18 Aralık 2015 Cuma

Fed'in Faiz Artırmasının Olası Etkileri

Faiz artırmak ne demek ve normal etkileri neler olabilir?
Faizin piyasada belirlendiği günümüz ekonomik sisteminde merkez bankalarının piyasa faizinin oluşumu üzerindeki etkisi, bankalara verdikleri fonlara uyguladıkları faizle, zorunlu karşılıklarla ve açık piyasa işlemleriyle (APİ) sınırlıdır. Konumuz faiz olduğu için burada yalnızca faizin artırılmasının olası etkilerini ele alacağım.

Merkez bankası, bankalara, ihtiyaç duydukları fonları verirken uyguladığı faizin oranını yükseltip indirerek onların kaynak maliyetlerini etkiler ve piyasaya uygulayacakları faiz üzerinde böyle dolaylı bir etki yaratmış olur. Bununla birlikte bu etkiyi abartmamak gerekir. Çünkü bankaların kaynakları arasında merkez bankasından kullandıkları fonların oranı düşüktür.

Faiz artışının normal sonuçları şöyledir:
Faiz artar – tüketimden tasarrufa kayma olur – yatırımlar için kaynak bollaşır – tüketim azaldığı için talep düşer ve enflasyon düşer - faiz arttığı için yatırım maliyeti artar – kaynak bollaşmasına karşılık maliyet arttığı için yatırımlar azalır – ekonomik büyüme geriler – istihdam düşer.

Fed faizi artırınca Dolar niçin düştü?
Fed’in faizi artırması sürpriz bir gelişme değil. Bütün dünya 16 Aralık’ta Fed’in faizi 0,25 puan artıracağını tahmin ediyordu. Fed’in faiz artırmasını bekleyenlerin oranı Kasım ayı boyunca yüzde 70’lere kadar yükseldi. Aralık ayında giderek yükselen oran yüzde 95’lere kadar tırmandı. Ve sonunda Fed, beklendiği gibi faizi 0,25 puan artırdı. Ekim ayından beri yükselen orandaki beklentilerle fonlar sürekli olarak Dolar satın aldılar. Böylece yüksek taleple karşılaşan Dolar, başta Euro olmak üzere diğer paralara karşı değer kazandı. Piyasa, beklentileri satın alıp gerçekleşmeyi satar. Bu kez de aynı şey oldu. Doların yeterince yükslediğini gören fonlar, Dolar satmaya başladılar ve Dolarda bir miktar gevşeme ortaya çıktı. Bu gevşeme bir süre daha devam edebilir. Buna karşılık Fed’in faiz artırımına devam edeceği 2016’da, arada iniş ve çıkışlar görülecek olsa da, Doların yönü yukarıya doğru olacak yani Dolar diğer paralara karşı değer kazanacaktır diye düşünüyorum.

Fed’in faiz artırmasının ABD ekonomisine olası etkileri
Fed, küresel krizin yarattığı çöküşün ABD ekonomisini önce resesyona sonra da deflasyona götüreceği endişesiyle bankalar arasındaki borç alış verişine uyguladığı ve 2008 yılı başında yüzde 4,25 olan faizi, yıl içindeki her toplantıda indirerek, 16 Aralık 2008’de yüzde 0 ile 0,25 aralığına getirdi. Faiz indiriminin yanı sıra Fed, 2014 Ekim ayına kadar süren bir parasal gevşeme programı uygulayarak bankaların elindeki tahvilleri alarak karşılığında para verdi. Fed’in parasal gevşeme ile birlikte faizi düşürmekten amacı; ekonomide harcamayı ve kredilendirmeyi özendirerek büyümeyi artırmak ve işsizliği düşürmek ve bu yolla ekonomide canlanma yaratmaktı. Bugüne kadar bu uygulama başarılı oldu. Bu durumu aşağıdaki tabloda gösterelim (kaynak: IMF, WEO Database, October 2015.)

Yıllar
Büyüme (%)
İşsizlik (%)
Enflasyon (%)
2007
1,8
4,6
4,1
2008
-0,3
5,8
0,7
2009
-2,8
9,3
1,9
2010
2,5
9,6
1,7
2011
1.6
8,9
3,1
2012
2,2
8,1
1,8
2013
1,5
7,4
1,3
2014
2,4
6,2
0,6
2015 (Tahmin)
2,4
5,0
0,5

2008 yılında Lehman Brothers’ın batmasıyla birlikte başlayan küresel kriz ABD ekonomisini resesyona götürmüş ve ekonomi iki yıl küçülme yaşamış bulunuyor. Parasal gevşeme (QE) ve faiz indirimi sonucunda ekonomi 2010 yılından başlayarak büyümeye geri dönmüş ve son iki yılda da potansiyel büyüme aralığına geri dönmüş görünüyor. 2008 sonrasında işsizlikte görülen hızlı artış da 2012 yılından itibaren belirgin biçimde düşürülmeye başlamış ve 2015 yılında ABD için doğal işsizlik oranı olarak kabul edilen yüzde 5’in altına doğru yönelmiş bulunuyor. Dolayısıyla uygulanan parasal genişleme ve düşük faiz politikaları ağır da olsa işlemiş ve başarılı olmuştur diyebiliyoruz.

Bu tablodaki sorun enflasyondur. İlk bakışta enflasyonun ideal düzeyde olduğu izlenimi doğabilir ne var ki gerçekler böyle değil. Enflasyonun ve faizlerin 0,50 gibi çok düşük bir düzeyde olması kısa süreli bir etki olsa talebi artırıcı etki yaratabilir. İnsanlar, “hazır enflasyon bu kadar düşükken ve hazır faizler de bu düzeydeyken kredi kullanıp ihtiyacım olan şeyleri alayım” diye düşünebilir. Ne var ki enflasyon ve faizlerin uzun süre bu düşük düzeylerde kalması, insanların bu kez “enflasyon da faizler de çok düşük, daha bir süre de artacak gibi görünmüyor, dolayısıyla ihtiyaçlarımı her zaman aynı fiyata ve faize alabilirim, acele etmeme gerek yok” diye düşünmelerine yol açabilir.

Bu çerçevede Fed’in yaptığı faiz artırımının ABD ekonomisinde tüketim harcamalarını artıracağını, ertelenmiş talebi öne çekmeye başlayacağını düşünüyorum. İnsanlar bu kez “galiba enflasyon artışa geçecek, Fed de o nedenle faizi artırdı, bankalar da faiz artıracak, enflasyon artışa geçmeden ve faizler yükselmeden ihtiyaçlarımı alayım” diye düşünmeye yönelecekleri kanısındayım.

Özetle söylemem gerekirse Fed’in faiz hamlesi geleceğe ilişkin beklentileri etkileyerek toplam talebi artırabilir.

Bu durumda faiz artışı bu ortamda şöyle çalışabilir:
Faiz artışı – enflasyon ve faizlerin düşük kalacağı beklentisinin değişmesi – enflasyon ve faizler yükselmeden mevcut durumdan yararlanarak alım yapmak isteyenlerin toplam talebi artırması – gelirin artması – büyümenin hızlanması – işsizliğin azalması.

Bu anlattığımın ana akım ekonomiye tümüyle ters düşen bir görüş olduğunu biliyorum. İleride bu döneme ilişkin sonuçları değerlendirirken bu görüşümün doğrulanıp doğrulanmadığını test edebiliriz.

Fed’in faiz artırmasının dünyaya ve Türkiye’ye olası etkileri
Küresel sistem, 1990’ların son bölümünden 2008 yılındaki Lehman Brothers krizine kadar yükselen bir konjonktür yaşadı. Bu konjonktür, gelişmiş ekonıomilerden gelişme yolundaki ekonomilere sermaye akımlarının hızla akmasına yol açtı. Bunun sonucunda gelişme yolundaki ekonomiler iç tasarruf açıklarını bu akımlardan sağladıkları kaynaklarla karşılayarak hızlı bir büyüme yakaladılar. Bu ekonomilerden daha az sayıda olanı bu akımları doğrudan yabancı sermaye yatırımı ağırlıklı olarak çekerken çok sayıda gelişme yolundaki ekonomi daha çok sıcak para olarak çekti. Fed’in faizi artırma sürecine girmesiyle birlikte sermaye akımları tersine döndü. Aradaki faiz farkının kapanacağını düşünen fonlar, artan riskleri de göz önünde tutarak gelişme yolundaki ekonomilerden çıkarak gelişmiş ekonomilere yöneliyorlar. Bu yöneliş 2016 yılında da sürecek.
Bu ortamda dış kaynağa en çok bağımlı olan ekonominin en çok sıkıntı yaşayacağı bir süreç çıkıyor karşımıza. Türkiye, bu ekonomilerden birisi olarak duruyor. Dolayısıyla bizde kaynak çıkışları (ya da kaynak girişlerindeki düşüş) ekonominin büyüme performansını olumsuz etkileyecek nedenlerden birisi olacak. Bunu önlemenin yolu, bu tür dış kaynak bağımlılığını hızla azaltacak olan düzenlemelere girişmekten geçiyor.


140 yorum:

  1. Hocam şu çelişkiyi anlamıyorum: Yatırımlar için tasarruflar gerekli,tasarrufa teşvik için ise faiz oranlarının yüksek olması lazım.Fakat faiz oranları yükselince reel yatırımlar azalıyor.Bu nasıl iş?....

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Cunku yatirim icin alinacak kredinin maliyeti artiyor ve yatirimin geri odeme sureci uzuyor.

      Sil
    2. şunu kaçırıyorsun tasarruf yapan kesimle yatırım yapan kesim farklı. Faiz yüksekliği tasarrufu arttırır. Fakat yüksek faiz yatırım için borçlanmayı zorlaştırır.

      Sil
    3. Baştan üçüncü paragrafta hocamız bunu açıklamış. Tekrar göz atmanı öneririm.

      Sil
    4. Faizler arttiginda tasarruflar yukselir. Tasarrufun ekonomik anlamini hocanin eski yazilarindan ogrenebilirsiniz. Tasarruflarin artmasi bankalarin kredi verebilecekleri miktari arttirir. Tasarruflarin artmasinin gercek anlami ise bankalar dahil sermayedarlarin sermayelerini arttirmasidir. Kaba tabirle zenginin daha da zengin olmasidir.

      Bu donemde yatirimlar duser ya da dusebilir en azindan sabit kalir, ancak bu biriken sermaye daha sonra faizin dusmesi ile kolaylikla yatirima donusur. Dogru ekonomi yonetimi bu dengeyi kurmaktan geciyor. Ne Japonya'daki gibi tasarruflari doruk noktaya cikartmak, ne de Turkiye'deki gibi yatirimlari doruk noktaya cikartip tasarruflari tuketmek gerekiyor. Denge kuruldugunda surdurulebilir buyume denen sey gerceklesiyor, aksi halde 2-3 sene fuze gibi buyuyup, buyume birden duruyor ve tum ekonominin dengesi bozuluyor. Bunun halka etkisi ise, buyumenin yuksek oldugu donemde kimse issiz kalmayacagini, her tarafta is oldugunu dusunuyor, gereksiz harcamalar yapiyor borclaniyor (orta gelir icin yeni ev, araba, alt gelir icin telefon vs.) daha sonra buyume durunca issiz kalip borcu birken bes oluyor. O yuzden faiz buyumeyi surdurulebilir kilmak icin bir aractir. Sadece buyume olsun diye degil, buyumeyi kontrol etmek icin kullanilir.

      Sil
    5. aşagı tükürsensen sakal,yukarı tükürsen bıyık durumu

      Sil
  2. Size ve yorumlariniza cok deger veriyorum. O nedenle ekonomi alaninda siz ne derseniz dogru kabul ederim. Ama cumhurbaskanimizin da tespiti bu yondeydi ve ben oyle sey olur mu diyordum pek cok kisi gibi. Ben de yanlis yorumluyor olabilirim tabi yazinizi bilemedim simdi. Saygilar hurmetler...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim.
      İki tespit farklı. Benim değindiğim durum ABD'deki durum. Orada enflasyon da faiz de sıfır.
      Bizdeki durum farklı. Bizde yüksek enflasyon var.

      Sil
  3. Tabloda 2010 yılında neden büyümede artış(%2.5) var iken , işsizlik yüksek(%9.6) hocam?:..İşsizlik yüksekken nasıl oluyor da büyüme yükseliyor acaba?....

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Geçiş sürelerinde bu tür tutarsızlıklar olur. Uyarlanma zaman alıyor.

      Sil
  4. Elinize sağlık üstad. Üstad finansal piyasalar için 2016 yılındaki en önemli riskler nelerdir sizce?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkürler.
      En büyük risk kaynak girişinin azalacak olması.

      Sil
    2. arap sermayesiyle kapatabiliriz diye düsünüyorum.

      Sil
    3. Yani iç tasarruf desteklemek kaçınılmaz hocam.?

      Sil
    4. Arap sermayesi de olsa sermaye sermayedir ve karşılığını almadan şuradan şuraya gitmez.

      Sil
    5. Evet iç tasarrufu artırmaktan başka çare yok.

      Sil
  5. Peki Hocam bu ne?

    Renaissance Capital/Harris: Türkiye 2016'nın yıldızlarından biri olabilir Renaissance Capital Türkiye Araştırma Direktörü Michael Harris Türkiye'nin 2016'nın yıldız performansını gösteren ülkelerden biri olabileceğini belirtti.

    Renaissance Capital Türkiye Araştırma Direktörü Michael Harris Bloomberg HT'ye yaptığı açıklamada Türkiye'nin 2016'nın yıldız performansını gösteren ülkelerden biri olabileceğini ancak bunun için bazı reformların yapılması gerektiğini kaydetti.

    Harris Fed'in faiz artış kararıyla piyasalar için en kötüsünün geride kaldığını söyledi. Harris Fed'in bundan sonra 2016'da 75 baz puan faiz artırabileceğini, ancak bunun için verilere bakmak gerekeceğini bildirdi.

    Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın gelecek hafta nasıl bir karar alacağına dair soruya "Merkez Bankası bu şekilde devam ederse piyasaları rahatlatacak birşey yapmayabilir. Faiz artışına gidilmezse Merkez Bankası'nın hala bekle-gör modunda olduğunu göreceğiz" yanıtını verdi.

    Harris ayrıca Türkiye'nin gerekli adımları atması durumunda 2016'nın en iyi performans gösteren ülkelerinden biri olabileceğini belirtti. Harris konuya dair, "Yeni hükümet doğru şeyleri yaparsa Türkiye elbette 2016'nın yıldız performansını gösteren ülkelerden biri olabilir ancak gerekli reformlar yapılmazsa dolar ve büyüme açısından kötü bir 12 ay olabilir" diye konuştu.

    http://www.bloomberght.com/haberler/haber/1843271-renaissance-capitalharris-turkiye-2016nin-yildizlarindan-biri-olabilir

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yıldız olabilmek için iki koşuldan söz ediyor: (1) MB bu şekilde devam etmemeli, (2) Hükümet doğru şeyleri yapmalı.
      Bu iki koşulu kim yerine getirirse zaten 2016'da yıldız olur.

      Sil
    2. Hocam ama siz bu konusa çok karamsarsiniz degilmi ?

      Sil
    3. Karamsar demeyelim de geçmişe bakarak geleceği görmeye çalıştığımız ve geçmiş te bu konularda iyimserlik aşılamadığı için iyimser değilim diyelim.

      Sil
  6. Hocam merhabalar,
    Öncelikle yazınız için ellerinize sağlık. Sorum şu: MB tahvil alım programı pratikte nasıl işliyor ? Yani tahvil vadesi belli kupon ödemesi belli. Alım Programı'nın avantajı nedir ki herkes elindeki tahvili getiriyor? Birde alınan tahviller sadece devlet tahvillerimi ? Özel tahvil , senet olabilir mi?
    Teşekkürler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkürler.
      İkinci el piyasada nasıl herkes tahvilleri satın alabiliyorsa MB de öyle alıyor.
      Bunlar faiz yüksekken çıkmış tahviller olduğu için fiyatları düşük. O nedenle herkes bunları verip yeni tahvilleri almak istiyor. Fed, devlet tahvilleri ve mortgage senetlerini alıyordu. AMB şimdilerde özel sektöre de yaygınlaştırmayı planlıyor.

      Sil
  7. hocam konu ile alakalı değil ama sizden bi ricam olcak.. Varlığa dayalı menkul kıymet ile ilgili bir örnek verebilir misiniz nasıl işliyor bu borçlanma aracı ??

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Diyelim ki bir gayrimenkulü teminat gösterek bir borçlanma senedi çıkarırsanız bu vdmk oluyor. Bu senedi vererek borç alıyorsunuz. Vadesi geldiğinde borcu ödeyip senedi alıyorsunuz.

      Sil
  8. Hocam bu 2008 deki büyüme mortgage dan kaynaklanan varlık artmasıdan dolayı olabilir mi ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Onun da katkısı var ama tek neden o değil.

      Sil
  9. 2001 Krizinden mucize yaratan AKP diye birşey yoktur.. bol kaynakla hovardalık yapan AKP vardır.. baba parası bitti.. şimdi göreceğiz AKP'nin nasıl bir ekonomi mucizesi olduğunu...

    FED'in daraltıcı para politikası etkisini arttırdığı sürece AKP'nin iktidarda 4 yıl doldurabileceğini düşünmek hayalperestlikten fazlası... Yönetemeyeceklerine hep beraber şahit olacağız... çünkü kendisini ayakta tutan inşaata dayalı rant ekonomisinde ısrar edip üretime dayalı yapısal dönüşümlere girişmeyecekler... Çünkü AKP kamusal arazilerin AKP'li belediyeler aracılığı ile yeniden değerlendirilmesinden nemalanan bir parti...

    Hatırlayınız Davutoğlu ilk başbakan olduğunda Ali Babacan ve diğer kurmaylarıyla ekonomide reform sinyali vermişti... Kendisine bağlı müteahhitleri kamu kaynakları ve ihaleleri ile ihya eden ve bu yolla onların bağlılıklarının devamını sağlayarak havuz medyası ile seçmeni manipüle eden RTE, bu çalışmayı kendi siyasi nefes borusunu tıkayacak bir girişim olarak algıladı ve önüne geçip engelledi... Yine aynı şeyi yapmaktan çekinmeyeceği için AKP ekonomide ciddi dönüşüme girişemez...çünkü rant ekonomisini bir yana koymak demek AKP'ye göbekten bağlı olan zümrenin ipini çözmek demek... bunu asla göze alamazlar...

    Zirveden ilk kartopu düştü... Çığın altında kalmamız fazla uzun sürmeyecek...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Cok dogru teshis koymussun ustad, aynen katiliyorum. Selamlar.

      Sil
    2. turkiye 2001 krizinde cok sey ögrendi. bizde bu tüketim oldugu müddetce hic bir sey olmaz. yapilmasi gereken insanlarin refahini arttirtmak. asgari ücretinin artmasi bu konuda yardimci olacak tüketim devam edecek. krediler patlak verme ihtimali az oldugu icin. (2001 krizi avantaji) kriz olsa bize bile bizi teget gecer. ekonomide bile akp düsmanligi yapmayi birakin. bu ülke chp olmadigi her dönemde kazanmistir. unutmayin.

      Sil
    3. adlarini yakinda mkp koyarlar mütehait kalkinma partisi

      Sil
    4. "dehsetoglu" ortaligi TROL lemekten vazgecip sacma teori ve sorularini git kahvehanelerde tartis. Hocamda kabahat seni muhatab aliyor...

      Sil
  10. Hocam merhaba,
    sorum şu yönde faiz artışının piyasaya etkilerini incelemişsiniz. benim aklımı karıştıran nokta şu Merkez bankasının amacı fiyat istikrarı ve faiz artırırsak enflasyon düşüyor bu da eşittir fiyatların düşmesi. faiz artırmadan hatta düşürerek fiyatlarımızıda düşürmemizin denklemini sözel ifadelerle yapabilir misiniz?
    şimdiden teşekkürler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Mesela sıfır ücret artışını toplum kabul ederse, kiraları dondurmayı yapabilirlerse faizi artırmadan enflasyonu düşürmek mümkün olabilir. Ama bu düşüş kısa süreli olur. Çünkü genellikle bu tür zorlamaların ardından karaborsa çıkar.

      Sil
  11. Hocam hersey dönüp dolaşıp tekrar yapısal reformlara geliyor.Türkiye 2004-2008 arasinda gelen srrmaye akışını degerlendirmiş olsaydı şimdi kara ksra düşünmemize gerek bile kalmayacaktı belkide.Bugunku dünya gazetesinin haberine gore 13milyar dolar sermaye çıkışı yaşanmis ve bu çıkış devam edecek gibi duruyor.Birde hocam Türkiye enerji üretiminde neden akarsulari kullanamıyor anlamis degilim.Buda en azindan bi nebze olsa bagimliligi azaltmaz mi?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bizdeki akarsular hizli barajin omrunu azaltiyor barajda maliyetli oluyor bu durumda ve asiri bir elektirik uretimide saglanmiyor sebebi bu.

      Sil
    2. Ama belli basli barajlardan uretiliyor kizilirmak dicle firat gibi barqjlardan bunu modern teknoloji ile daha fazla uretilme sansi yok mu?

      Sil
    3. suan 20 tane baraj yapmaktansa 1 tane nukleer santral yapiiyoruz o barajlar enerji kadar tarim icinde kullaniliyor zaten ama yuksek teknoloji farketmiyor su betonu asindiriyor hizli akmasida omrunu azaltiyor,cevrecide olsa artan nufus ve ihtiyaci karsilamak icin surekli baraj yapmak iyi fikir degil

      Sil
    4. Dogru degerlendirmek icin su bilgileri paylasayim. Ihtiyac ile nukleer santralin hic alakasi yok. Uretim maliyetlerine baktiginizda nukleer santraller hidro elektrikten daha maliyetli. Yakit maliyeti ise 0. Nukleer santrallerin yakit maliyeti, komurun 25%'i kadar, ucuz ama maliyetsiz degil.

      5-10 dakikalik bir arastirma fazla degil. Turkiye'deki durum icin su rakamlara bakin.

      Akkuyu Nukleer santrali, Ataturk Baraji'nin sadece 2 kati kurulu guce sahip (olacak). Ataturk Baraji akkuyu nukleer santralinden 5 kat daha ucuza mal olmustur. Hidroelektrik santrallerinin kurulu kapasitesine bakinca, en buyugu Cin'de ve Akkuyu'nun 5 kati daha fazla yani 22000 MWH kurulu guce sahip.

      Dunyadaki en buyuk 10 kurulu guce sahip enerji santrallerinin sadece 2 tanesi nukleer santral, geri kalan 8'i hidro elektrik. Ilk 5 santralin hepsi hidro elektrik santrali. Yani nukleer ile cok daha fazla elektrik uretilmesi gibi bir durum yok. En buyuk Cin'deki Three Gorges Dam barajinin kapasitesi, Japonya'daki en buyuk Kashiwazaki-Kariwa nukleer santralinin gucunden 3 kat daha fazla. Ki o santral de 2011'de durdurulmus.

      Pek tabi istediginiz her yere baraj kuramazsiniz, ancak eminim ruzgar enerjisi icin de benzer rakamlara ulasilabilir ve ruzgar enerjisi hidroelektrik santrallerinden uretim maliyeti olarak daha dusuktur. Turkiye henuz diger alternatifleri etkili kullanamadigi halde, eski buyuk barajlari modernize etmedigi halde yeni arayislara girmekte. Gunes enerjisi gelecegin trendi ama nedense onda 4g'ye gerek yok direk 5g'ye gecelim gibi bir cengaverlik goremedik.

      Eger nukleer santral icin baska bir sebep biliyorsaniz lutfen paylasin, ama nufus artiyor da enerji ancak boyle saglanabilir savi dogru degil. Daha da kotusu kandirmacadan ibaret.

      Sil
    5. Bilgiyi paylaştığınız ve katkıda bulunduğunuz için teşekkürler.

      Sil
    6. Merhaba, bende teknoloji konusunda neden barajlar ve nükleer gibi ilkel teknolojilerin hala tartışıldığını anlayamıyorum . Güneş pillerindeki verimlilik %50lere çıktı, maaliyeti de oldukça azaldı sadece urfayı güneş panelleriyle donatsanız tüm türkiye'nin enerji ihtiyacını fazlasıyla karşılarsınız. Adamlar saydam beton bile üretti güneş enerjisinden yararlanmak için biz hala baraj derdindeyiz. Ayrıca bilinmesi gerekir ki barajlar ekosisteme aşırı derecede zarar verir. Güneş pili yaparken de yansımayı kontrol altına almak ve kuşların oluşacak aşırı sıcaklıktan etkilenmemesi için ayrıca çevresel önlemler almak gerekir. Güneş enerjisinin ekonomik potansiyeli inanılmaz boyutlarda nedense ABD petrolü bitirmeden geçmek istemiyor bu anlaşılabilir ama biz neden geçmek için hiç çaba sarfetmiyoruz işte bu anlaşılamaz. İçi su dolu balonlarla ay ışığından bile elektrik üretebilirsiniz hatta ışık saçan genetiği dğeiştirilmiş bitkilerden bahçeler üretip gece sokak aydınlatmalarını bedavaya bile getirebilirsiniz. DEdiğim teknoloji Hollandada başarıyla uygulandı.

      Sil
  12. merhabalar.hocam ben dış ticaret endeksinin mi normal dış ticaret verilerinin mi daha güvenilir olduğunu soracaktım.mesela gümrük birliğinden günümüze türkiye'nin dış ticaret hadleri pek bir değişim göstermezken endeks baş aşağı gidiyor.nedeni ne olabilir acaba?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Endeks daha az bilinen ama daha sağlıklı bir gösterge.

      Sil
  13. Bence FED faizleri arttirmali arttiriken de cop tahvilleri de ele almali bu vesile ile aylik 15 milyar dolarlik genisleme yapmali, Bu genislemenin bir bolumu devlet(5) mortage(5) ve ozel sektor(5) cop tahvilleri alinabilir. Boylelikle bir tasla birden fazla kus vurulabilir. hem dunya piayasalarina emtialara gelismekte olan ulkelere yesil isik yakar hem ic piyasanin hareketlenmesini saglar. Hem de dolarin degelenmesinin onune gecer, Bu sureci 6 boyunca 15milyar uygulamali sonraki 3 er aylik dilimlerle de 10 milyar ve son olarak da fedin istedigi faizde genel ortalama oran olan %4.00 bandina cikarilana kadar faizler her ay 5 milyar dolarlik tahvil almalidir. Boyle yapsalar hocam sizce sonuc ne olur benim halihazirda onerim bu

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Parasal genişleme yeteri kadar yapıldı diye düşünüyorum. Ekonominin büyüme hızı potansiyeline, işsizlik oranı da doğal işsizlik oranına geldi. Daha fazla parasal genişlemeye gerek olmadığı kanısındayım. Bu tür hamleler belki doların değerlenmesini önler ama bir sonraki krize altyapı hazırlayacak olan varlık balonlarını da şişirir.

      Sil
    2. Hocam bu krizleri onlemek icin bir receteniz var mi? Bu balonlari onlemek nasil bas edilebilir bu ucan balonlarla lutfen yazar misniz? Ben parasal genisleme ve butce disiplini ile krizleri atlatabilecegimiz dusunuyorum, Kisaca gevsek dusuk faizli para politikasi Siki butce disiplini iceren maliye politikasi(zaman ve kosullara gore kdv indirimlerini de iceren bir politika) siz ne tur bir oneri sunuyorsunuz? Bir de buna ilaveten sermaye hareketleri uzerinde degisen oranli vergilendirmeler ele alinmali devlet konut yapimina sosyal konut insaasina baslamalidir Boylelikle krizlerle mucadele edilebilir

      Bir de bir Osman Altug hoca var 2001den beri takip ediyorum Goruslerine katilir misiniz-? bana mantikli ve olagan gelen iktisadi fikirler suruyor .

      Sil
    3. BU dediklerinizin çoğu birbiriyle çelişiyor. Balon dediğimiz şey varlık fiyatlarının aşırı yükselmesidir. Batıda bu şişme hisse senedi fiyatlarında görüldü. Bizde ise konut fiyatları şişti. Faizi düşük tutarsanız zaten çok düşük olan iç tasarruflar daha da düşer ve dış kaynak bağımlılığı artar. Dış kaynağa bu kadar bağımlı olursanız sermaye hareketlerine vergi uygulayamazsınız.
      Benim önerilerim bu blogda bolca yer aldı: (1) Bütçeyi bu kadar sıkı tutmanın anlamı yok. Kamu harcamalarını biraz artırarak (bütçe açığını yüzde 3'e kadar yükselterek) büyüme artırılabilir, (2) Yapısal reformları yaparak ekonomiye güven artırılıp riskler düşürülebilir.

      Sil
  14. Merhaba,

    FED'in parasal genleşmesi lokal balonlar oluşturmuş mudur?

    Saygı ve selamlar,

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Özellikle hisse senetlerinde oluşturdu. Emlak sektörü çok çöktüğü için henüz oradaki şişmeler balona dönüşmedi.

      Sil
  15. Hocam, yazınızda özellikle Lehman Brothers krizi demeniz garibime gitti. Zira bu kurum iflasını isteyeceğini ilan ettiği 15 Eylül 2008 tarihinden önceki 10 ay boyunca ülkede ciddi bir durgunluk vardı ve konut piyasasının fiyaskosu ortaya çıkalı 2 yıl olmuştu. Krizi tek bir kuruma bağlamak, yada öyle göstermek kolaya kaçmak gibi olmuyor mu?
    Saygılarımı sunuyorum..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Küresel kriz başlangıcı Lehman Brothers dan başlatmak benim görüşüm değil. Genel kabul bu yönde. Yoksa ben krizin aslında 2006'daki Subprime Mortgage kriziyle su yüzüne çıkmaya başladığını düşünüyorum.

      Sil
    2. Ekonomik krizin bir cok tanimi var ama bence en dogrusu kisa surede anormal bir degisim ile orneklenmesi. Cunku boyle bir degisim ekonominin isleyisini durduruyor. Nasil ki kalp krizinin baslangicini damarlarin daralmasinin basladigi zaman olarak tanimlamiyorsak, ekonomik bozulmalarin baslangicini da kriz baslangici olarak gormek cok genel olur diye dusunuyorum.

      Lehman Brothers'in batisiyla Dow Jones tarihinin en buyuk gunluk dususunu yasadi, S&P de yillik olarak tarihinin en buyuk dusunu yasadi. Dow Jones bir sonraki ay tarihinin en buyuk gunluk yukselisini yasadi vs. Bu tip anormal degisimler krizin gostergesidir. ABD ekonomisi bu soku atlatmak icin ciddi caba harcadi. Ekonomik olarka hicbir sey o tarihten eskisi gibi olmadi. O acidan 2008'deki krizi Lehman Brothers'in batisi ile baslatmak cok da yanlis olmaz. Hicbir kriz arkaplani olmadan var olamaz zaten.

      Sil
  16. Hocam bazı şeyleri anlayamıyorum mesala herkes dolar aldığı zaman dolar nasil yükseliyor biraz aciklarmisiniz..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Limon üretiminde yaşanan sorunlar nedeniyle limon üretiminin çok düşük kaldığını ve pazarda tanesi 25 kuruşa satılan sadece 100 adet limon olduğunu düşünün. Diyelim ki bir anda limoncunun başında 500 kişi toplanmış ve limon almak istemiş olsun. Bu durumda limoncu fiyatı artırır (yasal bir sıkıntı yoksa.) Doları da öyle düşünün. Türkiye'deki Dolar miktarı sınırlı. Herkes dolara hücum edince fiyatı artıyor.

      Sil
    2. Gercekten dersinize girmek isterdim.

      Sil
  17. eline sağlık FED'in.Şimdi bizim sıcak paracılar,AVM'ciler,Rezidanscılar ne yapacak bakalım.

    YanıtlaSil
  18. Hocam çok merak ettiğim şey şu ki:İnşaat malzemelerinde ve AVM'lerin sattığı ürünlerde ithal girdiler yüksek midir yani dış kaynak kıtlaşınca (sağolsun FED sayesinde) arsa rantçılarından,AVM dikenlerden kurtulabilir miyiz?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Lüks inşaatlarda yabancı malzeme fazla. Hatta bazılarında yabancı mimarlık - proje şirketlerinden danışmanlık da alınıyor. Sadece ondan değil ama faizler yükselirse konut satışları da düşeceği için inşaatın eski hızı kesilir.

      Sil


  19. https://pbs.twimg.com/media/CVEL-skVEAAyeOs.png:large
    Hocam verdiğim linkteki FED faiz artırımları öncesi ve sonrasındaki USD değer seyirlerine ilişkin tablo ile 2016 dolar beklentiniz örtüşmüyor. Nasıl değerlendirirsiniz?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Verdiğiniz Linkdeki yorumun başlığında yer alan "söylentiyi satın al haberi sat" sözü benim metinde kullandığım "beklentiyi satın al gerçekleşmeyi sat" sözüyle aynı kapıya çıkıyor.
      Yazımda da belirttiğim gibi dolar karar öncesi yükseldi sonrasında ise beklendiği gibi gevşedi. Dolar endeksine ilişkin beklenti 2016 boyunca doların düşeceği yolunda görünüyor. Dolar endeksi biliyorsunuz 6 gelişmiş ülke parasına karşı kurulu bir endeks. Benim tahminim doların gelişmekte olan ülke paralarına karşı değer kazanacağı yolunda. Zaten DXY de yer alan paralar da gelişmekte olan ülke paralarına karşı değerlenecek diye tahmin ediyorum.

      Sil
    2. Hocam Abd'nin faiz artırımı kararı arkasında( her ne kadar bizde olmayan bağımsız bir merkez bankası olsa da)siyasi faktörlerin dengeleyici etkisi var mıdır?Çin,Rusya ve İran'ı özellkle petrol fiyatlarından ve kur savaşlarından vurmak gibi?

      Sil
    3. Bence arada cok belirgin farklar var. Paylastiginiz grafik gecmisteki faiz arttirimlarina gore hazirlanmis. Simdiye kadar hicbir zaman ABD'de 0 faiz olmadi. ABD'de enflasyon artis tredine girmedigi muddetce dolarin degerinde azalma olmayacaktir. Yani olaya genel bakin, gecen sene 100 dolarla bir varil petrol alabiliyordunuz, simdi 40 dolarla. Gecen sene 1300 dolarla bir onz altin alabiliyordunuz simdi 1000 kusur dolara. Dolar deger mi kaybetmis oluyor bu durumda?

      Sil
    4. Hocam metindeki ifadeniz "Doların yeterince yükslediğini gören fonlar, Dolar satmaya başladılar ve Dolarda bir miktar gevşeme ortaya çıktı. Bu gevşeme bir süre daha devam edebilir. Buna karşılık Fed’in faiz artırımına devam edeceği 2016’da, arada iniş ve çıkışlar görülecek olsa da, Doların yönü yukarıya doğru olacak yani Dolar diğer paralara karşı değer kazanacaktır diye düşünüyorum." şeklinde. Dolayısıyla gelişmekte olan ülke ekonomilerini kastettiğiniz anlaşılmıyor diye düşünüyorum. Ayrıca DXY sepetinde yer alan ülke paralarına karşı değer kaybı/kazancı konusunda nasıl bir trend öngördüğünüzü merak ediyorum. Örneğin kimi uzmanlar EUR/USD paritesini 2016 için 1.23 olarak öngörmüşler. Sizce makul mü?

      Teşekkürler

      Sil
    5. Math,
      Bunu bilemeyiz. Ama görünürdeki durum ekonomik nedenlere dayandığı şeklinde.

      Sil
    6. BB,
      DXY konusunda bir öngörüm yok ama Doların aralarında TL'nin de bulunduğu gelişmekte olan ülke paralarına karşı değer kazanmaya devam edeceğini tahmin ediyorum. Arada iniş çıkışlar olsa da eğilim çizgisi yukarı yönlü görünüyor.

      Sil
  20. Mahfi Hocam birşey dikkatimi çekti.,
    Fed faiz kararı sonrası Gelişen ülke para birimleri değer kazandı ama sonrasında kazandıklarını fazlası ile geri verdi ancak bizim Tl kapı gibi duruyor ve değer kazanmaya devam ediyor!! Hocam 1 Kasımdan bu yana yabancılar hergün Dibs ve Hisse senedi satıp kaçıyor ama Tl bir türlü değer kaybetmiyor.! Piyasa faizleri sürekli olarak yükseliyor, Borsa muhtemelen daha da düşecek hatta 50X lere gidecek diyenler bile var... Sonuç olarak şahsi fikrim TL'ye el altından müdahale var. Bir diğer konu ; Bankalar borç çevirmede limite dayanmış durumda ve artık daha fazla riske girmek istemiyorlar. Petrol fiyatlarındaki düşüş sanıldığı gibi bize olumlu etki etmiyor, Abd'de petrole dayalı iş yapan şirketlerin hisseleri satış yiyor ve Dow jones düşüyor hali ile bize etki ediyor. Bizde de petrolden dolayı devletin aldığı vergi miktarı düşüyor, Bütçe sağlam deniliyor ama bizler bir türlü ödeme alamıyoruz , devlet ile iş yapanlar bilir devletten alacağı olan pekçok firma alacağını zamanında tahsil edemediği için batıyor.. 2016 Senesinde bütçe açığı verilmeye başlanıcak diye düşünüyorum hocam , Sizin fikirleriniz nedir? Sonuçta bu güne kadar halkın kredi çekerek borçlandırılmasıyla devlet epey bir gelir yaratmıştı, Artık limite dayanıldığına göre bu iş bitti diye düşünüyorum. Saygılarımla

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Türkiye'nin kağıt üzerindeki görünümüyle kağıdın altındaki durumu aynı değil.

      Sil
  21. Ben New York’da büyüyen genç bir delikanlı iken “bayrağa bağlılık” yemini etmeyi reddettim. Tabii ki okul müdürünün odasına gönderildim! Müdür bana; “neden bağlılık yemini etmek istemiyorsun?” diye sordu. “Herkes ediyor, sen de yemin etmelisin!” dedi.

    Cevap verdim:
    “Bir zamanlar herkes dünyanın düz olduğuna inanıyordu! Ama herkesin yanlış şeye inanması; dünyayı düz yapmıyor!”

    Ve devam ettim:
    “Bugün Amerika Birleşik Devletleri sahip olduğu her şeyi diğer kültürlere, diğer milletlere borçlu. Ve ben bağlılık yeminini ‘dünyaya’, üstünde yaşayan herkese etmeyi yeğlerim!”

    Söylememe gerek yok herhâlde; bu olayın üzerinden çok geçmeden okulu tamamen bıraktım. Ve yatak odamda bir laboratuvar kurdum…

    Orada “bilim”i ve “doğa”yı öğrenmeye başladım. Sonra fark ettim ki; evren yasalarla yönetiliyor. Ve insanoğlu, toplumla birlikte, bu yasalardan bağımsız değil.

    Bütün bunları keşfederken, şimdilerde “Büyük Buhran (The Great Depression)” olarak adlandırdığımız “1929 krizi” geldi çattı. Bütün fabrikalar boş boş dururken; milyonlarca insanın neden işsiz, evsiz ve aç kaldığını anlamakta zorlandım!

    Kaynaklar değişmemişti! İşte o zaman farkettim ki; “ekonomi oyunu”nun kuralları yapısı gereği hükümsüzdü!

    Kısa bir süre sonra; bir sürü ulusun birbirlerini sistematik olarak yok etmek için sıraya girdiği “II. Dünya Savaşı” başladı!

    Bir hesap yaptım; bütün bu yıkım ve savaş için boşa harcanan kaynaklar, aslında gezegen üzerindeki tüm insanî ihtiyaçları rahat rahat karşılayabilirdi!

    O zamandan beri; insanoğlunun kendi neslinin tükenişine zemin hazırlayışına tanık oldum! Son derece değerli ve sınırlı kaynakların “kâr etmek amaçlı!” ve “serbest piyasa!” adına sürekli olarak yok edilmesini acı içinde gözlemledim!

    Toplumun, toplumsal değerlerin;
    Materyalizmin ve bilinçsiz tüketimin temelini oluşturduğu bir yapmacıklık, sahtelik seviyesine düşürüldüğünü izledim!

    Parayla ifade edilen güçlerin; “sözde özgür!” toplumların politik yapısını kontrol etmesine tanık oldum!

    Şimdi 94 yaşındayım!

    Ve korkarım ki düşünce yapım; 75 yıl öncesiyle tam olarak aynı!

    Bir kez daha uyarıyorum:

    Bu saçmalık artık sona ermeli!

    (15 Ocak 2011)

    [Jacque Fresco
    Endüstriyel tasarımcı, mucit, yazar ve aktivist]

    ( https://www.youtube.com/watch?v=eMVjmxf642M )

    YanıtlaSil
  22. Hocam sermaye cikisini onlemek icin bizde faizleri biraz arttiramazmiyiz ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Faizler zaten artıyor. Bakın mevduat faizleri yılbaşında yüzde 9 - 10 aralığındaydı şimdi 11 - 13 aralığında. Bu kabaca yüzde 20 artış demektir. Merkez Bankasının, bankalara verdiği faizi düşük tutması kârını onlara devretmesi anlamını taşıyor. Biz de buna itiraz ediyoruz zaten. Ama tabii MB bu faizi artırsa o zaman bankaların uygulayacağı kredi faizi de yükselecek. O zaman o konutları kim alacak?

      Sil
  23. faiz arttığı için tasarruf çoğaldı ve kaynak arttı, peki arzı yükselen metanın (para) fiyatı (faiz) neden tekrar düşmedi, bankalar hafi topladıkları bu parayı endüstriye yatırım fiyatı arttığı için satamadı, peki ne yaptı, turşusunu mu kurdu, nereye plaseledi, iktisatta ne yaman tavuk-yumurta çelişkileri var yahu çokça....

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Faiz artmadı tasarruf da çoğalmadı. Görünürdeki faize aldanmayın. Reel faiz pek değişmiyor. Tasarruflar ise yıllardır yüzde 14'ler düzeyinde takıldı kaldı. Yani yatırımlardan 5 puan geride (o da cari açığı oluşturuyor.)
      Bankalar, toplanan parayı daha çok inşaata, tüketiciye satıyor. Bir de şirketlere (işletme kredisi olarak.)

      Sil
    2. Hocam, kusuruma bakmayın, üslubum sorunlu olmuş, ben bir realiteye değil, üçüncü paragrafınzdaki teoriye atıf yapmak istedim, geniş zaman kipine karşı geçmiş zaman kipini kullanıp aklıma yatmayan kısmı vurgulamak istedim, sanırım sizin vurguladığınız da nominal ile reel'i ıskaladığım yönünde çünkü teoride enflasyon düşüyor.... Ancak cevaben yazdığınız gibi kaynak kredi olarak yatırımıa değil tüketime aktarılıyorsa aslında tüketimin ve dolayısıyla enflasyonun düşüşündeki hız da azalacaktır, gerçi genellemelerden ziyade artış öncesi ve sonrası büyüklüklere bakmak daha anlamlı olacaktır, ama şimdi teori bir parça daha net, teşekkürler.

      Sil
    3. Estağfurullah, sorun yok.

      Sil
  24. TC vatandaşı olarak Dolar almak bireysel olarak kazanç olarak görülsede ülke adına yapılan hainliktir.Dolar almıyorum almamda alanında bu ülkeye faydası olduguna inanmıyorum.teşekkür ederim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Dolar alan da bu ülkeye faydası ya da zararı olsun diye almıyor zaten. Gidişatı görüp elindeki sınırlı parayı en azından sabit tutabilmek için alıyor. Dolar bir kazan değil. Hemen her şeyin ithal olduğu bir ortamda ancak paranızın değerini sabit tutmaya çalışıyorsunuz. Ülkeyi sevmek para birimi ile olmaz.

      Sil
    2. Euro mu aliyorsunuz?

      Sil
  25. Merhaba hocam,
    Enflasyonist programda ticari bankalara satılan devlet tahvilleri amaçlanan istikrar açısından nasıl işleme tabi tutulmalıdır?
    Teşekkür ederim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Enflasyonist program uygulanıyorsa yani enflasyon yaratmaya çalışılıyorsa bankaların ellerinde daha önceden satın almış oldukları devlet tahvillerini MB geri satın alarak karşılığında bankalara para verilir ki onlar da kredi versin ve ekonomi canlansın. Fed, İngiltere MB, AMB ve Japonya MB bu programı uyguluyor.

      Sil
  26. Üstat'
    ellerinize sağlık çok farklı bir bakış açısı getirmişsiniz. Yazınızı okumak gerçekten çok öğretici vekeyifliydi, teşekkür ediyorum.
    Cafer Demir

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim.
      Bakış açısındaki farklılığı gören az sayıdaki kişiden birisiniz.
      Sanırım ABD'de bu ortamda faizin artırılmasının ekonomide canlanmaya yol açabileceğini öne süren ilk (belki de tek) yazı bu yazı.

      Sil
    2. Üstat

      Geri dönüşünüz için çok teşekkür ederim. Sizinle birlikte gelişmeleri merakla izliyor olacağım.

      İyi pazarlar
      Cafer Demir

      Sil
  27. Sizi seviyoruz...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben de sizleri ve yorumlarınızla getirdiğini görüş açılarını ve katkıları seviyorum.

      Sil
  28. hocam kisaca deseniz ise gelismekte olan hicbir ekonomi gelismis statusune gecmeye basaramadi

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Güney Kore?

      Sil
    2. Singapur, Güney Kore, İrlanda, Hong Kong.

      Sil
  29. Hocam benim sorum şu olacak nasıl oluyorda abd'de krizden sonra büyüme artarken enflasyon düşüyor

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Fisher Denklemi : M x V = T x P

      M : Piyasada dolaşan para, V = Paranın dolaşım hızı , T= Toplam üretim, P = Ortalama Fiyat

      V ve T kısa dönemde değişmiyor. Dolayısıyla M - P ilişkisi önemli. ABD' de faiz düşük olduğu için piyasada dolaşan para (M) azaldı. Dolayısıyla denkleme göre bakarsanız V-T sabit iken P yani fiyatlar genel seviyesi de azaldı. Yani enflasyon düştü.

      GSYH = Y = P x Q = C + I + G + X -M

      P az olsa bile ( yani düşük enflasyon) , Q yani üretim arttırılarak büyüme sağlanabilir. Ayrıca ABD' de az da olsa enflasyon var. Yani sıfır değil. Bunu da göz ardı etmemek gerekli.

      Büyüme- Enflasyon ilişkisi için TCMB' nin şu bülteni faydalı olabilir: http://www.tcmb.gov.tr/wps/wcm/connect/432d8efd-e51c-4875-9581-e94890dbb69a/Bulten_Turkce11.pdf?MOD=AJPERES&CACHEID=432d8efd-e51c-4875-9581-e94890dbb69a

      Sil
    2. Çok güzel.
      Bir küçücük düzeltme. Ya ilk denklemde T yerine Q koyun ya da son denklemde P x Q yerine P x T yazın.

      Sil
    3. Eksik yada bana göre de yanlışlar var. Fisher denklemi faizle ilişki kurmuyor. Sadece işlem amaçlı para talep edildiğini gösteriyor. Ne ihtiyat amaçlı ne de spekülasyon amaçlı para tutulur. Ekonomi büyürken gelir ve mal enflasyonu yaratır ve belirli bir para miktarıyla oynanarak bu enflasyon sağlanır. Şuanda dünyada fazlasıyla USD var 0.25 faiz artırarak piyasadan tüm dolarların çekilmesini bekleyemezsiniz bu da fiyat artışlarını aşağıya çekicek bir şey olamaz. Şuanda bazı ülkeler için olumlu arz şoku bazıları için olumsuz arz şoku olarak adlandırabileceğimiz petrol fiyatlarını göz önüne alarak enflasyon ilişkisini kurabiliriz. Petrol fiyatları düştü petrol ithal eden ülkeler için olumlu bir arz şokudur fakat dünya konjonktüründen dolayı kimse almıyor.. Janet Yellen toplantı sırasında demişti ki ben petrol fiyatlarının bu kadar düşeceğini beklemiyordum. Yani onlar için enflasyon hedefi konusunda petrol fiyatları olumsuz etki yapıyor. Faiz artırımının 2-3 gün içersinde fiyatları düşürmesini beklemek olmaz.

      Sil
    4. Hocam tereciye tere satmış olduk bu verdiğimiz cevapla. Çünkü öğrendiklerimin çoğunu sizin "ekonomi politikası" kitabınızdan öğrenmişimdir :)

      Ama hocam soru gelişine gelince ben de hafızamda kalan bilgileri bir - iki de ekleme yaparak dayanamadım, yazdım. Aslında kendimi test ettim. Bazen volelik orta gelir ve kaçırmak istemezsiniz ya... İşte o oldu.

      "Çok güzel" cevabı gelince sınavı geçtiğimi de anlamış oldum.

      Eksik olmayın..

      Sil
    5. Mesut Bey, ABD de QE politikaları uzun süredir var. 0,25 faiz artışı henüz geçen hafta gerçekleşti. Düşük petrol fiyatları da yaklaşık 2 senedir bahis konusu.Halbuki ABD uzun süredir düşük enflasyon problemi yaşıyor. Yaptığınız yorumun enflasyon - büyüme arasındaki ilişki ile ilgisi yok ki. Basit bir soru sormuş arkadaş, biz de basit bir şekilde anlatmaya çalıştık.

      Soru şuydu : Enflasyon düşük iken nasıl büyüme olur ?

      Sil
    6. Para miktariyla ilişki kurulduğu için ve teorinin çıkış noktasını söyledim. Oluyor işte gördüğümüz gibi, 2 yıl olarak bahsettiğiniz petrol fiyatlari, insanlarin faiz yukselmeyecek enflasyon yukselmeyecek demesi ve talebin az olmasi, enflasyon beklentileri articak yönde olmadiginda insanlar hemen parami harcayayim diyemiyor demek ki. Üretir ama satamaz stok yatirimi olur GSYH artirir. Dünya konjonktürü kötü bir durumdayken ticaret hacmi yavaslarken diğer ülkelerden alinan mallarin talebi olmadığı için fiyatları artmiyor maliyet enflasyonun etkisi az oluyor olabilir, fiyatlarada etkisi az olur.

      Sil
    7. Ayrica orda dediklerimle enflasyonun neden az oldugunu açıklamış oldum, zaten büyümesini gördüğüm kadariyla biliyorsunuz, ilişkiyi kurabilirsiniz. Bir teori bilip onu ortaya atacakken keşke belirli varsayimlarini daha iyi öğrenseniz, bana soruyu anlamamiş ve hiç bilmiyormuş muamelesi yapmaya çalışırken.

      Sil
  30. Hocam sizde dahil hepiniz yanıldınız.
    Türkiye şöyle kötü durumda gelişen ülkelerin en kırılganı vs vs .
    Muhalifler hatta dahada ileri gidip ev fiyatları cökecek dedi milleti korkuttular.
    3 senelik tantananın sonunda görüldüki gelir artışı gercekmiş.Kriz yok %4 büyüme,asgari ücret 1300 oldu.
    Sosyal yardımlar full gaz devam.Mega projelere devam.
    Öyle fed in faiziyle falan yok olacak cinsten degil.
    En acı şey muhalif görüşlülerin gözlerine ve akıllarına perde inmesi.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Arkadaşım bügün konyada bir liralık elbise için millet birbirini yedi.İyi misin sen

      Sil
    2. He bacım he bacım haklısın😷

      Sil
    3. Kardesim siz ne kotu insanlarsiniz yahu. Nasil bu kadar kor hale geldiniz, holiganlastiniz? Ne pahasina? Mega projeyi mezara mi gotureceksiniz? Olmeden birkac saniye once "oh iyi ki iktidar yalakaligi yapmisim yillarca" mi diyeceksiniz?
      Kardesim siz ne yuzeysel, ne sig insanlarsiniz yahu. Hay allah bildigi gibi yapsin sizi.

      Sil
    4. OVP de niçin 5 yıldır cari fiyatlarla kişi başına gelir verilirken bu yıl satınalma gücü paritesine dönüldü hiç merak etmez misiniz?
      Yıllık kişi başına gelirimiz niçin 11 bin dolardan 9300 dolara düştü hiç sormaz mısınız?
      1954'de komünistlerden kurtarmak için asker yollayıp destek verdiğimiz Güney Kore gelişmiş ülke olduğu halde bizim hala gelişme yolunda ülkeler arasında ne işimiz var diye düşünmez misiniz?
      1991 yılında dünya GSYH sıralamasında 16'ncı olduğumuz halde bugün niçin 18'inci sıraya geriledik diye aklınızın ucuna olsun bir soru işareti gelmez mi?
      Bu sorulara hayır diyebiliyorsanız biz yanıldık siz bildiniz.

      Sil
    5. Hocam Guney koreye ve/ve ya Kuzey Koreye gittiniz mi? Kore y.adasina gitme imkaniniz oldu mu?

      Sil
    6. Hocam saygılar;
      Sayın adsız kendi yazdıkları içerisinde zaten "Sosyal yardımlar full gaz devam" diyerek konuyu gayet güzel özetlemiş.

      Sil
    7. hocam bana kalirsa koreye bir gidin gorun ve ora ile ilgili bir yazi dizisi hazirlayin bence buyuk sukse yapar. egitimden tutun sanayiye teknolojiden tutun toplumsal iliskilere kadar ekonomi ile iliskilendirerek. blogda yayinlayin.oradan yollayin fotografda kullanirsaniz uc bes soylesi roportajda olursa fevkalade olur

      Sil
    8. -%4 büyüme görünüyor ama standart sapma gerçek olamayacak kadar düşük seviyede.
      -TCMB Döviz REzervi, yanlışsam Mahfi Hocam düzeltsin son 3 yılın en düşük düzeyine geriledi
      -hem madem kriz yok 2011'de 1.5 TL olan dolar kuru nasıl oluyor da neredeyse %100 artarak 2.90'lar seviyesine geliyor? Parite diye bahane üretiyorsunuz euro %100 değer kaybı yaşadı mı aç kendin bak bakalım?
      -Borç oranı da bana göre olduğundan daha düşük görünüyor işsizlik sigortasındanki tüm birikimler alacak gösterilip borçtan düşülmüş bence doğru birşey değil o kadar adam işsiz kalsa o paranın tamamı devlette kalmayacak bir kere.
      -Ha bir de madem kriz yok GSS nedir? Kriz olmayan ülkede devlet işsizden vergi alır mı? Bunları da düşün Adsız kardeşim.
      -Tasarruf oranları da pek iç açıcı seviyede değil.
      -Enflasyon oranları da hedeflenen seviyeye düşmedi.
      -İnşaat sektörü dışında yazılım gibi üst düzey teknolojik sektörlere dahil ihracat yerlerde sürünüyor hala kumaş, pamuk, portakal satıp iphpne alıyorsun. Karnın doyduğu için kriz yok diyorsan haklısın ama ülke kalkınıyor diyorsan yanlışsın bence.

      Sil
  31. Hocam dikkatinizi çekti mi bilmem ama benim tespitim ülkemizde çoğu iktisatçı sıkı futbol izleyicisi.Bu konuda fikriniz nedir*

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sadece iktisatçılar değil çoğu kişi sıkı futbol izleyicisi.

      Sil
  32. Siz sabahları NTV'de çıkan kişi misiniz?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hayır! Mahfi Hoca'nın ikiz kardeşi çıkıyor.

      Google --> Arat : Mahfi Eğilmez NTV --> Sonuç --> İncele

      Algoritmayı da kurdum senin için.Hadi iyisin gene.

      Buraya yazmak yerine bu algoritmayı denesen neler öğrenirdin ah!

      Sil
  33. Hocam siz ve daha birçok iktisatçı 2016 ve sonrası için kamu yatırımlarının azalacağını çünkü finansman açısından sıkıntılı bir sürece girileceğinden bahsetmiştiniz . Ancak şimdi iktidar bol kepçeden dağıtıyor. Nasıl finanse edecek.. Acaba eskiden olduğu gibi sizin deyiminizle tavşan çıkaracak yeni bir şapka mı buldular..:)

    YanıtlaSil
  34. Hocam plasebo bilim, plasebo tıp, plasebo ekonomi vb. terim veya kavramları ilk kez duydum. Eğer bilginiz varsa bunlar nedir lütfen izah eder misiniz? Örnek de verirseniz çok memnun olurum. (Ve umarın sayfanızın tüm ziyaretçileri de istifade ederler.)

    Mahatma Gandhi'nin şu meşhur sözü vardır: "First they ignore you, then they laugh at you, then they fight you, then you win."

    Plasebo (...)'ları bu sözle karıştırmamak gerek değil mi?

    Ve son olarak inovasyon kelimesini temel alırsak, inovasyonun, plasebo (...)'larla karıştırılmaması gereken noktaları nedir, nelerdir?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hocamızın bu konuda yazısı var aradıklarınıza büyük ölçüde cevap bulacağınıza eminim.

      http://www.radikal.com.tr/yazarlar/mahfi-egilmez/plasebo-etkisi-978924/

      Sil
  35. Hocam peki neden yüzde 2'lik enflasyon hedefi?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çünkü ABD'de uzun yılar ortalamaları bir çeşit potansiyel olarak alınıyor. Mesela büyümenin yüzde 2 - 3 arasında olması, işsizliğin yüzde 4 - 5 arasında olması gibi. Enflasyon için de bu oran yüzde 2 - 3 arası. Sıfır enflasyonun ekonomide tüketim harcamalarını ve dolayısıyla büyümeyi frenleyeceğini düşünüyorlar. Ki ben de aynı kanıdayım. Bu konuda Sıfır Enflasyon ve sıfır faizin iyi bir şey olmadığına ilişkin bir de yazım var blogda.

      Sil
  36. Merhaba Hocam, FED ve Avrupa merkez bankası son 5/6 yıldır bu kadar fazla parasal genişleme yapmalarına rağmen neden bu ülkelerde enflasyon yükselmiyor, aynı şey bizde olsa enflasyon patlar ama ABD ve Avrupa da tam tersine para bastıkça ekonomi canlanıyor, enflasyon düşüyor ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Beklentilerle ilgili. Toplum, kriz şokunu henüz atamadı üzerinden o nedenle harcamak yerine biriktiriyor ve geleceğini garantiye almaya çalışıyor. Ekonomideki Çelişkiler yazımda değindiğim tasarruf çelişkisini yaşıyor toplumlar. Herkes aynı anda tasarruf yapınca işler iyiye değil kötüye gidiyor.

      Sil
  37. Dış sermaye akımları bağlılığı bizi çok zor duruma düşürecek uzun vadede. Kısa vadede kur bu kadar sert tepki verebilir ama uzun vadede yol yordam belli. Tasarruflarımızı artıralım, dış sermayeye ihtiyaç duymayalım, yatırımlarımız artsın, borçlanmadan büyüyelim diyoruz bunu nasıl yaparız? Tasarruf yatırım ilişkisine kısaca değinmek istiyorum. Tasarrufları düşünecek olursak ekonomide tasarruf edicek 3 kesim var. Bunlar hanehalkları , özel sektör ve devlet. Ekonomide herkesin tasarruf yapması daraltıcı etki yapabilir Mahfi Hocamızın Ekonomideki Çelişkiler yazısında bahsettiği malum tasarruf paradoksu. Yatırım açısından değerlendirirsek, yatırımlar sabit sermaye yatırımları ve stok yatırımlarından oluşuyor. Sabit sermaye yatırımlarıda konut dışı yatırım ve konut yatırımları olarak ayırabiliriz. Bu ilişkiyi dikkatle incelediğimizde konut yatırımlarını kısarak bir nebze tasarruflara su serpebiliriz. Örneğin TOKİ kamu kuruluşu ve konut yatırımları yüksek düzeyde, firmalara bakıyoruz reklamlarda görüyorsunuz herkes konut yapıyor herkes büyük yaşam merkezleri yapıyor. Biz bu konut yatırımlarını kısarsak yani özel sektör ve devlet bu şekilde tasarruflarını artırarak daha verimli sektörlere teşvikler yapılabilir, daha verimli sektörlere yatırım yapılabilir ve bu bizim uzun vadede büyümemize daha olumlu etkiler yapar. Tabi bu konjonkturel durumdayken reformların es geçilmemesi, olan risklerinde azaltılması gerekiyor. Bunları ne kadar yapabilirsek o kadar sıyrılırız gelişmekte olan ekonomiler arasından.

    Teşekkürler yazınız için Mahfi hocam, sağlıcakla.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkürler katkı için.

      Sil
    2. Sayın Mesut Usta, su cümlenize ek bir katkı yapmak istiyorum;

      "Ekonomide herkesin tasarruf yapması daraltıcı etki yapabilir."

      Tasarruf deyince aklımıza hep harcamaları kısmak geliyor, ama sizin de çok iyi bildiğiniz gibi gelirleri arttırarak da tasarruflarımızı çoğaltabiliriz. Ki, ülkemizde yapmamız gerekende budur. Gelirin artması, büyümeden ödün vermeden "net ihracatımızın" artmasıyla mümkün. Ancak bu sayede kırılgan bir ekonomiden kurtuluruz. Hatta enflasyonu kontrol altında tutabilecek daha iyi bir pozisyona gelebiliriz. Sorun, bu net ihracatımızı nasıl arttırabileceğimiz.

      Tabi tasarruflarımızın artması, bu amaca hizmet edecek yatırımlarımızın artmasıyla mümkün. Eğer net ihracatımızın arttırmaya kararlı bir duruş sergilersek, yapılacaklar bellidir. Başardığımızda bu alanlara yatırım çekebiliriz.

      Sil
    3. Evet haklısınız geliri artirarakta tasarruflarimizi artirabiliriz dediğiniz gibi. Fakat sizinde söylediğiniz gibi ihracatimizi artırmak için katma değeri yüksek mallar üreterek yapmaliyiz. Bugün bir iphone kac gram olduğunu bilmiyorum ama ne kadar katma değeri yüksek bir mal siz düşünün. Sadece avmler yaparak, konut yaparak bir seferlik GSYH yi büyütüp gelir yaratarak bir yere varamayiz. Teşekkür ederim katkiniz için.

      Sil
  38. Fed faiz arttirdiktan sonra birçok arkadaşım fed faiz arttirdi ama senin dedigin gibi dolar artmadi yonunde soylemlerde bulunmustu bende sizin bahsettiginiz gibi piyasanin beklentileri cok onceden satin aldiklarini belirttim ve olayi bir ornekle somutladim dusunsenize bir hoca sinavda surekli ayni konudan soru soracagindan bahsediyor eger bu sinavdan dusuk alirsaniz bu sizin ahmakliginiz olur dedim :) akabinde A.B Alcoot un o guzel lafini patlatdim iktisatçı dün öngördüğünün bugün gerçekleşmediği yarın aciklayabilen kimsedir:) hala dolarin artacagi yonunde israrci tavirlarimi surduruyorum ancak arkadaslarimin gozunde suan bir falci gibiyim :) ayrica sizinle ayni dusuncelere sahip olmak guzel bir duygu hocam var olun

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Haklı çıkacağınızı düşünüyorum. Orta - uzun vadede doların düşmesini gerektiren bir şey görünmüyor. Tabii savaş vb gibi olaylar hariç.

      Sil
    2. Mahfi Bey merhaba, savas cikarsa dolar tl duser mi demek istediniz? Saygilarimla

      Sil
    3. Hayır o zaman altın dolara karşı yükselebilir demek istedim.

      Sil
  39. Hocam siz -başka iktisatçılar da - 2016 ve sonrası için kamu yatırımlarının azalacağını çünkü kamu yatırımlarının finansmanının eskisi kadar kolay olmayacağını ifade etmiştiniz..Ancak iktidar bol kepçeden dağıtmaya başladı hocam..sizin deyiminizle tavşan çıkarabilecek bizim bilmediğimiz bir başka şapka mı buldu acaba iktidar:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aslında el kesesinden dağıtıyor devlet. Sonuçta asgari ücret artışı devletin değil özel kesimin harcaması. Hatta devlete vergi ve sgk primi şeklinde katkı olarak dönecek.

      Sil
  40. Bu memleketten bir halt olmaz yılbaşı büyük ikramiyesi bana çıksa bilmem kaç tane daire,yada taksi plakası alır çalışmam diyen toplumun geleceği yoktur!!!

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aslında bu tür söylemler her yerde vardır. Buradan da bir şeyler olur. Ama önce eğitimi değiştirip, birbirine saygılı, hoşgörülü, dürüst, yüzü bilime dönük insan yetiştirme çabası içine girmeliyiz. 1954'de bu ülkenin askeri Kore'yi kurtarma savaşına gittiğinde kOre zavallı bir ülkeydi. Bakın nerede şimdi.

      Sil
  41. Hocam 2016 da dolar 3.5tl ve konut faizleri aylık 1.15 lere çıkarsa enflasyon yıllık 15 lere çıkarsa yani kötü senaryoda KONUT FİYATLARI düşer mi? Bu senaryo oluşma ihtimali %kaç sizce. ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu biraz kriz senaryosu gibi oldu. Bu durumda konut satılamaz hale gelir. Fiyatlar düşer.

      Sil
  42. Hocam Merhaba, doların geleceğiyle ilgili bir sorum olmuştu, diğer rezerv paralarla ve yuanla olan ilişkisi ne olur gibisinden, cevabınızı sabırsızlıkla bekliyorum. Teşekkür ederim.

    YanıtlaSil
  43. Sorum şu şekildeydi: Doların dünyada daha pahalı olması diğer rezerv paraların kullaınımı arttırır mı ve yuan daha da güçlenir mi? Bir de faiz oranları fon hareketleri dışında merkez bankalarının yeni para yaratımını belirliyor, mevcut fonların nasıl hareket edeceği ve merkez bankalarının yeni para yaratması cari açık veren ülkelerin borçlanmalarını doğrudan etkiliyor. Ben bu ikisi arasında hangisinin yüzde kaç etkili olduğunu merak ediyorum. Bu iki unsurun etkisini nasıl belirleyebiliriz? Merkez bankalarının para yaratmasını dünya enflasyonuyla mı ilişkilendirmemiz gerekir acaba? Yani rezerv paraların rekabetini ve bunların gelecekteki rolleri sizce nasıl olur? Bu konudaki görüşlerinizi istirham ederim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Fed'in faiz artırımı devam ettiği sürece (ki bu süre 2017 sonuna kadar uzanacak en azından) Dolar gelişmekte olan ekonomilerin paralarına karşı değer kazanmaya devam eder (tabii arada kayıplar da olur ama genel eğilim yukarı olur.) Doların rezerv paralarla (Euro, Sterlin, Yen, İsviçre Frangı) olan ilişkilerine gelince orada Fed'in faiz kararlarının yanı sıra o paraların sahibi olan MB lerin faiz vb para politikası kararları ve uygulamaları da etkili olacak. O nedenle o alandaki gelişmeyi gelişmekte olan ülke paraları konusundaki kadar kolay tahmin etmek mümkün değil. Dolar Yuan ilişkisi henüz serbest bir ilişki değil. Çin MB Yuanı henüz serbest bırakmadı. O yılda düzenlemeler yapıyor olsa da bu henüz tamamlanmadı. Yuan tam olarak serbest kalınca değer kaybeder sonra dengelenir diye düşünüyorum.
      Konu ettiğiniz ikili arasındaki ilişkiyi somut olarak ölçen bir araştırmaya rastlamadım. Ama MB'lerin para yaratmasının dünya enflasyonuyla ilişkilendirilmesi doğru. Yalnız burada da dolar başta olmak üzere dünya ticaretinde kullanılan rezerv paralara daha fazla ağırlık vererek bakmak lazım.

      Sil
    2. Teşekkür ederim Hocam. Ben dünyadaki mevcut fonların tahil piyasası, türev piyasaları gibi araçlarla hareketi ile rezerv paraya sahip merkez bankalarının para yaratımı ve enflasyon arasında bir ilişki kurarak, faiz oranlarının gelişmiş ülkelere ve gelişmekte olan ülkere olan etkisini ölçmeye çalışsam ne önerirsiniz? Başka hangi unsurları dikkate almam gerekir? Teşekkür ederim.

      Sil
  44. FED kararından sonra 1 Ocaktan itibaren %10.5 ne yönde değişecek? 15 yıl aradan sonra %9'da bir artış yaşanacak mı???

    YanıtlaSil
  45. Hocam merhabalar..öncelikle bizleri aydınlattığınız için teşekkür ederim.Faiz koridorunun alt sınırı ile Politika faizi arasında ilişki var mıdır?yoksa TCMB'NİN sadeleştirme yapmak istemesinden dolayı mı ekonomistler tarafında hem faiz politikası alt sınırının hem de politika faizinin arttırılacağı tahminleri yürütülmektedir.

    YanıtlaSil
  46. Sizin de belirttiğiniz gibi her zaman piyasa beklentiyi fiyatlar, haberi satar diyoruz ama FED toplantısından önce hemen hemen herkes kısa vadede kurda yukarı yönlü bir hareket bekliyordu sanki. Sanırım herkes yanıldı piyasa yine altın kuralını devreye soktu ve haber satıldı. Bu konuda sizin ne yorum yaptığınızı bilmiyorum ama iktisat mezunu sıradan bir bankacı olarak çoğu yazınızın düşüncelerimi
    destekler vaziyette olduğunu gördüğümde çok seviniyorum. Sevgiler...

    YanıtlaSil
  47. Scheffman ve Spiller'ın Yeni Ampirik Sanayi İktisadı adlı kitabı günümüz koşulları için sağlıklı veriler sunuyor mu?

    YanıtlaSil
  48. hocam merhaba,
    fed in faiz arttırması sonucu rasyonel beklentilerde nasıl bir değişim olur? bu konuda da bilgilendirebilir misiniz? çok teşekkürler.

    YanıtlaSil
  49. Sayın Hocam, öncelikle değerli yorumlarınız için çok teşekkür ederim.sevinirim. FED faiz artışından sonra GOP ' lardan para çıkacağı söyleniyor. Zaten bu beklentiyle Mayıs 2013 ' ten beri çıkışı devam ediyor. Benim merak ettiğim şu: GOP ' larda bu kadar yüksek tatlı faiz getirileri varken niye sıcak para ABD vb.ülkelere gidiyor ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Mahfi Bey'in daha öncede yazdığı gibi, yatırımcı kur beklentisine göre yatırımına yön veriyor. Bulunduğu ülkede yerel para birimi değersizleşecek ise, ileride de kur seviyesini bu yönde akacağını düşünüyorsa yatırımını o ülkeden çıkarabilir.

      Sil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...