26 Temmuz 2015 Pazar

Küresel Barış Endeksindeki Yerimiz ve Risk Primimizle İlişkisi

Ekonomi ve Barış Enstitüsü, hiçbir partiye üye olmayan, kâr amacı gütmeyen bağımsız bir araştırma kurumu. Barış ve barışın ekonomiyle ilişkileri konusunda çalışmalar yapıyor. Yayınladığı raporlar içinde en ilgi çekici olanlarından birisi Küresel Barış Endeksi. Bu endeks 162 ülkeyi, 23 farklı niceliksel ve niteliksel göstergeyle ele alıp kıyaslıyor. Bu göstergelere dayanarak bir ülkenin barışa ne kadar yakın (barışçıl) veya barıştan ne kadar uzak olduğunu ölçmeyi amaçlıyor. Göstergeler ve taşıdıkları ağırlıklar şöyle:

İç Barış Göstergeleri
Ağırlık (1’den 5’e)

Dış Barış Göstergeleri
Ağırlık (1’den 5’e)
Suçluluk algılama oranı
3

Askeri harcamalar (GSYH’nın yüzdesi)
2
Güvenlik görevlileri notu
3

Silahlı kuvvetlerin sayısal oranı
2
Cinayet oranı
3

BM Barış gücü bulguları
2
Tutukluluk oranı
3

Nükleer ve ağır silah gücü
3
Silaha erişim
3

Silah ihracatı
3
İçeride uzlaşmazlıkların yoğunluğu
5

Göçmenler ve tehcir edilenler
4
Şiddete açık gösteriler
3

Komşu ülkelerle ilişkiler
5
Şiddet suçları
4

Dış uyuşmazlıkların sayısı, süresi ve niteliği
2,28
Siyasal istikrar
4

Dış uyuşmazlıklarda ölümler
5
Silah ithalatı
2

Silah ithalatı
2
Terörizmin etkileri
2

Terörizmin etkileri
2
İç uyuşmazlıklardan doğan ölümler
5

İç uyuşmazlıklardaki ölüm sayısı
5
İç uyuşmazlıklardan doğan çatışmalar
2,56

İç uyuşmazlıklardan doğan çatışmalar
2,56

Enstitünün hazırladığı 2015 Küresel Barış Endeksi Raporu çeşitli önemli bulgulara işaret ediyor. Bunlar arasında dünyanın giderek daha az barışçıl hale gelmesi, küresel sistemde barışın en düşük olduğu bölgenin Ortadoğu ve Afrika olması, Avrupa’nın en barışçıl bölge olarak öne çıkması, düşük nüfuslu ülkelerin yüksek nüfuslu olanlara göre daha barışçıl olmaları gibi bulgular sayılabilir. İşin ekonomiye yansımasıyla ilgili sonuçlara örnek olarak küresel gelirin yüzde 13,4’ünün silahlanmaya harcanması, uyuşmazlıklarda heba edilen parasal toplamın 817 milyar dolara ulaşması gibi bulguları gösterebiliriz.  

Raporda bu çerçevede yapılan değerlendirmeye göre 162 ülke içinde en barışçıl 5 ülke: İzlanda, Danimarka, Avusturya, Yeni Zelanda, İsviçre. Barışa en uzak 5 ülke ise (en sondan geriye doğru): Suriye, Irak, Afganistan, Güney Sudan, Merkezi Afrika Cumhuriyeti.   

Türkiye, 162 ülke arasında 135’nci sırada yer alıyor. Buna göre dünyada Türkiye’den daha barışçıl 134 ülke, daha az barışçıl 27 ülke var demek.

Dünyanın en barışçıl bölgesi olarak gösterilen Avrupa’da 36 ülke bulunuyor. Avrupa’da en barışçıl 5 ülke İzlanda, Danimarka, Avusturya, İsviçre ve Finlandiya. Bu ülkeler zaten dünyada da barışa yakınlık açısından en önlerde yer alan ülkeler. Avrupa’daki 36 ülke arasında barışa en uzak ülke Türkiye. Sondan başa doğru barışa en uzak 5 Avrupa ülkesi şöyle sıralanıyor: Türkiye, Makedonya, Kosova, Kıbrıs, Yunanistan.

TL’nin Dolar veya Euro karşısındaki değerine, borsanın iniş çıkışlarına, gösterge faizin durumuna bakarken bu tür önemli göstergeleri de gözden kaçırmamak gerekiyor. Çünkü ülke riskini en güncel olarak sergileyen CDS primi (ki bugün itibariyle 225 düzeyinde bulunuyor) bu göstergelerden de fazlasıyla etkileniyor. 

18 yorum:

  1. Cds mizin rusyayla kafa kafaya olduğu acı bir gerçek daha acısı ise aylardır böyle olması ve bu sayının aşağı çekilmesi için gerekli önemlerin alınamaması..(sınır güvenliği,siyasal uzlaşma,yargının bağımsızlığı..)

    YanıtlaSil
  2. Politika faizi olan haftalık repo faizi ile bankaların kredi ve mevduatlarda belirlediği piyasa faiz oranları arasında nasıl bir ilişki var acaba?...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Son 6 ayda politika faizi aslında politika faizi olmaktan uzaklaştı. Adı hala politika faizi olsa da son 6 ayda daha etkin olanı gecelik borç verme faizi. O nedenle TCMB'nin ağırlıklı ortalama fonlama maliyeti yüzde 8,5 dolayında oluşuyor. O nedenle bankaların mevduat faiziyle daha yakın ilişkili olan TCMB ağırlıklı ortalama fonlama maliyeti.

      Sil
  3. Hocam merhabalar;
    Bir hususta danışmak istiyorum yazı ile pek ilgisi olmasa da, bu hususu Twitter üzerinden de kısaca konuşmuştuk.
    Sizin gibi bir beyin, eşi çok az bulunan bir değer, kamu kurum ve kuruluşlarında yahut hükumetin-devletin farklı organlarında görev alsa; diğer yazılarınızda ve bu yazınızda belirttiğiniz özellikle ekonomik sorunların çözümü daha hızlı olmaz mı?
    "Hastalığı eleştirerek hastalıktan kurtulamayız." demiştim ve siz de şu güzel cevabı vermiştiniz: "Çok doğru ama hastalığı doğru teşhis edemezsek, doğru tedaviyi yapamayız."
    Tedaviyi yapacak olan ekipte yer almanız süphesiz ki harikulade olacaktır. Sizin böyle bir düşünceniz var mıdır hocam? Ülkemizin, memleketimizin geleceği için böyle bir şey sizce de güzel olmaz mı? :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İlginiz ve nazik sözleriniz için çok teşekkür ederim. Ben bu görevlerde bulundum ve elimden geleni yaptım. Siyasetçiyle çalışmak kolay değildir. Ben mesela Erdem Başçı'nın sorunları bilmediğini, anlamadığınız kesinlikle düşünmüyorum. Mesele bunları siyasetçiye kabul ettirebilmek. İşte o mesele Türkiye'de çok zor. Ben, 1997 yılının Temmuz ayında Hazine Müsteşarlığına getirildim. Gelirken yapacaklarımı ve hükümetin yapmasını beklediklerimi de söyledim. Ben kendime düşenleri yaptım ama hükümet kendisine düşenleri yapmadı. Ben de 5 ay görev yaptıktan sonra istifa ederek ayrıldım. O nedenle ne ben bir daha böyle görevlere talip olurum ne de kimse beni oralara getirir.

      Sil
    2. Anladım hocam, teşekkür ederim. Umarım yazılarınızdan gerekli merciler de feyizlenir ve çözüm için adımlar atılmaya başlanır.

      Sil
  4. Merhabalar hocam,
    maalesef savaslardan ders alamamis insanoglu yeni bir dunya savasina dogru yol aliyor gibi. ABD`nin ve Avrupa`nin zayiflamasi ama bunu kabullenmek istememeleri, Cin`in acgozlulugu ve silahlanma hirsi, Rusya`nin batiya karsi artan ofkesi, Ortadogu ve Afrika`da ezilen halklarin caresizligi, bariscil seslerin giderek kisilmasi...
    Halbuki internetin yayginlasmasi, bilgiye ulasmanin kolayligi, yuzlerce savas filmi, insanlari daha barisci daha cevreci daha ozgurlukcu yapmali degil miydi? Sorun nerede?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İnsanoğlunun hırsı tükenmez. Hırsı aklının ötesine geçtiğinde ise neler yapacağı tahmin bile edilemez.

      Sil
  5. Siyaset adamlarımızın bir kusuru yok bu konuda. Sistemi kurgularken,oy alırken ne yaparsan yap mübahtır diye kurgularsak kimse 10yıl sonrasını düşünmez. Aynı vahşi kapitalizm gibi, kar etmek için her şeyi yapar.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Güzel söylediniz de sonuçta o sistemi yeniden kurgulayacak olanlar da siyaset adamları.

      Sil
  6. hocam bu yazıyı okuyunca yine aynı soru aklıma geldi , müsadenizle sizinde fikrinizi merak ediyorum , soru şu :
    a) öncelik ekonomik kalkınma olmalı ki evrensel değerler (demokrasi , hukuk , insan hakları vb.) gelişsin...
    b) öncelik evrensel değerler olmalı ki ekonomik kalkınma olsun...
    benim cevabım önce a şıkkı diyor fakat sonradan , yok yok kesinlikle b şıkkı olmalı diyor , bi türlü bulamadım hocam sizce hangisi?? kendi şartlarımızı düşünürsek her ikisi aynı anda sanki olmuyormuş gibi...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aslında ikisi de birbirinin içinde ama yine de a şıkkı önde geliyor. Önce refah artışı olmalı ki evrensel değerleri düşünmeye tartışmaya konuşmaya sıra gelsin. İnsan açken doğru düşünemez.

      Sil
  7. Hocam,
    Dün kızımla alışverişe gittim. Tam yaya geçidinin önüne kocaman bir Range Rover park etmişti. Mecburen park eden arabaların arasından geçmek gerekti. Tabi antrenmanlıyım tüm torbaları sol elime alıp, sağ elimle kızımı sıkıca tutup yaya geçidinden araba geçip geçmiyor mu diye kontrol ettim. Kafamı uzatır uzatmaz hızla önümden bir Passat / Jetta geçti.
    Muhtemelen bu beyler maddi olarak bir yerlere gelmişler ama empati yapabilen, kurallara uyabilen bir canlı olarak nerede durduklarının yorumunu size bırakıyorum.

    Diyeceğim şudur ki; öncelikle hayvanlık ile insanlık arasına anlamlı ölçüde bir mesafe koyabilmek lazım.
    Bir şey olacaksa ondan sonra olur. Yoksa darı ambarına hayvanlar da düşer ara sıra; ancak insan olup çıkanı hiç olmamıştır.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sahip olduğu arabanın kaliteli olması sahibini kaliteli yapmıyor ne yazık ki.

      Sil
  8. hocam jetta kaliteli bir araba mı?

    YanıtlaSil
  9. Hocam bu kuresel baris endeksi ile alakali nasıl bir bilimsel calisma yada tez yazılabilir Türkiyenin durumuna göre nasil bir hipotez kurabiliriz

    YanıtlaSil
  10. Hocam bu kuresel baris endeksi ile alakali nasıl bir bilimsel calisma yada tez yazılabilir Türkiyenin durumuna göre nasil bir hipotez kurabiliriz

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...