28 Mayıs 2013 Salı

Dış Borçlarımız ve Yorum Farkları

Kamu Kesimi Dış Borçlanması
Kamu kesiminin dış piyasalardan, yabancı kuruluşlardan, yabancı devletlerden yaptığı borçlanma kamu kesimi dış borçlanması olarak adlandırılıyor. Bu borçlanmada ağırlık Hazine’dedir.

Bu borçlanma dört şekilde yapılabiliyor: (1) Kredi almak yoluyla, (2) Tahvil ihracı yoluyla, (3) Devletlerden borçlanma yoluyla, (4) Uluslararası kurumlardan borçlanma yoluyla.

(1) Kredi almak yoluyla borçlanmada kamu kurumu, yabancı banklara başvurarak yürüteceği bir proje ya da yapacağı bir iş nedeniyle belirli bir vadeyi kapsayan bir krediyi faiz karşılığında alır. Bu kredi bir banka tarafından verilebileceği gibi miktarın büyüklüğüne göre birkaç bankanın katılımıyla da verilebilir. Eğer birden fazla bankanın katılımı söz konusuysa buna “sendikasyon” bu birlikte açılan krediye de “sendikasyon kredisi” adı veriliyor. Eskiden Hazine de bu tür kredileri alırdı.
(2) Tahvil ihracı yoluyla borçlanmada kamu kurumu yurt dışı piyasalara tahvil ihraç eder ve bunun karşılığında borçlanır. Bu tahviller yabancı para cinsinden olabileceği gibi TL cinsinden de olabilir. Dış borç sayılmasındaki ayırt edici nitelik üzerinde yazılı para birimi ya da kimin satın aldığı değil hangi piyasada ihraç edildiğidir.
(3) Devletlerden borçlanma daha çok Hazine tarafından Türkiye Cumhuriyeti adına sağlanan bazı dış borçlar için söz konusu olur. Burada Türkiye Cumhuriyeti yabancı bir devletten bir projesi ya da herhangi bir programı için borç alabilir. Şimdilerde pek kullanılmayan bu yöntem eskiden yaygın olarak kullanılıyordu. Türkiye için OECD nezdinde kurulmuş bir konsorsiyum vardı ve Türkiye’nin uyguladığı istikrar programlarına OECD üyesi ülkelerin katılımıyla borç verilirdi.
(4) Uluslararası kuruluşlardan borçlanma türü IMF, Dünya Bankası, yatırım bankaları, kalkınma bankaları gibi çok uluslu kuruluşlardan yapılan borçlanmaları ifade eder. Bunlar ya bir programın desteklenmesi için ya da belirli kamu projelerinin gerçekleştirilmesi için alınan borçlardır.

IMF’den borçlanma bir borçlanma olarak değerlendirilmesi en zor olanıdır. Çünkü burada amaç borç almak değil belirli bir istikrarsızlık halinden kurtulmak için parasal destek almaktır. Bu çerçevede IMF’nin sağladığı kaynaklara da kredi ya borçtan daha çok destek, imkân, kolaylık gibi adlar verilirken bu kullanımlar için tahakkuk ettirilen bedele de faiz yerine charge gibi adlar verilir.   

Dünya Bankası, devletlere belirli bir dönüşüm programı uygulaması için kredi verebileceği gibi kamu kurum ve kuruluşlarına uygulayacakları projeler için de kredi verir. Yatırım bankaları ve kalkınma bankaları da daha çok proje için kredi veren kuruluşlardır.

Aşağıdaki tabloda Türkiye’nin kamu kesimi brüt borç stoku 2002 – 2012 yılları itibariyle karşılaştırmalı olarak gösterilmektedir.

Tabloya bakıldığında Türkiye’nin kamu kesimi brüt dış borç stokunun 2002’den 2012’ye yüzde 60’a yakın arttığı, buna karşılık GSYH’daki artışların daha fazla olması nedeniyle kamu kesimi brüt borç stokunun GSYH’ya oranının yüzde 50’den fazla gerilediği görülüyor.
  
31.12.2012
2002 Milyar $
2002 GSYH %
2012 Milyar $
2012 GSYH %
Brüt kamu kesimi
Dış borç stok toplamı
64,5
28,0
103,1
13,0
    Kısa vadeli
0,9
0,4
11,0
1,3
    Uzun vadeli
63,6
27,5
92,1
11,7
  
Özel Kesim Dış Borçlanması
Özel kesimin dış piyasalardan, yabancı kuruluşlardan veya yabancı devletlerden yaptığı borçlanmaya özel kesim dış borçlanması diyoruz.   

Özel kesimin dış borçlanması altı şekilde yapılıyor: (1) Satıcı kredisi almak yoluyla, (2) Reel kesimin bankalardan kredi alması yoluyla, (3) Bankaların yabancı bankalardan kredi alması yoluyla, (4) Tahvil ihracı yoluyla, (5) Devletlerden borçlanma yoluyla, (6) Uluslararası kuruluşlardan borçlanmak yoluyla.

(1) Satıcı kredisi almak yoluyla borçlanmada özel kesim yurtdışından satın aldığı makine, teçhizat vb gibi malları satıcının kredisiyle ya da satıcının ülkesinin bankalarının (Eximbanklar dahil)  açtığı krediyle satın alır. Bizde özel kesim dış borçlanmasında en yaygın kullanılan yol budur.
(2) Reel kesimin bankalardan kredi alması yoluyla borçlanmada özel kesim Türkiye içinde ya da başka ülkelerde yapacağı bir proje için yabancı ülke bankalarından kredi alabilir.  
(3) Bankaların yabancı bankalardan kredi alması yoluyla borçlanma, Türk bankaları kaynaklarını güçlendirmek için yabancı bankalardan borçlanmaya gidebilirler. Eğer alınacak krediye birden fazla bankanın katılımı söz konusuysa buna “sendikasyon” bu birlikte açılan krediye de “sendikasyon kredisi” adı veriliyor.      
(4) Tahvil ihracı yoluyla borçlanma yolu, özel kesim kuruluşunun yurt dışı piyasalara tahvil ihracı karşılığında borçlanmasını ifade eder. Bu tahviller yabancı para cinsinden olabileceği gibi TL cinsinden de olabilir. Dış borç sayılmasındaki ayırt edici nitelik üzerinde yazılı para birimi ya da kimin satın aldığı değil hangi piyasada ihraç edildiğidir. Bizde bu uygulama henüz çok yenidir ve yaygınlık kazanmamıştır.
(5) Devletlerden borçlanma yolu,  özel kesim kuruluşları tarafından pek kullanılan bir yol değildir. Çok istisnai hallerde kullanılır. Örneğin Dubai’de devlet bir yol yaptıracak ve bu yolun kredisini kendisi verecekse bu yolu yapmaya giren özel kesim kuruluşuna bu krediyi kullandırabilir.
(6) Uluslararası kuruluşlardan borçlanma yolu, özel kesimin yatırımları için IFC ya da çeşitli projeleri için Kalkınma ve Yatırım Bankalarından kredi kullanması halidir. Bir özel kesim kuruluşu bir başka ülkede diyelim ki bir havaalanı yapmaya gitmişse ve o proje için o ülkenin bağlı olduğu Kalkınma ve Yatırım Bankası kredi veriyorsa bu kredi bu kategoriye girer.  
Aşağıdaki tabloda Türkiye’nin özel kesim brüt borç stoku 2002 – 2012 yılları itibariyle karşılaştırmalı olarak gösterilmektedir.

Tabloya bakıldığında Türkiye’nin özel kesim brüt dış borç stokunun 2002’den 2012’ye 5,2 mislinden fazla arttığı, buna ek olarak özel kesim borçlanma artışının GSYH’daki artıştan fazla olması nedeniyle özel kesim brüt borç stokunun GSYH’ya oranının da yüzde 60’a yakın artış gösterdiği görülüyor.
  
31.12.2012
2002 Milyar $
2002 GSYH %
2012 Milyar $
2012 GSYH %
Brüt özel kesim dış borç stoku toplamı
43,1
18,7
226,0
29,8
    Kısa vadeli
13,9
6,1
88,8
11,3
    Uzun vadeli
29,2
12,6
137,2
17,5
  
Türkiye’nin Toplam Brüt Dış Borç Stoku
Kamu kesimi ve özel kesimin dış borç stokuna TCMB’nin brüt dış borç stokunu da ekleyerek topladığımızda Türkiye’nin toplam dış borç stokunu bulabiliriz. Bu stokları o yılın GSYH’sına bölerek de borç stokunun GSYH içindeki payını yani dış borç yükünü hesaplayabiliriz.

31.12.2012
2002 Milyar $
2002 GSYH %
2012 Milyar $
2012 GSYH %
Türkiye brüt dış borç stoku toplamı
129,6
56,1
336,9
42,9
Kamu Kesimi
64,5
27,9
103,1
13,1
Kısa Vade
0,9
0,4
11,0
1,4
Uzun Vade
63,5
27,5
92,1
11,7
TCMB
22,0
9,5
7,7
1,0
Kısa Vade
20,3
8,8
1,1
0,1
Uzun Vade
1,7
0,7
6,6
0,8
Özel Kesim
43,1
18,7
226,0
28,8
Kısa Vade
13,9
6,0
88,8
11,3
Uzun Vade
29,2
12,6
137,2
17,5

Tabloların Farklı Yorumlanması
Verilerin yorumlanması bilime de siyasete de hizmet edebiliyor. Bu tablolara bakanlar üç farklı yorum yapabilirler: (1) Muhalefet etmek amacında olanlar mutlak artışa dikkat çekerek “brüt dış borç stokumuz artıyor” diyebilir. (2) Amaçları iktidarı övmek olanlar oranlardaki gerilmeye dikkat çekerek “Brüt dış borç stokumuzun GSYH’ya oranı geriliyor” diyebilir. (3) Objektif bakmayı başaranlar ise “Brüt dış borç stokumuz mutlak olarak artıyor ama gelirimiz daha fazla arttığı için gelir içindeki borç payı göreli olarak azalıyor. Kamu kesimi dış borçlanmasının yerini özel kesim dış borçlanması alıyor. Bu noktada özel kesim kısa vadeli dış borç stokunun artışına dikkat etmek gerekir” der. Doğal olarak bu üç yorumdan en az itibar edileni üçüncü yorumdur. Muhalifler bu yorumu yapanı iktidardan yana, iktidardakiler ise muhalefetten yana diye sınıflandırırlar. Çünkü bu tip yorum iki tarafa da yaramaz. Oysa bir toplum objektif yorumlardan ders çıkardığı sürece doğru yolda ilerler. 

84 yorum:

  1. sayın hocam, tablolarda son sütun "2012 GSYH %" olacak. Bu güzel değerlendirme için emeğinize sağlık.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Düzeltme için çok teşekkür ederim. Bu copy paste yöntemi bazen böyle hatalar yaratabiliyor.

      Sil
  2. Hocam, tablolardaki rakamlar enflasyondan arındırılmış rakamlar mıdır?

    Kafamdaki bazı soru işaretlerini ortadan kaldıran bir yazı olmuş. Çok teşekkür ederim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Enflasyondan arındırılmış değil. ABD dolarıyla.

      Sil
  3. Özel kesim borçlanması bir kriz durumunda sade vatandaşı ne kadar etkiler? ne kadarı hazine garantisidir?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Özel kesim borçlarında Hazine garantisi yok. Sadece bazı yap işlet devret projelerinde devlşet dolaylı bir garanti veriyor. Örneğin doğal gaz çevrim santralından yılda belli miktar satın alma garantisi veriyor. Satın almasa bile o parayı ödüyor.

      Sil
  4. Hocam bir sıkıntı olursa,(Dünyada ekonomik bir türbülans)daha fazla büyük firma yabancı fonların, firmaların eline geçer ise, Türkiye adına , ileriki senelerde ,kar transferleri cari dengede sorun yaratmazmı?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. önce bi pamuk,tütün,fasulye,zeytinyağı ithal etmekten kurtulalım kar transferleri halledilir :)

      Sil
    2. Bu dediğinizden bizden çok daha fazla korkması gereken ülkeler var.

      Sil
  5. Hocam, kamunun iç borç stoku ne kadardır, yani kamunun toplam borcunu örmek istiyorum.
    Tşk.
    Selahattin

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Mart 2013 itibarıyla 392,8 milyar TL'dir.

      Sil
    2. Kamu kesiminin iç borç stoku Nisan 2013 sonu itibariyle 393,6 milyar TL'dir.

      Sil
  6. Hocam, meseleye basında yanlış yaklaşıldığı kanısındayım. eğer mesele döviz cinsi borçlarsa, sadece döviz cinsi dış borçlara değil, döviz cinsi yurtiçi kredilere de bakmak lazım. ayrıca tablolara bankacılık sektörünün döviz borçlarını almanın isabetli olmadığını düşünüyorum. sonuçta bankaların pasifte ne kadar döviz yükümlülükleri varsa aktifte de o kadar döviz varlıkları var. BDDK, bankalara dövizde açık pozisyon taşıma izni vermediği için (olsa bile çok cüzi bir miktar oluyor) bankaların döviz yükümlülüklerinin hesaba katılmaması gerekir. döviz borçlarının hesabında finans dışı özel kesim ve finans dışı kamu sektörü baz alınmalı. daha sonra ise bunların sahip olduğu döviz varlıkları hesaplanarak, döviz likidite durumuna bakılmalı.
    Türkiye'de finans dışı özel kesim ve finans dışı kamu kesiminin 2002 sonunda dış borcu 93,4 milyar dolar. 2002 sonunda reel kesimin yurtiçi döviz kredi borcu ise 9,7 milyar dolar. toplamı 103,1 milyar dolar eder. 2002 sonunda finans dışı özel kesimin 57,6 milyar dolar likit döviz varlığı varken (DTH + yurtdışı mevduatlar + ihracat alacakları), kamunun 3,3 milyar dolarlık döviz mevduatı var (toplamı 60,9 milyar dolar) yani 2002 sonunda döviz varlıkları döviz yükümlülüklerinin (60,9 / 103,1) = %59'u kadar.
    2012'ye geldiğimizde finans dışı özel kesim ve finans dışı kamu kesiminin dış borcu 201,4 milyar dolar. reel kesimin yurtiçi döviz kredi borcu ise 93,3 milyar dolar. toplamı 294,7 milyar dolar. döviz varlıklarına gelirsek, finans dışı özel kesimin 138,9 milyar dolar likit döviz varlığı varken, kamunun 5,1 milyar dolar döviz mevduatı mevcut. 2012 sonunda döviz varlıkları döviz yükümlülüklerinin (144 / 294,7) = %49'u ediyor.
    sonuç olarak, finans kesimini hesaplamalarda devre dışı bırakırsak, finans dışı özel kesim ve finans dışı kamu kesiminin döviz varlık/yükümlülük oranının %59'dan %49'a düştüğünü, yani döviz likidite durumu olarak kötüye gidiş olduğunu söyleyebiliriz.

    YanıtlaSil
  7. Mahfi hocam türkiyenin brüt dış borç stokunda özel kesimde kısa vade 88,8 uzun vade 137,2 olmalı hocam tabloda ters yazmışssınız.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet ne kadar dikkat etsem de tabloda ters yazılmış. Düzelttim. Çok teşekkür ederim.

      Sil
    2. Ben teşekkür ederim hocam sayenizde çok bilgileniyoruz,selamlarla...

      Sil
  8. hocam iç borç içerisinde de dış borç yok mu? yani yurtdışında yerleşiklerin yurtiçine doğrudan yatırımları görünmüyor bu tablolarda.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Dövizle ödeme zorunluluğunuz olmadığı sürece hangi para cinsinden çıkmış olursa olsun onları dış borç saymak bence doğru değil.

      Sil
  9. 3. yorumu yapardım ben. Özel sektörün kısa vade dış borç stoğu artıyor ama devlet olası kriz vb. durumlar için özel sektörü destekleyecek gerekirse sübvansiyon uygulayacak kadar likidite sağlayabilmeli bu dönemlerde. günümüzde kobiler ve holding altı firmalar sanayi ve istihdamın belkemiği irdeleyebildiğim kadarıyla. Dediğiniz gibi tarafsız olarak yorumlayıp genel konjonktürü herkese gösterebilmek önemli...

    YanıtlaSil
  10. hocam,
    gelir artınca gelir içindeki borç payı azalmış.
    peki borçlanma arttığı için gelir de artmış olabilir mi? :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Geçmişte borçlanmanın çok arttığı yıllarda tersi çok görüldü yani gelir azaldı. O nedenle böyle bir mantık çıkarımı veriler üzerinden iyi bir analiz yapılmadan doğru olmayabilir.

      Sil
  11. Hocam siz dis borcla ilgili son belirttiginiz objektif yorumda anladigim kadariyla ozel sektor vurgusu var, yani buradan sunu anlayabilirmiyiz ?

    Birilerinin dedigi gibi kamu borcu dusuk oldugu icin ozel sektor borclari sorun cikarmaz laflari dogru degildir cunku ozel sektor odeme guclugu cekerse bu ulke ekonomisinin tamamini etkileyecektir.

    ikincisi, bazi ekonomistler dis borc hesabinda Uluslararası yatırım pozisyonu/GSYH oranlamasini kullaniyor ve bunun icerisinde yukumluluklerin ve varliklarin tam olarak olmasindan dolayi durumu daha iyi ozetledigi soyleniyor.

    "Ülkenin yurt dışındaki tüm varlıklarından ve yurt dışına tüm yükümlülüklerini çıkartılarak hesaplanır." (Asaf Savas Akat Hocamizin yazisindan alintidir).

    Dolayisiyla bu oran bizde %51-53 arasi bir yerlerde bulunuyor ve IMF %40 uzeri riskli diyor.

    Ayrica hocam sizin FED`in herseyi kontrol altinda tutacagi sozunuze katilmiyorum, faizleri fed kontrollu arttirsa bile piyasa kontrolden cikacaktir. Cunku bugune dek FED kendi tahvillerini kendisi aliyordu (Ponzi Scam), bu bitince tahvilleri kime satacaklar ? Buyume gercekten istedikleri gibi olacak mi da faizleri arttirabilecekler ? (Faizlerin artmasi icin buyumenin adam gibi olmasi gerekiyor).

    Hocam siz demissiniz ki, Borsalardan para cikacak ve ertelenen harcamalar baslayacak boylece enflasyon olacak, siz birseyi bence es gecmissiniz, ABD`de borsa oyuncularinin kullandiklari para borctur. Bu paranin ellerinde "kar" olarak kalacak kismi borclarin dusmesinden sonra piyasaya girebilir. Bunun cok cok az kismi piyasaya girecektir ve bu parayi insanlar harcamayi secerler mi o da ayri dava.

    Acikcasi ben faiz artisi gerceklestiginde, ABD`nin bu borcu ceviremeyecegini ve iflas edecegini dusunuyorum, faiz ekside kaldikca da benim dediklerim daha da yuksek bir ihtimale dayaniyor cunku borclar inanilmaz artiyor, ABD`de sirketlerin birbirlerine olan borclari butun hiziyla artiyor.

    Hocam asil sorun bence nedir biliyormusunuz, Sirketler insanlara satmak istedikleri mallari alacaklari kadar ucret vermiyorlar, mesele budur.

    Sizi seviyoruz, saygilarimla.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Değerli yorumunuz için ben de size teşekkür ederim.
      Asaf hocanın yorumu ülkenin uluslararası yatırım pozisyonu için doğru bir tanımdır. Aslında dış durumu belki de en iyi ölçen odur.

      Sil
    2. Hocam benim ABD`nin kontrollu faiz arttirimi ise yaramayacak sozlerime dair, Japonya`da olanlar ornek olabilir mi ? Biliyorsunuz ki Japonya bu paralari yillardir basiyor, dusuk faiz vesaire orada senelerdir var, ABD`den cok once yaptilar bu isi ve hicbirseye de yaramadi, simdilerde olan ise su sekilde

      "Tahvil fiyatlarındaki son dört yılın en geniş kapsamlı dalgalanma beklentileri ve 9 ayın en düşük talepli tahvil ihalesi, tahvil piyasasının, Japonya Merkez Bankası Başkanı Haruhiko Kuroda'ya duyduğu güvenin azaldığına yönelik sinyalleri artırıyor." (http://www.bloomberght.com/haberler/haber/1366027-kurodanin-sozleri-tahvil-piyasasina-yetmiyor)

      Aynisi ABD`ye de olacak, piyasalari alistirdilar ve bu isin sonu cok kotu bitecek gibi gorunuyor.

      Acikcasi artik tasarruf etmenin pek bir anlami kalmadi gibi, tabi arsa falan alinacaksa o ayri ama fabrika falan kurmak akil isi degil cunku ureticinin fisini cektiler bu eksi faiz politikasiyla halbuki tam tersini yani ekonomiyi canlandirmak amaciyla yapmislardi bunu ama tam tersi insanlarin borclari artti ama gelirleri artmadi ve para piyasalarinin anlami kalmadi cunku faiz sistemi bozuldu.

      Saygilarimla.

      Sil
  12. Değerli yazılarınız için çok teşekkürler.

    Blogunuzdaki email ile takip kısmı pek çalışmıyor galiba. Bana uzun süredir mail gelmiyor. Allah`tan arada kontrol ediyorum da yazılarınızı kaçırmadan takip edebiliyorum.

    Saygılar

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Maalesef ben de test amaçlı aboneyim ve bana da gelmiyor. Bir türlü düzeltemedim. Biraz daha uğraşayım bakalım.

      Sil
    2. Aynı sorun bende de var bir süredir, bloga bakayım demesem birikecek yazılar:)

      Sil
  13. hocam mükemmel bir yazı, ben olabildiğince her görüşe yakın ekonomi yazılarını okumaya çalışırım. iktidar yanlısı bir yazarın yazısında muhalefetlere karşı tez olarak 2.yorumu yaptığını, muhalefet olan medyadaki yazarların da 1.yorumu yaptığını gördüm ve ne yazıkki 3.yorumu yapan pek bir yazar göremedim. emeğinize sağlık.

    YanıtlaSil
  14. hocam harikulade bir makale olmuş,
    bir de net uluslararası yatırım pozisyonu açığı var...
    dikaktinize...
    :)
    sevgiler..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Tşkler. Uluslararası yatırım pozisyonunu ayrıca yazmıştım.

      Sil
  15. Borcumuz arttığı için gelirimiz artıyor olabilir mi? Türkiye cari açık verdiğine göre gelir artışı bir halüsinasyon olabilir.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aynı şey cari açık veren öteki ülkeler için de geçerli.

      Sil
  16. Hocam şunu sormak istiyorum kamu sektörü dışarıya olan borcunu ödemediğinde veya ödeyemeyediğinde IMF ile destekleme anlaşması yaptığını önceki yazılarınızda belirtmiştiniz peki hocam özel sektör dışarıya olan borcunu ödemediğinde alacaklı olan ülke borçlu olan ülkeden bunu nasıl tahsil ediyor ? yabancı ülkedeki alacaklı gelip buradaki borçlunun mal varlıklarına mı el koyuyor nasıl işliyor bu sistem kısaca izah etmeniz mümkün mü?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Özel kesimin borcu aynen iç borç gibidir. Yani borcunu ödeyemezse mahkemeye verilir ve ona göre haciz vb uygulanır.

      Sil
    2. özel sektör borcunun bir kısmı nakit teminatlı. alacaklı teminata el koyabilir.
      özel sektörün dış borcu ödememesi demek, dış piyasalara uzunca bir müddet giremememiz demektir. tasarrufları yetersiz bir ülke olduğumuz için bunu göze alamayız. hazine böyle bir durumda birtakım programları veya koşulları kabul ederek ve teminatlar vererek ya da kendisi borçlanarak özel sektörün dış piyasalardan dışlanmaması için çalışacaktır. başka bir seçeneği yok çünkü. "bana ne? özel sektörün borcu, beni ilgilendirmez" demek kolay değil. ucu kendine de dokunur. mesela kendisi de dışarıdan borçlanmakta zorlanır, büyüme çok düşer vs. üç kuruşa beş köfte yok.

      Sil
  17. Hocam dışarıdan gerek tahvil ihracıyla borçlanmada gerek bankalardan borçlanmada biz borç almak istediğimizde bu borç bize nakit olarak mı geliyor hesaptan hesaba havale ile mi geliyor? Hocam birde bu alınan borçlar döviz arzını artırıcı etki yaptığından yüklü miktarda bir borçlanma yapmak döviz kurunu düşürücü bir etki yapar mı?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Nakit ya da havale bir şey farketmez önemli olan borç alanın o parayı kullanabilme yeteneğine kavuşmasıdır.
      Eğer döviz gelip içeride bozdurulacaksa kuru düşürür.

      Sil
  18. Hocam satıcı kredisiyle borçlanmayı size zahmet olmassa biraz daha ayrıntılı açıklamanız mümkün mü?biz dışarıdan mal alacağımız zaman onun tl cinsinden tutarını bizim bankamıza yatırmayıp direk bizim bankanın yurtdışındaki muhabir banka aracılığıyla o parayı dışarıdaki ithalatçıya ödemesidir diyebilirmiyiz ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yurtdışından bir makine satın aldığınızda bunun bedelini ya peşin dövizle ödersiniz ya da satıcı size bu makineyi kredili satar ve bedelini taksit taksit ödersiniz. Satıcı kredisi budur.

      Sil
  19. Hocam benim sorum kredi derecelendirme kuruluşlarından Ard Arda gelen mor artırımları Türkiye'de artık özel sektörün kaynaklara olan yakınlığını son derece artıracaktır ve daha uzun vadeli ve daha düşük faizle borçlanacaktır ; 1.sorum ) bu borçlanma büyük ihtimalle gsyh ya hemen yansıyamayacağına göre özel sektörün dış borcu % 29 lardan % 40 lara ilerleyebilir mi ne düşünüyorsunuz ? 2. Sorum) kaynaklara bu denli kolay ulaşmamızın bizim için getireceği riskler mevcut mu örneğin daha kolay borçlanıyoruz diye aşırı ithalata kaçma gibi3. Sorum) dışarıdan bu sayede daha düşük faizle kredi alınabileceğinden dolayı bankalarımız daha fazla kredi alıp bunu özel sektöre kullandırabilir mi ? Hocam detayını merak ettiğim için soruyorum bankalar dışarıdan aldığı bu dövizi özel sektöre nasıl kullandırıyor aldığı bu dövizi m. B yatırıp aldığı tl ile mi nasıl kullandırıyor ? Cevabınız için şimdiden teşekkür ederim

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. (1) Özel kesimin dış borçlanmasında not artırımı etkili olabilir. Ama tek başına herşeyin çözümü orada değildir. (2)Benzer sorunlar Yunanistan'da oldu ve Yunanistan aşırı borçlanma sorunu yaşadı. (3) Bankalar dışarıdan aldıkları döviz kredisini iki şekilde de kullandırabiliyor. Ya olduğu gibi yani döviz olarak ya da MB'ye satıp karşılığında aldığı TL ile TL kredisi olarak kullandırabiliyor.

      Sil
  20. Hocam kamu borcunu GSYHya oranlamak yerine devletin kendisinin elindeki varlıklarına (örn: kamunun net varlıkları, merkez bankası varlığı gibi)oranlamak daha mantıklı değil mi? Bağışlayın bu konularda derin bilgim yok sorum saçma gelebilir ama hükumet borçlanıyor bu borcu tüm ülkedeki herkesin varlıklarına oranlaması garip geldi bana. Yazılarınızı takip ediyorum ve iyi çalışmalar diliyorum. Teşekkürler...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Soru saçma değil ama yanıtı zor. Çünkü devletin bilançosu yok. Bütün dağlar, deniz kenarları, donanma gemileri, savaş uçakları vb devletin ama bunların değerini ölçebilen yok. Dolayısıyla bunları varlık olarak nasıl tanımlayacağımızı bilmiyoruz ve o nedenle de devletin bilançosunu çıkaramıyoruz. Oysa MB adına kayıtlı bina, makine teçhizat hepsi belli ve ölçülebilir değerler.

      Sil
  21. Sn. Eğilmez toplam salt borcun GSYH oranı gerçek ve tutarlı bir ölçüt müdür? Şöyle ki, ülkede ortaya çıkan ekonomik daralma ile GSYH düşerse, oran artacaktır, ama salt borç toplamı yerinde duracaktır. Bu durumda daha sağlıklı bir ölçüt var mıdır ? Demem o ki, cari açık/GSYH aklıma yatıyor zira ikisi de aynı döneme ait veriler, ama toplam borç bir birikim, GSYH ise bir döneme ait bir büyüklük.

    Saygılarımla,

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok doğru bir eleştiri. Borç stoku stok değişkendir oysa GSYH akım değişkendir ve bir stok değişkeni bir akım değişkene oranlamak pek de doğru bir şey değildir. Aslında doğrusu borç stokunu servet ya da varlık stokuna oranlamaktır. Ama ne yazık ki özel kesim için hesaplanabilse bile kamu kesimi için servet hesaplaması yapılamıyor (çünkü dağlar, deniz kenarları, nehir kenarları vb hep devlete aittir ve hesaba nasıl katılacağı bilinemez.) Ama bütün dünya bu ölçüyü kullandığı için biz de kullanıyoruz. Aksi takdirde başka ülkelerle karşılaştırma imkanı olmuyor.
      Bir de uluslararası yatırım pozisyonu ölçüsü var. Daha önce bu blogda konuyla ilgili bir yazım çıkmıştır. O ölçü daha doğru görünüyor.

      Sil
    2. Çok Teşekkür ederim...

      Sil
  22. Merhaba,
    Önceki yazınızda belirttiğiniz hane halkı borcunu da bu analize eklersek daha objektif bir bakış açısı olmaz mı? Sonuçta sizin belirttiğiniz üzere hane halkı borcunda inanılmaz bir yükselme mevcut...
    http://www.mahfiegilmez.com/2013/04/kimin-borcu-artyor.html

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hane halkı borcunu buraya dahil edemeyiz çünkü bu yazı sadece dış borçlarla ilgili. Oysa halkı borcu iç borç.

      Sil
  23. üstad hayırlı günler...
    geçen hafta basında ve hükümet kanadında sıkça deklare edildi IMF'ye olan borcumuz bitti die, artık IMF'ye borcumuz yok hatta borç dahi verecegiz...IMF'ye olan borç bitti fakat halihazırda dışarıya karşı borçlanma sizinde yazınızda belirttiğiniz gibi sadece IMF'ye karşı olmuyor. IMF'den kurtulmamız dış borçlarımız açısından tabi ki iyi fakat borcun kime karşı mı olduğu yoksa var olan borçların nasıl karşılandığı (yada borcun sürdürebildiği mi)mı daha önemli?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. IMF'ye olan borç meselesi bir hayli iç siyaset meselesi yapıldı. Yanlış buluyorum. Borcun miktarı, vadesi ve kime karşı olduğu hepsi birbirinden önemlidir.

      Sil
    2. teşekkürler üstad...

      Sil
  24. Burada özel sektör devlet ayrımını bu kadar keskin şekilde yapmak doğru mu acaba? Devlet iç borçlanma yaparken bunun ne kadarının gerçekten iç borçlanma olduğunu bilebilir miyiz? Dış borçlanma yapan özel sektörün devlet iç borçlanmasına olan katkısının da irdelenmesi gerekiyor diye düşünüyorum. Elinize sağlık sayın hocam.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet bu ayrıntıları incelemek gerekli gerçekten de.

      Sil
  25. iyi günler hocam

    son açıklanan merkez bankası haftalık menkul kıymet repo dahil 70 milyar dolar yabancıların tahvili var ama iç borç olarak gözükmete doğal olarak,

    ayrıca öncü verilerde kısa vadeli ve uzun vadeli borçlardaki artış 30 haziran 2013 de açıklanacak olan ilk çeyrek brüt borç stogu 352 milyar dolar civarında,

    hocam 11 haziran da açıklanacak olan ilk çeyrek büyüme tahmininiz kaç ? bazı kurumlar 0.8 ile %2 arası değişmekte finans yatırım tahmini %1.3 örneğin bu kadar düşük gele bilir mi.

    tşk

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Söz konusu repo için gelen paralar bankalara yatmış yp ler ise özel kesim dış borcunda yer alır.
      Benim ilk çeyrek büyüme tahmini yüzde 1,5 - 2 aralığında.

      Sil
  26. üstad öncelikle verdiğiniz değerli bilgiler için teşekkür ederim.Elinize sağlık.Ben şunu sormak istiyorum özel sektörün borcu artıyo peki bu artış ne zaman sürdürülemez düzeye gelir ? ayrıca bunun çözümü bir tek tasarrufların artması yoluyla mı sağlanır.













    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Tşkler.
      Özel sektörün borcunun hangi düzeyde sürdürülemez olduğu pek çok koşula bağlı. Eğer ülkede bir kriz çıkarsa bankalar hemen alacaklarını tahsile, dış kreditörler hemen paralarını istemeye başlıyorlar ve özel sektör sıkıntıya girebiliyor. Bunun genelleştirilebilecek bir düzeyi yok.
      Çözümlerden en önemlilerinden birisi tasarrufları artırmak ama bunun yanında özel kesimde verimliliği artırmaktan borcu azaltıcı alanlara yönelmeye kadar birçok çözüm olabilir.

      Sil
  27. Hocam benim öğrenmek istediğim biz dışarıdan borç alırken % kaç ile borç alıyoruz da ima ye borç verirken % kaç ile borç vereceğiz ? Bu aradaki olumsuz fark ne kadardır? Ve bu fark kimlere yansıtılıyor ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hocam yukarıdaki IMF ye borç verirken olacak

      Sil
    2. Kamu kesiminin dış borçlanması şu aralar $ üzerinden % 4 - 6 arasında değişen faizlerle yapılıyor. IMF, AAA niteliğinde bir kurum olduğu için ABD Hazine tahvillerinin altında yani % 1- 2 arasında faizle borçlanıyor. Aradaki fark topluma dağılıyor.

      Sil
    3. IMF'ye hemen borç vermek söz konusu değil. Bu bir taahhüt. Yani IMF bunu gerekirse kullanacak. Ayrıca bunu TCMB'nin döviz rezervlerinden verirsek maliyeti kamuya sıfır olacak çünkü TCMB o rezervleri ROK aracılığıyla bankalardan zorunlu karşılık olarak ve faizsiz topluyor.

      Sil
  28. hocam tablonun yorumlanmasındaki 3. yoruma genel olarak halk tarafından değer verilmiyor(nedeni partizanlık ya da taraftarlık) böyle olduğuna göre bu türkiye halkı için büyük bir sorun değil mi? böyle olduğunu gördükçe çıldıracak gibi oluyorum bunu sadece cahil diyebileceğimiz kesim de yapmıyor okumuşuda yapıyor.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Buna karşın bizler yine de doğrusunu yapmaya devam etmeliyiz. Aksi takdirde bilim başka şeylerin emrine girmiş olur.

      Sil
  29. Hocam elinize sağlık. Benim bir sorum olacaktı. Not artırımları sonrasında, daha öncesine kıyasla özel sektör daha uzun ve ucuz maliyetle kredi temin edebilecek mi? Eğer bu olursa özel sektör borcunun ağırlığı daha fazla artacak. Bu önemli bir sorun teşkil eder mi? Bankalar açısından yurt dışından borçlanıp, TL kredi vermeleri TCMB tarafından özendiriliyor sanki. Bu yüzden en riskli sektör olarak bankacılığı gösterebilir miyiz? Yorumlarınızı paylaşırsanız sevinirim. Saygılarımla,

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Tşkler.
      Beklenti o yönde yani özel kesim daha uzun vadeli ve daha ucuz kredi bulabilecek. Eğer denetim den çıkarsa bu borç yayılması sorun oluşturabilir. Birçok Avrupa ülkesinin borç krizine girmesinin nedeni Euroya geçişten sonra ortaya çıkan faiz düşüşünün yarattığı rahat ve sorunsuz borçlanma olanağıdır.
      Bence burada en riskli sektör reel sektör, çünkü sonuçta bankalar aldığı krediyi onlara kredi olarak devrediyor.

      Sil
  30. Hocam her zamanki gibi cok anlasilir bir yazi olmus, kaleminize saglik. Sayenizde ekonomiye isindim, yuksek lisansima iktisattan devam etmeyi dusunuyorum. Kolay gelsin

    YanıtlaSil
  31. Bir muhasebe sorum olacak. Satici kredisi ile alinan ozel kesim borclari sirket bilancosunda trade credit (accounts payable) hanesine mi, yoksa finansal borclar hanesine mi yaziliyor? Tesekkurler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kredinin kimden alındığına bağlı olarak değişiyor sanırım. Satıcıdan doğrudan mala karşılık alınmışsa trade credit olur, banka aracılığıyla alınmışsa finansal borç olur.

      Sil
  32. Türkiye brüt dış borç stoğunun bu şekilde sürdürülemez olduğu çok net, petrol veya herhangi bir kaynak bulamazsak cari açığın daha da artacağına uyarıdır bu yazınız, herkesin anlayacağı dile çevirdiğiniz ve ayrıntılı anlattığınız içinde teşekkürler hocam, saygılarımla...

    YanıtlaSil
  33. Sayin hocam, dis borc tanimi ile ilgili olarak uzerindeki para birimi onemli degil demissiniz.katiliyorum.dunya bankasi dis borc tanimi icindeki unsurlardan biri de budur.fakat ayni zamanda kikin satin aldigi onemli degil demissiniz.fakat dunya bankasinin dis birc tanimi ile ilgili unsurlarda temel aldigi unsur " yerlesik kisiler" kavramidir.kisaca dunya bankasina gore dis borcu belirleyen temel unsur yerlesik kavramidir.yani dis piyasada ihrac edilmis tahvilleri turkiye vatandaslari veya turkiyede mukim kisiler alirsa bu dis borc olmaz.
    Sayin hocam, yukarida kisaca belirtmeye calistigim hususla ilgili ayrintili bilgi verirseniz sevinirim.

    Saygilarimla

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yurtiçi yerleşikler tanımı ödemeler dengesi için de geçerlidir ve esas alınması doğrudur.

      Sil
  34. Merhaba, ellerinize sağlık çok faydalı bir yazı olmuş.

    Ben de ufak bir not olarak belirtmek istedim, bildiğim kadarıyla özel kesim derken bankalardan bahsediyoruz, doğru mudur?

    Bir de, özel kesimin dış borç stoğunun kırılımını bilmek de çok faydalı olabilir. (Özel kesimin dolaşımdaki tahvilleri ne kadar, alınan krediler ne kadar, 200+ milyar $ içerisindeki payları nedir gibi)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bankaların yanında diğer özel kesim de var.

      Sil
  35. Hocam yazı çok güzel olmuş emeğinize sağlık.
    Reel kesimle alakalı bir sorum olacak.Sizce reel kesimin borçlanma yapısı risk taşıyor mu ve bu risk pozisyonu hangi piyasa koşullarında değişmekte?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Tşkler
      Reel kesimin sorunu dış borçların kısa vadede yoğunlaşması. Yine de bu haliyle risk taşıdığını söyleyemeyiz.

      Sil
  36. Sayın Hocam , birbirinden değerli görüşleriniz için çok teşekkür ederim .Bizleri bıkmadan usanmadan sabırla aydınlattınız . Gerçekten insanları sıkmadan ve sevdirerek ekonomiyi anlamamızı sağladınız .
    Benim iki temel anlaşılmazım var. Birincisi bir ekonomide her şey aslında refah arttırıcı tedbirlere yani üretime dayandırılamaz mı ,yani devlet üreticiye ki ister domates ister sanayi ürünü olsun üreten kişilere odaklanarak bizi daha müreffeh kılamaz mı .. Dış borç olanlara devlet nasıl kefil oluyorsa ( zannediyorum bunu bankalar aracılığı ile yapıyor ) üreticilerimize , her türlü kolaylığı ( vergi muafiyeti sigorta primini karşılama yer tahsisi eğer hammadde ulusal bir kaynaksa kaynak tahsisi gibi ) göstererek üretimin artması sağlanamaz mı ..
    İkinci sorum da statik sorunlarımızın , kanserleşerek bir sarmal haline gelmesi . Örneğin inşaat sektörü bizde sürükleyici sektör durumunda hocam , durursa felaket olur gibi bir görüş var . Bir yasal düzenleme ile her vatandaşın bir evi olabilir , ikincisi için çok ağır vergiler konulur ( bedelinin üçte biri ) gibi yasalar bu beton çılgınlığını , dolayısı ile paralarımızın sürekli olarak toprağa gömülmesini engeller .Her vatandaş oturabileceği evinin haricinde ikinci bir eve sahip olmaz ise , evlerimiz rantiye den çıkıp ihtiyaç haline yeniden dönse ..belki de kaynaklarımızın toprağa bu kadar gömülmesinin önü alınabilinir . Biraz uzun oldu , özür dilerim Hocam ama bizim sorunumuz baş ağrısı ( dış borç ) değil belkide , başka tümörler var vücutta ve bu tümörler baş ağrısına sebep oluyor .
    En içten sevgiler ve saygılarımla
    Onur Şerifoğlu

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Devlet bu tür düzenleyici işlerin içine fazla girince bu sfer başka sorunlar çıkıyor. Her şeyden önce bütçe yetersiz hale geliyor ve vergileri artırmak gerekiyor. O zaman da başla sorunlar çıkıyor. Ayrıca devlet o kadar da iyi bir planlayıcı değil. Mesela son dönemde sizin dediğinizin tam tersini yapıp sektörü teşvik etti ve herkes iki ev sahibi olmaya yöneldi. Şimdi durumu farketti ve bu kez KDV'yi artırarak inşaata fren yaptırmaya yöneldi. Yani planlamayı devlete bırakmak ta iyi sonuç vermiyor.

      Sil
  37. Hocam değerli yazınız icin tesekkur ederim. Özel kesimin borcunu odeyememesi durumunda devlete Dogrudan ne gibi etkileri olacaktir

    YanıtlaSil
  38. Hocam yazılarınızı zevkle takip ediyorum.

    Bir mühendis dilinden surci lisan edersem affola. Kamu kesmi dış borcu azalırken özel kesim borçlanma artışını her geçen gün artan kaçınılmaz vergiler ile ne kadar ilişkilendirebiliriz?

    Sizinle gurur duyuyoruz.

    Sevgi ve Saygılarımla,

    YanıtlaSil
  39. hocam bir soru sormak istiyorum; Türkiye' de ikamet eden bir alman vatandaşının iç borç senedi ihalesinden senet alması dış borç mu iç borç mu oluyor ?

    YanıtlaSil
  40. Peki hocam dış ülkelerle karşılaştıracak olursak borçlanmada hangi pozisyondayız

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...