24 Ocak 2014 Cuma

TL'nin Dış Değer Kaybının Sonuçları

TL son dönemde ne kadar değer kaybetti?
TL, Dolara ve Euro’ya karşı Fed’in tahvil alımını azaltacağını ilk kez resmi olarak açıkladığı 22 Mayıs 2013’den beri hızlı biçimde değer kaybediyor.  Değer kaybı 2013 yılında belirgin biçimde ortaya çıkmış olsa da asıl olarak 22 Mayıs’tan sonra hızlı bir hal aldı.

2012 sonundan bu yana TL’nin değerinde ve diğer önemli kur göstergelerinde yaşanan değişimleri aşağıda bir tablo halinde sunuyorum.

Tarih
USD TL Kuru
Euro TL Kuru
Euro USD Kuru
Sepet Kur
31.12.2012
1,79
2,36
1,32
2,08
31.12.2013
2,13
2,94
1,38
2,54
20.1.2014
2,32
3,18
1,37
2,75
Değişim (%)




2013 / 2012
19,0
24,6
4,5
22,1
2014 Ocak  / 2013
8,9
8,2
-0,7
8,3
2014 Ocak / 2012
29,6
34,7
3,8
32,2

Bu tablo bize TL’nin 2012 sonundan bu yana (1 yıl 24 günlük bir sürede) yaklaşık olarak Dolara karşı yüzde 30, Euro’ya karşı ise yüzde 35 değer kaybettiğini söylüyor. TL, bu iki para biriminin oluşturduğu sepet kura karşı (½ Dolar + ½ Euro) aynı sürede yüzde 32’nin üzerinde değer kaybetmiş görünüyor.

Doğrudan Etkiler
TL’nin dış değerindeki değişmelerin dışticarete olası etkileri
İlk bakışta TL’nin değer kaybının Euro’da Dolara göre daha hızlı olmasının bizim açımızdan olumlu bir tablo çizdiği izlenimi doğuyor. Bunun temel nedeni Türkiye açısından döviz gelirlerinde ağırlığın Euro’da olmasına karşılık, girdi maliyetleri ve finansman maliyetlerinde ağırlığın Dolarda olması. Bu durumda TL, Euro’ya karşı daha fazla değer kaybettiği sürece ihracatçının gelirleri artıyor, Dolara karşı değer kaybı daha düşük olduğu için maliyetleri daha yavaş artıyor.

Ne var ki son bir aydaki gelişmeler bu görünümü yavaş yavaş tersine çevirmeye başladı. Tabloya bir kez daha bakarsak 2014’de bu tersine dönüşü görebiliriz. 2014’ün ilk 24 gününde TL, Dolara karşı yüzde 8,9 değer kaybetmişken Euro’ya karşı yüzde 8,2 değer kaybetmiş bulunuyor (Euro / Dolar kuru da Dolar lehine yüzde 0,7 değişime uğramış görünüyor.) ABD ekonomisinden gelen veriler ve Fed’in tahvil alımı programını bu yıl bitirecek gibi görünen yaklaşımı Doların, Euro’ya karşı 2014’de değer kazanacağını işaret ediyor. Birçok yorumcu Euro / Dolar kurunun 2014 sonunda 1,30’un altına geleceğini öne sürüyor. Bizim ihracatçı için kötü haber burada. Dolar, Euro’ya karşı bu şekilde değer kazanmaya devam ederse bizim ihracatçının girdi ve finansman maliyetleri TL cinsinden artarken, gelirleri TL cinsinden maliyetleri kadar artmayacak. Şimdiye kadar Dolar Euro’ya karşı değer kaybederek geldiği için bunun tersi oldu ve bizim ihracatçı için dolaylı bir teşvik gerçekleşti. Şimdi işler tersine dönüyor. Bu bizim açımızdan 2014 yılının daha da sıkıntılı olmasına yol açacak bir gelişme ne yazık ki.

TL’nin dış değerindeki değişmelerin özel kesime ve kamu kesimine etkileri
TL bu şekilde hızlı bir dış değer kaybıyla karşılaşmaya devam ettiği sürece ithal edilen malların TL cinsinden fiyatları arttığı için özel kesimin üretim maliyetleri de artacak. Türkiye, yüzde 10 – 12 dolayında tüketim malı ithal ediyor ve ithalatının asıl ağırlığı hammadde, ara malı ve sermaye (yatırım) malından oluşuyor. Bunları bir araya getiren özel kesim bunlara yerli malları ve hizmetleri ve katma değerini ekleyerek mal üretiyor ve bunları içeride ve dışarıda satıyor. Son dönemde ortaya çıkan Dolar’da Euro’ya göre daha hızlı değer artışı bu tür üretimi daha pahalı hale getiriyor. Çünkü üretim girdilerinin çoğu ve finansman maliyetlerinin ağırlığı Dolar ile. Bu, firmaların yalnızca dışarıya sattıkları değil içeriye sattıkları malların üretiminde de geçerli.

Bu durumda özel kesimin üretim maliyetlerinde artış olması ve bunun fiyatlara yansıması kaçınılmaz bir gerçek. Yani son zamanlarda TÜFE’nin gerisinde kalan ÜFE’de belirli bir atış ivmesi ortaya çıkabilir. Ne var ki bu da o kadar kolay değil. Çünkü iç talepte de canlılık yok. Bunu, tüketici beklentileriyle ilgili anketlerin sonuçlarından anlamak mümkün bulunuyor. Söz konusu anketlerde tüketici güveninde ciddi gerilemeler olduğunu görünce bu gerilemelerin talepte düşüşe yol açacağını ve üreticinin de bu durumda fiyatları istediği oranda artıramayacağını tahmin etmek zor olmasa gerek. Enflasyon yükselse bile üreticinin istediği fiyatları yansıtacak kadar fiyat artırması talep düşüklüğü nedeniyle kolay olmayacak. Fiyat artışlarının yanı sıra ve belki de ondan daha etkili biçimde üretimde düşüşler yaşanması olası görünüyor. Bu da büyümeyi düşürecek bir başka etki olarak karşımıza çıkıyor.

TL, Dolar ve Euro karşısında değer kaybettikçe Hazine’nin dış borçları TL cinsinden yükseliş gösteriyor. Benzer bir artış dış borçların faizleri yönünden de söz konusu oluyor. Faizler bütçeye gider olarak yazıldığı ve bütçe TL cinsinden tutulduğu için kur artışları bütçe harcamalarına artış olarak yansıyor.

TL’nin dış değerindeki değişmelerin yabancı yatırımcılara etkisi
Yabancı yatırımcılar Türkiye’ye, burada elde edecekleri getirinin kendi ülkelerinde ya da başka ülkelerde elde edecekleri getirilerden daha yüksek olduğunu düşündükleri için geliyorlar. Bunun bazı istisnaları olabilir. Örneğin konut satın alarak yerleşmek üzere gelenler getiriden ziyade harcamalarının burada daha az olacağını düşünerek ya da burada iklimin daha uygun olduğunu düşünerek geliyor olabilirler.

Türkiye’ye yüksek faiz ya da yüksek borsa kazancı elde etmek üzere portföy yatırımı ya da mevduat hesabı açarak gelenler faiz ve borsa getirinsin yanında kurlarla da ilgililer. Diyelim ki bir Amerikalı yılbaşında 1,80 olan kurla 100 Dolar getirmiş ve bunu TL’ye çevirerek 180 TL tutarında yıllık yüzde 10 faizle (faizin net olduğunu düşünelim) bir yıllık mevduat hesabı açtırmış olsun. Eğer kurlar hiç değişmemiş olsa bu Amerikalı yılsonunda faiz dahil 198 TL elde etmiş olacak ve bunu Dolara çevirerek 110 Dolarını alıp gidecektir. Bu yatırımcının kazancı (10 Dolar) kendi ülkesinde enflasyon yüzde 1,5 olduğu için yüzde 8,5’a yakın bir reel kazancı ifade edecektir. Bu durumda parasını kendi ülkesinde yüzde 2,5 – 3 faizle değerlendirmeye göre oldukça karlı bir yatırım yapmış olacaktır. Şimdi, kurun yılsonunda 2’ye yükseldiğini varsayalım. Bu durumda Amerikalı yatırımcı alacağı 198 TL’yi 2 TL’lik kurdan Dolara çevirince eline 99 Dolar geçecektir. Bu yatırımcı, bırakın faiz kazanmayı, anaparadan bile zarar etmiş olacak ve kurlar durulmadan Türkiye’ye gelmekte eskisi gibi istekli olmayacaktır.  

Dolaylı Etki: TL’nin dış değerindeki değişmelerin ekonomik göstergelere etkisi
 GSYH, TL cinsinden hesaplanıyor ve sonra Dolara çevrilerek uluslararası karşılaştırmalara hazır hale getiriliyor. Bu çevirme işlemi yapılırken yıllık ortalama Dolar kuru temel alınıyor. Buna göre kur ne kadar yüksek çıkarsa Dolar cinsinden GSYH o kadar düşük çıkıyor. Bunu bir örnek üzerinden açıklayalım. 2014 yılı için OVP’de tahmin edilen GSYH TL olarak 1.718 milyar TL .Diyelim ki yılsonunda bu tahmin gerçekleşti. Şimdi önce Dolar kuru ortalamasının 2014’de 2 TL olduğunu varsayalım. Bu durumda Dolar cinsinden GSYH (1.718 / 2 =) 859 milyar Dolar olarak hesaplanacaktır. Dolar kurunun 2014 yıl ortalamasının 2,20’ye yükseldiğini varsayalım. Bu durumda GSYH Dolar cinsinden (1.718 / 2,20 =) 781 milyar Dolar olarak hesaplanacaktır. Görüldüğü gibi GSYH her iki halde de 1.718 milyar TL’dir. Değişen tek şey Dolar kurudur. Geçmişte sabit kaldığı için bizim GSYH’mızı olduğundan hızlı artmış gibi gösteren kur, şimdi hızlı arttığı için bizim GSYH’mızı olduğundan hızlı düşmüş gibi göstermektedir.  

Benzer bir gelişmeyi kişi başına gelir açısından da yaşayacağız. Eğer GSYH’mız 859 milyar Dolar olsaydı kişi başına 11 bin Doların üzerinde gelir hesaplanacaktı. GSYH’mız 781 milyar Dolarda kalacak olursa kişi başına gelirimiz 10.210 Dolar dolayında kalacak demektir. Bu, 2013 yılındaki 10.800 Dolarlık kişi başına gelirin gerisine düşmemiz anlamına geliyor. 

53 yorum:

  1. hocam saygılar. hocam merkez bankasının günlük borç verme ve alma faiz oranları arasındaki fark yani makas enflasyonist ortamlarda daha mı artar neye bağlıdır kısaca.hoşçakalın

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Borç alma genellikle döviz girişini denetim için öteki ise piyasa faizini denetim için kullanılıyor.

      Sil
    2. Hocam faiz dışı fazlayı kısaca anlatabilme imkanınız var mıdır. Çok ca okumama rağmen zihnimde oturtamadım.

      Sil
    3. Berk Kibarer25 Ocak 2014 13:49

      Vergi gelirleri ve diğer gelirlerden oluşan bütçe gelirlerinden, faiz dışı giderlerin farkıdır. Artı çıktığı durumdaki değer faiz dışı fazlayı ifade eder. Faiz giderleri hesaba katılmadan kurulan faiz dışı dengeyi, faiz giderleri olmadığı durumda bütçenin gidişatı üzerine gösterge olarak kabul edebiliriz.

      Mahfi Bey'in önceki yazılarından örnekleyecek olursak, http://www.mahfiegilmez.com/2012/03/butce-acg-ve-faiz-ds-fazla.html, konuya yardımcı olacağını düşünüyorum.

      Sil
  2. http://www.isyatirim.com.tr/p_exchange_avarege.aspx hocam burada yıllık ortalama döviz kuru sizin göstergeler kısmındaki 2013 yılsonu döviz kurundan daha aşağı sevıyede. siz ortalama yıllık kuru mu belırtmıssınız yoksa 31.12 tarıhlı gunun kurunu mu yazmıssınız hocam

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben TCMB sitesinden yılsonu döviz satış kurlarını aldım.

      Sil
  3. Hocam, buna bir de döviz özel sektörün döviz borçlusu olduğunu ekleyebilir miyiz? Kurdaki ani artışlar bu borçları TL bazında hızla büyütüyor. İç talepteki darlık da buna eklenince özel sektörün ödemelerinde sıkıntı olabilir. Saygılarımla

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bir yerlerdevmaliyet konusunda finansal maliyet diye değindiğim buydu, siz daha açık yazmışsınız.

      Sil
  4. Merhaba hocam, bugün Servet bey ile Ali Babacan'ın röportajını izledim. Hükümetin büyümeden taviz vermeyecek şekilde davranmayacağını anladım. acaba siz ne gördünüz bugünkü röportajda. hükümet cari açığa göz mü yumuyor ? dış finansmanı nasıl sağlayacaklar bu durumda ... iyice karıştı durum bir net olamadılar gitti. kendileri ne yapmak istediklerinden emin olmayabilirler mi acaba ???

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kafalar karışık.Çünkü faiz konusunu hep kenara itiyorlar. Öyle olunca yaklaşımlar eksik kalıyor.

      Sil
  5. Nabukadnezar'ın rüyasında gördüğü heykel gibi "sağlam bankalarımız" heykelin altından yapılmış başını, "düşük kamu borcu" ise gümüş gövdeyi çağrıştırıyor bana. "heykelin kaidesi" durumundaki hukukun üstünlüğü, güçler ayrılığı, yönetimde adalet, ehliyet, liyakat, namus gibi kavramlar demir yerine kilden yapılmış. heykele uzaktan bakan yabancı yatırımcı "parlayan bir şeyler" gördü. "olsun" dedi "heykel yıkılsa bile altın ve gümüş kısmının hurda değeri var, daha önce olduğu gibi IMF falan girer devreye ben alacağımı alırım, yerliler heykelin altında kalıp can vermiş umurumda değil" heykelin dibindeki yerliler ise "siyasi istikrar şarabı" ile sarhoş durumdaydı ve heykelin kaidesinin çürük olduğunun farkına varamadı. şimdi biraz daha farkındalar ama iş işten geçmek üzere.

    YanıtlaSil
  6. Ekonomi ciddi iştir.
    Türkiye'ye gökten yağan dolarla senelerce düşük tuttuğun kur gün gelir patlar işte.
    Kasaba kurnazlığı buraya kadar.

    YanıtlaSil
  7. hocam(sizin herzamanki doğru öngörülerınizde belirttiğiniz tapering) daha fed faiz artırmadan piyasaya verdiği parayı azaltırken gelişen ülkeler paraları bugun sertleşen sert düşüş devalüasyon sizce öncü depremler midir? Amerikan borsasını da gelişen ülkeler yüzünden bugun dusmus,gelişen ülkelerin durumu Amerikan borsasını vurması Amerikan reel ekonomısını etkileyip taperingi sizce daha uzun bir vadeye yayabılır mı yoksa tapering ekonomik bir zorunluluk mu şartlardan bağımsız teşekkür ederım...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. ABD ekonomisi toparlanma eğilimleri göstermeye devam ediyor. Bu durumda Fed açısından taperingi ertelemek pek anlamlı görünmüyor. Bilançosu 3 kat büyümüş olan Fed bunu normale çeviremezse ileride bugün konu olmayan enflasyon ortaya çıkabilir. Fed aslında anormal olan bir şeyi normale döndürmeye çalışıyor. O nedenle ben erteleneceğini pek sanmıyorum.

      Sil
  8. Hocam ben şunu öğrenmek istiyorum sizde yorumlarınızda sık sık belirtiyorsunuz ülkemize duyulan güven azalmadıkça risklerimizde aşırı bir şekilde artmamışsa bankalar her türlü dövizi bulabilir diye belirttiniz . Acaba kurlar bu düzeydeyken bile örneğin 55 milyar $ lık cari açık verilmek istense bankalar bu talebi karşılayabilir mi ? Karşılayamassa kurlar biraz daha yükselmiş mi olur?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Türkiye'ye olan güvende hızlı bir gerileme söz konusu. Bu kısmen, Fed kararıyla birlikte benzer ülkelerde de ortaya çıkan bir olay gibi görünse de bizim CDS primlerimizin aşırı yükselmiş olması bu gelişmeye bizdeki siayasal olayların da ek katkısı olduğunu gösteriyor. Dolayısıyla kurlar yükseliyor. Bankalar döviz bulmakta zorlanmıyor çünkü dediğimiz gibi her şeyin bir fiyatı var. Riskler artarsa dövizin de fiyatı artar ve dengeler daha yüksek bir noktada yeniden kurulur.

      Sil
  9. Faiz arttırımı olsaydı, en fazla büyüme oranlarımıza yansıyacak ve belirli kriterleri etkileyerek kalacaktı. Ama dövizin önlenemez yükselişi başta üretici tüketici yatırımcı olmak üzere tüm kanallarda etkisini gösteriyor ve bu enflasyon, borsa, kamu kesimi gibi kilit durumları etkiliyor. Yani kötünün iyisi derler ya sanırım faiz arttırımı tam da buydu işte. MB 3 milyarı sanki çöpe atmış gibi oldu.
    Hocam bir de öğrenmek istediğim bir konu var. konuyla alakalı olmayabilir. Altın bu belirsizlik ortamından nasıl etkilenir. Yani altın fiyatının oluşumu doların ve Euro'nun artışıyla veya değer kaybedişiyle ilgili mi ? aralarında ters yönlü ve doğru yönlü bir ilişki mevcut mu ? En basit anlamda altın neden etkilenerek değer kaybeder veya kazanır?
    Saygılar Hocam.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet doğru diyorsunuz ama artık bu işin önünü faizi artırmakla almak mümkün görünmüyor. Artık başka şeyler, ekonomi dışı şeyler gerekiyor. Uzlaşma gibi, ortak çözümler arama gibi. İşin en zor tarafı da bu. Çünkü bizim kültürümüzde bunlar yok.
      Altın genellikle belirsizlik, güvensizlik, özellikle de dolar gibi rezerv paralara olan güvenin sarsılmasıyla artıyor. Şu aralar biraz yükselmesinin nedeni yükselen piyasa ekonomilerinde işlerin ters gitmesi. Ama buradan giderek bire bir ters ya da düz yönlü ilişkiler kurmak çok kolay değil.

      Sil
  10. Hocam hep deniyor ki Türkiye bu sene eskisi kadar cari açık veremeyeceğini söylüyorlar (örneğin 55 milyar $ ) bunun gerekçesi olarak bu kadar parayı bulamayacağımdan dolayı mı bu kadar cari açık verilemez deniyor ? Yoksa maliyetler yükseldiği için mı bu kadar cari açık olmaz deniyor ? Siz hep bir banka dövizi her türlü bulabileceğini belirtiyorsunuz o yüzden bu kadar cari açık verilememesinin sebebi olarak maliyetlerin yüksekliğini mi görmeliyim ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet. Kurlar bu kadar yükselince bu kurla ara malı, hammadde ya da sermaye malı ithal edip burada üretim yapan bir üreticinin fiyatı çok yükselmiş olacağı için ürettiği nalı eskisi kadar çok ve kolay satamaz. Bu durumda da ithalatını ve üretimini azaltır. Öyle olunca da ne eskisi kadar büyüyebiliriz ne de eskisi kadar cari açık veririz.
      Daha önce dediğim gibi kur 1,80 iken de döviz vardı 2,30 iken de var. Ama eskisi kadar bol değil çünkü 2,30'dan döviz talep eden azaldı.

      Sil
  11. hocam konuyla alakalı degıl ama bır sorum olacak,yaklasık 2-3 yıl once ekonomi bakanlıgı sanayi alanına ilişkin bir teşvik paketi yayınlamıştı ozellıkle dogu anadoluda fabrıkalar kurulması ıcın %100 teşvik verilecegi soylenmıştı.ne oldu o paket bır sonuc alındımı acaba

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Haklısınız herhangi bir sonuç açıklanmadı. Ben de o pakette cari açığı düşürecek önlemler vardı ne sonuç verdi onu merak ediyorum. Hiç bir açıklama yok.

      Sil
  12. hocam W.Buffett ve J.Rogers gibi kurt yatırımcılar Ocak 2009dan bu yana ilk defa geçen ay portföylerindeki hisse senedi ağırlığını düşürmüşler(bu bilgiyi amerikada accredited investor konumunda bulunan ve parasını hedge fonda değerlendiren bir yakınımdan aldım)böyle adamların satışa geçmesi hayra alamet değildir. bu siyasi kaosa zayıflayan amerikan piyasaları eklenirse ve para riskli varlıklardan çıkıp amerikan hazine kağıtlarına dolayısıyla dolara hücum ederse mini bir 2008-2009 krizi oluşabilirmi? dolar bazında emtia fiyatları TLdeki değer kaybına yakın bir hızla düşerse, türkiyede resesyon riski olursa ve enflasyon tehdidi azalırsa MBnin hiçbir şey yapmadan beklemeye geçmesi beklenebilirmi?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Amerikan piyasaları çok sorunlu görünmüyor açıkçası. Ama Buffet ve Rogers hisse senedinden elde ettikleri karları yeterli görüp realize etmiş olabilirler. Bu adamların bazı öngörüleri doğru çıksa da çoğu öngörüleri tutmuyor. Ben yatırımcının sözünü dinlerim ama iskonto ederek dikkate alırım. Çünkü adam kendi yatırımını kötülemez tam tersine doğru olduğunu anlatır.

      Sil
  13. Peki hocam bu yüksek kurların düşmesi yükselmesi veya sabit kalmasi hususunda öngörünüz nedir?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Fed'in Salı günkü kararı bu konuda etkileyici olacak. Eğer taperinge bu seviyede devam ederse kur buralarda kalabilir. Eğer taperingi artırırsa kur daha yukarı gider. Bunlara ek olarak bizdeki siyasal uzlaşmazlık devam ederse kuru tutmak pek mümkün olmaz.
      Tahmin edilmesi çok zor bir durumun ortasındayız.

      Sil
  14. Mahfi Bey, yabancılar açısından ileride kurların bugünkü seviyesinden aşağı yönlü düşeceğine, borsanın kriz öncesi seviyelerine yakınlaşabileceği senaryosuna göre, bugünkü yüksek kurdan Türkiye'ye giriş yapmak cazip gözükebilir.

    Yurtiçi yerleşikler açısından, pahalı hale gelen ithalat nedeniyle, maliyetleri düşürmek için yurtiçinde üretilebilir/tedarik edebilir.
    Firmalar bu yönde yatırıma girişebilirler. Varsa muadili, yurtiçinden tedarik edebilirler. Yani bu durum pahalı ithalatın muadilini yurtiçinde üreten, üretmeyi düşünen firmalar için fırsat yaratabilir.

    İhracatçılar açısından, yurtdışına sattığı malın maliyeti açısından, evet ithal girdiler nedeniyle maliyetler yukarı yönlü hareket edecek, yerli girdiler yönünden ise döviz bazında maliyeti düşecektir. Toplamda döviz cinsinden maliyeti değişmeyebilir. Maliyetlerini yükseltmemek adına yerli girdi oranını arttırmak isteyeceklerdir. Bu yönde yatırıma girişebilirler.

    Tabi herkez ileride döviz kurlarının düşeceğini öngörüyorsa, bu yönde kararlar alınmayabilir. Sayın Koç'un dediği gibi Mart ayını beklemek gerekecek sanırım.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Mart ayında önce Salı günkü Fed toplantısı var. Fed eğer taperingi artırırsa olay daha da kötüleşebilir. Bu kadar oynaklığın olduğu bir ortamda ancak korsanlar gelir yatırım yapmaya. Onlar da kalıcı olmaz çok kısa süreli sıcak para girişleri olabilir. O da bizim sorunumuzu çözmez.

      Sil
  15. Çok değil 2-3 sene önce 1 TL = 1 USD diyen çok bilmişler vardı.
    Görünmez oldular.
    Buhar oldular sanki...................

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. 2 -3 sene değil 5-6 sene önceydi o dediğiniz ve o zamanın koşullarıyla şimdiki koşullar arasında dağlar kadar fark vardı. Keynes' e sormuşlar "Koşullar değişirse bu düşüncelerinizi ne yaparsınız?" diye "Düşüncemi değiştiririm, siz ne yaparsınız?" diye yanıtlamış. Her dönemin koşulları farklıdır, her koşulda düşünceler farklılaşır. (Bu dediğim ekonomi açısından doğrudur. Her konuda düşünceler koşullara göre değişmez.)

      Sil
  16. son günlerde medyada "sıkı para politikası uygulansın, bunun büyümede, özellikle yatırımlar üzerinde yarattığı olumsuzluk ilave bütçe açığıyla telafi edilsin" şeklinde öneriler çıkmaya başladı. F.Özatay bunun tehlikeli bir öneri olduğunu, faiz artışının özel sektör tasarruflarında çok sınırlı bir artış sağlayabileceğini, mevcut %7 gibi yüksek bir cari açığın üzerine ilave 1-2 puan bütçe açığının ülkenin görünümünü daha da olumsuzlaştıracağını yazdı. bu konuda sizin görüşünüz nedir?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Fatih Özatay'la aynı görüşteyim. Bir çok konuda görüşlerim Fatih Özatay'ın görüşleriyle benzeşiyor zaten.

      Sil
  17. hocam selamlar. aydınlatıcı yazılarınız için ne kadar teşekkür etsek az. iki sorum olacak. cevap vermek için zahmet ederseniz minnettar olurum.

    mb düşük faizle bankalara tl kullandırarak aslında ilave döviz talebi yaratmış olmuyor mu?
    özel sektör dövizle borçlanırken bunu hedge etme yoluna gitmedi mi? bu borcun ne kadarının hedge edildiğine bakabileceğimiz bir yer var mı?
    teşekkürler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkürler.
      (1) Aynen dediğiniz gibi oluyor. Bankları yüzde 7,75 ile fonluyor (haftalık 4,5 ile) sonra onlar da bu parayla MB den döviz alıyorlar. Biz de bunu MB faizi artırmadı diye alkışlıyoruz.
      (2) Ne yazık ki yok.Sadece duyduklarımıza göre yaptığımız tahminler var. Özel kesim borçlarının hedge edilmiş bölümünün toplamın yüzde 40'ı olduğu yönünde tahminler var. Ne kadar doğru bilmiyorum.

      Sil
    2. Hocam aslında piyasada bu denli döviz talebinin artmasının sebelerini hedge işleminizde büyük bir etkisi olduğunu söyleyemezmiyiz çünkü hedge işleminin yapılmasından sonra bankada kendini koruma altına alabilmek için o da dönüp hedge işlemi yaparak ve sonrasında zincirleme bir hareket te kurlar üzerinde baskı oluşturmuyor mu?

      Sil
    3. Hocam siz de belirttiniz bankalar dışardan döviz bulmakta çok zorlanmıyor dediniz ama benim genel olarak bir sorum olacaktı normalde bankalara ithalat için yada başka sebeplerle döviz talebi gelse ve bankalar bu talepleri karşılamak için dışardan borçlanma yolunu seçse fakat gelen taleplere yetecek kadar borçlanamadığı durumunu varsayarsak Bu durumda bazı ithalatçıların döviz talebini yada bazı kesimlerin döviz ihtiyaçlarını karşılayamayacak mı ? Yoksa böyle durumda piyasa şartı gereği kurlar daha da yükselip yeni bir denge ye mı gelir ?cevabınız için şimdiden teşekkür ederim

      Sil
    4. 1) hocam bugüne kadar döviz piyasasına merkez bankasının ihale ile müdahale etmesine alışmıştık 2 gün önce alışılmışın dışında doğrudan müdahale yöntemine başvurdu .bu yöntemin ihale yöntemi ile farkı tam olarak nedir hocam ?
      2) hocam piyasada kura bakınca 2,33 görüyorum acaba bu kur bütün Bankalardan alınan kurun ortalaması mı ?çünkü bazı yerlerde piyasada görülen kurdan aşağı satıldığı yerler oluyor . Hocam birde merkez bankası piyasaya müdahale edip döviz verdiğinde piyasada döviz bollaşır ve kur düşer deniyor ama hocam her bankaya döviz veriyor mu verse bile aynı miktarda mı veriyor ki her banka kuru aynı oranda düşürsün burayı açarsanız çok sevinirim .yani bir bankanın eline bol döviz geçer kuru düşünebilir ama başka bankanın geçmez dövizi düşürmeyebilir gibi geliyor bana doğrusunu yazarsanız çok memmun olurum

      Sil
    5. (1) Hedge işlemini başlangıçtan yaptığını anda bişr sorun yok. Ama sonradan herkes aynı anda buna girişirse dediğiniz sıkıntı doğabilir.
      (2) Döviz bulmakta sıkıntı varsa döviz fiyatı artar o zaman da talep düşer. Düşmezse fiyat talep düşene ve denkleşene kadar artmaya devam eder.
      (3) İhale yönteminde MB önceden tarih ve miktar vererek işhale açıyor, doğrudan müdahalede ise zaman veya miktar belirtmeden döviz satmaya başlıyor.
      (4) 2,33 ortalama kurdur. MB ihtiyacı olan her bankaya döviz satıyor ve öyle olunca da kur düşüyor. Bir banka dövizi pahalı satarsa insanlar öteki bankadan alacağı için o banka da eninde sonunda kuru düşürür. Ne var ki talep çok yüksek olduğu için kur düşüşü kalıcı olamıyor.

      Sil
  18. hocam selamlar:

    ''TL’nin 2012 sonundan bu yana (1 yıl 24 günlük bir sürede) yaklaşık olarak Dolara karşı yüzde 30, Euro’ya karşı ise yüzde 35 değer kaybettiğini söylüyor''
    dolar TL karşısında kazandığı değerle TL'nin dolar karşısında kaybettiği değr birbirine eşit olmamalı kanaatimce...
    yani;
    (2.32/1.79)-1 = % 29.6
    ve
    (1.79/2.32)-1 = % 22.8
    gibi ???

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet hangi taraftan baktığınıza bağlı olarak değişir.

      Sil
  19. Sayın Hocam, kolay para politikası genişletici para politikası ile aynı anlama mı geliyor.. FED'in kolay para politikasından vazgeçmesinden daraltıcı para politikasına geçtiğini mi anlıyoruz? Ekonomi sözlüğünüzde kolay para politikası tanımını bulamadım ve Google'da Türkçe bi açıklama bulamadım ancak yabancı bir sitede daraltıcı para politikasının zıttı yazıyordu ona da güvenemedim size sormak istedim saygılar :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet bu iki kavram temelde aynı anlama geliyor. Eskiden genişletici para politikası denirdi şimdilerde kolay para politikası tercih ediliyor. Bunlara gevşek para politikası deyimi de eklenebilir. Bunların karşıtı daraltıcı para politikası ya da sıkı para politikasıdır.

      Sil
  20. Hocam normalde piyasa koşullarında dövize olan talep artmış ise kur yükseliyor ve yüksek kurdan piyasa ya döviz arzının artması beklenir ve piyasanın yeni bir dengeye oturması beklenmez mı ?kurların sürekli yukarı yükselmesinden döviz talebinin döviz arzına göre daha fazla artıyor olduğunu mu düşünmeliyiz ?
    2) hocam bazı iktişatçıların yapmış olduğu hesaplamaya göre önümüzdeki dönem içinde yaklaşık 220 milyar$ finansmana ihtiyacımız olduğunu bununda 220milyar$ döviz talebine denk geleceğini kurların daha da yukarılara çıkacağı düşünülüyor .hocam yalnız bu 220 milyar$ ın bir kısmı içeriden karşılanacak ve bir kısımda dışardan karşılanmayacak mı ? Yani bu miktarın hepsi içeriden karşılansa beklenildiği gibi kurların yukarı fırlaması düşünülebilir fakat bir kısmı da dışardan karşılanıyorsa beklenen bir kur fırlamasından bahsedemeyiz herhalde değil mi hocam ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. (1) Evet risklerin arttığı bir ortamda bizim gibi ekonomilerde dövize talep artar ve o nedenle de kurlar yükselir. Parası rezerv para olan ekonomilerde ise bu o kadar etkili olmaz. Yani riskler yükselse bile Amerikalı Euro talep etmez ya da Avrupalı Dolar talep etmez. Tabii burada arbitraj vb amaçlı talebi değil şirketlerin ve vatandaşın talebini kastediyorum.
      (2) 2014'de vadesi gelecek dış borç geri ödemesi tutarı 160 milyar dolar, buna cari açığı (55 milyar dolar diyelim) eklerseniz dış finansman ihtiyacı 215 milyar dolar ediyor. Bunun içeriden karşılanacak kısmı oldukça sınırlı çünkü eğer riskler bu şekilde artmaya devam ederse döviz talebine vatandaşın talebi de eklenecek. O nedenle bu paranın çoğunu dışarıdan bulmak zorundayız.

      Sil
  21. Turkiye gibi kaybedenler oldugu surece faiz lobbisi herzaman kazanir cunku para ve bankalar kendilerinin yada uzantilarinin

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Faiz lobisi gibi ucuz sloganlara takılmayın. Bu blogda yayınlanan Faiz Yükselince Kim Kazanır başlıklı yazıma bir göz atın.

      Sil
  22. hocam sayenızde unıversıte egıtımımızdekı ekonomıyı daha ıyı kavrıyoruz sormak ıstedıgım1-Acaba enflasyonun altındaki reel faiz seneler içinde iktisadi yönden verimsiz sabit yatırımlara tuketıme veya konut alımını(yurtdışı tıcarete konu olmayan malları),ucuz kur nedenıyle yurtdışı turızmı fınanse ettıyse ve al sat kazancı dusuncesıyle yabancılar emlak aldılarsa ;olması gerekenın altındakı faiz reel sektörde cok buyuk bır krız cıkarabılır mı tasarruflar yanlıs kullanılmış olmuyor mu?Bir de kur yükselse bıle ara malı uretımını seneler once cine kaptıran işini kapatan firmalar dovız artısının eskı orneklerdekı gıbı gecıcı olduğunu dusunup veya stagflasyon olacağı ıhtımalıyle uzun vadelı yatırım kararı alırlar mı? 2-Gecen haftakı 10 yıllık eurobond ihalesinden sonra usd faizimiz 0/0 6 lara yukseldıyse ,yerlı para kur riski taşıyan 2/10 senelik bono faizlerimiz o/0 11 lerde olması sizce nispeten gevsek para polıtıkası uygulandığı ıcın mı ,yoksa klasık gecelik borçlanma faizi 9/9.50/0 lara cıksa herşey duzeldı dıye bono faizlerı buralarda kalabılır mı? bildiğim kadarıyla kısa vadelı faızlerı TCMB belırleyebılıyor ama uzun vadeye pıyasa karar verıyor? enflasyonun kurdan gecıskenlıgı sızce de uzmanların dedıgı 0/0 15ler de mı ?çok soru sordum ama bazen ınsan OBJEKTİF BİLGİYE AÇ olabılıyor hele bu dönemlerde Şimdiden teşekkurlerım ve saygılarımla

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. (1) Tasarrufların yanlış kullanıldığı bir gerçek. Çünkü doğru kullanılmış olsaydı her geçen gün daha fazla tasarruf ithaline çalışmazdık.
      İşlerimizi Çine kaptırdığımız için dövünmeyelim. Vaktiyle aynı işleri biz de İspanya'dan, İtalya'dan kapmıştık. Onlar marka yaratabildikleri için bundan zarar görmedi biz ise marka yaratamadığımız için bundan zarar görüyoruz. Kabahat Çinde değil bizde.
      (2) MB fonlama faizini yüzde 7,5 da tuttuğu sürece yani bankaları ucuza fonladığı sürece bankalar mevduat faizini değil ama kredi faizini yükselterek devam ediyorlar. Ayrıca MB'den yüzde 7,5 ile aldığı TL ile dönüp yine MB den döviz alıyor. Biz de bunu sona erdirecek faiz artırımını faiz lobisi diyerek engelliyoruz.

      Sil
  23. hocam hayırlı günler. Sepet cinsinden tl değeri ne amaçla kullanılır? Açıklarsanız sevinirim. Hoçkalın

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Türkiyenin ihracat ve turizm gelirleri Euro ağırlıklıdır, ithalat ve borçlanma maliyetleri ise Dolar ağırlıklıdır. Dolar ve Euroyu toplayıp ikiye böldüğümüzde TL'ye karşı ikisinin ortalama değeri çıkar. Bu da bize gelir ve maliyetimizin ortalama değerini verir.

      Sil
    2. Çok teşekkür ederim hocam yalnız son bir sorun olacak müsaadenizle.
      Son 1 yıl içerisinde sepetin gösterdiği hareketler ve merkez bankasının sepet kura ilişkin attığı adımları belirtebilirmisiniz?

      Sil
  24. sayın hocam, son bir yıl içerisinde sepetin gösterdiği hareketler ve MB'nin sepet kura ilişkin attığı adımlar nelerdir? yardımcı olursanız sevinirim saygılar.

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...