27 Şubat 2015 Cuma

Ne Demiştik Ne Oldu?

Geçtiğimiz Pazar günü yazdığım ‘Merkez Bankasını Beklerken’ başlıklı yazımın sonuna bir tablo eklemiş ve Merkez Bankasının hafta içinde yapacağı toplantıda faiz konusundaki olası kararının sonrasında nasıl gelişmelere yaşanabileceğini tahmin etmeye çalışmıştım. Şimdi bu tabloyu bir kez daha buraya alıyorum.

Merkez Bankası, bu tablodaki olasılıklardan başlığı yeşile boyalı olanı karara bağladı. Yani Merkez Bankası, haftalık repo ihale faizini (politika faizi) 0,25, gecelik fonlama faizlerini (borç verme ve borç alma koridor faizleri) 0,50 puan indirdi. Şimdi bu gerçekleşen sütunu alalım ve yanına yeni bir sütun ekleyerek bu karardan sonra neler olduğuna bakalım.


Merkez Bankası’nın kararının ardından hükümetten hafif sayılabilecek eleştiriler gelirken Cumhurbaşkanından sert eleştiriler geldi. Kurlar ve gösterge faiz yükseldi, enflasyon henüz açıklanmadı, CDS primi 188’den 190'a yükseldi yani orada da pek bir yükselme yaşanmadı. Eleştiriler dozu artarak devam ettiği için CDS primi yükselişe geçti.

Yılbaşından bu yana Merkez Bankası politika faizi (MBF), sepet kur (S.Kur) ve gösterge faizin (GF) gelişimini aşağıdaki grafikte sunuyorum.

  
Grafik bize, Merkez Bankasının kararı sonrasında hem sepet kurda hem de gösterge faizde bir düşüş olduğunu fakat eleştiriler sonrasında ikisinin de artışa geçtiğini gösteriyor.

Acaba bu artışlarda ABD ekonomisinden gelen olumlu verilerin etkisi ne kadar? Bir başka deyişle bu değişimin ne kadarı bize ait? Yükselen piyasa ekonomilerinin paralarının USD karşısında son 5 günde uğradığı değer kayıplarına baktığımızda kayıpların yüzde 0,5 ile 1,5 arasında değiştiğini görüyoruz. Aynı dönemde TL’nin USD’ye karşı değer kaybı ise yüzde 2,4 dolayında bulunuyor. Demek ki kaybın yarıya yakın kısmı Merkez Bankası kararı sonrasındaki eleştirilerin yarattığı karışıklıktan kaynaklanıyor.

Bir süre sonra, sessizlik egemen olduğunda, piyasa yeniden normalleşmeye, kurlar ve gösterge faiz aşağı yönlü hareket etmeye başlayacağını geçmiş deneyimler bize gösteriyor. Öyle olsa bile bu şokların ekonomi için hiç de iyi olmadığını söyleyebilirim. 

95 yorum:

  1. Söylesem tesir etmez
    Sussam gönül razı değil diyorsunuz da
    anlayan kim üstad.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Biz söyleyelim de bakarsınız işe yarar.

      Sil
  2. Hocam cb sakinlesmez. Dolarin zayiflamasi isine gelmez, Basciya yuklenemez. O yuzden ben yeni rekorlar bekliyorum dovizde.

    YanıtlaSil
  3. Grafikte gösterge faiz ile sepet kur birlikte hareket ediyor gibi. Bu durumu açıklar mısınız?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Türkiye ekonomisi iç tasarruf yetersizliği nedeniyle yabancı parayı çekmek zorunda. içeride bir risk artışı olduğunda yabancılar ya çıkıyor ya da daha az geliyor, yerliler ise TL'den USD'ye dönmeye başlıyor. Yani bu tür risk artışlarında dövize talep artıyor. O nedenle TL tutabilmek için de sistem TL faizlerini artırmak zorunda kalıyor.

      Sil
  4. Petrol fiyatları yükselişe geçti, dolar 2,45'in üzerinde,gıda fiyatları da düşmemişken enflasyonun yükselmesi beklenir. Tablonuzda enflasyonun her koşulda yükseleciğini yazmışsınız. Faizler enflasyon beklentisine göre belirlenmez mi? Bu faiz indiriminin ekonomik gerekçesi nedir?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ocak ve Şubat ayında kurlar yükseldi, petrol fiyatı artışa geçti, benzine motorine iki kez zam geldi, gıda fiyatlarında beklenen düşüş gerçekleşmedi tam tersine artışlar oldu. Ayrıca geçen yıl Şubat ayının aylık enflasyonu yüzde 0,43 idi. Bunlara bakınca Şubat ayında hiçbir şekilde yıllık enflasyonda düşüş olmasını beklemek mümkün değil.
      Siz de ben de biliyoruz ki bu faiz indiriminin ekonomik gerekçesi yok. Siyasi gerekçesi var.

      Sil
  5. Merhaba Hocam. Cumhurbaşkanı Merkez Bankasına ağır suçlamalarda bulundu. Eğer yüksek faiz bu kadar sorun oluyorsa hükumet kanunu değiştirebilir. Merkez Bankası'nın bağımsızlığını kaldırabilir, PPK'nun yapısını değiştirebilir, fiyat istikrarına tam istihdamı temel amaç olarak ekleyebilir, ya da bunları yapmayarak enflasyon hedefini yüksek koyabilir. Bunları neden yapmıyor? Merkez Bankası hükumetin aldığı kararları uygulayacaksa bağımsızlığın hiçbir anlamı yok.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sorularınızın hepsi son derecede haklı sorular ama bu soruların yanıtını ben de bilmiyorum. Sanırım farklı evrenlerde yaşıyoruz.

      Sil
    2. Enflasyon hedefi yüksek konursa faiz oranı yükselmez mi diğer deyişle fiyatlar seviyesinin yüksek seyredeceği beklentisi faiz oranının artışına yol açmaz mı ?

      Sil
    3. Bu yorum yazar tarafından silindi.

      Sil
    4. Beklenti zaten yüksek değil mi? Hükumetin istediği faiz indiriminin sonucu zaten felaket. Demek istediğim şey yasal sorumluluk almamaları. Düşük faizin çözüm olacağına inanıyorlarsa (CB'nin böyle konuşması için emin olması gerekir) bunu yetki alıp kendileri yapsınlar. Yorumunuz için teşekkürler. Bütün sorularımı yanıtladığı için Mahfi Hoca'ya da teşekkür ederim.

      Sil
    5. Katkılar için teşekkür ederim.
      Ben öteden beri enflasyon hedefinin manşet enflasyon üzerine değil çekirdek enflasyon (I Endeksi) üzerine konulması gerektiğini düşünüyorum. Çünkü MB'nin uygulayacağı politikalarla etkileyebileceği enflasyon o enflasyondur. I Endeksi dışında kalanlar etkilemek maliye politikasının görevidir. Bence TCMB temel yanlışlığı burada yapıyor. Ve gereksiz yere etkileyemeyeceği bir bölüm nedniyle enflasyonun sorumluluğunu tümüyle üstlenmiş oluyor.

      Sil
    6. Daha yüksek bir enflasyon beklentisi neden faiz artisina yol aciyor ? Faiz ve enflasyon arasindaki iliski hakkındaki bilgim mahfi hocanin baska bir yazisinda anlattigi maliyet enflasyonu ve talep enflasyonu basliklarindaki açıklamalar. Kendi ulkemizi ele alirsak maliyet enflasyonu yasanilan bir donemde faizleri arttirirsak doviz kuru fiyati düşeceği icin girdi fiyatlari da dusup enflasyon azalabilir. Bu mudur sorumun cevabı acaba

      Sil
  6. Oldu olacak kambiyo mevzuati da degistirilsin. Oyle ya; enflasyon orani MB'nin matbaadan ufurdugu faiz oranini gecerse, mevduatlarin hepsinin dovize cevrilecegi cok acik.

    YanıtlaSil
  7. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aslında CDS primi de 188'den 190'a çıktı hafta boyunca. Yani o da pek değişmedi. Yazıda buna uygun ufak bir düzeltme yaptım. Ama böyle devam edersek CDS primi hızla yükselebilir.

      Sil
  8. Günlük döviz alım tutarı yapılacak bu baskıların daha da artmasına neden olacaktır bu durum dolarda anlık yükselme be düşme olarak piyasalara yansıyacaktır. Peki merkez bankası bu hamlenin baskıyı azaltacağını mı düşündü yoksa zaten baskı var biz bir yerindem tutalım demeye mi çalıştı ?
    Bu hamle bence pek bir tesir oluşturmayacak. Önümüzde ki zamanlarda siyasi olarak bir çok risk söz konusu her an farklı şeyler çıkıyor. Bir kaç gün sakin bir dolar izledikten sonra yeni rekorlar göreceğizdir illa ki.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merkez Bankasının bütün bu olanlardan sonra sağlıklı düşünüp hareket etmesini beklemek hayalperestlik olur.

      Sil
  9. Merhaba,
    Her zaman olduğu gibi ölçülü üslubunuzla yaşadığımız traji - komik, siyasal - ekonomik olayı özetlemişsiniz.

    İzninizle daha az ölçülü birkaç şey yazacağım.

    Yazınızın sonuç cümlesi "Bir süre sonra, sessizlik egemen olduğunda ..." diye başlıyor. Sessizlik falan olmayacak ki !

    Bu yaşananlar aslında, yaklaşan ekonomik yıkımda, öfkeli halkın önüne atılacak, halkın öfkesinin yöneltileceği bir günah keçisi yaratma operasyonudur. "Eleştirilerin" meydan nutuklarıyla, dinleyen "sürülerin" alkışları eşliğinde yapılışı bunun göstergesidir. Birileri de saf saf soruyor: "Bunları niye aralarında yüz yüze konuşmuyorlar?"

    İzlediğimiz nutuklarda aslında eleştiri falan yok. Eleştiri: "şu yapılan şu nedenle yanlıştır." denilerek yapılır. , "Vatanı satmak yüksek faizle olur.", "bize karşı bir bağımsızlık mücadelesi veriyorsun da başka bir yerlere karşı bağımlılığın mı var?"," Bize karşı tavır takınma, o zaman biz soru işaretlerini koyarız. Acaba bir yerler mi bunları nüfuz altına alıyor?" Söylenen bu ve benzeri birçok söz apaçık bir saldırı, tehdit ve hakarettir.

    Cumhurbaşkanlığı seçimine bir hafta kala, Merkez Bankası Başkanı Başçı, TCMB'deki munzam karşılıklara faiz verileceğini açıklamış, piyasada bahar rüzgarları esmiş, bankalar öncülüğünde borsa yükselmiş sandık başına o iyi moralle gidilmişti.
    Bu Blog'da o zaman bunun iktidara destek için çalınan bir "yem borusu" olduğunu ve gerçekleşmeyeceğini yazmıştım. Bu kadar zaman sonra hâlâ gerçekleşmemiş olması, o değerlendirmenin doğruluğunu gösteriyor.

    Buradan çıkarılacak ders şudur : Eğer görevinizi kötüye kullanarak birilerine hizmet ederseniz, o hizmet ettiğiniz kişi gün gelir size sorar, "artık bana hizmet etmiyorsun, şimdi kime hizmet ediyorsun?" Başçı'ya meydanlarda sorulan soru budur.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Paylaşım için teşekkürler. Güzel analiz.

      Sil
  10. Hocam, tabloya Babacan ve Başçı istifa ederse sutunu eklesek cevapları öngörebilirmisiniz şimdiden. Teşekkürler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aslında bu yönde çıkan bir söylentinin ilk provası yapıldı bile. Görünüm iyi değildi.

      Sil
  11. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Faiz yüksek iken yatirim yapmanin firsat maliyeti artiyor evet, fakat faiz yuksekken doviz kuru azalacagi ve buna bagli olarak ithal ham madde girdi fiyatlari azalacagi icin insaat sektöründe karlilik beklenmez mi ? Nerede yanlis veya eksik düşünüyorum acaba

      Sil
    2. Bu yorum yazar tarafından silindi.

      Sil
    3. çok açıklayıcı bir yanıt oldu teşekkürler emeğiniz için

      Sil
    4. Bu siteye yakisan cok guzel bir ozet yazi olmus. Dusuk faiz takintisinin dinsel degil bal gibi cok reel, secimsel ve lobisel oldugunu kokleri oldugunu net ortaya koymussunuz. Tesekkurler.

      Sil
    5. Çok güzel bir tartışma oldu. Blogdaki amacım da bu tür geniş tartışmalara gidebilmekti. Atadostu'na ve bu tartışmaya katılıp katkı yapan adsız yorumculara ve Köksal'a teşekkürler.
      Düşük faiz tartışmasının altında reel gerçekler ve seçim kaygıları olduğu tespitine katılmakla birlikte seçim kaygısının altında dinsel yönlendirme olduğunu, seçmenin çoğunun dinsel nedenlerle faizi sevmediğini ve onları işlemeye yönelik bir söylem olduğunu düşünüyorum. Yani yüzeyde seçim kaygısı olsa fda altında yatan neden yine inançları etkileme meselesidir.

      Sil
    6. Bu yorum yazar tarafından silindi.

      Sil
    7. Hocam siz çok daha iyi bilirsiniz ancak bu konuda birkaç bişey söylemek istiyorum. İktidar şu anda bana göre faizlerin yüksek kalmasınin farkında ancak seçim dönemine girildiğinden seçim yatırimlarının yapılması gerekiyor. Burda iki neden ön plana çıkıyor. İlki siyası ülkenin yaşadiğı durum göz önüne alındiğinda ve Akp'deki 3 dönem şartiyla birlikte akp kabuk değiştirecektir. Başkanlik sistemine geçmek isteyen ve koşullar göz önüne alindiğında (siyasi ve ekonomik) bu son şansı olan cb akp nin yeterli çoğunluğu alabilmesi için seçim yatırimlarını biraz daha artırmasi gerekmrktedir. Şimdi geçelim işin 2. ayağina dünyada hiçbir hükümet yoktur ki yüksek faizle borçlanmak istesin. Sonuçta çıkardıkları devlet tahvilinin vadesi 5 yil 10 yıl 30 yıl degisiyor burdan aldiklari parayla günü kurtarma telasindalar muhtemelen seçimlerden sonra 28 Ocak'ı tekrar yaşayacağiz.Eğer bu seçimlerde istedikleri çoğunluğu elde ederlerse daha sayistayin yapisini değiştirerek örtükleri gerçekleri bu sefer başkanlik kisvesi altında yapacaklardır. Diyeceksiniz ki hükümet bunu yaparsakur yükselir gösterge faiz yükselir borsa düşer belki kriz çıkat. Kriz çıkarsa halk sokaklara dökülebilir. İste bu yüzdende yeni güvenlik paketi seçimlerden önceye yetiştirilmeye çalışilıyor ne korkunç bir senaryo değil mi ? En son alınan faiz kararinin nedeni bu yüzden siyasidir ekonomiyle alakası yoktur. İşte yeni TÜRKİYE !!!!!!

      Sil
  12. Hocam sunumunuz için çok teşekkürler.benim sorum bu durum devam ettiğinde veya istifa olursa başcı ile babacandan gelirse kriz ortamı oluşurmu

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bunun küçük bir provası yapıldı biliyorsunuz. İstifa edecekler diye bir dedikodu çıktı ve kur ve faiz yükseldi. Ne kadar etkiler tahmin etmek zor ama mutlaka etkisi olur.

      Sil
  13. stad ;
    Merkez Bankasının bütün bu olanlardan sonra sağlıklı düşünüp hareket etmesini beklemek hayalperestlik olur. Vurgulamanız da ifade etmek istediğiniz nedir.

    28 Şubat 2015 10:04

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. MB'nin bundan sonra faiz konusunda alacağı kararların sağlıklı olacağını düşünemiyorum. Her karar öncesi ve sonrası suçlanan bir MB bırakın bağımsızlığı sağlıklı düşünebilir mi? Bunu kastediyorum.

      Sil
  14. Hocam çok teşekkürler düşüncelerinizi bizlerle paylaştığınız için. Yazılarınıza yapılan bazı yorumlar da çok kaliteli gerçekten. Kitaplarınızda yeri geldiğinde bu yorumların bazılarını seçerek yayınlamak güzel bir fikir olabilir aslında.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkürler. Böyle bir düşüncem var.

      Sil
  15. Hocam, su an oluşacak bir kriz 1997 Asya Kriziyle bir benzerlik gösterebilir mi?
    FED'in faiz arttırrıp bütün yatırımları ABD'ye geri getirtmesi ve üstüne spekülatörlerin devreye girmesi, bir de bizim
    içeride kendi ayağımıza kurşun sıkmamız;
    gelişmekte olan piyasalarda baskı yaratıp develüasyon yaşanması olası mıdır?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Böyle bir korku yaygın olarak mevcut. O nedenle de Fed sabır diyor.
      Bizim durumumuz daha da farklı. Hem dediğiniz gibi bu dış olay ve gelişmelerden hem de içeride kendi yarattığımız ortamdan etkileniyoruz.

      Sil
  16. 12 yıldır dışarıdan gelen bedava döviz ile bahar havası yaşamaya alışan iktidar döviz gelişinin azalmaya başladığı bugünlerde içeride tl faizi düşürerek nakit yaratmaya çalışıyor. Anlamadığım ise daha önce de defalarca denenen bu yöntem kısa sürede işe yarar gibi olsa da her zaman kuru yukarıya itmiş ve ardından daha yüksek durgunluğa sebep olmuştur. Bu, yapılmak istenenin seçime kadar durumu idare edip, olabilecek maksimum oyu almak olduğunu gösteriyor.
    Türkiye ekonomisi, her birim büyüme yada yerinde saysa bile dövize ihtiyaç duyan bir yapıda olduğunu herkes biliyor. Dışarıdan giriş olmadığı sürece siz içeride de yapıyı kısa sürede değiştiremeyeceğinize göre sonuç kur yükselmesiyle sonuçlanacak.
    Dışarıda elinde fazla para olduğu halde eksi faize razı olup bize getirmeyenlerden bir kısmı ECB parasal genişlemesi ardından, artan kur ve batma/temerrüt risklerini göze alıp bize de mutlaka giriş yapacaklar ta ki göze aldıkları risk kazanacaklarına değmeyeceğine inanmalarına kadar. Bu yapıyla getirdikleri her kuruş bizim kırılganlığımızda artışa sebep olacak, bu hikayenin sonu belli, sadece zamanı belli değil.
    Bu zamana kadar dünyalığını dolduranlar bu işten karlı çıkarken, yine sade vatandaş akıl ve mantıkla kaderi birbirine karıştırıp, kaderine küsecek.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu yorum yazar tarafından silindi.

      Sil
    2. Güzel yazmışsınız, bence de bu hikayenin sonu belli zamanı belli değil.

      Sil
    3. Çok güzel saptamalar ve yorumlar. Katılanlara teşekkürler.

      Sil
  17. Hocam bir sorum olacaktı,Fed in en erken Haziran ayında faizleri artıracağını düşünürsek,Turkiyenin bu karara nasıl yakalanması hayrına olur ? Düşük Faiz + Yuksek kur ? Ya da karar sonrası dolar 3 liraya oturacak mıdır ?Doların 2.5 liraya gelmesine MB hic mudahale etmedi ?İstedikleri bir hareketti sanırım ?Dünya daki bircok Merkez Bankaları paralarını devalue ettiler.Bu durum Fırtına öncesi kendini koruma altına alma hazırlığı diyebilir miyiz ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet MB bu tür bir hazırlık içinde sanırım ama sağlıklı düşünemiyor baskılar yüzünden. Zor bir durum hem bizim için hem başkaları için. Fed kararı birçok şeyi kökünden değiştirecek.

      Sil
  18. Hocam 2013 Ün sonunda Uluslarası yatırım pozisyonuna baktığımda -393,5 milyar $ olarak gözüküyor.bu açığın önemli bir kısmının şirketler kesiminde olduğu söylenmektedir .şunu merak ediyorum size yönelttiğim sorularda büyük şirketler haricinde diğer şirketlerin dışarda tanımadıklarından ve fazla da kredibilitesi olmadığından dışardan borçlanmalarının Çok zor olduğunu belirtmiştiniz. Fakat bu 393,5 milyar $ lık açığın büyük kısmının Şirketler kesiminde olduğu söyleniyor acaba bu şirketlerin içinde koç,sabancı v.b gibi büyük şirketler haricinde küçük şirketlerde varmıdır?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Vardır ama bu tür yükümlülüklerin önemli sayılacak bir bölümü satıcı kredilerinden kaynaklanıyor. Yani şirket makineyi kredili olarak alıyor, üretiyor ve borcunu ödüyor. Dolayısıyla bunların yenilenmesi yeni makine alınması sırasında söz konusu olur. Yine de bu yükümlülükleri küçümsememek gerekir çünkü özellikle içeriye üretim yapanlar kur artışından olumsuz etkileniyor (hammaddenin çoğu ithal olduğu için)

      Sil
  19. Doğkan Aygün28 Şubat 2015 14:07

    Hocam önceki yazılarınızda sormuştum fakat mazur görürseniz tam emin olabilmek adına sakıncası yoksa bir daha sormak istiyorum, anladığım kadarıyla faizlerle cari açık arasında birebir ilişki yok yani faizler düşerse cari acık kesin artar diyemeyiz. Eğer faizler, ülkenin riskini yada enflasyonunu düşürmeden düşürülürse kurlar artar kurlarda normal koşullarda ithalatı Pahalı hale getirir İhracatı da ucuzlatması beklenir Buda cari açığı azaltıcı bir etkidir.yani faizler düşerse cari açık artmaz bilakis azalabilir.
    Eğer ülkenin risklerini düşürdükten ve enflasyonunu düşürdükten sonra gelen faiz indirimi kurlar üzerinde yükseltici bir etki değilde bilakis riskler düştü diye yabancı yatırımcıyı ülkeye çekerek kurları düşürebilecek etkide gösterebilir .kurun düşüşüde ithalatı ucuzlattığından artması ,ihracatıda pahalılaştırdığından azaltması beklenir yani bu koşullar altında da faizlerin düşürmesiyle cari açığın artması gerekir diye düşünüyorum.
    Kısacası faizlerdeki indirim belki döviz ve tl kredi faizleini düşürecek ve kaynağa ulaşma maliyetini azaltarak harcama iştahını artıracaktır fakat ithalatı ve ihracatı asıl etkileyen kanal kur kanalıdır . Bu sebele de faizin düşmesi Eğer kuru artırırsa tam tersi cari açığı azaltır.Eğer faizin Düşüşü kuru düşürürse de cari açığı artırır diye düşünüyorum.
    Uzun lafın kısası faizler ile cari açık arasında doğrudan bir Bağlantı kurulamayacağını asıl bağlantının kur ile kurulacağını düşünüyorum katılırmısınız yanlış yada eksik gördüğünüz yer var mı? Görüşünüz benim için değerli saygılarımla .

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kurguyu bir kez daha yapalım isterseniz. Biz niçin yüksek faiz veriyoruz: (1) İç tasarrufları çekebilmek için enflasyonun üzerinde bir faiz vermek gerekiyor (2) Yabancı yatırımcıların rı bize yollayan yatırımcıların ülkelerindeki enflasyondan yüksek ve de TL'nin değer kaybını karşılayacak oranda faiz vermezsek dış tasarrufları çekemiyoruz da ondan.
      Faizi indirirsek ne oluyor? Yabancı yatırımcı yukarıda dediğim iki faktörün karşılanmadığını görünce buraya para getirmiyor ya da daha az getiriyor. O zaman döviz kıtlaşınca kurlar yükseliyor. Kurlar yükselince ithalat pahalı hale geliyor. İthalat pahalı hale gelince üretim maliyeti artıyor ve bu enflasyona neden oluyor
      Kurun yükselmesi Ocak ayında ithalatın yüzde 13 düşmesine ihracatın da artmamasına (altın hariç düşmesine) neden olmuş. Niçin? Çünkü kurlardaki artışın ihracatı artırması için bizim ihraç ettiğimiz malların esnekliği önemli.
      Sonuç cümlenizde yanlış yok. Sadece eksik olan bir şey ver: Bizim gibi dış kaynakları çekmeye ihtiyacı olan ülkelerde cari açık kura ama kur da faize bağlı olduğu için cari açık ile faiz arasında dolaylı bir ilişki vardır.

      Sil
  20. Doğkan Aygün28 Şubat 2015 14:33

    Hocam merkez bankasının faizleri düşürmesinden sonra kurların yükselmesini şu şekilde yorumlasam yanılırmıyım ;
    Yabancı Yatırımcılar merkez bankasına hükümet ve cumhurbaşkanı tarafından gelen eleştireler sonrasında ve son olaylarda merkez bankasının piyasayı gözeten bilinçli karar alma yetisini kaybettiğini düşünerek Türkiye'de ki yatırımlarını nakde çevirerek ülkeyi terk etti kur yukarı seyretmesinin asıl sebebi bu gibi geliyor bana .
    Normal koşullarda merkez bankasının faiz indirimi sonrasında piyasada da faizlerin düşmesi beklenirdi fakat böyle olmayıp referans faiz olarak kullanılan gösterge faizi arttı.bunun sebebide Yatırımcıların ülkede yatırımlarını bozarken tahvillerini satması ve neticede de tahvil fiyatlarının düşerek faizlerin artmasına sebep oldu(tahvilin fiyatı ile faizi ters orantılı olması hasebiyle faizler yükselişe geçti)
    Say'ın hocam bu yoruma katılırmısınız yanlışım varsa düzeltirseniz sevinirim

    2) Hocam son olarak merkez Bankası'nı politika faizi olarak kullandığı 1 haftalık repo faizi sizce politika faizi olmaktan çıktı mı?merkez bankası gecelik olarak piyasayı fonlarken haftalık repo faizine yakın yerden değilde koridorun üst bandına yakın yerden
    piyasayı fonluyordu dolayısıylada merkez bankası bankaların maliyetinin düşmesine yardımcı olmuyordu .şimdi koridorun üst bandını 10.75 e çekti repo faizi ise 7.25 oldu . Eğer merkez bankası bankaları gecelik olarak fonlarken 7.25 e yakın bir yerde değilde koridorun üst bandından fonlarsa sadece Göstermelik bir indirim yaptığını Ve haftalık repo faizinin etkisini kaybettiğini söyleyebilirmiyiz ? İyi günler dilerim

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. (1) Tamamen doğru bir saptama.
      (2) Zaten MB bunların ikisine de politika faizi diyor.

      Sil
  21. Hocam,

    Siz inançlı bir insan değilsiniz sanki ama içimden geldi, gönlümden koptu, yine de yazmak istedim, umarım yanlış anlamazsınız:

    Allah sizi ve sizin gibi münevverleri başımızdan eksik etmesin!

    (Önümüz pek hayırlı gözükmese de) hayırlı günler Hocam...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kimin inançlı kimin inançsız olduğu bilinmez. Herkesin inancı da inançsızlığı da kendisinedir. İkisi de reklam konusu yapılmamalı. Ben sadece bilimin yanlış yorumlara kurban gitmesini istemiyorum.
      İyi dilekleriniz için çok teşekkür ederim.

      Sil
  22. Hocam merhaba,

    Ülkede her anlamda enflasyon var.
    1. TL'nin değer kaybı. Enflasyon.
    2. Ülkenin prestij kaybı. Enflasyon.
    3. Teknoloji ve bilime önem veren Amerika'nın doları geri çekmesiyle dünyada "patron böyle olunur"vari kurların artışı enflasyonu.
    4. Akılsız, çağdışı, bilimdışı, mantıkdışı milyonlarca koyunun yarattığı enflasyon.
    5. Sevgisizlik, saygısızlık enflasyonu.

    Hocam hatta yıl bazında ilk iki ayda yazdığınız yazıların sayısında bile artış var. 2013ün ilk iki ayında 21, 2014te 22, bu yılsa 28 yazı yazmışsınız (bundata bi ayırdığınız vaktin artması da etkilidir)
    Ama hepimiz biliyoruz ki ateş olmayan yerden duman çıkmazmış. 2015 yılının Türkiye için dehşet geçeceğini düşünmekte haksız sayılmam sanırım.

    Bu kadar karamsarlıktan sonra bir soru da yönelteyim de bir şey öğrenmeden geçirmeyelim günü.
    1. AMB'nin parasal genişlemesi sanırım Martta başlıyor. Piyasada EUR'nun bollaşmasının dolar ve tl üzerine nasıl etkisi olur? (Mantıken doların artmasını beklemek doğru olur).

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok doğru bir saptama. Bu yılın ilk iki ayında benim yazı sayımda da patlama oldu.
      Evet beklenti Euro'nun biraz daha değer kaybedeceği şeklinde. Benim yılsonu beklentim Euro/USD 1,08. Ama bu tek başına bu etkinin sonucunda doğacak bir şey değil. Birçok etki var ortada.
      Eğer sadece buradan kaynaklanan bir etki söz konusu olsa USD'nin ve TL'nin Euroya karşı değer kazanması gerekir. İlk kısmı yani USD nin Euroya karşı değer kazanması gerçekleşse bile ikinci kısmı yani TL'nin Euroya karşı değer kazanması zor. Çünkü hep birlikte tanık olduğumuz gibi bizde bilim dışı tartışmaların etkisi çok büyük.

      Sil
  23. hükümet 13 yıl önce uygulaması gereken yüksek kur - düşük reel faiz modelini küresel iktisadi konjonktürün pek de uygun olmadığı bir süreçte uygulamaya koymaya çalışıyor bence!. t.c merkez bankasıyla iktidar arasındaki kaos da bundan kaynaklanıyor kanaatimce!. bir tarafta küresel ekonominin realitesinden kopmamaya çalışan bir merkez bankası yönetimi bir tarafta artık borçlanma ekonomisinin duvara tosladığını anlayan( çok geç de olsa) bir iktidar!. sorumlu kesinlikle bugünkü iktisadi tıkanmalara yol açan bbu iktidardır. ama her zamanki gibi faturayı başkasına kesme hastalığına tutulmuş durumdadır. küresel likidite tarihi seviyelerini yaşarken yüksek kur düşük faiz modelini uygulama ve daha üretken ve rekabetçi bir iktisadi modelini kurma cesaretini ve rasyonalitesini gösteremeyenler bugün utanmadan tabi halkımızın meşhur bilgisizliğini ve cehaletini de fazlasıyla kullanarak yeni ve çok daha büyük bir hatayı yapmaya çalışmaktadır!. hocam, bunu söylerken üzülüyorum ama artık canıma tak dedi ve sadece bu vahim olgu bile beni mutsuz etmeye yetiyor. o vahim olgu da şudur hocam: neden bu kadar rasyonallikten uzak ve çok duyarsız bir insan yığınları haline geldik!. belli kesimler yüzünden bizim gibi sizin gibi insanların da ben mutsuzluk yaşadığına eminim hocam!. galiba Umberto eco dediği gibi: din, mükemmel bir afyondur!!!. ne dersiniz hocam?. saygılar....

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Dünya faizleri düşürüp, ardından sıfırlar iken sermaye eksikliği dezavantajımızı geçersiz kılan 13 yıla kesinlikle katılıyorum. Bu zamanı ve bedava sermayeyi daha rasyonel kullanmamız asıl vatanseverlikti.
      Bu parayı gelecekte ekonomik bağımsızlığımızı inşa edecek şekilde kullansaydık, acaba sıcak parayı göremeyen halk iktidarın arkasında bu kadar kemikleşmiş şekilde durur muydu, İktidar ise kendince önemli olan siyasi hedeflere bu kadar başarıyla ulaşabilir miydi. Kısacası "her halk, hak ettiğince yönetilir" sözü ne kadar doğru. Politikayı yapana değil, yaptırana bak!

      Sil
    2. Atatürk'ün hayatta en hakiki mürşit ilimdir sözü boşuna söylenmiş bir söz değildir.

      Sil
  24. bizler bugünün şartlarıyla fatihi kanuniyi , Osmanlının şartlarıyla m.kemal ATATÜRK'ü anlamaya çalışmazsak : ne bugünü ne de geleceği inşa edebiliriz derim!. bu kahramanlarımız aslında birbirilerini tamamlayan ve düşünsel standartlarımızı yükseltebilecek birer tarihi argümandırlar!. zira: hepsi adalete ve ilime önem vermişlerdir. tabi en başta da iktisat bilimine!. bizler öncelikle bu büyük şahsiyetleri birbirinden tamamen ayıranları içimizden ayırabilme becerisini gösterebilmeliyiz!. mesela fatih : ülkeler kılıçla fethedilir ancak adaletle ayakta kalır! anlayışıyla m.kemal'in adalet mülkün temelidir anlayışı benzer yönetsel anlayıştır. bir zamanlar bu coğrafyayı dizayn etme çabasında olanlar osmanlıya karşı hoşgörüsüz bir toplum mühendisliğini maalesef sert biçimde üzerlerimizde uyguladılar!. ve son 12 yıldır ise dozu giderek artırılan bir suni Osmanlı hayranlığı ve gerçek bir cumhuriyet karşıtlığı merkezli bir toplum mühendisliği bombardımanı ile karşı karşıyayız!. zira: artık egemen küresel güçler için cumhuriyet büyük bir engel teşkil etmektedir! .artık şu oyunu iyi anlayalım. ne Osmanlının yıkılışı ne de bugünkü cumhuriyet rejiminin yıkılışı bizim irademizle değil sürekli küresel merkez güçlerin iradesiyle gerçekleşmektedir. aksi bir durum olsaydı ben naçizane bu kadar büyük bir endişeyi içimde barındırmazdım bu cumhuriyetin bir vatandaşı olarak!..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yorumunuza genellikle katılmakla birlikte bunu bize başkalarının yaptırdığı düşüncesine kısmen katılmıyorum. Biz böyle bir şeye talip olmasak bunu bize kimse yaptıramazdı. Her talep kendi arzını yaratır.

      Sil
  25. Mahfi bey,

    Yazılarınızı büyük bir beğeni ile okuyorum ve twitter'danda takipçinizim.Son derece sade ve anlaşılabilir olan bu güzel yazılarınız için size teşekkür ediyorum.Bugün twitter'dan tavsiye etmiş olduğunuz www.iktisat.biz adresini inceledim.Bu site gibi Türkçe yayın yapan takip etmeye değer bulduğunuz başka siteler varsa ve paylaşırsanız mutlu olurum hocam..

    Saygılarımla,





    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim. Geçenlerde twitterdan paylaştığım bir site var: http://iktisat.biz/

      Sil
  26. Ekonomistler arasında ekonomi politikasının değiştiği, düşük faiz yüksek kur, düşük cari açık yüksek enflasyona dönüştüğü belirtiliyor. Bu yorumlar hakkındaki görüşünüz nedir?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu yorum yazar tarafından silindi.

      Sil
    2. Çok güzel bir soruya çok güzel cevaplar gelmiş Atadostu'ndan.
      Benim ekleyeceğim pek bir şey kalmamış ama eğer kasdettiğiniz bizim ekonomistlerse onlar mevcut durumu haklıo çıkarmak için böyle bir model kurmuş olmalılar. Şu anda bir ekonomi politikası izlenebildiğini sanmıyorum. Ekonomi bizi bu yöne itiyor. Kaldı ki faiz de düşük değil. Şu anda banka mevduat faizleri yüzde 10 dolayında.

      Sil
  27. Selamlar, bence CB faiz konusunda uc nedenden dolayi boyle surekli konusuyor. Birincisi, faizin maliyet icindeki payi buyuk sirketler icin fazla degil, ama orta boy tuccar icin oldukca yuksek. Cunku onlar isletme sermayesi kullaniyorlar direk bankalardan. Bu kesimler AKP'nin oy deposu.
    Ikincisi, Islam dini faizi yasakliyor bildiginiz gibi, CB reel faiz 0 olmali diye dusunuyor. Ben bunu din icinde bir sekild uygun buldugunu dusunuyorum.
    Ucuncusu, tabii ki otoriter insan piskolojik olarak her zaman otoritesini hissettirmek ister. MB yeni bir hedef.

    Selamlar,

    YanıtlaSil
  28. Hocam merhaba.. Size bir şey sormak istiyorum. Hocam ülkemizde mevduat sigorta sistemi nasıl işliyor? Bu sistem hangi mevduatları kapsıyor? Şimdiden emeğiniz için çok teşekkür ederim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Biraz uzun bir konu olduğu için size TMSF sesinden ilgili sayfanın linkini vereyim:
      http://www.tmsf.org.tr/mevduat.sigortasi.tr

      Sil
  29. ertugrul tan1 Mart 2015 00:04

    Sayın Hocam Merhabalar,

    Yazınızı ve yapılan tüm yorumları okudum. Şu durumda elinde türk lirası olanlara neler tavsiye edebilirsiniz.
    Dolar almış başını gitmiş zaten, şu ortamda dolar almak mantıklımıdır ? Peki altın nasıl olur ?

    Teşekkürler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben yatırım tavsiyesi vermiyorum. Bu çerçevede almamanız kaydıyla ben doların daha yukarı gidebileceğini tahmin ediyorum. Altın buralarda iner çıkar.

      Sil
  30. hocam tasarruf yapmanın ekonomi açısından yararını şu şekilde sıralayıp bir soru sormak istiyorum ;1)Cari açığı devletinde tüketim ve yatırım yaptığını düşünürsek S-I=cari açık şeklinde tanımlıyoruz ve yatırımlar sabitken tasarruflar artarsa cari açık düşer sonucu çıkıyor.
    2)tasarrufları eğer finansal sisteme kanalize etmeyi başarırsak bankacılık kesiminin yurtdışından borçlanıp Türkiye'de tl kredisi açmak durumunda kalmayacak,topladıkları mevduattan kredi vereceklerdir.bu sayede de açık pozisyon tehlikesi eskisi kadar olmayacaktır. Katılırmsınız bilmiyorum ama kısacası tasarrufların artmasının biri cari açığa diğeride bankanın pasif yapısına Katkıda bulunmaktadır.
    Soruma gelirsem,Yazılarınızda Türkiye'nin tasarruflarını artırabilmesi için gerektiği kadar pozitif faiz verilmesini bu sayede tasarrufların artırılacağını belirtiyorsunuz.aslında bu görüşünüz yukarda söylediğim 1.amaca yani cari açığı azaltmaktan ziyade 2.amaca Yani bankanın pasif yapısının düzeltilmesine daha çok hizmet etmiyor mu? Şundan ötürü faizlerin artmasının cari açığa çok hizmet etmeyeceğini düşünüyorum ;eğer cari açığı azaltmak adına Tasarrufları arttırmak için faizler artarsa kurlar düşecek Buda ithalatı ucuzlatıp ihracatı pahalılaştırdığından cari açığı azaltmayıp bilakis artıracaktır.
    Kısaca reel faizin pozitif olmasının en büyük yararı bankacılık kesimine fon sağlaması ve bankacılık kesiminin kredi vermek amacıyla dışardan borçlanmak durumunda kalmamasıdır. Yazılarınızda reelfaizin pozitif olması gerektiğini bu amaçla mı söylüyorsunuz hocam ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet aynen onun için söylüyorum.

      Sil
  31. hocam mrb.şu sıralar kolay ekonomi kitabınızı okuyorum ve gerçekten kafama takılan birçok ekonomik kavramı işlevsel olarak öğreniyorum sayenizde.bunun gibi önereceğiniz başka bir kitabınız veya başka bir yazarın kitabı var mı ? şimdiden teşekkürler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu kitabı bitirince bir de Ekonomi Politikası adlı kitabımızı (Ercan Kumcu ile ortak) alın. 19. baskısını alın eskileri almayın.

      Sil
  32. Hocam merhaba ekonomi alanına yeni merak sarmış biri olarak bir kaç sorum olacak izninizle

    1-Siz de söylemişsiniz sanırım ama dolar kurundaki bu yükselişler suni yükselişler mi demek istediğim ortam sakinleştiğinde dolarda eski seviyesine inecek midir?

    2-Dediğim gibi yeni merak sardım ancak ekonomi alanında bir kariyer planlaması yapmak doğru bir karar olur mu? MBde veya imkb gibi kurumlarda işe girmediği sürece sanırım insanın özel sektörde bir iş bulması zor bu alana biraz daha hobi gözüyle mi bakmalıyım? İşletme okuyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İlk önce 'armut piş, ağzıma düş' tuzaklarını önceden sezebilme konusunda kendinizi eğitirseniz, yarınlarınız hususunda daha güvenli kararlar verebilirsiniz!

      Merkez Bankası gibi bir yerde çalışmak sadece dar bir sınıfa mahsus değil elbet. Ama MB'nin işe alım sürecinde yaşayacaklarınız sizi bir tür hayal kırıklığına da sürükleyebilir; her ihtimale hazır olmanız, armutları seçerken özen göstermeniz tavsiye edilir!

      Sonuçta bir halk pazarından birkaç gün içinde tüketeceğiniz birkaç kilo domates almayacaksınız değil mi!

      Yukarıda yazdıklarımı lütfen bir tür hayıflanma değil, bir dost tavsiyesi olarak kabul ediniz; maksadım taş atmak değil!

      Mahfi Hocamızın ne cevap vereceği önemli!

      Sil
    2. Dolardaki yükselişler sadece suni değil. ABD ekonomisi toparlanmaya devam ettikçe (Avrupa be Japonya da böyle kaldığı sürece) Dolar prim yapacaktır.
      Merkez Bankasına girmek kolay bir iş değil. İsterseniz google dan MB sınavlarında sorulan soruşları bulup bir bakın. Çok çalışmak gerekir. Eğer bu fedakarlığa hazırsanız elbette ki olmayacak bir iş değil.
      Önce bir karar vermeniz ve seçiminizi ona göre yapmanız lazım. Eğer MB'ye yönelecekseniz gece gündüz ekonomi çalışmanız gerekecek. Oysa özel sektöre gidecekseniz o zaman bu kadar fazla ekonımi çalışmak yerine muhasebe, hukuk vb çalışmanız daha uygun olabilir.

      Sil
  33. Borsanın ne kadar tehlikeli olabileceğini çevremden çok duydum ve okudum bu yüzden uyarınızı çok iyi anlıyorum zaten sorumun amacı piyasaları daha iyi anlayabilmek için sorulmuş bir soruydu.Ancak beni asıl korkutan durum bu sitede ve hocamızın kitaplarından öğrendiklerimi iş hayatında hiç bir zaman kullanamayacak olma korkusu.

    Merkez Bankası vb kurumlara bu kadar umut bağlamamamın gerektiğininde farkındayım ancak benim bu kurumlara verdiğim önemin asıl nedeni daha öncede bahsettiğim gibi sıradan bir banka çalışanı olmayı istemiyor olmam ve kendimi bu yönde geliştirmek istiyor oluşum.

    Bölümüm ingilizce ve şuan mezun olmama en az 5 sene var.Ancak biraz hayal dünyasında mı yaşıyorum bilmek istiyorum çünkü şuanda ekonomiye olan bakış açım hobi olmasının yanında aynı zamanda ''gelecekte yapacağım iş'' boyutunda.Ancak bilmek istediğim ben burada bir yerlere gerçekten gelebilir miyim? bunu açık açık öğrenmek,gerekirse bu alanda çalışmak.

    Yorumunuz için de teşekkürler burada yapılan her yorum benim için çok önemli.



    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yukarıda yazdıklarıma ek olarak bir kaç şey daha yazayım. Matematik bilginiz nasıl? Bu çok önemli.
      5 yıl çok uzun bir süreç. Doğru kullanılırsa yapılmayacak iş yok. Bunun için oturup bir program hazırlamak ve ona uymak gerek.

      Sil
  34. Mahfi bey acaba ihracat hedefi yüksek olan siyasiler için avrupada ki parasal genişleme çevre ulkelerimizde yaşanan develuasyonlar nedeni ile tl yi degersizlestirmek istiyor ve bunu merkezin üzerine yikarak biryandan ihracat için ovunmek istiyor olabilirler mi

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Belki de ama TL'nin değerinin düşmesi sanılanın aksine ihracatın artması için yeterli değil. Bakın daha yeni açıklandı. Şubat ayında ihracatta yüzde 13 düşüş olmuş. Kurların bu kadar yükseldiği, TL'nin bu kadar değer kaybettiği bir ortamda ihracat artmamış düşmüş hem de yüzde 13. İlk 2 aydaki düşüş yüzde 6,7 olmuş. Son 12 aydaki artış ise yüzde 2'nin altında. Gelecek ay o da muhtemelen eksiye dönecek.
      Nedeni çok basit. Avrupa kötü durumda, Rusya kötüledi, Irak'a eski ihracat yapılamıyor. Yani TL'nin değeri düşüyor ama bizim partnerlerin de alım gücü düşüyor. Ayrıca sattığımız malları talep esnekliği de önemli. Örneğin biz Rusya'dan aldığımız malı azaltamıyoruz. Çünkü aldığımız mal doğal gaz. Onu almazsak ısınamıyoruz, üretim yapamıyoruz. Oysa Rusya'ya sattığımız mallar örneğin tekstil ürünleri. Ruslar, işler bozulunca onları almaktan vazgeçebiliyor.
      Demem o ki kur artınca ihracat artar yaklaşımı her zaman geçerli değildir.

      Sil
  35. doğkan aygün1 Mart 2015 18:06

    sayın hocam ekonomi politikası kitabınızın elimde 17. ve tümüyle yenilenmiş 18.baskısı var. yukarda bir arkadaşa verdiğiniz tavsiyede 19.baskısını tavsiye ettiniz acaba 19.baskısı ile 18.baskı arasında çok fark var mı?değişiklikler oldu mu?değişiklikler olduysa ne gibi değişiklikler oldu?eğer yeni basınız 18.baskıdan farklıysa düşünmeden almak isterim. iyi günler dilerim esenlikte kalmanız temennisiyle.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. 18 ve 19. baskılar arasında fark yok. Tümüyle yenilemeyi 18. baskıda yaptık. O nedenle 19. baskıyı almanıza gerek yok. Ben arkadaşa son baskıyı alması için öyle söyledim. 18'i de alsa olur.

      Sil
  36. Hocam umarım aşağıya yazdığım adresi dikkate alırsınız.

    Bir önceki yazınızın başlığı "Bilim ve İnanç" idi.

    İçimizde öyle birikintiler var ki; "Bilim ve İnanç" kelimelerini yanyana kullanınca, sanki saniyeler içinde "inançsızlığın propagandası" bir yağmur gibi yağmaya başlayacak, gibi bir algıya ne yazık ki sahibiz!

    Halbuki siz inanç veya inançsızlığı tartışmaya açmak değil; "bilim"in kendisinin bile inanç ve inançsızlık konularında yol gösterici olduğunu anlatmaya çabalıyorsunuz! En başta "felsefe", "teoloji" ve "ilâhiyat" denen alanların bile "bilim"in çemberi içinde olduğunu ya unutuyoruz, ya bilmiyoruz, ya da bilmek istemiyoruz! Beynimizdeki birikintiler sebebi ile (yoksa "ön yargılar" mı demeliydim!) sizin mesajlarınızı anlamamakta (ve yanlış anlamakta) ısrar ediyoruz!

    Hocam,

    Ülkemizde niçin kendimizin ürettiği bir mikroçip fabrikası yok? Niçin kendimize ait akıllı cep telefonu camı üretim tesisleri yok? diye sora sora ağlaşıyoruz ya; bunları üretecek kapasiteye henüz sahip olmadığımız için, ihracat kolumuzu da güçlendiremiyoruz ya; sonra "faiz mi?", "enflasyon mu?", "inşaatsız büyüme mi?", "Dolar ile mi para kazanayım?, "Altını bu yıl kaç kilo alsam daha fazla kâr ederim?" gibi sorular içinde seve seve kayboluyoruz, boğuluyoruz!

    Hocam,

    Reklam yapmak amaçlı değil ama ilkokul yıllarında Ahmet Buhan'ın hazırladığı matematik kitaplarını okutmak tüm Türkiye genelinde öğretmenlerin aldıkları sanki ortak bir karar idi! Bizim neslimiz, o kitaplarla daha ilkokuldan başlayarak "matematik" yönünü kuvvetlendirmeyi başardı! Böylece ilerleyen yıllarda "bilim"in diğer kapılarını da açmak daha kolay oldu! Ve "matematiğin kazandırdığı mantık" sayesinde 2'den fazla yabancı dil öğrenmek daha kolay iddiasında bile bulunabilirim!

    En azından bir başlangıç vesilesi ile aşağıdaki adresi hem bu sitenizde, ve lütfen twitter adresinizde hatırlatırsanız; küçük bir adım atarak, daha büyük ve sağlam adımların atılması için bir kıvılcım çakmış oluruz! Bu, boş bir hayal değil; güçlü bür dilektir!

    "Matematik Kafası"

    http://www.matkafasi.com/

    Saygılarımla,

    YanıtlaSil
  37. Ek bilgi

    "Matematik Kafası" projesi hakkında detaylı bilgi almak için lütfen şu sayfayı ziyaret ediniz:

    http://matkafasi.com/faq

    YanıtlaSil
  38. Ek bilgi #2:

    İlköğretim müfredatımızda "kodlama yapmak", "bilgisayarda kod yazmak", "bilgisayarda programlama dillerini ilkokul düzeyinde de öğretmeye başlamak" temellerinde yeni derslerin oluşturulması için şu iki sitemizden destek alabilirsiniz:

    1948'de kurulan "Türk Matematik Derneği":
    http://www.tmd.org.tr/

    İnteraktif Matematik Terimleri Sözlüğü:
    http://tmd2.org/sozluk/

    YanıtlaSil
  39. hocam TL'nin değer kaybıyla ihracatın artması hedeflenmiyor. ihracatçının giderlerinin %30 kadarı TL cinsi olduğu için sanayicinin nefes alması amaçlanıyor. bu konuda sanırım bir yanlış anlaşılma var. yoksa kimse "TL değer kaybeder dolar bazında ihracat artar" gibi bir saflık içinde değil. örnek vermek gerekirse:
    diyelim ki 100 dolarlık ihracatta 60 dolar ithal maliyet var. 65 lira TL cinsi gider, kur ise 2.20 olsun. bu durumda kar 23 TL (10,5 dolar) olur.
    ve yine diyelim ki ertesi yıl 100 dolar ihracat %10 düşüşle 90 dolara, ithal maliyetler ise %15 düşüşle 51 dolara insin. bir yıl önce 65 lira olan TL giderler 70 TL olursa, ihracatçının geçen seneki karı elde etmesi için kurun 2,38 olması gerekiyor. ihracatçı dolar bazında geçen seneki kadar kar etmek isterse o zaman da kurun 2,46 olması lazım geliyor.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kusura bakmayın ama ben Ekonomi Bakanının ihracatı artırmak için TL'nin değer kaybetmesi gerektiği şeklinde görüş bildirdiğini defalarca okudum.

      Sil
  40. http://www.milliyet.com.tr/bakan-zeybekci-den-dolar-aciklamasi-denizli-yerelhaber-597485/

    YanıtlaSil
  41. hocam gösterge faiz sabit değil mi? nasıl artıyor?

    YanıtlaSil
  42. Hocam, cumhurbaskaninin tezine gore yuksek faiz yuksek enflasyona sebep oluyor. Faizin ,Maliyet enflasyonuna katkisi disinda, enflasyona baska bir katkisini gorebiliyor musunuz yoksa cb ozellikle mi saptiiriyor olayi?

    YanıtlaSil
  43. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İyi günler değerli hocam bi konuda anlayamadığım husus var.sizce iki yıllık tahvilin faizinin yüzde 9.02 lere kadar çıkmasının sebebi Fed'in faiz arttırmına gitme ihtimalimidir?yada size göre nedeni nedir?engin bilgileriniz için teşekkür ederim.

      Sil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...