya oranının son on yılda yaklaşık on puanlık bir gerileme göstermesini açıklayacak fazla argümanımız olmazdı.   




47 yorum:

  1. Hocam geçen gün size attığım tweette enflasyonu hesaba katarsak zararlı çıkarız.Enflasyonun hesaplandığı sepete bakarsak zararımız daha fazla demiştim. Yazdığınız tüm yazılar açık ve anlaşılır.Emeğinize sağlık.Tek bi sorum var. Parayı faizde tutmak yerine topraktan ev alıp satmanın daha fazla reel getirisi olduğu için mi ev fiyatları Türkiyede bu kadar pahalı. Emlak piyasasındaki bu şişkinlik daha ne kadar sürer=

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Zaten o mailden sonra oturup eskiden yaptığım bu hesabı bir daha yapmaya karar verdim. Faiz düşük olduğu hatta getiri eksi olduğu için insanlar ev üstüne ev alıyor.

      Sil
  2. Gerçekten "ders niteliğinde" okutulması gereken bir yazı. Bir de yazının akabinde reel faiz getirisine, faiz paritesi ve yabancı yatırımcıların Türkiye'deki mevduat faizi kazançları çerçevesinde bir yazı eklerseniz kanaatimce yabancı sermayenin vadeli döviz işlemleriyle nasıl yerli mevduat sahibinden daha fazla faiz kazancı elde ettiği açıklığı kavuşacaktır. Teşekkür ederim, saygılar.

    YanıtlaSil
  3. Yaziniz cok guzel tebrikler ama bilesik faiz hesabinda olsun reel satinalma gucunde olsun teknik hatalar var gibi..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkürler, oralara bir daha baktım bazen hızla hata yapılabiliyor bu gibi hesaplarda ama bulamadım.

      Sil
  4. Üstad, bu yazınızla alakalı değil ama Türkiye'deki altın stokuna ilişkin attığınız tweet'le alakalı kafama takılan bir şey var. Hindistan'daki özel sektöre ait (hanehalkları ve kuyum sektörü) altın stokunu tahmin etmeye çalışan son derece bilimsel bir araştırmaya göre bu ülkenin altın stokları 18-19 bin ton civarı. Şimdi bu adamların nüfusu 1.2 milyar ve dünyada altına en meraklı millet olarak biliniyor. Dünya üzerinde özel mülkiyete ait pazarlanabilir (marketable) altın stokunun 125 bin ton olduğu göz önüne alınırsa Hindistan bunun %15'ine sahip, makul bir rakam gibi görünüyor. (not: insanlık tarihi boyunca 170 bin tonluk üretimin 30-35 bin ton civarı resmi rezerv; geri kalanı fire,kayıp,gömü,tarihi eser,antika eşya vb. şeklinde) Yine US Geological Survey'in ABD için özel altın stoku tahmini 14 bin ton civarı. Türkiye'de halkta(yastık altında) en az 5000 ton stok varsa, o zaman en az 2500 ton da kuyum sektöründe olması gerekir, ki toplamı 7500 ton eder. Üstad şimdi 1.2 milyar nüfuslu ve altın delisi Hindistan'da 18-19 bin ton, bizim 20 katımız GDP'ye sahip ABD'de 14 bin ton, 75 milyonluk ve 800 milyar dolarlık GDP'ye sahip Türkiye'de en az 7500 ton! Bana pek inandırıcı gelmiyor. Ya bizde daha az altın var, yada yabancılarda daha fazla. Dünya gelirinden %1'in biraz üzerinde pay alan bir ülkenin altın stokundan en az %6 pay alabilmesi akla mantığa aykırı gibi.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu altın hesabı biraz karışık. Kimse net bir şey bilmiyor. TCMB'nin tahmini en doğrusu galiba.

      Sil
  5. Dönem başında 10.000 TL'miz var. Dönem başındaki fiyat endeksi de 100 olsun. Anaparayı fiyat endeksine bölersek (10.000 / 100 = 100) olur, ki bu bizim paramızın reel satın alma gücü olsun. 1 yıl sonra anapara+net nominal faiz toplamı 10.723 oluyor. Fiyat endeksi de %6,7 artışla 106,7 olsun. 1 yıl sonrası için paramızın reel satın alma gücü de (10.723 / 106,7 = 100,5) olur. Yani paramızın reel satın alma gücünde 56 TL'lik azalış değil 50 TL'lik artış olur.

    YanıtlaSil
  6. Hocam Merhaba,
    Ellerinize saglık cok guzel bir yazı. Mantıgınızı gorebiliyorum fakat hesaplamalarda zannediyorum benim eksik kaldıgım noktalar var :) cunki verdiginiz ornekte uyguladıgınız gercek getiri formulunde aynı sonucları bulamıyorum. Bu noktayı bıraz daha acabılırsenız sevinirim. Deıdgım gıbı mantıgınızı cok ıyı goruyorum ve anlayabılıyorum ama mantıkla formulun ılıskısını kurmakta zorlandım. Formulde enflasyonun yerıne hangı rakamı koyarsanız koyun gercek getırı eksı cıkarmıs gıbı gorunuyor. Kafam almadı (ogrencı deyımıyle :)), formulu tekrar acıklarsanız sevınırım.
    Syagılarımla

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Haklısınız düzeltmeler yaptım sanırım şimdi daha net oldu.

      Sil
  7. Hocam Merhabalar,

    Öncelikle faiz ile ilgili yazınızdan dolayı teşekkürler. Özellikle gerçek getiri kısmında yaptığınız açıklamalar ilgi çekici. Bundan dolayı bu konuyla ilgili fikrimi paylaşmak istiyorum. Örneğin, kira getirisinin faiz getirisinden daha düşük olduğu bir ortamda eve yatırımı tercih edilmesinin bir sebebini evdeki fiyat artışından elde edeceği getiri ile kira getirilerinin toplamının faiz getirileri ile anapara getrileri toplamından daha yüksek olacağı kanaati olabilir. Bu yukarıdaki gibi olduğunu kabul edersek şu sonucu çıkartırız:

    Gerçek Getiri= Anapara+Faiz - [(Anapara*Beklenen Getiri)+(Kira,Temettü)]

    Saygılarımla



    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok güzel bir katkı, teşekkürler.

      Sil
  8. Merkez bankasının mevduat faizini düşük, kredi faizini yüksek tutmasının sebebi ne olabilir? Tasarruf yapan vatandaşın tasarrufunun üretim sürecine kazandırılmasını ödüllendirmeyerek insanları müsrifliğe itmiyor mu bu durum? Böyle bir tablonun kalkınmış ama ekonomisi durgun ülkelerde ortaya çıkması gerekmez mi normalde? Devletin sıradan vatandaşa bir kastı mı var? Kısıtlı iktisat bilgim bana bunları düşündürtüyor ve ben elindekini harca diyen devletin bu telkinine uymak istemiyorum. Son sorum da şu olacak: Bu imtina edişim ekonomideki değerler balonu patladığında benim işime yarayacak mı? Yani müzik durduğunda sandalyeye oturan olmama yarayacak mı?

    Teşekkür ederim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Dedikleribiz doğru. Ne yazık ki bu tablo insanları tasarruftan uzaklaştırıyopr ve harcamaya itiyor. Onlar da gayrimenkul üstüne gayrımenkul alıyorlar. Bakalım o balon patlayacak mı?

      Sil
    2. Peki mevduat faizinin gerçekteki getirisinin eksiden artıya geçmesini sağlayacak ekonomik gelişme, ray değişimi ne olabilir hocam? Bunun sinyallerini nasıl alabiliriz?

      Sil
    3. Enflasyoun düşmesi ya da faizin yükselmesi. Ama faiz yükselirse yaancılar daha da çok kazanır.

      Sil
    4. Sayın Hocam, "yaancılar" sozunuzden yalancilari mi yatancilari mi yabancıları mi anlamalıyız? :-))

      Sil
  9. Siz en iyisi bu yazıyı blog'unuzdan kaldırın. Biz de hiç yazılmamış kabul edelim. Arada bir böyle yol kazaları olur :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bence iyi oldu derdimi anlattığımı düşünüyorum. Başka türl tasarruf oranındaki gerilemeyi anlatamazdık.

      Sil
  10. hocam gerçek getiri hesabınızda bir yanlışlık yokmu..
    10670-10000*1,067= -30 tl yani enflasyona yenik düşmüş oluyoruz.geçen sene almak istediğimiz bir malın ustune 30 tl ilave ederek alabiliriz demektir.ayrıca ekim 2012 de faizler %10 bile var.banka geneli %9 veriyor....
    1-neden %15 vergi kaldırılmaz.?
    2-dövüize geçiş hızlanabilir.!!!
    3-tasarruf etmemek için faiz düşmesine izin veriliyor...yanlış...
    4-matematik bilen insanlar hamlelerini daha iyi yapar!!!!
    5-reel faiz tukaka olarak gösteriliyor...
    6-gerçek enflasyon farklı...
    7-reel faiz sizin hesapladığınızdan yüksek şimdilik!!!kasımda bakıcaz...

    YanıtlaSil
  11. Yazınız için tebrikler. Çok açıklayıcı olmuş. Sadece şu formülde bir yanlışlık var gibi geldi:

    Yatırılan Paranın Vade Sonundaki Satınalma Gücü Değeri = Yatırılan Para x Enflasyon
    değil de

    Yatırılan Paranın Vade Sonundaki Satınalma Gücü Değeri = Yatırılan Para x (1-Enflasyon)
    olması lazım değil mi?

    YanıtlaSil
  12. Hocam çok rakam, formül olunca gözden kaçmalar oluyor,ne anlatmak istediğiniz belli, tşk..
    ---
    Aşağıdaki kısımda formülü (1-enflasyon) şeklinde düzeltebiliriz, sonuç doğru da 1'i unutmuşsunuz o da yanlış algılanıyor:
    Yatırılan Paranın Vade Sonundaki Satınalma Gücü Değeri = (10.000 x 0.067) = 9.330 TL
    Yatırılan Paranın Vade Sonundaki Satınalma Gücü Değeri = Yatırılan Para x Enflasyon

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yazmamışım ama hesabı öyle yaptım. Bu kez yazdım. Teşekkürler.

      Sil
  13. Sade bir dille yazdığınız için teşekkür ederiz Mahfi hocam.Oldukça açıklayıcı olmuş.

    YanıtlaSil
  14. Kendime yzılar üniversitesinden bir iktisat dersi daha. Teşekkür ederiz Hocam. Bir gün matematiği öğrenmek isteyeceğim hiç aklıma gelmezdi şu ekonomi yüzünden artık matematik öğrenmek zorunda kalıcam. Hocam sizin bu konularla alakalı bildiğiniz bir kitap varmı?

    YanıtlaSil
  15. İlk yazdığımda vade sonunda ele geçen anapara ile faizi toplayıp bunların satınalma gücünü hesaplamış ve bu bu değeri ilk yatırılan parayla kıyaslamıştım. Sonradan yazımı düzelttim. Bu kez faizi ilk aşamada hesaba katmamanın hesaplama açısından daha doğru olacağı kanısına vardım. Çünkü 1 yıl boyunca satınalma gücü değerini kaybeden miktar ilk yatırılan para yani anapara idi. Bu durumda doğru formül anaparadaki satınalma gücü kaybını hesaplayıp buna faizi ekleyip ilk yatırılan anaparadan düşmek olacaktı. Buna göre gerekli düzeltmeyi yaptım.
    Yazıyla ilgili bazı formüllere ilişkin olarak bazı eksikler dikkatli okurlar tarafından dile getirildi onları da gözden geçirip doğru olanları formüllere ilave ettim.
    Gerçek getiri hesabı bu haliyle ilk kez yapılıyor. O nedenle formül burada yazılmış bir formüldür. Yani yazının üst bölümü bilinen bilgilerin anlatımıdır ama gerçek getiri başlıklı bölümü tümüyle özgündür.

    YanıtlaSil
  16. Bu haliyle gerçek getiri eksidir. Yani bugünkü mevduat faiziyle bankaya para yatıranlar (mevduat faizi bankadan bankaya değişse de) genelde satınalma gücünü koruyamıyor. Bu durum tasarruf oranının düşük kalmasına yol açıyor o da yatırımların finansmanını yurtdışı kaynak arayışlarına yöneltiyor.

    YanıtlaSil
  17. tam derslik güzel bir yazı olmuş hocam.tebrikler

    YanıtlaSil
  18. Hocam sade bir dille yazdığınız ve kurum sınavlarına hazırlanan öğrenciler için çok yararlı olduğunuz için çok teşekkürler size minnettarım. Ben sizin şu sıralar gündemde olan TLzone hakkındaki görüşlerinizi merak ediyorum. Bununla ilgili düşüncelerinizi paylaşırsanız çok memnun olurum. Teşekkürler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim. Bizimkiler bir paranın zone yaratma meselesini tam olarak anlamamışlar diye düşünüyorum. Bir paranın zone'unun olması için o parayı kullanan diğer ülkelerin olması gerekir. Bizim çevremizdeki iki üç ülkeyle TL üzerinden bir miktar alış veriş yapmamız parasal bir zone değildir. Mesela Sterling zone dendiğinde İngiltere dışında Pound Sterlin'i para birimi olarak kabul etmiş ya da paralarını bire bir pound sterline peg etmiş ülkeler söz konusudur. TL'yi bu anlamda kullanan tek devlet KKTC'dir onun da uluslararası alanda tanınmışlığı söz konusu değil.

      Sil
  19. gercek/net getiriyi hesaplarken enflasyonda ortalama enflasyonu(deflatörü) kullanmak gerceğe daha yakın olmazmı?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bence vade sonundaki enflasyonu almak daha doğru çünkü para kişinin elinde o anda geçiyor.

      Sil
  20. hocam faiz nedir kısmında ''(2) Üretim amaçlı olarak kullanılan sermayenin getiri oranı'' demişsiniz. ancak bunun kar olduğunu düşünüyorum. kar ile faiz aynı mı sizce??

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ekonomide kar girişimciliğin karşılığı,faiz ise sermayenin getirisidir.

      Sil
  21. Sanirim "Yatırılan Paranın Vade Sonundaki Satınalma Gücü Değeri" formulunuz hatali. Enflasyon %100'un uzerine ciktigi durumda paranin satinalma gucu degeri eksiye dusuyor. Onun yerine (Vade basi anapara)/[(Urunlerin vade sonu degeri)/(Urunlerin vade basi degeri)]=(Vade basi anapara)/(1+Enflasyon) daha uygun bir tanim olmaz mi?

    YanıtlaSil
  22. Hocam, yazinizin en altinda sizin gelistirdigi "faiz metrigi" hatali. Hataniz da elde edilen faizi sonraki donemin, anaparayi ise onceki donemin cari fiyati ile dusunmeniz ve sonra bunlari toplamaniz. Reel faiz bugun 1 sepet mal alabildigim parayi birisine borc verirsem donem sonunda geri aldigim para ile fazladan kac sepet mal daha alabilirim sorusuna cevap verir. Siz de metriginizde eminim bu soruya cevap ariyorsunuz ama sizin metriginiz degil, yazinizda yukarida reel faiz diye ifade ettiginiz formul bu soruya cevap verir. Keske yuzyuze olsak da size aciklayabilsem. Bence yazinizdan sonraki kismi cikarin, yanlis bilgi aktariyorsunuz.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Faizin sıfır olduğunu düşünürseniz olayı çözeceksiniz.

      Sil
  23. Hocam, öncelikle sizi eleştirmeme rağmen yorumlarımı paylaşıyor olmanızı çok taktir ediyorum. Bu sizin olgun bir kişiliğiniz olduğunu, kibirden uzak olduğunuzu gösteriyor benim nazarıma. Ama sayın hocam, sizin bu faiz konusunda bence kafanız biraz karışmış. Siz textbook'larda geçen "reel faiz" hesabının yanlış olduğunu düşünüyorsunuz ve bu nedenle "gerçek getiri" diye bir metrik geliştirmişsiniz. Ama textbook'larda geçen reel faiz hesabı hatalı değil; zaten hocam, eğer hatalı olsa idi sizin gibi birileri daha önce bunu çoktan farkederdi, öyle değil mi? Bakın en basit hali ile açıklamaya çalışıyım (stopajı 0% kabul ediyorum): 1 sepet ürün bugün 100 TL olsun. Ben bugün bir sepet mal satıyorum ve kazandığım 100 TL'yi 10%'dan (nominal faiz oranı) bankaya yatırıyorum. Bu arada yıl içerisinde bir sepet malın fiyatı 100 TL'den 106 TL'ye çıkmış olsun (6% enflasyon). Sene sonunda bankaya yatırdığım parayı 110 TL olarak bankadan çekiyorum ve bununla 110 TL /106 TL = 1,0377 sepet mal alıyorum. Yani reel olarak (sepet cinsinden) 3,77% faiz kazandım. Neden? Çünkü bankaya 1 sepet mal karşılığı para yatırdım ve bir sene bekledikten sonra bankadan 1,0377 sepet mal satın alabilecek kadar para geri aldım. Bu durumda formül şu şekilde: (1 + reel faiz oranı) = (1 + nominal faiz oranı) / (1 + enflasyon oranı). Eğer stopaj varsa da formül şu şekilde olur: (1 + reel faiz oranı) = (1 + stopaj sonrası elde kalan nominal faiz oranı) / (1 + enflasyon oranı).

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bankaya 100 TL yatırdığınızı faizin yüzde 10 olduğunu ve enflasyonun da yüzde 10 olduğunu düşünelim (ve varsayalım ki vergi yok.) Yıl sonunda elinize geçecek anapara+faiz = 110 TL olacak. Ve siz yılbaşında 100 TL'ye alabileceğiniz bir malı yılsonunda 110 TL'ye almış olacaksınız. Kazancınız var mı? Yok. Çünkü aynı malı aldınız. Kaybınız var mı? Var çünkü o malı 1 yıl gecikmeyle aldınız. Tüketiciyseniz kaybınız o malı bir yıl sonra almış olmak ve o arada hiçbir şey kazanamamış olmak. Tüketici değil de üretici olduğunuzu düşünün. Ne odu? Üreteceğinizi 1 yıl sonra ürettiniz. Satacağınızı da bir yıl sonra sattınız. Yani enflasyon kadar kaybettiniz.

      Sil
    2. Üretici enflasyon oranında neden kaybetmiş anlayamadım hocam. Anlatmak istediğiniz eğer reel faizin 0% olduğu bir durumun yatırımcı açısından iyi olmadığı ise, buna ben de katılıyorum. Ama Ingilizlerde bir laf vardır, eminim siz de bilirsiniz: Elmalarla portakalları karıştırmayalım. Biz reel faizin nasıl doğru hesaplandığında anlaşalım, ondan sonra reel faizin 0% olduğu durumda bir yatırımcı parasını 0% reel faizde bankaya/bonoya yatırmak isteyip istemediğine bırakalım kendi karar versin.

      Bakın hocam; siz yukarıda "gerçek getiri" hesaplarken önce ana paradaki aşınmayı hesaplıyorsunuz (sizin “Yatırılan Paranın Vade Sonundaki Satınalma Gücü Değeri” dedğiniz rakam); 1 sepetlik mal süreç içerisinde enflasyon tarafından yıpratılıyor ve 0,933 sepet mal değerine düşüyor. Daha sonra buna "net nominal faiz"i ekliyorsunuz; yani 0,064 rakamını. Ama sizin bu “net nominal faiz” dediğiniz değer sepet cinsi getiri değil; sepet cinsi getiriye dönüştürmek için bu 0,064 rakamını 1,067'ye bölmeniz gerekir (çünkü 0,064 lira dönem sonu getirisi, ve dönem sonunda sepet pahalandı ve 1 liradan 1,067 liraya çıktı!). Ki zaten bu işlemi yaparsanız (yani 0,933 + 0,064/1,067) bulacağınız rakam (1+reel faiz oranı) olacaktır. Hocam, eğer siz doğrudan 0.933 ile 0,064 toplarsanız ortaya çıkan rakamın ekonomik olarak hiçbir anlamı olmaz. 0,933 sepet cinsi bir değer, 0,064 ise henüz sepete dönüştürülmemiş değer.

      Hala uzlaşamadı isek de hocam, rica ediyorum bu son yorumumu da sayfanızda yayınlayın. Bırakalım okur kendi karar versin hangi metriğin doğru olduğuna. Saygılar..

      Sil
    3. Son bir kez daha açık olarak anlatmaya çalışayım.
      Ekonomide enflasyon yüzde 10, banka faizi de yüzde 10 (vergi olmadığını varsayıyoruz.)
      İki kişi var. A ve B. Her ikisinde de 100'er lira var.

      A 100 lirasıyla üretimde kullanacağı girdileri alıyor ve bir yıl sonunda ürettiği malı 120 liraya satıyor. Enflasyon yüzde 10. Aynı üretimi yapmak için yeniden bu kez artmış fiyatla 110 liralık girdileri alıp üretime başlıyor. 10 irası da kar olarak kendisine kalıyor.

      B 100 lirasını yüzde 10 faizle bankaya yatırıyor. Yıl sonunda 110 lirasını alıyor. Faiz kadar enflasyon olduğu için elinde 100 liralık satın alma gücü var. Yani bir yılın sonunda hiçbir kazancı olmayacak.

      Ya da iki tüketici düşünelim. İkisinin de 100 lirası var.
      A, 100 lirasıyla bir palto alıp hemen giymeye başlıyor ve o kışı sıcak geçiriyor.
      B, 100 lirasını yüzde 10 faizle bankaya yatırıp kışı üşüyerek geçiriyor. Yıl sonunda 110 lirasını alıyor ve palto almaya gidiyor. 110 liraya palto alıyor ve görüyor ki kışın boşu boşuna üşümüş. Yani A'nın tatmini B'den fazla olmuş.

      Sil
  24. Hocam Merhaba, şu an 1 yıl sonundaki iki tüketiciye bakıyorum, biri üzerinde yeni bir palto var, diğerinin ise üzerinde 1 yıllık yıpranmış bir palto ve 1 yıl palto kullanma şansı, bu durumda aralarında karşılaştırdığınız tatmin daha tartışılır hale gelmez mi? Saygılarımla.

    YanıtlaSil
  25. Merhaba hocam . Merkez bankası reel faiz oranınını açıklarken kimin teorisini göz önüne alıyor

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...