3 Kasım 2015 Salı

Türkiye'nin Ekonomide Yeni Normalleri

Küresel kriz sonrasında ekonomi alanında başlayarak her alanda moda olan bir deyim var: Yeni normal. Bununla anlatılmak istenen durum eskiden geçerli olan ve normal kabul edilen değerlerin, büyüklüklerin, göstergelerin krizle birlikte değişmesi ve bu değişimle oluşan yeni değerlerin artık anormal olarak değil yeni normal olarak kabul edilmeye başlaması. Büyümeden bir örnek verelim. Eskiden gelişmiş ekonomiler için ortalama yüzde 2 – 3 oranındaki büyüme normal sayılırken şimdi yüzde 0,5 – 1,5 arası büyüme normal kabul ediliyor.

Bu durumda örneğin potansiyel büyüme oranı ya da doğal işsizlik oranı olarak kabul edilen oranlar değişiyor. Eskiden ABD için doğal işsizlik oranı yüzde 4 kabul edilirken şimdilerde yüzde 5 normal kabul ediliyor.

Dünyada yeni normaller
Dünyadaki yeni normalleri gelişmiş ekonomiler ve gelişmekte olan ekonomilere göre ayrı gösterelim:

Ekonomik gösterge
Gelişmiş ekonomiler
Gelişme yolundaki ekonomiler
Büyüme
0,5 – 1,5
3 – 5
Enflasyon
0 – 1,0
5
İşsizlik
7 – 8
6
Bütçe açığı
2 – 3
3
Cari açık
1 – 2
3

Türkiye’de yeni normaller:
Bu yeni normal kavramını Türkiye’ye uygularsak birçok oran, gösterge, değer değişik bir görünüm alıyor. Küresel kriz devam ettiği sürece bu yeni normal değerleri normal olarak kabul etsek de krizden çıktıktan sonra eski potansiyellere dönmek gerekir.

Büyümede yeni normal yüzde 3 – 3,5 aralığı. Türkiye’nin, potansiyel büyüme oranını uzun yıllar ortalaması olarak alırsak (1923 – 2014 ortalaması) karşımıza yüzde 4,9 oranı çıkıyor. Buna göre Türkiye’nin potansiyel büyüme oranının yüzde 5 olduğu söylenir. Küresel kriz sonrasında yani 2008 – 2015 aralığında oluşan ortalamayı esas alırsak da yüzde 3,3 oranıyla karşılaşıyoruz. Bu durumda Türkiye’nin büyümede potansiyeli yüzde 5 olsa da yeni normal oranı yüzde 3,3 olarak kabul edilmeli. Bu durumda Türkiye, gelişmiş ekonomilere göre yüksek büyüyen bir ekonomi olarak görünse de kendi kategorisi olan gelişme yolundaki ekonomilerle aynı paralelde yer almaktadır.

Enflasyonda yeni normal yüzde 8. 2001 yılında yaşanan Türkiye krizine kadar yıllık ortalama enflasyon oranı yüzde 66 idi. 2001 krizi ile 2008 küresel krizi arasında bu ortalama yüzde 13,9’a düştü. Ortalama yıllık enflasyon oranı 2008 krizi sonrasında yüzde 7,9 oldu. Bu durumda yüzde 8’lik bir oranı enflasyonda yeni normal olarak almak doğru olacak. Türkiye enflasyon konusunda gelişmiş ülkelerden çok uzak, kendi kategorisi içinde de uçlarda yer almaktadır.

İşsizlikte yeni normal yüzde 10 10,5 aralığı. Türkiye’nin 2008’de başlayan küresel krize kadar olan işsizlik oranı ortalaması yüzde 8 idi (2001 krizi sonrasında işsizlik oranında yaşanan artışlarla birlikte.) 2008 küresel krizi sonrasında bu ortalama yüzde 11’e yükseldi. Son dönemde yaşanan düşüşleri de dikkate alırsak Türkiye için işsizlik oranında yeni normal yüzde 10 – 10,5 aralığı olarak kabul edilebilir gibi duruyor. Türkiye, işsizlik konusunda gelişmiş ülkeler ve gelişme yolundaki ülkeler ortalamalarından kötü durumdadır.

Bütçe açığında yeni normal yüzde 1 – 2 aralığı. 1980’lerden 2001 krizine kadarki dönemi eski denge olarak kabul edersek bu dönemin bütçe açıkları ortalaması yüzde 4,3 görünüyor. Buna karşılık 2001 krizinden sonraki dönemi ele alırsak oran yüzde 2,5 görünüyor. Son yılların performansına ve Orta Vadeli Program hedeflerine bakarsak o zaman da bütçe açığı yüzde 1 in altına gidecek gibi görünüyor. Bununla birlikte 1 Kasım seçimleri öncesindeki vaatlerin hayata geçirileceğini düşünürsek yüzde 1’in altındaki bir oran pek de erişilebilirmiş gibi durmuyor. Bu durumda yüzde 1 – 2 aralığındaki bir bütçe açığı oranının Türkiye için bu alanda yeni normal olarak kabul edilmesi uygun olabilir. Türkiye, bütçe açığında yakaladığı yeni normalle gelişmiş ülkeler ortalamasından da gelişme yolundaki ülkeler ortalamasından da iyi durumdadır.  

Cari açıkta yeni normal yüzde 4,5 - 5 olarak kabul edilebilir. Türkiye’nin 2008 yılındaki küresel krize kadar geçen sürede cari denge / GSYH ortalaması (cari açığı) yıllık yüzde 1,8 oranında bir açıktır. Bu ortalama 2008 küresel krizi sonrasındaki dönemde yüzde 6,2’ye yükselmiştir. Bununla birlikte son dönemde gerileyen büyüme oranına paralel olarak cari açık da gerilemektedir. Dolayısıyla cari açıkta yüzde 4,5 – 5 arasında bir oran Türkiye için yeni normal olarak kabul edilebilir. Cari açık konusunda Türkiye her iki grup ekonominin ortalamasından da kötü durumdadır.


Veri kaynakları:
TÜİK, İstatistik Göstergeler 1923 – 2009, GSYH ve büyüme verileri, işsizlik verileri, TÜFE verileri
Maliye Bakanlığı, Bütçe verileri
TCMB, Ödemeler Dengesi verileri
IMF, World Economic Outlook Database, October, 2015



98 yorum:

  1. Normal yani normlara göre uygun olan... Bu normları koyan kim Hocam? Buna ölümü gösterip sıtmaya razı etmek denir. Şu anda da bunu yaşamıyormuyuz? Ben normlara uygun olmak istemiyorum...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu geçici bir durum. Önemli olan buradan çıkışta tekrar fabrika ayarlarına dönebilmek.

      Sil
    2. "Normal"in değişimi ve sonuçları için Diane Vaughan'ın "Normalization of Deviance" üzerine çalışmalarını okumak tavsiye edilir.

      Sil
  2. "Özetle söylemem gerekirse AKP çıkışa geçmiş olarak devraldığı ekonomiyi inişe geçmiş olarak yeni kurulacak hükümete devredecek. Türkiye’de sağ iktidarlar çoğunlukla ekonomi çıkışa geçerken iş başına gelir, sol iktidarlar ise çoğunlukla ekonomi inişe geçtiğinde gelip yönetime girerler. O nedenle de vatandaş sol iktidarları beceriksiz olarak görür."
    12.06.2015 tarihinde ki yazınız Hocam.
    Sanırım bu defa vatandaş "Sen bozdun,sen düzelt" dedi (Belki de kendimi kandırıyorum :))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Henüz tam olarak bozulmuş değil. Belki de hiç olmayacak. Bilemeyiz. Bunda sonra ekonomide neler yapılacağına bağlı.

      Sil
  3. Hocam iyi günler, "İşsizlikte yeni normal yüzde 10 10,5 aralığı." paragrafında son kısımda "gelişmiş Ülker ve gelişme yolundaki" olmuş.

    Ülke normali %10 işsizlik çok yüksek değil mi? %5 büyümeyi işsizlik için sınır kabul etmiyor muyuz? Bu durumda %10 hiç gerilemeyecek mi?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Düzelttim, teşekkür ederim.
      % 10 yüksek. Yüzde 5 ve üstü büyümeye geri dönebilir ve bunu sürdürebilirsek bu oran düşer.

      Sil
  4. Hocam konu ile alakalı değil ama ekonometrik analiziniz bu sefer seçim sonuçlarını öngöremedi. Gerçi koca koca araştırma şirketleri bile yanıldı. Bazen duygular, korkular, hisler matematiksel ifadeye dökülemiyor sanırım. Yazınız yine çok güzel, yeni normale hep beraber alışmalıyız bence.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aslına bakarsanız bu kadar kısa bir sürede bu ilişkiden doğru cevap beklemek yanlıştı. Çünkü sonuçta bu bir korelasyona dayalı tahmin.Bu kadar kısa sürede ölçmeyi doğru yapması pek de normal değil.
      Teşekkür ederim.

      Sil
    2. Bu site biraz sheyh-murit iliskilerini andirmaya baslamis. Ortaya attiginiz formul zaten tesadufi olarak basariliydi (Istatistiksel cross-validation analizi boyle gosteriyor. Her bir secim sonucunu korelasyondan cikarip formulu tekrar hesaplayin, bakin bakalim disari aldiginiz sonucu tahmin edebilecek misiniz? Ben yaptim, ortalama 6 puan, bazen 10 puanin uzerinde hata var. Tartisacak fazla bisey yok ve saf bir sekilde +/- 1 puan vermeniz affedilebilir bir istatistik hatasi degil). Simdi formulun ise yaramadigi belli oldu, ama kimse dalga gecmiyor, en azindan elestirmiyor bile. Siz de lafini etmiyorsunuz. Tutsaydi ne yazacaginizi onceki secimde gormustuk. Ust perdeden atildigi gibi bir aydinlanma yuvasi olsaydi burasi, biraz daha neseli/elestirel ele alinirdi bu durumlar bence. Ve bariz istatistiksel hatalar da elestirilir ve onlenirdi. Bir ozelestiri beklerim ben bu durumda.

      Sil
    3. Bu twitimi görmediğiniz anlaşılıyor:

      Mahfi Eğilmez ‏@mahfiegilmez 1 Kas
      Büyümeyi esas alan iktidarın oy oranı tahminim 10 puan saptı. Tutturunca övünüyorsak bilemeyince itiraf edeceğiz. http://www.mahfiegilmez.com/2015/09/ekonominin-buyume-oranndan-giderek-1.html …

      Keşke tahminin tuttuğu yıllardaki yazılara da bir şeyler yazsaydınız kendinize ne kadar güvendiğinizi anlardık.
      Öte yandan bu siteyi yazan olarak ben şeyh değilim. Kimse de benim müridim filan değil. İzleyiciye saygısızlık etme hakkınız yok. Ben izleyicime saygı duyuyorum ve tek tek yanıtlamaya çalışıyorum. Onların da bana saygı duymasının nedeni budur. İstatistik konusunda bilgiçlik yapacak kapasitenizi biraz da saygı sevgi ilşkilerini anlamaya yormanızı öneririm.

      Sil
    4. Acikcasi ben bu yorumu yayinlamazsiniz diye dusunmus, bir nevi sitedeki durumu dogru mu anladim diye test etmistim. Uslup icin ozur dilerim. Sert elestiriyi bile yayinlayip beni yanlisladiniz. Buraya verdiginiz emege benim de saygim var. Gene de saygi kadar elestirel bakisin da onemli oldugunu vurgulamak isterim.

      Simdi sizin formule daha ciddi gelirsek ben aslinda bu formule inaniyorum (daha dogrusu yaklasima, en azindan ekonominin "limiting" olduguna). Son secimin dataya katilmamasi ve beklenen bir outlier olarak gorulmesi uygun olacaktir. Bu secim normal degildi ve teknik olarak zaten AKP iktidari da degildi. Diger faktorlerin ekonomiye agir basacagi bariz idi. Hatta bunu iki turlu secimin ikinci turu olarak bile gormek mumkun.

      Yalniz bir seye itirazim var: +/- 1 gercekci bir yanilma payi degil. Yukardaki yorumda belirttigim gibi basit bir cross validation test cok daha buyuk bir yanilma payi koymaniz gerektigini soyluyor. Baska metotlarla bir confidence interval koyabilirsiniz isterseniz. Yani 7 Haziran'in tam tutmasi teknik olarak tesaduf idi (sizin asil tahmininiz 35-45 arasi filan olmaliydi ki bu da onemli bir tahmindir), bu tam tutusun o siralarda yazdiklarinizda bir teyit olarak sunulmasi elestiriyi hakediyor. Bu elestirinin yapilmasi da onemlidir cunku belki de asiri ozguvenden kaynaklanan bu son Kasim tahmini hic yapilmayabilir ve insanlarin artik yanlis sekilde bu yaklasima burun kivirmasi engellenebilirdi. Ama usluptan cezaliyim, Ben bugun baska birsey soylemiyorum.
      Tesekkurler..

      Sil
    5. Şafak Bey siz de Adil Gür gibi istifa etmeyin lütfen, siz de Hakan Bayrakçı gibi "iki üç ay sesimi çıkarmayacağım, hatalıyım çünkü" demeyin lütfen.

      Belki de Mahfi Hoca da kendi kendine çok kızıyordur, "ben bu kadar devasa sapmayı nasıl öngöremedim" diye. Bu derin düşüncelere dalmışken, sizin "şeyh-mürit" ifadelerinizi görünce tepesi atmış ve size kızmıştır. Yani Mahfi Hoca'nın kendine öfke patlaması size denk gelmiştir.

      Mutlaka 08.52'de yazdıklarınıza da cevap verecektir, merak etmeyin.

      Sil
    6. Doğru ve saygılı üslupla yapılan eleştiriye saygım sonsuzdur. Hiçbirimiz hatasız olamayız. Hata yaparız ve eleştiriyi de alırız. Benim size kızma nedenim benim tahminime yönelttiğiniz eleştiri değil. O eleştirilerde haklısınız. Benim kızma nedenim beni izleyen çok sayıda insana mürit demeniz.

      Sil
  5. Hocam secimden sonra dolar tahmininizi degistirecek misiniz? Yoksa hala yon yukari mi ne dersiniz.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Etrafımda da sećim sonucuna göre kurun değişeceği vehmine kapılan insanlar var.

      Sanki AKP tek başına iktidar olursa kur gerileyecek.

      Hatırlatırım; burasi Türkiye ve darphanede TL basıyor. Dolar Amerika'da Euro Avrupa'da Sterlin Ingiltere'de basıliyor.

      Kurun düşmesi için ya cari fazla vereceğiz, ya da borçlanacaģız.

      Ilkini biz beceremiyoruz
      İkincisine yabancılar razı gelmiyor.

      Hocamızın değiştirebileceği bir durum yok;
      sadece olanı söylüyor.

      Sil
    2. Bir süre kur buralarda seyreder ama orta - uzun vadede yön yukarı olmaya devam ediyor. Hükümet eğer yapısal reformlara gerçekten hakkını vererek girişirse görünüm bir miktar değişebilir.

      Sil
    3. Hocam orta ve uzun vadeden kastiniz ne kadarlik bir süre?

      Sil
    4. Buradaki kastım önümüzdeki 6 ay - 1 yıllık süredir.

      Sil
  6. Bütçe açığımızın, gelişmiş ülkeler ortalamasından da gelişme yolundaki ülkeler ortalamasından da iyi durumda olmasını nasıl sağladık? Eskisine göre daha mı fazla vergi toplanıyor acaba?...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sanırım dış ticaret açığı burada bir hayli işe yarıyor. İthalat gümrük vergileri önemli bir gelir kalemi. Bir de bir seferlik gelirler (özelleştirme, vergi afları, bedelli askerlik ) yardımcı oldu. Ama bütçe dengelerini gösteren istatistiklere güvenmiyorum hele ki yerel yönetimlerin bütçelerine.

      Sil
    2. 12:56 da yazan adsız arkadaşımız doğrusunu yazmış.

      Sil
  7. Hocam enflasyondan öncelikle kim sorumlu, TCMB mi, hükümet mi? Yoksa hem para hem de maliye politikası aynı oran da mı sorumludur?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. TCMB sorumlu. Ama hükümet de maliye politikasıyla ona yardım etmekle sorumlu.

      Sil
  8. hocam bu yeni normallerle hayat zor olur. bakalım ali babacan mı yönetecek yoksa başkaları mı yeni normalleri? babacan (finans piyasalarının batman'i) yönetirse de elinde derviş reçettesi olmadan ne yapacak?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Zor bir dönem. Eskisi gibi bol likidite yok ortada.

      Sil
  9. Güzel bir gün gecirmeniz dileğimle saygılarımı sunarım magfi hocam.Merak ettiğim bir soru var hocam cevaplarsaniz sevinirim? Seçimlerden sonra dolar kurunun düşeceği hatta 2,70 i gorebilecegi söyleniyor bi çok finansci tarafindan iyi güzel hocam da AKP nin seçim vaatlerini yerine getirmesi asgari ücreti 1300 yapması emekliye ikramiye vermesi vb. Bu vaatlerin gerçekleşmesi doları orta vadede yukarı taşımaz mi( fed faktorunu bi tarafa koyarsak) ben mi yanlış düşünüyorum?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Doğru düşünüyorsunuz. Eğer Fed, faiz kararını 2016 sonuna ertelerse ve hükümet de üzerine düşen yapısal reformlara girişirse en azından TL bu yıldaki kadar değer kaybetmeyebilir.

      Sil
    2. Fed, faiz kararını 2016 sonuna ertelerse...

      Hocam "2016 sonu" olup olmayacağını neye göre tahmin ediyorsunuz yahu?

      Aralık 2015 pas geçilse bile, Şubat 2016 ve yakın zaman sonrasında Fed'in faiz arttıracağı beklentisi yüksek!

      1 Kasım sonuçları ile AKP dahil herkes şaşırdığına göre, Fed'de de şaşırmayalım sakın?

      "2016 sonu"nu nasıl söyleyebiliyorsunuz Hocam?

      Sil
    3. FED'in Temmuz 2016 dan önce faiz arttırmaya gitmeyebileceğine dair açık kaynaklarda makaleler var. Akademik ve profesyonel kaynaklara ulaşabilen Mahfi Hoca, kaynaklarına dayanarak rahatlıkla 2016 sonu diyebilir.

      Piyasada IPO olarak da bir iştah olmadığı, dolayısı ile bir faiz arttırımına ihtiyaç olmayabileceği ileri sürülebilir.

      Sil
    4. Fed'in faiz artışını 2016 sonuna erteleyeceğini söylemiyorum. Soru dolar kurunun 2,70'lere düşüp düşmeyeceği ve orta vadede tekrar yukarı çıkıp çıkmayacağı. Yanıtım da şu: "Eğer Fed, faiz kararını 2016 sonuna ertelerse ve hükümet de üzerine düşen yapısal reformlara girişirse en azından TL bu yıldaki kadar değer kaybetmeyebilir." Yani ancak bunlar olursa TL bu yılki kadar değer kaybetmeyebilir diyorum.

      Sil
    5. It will also get a chance to see how monetary policy easing in Europe, Japan and China plays out in financial markets. Easy money policies abroad push the dollar higher, hurting U.S. exporters and making it harder for the Fed to get inflation back up to its 2 percent target. That may explain why the Fed sought to leave the door open for a rate hike rather than paint the economy as fully ready for a monetary policy tightening.

      Read more at Reutershttp://www.reuters.com/article/2015/10/29/us-usa-fed-idUSKCN0SM0BJ20151029#moAW8akDBAdFlzht.99

      First, the three other major central banks combined have many more assets and hence much more firepower than the Fed does. They’re either cutting rates or continuing to buy hundreds of billions of dollars’ worth of bonds. Those dovish policies are pressuring Fed Chair Janet Yellen to postpone any rate hikes, perhaps indefinitely.

      http://www.cnbc.com/2015/10/26/junk-bond-market-betting-big-against-fed-rate-hike.html

      Sil
    6. 3 Kasım 22.27'de ve 4 Kasım 06.51'de yazan arkadaşlar:

      FED BAŞKANI JANET YELLEN, ARALIK 2015'TEKİ FOMC TOPLANTISINDA FAİZ ARTTIRIMININ ÇOK MUHTEMEL OLDUĞUNU SÖYLEMEYE BAŞLADI!

      SİZ NASIL TEMMUZ 2016'DAN VEYA 2016 SONU'NDAN BAHSEDEBİLİYORSUNUZ!

      Fed Başkanı Janet Yellen'ın açıklamaları sonrası Aralık 2015 için 3 güçlü sinyal bulunuyor:

      http://www.ntvpara.com/foto-galeri/aralik-icin-3-guclu-sinyal

      Sil
    7. But Janet Yellen, Stanley Fischer, and William Dudley aren't really data-dependent, according to Citigroup Head of North America Economics William Lee. They're market-dependent.

      The boss is violating that cardinal rule that every young economist has learned," the economist continued. "Now she's the insider's insider so that makes it even more disturbing that the boss, who's the ultimate insider boss, has violated those junior rules."

      Lee's assertion gels with the findings of a paper co-authored by Eric Rosengren of the Boston Fed, which noted that "Frequent mentions of financial instability terms at the FOMC…result in a statistically significant reduction in the funds rate."

      The notion that the Fed has an unspoken tertiary mandate to maintain market calm gained traction in the wake of September's interest rate decision.

      http://www.bloomberg.com/news/articles/2015-11-05/citi-janet-yellen-has-violated-one-of-the-cardinal-rules-of-economists

      Bu da bir başka makaleden ;

      Now strategists and economists at Deutsche Bank AG are saying if the Fed wants to tighten monetary policy without roiling markets it must do so ultra carefully. “Our confident prediction is that the Fed will raise rates only when the market is begging for it,” they said in a Sept. 19 report to clients.

      http://www.bloomberg.com/news/articles/2015-09-24/wanted-fed-officials-who-care-less-about-bond-market-volatility

      İkinci makalenin tamamını okumak önerilir.

      Ekonomi ile ilişkim , harcamalarımı düzenleyebilmek üzere önümüzdeki yıl vergi ve fiyatların nerede oluşacağını guesstimate metodu ile tahmin etmekten ibaret. Bir eğitimim ve analiz imkanım yok. Dikkatimi çeken ve birbiri ile bağlantılı görünen haberleri paylaşarak burada ki yorumcuların görüşlerini almak benim için önemli. Teşekkür ederim.

      Sil
  10. Issizlik konusunda size katilmiyorum. AKP nin geldigi 2002 kasimindan bu yana Issizlik orani %9 -10 -11 bandlarinda oldu hep bir kuresel krizde 2009 subatinda 15-16 bandina cikti bir iki ay sonra da 14- 13 bandina dondu. 2000ler boyunca turkiyede issizlik hep yukarida dedigim bandda gerceklesti. 2008 kure krizinden sonraki en iyi donem 2012 deki issizlik rakamlariydi o da 8 idi. Kisaca enflasyon orani gibi bir sabitlenmede issizlik orani 8-9-10 bu bandlarda.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. 1988 - 2007 arası işsizlik oranı yüzde 8'dir. (Bakınız TÜİK İstatistik Göstergeler 1923 - 2009)

      Sil
    2. 80lerin sonu ve 90li yillar 2000 yili dahilinde ele almadim yazarken salt AKP donemi sureci icinde bakindim. 90li yillar issizlik baglaminda iyi bir donemdi. Hatta soylemek zorundayim ki o donemki issizlik kalitesi ile bu donemdeki issizlik kalitesi arasinda fark coktu. O donem meslegi olamayan koyden yeni gelmis kitlelerde var olurdu genel olarak issizlik(hatta onlar bile donem kosullari dahilinde isporta tekstil atolyelerinde rahat is bulabilirdi) meslek sahibi cirakli usta iliskisine dahil olan tabir-i caizse altin bilezikli beyaz olsun mavi olsun kesimde issizlik sorunu pekala sorun degildi. Fakat gunumuzde usta cirak iliskileri olmadigi gibi meslek sahibi diploma sahibi en azindan altin bilezigi olan kesimler isiszlik sorunu ile karsi karsiya. Mesleksiz kalifiye olmayan insanlai katmiyorum bile

      Sil
    3. hocam, tüikin sizin kadar saygınlığı yok ki tüik verilerine güvenelim... bence de işsizlik 2001 den bugüne asla %9 altını görmedi.

      Sil
    4. Haklı olabilirsiniz ama eldeki data bu. Eğer buna güvenmiyor ve bir araştırma yapmak istiyorsak o zaman kendi datamızı üretecek çalışmalar yapmamız lazım. Ki o çapta anketleri sürekli yapmak kişilerin boyunu çok aşan bir iş.

      Sil
  11. Hocam seçim sonuçlarını ilk gördüğünüzde nasıl bit tepki verdiniz. Şaka gibi gerçekten

    YanıtlaSil
  12. Yazmada edemeyecegim. Bence bu kuresel krizde Hukumet iki firsati ya da populer deyimle iki olmasi gereken yeni normali kacirdi iskanladi. bunlardan 1) cari acik 2)enflasyon.

    cari acik konusunda tam emin seyler yazamayacagim icin enflasyon konusunda kure krizi dahilinde %5-4-3.5 hatta 2.8 rakamlarda mihlanip kalabilirdik. Cunku 2002-2008 donemini enflasyonla mucadele sureci olarak degerlendirisek sayet bu donemin 2004-2008 surecinide tek rakmalardaki galibiyet sevincimiz olarak alirsak sayet bu donem icin %7-8-9-10 bandini basari olarak ele alabiliriz.Bu cok normal ve hakli bir dusunce idea

    Fakat 2009dan itibaren tum kurede dusuk hatta deflasyonik 0li hatta eksili enflasyon oranlarinin goruldugu surecte bizde hatta bazen hasbelkader de olsa %tefede 1.45 -2.90 bandlarinda enflasyonu gormemize ragmen kisa sureligine fakat bu rakamlarda kisa sureligine kalip 2010lardan beri %8-9-10 bandlarinda enflasyona mihlaniyorsak bu yeni normal bizim icin kacirilmis buyuk firsattir.

    Bu kriz bizim enflasyonla mucadele de bize yardimci olacakken biz tam tersi bir ivme ile dusuk buyume buna karsin yuksek 8-9 bandlarinda enflasyona mahkum olduk. Eger akilli bir siyasa ile hareket etseydik %5-4-3 bandinda kalici bir orana cok rahat evrilir ve bu da bizim icin yeni normal olabilirdi.
    Bu baglamda sunu cok rahat soyleyebilirim ki eger biz bize sunulan bu firsati degerlendirseydik Fed kabusundan da bu kadar korkmamiza bile gerek kalmayacagi gibi bugun dolar kuru da bu seviyelerde bir bandda olmayacakti belki de.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İlki daha önemli. Yani cari açık. O zaten enflasyonun da belirleyicisi. Ne kadar düşürürsek düşürelim yüksek cari açık verdiğimiz için dış kaynağa yani dövizle borçlanmaya bağımlıyız. Kurlar yükselince enflasyon da yükseliyor. Öte yandan cari açığı düşürdükçe büyüme de elden gidiyor. Bizim elden kaçırdığımız fırsat budur. Yani biz cari açık - enfşasyon - dışa bağımlılık - yüksek kur - enflasyon kısır döngüsünü kıramadık. Bunun tek yolu vardı yapısal reformları (en azından ekonomiyle ilgili olanlarını) yapmak. O fırsatı da 2004 - 2007 arasında kaçırdık. Bir daha elimize geçer mi bilmiyorum.

      Sil
    2. Hocam bu fedin bir oyunu var chairman diye bir similasyon. siz hic oynadiniz mi?
      oynadiysaniz faiz-enflasyon-issizlik diyalektiginde denkleminde ne kadar sizin tecrube ve biloimsel bakisiniza gore gercegi yansitan bir oyun.

      Sil
    3. Oynadım evet. İnsan onu oynayınca işin zorluğunu daha iyi anlıyor.

      Sil
  13. Selamlar Hocam,

    Konudan bağımsız olacak ama bir konudaki hassasiyetimi dile getirmek istiyorum.

    Malum, seçimler bitti ve yine AKP'ye oy veren Anadolu insanı "Makarnacı", "Kömürcü", "Koyun" vs. gibi laflarla aşağı edilmeye başlandı. Hayat Van'da, Bitlis'te, Ağrı'da, Siirt'de, İstanbul ve İzmir'deki gibi geçmiyor. Burada insanlar tuvalette iken evdeki wireless modemine tam kapasite bağlanma derdinde iken, bahsettiğim illerde insanlar mağara gibi evlerde yaşayıp, 800-900 lira kazanç ile 3 çocuklu aile geçindirme derdindeler. Oradaki insanlar İstanbul, İzmir ve Ankara'daki vatandaşlar gibi devlet, demokrasi, hukuk gibi kavramlardan bihaberler, akşam sobada yakacak kömür, çocuğun karnını doyuracak aş peşindeler.

    Cahil diye aşağıladığımız o insanların neler çektiğini biliyor muyuz acaba?

    Biz burada Christmas, Halloween kutlaması yaparken ülkenin bir de böyle bir tarafı olduğunu, o adamların kendi istekleri ile mi cahil kaldığı, nasıl bir hayat yaşadıkları, önceliklerinin ne olduğu (geçim mi, özgürlük mü?) devlet tarafından kendilerine hizmet götürülüp götürülmediği konularını da düşünmek gerekiyor. İşte o zaman belki bir şeyler değişmeye başlar, yoksa bu aşağılama, linç kültürü ile bir yere varamayız.

    Yıl 2015, doğuda hala elektrik, su, doğalgaz olmayan yerler var.

    Not: AKP'ye oy vermedim. Siyasi partiye yapılan her türlü eleştiriye varım ama seçmenin bu şekilde aşağılanmasına karşıyım. Bu ülkenin %70'inin sağ, %80'inin de fakir olduğu unutulmamalı.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ah adsız kardeşim, bu yazdıklarını muhalefet partileri de iyice bir anlasa!

      Türkiye'nin en büyük problemi 'geçim derdi'! Ama nedense kimse bunu yüksek sesle haykırmıyor!

      'Gelir dağılımı adaletsizliği' derken aklımıza gelen tek şey Münir Özkul'un canlandırdığı 'Yaşar Usta' karakterinin fabrikatör Saim Bey'e verdiği ayar! Zannediyoruz ki, az parayla yaşamaya çalışmak en doğru yoldur!

      "Bizim Aile ", 1975
      Yönetmen: Ergin Orbey

      https://www.youtube.com/watch?v=3Kfa6vrS5Bs

      'Yaşar Usta' hepimizin örnek alması gereken bir karakter. Ama kendisi parayı yücelten bir karakter olmadığı gibi fakirliği öven bir karakter de değil!

      Kapitalistler iliğimizi sömürmeye devam ediyor ama gel de bunu anlat!

      SOMA CİNAYETİ bile kapitalizme karşı ses çıkarmada etkili olamadı!

      Akşam saat 20.00'dan sonra bütün kanallara bak bakalım, özellikle siyasi tartışma programlarında hiç 'ekonomi konuları'nın görüşüldüğünü görecek misin!

      Bütün ekonomistler hep gündüz yayın kuşağına konuk oluyor, millet işinde gücündeyken.

      Millet akşam, yorgun argın evine dönünce, diziler arasında kanalları turlarken bazen siyasi tartışma programlarını seyre dalıp uyuyakalıyor! Ve sabah 05.30'da kalkıp yine işe gidiyor!

      'Geçim derdi'ne düşürülmüş bir millet sonra çıkıp, 'istikrar sürsün, işimden gücümden olmayayım' diye endişeye kapılıp fundamentalist bir partiyi tek başına iktidara taşıyor!

      Tatlı su solcuları da 'geçim derdine düşürülmüş' halkı ebleh yerine koyuyor! Onlara Aziz Nesin muamelesi yapıyor!

      Yazık!

      Sil
    2. Her iki yorum da gerçekleri ortaya koyuyor. Katkılar için teşekkür ederim.

      Sil
    3. Hocam yukarıdaki iki yoruma verdiğiniz cevaba bakınca anlıyorum ki, sanırım siz de toplumu suçlamaya pek yanaşmıyorsunuz.

      Ama bazı cevaplarınızda da diyorsunuz ki, toplum ne ise siyasette onun bir yansımasıdır, aynasıdır.

      Bu iki ayrımı neye göre yapacağız? Arada belirgin bir hat yok ki bu ayrımı net görebilelim?

      Diyelim ki, Türkiye'de gelir dağılımı adaletsizliğini nispeten düzeltecek ve hatta orta gelir tuzağından çıkacak adımları gerçekten atmaya, sözde değil özde icraatlar yapmaya, başlandı. Peki o zaman bile, toplumun oy verme tercihlerinde değişim yaşanacağına gerçekten inanıyor muyuz?

      Evet 'geçim derdi' ilk sıradadır, bu tespit doğrudur, Türkiye koşullarında da doğrudur.

      Ama 'geçim derdi'ni nispeten azaltsak bile toplumun oy verme tercihlerinde nasıl değişiklikler olur?

      Sanki bir tür (bu tabir ne kadar yerinde olur bilemiyorum) 'korku sarmalı' içinde sürekli yaşıyormuşuz gibime geliyor. Herkesin cesur olmasını bekleyemeyiz elbette, hayatta birçok maceralar faciayla sonuçlanabiliyor.

      'Geçim derdi'ni nispeten düzeltsek bile, toplumumuz bu kez 'Cebimiz biraz para yüzü görmeye başladı. Artık evlatlarım yırtık ayakkabıyla dolaşmak zorunda kalmıyor. Odun kömürden de kurtulduk, eve doğalgaz sistemi nihayet döşetebildik. İşyerinden baskı da azalmaya başladı. Artık her sabah işime öfke ve endişeyle değil, neşeyle gitmeye başladım. Yine de korkularımı üzerimden atamıyorum. Sanki şu birkaç aydır (veya senedir) yaşadıklarımız bana bir rüyaymış ve hemen bitiverecekmiş gibime geliyor. Evet eskisi gibi geçim derdi çekmiyoruz artık ama ya yine o beter, zorlu günlere dönersek! Ben bu nedenle istikrar sürsün istiyorum. Geçim derdi yaşamayı bir daha asla istemiyorum. O nedenle aynı partiye oy vermeye devam edeceğim!' der mi, demez mi?

      Biliyorum siz sosyolog, sosyal-psikolog değilsiniz ama ehil bir iktisatçı olarak sosyolojik de düşünmek zorundasınız.

      Görüşünüz nedir?

      Sil
    4. Toplumu suçlayarak bir yere varıldığı görülmemiştir.
      Bununla birlikte Türk toplumunun büyük çoğunluğu bilimsel düşünme alışkanlığından yoksun insanlardan oluşuyor. Konu bilim dışına çıktığı anda nerede duracağını, nereye varacağını asla tahmin edemezsiniz. Size öyle hikayeler anlatmaya başlarlar ki bir süre sonra siz de inanmaya başlarsınız.

      Sil
  14. HOCAM BU YAZINIZA BAKARSAK SEÇİMLER ÖNCESİ 2,70 VE AŞAĞISI OLAN DOLARIN SEÇİMDEN SONRA 2,80 İ GÖRMESİ VE AŞAĞIYA İNMEMESİNDEN DOLAYI YENİ NORMAL ARALIK 2,80 -2,90 GİBİ DURMAKTA SANKİ..BU ARADA HALA YIL SONU DOLAR ARALIKTA FAİZ ARTIRIMI OLURSA FED DEN 3 Ü GÖRME OLASILIĞI VARMIDIR..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Vardır. Fed'in faizi artırması karşılığında eğer bizden doğru adımlar gelmezse kur yukarı gider.

      Sil
  15. Hocam tasarruf açığımızı kapattığımız zaman cari açık neden azalıyor? Tasarruflarımız yerli para cinsinden oysa ki cari Açık dolar cinsinden

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu yorum yazar tarafından silindi.

      Sil
    2. Candan Atadostu...

      Allak olmaya başladık ama pullak olmaya henüz başlamadık demiştin, hatırlarsın umarım.

      Pullak olmaya da başladık mı?

      Eğer başlamadıysak ne zaman başlayacağız?

      Sil
    3. Bu yorum yazar tarafından silindi.

      Sil
  16. sabah dolara bakmak için tv yi gezerken sizi gördüm. siz misiniz o?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Dün sabah 11 de cnbce deydim.

      Sil
    2. ayyy siz misiniz... çok şaşırdım... ilk kez ünlü biriyle karşılaşıyorum... çok şaşırdım doğrusu cevap yazacağınızı hiç düşünmezdim....... ne diyeceğimi bilemiyorum çok şaşırdım ilk kez böyle bir şey yaşıyorum...

      Sil
  17. Sabri Sarıoğlu hakkındaki görüşleriniz nedir?

    YanıtlaSil
  18. Hocam mikro ekonomi kitabınızın 2. baskısı çıkacağına, keşke 2. si çıksa. Zevkle okuyup,aynı gün bitirdim,fakat insan doymuyor ve devamını istiyor...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkürler. Sonuçta o kitabı yazmak (40 yıllık birikimi saymazsak tabii) benim yaklaşık 1 yılımı aldı. Yani sürekli kitap yazmak o kadar kolay değil takdir edersiniz. Ama yakında Kolay Maliye gelecek piyasaya.

      Sil
  19. Hocam sayenizde çok güzel bilgiler öğreniyorum.Dumlupınar Üniversitesi Maliye bölümünden bu sene mezun oldum. Sizi ilk defa 3. sınıfta bizimle tanıştıran Güner Tuncer hocamızdı.2 senedir yazılarınızı takip ediyorum, kitaplarınızı okudum. Ve şunu farkettim bilgisiz mezun olmuşum buradan size ve Güner hocama çok teşekkür ederim

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bilgi tamamlanabilir bir şeydir ve okulda öğretilenler aslında yol yordam anlamak içindir. Sonrası size kalıyor. İnsan yaşam boyu bir yandan çalışıp uygulamayı öğrenirken teorik bilgisini geliştirebilirse hem her şeyi yerli yerine oturtup daha iyi anlıyor hem de bunu yapmayıp tembellik eden yaşıtlarının oldukça önüne geçiyor.

      Sil
  20. Hocam asgari ücret 1300 tl oldugu anda normalde 1200 1300 tl alan adamlar da hakli olarak zam isteyeceklerdir isyeri sahipleri üzerinde baski olusacak. Tüm bunlar nasil ayarlanip nasil finanse edilecek acaba. Maaslarin artmasi icin devlet nasil bir politika ve nasil bir yol izleyebilir ki çok karmaşık duruyor

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet o nedenle ben bir seferlik ikramiye türü bir ödeme önermiştim.

      Sil
  21. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil
  22. Hocam, değerli analizlerinizden ötürü teşekkürlerimi sunarım. Benim birkaç sorum olacak:

    1- Büyüme rakamları ile ilgili olarak Maliye Bakanı ile Sn. Ali Babacan bir açıklama yapmıştı. Bu açıklamaya göre (hatırladığım kadarıyla), Çin ve Hindistan gibi devasa ekonomileri bir yana bıraktığımızda, gelişme yolundaki ekonomilerin ortalama büyüme oranı %1.25. Brezilya %3 küçülüyor, Rusya küçülüyor, vs. Gelişmekte olan ülkelerden Çin ve Hindistan'ın çıkarılması suretiyle yapılan bir kategori doğru mudur, dünyada kullanılmakta mıdır?

    2- Türkiye'nin en çok dış ticaret yaptığı ülkelerden Avrupa büyük durgunluk içerisinde, Rusya ve Ukrayna savaş ortamında ve ekonomik krizde, ortadoğu ülkeleri savaş ve kaos içerisinde. Bu göz önüne alındığında %3 büyüme oranı sizce yüksek büyüme değil midir?

    3- Enflasyon yeni normali %5 iken Türkiye'de %8 olması sizin belirttiğiniz gibi "uç" mudur?

    4- Siyasi partiler tarafından ileri sürülen asgari ücretin yükseltilmesi vaadleri gerçekçi midir? Asgari ücretin piyasa koşullarında belirlenmesi gerekmez mi? Böylesine bir müdahale olması sonuçta enflasyonu yukarı doğru ittirmek ve işsizliği artırmak gibi bir etkide bulunmaz mı? dolayısıyla eğer bu ücreti yükseltmek istiyorsanız piyasa koşullarını iyileştirmek ve yapısal reform yapmak ve bunun sonucu olarak ücretin piyasada oluşmasını beklemek gerekmez mi? Yoksa, maliye politikası enstrümanları ile bunu sağlamak mümkün müdür?

    5- Normal şartlar altında işsizlik ve büyüme ters orantılı degişkenlerdir. Türkiye'de belirli bir oranda büyüme olmasına karşın işsizlik neden azalmamaktadır? Yapısal değişiklik yapılmadıkça bunun sağlanması zor gibi görünüyor, sanırım potansiyel büyümeye gelindi, vites atlamak için yapısal büyüme şart. Sizce hükümetçe 7 Haziran öncesinde sunulan 100 maddeden oluşan reform paketi yapısal reformları içermekte midir ve gerçekçi midir?

    Yazılarınızı ilgi ile takip ediyor ve böylesine etkileşimli bir site açtığınız için memnuniyet duyduğumu ifade etmek istiyorum.

    Saygılar.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. 1- Doğru değil. Biz hangisi işimize gelirse ona göre ölçüyoruz. OVP'de de kişi başına gelir düşmeye başlayınca satınalma gücü paritesine göre geliri esas almaya başladık. Siyasette, iş aleminde, öğrencilikte, futbolda ve daha birçok alanda birinci kural kendini kandırmaktan vazgeçmektir.
      2- Evet ama iç talepte biraz canlılık var. Yani dış talebin yerini bir miktar da olsa iç talep dolduruyor.
      3- Türkiye'nin son 30 yılına bakınca yüzde 8 düşük görünür. Ama dünyaya bakınca çok yüksek yani uçtur.
      4- Bu eleştirilerde haklısınız ben o nedenle bir defalık bişr ikramiye önermiştim.
      5- Türkiyenin potansiyel büyümesi yüzde 5'tir. Bunun altındaki büyüme aslında büyümenin düşmesi demektir. Dolayısıyla
      büyüme düştükçe de işsizlik artmaktadır.

      Teşekkürler.

      Sil
    2. Yanıtınız için teşekkür ediyorum.

      Türkiye'nin yeni normal büyümesinin 3-3.5 olduğunu belirttiniz. Biz şimdi hangisini baz almalıyız? Eğer yüzde 3 normal ise işsizliğin artmaması gerekmez mi?

      Sil
    3. Türkiye'de işsizlik her halükârda artacak.

      Çünkü Dolar/TL kurunda Dolar'ın yükselmesi maliyetleri de devamlı yükseltiyor. Dolar'ı TCMB basmadığına göre, şirketlerimiz artan Dolar bazındaki maliyetlerini kısmak için işçi atacak.

      Dünya genelinde dolanan 'likidite bolluğu'nun artık sonuna geldik. Yani Türkiye'ye oluk oluk döviz akmayacağı kesinleşti.

      Türkiye ekonomisi %3, 3,5 büyüse bile, şirketler 'az işçi ile çok verim' temelli hareket edeceğinden, hem yeni iş başvurularını ince eleyip sık dokuyacaklar, hem de mevcut işçiler arasına kıyım yapacaklar.

      Artık, kırk katır kırk satır, durumu Türkiye'deki bütün şirketler için geçerli!

      İşsizlik 2015 sonunda %11 değil, %13 bile olabilir. 2016'da ise %20'leri test etme ve 2017 başında ise %35'lere yükselme tehlikesi var!

      Sil
    4. Eğer Türkiye yüzde 3 dolayında büyümeye devam ederse işsizlik yükselmeye devam eder. Ama arkadaşımızın dediği gibi likidite bolluğu bitti. Türkiye için hızlı büyüme demek cari açığı büyütmek demek. Ki artık onun finansmanını bulmak eskisi kadar kolay olmayacak.

      Sil
    5. Valla hocam, ekonomi derslerinden hatırladığım kadarıyla, beklentiler, yani özü itibariyle psikoloji, düz mantık iktisadında varsayılan birçok değişkeni karşılıksız çıkarabilecek bir güce sahip. Buna kimileri sinerji diyor, kimileri de "dua" diyor. Mevcut hükümetin tek başına iktidara gelmesi de aslında böyle açıklanabilir; bunu anlama kapasitesine sahip olamayacak kadar önyargısı olanlar, ekonomideki değişimleri de açıklamakta başarısız oluyorlar. Oysa ki, entelektüel ile aydın arasındaki farklardan biri de kişisel siyasi/felsefik/dini görüşü ne olursa olsun, olaylara objektif ve kuşkucu gözle, yani atgözlüğünü çıkararak bakabilme becerisine sahip olmak.

      Sil
    6. Demek istediğim şey, işsizlik oranı yüzde 35 olacakmış, Türkiye yanıyormuş, vs. yorumlar kişinin içinde bulunduğu ruhsal durumu ifade etmekten ve gülünç olmaktan başka birşeye yaramıyor.

      Sizin dediğiniz gibi, kendimizi kandırmaktan vazgeçmedikçe, gerçekleri önyargılarımızdan arınarak görmedikçe, ve inancımızı kaybettikçe, bir yere varamayız.

      Sil
    7. Yeni normal olan yüzde 3 ile büyümeye devam edersek işsizlik yükselmeye devam eder demişsiniz. O halde, bu "yeni normal"i arızi bir parametre olarak mı düşünmeliyiz, yani biz yine yorumları eski normale göre yapıp, 5 in altında olduğu için işsizlik yükselmeye devam eder mi demeliyiz?

      Sil
    8. Burak Bey, işsizlik seviyesi, 2017 başında bırakın %35'i, %49'a yükseldiği zaman bu sayfada tekrar görüşürüz!

      Endişesiz günler geçirmeniz umudumuzla!

      Sil
  23. hocam geçtiğimiz yıllarda gerçekleşen enflasyon ile hedeflenen enflasyonun birbirini tutmamasına rağmen Merkez Bankası'nın sürekli olarak uzak bir hedef görünümünde olan bir rakamı enflasyon hedefi olarak belirlemesinin sebebi nedir acaba?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Benim tahminim ücretlerin bu düşük hedefe göre ayarlanmasını sağlamak ve bu yolla beklentileri kırmak için böyle yapıyor.

      Sil
    2. peki hocam iş sözleşmeleri gerçekleşirken sendikalar Merkez Bankası'nın hedeflediği enflasyonu mu göz önünde bulunduruyor yoksa kendileri daha yüksek bir enflasyonu baz alarak mı bu sözleşmeleri yapıyor? Yani Merkez Bankası'na güven sizce piyasada hala var mı?

      Sil
    3. Sendikalar daha yüksekten başlasa bile işveren onlara resmi enflasyon hedefini gerekçe göstererek yön vermeye çalışabiliyor. Yani bu düşük oran işveren için bir baz oluşturuyor.

      Sil
  24. 2016 yılına girerken ekonomideki ilk veri şoklarını kurların geçikmeli etkisiyle yaşayabiliriz, Fakat alınacak ve uygulamaya konulacak reformlar(anayasa eğitim ve ekonomi) çok iyi analiz edilmeli iyi uygulanmalı. Siyasi belirsizlik ortadan kalktı fakat küresel çapta yaşanan sıkıntıların negatif ayrışmasını üzerimizden attık. Bundan sonrası hala sıkıntılı, aralık ayına işaret edilen fedin faiz kararı, BOJ un genişlemeci politikası, ECB nin aralıkta ek QE paketi işareti ,PBOC un çinin büyüme sıkıntısıyla ardarda gelen faiz ve zorunlu karşılıklara uygulanan faiz indirimleri ve yine PBOC un Yuan ın konvertibilitesi adımları.Yinede asıl en etkili kararda FED den gelecek aralıkta faiz arttırmazsa 2016 yılı da 2015 gibi geçer.Kısacası hocam GOÜ ülkelerinin üzerinden ayı pençeleri hala kalkmış değil Türkiye'de buna dahil.
    Sevgi ve saygılarımla elinize sağlık Hocam.

    YanıtlaSil
  25. Hocam merhabalar, 1 kasım seçimi vaadi olduğundan 2016 yılı için asgari ücretin 1300 tl olacağı siyasilerce devamlı telaffuz ediliyor. Asgari ücretteki böyle bir artış enflasyonu tetiklemeyecek mi? Ayrıca önümüzdeki dönemde Dolar kurundaki artışla birlikte üretimde kullanılan ham madde fiyatlarında da artış olacağı aşikar. Bu iki duruma bakıldığında 2016 yılında enflasyon rakalmlarında kuvvetli bir artış olmasını bekliyor musunuz? Sizce asgari ücret politikasında olması gereken nedir?

    Teşekkürler.

    YanıtlaSil
  26. Hocam,zamanınızı alıyorum ama bir sorum var: AKP'nin inşaata dayalı büyüme modeli yoksulların ve orta sınıfın ev sahibi olmasını kolaylaştırıyor mu?

    YanıtlaSil
  27. Hocam 5 Kasım gecesi 00.00'da CNBC-e gidiyor TLC geliyor.

    Lütfen cevap veriniz:

    Sizle selfie çektiren, hafif kel bir kameraman arkadaş vardı. Ona ne olacak?

    Burçak Önder ne yapacak?

    Murat Üzel ne yapacak?

    Burcu Göksüzoğlu ne yapacak?

    Melda Yücel Kocaalp ne yapacak? (Bir süre izin aldığını söylemişti. Belli ki kanalın kapatılacağını biliyordu.)

    Zeynep Erataman ne yapacak?

    Bütün bu isimler bizim ekranda gördüklerimiz. Bir de mutfakta çalışanlar vardı ki saymakla bitmez.

    Evet Hocam cevabınızı bekliyorum.

    Biliyorum siz 'personel müdürü' değilsiniz ama yıllardır yukarıda saydığım isimlerle, kendi programınız öncesi-sonrası yüzyüze geldiniz, sohbet ettiniz. Ve hatta Kapadokya geziniz sırasında tesadüfen ben de oradaydım. Servet Bey ve Burcu Göksüzoğlu ile birlikte gezdiğinizi görmüştüm.

    Lütfen 'ben ne bileyim' diye geçiştirmeyiniz. Bu insanlara ne olacak Hocam, lütfen cevaplayınız...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Benim bildiğim kadarıyla arkadaşların hepsine NTV de ve Doğuş Yayın Grubunda benzer işler teklif edildi. Bazısı kabul etti ve orada devam edecek bazısı ise ayrılmak istediğini söyledi. Tazminatlarını alıp ayrılacaklar.
      Kanalın kapanmasına çok üzüldüğümü söylemek isterim. Çok iyi bir ekonomi kanalıydı ve ayrıca akşamları da olağanüstü dizileri vardı. Elden gelen bir şey yok.

      Sil
    2. Peki Gökay Otyam'dan ne haber? Sesi soluğu çıkmıyor?

      Sil
    3. Gökay sabah 6.00 - 6.45 arasında haberleri sunuyor.

      Sil
  28. hocam varlık teminatlı menkul kıymet tam olarak nedir?internetten araştırdım hiçbir şey anlamadım.sizin daha anlaşılır bir diliniz var.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Varlık teminatlı menkul kıymet, bir kuruluşun bilançosunun aktifinde yer alan varlıkları (mesela sahip oldukları geyrimenkulleri) teminat göstererek ihraç ettikleri borçlanma senetleridir.

      Sil
    2. Sordugunuz Covered Bonds'un Turkcelestirilmis halidir. Hocamin da dedigi gibi genelde residential mortgage teminat gosterilir ve bankanin aktifinde yer almaya devam eder. Ulkemizde KOBI'lere verilen krediler de teminat olarak gosterilmektedir.

      Sil
  29. Sayın hocam bir sorum var müsadenizle,

    Anladığım kadarıyla gelişmiş ülkelerde artık sistem genelde oturduğu için büyük projeler ve dev altyapı yatırımları pek yok. Daha çok bakım, iyileştirme ve güncelleme türünden gelişmeler yaşanmakta. Bu ülkelerde biriken yüksek miktarda tasarruf ve emekliliki sağlık vb fonlar da doğal olarak kar etmek ve büyümek durumundalar. Oysa bu ülkelerde bu fonları "besleyecek" ya da kar ettirecek kadar hızlı büyüme ve yatıırımlar artık görülmemekte. Bu nedenle de uluslararası sermaye hareketlerinin serbestleşmesi bu fonlar başta olmak üzere tasarrufların "daha karlı" olan gelişmekte olan ülkeler ya da yükselen piyasalar denen ortamlara akmasına neden olmakta. Burada aslında alan memnun satan memnun gibi bir durum var. Oradaki sermaye kendi ülkesinde alacağı en fazla %2-3 gibi oranlar yerine %6-10 civarında faiz vaadeden ülkelere yönelmekte. Bu bahaneyle biz de kendi gelişmemiz için gerekli sermaye akışına sahip olmaktayız. Fakat bu sistemin şöyle bir sorunu var; benzeri gelişmeler bizde de meydana gelince, yani gelişmekte olan ülkeler de büyük projelerini tamamlayıp artık bu noktada gidecek yer azalınca söz konusu yüksek faizli kredilerin de sonu gelecek hatta daha ilginci bu ülkelerdeki insanlar da benzeri fonlar oluşturup kendi geleceklerini garanti altına almaya çalışacaklar. Bu gibi bir durumda ortaya bir kısır döngü çıkmaz mı? Bir sonraki aşamada Afrika'nın "gelişmekte olan" bir aşamaya "terfi ettirilmesi" ve bu kez Afrika ülkelerinin %6-10 faizlerle para ister duruma gelmesi gibi bir senaryo gözükmekte ufukta sanki. Yoksa, 10-20 yıl içinde tüm dünyada hem yüksek faiz döneminin sonuna gelinecek hem de nüfus niteliklerinin değişimi ile toplumlar yaşanmaya ve fonlar zorlanmaya başlayacak. Bu türden bir çıkmaz sokak senaryosu konusundaki görüşünüz nedir?

    Teşekkürler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Son derecede doğru bir analiz.
      IMF ve Dünya Bankasının kuruluşundaki temel amaçlardan birisi de buydu. Özellikle gelişmekte olan ülkelere destek vererek onları oyuna dahil etmek ve pazarı genişletmek. Dediğiniz gibi şimdi sırada Afrika var. Günümüz kapitalizminin emperyalizme dönüşmesi topla tüfekle fetihlerle değil böyle oluyor. Evet bu bir çıkmaz sokak, şimdilik devam ediliyor ama sanki sonuna yaklaşıyormuş gibiyiz.

      Sil
    2. Çok teşekkürler cevabınız için.

      Öyle görülüyor ki elimizde iki bilinen yol var: İlki bu; yani "sırayla orta-sınıflaşma" ama bunun bir sonu olması gerektiğini düşünüyoruz ve bir ötesi olacak bir adımı şu anda öngöremiyoruz.

      Diğeri ise uzun zamandır bu yolun alternatifi olarak sunulan "merkezden planlı ekonomi modeli", yani sosyalist/komünist teori. Bu da bir türlü çalışan bir model kuramıyor. Ürettiği bürokrasi ve verimsizliği ile iyi-niyetli insanların modeli olmaktan öteye gidemedi çünkü eşitliği sağlamak için özgürlüklerden çalıyor ve bir kere o yola girince de totaliterliğe giden yol açılmış oluyor.

      İlk model en azından orta-sınıf umutları vaadediyor. İşçilere ise "akmasa da damlar" türünden bir gelir düzeyini ve orta-sınıf olabilme olasılığını öngörmüş. Burada en azından özgürlük var çünkü kapitalizm sermaye hareketlerini özgürleştirince dolaylı ve geç de olsa düşünceyi de özgürleştirmiş oluyor. Kısacası sorunsuz olmasa da demokrasiyi ve ayakta tutmak durumunda. Burada sistemi eleştirebiliyorsunuz en azından ve vahşileşmeyi gösterebiliyorsunuz.

      Elbet çıkış bulur insanoğlu diye düşünüyorum. Herhalde serbest piyasa ekonomisinin en ideal ve "çalıştığı görülmüş" yanları alınarak belli bir toplumcu-demokrat yaklaşıma doğru gidiş olacak. Ben burada yeni ve yüksek teknolojinin paradigma değiştirici olabileceğini ve hatta eşitleştirici olabileceğini düşünüyorum. 3D yazıcılar ve nanoteknoloji sayesinde hiç beklemediğimiz bir biçimde kendimizi birden sanayi-sonrası ya da üretim-sonrası bir dönemde bulabiliriz. Bu da tüm emek-sermaye tartışmasını sona erdirmese de belki yeni bir boyuta taşıyacaktır.

      Teşekkürler ve saygılar.

      İ.İ.

      Sil
  30. Hocam ülkemiz normal;
    Aynı Bülent Ortaçgil'in şarkısındaki gibi.

    peki... dedim "...ya türkiye?" / dedi, "normal!"
    "ya ab?" diye sordum / dedi, "çok normal!"
    "peki ya abd?" / dedi ki, "normal!"
    "peki..." dedim, "...ya dgm?" / dedi ki, "normal!"
    "ya ohal, o kadar yıl?" / "bilmem, normal!"
    "peki gap, zap, hasankeyf?" / "hepsi normal!"

    mmm, biri anlatsın hemen, nedir bu normal
    mmm, canım sıkıldı artık, yoksa ben miyim anormal

    "peki..." dedim "...ya medya, rtük?" / dedi, "normal!"
    "ya reklamlar, rating?" / "valla gayet normal!"
    "yahu hiç mi ikinci yok?" dedim / dedi ki, "normal!"
    "peki ya trafik, katliam?" / dedi, "normal!"
    "ya susurluk, kamyon?" / "valla gayet normal!"
    "yine kaybettik!" dedim / dedi ki, "normal!"

    mmm, biri anlatsın hemen, nedir bu normal
    mmm, canım sıkıldı artık, yoksa ben miyim anormal

    YanıtlaSil
  31. Hocam bitcoin ile ilgili nir yazınız var mı?

    YanıtlaSil
  32. 7.28 enflasyon oranı ve 10.7 işsizlik oranının büyümeye etkisi nedir acaba hocam ?

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...