7 Haziran 2013 Cuma

Çapuling

Gezi direnişi İngilizce’ye bir kelime hediye etti: Çapuling (İngilizce okunuşu chapulling.) Kelime Türkçe’deki çapulculuk kelimesinin İngilizceye uyarlanmış halini gösteriyor. Çapulcu, aslında başkasının malını alan, yağma, talan eden kimse, talancı, yağmacı, bunun fiil hali olan çapulculuk ise yağmalama, talan etme olarak tanımlanıyor. Gezi Parkı eylemleri sırasında Başbakan, direnişçilere “3 – 5 çapulcu” deyince Beyoğlu’ndaki bir binanın üzerine birisi “Everyday I’m çapuling” yazdı (Türkçesi: Hergün çapulculuk yapıyorum) ve çapuling yeni bir anlam kazandı. Bu yeni haliyle kelime “demokrasiyi savunmak, çoğunluğun azınlığa tahakkümüne karşı direnmek” oldu çıktı.      

Wikipiedia’da şöyle bir Çapuling maddesi açıldı:  
Chapulling (Turkish: çapuling) is a neologism originating in the 2013 protests in Turkey, derived from Prime Minister Erdogan's use of the term çapulcu (roughly translated to "looter" or "marauder" or "vagabond" as contemporary) to describe demonstrators. The word quickly caught on, adopted and anglicized by the demonstrators with a new meaning: fighting for one's rights. Many took the concept further by integrating the unique nature of the demonstrations and defined it as "to act towards taking the democracy of a nation to the next step by reminding governments of their reason for existence in a peaceful and humorous manner." 

Demokrasi uzlaşma rejimidir
Demokrasiyi bütün öteki rejimlerden ayıran özelliği uzlaşma rejimi olmasıdır. Yani siyasal iktidar büyük çoğunluğa sahip olsa bile azınlığı da koruyacak, onların da düşüncelerine saygı göstermeye yönelecektir.

ABD’de görev yaptığım sırada Virginia’da McLean semtinde büyük bir sitede oturuyordum. Sitenin yakınında Tysons’s Corner Shopping Mall adlı büyük bir AVM vardı. Bu AVM’nin karşısına aynı adla bir ikinci AVM yapılacağı açıklanmıştı. Tabelaların asıldığı yer ağaçlıktı. Semt sakinleri ellerinde pankartlarla o alana oturmaya başladılar. Kimseyi de o alana sokmadılar. Çoğunluk yaşlı başlı, emekli insanlardı. Tanıdığım komşulara sordum niçin böyle bir direniş yapılıyor diye. Kimisi “ağaçları kesecekler, AVM uğruna çevreye zarar verecekler” dedi. Kimisi “AVM yapılırsa burada trafik katlanacak, bu yollar yeni bir AVM’nin trafiğini kaldırmaz” dedi. Kimisi “Yeni AVM suç artışı getirir, semtimizde suç artışı olsun istemiyoruz” dedi. Semt sakinleri AVM karşıtı imza topladılar. Birkaç gün sonra önce belediye başkanı çıkageldi, ardından bölgenin senatörleri, milletvekilleri geldiler, direnişçilerle konuştular, onların isteklerini dinlediler. Aradan bir süre geçti belediye başkanı ve öteki yetkililer bir takım önerilerle geri geldiler. Bu öneriler arasında ağaçların kesilmeyeceği, köklerinden sökülüp AVM’nin çevresine dikileceği, trafik sorununu çözmek için yeni yollar yapılacağı, suç artışını ve diğer tehlikeleri önlemek için bu çevreye daha fazla güvenlik görevlisi verileceği gibi öneriler vardı. Semt sakinleri bu önerileri aldılar kendi aralarında toplandılar ve bazı ekleme ve çıkarmalarla önerileri kabul ettiler. Sonuçta AVM iki yıl içinde yapılıp bitirildi. Verilen bütün sözler tutuldu. Çevredeki ağaç sayısı misliyle artırıldı, yeni yollar yapılarak trafik eskisinden bile daha iyi hale getirildi, güvenlik önlemleri artırıldı. Olayın sonunda semt sakinlerinin kamu otoritesine karşı saygıları arttı, kendilerini dinleyen görüşlerini dikkate alan kamu yetkililerinin itibarlarında hiçbir azalma olmadığı gibi tam tersine artış oldu.  

Bütün bu olaylarda ABD Başkanı’nın veya hükümetten herhangi bir bakanın haberi bile olmadı. Ya da haberi olduysa bile en ufak bir müdahalesi görülmedi, duyulmadı. Çünkü konu o çevre halkıyla o bölgenin belediyesinin meselesiydi, merkezi hükümetin karışımını gerektirecek bir durum yoktu.

Mülkiye’de birinci sınıftayken Siyaset Bilimine Giriş dersinin hocası Şerif Mardin’di. Derse yardımcı olması için okunmak üzere verdiği elli kitap arasındaydı Alexis de Tocqueville’in 1835 tarihli “Amerika’da Demokrasi” kitabı. Okumaya başladığımda elimden bırakamadım. Diyor ki Tocqueville: “Küçük bölgelere yönetsel özerklik tanımak ve böylelikle de yönetimin tek merkezde toplanmasını önlemek suretiyle siyasi özgürlüğün gerçekleştirilebileceğini ve bu arada vatandaşların kamu işleriyle ilgilenmelerinin sağlanacağını görmek Amerikan örneğinde mümkündür” devam ediyor: “Özgür ve eşit bireyler toplumun çıkarları için uğraşmış ve kendileri de bundan yarar sağlamıştır.” Yukarıda anlattığım AVM inşaatı olayı, Tocqueville’in bu gözlemini aşağı yukarı 150 yıl sonra yerinde canlı olarak test etmemi sağladı.    

Ekonomide çapuling etkisi
Siyasal iktidar, isteklere olumlu yanıt vermeyince BIST100 çöktü, Dolar ve Euro fırladı, faizler yükseldi. Ekonomide inanılmaz bir kayıp tablosu ortaya çıktı. Ardından Başbakan’ın yurtdışında olduğu sırada Cumhurbaşkanı ve Başbakan vekilinin yaptıkları ortamı yumuşatmaya yönelik açıklamalarla piyasalarda toparlanmalar başladıysa da Başbakanın yeni konuşmaları piyasaların elde ettiği kazanımları yeniden kaybetmesine yol açtı.

Kayıp bu saydıklarımla sınırlı değil. Turizm acentaları başta İstanbul olmak üzere Türkiye’ye düzenledikleri turları iptal ediyorlar. Tam turizm mevsimi başlarken peş peşe gelen iptaller ciddi sıkıntı yaratmaya başlıyor.  

Yabancı yatırımcılar, Fed’den gelen tahvil alımlarının düşürülebileceği sinyaliyle diğer gelişme yolundaki ülkeler gibi Türkiye’den de çıkmaya başlamışlar ve piyasalardaki gerginlik bu hareketlerle ortaya çıkmıştı. Gelişme yolundaki ülkelerde borsalar düşüyor, döviz yerli paralara karşı değer kazanıyor ve faizler yükseliyordu. Küresel krizin başladığı tarihten bu yana gelişmiş ülkelerden genellikle pozitif yönde ayrışan gelişme yolundaki ülkeler negatif ayrışma ile karşı karşıya kalıyordu. İşte tam da o sırada ortaya çıkan Gezi Parkı direnişi zaten negatif ayrışmanın içinde bulunan Türkiye ekonomisini bu kez gelişme yolundaki ülkeler içinde de negatif ayrışan bir konuma getirdi.

2013 yılının kaybedildiğini söylemek için henüz çok erken. Ne var ki gidişin o yönde olduğunu söylemek için belki geç bile kaldık. Kaybedilecek olan yalnızca hisse değerleri ya da diğer piyasa değerleri değil. Büyüme ve ona bağlı birçok önemli refah göstergesi de kaybedilecek.

Babam derdi ki: “kabahati önce kendinizde arayın”
Çocukken bizim de içinde olduğumuz bir olay olsa, bir kavgaya karışsak babam bizi karşısına alır ve “kabahati önce kendinizde arayın” derdi. Babamın bizi haklı bulmamasına çok kızardım o zamanlar. Aklımdan hep “sen kimin babasısın bizim mi onların mı?” sorusu geçerdi. Babamın bu sözünün uzlaşma için temel çıkış yolu olduğunu çok sonraları anladım.

Gezi direnişine bakıp “bunun suçlusu faiz lobisidir, kur lobisidir” diyerek hayali bir takım düşmanlar yaratarak insan kendisini kandırabilir. Bu tür yaklaşımlar çıkış yolunu göstermez. Bu gibi hallerde insanın oturup “acaba benim bir kusurum var mı, bir hata mı yaptım, yaptıysam hatayı nerede yaptım?” sorularını sorması ve bunlara yanıt araması gerekir. Çıkış yolu oradan geçer. 

Hata yapmak hatadır. Ama hatada ısrar etmek facia olur.  

115 yorum:

  1. "İngilizce okunuşu chapulling."

    Zannedersem, "İngilizce yazılışı chapulling." demek istemistiniz.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kelime Türkçe'den geçtiği için aslında İngilizcedeki okunuşu chapulling yoksa aslı çapuling. Biliyorsunuz İngilizcede mesela Mustafa'yı telaffuz edebilmek için Mustapha ya da Cemal'i telaffuz edebilmek için Djemal diye yazıyorlar.

      Sil
    2. hocam meşrutiyetten beri vatan topraklarını örümcek ağı misali örmüş güruhun istikrara refaha kalkınmaya satınalma gücüne kastettikleri aşikar değil mi? 1960 da Adnan Menderes'in mükemmel hizmetlerınden sonra planlı bir şekilde idama gtürülmesi, 1980 ihtilalinin aslında yönetime el koyanlarca planlanıp ortamın ve uygun zamanın hazırlanıp ekonomiyi yıllarca öncesine götürmesi olayı, 28 şubat sürecinin aktörlerinin bankaları özellikle Merkez Bankasını nasıl soyduklarını işletme mezunu olan biri olarak şimdi şimdi okuyor fotoğrafa geniş açıdan ancak bakabılıyorum.. 2001 krizinden önce dolar kuru 600 bin tl iken 10 milyar doların MB sından nasıl hızlı bir şekilde çekildiğini, endeksin 8 ay içerisinde akılalmaz bir şekilde yükselmesini anlamamak zor değil, gezi parkı olaylarıyla oynanan tezgah bu ülkeyi helalinden kazanılan paralarımıza göz dikenlerin tezgahı olarak yorumlamamak yanlış mı olur, kargaşa kaos ve anarşi ortamından nemalanan istikrar istemeyen kesimin varlığı içeride ki hainler olarak besbelli...faiz lobisi dibine kadar vardır bence ve bu ülkeyi geçmişte donuna kadar soymuş ve sefalete sürüklemiştir...

      Sil
    3. Yaşam yalnızca ekonomi, refah ve istikrardan ibaret değildir. Bazen özgürlük, düşüncesini açıklayabilme özgürlüğü, demokrasi, azınlığın korunması refahtan da zenginlikten de önemli hale gelir.
      Bütün kötülükler bizden doğar. Biz yanlış yapmazsak kimse bizi soyanaz. Biz hata yapmazsak kimse bizi yıkamaz. Onun için faiz lobisi de dış mihraklar da bütün kötülükler de bizim içimizdedir. Kendi kusur ve hatalarımızı göremezsek sanal düşmanlar yaratıp kendimizi kandırırız.

      Sil
  2. ilk defa bilim çerçevisinden biraz da olsun uzak bi yazinizi okudum hocam bu blogunuzda.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben bu yazının bilim çerçevesinde olduğunu düşünüyorum. Siyaset bilimi, psikoloji ve biarz da ekonomi bilimlerinin bir karması.

      Sil
    2. Ustad,

      Yazınızı okurken hüzünlendim.
      Zira yıllardır yazılarınızı dikkatle okumama ve paylaştığınız bilgilerin doğruluğundan hiç bir kuşku duymamama rağmen, Amerika da yaşadığınız olayın gerçekliğine algılarımın aşina olmadığını fark ettim. Çünkü hiç yaşamadığım bir durum bu.

      Üzgünüm.
      Cafer Demir

      Sil
    3. Yazı tam bir ekonomist bakış açısıyla yazılmış.Bize okulda bir ekonomist gerektiğinde sosyolog,gerektiğinde psikolog,gerektiğinde tarihçi ya da siyasetçi gözüyle bakabilmeli ekonomik olaylara diye öğretilmişti hep..Mahfi hocam öyle güzel açıklamış ki bu kaosun nedenini ve bize bunun nasıl yansıyacağını..Türkiyede örnek aldığım,sayısı parmakla gösterilecek kadar az olan ekonomistlerin başında siz geliyorsunuz hocam..Değerli yorumlarınızla bizleri aydınlattığınız için teşekkürlerimi sunuyorum.Saygılarımla..

      Sil
  3. Yazı için teşekkürler. Bence olanlara dair güzel bir analiz.

    YanıtlaSil
  4. Kimileri "guc zehirlenmesi" diyor kimileri de "padisahlasmanin ilk adimlari"..

    Butun bunlar bence bir yere kadar isabetli; ama, hic de yeterli degil. Daha dogrusu, RTE'nin siyasi zekasi ile bir tur alay etmek gibi duruyor.

    Su linkteki yaziyi belki okumak isteyebilirsiniz: http://mervesebnem.com/post/51997620169/basbakan-gemileri-neden-yakt

    Yazarinin hayli genc bir Gezi Parki aktivisti oldugunu eklemeliyim.

    Tabii ki, yukarida yazan herseyin tam isabet kaydettigini soyleyemeyiz; ama 'The Ides of March' da henuz gelmis gecmis degil --daha yasanacak baska seyler var.

    Var; ama, en azindan sunlari soyleyebiliriz: Bu olaylar hem nufusun belli bir kesiminin 'efkar dagitmasi' icin iyi bir firsat oldu; hem de siyasi hayatimizda bazi enteresan seylerin daha bir kristalize olmasi icin imkan dogurdu. [Bu arada, borsa, faiz ve kurlara cok takmak gerekmez bence, bunlar hep duser hep de cikar ya da cikmaz; hayat boyle.]

    Mesela, birileri 'mesaj alindi' derken, RTE 'ne mesajiymis bu?' mealinde ortulu bir meydan okuma sergiledi. Benzer sekilde, 'hersey secim degildir' denildiginde de 'demokrasi sandiktan gecer' gibi bir salvo ile karsilik verdigini gorduk.

    Bunlari (ve daha fazlasini) eminim siz de biliyorsunuz; her ne zaman C. Bsk. secimi yaklassa bu ve cok daha beterini yasariz.

    Sadece kurlar ve borsa vs yerinden oynamaz; kitasal kayma sayilabilcek gelismeler de olur.

    Orasi oyle de, bir haftalik seyahat oncesinde/arefesinde, sanki olaylar buralara varsin diye o denli sert ifadelerde bulunup, uzlasma kapilarini da hava gecirmeyecek sekilde kapatip, cok da onemli olmayan bir yurtdisi seyahate gitmek, eger "hadi bakalim, birilerinin kulaklarina hos gelen mulayim lakirdilar etmek yetmez; yetkin de var, topla Bakanlar Kurulunu ve hallet de gorelim" demek degilse baska nedir ben bilmiyorum.

    Benim asil merak ettigim, '864 rakimli tepe'den gelecek karsi hamlenin ne olacagi..

    YanıtlaSil
  5. Günaydın, hocam bir sorum olacak, Gezi Parkı Direniş'yle ekonomideki faiz artışlarının hangi mekanizmalarla nasıl bir bağlantısı var?








    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu olayları gören yabancılar piyasadan çıkıyor,onlar çıkınca kaynak sıkıntısı başlıyor. Bir yerde talep değişmeden kalıyorsa ve arz azalıyorsa orada fiyat artar. Burada fiyat faizdir.

      Sil
    2. Benim kafamda olay şu şekilde işliyor, spekülatörler gelip dövizlerini bırakıp karşılığında TL alıyor.( faizi yüksek diye) Burda konjonktür dövizin ( büyük olaslılıkla doların) düşme eğilimi olduğu( çünkü arz artıyor) TL'nin ise değer kazandığı ( çünkü talep artıyor). Sonrasında güven ortamı ortadan kalkıyor ve spekülatörler paralarını çekmeye başlıyor dövizlerini alıp Tl lerini bırakıyorlar yani döviz yükselirken Tl değer kaybediyor. Faiz para'nın fiyatı ise eğer faizin düşmesi gerekmez miydi? Kaçırdığım yada göremediğim nokta neresinir?

      Teşekkürler

      Sil
  6. En büyük hata nefis muhasebesi yapmayı öğrenememiş çürük bir neslin yetiştirilmiş olmasıdır

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. "Bir kuşak öbür kuşağın yolunu belirler." Çin atasözü.

      Sil
  7. Olayların ilk günü Başbakan "Muhatabım kim" diye sorduğunda duyacağından değil ama şöyle demiştim kendi kendime: Muhatabınız kendiniz Başbakan. Bazen insanın kendine dönüp kendisiyle konuşması gerekir. Bu düşünceyi çok güzel dile getirdiğiniz için teşekkür ederim. Ayşe Arıcıoğlu

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben teşekkür ederim bu güzel özetiniz için.

      Sil
  8. Hocam siz en iyisi bir gazete kurun.. Bizde yazarlık yaparak katkıda bulunuruz

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkürler. Burada ona benzer bir iş yapıyoruz ve sizlerin katkıları en azından benim için olağanüstü bir teşvik oluyor.

      Sil
  9. Sayın hocam iyi çalışmalar.
    Türkiye ye bu olaylar öncesine yüksek miktarlar da döviz girişi olmasına rağmen dövizin ucuzlamamasınin nedeni olarak
    merkez bankasının APİ ile Müdahaleleri, Zorunlu döviz karşılık oranları, TL arzının arttırılması, ithal mal için aşırı döviz talebi, cari açık kalemleri sayilabilir mi? Veya daha önemli göremediğim bir durum mu var. Bu konuyu kısaca açıklarsanz sevinirim saygılar iyi çalışmalar

    YanıtlaSil
  10. her zamanki gibi ufkumuzu açan bir yazı hocam,teşekkürler.

    YanıtlaSil
  11. Sayın hocam iyi çalışmalar.
    Türkiye ye bu olaylar öncesine yüksek miktarlar da döviz girişi olmasına rağmen dövizin ucuzlamamasınin nedeni olarak
    merkez bankasının APİ ile Müdahaleleri, Zorunlu döviz karşılık oranları, TL arzının arttırılması, ithal mal için aşırı döviz talebi, cari açık kalemleri sayilabilir mi? Veya daha önemli göremediğim bir durum mu var. Bu konuyu kısaca açıklarsanz sevinirim saygılar iyi çalışmalar

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. TCMB, dövizin çok ucuzlamasını veya pahalılanmasını istemiyor. Çünkü volatile denilen bu iniş çıkışlar yabancı yatırımcının gelmemesine yol açıyor. Oysa Türkiye tasarruf eksikliği çeken ve o nedenle de dışarıdan tasarruf ithaline çabalayan bir ekonomi. O nedenle çeşitli para politikası araçlarıyla müdahalede bulunarak kuru sabit ya da daha doğru bşir ifadeyle az oynak tutmaya çalışıyor.

      Sil
    2. sayın hocam meraba,

      ''volatile denilen bu iniş çıkışlar yabancı yatırımcının gelmemesine yol açıyor.''

      bu ifadenize hemen hemen hiç bir yerde rastlamadım.
      bu paragraf çok önemli bir nokta olduğunu düşünüyorum.

      teşekkür ederiz.

      Sil
  12. köprüden önceki son çıkışı kaçırdı sanırım recep tayyip erdoğan..

    başbakanın kendi doğruları olabilir lakin ülkede kutuplaşma ve gerilim arttıkça ekonomiye yansıyor. barış sürecini başlatan bir politikacının, gerilimlerde de barış tutumu devam etmeli.
    güvensizliğin yükseldiği euro bölgesinde, kredi notumuz da artmışken bu süreci iyi değerlendirmeliyiz. umarım daha fazla kırılganlıklar olmaz ama bu aşamada da pembe gözlük takmanın alemi yok. gerçekler görünüyor az çok.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. başbakanın faiz lobisine düşman tutumu da, 0 reel faiz isteği idi ancak geçtiğimiz haftalarda yazınızdaki hesapla türkiyede negatif reel faiz şeridine girmişiz meğer.
      sıfır faiz deyince bu yazınız aklıma geldi:
      http://www.radikal.com.tr/yazarlar/mahfi_egilmez/para_politikasiyla_olmayacak-1048318


      hocam sormak istediğim soru şu:
      bu aşamada, ülkemizde tobin vergisi uygulansaydı, bu süreçte kısa vadede çıkış yapan sermaden vergi mi alınacaktı?
      tekrardan tobin vergisi tartışmasını alevlendirmek istemem lakin tobin vergisinin kısa vadeli sermayelere uygulandığını biliyorum.
      tobin vergisinin vadesinin 1 yıl olduğunu varsayalım.
      "
      a-ülkeye giriş yapan sermaye 1 yıldan kısa kalacak. tobin vergisi alınır>>doğru
      b-ülkeye giriş yapan sermaye 2 yıl vadeli diye gelmiş fakat ülkenin durumundan ötürü 1 seneden önce çıkmış. tobin vergisi alınacak mıydı? "

      sorum bu şekilde. yanlışım varsa düzeltin lütfen.

      Sil
    2. Hepsi doğru yalnız 1 yıl uzun bir süre. Tobin vergisi genellikle 3 ay bilemediniz 6 ay gibi vadelerdeki çıkışlara uygulanıyor. Aksi takdirde sermaye girişine engel oluşturur.

      Sil
  13. Uzlaştırmacı görüntü altında biraz taraflı bir yazı olmuş. Hiç kimse yüzde yüz tarafsız olamaz. Bir bilim insanı dahi yazacağı yazı da kendi düşüncesine yakın verileri kullanmaya özen gösterebilir. Bunun güzel bir örneğini sergilediğiniz için teşekkür ediyorum

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Taraflı olanlar tarafsız yazıları karşı taraf olarak görmeye eğilimlidirler.

      Sil
    2. Hocam cevaplarınız bile hayat dersi :)
      Bize katkılarınız büyük.
      Saygılar

      Sil
    3. yapmayın üstad; kimse ben taraflıyım demez ki, mantığım bu yönde der.

      Sil
  14. protestolar olduğu için faizler arttı borsa düştü ülkemizin şu kadar parası heba oldu vs vs gibi söylemlerde bulunan ve faiz lobisi gibi bir gücün bu protestoları körüklediği gibi saçma sapan analizler yapan insanlar ki esasen şu an tam anlamıyla göze batan 1 kişi var, keşke sayın başbakan ın söylemlerinden dolayı bütün bunların gerçekleştiğini ve varlığını iddia ettiği faiz lobisinin ekmeğine bu şekilde yağ sürüldüğünü söyleseydi de keşke en azından samimi olduğunu anlasaydık. bütün bu protestoları faiz lobisi gibi dış güçler gibi ütopik şeylere bağlamak gerçekten insanı şaşkına çeviriyor.

    çok güzel bir yazı hocam elinize sağlık

    YanıtlaSil
  15. Hocam Yiğit Bulut bir açıklama yaptı. tefe üfe faizden az olsun ben de meydanlara dökülürüm diye. bu açıklamanın bilimsel bir altyapısı var mıdır ? Faiz lobisi açıklamaları artıyor bu konuda. Bir soru da su ki zaten yabancı sermaye faiz veya rant her neyse onu almak için geliyor da yatırım yapıyor. bu olmasa ülkede zaten yatırım yapacak rezerv olmayacak. dolayısıyla türkiye bu sıcak paraya da bir nebze muhtac oldugu için bu alıs-veris e katlanmak zorunda. o zaman bu neyin şikayetidir ? örnegin almanlar gibi motor üretme durumumuz oldu da biz mi devamını getirmedik sanki ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Türkiye çok borçlu olduğundan ve qe de biteceğinden ötürü yabancı sermaye eskisi gibi gelmez. Bu yüzden ekonomide oluşacak sıkıntıları bir veya bir kaçgünah keçisi bulup ekonomik sıkintılardan onları sorumlu tutmak gerekmektedir.

      Sil
    2. Kastedilen fabrika kurmaya ya da bir işi devralmaya gelen yabancı sermaye değil. O zaten çok sınırlı. Borç olarak gelen de gelmez oldu. Sorun orada.

      Sil
    3. Bu yorum yazar tarafından silindi.

      Sil
    4. ben yiğit bulut beyi anlamakta güçlük çekiyorum. eskiden yazılarına genç bakış vb programlardaki sözlerine bakarsanız bugün ile o zamnki yiğit bulut arasında siyahla beyaz arasında fark var. bu da bana çok tuhaf geliyor. eskiden nerde üreten nerde üretici ülkeyi rantiyeye çevirdiniz diye ali babacana hitaben yazılar yazardı. şimdi her şey güllük gülistanlık oldu. bankalardaki yabancı sermayenin çok fazla olmasına isyan ederdi bugün bankalardaki yabancı sermaye payı daha da arttı ama yiğit bulut artık bu konulara da değinmez oldu. eskiden ağaç katili topbaş başlıklı yazılar yazardı bugün gezi parkı olayını faiz lobisi ve dış güçlere bağladı:) faizlerin düşmesini olmayan lobiye karşı zafer ilan etti. bugün muhtaç olduğumuz sıcak para gelmez zaten az olan tasarruf oranımız daha da azalırsa acaba ne diyecek çok merak ediyorum. keşke ekonomistlerden faiz lobisinin olduğunu iddia edenler ve olmadığını iddia edenler bir araya gelse medenice bir tartışma programı olsa da bazı şeyler su üstüne çıksa. önce üreten üretebilen bir toplum olsak , gerekli yapısal reformları gerçekleştirsek sonrasında zaten faizler düşecektir kanısındayım bugün sıcak paraya mahkumsan o parayı bi şekilde çekmek tasarruf açığın varsa bunu bir şekilde artırmak zorundayız

      Sil
    5. Faiz lobisi konusunda tartışma yapılması pek mümkün değil. Bu, Don Kişot ile yeldeğirmenlerine karşı nasıl savaşılması gerektiğini konuşmak gibi bir şey olur. Ekonomiyi anlamayanlar ya da anlatamayanlar hep bu tür lobi söylemlerine sığınmışlardır. Bir zamanlar da kur lobisi söylemi vardı. İşler iyi giderken biz başardık olur kötü gidince lobiler suçlu olur.

      Sil
    6. hocam meraba,

      bu kimse hakkında bu zamana kadar okuduğum gerek sizin yazılarınızdan gerek diğer kaynaklardan anladığım anlattıklarına baktığımda çıkardığım sonuç şudur;

      faiz lobisi denilen şey paradan faiz geliri kazanan kişi ve kurumlar...
      Türkiye tasarruf %12 civarında,
      bu faiz lobisi parasını burada geliri yüksek olduğu için tutuyor.
      canı sıkılsa veya başka yerde daha fazla para kazanacağını öğrense,
      parasını anında çeker,
      Bu durumda bu ülkede olacak tek şey vardır: kriz...
      daha önce de yaşadık.
      yapılması gerekeni söylemelidir. tasarrufu artırıcı önlemler alınmalıdır.
      tasarrufu artırana kadar bu faiz lobisini sırtımızda taşımak zorundayız.

      sonuç olarak YİĞİT BULUT yakında NUMAN KURTULMUŞ gibi siyasete atılacaktır.
      bunun hazırlıklarını yapıyor.

      Sil
  16. Serdar
    Mahfi Bey;2 ay öncesine kadar Çin ve Japonya gibi A.B.D.'nin de kur savaşlarına gireceğini söylemiştiniz.Bu ülkeler kendi para birimlerinin; diğer para birimlerine karşı düşük kalmasına çabalarken, bugün üstelik fed piyasaya para sürerken usd değer kazanmakta. A.B.D. ve euro bölgesi bugün neden para birimlerinin değerlenmesini istiyorlar? Yani konjonktür mü değişti?
    Son olarak 17 mayısta kaleme aldığınız yazınızın son paragrafını son 10 günde defalarca kez okudum.
    Size olan hayranlığım bu yazınızdan sonra daha da artmış bulunmakta.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. ABD ve Avrupa aslında paralarının değerinin artmasını istemiyor. Ama politikalar normale dönerken ister istemez faizler oralarda da yükselecek. Bu durumda da dolar ve euro yatırımcıları kendi ülkelerine dönecekler. Dönerlerken bulundukları ülkelerin parasını satıp dolar ve euro talep ediyorlar (ki paralarını alıp dönsünler) talep artınca da bu paralar değerleniyor.
      Çok teşekkür ederim.

      Sil
    2. Hocam kaleminize ve yüreğinize sağlık. saygı ve dikkatle takip ediyoruz. Bilal ULUDAĞ

      Sil
  17. Hocam son yaşanan olaylardan dolayı borsanın düşüp faizlerin yükselmesinin sebebi nedir ? faizlerle ne gibi bir ilintisi var borsanın? Kısacası faizlerin yükselmesinin arkasında ne vardır izah ederseniz sevinirim

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yabancılar borsadan çıkıyor. Bu durumda borsa düşüyor. TL'leri verip dolar alıp gidiyorlar. Bu durumda da kaynak azaldığı için bankalar ellerindeki tahvilleri satıp para almak istiyorlar. Bunlar iskontolu kağıtlar. Yani banka bunu 90 TL'ye almış bir yıl sonunda götürüp Hazine'den 100 TL alacak. Bu durumda bunun faizi (100 - 90) /90 = % 11 oluyor. Banka kaynağa sıkışınca bu kağıdı 85 TL'ye satıyor. Bu durumda kağıdın faizi (100 - 85) / 85 % 17 oluyor.

      Sil
    2. Hocam kaynak azalıyor derken dolar mı kastettiniz? Ayrıca parayı bozdurunca piyasada tl fazlalıgı oluyor bu da tl nın degerini düşürmüyor mu? Banka neden tahvili satıyor onu anlamadım piyasada zaten tl likiditesi bol olmaz mı? Sizce nerede yanlış yaptım ?

      Sil
  18. Hocam, Mülkiye'de Ferhat EMIL hocamdan mahalli idareler hakkinda ögrendigim butun o guzel seyler bugunku pratikte uctu gitti! Sadece yerel yönetimler mi? Onca zamandr ögrendgm Idare hukuku peki ya Anayasa ... Yerel yönetim sinirlarindaki bir projeyi yerel meclis gorusuruz kabul eder yerel ust yetkili(b.başkani vs) yurutur, mahkemeler denetler...Merkezi yönetim yuruturse fonksiyon gasbi olur...Ben Besiktasda yasiyorum Cumartsi Pazar gunu evimde oksijensiz kaldm,penceredn biber gazi servisi vardi fazlasiyla tadina baktim peki nerde Anayasal temel haklarim,konut dokunulmazligi.Tum bunlarin ustune oldukca ironik bir sekilde Cumartesi gunu Insan haklari ve kamusal özgurlukler sinavina gittim ustelik yol kesik oldugu icin bir kac km yuruyerek..Iyi calismalar.

    YanıtlaSil
  19. Hocam, Mülkiye'de Ferhat EMIL hocamdan mahalli idareler hakkinda ögrendigim butun o guzel seyler bugunku pratikte uctu gitti! Sadece yerel yönetimler mi? Onca zamandr ögrendgm Idare hukuku peki ya Anayasa ... Yerel yönetim sinirlarindaki bir projeyi yerel meclis gorusuruz kabul eder yerel ust yetkili(b.başkani vs) yurutur, mahkemeler denetler...Merkezi yönetim yuruturse fonksiyon gasbi olur...Ben Besiktasda yasiyorum Cumartsi Pazar gunu evimde oksijensiz kaldm,penceredn biber gazi servisi vardi fazlasiyla tadina baktim peki nerde Anayasal temel haklarim,konut dokunulmazligi.Tum bunlarin ustune oldukca ironik bir sekilde Cumartesi gunu Insan haklari ve kamusal özgurlukler sinavina gittim ustelik yol kesik oldugu icin bir kac km yuruyerek..Iyi calismalar.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet Türkiye böyledir. Derste okutulanlarla yaşamın pek ilgisi yoktur ne yazık ki.

      Sil
  20. Hocam elinize sağlık. Geçen yazılarınızdan birinin yorumlar kısmında borsa üzerine de yazacağınızı söylemiştiniz, sabırsızlıkla bekliyoruz. Ekonomideki ''çapuling etkisine karşı pump-priming etkisi oluşturulmaya çalışmak ve şu unutulan maliye politikalarını devreye sokmak gerekmez mi sizce?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. ona Aralık ayında başlarlar. malum gelecek yıl Mart'ta seçim var. seçmenin hafızası 2-3 aylık olduğu için kurşunu şimdiden harcamazlar.

      Sil
  21. Hocam, öyle bir hava oluşturuyoruz ki sanki ekonomi dört nala gidiyor da protestolar patlak verince birden yere kapaklandık. ekonomi zaten çok yavaş. yılın ilk çeyreğinde sanayi üretimi artışı %1,3 gibi son derece düşük bir rakam. geçen sene net ihracat biraz toparlıyordu, bugün Nisan 2013 dış ticaret endeksleri açıklandı. ihracat miktar endeksi gerilerken, ithalat miktar endeksi %23 arttı!! yine hafta içi ticaret-hizmet ciroları açıklandı. 2013 ilk çeyrekte, bir önceki çeyreğe göre mevsim,takvim etkisinden arındırılmış cirolar %0,3 geriledi.
    herkes aklını fikrini borsayla bozmuş. borsadaki şişkinlik sanki her şey yolundaymış gibi gösteriyor. yatırım bankalarının confidential bir yığın raporu var, hepsi bu seneki trendin zirve formasyonu olduğunu söylüyor. sonbahar aylarında satıp çıkacaklar.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ekonominin dört nala gittiğini birkaç iktisatçı dışında pek söyleyen yoktu. Ama şimdi daha kötü gideceğinde herkes düşünce birliğinde galiba.

      Sil
  22. Hocam bir cevabınızda yabancılar tl yi verip dövizlerini alıp gidiyor ve bankalar kaynak sıkıntısı çektiğini söylediniz acaba burada kaynak sıkıntısından kastınız Bankalarda dövizin azalması mı ?
    2.sorumda ) "bankalarda kaynak azaldığı için ellerindeki tahvilleri satıp para almak istiyor " dediniz hocam bankaların dövizleri azaldıysa bankalar tahvilleri satıp neden tl bulma arayışı içerisine giriyor ki bankaların dövizleri azaldıysa döviz bulması gerekmez mi ? Kaçırdığım nokta neresi acaba
    Saygılar

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yabancı fonlar döviz getirip burada bozduruyor ve TL alıp bankada mevduat açıyor. Sıkıntı çıkınca mevduatını dövize çevirip gidiyor. Parayı çekince bankada kaynak azalıyor. TL ya da döviz olması farketmez. Önemli olan likidite bulabilmesi TL varsa verip başklasından döviz alır. Döviz kalmamışsa fiyatı yükselir.
      Dövizin de elma gibi bir mal olduğunu bulunmazsa fiyatının (kurun) artacağını düşünün.

      Sil
  23. Hocam anlamadığım bir husus var cumhurbaşkanının ve vekilin ortamı yumuşatmaya yönelik söylediği sözler borsayı nasıl etkileyebiliyor ya da ortamı germeye yönelik tavır içerisinde olmak borsayı nasıl düşünebiliyor hocam bütün. Bunları ekonomi teorisiyle açıklamanız mümkün mü acaba ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Elbette mümkün. Ekonomide beklentiler en az gerçekleşmeler kadar önemli. Geleceğe dönük beklentiler bozulmaya başlarsa insanlar ona göre davranmaya başlıyor. Örneğin ekonominin sıkıntıya gireceğini düşündüklerinde ellerindeki hisselerin değer kaybedeceğini düşünüp satmaya başlıyorlar. Satış başladıkça da fiyatlar düşüyor.

      Sil
  24. Hocam bilindiği üzere ekonominin siyasatle yakın ilişkisi var siyasette olan gelişmeler ekonomiye hemen sirayet ediyor ve etkisini gösteriyor hocam yazılarınızdan ve kitaplarınızı ilgiyle okuyor ve sizi ilgiyle takip ediyorum ekonomiyi tane tane anlatıyor çoğu ekonomi yazarının yapamadığını hiç bir zaman bilimsellikten kopmadan açıklıyorsunuz bu da herhalde sizin farkınız hocam benim sizden isteğim ekonomin siyasetle yakından ilişkisi olduğundan bize olayları tane tane anlatıp hiç bilimsellikten çıkmayacak siyaset kitapları önerebilirmisiniz mümkünse basit anlatımlı olmasını tercih ederim siz yazınızda bahsetmiştiniz 50 kitap diye ben bankacılık ve finans bölümü okuyorum ve siyasete giriş dersi almadım o yüzden bu konudaki eksikliğimi tavsiye edeceğiniz kitaplar sayesinde geliştireceğimi umuyorum

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Şerif Mardin'in bize önerdiği o elli kitaptan hiçbiri siyaset bilimi kitabı değildi. Bize Maurive Duverger'nin Siyaset Bilimi kitabını okutmuştu temel olarak. Ama artık o kitap çok eskilerde kaldı. Onun yanında Albert Camus'nün Veba'sını, Platon'un Devlet'ini vb okumuştuk. Bunların hepsinde siyasal mesajlar vardı ama özünde hiçbiri siyaset bilimi kitabı değildi. Şu anda iyi bir siyaset bilimi kitabı hangisidir bilmiyorum.

      Sil
  25. Hocam faizler % 17 lere kadar çıktı deniyor ama gösterge faiz % 6.5 U gösteriyor ben acaba yanlış yeremi bakıyorum . Bütün gün televizyonlar bağırıyordu faizler yükseldi diye acaba bu yükselişin sebebi nedir?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Birçok faiz çeşidi var. Herkes başkasından söz ediyor.
      Gösterge faiz (yani ikincil piyasada en çok işlem gören tahvilin faizi) kabaca % 6,5
      TCMB'nin politika faizi % 4,5
      Bankaların mevduata verdiği faiz kabaca % 6,5
      Bankalaraın kredi faizi kabaca % 15 dolayında.
      Sanırım faiz % 17'lere kadar çıktı denilen faiz bankaların bireysel tüketici faizleri.
      Bu yükselişin nedeni maliyet artışı. Yabancılar piyasadan çıkınca bankaların kaynaklarında düşüş oldu ve bankalar bunları takviye edebilmek için yeni fon toplama ihtiyacı duydular bu da yakın gelecekte mevduat faizlerinin artacağı yani bankaların maliyetinin yükseleceğini gösteriyor.

      Sil
  26. Hocam, nisan itibarıyla yurtiçi kredi hacmindeki reel artış (TÜFE'den arındırılmış) yıllık bazda %15 civarı. büyüme ise yıllık bazda %1,5-2'lerde geziniyor. 2007 ortalarında da kredi hacmideki reel artış %15 civarıymış ama büyüme o tarihlerde %3,5-4'ler seviyesinde.
    Hocam, bu durumu ekonominin doyum noktasına doğru hızla ilerlediği şeklinde yorumlayabilir miyiz? yani aynı miktar kredi artışı ama gittikçe azalan verimler ve daha düşük büyüme?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Tam olarak bu anlama gelmiyor. Beklentiler düzelse aynı miktar kredi artışıyla daha fazla büyüme sağlamak da mümkün.

      Sil
    2. ama Hocam, demek ki beklentiler 2007'ye kıyasla çok bozuk değil ki o seneyle hemen hemen aynı hızda %15 reel kredi artışı var. beklentiler bozulsa insanlar ve firmalar kredi talep etmezler. beklentilere sadece ekonomik canlılık beklentisi değil reel faiz düzeyi de etki ediyor tabi.

      Sil
  27. hocam , sicak paraya endeksli ekonomiler de bu tur riskler her zaman soz konusu degilmidir zaten ..ekonomik gostergeleri iyi yonde gorunmesi ()uretime dayali olmadigi surece bu tur inis cikislar gorulecektir .sunni bi iyilesme oldugundan bu tur toplumsal olaylarda ekonomi ters yonde tepki verecektir..borsanin dusmesi bu olaylarin nedeni gibi gosterilmek istensende aslinda sicak paranin sonucu degilmidir? ekonomiyi sicak paraya dayali hale getirmek kolaycilik midir? yoksa caresizlik midir? biz neden bi japonya yada almanya olamiyoruz? japon ya da cok buyuk bir deprem gerceklesti fakat yine cok guclu ekonomileri var keza almanya da ayni iki buyuk savas ta da yer aldilar (birinci ve ikinci dunya savaslari) su anda yine cok guclu ekonomileri var..biz neden uretemiyoruz hocam ? saygilarimla hocam ..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İlk bakmamız gereken yer eğitimdeki farklılık sanırım. Almanya ve Japonya İnsanları nasıl eğitiyor biz nasıl eğitiyoruz? Hangimiz daha analitik bakabilen insanlar yetiştiriyoruz hangimiz daha ezberci insanlar yetiştiriyoruz? Sanırım sorunuzun asıl yanıtı burada.

      Sil
  28. hocam "yüksek faiz lobisi" tabir edilen ve var olduğu iddia edilen lobi neden yüksek faiz istesin ki, düşük faiz daha çok işlerine gelmez mi? saygılar

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Keşke bu sizin sorduğunuz soruyu yüksek faiz lobisi lafını ortaya atanlar sorabilselerdi. O zaman bu ifadenin içinin nasıl boş olduğunu görürlerdi belki de.

      Sil
    2. Hocam, "fazi lobisi" terimini Google'da aratinca 467,000 link cikiyor. Bu da, "galat-ı meşhur lugat-ı fasihten evladır" geregince artik kabul etmemizi gerektiyor gibi.

      Binaenaleyh, ekonomist (ve dahi zor zamanlarda bir spor yazari) olan Deniz Gökçe tarafindan konu asagidaki linkte bilhakkin vuzuha kavusturulmustur .

      http://ekonomi.haber7.com/finans/haber/1036343-faiz-lobisi-nedir-ne-ister-nasil-calisir

      Goruldugu uzere, resistance is futile :)

      Sil
    3. Blogspot'un yorum sisteminin 'tag'lari yuttugunu unutmusum.

      Yanlis anlamaya yol acabilcegi icin, duzeltmek istiyorum.

      Yukarida "vuzuha kavusturulmustur" soyle olmaliydi: "vuzuha kavusturulmustur <g>"

      Tabii ki, "fazi lobisi" degil "faiz lobisi" olacakti, o ayri.

      Sil
  29. Obez bir ekonomimiz var. Rant, kara para ve kuresel likidite fazlasi ulkeyi obezlestirdi. Obezite daha fazla kaynaga ve yemege ihtiyac duyar. Obezligin en onemli sonuclarindan biri hareket kabiliyetinizi kaybetmeniz ve gundelik islerinizde bile baskalarina muhtac olmanizdir. Gezi parkina yapikacak topcu kislasi sayesinde obez ekonomimize disardan kaynak gelecekti. Tarihi eser gorunumlu ranti yuksek bu yere, otel rezidans ve avm benzeri yerler yapilarak yabancilara yuksek fiyata satilacakti. Capulcular icin bu bardagi tasiran son damla oldu. Kuru ekmek yiyelm ama yerlerimizi yabanciya teslim etmeyelim. Buralar halkin dediler. Gayet hakliydilar ama siyasi iktidar da mecbur buraya kisla yapmaya. Cunku ya bu obez ekonomiyi besleyecek yada obezi diyete sokup zayiflatip saglikli yapacak. Secimler geliyor acaba hangisini yapar bu obez ekonomi icin siyasi irade?
    Hocam bu zamanlarda sizin gibilerin akillarina, analiz ve sentezlerine cok ihtiyacimiz var. Lutfen yazilarinizi birakmayin. Ben cok karamsarim malesef. Cunku balonu patlamak icin once sisirmek gerekir

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. mesele o değil. oradan elde edilecek rant 5-6 günlük cari açık kadar. koskoca ülkeyi rant çekip çevirmez. mesele yıkılan kışlanın zamanında İttihat ve Terakki'ye karşı çıkan ayaklanmanın merkezi olması yani Abdülhamit yanlısı muhafazakar subaylara ve askerlere ev sahipliği yapması. çıkan 31 Mart ayaklanmasının Mustafa Kemal tarafından bastırılması. ve bir de İnönü'nün cumhurbaşkanlığı sırasında yıkılması. başbakan için bu ideolojik bir mesele. maalesef şehir düzenlemelerine bile ideolojik gözle bakan bir başbakana sahibiz. o kışlayı İnönü değil de Menderes yıktırsaydı muhtemelen gezi parkına dokunmazdı. çünkü Menderes döneminde Vatan caddesinin yapımı sırasında birçok tarihi cami yol genişletme çalışmaları nedeniyle yıkılmış. ancak o camileri yeniden yapma gayreti içinde değil çünkü yıktıran Menderes. İnönü yıktırsaydı o camileri de yeniden yapmaya kalkardı muhtemelen.

      Sil
    2. Keşke mesele sadece Gezi Parkına bina yapılıp yapılmaması meselesi olsaydı. Mesele uzlaşmanın yitirilmesi meselesi. Demokraside ne azınlığın çoğunluğa ne de çoğunluğun azınlığa tahakkümü vardır. Asıl olan uzlaşma kültürüdür. Bu kültür bizde gelişmemiş durumda. Onun için yıllardır demokraside bir adım yol alamıyoruz.

      Sil
  30. Konuyu okurken aklıma gelen birşeyi paylaşmak istiyorum. Bir Başbakan elbette duyarlı olmalıdır ve ülkenin menfaatini düşünerek karar almalıdır yalnız insanlarımızdan bazıları ya gerçektende bilinçsizce hareket ediyorlar yada bazı kesimlerce galeyana getirilmek isteniyor ve bu çapulcu olayının arka tarafında farklı kişilerin olduğunu düşünerek eylem amaçlı taksime gidenlere değilde provokatör amaçlı gidenlere bir lafım var ve Başbakan bunlara 'Şerefsiz' tabirini kullansaydı Facebook ta Isimlerinin başına 'Şerefsiz' ibareyi ekleyecekler miydi merak ediyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Mesele oraları çoktan aştı. Asıl provokasyonu yapanlar orada insanların arasında dolaşan provokatörler değil, bu provokasyonları önleyecek yumuşamayı sağlayamayanlar. Kadir Topbaş'ın gösterdiği uzlaşmacı, ılımlı yaklaşım sergilense sanırım olaylar farklı bir yerde olurdu.

      Sil
    2. Hocam, Topbaş'ın tavrı aslında net. adam bir mimar olarak hiçbir tarihi ve sanatsal değeri olmayan çakma bir kışlaya kesinlikle karşı. şu an ılımlı ve uzlaşmacı bir yaklaşımdaymış gibi rol yapıyor :)

      Sil
    3. Topbas, bir "mimar" olarak, bu projeye karsi idiyse, muhalefetini sergileyecegi safha (konunun gorusulup karara baglandigi yer olan) Belediye Meclisi olmaliydi.

      Orada, isterse bunu pekala engelleyebilirdi; ya da kabul etmeyerek --"net tavir" koyarak-- istifa bile edebilirdi.

      Ama, bunlarin hic birini yapmadi.

      Daha sonra da, bilerek ya da bilmeyerek, durduk yerde ve kimseyle koordine etmeksizin, dozerlerin agaclarin uzerine yurumesine de mudahale etmeyerek, yol actigi bu karmasa ile ilgili ancak 3-4 gun sonra cikip br seyler soyledi; ve hala daha da ne soyledigi belli degil.

      Anlasilan, Buyuksehir Belediye Baskanligi icin aday gosterilmeyecegi asikar hale geldiginden, siyaseten ustu cizilmis sahsiyetlerin sergileyecegi turden bir "net tavir" ile karsi karsiyayiz bence.

      Sil
  31. tek istediğimiz mahfi hocamızın dediği gibi ılımlı yaklaşım bu kadar basit komplo teorileri üretmeye gerek yok inatlaşma kimseye fayda sağlamaz

    YanıtlaSil
  32. Değerli hocam bugün ege cansen hocamızın memleketimden iktisat efsaneleri başlıklı yazısı hakkında görüşlerinizi almak istedim sizce hükümet 10 yılda gerçekten büyük ekonomik başarı kazanmış mıdır yok ege hıocamın belirttikleri doğruysa nereye kadar bu göz boyama siyaseti devam edebilir.Sizce küresel sermaye çevreleri hükümetin yanında olduklerı için mi hukumetin bu sistem çökmemektedir.Teşekkür ederim
    dr cihan

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu konuda benim de bir yazım vardı. Buyrun: http://www.mahfiegilmez.com/2013/04/gercekte-ne-kadar-buyuduk.html

      Sil
    2. ege cansenin yazısını ben de okudum hepsine katılıyorum yazdıkları yalnız son satırlarda ege cansen de dış borç rakamını net değer üstünden vermiş sanırım haddim olmayarak orada gsmh oranına göre bakması daha sağlıklı olacaktı

      Sil
  33. Hocam bu arada ekodiyalog u çok özledim o günkü ntv haber kanalını sizi ege hocamı asaf hocamı özgür konuşmaları özledim.şimdi sizce türkiyeyi gelecek 3 yılda nasıl bir yöneliş bekliyor

    YanıtlaSil
  34. Hocam güngör uras yazısında şundan bahsediyor du;Yabancı yatırımcı da, bankalar da piyasa faizinin yükselmesini istemez. Çünkü piyasa faizi yükselir ise, yabancının da bankanın da daha önce satın aldığı ucuz faizli kağıtlardan zararı artar.hocam burada tam olarak ne demek istemiş hoca anlayamadım izah etmeniz mümkün mü?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Güngör bey haklı. Faiz lobisi denilen grup (yabancı yatırımcı ve bankalar) faiz yükseldikçe kazanmazlar kaybederler. Bu konuda hesaplamayı gösteren bir yazı yazacağım.

      Sil
  35. Nasıl daha iyi hocam anlamakta güçlük çekiyorum üreten bir türkiye mi göreceğiz genç dinamik bir ülke mi yoksa bilişimde daha hızlı söz sahibi bir ülke mi daha özgür demorat bir ülke mi bekliyor bizi reel büyümenin yüzde 20 lara vardığı bir ülke mi hep eğitimin türkiyedeki kalitesinin oldukça düşük olduğunu söylüyorsunuz nasıl her sey iyi olacak yoksa bu basit bir olumlu düşün olumlu olsun polyannacılık mı biraz açıklar mısınız

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sokaklara yazılan yazıları okuyunca gençliğin ne kadar yaratıcı olduğunu görüyorum. Umudum artıyor.

      Sil
    2. tomaya karşı kepçeyle gelen gençlik elbette yaratıcıdır.

      Sil

  36. hocam selamlar, sabah gazetesinde yazan süleyman yaşar ın yüksek faiz lobisine ilişkin yazısından başlıklar, burada anlatılanalr ne derece doğrudur? şimdiden teşekkür ederim :

    "1- ülkelerin kredi/borç alırken ödeyeceği faizler o ülkelerin kredi notuna göre belirleniyor. kredi derecelendirme kuruluşları ülkenin notunu düşük tuttuğu sürece ülkeler faize daha fazla para ödüyorlar. bu iş az buz bir olay değil. daha geçen sene standard and poor's amerika'nın kredi notunu bir kademe düşürdü, şirketin başkanının ayağını kaydırıverdiler hemen. kredi notundaki bir kademe bizim için senede 10+ milyar dolar daha az borç faizi ödemek demek. yarın bizim notumuz "yatırım yapılabilir" seviyesine çıkarsa senede 3-5 milyar sermaye getirebilmek için kendimizi yırtmak yerine belki senede 20 milyar yatırım gelecek. yabancı firmalar ülkede iş kurarken, fabrika açarken, yatırım kararı alırken daha az düşünecek, güvenle gelecek.
    2- türkiye'de bir çok şirket ve insanın paralarını türkiye'de tutmak yerine yurtdışı hesaplara gönderip, sonra da o paraları borç alıyormuş gibi tekrar türkiye'deki şirketlerine vermesi. bu yolla hem vergi kaçırıyorlar, hem de ülkenin borçluluk oranını yükseltiyorlar
    3-tüm dünyada reel faizler eksilere düşmüşken biz ülke olarak hala %5-6 faiz dağıtıyoruz. zira notu düşük olan ülkeler borç bulmak için kendi tahvillerini de yüksek maliyetle satmak zorunda kalıyorlar. geçen seneye kadar bizde faizler %10 civarındaydı, kademe kademe indirmeye çalışıyorlar. her aşağı indiğinde nedense ülkede bir sorunlar çıkıyor.
    4- bu yolla ülkenin olması gerekenden fazla parası faize gidiyor ülke bu yolla soyuluyor söylüyorlar. yurtdışındakilerin türkiye içinde de partnerleri var, o partnerler de ülkeyi karıştırıp devamlı sıkıntılı bir halde tutarak aynı şekilde yüksek faiz ile rant elde ediyorlar. örnek: koç - boyner - tusiad'ın tepe takımı. "

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben kimseyle polemiğe girmiyorum. Bu konuda kendi görüşlerimi ayrıca hesaba dayalı olarak yazacağım.

      Sil
    2. teşekkürler hocam, dört gözle bekliyoruz, bu manipülatörlerin sizden öğreneceği çok şey var.

      Sil
  37. Hocam mesela basite kaçarak ülkede lobilerin varlığını bir an için düşünsek şunu sormak istiyorum yabancıların bu ülkeden yararlanabilmek için bu ülkede nelerin gerçekleşmesi gerekir ki faizler yükselsin ? Tamamen şunu öğrenmek istiyorum bir ülkede nasıl bir senaryo gerçekleşirse faizler olmadık şekilde yükselir? Ayrıca bu yükselen faizler gösterge faizi mi yoksa mevduat faizlerimi oluyor?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Tamamen tersi. Yani yabancı yatırımcı için faizlerin yükselmesi kayıp getirir. Kazanç elde etmeleri için faizlerin düşmesi gerekir. Banka karlarının son yıllarda inanılmaz derecede artmasının nedeni faizlerin düşmesidir. Bunu hesaplamalarıyla gösteren bir yazı yazacağım.

      Sil
    2. ama hocam sürekli yabancı yatırımcı, sıcak para, iç tasarrufu ikame ettiği şeklinde söyleniyor.
      sizin söylediğiniz bence talep artışından ekonominin hızlanmasından kaynaklanan bir
      kar artışı sağlıyor.
      benim anladığım bu yönde.

      Sil
  38. Hocam tamamen örnek vermek için A.B ile ABD arasında bir serbest ticaret anlaşması imzalanması bölgede alışverişe konu olan mal ve hizmet ticaretini nasıl canlandırabilir ? Bölgeler arsında yapılan serbest ticaret anlaşmaları ekonomiye hangi yönden nasıl katkı yapıyor? Sadece gümrük vergilerinin kaldırılmasından mı iki bölge arasındaki ticaret canlanıyor?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Eğer biz bu anlaşmaya taraf olamazsak bizim aleyhimize çalışır. Çünkü o zaman ABD malları da Türkiye'ye AB gümrük tarifesiyle girmeye başlar.

      Sil
  39. hocam ebrik ederi cok güzel acıklamışsınız durumu..

    YanıtlaSil
  40. Aslında bilim ve teknoloji üretemedigimiz için bina,inşaat yaparak ekonomiyi büyütmeye çalışıyoruz. Bu da İstanbul'u bitirdi.

    YanıtlaSil
  41. hocam siz de hsngi yoruma teşekkür edip hangisine etmeyeceğinizi iyi biliyorsunuz...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben buraya katkı yapan her türlü görüş sahibine teşekkür ediyorum. Arada atlamış olsam da bu kasta dayalı bir şey değil. Yeter ki kişiler en az benim yazıları kaleme aldığım kadar yansız olarak okumaya çalışsın ve hakaret ya da küfür içermeyen yorum yapsınlar.

      Sil
  42. mahfi bey yandaşlıktan çıkıncaya kadar sizi takip etmiycem tabi abd ye o kadar empoze olmuşsunuz ki Türkiye ye dönemiyosunuz ayrıca olayların oldugu günlerde dolar 1 2 basamak yükseldi fed tahvil alımlarını kısacaz açıklamasından sonra 1,93 gördü tarafsız olmak en dogru şeydir taraf olan her zaman bertaraf olur nefretinizi burdan hissettim bence o güvendiginiz kaynaklarınızı degiştirin faiz lobisini hayal görmek baronları yoksaymak akıl almaz bişey yani sadece masum cocuklarımız ne masum ama gözleri dönmüş cocuklugu coktan geçmiş yakıp yıkan gençlik vay be ne kadar demokratigiz ne kadar övünsek azdır

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Takip konusunda elbette ki karar sizin. İstemediğiniz takip etmeyin. Yalnız size her söylenene inanmayın. Bakın faiz lobisi denilen bankalar şu anda faiz artışı nedeniyle zarar yazıyorlar ve yabancı yatırımcılar da ülkeden kaçıyorlar. Eğer faiz artışından bunlar karlı çıksa niye zarar yazsın ya da ülkeden kaçsın ki? Madem faiz arttıkça kazanıyorlar daha çok sıcak para gelmesi gerekmez mi?
      Ben ekonomiye tarafsız baktığım için kimilerince yandaş kimilerince muhalif diye adlandırılmaya alıştım artık.

      Sil
    2. Hocam sizi seviyor ve takdir ediyorum.Ekonomi; sosyoloji,tarih,insan psikolojisi,uluslararası ilişkiler konularında birikime sahip olan kişilerce yorumlandığında anlam kazanıyor ve değerlendirmeler gerçekçi oluyor, bence.Hayatımızı ve geleceğimizi bu denli etkileyen bir bilim dalının eğitiminin, ülkemizde 4 yıllık fakültelerde çok yetersiz bir sistemle verildiğini,hatta eğitim sisteminin çok daha erken safhalarında başlangıç düzeyinde en azından bu derslerin verilmesi gerektiğini düşünüyorum.Sizce bu, genç yaştaki bireylerde anlaşılabilir bir düzeyde verilebilir mi?

      Sil
    3. Teşekkür ederim.
      Bence biz üniversite öncesindeki eğitimi normal olarak verebilsek yeterli olur. Ama böyle bir eğitim veremiyoruz. Biyoloji okutmuyoruz, mantık, sosyoloji, felsefe, psikoloji okutmaz olduk. Bunları okumadan, o alt yapıyı almadan ekonomi ya da diğer sosyal bilimleri üniversitede okutmak yeterli olmuyor ne yazık ki.

      Sil
  43. Josef K. Türkiye'de tutuklandı! İmza:2012 HİÇ

    YanıtlaSil
  44. Josef K. Türkiye'de tutuklandı! İmza:2012 HİÇ

    YanıtlaSil
  45. Mahfi hocam,
    Sizce bu chapulingler analitik düşünerekmi hareket etmişlerdir??Siz bu analitik düşünceyi ve sonuca varmayı önceki yazılarınızda çok iyibir şekilde açıklamıştınız.

    YanıtlaSil
  46. Örneğiniz haklı, ama ülkelerin gelişmişlik düzeyleri ve kültürel birikimleri farklı keşke ABD deki yötem gibi bizdede uygulanabilseydi. Uzlaşma kültürü diyorsunuz ya bu tamamen teorik polyannacılıktır bunun en azından günümüz Türkiyesi için ne kadar zor olduğunu tarihsel geçmişimizi göz önünde bulundurarak kabul etmeliyiz. Bilmiyorum ABD de böylemidir ama biz öyle bir toplumuz ki birinin en önemli değeri, diğerinin en karşı olduğu alanı içinde barındırıyor. Demokrasinin açmazı tam da burda ortaya çıkıyor çoğunluk kararı olursa çoğunluk tahakkümü, azınlık kararı kabul edilirse azınlık tahakkümü. Yani demokrasiylede olmuyor demokrasisiz de!

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aşağı yukarı aynı şeyleri söylüyoruz. Elbette çoğunluk kararı olacak ama azınlığı da ikna etmeye çalışarak, zorla yaparak değil.

      Sil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...