18 Ocak 2015 Pazar

TCMB Politika Faizini İndirmeli

Reel faizin sıfır olması gerektiği söylemiyle başlayan tartışma, 2014 Ocak ayında kurların başını alıp gitmesiyle durulur gibi oldu. TCMB, Ocak 2014’de yüzde 4,5’tan yüzde 10’a yükselttiği politika faizini, geçen bir yıllık sürede yüzde 8,25’e indirdi. Bazı hükümet yetkililerinin TCMB’nin politika faizini eski düzeyine indirmesi gerektiği yolundaki söylemleri ise devam edip gitti.  

TCMB’nın politika faizi de denilen haftalık repo faizi, bankalara ödünç para verirken uyguladığı iki önemli faizden birisi. Bir diğeri gecelik fonlamaya uyguladığı faiz. TCMB’nin gecelik fonlama faizi borç almakta uyguladığı yüzde 7,50 ve borç vermekte uyguladığı yüzde 11,25 oranındaki faizler arasında belirleniyor. Alt ve üst limitler arasında oluşan banda ‘faiz koridoru’ deniyor. TCMB Ocak ayında bankalara ortalama yüzde 8,40 dolayında bir faizle ödünç para kullandırmış bulunuyor. TCMB’nin faiz oranlarını düşürmesiyle bankaların TCMB’den daha düşük faizle fon elde edecekleri, bunun sonucunda mevduat faizlerini ve dolayısıyla kredi faizlerini düşürecekleri tahmin ediliyor. Bu mantık kurgusuna göre kredi faizleri düşünce tüketim, üretim ve özellikle de yatırım için kredi kullanımı artacak ve dolayısıyla ekonomi canlanacak, büyüme de artacak.

Faiz konusunda görüş belirtenleri, enflasyona bakarak, ikiye ayırabiliriz: (1) Reel faizin sıfır olması yani enflasyonun üzerinde faiz verilmemesi gerektiğini savunanlar, (2) Reel faizin pozitif olması yani enflasyonun üzerinde faiz verilmesi gerektiğini savunanlar. Bu ayrımdaki kritik nokta enflasyon oranıdır. Çünkü reel faiz hesabında enflasyon oranı vade sonunda ortaya çıkması beklenen enflasyon oranıdır. Bu hesabı bu blogda defalarca yaptım ama tartışmaya ışık tutması açısından bir örnekle bir kez daha yapmakta yarar görüyorum. TCMB’nin en son beklenti anketine göre yılsonu için beklenen enflasyon oranı yüzde 6,82’dir. Bunu enflasyon beklentisi olarak kabul eder ve eldeki verileri yazarsak hesaplamayı yapabiliriz:
            Nominal Faiz = % 9,30 (6 büyük bankanın Ocak 2015 ortalaması)
            Net Nominal Faiz = % 7,9 (% 15 gelir vergisi stopajı sonrası kalan net faiz oranı)
            Reel Faiz = (1 + Net Nominal Faiz) / (1 + Beklenen Enflasyon) -1       
            Reel Faiz = (1,079)/(1,0682) – 1 = 0,01 = % 1
Bu durumda reel faizin pozitif olmasını savunanlar açısından, 1 puanlık reel faiz makul bir oran kabul edilebileceği için, bankaların mevduata verdiği faiz oranında bir sorun görünmüyor. Buna karşılık reel faizin sıfır olmasını savunanlar için 1 puanlık bir fazlalık görünüyor.

Faizin indirilmesinin enflasyonu da düşüreceği görüşünde olanlar bütün meselenin bir beklenti meselesi olduğu kanısında bulunuyorlar. Bu görüşü savunanlar, TCMB’nin anketinde yer alan yüzde 6,82’lik enflasyon beklentisinin hem mevcut faiz oranlarının hem de TCMB’nin politika faizinin yüksekliğinden kaynaklanan olumsuz beklentiler sonucunda oluşan bir oran olduğu kanısındalar. Bu görüşte olanlara göre petrol fiyatlarındaki düşüşün ve ilk 4 ayda ortaya çıkacak olan baz etkili enflasyon düşüşünün ardından enflasyon, yılsonunda yüzde 5 dolayına gelebilir. Bunu sağlayabilmenin bir yolu da insanları buna inandıracak bir beklentiyi yaratabilmektir. Dolaysıyla TCMB, politika faizini düşürürse bu beklentinin önü açılmış olur ve enflasyon düşer.

Bugün bulunduğumuz aşamada bu görüşte haklılık payı olduğunu düşünüyorum. Bu düşüncemi etkileyen en önemli gelişme petrol fiyatının 50 USD’nin altına gelmiş olması ve yılın ilk 4 ayında enflasyonun 2 – 3 puan gerileyebilecek olmasıdır. 2014 yılının ilk 4 ayında toplam enflasyon artışının 4,9 puan olduğunu ve bunun yerine bu yılın ilk 4 ayında yarısı kadar bir artışın gireceğini düşünürsek enflasyon Mayıs ayında yüzde 6‘nın altına gerileyecek demektir. Petrol fiyatındaki düşüşün cari açığımızı düşürmenin yanı sıra enflasyonu da düşüreceğinin örneğini benzin fiyatlarından verebilirim. Yaklaşık 6 ay önce İstanbul’da benzinin litresi 5 TL dolayındayken şimdi 4 TL dolayında bulunuyor. Bu düşüş, kişisel ulaşıma ek olarak firmaların taşıma maliyetlerini de etkileyerek enflasyon düşüşüne önemli bir destek sağlayacak.

TCMB’nin faiz indirimine engel oluşturabilecek tek şey bu indirim sonrasında kurlarda yükseliş yaşanması olasılığıdır. Yabancı yatırımcıların benim buraya kadar yaptığım hesapları en az benim kadar yaptığını düşünüyorum. Dolayısıyla yabancı yatırımcıların Türkiye’de enflasyonun düşeceğini ve ona paralel olarak faizlerin de yavaş yavaş düşeceğini gördüklerini tahmin ediyorum. Dolayısıyla faizler düşmeden mevcut yüksek faizlerden yararlanmak için fonlarını Türkiye’den çekmeyeceklerini hatta bir miktar yeni fon getireceklerini düşünüyorum. Eğer bu tahminim doğruysa o zaman TL’de önemli bir değer kaybı ortaya çıkmayabilir (Bu tahminin, dışarıda veya içeride oluşabilecek beklenmedik siyasal ya da ekonomik olayları dışarıda tutarak yapılmış bir tahmin olduğunu söylemeye bile gerek yok. Beklenmedik olayları bilmek iktisatçıların değil falcıların işidir.  

Bu çerçevede ben TCMB Para Politikası Kurulunun bu toplantısında 0,75 puanlık bir faiz indirimi yapmasını ve gerekirse gelecek aylarda bu indirime 0,25 – 0,50 puanlık indirimlerle devam etmesini öneriyorum. Bundan ötesi, dış finansmana bağlı bir ekonomi açısından aceleci davranmak olur ve kurlar açısından tehlike yaratabilir.  

Çoğu kişinin benim bu indirim önerimden mutlu olmayacağını, bu toplantıdan 0,75 puan değil birkaç puanlık bir indirim beklediklerini tahmin edebiliyorum. Bu aşamada TCMB’ye bir çağrıda bulunup politika faizini bir yıl önceki yüzde 4,5 düzeyine indirmesini önermeyi aklımdan geçirmedim desem yalan olur. Çünkü o zaman bunun ortaya çıkaracağı sonuca göre taraflardan birisi susar, konu da kapanırdı. Ne var ki ne benim böyle sorumsuzca bir çağrıda bulunmam doğru olur ne de TCMB taşıdığı sorumluluk çerçevesinde ülke ekonomisini böyle bir teste sokmaya razı olur. 

125 yorum:

  1. Neden indirmeli hocam buyumeyi yukseltip enflasyonu dusurmek icin mi?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hayır enflasyon zaten düşmekte olduğu için.

      Sil
  2. Hocam faiz duserse kurlar da artmaz mi ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hayır çünkü faizin daha da düşeceğini hesaplayan yabancı fonlar mevcut yüksek faizi kaçırmamak için gelmeye devam eder.

      Sil
    2. hocam ben daha toy bir iktısatçıyım ama : faizin düşeceğini bekleyen yabancı fonlar gelmeye devam eder. Bu da büyümeyı sağlar fakat bu faiz düşüklüğü uzun vadede yatırımcıyi kaçırmayacakmıdır ? Saygılarmla

      Sil
  3. Bence merkez bankasi bir sure daha beklmeli faiz konusunda en azindan ilk ceyrek rakamlari ve sonuclarina odaklanmali. Ozellikle enflasyon konusu bu baglamda cok onemli. Faiz bence marttaki ve / veya Nisan ayindaki toplantida ele alinmali. Indirimler de 0,25 bandini gecmemeli. Enflasyonla ciddi anlamda gelir kaybi yasadi toplum. Biraz harcamalara fren versek ne olur. Turkiyenin onunde deflasyon sorunu yok. Ilk bahar baslangicinda faiz indirimi gelmesi daha normal olagan bir husus bana gore. Faizlerde erken indirim bizi aci yukseltmelere birakmak zorunda kalmamali. nisandan itibaren her ay 0,25 bandinda bir indirim bize daha yarali olur kanisindayim. cunku enflasyon rakiplerimize gore hayli yuksek %7-8 bandinda bir enflasyonla yola gidemeyiz. merkezin demesi gereken su hukumete ben indiririm ama enflasyon konusunda ve cari acik konusunda sizden bir takim tedbirler gormek istiyorum. Mesela gecen sene ki bdkk kredi kartlari ornegindeki gibi hem enflasyona hem de cari aciga yonelik tedbirler gibi tedbirleri gordukten sonra harekete gecmesi daha sik olur.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bütçe açığı yüzde 1,3, cari açık yüzde 6'nın altında, petrol fiyatı yarı yarıya düşmüş durumda. Ayrıca ilk 4 ayda enflasyonda düşüş olacağı neredeyse kesin gibi. Bu durumda TCMB'nin faizi burada tutması anlamlı olmaz.

      Sil
  4. Merhaba Hocam,

    Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci "Merkez Bankası piyasanın arkasından değil önünden gitmeli" sözü ile tam olarak neyi kastetmektedir? Söylemin siyasi tarafı olup olmadığı konusunu bir tarafa bırakarak salt ekonomideki karşılığı tam olarak nedir?

    Saygı ve selamlar.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sanırım piyasa zaten faizi indirmeye başladı TCMB geç kalıyor önce onun indirip piyasaya yol göstermesi lazım diyor.

      Sil
  5. Sayın Hocam, 2008 Lehman Krizine ilişkin Anadolu Üniversitesi kitabında yazınız yayımlanmıştı. Bu yazıya ulaşamıyorum, siz de linki varsa paylaşır mısınız rica etsem

    YanıtlaSil
  6. Sevgili üstat,
    Tespitlerinize katılıyorum. Beklentim, 100 baz puan üstünde bir indirim yapacağı şeklinde. Genede eleştirilecek.
    İyi pazaralar

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. 100 baz puan bence çok olur ama baskılar nedeniyle yapabilirler. Evet ne yaparsa eleştirilecektir.

      Sil
  7. hocam Temmuz-Kasım arasında ihracat birim değer endeksi %4,9 ithalat birim değer endeksi %4,6 azaldı. şimdi biz petrol fiyatları düşüyor diyoruz da bizim ihraç ettiğimiz malın dolar değeri de düşmekte. en cari örnek, 2014 Ocak'ta 12 milyar dolar ihracat yaptık. mevcut trend devam ederse 2015 Ocak ihracatı 10,5-11 milyar dolar arası gelecek. ayrıca Rus ve Arap turist sayısında, bavul ticaretinde, Avrupalı turist Euro ödeme yaptığı için Euro cinsi turizm gelirlerinin dolar değerinde bu yıl önemli kayıplar bekleniyor. tüm bu verileri bir araya getirdiğimizde dış finansman ihtiyacımızda bir azalma gerçekleşmeyebilir. dolayısıyla bu ortamda 50-100 baz puanın üstünde faiz indirimleri risk yaratmaz mı?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ekonomide her kararın bir risk yaratma potansiyeli var. Faizi indirmemek de ayrı riskler yaratır. Ben dış finansman açısından da görüşümü yazıya ekledim. Bence asıl risk siyasal yaklaşımlarımızın tutarlı olup olmamasından kaynaklanacak.

      Sil
  8. Hocam şirketlerin mali bilançoları hala tek düzen hesap planına göre tutuluyor. Aradım ama tek düzen hesap planına uyumlu muhasebe programları bulamadım. Şirketler hala yevmiye defteri, defteri kebir gibi defterler tutmuyordur. Şirketler mali bilançoları ve gelir tablosunu elektronik ortamda hangi platformları kullanarak düzenlerler?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu ayrıntıları bilmiyorum.

      Sil
    2. Sorunuzu doğru anladım luca.com.tr yi önerebilirim. Ücretli program.

      Sil
  9. Zeybekçi Viyana'daki bir toplantıda : ''Bu reel faiz sanayici ve üretici açısından katlanılabilir bir reel faiz değil. Dünyayı ve Türkiye’deki piyasaları arkadan takip ediyoruz. Tam tersi bir politika uygulamalıydık. Şu anda üçüncü faiz indirimini konuşmalıydık'' demiş, alıntıyı Oda.Tv'den yaptım..Reel faiz 1 ise ya da 1 olarak gerçekleşecekse bunu katlanılamaz diye nitelendirmek kırılganlığı yüksek bir ekonomide mümkün mü?.geçen ocak ayından ders almadıysa Merkez Bankası siyasilerin mutluluğu için bir kaç puan indirsin..şu veya bu nedenle kurlar yükselirse de kimse sorumlu tutmamalı bence

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Herkes kendi görevini yaparsa mesele kalmaz. Siyasetçi faizle uğraşacağına o faize neden olan yapısal bozuklukları düzeltseydi faizler zaten düşük olurdu bugün.

      Sil
  10. hocam sizce reel faiz % kaç olmalı?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yabancı için kur fazla oynamazsa zaten reel faiz var (3- 5 puan arası) sorun yerli tasarruf sahibinde. İçeride reel faiz yok. Onun için 2 puanlık bir reel faiz gerekli diye düşünüyorum.

      Sil
  11. Hocam yazınızda belirtiğiniz baz etkisini açıklar mısınız her yerde bahsediliyor ama anlamakta güçlük çekiyoruz.Bir örnekle açıklar mısınız ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Örnek zaten yazının içinde var. 2014'ün ilk 4 ayında enflasyon 4,8 puan artmış. Burayı baz alırsak bu yılın ilk 4 ayında artış bunun yarısı kadar olursa enflasyon ilk 4 ayda 2,4 puan düşecek demektir. İşte buna baz etkisi deniyor. Yani başlangıca baz aldığınız miktar düşükse yükselme, yüksekse düşme imkanı doğruyor.

      Sil
  12. Hocam merhaba

    Enflasyonu kendi uğraşımız olmadan önümüze gelen bu düşüş fırsatını,faizi indirip ekonomiyi canlandırmaktansa,faiz ile enflasyon arasındaki pozitif faizi 1 puan yerine 2,3 puana çıkartıp tasarruf oranlarını arttırarak Ülkenin borçlanma oranını zayıflatıp,konut sektöründede balon oluşumu riskini azaltsak daha doğru olmazmı?
    Teşekkürler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Büyümenin düştüğü bu ortamda ekonomiyi iyice küçültürsünüz.

      Sil
  13. Hocam bu faiz indirilmesi konusunu enflasyon düşüşü olduğu için mi uygun görüyorsunuz? Peki diğer politik, siyasal ve ekonomik faktörler faiz düşürülmesi konusunda ne kadar etkili olur?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok etkili olur. Ama şu anda en önemli olay enflasyonun düşmesi.

      Sil
    2. Hocam, enflasyon düşüyor ama fiyatlar genel seviyesindeki bu düşüş petrol fiyatlarındaki düşüşten kaynaklanıyor. Yani enflasyonun düşmesi bu ortamda fiyat istikrarı anlamına gelmiyor. Enflasyon düştü faiz indirelim mantığında konut balonunu körüklemiş ve fiyat istikrarını (petrol dışı ürünler için; örneğin gıda, giyim, kira vb.) tehlikeye atmış olmaz mı? Ekonomiyi büyütelim derken enflasyon canavarı hortlamasın?

      Sil
  14. Hocam altin fiyatlari sizce ne olur altin dolarin alternatifi oldugu icin dolar endeksi de degerlendigine gore teorik olarak dusmesi gerekmez mi? Son cikis spekulatif mi?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu ilişkiler her zaman böyle yürümüyor. Bazen de böyle hem altın hem dolar artıyor. Ki bu Türk altın yatırımcısı için çifte kavrulmuş lokumdur.

      Sil
  15. ekonomi ve iktisati anlamakta zorluk çeken bi çalışma ekonomisi öğrencisi olarak size kalpten teşekkür ediyorum hocam ne zaman yeni yazınızı yayınlasanız yine bişeyler öğreniyorum var olun...

    YanıtlaSil
  16. Sayın hocam Maliye Bakanı'nın bir açıklaması vardı bu petrol fiyatlarının düşüşüyle ilgili, Kurun yükselmesi ve maktu vergileri ile ilgiliydi, maktu vergilerinin spesifik olarak alındığı söyledi kendisi neden değeri üzerinden alınmıyor acaba, çünki bildiğimiz gibi spesifik vergiler fiyata duyarsızlar.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Zaten fiyata duyarsız olsun diye öyle alınıyor. Bu vergiler fiyatla değişmesin isteniyor.

      Sil
  17. Hocam faizlerin dusmesiyle birlikte tuketimin artmasi enflasyona yol acmaz mi?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İç talepte canlılık yok ki enflasyona yol açsın. Enflasyon daha çok kurlardaki artıştan kaynaklanıyor.

      Sil
  18. Hocam hep söylediğiniz türkiyenin 1980 ile 2001 arası bütçe açığı vererek büyüdüğü ve 2001 den sonra cari açık vererek büyüme modeline geçtiği ile ilgili söyleminizde birşeyi merak ediyorum.Bizim açımızdan söylenen türkiyenin büyümek için ithalat yapma zorunluluğu olduğu ve büyümeden fedakarlık etmeden cari açığını küçültemiyeceği yönünde.öyle ki her 100 dolarlık ithalatımızın 85 doları enerji hammadde ara mallar vs.den oluşuyor.tam da bu noktada 80 ile 2000 arası cari açığımız 2000lerde olduğu gibi sürdürülemiyecek boyutlarda değilse Türkiyenin 80-2000 arası üretimde kullnadığı bir takım girdileri ara malı sermaye malı vs. kendisinin ürettiğini söyleyebilir miyiz? ya da bütçe açığı vererek ancak cari açık vermeden büyümeyi Türkiye açısından nasıl açıklarız?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok basit. Çünkü o zamanlar enerji için ödenen paralar 2000'ler sonrasındaki kadar yüksek değildi. Petrol fiyatı bu kadar yüksek değildi. Ayrıca ithalat da bu kadar çeşitlenmiş yayılmış değildi. Ayrıca Çin'den gelen ucuz girdiler yoktu ve o nedenle üretimin birçok parçası içeride üretiliyordu. Örneğin Türkiye elbiselerde kullanılan kumaşı kendisi üretiyordu. Şimdi daha ucuza geldiği için in'den ithal ediyor.

      Sil
  19. Hocam yazılarınızı ilgiyle takip ediyorum.. ellerinize sağlık..
    düşük faiz; tasarrufu azaltıyor ,kredi oranlarının düşmesine sebep olduğu için yatırımı kısmen artırıyor, kredi çekerek insanlar ekonomiyi ısıtıyorlar, belki tüketimlerini arttırıyorlar. ekonomiyi canlandıracağı için düşük faiz yüksek faizden iyidir diyebilir miyiz?
    teşekkürler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Diyemeyiz. Diyebileceğimiz şey düşük enflasyonun düşük faize yol açtığı ve bunun da ekonomi için iyi olduğudur. Yani faizi enflasyondan ayrı bir unsur olarak ele alırsak iktidarın düştüğü yanılgıya düşeriz. Enflasyon yüksekse faiz yükselir. Kimse parasını zarar etmek için tasarruf edip bankaya koymaz.

      Sil
  20. Üstad, ülkemizde ekonomi ile ilgili yapılan tartışmaların büyük kısmının günü kurtarma amacına matuf yapıldığını göstermektedir.

    Halihazırda ülke ekonomisi tümüyle elimizde olmayan sebeplerle iyileşmektedir. zira ABD'nin faizi arttırmaması, Rusya dolayısıyla petrol fiyatlarında meydana gelen inanılmaz düşüş, Suriye ve Irak'tan ülkemize gelen kaynağı belirsiz paralar en fazla etki eden sebeplerdir.

    Bu gelişmelerin 2015'in ilk yarısında ekonomimize olumlu yansıması olsa bile bunun uzun vadeli bir fayda sağlamacağı aşikardır.

    Faiz oranlarının indirilmesi veya yükseltilmesinin basit meseleler olduğunu düşünüyor ve yanlış yerlere odaklanıldığını, milletin bilerek yanıltıldığını düşünüyorum.

    Cari açık, bütçe açığı ve enflasyondaki düşüşünün dış faktörlerden kaynaklı olduğu ortada iken bunun kalıcı çözümleri neden konuşulmuyor? Rusya geri adım atar, petrol fiyatları eski seviyesine döner ve ABD’de de faiz arttırımı yaparsa, ki bu varsayımların bir veya birkaçının gerçekleşme ihtimali yüksek, ülkemize etkisi nasıl olur?

    Güneydoğudaki iç sorunların ülke ekonomisine etkisinin konuşulduğunu görmedim. Herkesi bir korku sarmış…

    İnşaat ve tüketime dayalı büyüme modelinde hiçbir değişiklik yok.

    Hasılı Ülkemiz ateş çemberinde fakat kimse görmüyor yada görmek istemiyor. Ülke olarak kafamızı kumdan “1929 büyük buhran”a benzer bir durumla karşı kaldığımzda çıkaracağız. Allah bu millet zeval vermesin.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ekonomide meseleleri ikiye ayırarak ele alırız: Kısa vadeli sorunlar, uzun vadeli sorunlar. Sizin dediğiniz uzun vadeli sorunlardır. Yanlış anlamayın bunları zamana bırakalım demiyorum hemen bugün çözümü için adımlar atmalıyız ki sonuçlarını orta uzun vadede alalım. Faiz tam bu ikisinin arasında bir yerde duruyor. Eğer faizi doğru bir dengeye oturtamazsanız öteki sorunları çözmeye başlasanız bile tekrar bozulduğunu görürsünüz. Çünkü faiz bir ekonomide yapılacak yatırımı tasarrufu tüketimi belirleyen en önemli göstergelerden birisidir.

      Sil
  21. Hocam merkez bankaları bağımsız diyorsunız ancak siz bile şu kadar indirmeli falan yazmışsınız Cumhurbaşkanı gibi düşünüyorsunuz heralde zaten MB kanununu değiştireceklermiş..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merkez Bankası bağımsız demek benim gibi dışarıdan konuşanların üzerine yorum yapamaması demek değil. Merkez Bankası kutsal bir kurum değil. Elbette kararları üzerine yorum da yapılacak, öneri de getirilecek eleştirilecek de. MB'nin bağımsızlığı siyasetten bağımsızlıktır. Yani hükümet ona yön göstermeyecek demektir. CB'nin MB'ye faizi indirmeli demesi açıkça MB'ye talimat vermek, baskı kurmaktır. Çünkü atamaya yetkili makamdır oralar.
      MB Yasasını öyle kolay kolay değiştiremez kimse. O yasa değişirse Türkiye'ye gelen yabancı kaynakta büyük düşüş olur. Zaten bu haliyle bağımsızlığı zedelendiğinde bile düşüş söz konusu oluyor bir de bağımsızlık yasayla kalkarsa neler olur?

      Sil
  22. Hocam yorumlari okudum da cogu kisi olasi bir faiz indirimini erken buluyor. Kanimca bu yazinin basligi da cok iddiali olmus ben yine soyluyorum marttan once bir faiz indirimi hem cari acik hem enflasyon acisindan cok faydali bulmuyorum. Tam da bu noktada ilk ceyrek rakamlari dunyadaki gelismeler ve petrolun olasi seyrini yakalamk babinda ilk uc ayin verileri cok onemli. ayrica toplum enflasyonla ozelinde gida enflasyonu ile ciddi gelir kaybina ugradi. ve tuketim sevdalisi ithalat sevdalisi bir toplum yaratildi tuketmeye dayali snop bir yapi. bu baglamda tasarruf kalemi dusuk bir yapi olustu. bence ne olursa olsun ilk uc ay faizlerde bir indirim soz konusu olmamali. hos seda doviz yeni yeni stabilize olmusken wasingtonda da faiz konusunda net bir aciklama gelmemisken bence faiz indirimi erken... ilk uc ayda en azindan su belirsizlikler biraz belirli bir alana girme ihtimali var. petrolun fiyat seyri istikrari fedin ne yapacagi euro bolgesinin ne yaptigi edecegi ve bizim 2014 kesin verilerimiz ile 2015 ilk ceyrek verilerinin ne olacagini ilk uc ayin sonunda ogrenebilecegiz. Ayrica ilk uc ay tum baskilara ragmen merkezin faiz indirimi karari vermemeis onun bagimsizligini soz kredibilitesini de guclendiri kannatindeyim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çoğunluğun faiz indirimini uygun bulmamasının bence temel nedeni siyasetin MB'ye karışmasından. Yani onlar da bir anlamda MB'nin bağımsızlığına halel gelmesinden rahatsızlar. Bundan ben de rahatsızızım. Ama bu rahatsızlık yapılması gereken doğrunun yapılmasını engellememeli. Siz de son cümlenizde aynı vurguyu yapıyorsunuz. Yani burada konu MB'nin faizi indirmesinin ekonomik bir konu olmaktan çıkıp siyasal bir konu haline gelmiş olması. Maalesef siyasal iktidar söylemleriyle ekonomik bir konuyu siyasete alet etmiş bulunuyor. Öyle olunca da hiç kimse sağlıklı düşünemez duruma geliyor. Ya siyasetçiye taraf oluyor ya da karşı çıkıyor. Oysa konu siyasi değil.
      Bence Türkiye'nin en temel sorunu da bu: Hiç bir konuyu bilimsel bir çerçevede tartışamaz aşamaya gelmiş bulunuyoruz.

      Sil
  23. Hocam maliye politikası olan kamu harcamaları ve vergilerin milli gelir üzerinde ki etkisini araştırırken kitaplardan baktığım kadarıyla
    Otonom Vergilerin artması milli geliri azaltıcı ,vergilerin azalması ise milli geliri artırıcı rol oynar denilmekte.
    Normalde aklıma şu geliyor otonom vergilerin artması belki Kişilerin harcanabilir gelirini azaltabilir ve eskisine göre daha az harcama yapabilir ama otonom vergiler arttığı için devletin topladığı vergi artmıştır ve bu sayede de devlet eskisine göre daha fazla harcama yapabilir .yani ilk durumda vergilerin artması milli geliri azaltsada ikinci aşamada devletin gelirleri arttığından kamu harcamaları artacağından milli gelir bu sefer artacaktır.
    Kitaplarda direk otonom vergilerin artması milli geliri azaltır demekte, acaba burada kamu harcamaları değişmemek şartıyla yani ceteris paribus yapılarak mı vergilerin artması milli geliri azaltır denmekte tam emin olamadım açıklığa kavuşturursanız çok sevinirim?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Otonom vergiler artarsa kişilerin harcamaları azalacağı için tüketim harcamaları düşer. Buna karşılık devletin toplayacağı vergi gelirleri artar. Bu durumda üç olasılık çıkar karşımıza: (1) Devlet artan vergi gelirleri nedeniyle bir şey yapmaz açığını azaltır (2) Borçlanmasını azaltır, (3) Harcamalarını artırır. Bunların her birinin GSYH üzerinde farklı etkisi vardır.
      Yalnız Milli Gelir ile GSYH aynı şey demek değil ve bu farklılıkta otonom vergiler önemli bir rol oynar.

      Sil
  24. Hocam ABD merkez Bankası nın tahvil alımına son vermesi, 2015 yılının ilk 6 ayında faiz yükselteceği beklentisi var. Acaba böyle bir dalgalanmaya Bizim merkez bankası hazırlıksız yakalanmak istemiyor mu? Şimdi faiz indirirse Fed faiz yukseltirse ne olacak? Saygılar

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben Fed'in 2016'dan önce faizi artırmasını beklemiyorum. Bütün tahmin ve yorumlarımı bu varsayıma dayanarak yaptım.
      Bu sorunun normal yanıtı şu: O zaman TCMB de faizi artırır. Ama hepimiz biliyoruz ki TCMB faizi indirdiği kadar kolay artıramıyor. Neden? Çünkü her konu gibi bu da siyasete alet edilmiş bir konu. Bence Türkiye'nin bugünkü en büyük sorunlarından birisi bu. Hiçbir konuyu normal bir mantıkla tartışamıyoruz. Çünkü her konu taraftarlar arasında bölünerek siyasete alet edildi.

      Sil
  25. Hocam enflasyon düşüyor diyoruz ama; örneğin elimdeki yüz TL ile markete , pazara mağazaya v.s gittiğimde hala aynı şeyleri almaya yetiyor. Aslolanın enflasyon düşüşünün,elimdeki 100 lirayla daha çok şey alabilme imkanı yaratması değil midir? şayet değilse ben enflasyonu yanlış tanımışım:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Enflasyon fiyatların sürekli olarak artması demektir. Eğer 100 TL ile aynı şeyleri alıyorsanız enflasyon düşüyor demektir. 100 TL ile eskisine göre daha az şey alıyorsanız enflasyon artıyor demektir. Sizin söylediğiniz durum enflasyonun düşmesi değil fiyatların düşmesi yani deflasyondur.

      Sil
    2. VAROLUN HOCAM...

      Sil
    3. Hem enflasyonu yanlis biliyorsunuz hem de elinizdeki 100 tl ile hangi marketten ne alıyorsunuz merak ettim dogrusu. Sepette yer aldigi icin tumuyle pin pon topu yada semsiye aliyorsaniz o baska tabi.

      Sil
  26. Ben de faizin düşürülmesi taraftarıyım. Bu düşüncemde temel etken düşen petrol fiyatlarının enflasyon beklentilerini ve cari açığımızı aşağıya çekiyor olması. Ama faizdeki düşüş kontrollü bir biçimde olmalı ve piyasanın sert tepkiler vermesi gibi bir olasılığın önüne en baştan geçilmeli. MB kademe kademe, piyasanın reaksyonlarını tartarak 0.50 şer puanlık dilimler halinde faizi aşağıya çekmeli. Ama 0.50 puanlık bir düşüş kararı verseler hepimiz biliyoruz ki herşeyi çok iyi bilen sayın Cumhurbaşkanımız "dalga mı geçiyorsunuz" diye bir çıkış yapacaktır. Erdem Başçı hocamızın işi zor. Bazen ben de içten içe diyorum ki PPK faizi tek seferde 5-6 puan indirse acaba bu ülkemiz için uzun vadede daha faydalı mı olur. Evet, bunun ekonomiye ağır bir faturası çıkacaktır ama bazen bazı şeyleri öğrenmemiz için öncesinde maalesef ağır bir fatura ödememiz gerekiyor.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yukarıda bir yoruma yanıtımda değindiğim gibi asıl sorunumuz bilimsel yaklaşımları bile siyasal formatta yapar hale gelmemizden kaynaklanıyor. Aslında hepimiz faizin bir miktar inmesinin makul olacağını düşünüyoruz ama taraf haline getirildiğimiz için kimimiz insin diyor hatta çok insin diyor kimimiz inmesin diyor. Faiz, ekonomi politikasının bir aracıdır ve bu şekilde futbol takımı tutar gibi bir tartışmaya sokulması çok yanlıştır.

      Sil
  27. Hocam iyi de brezilya niye enflasyonun 5 6 puan üzerinde politika faizi uyguluyor?
    Bu adamların ekonomisi de bizim gi kırılgan bu kadar yüksekse faiz bir bildikleri vardır değil mi?
    Bence poliyika faizi öyle 75 baz puan 1 tam puan falan indiği gün bu volatilitede bulaşıcılık etkisi kendini gösterir ve kurlar 2,50yr fırlar.
    Üstelik bizim tasarrufa ihtiyacımız var..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Her ülkenin koşulu farklı. Ekonomi evrenseldir ama ekonomi politikası her ülkenin kendi koşuluna göre farklı dizayn edilir.

      Sil
  28. Hocam kriz fiyatlamalarından haberiniz var mı?
    Abd almanya japonya ingiltere vs. Uzun dnemli devlet tahvilleri getirisi rekor düşük seviyelerde.keza isviçre -0.75 faiz verdiği gün(ki bir MBsının verdiği en düşük faiz) frank hem doları hem euro hem de diğer paraları tokatlıyorsa;
    BİR CİSİM YAKLAŞIYOR DEMEKTİR..
    Evet hocam küresel piyasalarda keynesyen MBlarının basıp basıp bankalara borsalara enjekte ettiği lilidite dolayısıyla büyük bir TSUNAMİ geliyor.
    HERKES KEMERLERİNİ SIKI BAĞLASIN!

    YanıtlaSil
  29. Faizlerin düşmesi büyümeye pozitif katkı yapacaktır ancak ülkemizde faiz kur önemli. Sizinde dediğiniz gibi bu sefer kur yükselirse ne olacak? Hocam ikisinin de dengeli olması lazım malumunuz petrol fiyatlarının düşmesi ile cari açığa yansıyacak pozitiflik faizlerin düşürülmesi ile eğer kur yükselirse ne olacak? Bu ülke hep faiz ve kur üzerinden mi ekonomi politikası yapacak? Sn. Babacan Fed in alacağı kararlara hazırlıklıyız dedi Fed tahminimce faizleri yavaş yavaş artıracak buna mecbur bizde bunun karşısında yavaş yavaş azalta bilecek miyiz? faizleri. Fed kararı sonrası durumlar tersine dönecek bizde faizleri artıracağız tekrar.Bence faize pek dokunmayalım hali hazırda enflasyon ve cari açıktaki azalmayı tersine çevirmeyelim eğer düşürür isek tekrar yükselteceğiz riske girmeye gerek yok bence

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yukarıda verdiğim yanıtı bir kez daha vereyim:
      Kur yükselirse TCMB de faizi artırır. Ama hepimiz biliyoruz ki TCMB faizi indirdiği kadar kolay artıramıyor. Neden? Çünkü her konu gibi bu da siyasete alet edilmiş bir konu. Bence Türkiye'nin bugünkü en büyük sorunlarından birisi bu. Hiçbir konuyu normal bir mantıkla tartışamıyoruz. Çünkü her konu taraftarlar arasında bölünerek siyasete alet edildi.

      Sil
  30. Hocam hep faiz düşürülmeliden bahsediliyor ancak bu faizi kaldırmanın yolları neden aranmıyor bu faiz belası kaldırılamayacak birşey mi?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kirayı kaldırmayı düşünebiliyorsanız faizi de kaldırabilirsiniz.
      Babalarından 1'er milyon lira miras kalan iki kardeş düşünün. Birisi ev alıyor öbürü parasını bankaya yatırıyor. Mesela ilki aydan 3 bin lira kira alıyor ikincisi de ayda 3 bin lira faiz alıyor. İkincinin bankaya yatırdığı parayı bir yatırımcı kredi olarak alıyor ve onunla iş kuruyor üş kişi istihdam ediyor. Sizce hangisi hayırlı bir iş yapmış olur? İlkinin kirasını bela olarak görmüyorsanız ikincisini bela olarak görmeniz doğru olur mu?

      Sil
    2. Hocam banka 1milyonu kredi verir yazmışsınız,niye insanları uyutuyorsunuz?
      Bankanın vericeği 1milyonluk krediyi havadan yarattığı para ile yapıcağını yazsanıza.
      Tabi size de hak veriyorum bu şekilde açık açık anlatırsanız işi
      Cnbc-e de program yaptırtmazlar size siz de haklısınız hayat işte..

      Sil
    3. Hay Allsh keske benim makro kitabımı okusaydınız da kulaktan dolma bilhiyle sacma sapan yorumlar yazmasaydınız.Kimse havadan para yaratamaz. Hepsinin kuralı var. Okumadan duyduklarınıza inanmayın.

      Sil
    4. Mahfi Bey, Dünya gazetesinde, Tamer Müftüoğlu'nun köşesinde, "Yurdumuzda bilgiye bakış tarzı" yazısında okumuştum.

      ".... Yanılmıyorsam Rahmetli Uğur Mumcu’nun mizahi bir derecelendirmesinde sıralama şöyleydi: Okuyup yazanlar; yazmayıp okuyanlar; ne okuyup ne yazanlar; ve son sırada yer alan “okumayıp yazanlar."


      Okumadan yazanlara karşı mücadeleniz, sizi bizleri bilgilendirme yolundan alıkoymaz umarım.

      Saygılarımla.

      Sil
    5. "Okumayıp yazanlar" da ne demek??
      Nerden biliyorsunu okumadığımı?
      Sizin makro kitabınızı değil konunın en sağlam kaynağı fed'in Modern money mechanics kitabını okudum!!
      MBlarının yarattığı 1 birim gerçek paradan bankaların "havadan uaratabileceği" yani borç alanın taahüdünden türetebileceği kaydi para miktarını FEDin kendi yazısılarından öğrendim!!
      Yukarıdaki yorum yazan arkadaş önce hitsin bankanın kaydi parayı neye karşılık yarattığını öğrensin sonra gelsin beni "okumayıp yazmakla" itham etsin!
      75 milyar tl fiziki paraya karşılık 1.2 trilyon nasıl bankalar borç verebilmiştir?
      Cevabınız var mı?
      Para stoğunun %96sını bankalar kar amaçlı üretiyor.
      İtirazınız var mı???
      Her çeyrek dehşet karlar açıklıyorlar,bunu nasıl başarabiliyorlar??
      PARA BANKALARDA(MB VE MEVDUAT BANKALARINDA) ÜRETİLİR VE İSTİSNASIZ FAİZİYLE BİRLİKTE KENDİSİNİ YARATANA GERİ DÖNER!!
      EĞER HİÇ KİMSE BANKALARDAN BORÇ ALMASSA PARA DA VAR OLMAZ PİYASADA!
      EN YAKIN ÖRNEĞİ FED!!!
      KRİZ ÖNCESİ EMİSYONUN TOPLAM YÜKÜMLÜLÜK İÇİNDEKİ PAYI %%90 şimdi %40 niye?????
      ÇÜNKÜ FED İN BANKALARA ENJEKTE ETTİĞİ LİKİDİTE KİMSE BANKALARDAN BORÇ ALMADIĞI İÇİN REEL EKONOMİYE ÇIKMIYO!!!!
      Borç=para!!!!

      Önce siz okuyun da gelin ama bu yabancı kaynaklardan okuyun da gelin !!!!

      Sil
    6. Gördünüz mü? Benim makro kitabını okumamışsınız. Haydi onu okumadınız bari yazıyı ve yorumu tam olarak okusaydınız. O zaman bu yazdıklarınızla bizim soru yorum da yazdıklarımızın hiçbir ilgisinin olmadığını görürdünüz.

      Sil
    7. Birisi yazmış Borç=Para diye, bu denklem nasıl da akıl karıştırıyor. E=mc2 gibi birşey olmalı sizin için, herşeyi açıklayan.

      Bankalardan borç alınmasa para da var olmaz piyasada. Enteresan :)
      Kelimeler büyük yazıldığında, anlam da büyük olmuyor malesef. Şimdi bana yine çok kızacaksınız biliyorum.

      Lütfen nasıl olması gerektiğini açıklar mısınız bizlere. Belki bir nokta da uzlaşabiliriz böylelikle

      Sil
    8. Hocam siz kendinizi bir alfred marshall yada Jonh Maynard Keynes falan sanıyorsunuz heralde..
      "Benim makro kitabını okumamışsınız okusaydınız böyle saçmalamazdınız" demenizden anlıyorum ki sizin makro kitabı iktisatta parasal iktisatta devrim uapmış da haberimiz yokmuş..
      Vay canına ..
      Eko politikası ve küresel finans krizi kitaplarınızı okudum ama bir dolu türkçe ingilizce makro iktisat kitabı okuduğum için sizin makro kitabını almaya tenezzül etmemiştim..
      Ne yazıyo ki içinde paranın üretilmesi ve piyasa çıkartılması ile ilgili bilinen HERŞEYDEN başka??
      Merak içersindeyim hemen alıp parayla ilgili her yeri tarıycam...
      Bakalım ekonpmide devrim yapmış mısınız yapmamış mısınız..

      Yukarıdaki arkadaşa önerim:
      Sizin PARA=BORÇ denklemini anlamamanızdan mütevellit ağır geliceğini düşünmeme rağmen
      Miskhin'in para teorisi ve politikası kitabını okumanız ve konuyu esaslıca düşünmenizdir!!
      Eleştirerek ve analitik bir biçimde..zira miskhin kitapta yukarıdaki yorumımda yazdığım hiç birşeyi kitapta yazmıyor!!
      Kendisi de bir zamanlar fed guverner'ydi şaşmamak gerek!!!!

      Sil
    9. Hocam siz kendinizi bir alfred marshall yada Jonh Maynard Keynes falan sanıyorsunuz heralde..
      "Benim makro kitabını okumamışsınız okusaydınız böyle saçmalamazdınız" demenizden anlıyorum ki sizin makro kitabı iktisatta parasal iktisatta devrim uapmış da haberimiz yokmuş..
      Vay canına ..
      Eko politikası ve küresel finans krizi kitaplarınızı okudum ama bir dolu türkçe ingilizce makro iktisat kitabı okuduğum için sizin makro kitabını almaya tenezzül etmemiştim..
      Ne yazıyo ki içinde paranın üretilmesi ve piyasa çıkartılması ile ilgili bilinen HERŞEYDEN başka??
      Merak içersindeyim hemen alıp parayla ilgili her yeri tarıycam...
      Bakalım ekonpmide devrim yapmış mısınız yapmamış mısınız..

      Yukarıdaki arkadaşa önerim:
      Sizin PARA=BORÇ denklemini anlamamanızdan mütevellit ağır geliceğini düşünmeme rağmen
      Miskhin'in para teorisi ve politikası kitabını okumanız ve konuyu esaslıca düşünmenizdir!!
      Eleştirerek ve analitik bir biçimde..zira miskhin kitapta yukarıdaki yorumımda yazdığım hiç birşeyi kitapta yazmıyor!!
      Kendisi de bir zamanlar fed guverner'ydi şaşmamak gerek!!!!

      Sil
  31. hocam merhaba..bir sorum var..2015 yılı için herkesin dilinde olan ve çoğu insanın beklenti içinde olduğu kriz durumu..herkes bu sene büyük bir kriz olacağını ,hatta 2001 gibi kriz olacağını söylüyor..bende bu sene kredisiyle iş kurmayı planlıyorum..okuduklarım pek iç açıcı değil..bu yüzden yatırım yapmaktan çekiniyorum..sormak istediğim 2015 için büyük bir kriz beklentiniz var mı?teşekkürler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. O kadar belirsizlikler içinde bir yıl ki net bir öngörüm yok açıkçası. Her şey olabilir.

      Sil
  32. Hocam merhaba,
    Öncelikle değerli yazılarınızdan dolayı çok istifade ettiğimi ifade etmek isterim. Değerli katkılarınız için size çok minnetarım.
    Sorum: TR enflasyonu, reel faiz hesaplanmasında sadece yurtiçi yerleşikleri mi ilgilendirir?
    Yurtdışı yatırımcının kısa ve uzun vadeli yatırımda TR'yi neden tercih eder?
    Şimdiden çok teşekkürler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim.
      Her yatırımcıyı kendi ülkesindeki enflasyon ilgilendirir. 100 USD'sini alıp burada bakaya yatıran bir ABD'liyi bizdeki enflasyon ilgilendirmez. Onu ilgilendiren iki şey vardır: USD / TL kurundaki değişim ve ABD'deki enflasyon oranı. Çünkü parasaını sonuçta alıp oraya dönecek. Bu konuda benim bu blogda hesaplamalı bir yazım var: Türke Başka Yabancıya Başka Faiz başlıklı.
      Yabancı yatırımcı Türkiye'yi, Türkiyeden elde edeceği faiz ve getiri kendi ülkesindeki faiz ve getiriden yüksekse tercih eder.

      Sil
  33. hocam merhaba.yıllarca devlet bünyesinde çalışmış biri olarak devlette müfettiş yardımcılığı mesleğinin kariyer imkanları neler ve sizce yükselmek ve ilerde özel sektörde kurumlarda üst düzey yöneticilik gibi görevlerde bulunmak için bir başlangıç sağlayabilir mi

    YanıtlaSil
  34. Hocam büyümenin maliyetlerine daha önceki yazılarınızda da değinmiştiniz. Fakat bir ülkenin büyümesi salt faiz indirimleriyle, yatırımların artmasıyla, ar-ge harcamalarıyla karşılanmamaktadır. Örneğin belli iş kollarında grevi yasaklarsanız, sendikalaşmayı zorlaştırır hatta yasaklarsanız, bu örtülü olarak ücretleri dondurduğunuz anlamını taşır. Çünkü işveren kendi kendine anlamlı bir ücret artışına gitmez. Aynı zamanda mesai ücretlerini kaldırabilirsiniz, zorunlu çalışma saatlerini uzatabilirsiniz. Bu sayede aynı birim iş gücüyle daha çok üretim yaptığınızdan üretim maliyetleriniz düşecektir. Bunlar biz ekonomistlere siyasi konular gibi görünür, nesnel değerlendirmelerde sözü edilmez. Ama ülke ekonomisine makro ölçekte doğrudan olumlu etki yaparlar. Fakat ne pahasına? Yaşam kalitesi düşüren bir ekonomi başarılı sayılabilir mi ? Ekonomi yönetmenin amacı belli dataları tutturmak mıdır yoksa refah seviyesinde yaratılan artış mıdır? Ülkemizde kullandığımız dataların çoğu bu etkilerden arındırılmamıştır. Dolayısıyla hayli yanıltıcıdır. Yıllar içinde üretimimiz X oranında artmıştır. Acaba istihdam X oranında yada daha çok artmış mıdır ? Artmıyorsa siz aynı iş birimini ucuz yada ücretsiz çalıştırmanın yolunu bulmuşsunuz demektir. Kullandığımız datalar ve hesaplama yöntemleri ekstra verilerle birlikte belirtilmedikçe bu sonuçların oluşmasını desteklemektedir. "Şu yıl şu kadar büyüme kaydedildi, bu yıl bu kadar, ama bu zaman zarfında şu sosyal haklardan vazgeçilmiştir " denmelidir bence. Gelecekte dünya ölçeğinde bunu görmemiz olasıdır.

    YanıtlaSil
  35. Hocam faizler düşünce ülkeden sermaye çıkışı olacağı için kur artacak bizim paramz deger kaybedecek bizim mallarimizn değeri düşecek yabancı mallarin değeri artacak buda net ihracatı artıracak ancak biz ithal girdi bağımlısı bi ülke olduğumuz için yine ithalat yapıcaz aslında ve daha yüksek fiyattan alacagmz için ve montaj ürünler ihraç ettiğimz için dış açığımız daha da artmayacak mı ?

    YanıtlaSil
  36. hocam merhaba
    uzun zamandır abdnin faiz artırabileceğini konuşuyoruz . çok çok artırsa bile hala tr deki faizlerin altında kalıyor . peki neden trden para çıkışı olabileceğinden çekiniyoruz ya da çekindiğimiz başka bir şey midir teşekkürler hocam .

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aslolan durum şu:

      2008 Ağustos/Eylül'ünde başlayan 'küresel ekonomik kriz'in üzerinden kaç yıl geçti, bir hesap edelim. Onca yıl geçti; kriz evrim geçire geçire tüm hızıyla devam ediyor. (Şimdi sırada 'gelişme yolundaki ülkeler' var. Ekonomik kriz nedeni ile 2015 Eylül'de Türkiye'de tam manâsıyla başlayacak sosyal patlamalara şimdiden tedbir düşünseniz; iyi edersiniz!)

      ABD içinde genel ekonomik veri olarak sürekli takip edilen 3 temel sütun vardır:

      1) İstihdamın artıp/artmaması (İşsizlik oranının düşüp/düşmemesi.)

      2) Ev satışlarının artıp/artmaması (Sıfır, ikinci el fark etmez. Emlak piyasasının bütünü olarak düşünün.)

      3) En başta otomobil satışları olmak üzere ticari mal satışlarında sürekliliğin başlayıp/başlamaması (Çünkü bu satış dalgaları; toplum genelinde talebin canlanmaya başladığına ve üretimi de hızlandıracağına işaret eder.)

      Daha başka sinyaller de var tabii. Ama en önemli 3'ü yukarıda yazıldı.

      2012'nin başlarından itibaren ABD iç ekonomisinde çok cılız da olsa iyileşme emareleri nihayet gözüktü. Bu iyileşme yavaş yavaş hızlanarak (daha tam randımana ulaşmadı) devam ediyor.

      Şimdi sorunuzun cevabına yaklaşalım:

      (...)

      Sil
    2. (...)

      ABD içindeki şirketlerin en çok yakındığı durum kalifiye personel bulamamak.

      Eğitim seviyesi düşük, orta-gelir düzeyine sahip kişi ve hanehalklarının da hem özel sektör oyuncularından, hem federal hükümetten birinci beklentisi ise; ülke genelinde 'asgari ücret miktarının arttırılması.' Çünkü daha çok maaş aldıklarında, daha çok harcama yapacaklarını; böylelikle talebin doğup ekonomiyi daha hızlı çalıştıracağını biliyorlar. (Enflasyon da böylece FED'in tahmin ettiği gibi gerçekleşecek.)

      30 yılı aşkın süredir, ABD içinde yerleşik şirketler; hem ucuz işgücünden faydalanmak, hem hammaddeye ulaşım zorluklarını en aza indirgemek, vergi konusunda rahatlamak, taşımacılık maliyetlerini kısmak vb. sebeplerle üretimlerini ABD dışında stratejik olarak seçtikleri ülkelere kaydırdılar. Bunun en bilinen örneği; Tayvan ve Çin'de milyonlarca kişiyi istihdam eden dev şirket 'Foxconn' (Hattâ Tekirdağ'da da bir fabrikaları var.)

      2008'de başlayan ve hâlen devam eden 'küresel ekonomik kriz' gösterdi ki; ABD, kendi vatandaşlarının daha fazla harcama yapabilip talebi yukarı itmeleri (böylece enflasyonun yükselmeye başlaması) için ilk önce bir 'iş'e ihtiyaçları var. İşi olan bir ABD vatandaşı, maaş da alacağı için harcama yapacak. Harcama talebi arttıracak, enflasyon gıdım gıdım yükselecek, en nihayetinde; FED istikrarı sağlamak için 'politika faizi'ni arttıracak.

      Talebin bir türlü istenilen seviyede ve hızda artmadığı gerçeğini yaşayan FED, federal hükümet ve özel sektör oyuncuları; artık yavaş yavaş üretim tesislerini yeniden ABD'ye geri getirme planları yapmaya başladı. Tarım sektöründen tutun, mikroçip sektörüne kadar.

      'Şirketlerin kalifiye personel arayışının çözümüne katkıda bulunmak' ve 'Eğitim seviyesi düşük, orta-gelir düzeyine sahip kişi ve hanehalklarının asgari ücret arttırımı beklentilerini karşılamak' taraflarını birleştirmek için hazırlanan ilk plan; dışarıya kaydırdıkları üretim tesislerini tekrar ABD içine sokmak.

      Bu devasa yer değişim sebebi ile; ABD yeniden kendisini 'yatırım yapılabilir en iyi ülke' statüsüne sokmaya çalışıyor. Çünkü çok iyi biliyor ki; en büyük rakibi 'dünyanın fabrikası' olarak addedilen Çin gümbür gümbür geliyor!

      Şu an FED, faizi 0,25 baz puan arttırsa bile dünyada deprem yaratması için yeter!

      TCMB politika faizini 28/29 Ocak 2014'te %4'ten %10 lara yükseltti; dünyada kimsenin ruhu duymadı!

      Niçin?

      Çünkü 'DOLAR (USD)' rezerv para!

      Türkiye'den (ve diğer tüm 'gelişme yolundaki ülkelerden') para (ve hattâ 'sermaye') çıkışının asıl sebebi yukarıda anlatıldığı gibidir. YANİ ABD (VE DOLAYISIYLA 'FED') İLK ÖNCE KENDİ ÜLKESİNİN EKONOMİK DURUMUNA BAKAR; DÜNYA İKİNCİ PLANDADIR!

      Türkiye gibi ülkelerden çıkan para (ve 'sermaye'nin) en az düzeyde tutulabilmesi için; bütün sorumluluk hem hükümete, hem özel sektörün cengâverlerine kalıyor. Hükümet, ekonomiyi tekrar eski rayına oturtmak, 'yapısal reformlar'ı gerçekleştirmek için acil adım atmazsa; özel sekör 'yüksek inovasyonlu ürünler' üretmek için kendini yenilemezse; para (ve 'sermaye') kaçmaya devam edecek! Hoş, bu kaçışın hızlanması için FED'in faiz arttırması bahane olacak!

      Hukuk altyapınız 'tarafsız' değil ise, adam kayırmacılık alıp başını gitmiş ise; para (ve 'sermaye') her zaman kaçar! İlla FED'in faiz arttırımını beklemeye gerek yok!

      Şu 4 yazı önerilir:

      Ahbap Çavuş Kapitalizmi
      http://www.mahfiegilmez.com/2014/05/ahbap-cavus-kapitalizmi.html

      Nedir bu Yapısal Reformlar?
      http://www.mahfiegilmez.com/2012/01/nedir-bu-yapsal-reformlar.html

      Ekonomide Yapısal Reformlar
      http://www.mahfiegilmez.com/2013/09/ekonomide-yapsal-reformlar.html

      Yapısal Reformlar Rehberi
      http://www.mahfiegilmez.com/2014/03/yapsal-reformlar-rehberi.html

      Not: 2015 Eylül'ü unutmayın! Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en ağır ekonomik krizine Eylül itibariyle çivileme giriyor! Dilimin varmasını hiç istemezdim ama; ülkede kan gövdeyi götürecek!

      Sil
    3. Yazın güzel; ama son cümlen çok yanlış bir sonuç. 2013 de vatandaşımızın çoğuna sorsan FED nedir diye, bilmez iken, parasal genişlemenin bitirilmesi akabinde faiz arttırım şokuyla karşılaşmış olan bu ekonomi, Gezi olayları, 17-25 aralık sürecini atlatabilmiştir. Ülke genelinde kan gövdeyi götürmemiştir.

      Yani öncesinde hiçbirşey öngörülemezken, şimdi 2015 de yaşanacaklar bilinebiliyor, piyasa tarafından fiyatlanıyor. Halk döviz cinsinden borçlu değil, alacaklı. Kısa vadeli borcun yarısından fazlası, bankalara ait ve bankalar bu borcu çevirebilir. Diğer kalanı özel sektöre ait. Onun da önemli bir kısmı, ya doğal hedge sahip, yani ihracat geliri var, ya içeriye kur artışını yansıtabilecek yapıya sahip. Az bir oran kur artışından etkileneceği Merkez Bankasının çalışmasında ortaya konuyor. Ama hiç mi etkilemeyecek? Hayır elbette etkisi olacak, ama kan gövde bunlar ucuz söylemler. Sonuç cümleni değiştir, yazına uygun bir bitiş cümlesi olmadı.

      Sil
    4. Bence son cümle yazının en önemli cümlesi. Siz en iyisi yazıyı bir kez daha okuyun.

      Sil
    5. O gün burada olacağız, mecazi anlamda da kan gövdeyi götürmeyeceğini göreceksiniz.

      Batanlar olmayacak mı, inşallah olmaz borçları yüzünden intihar edenler olmayacak mı? Olabilir, ama genel durumda kan gövdeyi götürmesi, yani toptan bir çöküş bu çok abartılı Mahfi Bey. 2015 Eylülde yine burada tartışırız. 2013 yılında, 2014 yılında bu sosyal patlama olmadıysa, kan gövdeyi götürmediyse 2015 yılında da olmaz.

      Not olarak söylemek istiyorum, 2013-2014 yıllarında içimizi ağlatan ölümler olmuştur. 2015 de olmaz demiyorum. Yine belirtmek isterim ülkemizde kan gövdeyi götürmez. Bugünkü şartlara göre söylüyorum. Sizin 2015 yılı ekonomik tahminleriniz de bu durumu destekliyor aslında.

      Bankaların batması lazım kan gövde durumunda, önceki yazılarınızda bankaların borçlarını çevirebileceğinizi belirtmiştiniz. Merkez Bankasının bir araştırma raporu/çalışma tebliği yayınlanmıştı 2014 yılında. Finansal olmayan firmaların kötü senaryoya göre nasıl bir risk taşıdığı hakkında. Arkadaşımın o raporu okumasını öneririm. Benim dayanaklarım Siz ve Merkez Bankasıdır Mahfi Bey :)

      Saygılarımla,

      Sil
    6. Sevgili 'Adsız 20 Ocak 2015 10:07' görüşlerine açıklık getireyim:

      1) Türkiye'de yaşayan vatandaşlarımızın önemli bir bölümü sadece 'FED'in anlamını değil; 'TCMB'nin anlamını da bilmiyor. Ve hattâ 'TİM'in kendilerine neyi çağrıştırdığı ile ilgili anket soruları yönelttiğimizde; erkekler askerlik yapmışlarsa eğer ordudaki bir birlik olarak; diğer vatandaşlar ise bir özel güvenlik şirketinin adı olabileceğine dair tahminlerde bulundular. ('TİM': Türkiye İhracatçılar Meclisi) Bu minvalde; vatandaşlarımızın büyük bölümünün 'FED'in ne anlama geldiğini bilip/bilmemesinden önce; FED faizi arttırdıktan sonra yaşayacakları ekonomik darboğaz hakkında bilinçlendirilmesi gerekir. Bir kalp hastasına 'kalp ameliyatı nasıl yapılır?' derslerini vermek yerine; ameliyat bittikten sonra (eğer sağ kalırsa) hayatında dikkat etmesi gereken noktalar hakkında bilgiler vermek daha mantıklıdır!

      2) '... bu ekonomi' derken kastettiğiniz 'Türkiye Cumhuriyeti Ekonomisi'dir. Ekonomimiz henüz hiçbirşey yaşamamıştır! Gezi olayları, 17-25 Aralık süreci, IŞİD, Rusya/Ukrayna, petrol fiyatlarının düşüşü vb. olayların yarattığı etki sadece 'ötelenmiştir!' (Ek bilgi: AKP'nin tarafında da, cemaatin (nam-ı diğer 'paralel yapı') tarafında da değilim. Ve hattâ bir başka büyük kitle 'ulusalcı' da değilim! Herhangi bir siyasi tarafın içinde olmak zorunda değilim!) Bahsettiğiniz dönemlerde ülke genelinde kanın gövdeyi götürmemesinin başlıca sebepleri: (1) Henüz döviz kurlarının yüksek seviyelerde dalgalanmaya başlamamış ve 'maliyet enflasyonu'nu arttırmamış olmasından, (2) ekonominin yavaşlayıp üretim hızını henüz düşürmemiş olmasından ve (3) bu ikisiyle doğrudan ilişkili 'işsizlik oranı'nın henüz %10,5'lara varmamış olmasından kaynaklandı.

      Bu ülkenin hükümeti hiçbirşey yapmadan beklemiş; sadece sorunları 'büyüterek ötelemiştir!' Detaylı bilgiler için yukarıda adresleri verilen 'yapısal reformlar'ı tekrar okuyunuz!

      Günümüze gelelim: 20 Ocak 2015

      a) Döviz kurları aşırı dalgalanıyor. Dalgalanma devam edip, sizi de içine alacak; lütfen tedbirlerinizi düşününüz!

      b) Enflasyonun önümüzdeki 3,5 / 4 ay içinde petrol fiyatlarının gerilemesi ve 'baz etkisi' nedeniyle %6 (ve altına) düşme durumu yaşanmasına rağmen; döviz kurlarındaki yükseklik; özel sektörün çok büyük bir bölümünün maliyetlerinin daha da yükselmesine yol açar. Maliyetlerinin daha da yükselmesinin ne sonuçlar doğuracağını tekrar yazmama gerek yok sanırım!

      (http://www.mahfiegilmez.com/2015/01/talep-enflasyonu-mu-var-maliyet.html)

      c) Türkiye'de yerleşik ihracat/ithalat yapan şirketlerin borçları 'Dolar' ağırlıklıdır. 'Dolar'ın değer kazanması onlara kâbus gördürür!

      En çok ihracat yaptıkları ülkeler Avrupa kıtası içindedir; yani döviz gelirleri 'Euro'yladır. Avrupa içinde ekonomi toparlanmadığı müddetçe ihracattan yüksek getiri elde edemezler. 'Euro/TL' paritesinde (ve bazı diğer şirketler için de 'Euro/Dolar') 'Euro' değer kaybettikçe evlerine daha az ekmek götürürler; bir müddet sonra ekmek alacak para da kalmaz, kalmayacak!

      d) 'Dolar'ın 'TL' karşısında değer kazanması ve 'Euro'nun 'TL' (ve 'Dolar') karşısında değer kaybetmesi: Ölüm getirir! (Bu tehlikeli kelimeyi yazarken ciddiyim!)

      (...)

      Sil
    7. (...)

      3) Unutmayınız: Yastık altında tutulan her tür ziynet eşyası, döviz cinsi vb. ekonomide dolaşım içinde sayılmadığından; geçerli ve güvenilir bir gösterge olarak kabul edilmez! 'Halk'ın ziynet eşyası saklaması, döviz biriktirmesi vb.'lerine yol açan en büyük faktör 'istihdam'dır. Eğer istihdam oranında azalış ('işsizlik oranında yükseliş') yaşanırsa; eline daha az maaş/ücret/yevmiye vb. geçeceğinden ziynet eşyası, döviz vb. biriktirmeyi aklının ucuna bile getirmez. Günlük olarak hayatta kalma mücadelesi verir!

      4) Özel sektörün borç yapılanması hakkında üstünkörü bilgiye sahip olduğunuzu ne yazık ki söylemek zorundayım! Size bu konu hakkında detaylı bilgi verecek zamanım da yok. Artık TCMB'nin kısa-vadelik, günlük, haftalık, aylık, üç-aylık vb. gıdım gıdım çözüm paketçikleri ile 'Türkiye Cumhuriyeti Ekonomisi' yürümez!

      Ya devasa 'yapısal reformlar' için derhâl harekete geçersiniz;

      Ya da 2015 Eylül'de çivileme gireceğiniz ekonomik krizin (ne yazık ki!) getirdiği sosyal patlamalara hazırlanmak zorunda kalırsınız!

      2001'deki krizi örnek gösterenler; 2015 Eylül'de çivileme gireceğimiz olanın neye benzediği hakkında en ufak bir fikre sahip değil!

      'Sizler felaket tellallığı yapmaktan başka birşey bilmezsiniz' & '...bunlar ucuz söylemler' gibi yaklaşımlar; demiryoluna bağlanmış insanların üzerinden geçmek üzere gelen treni 'üç maymun oyunu' ile buhar edemez!

      5) Objektif gözlüklerle bakabilirseniz görürsünüz:

      'Gezi parkı protestoları'; 12 Eylül 1980 darbesinin son kalıntılarını tamamıyla sildi! Bırakın resmiyeti, 'fiili' olarak 12 Eylül 1980 zihniyeti; 'Gezi parkı protestoları' sayesinde sona erdi!

      'Muhalefet' dediğimiz şey; sadece CHP, MHP veya HDP gibi adı bilinen (ve bilinmeyen) siyasi partilerden ibaret değil.

      'Muhalefet' dediğimiz şey; o meşhur 'iç' ve 'dış' mihraklardan da ibaret değil.

      'Muhalefet' dediğimiz şey; hele hele 'paralel yapı' hiç değil!

      'Muhalefet' dediğimiz şey; halkın ta kendisi!

      Eğer 'halkın' maaşına, ücretine, gelecek planlarına, ev & araba vb. alım niyetlerine, iş kurma düşüncelerine; ve en önemlisi 'çalıştıkları iş yerlerine' en ufak bir zarar getirirseniz; o ülkede kan gövdeyi götürür, götürecek!

      En başta yukarıda anlatılan sebeplerle:

      2015 Eylül'deki ekonomik krizin öncülüğünde başlayacak sosyal patlamalara şimdiden hazırlanırsanız kendinize iyilik etmiş olursunuz!

      Felaket tellallığı yapmak başka; gerçekleri söylemek başka!

      İlk kan damlalarının akmaya başladığını ve devamının geleceğini kahrolarak size bildirmek zorundayım:

      Kayseri'de kefil olduğu kredi borçları nedeniyle bunalıma giren 29 yaşındaki M.Ş., bir banka şubesinde polis ekiplerinin ikna çabalarına rağmen elindeki ekmek bıçağını karnına sapladı. Polisin kadını ikna çabaları ve kadının kendini bıçaklama anı saniye saniye görüntülendi.

      http://www.iha.com.tr/video-kadinin-kendini-bicaklama-ani-saniye-saniye-kameralarda-49858/

      http://www.cumhuriyet.com.tr/haber/turkiye/190995/Bankada_dehset__Borclara_kefil_olunca....html

      http://www.milliyet.com.tr/bicakli-kadin-dehset-sacti-gundem-2001163/

      Sil
    8. "..... 4) Özel sektörün borç yapılanması hakkında üstünkörü bilgiye sahip olduğunuzu ne yazık ki söylemek zorundayım! " diye yazmışsınız; aşağıya link veriyorum okuyun daha detaylı bilgi sahibi olun. Merak edenlerde okusunlar. Diğer raporları da okursanız, belki fikirlerinize dayanak cümleler de bulabilirsiniz.
      "http://www.tcmb.gov.tr/wps/wcm/connect/cc98a57a-7f35-4e7e-8606-5740429bd9f4/EN1413.pdf?MOD=AJPERES&CACHEID=cc98a57a-7f35-4e7e-8606-5740429bd9f4"

      "Türkiye’de Firmaların Yabancı Para Borçluluğu ve Kur Riskine İlişkin Mikro Değerlendirmeler"

      Kapsamlı bir rapor. Şunu da belirteyim raporda herşey güllük gülistanlık denmiyor, okumamaya kalkarsanız diye söylüyorum :)

      İşsizlik %10,5 dayanmamış olmasındandır diyorsunuz, kalem hatası yaptınız belkide, açıklanan en son işsizlik oranımız %10,4. Demek ki kan gövdeyi götürmesine %0,10 kalmış.

      Yastık altı paralardan bahsetmedim, hanehalkının varlıklarından bahsederken. Ben o kadar bir yastık altı paranın olduğunu zannetmiyorum. Hanehalkının dövizle borçlanması imkanı olmadığından artık bir dövizzede dramları yaşanmayacak. Hanehalkının döviz borcu yok, döviz varlığı var.

      Yukarıdaki raporu okuduğunuzda da firmaların YB borçları ağırlıklı olarak uzun vadeli. 2013 yılındaki dalgalanmada yuvarlak TL nin sepet kur karşısında 2013 yılbaşına göre %20 değer kaybetmesine rağmen iyi idare ettiler. Yani önceki krizlerden ders çıkaran özel sektör, borçlanma hususunda uzmanlaşmış.

      Ne yazıkki ülkemizde, birçok ülkede, şirketler batıyor, intihar edenler oluyor:( , umutlarını kaybedenler her an varolan gerçekler. Ben bunları görmezden gelmiyorum. Kan gövde cümlesi abartılı hem de çok abartılı. Beklentiniz bu yönde, 2015 eylülde kan gövde sayımlarınızı yazınla bildirirsiniz artık.

      Yapısal reformlar yapılmadığı müddetçe bıçak sırtında yaşayacağımız, krizlerle savaşacağımız kesin. Buna karşı çıkmak mümkün mü? Ama kan gövde başka bir şey, belki kaçırmış olabilirsiniz, itirazım buna.

      Son gerçekleşen haber yazdıklarınıza delil olamaz ki, çok zorlama olur. Ne yani bugün bu olay olmamış olsaydı ve ben demiş olsaydım bakın bugün kendini bıçaklayan, öldüren olmadı; bu beni haklı çıkarır mıydı? Buna mı düştük, bunlardan mı medet umar olduk?

      Sil
    9. Haklısınız!

      İşsizlik oranının %10,5'ten %10'4'e düşmesi ile kıl payı kurtulmuşuz; farkedememişim!

      Kan gövdeyi götürmeyecekmiş; bunda da yanıldım!

      'Birçok ülkede, şirketler batıyor, intihar edenler oluyor, umutlarını kaybedenler her an varolan gerçekler.' bunlar yarın da hep var olacak nasıl olsa; hiçbir şey değişmeyeceğine göre oturalım oturduğumuz yerde!

      Tereyağından kıl çeker gibi bu krizden de sıyrılacağız; yeni öğrenmiş oldum!

      Yine teğet geçecek; hatırlamış oldum!

      Yazmış olduğunuz linkle beraber, IIF, IMF ve FOMC tutanaklarını da dikkatle gözden geçirmenizi umarak; size bol bol 'konformist' bir hayat diliyorum!

      Sil
  37. Mahfi bey faizler düştüğünde yatırım artacak ve ekonomi büyüyecek diyorsunuz. Ama suan iç talep olmadığı için enflasyona artırıcı etkisi olmaz diyorsunuz. Iç talep olmadığında tuketimle desteklemeyen. Üretim nasıl büyüme oluşturur.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Oradaki kritik kelimeler 'şu an' yani ileride talep artabilir. Zaten yatırım da bugün sonuç vermez belirli bir süre ister.

      Sil
  38. hocam erdoğan faizler düşşün diyor düşünce ne olur ? ekonomi nasıl gidiyor sorusuna cvp vermek için hangi göstergelere bakmamız lazım. issizlik enflasyon borç stoku gibi kavramları çok iyi biliyoruz ancak tam olarak yorumlayamıyorz.sizden ricam bu konuları içeren çok yalın bi yazı yazarmısınız? dolar yükselirse. tasarruflar arsarsa ne gibi artılar olur?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu blog bu tür yazılarla dolu. Arama kutusuna işsizlik yazın, tasarruf yazın bir sürü yazı gelecek karşınıza.

      Sil
  39. Hocam, musadenizle yazinizda yanlis bir algi olustugunu belirtmek istiyorum. Gectigimiz sene faizler artmadan once Merkez Bankasi haftalik repo orani olan 4.5%'u kullanmiyordu. Piyasa tamamen O/N 7.75%den fonlaniyordu. Faizleri arttirdiklari zaman haftalik repo'yu kullanmaya geri donduler. Dolayisi ile faizler bugunden 60-70bps kadar dusuktu, 4,5%'da degildi.

    Cari acik konusunda ne dusunuyorsunuz? Enflasyon beklentilerinin tuttugunu varsaysak bile, ki senelerdir hep beklentinin uzerinde cikiyor, yuzde 1% reel faiz, insanlari tasarrufa ne kadar yoneltebilir? Reel faizi daha da dusurup sifira yaklastirmak, cari acigi daha kotulestirmez mi? Belki faizleri indirerek, petrol fiyatlarindaki dususten sonra, cari acigi sifira yaklastirmak ve de enflasyonu gercekten indirmek (Yuksek faiz > dusuk doviztl kuru > dusuk enflasyon) adina bir firsati heba ediyoruz. Yabancilar zaten petrol dusmeye basladiktan itibaren, Turkiye'ye girmeye baslamislardi (Sene basi faiz indirimlerini ongorerek). Artik girecek insan kalmadi. Su anda bir indirim sadece kar realizasyonuna sebep olur. Ozellikle yurtdisinda volatilite bu kadar yuksekken.

    Affiniza siginarak genelde sizle ayni fikirde olmadigimi belirtmek istiyorum. Faiz indirimi icin sanirim cok erken ve de bugun bir (veya birkac) faiz indirimi , 4-5 ay sonra aynen gecen seneki gibi cok sert, sok etkisi yaraticak bir artisi gerektiricek. (Tabii FED kararina da bagli olarak)


    Saygilarimla,

    Evren Deniz

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İlk paragraftaki tespitiniz doğru.
      Ama dünya politika faizine bakıyordu yine de.
      Eğer MB'nin tahmini tutarsa bugünkü faizlerle hesaplarsak reel faiz 2-3 puan çıkar.
      Benimle aynı fikirde olmadığınızı belirtmeniz için affıma sığınmanıza gerek yok. Tam tersine ben, benimle aynı fikirde olmayan (ama saçmalamayanlara) saygı duyarım. Üstelik sizin söyledikleriniz de son derecede mantıklı şeyler. Aslında sizin dediğiniz olursa TCMB o zaman da faizi artırır diye düşünüyorum. Siz de buna katılırsınız ama sizi bundan muhtemelen alıkoyan şey muhtemelen siyasal iktidarın TCMB'ye o zaman bu artırım yetkisini kullandırmayacağı inancı. Bunda haklısınız. Ama bir ülkede ekonomi politikası akıl ve mantık dışı yaklaşımlar baz alınarak kurulamaz ki. Ya da kurulursa nereye kadar gidebilir?

      Sil
  40. Hocam elinize sağlık . Şunu merak ediyorum. Hükümet faizleri düşük tutarak yatırımi teşvik ediyor ancak turkiyede yatırım daha çok hizmet sektörüne yapılıyor. Hocam türkiye açısından hangi sektörde olmak daha avantajlıdır? Hizmet sektörünün ülke ekonomisinde büyük bir paya sahip olması sağlıklımidir? Teşekkürler ...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkürler.
      Bu konuda görüşler farklıdır. Ama genel eğilim sanayiye (özellikle de imalat sanyiine) yapılacak yatırımların daha verimli olacağı şeklindedir. Türkiye eskiden bu yönde tercih kullanıyordu son dönemlerde inşaata döndü (ve hata etti.)

      Sil
  41. siz bu enflasyon oranına inanıyor ve reel faiz verildigine inanıyor musunuz markete yada araba galerisine bi ugramanızı tavsiye ederim tlye güvendigim için net zarardayım dahada zarara giremem faiz inerse dolara uygun anda geçerim

    YanıtlaSil
  42. Hocam mevcut faiz oranlari, global oranlar ile karsilastirildiginda TL nin degerlemenmesini saglamiyormu ? Peki degerli TL enflasyona negatif etki etmiyormu ? TL nin diger ulke para birimleri karsisinda deger kazanmasi reel kazanimlari yukarida yaptiginiz hesaptan cok farkli yerlere tasimazmi ? Kurdaki oynaklik likit ve faiz orani yatirim yapan dis yatirimciya kaymakli arbitraj sansi vermiyormu ? Peki Turkiye gibi buyumekte zorlanan bir yapida enflasyon aslinda kac seviyelerinde olmali sizce, ya aslinda dahada yukselirse ? Volatil kur dis yatirimcinin sansini ve bizim kayiplarimizi artirmazmi ? Merkez gercekten faiz indirecekmi ? Bizim gelecek/gidecek olan fonlari kisitlama sansimiz yokmu ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. TL değerlenirse enflasyon düşer doğrudur. Ama yabancı sermayeyi çekecek ve dolayısıyla yabancı parayı bollaştırıp TL'nin değerlenmesini sağlayacak tek şey faiz değil. Burada risk algıları da çok önemli.
      Türkiye için enflasyonun yüzde 4 - 5 aralığına düşmesi bence oldukça iyi bir sonuç olur.
      Ben yanıtlayana kadar TCMB faizi indirdiğini açıkladı bile.
      Yabancı sermayeye kısıtlama uygulaması iyi sonuç vermiyor. Denemelerden iyi sonuç alınamadı şimdiye kadar.

      Sil
  43. Merhaba,
    Öncelikle yürütmenin kaygısının yatırım, istihdam, vatandaşın satın olma gücünün düzelmesi olmadığı kanısındayım. Yürütmenin önceliği gayrimenkul, büyük rant projelerinin geleceğini ve kısa dönemde seçim öncesi insanların ağzına bir parmak bal çalınmasıdır. Seçim sonrası ekonomik küçülme kimseyi ilgilendirmiyor. Önemli olan bu seçim deresinden geçmek olduğu kanaatindeyim. Belki bu seçimler son seçimler de olabilir. (Bundan sonra tek adaylı seçim dönemine girebiliriz yada seçimlere bir süre ara verilebilir. Bunu zaman gösterecek. Umarım yanılırım.) Nihai olarak sizinle benzer fikirdeyim MB'nin ihtiyatlı olması, azar azar faiz indiriminde bulunması gerektiğini düşünüyorum. Rusyanın, Türkiye nin kredi notunun düşmesi ihtimali, ABD merkez bankasının para musluğunu kısması, AB ve İsviçreden gelebilecek finansal şoklar, İŞİD ve ortodoğu siyasi krizleri, Çin in büyüme yavaşlaması ve tüketim artışı sorunları gibi pek çok değişkeni göze alarak ihtiyatlı davranması gerektiğini düşünüyorum. Ceteris paribüs çok geniş. Siyasetçiler sabırsız, tutarsız ve bencil davranabilir.Ancak MBnin koruması gereken bir itibarı var.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Büyüme ile Oy Oranı arasındaki ilişkiyi ele alan yazıma bir göz atın derim.

      Sil
  44. hocam kurun yükselmesi neden yabancı yatırımcıyı kaçırır?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. 1 USD = 2,33 TL diyelim ve bir Amerikalı 100 USD'sini getirip TL çevirdi ve karşılığında 233 TL aldı ve aynı gün yüzde 10 faizle bankaya bir yıllığına yatırdı. Diyelim ki yıl sonunda 1 USD = 3,00 TL oldu, yani kur yükseldi. Adam bankadan anapara + faiz = 233 + 23 = 256 TL alacak ve bunu 1 USD = 3,00 TL ile dolara çevirecek bu durumda eline 85,33 USD geçecek. Adam 100 USD getirmişti, faiz de aldı ama evine dönerken 85,33 USD'si var. Yani zarar etti. İşte bu nedenle kurun yükselmesi yabancı yatırımcıyı kaçırır.

      Sil
  45. Sayın Eğilmez, haklı olarak, ekonomi her ülkenin kendi dinamiklerine göre şekillenir görüşünüze candan katılıyorum. Bizim ülkemizi dikkate aldığımızda, ekonominin teorik formüllerinden ziyade politikanın basit yöntemlerinin geçerli olduğunu düşünüyorum. Malum politikacının bütün düşüncesi ilk seçimlerdir. Bizde Haziran ayında seçim olacağından, politikacının aklında hep bu seçimlerden başarılı çıkmaktır. Sizin de belirttiğiniz gibi ilk 4 ayda baz etkisi sebebiyle enflasyonda nisbi bir azalma olacaktır. Yani Nisan ayı dahil enflasyon düşecektir. Mayıs ayında ise seçim şenlikleri başlayacağından enflasyon üçüncü , beşinci sıraya düşecek, seçim ekonomisine geçilecektir. Böylece seçim mitinglerinde enflasyonun kontrol altına alındığı başarıları önemle halkımıza pompalanacaktır. Bu da seçimlerde önemli oy getirecek bir faktördür. Seçimlerden sonra Allah kerimdir. Onun için bizim gibi ülkelerde politikacıların önemli bir kozu olan faiz, enflasyonun düşürüldüğü başarısı ve bunun seçim meydanlarında kullanılması çok mühimdir. Ben bu durumda MB mızın önemli ölçüde faiz indirimi yapacağını düşünüyorum, çünkü politikacılarımıza karşı eli mecbur. Söylemek istediğim , sizin de belirttiğiniz üzere her ülkenin ekonomik dinamikleri farklıdır, yani risk faktörleri farklıdır. Bizim ülkemizdeki en büyük risk faktörümüz politikacılarımızdır, teorik olarak diğer her ekonomik faktör iyileştirilse dahi en sonunda ekonomik formülün risk faktörüyle çarpılması sonucunda elde edilecek sonuç kötü olacaktır. Her ülke politikacısının aklında ilk seçimler olacağı kuşkusuzdur, ancak cahil politikacılar, cahil seçmenleri etkilemek için MB na ulu orta baskı yaparlar ve sunni olarak seçimlere iyi faiz ve enflasyon değerleriyle girerek, bu başarıyı kendilerine mal ederler, oy toplarlar. Sizler teorik olarak ekonominin detaylarını ve felsefesini düşünürken, politikacı en basit mantıkla önündeki ilk seçimi düşünür ve ekonomiyi kendi menfaatine göre etkilemeye çalışır. Bilmiyorum düşüncelerimde hatalımıyım? Yoksa olayları çok mu abartıyorum, veya ülkemizdeki seçmen - politikacı ilişkileri iyileşiyor mu?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bence hiç abartı yok. Net bir biçimde ortaya koymuşsunuz olayı. Büyüme ile Oy oranı arasında bir ilişki olduğunu ben yazdım bu blogta. Bütün bunların sonucunda büyümede toparlanma olursa oy oranı da artar. Siyasetçinin gözü orada. Faiz bunun itici gücü.

      Sil
  46. Bence tüm bu olanlar geçen seneki krizden kaynaklanıyor. O dönemde sadece beklentilerle oluşturulan yapay bir faiz oranı %4,5 negatif reel faiz ve sonrası geç gelen kararlar baskılar baskılar mb nin piyasalara müdahalesine rağmen düşmeyen döviz kuru sonrası mb nin yapmak zorunda kaldığı olağanüstü faiz artışı mb bunları yaşadıktan sonra böyle davranması gayet doğal faiz düşmelimidir elbette düşmelidir ama bence bir kaç daha sabır gereklidir yeniden bak enflasyon zaten düşecek diye yapılan faiz indirimi ters sonuçlar doğurabilir.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Daha önce de değindim. Eğer MB'nin faizi indirmek ve artırmak konusunda bir sıkıntısı olmasa bunları tartışmazdık bile. Bugün indirir yarın beklentiler gerçekleşmezse artırır. Ama biliyoruz ki MB'nin faizi indirmesi artırmasından çok daha kolay. Onun için indirmesin diyoruz. Yani toplumda akıl dışı yönelimler bizi de akıl dışı düşüncelere itiyor.

      Sil
  47. Hocam MB sizi dinliyor artık http://uzmanpara.milliyet.com.tr/haber-detay/gundem/haberin-detayi/11747/

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bence aklın yolu bir olduğu için öyleymiş gibi görünüyor.

      Sil
  48. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil
  49. Hocam çok teşekkür ediyorum yazılarınız için...
    MB faizi indirince kurun yükselmesi gerekmiyor mu ? MB nın faizi indirmedeki amacı enflasayonu düşürmekse maliyet enflasyonu yaşanıyor diyebilir miyiz.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben o görüşte değilim. Yazıda da değindim zaten. Yabancılar faiz daha da inmeden tahvil almak için gelebilirler ve bu kurların artmasını engelleyebilir.

      Sil
  50. Hocam politika faizinde 50 baz puanlık indirim oldu kur çok kısa bir süre geri geldi ancak devamında yukarı hareket etti. 50 baz puanda aksiyon bu olurken daha fazla bir indirim durumunda şu anki gelişmeye bağlı kur daha da yukarıya gidecek gibi görünüyor.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Henüz Ocak enflasyonu açıklanmadı. Açıklanınca TL değer kazanabilir.

      Sil
  51. Hocam enflasyon düşünce faizin neden düşmesi gerekiyor şimdiden teşekkürler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Diyelim enflasyon yüzde 8, faiz de yüzde 10. Ve yine diyelim enflasyon yüzde 6'ya düştü. Bu durumda faizin hala yüzde 10'da kalması anlamlı olur mu?

      Sil
  52. hocam, faiz kararını doğru bulmuyorum. nedenleri: 1- küresel likidite bolluğu azalıyor ve yüksek dış finansman ihtiyacımız hayli yüksek. 2- gelişmekte olan ekonomilere dönük beklentiler olumsuz yönde değişmekte. 3- faiz indirimi içeride talebi artırmaz çünkü gelir/borç rasyosu hane halkı ekonomisinde de fazlasıyla dengesiz durumda!. 4- Euro değer kaybediyor ki; bizim kümülatif ihracatımızın % 40 - 45 civarı avrupaya ve doğal olarak ihracatın yaratacağı katma değer daha da düşebilir ki bizim döviz ihtiyacımız çok fazla!. 5- bu faiz düşüş hamleleri bana göre var olan konut balonun daha fazla şişmesine neden olabilir ki bu durumda var olan riskler daha da artırılmış olunabilir. 6- ayrıca TCMB nin baskıyla faiz indirimi yaptı algısı piyasaların merkeze olan güvenini düşürebilir!. ne dersiniz hocam?. saygılar...

    YanıtlaSil
  53. hocam anlamadığım şu:Merkez bankası ısrarla enflasyondaki düşüşe göre ancak politika faizinde indirime gidebiliriz dedi en azından erdem başçının açıklamalarından bu durum ortaya çıkarttım ben ama siyasilerin baskısına dayanamayıp politika faizinde indirime gitti. peki hocam faiz indirimiyle birlikte enflasyon tekrar tetiklenmez mi çünkü piyasaya daha fazla para sürülecek çünkü bankalar daha düşük faizle borçlanacak. beni aydınlatırsanız sevinirim hocam saygılar.

    YanıtlaSil
  54. "... TL’de önemli bir değer kaybı ortaya çıkmayabilir." yazmışsınız. Çıkmadı mı?

    YanıtlaSil
  55. Ekonomik kriz yaşandığında doğal işsizlik yükselir mi?

    YanıtlaSil
  56. Krizin etkisi tamamen geçtikten sonra doğal işssizlik ORANI eski düzeyine döner mi?

    YanıtlaSil
  57. Ekonomik kriz yaşandığında doğal işssizlik ORANI Yükselirmi

    YanıtlaSil
  58. 2015 te kriz yaşanıyor olsa merkez bankası hangi politikaları uygular?

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...