20 Ekim 2012 Cumartesi

İkiz Açık, Üçüz Açık


İktisatçıların bir bölümü cari açığın, kamu gelir gider dengesinin açık vermesinden kaynaklandığı ve cari açığın da dönüp kamu gelir gider açığını beslediği görüşündedir. Bu neden sonuç ilişkisine ikiz açık hipotezi adı veriliyor. Bu hipotezi savunanlara göre büyük oranlı bütçe açıkları verdiği için cari açığı da giderek büyüyen ABD'nin cari açığını azaltması ancak kamu gelir gider açığını kapatmaya başlanmasıyla mümkün olabilir.

Önce makroekonomik denge denklemini yazalım: (S - I) + (T - G) = (X - M) yani özel kesimin tasarruf (S) ve yatırım (I) dengesi ile kamu kesiminin gelir (T) ve gider (G) dengesinin  toplamı cari dengeye (X - M) eşittir. Denklemin sol tarafındaki iki dengenin toplamı bir ülkenin iç ekonomik dengesini, sağ tarafı ise dış ekonomik dengesini gösterir. Yani bir ülkenin iç ekonomik dengesi ile dış ekonomik dengesi birbirine eşittir ve denklemin kuruluş mantığı gereği bir ülkenin iç ekonomik dengesi ne kadar açık veriyorsa dış ekonomik dengesi de o kadar açık veriyor demektir. Bunun anlamı iç ekonomik denge açığının dış ekonomik denge açığı yoluyla finanse ediliyor olmasıdır. İç ekonomik dengeyi oluşturan dengelerden özel kesimin tasarruf yatırım dengesi (S - I) ya da kamu kesimi gelir gider dengesi (T - G) tek başına açık veriyor ve buna dış ekonomik denge yani cari denge (X - M) açık vererek eşlik ediyorsa ikiz açık söz konusudur. Yok eğer iç ekonomik dengelerin ikisi de açık veriyor ve cari denge de bunlar kadar açık veriyorsa o zaman üçüz açık söz konusu demektir. 

Türkiye ekonomisi için 2012 yılına ilişkin tahminlerimizi kullanarak bu dengeyi oluşturmaya çalışalım. (S – I) dengesi konusunda tahmin yapmamız için eldeki veriler henüz tam oluşmamış durumda. Çünkü henüz GSYH bileşenlerini 6 aylık bazda biliyoruz. Bu durumda diğer iki değişkeni tahmin edersek (S – I) dengesini de denklemden giderek bulabiliriz. Bütçe dengesinin (T – G) 8 aylık sonuçları yılsonunda bütçe açığının GSYH’ya oranının yüzde 2,5 dolayında olacağını gösteriyor (merkezi bütçe açığı üzerinden yaptığımız bu tahminde diğer kamu kesimi dengelerinin açık ve fazlalarının denk olacağını ve sonuçta merkezi bütçenin kamu kesimi finansman dengesini yüzde 5 oranda sapmayla temsil edeceğini düşünüyorum.) Yüzde 2,5 dolayındaki bir bütçe açığı kabaca 34 milyar TL dolayında bir açık demektir. Cari dengedeki düşüşün yılsonunda bir miktar artışa dönüşeceğini ve sonuçta cari açığın kabaca 62 milyar dolar dolayında gerçekleşeceğini tahmin ediyorum. Eğer yılsonu dolar kuru 1,8 dolayında olursa bu açığın TL cinsinden karşılığının yaklaşık 114 milyar TL olmasını bekliyorum. Şimdi bu tahminlerimizi denklemimizde yerine koyalım:

(S – I) + ( T – G) = (X – M)
(S – I) – 34 = - 114
(S – I)’yı solda yalnız bırakırsak (-35 sağ tarafa + 35 olarak geçer);
(S – I) = -114 + 34 = -80
Bu durumda denklemimiz şöyle olur:
-80 -34 = -114
Bu denklemin toplamı sıfıra eşittir (-114’ü sola geçirirsek eşitlik sıfıra eşit hale gelir.)
Ya da bunları bir tabloda gösterirsek şöyle bir görünüm elde etmiş oluruz:    

Dengeler (milyar TL)
2012
(S – I) Tasarruf Yatırım Dengesi
- 80
(T – G) Bütçe Dengesi
-34
(X – M) Cari Denge
-114

Tabloya göre 2012 yılında Türkiye’nin üç dengesi de açık vermiş yani üçüz açık olgusunu yaşamış olacaktır. Bu yeni bir olgu değildir. Önceki yıllarda da Türkiye üçüz açık sorunuyla karşı karşıyaydı. Bununla birlikte açıkların ağırlığı zaman içinde değişim göstermektedir. 2000’li yıllar öncesinde Türkiye’nin en büyük sorunu bütçe dengesinin bozukluğuydu. İzleyen yıllarda bütçe dengesi düzelmeye bu kez de cari dengesi bozulmaya yüz tuttu. 2012 yılında cari dengede iyileşme görülse de bütçe dengesinde bir bozulma söz konusu oluyor.

Üçüz açık tam anlamıyla bir "dengesizliğin dengesi"ni ifade ediyor. İç ekonomik dengeyi oluşturan iki dengenin de açık verdiği ve bunu dış açığın dengelediği bir durum.

Bu yazıda ortaya koymaya çalıştığım görüş ekonomi biliminin hipotezlerinin her zaman her yerde aynı geçerlilikte olmayabileceği görüşüdür. İkiz açık hipotezi bütçe açığındaki artışın, cari açığı artıracağı ve bu biçimde artan cari açığın dönüp bütçe açığını artıracağını ileri sürüyor. Hipotez ABD ekonomisi için doğru görünüyor. Türkiye açısından farklı bir hipotezin geçerli olduğunu düşünüyorum: “Cari açıktaki gerilemenin bütçe açığını artırması” söz konusu. Dolaylı vergilere dayalı Türk bütçe sistemi,  ithalatın düştüğü yıllarda daha düşük ithalat vergileri tahsil edileceği için daha büyük açık verecektir. 2012 yılında yaşadığımız olgu budur. Bu durumda ABD ekonomik sistemi cari açığı kapadıkça bütçe açığını azaltırken, Türkiye ekonomisi cari açığı kapattıkça daha fazla bütçe açığı verecektir.       

44 yorum:

  1. Hocam eliniza saglik, her zamankingibi cok faydali bir yazi.

    Benim bir tespitim var Turkiye'de genelde sebep sonuc iliskisi yanlis tespit ediliyor. Son yillarsaki cari acigimizin sebebi az tasarruf yapmamiz degil, cok ithalat yapmamizdir. Ayni tasarruf orani ile ithalat yaptigimiz tum kalemleri yurtici uertimden temin etseydik hem tasarruf orani artacak hem de cari acik dusecekti. Konunun en temelinde Turkiye'nin disaridan gelen kaynakla ithalat yapmasi var diye dusunuyorum. Eger tespiti dogru yapamaz isek careyi bulmak da mumkun olmayacak.
    Yazinizda belirttiginiz formul sonucta firmul oldugu icin sonuc tespit etmek acisindan cok faydali fakat sebep cok onemli diye dusunuyorum. Goruslerinizi almak isterim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Doğru saptama ama ithal ettiğimiz malların % 85'i petrol, doğal gaz gibi ham madde ya da üretimde teknolojik girdi olarak kullanılan ara malı veya yatırım malı gibi mallar. Bunları biz üretemiyoruz. Öyle olunca ithalatı iç üretimle karşılama şansımız pek yok. Bunları ithal etmezsek üretimimiz artmıyor, üretimi artıracak yatırımlar yapmayınca da yeterince büyüyemiyoruz. Yapılacak tek şey ithal mallardan dış dünya fiyatlarıyla en kısa sürede rekabet edebilecek düzeye geçecek olanların içeride üretilmesini teşvik etmek. Hükümetin çıkardığı son teşvik paketi bunu öngörüyor. Bakalım sonucu nasıl olacak?

      Sil
    2. Cok ithalat= cok tuketim = az tasarruf...

      Sil
  2. Ustadim
    Kamunun butce acigi vermesini dogaldir,, zira butce fazlasi veren kamu demek halkindan gereksiz vergiler toplamis devlet anlamina gelir, ote yandan
    Tasarruflarimizin yatirimlari karsilayamamasinin cezasini ithalati ve cari acigi artirarak cekiyoruz, bu durumda ya tasarruflarimizi artiracagiz, ya da yerli katma degeri fazla olan ihracatimizi artirip ithalatimizin uzerine cikartmaya calisacagiz.
    yaniliyor muyum yoksa ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yanılmıyorsunuz. Ne var ki her açık veren bütçe devletin düşük vergi topladığı anlamına gelmez. Bazen devlet yüksek vergi toplasa da harcamaları yüksekse ve sürekli artıyorsa yine bütçe açığı verir. Tasarrufların artmasındaki en önemli etken faizdir. Eğer reel faiz sıfır ya da negatifse tasarruflar azalır. Bizde olan da budur.

      Sil
  3. benim için bi nevi genel tekrar oldu hocam, güzel yazı elinize sağlık.

    YanıtlaSil
  4. Hocam bu durumda cari aciktaki gerileme bizde butce acigini arttirdigina gore etkisinin buyumeyi dusurecegi soylenebilir mi??

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Büyüme bizde iki yoldan birisiyle sağlanıyor: Ya cari açığı (ithalatı) artırarak ya da bütçe açığını artırarak. Eğer cari açık düşerken vergi geliri azalıyor, buna karşılık kamu harcamaları artıyor ve bütçe açığı o nedenle de büyüyorsa o zaman büyüme gerilemeyebilir. Ne var ki bizde cari açıktaki düşüşün bütçe açığını artırma nedeni ithalatla birlikte ithalden alınan vergilerin azalmasından kaynaklanıyor. Ki bu büyümeyi artırmaz.

      Sil
  5. hocam

    kamu açık verdikçe iç borçlanmaya gidecek ovp gördügümüz üzere faiz ödemeleri 2012 için 49 milyar tl
    2013 için 53 milyar tl yükselmiş durumda bu açıgı kapatmak için zamlar devreye girdi,

    bu döngüden nasıl çıkarız açık verdikçe zamlar gelmekte,yıllarca tek sefere mahsus özelleştirme vergi affı bedelli askerlik gibi gelirlerinde sonuna geldik zaten

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yapısal reformlar yapılmadan olmaz. Maliye Bakanı Şimşek de aynı şeyi söylüyor. Söylüyor ama yapmıyorlar. Biz mi yapacağız da bize söylüyorlar o da ayrı bir konu tabii.

      Sil
  6. Mahfi Bey,

    Yazınızda ilettiğiniz Türkiye ve ABD örneklerine bir ekleme yaparsak ve Japonya'yı ele alırsak ne gibi bir sonuç ortaya çıkar? 20 yıla yakın süredir resesyon ve deflasyon problemleri ile uğraşmaktalar. Türkiye örneğinde tasarrufların azalmasına neden olarak gösterilen düşük faiz olgusu da Japonlar için çok daha güçlü bir etken durumunda. Buna rağmen yıllardır Japonya Merkez Bankası tasarruf fazlası fonlarını ABD Hazine'sini fonlamada kullanabiliyor. Son durumu net bilmemekle beraber Çin'i tekrar geçebilecek düzeyde ABD hazine borçlanma menkullerine sahipler. Ülkeden ülkeye farklılık taşıyan bu formül ve bileşenleri çekik gözlü dostlarımız için nasıl bir sonuç ifade etmektedir?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Japonya da denge şöyle tasarruf yatırım fazlası var yani tasarruflar yatırımlardan büyük, bütçe açığı var ve cari fazla var. Japonya'nın sorunu ikiz açık ya da üçüz açık değil likidite tuzağı.

      Sil
  7. Üstad, "Bu durumda ABD ekonomik sistemi cari açığı kapadıkça bütçe açığını azaltırken" diye yazmışsınız ama ABD'nin son 10-11 yılına ait veriler farklı şeyler söylüyor. ABD ekonomisinde 2001-2006 döneminde kamu açığının GDP'ye oranı ortalama %2.1 olarak, cari açığın GDP'ye oranı ortalama %5 olarak gerçekleşmiş. 2007-2012 döneminde ise kamu açığı ortalama %7 olmuş ama cari açığın GDP'ye oranı %3.7 ye gerilemiş. Yani ABD ekonomisinde 2007-12 döneminde 2001-06 dönemine kıyasla cari açık düşmesine rağmen bütçe açığı artmış. "İkiz açık hipotezi"nin bu verilerle çöktüğü sonucuna ulaşabilir miyiz?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu zaten bir hipotez yani teori ya da kanun olacak kadar fazla doğrulanmış gözleme sahip değil. Olsaydı hipotezlikten çıkar teori olurdu. Biraz daha fazla gözleme tabi tutulması gerekli.

      Sil
  8. Hocam Merhaba,

    Sizinle daha önce mail yolu ile görüşmüştük. Şu anda Cari Açığın AB ile karşılaştırmalı analizini içeren ve cari açık politikaları üzerine bir yüksek lisans tezi hazırlamaya çalışıyorum. Bu makale gerçekten konuya bakış açımı değiştirdi teşekkür ederim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yazıştığımızı biliyorum, yararı olduysa ne mutlu.

      Sil
  9. hocam öncelikle elinize sağlık. dikaktimi çeken ilk şey denkleminiz oldu.
    bütçe açıımız kabaca 35 milyar dolar derken hesaplamada da 35 milyar doları kullanıp tabloda 34 yazılmış. rakamlar, varsayımlar ve yuvarlamalardan dolayı oluştuğu için bu nüansın neticeyi değiştirmeyeceğini düşünüyorum (amaç çarkın nasıl döndüğünü ve hesaplamayı öğretmek okuyucuya)
    bir de bütçe dengesi derken, genel itibari ile dar kapsamda ele alınmış sanırım. ama amerikan vadeli tahvillerin abd bütçe dengesini bozduğu gerçeği var elimizde. yanlış mıyım?
    mesela en basitinden çin'in elinde yeşil peynirler (dolar) var ve bunlarla gene abd tahvili alıyor (bu dolarları da ihracatından elde ediyor).
    hatta abd tahvili aldığımız için (tcmb tarafından), teorik olarak abd bile bize borçlu tahvil alacağı yüzünden.
    kamu borcu derken vergiler ve kamu harcamaları olarak düşünülmüş anladığım kadarı ile. eğer yanlışsam düzeltin.
    bir de denkleme göre walras yasasına geçmek mümkün. n tane piyasa varsa, bunların dengede olabilmesi için n-1 tane piyasanın dengede olması yeterli. son kalan piyasa zaten kendiliğinden dengede olmak zorunda eşitlik gereği.
    tabi bir de işin içine kur falan girerse imkansız üçleme (trilemma kısıtı) den de bahsetmek gerekecek :)

    vergiler ve enflasyonu halletsek ekonomimiz çiçek gibi olacak sanki..?

    "insan vergisini verirken, sevgilisine bir buket çiçek uzatıyor gibi verebilmelidir." novalis
    "vergileme sanatı , kazı bağırtmadan , ondan mümkün olduğu kadar tüy almaktır" jean baptiste colbert.
    saygılar hocam.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aslında bütçe açığı 33,5 milyar TL tahmin ediliyor. Ben 34'e yuvarladım ama metinde 35 olmuş onu düzelttim.
      Vergileri ve enflasyonu halletsek bile işimiz bitmiyor çünkü yüzde 7 büyümemiz için cari açık yüzde 5 - 6'dan aşağı olmamak zorunda. Bunu da çözmemiz gerekiyor.

      Sil
  10. Naci FAYDASIÇOK20 Ekim 2012 19:43

    Hocam elinize sağlık güzel bir yazı daha.
    Dünyada 3lü fazla veren ülke var mı?
    Teşekkürler.
    Naci FAYDASIÇOK
    Sanayici

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bir zamanlar Almanya buna çok yakındı. Çok düşük bir bütçe açığına karşılık tasarruf yatırım fazlası ve cari fazla veriyordu. Şimdilerde üçüz fazla veren olduğunu sanmıyorum.

      Sil
  11. Hocam son paragrafınızda edindiğiniz bulguları güzel bir yorumla özetlemişsiniz ve ortaya akademik yönü olan son derece basit ve anlaşılır bir makale çıkarmışsınız.

    Açıkçası tüketimden alınan dolaylı vergilerle tasarruf açığını kapatarak denklemin sol tarafının mutlak değerini düşürmek, cari açığı düşürmek için tek yol mudur bilmiyorum. Maalesef yukarıdaki yorumlarda da bahsedildiği gibi soruna yapısal bir dönüşümü amaçlayan fikirlerle yaklaşmak lazım.

    Yine iktisadi bir terim olan Laffer Eğrisi'nden bahsetmek lazım. Kamu dengesini sağlamak için artan vergilerle frenleyen ekonominin, yine kamu kesimine sağlayağı gelir umulan kadar olmayabilir.

    En çok Merkez Bankası'na üzülüyorum. Benzin fiyatlarının enflasyon tarafında yaratacağı etkiyi bertaraf edebilmek zor olacak.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkürler, aslında benim amacımı güzel özetlemişsiniz. Ben bilimsel teknik bir analizi basite indirgeyerek anlatmayı hedefliyorum sürekli.
      Şu sıralarda teşvik yöntemini değiştirerek hükümet cari açığa neden olan bazı ithal malları Türkiye'de ürettirmeye uğraşıyor. Tabii bunu rekabetçi maliyetle yapmak gerek. Aksi takdirde daha kötü sonuçlar alırız.

      Sil
  12. Saygılar hocam,
    Eğer on yıl önce gerek kamu gerek cari açık için bugün konuşulan bu yapısal reformlar uygulanmaya başlansaydı bugün ekonomi için bu faktörler risk olmaktan çıkmazmıydı?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kesinlikle çıkardı ya da en azından çok daha az risk oluştururdu. Ama biz hep bu tür dönüşümlerin uzun vadeli işler olduğunu söyleyerek kısa vadeye odaklandık. Ve hep Keynes'in "Uzun vadede ölmüş olacağız" sözünü rehber edindik. Oysa "kısa vadeler eklenir uzun vade olur."

      Sil
  13. Hocam,
    Yaptığınız işlemde tasarruf yatırım açığımız -80 milyar TL olarak görünüyor.İlerde daha fazla tüketmek ve refahı sağlamak bugün daha az tüketmekten tasarruf etmekten geçiyor.Biz ülke olarak neden tasarruflarımızı artıramıyoruz ya da tasarrufları artırmak için faizler yükselirse bu sefer de sıcak para riski olur mu bu da cari dengeyi bozmaz mı ?
    Teşekkürler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet çelişkilerden birisi bu. İç tasarrufları artırmak için faizi yükseltmek gerekiyor ama bunun sonucunda sıcak para girişi artıyor ve TL değer kaybediyor. Tüketim o kadar da kötü bir şey değil. Sonuçta üretim olması için tüketim gerekiyor. Aksi halde Japonlar gibi tasarruf edersek bu kez de ekonomi büyümüyor.
      Bizde tüketimin yüksekliğini geçmişte çok yüksek faizlere alışmış bir toplumun şimdi bu düşük faizlere alışamaması olgusuyla açıklamak mümkün sanırım.

      Sil
  14. Mahfi üstad öncelikkle ellerinize sağlık.Benim merak ettiğim bir nokta var.Cari açık ile bütçe açığı arasında yaklaşık 60-65 milyar TL lik bir fark var.Hükümet neden bu kadar çok bütçe açığından kaçıyor? Baktığımız zaman 114 milyar TL nerde 34 milyar TL nerde.Bunun sebebi bütçe açığının finansörünün Hazine olması mıdır? Teşekkür ederim

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bunu ben de eleştiriyorum. Ekonominin büyüme hızının iyice düştüğü bir ortamda biraz daha fazla bütçe açığı verilebilir. Yani harcamaların kısılamadığı bir ortamda vergilere yüklenerek açığı kapatmaya çalışmak bana da çok doğru gelmiyor. SGK ve sağlık harcamalarını düşürmek yerine vergilere yüklenmek doğru değil. Geçmişteki büyük bütçe açıklarından gelen bir korku var. Bu hükümet geçmiştekilerden farklı olarak özel kesime yani cari açığa dayalı büyümeyi tercih ediyor. Geçmiş hükümetler kamu kesimi yani bütçe açığına dayalı büyümeyi tercih ederlerdi.

      Sil
  15. İş Yatırım ekonomisti Burcu Ünüvar'ın bu konuda hazirladigi bir video-raporu ekte paylasiyorum. Bu raporda Burcu Hanim butce ve odemeler dengesi uzerinden rakamlari kullanarak, cari aciktaki iyilesmenin !?! butce dengesine olumsuz olarak nasil yansidigini gostermekle kalmiyor, ithalat patlamasi olmasa butcenin aslinda daha kotu olacagini da hesaplarla ortaya koyuyor. Konunun enflasyon ve OVP'ye nasil baglandigini da takip etmekte fayda var.
    Video icin link
    1- http://www.trademasterfx.com.tr/videolar/piyasa-yorum-videoları.aspx (cari acik-butce-OVP yazani seciniz)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Burcu hanımın hazırladığı sunum durumu ortaya koyuyor.

      Sil
    2. Hocam yıllar yılı ülkemizde reel faizin yüksek olmasından yakınıldı. Şimdi ise düşük olmasının da problem olduğunu anlıyorum. Kafam karıştı...

      Sil
    3. Kafanız karışmasın reel faiz şu anda Türkler için sıfıra yakın çünkü bizdeki net nominal faiz % 7, enflasyon da yüzde 7 dolayında yani reel faiz sıfır. Buna karşılık buraya parasını getiren yabancı için kendi ülkesinde enflasyon 2 - 3 dolayında olduğu için reel faiz yüzde 6 dolayında.. Yani ona yüksek faiz bize sıfır faiz söz konusu.
      Bu durumda insanlar reel olarak faiz almadığı durumda tasarruf etmiyorlar.
      Reel faiz 2 - 3 puan olursa iyidir. Sıfır ve altı olursa insanlar tasarruf etmez (bugünkü durum) 10 ve üstü olursa bütçe açığı büyür gider (2001 öncesi durum.)

      Sil
  16. Hocam yine güzel derlerden birisi olmuş teşekkürler.
    Benim bu aralar tasarruf kafamı karıştırıyor. Şöyleki, banka mecduatları arttığında tasarruf ediyoruz anlamına mı geliyor. Peki Türk insanın tasarruftan anladığı ürünlerde bir değişiklik olmadığınımı gösteriyor.
    Altın stoğu
    Borsadaki yerli yatırımcılar
    Gayrimenkul yatırımları
    Emtia yatırımları
    vs.vs.
    Bunlara baktığımızda da durum vahim mi sizce? Sizce ülkenin şartları düşünüldüğünde tasarruf oranı ne olmalıdır? Ben hükümetin tasrrufu özendirdiğini düşünmüyorum aksine tüketim teşvik ediliyor çünkü büyüme ihtiyaç var.
    Diiğer konuda reformlar aşağıda yapılan reformaların sadece bazıları var, her yerde yapısal reformalr yapılmalı deniliyor ama neyin yapılamadığını biliyormuyuz anlamadım. Yatırım ve büyüme için daha ne yapabiliriz?
    Türkiye'de Yapısal Reformlar
    Kamu Sektörü Reformları
    - Kamu İhale Kanunu
    - Kamu sektöründe finansal idare, işe alım, bütçe ve yatırım konularında modernleştirme
    - Kamu çalışanları için etik çalışma tüzüğü
    - Vatandaşlar için bilgi alma özgürlüğü kanunu
    Finans Sektörü
    - AB standartlarına uygun düzenleme ve denetim
    - Özel bankaların güçlendirilmesi (Sermaye yeterliği oranında gelişmeler)
    - Kamu bankaları reformu
    - Batık bankalara ilişkin düzenleme
    Sosyal Güvenlik Sistemi
    - Sosyal Güvenlik Kurumu Kanunu (Mayıs 2006)
    - Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu (Haziran 2006)
    Vergi Sistemi
    - Kurumlar Vergisi Kanunu (Ocak 2006’dan itibaren geçerli)
    - Gelir Vergisi Kanunu (oran ve gelir aralıklarında değişiklikler- Nisan 2006)
    - Büyük Mükellefler Vergi dairesinin kurulması
    - Vergi Politikası Biriminin Kurulması (Şubat2006)
    Özel Sektörün Rolünün Artırılması
    - Önemli piyasaların rekabete ve bağımsız kuruluşların denetimine açılması (Enerji, Bankacılık, Telekomünikasyon)
    - Özelleştirme çalışmalarının hızlandırılması
    - Yatırım ortamını iyileştirilmesi çalışmaları
    Kurumsal Reform
    - Yatırım Destek ve Promosyon Ajansının kurulması
    - Bölgesel Kalkınma Ajanslarının kurulması

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Türkiye'nin geçmişte tasarruf orani % 20 nin üzerindeydi. Bunun sağlanabilmesi için reel faizin 2-3 puandan aşağı olmaması gerekir diye düşünüyorum. Saydığınız konularda birçok düzenleme yapıldı ama bunlar yapıyı değiştirmeye dönük işler değil. Vergilerimizin % 65 i dolaylı vergi olduğu sürece vergi konusunda yapısal reform ihtiyacı devam ediyor demektir.

      Sil
  17. Sayın Eğilmez,
    TÜRK VE DÜNYA MERKEZ BANKALARININ YÖNETİMLERİ, İŞLEYİŞLERİ, ORTAKLARI HAKKINDA KISACA BILGILENDIRMENIZI RICA EDERIM..AYHAN

    YanıtlaSil
  18. hüseyin aktaş. sayın eğilmez, BEN KÜRESEL EKONOMİNİN HIZLA FİNANSALLAŞTIĞI KANAATİNDEYİM.ZİRA:EKONOMİLERDE TASARRUFLARIN REEL SERMAYEYE DÖNÜŞÜMLERİ DÜŞÜYOR BUNA KARŞIN FİNANSAL SERMAYEYE DÖNÜŞÜMLERİ ARTIYOR.BU KONUDA DÜŞÜNCENİZ NEDİR SAYIN EĞİLMEZ.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Tasarrufların finansal sermayeye dönüşmesi olgusu eski bir olgu. Ama sizin de dikkatinizi çektiği gibi son dönemde iyiden iyiye hız kazandı. Özellikle küreselleşmeyle birlikte sermaye hareketlerinin neredeyse tamamen serbest kalmasıyla bu eğilim iyice doruğa çıktı. Bu gelişimin bir tehlikesi var. Sonuçta üretim reel sektör tarafından sürüklenir. Yani reel sektörde yatırım ve üretim yapılmazsa finans sektörü de iş yapamaz ve tasarruflara faiz veremez. Çünkü o fonları finans sektöründen talep edecek olan da yatırım yapacak olan reel sektördür. Bu talep düşerse o zaman tasarrufları talep eden de kalmayacağı için finans sektörünün de sonu gelir. Bu denge bakalım ne zaman bozulacak.

      Sil
  19. hocam,ekonomilerde yaşanan finasal genleşmelerde;reel ücret artışlarındaki düşüş ivmelerinin ve bilhassa da istihdam kapasitelerindeki düşüşlerin neden olduğu otofinansma kapasite zayıflamalarının ve doğal olarak artan dış finansman gereksinim hacminin büyük etkisinin olduğunu düşünüyorum..bu konudaki düşüncenizi merak ediyorum hacam..saygılar...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet bunlar da etkileyen unsurlar arasında olabilir.

      Sil
  20. hocam,2001 krizinde sabit kur payı büyük diyebilirmiyiz.çünkü:bir ülkenin kuru sabitleyebilmesi için döviz gelirlerinin döviz giderlerin yüksek olması gerekir diye biliyorum.ve merkez bankasının da döviz rezervlerinin özellikle de uzun vadeli döviz cinsinden güçlü poziyonlarda olması lazım diye biliyorum yani sabit kur bu durumda türkiye için ekonomik intihar anlamına gelir diyebilirmiyiz?...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Türkiye 1923'den 1980'lere kadar sabit kur yöntemi, sonrasında ise müdahaleli esnek kur yöntemi uyguladı ve defalarca ödemeler dengesi krizi yaşadı. 2001 krizi sonuçta bir ödemeler dengesi krizine dönüşmüş olsa da aslında tümüyle bir kamu finansmanı açığı krizidir. Uzun yıllar kamu harcamalarının kamu gelirlerinin üzerinde seyretmesi sonucu borçlanmaya mahkum olan kamu kesimi bankalardan yalnızca borç almayı hedefl almış ve onların sağlıklı çalışıp çalışmadığına bakmaz olmuştu. Kamu kesimi borcu arttıkça bankaların da sağlıkları bozulmaya başladı. 2001 krizinin asıl nedeni budur. Ötekiler ya sonuçtur ya da yan etki.

      Sil
  21. hocam ellerinize sağlık. ben yüksek lisans öğrencisiyim cari açık hakkında bir sunuş yapmam gerekiyordu yazınız sayesinde konu kafama yattı iyice. ezbere olacak olan bir olaya bilinç kattınız :)

    YanıtlaSil
  22. Hocam Bütçe acıgı arttığında cari acıgın artacağını söyleyen ikiz acık protezinin mantığı nedir

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...