21 Mart 2015 Cumartesi

Yalnızlığımı Söylemeyin Kimseye

Nedense bir yalnızlık duygusu çöktü üzerime bu aralar. Onca kalabalığın içinde olmama karşın yapayalnız hissediyorum kendimi. Geçen akşam başladı bu yalnızlık duygusu. Arkadaşlarla yemek yiyorduk. Herkesle bir şeyler konuşmama karşın kendi sesimi duyamıyordum. Başkalarınınkini de. Bambaşka yerlerde yapayalnız dolaşıyordum sanki.

Bazen olur bu bende. Sanki bu dünyada yaşamıyormuşum gibi. Hiç bir şeyi izlemez, hiçbir şeyi gözlemlemez bulurum kendimi. Daha doğrusu bulamam. Eskiden böyle kaybolduğumda, babama ya da anneme sorardım nerede olduğumu. Belki daha doğrusu nereye doğru ilerlediğimi. Aslında bu soruyu onların da tam yanıtlayamayacağını biliyor olmama karşın sorardım. En azından benim bir yanıt bulacağımı düşünmemi sağlarlardı. Bu da bir şey. Artık onlar yok. Onun için yalnızlığımı daha çok hisseder oldum böyle zamanlarda. 

Ne zaman anneme gidip anlatsam derdimi, ya da babama sorsam bulunduğum yeri, bir şeyler söylerlerdi bana. Tuhaf tuhaf bakmazlardı. Oysa babamla konuşup ona derdimi açıp çözüm soracak bilince ulaştığımda, yani aşağı yukarı ben 18 yaşındayken, babam şimdi benim olduğum yaşlardaydı. Peki ama o zaman onun bilgeliğine artık benim de ulaşmış olmam ve dolayısıyla kendi dertlerime çare üretir konuma gelmiş olmam gerekmiyor mu? Olmuyor. Ben şimdi başkalarının sorularını yanıtlasam da kendi sorularıma yol gösterecek olanlar yaşamıyor artık. Yani anlayacağınız ne zaman dertlensem kendimi yalnız buluyorum.

Aslında sevmem yalnızlığı. Yani yolculuğa yalnız çıkmayı, ya da yalnız başına yürümeyi hatta tek başına gidip spor bisikletine binmeyi. Birileriyle sohbet etmeyi severim. Yalnızlık canımı sıkar benim. Ama bazen öyle anlar olur ki yalnızlığı ararım. Kendimden bile sıkıldığım zamanlar olur. Kendimin bile bana fazla geldiği anlar. Alır başımı giderim. Uzun uzun yürür hiç bir şey düşünmeden boş boş bakarım çevreme. Geçenlerde böyle bir duygu anında kalktım gittim Belgrat ormanına yürümeye. Tam 6 kilometrelik bir yürüyüş parkuru. Olağanüstü güzel, bol oksijenli bir yer. Aşağı yukarı 1 saatimi alıyor o parkuru tamamlamak. Başladım yürümeye. Tam ortalarda bir yerde yağmur indi. Benim yazılarımı okuyanlar bilir severim yağmurda yürümeyi. Ama öyle böyle değil sırılsıklam oldum. Arabaya binene kadar farketmedim bile ıslandığımı. Arabaya bindiğimde o yalnızlık duygusundan bir an için sıyrıldığımda farkettim sırılsıklam olduğumu.

Pianist filmini sinemalarda gösterildiğinde izleyememiştim. Geçenlerde televizyonda izledim. Aslında güzel bir film ama birçok benzeri olduğu için beni fazlaca kavramadı. Bir de bu ikinci dünya savaşı ve Alman mezalimi temasından gına geldi artık. 1981 yılında Londra’da kaldığım 1 yıl boyunca BBC ve ITN’de o kadar çok ikinci dünya savaşı filmi ve belgeseli izlemiştim ki “acaba bu savaş devam mı ediyor” diye kuşkuya kapılmaktan kendimi alamamıştım. Her neyse ben filmden çok piyanist Spillman’ın (Adrien Brody) bir Nazi subayının isteği üzerine çaldığı Frederick Chopin’in ballad’ından etkilendim. Film biter bitmez arşivimi karıştırdım. Bendeki cd’de Ivan Moravec seslendirmiş Chopin’in parçalarını. Filmde seslendirilen parçayı dinlerken müziğin ortalarında bir yerde iyiden iyiye yalnızlığa kapılmış buldum kendimi. Chopin’in müziği her nedense bu duyguyu yaratıyor bende. Sonra birden aklıma geldi. Babam her nerede bir piyano görse, oturur başlardı Chopin’in parçalarını seslendirmeye. İşte buydu bendeki yalnızlık duygusunun kaynağı. Filmde tekrar duyunca anladım birden. Herhalde bir süre önce bir yerlerde duymuştum Chopin parçasını ve başlamıştı yalnızlık duygusu beni sarmaya. Sonra sorularımı yanıtlayacak kimse kalmadığı gerçeği düşmüştü aklıma.

Kaç yaşında olursan ol derdini anlatacak baban ya da annen varsa yalnızlık çekmeyeceksin demektir.


Not: Bu yazı ilk kez Radikal Gazetesinde 27 Kasım 2005’de yayınlandı. 

134 yorum:

  1. hocam yalnızlığımı kimseye söylemeyin derken bile yalnızlığınızı bizimle paylaşmanız çok güzel. Bende yağmurlu günlerde kendimi çok yalnız hissediyorum ve yalnızlığımın neden kaynaklandığınıda bulmuş değilim sizin bunu farketmeniz çok güzel inşallah bende yalnızlığımın neden kaynaklandığını bulurum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkürler. Umarım siz de bulabilirsiniz yalnızlığınızın nedenini.

      Sil
    2. ah ya hocam sen ne yaptin simdi kyske andeni babani bir tek defa daha goremeni saglayabilecek bir gucum olsaydi bak icim paramparca oldu

      Sil
  2. Sizin gibi alanında saygı gören, başarılı insanların bu tarz içten ve egodan sıyrılmış yazılar yazması çok güzel.. Başarılı olmanın illa ki kirilganliktan uzak olmayı gerektirmedigini gösteriyorsunuz.. Cesurca bir hareket bir taraftan da.. Teşekkürler..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim.
      Sadece olduğum gibi görünüyorum.

      Sil
  3. Değerli yalnızlıktır bu Hocam. Bir de hava durumu anlatılırken söylenir ya hissedilen sıcaklık diye; işte bu da hissedilen yalnızlık.

    YanıtlaSil
  4. [1. BÖLÜM]

    (Toplam 6 bölümlük referans liste)

    Sayın Eğilmez'e ve bu sayfanın ziyaretçilerine hatırlatma:

    "Modernite" kavramının hayatımızda meydana getirdiği erozyonu derhâl idrak etmeye mecburuz!

    ("Modernite" kavramı ile;
    "Modernizm" ve "Modernizasyon" arasında bağ vardır. Son ikisinin, toplumlara yüklediği acı neredeyse yoktur.

    Ve fakat;
    "Modernite"nin hem tekil olarak "insan" da, hem de çoğul olarak "toplumlar" da meydana getirdiği yıkım büyük ölçüde görmezden gelinir!

    "İktisat" disiplini de bu yıkımın birçok yönden destekçisi konumuna kasten düşürülmüştür;
    Ve ironik bir şekilde birçok yönden de bu yıkımın tahlil edilip, tedavi yöntemlerinin geliştirilmesi için yardımcı araç da olmuştur!

    "İktisat" hiçbir zaman;
    "Psikanaliz",
    "Sosyoloji",
    Ve "siyaset"ten kopartılarak düşünülmemelidir !

    Özellikle ve özellikle 1920'li yılların sonu 1930'lu yılların başından günümüze değin:
    Dünyadaki iktisatçıların ekseriyetinin düştüğü yegâne tuzak;
    Yukarıda bahsedilen "kopartarak yapılan düşünsel tahliller" silsilesini gönüllü olarak kabul etmiş olmalarıdır!

    Ümit ederiz ki:

    Bir akademisyenin naçizane çabası olan bu blog sayfasında ifade edilen her kelime;
    Bugün takip edenlere,
    Ve yarın takip edeceklere;
    Kuvvetli bir ışık gibi yol gösterir!

    "Bilim"i ve "Vicdan"ı daima yan yana düşünerek hayatınızı devam ettirebilme temennimizle;

    Esen kalın.)

    KİTAP #1: Modernite Nasıl Unutturur?
    YAZAN: Paul Connerton
    ÇEVİREN: Kübra Kelebekoğlu
    YAYINEVİ: Sel Yayıncılık
    ADRES: http://www.selyayincilik.com/kitaptanitim.asp?kod=798

    KİTAP #2: Toplumlar Nasıl Anımsar?
    YAZAN: Paul Connerton
    ÇEVİREN: Alâeddin Şenel
    YAYINEVİ: Ayrıntı Yayınları
    ADRES: https://www.ayrintiyayinlari.com.tr/kitap/toplumlar-nasil-animsar/361
    İLK 16 SAYFAYI OKUMAK İÇİN:
    https://www.ayrintiyayinlari.com.tr/images/UserFiles/Documents/Gallery/toplumlar%20nasil%20animsar.pdf

    KİTAP #3: Ekonomik Çelişkiler Sistemi ya da Sefaletin Felsefesi
    YAZAN: Pierre-Joseph Proudhon
    ÇEVİREN: Işık Ergüden
    YAYINEVİ: Kaos Yayınları
    ADRES: http://www.kaosyayinlari.com/index.php/ekonomik-celiskiler-sistemi-ya-da-sefaletin-felsefesi

    KİTAP #4: Küçük Prens
    YAZAN: Antoine de Saint-Exupéry
    ÇEVİRENLER: Cemal Süreya & Tomris Uyar
    YAYINEVİ: Can Yayınları
    ADRES: https://canyayinlari.com/Antoine-de-Saint-Exup%C3%A9ry/K%C3%BC%C3%A7%C3%BCk-Prens/9789750724435#book

    KİTAP #5: Aylak Sınıfın Teorisi
    YAZAN: Thorstein Veblen
    ÇEVİRENLER: Zeynep Gültekin & Cumhur Atay
    YAYINEVİ: Babil Yayınları
    ADRES: http://www.kitapyurdu.com/kitap/aylak-sinifin-teorisi/68349.html

    KİTAP #6: "Yabancılaşma" Marx'ın Kapitalist Toplumdaki İnsan Anlayışı
    YAZAN: Bertell Ollman
    ÇEVİREN: Ayşegül Kars
    YAYINEVİ: Yordam Kitap
    ADRES: http://www.yordamkitap.com/book.php?bookId=185

    KİTAP #7: Biz
    YAZAN: Yevgeniy İvanoviç Zamyatin
    ÇEVİRENLER: Fatma & Serdar Arıkan
    YAYINEVİ: İthaki Yayınları
    ADRES: http://www.ithaki.com.tr/cagdas-dunya-edebiyati/biz.htm

    KİTAP #8: "Sonsuz Talep" Bağlanma Etiği, Direniş Siyaseti
    YAZAN: Simon Critchley
    ÇEVİREN: Tuncay Birkan
    YAYINEVİ: Metis Yayınları
    ADRES: http://www.metiskitap.com/catalog/book/4744

    KİTAP #9: "İmansızların İmanı" Siyasal Teoloji Deneyleri
    YAZAN: Simon Critchley
    ÇEVİREN: Erkal Ünal
    YAYINEVİ: Metis Yayınları
    ADRES: http://www.metiskitap.com/catalog/book/5777

    KİTAP #10: Yeni Kapitalizm Kültürü
    YAZAN: Richard Sennett
    ÇEVİREN: Aylin Onacak
    YAYINEVİ: Ayrıntı Yayınları
    ADRES: https://www.ayrintiyayinlari.com.tr/kitap/yeni-kapitalizm-kulturu/373
    İLK 16 SAYFAYI OKUMAK İÇİN:
    https://www.ayrintiyayinlari.com.tr/images/UserFiles/Documents/Gallery/yeni%20kapitalizm%20kulturu.pdf

    [Devamı 2. bölümde]

    YanıtlaSil
  5. [2. BÖLÜM]

    KİTAP #11: Karakter Aşınması "Yeni Kapitalizmde İşin Kişilik Üzerindeki Etkileri"
    YAZAN: Richard Sennett
    ÇEVİREN: Barış Yıldırım
    YAYINEVİ: Ayrıntı Yayınları
    ADRES: https://www.ayrintiyayinlari.com.tr/kitap/karakter-asinmasi/297
    İLK 16 SAYFAYI OKUMAK İÇİN:
    https://www.ayrintiyayinlari.com.tr/images/UserFiles/Documents/Gallery/karakter%20asinmasi1.pdf

    KİTAP #12: Kamusal İnsanın Çöküşü
    YAZAN: Richard Sennett
    ÇEVİREN: Abdullah Yılmaz & Serpil Durak
    YAYINEVİ: Ayrıntı Yayınları
    ADRES: https://www.ayrintiyayinlari.com.tr/kitap/kamusal-insanin-cokusu/176
    İLK 16 SAYFAYI OKUMAK İÇİN:
    https://www.ayrintiyayinlari.com.tr/images/UserFiles/Documents/Gallery/kamusal%20insanin%20cokusu.pdf

    KİTAP #13: İşletme Hastalığına Tutulmuş Toplum
    YAZAN: Vincent de Gaulejac
    ÇEVİREN: Özge Erbek
    YAYINEVİ: Ayrıntı Yayınları
    ADRES: https://www.ayrintiyayinlari.com.tr/kitap/isletme-hastaligina-tutulmus-toplum/553
    İLK 16 SAYFAYI OKUMAK İÇİN:
    https://www.ayrintiyayinlari.com.tr/images/UserFiles/Documents/Gallery/isletme%20hastaligi1-16.pdf

    KİTAP #14: Puslu Camın Arkasından
    YAZAN: Sadun Aren
    YAYINEVİ: İmge Kitabevi
    ADRES: http://www.imge.com.tr/product_info.php?products_id=60444

    KİTAP #15: Aydınların İhaneti
    YAZAN: Julien Benda
    ÇEVİREN: Cem Soydemir
    YAYINEVİ: Doğubatı Yayınları
    ADRES: http://www.dogubati.com/julien-benda/aydinlarin-ihaneti-5

    KİTAP #16: Protestan Ahlâkı ve Kapitalizmin Ruhu
    YAZAN: Max Weber
    ÇEVİREN: Milay Köktürk
    YAYINEVİ: Bilgesu Yayıncılık
    ADRES: http://www.kitapyurdu.com/kitap/protestan-ahlaki-ve-kapitalizmin-ruhu/265210.html

    KİTAP #17: Nereye Gitti Bu Entelektüeller?
    YAZAN: Frank Furedi
    ÇEVİREN: A. Erkan Koca
    YAYINEVİ: Birleşik Dağıtım Kitabevi
    ADRES: http://www.kitapyurdu.com/kitap/nereye-gitti-bu-entelektueller/147649.html

    KİTAP #18: Makine Kırıcılık "Ned Ludd ve Queen Mab"
    YAZAN: Peter Linebaugh
    ÇEVİREN: Deniz Esen
    YAYINEVİ: Otonom Yayıncılık
    ADRES: http://otonomyayincilik.com/kitaplik/dunyanin-yerlileri/item/81-makine-k%C4%B1r%C4%B1c%C4%B1l%C4%B1k

    KİTAP #19: Zihin Emeği, Kol Emeği "Epistemoloji Eleştirisi"
    YAZAN: Alfred Sohn-Rethel
    ÇEVİREN: Ayşe Deniz Temiz
    YAYINEVİ: Metis Yayınları
    ADRES: http://www.metiskitap.com/catalog/book/4733

    KİTAP #20: Makine, İş, Kapitalizm ve İnsan
    YAZAN: Ahmet Alpay Dikmen
    YAYINEVİ: Notabene Yayınları
    ADRES: http://www.notabeneyayinlari.com/tur_detay.php?id=190

    KİTAP #21: Küresel Çarkın Dışında Kalanlar "Tüketim Toplumundaki Yeni Fakirlik"
    YAZAN: Kathrin Hartmann
    ÇEVİREN: Etem Levent Bakaç
    YAYINEVİ: Ayrıntı Yayınları
    ADRES: https://www.ayrintiyayinlari.com.tr/kitap/kuresel-carkin-disinda-kalanlar/583
    İLK 16 SAYFAYI OKUMAK İÇİN:
    https://www.ayrintiyayinlari.com.tr/images/UserFiles/Documents/Gallery/kuresel%20carkin%20disinda%20kalanlar1-16.pdf

    KİTAP #22: "Ne Ders Olsa Veririz" Akademisyenin Vasıfsız İşçiye Dönüşümü
    YAZANLAR: Aslı Vatansever & Merâl Yalçın
    YAYINEVİ: İletişim Yayınları
    ADRES: http://www.iletisim.com.tr/kitap/ne-ders-olsa-veririz/9018
    KİTABIN GİRİŞ KISMINI OKUMAK İÇİN:
    http://www.iletisim.com.tr/images/UserFiles/Documents/Gallery/ne%20ders%20olsa.pdf

    KİTAP #23: "Prekarya" Yeni Tehlikeli Sınıf
    YAZAN: Guy Standing
    ÇEVİREN: Ergin Bulut
    YAYINEVİ: İletişim Yayınları
    ADRES: http://www.iletisim.com.tr/kitap/prekarya/8982
    KİTABIN GİRİŞ KISMINI OKUMAK İÇİN:
    http://www.iletisim.com.tr/images/UserFiles/Documents/Gallery/prekarya1.pdf

    KİTAP #24: "Aşk Yüzyılı Bitti" Aşk'ta, İş'te, Siyaset'te Yeni Zamanlar
    YAZAN: Nuran Yıldız
    YAYINEVİ: Doğan Kitap
    ADRES: http://www.dogankitap.com.tr/kitap/A%C5%9Fk+Y%C3%BCzy%C4%B1l%C4%B1+Bitti-1768

    KİTAP #25: Yeni Orta Sınıf "Sinik Stratejiler"
    YAZAN: Ali Şimşek
    YAYINEVİ: Agora Yayınları
    ADRES: http://agorakitapligi.com/yeni-orta-sinif-sinik-stratejiler/

    [Devamı 3. bölümde]

    YanıtlaSil
  6. [3. BÖLÜM]

    KİTAP #26: "Yaralı Bilinç" Geleneksel Toplumlarda Kültürel Şizofreni
    YAZAN: Dariush Shayegan
    ÇEVİREN: Haldun Bayrı
    YAYINEVİ: Metis Yayınları
    ADRES: http://www.metiskitap.com/catalog/book/4370

    KİTAP #27: Melez Bilinç
    YAZAN: Dariush Shayegan
    ÇEVİREN: Haldun Bayrı
    YAYINEVİ: Metis Yayınları
    ADRES: http://www.metiskitap.com/catalog/book/5733

    KİTAP #28: Katı Olan Her Şey Buharlaşıyor "Modernite Deneyimi"
    YAZAN: Marshall Berman
    ÇEVİREN: Bülent Peker & Ümit Altuğ
    YAYINEVİ: İletişim Yayınları
    ADRES: http://www.iletisim.com.tr/kitap/kati-olan-her-sey-buharlasiyor/7050

    KİTAP #29: Özgünlüğün Politikası "Radikal Bireycilik ve Modern Toplumun Ortaya Çıkışı"
    YAZAN: Marshall Berman
    ÇEVİREN: Nursel Yıldız
    YAYINEVİ: Sel Yayıncılık
    ADRES: http://www.selyayincilik.com/kitaptanitim.asp?kod=696

    KİTAP #30: Kaygı Üzerine
    YAZAN: Renata Salecl
    ÇEVİREN: Barış Engin Aksoy
    YAYINEVİ: Metis Yayınları
    ADRES: http://www.metiskitap.com/catalog/book/5794

    KİTAP #31: Seçme İkilemi
    YAZAN: Renata Salecl
    ÇEVİREN: Barış Engin Aksoy
    YAYINEVİ: Metis Yayınları
    ADRES: http://www.metiskitap.com/catalog/book/5852

    KİTAP #32: Hapishanenin Doğuşu
    YAZAN: Michel Foucault
    ÇEVİRENLER: Mehmet Ali Kılıçbay
    YAYINEVİ: İmge Kitabevi
    ADRES: http://www.imge.com.tr/product_info.php?products_id=4675

    KİTAP #33: "Leviathan" Bir Din ve Dünya Devletinin İçeriği, Biçimi ve Kudreti
    YAZAN: Thomas Hobbes
    ÇEVİREN: Semih Lim
    YAYINEVİ: Yapı Kredi Yayınları
    ADRES: http://alisveris.yapikredi.com.tr/tanim.asp?sid=UR14EJMZBL5N8OG8TO5U

    KİTAP #34: Mülkiyet Nedir?
    YAZAN: Pierre-Joseph Proudhon
    ÇEVİREN: Devrim Çetinkasap
    YAYINEVİ: İş Bankası Yayınları
    ADRES: http://alisveris.iskulturyayinlari.com.tr/tanim.asp?sid=CT3WUMSAUN4NKNNQ6AMC

    KİTAP #35: Ekonomik İtaatsizlik
    YAZAN: Henry David Thoreau
    ÇEVİREN: Eylül Desen Kaytancı
    YAYINEVİ: Kafekültür Yayıncılık
    ADRES: http://shop.kafekitap.com/urun/1321/ekonomik-itaatsizlik

    [Devamı 4. bölümde]

    YanıtlaSil
  7. [4. BÖLÜM]

    KİTAP #36: Doğal Yaşam ve Başkaldırı: "Sivil İtaatsizlik" Makalesi ve "Walden Gölü"
    YAZAN: Henry David Thoreau
    ÇEVİREN: Seda Çiftçi
    YAYINEVİ: Kaknüs Yayınları
    ADRES: http://www.kitapyurdu.com/kitap/dogal-yasam-ve-baskaldirisivil-itaatsizlik-makalesi-ve-walden-golu/33408.html

    KİTAP #37: Tanrı ve Devlet
    YAZAN: Mihail Bakunin
    ÇEVİREN: Remzi Çaybaşı
    YAYINEVİ: Belge Yayınları
    ADRES: http://www.belgeyayinlari.com/detay.php?id=208

    KİTAP #38: Devlet ve Anarşi
    YAZAN: Mihail Bakunin
    ÇEVİREN: Murat Uyurkulak
    YAYINEVİ: Agora Yayınları
    ADRES: http://agorakitapligi.com/devlet-ve-anarsi/

    KİTAP #39: Eski Rejim ve Devrim
    YAZAN: Alexis de Tocqueville
    ÇEVİREN: Turhan Ilgaz
    YAYINEVİ: İmge Kitabevi
    ADRES: http://www.imge.com.tr/product_info.php?products_id=9958

    KİTAP #40: Anarşist Ahlâk
    YAZAN: Pyotr Kropotkin
    ÇEVİREN: Işık Ergüden
    YAYINEVİ: Kaos Yayınları
    ADRES: http://www.kaosyayinlari.com/index.php/anarsist-ahlak

    KİTAP #41: Tarlalar Fabrikalar ve Atölyeler "Yarın"
    YAZAN: Pyotr Kropotkin
    ÇEVİREN: Işık Ergüden
    YAYINEVİ: Kaos Yayınları
    ADRES: http://www.kaosyayinlari.com/index.php/tarlalar-fabrikalar-ve-atoelyeler-yar-n

    KİTAP #42: Spinoza Üstüne On Bir Ders
    YAZAN: Gilles Deleuze
    ÇEVİREN: Ulus Baker
    YAYINEVİ: Öteki Yayınları
    ADRES: http://www.kitapyurdu.com/kitap/spinoza-ustune-on-bir-ders/19232.html

    KİTAP #43: Tutunamayanlar
    YAZAN: Oğuz Atay
    YAYINEVİ: İletişim Yayınları
    ADRES: http://www.iletisim.com.tr/kitap/tutunamayanlar/7279
    KİTABIN GİRİŞ KISMINI OKUMAK İÇİN:
    http://www.iletisim.com.tr/images/UserFiles/Documents/Gallery/tutunamayanlar.pdf

    KİTAP #44: Huzur
    YAZAN: Ahmet Hamdi Tanpınar
    YAYINEVİ: Dergâh Yayınları
    ADRES: http://www.dergahyayinlari.com/?q=node/117

    KİTAP #45: Oblomov
    YAZAN: İvan Gonçarov
    ÇEVİRENLER: Sabahattin Eyüboğlu & Erol Güney
    YAYINEVİ: İş Bankası Yayınları
    ADRES: http://alisveris.iskulturyayinlari.com.tr/tanim.asp?sid=TM62H0W243INEMMNAUTP

    [Devamı 5. bölümde]

    YanıtlaSil
  8. [5. BÖLÜM]

    Aşağıda sayın Eğilmez’in yazdıkları ile beraber yorum pencerelerini sonuna kadar lütfen acele etmeden ve dikkatle okuyunuz.

    Okuma esnasında karşılaşacağınız “referans bilgiler”i, bir köşeye kaydediniz ve imkânınız el verdiği müddetçe bu bilgilere ulaşmaya çalışınız:

    1. Ahbap Çavuş Kapitalizmi
    http://www.mahfiegilmez.com/2014/05/ahbap-cavus-kapitalizmi.html

    2. Temel Yanılgılarımız
    http://www.mahfiegilmez.com/2014/05/temel-yanlglarmz.html

    3. Girişimcilik
    http://www.mahfiegilmez.com/2014/06/girisimcilik.html

    4. İİBF’de Bölüm Seçimi
    http://www.mahfiegilmez.com/2014/07/iibfde-bolum-secimi.html

    5. Küresel Krizin Çözümü İçin Maliye Politikasına İhtiyaç Var
    http://www.mahfiegilmez.com/2014/07/kuresel-krizin-cozumu-icin-maliye.html

    6. Fiyat, Faiz, Kur Derken Asıl Meseleyi Kaçırıyoruz
    http://www.mahfiegilmez.com/2014/07/fiyat-faiz-kur-derken-asl-meseleyi.html

    7. Büyüme Düştü, Merkez Yandı
    http://www.mahfiegilmez.com/2014/09/buyume-dustu-merkez-yand.html

    8. İİBF Sorunu
    http://www.mahfiegilmez.com/2014/09/iibf-sorunu.html

    9. Türkiye Ekonomisinin Bugünkü Sorunları
    http://www.mahfiegilmez.com/2014/09/turkiye-ekonomisinin-bugunku-sorunlar.html

    10. Reform İllüzyonu
    http://www.mahfiegilmez.com/2014/09/reform-illuzyonu.html

    11. Üniversite Süresini Nasıl Değerlendirmeli?
    http://www.mahfiegilmez.com/2014/10/universite-suresini-nasl-degerlendirmeli.html

    12. Ne Pahasına?
    http://www.mahfiegilmez.com/2014/12/ne-pahasna.html

    13. Bilim ve İnanç
    http://www.mahfiegilmez.com/2015/02/bilim-ve-inanc.html

    [Devamı 6. bölümde]

    YanıtlaSil
  9. [6. BÖLÜM - SON]

    “...
    Bilim uzun ve çetin bir yoldur çocuklar.

    Bilimi yarı yolda bırakmayın; olur mu çocuklar?!

    Oppenheimer gibi hissediyorsanız; bırakın yüksek binaları başkası yapsın, büyük barajlarda başkası çalışsın!

    Bazılarına çok uzaklardan bile görünen yüksek yapılar kurmak çekici gelecektir;

    Bırakınız bu işleri öyleleri yapsın!

    Bazıları da insanları çalıştırmak, büyük teşebbüsleri idare etmek ihtirası ile yanarak kuvvetli olmak isteyeceklerdir;

    Bırakınız parayla da onlar uğraşsın!

    Sizin kuvvetli olmak gibi bir derdiniz yoksa,

    Siz de Leonardo Da Vinci gibi ‘Kuvvet nedir?’ diye merak ediyorsanız:

    Buyrun sizleri Mekanik kürsüsüne beklerim.

    Çünkü:

    Bazılarına göre ‘kuvvet’; ‘para’ ile ‘organizasyon’un çarpımına eşittir!

    Bize göre de ‘kuvvet’; ‘ivme’ ve ‘kütle’yi ilgilendiren bir büyüklüktür!

    Bu iki formülü birbiriyle karıştırmayın; olur mu çocuklar?!

    ‘Kürsü’ ile ‘ticarethane’yi birbirine karıştırmayın; olur mu çocuklar?!
    ...”

    [Prof. Dr. Mustafa İnan
    İnşaat Mühendisi
    1911-1967
    “Bir Bilim Adamının Romanı”
    Oğuz Atay
    1975]

    ===UYARI MESAJI (1)===

    Animasyon video:

    “Hayatta herbirimizin görevi var; peki ama bu görevler ne ?!

    El Empleo

    The Employment”

    Süre: 7dk.

    Adres:
    http://vimeo.com/32966847

    ===UYARI MESAJI (2)===

    “Sınıf bilinci nedir ?!”

    “Kaç Bize Gel !”

    Süre: 5dk.

    Adres:
    http://vimeo.com/57447092

    “Hayatta kalma rehberi (1)”
    http://kacbizegel.com/wp-content/uploads/Kac-bize-gel-brosur-1.pdf

    “Hayatta kalma rehberi (2)”
    http://kacbizegel.com/wp-content/uploads/Kac-bize-gel-brosur-3.pdf

    ===UYARI MESAJI (3)===

    “Bencillik Çağı ~ Ben Çağı (The Century of the Self)”

    Hazırlayan: Adam Curtis (İngiliz belgesel ve film yapımcısı)

    Yayın yılı: 2002

    Bölümler:

    Bölüm 1: Mutluluk Makineleri (Happiness Machines)
    Türkçe altyazılı video:
    http://vimeo.com/22918234

    Bölüm 2: Rıza & İkna etme mühendisliği (The Engineering of Consent)
    Türkçe altyazılı video:
    http://vimeo.com/23204840

    Bölüm 3: Herbirimizin kafasının içine birer polis yerleştirilmiş: Bütün bunları kafamızdan kovmalıyız.
    (There is a Policeman Inside All Our Heads: He Must Be Destroyed.)
    Türkçe altyazılı video:
    http://vimeo.com/23485787

    Bölüm 4: Kettering’de şarap yudumlayan sekiz kişi
    (Eight People Sipping Wine in Kettering)
    İngilizce video:
    http://www.dailymotion.com/video/x17b3nc_the-century-of-the-self-eight-people-sipping-wine-in-kettering-4_news

    ===UYARI MESAJI (4)===

    Prof. Dr. Yankı Yazgan (psikiyatrist) ile yapılan röportaj:

    “REKABET” KELİMESİNİ BEBEKLİĞİMİZDEN İTİBAREN BİZE NASIL ÖĞRETİYORLAR ?!

    Adres:
    http://www.youtube.com/watch?v=o-0pePCFp4A

    Saygılarımla.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sizin bu yaptiginiz DOS attack olarak ele alinabilir (Denial of Service). Bir suru ivir zivir mesaj ile server'i yukleyip is gormesini engellemek amaciyla yapilir. Hoca'nin her mesajina ayni sekilde uzun mesajlarla ilgili ilgisiz cevap yaziyorsunuz. Bunlari okuyan var mi acaba. Kendi blogunuzu yapmayi deneseniz derim, madem yazacak o kadar cok seyiniz var....

      Sil
    2. Karisik cerezdeki kaju gibi oluyor. Bunda ne kotuluk var. İlgilenen bakar.

      Sil
    3. Teşekkürler.

      Bahsettiğinizi ve daha fazlasını saygıdeğer dostumuz Edward Snowden'in ışığında yapıyoruz.

      Bir gün bilgisayarınızın, tabletinizin veya akıllı cep telefonunuzun klasörleri arasında dolaşırken karşınıza birden bire;
      Münir Nurettin Selçuk,
      Leonard Cohen,
      Neşet Ertaş,
      Erkan Oğur,
      Veya "Do-diyez minör 14. Piyano Sonatı (daha yaygın bilinen ismiyle 'Ayışığı Sonatı')" çıkarsa lütfen şaşırmayınız.

      "Modernite"nin tuzaklarını idrak edebilmeniz temennisi ile:

      "Kırmızı Balon" (1956)

      https://vimeo.com/15187075

      Alternatif:

      https://www.youtube.com/watch?v=KdD49N5OmtE

      Saygılarımla.

      Sil
    4. ilgilenmiyoruz. Kaju yemek de istemiyoruz. Biz buraya bal almaya geldik. Kuru yemisci dukkani degil burasi.

      Sil
    5. Kimseyi kırmamak ve haksızlık etmemek adına, mesajlarınızı kısa ve özet şeklinde yazmayı önerebilirim. Yazılan yorumun yarım A4 kağıdını geçmemesi gibi bir kural uygulayabiliriz, çünkü uzun metinleri okumaya alışkın bir toplum değiliz, kitap ta okumuyoruz malum.

      Sil
    6. Arılarınız olmadan bal elde edemezsiniz.

      Lezzetli bal elde edebilmeniz için sağlıklı arılarınız olmalı.

      Sağlıklı arılara ulaşabilmek ve bu arıların sizlere ışık tutabilmelerini sağlayabilmek için yukarıdaki kısa referans liste yazıldı, ve devamı gelecek.

      Arılarla birlikte güzel bir bağda yaşayan bu bağcıya sataşmanızın hiçbir etkisi yok.

      Yukarıda ifade edilen arılarla, "ışık hüzmeleriyle"; lezzetli bal ve üzüm salkımlarına sizlerin de erişebilmesi,

      "Modernite"nin tuzaklarını idrak edebilmeniz temennisi ile;

      Saygılarımla.

      Sil
    7. Sayın Korur,

      Tam tersine; özellikle ve özellikle "patronlar"ın diktasına karşıyız.

      Hayatımızdaki manâları körelten yegâne tuzaklardan biri de "kısa ve özet hâlde yaşamanın" dikte edilmesidir;
      Tıpkı patronların çoğunun çalışanlarını prezentabl olmaya zorlayıp,
      Piyasayı market segmentasyonuna göre sömürmek eğitimi almaları için sertifika dağıtan kurs merkezlerine zorla göndermesi gibi.

      Konu hakkında detaylı bilgi edinmek için;
      Yukarıda yazılan "Uyarı Mesajı 1, 2, 3 ve 4"te ifade edilenleri dikkatle izlemeniz ve okumanız tavsiye edilir.

      "Modernite"nin tuzaklarını idrak edebilmeniz temennisi ile;

      Saygılarımla.

      Sil
    8. Sizin dusmanliginiz bireye birey olarak tercihlere. Cunku siz feodal solcusunuz! Insanlarin kendi koslerine cekilip bireysel aktivite yapmasina engelsiniz yalnizligi da boyle ele aliyorsunuz. Cunku feodalsiniz tipki dinciler gibi onlarda bu tarz aktivitleri inancsizlikla iliskilendiriken sizlerde kapitalizmler burjuvazilikle iliskilendiriyorsunuz. Iste iki feodal yapinin insan tercihlerindeki bakis acisi. Sizlerden nefret ediyorum. Isci sinifindan gelen ve musluman bir aileden gelen biri olarak solculardan ve dincilerden nefret ediyorum.

      Sil
    9. Sayın Güngör,

      Samimi olduğunuz için teşekkürler.

      Sistemleri var eden insanlardır.

      "Öfke" oranı ayarlanabildiği müddetçe varlıkları motive eden önemli bir özelliktir;
      Oran bozulmaya meylettiğinde kibre evrilme olasılığı mevcuttur.
      "İnsan" isimli varlığın, bu oranı ayarlayabilme yetisi diğer varlıklara nazaran gelişmiştir.

      Sayın "Adsız"ların, sayın Berna Korur'un, sizin, bir başkasının ve hattâ bu satırların yazarı şahsımın savunduğu dünya görüşü, siyasi ideoloji, günlük hayatı sürdürme biçimleri, inançsızlık, inanç ve daha da sayabileceğimiz konularda durduğumuz yerden etrafımıza bakınca:
      Bir kesimden "solcu" oldukları için veya bir başka kesimden "dinci" oldukları için nefret edip/etmememiz;
      "Modernite"nin hayatı ezip geçmeye devam ettiği gerçeğini değiştirmiyor.

      Unutmayınız:

      Modernite:
      "Solcu ve dindar olanları ezelim; işçi sınıfından gelip, müslüman ailelere mensup olanları ve sosyal devleti savunan kapitalist bireyci olanları koruyalım."
      ayrımlarını yapmaz.

      (Not: "Dinci" kelimesi ile "dindar" kelimesi arasındaki farka dikkat çekmemize vesile olduğunuz için bir kez daha teşekkürler sayın Güngör.)

      Yukarıda ifade edilenleri daha dingin bir hâlde bir kez daha incelerseniz;
      Amacın hiçbir şekilde "geçmişte kalalım, hep orada yaşayalım, geçmiş temizdi; bugün kirli, yarın ise daha kirli olacak" gibi bir düşünceyi sizlere zerk etmek olmadığını sezeceksiniz.

      Yukarıda işaret edilmeye çabalanan hususlara ve kısa referans listesine daha kuvvetli bir mercekle bakmanız,

      "Modernite"nin tuzaklarını idrak edebilmeniz temennisi ile:

      "12 Öfkeli Adam" (1957)

      İngilizce:
      https://www.youtube.com/watch?v=mzPll63y2b0

      Türkçe dublaj:
      http://www.hdfilmizle.gen.tr/12-kizgin-adam-1957-izle.html?postTabs=4

      (Alternatif adresler:

      Bölüm 1:
      http://www.hdfilmizle.gen.tr/12-kizgin-adam-1957-izle.html?postTabs=0

      Bölüm 2:
      http://www.hdfilmizle.gen.tr/12-kizgin-adam-1957-izle.html?postTabs=1

      Bölüm 3:
      http://www.hdfilmizle.gen.tr/12-kizgin-adam-1957-izle.html?postTabs=2

      Bölüm 4:
      http://www.hdfilmizle.gen.tr/12-kizgin-adam-1957-izle.html?postTabs=3 )

      Saygılarımla.

      Sil
  10. Tek çare İslam hocam

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Neyin caresi? Islam ulkelerine bak bakalim neyin carsini bulabilmisler yoksa caresizlik icinde mi kivranip duruyorlar.

      Sil
    2. Tek çare bilimi öğrenmek ve bilimin yolunu izlemek. Atatürk'ün dediği gibi"Hayatta en gerçek yol gösterici bilimdir"

      Sil
    3. islam= çaresizlik,gerilik,hurafe,afyon,metafizik,bilime ve sanata aykırılık,ilkellik

      Sil
    4. babanız Chopin çalabiliyormuydu? çok zordur çalması,ciddi teknik gerektirir

      Sil
    5. Huzur islamdaysa huzurlu islam nerede ? gercekten cok merak ediyorum.Huzurlu musluman nerede huzurlu islam ulkerei nerede hakikaten nerede

      Sil
    6. Mahfi Hocam,

      Üstadımız Uğur Koşar'ın:

      " 'Allah' De Ötesini Bırak " 1 ve 2 olmak üzere yazdığı, peynir ekmek gibi satan kitaplar var. Şaka yapmıyorum!

      Bunları bi okuyun hele, bişeyciğiniz kalmaz...

      İyi haftasonları

      Sil
    7. düşen bir uçakta ateist bulamazsınız

      Sil
    8. 22 Mart saat 17:04 te yazan adsız,

      Kaç tane düşen uçakta ateist aradınız da bulamadınız?

      Sil
    9. "bişeyciğiniz kalmaz" diyen adsız,

      O "peynir ekmek gibi satmak" deyimi eskiden kalma bir deyim. Günümüzün şartlarına pek uymuyor. Ekmek neyse de, kitaplar peynir gibi satıyorsa, günümüzün peynir fiyatlarına bakınca, çok satamayacak demektir. Peynir fiyatları v.s. da belki "ötesini bırak" anlayışı sonucu bu hale gelmiştir.

      Sil
    10. Turkiye'de bu kitaplarin cok satmasi normal. Zaten memleketin yarisi AKP'ye oy verdi. Aziz Nesin de %60 oranindan bahsetmisti. Taslar yerli yerine oturuyor bolyece, bu kitaplari kimlerin aldigi belli oluyor. Dinciler, gunluk hayatini afyon kullanmis gibi yasayan insanlardir. Afyon'dan beyinleri bulanmis olup isrararla gidip hurafecilere oy verirler. Bunlar nufusun %50-60 kadarini olustururlar. Aziz Nesin bunu yillar once gormustu.

      Sil
    11. Bu konuda bu blogda tartışma olmasını istemezdim ama madem başlamış, bunun karşılıklı atışma şeklinde değil, fikrini söyleyip kenara çekilme şeklinde olması gerekirdi....
      Kendi düşüncem şöyle: Sadece inanç etmek, cahillik ve tembelliktir. (bkz petrol zengini olduğu için bilimden uzak kalma tembelliğine kapılmış müslüman ülkeler) Bilim tek başına teknoloji, bilgi ve başarıyı getirir ama bilimle inancı birleştirirseniz, bilgeliğe ulaşırsınız...Evrim teorisi teori olarak kalmıştır, Darwin vefat etmeden önce, inanç sahibi eşine, keşke bu kitabı yazmasaydım demiştir. Herşeyden üstün bir akıl vardır gerçekten... diyerek kenara çekiliyorum... (Polemiğe girenlere cevap yazmam, herkesin düşüncesine saygılı olmak gerekir, burası ekonomi sayfası zaten)

      Sil
    12. Berna Hanım,

      Fikrini söylemek başka, gerçeklere aykırı, yalan olaylar uydurup yaymak başkadır. Darwin’in karısıyla sohbeti tanıklığı!, akılsızca bir uydurmadır.

      Evrim Kuramı, Charles Darwin ve Alfred Russel Wallace tarafından, birbirinden habersiz ve eş zamanlı olarak ortaya koyulmuştur. Kuramı ilk kez ortaya koymak şerefi, onlarındır ama, Evrim Kuramı, sonradan günümüze kadar binlerce bilimsel çalışmayla doğrulanmış ve geliştirilmiştir. Ve her gün yeni çalışmalarla doğrulanmaktadır.

      Günümüzde artık aklı başında hiç bir doğa bilimcisi, Evrim Kuramı’nı tartışmaz. Hele yatak odası hikâyeleriyle bunu hiç tartışmaz.

      “Ötesini bırak, bişeyciğin kalmaz.” tartışmasına, Darwin ve Evrim Kuramı’nı karıştırmak da, ilginç bir kafa yapısının ve psikolojinin göstergesidir. Umarım Darwin kâbusları da görmüyorsunuzdur.

      Bir de Türkçe düzeltmesi: “Sadece inanç etmek” demişsiniz. İnaç edilmez. İnanç “edilen şeylerden!” değildir.

      Sil
    13. Teşekkürler katkı için Kaya bey.

      Sil
  11. Hocam merhaba

    Ben hep hayatın ne kadar önemsiz olduğunu hatırlamak için bir senaryo oluştururum zihinimde.

    Şöyledir kısa filmim

    Sultan ahmet camiin yapımı gelir aklıma inşaatında çalışan 2 işçi aralarında şöyle konuşur sırtlarını dayadıkları duvardan,ayasofyayı seyrederken
    "Düşüne biliyormusun yıl 1612 şu ayasoyfa taaa bundan 1000 yıl önce yapılmış"vaybee derler kendi aralarında ayasofyanın görselliği karşısında,ve bu dıyologun mimarları olan kişiler kendileri,çocukları,torunları,torununun torununun torunları bu kadar kısa bir zamanda
    Olması gerektiği gibi varlığın akışına kapılıp gitmişler bu bilinçten
    Şimdi yanlızlık dedinizde biz zaten yanlız gelip yanlız gitmiyormuyuz?O zaman kendini yanlız hissetmek olana direnmek değilmidir hocam..



    YanıtlaSil
  12. Emin olun dünyadaki her insan yalnızlık çekiyordur. Zaten dünyaya gelirken de yalnızız, muhtemelen giderken de yalnız olacağız... Ben yalnızlığı çok severim çünkü entellektüel yalnızlık yaşadığım için çoğu zaman tek başıma kalmayı tercih ediyorum... Çünkü merak duyduğum ilgi alanları ve yapmaktan hoşlandığım hobiler, çevremdeki insanların neredeyse çoğuyla uyuşmuyor. Ekonomiye olan ilgimden ve küresel sorunlara olan belki de aşırı duyarlılığımdan dolayı beni sıkıcı buluyor arkadaşlarım. Sokakta yaşayan evsizleri görünce ağlarım mesela bu hareketimi de safça bulanlar var. Havalar bugün gibi aşırı soğuk olduğunda, soğuktan titreyenleri düşünüp hüzünlenirim. Dünyada bu kadar aç insan varken, katıla katıla gülemiyorum malesef... Benim yalnızlığımın sebebi de bu işte. Ama şikayetçi değilim hatta çok memnunum bu durumdan :-)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet çoğu kez yalnızlık duygusu bir başkaldırıdır. Başkaldırı ise çoğu kez erdemli bir davranıştır.

      Sil
  13. Hocam sizin gibi bir birikimin bu derece mütevazı bir yazı yazması sizi çok daha yüceltiyor bence. Sanki karşımda oturmuş ta bana anlatıyormuşsunuz gibi samimi buldum. Bencilliğin zerresi bile yok. Sizi hayranlıkla tebrik ediyorum.
    Keşke memleketi idare eden kibirlik budalaları da sizin gibi olsaydı.

    YanıtlaSil
  14. Hayatta taklit edilemeyen tek şey cesarettir Hocam insanın yüreğide doğudan doğup batidan batmalı.

    YanıtlaSil
  15. Hocam bir zamandır yazılarınızı takip ediyorum. Üniversite öğrencisiyim. Gördüğüm, tanıştığım akademisyenler içerisinde "egosunu aldıran" tek kişi sizsiniz. Twitter'da, blogunuzda, (hiç yüz yüze gelmemiş olsak da biliyorum, yüz yüze) sorulan tüm sorulara büyük bir ciddiyetle cevap veriyorsunuz. Mühendislik alanında eğitim alıyorum, "Ya bu da sorulur mu? Yuh artık!" diye kızacağım geliyor. Bakıyorum ki; siz gayet sade, anlaşılır ve mütevazi bir cevap yazmışsınız. Kendi fevri tepkimden utanıyorum.

    Tüm bunları yazdım çünkü yalnızlığınızın kaynağı aslında bu haliniz bence. Chopin bence sadece yalnızlığınıza verdiğiniz ad... Sizi yalnızlığa sevk eden şey, bana göre farklı olmanız.

    Son olarak size bir teşekkür borcum var. Sizin yazdıklarınız ve tavırlarınız, bende çok ciddi değişimlere ve sorgulamalara yol açtı. Mesleki olarak olmasa da kişisel olarak sizi ideal olarak benimsemeye başladığımı fark ediyorum. Yakın zamanda bir arkadaşım saçma bulduğum bir soru sordu. Kızardım normal şartlarda sorduğu soruya. Fakat cevap vermeden önce, bir saniye içinde kendime "Dur! Mahfi Hoca olsa böyle mi yapardı?" dediğimi fark ettim.

    Toparlayayım... Bir yorum için çok uzun yazdım. Umarım yalnızlık sizi yıpratacak boyutlarda değildir ve ulaşmaz. Farklılıklarınızı korumanız ve -bencilce olacak ama- bana yol göstermeye devam etmeniz dileğiyle...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkürler.
      Yalnızlık duygumdan şikayetçi değilim. O, benim zaman zaman ekonomi, siyaset vb gibi günlük sürekli konuların dışına çıkmamı sağlayan bir duygu. İktisatçıların bir konuyu ele alış yöntemi soyutlamadır biliyorsunuz. Yani olayı alıp günlük hayattan soyutlayarak bakarlar ayrıntılarına. Yalnızlık da benim için günlük yaşamdan soyutlanma vesilesi. O nedenle yıpratıcı değil.

      Sil
  16. Hocam selamlar
    Genelde ekonomi ve finans temalı yazılar kaleme alırken bizi bugün ters köşe yapıp insanı yönümüzü ön plana çıkaran içinde paranın geçmediği duygusallık barındıran bir yazı yazmışsınız.Sizi bir kaç yıldır bu blog ta takip ediyorum.Herkes , doktorlar dahi akademik kariyerlerinden tutunda medyatik olma durumlarına kadar herşeyini paraya çevirmeye çalışırken siz bu blogta para pula dönüşümü mümkün olmayan yazılar yazmakla ,ekonomist olarak yanlış meslek seçtiğinizi düşünüyormusunuz (!) ? Hocam şaka bir yana benim yaşım 43 ,annemle her telefon görüşmrmde annemin ilk söylediği kelime "kuzuuum" dur.Bende her seferinde kuzu oldu "yaşlı öveç" öyle söyleme desemde sen benim kuzumsun der.Hocam 80 yaşınada gelsem onların gözünde kuzuyum.Çünkü o kuzunun annesi yada babası ,eşiniz ve dostlarınız dahil olmak üzere kimseye benzemez üflemeden püflemeden sizi sonuna kadar dinler sizin dertleriniz onların derdidir.Ayrıca son yazınızı okuduktan sonra MFÖ den "Bu sabah yağmur var istanbulda" fena gitmiyor.

    Erdem DEMİRCAN

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet aslında MFÖ'nün birçok şarkısını dinlerken de o yalnızlık duygusu gelip geçer aklımdan.
      Para önemlidir ama hiç bir zaman her şey değildir. Asıl olan iyi insan olmak ve iyi anılmaktır.

      Sil
  17. Saygıdeğer Hocam, ben de 2000'li yıllardan itibaren her seçim döneminde ( Genel- yerel ya da referandum ), sizin şu an hissettiğiniz gibi yalnızlık duygusuna kapılıyorum. Herkes uykuda bir ben uyanıkmışım gibi, ya da tam tersini hissediyorum. Bir nevi düşünsel yalnızlık ama bana sıkıntı verip, yaşam kalitemi düşürmeye yetiyor. Zor bir his. Kısa zamanda atlatmanız dileğiyle...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet bu da bir başka benzer duygu.

      Sil
  18. Merhaba,

    Gerçek yalnızlık, tek başına olmak değil, sizinki gibi birçok insanla birlikteyken yaşanan yalnızlıktır. Nedeni de sanırım, yanlış yerde konumlanmış olduğunun ayırtına varmış olmaktır. Ve bu yalnızlık duygusu, önceki yalnız olunmadığı sanrısından çok daha iyi, daha ümitli, daha çok potansiyel vadeden bir duygudur.

    Saygılarımla

    YanıtlaSil
  19. Hocam,
    Siyasetçiler sağolsun; yine dalıverdiler birbirlerine; yine hareketli bir hafta bekliyor sizi.

    Bir 5 dakka dursalar da kendimizi dinleyebilsek.

    Ben de anne babamı kaybettim, ve çok özlüyorum. Bir konuyu düşünürken, anne babam olsa ne derdi diye kendime sormaktan alamıyorum.

    Oysa bizim de kendi sorularıni yanıtlamamızı bekleyen çocuklarımız var...

    YanıtlaSil
  20. BİREYİN KENDİNİ KORUMA mekanizması= yalnızlık duygusu: İSTANBUL'da YAŞAYANLARIN ARADA BİR değil SIK SIK YALNIZ KALMAK hatta KENDİNİ YALNIZ HİSSETMEK HAKLARIDIR: O denli, her niteliğin bir arada bulunduğu, Beethoven'in ve Stravinski'nin müziğindeki kakışımın (dissonance) bulkunduğu bir ülke, dünya gibi kent ki, İstanbul, insanın beş duyusu yetmez, o denli yeğin, yüklü uyarılar geliyor bireyin otonom ve diğer sinir sistemlerine, yetmeyen beş duyusuna. Ne Londra böyle, ne Viyana, ne de Paris. hepsi görece bir örnek (uniform). İstanbul hepsinden canlı, capacanlı, yaşayan bir organizma! Boğaziçinin estetiği, derinliği, izlenimci (Empresyonist) ressammara, izlenimci İstanbullulara ve izlenimci turistlere verdiği engin ve zengin karmaşa bir senfoni, Mahler Senfonisi. Hele Siz değerli Mahfi Hocam gibi algı antenleri (n-1) sayıda düşünürlerimiz için daha da yoğun bir kent, bir kültür kimliği..İstanbul bir de köylü BRUEGEL'in tabloları gibi, tek değil, çok merkezli bir tablo. .Paris tek merkezli, Viyana'da da öyle, zaten o AB kentlerinde kafanız sürekli dinlenir, zaten sürekli, doya doya yalnızsınızdır, zihninizi sanata, okumaya, estetiğe, felsefeye, edebiyata, bilime, ayırabilrisniz, merkezi sinir sisteminiz hiç yorulmaz, Zürih de mesela başta öyle, Potsdam da en başta öyle. Brandenburg UNESCO kapısı da. Trafiğin sempatik sinir ssitemimizi sürekli baskın kıldığı İstanbul'da kendişni yalnız hissetmek ruh sağlığının sigortası, tamponudur. Yazınız çok ilginç, önemli, çok teşekkür ederim, sıradan deneme kitapları ve köşeyazılarının öytesinde. Köşe yazılar, teve programları varsayılan programları seyrederek yorulan kafamı televizyonlardan, siyasetçilerin demeçlerinden arındırarak dinlendiren, herşeyin kavga olmadığını, İstanbul gibi bir cangılda bile Buda, Nepal rahiplerinin sükununa ihtiyaç duyulduğunu öğreterek hatırlattı bana. İyi ki yalnızlık var, iyi ki yalnız kalmanın mekanizmaları ve araçları halen var, kendini bir şekilde ortaya koyan, bize, "keni ihtiyacımızı" anımsatan "sayısal", "elektronik" bizi yalnız kalmaya çağıran "çağımızın modern" çağrı ci,hazları...:)) Selamlar ve içten saygılarımla ülkemizin ünlü, seçkin sayın Hazine Müsteşarımız.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kendine Çevre Ekosistem adını uygun görmüş olan Sayın Bay,

      Çok ve dolu dolu yaşamış, çok gezmiş, dünyayı görmüş, kaliteli müziğe, resim sanatına, psikojiye aşina, “her bilgiden haberdar” bir kişi izlenimi vermek çabasıyla yazılmış yazınız, ne yazık ki amacına ulaşamamaktan öte, tam tersi bir izlenim veriyor.

      Çok ilginç, çok önemli bulduğunuz, bir dizi “rüşvet-i kelam” ile övdüğünüz, “Yalnızlığımı Söylemeyin Kimsaye” adlı yazıyı da anlayamadığınız anlaşılıyor. Gerçekten ilginç ve önemli olan o yazıda, insanın “kafasını dinlemek” için, zaman zaman seçebileceği, yalnızlıktan değil, yakın çevresi, arkadaşları ve tanıdıkları ile birlikteyken, o çevreye ve o ortam içindeki kendi varlığına yabancılaşarak, kendini yapayalnız hissetmesi ve doğallıkla bundan rahatsız olmasıdır, sözü edilen.

      Beni bu yazıyı yazmaya asıl yönlendiren ise, Avrupa kentleri ve İstanbul ile ilgili değerlendirmeleriniz ve yaptığınız kıyaslamadır. Eğer sözünü ettiğiniz kentlere gerçekten gittiyseniz, ne yazık ki uçak biletleri ve otel paraları, sağladığı günlük ucuz avuntuları saymazsak, boşa gitmiş gözüküyor.

      Ben sizin gibi çok gezemedim ama, Londra’yı iyi bilirim, Paris’i gördüm, birçok Avrupa kentiyle ilgili belgeseller görüyoruz. Avrupa kentlerinde, sizin deyiminizle ”birörnek (uniform)” bir şey varsa, o da hepsinde ortak olan uygar ortamdır. Ve bu da onların İstanbul gibi yerlerle temel farkını oluşturur.

      Londra’nın her mahallesi, özgün yapısıyla ayrı bir kent gibidir. O nedenle ingilizler “Londradan sıkılan yaşamaktan sıkılmıştır” derler. Paris tarihsel nedenlerle bizim kültürümüzde en çok tanınan Avrupa kentidir, ve Paris’e “uniform” demek çok kişiyi güldürecektir. Yazınızdaki kent ismi bolluğunda nedense Berlin adı geçmemiş, ama Brendenburg kapısından söz ederek onu da dolaylı olarak anmışsınız. Bakmak başka, görmek başkadır derler. Belki oralara bakmışsınız ama, pek bir şey göremediğiniz anlaşılıyor. Gezilerinizde resepsiyon görevlileri, garsonlar falan sayılmazsa herhalde yalnız kalmışsınız ama, o kentlerde yaşayanlar yalnız değillerdir. Bu konuda her halde gözlem yerine, ülkemizde pek yaygın olan bir şehir efsanesini tekrarlıyorsunuz.

      İstanbula gelince: Güzelim İstanbu’lu yok etmek için, bir ölü soyucu âdiliği ile, elimizden geleni yaparken, bir yandan da İstanbul’u överek günah çıkarmaya çalışıyoruz. “bir ülke, dünya gibi kent ki, İstanbul ” demişsiniz. Kent kelimesini kullanmamış olsanız, İstanbul’un kentten başka her şeye benzediğinin bir ifadesi olacak bu sözler. Gerçekten de ne yazık ki İstanbul, bir yağma ortamında, kent özelliklerini hızla kaybediyor. İstanbul’da olduğunu düşlediğiniz zengin çeşitlilik, yazınızda andığınız Bruegel’in tablolarında görülen “taşra karmaşası ve taşralı insan tipleri”nin çeşitliliğidir. “İstanbul gibi bir cangılda” demişsiniz. İstanbul'un bir kent olmadığının ilginç bir ifadesi bu.

      Evet İstanbul’u bir cangıla çevirmişiz ve yaptığımızdan utanç duymadan, onu uygar Avrupa kentleriyle kıyaslamaya kalkışıyoruz. İstanbul’u artık, ilkel Arabistan’ın, Dubai gibi garabetleriyle kıyaslayabiliriz.

      Yazınızla ilgili daha çok şey söylenebilir, ama bu yazı çok uzadı.

      Saygılarımla.

      Sil
    2. laf lafı,konu konuyu açınca çok ilginç yorumlar çıktı..Kaya Ersoy'a katılıyorum..İstanbul'un tahammül edilmez ve yaşanmaz bir kent olduğunu ispat için Avrupayla kıyaslamaya hiç gerek yok..yalnızlığa gelince tabi çok şey söylenebilir,izafi bir kavram..benim yalnızlığımla Kafka'nın yalnızlığı arasında hiç bir benzerlik olamaz..dâhilerin çoğu yalnızlık sayesinde dahi olmuştur, bugünlerde sözü edilen değerli yalnızlık onlara aittir

      Sil
  21. Her mükemmel beynin kaderi yalnızlıktır Üstad. Kaliteli bir yalnızlık da kalabalıklara bedeldir zaten. Ben böyle zamanlarınızda ismet özel- münacaat şiirini dinlemenizi öneririm.

    YanıtlaSil
  22. yalnız değilsiniz hocam :)
    literatüre de geçmişdir artık... neyseki bahar geliyor...

    BABAM VE BEN

    4 yaş: Babam her şeyi bilir.
    5 yaş: Babam çok şeyi biliyor.
    6 yaş: Benim babam, senin babandan daha çok şey biliyor.
    8 yaş: Babam her şeyi bilmiyor olabilir.
    10 yaş: Babamın gençliğinde her şey çok farklıymış.
    12 yaş: Aslında, babam bu konuda hiçbir şey bilmiyor. Çocukluğunu anımsayamayacak kadar yaşlı.
    14 yaş: Babama kulak asma, o artık çağ dışı kaldı.
    21 yaş: Babam mı? Aman Tanrım! o hiçbir işe yaramaz
    25 yaş: Babam bu konuda az da olsa bir şeyler biliyor. Ama o yaştaki insanın bu konuda bir şeyler bilmesi normal zaten.
    30 yaş: Bu konuda babamın fikrini alsak iyi olur. O kadar deneyimli ki!
    35 yaş: Babama sormadan hiçbir şey yapmasam iyi olacak.
    40 yaş: Acaba babam bu konunun nasıl üstesinden gelirdi? Ne kadar akıllı ve deneyimli bir insandı.
    50 yaş: Babamın yanımda olması ve bu konu hakkında fikir vermesini ne kadar çok isterdim. Onun ne kadar akıllı olduğunu hiç taktir etmemişim. Ondan çok şey öğrenebilirdim. ANN LANDERS

    YanıtlaSil
  23. Hocam belkide sila-i rahim duygusundandir icinizdeki yalnizlik. Ailenizdeki bireyler hayatta mi bilmiyorum ama babanizin yoklugu ve onu arayisiniz bayagi kendisini gostermestir yüreginize.
    Bazen sosyal hayattan,bilimden,insanlardan,kalabalik yerleden
    Uzaklasmak aile ile 1 veya 2 hafta vakit gecirmek iyi gelir diye dusunuyorum hocam. Bende soylediginiz duygulara kapildigimda ozledigim ve bulamadigim insanlarin mezarini ziyarete gidiyorum bana iyi geliyor. Hayatta olan ailemle vakit gecirmek ise yalnizligi alip atmami sagliyor hocam.
    Biraz bilimden,sosyal hayattan uzak durup aile vakit gecirmek gerektigini dusunenlerdenim hocam.

    YanıtlaSil
  24. Hocam Yaşar Kemal'lin de size dediği gibi ''Türkçeyi yalın, sade ifadeleler ile kullanmayı iyi biliyorsunuz.'' Yazınızın sonuç kısmı baya dokunaklı hüzün patlaması yaşatıyor. Hissettiğiniz ruhhalinizden anne, babanıza belgrad ormanından, piyanist filmine oradan 2 cihan harbi derken Frederick Chopin ve babanızın piyano çalışına bir solukta okudum güzel yazınız için teşekkürler (keşke daha uzun olsaydı) Anne Babanıza Allah rahmet eylesin mekanları cennet olsun. Böyle güzel hikaye tadında yazının sonunda bile tavsiyeler geliyor. ''Tek çare islam hocam'' diye yazar insanı hikayesiyle alır götürür Yazara cevap verecek, kahramana akıl verecek çok şey birikir, hatta dayanamazsın: televizyon izleyen mahallenin ev karıları gibi müdahale edersin içinden şöyle olsa, böyle dese diye birde bakmışsın koca roman bitmiş. Önemli olan okumaktır, okumayı sevmek. Çok fazla milisleştik ya o grubtansın ya bu grubtan diye 80 darbesi öncesini bilmem yaşım gereği ama cepheleşen insanlar hoşuma gitmiyor benim Allah sonumuzu hayıretsin yazınız için yeniden teşekkürler. Sağlıcakla kalın.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkürler. Evet belki bu dediklerinizin de etkisi vardır. Ama ben bu duyguya çocukluğumdan beri kapılırım arada bir.

      Sil
  25. Hocam ''Fed, İMF oldu'' başlıklı yazınızı yeni okudum, masal gibi anlatmışsınız. Akademik yazılardaki sıkıcılıktan eser yok.

    YanıtlaSil
  26. Hocam torun torba varsa yalnızlık olmaz diyorlar sizin yaşınızdakiler için.

    YanıtlaSil
  27. Hocam iş hayatı , ünvan ve para kazanma hırsına kapıldığımız bu dönemde anne ve baba eksikliğini çok güzel hatırlatmışsınız. Teşekkürler.

    YanıtlaSil
  28. Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı Eski Müdürü Bartu Soral:

    'Türkiye'de şirketler iflas etmeye başladı'

    Yaklaşan ekonomik kriz toplumunen üst gelir katmanının ilk yüzde 5’inin altından başlayarak orta gelirli, beyaz yakalı ve dar gelirli herkesi olumsuz etkileyecek. En başta da şirketler etkilenecek gibi gözüküyor. Çünkü baro yetkililerinden aldığım bilgiye göre iflas erteleme başvuruları yağmur gibi gelmeye başlamış. Bunun yanında ekonomik riskler tavanda. Üretim zayıf, teknolojimiz yok. Hane halkı borcu bizim durumumuzda bir ülke için yüksek. Kısa vadeli dış sermaye hareketleri, denetlenmediği takdirde ulusal paramız üstünde olumsuz etkiler yaratacaktır. İthalatı körükleyen ve işsizliği artıran bu durum karşısında kurun gerçek seviyelerde kalması için aktif bir döviz ve para politikası izlemeyi tercih etmeliyiz.

    22 Mart 2015

    http://www.yurtgazetesi.com.tr/ekonomi/fed-akpyi-simdilik-kurtardi-h79394.html

    YanıtlaSil
  29. Sevgili Üstat,

    Yalnızlık anlaşılamama ile de ilgili diye düşünüyorum. Zira, size olduğu gibi banada babamı hatırlatıyor. Anlaşılmadığımı hissettiğimde yanına her gidişim iyi gelirdi. Doğuştan sahip olduğunuz şeylerinde kalıcı olmadığını bazen yaşadığım bu yalnızlık duygusu hatırlatıyor bana.
    Çok selamlar.
    Cafer Demir

    Not: Akşamki maçımız için bol şanslar diliyorum.

    YanıtlaSil
  30. bu şarkı da bende yalnızlığı çağrıştırıyor https://www.youtube.com/watch?v=Zq-rdlQMQFQ

    YanıtlaSil
  31. Hocam link kesinlikle yanlizliginiza iyi gelecek vesselam..
    http://youtu.be/UoH6OgH5Deg

    YanıtlaSil
  32. Avrupada bilimde 1numara ama sapikliktada bir numara medyaya yansimayan o kadar iğrenç olaylar oluyorki burada anlatmaya dilim varmaz şuan müslüman bilim adamları olmasaydı ne avrupa olurdu ne Amerika bilim müslüman bilim adamlarından yayıldı lokman hekim Biruni caferi sadik hazretleri ve nice müslüman ilim adamları İslam 14. Asırda insanin yapışkan bir sıvıdan yani spermden yaratıldığını söylüyor bakin bakalım avrupa bunu ne zaman bulmuş müslüman ülkelerin bu durumda olmalarının sebebi ise köklerini yani atalarını bırakıp batililasmaya calismalaridir Almanya ve japonya nin durumu bizden vahimdi ama ne oldu onlar atalarını ve kültürlerine daha fazla baglandilar şimdi iki ülkeyi de görüyorsunuz Türkiyeden kat be kat büyükler siz japonların kendi ataları olan samuraylara sovdugunu gordunuzmu yani sıkıntı İslam da değil çare İslam da ıslama gericilik diyenler islami hic açıp araştırmayan kimseler sadece kulaktan dolma bilgiler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Peki Aristoteles ve Sokrates olmasa idi ortaçağ da Müslüman alemi ne olurdu! İsmimi saydığın ve saymadığın Alimlerin baş ucunda bunların kitapları yokmu bu adamlara yazdıkları reddiyeler yokmu! Biraz empati lütfen bu sayfada birileri senin düşüncesizliğinden kaynaklı İslam'a hakaret ettikçe küçük gördükçe zevkmi alıyorsunuzda düşünmeden yazıyorsun. Veya Bilimde para gibidir dini ırkı rengi olmaz demesini bilin. Başka bir veyadaha müslüman birileri günaha girsin istemez o aşamadada susmasını bilir karşıdaki insanı günaha sokmaz.

      Sil
    2. Kimse kusura bakmasın ama ortadoğuda olanların yanında Avrupa'da olanlar devede kulak sayılır.

      Sil
    3. Valla ben ata sporcularimiz pehlivanlara sovmuyorum :)

      Sil
  33. Bir sabah uyandığımızda gördük ki hepimiz yalnızdık ve işin kötüsü, sokakta yürüyen herkesin, bizlerin kendi halimizden ve de diğer yalnızlık vakalarından haberimiz olmasına karşın bunu söyleme cesaretimizin olmayışıydı. Prochnow bir şeyler demeye çalışsa da susturdum onu, yalnızlığımı elimden almamalıydı kimse, depresyonda olmalıydım zaten şu anda. Bir derdim olmalıydı en süreklisinden ve sırrı çözmeyi değil de kandırılmaya devam etmeyi istemeliydim. Tek düşüncem buydu. Paradoksal aforizmalarında boğulmak istediğim tersnameci adamlar dururken bağımlı ve de taraflı Türk gazeteleri okumak zorunda hissediyordum kendimi. ÜniDersiteye ve de düzene ayak uydurmalıydım, düzülmek istercesine. Bu yazdıklarımı yazmamalıydım, Avrupa misali, en rasyonel olma hevesine. Yalnız olmalıydım ve de demeliydim paradokslarında yüzmeye yeltendiklerime saygı dururcasına “kötüceyim, iyice…"

    YanıtlaSil
  34. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil
  35. Hocam yazınızı okuyunca çok duygulandım. Ben de anneciğimi kırk beş gün öce kaybettim. Onunla beraber herşeyimi de. İnsanların ne olduklarını gerçek anlamda anlıyorsunuz. Hayatın ne olduğunu ve ne olmadığını. Keşke bunları annem hayatta iken anlasaydım. Sanki onun kıymetini bilemedim gibi geliyor. Evet sizin babnız gibi benim de tüm sorularımın cevabı annemdeydi. Her duygunun anlamı da ondaydı. Şimdi onsuz bu hayat nasıl geçer bilemiyorum. Siz bununla nasıl başa çıkıyorsunuz? Ben kendimi çok da güçsüz hissediyorum. Siz yazmaya devam etmişsiniz ben yapamıyorum. Yazdıklarınızı ve hissettiklerinizi kendime çok yakın gördüğüm için yazdım. Teşekkürler hocam.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Tuhaf bir şey ama insan alışmaya koşullanmış bir yaratık. Her şeye alışılıyor. Arada böyle yalnızlık duygularına kapılıyor ve hatırlıyor insan ama sonra günün hay huyu içinde unutuyor.
      Bu, kıymetini bilememek duygusu çok genel bir duygu. Çok kişide var bu. Ben de aynı şeyleri hissediyorum.

      Sil
  36. Hocam yüreğinize sağlık. Bu yazıyı okurken sanki okumuyor sizle konuşuyordum, bi çoğumuzun cevabını bulmak ta güçlük çektiği sorunun cevabını çok samimi bi dille yazmışsınız, tekrar tekrar yüreğinize kalemini ze sağlık. Selamlar...

    YanıtlaSil
  37. Yalniz degilsiniz biz variz. Sizi cok seviyorum.

    YanıtlaSil
  38. Hocam;
    Bir konut balonudur gidiyor.İlerleyen günlerde özellikle bu konuyu işleyen istanbulu hedefleyen yazı kaleme almanız mümkünmü?

    Nüfusu 14.000.000 dayanmış nüfus anlamında her yıl %2 yani 250.000 artan şehri-İstanbul için bende bir takım veriler topladım.
    Bu rakamlardan sonuca erişmek benim için biraz da çekilen röntgen filmini doktor olmayan birinin yorumlamasına benziyor.Tabiki doktor sizsiniz.Sadece rakamlar yetmiyor sentez yapmak için ,Türk toplumun gayrimenkule yatırım yapılması anlamında diğer toplumlardan farkı varmıdır? Gazete ve Tv reklam kuşaklarında emlak reklamlarından geçilmiyor.Satan malın neden bu kadar reklamı yapılsınkı diye kuşkulanıyorum.Bu noktada köşeyi tutmuş emlak rantından bir şekilde nemalandığını düşündüğüm gazete ,yazar ve ekonomistlerden ya tık yok yada "yok öyle bir şey" cevabını alıyoruz.

    Her şeyi anlıyorumda konutu bir yatırım gibi görmek bana yanlış geliyor.Barınma yemek içmek nefes almak gibi olmazsa olmaz bir ihtiyaç.Tamam fiyatlar alsın başını gitsinde ortalama geliri belli olan büyük bir kitle satın almak veya kiralamak yöntemiyle bu ihtiyaca hangi gelirleryle erişecek.Bahsettiğim istanbui için ev fiyatları semtine göre ortalama 400.000-1.000.000 TL arasında kira ise 800-3.500 tl arasında ..Demek istiyorumki halkın alacak parası (bu fiyatlara çalışıpta elde ettiği kazançla ev alacak kaç kişi vardır.)yoksa bu fiyatlara bu evleri kimler alıyor.Sakın yabancılar demeyin son 2 yılda yabancıların istanbulda aldığı konut sayısı toplam satılan konutun %2 si kadar.
    Bankalardaki mevduat miktarı 550 milyarken bankaların 980 milyar TL kredi alacağı olması olması ne anlama gelir.Bu miktar krediyi vatandaşımız para kazandığı işinemi yatırım yapmıştır yoksa reel anlamda geri kazanım yaratmayan taşa toprağa veya lüks tüketim ürünlerinemi yatırmıştır.

    Hocam yukarda belirttiğim gibi doktor sizsiniz .Ben mühendisim röntgen filmine baktığımda bir şeyler görüyorum ama son sözü doktor söyler.Aşağıda röntgen filmini ve bir kaç labratuvar tetkini görebilirsiniz.

    İSTANBUL
    Yıllık nüfus artışı %2 (yıllık 250.000 kişi) bunun %80 i kendi içinde nüfus artışı %20 si göç
    Yıllık konut gereksinimi (Talep) 100.000 adet
    Yıllı konut ruhsat sayısı 2014 (Arz) 210.000 adet

    İstanbul için konut ruhsat saysı*

    Ruhsat alınan daire sayısı
    2010 138.000
    2011 148.000
    2012 174.000
    2013 165.000
    2014 210.000

    *Tüik



    İstanbul için konut satış saysı*

    yeni konut 2.el konut Toplam
    2013 103.853 130.936 234.789
    2014 102.936 122.518 225.454

    2010 oc 2015oc Değişim(%)

    Konut fiyat endeksi(ist)* 100 205 105

    Kira TL/m2(ist)** 6,7 11,3 70
    Enflasyon endeksi* 100 142 42
    Dolar* 1,48 2,35 59
    Euro* 2,13 2,82 32
    Döviz sepeti 180 258 43
    Altın* 53.000 88.000 66
    Borsa 55.000 85.000 55
    Ortalama*** 52

    Taksi plaka 550.000 1.600.000 191

    * TCMB
    ** REİDİN
    *** Ortalama hesaplanırken Taksi plaka ve Konut fiyat endeksi hesaplamaya dahil edilmemiştir.

    Abdurrahman DEMİRCAN




    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet bir konut balonu var. Ben bunu kira - satış fiyatı ölçüsünden çıkarıyorum. Eskiden 15 yıllık kira geliri dairenin satış fiyatına eşitti. Sonra bu 20 yıla çıktı. Şimdilerde 25 yılda. Yavaş yavaş 30 yıla doğru gidiyor. Bence gösterge budur.

      Sil
    2. Sayin hocam meraba,
      Bu konuyu geçenlerde bb. Yard. Babacan'in yaptığı aciklamada yakaladim. Sanırım gsmh idi. 200 milyardan 800 milyar $ 'a cikardik. Dedi. Aslinda bu herseyi cok net özetliyor. Yani turkiye acatip bir hizla buyudu diyor. 2-3 ile değil diyor. 4 kat bir balon mevcut.

      Sil
  39. yazınızı okuduktan sonra benim gibi sizinde ; 1 anne babanızı ozlediginiz 2 gerçek dostlarından ayrı kaldığını 3 eşiniz veya çocuklarıniz ile sorun yaşadığınız (sizi anlamıyorlar) 4 monoton geliyor artık herşey pekçok şey yapmak istiyorsunuz hayata insanlığa dair ama bakıyorsunuz hiçbirşey yapamiyorsunuz 5 yaşlaniyorsunuz yaslaniyoruz (ben 41 yaşına gireceğim ama 20 yaşındaki gibi delidolu olmak istiyorum) çözüm; bulan haber versin :) ben ailemle kızımla ve bazen de olmadık yerde insanlara küçük iyilikler le aşıyorum. Sevgiylekalın

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkürler ama bu saydıklarınızdan birincisi dışındakiler benim açımdan doğru değil.

      Sil
  40. bu durumda en kiymetli cozum birkac dost sahibi olmak. Zaten dostlar birkac tanenin uzerine cikmiyor. Kaybolunca kutup yildizimiz olabiliyorlar.

    Ayrica burasi yorum kismidir. Burada haddinden fazla kopyalama yapanları kınıyorum. Sizin listelerinizi vb seyleri merak ettigine inandiginiz bir kitle varsa gidin kendinize blog acin, burayı mesgul etmeyin

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Arkadaş konusunda sorunum yok. Çok sevdiğim, belirli sıklıkla görüştüğüm dostlarım var. Benimki düşünsel bir yalnızlık. Ve çocukluğumdan beri arada bir kendimi olduğum yere yabancı hissederim ve o bana yalnızlık duygusu verir.

      Sil
  41. Kardeşim sen İslami kisitliyorsun İslam Hz Ademden itibaren başlıyor Allah katında tek din islamdir tüm peygamberler İslami savundu Allah katında tek din islamdir sokratesin hayatına bi bak istersen nasıl bi hayat yaşamış şimdiki avrupa gibi mi yoksa tam tersimi ayrıca ben lokman hekimin ve caferi sadik hazlerinin sokratesin ve Aristoteles un eserlerine ihtiyaç duyduklarını hic zannetmiyorum hangi kaynağa dayanarak bunu söylüyorsun anlamadim ben burada dil din irk ayrımı yapmıyorum mutluluk islamdadir demeye çalışıyorum kardeşim ve islamin asagilanmasini istemiyorum

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Mutluluk insanın içindedir. Herhangi bir inançla veya inançsızlıkla bağlı değildir.

      Sil
    2. Mahfi hocam çok doğru bir yaklaşımda bulunmuşsunuz harika yanıt

      Sil
    3. Elhamdülilah müslümanım İslama saygı duyulması aşağılanmaması ''benim'' ateizme saygı duymamla doğru orantılı olduğu kanaatindeyim. sen aşağılama ki insanlarda sana saygı duysun. Bak gazeteden okuduğum haber bir japon mühendis bir insanın ölümüne sebeb verdim diye canına kıymış ölen işçi bendendi, değildi diye sorgulamamış. İnsanın zeki olmalısı düşünebilmesi bir ayrıcalık ve farkındalık, bu nimeti bol kullanmak ancak bizi gelişmiş bir millet yapabilir.

      Sil
  42. Aynen öyle hocam ama o cevheri ortaya çıkarmak lazim

    YanıtlaSil
  43. Ferruh Atalay23 Mart 2015 10:29

    Hocam saygılar
    Vatanına Milletine hayırlı, düzgün bir aydın evlat yetiştirmişler.
    Mekanları cennet olsun.

    YanıtlaSil
  44. Hallaci mansur aziz Mahmud hudayi ibrahim bin Edhem ve bişr hafinin menkibelerini okuduğunuzda formule ulasacaksiniz hocam

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Benim formüle ulaşmakta sıkıntım yok. Kimsenin yol göstericiliğine de ihtiyaç duymadım yaşamım boyunca.

      Sil
  45. Hocam yalnızlık ve anne-baba konularında sizin yaşadığınız duyguları ben de yaşıyorum. 38 yaşındayım ama bazen bu duygularımın halen tam olgunlaşamamış olduğumdan kaynaklandığını düşünüyorum. Saygılarımla...

    YanıtlaSil
  46. Hocam ben inançsız arkadaşlarım içinde hiç mutlu olanını görmedim, hepsi buz gibi, hayatı, konuşmaları, davranışları çelişkilerle dolu kişiler.

    Dipsiz bir kuyuda dolaşıyor gibiler, belki de marjinal olacağım diye bu kadar kasmamak lazım, yaratıcıyı ve bilimi bir arada kabul etmek gerekir.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. O size öyle geliyor olabilir. Onlar da belki sizin için öyle düşünüyordur.

      Sil
    2. Gallup'un Dünyada mutluluk üzerine yaptığı son araştırmaya göre Türkiye mutluluk sıralamasında sondan üçüncü çıkmış. Sondan ikinci Tunus, sonuncu da Sudan. Bu araştırmanın sonuçları sizin dediklerinizle taban tabana zıt.

      Sil
    3. Bende size şöyle bir bilgi vereyim o zaman, dünyada en fazla inançsız insanların yaşadığı (ateist) ülkeler kuzey ülkelerdir. (Danimarka, Norveç, Finlandiya)

      Ve dünyada en fazla intihar, depresif davranışlar da bu ülkede görülmektedir.

      Sil
    4. Hocam araya girmek gibi olmasın ama, arkadaş yaratıcı derken tüm dinlerden bahsetmiş, sadece İslam'ı baz almamış. Sizin verdiğiniz örnek ise tamamen İslam'a karşı gelmek amacıyla yazılmış gibi duruyor.

      Yanlış anlamazsanız, saygı duymakla birlikte bir eleştiride bulunmak isterim, inançsız insanlar (bilhassa Türkiye'de) İslam'a karşı oldukları kadar diğer dinlere neden karşı olmazlar hocam?

      Türkiye'de inançsızlık biraz İslam düşmanlığı gibi görülüyor objektif olarak bakınca.

      Saygılar & Sevgiler.

      Sil
    5. Kuzey ülkelerinde depresyonun fazlalığı ateistlikle ya da dinle ilgili değil. Havayla ilgili. Bu konuda pek çok araştırma var. Sürekli karanlık hava insanları depresyona itiyor.

      Sil
    6. Başkasını bilemem ama benim söylediklerimin İslam düşmanlığı ile ilgisi yok. Ben hiçbir düşünceye veya inanca ya da inançsızlığa düşman olmam. Yetişme tarzım düşmanlık üzerine kurulu değil. Ama kendi düşüncesini zorla kabul ettirmek isteyenleri sevmem. Herkesin doğrusu kendi düşüncesine ve yaklaşımına göre belirlenir. O nedenle insanlara bütün öğretiler birlikte verilmeli seçim kendisine bırakılmalıdır diye düşünürüm. Din dersi okutulacaksa evrim kuramı da okutulmalıdır.

      Sil
    7. Evrim kuramının hiç bir bilimsel açıklaması yok ki. Evrim zincirinde ilk canlı kaynağı neydi, bu zincirde insan hangi canlıdan sonra geldi? İnsan beyni bir önceki canlıya kıyasla nasıl böyle gelişebildi?

      Zincir insandan sonra neden durdu? Evrimleşme süreci neden devam etmiyor?

      Stephen Hawking bile Tanrı'nın var olduğunu kabul etti. Dünyanın en saygın fizikçilerinden olan İngiliz profesör Brian Cox bile "Ortada bir Tanrı'nın olmadığını düşünmek saflık olur." diyor.

      Herşeyi geçtim, Cern'deki bilim merkezindeki projenin bile adı "Tanrı parçacığı" hocam.

      Biz bu bilimi, bu işi icra edenlerden daha mı iyi biliyoruz? Yoksa farklı bir şey mi zannediyoruz?

      Sil
    8. Gördünüz mü? Hemen yalan yanlış bilgilerle evrim kuramını kenara attınız. O zaman onların da inanç ve yaratılış yaklaşımını kenara atmasına kızmayın. Ben de size evrimin olduğunu anlatan yüzlerce bilim adamı ve kitap örneği verebilirim. Bırakın bunu okuyan insanlar karar versin var mı yok mu?

      Sil
    9. Hocam bu cahil cuheyla parcaciklari ile ne olur vakit kaybetmeyin. Bu zeka ozurlu parcaciklar yalnizlik gibi son derece romantik son derece entellektuel bir ruh halini bile inancla iliskilendiriyorlar. Yahu adam yalniz kalmak istiyor sana ne? yok illa feodal olacak bizden olacak bizim gibi it surusu gibi hareket edecek tek basina bireyci hareket etmeyecek. Bu feodal stalinist solcu feodal ahmaklarda da var hocam. Her neyse bunlarin insanin kendi kendine gecirecegi romantik dakikalara bile dusman. Insan secimlerden tercihlerden kuruludur yasami kimi yalnizligi secer kimi toplumda diyalog halinde olmayi kimi de zman zman toplumsallasir zman zman sizin gibi dag yuruyuslerine cikar.

      Burda bu zeka ozurlu arkadasa hic gitmedigi belli kuzey ulkelerinin insanlarindan beahsetmis 2.5 yildir bir kuzey ulkesinde yasiyorum evet cogu kisi ateist ama hic kavga gurultu gormedim insanlarin arasinda saygi kulturu var. Buradaki ruh sertligi bunalimin nedeni karanlik ve sert iklim soguk kosullari. Buna ilaveten D vitamini ve B vitamini eksilgi butun bunlar insani gergin yapiyor bu cok normal bir surec. Bu zeka azligina ugramis sahis sanirim ezber taneleri sozlerle konusmaktan dusunmeye de zaman bulmamis ki sizin entellektuel dusunsel yalnizlik temali yazinizi da inancla ilistirmeye calisiyor sanirim ustun zeka da bu olsa gerek.
      Bu zekaya sahip bir suru insan tanidim sadece dincilerde degil feodal stalinist solcularda boyle bunlarin ozu bu feodal hayvan suruleri gibi yasamak ille de boyle olmak. Bunlarda tercih yok birey yok..

      Sil
    10. Adsız kardeş,

      inancını yayma şeklin vahhabi/selefilere benziyor aman dikkat. la ikrahe fiddini.. dinde zorlama yoktur. hala öğrenemediniz gitti...

      Hasan

      Sil
  47. Aslında mesele inançtir hocam

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Mesele özgür düşünebilmektir.

      Sil
  48. Sayın Hocam,
    İnsanlarla düşüncelerinizi paylaşmak yalnızlık duygusunu bir nebze olsun giderir ama sizin potansiyeliniz ve bilgeliğiniz daha önemli ve topluma faydalı olacak paylaşımları hakediyor. Bilimsel Bakış Partisi gibi bir siyasi hareket geliyor aklıma mesela.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben buradan faydalı olduğumu düşünüyorum.

      Sil
  49. Ingeborg Bachmann'ın "Faşizm, atılan ilk bombalarla başlamaz, her gazetede üzerine bir şeyler yazılabilecek olan terörle de başlamaz. Faşizm, insanlar arasındaki ilişkilerde başlar, iki insan arasındaki ilişkide başlar" sözünü hayatımın pek çok ayrıntısında tecrübe ediyor oluşum beni çok üzüyor . Burada bu tahammülsüzlüğün ve faşizmin kendini islamla kimlikleyen insanlardan kaynaklanmasına da ayrıca üzülüyorum. Bu kabalağın bazı muhataplarını da aynı seviyesizliğe çekmesi ne kadar acı değil mi hocam? Benim tanıdığım gönül insanı, gönül ehli müslümanlara ne oldu? "Tek, düzgün ve olması gereken yol bu!" faşizmi ne zaman bitecek bu topraklarda? Sizin zarif yalnızlık paylaşımlarınızı da kendi müdahale alanında görme kibri nedir? Bu despot, "insanların ilacı bende" nobranlığı nedir? İslami anlatıda var olan ve yerilen Nemrut, Firavun vs. hayatımızın en naif hatıralarını dahi kirletmek zorunda mı? Biraz Yunus, biraz Yesevi, biraz Mevlana... ne olur..

    YanıtlaSil
  50. böyle zamanlar insanın kendini keşfetmesine vesiledir aslında yalnızken veya herşeyiniz varken mutsuz veya yalnız olduğunuzu hissedip bilmediğiniz yönlerinizi keşfeder, ve kendinize yeni mücadeleler yeni çizgiler yeni yollar oluşturursunuz. yalnız kalıp ruhunuza iyi gelen müzikler, bazen nostaljik filmler v.s ler yoldaş olur haleti ruhiyenize...en azından benim öyle...:)

    YanıtlaSil
  51. Hocam biliyorum daha önce başka arkadaşların soruları vasıtası ile cevaplamıştınız fakat şuan bulamadım yanıtı. İktisat bölümü 3.sınıf öğrencisiyim. Makro ekonomi kitabınızı mı yoksa küresel finans krizi kitabınızı mı daha önce okumamı önerirsiniz ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kitaplarımın okunma sırasını görmek için blogdaki yazılar/kitaplar bölümüne bir bakın orada tablosu var.

      Sil
  52. Hocam, Satürn- Yay burcundan geçiyormuş. Aralık 2014'te başlayıp 2017 senesine kadar devam edecekmiş. Bu işi meslek edinmiş astrologlar, özellikle sizin gibi duygusal ve düzgün insanların bu tür ( yalnızlık hissi gibi ) duygularla sınanacağını söylüyor. Ben astrologların yalancısıyım:-) (Kedidir kedi gibi ) Gökyüzünün işidir...
    Saygılarımla,

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kimsenin yalancısı olmayın. Hele falcıların, pardon astrologların yalancısı hiç olmayın.

      Sil
  53. Merhabalar hocam,

    Saygisizlik etmek istemem. Gercekten niyetim de ukalalik yapmak degil. Fakat bir sey sormak istiyorum:

    Bu yazinin uzerinden takribi 10 sene gecmis. Demissiniz ya "o olgunluga erismem gerekmiyor muydu?" diye. Nasilsiniz simdi? Hala var mi o yalnizlik hissi? Hala doldurulamamis bosluklar?
    Elbette ki babanin yeri doldurulamaz fakat bu yaziyi 2005te degil de simdi yazar miydiniz?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu yazıyı sembolik bir yazı olarak okursanız daha anlamlı sonuçlara varma imkanı olur.

      Sil
  54. Yorumlari okuyunca yanlizliginizi paylastigimi hissettim, yorum yapma geregini ise o zaman anladim, Allah insanimiza akil fikir versin, kendilerinin okuyup arastirip fikir yurutecek kapasiteleri kalmamis yazik ki, her ne kadar Yaradanin ilk buyrugu oku olsada insanimizin yuksek egosundan kaynaklanan subjektif bakis acisi ve farkli fikirlere kapali yaklasimlarinin sonucu, bilincli cehaleti secmis cogumuz. Bilgiye bu kadar kolay ulasilan su cagda, Yunus ve Mevlana'nin torunlari olarak egomuzdan siyrilamadan cehaleti tercih etmemiz ne kadar aci.

    YanıtlaSil
  55. Farkındalığın Işığında - Jiddhu Krishnamurti
    Sevme Sanatı / Erdem ve Mutluluk / Özgürlükten Kaçış - Erich Fromm
    İnsan Doğası Üzerine / Arthur Schopenhauer

    Sosyolojiye ilgim olduğunu anladığım lise yıllarında bu 3 yazarın belli başlı yazırlarını okumuştum. Sonraları bu alanda daha birçok yazarın kitaplarını okudum ama benim üzerimde en etkili olanlar bunlardı sanırım.
    Yanlızlığı bende çok hissederdim. Baba veya anne olmayınca çocuk yaşta bunu aşmanın farklı yollarını hep aradım. İlkokul 4. sınıfta Edmondo Amicis'in Çocuk kalbi kitabıyla aslında birtek kendimin bu dünyada dertli olmadığını anladım. Ortaokul yıllarında Cengiz Aytmatov ile seni seven ve senin sevdiğin arkadaş/eş/dost yada bir At'ın yalnızlığınızı alabileceğini anladım. Lise yıllarımda en başta bahsettiğim yazarlar ve onların kitapları sayesinde hayata farklı açılardan bakmayı öğrendim.
    Hayat gerçekten çok zor en zengininden en fakirine, en sağlıklsından en hastasına, en hislisinden en his yoksuna kadar herkes için kendisine has bir zorluk var.

    YanıtlaSil
  56. Hocam Merhaba,
    Sanki duygularıma tercüman olmuşsunuz, ancak ailem yanımda olmasına rağmen yalnızlık duygusunu çok uzun zamandır yaşıyorum. Aynı dediğiniz gibi arkadaşlarımla otururken ya da bir şarkıyı dinlerken. Bu duygunun sebebi insanın yaşı veya statüsü gibi özelliklerinden değil, kişinin hayatı boyunca yaşadığı olaylardan nasıl etkilendiğiyle alakalı sanırım. Yalnızlığımı hem seviyorum hem de hiç sevmiyorum.
    Sevgilerimle,

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok doğru, çok iyi ifade etmişsiniz.

      Sil
  57. Yazım yanlışlarının düzeltilmesine kızıyor musunuz bilmiyorum ama The Pianist filmindeki aktörün adı Adrien Brody hocam.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim, hemen düzelttim.

      Sil
  58. Hocam,
    Bu yazınıza şimdi rastladım, sizi zaten çok seviyorum ama böyle bir duyguyu bu kadar güzel anlatmanızla daha da çok sever oldum. Ben babamı 30 yaşında kaybettim,şimdi 35 yaşındayım ve diyorumki 5 senedir elim kolum yok gibi, hayatımdaki her derdim için açık kapı iken şimdi çaresiz,tek başına, B plansız kalmış gibiyim. Çok zor duygular,
    insan kaç yaşında olursa olsun anne-babasız kalınca gerçekten yetim olup, yağmur altında şemsiyesiz kalıyormuş.
    Size uzun ,sağlıklı bir ömür dilerim
    Sevgilerimle

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...