16 Ağustos 2015 Pazar

Çin Ekonomisi

2014 itibariyle 1.368 milyon nüfusa sahip olan Çin Halk Cumhuriyeti (Çin), 10,4 trilyon dolara yakın GSYH büyüklüğü ile (cari fiyatlarla) ABD’den sonra dünyanın en büyük ikinci ekonomisi konumunda yer alıyor (karşılaştırma: Türkiye, 77 milyon nüfus ve 800 milyar dolar GSYH ile 17. büyük ekonomi olarak görünüyor.) 2014 yılı itibariyle Çin’de kişi başına düşen gelir 7.589 Dolar düzeyinde bulunuyor. Bu kişi başına gelir tutarı, Çin’i, üst – orta gelirli ekonomiler arasına sokuyor (karşılaştırma: aynı kategoride yer alan Türkiye, 2014 sonu itibariyle 10.784 Dolar kişi başına gelire sahip görünüyor.)

Çin ekonomisi son 30 – 40 yılda hızlı bir büyüme gösterdi ve bunun sonucunda da gerek GSYH’sını gerekse kişi başına gelirini hızla artırarak refahını yükseltti. Bir yandan GSYH’sını büyütürken bir yandan da nüfus artışını frenleyen önlemlere başvurması Çin’in kişi başına gelirini benzer ekonomilere göre daha hızla artırmasına yol açtı. Çin’in kişi başına geliri 2002 yılında 1.133 Dolardı. Demek ki o tarihten bu yana Çin’de kişi başına gelir 6,7 kat artmış (karşılaştırma için: Türkiye’de kişi başına gelir 2002’de 3.521 Dolardı. Demek ki o tarihten bu yana Türkiye’de kişi başına gelir 3 kat artmış.)

Çin ekonomisiyle ilgili veriler ve IMF’nin son tahminleri aşağıdaki tabloda yer alıyor (Kaynak: IMF, Article IV Consultation Report, 14 August 2015 ve IMF, WEO Database):

Gösterge
2010
2013
2014
2015 (Tahmin)
2016 (Tahmin)
Büyüme (%)
10,6
7,7
7,4
6,8
6,3
Yatırım/GSYH
47,2
46,5
46,0
44,4
43,4
Tasarruf/GSYH
51,2
48,0
48,1
47,4
46,0
İşsizlik (%)
4,1
4,0
4,1
4,1
4,1
Enflasyon (%)
4,6
2,5
1,5
1,5
1,8
Cari Denge/GSYH
4,0
1,6
2,1
3,0
2,7
İhracat Artışı (%)
29,2
9,6
6,4
6,2
6,5
Kamu Borç Yükü (%)
36,2
39,3
40,7
42,8
45,6
Bütçe Dengesi/GSYH
-1,2
-1,1
-1,1
-1,9
-2,4

Tablo bize Çin ekonomisinde yatırımların ve tasarrufların oranında düşme olduğunu gösteriyor. Bu gerileme iki sonuç yaratmış görünüyor: (1) büyüme hızı düşüyor, (2) Cari fazla azalıyor. Çin, işsizliğin artmamasını emek – yoğun yatırımlara ağırlık verecek biçimde uyguladığı politikalarla sağlıyor. O nedenle de büyüme oranı düşse de işsizlik oranı artmıyor.

Çin, uzunca bir süredir para politikasını nötr olarak uyguluyor, yani para politikası aracılığıyla piyasalara belirgin bir müdahalede bulunmuyordu. Düşen büyüme hızını yeniden artırabilmek için maliye politikasını genişleyici yönde kullanıyordu. Bunu yukarıdaki tabloda büyüyen bütçe açığı ve artan kamu borç yükünden görebiliyoruz. Buna karşılık şimdiye kadar büyüme hızını eski düzeyine çıkarmayı başaramamış bulunuyor. Abe’nin ikinci kez başbakanlığa gelmesiyle birlikte genişletici maliye politikası rafa kaldırılarak yerine genişletici para politikası uygulamaya sokuldu.

Çin ekonomisinin en önemli kara deliklerinden birisi olan gölge bankacılığın yarattığı tehlikeyi düşürebilmek için bankacılık ve özellikle de krediler son dönemde ciddi denetim altına alındı. Bunun sonucunda banka kredilerinde düşüşler ortaya çıktı. Büyümenin gerilemesinde bunun da etkisi var.

Tabloda en fazla dikkati çeken bozulma Çin’in ihracat artış oranlarında görülüyor. Çin’in ihracat artış hızı 2010’dan itibaren dramatik biçimde düşmüş bulunuyor. Büyümedeki gerilemenin bir nedeni de bu. Bu gidişi önlemek için Çin Merkez Bankası, geçtiğimiz hafta içinde üst üste iki kez devalüasyon yaptı ve parasına önce yüzde 2,5 dolayında değer kaybettirdi. Bölge ekonomileri (Çin, Japonya, Kore, Singapur, Hong Kong, Tayland, Tayvan, Malezya, Endonezya, Vietnam) aşağı yukarı aynı ürünleri (elektronik eşya) üretip satıyorlar ve dolayısıyla birbirlerine rakip oluyorlar.

Japonya'da Abe, ikinci kez başbakanlık koltuğuna oturur oturmaz parasal genişleme yoluyla Yen’in değerini düşürmeye başladı. Bu hamle, güçlü Yen nedeniyle, bölgesel rakiplerine karşı pazar kaybeden Japonya’nın rekabet gücünü yeniden kazanmasına ve ihracat ve dolayısıyla büyüme ivmesini yukarı çekmesine yol açtı. Çin’in art arda aldığı Yuan’ı devalüe etme kararları aslında Japonya’nın bu hamlesine karşı hamledir. Bu devalüasyonların Çin ekonomisinin ihracatını artırması ve dolayısıyla büyüme oranını yukarı çekmesi beklenebilir.

Öte yandan ABD, yıllardır Çin’in Yuan’ı olduğundan daha düşük değerli tutarak ihracatı teşvik ettiğini söylüyor ve Çin Merkez Bankası’nın Yuan’ı revalüe etmesi ve ürettiği malları biraz da kendi iç pazarında satmasını sağlamak için baskı yapıyordu. Oysa Çin Merkez Bankası geçen hafta tam tersini yaptı, ihracatını daha fazla artırmak için Yuan’ı devalüe etti. Hemen ardından IMF, bu kararı desteklediğini açıkladı. ABD ise hiç ses çıkarmadı. Bu destek ve sessizliğin nedeni Çin’in bu hamlenin temel amacının bir iki yıl içinde dalgalı kur rejimine geçmek olduğu yolunda açıklama yapmış olmasıydı. Yakın gelecekte Yuan’ın değerinin diğer çoğu para birimi gibi piyasada serbestçe belirlenecek olması (ki bu durumda Yuan değer kazanabilir) IMF’nin desteğini, ABD’nin ise sessiz kalmasını sağlamış oldu.   

Japonya’nın parasal genişlemeye giderek Yen’in değerini düşürmesi hamlesine karşılık Çin Merkez Bankası’nın Yuan devalüasyonları kur savaşlarının da başlangıcı olabilir. Eğer kur savaşlarının ardından ithalatı kısıtlayıcı önlemler de gelirse son zamanlarda daralan dünya ticaretinin iyice daraldığına tanık olabiliriz. Kapitalist sistemin temel kabullerinden birisi uluslararası ticaretin artmasının genel refahı artıracağı kabulüdür. Bu kabul doğruysa uluslararası ticarette yaşanacak sürekli daralmalar küresel sistemde genel refahın düşmesine yol açacak demektir. Kur savaşlarıyla başlayan bu gelişmeler kapitalizmin küreselleştikçe sıkıntısının da artmaya başladığını ortaya koyuyor.  

21. yüzyılın ilk çeyreğinde kur savaşları ve faiz savaşları eşliğinde sonsuz barış arayan bir küresel sistemimiz oldu. Önceki yüzyılın iki kutuplu sisteminde bilinen tek savaş soğuk savaştı. Yakın zamana kadar soğuk savaş bittiği, ekonomik sistem küreselleştiği için küresel refahın artacağını düşündüğümüz bir gelecek uzanıyordu önümüzde. Bugün ise artık sistemsel ve kuramsal altyapısı tamamlanmadan geçilmiş bir küreselleşmenin çok fazla sorun yaratacağını anlamış bulunuyoruz. 

156 yorum:

  1. Amerika'nın dert etmesi gereken ülke bence Çin değil,Almanya.Hem cari fazla veriyor hem euro değer kaybediyor hem de tasarruf edip tüketime yönelmiyor.Bence dünya ticaretine en fazla zarar veren ülke.Ama büyük millet Almanlar,saygı duyuyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Almanya önemli bir ekonomi ama Çin ile Almanya'nın son 20 yılına bakarsanız Çin' in çok daha büyük bir tehdit olduğunu görebilirsiniz.

      Sil
    2. Çin niye tehdit, bu iddianızı bir açıklar mısınız?

      Sil
  2. Cin ekonomisi buyume arasinda duzeltme harketleri yasanmasi normal degil mi

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çin'de halının altına süpürülmüş birçok olay var. O nedenle düzeltmenin boyutu büyürse ekonomi toparlanma zorluğu yaşayabilir.

      Sil
  3. merhabalar hocam.çindeki devaluasyon türkiyedeki celik sektörünü nasıl etkiler? tesekkurler......

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Olumsuz etkileyeceği kesin. Neyse ki devalüasyonun oranı yüksek değil.

      Sil
    2. Bilgiğim kadarıyla Dünya GPD'sinin %16 sı USA, %16 sı Euro Zone yapıyor. Böyle bir ortamda Euro Usd 6 ayda %30+ değeri değişiyor. Çin %2 ile ne yapabilir? Yen bile %30-40 oynadı. Devamının epey gelmesi gerek.

      Sil
  4. Hocam, Çin'in GSYH'si 10,4 milyar dolar derken bir typo olmuş sanki muhtemelen 10,4 trilyon dolar olacaktı.

    YanıtlaSil
  5. hocam Çin ın gsmh nı yanlış yazmıs olabılırmısınz

    YanıtlaSil
  6. Buradan şunu anlıyorum filler tepinir çimler ezilir küresel sistemin getirdiği yaşam tarzından ne kadar uzak durabilirsek o kadar mutlu oluruz. Nasıl mumkun olacak onuda bilmiyorum ama sizce mumkun mu? Saygılarımla

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sanırım mümkün değil. İşin kötüsü bizdeki kapitalizm ahbap çavuş kapitalizmi olduğu için yolsuzluk, usulsüzlük gibi daha da kötü sonuçlar çıkıyor ortaya.

      Sil
  7. Makaleleriniz eğitici ve güzel. Bu bilgiler için teşekkür ederim. Bu yazıyla ilgili bir anlam eksikliğinden bahsetmek istiyorum.

    "Abe’nin ikinci kez başbakanlığa gelmesiyle birlikte genişletici maliye politikası rafa kaldırılarak yerine genişletici para politikası uygulamaya sokuldu." cümlesinin bulunduğu paragraf, kendi içine bir anlam bütünlüğüne sahip değilmiş gibi geldi bana; çünkü Çin'den bahsederken bir anda Abe'nin başbakanlığına atlıyorsunuz ve okuyan, Abe'nin, sanki Çin'in başbakanı olduğu izlenimine kapılıyor. En azından, okurken ben bu anlamı çıkardım ama bir yandan da Abe, Japonya'nın başbakanı değil miydi diye düşündüm. İlerleyen paragraflarda Abe'nin, Japonya başbakanı olduğunu belirten ifadeleriniz var.

    Sonuç olarak, o paragraftaki cümlelerinizi gözden geçirip, anlam kaymalarını düzeltebilirseniz daha güzel bir yazı olacaktır, diye küçük bir eleştiri yapmak istedim.

    O cümlede demek istediğiniz, "Japonya'da Abe’nin ikinci kez başbakanlığa geldikten sonra Japonya'da hayata geçirilen ekonomi-politik kararların ardından, Çin tarafında da genişletici maliye politikası rafa kaldırılarak yerine genişletici para politikası uygulamaya sokuldu." gibi bir cümle mi?

    İyi günler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Haklısınız o paragrafta anlam kargaşası söz konusu. Paragrafı ayırdım ve sizin öneriniz doğrultusunda gereken düzeltmeyi yaptım.
      Katkınız için çok teşekkür ederim.

      Sil
    2. Tüm samimiyetimle soruyorum:

      Kalpleri kırmamak için iğne deliğinden deve, zürafa, fil, balina geçirmeyi başarıyorsunuz.

      Peki hiç mi kalp kırmazsınız? Geçmişte oldu mu? Gelecekte de olur mu?

      Kusura bakmayın, bizim üniversitede derslerimize giren iktisat ve işletme hocalarının neredeyse hepsi bize, kimsenin gözünün yaşına bakmayın, ilk önce kendinizi kurtarın, diyorlar! Ama siz böyle birisine benzemiyorsunuz. Size bir tür ermişlik atfederek durduk yere göklere çıkartmaya çalışmıyorum. Ama en azından şu üniversite dünyasında, hocalarımızın biraz sizin gibi olması gerekmez mi? Siz de bir zamanlar gençtiniz (yani yaş olarak), siz de öğrenciydiniz, siz de üniversiteleri biliyorsunuz. Sizin zamanınızda da hocalarınız yukarıda yazdığım gibi miydi? Bugünkü durum ne?

      Umarım cevaplarsınız...

      Saygılarımı sunarım

      Sil
  8. Çok güzel bir yazı daha, teşekkürler. Benim gibi ekonomiyi genel kültürü arttırmak amaçlı araştıranlara çok güzel, çok anlaşılır bilgiler verdiğiniz için ayrı bir teşekkürü daha borç bilirim.
    Çin ekonomisinin ülkemizdeki rolü Rusya'nın rolünden daha mı önemli? Çin'in büyümesi ülkemiz için daha mı iyi olur sizce? Aynı şekilde Rusya'nın büyümesi mi daha iyi olur?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkürler.
      Rusya ekonomisinin durumu bizim için çok önemli. Çünkü Rusya'dan ister istemez almamız gereken bir mal var (doğal gaz.) Bunun karşılığında ne kadar çok satış yapar ne kadar çok Rus turist çekebilirsek karşılıklı döviz dengesini o kadar sağlayabiliriz. Öte yandan Rusya bizim komşumuz. Komşunun ekonomisinin iyi olması dostluk ilişkilerini de geliştirir.
      Çin ekonomisinin iyiliği gelişmekte olan dünya için önemli. Dolayısıyla bizi de etkiliyor. Yani çin bizim rakibimiz olsa da kötüğye gitmesinin bize yarardan çok zararı olur. İkisinin de büyümesi bizim lehimizedir.

      Sil
  9. Hocam ,hangi kur sistemi daha iyi dalgalı mı yoksa sabit kur sistemi mi? Bir de bildiğim kadarıyla hocam, sabit kur sisteminde hükümetler tarafından revalüasyon ve devalüasyon yapılabiliyor.Peki dalgalı kur sisteminde nasıl oluyor merkez bankaları tarafından faiz oranlarıyla oynayarak mı yapılıyor?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Dalgalı kur rejiminde kurlar piyasada belirleniyor. Her gün her alış verişte kurlar değişiyor. Ekonomilerin durumları kurları her an etkileyip değiştirebiliyor. Sabir kur rejiminde ise bir kez kur belirlendi mi uzun süre öyle kalıyor ancak sorunlar ortaya çıkınca Merkez Bankası kuru yeniden belirliyor.

      Sil
  10. Çin'de sabit kur sistemi mi var? Varsa neden TCMB'nin sitesinde Çin Yuanı sürekli farklı değerlerle gösteriliyor anlamadım?...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sabit kur rejimi çeşitli şekillerde uygulanabiliyor. Çin Merklez Bankası Yuan'ı dar bir bant içinde USD'ye peg etmişti. Yuan o bant içinde dalgalanıyordu ve Çin MB Yuanın değerinin o bandın dışına çıkmasına izin vermiyordu. Buna isterseniz dar bant aralığında ğeg yöntemi deyin isterseniz sabit kur deyin. Hepsi sabit kurun versiyonları. Kimisi tamamen sabittir (katı sabitleme ya da sabit sabitleme deniyor) kimisi de peg gibi, bant aralığında dalgalanma gibi daha esnek sabitlemelerdir.

      Sil
  11. Merhaba Hocam. Konuyla çok alakasız ama ö ceki bir yazınızda İİBF Bölümlerini kıyaslamışsınız. Hangisini seçmelisiniz diye. Ben Marmara Üniversitesinde Hukuk okuyorum. 3. Sınıfa geçtim ve Çift Anadal Yapmak istiyorum. Çift Anadal olarak İktisat seçmeyi düşünüyorum. Sizce Hukukun üstüne İktisat ÇAP Diploması Bana ileride bir fayda sağlar mı? Yoksa başka bir alanda mı yapmalıyım? Ya da tamamen Boş bir uğraşı mı?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ekonomi oldukça teorik bir daldır. Daha çok kamu memuriyetlerinde ve akademisyenlikte işinize yarar. Hukuk ile birlikte mesela finans (uluslararası finans da olur) ÇAP yaparsanız özel sektörde çok işinize yarar.

      Sil
    2. Hocam uluslarası finans bir hukukçunun ne işine yarar yada finans okumuş biri hukuk okursa ne işine yarar? Piyasada böyle bir açık mı var?
      Saygılarımla

      Sil
    3. Hukukçuların finans bileni fazla değil. Oysa finans kuruluşları finanstan da anlayan hukukçuları arıyorlar. Tabii lisan da bilmek kaydıyla.

      Sil
  12. ABD, Almanya, İtalya, Fransa, İspanya ve Hollanda'nın imalat sanayi üretimleri bir araya geldiği zaman (6 ülkenin toplamı 3,26 trilyon dolar) Çin'i ancak kılpayı farkla geçiyor (Çin'in üretimi 3,19 trilyon dolar)
    dolayısıyla bu ülkeler bence en fazla 6.50 USD/RMB paritesine kadar sessiz kalırlar.
    ayrıca Çin uzun zamandır Yuan'ın rezerv çeşitlendirmeye dahil olması koşuluyla (Çin faizleri üzerinde aşağı yönlü baskı yapması) kuru serbest bırakabileceğini söylüyor. örneğin TCMB döviz rezervlerine Çin devlet tahvillerini kattığı zaman ABD Türkiye'ye bozuk atmazsa kuru serbest bırakırım diyor ki bunun yakın gelecekte oldukça düşük ihtimal olduğunu sanıyorum.

    YanıtlaSil
  13. hocam 5. paragraf çin ile başlıyor, abe ile bitiyor. sanki Abe Çin'in yöneticisi gibi. Çin yerine Japonya mı yazacaktınız?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Düzelltim bir kez daha bakın. Teşekkürler.

      Sil
    2. Çin'in para ve maliye politikalarından söz eden 4. paragrafın son cümlesi, hâlâ "Abe’nin ikinci kez başbakanlığa gelmesiyle birlikte genişletici maliye politikası rafa kaldırılarak yerine genişletici para politikası uygulamaya sokuldu" şeklinde. Yani hâlâ karışıklık sürüyor. Bu cümle kaldırılırsa karışıklık giderilir. Zaten üç paragraf sonra Abe'nin politikaları ve bunun Çin'in politikasına etkisinden söz ediliyor.

      Sil
  14. Yazı için elinize sağlık hocam. Yeri gelmişken sorabilir miyim? Döviz kurlarının orta uzun vadeli getiri ve sapma modelleme ve tahminlerinde ekonometrideki ARMA, Arch, Garch vb gibi modellerinden faydalanılırken, kısa vadede banka hazinesindeki traderlar (algoritma ile al-sat yapan bilgisayarlardan bahsetmiyorum, gerçek kişiler) nasıl, neye dayanarak işlem yapıyorlar?
    Bu konu biraz teknik olacak ancak blogunuzda bu tip ekonometrik konulara da değinmeniz mümkün mü? Özellikle döviz, endeks gibi tahminine sık sık ihtiyac duyduğumuz varlıklar için?
    Teşekkürler, iyi pazarlar

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim ama bunlar dediğiniz gibi çok teknik konular. Ben bazen teknik konulara da (şekiller yardımıyla) giriyorum ama bu kadar teknik konular değil onlar. Benim bu blogdan amacım ort ve üst düzey ekonomi okuruna hitap ederken ortalama okuru da gözetmek. O nedenle basite indirgeyerek anlatmaya çabalıyorum. Ama bu teknik konuları o kadar basite indirgeyebileceğimi sanmıyorum.

      Sil
    2. Hocam ben tesekkur ederim. Konuyu bloga tasimasaniz da birkac anahtar kelime verir misiniz? Ben banka hazinelerinin gunluk hangi kriterlere gore alim satim yaptigina dair bilgi bulamadim.

      Sil
  15. Tesekkurler hocam. Merak ettigim herseyi anlatmissiniz.

    YanıtlaSil
  16. Yine çok güzel bir yazı olmuş Mahfi Hocam. Bir de Çin ile Japonya arasındaki devaluasyon yarışı bana Rahmetli Kemal Sunal'ın pişmaniyelerini satmak için diğer pişmaniye satıcısı ile girdiği yarışı hatırlatıyor. :) :) :)
    Sen neymişsin be Kapitalizm kos koca Devletleri ne hale koyuyorsun. :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çin yaptığı devalüasyon ile Japonya'dan çok AB'yi hedef alıyor. Japon yeni dolara karşı Ekim 2011'den bu yana, yani uzunca bir müddettir değer kaybetmesine rağmen Çin çok tepki vermedi (Yen'in dolara karşı toplam değer kaybı Ekim 2011'den beri %63 oldu)
      Japonların çoğu ihraç malı imalat sanayisi yaklaşık 850 milyar dolardır. Euro bölgesinin (EU18) ise yaklaşık 2 trilyon dolar. Euro, dolara karşı 2015'in ilk 7 ayında geçen seneye göre %20'ye yakın değer kaybedince Çin'i bir telaş aldı. baktılar ki faiz-zorunlu karşılık indirimleri pek işe yaramıyor devalüasyona başvurdular.

      Sil
  17. hocam oncelikle bigileriniz icin cok tesekkurler.Türkiye Çin devalüasyonunu etkisinden yararlanmak icin neyapmalı?ithalatçılarımız hangi stratejiyi izlemeli..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çin'i yaptığı devalüasyon ihracatçımızın aleyhinedir. Buna karşılık ithalat biraz daha ucuzlar. Ama Çin ithalatına anti dumping önlemi ve counterweiling tax uyguladığımızı dikkate alırsak bunun yaygınlaşabileceğini dikkate almalıyız.

      Sil
  18. Hocam yazilariniz icin tesekkurler.Bir konuda fikrinizi almak istiyorum yuksek lisans icin finans mi onerirsiniz isletme mi?Iyi pazarlar:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkürler.
      Lisansta ne yaptığınıza bağlı. Ekonomi veya işletme okuduysanız finans iyidir. Finans okuduysanız işletme yapın.

      Sil
  19. hocam, çin ekonomisinde tasarrufların yatırımlara dönüşüm hacminin çok yüksek olduğunu ve bilhassa da reel iktisadi yatırım tabanının geniş olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. yani bir nevi çinin reel iktisat tabanının finans iktisat tabanından daha geniş olduğunu ve bunun temel nedeninin de net olarak sermaye yığılımının reel taraflarda yoğunlaşmak olduğu kanaatindeyim. bir de merkezi planlama etkilerini de unutmamak gerekir sanırım hocam. zira: yanılmıyorsam çin de kaynakların hangi yönde kullanılacağına dair yönlendirici ve aktif olan bir sistem mevcuttur. örneğin: 100 milyon yuanlık bir tasarrufu olan bir iktisadi aktörün gidip de ben inşaata bu sermayeyi yatıracağım diyemez. tam bir serbest piyasa ekonomik yapısı yoktur.. tasarrufları mutlak olarak belirli iktisadi sektörlere kanalize etme ve bunlara dayalı iktisadi kalkınma modelleri kurma metotları kullanılıyor bildiğim kadarıyla!. ve kambiyo rejimini, para politikalarını, maliye politikalarını da bu temel iktisat politikalarını destekleyici olarak planlıyorlar!. çin ekonomisinin defoları elbette var. her sektörde verimlilik seviyesi birbirine yakın değil sektörler arasında bu konuda marjlar nispeten yüksektir. ayrıca gölge bankacılık gibi bir sıkıntısı var ki çin ekonomisinin; bu sıkıntısı giderilemezse çinde de batılı gelişmiş ekonomilerdekine benzer finansal sisteme dayalı ciddi sıkıntılar baş gösterebilir ve bu da çinin finansal genleşmelerin içerisine girerek reel gücünde zayıflamalara sebebiyet verebilir. eğer çin dalgalı kura geçerse bana göre son 30 yılda gösterdiği istikrarlı iktisat performansını yitirebilir. çünkü şu anda döviz yaratma kapasitesi yüksek bir iktisat yapısına sahip olup bu da sabit kur veya çıpa sistemi dediğimiz kur rejimini rahatlıkla uygulayabilmesini sağlamaktadır. dalgalı kur rejiminde aynı dış talep hacmini yaratamayacaktır diye düşünüyorum. bizim gibi dış talebe dayalı değil iç talebe dayalı büyüme yapısına sahip ekonomilerde dalgalı kur rejimi daha uygundur bence!. enflasyon yükselişi ve düşüşü gibi makro parametrelerde adeta otomatik ayar görevi yapabilmektedir. fakat aynısını asla sabit kur rejimi için söylemek zordur!. mesela: 2001 krizi buna çok iyi örnektir. dolara peg yapılan tl özellikle de abd ekonomisindeki gelişmelerinde etkileriyle birlikte içsel kırılganlıkların da ciddi katkılarıyla ciddi finansal kaynaklı krizi getirmiştir. çin eğer sanayileşmesini olgunlaştırmadan dalgalı kur geçip tamamen piyasalaştırırsa abd başta olmak üzere en büyük rakiplerinin ekmeğine yağ sürmüş olur diye düşünüyorum. önce tam sanayileşme ve tam bir sanayi toplumu olma sonra liberalleşme ilkesini gözetlemelidir bence!. hocam, bu konudaki fikriniz nedir?. güzel bir pazar günü geçirmenizi temenni eder ve saygılarımı sunarım...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Haklısınız Çin de zaten bundan korktuğu için Yuan'ı tümüyle serbest bırakmıyor. Hep bırakacakmış gibi yapıyor ama gerden kontrolü elde bırakmıyor.

      Sil
  20. .Oysa Çin Merkez Bankası geçen hafta tam tersini yaptı, ihracatını daha fazla artırmak için Yuan’ı devalüe etti. Hemen ardından IMF, bu kararı desteklediğini açıkladı. ABD ise hiç ses çıkarmadı neden ?

    YanıtlaSil
  21. Değerli hocam ben Çin'in kesinlikle ileride Batı Blokuna tehdit oluşturacağı kanısında değilim izninizle tek tek sebeplerini sayayım:

    1- Çin ekonomisi de tıpkı Türkiye gibi Batı kaynaklı sermaye akışlarıyla ve kredilerle semirip büyüdü. Ekonomisi bankalar kredi dağıtamazsa büyüyemiyor. Bankaların yeteri kadar kredi dağıtması için de merkezi hükümet düzenli enjeksiyonlar yapıyor. Bu şekilde Çin'e sermaye aktarımı yapılarak ve ihracatı Batılı pazarlara mahkum edilerek küresel sisteme entegrasyonu sağlandı. Böylece koskocaman bir ülkenin kapitalizme tehdit oluşturmaması sağlandı hem de müttefik yapılarak bölgedeki Japonya gibi devletlere karşı bir denge unsuru elde edildi.

    2- Çin katma değeri yüksek sektörlere değil, altyapı-inşaat-tekstil gibi kar marjı düşük sektörlerde iş yapıyor. Çünkü ülkede inovasyon diye bir şey yok. Fikri mülkiyet hakkı tanınmamış, her şey Komünist Parti'nin tekelinde yürütülüyor ve insanlar böyle bir ortamda refahlarını arttırmak için ABD'de olduğu gibi müteşebbis olarak iş kurma, istihdam yaratma, katmadeğer üretme şansına sahip değiller. Keza Japonya gibi teknolojik bir üstünlükleri de yok. Yeni dinamikler yok, sadece mevcut düzene entegre olma yarışı var. Bırakın fikri mülkiyet hakkını, ülkedeki toprakların tamamı hükümetin malı ve karlı sektörlerin 2/3’ü devlete ait.

    3- İnsanların yaşam standartları çok düşük. Çok çalışmaktan ölenler var. Kontrolsüz sanayileşme ve "büyüme" hevesiyle ülkenin suyu yeşili havası adeta tarumar edilmiş ve çok ciddi çevresel sorunlar hakim. Bunlar Çin'in yumuşak gücünü (soft power) tamamen sıfırlayan etmenler. ABD'nin en önemli özelliklerinden biri de Nordik ülkelerden dahi hala göçmen çekebilmesidir. Çin'in nüfusu yaşlandığında ve bu koşullarda kendisine çekecek taze işçi göçmenler bulamayınca elinde teknoloji de yokken ne yapacak acaba?

    Bütün bunlar göz önüne alındığında Çin’in hiçbir zaman Batılı ülkeleri yakalamayacağını, sadece Türkiye gibi “exogeneous” bir güçle şaha kaldırıldığını düşünüyorum. Bu sistemde birini yükseltenler onu isterlerse zamanı gelince aşağı da indirirler. 2 yıldır burada “FED faizleri yükseltecek” muhabbeti de bundan başka birşey değildir.Saygılarımla

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bütün bu dedikleriniz doğru ama Çin'in Türkiye'den önemli bir farkı var: Elektronikte buluş yapıyorlar. Şimdilik büyük buluşlar değil ama yine de buluş.

      Sil
    2. çin ekonomisiyle ilgili yorumlarınızın bir kısmına katılıyorum: inovasyon düşüklüğü, fazlaca dış talebe dayalı büyüme modeline bağımlı hale gelmesi gibi.... ancak katılmadığım bazı noktalar var.... bence sadece neo liberal iktisat yaklaşımıyla çin perspektifi oluşturmuşsunuz!. oysa neo-liberal iktisat modelinin yani new age iktisat akımının bana göre daha fazla defoları vardır. mesela: sınırın sınırsızlık olması gibi!. aşırı deregülatif politikalar gibi!.. 2008 krizi bunun sadece ilk ve en net yansımasıdır. artık küresel ekonomiyle sınırsız değil sınırlı entegrasyonu tercih eden ekonomiler neo-liberalizmin yıkıcı etkilerini daha az hissediyor!. bence çinin ekonomik modeli daha çok karma iktisat modeli tarzına yakındır. ve belirli derecede regülasyon vardır ve kanaatimce de bu doğrudur. keşke türkiyede aynısını yapabilseydi. çin: 'önce sanayileşme sonra liberalleşme' gibi çok doğru bir düşünceyle hareket etmektedir!.. biz 24 ocak 1980 kararlarıyla tam tersini yani: ' önce liberalleşme sonra sanayileşme'' gibi çarpık bir düşüncenin ürünü olarak bugünkü büyük sıkıntıları yaşamaktadır!. çin genel olarak doğru yoldadır fakat bu doğru yolda ilerlerken her adımını da doğru atmalıdır. zira: gölge bankacılık gibi bir belası var ve bunu mutlak çözmelidir. aksi halde 2008 abd - Avrupa finans krizinin bir benzerine hiç beklemediği anda yakalanabilir... çin, inovasyon ve teknolojik olarak da kendini geliştirmelidir evet ancak bu bunlar bana göre çinin uzun vadede ekonomik olarak zirveye oynamayacağı anlamına gelmez kesinlikle!..

      Sil
    3. Cin'de innovasyon yok demek abesle istigal. Baidu, Tencent, Huawei, Mediatek, Ali Baba. Ben sektorel olarak yakin oldugumdan soyluyorum bunlari. Mediatek'i duymamissinizdir, Qualcomm'un dususunde rolu buyuktur. Tencent yakinda Twitter'dan buyuk olur. Baidu Cin'de Google'in giremedigi yerde kraldir, ve 10 sene sonra web'de 50% materyal Cin'ce oldugunu dusunurseniz bulursunuz ne olacagini. Baidu Research AI'da number one durumda su an itibariyle. Bu firmalar 10 senede cikti. ABD'deki rakipleri ise 40 yildir vardir. 30 sene sonra basbasa karsilastirma imkani buluruz.

      Cin'in expatlerini ulkeye cekme gucu var, ve zira cok donanimli insanlari toplayabiliyor ulkesine. Eninde sonunda bunlar ulkeyi ilerleteceklerdir. Simdi parti yon veriyor buna, zira ABD'de de iki sermaye partisi donusumlu ve beraber yon verirler sananlar aldanir. ABD'de her zaman Wall Street ve sermaye sahipleri yon verir. Cin toplumu da acilacaktir, sancili da olsa bir suru seye gebe bir toplum.

      Sil
    4. Bu yazdığınız markaların hangisi daha önce bulunmamış bir şeyi bulup patentledi? Başkasının araştırma-geliştirmesi ile bulduğunu ucuza üretmek ya da üzerinde geliştirme yapmak innovasyon değildir. İç pazar payının büyüklüğü ve Çin'İn yasal düzenlemeleri ile kendine has bir sansürcü arama motoru ve yerli Facebook yapması (bu Rusya için de geçerli) innovasyon değildir. Batı keşif, buluş ve tasarım yapıyor, Doğulu ise bunu ucuza üretmek ve denklerini sağlamak şeklinde işlev görüyor bugün. Çin'İn yerli arabaları, müzik grupları ve hatta web siteleri bile batılı markaların ucuz (ama yaygın, evet) kopyaları olmaktan öteye gidemedi.

      İ.İ.

      Sil
    5. Patent ulke ici icin gecerli, bir de ayrica patent hakkini savunana. Apple patentini birak Asya'da degil AB'de bile savunamiyor yeri geldiginde.

      Maalesef ulkede innovasyon kelimesi pazarlamali teknoloji olarak algilaniyor. IBM, Apple, Google'un patentledigi bazi seyler var mesela ki o kadar sacma sapan seyler ki. Mesela ucakta tuvalete gitme duzeninin patentini aldi IBM 11 Eylul sonrasi icin. Google keza butun akademisyenlerin bildigi dropout (modelde gurultu azaltma) ve yapay sinir aglarini patentliyor. Bunlar maalesef calismalar. futile. Patent'ler daha cok koruma amaclidir ki o da ABD icinde genelde. Cin, Kore, Japonya falan yerli rekabet oldugunda patent falan takmaz.

      Batili, dogulu ayrimi gittikce azaliyor. Benim kastettigim 10yil sonrasina bakmanizdir. ABD'de DARPA nasil teknolojiye destek verip 20 yilda internet ve iletisim devrimi yarattiysa, Cin'de de benzeri devlet destekleri 2-3 yil once baslamis oldu. Herneyse, yasayip goruruz ...

      Sil
    6. Efendim, patent "bulmak" demek. Savunmak ayrı şey. Savunursun savunamazsın konusunu konuşmuyoruz. Bulan, düşünen, know-how yaratan hala Apple, vb. Çin buna bakarak kopyasını ve ucuzunu yapıyor demek istiyorum. Bu noktada Çin'den tık yok. Aksine, düşünen ve yaratan insanlarını her sene kaybediyor, hem de ABD, Kanada ve Avustralya'ya kaybediyor. Yılda en az 5 milyon üst düzeyli ve yaratıcı personel Batı'ya taşınmakta. Çin gerçekten innovasyon istiyorsa insanlarına özgürlük ve refah vaadetmeli ki bunu yapamaz. Çin, "kontrol" ülkesidir ve asla demokrasiye geçip insanlarını kolay kolay serbest bırakamaz. Ben 10 yıl sonrasına bakıyorum ve Çin'İn ciddi sosyal sorunlar, özgürlük ve demokrasi talepleri karşısında gireceği toplumsal ve siyasal krizler görüyorum. Bakın patlama oldu ve hala kaç ölü var, neden oldu, ortada sızıntı var mı kimse bilmiyor. Çinli olayı uluslararası haber ajanslarından takip ediyor. Bu gibi bir sistem istediği kadar uğraşsın. Çin'İn sadece Avustralya'ya kaptırdığı genç yetenek sayısını bilmek yeter. Refah artınca insanlar özgürlük de istemekte ve Çin bunu sağlayamıyor. Aksine lüks gökdelen dikiyor ama hava solunamayacak kadar kötü, şehir içinde patlama oluyor, sokak satıcıları lağımdan topladıkları yağla yemek yapıyorlar. Herşeyi sadece kuru ekonomiden ibaret görmemek gerek. Çin'den çıkan özgün teknoloji daha çok ama çok az. Çıkanlar da batıyor çünkü o pazar batılıların elinde ve girmek kolay değil.

      Saygılar.

      İ.İ.

      Sil
  22. Çin'in devlet başkanlarının adı tarih boyunca konunun ilgilileri haricinde pek bilinmemiştir ancak Çin tarih boyunca var olmuştur. Ezcümle Çin tarihe oynar. 1980'lerde açlıktan ölümlerin olduğu bir ülkede, sözümona tarımı geliştirmek için serçe avlayan adamlardan bugünkü şaşırtıcı ekonomiye geçiş süreci ziyadesiyle ilginçtir.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. 1000 yılında Hindistan 1, Çin 2, 1500 yılında Çin 1, Hindistan 2 numaralı ekonomilerdi.

      Sil
    2. Hocam yanlış anlamayın. Acaba sizin gibi işin içinde olanların durumu ne merak ettiğimden soruyorum:

      Ekonomiyle uzaktan yakından bağım yok. Belki inanmazsınız ama Efkan Ala'dan sonraki İçişleri Bakanı'nın kim olduğunu bilmiyorum! Ama Janet Yellen'in kim olduğunu biliyorum! Hatta kendisine, bizim fırındaki kasanın başında sabahtan akşama kadar duran, memur emeklisi Neriman Teyze diyesim geliyor! Öyle bir hali tavrı var...

      Peki Hocam, Çin Merkez Bankası başkanının adı bir çırpıda aklınıza geliyor mu? Yoksa siz de bir uzman olmanıza rağmen bizim yaşadığımız sorundan mı muzdaripsiniz?

      Sil
    3. Şuraya baksanıza Hocam:
      http://s.wsj.net/public/resources/MWimages/MW-BV584_yellen_MG_20140227110123.jpg

      'Kızanlar, gelin beyaaa... Bak hele yeni çorba yaptım, sıcak sıcak içiverin' gibi bir mizacı var bu insanın!

      Bu insanın FOMC lideri olması ve ağzından çıkacak birkaç kelimeyi 'acaba Eylül'de mi?' 'acaba Aralık'ta mı?' diye sora sora kalp ritmini bozan dünyanın dikkatle izlemesi...İnanması çok zor Hocam, inanması çok zor!

      Sil
    4. Sizce bir insanın tipine bakarak o insanın mizacının ne olduğunu söylemek normal mi? FED başkanı olmak için gereken tip nasıl bir şeydir ki? Bu "tipçilik" de bir tür ırkçılık değil mi?

      Sil
    5. Ah 'political correctness' hastalığına yakalanmış 03:31'deki arkadaşım ah!

      Siz de modern zamanların kölesi olmuşsunuz ama farkında değilsiniz!

      Çoban; yanlış = Sürü Yönetimi Uzmanı; doğru!
      Kadın, dişi; yanlış = Bayan; doğru!
      Erkek, eril; yanlış = Bay; doğru!
      Maliyeci; yanlış = Finansal Denetçi & Düzenleyici & Raportör; doğru!
      Berber; yanlış = Saç Dizayn Experti; doğru!
      Bakkal; yanlış = Reyon Hijyen Kontrolörü; doğru!
      Amele; yanlış = İnşaat Yapım Uzmanı; doğru!
      Kasap; yanlış = Et Kesim Uzmanı; doğru!
      Şoför; yanlış = Profesyonel Direksiyon Kullanıcısı; doğru!
      Bankacı (veya Merkez Bankası başkanları); doğru = Şirketçilik & Plazacılık anlayışıyla yetişmiş insanın giyim tarzını, mizacını, davranışını eleştirmek; yanlış!

      (...)

      http://www.hurriyet.com.tr/ankara/25261841.asp

      Sil
    6. PC ile alakası yok efendim bunun. Birini tipine bakıp "aynı ... gibi mizacı var" demek ne demek bunu anlamıyorum. Bir insanın FED başkanı olması için nasıl bir tipi olması gerekiyordu ki siz Yellen'e yakıştıramadınız?

      Sil
    7. Konu tam manasıyla 'political correctness' ile alakalı sevgili 02:57!

      Ve bu hastalığın en illet özelliklerinden biri, hastalığa yakalandıktan sonra kendisini inkâr ettirebilmesi!

      Sil
  23. Bu hamlenin fedin faiz artışına etkisi nasıl olur mahfı hocam ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Eğer burada kalırsa fazlaca bir etkisi olmayacağını düşünüyorum. Sonuçta yüzde 2,5'luk bir devalüasyon.

      Sil
  24. Hocam sermayenin karlılığının yüksek olması ve faiz oranları arasında bir bağlantı var mıdır ? Adam Smith'in kitabında sermayenin karlılığını yüksek olduğu yerlerde faiz oranı da yüksektir yazıyor acaba bunun hala geçerliliği var mıdır ? Sermayenin getirisi olan kar ve faiz birbirlerinin fırsat maliyeti olduğu için mi böyle söylenmiştir ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Günümüz ekonomi teorisinde kâr, sermayenin değil girişimciliğin bedeli olarak kabul edilir. Sermayenin bedeli faizdir.

      Sil
  25. Hocam Çin'in parasını devalüe etmesiyle dalgalı kur rejimine geçme amacı arasındaki bağlantı nedir?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Dalgalı kura geçince değersiz tuttuğu parası bir miktar değerlenecek diye tahmin ediliyor. O nedenle şimdi değerini biraz daha indirerek tampon yaratmayı amaçlıyor olabilir.

      Sil
  26. Hocam merhaba,
    FED'in faiz artırım kararı ile birlikte Çin'de de yuan'ın değeri düşmeyecek miydi?Çin bu kararı sadece Japonya'yı gözeterek mi aldı?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çin Yuan'ın değerini zaten düşük tutuyor. Sadece Japonya'yı gözeterek almadı ama ihracat önderliğini Japonya'ya kaptırmaktan korkuyor.

      Sil
  27. Hocam bu kur savaşlarını ancak altın standardı bitirir. Ne dersiniz?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu noktadan sonra altın standardına dönüş çok zor.

      Sil
    2. Hocam dönüşün zor olmasının nedeni nedir? Saygılar.

      Sil
    3. Sermaye akımları serbest.

      Sil
  28. Merhaba hocam, emtia fiyatlarının dip yapması ile emtia bagımlısı ulkelerden başlayan ikinci bir kriz görülebilir mi? Bu durumda yine sığınacak liman olarak dolar mı tercih edilmeli yoksa standart krizlerde oldugu gibi en dip noktasından altın yatırımına mı yonelmek dogrudur?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben açıkçası Çin'in yavaşlamasının ve emtia fiyatlarının da düşmesinin gelişme yolundaki ekonomilerde krizin üçüncü halkası olarak ortaya çıkacağını düşünüyorum. Altın eğer 1000 USD düzeylerine gelirse yeniden bir yatırım aracı olarak düşünülmeye başlanabilir. Şimdilik en emin araç USD gibi duruyor.

      Sil
  29. Ülke yöneticileri kendileri baştayken günü kurtarmaya yönelik politikalarla gelecekte olabilecek sürdürülebilir büyümeyide öteliyorlar. Para Politikaları, ucuz yada fason işçilikle, inşaatla sürdürülebilir büyüme nasıl mümkün olabilir? Elinizdeki insan kaynağının kalitesini arttırmak için eğitim, sağlık, hukuk, nüfus vb düzenlemelerini yapıp, yaratıcı, girişimci, ahlaklı ve üretken nesiller yetiştirmeli. Bu kaliteli insan kaynağının innovatif, global talep görecek benzersiz ürünler üretmesini sağlamalı ve teşvik etmeli. Bu insan kaynağı ve oluşacak toplum düzeni nesilden nesile aktarıldığında ancak sürdürülebilir büyüme sağlanabilir diye düşünüyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet bu dediklerinizin hepsi doğru. Ne var ki bizim gibi toplumlarda siyasal iktidarlar kaliteli eğitim çerçevesinde yetişen insanları kendi iktidarları için potansiyel bir tehlike olarak gördüğü sürece eğitim reformu yapmazlar. Adı eğitim reformu olan her adım aslında bir eğitim deformundan ibaret kalır.

      Sil
  30. Mahfi Bey,
    Merhaba!

    Tam zamanlı bir durum tespit yazısı. Teşekkür.
    Çin'deki kredi ve teminat mektubu sorunu nedeniyle son 2-3 ayda özellikle Almanya'dan Türkiye, Polonya ve İtalya'ya birkaç büyük makine imalat projesi kaydı. Bu durum devam eder mi?
    Aslında devam etse fena olmaz, 2016 yı kapatırdık.

    Bir de, Devlet desteği alamayan özel firmaların bu kredi sıkıntısı nedeniyle iflas eşiğinde olduğunu duyduk. Olabilir mi?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu dediğiniz ben bilmiyorum. Ama sıkıntılar olduğu kesin. Şikayetler arttı.
      Eğer Türkiye AB ile ilişkisini yükseltip üye olmaya yaklaşabilseydi bu kaymalar artacaktı. Ama niyet o değilmiş.

      Sil
  31. Hocam merhaba. Hocam bu petrol fiyatlarının Çin ekonomisiyle bir alakası var mı? Daha da düşer mi sizce ? Bu fiyatlar sürdürülebilir mi ? Bir anormallik görüyormusunuz petrol fiyatlarında ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. her piyasada anormallik görülebilir. herkesin "çok güçlü" dediği, Fed'in faiz artışına temel olarak gösterilen amerikan istihdam piyasasında da anormallik var. mesela son 3 çeyrektir reel ücretler verimlilikten çok daha hızlı artıyor. bir süre sonra reel ücretler gerileyecektir. şu anda petrole talep petrol arzından daha canlı. ister istemez bu fiyatlarla bazı petrol üreticileri sahneden çekilecek, fiyat yükselecek ve talep arza uyum sağlayacaktır.

      Sil
    2. Petrol fiyatlarının düşmesinde Çin'deki düşen büyümenin ve dolayısıyla düşen petrol talebinin de etkisi var tabii. Ama tek başına bu etkiyi yaratamaz. Bir yandan da kaya petrolü vb derken petrol arzı arttı. O açıdan bakınca bu düşüşte bir anormallik görünmüyor.
      Yoruma yorum yapan arkadaşımızın dediği gibi her piyasada anormallik görülebilir. Aslında pertol fiyatının 110 USD ye çıkması da anormaldi.

      Sil
  32. Hocam konumuz ile alakalı değil ama CDS primleri ile alakalı bir şey sormak istiyorum. Gelecek riskini yansıttığı söylenen CDS primleri, aslında geniş ölçüde geçmişin değerlemesine bağlı değil midir?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Gecmisi degerlendirmeyen gelecegi fiyatlayamaz.

      Sil
    2. Yoruma verilen yanıt güzel. Ben de şöyle diyeyim: Geleceği şekillendiren şey biraz da geçmişten gelenlerdir.

      Sil
  33. Makro gostergeler disinda bir de isin reel ekonomi yonu var, ki bu bunu makro degerlerle gormek ne kadar mumkun bilemiyorum. Cin ureten bir ekonomi. Para girmis cikmis, parasinin degeri o olmus bu olmus pek tabi onemlidir ancak isin alt tarafinda da ureten insanlarin varligi gelecege yonelik umut gostergesidir.

    Dusunin milyonlarca insan bugun en son teknoloji urunlerinin uretiminde calisiyor. Fabrikalarini goruyor. Gelismis ulkelerden, dunyanin en iyi muhendislerinden gelen tasarimlari goruyor, uyguluyor. Bu pek tabi o insanlarin is egitimlerine ve yeteneklerine katki saglamaktadir.

    Bizim alip sattigimiz urunleri onlar uretiyorlar, bir fiil bir iphone icinde hangi devreler var, hangi hatalar var, bu tip bir urun nasil uretilir ogreniyorlar. Bu onlarin bunun benzerini yapmalarina olanak sagliyor. Bugun Apple'a dolayisiyla ABD'ye akan sermaye zamanla Cin'li firmalara da akacaktir. Kore bunun en guzel orneklerinden birisi. 1980'lerde uretim agirlikli calismalarinin meyvelerini bugun topluyor. Isin uzucu tarafi Kore Turkiye'de dahi fabrika acarak bizden teknoloji ogrenmis bir ulkedir (Goldstar), bugun Samsung'un yanina yaklasamiyoruz, ve Samsung Apple ile yarisan bir urun uretebiliyor.

    Cin'in de Kore gibi bir noktaya geleceginden hic kusku yok. Kore de 1980'lerden sonra makro ekonomik inisler cikislar yasadi, ama bu inis cikislar Kapitalizm'in kurallarini onlara ogretiyor, Cin de pek tabi dusus yasayacak ve kurallari ogrenecek. Ama ogrenince sahip oldugu tecrube ve birikim cok hizli bir sekilde ataga kalkmasina sebep olacaktir.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Dedikleriniz çok doğru. Ama o milyonlarca insan aslında ne ürettiğini tam olarak bilmiyor. Asıl olan o işleri yapan, planlayan bir avuç insan.

      Sil
    2. Kesinlikle oyle. Ben zamanla o milyonlarin icinde bunlari gelistirebilecek bir avuc insanin kolaylikla cikacagini dusunuyorum. Cunku uretim sektorunde bir fabrika gormek cok onemlidir, ufkunuzu inanilmaz gelistirir. Bir urunu prototip uretmek ile, seri uretim yapmak arasindaki farki ancak bir fabrika tecrubesi yasayarak anlarsiniz. Tabi ki illa calismaniza gerek yok, staj yapmis olmaniz, gezmis olmaniz bile cok sey degistirir. Gelismis ulkelerin de zamaninda birer fabrika ulkesi oldugunu (ve hala aslinda fabrika ulkesi olduklarini) hatirlatmak lazim yoneticilere.

      Onlar saniyorki, kucuk ofislerde dunyayi degistirecek icatlar cikacak. Oralardan ancak bilim fuarinda stand malzemesi cikar. Piyango cikmasini beklemekten daha akillica isler yapmak lazim gelecek icin.

      Sil
  34. Hocam merhaba,

    Az önce 2015 yılı tahminlerinizi yayınladığınız yazınıza bir göz attım. Euro için 3.15 vermiştiniz, şimdiden 3.18'e dayandı. Bana artık Türkiye'de kur tahmin etmek, falcılıkla aynı şeymiş gibi geliyor : )

    Saygılar.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet bunu ben de her zaman söylüyorum. Kur tahmini işin en zor tarafı.

      Sil
  35. Çin’in piyasasina giren ABD kaynakli kuresel sermaye ne diyorsa o oluyor. Malum FED ABD vatandasini degil bu bankalari ve sermayeyi korudugu icin, neredeyse sinirsiz faiz sifirlamasi, ve genislemeyi hazmetti. Kac senedir FED faiz artiracak konusuluyor ve o da olsa bile 2016 sonuna 1-2% seviyesine ancak gelebilecek ki o bile mumkun degil ic ekonomi ve baskanlik/senato/meclis secimleri nedeni ile. ABD hakkinda konusanlar baskanlikla beraber meclisin tamamen secime gidecegini, senatonun 1/3 unun de yenilenebilecegini anlatmiyorlar.

    Hocam yazilariniz icin cok tesekkurler ama Cin'deki kalici devlet merkeziyatcili ama aslinda kontrollu kapitalizm'e dayalii ve istihdam yaratmaya mecbur yonetim ile ABD'deki kar ve deger artiririci, duruma gore pozisyon alan, kisa donemli sermaye yanlisi yonetim ile her zaman uyusmadigini goruyoruz. IMF bunlarin arasini yapacagina sanirim daha da araya nifak sokuyor anlasilmaz bir nedenle. Olasi bir diplomatik/politik krizde Çin’in tavrini tahmin edebilir misiniz? Farzedelim Tayvan'i artik iyice avcuna almak isteyen bir Çin var. Boylesi bir durumda Çin’in ABD ile iliskileri ve ekonomik olaylar nasil olusabilir?

    Bir de Çin’in sanildigi kadar altin almadigi soyleniyor. Burada Hint ve Çin’in genel altin alici oldugunu duyumluyoruz ama sizin bu konudaki gorusleriniz nedir (Bretton Woods'un geri gelemeyecegi ama altin'in deger kazanacagi) konusunda

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim.
      Ben altının bir süre daha değer kazanmayacağı görüşündeyim.

      Sil
  36. CDS skorunda ispanya' yı ikiye; portekizi 3'e katlamak üzereyiz.
    Güçlü lider güçlü Türkiye

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. 2013 Mayısında Türkiye'nin CDS primi 118 idi. Bugün 268. Arada hangi hataları yaptık? Bunların bir dökümünü çıkarıp üzerinde çalışacağımıza hata sayısını artırmakla meşgulüz.

      Sil
  37. Hocam bazi yorumcular Cindeki develuasyonun emtia fiyatlarini da dusurecegini ifade ediyorlar. Bu nasil bir mantik ? Normalde Cinin maksadi ekonomiye ihracat destekli gaz vererek buyumeyi olusturmak olurken buyumeyi de emtia ithalati yaparak saglayacagindan petrol demir celik vs...neden dussun bu develuasyonla bunu anlayamiyorum. Ve bir sorum daha var FED sizce ne yapacak faizleri artirma ihtimalini nasil goruyorsunuz. Ben FEdin sanki 2016 ilkbaharina kadar bekleyecegi dusuncesindeyim tabii her an arttirim diyerek olasi bir arttirmayi da fiyatlatarak. Ama 2016 Marti Nisani daha makul gibi.. Arttirirsa da geleneksel olmayan tarz da olabilir gibi dusuncedeyim mesela 0.25"den 0.35-0.40 tarzi ufak arttirimlarda olabilir. cunku para polisiyasi artik fedle birlikte geleneksel bir siyasaya evrildi ne dersiniz ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Herkes bir şeyler söylüyor ama Çin'in devalüasyondan iki amacı var ilki ihracatını artırmak ve o yolla büyümeye geri dönmek, ikincisi de Yuan'ı SDR sepetine aldırabilmek (bunun koşulu parasını dalgalanmaya bırakarak konvertibl hale getirmektir. Çin de o yolda ilerliyor.) Yuan, SDR sepetine girerse rezerv paralar arasına girmiş olacak diye düşünüyorlar.
      Fed muhtemelen faşzş bu yıl artıracak. Ben öyle bekliyorum.

      Sil
  38. Merhaba hocam

    Hocam haydar bas'ın milli ekonomi modeli hakkında ne dusunuyorsunuz çin'de de uygulanmaya başlandı deniyor

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Şu dünya düzeninde, bizim gibi bir ekonomide, sadece iç tüketime dönük politikalarla büyüyen tek şey, borçluluk olur.
      Böyle bir düzende para basarak kalkınma olmaz. Maliye politikası uygularsın, ama cari açık problemin yoktur. Çin'in cari fazlası var, istediği kadar maliye politikası uygulayabilir. Herşeyi kendi ülkesinde üretme kabiliyeti, imkanı mevcut.

      Sil
    2. Ben Haydar Baş'ın ekonomi modelini bilmiyorum. Her modeli öğrenmeye çalışacak kadar zamanım yok.

      Sil
  39. Merhabalar hocam
    Ekonomi'yi en kısa surede nasil ogrenebilirim? 3-4 ayda lisans egitimi seviyesinde ekonomi ogrenmek icin neler yapabilirim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Cin Ali serisi var faydasını görürsün

      Sil
    2. Örneklerle Kolay Ekonomi kitabımı okuyun. Ardından Ekonomi Politikası'nı okuyun. Sora Erdal Ünsal'ın mikroekonomisini.

      Sil
  40. Hocam çok güzel yazmışsınız elinize sağlık,yalnız benim bunların dışında bir sorum olacak seçimlerin ekonomi üzerinde nasıl bir etkisi oluyor,bunun arkasında yatan düşünceyi merak ediyorum açıkçası,uygulamada şunu diyebiliyorum evet koalisyon hükümetleri bu zamana kadar bi istikrar sağlamamış,fakat bunun arkasında yatan düşüncenin ne olduğunu merak ediyorum ,yani siyasi hayat ile ekonominin arasındaki ilişkiyi öğrenmek istiyorum,arkasında yatan temel nedenleri nedir bunun,kısaca asimetrik bilgim olsun istemiyorum,hocam eğer bunu açıklayabilirseniz çok müteşekkir olurum ya da bununla ilgili bir kitapta önerebilirsiniz,alırım okurum,çok merak ettiğim bir konu bu.Şimdiden teşekkür ediyorum hocam.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim.
      Bu konuda bir kitap var mı bilmiyorum. Batıda koalisyonlar başarılı olabiliyor ama bizde olmuyor. Nedeni daha çok laikliğe yaklaşımla ilgili. Din eksenli partiler eğitimin din temelinde biçimlenmesini istiyor, ötekiler ise bu temele dayanmamasını istiyor. En basit ayrım bu. Bu önemli bir nokta ve buradan koalisyon çıkmıyor, çıksa da başarılı olamıyor.

      Sil
  41. İstisnasız her büyüyen ekonomide gelişme hızı bir süre sonra düşüyor. İyi ama hangisi daha sağlıklı sizce? ilk 20 yıl %5x büyüyüp sonraki 20 yıl %x büyümek mi yoksa 40 yıl boyunca aynı büyümeyi sağlayacak (geometrik ortalaması y olsun) %y büyümek mi?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Büyüme sadece ekonominin kendisine bağlı bir şey değil. Dış dünya, dış konjonktür, jeopolitik olaylar vb de büyümeyi etkiliyor. Yani büyümeyi biçimlendirmek tümüyle ülkenin elinde değil.

      Sil
  42. Hocam yazı için teşekkürler. Tevfik güngör yazısında işsizliğin bu yılın mayıs ayında 11.4 olduğu ifade etmiş. İşsizlik oranı bu mayıs ayında 9.3 olarak gözüküyor tüik'te. Farklı bir hesaplama mı yapmış hoca anlayamadım

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkürler
      Güngör bey orada tarım dışı işsizlik oranını yazmış. Ama başına tarım dışı demediği için karışıklık olmuş.

      Sil
  43. Hocam siz yine umursamayın, küçümseyin, kahkaha basın veya komplo teorisi demeye devam edin! Zaten bir şeyi dikkate almayacağınızın işaretini vermek isterseniz hep aynı yolu izliyorsunuz! Mesela 'Bir Ekonomik Tetikçinin İtirafları' veya Ramazan Kurtoğlu'nun uyarı ve kitapları üzerine görüşleriniz gibi!

    https://www.youtube.com/watch?v=cIwoWBzKHBE

    Dolar 5.00 TL bile olsa bir şey olmaz!

    Niye?

    Çünkü 'Net Hata Noksan'da daha önce görülmemiş büyüklükte para girişinin devam edeceğini bundan sonra yayınlanacak tüm raporlarda göreceksiniz!

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sanırım o da eskisi kadar kolay değil.

      Sil
  44. Merhaba bende bu sene bilkent ekonomiye yerleştim.Sizin kolay ekonomi kitabınızı okumak işime yarar mı? Ve Türkiye'deki bu ekonomik kriz durumunu anlamama yardimci olur mu?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Pahalı bir kitap değil. Denemesi bedavaya yakın.

      Sil
  45. Merhabalar Hocam,
    Dünyadan üretimin Çin'e bu kadar kaymasının sadece ucuz iş gücü ile açıklamak mümkün mü yoksa, gölge bankacılı ve benzeri sistemlerle zararına iş yapıp devamlı bunları bir şekilde subvanse ediyorlar, bu yolla hem işçi iş buluyor hem üretim tesisleri kendilerine geliyor hem fx reservi oluşuyor ama sonuçta zararına iş yaptıkları için sonuçta çok daha büyük yerel para cinsinden borç birikiyor olabilir mi?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Tabii ki her şeyi ucuz işgücüyle açıklamak mümkün değil. İşgücü dünyaya göre ucuzsa başka şeyler de ucuz demektir. Ama her türlü zoraki ucuzluk sonunda sıkıntı yaratıyor.

      Sil
  46. Hocam

    18 Ağustos 2015 itibariyle büyük ekonomik kriz değil ama büyük ekonomik durgunluk içindeyiz, dememizin doğru olacağı kanaatindeyim!

    TCMB, FED'den hamle gelmeden PPK faizini arttırmayacak! Biz istersek 10 tane ardı ardına erken seçim, geç seçim, alçak seçim, yüksek seçim, sıcak seçim, soğuk seçim...yapalım önemli değil! TCMB'nin ilk beklentisi FED'in hamleyi ne zaman yapacağı!

    Eğer faizi bugün 8,00 (veya üzerine) yükseltseydi, FED'in hamlesi geldiğinde bu seviyeden hareket etmek zorunda kalacaktı!

    TCMB, DOLAR/TL KURUNUN YÜKSELİŞİNİ DURDURAMAYACAĞINI HEPİMİZDEN İYİ BİLİYOR! YAPMAYA ÇABALADIĞI TEK ŞEY, BU YÜKSELİŞİN "HIZLANMASINI" GÜCÜ YETTİĞİNCE GECİKTİRMEK!

    2016'da ise Türkiye'de büyük ekonomik krizin başlayacağı artık kesinleşti!

    Siz ne dersiniz Hocam?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben ne diyeyim? Biz zaten bu dediğinizin içindeyiz de farkında değiliz. Hani kol kırılur da sıcakken acısı tam hissedilmez.

      Sil
  47. Sayın Hocam, MB'nin uyguladığı çoklu faiz oranı politikası hakkında ne düşünüyorsunuz? En büyük ekonomiler yalın ve tek bir faiz oranı açıklayıp bunu sadece uzun periyotlarda değiştirirken, yatırımcıların, Türkiye'deki faizin, koridorun neresinde gezindiğini her gün açıp kontrol etmesini istemek makul bir beklenti midir? Hükümeti, sınır güvenliği, yönetim biçimi, ekonomik gidişatı her an değişen bir ülkenin, faiz oranının da 325 b. puanlık (!) bir bantta belirsiz bırakılması, ekonomimizin lehine midir?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merkez Bankası gerçek anlamda bağımsız olmayınca bu tür illüzyonlarla durumu idare ediyor.

      Sil
  48. Hocam bu sene Bilkent İşletme 1.sınıfa başlıyacağım. Aynı zamanda AÖF den Adalet okuyup Hukuk'a DGS ile geçiş yapıp aynı anda 2 üniversiteden mezun olmayı düşünüyorum. Sizce uygun mudur? Sizin görüşleriniz nedir hocam,teşekkürler?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sizce uygun olan her şey sizin için uygundur. Ben sizin durumunuzu sizden iyi bilemem. Böyle bir şey işe yarar mı diyorsanız tabii yarar. Ama her ikisinin de hakkını vermek kaydıyla.

      Sil
  49. SN Vehbi Koc ve SN Rahmi Koc"un Nufus planlamasi uzerine verdigi emegi hic kimse vermemistir. Kendilerinin buyuk emeklerle yaptigi kadin cocuk aile planlamasi vakfi varoslara kadar her yerde sube acmis ucretsiz danismanlik ve ucretsiz korunma envanterleri saglamistir. Ucuz is gucunden yana olmasi gerekenler nufus planlamasi isleriyle ugrasirken. Turkiyedeki zeka seviyesi yuksek sendikalarda(DISK KESK vb) surekli maas zammi dilenciligi pesinde olmasi ve bu konu ile ilgili bir fikirlerinin bile olmamasi dusundurucu bir husustur. Hocam Sizin bu husularda bu yorumuma katacaginiz bir yorumunuz var mi?.. Bunlarin isi gucu maas zammi asgari ucretin artmasi zam da zam . sanki zam olunca asgari ucret 1500 lira olunca buyuk devrim olacak.. Yahu sen once kitleni sinifini bir egit . Is gucu arzi fazla olunca atanamayan hocalar issiz univ mezunlar dusuk ucrete tamah etmek zorunda kalan ustalar ve onlarin ciraklari....Ya hadi biraktim zammi biraktim nufus planlamasini da bu zekasi yuksek sendikalar bari masaya deneysel tekliflerle gelseler o da yok mesela temel gida maddelerindeki KDV ve varsa diger ozel vergilerin indirilmesini teklif etseler..Yok bunlarda varsa yoksa zam zam zam <zam...Hocam siz ne dusunuyorsunuz Burjuvaziden gelen birilerinin ucuz isgucunden yaralanmak gibi ihtiyaci varken nufus planlamasini bu ulkenin lugatina sokmasi ve bunun uzerine yatirimlar yapmasi vakiflar egitimler yapmasi ucretsiz urunler vermesi.. buna mutakiben zam zam zam demekten baska bisey bilmeyen isci sinifin sozde temsilcilerinin de agizlarinda lugatlarinda nufus planlamasi olmamasina ne diyorsunuz..?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Maalesef bu konuyu ne zaman açsanız iş siyasal ve dinsel bir yere çekiliyor ve doğru dürüst tartışamıyorsunuz.

      Sil
    2. Dogru durust tartisacak akil ve vicdan yok maalesef . Herkes kendince hakli ve alingan. Oysa Ben bildigimi gercekleri ifade buyuruyorum hem de zuccaciyeci dukkanina giren bir fil zurafa gibi. Kirici ve yaralayici olabiliyor evet ama nufus gibi bilimsel objektif verilere dayanan ve olculebilinen bir olguyu isci sinifi ve burjuvazi denkleminde ekonomi arz talep babinda ele alinca ortaya yukarida yazdiklarim cikiyor. Tam da bu noktada yukarida yazina sizin katkilarinizi bekledim.Gerisi umrumda da degil.

      Sil
    3. Sayın Güngör,

      Vehbi & Rahmi Koç'un (veya Türkiye'deki, dünyadaki benzerlerinin) yaptıklarından sadece bir bölümünü aktararak; yaptıkları diğer şeyleri aktarmamak etik değil.

      Bu konuyu izah için aşağıdaki soruyu ve üç cevabı tavsiye ederiz:

      SORU:
      Erkut Köksal (24 Mayıs 2015)
      "Yabanci otomobil ureticileri; Renault, TOFAS/Fiat'ta baslayan olaylardan etkilenip, fabrikalari kapatir ya da kapasite dusurup, yatirimlarini Iran, Romanya, Fas gibi işçilik maliyetlerinin daha dusuk oldugu, sendikalarin emir komuta ile calistigi rakibimiz olan bolge ulkelerine kaydirirsa, ulkemizdeki issiz kitlelere nasil cevap vermeyi dusunuyorsunuz? Globalizasyonda kapital ve uretim kuresellesti ama emek hala yerel maalesef."

      CEVAP 1:
      http://bit.ly/1E3aNRf
      (Özellikle "'şempanzeleri' kalifiye eleman hâline getirip, onları bile sömürmek" kısmına dikkat ediniz.)

      CEVAP 2:
      http://bit.ly/1gU60Xw

      CEVAP 3:
      http://bit.ly/1gU6ayd

      Sendika ve yüzbinlerce kurumun zeka seviyesinin yüksek mi / alçak mı olduğunu ölçen bir cihaz henüz icat edilmedi.

      Hayat, sadece İskandinav ülkelerindeki nizamla işlemiyor.

      Bir örnekle izah edelim:

      Eğer sayın Eğilmez;
      Emekli bir müsteşar olmasa idi,
      Yıllar boyu çeşitli gazete, dergi, tv kanallarında görünüyor olması sebebi ile tanınıyor olmasa idi,
      Şu an çalıştığı üniversite gibi (Türkiye'nin birçok üniversitesinden daha iyi konumda olan) bir üniversitede çalışmıyor olsa idi;

      Eğer sayın Eğilmez;
      Özellikle Orta Anadolu (ve doğusundaki) üniversitelerde akademisyenliğini sürdürüyor olsa idi;

      Sizin yukarıda yazdığınız görüş ve eleştirilerin büyük bölümüne katılmıyor, tam tersine; o da hayıflanıyor olurdu.
      Zam meselesi daha çok yer tutardı, Türkiye'de bilimin niçin yaygınlaşamadığı sorusu daha az yer tutardı...

      Şunu unutmayınız sayın Güngör:
      Eğer bir insanın karnı asgari düzeyde doymazsa, o insanın kolay kolay bir teknolojik buluş yapması günümüzde pek mümkün değildir. (İstisnalar kaideyi bozmaz.)

      Şu adresteki araştırma raporunu tavsiye ederiz:

      http://bit.ly/1T83Sd1

      Ek olarak:
      Din, dinin siyasi, ekonomik hayattaki yeri ve benzeri konular her zaman vardı. Yarın da olacak.

      Sorunun bel kemiği: Kapitalizm.

      Ve Türkiye, bunun ilk ve en şiddetli sancılarını yaşamaya henüz başladı...

      Saygılarımızla

      Sil
    4. Yahu yere dusseniz kapitalizm yaprak kipirdasa abd basiniza saksi dusse emperylaistler ve yerli isbirlikcileri. Hic mi suc yok hic mi hatali degilsiniz hic mi insan degilsinizde hatayi da bir burjuva sinifinin katkisini da goremiyorsunuz. Burdaki bahsedilen sey ucuz emekten yana olanlarin nufus artis hizina nasil daha kaliteli yasam icin daha nitelikli bireyler icin gem vurmasidir. Siz hic bir sendikanin bu konuda yahu bu artislarla nereye kadar dedigini duydunuz mu ? birakin bir proje gelistirmeyi yahut kendi kitlesine bu konular hakkinda pedaogoji saglamayi. Birakin ekonomini temeli arz taleptir. Isgucunun arzini belirleyende fabrikalar degil yuksek ve veya dusuk dogum oranlaridir.Bir ulkede korkunc derecede yuksek dogum oranlari oldugunu dusunsenize orda ne as kalir ne ucuz konut ne de saglikli bir egitim siyasasi. Ama varsa yoksa kapitalizm isin bu boyutu nedense gorulmuyor. Bu cok temel biyolojik habitat yasam alani deneyidir nasil ki cogalan bakteriler yogunlastigi ortamda yasam egrisi icerisnde bir donem sonra besinsizlikten cogaltim mekanizmasini dusuruyorsa bu olayda bu kadar basittir. Ama on yargilisiniz yargilayicisiniz. Sizi sevmiyorum. Isci sinifindan gelen biri olarak da beni hic bir zaman kucaklayamayacakasiniz!

      Sil
    5. Ben salt Turkiyede ki nufus planlamasindan bahseylemiyorum dunya genelinde boyle bir egilimin olmasindan yanayim. Sadece Turkiyedeki ozel bir ornegi ziyadesiyle sundum. Hos seda Sendikalarin zeka seviyesi yuksek derken bir alegori yaptim afbuyururusaniz o da su tepeden inmeci jakoben bir mantikta hareket eder cogu sendika. biz biliriz biz pazarlik yapariz biz is verenle diyalogu kurariz aydatlari ayarlariz cay iceriz isciler calisir. Varsa bir sikinti uc bes sendikaya bagli iscilere sinif dayanismasi vs.. ekonomi vs.. sosyal diyalog vs..calisma iliskileri vs uzerine egitim seminer veririz olur biter mantigidir ki bu mantik da bir sendikayi ust akil yapar isciyi ben bilmem sendikam bilir mantigina sokar. Bu vesile nedeniyle zeka duzeyi yuksek sendika kavramini kullandim,- Hos seda eger sermaye kureselse emegin kuresellesemesinin emek dayanismasinin kuresel olmamasinin sorumlusu da kuskusuz ben degilim bunun sorumlusu ingilizceyi bile bilmeyen sendika agalari ve ulusalci dusunceler aklinda bulanmis sendikal temsilcilerdir. Eger sendikalar kuresel emek dayanismasini orgutlese ve bir emekci siniflar uzerinde arz eksenli nufus planlamasi uygulamasini kuresel capta yapsa bugun yasanalari iste o zaman direk kapitalizme baglardik.Sorun sendikalarin kuresel olmamasi olmuyorsa da kuresel dayanismasinin pek parlak saglikli kurulamamasidir. Sorun kursel dayanismanin ortak akili ortak projeleri gereceklestirememesinde Sorun salt maas zammina endekslenen emek hareketidir. sorun senin yerine ust akilin dusunmesidir. sorun senin yapamadigini senin karsit sinifin burjuvazinin yapmasidir. Boylesi bir projeyede nufus planlamasi konusu uzerindeki projeye hic kusura bakma tesekkur ederim. Digerleri nerede derim.Saygilar.

      Sil
    6. Sayın Güngör,

      Kendi sözlerinizle size gerçekleri izah etmeye çalışalım:

      "on yargilisiniz yargilayicisiniz. Sizi sevmiyorum. Isci sinifindan gelen biri olarak da beni hic bir zaman kucaklayamayacakasiniz!"

      ifadeniz ile önyargılı olan tarafın kim olduğu apaçık ortada: Siz.

      Şu adreslerde ifade edilenleri, ne yazık ki, önyargılı okuyorsunuz:

      http://bit.ly/1E3aNRf

      http://bit.ly/1gU60Xw

      http://bit.ly/1gU6ayd

      http://bit.ly/1T83Sd1

      Eğer yukarıdaki 4 adreste ifade edilenleri, dingin bir hâl içinde, ilk önce anlamak için okumaya gayret gösterirseniz; kendi kendinizi düzeltmeye başlayacaksınız. Bu, dostane bir tavsiyedir. Bir gemi batmaya başladığı zaman; kim kapitalist, kim komünist, kim zam peşinde koşuyor, kim teknolojik buluş yapmak peşinde koşuyor veya kim nüfus planlaması yapmak peşinde koşuyor...diye ayrımlar yapmıyor.

      Ve tekrar:
      Hayat, sadece İskandinav ülkelerindeki nizamla işlemiyor.

      Konu şu:

      (A) Kapitalizmin alternatifsiz olduğu yanılgısına dünyanın geneli ne yazık ki sahip. Bu, 2. en tehlikeli yanılgıdır.

      (B) Kapitalizmin alternatifinin sosyalizm (ve daha ileride komünizm) olduğu yanılgısı ise, ne yazık ki 1. en tehlikeli yanılgıdır.

      Bahsettiğiniz nüfus planlaması, sendikaların durumu...ve diğer bütün başlıklar sonra gelir.

      Kapitalizm yüzünden, gemi su almaya çoktan başladı, ve çoğumuz boğulmak üzereyiz. Ve işin ilginç tarafı, kapitalizm kendisini bile boğduğunun farkında değil.

      İlk önce gemiyi tamir edip, tekrar yüzdürmek zorundayız. Diğer bütün başlıklar sonra gelir.

      Saygılarımızla

      Sil
    7. Kapitalizm yüzünden, gemi su almaya çoktan başladı, ve çoğumuz boğulmak üzereyiz. Ve işin ilginç tarafı, kapitalizm kendisini bile boğduğunun farkında değil.

      İlk önce gemiyi tamir edip, tekrar yüzdürmek zorundayız. Diğer bütün başlıklar sonra gelir.

      Yazdiginiz yazi kapitalist bir gemideyiz allaha sukur batiyoruz(evet dogru bu cok dogru) ama kimse farkinda bile degil hatta bu kapitalist geminin aktorleri tayfalarini ve yolcularini birakalim bu gemiyi tasarlayan muhendisten bu gemiyi yuzduren bas kaptana kadar bogulacagimizdan farkinda degiliz(evet bu da cok dogru) gelelim sizin yazdiginiz tumceye hele bi tamir edelim su gemiyi bu kapitalist gemiyi hele bi yuzdurelim allah kerim. Yahu bu tumceler ve mealleri tam anlamiyla turkiyedeki tipik sol mantiktir dunyada ise restorecei 20.yy sosyal demokrat mantiktir. Restorasyoncu zihniyete gore yahu sen birak su dogum mogum islerini yahu birak sen su insan haklari cevre meselerini yahu birak sen su azinlik mazinlik meselerini de hele su kapitalist sistemi sucla gemiyi yuzdureceksen yuzdur batiracaksan batir sonrasi allah kerim sonra kalirsa insan onlara insan hakki verilir sonra kalirsa cevre cevre duzenlemesi yapilir vs... bu 20yy sosyal demokratlarin bicemi oldugu gibi tipik turk solcularinin bagnaz paradigmasidir. insan haklari dogacilik azinliklar bu kavramlar ve bu kavramlari savunmak sin if dayanismasini boler bizi boler sistemi kapital sistemi gormezden gelmemizi saglar ve bu haklar emperyalistlerin bizim uzerimizdeki oyunudur paradigmasina kosut gider. Bu mantiga elveda sayin adsiz.

      Sil
    8. koç ailesinin nüfus azaltılmasını savunması ve bunun üzerinde çalışması gayet normaldir. çünkü üst aklı rockefeller hanedanıdır!. hani şu meşhur: tek din,tek para, tek bayrak ve ve tek devlet beynelmilel düşüncesinin patentine sahip hanedanlık!.türkiyedeki uzantısıdır!.

      Sil
    9. Sayın Güngör (19:14),

      Ne yazık ki: Görüşleriniz yanlış.

      Üç bilgi:

      (1)

      TEKNOLOJİ DÜNYASININ EN BÜYÜK KAPİTALİST ŞİRKETLERİ OLAN "APPLE", "SAMSUNG", "ACER", "ASUS", "ACER", "HTC", "LENOVO", "LG", "HUAWEI", "ONEPLUS", "DELL", "MOTOROLA", "HEWLETT-PACKARD", "NINTENDO" VE YÜZLERCESİNE ÜRETİM YAPAN, DAHA ÇOK ÇİN'İN GÜNEYİ ve TAYVAN'DA TESİSLERİ OLAN "FOXCONN" FABRİKALARINDAKİ İNTİHARLARDAN BİRKAÇ ÖRNEK:

      18 Haziran 2007: Bay Hou - Yaş 19 - Erkek - Fabrikanın banyosunda kendini astı, hayatını kaybetti.

      16 Temmuz 2009: Sun Dan-yong - Yaş 25 - Erkek - iPhone prototipini kaybetmesi nedeniyle bir apartmandan düşerek hayatını kaybetti. Ölümü öncesi, bazı Foxconn yetkilileri tarafından darp edildiğini ve evinin arandığını iddia etmişti.

      Ocak-Mayıs 2010: Ma Xiang-qian, Mr. Li, Tian Yu, Mr. Lau, Rao Shu-qin, Ms. Ning, Lu Xin, Zhu Chen-ming, Liang Chao, Nan Gan, Li Hai, Mr. He - Yaş 17-29 arası - Binadan düşerek hayatlarını kaybettiler.

      20 Temmuz 2010: Mr. Liu - Yaş 18 - Erkek - Bir yurdun altıncı katından düşerek hayatını kaybetti.

      7 Ocak 2011: Wang Ling - Yaş 25 - Kadın - Bir psikiyatri kliniğine sevkedildikten sonra bir binadan atlayarak hayatını kaybetti.

      26 Mayıs 2011: Adı bilinmiyor - Yaş 20 - Erkek - Binadan düşerek hayatını kaybetti.

      Temmuz 2011: Mr. Cai - Yaş 21 - Erkek - Shenzhen tesislerindeki bir binadan düşerek hayatını kaybetti.

      23 Kasım 2011: Li Rongying - Yaş 20 - Kadın - Binadan düşerek hayatını kaybetti.

      14 Haziran 2012: Adı bilinmiyor - Yaş 23 - Erkek - Binadan düşerek hayatını kaybetti.

      24 Nisan 2013: Xu Lizhi - Yaş 24 - Erkek - Yurt binasından atlayarak hayatını kaybetti.

      27 Nisan 2013: Adı bilinmiyor - Yaş 23 - Kadın - Yurt binasından atlayarak hayatını kaybetti.

      ...

      Vakalar ve sayılar yukarıda aktarılanlardan daha fazla.

      Yukarıda adı geçen "marka"ların ürettiği teknolojiye değil; bu teknolojiyi üretirken "sömürücü zihniyet"e sahip olmalarına karşıyız. Bu dehşet durum sadece Uzak Asya özelinde değil; dünya genelinde yaşanıyor. Bangladeş'ten başlayın Polonya'ya gelin, Dubai'den başlayın Brezilya'ya gelin, Endonezya'dan başlayın ABD'ye gelin, Güney Afrika'dan başlayın Rusya'ya gelin, Kanada'dan başlayın Türkiye'ye gelin...

      Sömürücü zihniyet = Kapitalizm. (Sosyalizm & Komünizm'in baskın olduğunu zannettiğimiz dönemin bitmesi üzerinden 25 yıl geçti.)

      Sil
    10. (2)

      TÜPRAŞ'TA YENİ İŞ CİNAYETLERİNİN MEYDANA GELMESİ YAKIN!

      (Turan Kara,
      18 Ağustos 2015,
      İzmir)

      Geçtiğimiz hafta yaşanan iş cinayetiyle bir arkadaşlarını toprağa veren TÜPRAŞ işçileri bu sefer de toplu zehirlenme korkusu yaşıyor. Cuma gününden bu yana yaklaşık 300 kadrolu işçinin, kusma, baş dönmesi ve mide bulantısı şikayeti ile revire başvurduğu belirtildi. Yetkililer şimdiye kadar konuyla ilgili hiçbir açıklama yapmadı.

      Revire gidenlerin Aliağa Devlet Hastanesine sevk edildiklerini anlatan işçiler işyerinde olmayıp rahatsızlananların da gittiğini, taşeron işçilerle beraber bu sayının artabileceğini anlattı. İşçiler aynı yemek şirketinin Aygaz, Total, sahil güvenlik işletmelerine de yemek götürdüğünü buralarda da benzer şikayetlerle rahatsızlanmalar yaşandığını duyduklarını aktardı.

      İŞÇİLER 3 YILDIR ŞİKAYETÇİ

      Şikayetlerin artmasında sonra Tarım İl Müdürlüğü ve İl Sağlık Müdürlüğünden müfettişler inceleme için yemek ve sudan numune alarak olay yeri incelemesi yaptı ve ayrıca savcılık da soruşturma başlattı. İşçiler “TÜPRAŞ gibi bir fabrikada bunlar asla olmamalı, her gün başka bir sorunla karşılaşıyoruz. Üç senedir yemekhanenin hijyen koşulları taşımadığını, değiştirilmesi gerektiğini söylüyoruz ama bizi duymuyorlar. Ancak bir facia olmasını bekliyorlarsa işte oldu, artık değiştirsinler” diye konuştu.

      İşçiler yemek şirketinin “Yemekhane” adlı firma olduğunu ve holding bünyesinde çalıştığını aktardı. Herhangi bir açıklamanın yapılmamasının belirsizliği artırdığını dile getiren işçiler, “Eğer yemekten değilse neden oldu? Ayrıca taşeron arkadaşlar içerisinde rahatsızlananların durumu ne boyutta onu da bilmiyoruz. Yani hiçbir şey bilmeden zehirlenmiş halde çalışıyoruz” dediler.

      Art arda yaşananlardan sadece devlet bürokrasisi ve patronların değil sendikacıların da sorumluluğunun olduğunu dile getiren işçiler, şöyle devam etti: “Yıllardır yaşanan işçi ölümlerine ve işçi sağlığı ihlallerine sessiz kalındığı için bugün bunlar yaşanıyor. TÜPRAŞ’ta bunların yaşanması işçiler için alarm anlamını taşıyor. Petrol-İş ciddi bir hamle yapmazsa toplu katliamlar dahi olabilir.”

      ÇALIŞMA KOŞULLARINDA SORUN YOK

      Konuyla ilgili telefonla ulaştığımız Petrol-İş Aliağa Şube Başkanı Ahmet Oktay, kendisinin üç gündür İstanbul’da olduğunu söyleyerek, “Henüz net bir açıklama yapılmadı. Yemek yemeyenlerde de olduğu söyleniyor. Müfettişler inceleme başlattı biz de sonuçlarını bekliyoruz” dedi. TÜPRAŞ’ta art arda yaşanan sıkıntıların nedenlerini ve çalışma koşullarında ne gibi sorunlar olduğunu sorduğumuz Oktay, şu yanıtı verdi: “Çalışma koşullarında herhangi bir sıkıntı yok. Timuçin arkadaşımızın ölümü milyonda bir karşılaşabilecek bir kazaydı, hepimizi üzdü. Komisyon kurup sorumluların cezalandırılmasını sağlayacağız. Zehirlenme olayı ile ilgili de incelemenin sonuçlarını bekleyeceğiz.”

      YARDIM KAMPANYASI DÜZENLENECEK

      Ulaşmaya çalıştığımız şirket yetkileri sorularımızı yazılı alabileceklerini belirtti. Biz de sorularımızı yazılı olarak şirket yetkililerine ulaştırdık. TÜPRAŞ Kurumsal İletişim Müdürlüğü, şu yazılı açıklamayı yaptı: “TÜPRAŞ İzmir Rafinerimizde 15 Ağustos 2015 tarihinde çalışanlarımızın bir kısmı ishal ve ateş şikayetleri ile işyeri hekimliğine başvurmuştur. Gelişme hakkında besin ve su odaklı araştırmalar İl Sağlık Müdürlüğü ve İşyeri Hekimliğimiz tarafından sürdürülmektedir. Şikayetler sonlanmış olup, araştırma sonuçları hakkında bilgi paylaşımı yapılacaktır." Kurumsal İletişim Müdürlüğünden Seval Kızılçam da sorularımıza şöyle yanıt verdi: "TÜPRAŞ'ta yaşanan vahim olay bizi üzmüştür ama inşaatlarda, Soma’da yaşanan iş cinayetleri ile kıyaslamayı doğru bulmuyoruz. İşçilerin 3 senedir süren yemekhane koşullarının düzeltilmesi sorunu da hallediliyor. Bütün belgeleri tam ve eksiksizdir. Daha iyi koşullara getirilecektir. Ölen işçinin ailesine yaşam boyu eğitim desteği ile beraber ailenin ihtiyaçları karşılanacak ve tüm çalışanların dahil olacağı, Petrol-İş Sendikası’nın da katılacağı yardım kampanyası düzenlenecektir.”

      http://www.evrensel.net/haber/258601/tuprasta-zehirlenme-tedirginligi

      Sil
    11. (3)

      İKİTELLİ'DE TEKNİK YAPI İNŞAAT'TA 500 İŞÇİ İSYAN ETTİ!

      (Hilal Yağız,
      17 Ağustos 2015,
      İstanbul)

      İkitelli'de Teknik Yapı İnşaat işçileri, yaşadıkları sorunların çözülmemesi nedeniyle isyan ederek iş bıraktı.

      Yatakhanelerdeki tahtakurularından vücutları yaralar içinde kalan işçiler, çıkan yemeklerden uzun süredir şikayetçi. Uzun saatler ve tehlikeli koşullarda çalışan işçiler, kendilerinin insandan sayılmadığından şikayetçi. Tuvalet, banyo, yemek, uyku gibi temel ihtiyaçlarını bin bir zorluklarla karşılayan işçiler, artık bu koşullara karşı susmayacaklarını söylüyorlar.

      HER YERİMİZ PİSLİK İÇİNDE

      İşçilerden Emre Kartal gazetemize şunları anlattı: Memleketten geldik buraya burada çalışmak için, inşaatta öyle bir sistem var ki ne yemekler güzel çıkıyor, ne kaldığımız yer temiz. Her yerde tahtakurusu. Tuvaleti, banyosu, hiçbir şekilde koşullar yerinde değil yani. Koğuşlar temizleniyor, ilaçlanıyor, akşama aynı. Hiç değişen bir şey yok.”

      KANALİZASYON İÇİNDE SAKLADIKLARI PATATESLERLE YEMEK HAZIRLATIP BURADAKİ İŞÇİLERE YEDİRTİYORLAR!

      Barış İlhan ise “Kanalizasyonun içinde sakladıkları patatesleri gelip bize yediriyorlar. İşçileri insandan saymıyorlar ya, böyle saçmalık mı olur” diye isyan etti.

      500 KİŞİLİK YERDE 5-6 LAVABO VAR

      “6 aydır çalışıyorum. ilk defa böyle bir tepki verdik. 500 kişi çalışıyor 5 6 tane lavabo var zaten. Yarısı çalışıyor yarısı çalışmıyor” diyen Kadir Yılmaz, 6 aydır sabah kahvaltısının aynı olduğunu balirterek devam etti: “4 tane zeytin, bir dilim peynir 3-5 tane domates ya olur ya da olmaz yani. Bu kadar zamandır ben değiştiğini görmedim. Biri de gelip biz yemeklerden memnun değiliz dese, tamam çıkışını verin gitsin derler. Hakkımızı savunacak kimse yok. Tepede küçük bir çıta unutmuşum bunu herkes gördü. Ama bunu gören şefler yemekhanedeki eksiği neden görmüyorlar? Biz bunu soruyoruz.”

      15 gündür çalıştığını ve en büyük sıkıntının koğuşlardaki tahtakurularının olduğunu dile getiren Yavuz Nar, “İnsanlar kaşınmaktan duramıyorlar. Ben benimle gelen işçileri de aldım, burada kalamadık, burada bir ev tuttuk. Orada kalıyorlar” dedi. Gün boyu çalışan işçilerin, iş bitiminde karnını doyurabileceği güzel bir yemek olması gerektiğini anlatan Nar, “Ama yok yani” diye konuştu.

      PROTOKOL İÇİN BİRLİK OLUNMALI

      İnşaat İşçileri Birliği Teknik Yapı işçilerine şu çağrıda bulundu: “Teknik yapıda yaşanan olay bize bir kez daha birlik olmamız gerektiğini göstermiştir. Kurtlu yemekler, tahtakuruları, duş almak için sıcak, içmek için soğuk suyun bulunmaması sadece Teknik Yapı'da yaşanan bir olay değildir. Arkadaşlar yanı başlarındaki Tema inşaata baksınlar. Burada bir yıl önce arkadaşlar aynı sebeplerle iş bıraktılar ve kendi aralarında birliklerini oluşturan arkadaşlarımız seçtikleri temsilcilerle işyerinde protokol imzaladılar. Şimdi Teknik Yapı’daki arkadaşlar vaatlere kanmamalı. Şantiyede işveren vekillleri 'tamam sorunu çözeceğiz' diyebilir; buna inanmamalı ve kendi temsilcilerini seçerek protokol imzalamalıdırlar. Biz inşaat işçileri birliği olarak bu konuda her türlü desteği sunmaya hazırız. Bizlerde değişik şantiyelerde çalışıyoruz ve kendi birliğimizi kurmaya başladık. İnşaat İşçileri Birliği tüm inşaat işçilerini bir araya getirmek için çalışmalar sürdürmektedir. Teknik Yapı'da çalışan işçi kardeşlerimiz de bizlere dahil olmalıdırlar. Biz işçiyiz, köle değiliz ama kölelik koşullarından daha beter koşullarda çalıştırılıyoruz. Bu nedenle arkadaşların bu mücadelesinin yanındayız ve kendilerini İnşaat İşçileri Birliği’ne katılmaya çağırıyoruz.”

      http://www.evrensel.net/haber/258541/ikitellide-500-insaat-iscisi-isyan-etti

      Saygılarımızla

      Sil
  50. hocam merhaba Çin'de olan devalüasyon için Türk üreticiler ne yapmalı? Türkiye deki hangi sektörleri daha fazla etkiler?

    YanıtlaSil
  51. hocam merhaba.ben bu sene ingilizce işletmeden mezun oldum.ve finans alanında kariyer yapmak istiyorum.önerebileceğiniz iş alanları neler acaba

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Menkul kıymetler uzmanlığı, bankaların hazine bölümleri.

      Sil
  52. Türkiye'nin koşullarına göre hesaplanmıştır:
    Döviz kurlarındaki %25 yükseliş, 3 ay içinde enflasyonu %3 arttırır!

    (Bu duruma 'kurdaki dalgalanmanın enflasyona geçişkenliği' denir. Yani ithalat bağımlısı olan Türkiye gibi bir ülkede, kurların yükselmesi maliyetleri arttırır ve bu nedenle maliyet enflasyonu hastalığımız yayılır! Talep enflasyonu ise maliyet enflasyonuna göre daha az zararlıdır ve çözümü daha kolaydır. Maliyet enflasyonunun çözümü daha ağırdır! Ağlayan analarımızın gözyaşlarının tükenmesi yetmez, kanlarını bile çekip piyasaya boca etseniz, maliyet enflasyonunu kolay kolay çözemezsiniz!)

    Atılması gereken ilk adım:
    Hoşgeldin TCMB'nin faiz arttırım dönemi!

    Kalıcı çare:
    Yapısal reformlar!

    1. Nedir bu Yapısal Reformlar? (11 Ocak 2012)
    http://www.mahfiegilmez.com/2012/01/nedir-bu-yapsal-reformlar.html

    2. Ekonomide Yapısal Reformlar (8 Eylül 2013)
    http://www.mahfiegilmez.com/2013/09/ekonomide-yapsal-reformlar.html

    3. Yapısal Reformlar Rehberi (2 Mart 2014)
    http://www.mahfiegilmez.com/2014/03/yapsal-reformlar-rehberi.html

    YanıtlaSil
  53. Mahfi bey,
    Eskisi kadar sıkı takip edemiyorum. Bu faydasiz yoğunluk ne zaman geçer bilemiyorum. Resmen özlüyorum sizi..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bunlar da geçer tabii ama hep zaman ve çaba kayıplarıyla geçer ne yazık ki.

      Sil
  54. eger Cin dunya ya ucuz isgucu satiyorsa bu demek kendisinden ziyade baskalarina iyi karlar ettiriyor anlamina gelir

    YanıtlaSil
  55. Hocam merhaba, Çin tarihindeki en büyük devalüasyonu yaptı. Bu devalüasyon nasıl bir sonuç yaratacak ? Çin in dış ticaretini nasıl etkiler ? Bu etki küresel ticareti nasıl etkiler ? DÜNYAYI ve Türkiye'yi nasıl etkiler ? Çin ile baş başa gittiğimiz üç sektörde Türk üreticiler bunun için neler yapabilirler ?

    YanıtlaSil
  56. Değerli hocam,
    Benim sorum bazı ekonomistler tarafından dillendirilen tahvil balonu hakkında olacak. Bahsedilen Tahvil balonu derken tam olarak ne kastediliyor. Gerçekten tahvilde balon diyebileceğimiz bir durum söz konusu mu? Açıkçası Çindeki bu krizin dolaylı yoldan (kur savaşı- hem çin hem avrupadaki parasal genişlemeler ve tabiki olmazsa olmaz dolar kuru ve neticede tahvil faizleri) tahvil balonu denen şeyi tetikleteceğini ve sonunda patlatacağını düşünüyorum. Bu balon patladığında ne olur? Diğer ürünlerin fiyatlamalarını nasıl etkiler? Örneğin dolar kuru çıkar mı düşer mi? faiz ne olur? altın yükselir mi düşer mi? emtia fiyatları nasıl tepki vermesi beklenir? Yatırım noktasında hangi pozisyonda olmalıyız açıkçası kestiremiyorum. Herkes altın diyor ama bakıyorum tüm krizlerde istisnasız bizde dolar fırlamış. Doğal olarak borsa, emtia ve altın çakılmış. Kafam çok karışık. Bu konuda biraz aydınlatırmısınız?

    YanıtlaSil
  57. Hocam matematik yonu zayif biri olarak istanbul ekonometri ile istanbul disi iktisat bolumleri arasinda kaldim siz ne tavsiye edersiniz istanbul disina cikmak ta istemiyorum.;Tesekkurler hocam Iyi gunler

    YanıtlaSil
  58. sayın Hocam konuyla pek alakası yok ama izninizle kafamda yerli yerine oturtamadığım soruyu aktarmak istiyorum. her zaman maliye politikası konuşulsa belki hep uç noktayı düşündüğümden mi bilmiyorum ama şu sorular aklıma geliyor.
    Örneğin; proğramlarınızdan ve yazılarınızdan takip ettiğim kadarıyla Türkiye'nin mevcut şartlarında maliye politikasını kullanması gerektiğini bunuda ya vergileri düşürerek yada kamu harcamalarını artırmak suretiyle yapabileceğini söylüyorsunuz.
    mesela vergileri düşürmenin ilk baştaki etkisi Kişilerin harcanabilir gelirini artıracağından harcamalar üzerinde ve büyüme üzerinde olumlu etki yapacağı düşünülmekte fakat vergilerin düşmesinin sonraki etkilerine de bakmayı göz ardı etmezsek vergilerin düşmesi kamunun gelirlerini azaltacağından kamu eski harcama düzeyini korumak adına aradaki farkı borçlanma politikasıyla kapatması gerekir. Belki harcamaların artarak genişlemesiyle devletin vergi gelirleri artarak devletin daha az borçlanmasını sağlayacaktır. Fakat devletin piyasadan borçlanması faizleri yükseltip özel yatırımları dışlar mı?ilk baştaki vergilerin düşmesinin büyüme Üzerindeki olumlu etkisini giderir mi ? Pek emin olamadım

    Aynı şekilde devlet büyümeyi teşvik etmek adına kamu harcamalarını eskisine nazaran artırırsa ilk baştaki etkisi yine büyümeyi artırır gibi gözükmekte fakat bununda ayrıntısına girerek yan etkisine bakarsak, kamunun eskisinden daha fazla harcaması için borçlanmayı artırması gereklidir. Belki harcamaların çarpan etkisiyle artarak genişlemesi aynı zamada vergi gelirlerinin artmasını da katkı sağlayarak piyasadan daha az borçlanacaktır. Acaba bu borçlanma piyasadaki faizleri yükselterek özel yatırmaları dışlar mı? Ilk baştaki büyüme üzerinde ki olumlu etkiyi giderir mi?

    Kısaca yazılarınızda da mevcut ülke şartlarında genişletici maliye politikasının uygulanması gerektiğini söylerken benim aklıma hep bu dediğim yan etkilerden dolayı acaba ilk baştaki genişletici etki kaybolur mu sorusu aklıma geliyor , acaba en Uç noktayı tahayyül ettiğimdenmidir bilmiyorum ama dediğim bu yan etkiler her zaman ortaya çıkarak ilk baştaki genişletici etkiyi companse eder mi?yoksa her zaman bu yan etkiler ortaya çıkmaz mı? Yada bu yan etkiler hangi şartlarda ortaya çıkar ?
    Pek emin olamadım aydınlatırsanız çok sevinirim
    saygılarımla .

    YanıtlaSil
  59. CUMHURBAŞKANI BAŞDANIŞMANI CEMİL ERTEM:
    "DOLAR/TL KURUNDAKİ YÜKSELİŞ, EKONOMİK KRİZ GÖSTERGESİ DEĞİL."

    19 Ağustos 2015

    Cumhurbaşkanlığı'ndan kurdaki artışla ilgili bir değerlendirme geldi.

    Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Cemil Ertem, kur artışının Türkiye ekonomisinde bir kriz işareti olmadığını söyledi.

    Cemil Ertem, Anadolu Ajansı muhabirine yaptığı değerlendirmede, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Para Politikası Kurulu'nun (PPK) faiz kararının, esasında Banka'nın araç bağımsızlığı doğrultusunda aldığı bir karar olduğunu ifade etti.

    Ertem, "Dolayısıyla kurun artışı esasında Türkiye'de siyasi nedenlerle olan bir durumdur. Bu Türkiye ekonomisinde bir kriz işareti değildir." dedi.

    TCMB'nin de kurun yükselmesini kalıcı ve kriz işareti olarak yorumlamadığını anımsatan Ertem, "Burada önemli olan şudur; TCMB, Türkiye ekonomisinin temellerinin bu anlamda sağlam gördüğünü de teyit etmiştir. Biz de Türkiye ekonomisinin temellerinin sağlam görüyoruz. Türkiye'de bir kriz işareti görüntüsü yoktur; yakın bir gelecekte de yoktur" değerlendirmesinde bulundu.

    http://www.ntvpara.com/haberler/finans/kur-artisi-kriz-isareti-degil

    YanıtlaSil
  60. Hocam ben hep 50 dolar aldığım için kurdaki hareket beni hiç ırgalamıyor. Gerisi fasa fiso...

    Sizler burada gevelemeye devam edin...

    YanıtlaSil
  61. Mustafa Kemal Atatürk canlansa, ülkemizdeki (ve dünyadaki) sorunları az da olsa çözebilir mi?

    Yoksa, git mezarına yat! Ne işin var burada! der onu başımızdan kovmaya mı çalışırız?

    YanıtlaSil
  62. Hocam hani bir zamanlar yazar kasa fırlatan esnaflarımız vardı!

    Demiyoruz ki, mağazaların camları indirilsin, ATM'ler yakılsın, arabalar ters çevrilip ateşe verilsin...Bunları söylemiyoruz Hocam!

    Yahu DolarTL'de 2,92'lere dayandık ve görünen o ki daha da yükselecek, kimseden ses çıkmaz mı be Hocam! Bir tek gık sesi bile yok!

    Siyasetteki şahsiyetlerden, tv muhabirlerinden veya sizin gibi üstadlardan bahsetmiyorum Hocam! Reel den bahsediyorum, reel sektörden bahsediyorum!

    Diller mi kesildi bu insanların!

    Türkiye bankacılık sektörünün sağlam olduğunun söylenmesi nedeniyle mi reel sektörden gık çıkmıyor?

    Halbuki:
    Her boy şirket arasında çek & senetlerin ödenemediği,
    Alacakların tahsil edilemediği,
    Bireysel kredi kartı kullanıcılarının faiziyle geri ödemelerini bankalarına yapamadığı,
    Bütün bu sayıların çığ gibi büyüdüğü haberleri de dolaşıyor ortalıkta!

    Kim doğru söylüyor?
    Kim yalan söylüyor?
    Ve belki de en acısı, kim doğruyu bildiği halde susmayı tercih ediyor!
    Her şey birbirine karıştı Hocam!

    Ben çıkamıyorum için içinden! Siz çıkabiliyor musunuz?

    YanıtlaSil
  63. BİNDİK BİR ALAMETE...

    (Yaşar Erdinç,
    19 Ağustos 2015)

    BUGÜN KISA BİR YORUM YAZMAK ZORUNDAYIM. ÇÜNKÜ HER ŞEY ÇOK HAREKETLİ!

    1 Dolar 2.94'ü aştı, gösterge faiz 10.68’e yükseldi, borsada da yüzde 1.25 oranında düşüş vardı.

    Piyasa dün TCMB’nin kararları sonrasında gördü ki; MB, dövizin yükselişinden pek de rahatsız değil! Açıkladığı yol haritası aslında bilinen ve şu ana kadar yapılmakta olan şeylerdi! Ayrıca bu yol haritası; FED faiz artırım öncesi (normalleşme öncesi), FED faiz artırım süreci (normalleşme süreci) ve FED faiz artırım sonrası (normalleşme sonrası) için uygulanması düşünülen politikalar hem anlaşılmadı, hem de hiç güven vermedi!

    Fakat iyi olan bir şey var; görünen birçok olumsuz beklentiler fiyatlara yansıdı, fakat henüz yasımayanlar da var!

    FİYATLARA YANSIYANLAR:

    -Erken seçim artık kesin gibi ve Kasım 2015’den önce seçime gidiyoruz: Bu beklenti fiyatlara yansıdı! Şimdi; 'nasıl olsa seçimden sonra mecburen bir hükumet kurulacak' beklentisi hakim olacak. (Piyasalar için olumlu.)

    –AKP, 12 Eylül 2015’de kongresini yapacak. Büyük olasılıkla Ahmet Davutoğlu gidiyor ve yerine 'tam anlamıyla söz dinleyen biri'nin gelmesi olasılığı yüksek! (Piyasalara nasıl yansır bilemiyorum!)

    –Cumhurbaşkanı, CHP’ye hükumeti kurma görevini vermeyecek. Bu haber, piyasalar için olumlu! Çünkü: Yeni beklentiler oluşmayacak! Zaten MHP de, CHP’nin kuracağı bir azınlık hükumetine destek vermeyeceğini açıklamıştı.

    –TCMB'nin aklında 'faizi artırmak' gibi bir seçenek yok! Sadece fonlama maliyetini yüzde 9 civarına çekecekler. (Merkez Bankası’nın niyeti net görüldüğü için ve faiz artırılmayacağı kesinleştiği için; Dolar bunu hemen fiyatladı, yani belirli bir süreye yaymadı! Yani: 'TCMB acaba gelecek toplantıda faiz artırır mı?' gibi bir soru ve belirsizlik kalmadı!)

    –TCMB, günlük döviz satışlarına başlayacak. (Daha önce de uygulanan ve pek de işe yaramayan bu uygulamanın net bir etkisi yok!)

    FİYATLARA HENÜZ YANSIMAYANLAR:

    -Bugün (19 Ağustos) ABD’den gelecek TÜFE verileri çok önemli! Beklentilerden yüksek bir ABD-TÜFE gelmesi, dolarda 2.92 TL’nin geçilmesine neden olabilir ki 2,94'ün üstünü test ettik, ve daha da yükselecek gibi görünüyor!

    –Bu akşam (19 Ağustos) açıklanacak FED toplantı tutanakları, saat 22:00 itibariyle Dolar kuruna tam yansımış olur.

    –Asya’da Çin’in devalüasyonu ile başlayan kur savaşları, dünya geneline yayılıyor! Bizim bu savaşa girmemize gerek kalmadı; ülkemizdeki siyasiler sayesinde TL'de zaten yeterince devalüasyon yaptık! Ama kötü olan şu ki: Asya ülkeleri gibi ürünlerimizi kendimiz üretip satamıyoruz! Sadece ithal edip, montaj yapıyoruz ve satıyoruz! Tarım ürünlerinde bile en çok ürettiğimiz ürün olan fındık da fiyatı biz belirlemiyoruz! Kur savaşları küresel kırılganlığa ve yeni bir küresel krize yol açabilir! Ve bu durum, fiyatlara henüz yansımadı! Bu risk orta vadeli bir risk olarak bizi bekliyor!

    –'Küresel tahvil balonu'ndan sesler geliyor! Eğer patlarsa; Atatürk Barajı'nın patlayıp bütün mezopotamyayı su altında bırakması kadar etkili olur! Bu durum da fiyatlara henüz yansımadı! (Orta vadeli bir risktir.)

    –Hisse senetleri bugün düşerek açılacaktır. Asya'da durum çok kötü ve diğer dış borsalar da kötü görünüyor! Ama endeks dolar bazında 2.5 dolara doğru yaklaşıyor, bu durum kısa süre içinde yatırımcıların iştahının artmasına neden olacaktır. Bugün ve yarın olabilecek sert düşüş riski var ama yabancılar 2.90 üzerinde Dolar bozdurup en azından kısa vadeli borsaya girebilir, fakat bunun etkisini en erken 2-3 gün içinde görebiliriz.

    Yaşananların özü:
    'Bindik bir alamete' ama bir hafta içinde piyasalar bir anda olumluya dönerse de şaşırmayın!

    Çünkü olumsuz beklentilerin çoğu fiyatlandı ve özellikle 'Seçimden sonra nasıl olsa birbirlerine mahkum olup hükumet kuracaklar!' beklentisi önemli bir beklentiye dönüşebilir...

    http://www.bilgeyatirimci.com/2015/08/19/bindik-bir-alamete/

    YanıtlaSil
  64. Hocam;peki Çin deki bu gelişmeler(en büyük ithalatı gerçekleştirdiğimiz) ülke olarak bizi nasıl etkiler?

    YanıtlaSil
  65. Hocam iyi günler,

    Çin in buyumesinin yavaslamasinda çin deki inşaat sektörünün sınırlarına ulaşmasıyla ilgisi olduğunu düşünüyorum, çin deki hayalet şehirlerin varlığı buna işaret ediyor. Ve çin'de de inşaat %15 gibi bir Hdp ye sahip.

    YanıtlaSil
  66. sayın hocam, şu an küresel ekonomideki sancılar sanayi kapitalizminden finans kapital ekonomik zemine kayışın yarattığı sancılar mıdır?. bir de hocam, artık yepyeni bir iktisat modeli kurup ve bunun üzerine sistem kurulması gerekmiyor mu artık?. mesela: bilgi ekonomisine geçiş sizce mümkün müdür hocam?. gerçi bunu yapabilecek abd ,bu şansını bush dönemi maliye ve para politikalarıyla makro iktisadi bozulmalar yaratarak kaybetmiş gibi görünüyor hocam!. zira: devasa bir kamu borç yükümlülüğü var şu anda!. keza a.b Euro bölgesi ekonomilerinde de benzer sıkıntılar olduğundan onların da bilgi ekonomisine geçiş şansı düşmüş görünüyor!. çin desek zaten henüz sanayileşmesini tamamlayamadı ve daha yolu vardır!. sanki küresel ekonomi finansal kapitalin girdabına kapılmış ve kurulamıyor hocam!. bu konudaki düşünceniz nedir?. sevgi ve saygımı sunarım. sağlıcakla kalınız....

    YanıtlaSil
  67. Değerli Hocam,

    Rezerv para olursa, uzun vadede Yuan değerlenmez mi?

    Yoksa, sizce, ihracat endişesiyle Çin'deki motivasyon Yuan'ı hep ucuz tutmak mıdır?

    Görüşleriniz için çok teşekkür ederim,

    Saygılarımla,

    YanıtlaSil
  68. Çin, uzunca bir süredir para politikasını nötr olarak uyguluyor, yani para politikası aracılığıyla piyasalara belirgin bir müdahalede bulunmuyordu. Düşen büyüme hızını yeniden artırabilmek için maliye politikasını genişleyici yönde kullanıyordu. Bunu yukarıdaki tabloda büyüyen bütçe açığı ve artan kamu borç yükünden görebiliyoruz. Buna karşılık şimdiye kadar büyüme hızını eski düzeyine çıkarmayı başaramamış bulunuyor. Abe’nin ikinci kez başbakanlığa gelmesiyle birlikte genişletici maliye politikası rafa kaldırılarak yerine genişletici para politikası uygulamaya sokuldu.
    burda Çin başkanı Xi Jinping olacaktı; ama eğer kastedilen Japonya Başbakanı ise bunun belirtilmesi gerekirdi.

    YanıtlaSil
  69. aslında yorumları okuyunca gördüm; devrim peköz de aynı şeyi yazmış ve düzeltme yapmışsınız hocam

    YanıtlaSil
  70. turkiyenin kişi başına milli geliri 3 katmı artmış. koyayım yalanlarınızın amına... doğru 10 sene once aldığım 25 kuruşa ekmek 1.25 oldu. 3 kat değil milli gelirimiz 4 kat arttı. iyi siktiler bu milleti. amina koydular halkın. sabancılar koçlar boynerler şahenkler o bi tane vardı aliance kanal 24 un shaibi ismini hatırlamadğım her ne sikimse kısacası godomanlar iyi halkı götten kullandılar. ceplerini doldurdular. devlet eliyle hemde. cumhuriyet tarihinin en iyi vurgunlarını yaptılar. bankalarıyla halkı domalttılar. bizde fakirleştik. aradan kendilerini sıyıranlarda oldu tabii. ama genele bakarsak 3 kat biz sikildik HALK

    YanıtlaSil
  71. Hocam, Çin özellikle 1978'den itibaren Xiaoping liderliğinde önemli bir kalkınma gerçekleştirdi. Tıpkı Cumhuriyet'in ilk yıllarında M.K.Atatürk liderliğinde bizim yaptığımız gibi. Ancak özellikle 1950'ler ve sonrasında özellikle ABD izlediği süper güç olma politikaları nedeniyle bi başarıyı cok fazla sürdüremedik ve geldiğimiz noktada dalgalı bir ekonomi ve siyasi yaşama sahibiz. Sizce Çin de bizim geçtiğimiz bu yoldan geçiyor olabilir mi? Yani 1978 de yaptığı reformların etkisiyle yakaladığı ivmeyi küreselleşen dünyada kaybedebilir mi?

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...