2 Şubat 2016 Salı

Başkaları Faizi Düşürürken Biz Niçin Düşüremiyoruz?

2008’de Lehman Brothers’ın batışıyla başladığı kabul edilen (gerçekte birikimi çok da eskiye dayanan) küresel kriz sonrasında birçok ekonomide çöküşler, durgunluklar, gerilemeler yaşandı. Az sayıda ekonomi bu olumsuz durumu atlatmış görünüyor, bazı ekonomiler atlatmaya yakın durumda bulunuyor, bazı ekonomiler ise hala uğraşıyor.

1929’da başlayan Büyük Depresyondan çıkış için uygulanan ekonomi politikalarında ağırlık büyük ölçüde maliye politikasındaydı. Vergiler düşürülmüş, kamu harcamaları artırılmış, kişilerin ve kurumların elinde daha çok para olmasına çalışılmıştı. Bu yolla kişi ve kurumların talebi artırılarak büyümeye geri dönüş sağlanmıştı. Küresel krizden çıkma yolunda uygulanan ekonomi politikalarının ağırlığı maliye politikası araçlarına değil para politikası araçlarına verildi. Bu krizde merkez bankaları devreye girdi gevşek para politikası uygulamasına geçildi. ABD Merkez Bankası (Fed) ve İngiltere Merkez Bankası (BOE) uygulamanın öncüsü oldular. Piyasadan tahvil alarak karşılığında para verdiler (niceliksel gevşeme – quantitative easing) ve böylece piyasada parayı bollaştırdılar. Likiditeye sıkışan bankalar ve onlar aracılığıyla da reel kesim para sıkıntısına girmedi. Fed ve BOE, bu uygulamaya bir yandan da düşük faiz politikasıyla destek verdiler. Bu uygulamalar ABD ve İngiltere’nin krizden çıkış yolunda önemli gelişmeler kaydetmesini sağladı.

Fed ve BOE’nin bu uygulamalarının başarılı olduğunu gören Avrupa Merkez Bankası (ECB) ve onu izleyerek Japonya Merkez Bankası (BOJ) bu uygulamayı kendi alanlarında benzer biçimde uygulamaya koydular. ECB, önce faizleri düşürdü, ardından parasal gevşemeye başladı, BOJ önce parasal gevşeme yaptı ardından faizleri düşürdü. Gerek Euro Bölgesi gerekse Japonya’da bu uygulamalar henüz başarıya ulaşmış değil, ama Euro Bölgesinde bir toparlanma eğilimi belirmiş görünüyor.

Burada kritik soru şu: ABD, İngiltere, Euro Bölgesi ve Japonya bu kadar parayı piyasaya sürer bir yandan da faizi düşürürken Türkiye’nin de aralarında bulunduğu gelişme yolundaki ülkeler niçin hala yüksek faiz uygulamak zorunda bulunuyorlar?

Bu sorunun yanıtını verebilmek için önce 4 gelişmiş ekonomi (ABD, Euro Bölgesi, Japonya ve İngiltere) ve 4 gelişmekte olan ülkenin (Brezilya, Rusya, Türkiye ve Güney Afrika) ortalama enflasyon oranlarını ve Merkez Bankalarınca uygulanan ortalama politika faizlerini bir grafikte gösterelim.

Grafiğin üst kısmında gelişmekte olan 4 ülkenin enflasyon ve politika faizlerinin ortalamaları, alt kısmında ise gelişmiş 4 ekonominin enflasyon ve politika faizleri ortalamaları yer alıyor.


Faizin bazı ekonomilerde düşük bazılarında yüksek olmasının iki nedeni vardır: (1) Bir ekonomide enflasyon düşükse merkez bankası faizi düşük tutabilir, tersine enflasyon yüksekse merkez bankası da faizi yüksek tutmak zorundadır. (2) Bir ekonomi dış kaynağa muhtaç ise o zaman bu kaynakları ülkesine çekebilmek için faizi yüksek tutmak zorundadır.

Bilimde en önemli konu neden – sonuç ilişkilerinin doğru kurulmasıdır. Bu ilişki doğru kurulamazsa odaklanılan konu yanlış olur ve çözümden uzaklaşılır. Bu ilişkinin doğru kurulabilmesinin temel koşulu bu konuya, diğer bütün konularda olduğu gibi, değer yargılarından kurtulmuş olarak yaklaşabilmektir. ABD’de, Avrupa’da, Japonya’da faizler bu kadar düşükken bizde niçin yüksek diye sormadan önce ABD’de, Avrupa’da, Japonya’da enflasyon bu kadar düşükken bizde niçin yüksek diye sormazsak olayın özünü kavrayamayız. Çözümsüz gibi görünen sorunlar genellikle neden – sonuç ilişkilerinin karıştırılmasıyla ortaya çıkar. Çoğumuzun “bütün kitapları okudum ama analiz yapamıyorum” diye yakınmasının altında neden – sonuç ilişkilerini doğru kuramaması, onun altında da değer yargılarından kurtulamaması yatar. 

160 yorum:

  1. Teşekkürler hocam çok güzel bir yazı olmuş

    YanıtlaSil
  2. Degerli hocam,
    Yarın 2016 enflasyonun ilk gerceklesmeleri yarın açıklanacak. 2015 ocakta tufe 1.10 artms asgari ucret ve emeklilere verilen zamın bakalım ilk etkileri nasl olacak.
    İyi günler...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet. Farklar 2.ayda ödendiği için geçen yıldan düşük çıkabilir.

      Sil
  3. Mahfi Hocam o zaman enflasyonu düşürücü politikalar neden uygulanmıyor, iç talep bu kadar yüksekken hangi politika ile enflasyona müdahele edilebilir?
    Cevabınız için şimdiden teşekkürler.
    Saygılarımla

    YanıtlaSil
  4. Günaydın hocam. Çok güzel bir yazı olmuş. Son cümleniz ile ilgili de biz yazı yazmıştınız Ve hatta analiz yapabilmek için okuma listesi belirten yazınız da vardı. Hepsi birbiri ile bağlantılı. Teşekkür ederiz.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim evet onlarla bağlantılı.

      Sil
    2. Analiz yapabilmek için gereken okuma listesinin linkini verebilir misiniz acaba?

      Saygılarımla

      Sil
    3. http://www.mahfiegilmez.com/2015/08/ekonomi-ogrencisi-icin-analitik.html
      http://www.mahfiegilmez.com/2015/10/ekonomide-analiz-yapabilmek-icin.html
      http://www.mahfiegilmez.com/2013/05/analitik-dusunme-yetenegi-nasl.html
      http://www.mahfiegilmez.com/2014/11/iktisatc-olmak-zordur.html
      http://www.mahfiegilmez.com/2015/08/ekonomide-analitik-dusunme-dersleri-4.html

      Sil
  5. İlk yorumuma ek olarak ekonomi alanındaki 500. yazınız için de ayrıca teşekkür ederiz.

    YanıtlaSil
  6. Hocam yine güzel bir yazı teşekkür ediyoruz.
    Türkiye bazında konuşmak gerekirse ekonomi dış kaynağa muhtaç olduğu için ve enflasyon da yüksek olduğu için faizler yüksek seviyelerde. Peki hocam Türkiye için ekonomide bunun iki maddedeki durumları engellemek adına yapılması gerekenler nelerdir sizce?
    Syg.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yapısal reformlar.
      Onlar yapılana kadar da faizi artırmak.

      Sil
  7. hocam merhaba , 11 bin civarında dolarım vardı satıp euroya geçtim. dolar çok riskli duruyor. sizce doğru mu karar verdim ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bir şey diyemeyeceğim. Bence dolar inişler yaşasa da artar.

      Sil
  8. Ne kadar çırpınırsaniz çırpının düze, refaha ulaştırmaz bu kapitalist ve faşist sistem ülkeleri ve mutlu edemez halkları... İnsanın nefsini körükleyerek beslenen bu bu kapitalizm bataklığında çırpınırsaniz da batacaksiniz çırpınmasanız da... Şervan Tekin

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Soyledikleriniz yanlis degil belki de. Hatta onumuzdeki 50 yilda kim bilir belki tekrar komunist ekenomiler rol almaya baslar dunyada. ama unutmayin ki boyle ekonemiler zaten 10 yillarca vardi, kimi basarili oldu, bazi donemler kapitalist ekonomilerden de iyi buyuduler, bazen de basarisiz oldular. sonucta su an gelinen nokta belli. belki mevcut sistem gercekten tamamen cokecek ve tekrar sosyailst ekonomiler boy gostermeye baslayacak.

      ama unutmayin, ekonomi ve siyaset icicedir. ikisi de insan davranisi ve psikolojisinden etkilenir. insan davranis ve psikolojisi de analitik duzlemde tanimalamayacagina gore, stokastik ortamda bazen bazi ekonomiler basarili olur (cunku insanlarin davranisi ve algilamasi buna izin ve yone verir) bazen de sosyalist ekonomiler (ayni sebepten oturu), ve hatta bazen de karma ekonomiler (yine ayni sebepten oturu). bu nedenle, ekonomi, siyaset, psikoloji, sosyoloji, sanat vs tipi alanlarda mutlak dogruyu bulmak cok mantikli bir cozum gibi gorunmuyor...

      Sil
  9. Acaba bu Faiz-Enflasyon grafiğinin yanına ülkeye giren yabancı paraya (sıcak para) ilişkin bir tabloda mı koysaydık ? Çünkü biz hep dar dönemde sıcak para bekler olduk bu vesileyle faizi de düşürmeye korktuk.Aman sıcak para kaçmasın!
    O yüzden gelişmiş ülkelerdeki düşük faize rağmen güvenli liman görülüp gelen sıcak para ile goü lerdeki yüksek faize rağmen gelen sıcak para oransal olarak karşılaştırmamız gerekmez mi hocam?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Faizin içinde o da var (bir dereceye kadar.)

      Sil
  10. Hocam çok açıklayıcı ve anlaşılır bir yazı olmuş gene, teşekkürler. Yazılarınızı her seferinde dört gözle bekliyoruz.
    Enflasyonda en büyük sebebin gıda fiyatlarındaki artış olduğu söyleniyor. Tüm dünyada gıda fiyatları düşerken bizde neden yükselir? Enflasyonla mücadelede özgürlük-demokrasi çok önemli ama enflasyon ile tarım politikaları arasında nasıl bir ilişki var?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkürler.
      Ben bizde son yıllarda tarım ve hayvancılık politikasında büyük yanlışlar yapıldığını düşünüyorum. Ne mera bıraktık ne yem desteği ne de gübre desteği. Mazot da pahalı. Kimse çiftçilik yapmak istemiyor. Herkes büyük kentlere gidip işe girmeye çalışıyor. Gıda fiyatları o nedenle yüksek.

      Sil
    2. Sizin manavdan 6.5TL/Kg fiyatla yediğiniz Napolyon kirazı ben geçen sezon toplamasıda dahil 1.3TL/Kg fiyata verebildim.(Bilmeyen için ;kirazda toplamanın Kg maliyeti 80 krş,bana kalan 50 krş)Niçin başkası kazansın diye kiraz rezilliği çekeyim ve aracı %500 kaldıraçla size satıp para kazansın diye bu sene olayı tekrarlayayım..........

      Sil
    3. Bu dediğiniz bu yıla ait istisnai bir durum muydu yoksa her yıl aynı durum mu oluyor?

      Sil
    4. Ürün fiyatının bu sene böyle olması komşularla sıfır sorun politikası sonucuydu.Üretici sonsatıcı fiyat makası sürekli açılmakta ve açılmakta.Haldeki aracılar meyvanın raf ömrünün kısa olmasından ve ürünün ağaçta beklemesi mümkün olmadığından olmuş meyveye fiyatı dikte edip satarken min %20 komisyon almakta +üreticiye parasını öderken hertürlü katakülleyi yapıp ayaklarına uzun vadeli bakış açısıyla resmen kurşun sıkmaktalar ama onlar için yarına Allahkerim ....

      Sil
    5. Aslında gıyabında çok konuşuluyor büyük perakende marketlerin, aracıların. Onlardan tek bir açıklama yok. Varsa bu kadar farkın bir açıklaması, izah etsinler. Belki artık deriz ki, 6 kat değil de 3 kat, 2 kat kazanıyorlar. Ama bir açıklama gelmediği için ortada çok fazla haksız bir kazanç var. Üretici kazanmalı, onda biri değil, dörtte biri, üçte biri üretici de kalmalı. Bu oranları farazi olarak yazıyorum. Tüketici dahil herkesin kazandığı bir sistem olmalı. Aracılar da kazansın. Tarladan çıkan her ürün birinci sınıf yada satılabilir bir ürün olmuyordur. Taşınması, depolanması, firesi, her el değiştirmede eklenen kar payları tarladaki ürünün fiyatını ciddi arttırıyordur. Ama bu yinede 5 kat 7 kat farkları açıklamaz.

      Sil
    6. Tabiiki ağaçlarımızı kesmeyeceğiz,gübrelerini verip ilaçlamalarını devam ettireceğiz.Ama geçimini tarladan,bahçeden ,hayvan besiciliğinden sağlayanlar uzun vadede negatif getiri yüzünden yatırımcı veya bireysel olarak iflas edeceklerdir.Kendim için ben kirazdan gelecek getiriye muhtaç değilim ,masraflar çıkıyor ve emekli bir insan olarak hem üretime bir katkı saglıyorum hem doğada olan bitene şahit oluyorum hemde en azından toplayan insanlar bir gelir elde ediyorlar. Ama aradaki bu fahiş fiyat farkını kazananlara ve yaratanlara hakkımı helal etmiyorum.

      Sil
    7. "Kapitalizm, aracılık üzerine kurulu bir sistemdir." Mahfi Eğilmez

      Evet, sayın Eğilmez'in gözlemi doğru. Dışarıdan bakan bizler sadece "fahiş komisyon alan aracıları" görüyoruz ama onların hangisi gerçekten bir hizmet, bir kalite artışı sunmakta bunu ölçmek biçmek mümkün değil. Araya giren herkes kendince bir "iş" görüp bunun bedelini istemekte ve bunlar da katlanarak son tüketiciden talep edilmekte. Bu nedenle aslında üreticinin kilosu 50 kuruşa satmaya razı olduğu ürün bizim alışevriş yaptığımız markete gelince 5 TL oluyor.

      Sanırım bazı sektörlerde bu aracılık meşru görülebilir. Örneğin eskiden bir apartman yaparken tüm hesap kolaydı. Çimento, demir ve emek vb eklendiğinde maliyeti bulmak kolaydı çünkü girdiler sınırlı ve kesin. Sonra araya denetçilik, zemin etüdleri, mantolama, şebeke denetimi, işçi güvenliği vb bir sürü kalem girince maliyetler arttı. Bence burada sorulması gereken soru bu: Araya girenler en sondaki adamın eline geçen malın kalitesinde bir artışa yol açıyor mu? İnşaat örneğinde buna "evet" diyebiliriz çünkü bu masraflar daha sağlam, kaliteli ve güzel evlere yol açmakta. Uyduruk bir betonarme eve 100.000TL vermek yerine her şeyi daha sağlam bir eve 200.000TL veriyoruz ve tüm aracılar emeklerini hakkediyor. Oysa 50 kuruşa sebzeyi üreticiden alıp halde 4 TL'ye satan adam tam olarak bize ne sağlamakta? Kalite artışı yok. Sadece taşıma ve kısa süreli barındırma karşılığı bu muazzam artışı talep etmekte. Halde komisyonculuk yapanların cebine ayda 20.000TL altında net girmiyorsa adam zararde çünkü o da kendine 1 milyon liralık daire almış. Biz onun dairesinin taksidini ödemekteyiz. Dolmuş/Taksiciler de kendi gelirlerinin düşmesini istemiyorlar çünkü çok kar var. Aslında kar dahil 5 TL'ye gidebileceğimiz yere taksiyle 25TL'de aşağı gitmek mümkün değil çünkü bir tek takside bazen 16 kişinin hissesi var ve hepsi kar istemekte. Bir yolcu olarak bu bize bir kalit artışı sağlamıyor yine.

      Burada tek suçlu, toplumcu düşünmeyen devlettir. Çünkü devlet de vergisini hal komisyoncusunun bedelinden almakta. O nedenle arada bir anlaşma söz konusu. Taksici vb diğer binlerce sektör için de bu geçerli: Devlet araya giren adamdan kendi komisyon almakta. Bu nedenle de her zaman sonda olan tüketici aslında binlerce kişiye bakmakta ama bunlarda bazıları kendisine olumlu bir hizmet sunmakta iken diğerleri sadece "kalabalık" yapmakta. Bu kısır döngüden çıkmak mümkün değil ve Osmanlı'nın batışında bile çok büyük payı olan bu "aracıların örgütlü direnişi" toplumsal ilerlemenin bile önünde engel durumunda.


      Sistemimiz çöküş olmasa da bir kilitlenmeye doğru gitmekte. Bu kilitlenmeler yani krizlerden ancak sosyal ve ekonomik travma ile çıkıyoruz. Şu anda daha yerel hallerini yaşıyoruz bunun; örneğin yukarıda örneği verilen tarımda bir kriz var. Bazı sektörlerde de benzeri kilitlenmeler var ama henüz "ortak kilitlenme" ya da "zincir reaksiyon" başlamadı. O da daha önemli ve kendisi kilit öneme sahip bazı sektörlerdeki kilitlenmeden başlayacak, çünkü krizin ve takip edecek travmanın tüm belirtileri mevcut artık. Gerisi zaman meselesi.

      Saygılar,

      İ.İ.

      Sil
    8. Ayrıca kişişel olarak bu fiyat zorlamasının önüne soğuk havadeposu kurup engelleyebilirim.Ama bu elektrik kesintilerine karşı tüm hanelerin jeneratör satın almasına benzer yani effektif değil.ADİL VE ÜRETİCİ destekleyici politika bu tip sorunların kooperatifler veya birlikler aracılığı ile çözülmesi ama bildiğimiz gibi beraber ve birlik olmak bu ülkede gaz ve basınçlı su yeme nedeni..

      Sil
  11. Hocam kur savaşlarının ne gibi zararları vardır? Bizde enflasyona sebep olur anliyorum ama özellikle japonya ve çin gibi dusuk enflasyonlu ulkelere zararı nedir kuru dusuk tutmaya calismanin?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çünkü ikisi birbirinin en büyük rakibi. Çin düşük emek maliyetiyle ucuza mal ediyor, Japonya da kuru düşürürek rekabet yaratmaya çabalıyor. Çin de kuru düşürünce işler karışıyor.

      Sil
  12. reel faizler gelismis ve gelismekte olan ulkelerde nerdeyse ayni. bu durumda gelismekte olan ulkelerin kur istikrari ve sermaye girisi saglamasi zor.
    reel faizler yukselmedikce turkiyede ne kur dengelenir, ne de tasarruf oranlari ciddi sekilde artar. ancak 90 lar turkiyesinden bildigimiz gibi yuksek faiz yuksek enflasyon sorununu cozmez.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yabancı yatırımcı için reel faiz bizde kazandığı faizle kendi ülkesindeki enflasyon arasındaki farktır. O nedenle yabancı parayı çekmenin yolu faizden değil kuru sabit tutabilmekten geçiyor. Reel faizin asıl önemi yerli tasarrufları artırmaktır.

      Sil
    2. hocam bu soylediginiz 90 lar turkiyesi degil mi?
      ayrica bugun cin de sabit kur rejimi var ama sermaye cikisi cok yuksek.
      ihracatla buyumek isteyen her ulkede kur ve faizler dusuk olmali. enflasyon ise yeterince uretemediginizin gostergesi ayni zamanda.
      bugunku turkiyede yuksek faiz ve dusuk kur sadece dovizle inanalimaz borclanmis istanbul sermayesinin isine geliyor. ihracat yapacak bir kobi icin yuksek kur ve dusuk faizler daha iyi bence...

      Sil
    3. Hangi düşük faiz? Türkiye'deki faiz dünyadaki en yüksek 3 - 4 faizden birisi. Mesele faizin yüksekliğinde değil enflasyonun yüksekliğinde.

      Sil
  13. Mehmet Şirin2 Şubat 2016 11:21

    Hocam merhaba; öncelikle yazdığınız yazı için teşekkür ederim. Bizim gibi üniversitede İİBF'de okuyan öğrencilere güncel konular hakkında aydınlatıcı bilgiler verdiğiniz için.

    Hocam eflasyonda gıda fiyatları dünya genelinde düşerken bizde hala yukarı yönlü seyir devam etmekte, senelik ortalama %13lük artış medyana gelmektedir. Aracıların, üreticilerden daha çok kazandığı bir sistemin içerisindeyiz ve hükümet buna müdahale etmemektedir. Faizleri aşağıda görmek isteyen bir hükümet sizce buna neden müdahale etmemektedir?

    Saygılarımla...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim.
      Bence konu aracı tefeci meselesi değil. Aracı tefeci konusu 40 yıldır aynı değişmedi. Ama gıda fiyatlarındaki anormallik son yıllarda ortaya çıktı. Bütün dünyada gıda fiyatları düşerken bizde artıyor. Bence bizim tarım ve hayvancılık politikalarımızda yanlışlar var. Mereaları bitirdik, tarlalara binalar diktik, zeytin ağaçlarını söktük, yemi, gübreyi yeterince desteklemez olduk, mazotu pahalı satıyoruz. Kimse çiftçilik yapmak istemiyor.

      Sil
    2. 40 yıldır aynı mı? Özaldan önce piyasa bu kadar serbestmiydi ki aynı diyorsunuz neye dayanarak?

      Sil
  14. Hocam, gördüğüm kadarıyla gelişmiş ülkelerde enflasyon faiz oranının üstünde iken gelişmekte olan ülkelerde faiz enflasyonun üstünde. Yani reel faiz gelişmişlerde negatif iken gelişmekte olanlarda pozitif. Yani her halükarda daha yüksek faiz var 2008 krizinden bu yana.
    Bunun açıklamasını şöyle yapabilir miyiz: para gelişmiş ülkelerde, gelişmemiş ülkeler de bunların parasıyla faaliyet göstermeye mecbur. Kriz sırasında gelişmiş ülkeler faizi düşürdü, böylece yatırımlar arttı. Gelişmekte olan ülkeler ise faizi artırdı ki ekonomiye dışarıdan para gelsin ve o parayla yatırım artsın.
    O halde IS/LM eğrisi gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler için farklı mı işliyor acaba?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet güzel özet.
      IS/LM eğrisi farklı işlemiyor ama anormal koşullarda normal düzenler işlemiyor.

      Sil
  15. Hocam enflasyon yuksekse neden merkez bankasi faizi yuksek tutmak zorundadir? Enflasyonu dusurme amaciyla faizi dusuk tutmaya calisirsa ne olur?

    Doviz kurunun etkisini ihmal ettigimiz bir ortam varsayarsak sadece enflasyon ve faiz arasindaki iliskideki nedenselligin sonucundan kesin olarak emin miyiz? Teori fiyatlarin artisi/azalisi faizi artirir/azaltir dese de ampirik olarak faizin fiyatlar seviyesinde degisime sebep olabilacegi yonunde bir nedensellik arastirmasi yapilmis mi acaba? Yani bu is tavuk yumurta iliskisine benziyor olabilir mi sizce? Belki uzun donemde olmasa da kisa donemde. Ya da hem uzun hem de kisa donemde...
    Tesekkurler, saygilar

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bizde enflasyon daha çok kurun yüksekliğinden oluşuyor. Daha çok döviz girerse kur düşer. Daha çok döviz girmesi de ya faizi yükselterek ya da riski düşürerek sağlanır. Biz riski düşürebilir miyiz? Çevremize bakarsak bu mümkün görünmüyor. O halde faizi artırmamız gerekir.
      Eğer döviz açısından dışa bağımlı olmasak o zaman Enflasyonun niteliğine bakmamız gerekiyor. Enflasyon ya talep fazlasından ya da maliyet yüksekliğinden olur. Talep fazlasını önlemenin yolu eğer yeni vergiler almayacaksak faizi artırmak ve insanları tüketimden tasarrufa yönlendirmektir. Maliye artışlarını önlemenin yolu ise vergileri düşürmekten geçer. Ne var ki o da bütçe açığını büyüterek yine enflasyona yol açabilir.
      Elimizdeki en önemli araştırma TCMB'nin imalat sanayi şirketleri nezdinde yaptığı araştırmadır. Buna göre faizlerin şirket maliyetlerindeki payı % 2,5 - 3 aralığındadır. Yani faiz maliyetler içinde oldukça düşük bir yere sahiptir. Bir başka ifadeyle faizi düşürerek maliyetleri düşürmek pek mümkün değildir.

      Sil
    2. Faizi konut sektörünü canlı tutmak için yükseltemiyorlar. Para oradan akıyor.

      Sil
    3. Ulke ekonomisi ve siyasetin finansmani Insaat sektoru uzerine kurulu. Faiz, konut kredi faizi yukselip epeydir sisen emlak balonu patlamasin diye dusuk tutulmak zorunda. Balon patlarsa Lale Devri sona erecek.

      Sil
  16. Maliye Bakanlığı ile TCMB ayrı telden çalamaz... Başarılı bir politika için ikisinin de paralel faaliyette bulunması gerekir..

    Fiyatta ve istihdam da istikrar sağlanmak isterken Azalan Verimler Kanunu gereği bir süre sonra enflasyon sorunu ortaya çıkacaktır..

    Enflasyon yaşanan ülkede AD'yi düşürmek için DPP ile Ms azaltılırken; DMP ile G'nin de azaltılması zorunludur... Eğer G+ olursa DPP etkisizleşecek ve AD'nin düşme yönünde eğilim göstermesi örselenecektir...


    Enflasyonla savaşmak için vergilere el atılsa bu sefer de gelir dağılımı bozulup sosyal hareketlenmeler başlar...

    Zenginin daha zengin olduğu, gelir adaletinin bozulduğu bir ortamda aslında; devlet hem kalkınmayı hem de enflasyonla mücadeleyi beraber götürmeye çalışıyor demektir... yan etki olarak bunlar ortaya çıkar..

    YanıtlaSil
  17. Hocam ekonomiyi anlaşılabilir kıldığını z için çok teşekkürler. Ama yazılarınızı okudukça bu ülkede yatırım yapmaya korkar oldum:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim. Bu ülkede risk yüksektir ama riskin yüksek olduğu yerde getiri de yüksek demektir.

      Sil
  18. Diğer bir sorum da petrol fiyatları ile ilgili. Yaklaşık 120 dolardan 30 dolar seviyesine gerilemiş iken bizde fiyatlar neden düşmüyor? Dolar kuru 1,8 den 2,95 e yükseldi, yani göreceli daha düşük bir yükseliş oldu.

    Diğer sorum: devaluasyon kısa dönemde ihracatı yükseltiyor, fiyat daha ucuza geldiği için. bu etki uzun dönemde de aynı mı?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bizde petrol ürünleri fiyatlarının düşmemesinin iki nedeni var: (1) TL USD'ye karşı geçen yıl % 25 değer kaybetti. Yani USD ile fiyat düşü ama TL ile o kadar düşmedi. (2) Devlet petrol ürünlerinden çok yüksek vergi alıyor.
      Bir paranın yabancı paralara karşı değer kaybı her zaman ihracatı artırmıyor. TL geçen yıl USD'ye karşı % 25 değer kaybettiği halde ihracatımız da yüzde 8,7 geriledi. Bu konuda yazım var: http://www.mahfiegilmez.com/2015/05/kurlar-arttg-halde-ihracat-nicin-dustu.html

      Sil
  19. Ekonomiyi anlaşılabilir kıldığınız için çok tesekkurederiz hocam. Ama yazılarınızı okudukça yatırım yapmaya korkar oldum bu ülkede:)

    YanıtlaSil
  20. Konuyla alakası olmayan başka bir soru: Google (Alphabet Inc)in piyasa değeri 570 milyar dolar, aktif toplamı 130 milyar dolar, yıllık gelir toplamı 75 milyar dolar imiş. Derler ya hani büyük bir ülke kadar diye. Belki bir şirket ile bir ülkeyi karşılaştırmak anlamsız. Ama karşılaştıracak olursak, bu rakamlardan hangisi GSMH ye baz alınmalı?

    Bu arada doların değer kazanması/TL nin değer kaybetmesi ile Türkiye'nin GSMHsi trilyona doğru ilerlerken kısa sürede 750 milyar dolara düştü, yani bir devalüasyon oldu. Bununla ilgili olarak bir J eğrisinin gerçekleşmesini beklemek anlamlı mı?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yıllık gelir toplamını esas almak lazım. Çünkü GSYH da bir ülkenin bir yılda yarattığı gelirler toplamına eşit.
      J eğrisi henüz ufukta görünmüyor.

      Sil
  21. Hocam the big short filmini izlediniz mi ? Izlediyseniz kisa bi yorum rica edebilir miyiz ? Tesekkurler...

    YanıtlaSil
  22. Sayın Eğilmez, galiba konu siyasilerin ekonomiye müdahalelerine bağlanıyor. Bizim gibi gelişmekte olan ülkelerde siyasetçiler ulu orta basın önünde ekonomi hakkında ahkam kesiyorlar ve bundan gurur duyuyorlar. Gelişmiş ülkelerde de siyasiler ekonomiye müdahale ediyorlar, ancak bunu ulu orta basın önünde değil kapalı kapılar ardında yapıyorlar, tartışarak yapıyorlar. Eğitim esastır, bizde önce siyasilerin, üst düzey bürokratların eğitilmesi gerekli. Gelişmiş ülkelerde halk zaten, ekonomiye direkt müdahale eden siyasilerden hoşnut olmuyor, ancak bizim gibi gelişmekte olan ülkelerde ise tam tersi, ekonomiye direkt müdahale eden siyasilerden hoşlanıyor, prim veriyor. bu durumdan ekonomi ise kötü etkileniyor. bizim halkımız yumruğunu masaya vuran, burnundan kıl aldırmayan yöneticileri, siyasileri seviyor. halkımızın zihniyeti gelişmeden, yani demokrasi yerleşmeden, ekonomi dahil diğer konuların iyileşmesini beklemek bana hayalcilik olarak geliyor. acaba yanılıyor muyum?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yanılmıyorsunuz, doğru saptamalar.

      Sil
  23. İşte bir manipülatif yazı daha!

    Türkiye'de enflasyonun yüksek olmasının nedeni döviz kurlarında takriben 3,5 yıldır yapılan spekülasyonlardır, bunu göremiyor musunuz Mahfi bey!

    MB'nin faizi yüksek tutmak zorunda kalacağını bilen güçler (iç ve dış), Türkiye ekonomisini eritmek ve kazanımlarımızı elde etmek için döviz kurlarında spekülasyonlar yaparak enflasyonun daima yüksek kalmasını becertiyorlar, böylece faizin yüksekliğinden istifade ediyorlar!

    SİZİN YAPTIĞINIZ SAPTAMA ELBETTE DOĞRU! YANİ ENFLASYON YÜKSEKSE FAİZ DE YÜKSEK OLMAK ZORUNDA, TAMAM BURAYA KADAR HER ŞEY NORMAL!

    AMA SİZ TÜRKİYE'DEKİ ENFLASYONUN SPEKÜLATİF NEDENLERLE (döviz kurlarında yapılan bilinçli dalgalanmalar) YÜKSEK OLDUĞUNU BİLDİĞİNİZ HALDE SUSUYORSUNUZ! PROBLEM SİZİN BU DAVRANIŞINIZDA, YANİ SUSMANIZDA!

    Hani siz sürekli diyorsunuz ya, ekonomide istisnalar çoktur ve her ülkenin, her bölgenin kendine has özellikleri vardır, diye, işte Türkiye'de bu enflasyondaki kur bazlı spekülasyon mekanizmasını niçin görmüyorsunuz!

    Eğer bu okuduklarınıza yine komplo teorisi deyip geçecekseniz, buyurun bir de şunlara bakın:

    Kur Savaşları - Bir Sonraki Küresel Krizin Oluşumu, James Rickards, Neşenur Domaniç, Nusret Avhan, Scala yay
    http://scalakitapci.com/kitaplar/ekonomi/borsa/kur-savaslari-bir-sonraki-kuresel-krizin-olusumu.html

    Bir Ekonomik Tetikçinin İtirafları, John Perkins, April yay
    1. kitap: http://www.aprilpublishing.com/yeni/content.php?id=555
    2. kitap: http://www.aprilpublishing.com/yeni/content.php?id=556
    3. kitap: http://www.aprilpublishing.com/yeni/content.php?id=557

    Kafes, John Perkins, April yay
    http://www.aprilpublishing.com/yeni/content.php?id=622

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Manipülasyona ben mi neden oldum da manipülatif yazı yazayım. Asıl sizin yazdıklarınız manipülasyon.
      Hakem taraf tutuyor, rüzgar aleyhimize esiyor, yağmur bizim tarafa yağıyor.
      Hep aynı şey.
      Kendi imkanlarını kullanamıyorsan, başkalarından medet umuyorsan o zaman bunları engelleyecek politikaları izleyecek ve bu çerçeveden çıkacaksın Yok eğer bu kaynaklar olmadan ben büyüyemem bunları çekeyim diyor ve politikalarını buna göre kurguluyorsan şikayet etmeyeceksin.

      Sil
    2. Komplo teorisyenleri toplanmış yine. Ayrıca Türkiye sizin dediğiniz gibi aciz bir ülkeyse napalım yani ? Sonuç olarak Faizi düşürme şansı var mı ? Yok.

      Gidin siyasetçilere susuyorsunuz diye hesap sorun.

      Sil
    3. Adsız 13:18 yazı içerisinde tamamen büyük harflerle yazmak bağırmak - (hakaret) anlamına gelir. Başa kalkar gibi manifesto tarzı cümleleriniz bir okuyucu olarak çok rahatsız edici. Lütfen üslubunuza dikkat edin. Bizde bu bloğun okuyucusuyuz ve böyle yaklaşımlar görmek istemiyoruz.

      Sil
    4. bu kitaplarla ne savunulmaya calisiliyor anlamadim acikcasi. sistem cok basit, herkes kendi cikarini maksimum derecede korumaya calisir, kimse kimsenin babasinin oglu degil. risk ve kazanc birlikte hareket eder. yuksek risk gordugun yerde kisa vadeli kazancini alip gitmenin yoluna bakarsin, bundan daha dogal ne var ki...

      Sil
    5. Bu yorum yazar tarafından silindi.

      Sil
    6. sen ilk önce spekülasyonla manipülasyonu ayırt etmesini öğren adsız arkadaşım :)

      Sil
    7. Adsıza jöle getirin.

      Sil
  24. Hocam yazinizi cok begendim bir sorum olacak bazi kesimler sizin dediginiz gbi enflasyonun faizi dogurdugunu savunurken bazi kesimlerse faizin enflasyonu dogurdugunu savunuyor. Faizi düşürürsek englasyonda düşer diyor. Buna nasil bakiyorsunuz. Tesekkurler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Nasıl baktığımı yazıda açıkladım aslında.
      Faiz konusundaki değer yargılarımızdan kurtularak olaya bakarsak enflasyonun neden faizin sonuç olduğunu görebiliriz.

      Sil
  25. Hocam yazınızı okurken daha önceden yazmış olduğunuz enflasyon-faiz ilişkisi adlı yazınıza da göz attım. Orada da bu ilişkiye ait grafiklerin kendinize ait olduğunu belirtmişsiniz. Enflasyon faiz ilişkisi çok güncel ve iktisat bilimiyle ilgilenen herkesin bilmesi gereken bir konu. Bunu neden ders kitaplarında göremiyoruz? Yani demek istediğim, bu konuyu sizin isminizle literatüre kazandıramaz mıyız? Gerçekten de çok net ve çok yararlı bir yaklaşım çünkü. (bkz. Enflasyon-Faiz ilişkisi : http://www.mahfiegilmez.com/2014/05/enflasyon-ile-faiz-iliskisi.html?m=1)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim. Böyle bir iddiam yok.

      Sil
  26. Başlangıç için gelsin,
    Neden gelişmekte olan memleketlerin enf. yüksek?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yapısal reformlarda eksikleri daha fazla olduğu için.

      Sil
  27. Hocam 2023 yılında cin abdyi ekonomik büyüklük olarak geçti diyelim ne olur ekonomik olarak abdnin ekonomik politika etkinliği hala dünyayı birinci derecede etkiler mi sizce

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çin aslında satınalma gücü paritesiyle bakarsak ABD'yi zaten geçmiş durumda. Ne var ki kişi başına gelirde 10 Çinli bir Amerikalı etmiyor. Bu durumda Çin ürettiğini ABD'ye satmak zorunda. Bu manzara değişirse o zaman Çin geçer.

      Sil
    2. "Çin aslında satınalma gücü paritesiyle bakarsak ABD'yi zaten geçmiş durumda." demişsiniz ama aşağıdaki linke göre hala ABD ciddi fark ile önde:

      https://tr.wikipedia.org/wiki/%C3%9Clkelerin_GSY%C4%B0H%E2%80%99ya_(SAGP)_g%C3%B6re_s%C4%B1ralan%C4%B1%C5%9F%C4%B1

      Sil
    3. Bunlar çok eski veriler

      Sil
    4. Evet arkadaşımızın dediği gibi bu veriler 2005'den kalma. Son verilerde SAGP ye göre GSYH büyüklüğünde Çin ABD'yi geçti. Bu yazıma bakabilirsiniz:
      http://www.mahfiegilmez.com/2014/10/cin-abdyi-gecti.html

      Sil
  28. Hocam selamlar.

    Ekodialog.com sitesi sizin mi?

    YanıtlaSil
  29. Hocam,mortgage krizi nasıl gelişti. Mortgage bonosunun işlevi nasıldı ? Milletin kendilerine olan borcu tekrar başkalarına mı sattılar ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu konuda kitaplar yazıldı. Bakınız benim Küresel Finans Krizi kitabım.

      Sil
  30. Hocam

    IMF: ENFLASYONU YÜZDE 5'E İNDİRECEK SIKI PARA POLİTİKASI UYGULANMALI

    demiş ve daha sonra da

    TCMB NET REZERVLERİNİ ARTIRACAK POLİTİKALARI UYGULAMALI
    demiş.
    bu ikisi aynı anda mümkün mü?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Faizi artırırsa mümkün.
      Faizi artırırsa döviz girişi artar, rezervler artar, kur düşer, enflasyon düşer.

      Sil
  31. Hocam ekonomistler, yaptıkları işi sadece kendilerinin yapabileceklerine insanları inandırmak için kafa karıştırıcı terimler kullanmayı seviyorlar. Siz ise müthiş bir dil kullanıyorsunuz. Herseyi o kadar basitçe ve net olarak söylüyorsunuz ki. Hiç alakası olmayan insan bile olayın özünü kavrıyor. Yaptıklarınız için teşekkürler. İşte bunun için EFSANE OLDUNUZ !

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Estağfurullah. Konuyu iyi anlamışsanız kolayca anlatabilirsiniz. İşin sırrı orada sanırım.

      Sil
  32. Hocam bir mühendis olarak ekonomi konusunda yoğun bir ilgim oluşmuş durumda. Yazılarınızı okuyarak bir çok konuda aydınlanmış oluyorum. Hocam kafa karışıklığı yaşadığım bir konu bulunmakta. Yazınızda belirtmiş olduğunuz faiz oranları Merkez Bankası borç alma faiz oranları mı yoksa borç verme faiz oranları mı? Merkez Bankaları tahvil alarak, borç verme faiz oranlarını yüksek tutarak ve borç alma faiz oranlarını düşük tutarak piyasada daha bol miktarda para olmasını mı sağlamaktadırlar? Şimdiden teşekkür ederim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yazıda geçen oranlar MB'nin borç verme oranları. Piyasayı etkileyen oranlar onlar olduğu için onları ele alıyoruz.
      MB'ları borç verme faizini yükselttiğinde piyasada da faizlerin yükselmesine ve dolayısıyla tüketimden tasarrufa kaymaya yol açıyor. Böylece de harcamaları kısıtlayarak enflasyonu kontrol diyor.
      MB'lerı piyasada parayı bollaştırmak istediğinde açık piyasa işlemleri denilen yolla piyasadan tahvil alıp karşılığında para veriyorlar. Haftalık repo ihalesinde bankalardan tahvilleri bir haftalığına alıp karşılığında para veriyorlar. Bir hafta sonunda tahvili verip parayı faiziyle geri alıyorlar.

      Sil
  33. MERKEZ BANKASINA NE OLACAK?

    7 Haziran ile 1 Kasım arasında ortaya çıkan en ilginç argüman, başkanlık sisteminin artık tarih olduğunu kabul edip geleceğe bakmamız gerektiği üzerineydi.

    Bunu savunanlara göre, CHP ile koalisyon katlanılması gereken bir zorunluluk değil, Ak Parti'nin zaten ihtiyaç duyduğu bir yenilenme sürecinin vesilesiydi. Ak Parti'nin tek başına iktidar olamamasını bir eksiklik değil, sevinilmesi gereken bir kazançmış gibi sunan bu bakış açısının Ak Parti'yle organik ilişkisi olan kâlemlerden sadır olması ise hayli garipti.

    Hatta bu isimler, bendeniz gibi koalisyon karşıtı kâlemleri, bu görüşteki Ak Parti kitlesinin büyük çoğunluğunu ve dolayısıyla bu yönde fikir beyan eden Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı 'doğu fundamentalizmi'ne esir olmakla, geleceği doğru okuyamamakla ve 'uzlaşmaya kapalı' muhafazakârlar olmakla suçlamışlardı. 1 Kasım, bu türden halka üstten bakan siyasî analizleri çöpe atıp yeni bir siyaset alanı açtı önümüze.

    Şimdi ise aynı kâlemlerin başkanlık sistemini pek çok açıdan savunduğunu görüyoruz. Ahmet Hakan'ın bile başkanlık sistemini savunduğu bir vasatta bu 'dönüş' çok da şaşırtıcı değil. Ancak başkanlık sistemini savunurken, özenle karşı çıktıkları bir nokta var: Merkez Bankası'na karışılmasın!

    Yani ister parlamenter sistem, ister başkanlık sistemi olsun ama Merkez Bankası'nın siyasî idare tarafından denetlenemezliği devam etsin... Başbakan Davutoğlu'nun da bu hususta aynı fikirde olduğunu söyleyenler var ama buna dair net bir emare henüz görmedik. Dolayısıyla bu pozisyonu, söz konusu kâlemlerin kendi inisiyatifinden ibaret olarak görmek gerekir.

    Oy verme davranışlarını en çok etkileyen faktör ekonomidir. Yani vatandaş, her şeyden önce cüzdanını siyasetçiye emanet eder. Nitekim ekonomi yönetimi başarısız olan iktidarlar kaybetmeye mahkûmdur çünkü seçmen ekonomik gidişattan memnun değilse, bunun faturasını ilk siyasî iktidara keser. İşte Merkez Bankası, tüm bu yetki- sorumluluk dengesinden azade, istisnai bir yerde duruyor.

    Tek başına ülke ekonomisini kalbinden vuracak kararlar almaya muktedir bir yapı olan Merkez Bankası üzerinde siyasî iktidarın bir denetim hakkı olmadığı gibi; Merkez Bankası'nın da siyasî iktidara, dolayısıyla halka karşı hesap verme yükümlülüğü bulunmuyor. Sadece Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın değil, liberal ekonomilerde merkez bankalarının içe karşı otonom, dışa karşı bağımlı yapılarını eleştiren pek çok ekonomistin görüşü de bu yönde.

    Örneğin Nobel ödüllü iktisatçı Joseph Stiglitz, Merkez Bankası'nın bağımsızlığının abartıldığını, bağımsız olduğu düşünülen merkez bankalarının krizde kötü performans gösterdiklerini ve kriz yaşandığında hükümete doğrudan borç verecek kıvama geldiklerini belirtiyor ve demokrasilerde hiçbir kurumun bağımsız olamayacağını söylüyor.

    Lâkin benim dikkat çekmek istediğim husus bu değil. Bu tartışmaya devam ederiz. Dikkatinizi çekmek istediğim, CHP ile koalisyon isteyen tüm "AKP'li" kâlemlerin önümüzdeki süreçte kayıtsız şartsız ve istisnasız Merkez Bankası'nın başına buyruk pozisyonunu ve Erdem Başçı'nın görev süresinin uzatılmasını savunacak olmasıdır ve bunun bir tesadüf olmayacağıdır... Umarım tahminimde yanılırım.

    Hilâl Kaplan
    http://www.sabah.com.tr/yazarlar/hilalkaplan/2016/02/02/baskanlik-ve-merkez-bankasi

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hocam helal olsun,hilal kaplan kim ki burda saçma sapan yazısının paylasılmasına izin veriyosun.
      Nezaketli insansıniz ama her saçmalığada izin vermeyin lütfen

      Sil
    2. Sabah gazetesinden tek bir harf dahi okumam, kimseye de okumasini tavsiye etmem. Harcadiklari kagida murekkebe yazik.

      Sil
  34. Hocam iyi aksamlar. Yapsal reform dan bahsettiginizi bir cok yazinizda okudum. Bu yapisal reformlardan kastiniz nedir. Biraz daha acarmisiniz

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Burada var: http://www.mahfiegilmez.com/2015/10/guncellenmis-yapsal-reformlar-rehberi.html

      Sil
    2. Hocam cok tesekkurler. Egitim sistemi ile ilgili 30 40 yil oncesine donmemiz bile bir anlamda bir ilerleme olarak kabul edebiliriz demissiniz. Bundan kastinizi merak ettim

      Sil
    3. Benim çocukluğumdaki eğitim bilime, analitik ve sorgulayıcı yaklaşımlara daha fazla değer ve yer veriyordu.

      Sil
  35. Hocam türkiyede nasıl zengin olunur Hocam? Hangi işte para var?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Benim yaptığım işlerde (tv de yorum yapmak, hocalık yapmak, kitap yazmak, blogda yazı yazmak vb) para yok, onu söyleyebilirim.

      Sil
    2. Hocam faiz konusunda hatalı odaklanıyorsunuz. Faiz artarsa büyüme kesin düşecek, görece enflasyon sabit kalabilir-artabilir azalabilir. Eğer faiz artarsa ve enflasyon onu kompanse edecek kadar artmazsa (ki o durumda tüketim kısılacağından zor bir ihtimal) bu durumda yüksek faizi verecek adam olmaz ve uzun vadede ekonomiyi batırırsınız . Yani kimse nominal büyüme beklentisinin üzerinde faiz ödeyemez. Konuya hep dolar-enflasyon açısından bakıyorsunuz ama asıl olan üretim, üretim olmazsa ne dolar kalır ne enflasyon, batıp gidersiniz. Şu anda reel olarak piyasada ödenen faiz zaten limite çok yakındır buda uzun vadede iş yerlerini batırır her sene %2-3 kayıpla sermayenizi kaybetmektense satıp çıkarsınız. Ülkede bir tüketim sorunu olduğunu görmek gerekir; üretilen kadar tüketime alışmak zorundayız yunanistan gibi olursunuz yoksa, o nedenle düşük kur yüksek faiz işe yaramaz çalkantılı dünyada 3-5 seneye ülkeye yazık edersiniz, geçmişte bu politika iki kez çuvalladı. Yani Türkiye ekonomisinin yapısı gereği belli bir noktaya gelmeden düşük kur yüksek faiz politikası güdemez, gelişmiş ülke olur ondan sonra hepsi zaten düşer, para politikası gerekli ancak sadece destekleyicidir asıl olan üretim politikasıdır. Saygılarımla.

      Sil
    3. Big Mac endeksine göre TL Dolara karşı olması gerekenden % 30 daha düşük değerli görünüyor. TL, 2015'de Dolara karşı % 25 değer kaybetti. Ortada yüksek faiz - düşük kur filan yok. Kur olacağından çok daha yüksek. Ona karşılık ihracat yüzde 10 düştü. Faiz deseniz reel faiz negatif. Tasarruflar düşmüş % 15'lere. Hangi yüksek faiz hangi düşük kur hangi büyüme? Yapmayın sayılara oranlara bir daha bakın. Türkiye şu anda düşük faiz yüksek kurla gidiyor ona karşın büyümesi yüzde 3 - 3,5 lerde.

      Sil
  36. Bu elektrik faturalarındaki trt payı neden alındı? Ve halen neden alınmaya devam ediyor hocam?

    Sayaç okuma - kayıp kaçak gibi bedeller şirketlerin katlanması gereken maliyetler değil mi?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Eskiden TRT tekti. O zaman devlet TRT'ye gelir olsun diye satın alınan radyo ve tv setlerine bandrol yapıştırılması ve elde edilecek gelirin TRT'ye verilmesi yöntemini icat etmişti. Sonradan radyo tv de tekel kalktı isteyen radyo istasyonu ve tv kanalı kurdu. Bandrol kalktı bu kez o alışkanlıkla bunu elektrik faturalarına eklediler.
      TRT'nin tek olduğu zamanda bile su götürecek bir uygulamaydı bugün ise rekabet hukukuna aykırı bir uygulama. Ama hala devam ediyor.
      Kayıp kaçak da apayrı bir konu. Elbette şirketlerin katlanması gereken bir konu. Bu tıpkı kayıt dışı verginin bizlerden tahsil edilmesi gibi bir şey. Ama ne yazık ki bu ülkede bu hukuk dışı uygulamaları yargıya taşısanız bile sonuç alamıyorsunuz. Çünkü yargının sadece adı bağımsız.

      Sil
  37. Hocam merhaba
    Hukuk öğrencisiyim ve ekonomi ile çok ilgiliyim. Boş zamanlarımda makro ve mikro ekonomi kitapları okuyorum. Blogunuzu takip ediyorum, bazı yazılarınızı defalarca okudum. Bölümümle ekonominin bağlantısı nedir? Sizce Hukuk öğrencisi olarak ekonominin özellikle hangi alanlarıyla ilgileniyim?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Günümüzde artık farklı alanlarla ilgilenmek son derece gerekli hale geldi. O nedenle doğru yapıyorsunuz. Ekonomi, maliye, işletme vb okuyanların hukukla ilgilenmesi nasıl gerekliyse bir hukuk öğrencisinin de bu alanlarda bilgi sahibi olması gerekli. Bu tür bir bilgi birikimi sizi diğer hukukçulardan ayıracak, onların önüne çıkaracak en önemli birikim olacak.
      Benim önerim makroekonomi ve maliye konularında yoğunlaşmanızdır.

      Sil
  38. Şu açmazı kendimce çözemiyorum Mahfi Bey.

    Faizleri arttırdık. Ülkeye döviz girişi oldu. Gelen para TL'ye çevrildi. Bankalar dövizi Merkez Bankasına yatırdı, MB rezervi arttı. Yabancı eldeki TL yi borsaya yatırdı. Borsa arttı. Kur düştü, enflasyona olumlu katkı yaptı. Enflasyon düştü.

    Bu süreç üretimi değil tüketimi daha çok arttırdı, 2008 yılı sonrasında. Değerlenen TL üretmeyi değil, ithal etmeyi cazip kıldı. Sanayici, inşaata yöneldi.

    TCMB haftalık menkul kıymet istatistiklerine baktığımda, bir dönemde borsaya giren yabancı yatırımcılar,yaptıkları alımların etkisiyle borsanın değerinin artması, dolar kurunun düşmesi neticesinde, o yıl 3 milyas USD bir alım yaparak 15 milyar USD hesaben kazandılar. Bir yılda ödediğimiz faiz o kadar değil. Faizcilere kızıyoruz ama. Düşünüyorum katıksız bir 15 milyar USD kazanmak için, ne kadarlık bir ihracat artışı sağlamamız lazım? %60 ithal girdi oranıyla 37,5 milyar USD. Bizim bir yıllık turizm gelirimize eşit. Neredeyse ihracatımızın dörtte biri. Bu kadarlık bir sıcak para girişiyle 40 milyar USD lik bir ihracat geliri sağlayamayacaksak, bir yerde bu kazanca da dur diyebilmeliyiz.

    Tabi dikkat ettiyseniz hesaben dedim borsa kazancına, 2015 yılında ise fazlasını kaybettiler. Hani sadece Net UYP ye bakacak olursak 2015 yılında cari fazla verdiğimizi söyleyebiliriz. Ne güzel denilebilir, ama yabancı yatırımcı asla kaybetmez ülkemizde.

    Evet, ayrı ayrı düşünmeliyiz. Büyümemiz lazım, ama geçmiş yıl borçlarımızı da çevirmemiz lazım. Dış talep sorunumuz olmasa, ne üretirsek satarız kabiliyetimiz varsa borçları geri plana atabiliriz.

    Ama ben dolar düşüp, borsa arttığında sevinemiyorum. Çünkü ihracat artışıyla finanse edemeyeceğimiz miktarda portföy borcumuz artıyor. Düşünün gelirinizi 10.000 USD arttırdınız borcunuz 30.000 USD artmış. Sevinir misiniz? Ben sevinemiyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet yani eğer gelişmeler bu çizdiğiniz çerçevede olursa buna sevinmek mümkün değil. Bütün bunlardan eğer yatırım çıkmamışsa, burada yeni bir teknolojiyle yeni şeyler yapılamamışsa olumlu bir şeyler çıkması kolay görünmüyor.

      Sil
  39. Hocam faizi indirmek her zaman yararlı değildir mesela faiz düşük olunca kur yükselir bizim girdilerimizde dolarla oldugu için ihracatta sıkıntı olmaz mı? Buda ayrı bir problem değil mi?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kesinlikle öyle olur. Faizi düşürmek de artırmak da sorunlar yaratır. Bütün mesele faizi olması gereken yere oturtmaktır. Bu konuda takıntılara, inatlara yer yok. Aslında ekonomideki hiç bir konuda bu tür takıntı ve inatlara yer yok. Gereği neyse onu yapmak lazım.

      Sil
  40. Üstat,

    "...diğer bütün konularda olduğu gibi, değer yargılarından kurtulmuş olarak yaklaşabilmektir...." cümlesindeki "değer yargılardan" yerine "ön yargılardan" mı olacak?

    Çok selamlar
    Cafer Demir

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İkisi biraz farklı gibi geliyor bana ama haklı da olabilirsiniz.

      Sil
  41. ABD ve İngiltere için Krizin bittiği...Para genişlemesi tecrübesi ile Kriz bitirilebildiği algısında bir problem hissediyorum.Bu bir sarmal.Kur savaşları ise kanıtı.Hocam özür...müjdeli bir haber beklentisi dahi sorunlu sanki.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. ABD ve İngiltere için tam olarak bitmiş olmasa da epey yol alınmış gibi görünüyor gerçekten de. Sarmal saptamanıza katılıyorum.

      Sil
  42. Japonyanin hamlesi ECByi tetikler mi
    Japonya hamlesi elektronik fotofarf bilgisayar vs mal esyada fiyat deflasyonunu saglar mi

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Japonya'nın hamlesi ECB'den ziyade Çin ve Kore'yi etkileyecek gibi görünüyor.
      Japonya'nın hamlesi karşılıklı kur hareketlerine yol açarsa elektronik eşyada fiyat düşüşleri yaşanabilir.

      Sil
  43. hocam ECB ve BOJ a göre bizim faizlerimiz yüksek ordaki para buraya geliyormu faizden kazanç elde etmek için

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Geliyor ama burada da TL değer kaybettiği için faizden kazandıklarını kurdan kaybediyorlar. O nedenle eskisi kadar gelmiyor.

      Sil
  44. TUFE, Ocak ta yuzde 1.82 artti. Yillik enflasyon tuketici fiyatlarinda yuzde 9.58, yurt ici uretici fiyatlarinda yuzde 5.94 oldu.

    (t) dönemindeki Üretici fiyat endeksi artışı (t+1) döneminde Tüfe'ye ne oranda yansır bu konuda kural olmasada analizlerinizde gözünüze çarpan belirli bir oran söz konusu mudur?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Normal koşullarda ÜFE'deki artışların TÜF'ye yansıması söz konusu. Ama bunu hemen t+1 döneminde görmeyebiliyoruz. Bir de ÜFE eskiden ithal malları da kasıyor dolayısıyla kuru da içeriyordu son dönemde bunu ayırıp yurtiçi ÜFE Yİ - ÜFE yaptıkları için işler biraz karıştı O ilişkiyi tam olarak ölçemiyoruz.

      Sil
  45. mahfi hocam,öncelikle yazılarınızla bizleri bilgilendirdiğiniz ve aydınlattığınız için teşekkür ederim.Size bir sorum olacak.Prof.dr.ersan bocutoğlunu tanıyormusunuz?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim.
      Ersan Bocutoğlu'nu ismen biliyorum, tanışmıyoruz.

      Sil
  46. Hani faizin dusmesi bankalarin 'isine' geliyordu? Son 10 yilda MB faizleri 17'lerden 7'li seviyelere geldi. Haberde bir yanlislik mi var? Ettikleri karlar nereye gitti?


    Bankalarda kârlılık tarihi dip seviyede!
    Bankacılık sektörünün son 10 yılda aktif karlılığı yüzde 55, özkaynak karlılığı yüzde 46 oranında geriledi. Karlılığı en fazla düşen grup, katılım bankaları oldu. Mevduat bankalarında ise yabancı sermayelilerin karlılık kaybı daha yüksek.

    http://www.dunya.com/finans/bankacilik/bankalarda-karlilik-tarihi-dip-seviyede-289227h.htm

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Faiz düştü mü? Biz mi göremedik düştüğünü?

      Sil
    2. Benim vergim ile fonlanan kismi dustu evet:
      http://www.tradingeconomics.com/turkey/interest-rate

      Zaten kavga da buradan cikiyor. Birileri 'yanariz, biteriz, kul oluruz' edebiyati yapti, bir sey olmadi. Bir sey olmaz diyenlere de dini sebeplerden diye kulp taktilar. Siz de anlasilan onlardan oldukca etkilenmissiniz.

      Dolar yukseldi evet, ancak petrol fiyatlarinin anormal dususune ragmen 5% cari acik hala devam ediyor, demek ki yeterince yukselmemis. Hala birileri ithalata devam ediyor birileri de bu fiyatlardan satin alabiliyor. Bu benim icin McDonalds'in satis departmaninkilerden daha iyi bir gosterge oluyor. Eti bile ithal eden ekonomide Big Mac indeksi felan islemez zaten.

      Siz surekli bulustan bahsediyorsunuz ama bulus ile is bitmiyor. Bir bulusun uretime gecmesi icin ekonomik degeri olmasi gerekiyor. Cok esktrem bir ornek olacak ama Elon Musk roket biliminde uzman birisi degil, ama SpaceX'i kurabiliyor. Cunku kurabilecek yatirim ortamini devlet kendisine sagladi.

      Bugun doviz ihtiyacini azaltan bir bulus yapacak olsaniz hangi yatirimci yuzune bakacak? Eger bulusu yapanin amcasi ya da dayisi degilse, zaten doviz ucuz ne gerek var, ben hic kaybetme riski olmadan senelik 10%'u cebime koyuyorum deyip gececek. Once gercek yatirimcilara 'bulus'u urune cevirmek icin alacagi riske degecek iklimi yaratmaniz gerekiyor, ve malesef gunumuz ekonomisinde bu faiz ile ilintili diger ekonomik araclardan geciyor. Risk almadan getiri kazanabilecekler yatirim yapmiyorlar, ya da riski en az yatirimlara yoneliyorlar, basinda da insaat geliyor.

      Kur savaslari sadece iki-uc ulke arasinda olmuyor, global ekonomide biz de bu savaslarin icindeyiz, bombalar bizim ekonomimize de dusuyor.

      Sil
  47. Hocam 2016 için konut faizlerinin durumuyla ilgili beklentiniz nedir. Artar mı azalır mı yoksa sabit mi kalır?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Enflasyona bağlı. Ben enflasyonun mevcut halinden geriye gideceğini sanmıyorum. Eğer benim tahminim doğruysa faiz de düşmez gibi görünüyor.

      Sil
  48. Hocam yazılarınızı heyecanla okumak için bekliyorum çok saolun konu dışı olacak ama size bir sorum var enflasyon düşerken fiyatlar onunla birlikte hemen düşmemesinin nedeni nedir acaba ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Depodaki mala enflasyon yükselişinin hemen ardından iki eli ovuşturarak güncelleme yapmak kolay. Ama tam tersi öyle kolay değil adamların uykusu kaçıyor "KÂRDAN ZARAR"ı herkes karşılayamıyor;) depoda malı çürütür ama ucuza satmaz.

      Sil
    2. Enflasyon sepeti diye bir şey var. Bazı malların fiyatı düşüyor buda enflasyonu düşürebiliyor. Gıda sektöründe fiyatlar sabit kalsa diğer sektörlerde fiyatlar düşse enflasyon düşer. Örnek. Enflasyon sepette yer alan malların güncel fiyatlarıyla hesaplanır.

      Sil
    3. tamamen dövize endeksli yaşıyoruzda o yüzden.

      Sil
    4. Aslında enflasyon düşmüyor yükseliyor. Ama sizin kastettiğiniz piyasadaki fiyatlar açıklanan enflasyona göre daha fazla artıyor ise onun nedeni sapetteki diğer mallar. Mesela devlet kiraların artırılması için bir sınır koymuş bulunuyor. Bu sınır Yİ-ÜFEnin düşüklüğü nedeniyle yüzde 5'i pek geçemiyor. O zaman bu , gıdadaki yüzde 13'lük artışı aşağı çekiyor.

      Sil
    5. Enflasyon fiyat artış hızını gösterir. Fiyatların dusmesi için eksi enflasyon gerekir. Enflasyon artı değerde olduğu surece fiyatlar artar. Enflasyon düştü denildiğinde fiyat artış hızı azalmış denilmiş oluyor, ama hızı azalsa bile artış devam ediyor.

      Sil
  49. ülke borsasındaki düşüş cds deki yükselişle ve kur ile ne kadar alakalıdır? Hangisi tam olarak nasıl diğerini etkiliyor?

    YanıtlaSil
  50. hocam enflasyon çift haneye yaklaştı. MB enflasyon hedefini değiştirmedi. mb sitesindeki verilere bakınca yüzde 5 hedeflenmiş. malum merkez bankası gündemi yoğun olduğundan gözden kaçırmış olabilirim diye soruyorum: herhangi bir hedef yükseltilmesi olmadı değil mi?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Olmadı. MB, hedefi değiştirmiyor ama hedeften farklı tahmin yapıyor. Yıl başında hedefim % 5 diyor iki ay sonra tahminim % 6,5 diyor ama hedefi değiştirmiyor. Ben bunu yıllardır eleştiriyorum ama bu saçma yöntemle devam ediyorlar.

      Sil
  51. Hocam, rusya ile gerilimin yükselmesi dolarda spekülatif harekete sebep olur mu? Ani yükseliş görülebilir mi?

    YanıtlaSil
  52. 1000 lik banknotlar basilacak mi?

    YanıtlaSil
  53. Hocam iyi akşamlar. Öncelikle yazılarını ve bilgilendirmeleriniz için teşekkür ederim. Size kafamı oldukça karıştıran bir şeyi sormak istiyorum. Reel kesimin borç yükünün oldukça yüksek olması faiz arttırımı durumunda finansman giderlerini arttıracağından bu kesimin şuana göre daha derin çıkmazlara neden olacağını söyleyebilir miyiz? Mb kendi üzerindeki baskıya ek olarak faiz arttırımı durumunda oluşacak faiz giderini göz önüne alıyor olabilir mi? Cevabınız için şimdiden teşekkürler..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkürler.
      Bu dediğiniz KOBİ'ler için kısmen doğrudur ama büyük sanayi şirketleri için doğru değil. Çünkü MB'nin imalat sanayişirketleri nezdinde yaptığı araştırmada bu şirketlerde faiz yükünün toplam maliyetler içindeki payı yüzde 2,5 - 3 çıkmıştır. Buna karşılık personel giderlerinin ağırlığı % 20 dolayındadır. Maliyetleri en fazla etkileyen şey kurdaki yükseliştir. O nedenle sanayiciye kur artarsa mı zarar görürsünüz faiz artarsa mı diye sorduğunuzda yanıtları tereddütsüz kur artarsa şeklinde geliyor. Kuru frenlemenin yolu da ne yazık ki faizi artırmaktan geçiyor.

      Sil
  54. Hocam şimdi yabancı yatırımcı faiz kazancı için geldiğinde parası TL'ye çevrilip işlem görüyor çekerken yine güncel kurdan dövize çevrilip öyle mi çıkış yapıyor? Fiziksel olmasada sanal olarak böyle mi işliyor sistem?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet böyle işliyor. Dolayısıyla TLnin yabancı paralar karşısında değeri değişmediğinde yüksek faizi alıp gidiyor. Ama eğer TL değer kaybederse o zaman faizden kazandığını kurdan kaybediyor.

      Sil
  55. Güzel bir söze denk geldim sizlerlede paylaşmak istedim.

    “Bilmeyen ve bilmediğini bilen, çocuktur ona öğretin. Bilen ve
    bildiğini bilmeyen, uykudadır onu uyandırın. Bilen ve bildiğini bilen,
    liderdir onu izleyin. Bilmeyen ve bilmediğini bilmeyen, aptaldır ondan
    sakının.” Kung-Fu-Tzu

    YanıtlaSil
  56. Hocam Merhaba,
    Olay aslında çok basit üretim, ar-ge, inavasyon ve bunları gerçekleştirebilecek insan gücü mühendislik de atılım gerekiyor birde hocam memur zihniyetinin değişmesi lazim uretim kültürünü özellikle mühendislik eğitimi almış insan gücümüze empoze etmemiz lazim mallarına talep olan bir ülke olduğumuz zaman ancak zenginleşir faizi istediğimiz gibi kontrol altına alırız.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Görünüşte olay basit gibi görünse de gerçekte o kadar basit değil. Bütün bu dedikleriniz eğitimle ilgili konular. Buluş yapamayan bir toplum herkesin ürettiği şeyleri üretir ve daha ucuza üretenlerle başa çıkamaz. Fark yaratabilmenin yolu buluş yapmaktır. Onu yapabilmenin yolu ise ona uygun eğitimi verebilmektir. Bizde olmayan budur.

      Sil
  57. Hocam daha düne düne kadar bütün millet FED şu faizi artıracaksa artırsın artık diyorlardı şimdi FED yanlış olduğunu bile bile faiz artırımında ısrar ediyor diyorlar.Bu kadar kısa sürede değişen nedir?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Değişen fazla bir şey yok ama insanların kafası karışık. Küresel kriz insanların kafasını karıştırdı.

      Sil
  58. ihfaM macoH

    riB zek nuslo rib ızınızay netsret zınaszay lısan rulo?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. yakında mors alfabesiyle yazılarını yayınlayın derlerse şaşmayın hocam.

      Sil
  59. Siz
    indifference curve'ü
    diminishing marginal utility'i
    law of diminishing returns'ü öğrencilerinize nasıl anlatıyorsunuz?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Mikroekonomi kitabımda anlattığım gibi.

      Sil
  60. Hocam dolar 2.92lere düşmüş. Sebebi neydi ki?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Dolar, Fed Baskani Dudley in aciklamasinin ardindan kuresel varliklara karsi deger kaybetmesinin etkisiyle 2.92 seviyesinin altina indi.

      Sil
  61. Sayın hocam, bu faiz konusu uzun zamandır gündemde. Dediğiniz kurallara göre çoktan bu ülkede sıkıntı yaşanıyor olması gerekirken değişen hiçbir şey yok. Üstelik bütün komşularla kavgalı olan ve ihracatı düşen bir Türkiye var ama gene sorun yok. Bu muazzam başarının nedenlerini açıklayabilir misiniz ?

    YanıtlaSil
  62. Sayın hocam 2008'den sonra Eurozone'nun ABD'ye daha geç toparlanmasını (hatta toparlanamamasını) nasıl değerlendiriyorsunuz? Fed'in yapıp da ECB'nin yapamadığı neydi?

    YanıtlaSil
  63. Hocam,Konsolide ciro ne demektir?Okuduğum kitapta geçiyor.Tüm merkezde toplanan ciro anlamında mıdır?

    YanıtlaSil
  64. Hocam gelişme yolundaki ülkeler neden sıcak paraya ihtiyaç duyar bununla ilgili makaleniz varsa önerebilir misiniz?

    YanıtlaSil
  65. Hocam selam,
    Yapısal reformların bitmeden enflasyon da düşmez buna paralel faiz de. İç tasarrufları artırmadan da ( ki en önemli reform ) faizi düşüremezsin, diye düşünüyorum hocam. Saygılar..

    YanıtlaSil
  66. Hocam iyi günler,
    Yazınızın başında ilginç bir noktaya değindiniz ama devam ettirmediniz. Enflasyon yaratamayan gelişmiş ülkeler sadece para politikasını kullanıyorlar, peki neden maliye politikasını kullanmıyorlar.
    Memur maaşını arttır, gelir vergisini düşür, yol yap, hastane yap, okul yap, denizi doldurup park yap, yani devlet harcamalarını arttırıp kişilerin gelirini arttır; alkole, akaryakıta vergi koyup fiyatını yükselt (ama gelirler daha çok artsın ki harcama azalmasın)... Bunları yaparsan enflasyon artmaz mı? Tabi enflasyonun uçup gitmemesi için bunları belirli bir oranda da yapabilirler. Neden gelişmiş ülkelerde yol izlenmiyor?

    YanıtlaSil
  67. Hocam cok teşekkürler cok güzel yazmışsınız kaleminiz daim olsun.z

    YanıtlaSil
  68. Hocam yazınız için teşekkür ederiz. Bence Türkiye de ekonomi açısından iki temel sorun var.
    1. Ekonomik müdahaleleri doğru zamanda doğru şekilde yapamıyoruz.
    2. Ekonomide katma değer yaratacak üretimi saglayamiyoruz.
    Katma değer yaratamadigimiz sürece ekonomi,para ya da maliye politikaları sadece günü kurtarmak oluyor.
    Herşeyden önce katma değer yaratılmalı. Mesela Tekstilciyi sırf makina alsın diye teşvikleyip istihdami arttırmak yerine küresel marka potansiyeline ve isteğine sahip firmaları teşviklemek lazım. Bu güç ve kaynağa sahip olduğumuzu düşünüyorum. Gelismekte olan ulkelerde enflasyon verileri artis icinde.Peki orta ve uzun vadede gelişmekte olan ülkelerde enflasyonist bir krizin yaşanması muhtemel midir bugünkü yaşananlar göz önüne alındığında?

    YanıtlaSil
  69. Çok güzel bir yazı teşekkürler hocam

    YanıtlaSil
  70. HOcam bir şey sormak istiyorum,

    Üretimin dışa bağımlı olması sorununu çözmeye yönelik hiçbir adım atılmıyor mu?
    Çünkü üretimde dışa bağımlı olunca doğrudan yabancı yatırımlara da bağımlı oluyoruz değil mi?

    YanıtlaSil
  71. Japonya'da ve ABD enflasyon bu kadar düşükken bizde neden bu kadar yüksek sorusuna ben farklı açıdan bakıyorum bu ülkelerde faizler düşük olduğu için enflasyon yok .Reel ekonomiler ara ve talep dengesi üzerine oldukları sürece istikrar içinde kalırlar piyasada bulunan her kuruşun bir emtia karşılığı olmak zorundadır faizin ise piyasada bişr emtia karşılığı olmadığı gibi extra maliyet olarak fiyatlara yansır.Ötnrğin bir yıllık %12 faizle bir kredi çektiniz bir il kurdunuz haliyle krediyi ödemek için fiyatlarınıza bu faiz maliyetini yansıtmak zorundasınız ,kazanç sağlamak içinde extra bir fiyat koymak zorundasınız .Formül ile özetlersek Maliyet = Kredi Ana para + Kredi faizi + Kazanç tır. Ktedi faizi ne kadar yüksek olursa maliyet o kadar yüksek olur bu da fiyatlara yansır enflasyon doğurur .Bunun en canlı örneği Faiz arttırdıktan hemen sonra son yılların en iyi seviyesine gelen enflasyon seviyesidir .Faiz sebep enflasyon sonuçtur.Bu açıdan ülkemize baktığımızda enflasyonu düşürmek için maliyeti düşürmemiz gerekir bunun için Maliyette yer alan kredi faiz oranlarını olabildiğince aşağıya çekmeliyiz ki enflasyon düşsün .Formül basit matematik mantığı toplama çıkarma bilen herkes bu hesabı yapabilir bunun için profesör olmaya gerek yok diye düşünüyorum bir mahalle bakkalını yönetmek ile ,koca bir marketi yönetmek Araf'ında bir fark yoktur maliyetleri ne kadar kısarsanız fiyat yani enflasyon o kadar aşağıya gelir ,maliyetleri ne kadar artırırsanız fiyat o kadar yükselir .Bu sebeple enflasyonu düşürmek için formülden ana parayı ,kazancı ,zorunlu masrafları çıkaramayacağımıza göre geriye sadece kredi faiz oranlarını düşürmek kalıyor saygılarımla .

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...