5 Haziran 2016 Pazar

Masal

Her siyasal iktidar kendisini başarılı görür ve göstermeye çalışır. Son yıllarda çokça tartışılan konuların başında mevcut siyasal iktidarın, geçmiş siyasal iktidarlardan başarılı olup olmadığı meselesi geliyor. Vatandaşa sunulan hizmetlerdeki gelişmelere bakıldığında mevcut iktidarın başarılı olduğunu rahatça söylemek mümkün olabiliyor. Buna karşılık makroekonomik göstergelere ve bunların dünya ile karşılaştırmasına bakınca aynı yargıya varmak pek de mümkün görünmüyor. 

Aşağıdaki tabloda 1980 yılından başlayarak her beş yılda bir GSYH’ların ve dünya GSYH’sı içindeki payların nereye geldiğini dikkatlerinize sunuyorum (verilerin tamamı satın alma gücü paritesine – SAGP- göredir.)

1980 yılında dünya GSYH’sı 13 trilyon dolar dolayındayken gelişmiş ekonomilerin payı yüzde 64’e yakınmış. Zaman içinde bu pay gerilemeye başlamış ve 2015 yılında 113,5 trilyon dolara yükselen dünya GSYH’sında gelişmiş ekonomilerin payı yüzde 43,5’e kadar gerilemiş. Buna karşılık gelişmekte olan ülkelerin dünya GSYH’sındaki payları artarak yüzde 36,3’ten yüzde 57,6’ya kadar yükselmiş. Bu gidişin dönüm noktası 2010 yılı olmuş. 2010 yılından başlayarak gelişmekte olan ekonomiler gelişmiş ekonomilerden daha büyük pay almaya başlamışlar.

Türkiye’nin SAGP’ye göre GSYH’sı 1980 yılında 150 milyar dolarmış. Zaman içinde bu miktar, dünya GSYH’sında olduğu artmaya başlamış ve 2015 sonunda 1,5 trilyon doların üstüne çıkmış. Bu gelişme dünya GSYH’sındaki artışla tamamen aynı oranda olmuş. Yani Türkiye, dünya GSYH’sındaki payını bu 35 yıllık dönem boyunca değiştirememiş, yüzde 1,3 ile 1,4 arasında gidip gelmiş (1980 yılındaki yüzde 1,1’lik pay söz konusu yılda yaşanan kriz ve yapılan büyük devalüasyondan kaynaklanıyor.)

Türkiye’nin GSYH’sındaki değişimi asıl karşılaştırmamız gereken gelişmekte olan ekonomilerin GSYH’sına göre sergilediği gelişme. 1980’de Türkiye GSYH’sının gelişmekte olan ekonoımelrin toplam GSYH’sı içindeki payı yüzde 3,2 imiş. Bu payı esas almak pek doğru olmaz çünkü yukarıda değindiğimiz gibi 1980’de kriz ve büyük bir devalüasyon söz konusu ve o nedenle GSYH’da önemli düşüş var. 1985 yılındaki yüzde 3,6’lık oranı esas alırsak 1990 yılındaki artış sonrası Türkiye’nin gelişmekte olan ülkelerin GSYH’sı içindeki payı sürekli gerilemiş bulunuyor. Bu pastadan aldığımız pay yüzde 3,6’dan yüzde 2,4’e gerilemiş. Bu ciddi bir gerileme.

Tablonun alt bölümünde çeşitli gelişme yolundaki ekonomilerin GSYH’larının dünya GSYH’sı içindeki paylarının gelişimi gösteriliyor. Buna göre en büyük sıçramayı Çin, Hindistan, Endonezya ve Malezya gösterirken en büyük gerilemeyi Brezilya, Meksika ve Güney Afrika sergilemiş. Türkiye ise bu uzun dönemde pastadan aldığı payı artırmayı başaramamış. Bunu kimileri başarı, kimileri başarısızlık olarak değerlendirebilir.  Bir gerçek var ki o da Türkiye’nin bu 35 yıllık dönemi iyi kullanamadığıdır. Uzakdoğu ekonomileri, bilimsel eğitime, yaratıcılığa, inovasyona eğilip elektronik pazarında kendilerini en ön sıralara taşıyacak faaliyetlere girerken Türkiye, sürekli konuştuğu ama bir türlü yapamadığı yapısal reformların ağırlığı altında ezilip, ne ileri ne geri gitmeden olduğu yerde kalmış görünüyor. (Yapısal reformlar konusunda şu yazılarıma bakılabilir:


Masal tekerlemesi sanki bu durumu anlatmak için söylenmiş gibi: “Az gittik, uz gittik, dere, tepe düz gittik, bir de dönüp ardımıza baktık ki ne görelim? Bir arpa boyu yol gitmişiz.”


Tablo: Türkiye, Dünya ve Gelişmekte Olan Ekonomilerin GSYH’larının Karşılaştırılması (Kaynak: IMF, World Economic Outlook Database, April 2016. Veriler satın alma gücü paritesi ve cari dolar değerine dayanmaktadır.)

SAGP'ye Göre GSYH, Milyar USD
1980
1985
1990
1995
2000
2005
2010
2015
Dünya GSYH
13.055
19.107
27.002
37.833
49.542
67.276
88.830
113.524
Gelişmiş Ekonomiler GSYH
8.318
12.285
17.248
22.022
28.237
35.472
41.165
48.184
Gelişen Ekonomiler GSYH
4.737
6.822
9.754
15.811
21.304
31.804
47.665
65.340
Türkiye GSYH
150
243
373
493
655
920
1.184
1.589
SAGP GSYH'ye Göre Paylar (%)








Gelişmiş Ekonomiler GSYH/Dünya GSYH
63,7
64,3
63,9
58,2
57,0
53,0
46,3
43,5
Gelişen Ekonomiler GSYH / Dünya GSYH
36,3
35,7
36,3
41,8
43,0
47,3
53,7
57,6
Türkiye GSYH / Dünya GSYH
1,1
1,3
1,4
1,3
1,3
1,4
1,3
1,4
Türkiye GSYH / Gelişen Ekonomiler GSYH
3,2
3,6
3,8
3,1
3,1
2,9
2,5
2,4
Ülke SAGP GSYH / Dünya SAGP GSYH (%)
1980
1985
1990
1995
2000
2005
2010
2015
Arjantin
1,3
1,1
0,9
0,9
0,9
0,8
0,9
0,9
Brezilya
4,4
4,1
3,7
3,5
3,2
3,0
3,2
2,8
Meksika
3,0
2,9
2,6
2,3
2,4
2,2
2,0
2,0
Çin
2,3
3,4
4,1
5,9
7,4
9,7
13,8
17,1
Hindistan
2,9
3,3
3,7
3,8
4,2
4,8
6,0
7,0
Endonezya
1,4
1,6
1,9
2,2
1,9
2,0
2,3
2,5
Malezya
0,4
0,4
0,5
0,6
0,6
0,6
0,7
0,7
G. Afrika
1,0
1,0
0,9
0,7
0,7
0,7
0,7
0,6


144 yorum:

  1. gelişmekte olan ülkeler tablosunda kore'nin eksiliği göze çarpıyor hocam

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Biliyorsunuz Kore artık gelişmiş ekonomiler arasında sayılıyor.

      Sil
    2. Güney Kore şuanda 50 Milyonluk nüfusu ve Türkiye'nin iki katı büyüklüğündeki ekonomisi ile dünyanın en büyük 12. ekonomisi. Bir çok Avrupa ülkesinden eğitim, sağlık, demokrasi konusunda önde.

      Sil
  2. Hocam çok dogru tespitleriniz var. Rakamlar yalan söylemez. Ama benim de söyle bir tezim var. GSYIH bu sure de neredeyse 10 Katina cikti. Peki bu artis dan kaynaklanan ulke için deki pozitif etkiler neler? Ulkenin refah seviyesi önemli olcu de artti. Yapilan sayisiz yatirim var Ozal donemi ile baslayan ve Hala bitmeyen, bir Muddet daha bitmeyecek. Bence kritik nokta su, bu GSYIH artisi ile artan refah duzeyi, orta kesimin ve zengin kesimin artmasi birçok seyi beraberinde getirecektir, geciriyor. Bizim sorunumuz bu olayi, diger gelismekte olan ulkelerden çok geç yapmamız. Egitim sistemimiz kotu deniyor. Ben bir muhendislik ogrencisiyim. Evet çok carpik, çok aksak, çok sorunlu. Ama sunu yurek ten söyleyebilirim, Turk tarihinin, bakin turkiye demiyorum "Turk Tarihinin" en yaratici, basarili olma potansiyeli en yuksek nesli yetisiyor. Yuzdesel olarak o da çok iyi degil ha. Yanlis anlasilmasin. Genclerimizin %85inden umutsuzum. Ama o %15 bu ulkenin kaderini tayin edecek.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Mühendislik eğitiminde durum nedir bilmiyorum ama sosyal bilimlerde eğitim bugün dünden daha iyi konumda değil. Eğer dediğiniz gibi bir nesil yetişiyor olsaydı PİSA Değerlendirmesinde sonlarda yer almamamız gerekirdi. Uzakdoğulular, batılıları geçip en üst sıralara yerleşmişler ama biz sondan üçüncü sıradayız. Ben sizin kadar iyimser değilim.

      Sil
    2. Benim umutlu olmamin sebebi gorduklerim. Bir çok insan var hayali olan. Hayalini gerceklestirmek isteyen. En onemlisi de inanç var. Ben en azindan kendi adima konuşabilirim. Potansiyelimi, neler yapabilecegimi biliyorum. benim gibi birçok kisi var. Sadece bi kivilcim lazim. Onu da benim alanim da (uçak ve uzay) Baykar Makina ve Vestel-Kale yakti. Ben hiç olmadigi kadar umutlu olmamiz gerektigini dusunuyorum. Yine de dusuncenize saygi duyarim Genel toplum algisi sizin gibi

      Sil
    3. Çok sevindirici bu söyledikleriniz. Ben çevremde bu hırsı göremiyorum. Bıraksanız herkes yurtdışına gidecek.
      Umarım siz haklısınızdır ben yanılıyorumdur.

      Sil
    4. O bahsettiğiniz %15 yurt dışına kaçmak için çalışıyor.

      Sil
    5. Hocam tabiki siz haklısınız, o arkadaşımız çevresinde gördüğü birkac kişi ile dünyanın döndüğünü saniyor(gerçi o da biliyordur ama kafayı görüyor kuma :))

      Sil
    6. Geçe sene Kardesimi Bilkent Bilgisayar Muhendisligi Kariyer gününe gotürdüm. Orada bir istatistik paylasıldı. "Her 5 bilkent bilgisayar muhendisi mezunun 2 tanesi yurtdısında calısmakta" diye. Bilkent mühendislik egitimi noktasında Dunyanın ilk 100 universitesi arasına girmis, gercekten zeki insanlara, çok donanımlı bir egitim sunuyor ve bunun geregi olarak yurtdısı kapısınıda aralıyor. Malesef ülkemizde hayal gerçeklestirmek pek mumkun degil, ön görebirligi çok düșük bir ülkeyiz, bir ise heveslenip baslanıldıgında o ișin bürokraside takılıp gerçeklesmeme ihtimalinin oldugu bir ülkeyiz, söylenen ve yapılanların uyusmadıgı bir ülkeyiz. Bu yuzden yatırım yapılmıyor bu ülkede, faizler yuksek oldugundan degil. Yada kafası çalıșan, dünya insanı yetmezliginden degil.

      AB'den uzaklasan bir Türkiye, öngörülebilirlikten uzaklasan, parlak bir gelecekten uzaklasan bir Türkiye'dir. Bu ülke 2009'dan beri karanlık bir tünele girmistir, artık geriye donup, aydınlıga kavusup tekrar dogru yola sapmanın vaktidirn

      Sil
    7. Arkadaşlar bakın bende ülkemi çok seviyorum ve iyi yerlerde görmek istiyorum. Fakat bunları balon yaparsak sadece bize zararı var. Hayatında teknoloji görmemiş insanlar doğudan batıya gelince ve eline bir kaç kitap alınca kendini entellektüel ve ülkesinin gelişmekte olduğunu düşünüyor. Bu yanlış! Eğer ciddi olmayan kurumların listelerine bakarsanız ODTÜ'nün yada Boğaziçi gibi ne olduğu belirsiz, sadece batıdan aldıkları gelişmeleri zeki insanlara aktaran ve onları öğrencilere ingilizce eğitim vererek bunun matah bir şey olduğunu sanan insanlar yüzünden zaten dünyada ki ciddi sıralamalar sunan ranking'lere TR'den ilk 500'e hiç bir üniversite giremez! Zaten ben yurtdışında okurken bize bunlarla ilgili mail gelirdi.

      Bu yüzden objektif olmaz isek sadece kendimizi kandırırız. Ve biz git gide kendimizi kandırmakta ve gelişmekte olduğumuzu düşünerek çok zaman öldürüyoruz. Bazı garip insanlar çıkıp Tesla Motors'tan daha iyiyiz diyor:) Güler misinnn, ağlar mısın.

      Bu tarz bir ülkede insanlar siyasiler tarafından iyi bir sistem içinde yetiştirilemediği için "Her birey kendi kişisel gelişiminden sorumludur!"

      İşsiz insanlardan Genel Sağlık Sigortası adı altında para alıp duble yol yapmak gelişmekse. Benide bu ülkenin başına koyun aynı şeyleri bende yaparım. Hem sürekli ekranlarda beni konuşarak görmezsiniz kafanızıda şişirmem..

      Sil
    8. Bilal Akgun, her ulkenin zeka, guzellik, guc vs. dagilimi birbirine benziyor. Ingilizler, ya da Alman'lar, ya da ABD'liler ortalamada bizden daha zeki degiller. Oyle olsa idi, dunyada tek bir irk kalirdi, digerleri hayatta kalamazdi. Demek ki her irkin basarili oldugu bir ozelligi var.

      Turkiye'de "iyi" universitelere gidenler zeki, bunlar ABD'de yasasa oranin iyi universtielerine gideceklerdi, Almanya'da yasasalar oralarin iyi universitesine gidebileceklerdi. Dolayisiyla Universitelerin siralamasi onemli degil, ogrenci kaliteleri onemli. 3-4 milyar dolarlik butceli okullarla, Turkiye'deki okullar fiziksel imkanlari yonunden pek tabi karsilastirilamaz. Bu fiziksel imkanlar daha 'ileri' bilimsel calismalara sebep oluyor. Ancak goruluyor ki buradaki ogrenciler o imkanlara ulasinca en az ABD'li kadar basarili olabiliyor (Nobel bile alabiliyor). Hem de yarisa cok geriden baslayarak. Turk universitelerinde okuyup, bahsettiginiz listelerde ilk on icinde ogretim gorevlisi Turk'ler var, Hintliler var, Cinliler var. Demek ki is okulda degil, kisilerde.

      Isin siyasi tarafina bakarsak, Turkiye'nin ekonomik olarak gelismis ulke seviyesine gelmesini gene bu okullarda okuyanlar saglayacak. Yeter ki onlara milliyetcilik, vatanseverlik ogretebilelim, ulkelerinde kalsinlar, amaclari kendilerini kurtarmak degil, milletlerini yuceltmek olsun, onun icin mucadele etsinler. 'Burada bir sey yapilmiyor' diye giden insanin bos bir omur gecirdigini dusunuyorum. Omrunun sonunda milletine katkisi yoksa curuyecek bir bedenden baska geride ne birakiyor? Insanliga katki yapacagini dusunenler, milletine katkisi 70 milyonda birken, insanliga katkisi 7 milyarda 1, bu farki unutmasin. Milletine katki yapan, insanliga fazlasiyla katkisini yapmis olur zaten.

      Sil
  3. ev sahipligi orani nedir. Bu oranin %de olarak yuksek olmasi o ulkede refaha mi isaret eder?
    Bu oranin yuksek olmasinin ekonomide uzun ve kisa vadede etkisi nedir?
    Konut sahibi insanlarin olmyan insanlara oranlara ekonomide tasarruf harcama yatirim yapma bakimindan farklari var midir?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ev sahipliği oranı yüzde 65. Bu oranın yüksekliği bir refah göstergesi olmakla birlikte konutun niteliği, suyu, elektriği olup olmadığı, ısınma koşulları, hanehalkına göre oda sayısı vb de önemlidir.
      Bu oran yükseldikçe kiradan kurtularak o ödemeyi başka ihtiyaçlarına harcayan ya da tasarruf eden oranı artacağı için artış olumlu olarak kabul edilir.

      Sil
    2. Hocam konut sahipliği tam tersine az gelişmişlik göstergesi değil midir? En yüksek oranlardan biri hindistan diye biliyorum. Bir alman ile bir turkun konut sahibi olma konusuna cok farkli yaklaştığı aşikar. Sürekli kriz ve belirsizlik ortamı, ekmek su istemez, başını sokacak evin olsun... gibi düşünceler turk halkini kazandığı her kuruşu gayrimenkule yatirmasina iterken, bir alman o kadar sermaye ile ya iş kurar yada dünya seyahati yapar.. Çünkü basina ne gelirse gelsin devletini arkasında hisseder. Ama bizde ev arsa savaş haric her turlu garanti olduğundan vazgeçilmez. 20 kusur tane dairesi olan tanidigim var. Tek hesapladığı kira. Kiralari toplayip bir daire daha...
      Kısacası kaldırım gibi konut sahipliği de gelişmişlik ile ters orantılı biliyorum. Açıklarsanız sevinirim.

      Sil
    3. Hollandada evlerin çoğu belediyenindir. Ama refah seviyesi yüksektir.

      Sil
    4. syn anonime katılıyorum insanımızın gelecek kaygısı , periyodik siyasi ve ekonomik krizlerin gelmesi nedeni ile hangi para ve sermaye forumuna girseniz göreceğiniz gibi emlak ve gayrimenkul yatırımına yönelmektedir. Bu tamamen gelecek endişesi ile ortaya çıkmaktadır. Hatta öyle bir yapı ortaya çıkmaktaki mezun olan işe giren gençler bile hemen 1+1 evler alarak bu kaygıyı dolaylı olarak desteklemektedir...kazandığım çarcur olmasın iş kuracaksamda satar sermaye yaparım....bu olgu kırılacak gibi değil...

      Sil
    5. Biz Osmaniye için bir yatırım anketi yaptık. İnsanlar çokça gayrimenkul yatırımını seçiyor. Bu durumda konut sahipliğinin refahı gösterme düzeyi düşmekte. Yani insanlar en güvenli konut yatırımını görüyor. Bu birçok çalışmada da böyle.

      Sil
  4. Hocam FED faiz artırımına ne zaman gider? Giderse dolar 3.00 üstünü aşar mı? Bir de merak ettiğim konu faiz artırımına gitmesi için ekonominin hangi koşullarda olması gerekli?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Benim beklentim yılın son 4 ayında 2 artıştır. Bu durumda USD/TL 3'ü aşabilir.
      Enflasyonun yüzde 2'ye doğru gidiyor olması ve istihdamda artış olması en temel iki gösterge.

      Sil
  5. Sayın hocam, sürekli yorumcularınızdan yorumlara "like/dislike" ya da yıldızlı derecelendirme sistemi isteğine karşın, sizin için az biraz araştırma yaptım.

    Öncelikle sizin blogunuzda aksama olmaması için kodları ilk orada denemek amacıyla kendime bir blog açtım. Bir kaç html kod buldum fakat denediklerim ya çalışmadı ya da sayfayı aşırı yavaşlattı.

    Daha sonra şu siteye ulaştım: https://likebtn.com/en/blogger-like-button

    burada belirttiği üzere "Konularınıza" ekleyebiliyorsunuz videolu anlatım da mevcut.

    Fakat iş bu eklentiyi yorumlar konusunda uygulamaya gelince blogger'ın kısıtlamasına denk geliyorsunuz. Yukarıda linkini paylaştığım sayfanın en altında açıklama mevcut:

    "2. Add Like button to Blogger comments
    Unfortunately Blogger architecture does not allow to edit comments template and add a Like button to comments."


    Blog yorumcularınızın bu isteğine karşı net bir yanıtınız olması için bu açıklamayı yapıyorum.

    Saygılarımla...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim, çok zahmet olmuş size ama en azından konuyu öğrenmiş oldum, sağolun.

      Sil
    2. Bir ziyaretçiniz olarak ben de size bir hakikati ileteyim.

      "Like/Dislike",
      "Yıldız/Mıldız",
      "Çok izlenmiş/Az izlenmiş",
      "İsim yazma zorunluluğu",
      "Az okunmuş/Çok okunmuş",
      "Kategori/Mategori",
      "Ratingi düşüyor/Ratingi yükseliyor"
      ...

      Bütün bu "şabloncu" yapıları, butonları, tasarımları blogunuzdan ne kadar çok uzakta tutarsanız, sizin yazdıklarınıza verilen kıymet aynı derecede artacaktır.

      Dikkat ederseniz, insanların neredeyse her yaptığını, "alkış sayısı ve/veya sesindeki çokluk, yoğunluk derecesine göre" değerlendirmeye alıştırıyorlar toplumları. Yapılan işlere, yazılan yazılara, yazılan yorumlara vb.'lerine, güruhların "alkışlama düzeyine göre" paye vermek, toplumların beyinlerinin en ince hücrelerine ağır ağır zerkediliyor. "Eğer çoğunluğun alkışladığı bir şeyse iyi olabilir, az alkışlanan / hiç alkışlanmayan bir şeyse, kötü olabilir." zehri insanlara işleniyor.

      Yaklaşık 15-20 yıl önce, bütün dünyada salgın gibi yayılan "Biri Bizi Gözetliyor" tarzı sözde yarışma program(lar)ında, o evdekilerin "izleyicilere/topluma kendini sevdirebilme kabiliyetine göre" oy almak için uğraştıklarını, yıllar geçtikçe, "talent show"ların virüs gibi palazlandığını, "yetenek sizsiniz" gibi programlarda, güruhların alkış seviyesine göre, "like" oranına göre insanları (hem "yarışmacıları", hem izleyenleri, ve hâttâ "jüri" diye pazarlanan şahısları bile) kalıplara sokmaya çalıştıklarını siz de gözlemliyorsunuzdur sayın Eğilmez.

      Blogunuzu "kalıpsal" yapılardan uzak tutmanız, hepimizin daha "doğal" davranmasına küçük de olsa katkı sağlamaya devam edecektir.

      Sil
    3. Evet bu haliyle devam etmeye karar verdim zaten.

      Sil
    4. sayın adsız 17.25 bende sizin gibi düşünüyorum. Facebookla başlayan bu "beğenilme" psikolojisi insanları sanal bir ruh haline soktu.
      Ama bu araştırmayı sürekli hocamıza bu konuda gelen taleplere yanıt olsun. diye VE daha önemlisi Mahfi hocamız bunca işin içinde birde bu konuyla uğraşmasın diye ben araştırma yaptım.

      Sil
  6. Hocam, guzel yazilariniz ve daha onemlisi cogu yoruma verdiginiz cevaplar icin cok tesekkurler.

    Bu iktidarin basarili gibi gorunmesinin sebebi insanlarin so 10 yili bir onceki 10 yil ile karsilastirip aradaki farki iktidarin calismalarina addetmeleri gibi gorunuyor. Aslinda bu sonuclarin en onemli iki sebebi 1) Kemal Dervis doneminde yapilan finansal reformlar, 2) global ekonominin boyle bir acilim donemine girmesi, degil mi? Kim iktidarda olursa olsun, hicbir sey yapmasalar buna benzer sonuclar zaten gerceklesecekti.
    Fakat insanlar iyi-kotu bir sey gerceklestiginde bunun sebeplerini bulmak isterler. "Kendiliginden oldu", pek kabul edilecek bir sebep degil, cunku insanlarda kontrol ihtiyaci vardir. Iktidar da insanlara daha inandirici ve onlari daha guvenli hissettirecek bir sebep ("biz yaptik bunu") ile geldigi zaman buna inanmak istiyorlar. Dolayisiyla iktidarin basarili oldugu ve bunlara sebep oldugu masalina inanmaya devam ediyorlar.

    Bence bundan daha vahim olani iktidarin kendisi de bu masala inaniyor gibi gorunuyor. Bunun sonucu olarak da reformu yapacak olanlar buna ihtiyac gormuyorlar (calisiyorsa niye bozalim mantigi).

    Bu tur yazilar belki biraz hem halkin hem de iktidarin fikirlerini degistirebilir. Onun icin tesekkurler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim. Ben yalnızca gerçeğin peşindeyim. Bilimin tek görevi de odur zaten.

      Sil
  7. merhaba hocam tüm ülkeler gelişmiş olsa idi, yani tüm ülkelerin gsyih'ları birbirine denk veya yakın düzeylerde olsa idi ekonominin görünümü nasıl olurdu? Bugünkü gibi bir küresel kapitalizmden söz etmek ne kadar anlamlı olurdu?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sanırım işte o zaman gerçek anlamda kapitalizmden söz edebilirdik. Ahbap çavuş kapitalizmi çok daha düşük düzeyde kalırdı.

      Sil
  8. 2053 ve 2071 hedefleri tutar mi?

    YanıtlaSil
  9. Hocam iki ülke olsun Bunlardan a ülkesinin ihracat/gdpsi %45 b ülkesinin %10 olsun. Bu durumda a ülkesi küresel ekonominin gidişatına b ülkesine oranla daha bağımlı mıdır? İç taleple büyümenin nüfusun yaşlandığı Türkiye gibi ülkelerde bir yere kadar olduğunu fakat ihracata dayalı büyümenin uzun vadeli olarak daha iyi olduğunu söyleyebilir miyiz? Sonuçta afrika, hindistan gibi yerlerde nüfus hala hızla artıyor ve hızlı bir talep var.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yalnızca bu göstergeye bakarak böyle bir sonuca varamayız. b ülkesinin ihracat / GSYH'sı % 10 olabilir ama buna karşılık dış borca bağımlılığı çok yüksek olabilir. Bu durumda b ülkesi küresele ekonominin gidişine daha çok bağlıdır.

      Sil
  10. Fedin haziranda faiz arttirmama karari alirsa Basta petrol ve diger emtialara etkisi ne olur

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Fed'in kararından daha çok dünya büyümesinin artıp artmaması önemlidir.

      Sil
  11. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben KPSS'ye göre kitap önermiyorum.

      Sil
  12. okumalı ve dönüp biz olsaydık ne yapardık? Sorusuna yanıt bulmalı. Bulduğumuz cevap tatminkar olur mu bilmem... !

    http://wap.milliyet.com.tr/News/Article?ID=2257474

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bir ülke böyle bir bilinç düzeyine ulaşmışsa sorun kalmamış demektir.

      Sil
    2. Her zamanki gibi Milliyet'ten eksik habercilik örneği. Herkese maaş verilseydi hangi sosyal imkanlar kaldırılacaktı ona da bakmak lazım.

      Sil
  13. Hocam rica etsem mevcut dunya ekonomisi uzerine bir yazi yazar misiniz?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aslında bir önceki yazım dünya ekonomisi üzerineydi.

      Sil
  14. Hocam yazilarinizi ilgiyle takip ediyorum. Egip bukmeden son derece yalin bir sekilde dolu dolu yazi yazilacagini gosterdiniz. Iyi ki varsiniz.

    YanıtlaSil
  15. Hocam merhaba! ABD hangi sebeple "Lehman Brothers" bankasını kurtarmadı?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Illuminati daima bir günah keçisi seçer.

      Ve bu günah keçilerini zaman zaman kendi içinden seçmekten de kaçınmaz.

      15 Eylül 2008'de bu kez de kendi içlerinden L.Brothers'ı katletmeyi seçtiler.

      Mahfi bey, Amerikan ve İngiliz ekonomik hiyerarşisindeki occult geleneği incelemişse bundan haberi vardır mutlaka.

      Örneğin, FED sadece FED değildir, daha fazlasıdır, Illuminati'nin kontrolündedir.

      Sil
    2. Daha sonra pisman oldu aslinda ve BoA'yi kurtardi. Sonra AIG vs. O donemde halk tarafindan cokca elestirilen, Occupy Wallstreet hareketinin temelini olusturan 'Too big to fail' kavrami cikti. Ahbap cavus kapitalizmi (crony capitalism) sadece Turkiye'de yok. Ama BoA Lehman'i almaktan vazgecmesi ve Lehman'in batmasi sadece krizi gorunur kildi, kriz hizli ev fiyatlarindaki artis ile kendisini daha onceden gostermisti, Lehman'i kurtarsalar krizi sadece otelemis olurlardi. FED, altin standartini terkedince bu tip krizlerin olmasi cok olasi, ve sik sik yasar oldular. 70'ler sonrasi altin'in dolar karsisinda deger artisina bakarsaniz durumun ne kadar vahim oldugunu gorursunuz.

      Sil
  16. Hocam Fed tahvil alimini indirdikten sonra 7 milyar usdye her ay sabitleyip 7milyar usd ile devam edip faizleri de artirimia devam etseydi simdiki gibi. Kisaca hem her ay 7milyar tahvil alimi hem faiz arttirimi yapsaydi daha iyi olmaz miydi daha az sancili bir surec yasanmaz miydi hem dunya ekonomisinde hem gelisen ulkelerde hem de fedin elini rahatlatmaz ydi?
    Daha dogrusu boyle bir secenek psikolojik acidan da iyi olmaz miydi?
    sizce boyle bir secenek olsaydi nasil olurdu?

    Bence boylesi bir secenek en orta yollu bir secenek olurdu. Dunya ekonomisi abd ekonomisi ve gelisen ekonomiler icin.Hem de emtia fiyatlari icin sizin fikriniz nedir?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sonsuza kadar para basmak mümkün değil o nedenle bir yerde durdurmak zorundaydı.

      Sil
  17. Dani Rodrik ile kafa yapınız çok uyuşuyor diye düşünüyorum yazdıklarınızdan. Tanışmışlığınız var mıdır kendisiyle?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Tanışırız, beğendiğim bir iktisatçıdır.

      Sil
  18. hocam keynesyen iktisatta "para talebinin faiz esnekliği azaldıkça, para arzı artışları karşısında faiz oranında meydana gelen düşme yüksek olmaktadır." bu maddeyi nasıl anlamlandırabiliriz yada yorumlayabiliriz?

    YanıtlaSil
  19. Hocam lütfen okuyun, zaman ayırın:

    DAVID ROSENBERG: I don't want to alarm anyone but ...

    I don’t want to alarm anyone but the facts are the facts, and the fact here is simply that this is precisely the sort of rundown we saw in November 1969, May 1974, December 1979, October 1989, November 2000 and May 2007.

    Each one of these periods presaged a recession just a few months later — the average being five months.

    In fact, this type of weakness over such a stretch, again not to sound like an alarmist, occurred just prior to economic recessions in the past, without exception and with no “head fakes”.

    Yes, it typically is not good news when the headhunters are the ones to start chopping off heads — this is a leading indicator. So I may not want to sound alarmist, but the answer is yes … I am worried.

    http://www.businessinsider.com/david-rosenberg-warns-of-recession-2016-6

    YanıtlaSil
  20. Hocam dolar liraya göre daha fazla talep görmesine rağmen 2000'lerden önce niye lira dolara karşı değerliydi?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Değerli olduğunu nereden çıkardınız?

      Sil
    2. Yani dolara karşı değerli değil miydi hocam ? 1 dolar = 0,... tl gozukuyor eski verilerde.

      Sil
  21. ben biraz komplo teorilerini fazla taktım yada bilgi düzeyim yetersiz diye bu yöntemi seçtim. fakat yine de soracağım: Acaba gelişmiş ülkeler ardından gelen gelişmekte olan ülkeleri bu çoğrafyada bu ülkeler gelişse benim çıkarımadır ve ben bu ülkeleri geliştireceğim. bu ülkeleri zayıf yapacağım gibi. gelişmiş ülkelerin hangi ülkelere kredi ,know how ,arge , eğitim vs vs desteklerini içeren veriler mevcut mudur. yoksa ben çok saçmaladım mı

    YanıtlaSil
  22. Vay arkadaş, Çin uçmuş gitmiş. Adamlar hakikatten bir şeyleri değiştirmişler demek ki.

    YanıtlaSil
  23. Hocam Çin, Hindistan, Endonezya ve Malezya ne yaptı, hangi yapısal reformları yaptı da biz yapmadık?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Eğitimi bilimsel temele oturtma reformu.

      Sil
    2. Dogu avrupada boyle bir olgu yok mu? egitimi bilimsel temele oturtma

      Sil
  24. Mahfi Bey konumuz değil ama fikirlerinizi cok begeniyorum ve güveniyorum... 12 sene ezan türkçe okunmuş ... niye böyle birşey yaptılar ki... saygılar efendim...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim.
      Bilmiyorum ama muhtemelen insanlar okunanı anlasınlar diye yapılmıştır. Kuran'ı niçin Türkçeye çeviriyorlarsa onun içindir diye düşünüyorum.

      Sil
  25. Sayın Eğilmez, APN nin iktidara geldiği 2000 li yılların başlarında Türkiye dünyanın yükselen yıldızıydı. AKP böyle bir Türkiye mirasını devraldı. Günümüzde ise Türkiye dünyanın hiç önemsemediği, hatta dostunun kalmadığı bir ülke haline getirildi. Devlet Başkanımız ancak Orta Afrika ülkelerine gidebilecek durumda. Türkiye'nin bu durumu sadece ekonomi değil, adalet, eğitim, diplomasi, güvenlik gibi alanlarda da kendini gösteriyor. Anlaşıldığı kadarıyla, Türkiye'nin bu kötü gidişi, Cumhurbaşkanı' nın son günlerdeki hiddetli konuşmaları ile daha da kötüye gidecek gibi gözüküyor. Daha kötü günlere hazırlanmalıyız diye düşünüyorum, acaba yanılıyor muyum?

    YanıtlaSil
  26. Hocam merhabalar,

    Yazı için elinize sağlık. Sorum farklı bir konu ile ilgili. Finans bültenlerinde geçen ' Piyasa güne 40 Milyar TL eksi rezerve başladı ' ifadesi ne anlama gelmekte ve nasıl tespit edilmektedir? Saygılar

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bankalar gün sonlarında açıklarını MB'den aldıkları fonlarla kapatırlar (yasal zorunluluk) Ertesi gün piyasa açılmadan bu borçlar MB'ye iade edilir. İşte bu miktar kadar eksi başlamış olurlar güne.

      Sil
  27. ek olarak; buyrun ne halde olduğumuza birde bu açıdan bakın.
    http://m.gercekgundem.com/guncel/212630/187-ulke-icinde-146nciyiz

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. 2003 - 2009 arasında bu göstergelerde yukarı gidiyorduk sonrasında geriye gitmeye başladık.

      Sil
  28. Malesef Turkiye deki univesiteler bilim uretimiyorkar ve dunya siralamasinda geride kaliyorlar cok amacli genel kultur egitimi var herkes her konuda birseylar anliyor bati da ise herkes bir konudan anliyor sonuna kadar anliyor aradaki fark bu

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İşin kötüsü herkes bir şeyler de anlamıyor. Çoğu üniversite mezunu hiç bir şeyden anlamadığı için her şeyden anladığını sanıyor (cahil cesareti.)

      Sil
    2. hocam bu soruya istinaden siz suan 18/20 yaslarinizda olsaydiniz ailenizin imkani olsaydi sizinde yabanci lisaniniz ve gerektiginde en pis islerde bile calisma konusunda terddutunuz olmasaydi; lisans egitiminizi yurtdisinda mi yapardiniz yoksa aldiginiz yuksek puanla turkiyede devlet univ - burslu ozel bir universitede mi okurdunuz?

      Sil
    3. Burada da çok iyi okullar var. Bu bilinçte olsaydım burada okur ve kendi başıma disiplinli bir çalışma uygulardım.

      Sil
  29. Hocam Merhabalar.. Ben Endüstri meslek lisesi mezunu bir makine teknisyeniyim . Sayenizde ekonomiyi severek takip ediyorum.. Teşküürler yazılarınız ve önerdiğiniz kitaplar (sophiens) için..
    Bir kaç sorum olacak size..
    1- cumhuriyet tarihinde 92 yılda ithalatımız ihracatımıza oranla % 80 daha fazla gibi.. biz ithalat farkını ne ile ödüyoruz.. kazandığımız harcadığımızdan az..
    2- bir yorumunuzda bizim teknoloji üretmemiz lazım ( olmayan teknoloji ) yoksa uçak yapanda var araba yapanda var demiştiniz.. ben şunu merak ediyorum.. hadi uçak araba zor ama ütüyü saç kurutma makinesini fransadan alıyoruz.. fransa işcisi kazanacağına biz çorumda bir ev aletleri fabrikası kursak para türkiyede kalsa olmaz mı.. mesela..
    3- Doğadaki 4 elemente fazlasıyla sahip bir ülkeyiz.. iklim ve tarım insan yaşamı için çok uygun bir ülke.. neden hala yetemiyoruz kendimize.. insanın birinci önceliği barınmak ve yemek içmek.. biz buna sahibiz ama hala dışarıdan bir şeylere muhtaç olarak yaşıyoruz.. çok mu lüks yaşıyoruz da ondan mı yetmiyor

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. (1) Bir bölümünü turizm gelirlerimiz, işçi dövizi girişleri, navlun gelirleri vb gibi kalemlerden elde ettiğimiz hizmet gelirleriyle karşılıyoruz. Karşılayamadığımız bölüm ya doğrudan sermaye girişi olarak geliyor ya da portföy yatırımı (borsaya, tahvile vb) ya da borç olarak geliyor.
      (2) Kesinlikle olur ama o fabrikada ürettiğimiz saç kurutma makinesi ithal edeceğimizden pahalıya mal olmamalı ve dünyaya satılacak kadar kaliteli olmalı, aksi takdirde bir anlamı yok. Çünkü kendi tüketicimize kötü ve pahalı malı zorunlu kılmış oluruz.
      (3) İyi yönetilmiyoruz. Eğitimimiz buluş yapmaya, yaratıcılığa uygun bir eğitim değil. Kore eğitimini bilim temeline oturtarak gelişmiş ülke oldu. Biz yapamadık. Atatürk döneminde bir çaba var. Ama devamı gelmemiş.

      Sil
  30. teşekkürler hocam iyiki varsınız...

    YanıtlaSil
  31. emeğinize sağlık hocam iyiki varsınız...

    YanıtlaSil
  32. HOCAM YAZIDA MEVCUT SİYASAL İKTİDAR DİYOSUNUZ ÖRNEKLEMİ 1980 DEN İTİBAREN TUTUYORSUNUZ YÖNETİMDE OLMADIĞI DÖNEMİN GÜNAHINIDA MI BU İKTİDARA YÜKLEYELİM, ADİL OLUN LÜTFEN...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Örneklemi 1980'den tutmasak bu kez de öncesi daha mı iyiydi diyeceksiniz.

      Sil
    2. kadrrr bey bu ülkeyi 50 yıldır aynı zihniyet yönetiyor. Parti isimleri değişti ama zihniyetler ve kişiler değişmedi. İsimler değişirkende sadece hocaları makamlarını öğrencilerine bıraktılar..

      Sil
  33. Hocam merhaba.
    TR'deki bir hizmet veya cihazın fiyatını PPP ye göre nasıl hesaplıyoruz?
    Saygılar

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Böyle bir hesap var mı bilmiyorum.

      Sil
  34. Analiz kitabınızı, iktisat eğitimi alanlara göre mi, iktisat eğitimi almayanları da kapsayacak bir üslupla mı yazıyorsunuz?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Her ikisi için de. Ama ekonomi bilgisi kuvvetli olmayanların önce Örneklerle Kolay Ekonomi kitabını okumasında yarar olabilir.

      Sil
  35. dunyada dis yardim yapan bir ulkeyiz hem de cok bu durum asgaru ucretlimiz ezilirken oluyor. Halkin cogu zayif gelirliyken liderlerin dunyaya bol keseden yardim yapmasi hangi aklin muessibi ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. yardim yapmazsak CB'nin ziyaretini kabul etmiyor. CB biryerlere gidebilsin diye resmen yardim adi altinda rusvet veriyoruz.

      Sil
  36. Hocam merhaba,
    Konumuzla alakası yok ama, bu GDP hesaplamalarında ilerideki bi tarihin tahmini hesaplamasını nasıl yapıyoruz?
    Teşekkür ederim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. O zamana kadar açıklanmış bazı verilere bakıyoruz. Mesela sanayi üretimi nasıl gidiyor? Kapasite kullanımı artıyor mu? Beklentiler olumlu mu? Banka kredilerinde artış var mı? Ticarette genişleme olmuş mu? Tarımda iklim koşulları nasıl gerçekleşmiş? bu konulara bakıyoruz.

      Sil
    2. mesela 2017 ilk çeyrek için nasıl bi matematiksel işlem yapabiliriz

      Sil
    3. Size en kestirme önerim bu siteye bir göz atmanızdır:
      http://simditahmin.com/tr/ana-sayfa/

      Sil
  37. Hocam hazır ramazan gelmişken sorayım, bilim yaparsak sevaba girermiyiz?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bilmiyorum. Ama bir şeyin karşılık bekleyerek yapılmaması gerektiğini biliyorum.

      Sil
    2. Hocam, size boşuna -hoca- demiyorlardır, vardır bunun da bir hikmeti.

      Yazılarınızı okurken çok susuyorum, kendimi kaptırmış giderken yanlışlıkla su içersem orucum bozulur mu hocam?

      Sil
    3. Benim hocalığım bilimle ilgili.

      Sil
    4. Keşke ilahiyat fakültesinde profesör olsaydınız, memlekete bir hayrınız olurdu...

      Sil
    5. Adsız 20.36 yukarıda ilk sevap yorumunu ben yaptım ama nükte olsun diye. Senin bu son yaptığın yorum hocamıza saygısızlık. Yazılarını okuyup buraya bu saçmalıkları yazmak zorunda değilsin.

      Sil
    6. tepedeki imamin bir hayri oldu mu memlekete?

      Sil
    7. Hocam, bu tarz troll yorumları yayınlamazsınız çok sevinirim. Bu adamın derdi din, oruç falan değil, aklı sıra hem dinle, hem de inananlarla dalga geçiyor.

      Sil
  38. Mahfi Hocam merhaba,
    Bu GDP'de gelecek yıl tahminlerini nasıl hesaplıyoruz, month on month ve year on year. Şimdiden teşekkürler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. GSYH (GDP) Üç aylık ve yıllık olarak hesaplanıyor. Karşılaştırması da iki şekilde yapılıyor. Bir önceki döneme göre nasıl değişmiş? Bir önceki yılın aynı dönemine göre nasıl değişmiş? Bizde genellikle bir önceki yılın aynı dönemine göre reel değişmeye bakılarak büyüme açıklanıyor. Yani mesela Cuma günü 2016 yılının ilk çeyreğinin büyümesi açıklandığında bu büyüme 2015 yılının ilk çeyreğine göre olan reel büyümeyi ifade ediyor olacak.

      Sil
  39. merhaba hocam.
    konuyla ilgisiz olacak ama para talebindeki artış eğer tahvil piyasalarını hesaba katarsak (tahvil talebinin azalması-tahvil fiyatının düşmesi) faizleri artırırken, tahvil piyasaları hesaba katılmazsa (tüketimin azalması- enflasyonun düşmesi) faizleri düşürüyor değil mi?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Tahvil talebi azalırsa tahvil fiyatı düşer, tahvil faizi artar (ters yönlüdür.)
      Tüketim azalırsa talep düşeceği için enflasyon da düşer.

      Sil
    2. peki hocam genişletici para politikası sonucu faiz oranları düştüğünde tahvil fiyatları yükselir mi?

      Sil
  40. Merhabalar hocam,
    Bu yazınızda Türkiye'nin dünya üzerindeki yerine değinmişsiniz fakat ülkelerin nüfus artış hızını, potansiyel ekonomisindeki zaman içerisinde değişmelere değinmemişiniz. Esas olan ülke ekonomilerinin dünya ekonomileri arasındaki yerinden ziyade kişisel alım gücünde artış ve refah seviyesinde iyileşme değil midir?
    Saygılarımla...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Doğrudur ama oradaki durumumuz daha da kötüye gidiyor.

      Sil
  41. Hocam bu tabloları hangi program ile hazırlıyorsunuz? Excel tablosu gibi pek durmuyorda...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bazıları excel ile bazıları da bundaki gibi word üzerinde tablo ekleyerek.

      Sil
  42. hocam daha önceki yazılarınızda eğer enflasyon düşükse faizlerinde düşeceğini, enflasyon yüksek ise faizlerinde yüksek olacağını belirtmiştiniz. Şimdi para arzı azaldığında enflasyon azalırken faizlerin yükselmesini; para arzı artarken enflasyon yükselirken faizlerin düşmesini nasıl yorumlamak lazım?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. şu an okuduğum iktisat kitabında böyle geçiyor. klasik iktisatta para arzı kısa dönemde enflasyonu artırırken, keynesyen eksik istihdamda para arzı sadece faizleri düşürüyor. bu iki durumu kısa dönemde sentezlerken bu sonuca ulaşıyoruz. acaba doğru olur mu bu sonuç?

      Sil
    2. Koşulların neler olduğu önemli. Bu tür analizler genellikle birçok durumu dışarıda bırakarak yapılır. Yani basitleştirici varsayımlar içerir.
      Klasik iktisatçılar ekonomiyi daima tam istihdam (yani üretim faktörlerinin hepsinin kullanıldığı durum) düzeyinde kabul ederler. Böyle bir durumda para arzı artırılırsa yeni üretim yaratılamayacağı için enflasyon yükselir. Çünkü arz artmamış buna karşılık talebin artmasına yol açacak biçimde para miktarı artmıştır. Bu artış fiyatları artırır ve enflasyona yol açar.
      Keynes ise tam istihdamın geçerli olmadığı eksik istihdam olgusunda analizini yapıyor. Yani ekonomide üretime sokulabilecek atıl üretim faktörleri (emek, sermaye vb) vardır. Bu durumda ekonomide para arzı artırıldığında tüketim artacağı için talep artar. Talep artışı üretimin de artırılmasına ve dolayısıyla daha fazla üretim faktörünün istihdam edilmesine yol açar. Para bollaştığı için bunun bir bölümü de tasarruf edilir ve dolayısıyla borç verilebilir fon arzı artar. Borç verilebilir fon arzının artması demek onun fiyatı olan faizin düşmesi demektir.
      Özetle ekonomide varsayımlara göre çıkacak sonuç değişir. Klasikler tam istihdamda ne olacağını anlatırken Keynes eksik istihdamda ne olacağını anlatıyor. Siz ikisini birleştirip sentez deniyorsanız sonuç budur.

      Sil
    3. Hocam merhaba kynesyen iktisada göre fon arzının artması sonucu düşen faizler enflasyon yaratıyor mu

      Sil
  43. hocam düşünce kuruluşları hakkında ne düşünüüyorsunuz? Herhangi bir düşünce kuruluşunda yer aldınız mı?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İyidir bu kulüpler. Ben hiçbirine üye değilim.

      Sil
  44. İyi akşamlar hocam. Rus turist sayısında %96 azalma olduğu bu nedenle turizm sektöründe yatırım için alınan kredilerin geri ödemesinde sıkıntılar olacağı söyleniyor. Sizce hükümetin bu konudaki önlemleri yeterli düzeyde mi? Bankacılık sektörü dolayısıyla ülke ekonomisi ne kadar etkilenecektir?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok ciddi etkiler söz konusu. Antalya, Bodrum vb adeta terk edilmiş yerlere döndü. Bugünkü patlamadan sonra bu daha da ciddileşecek. Belli ki artık bu konulara yaklaşımımızı gözden geçirmemiz gerekiyor.

      Sil
  45. bu ülkede kendi ve ailesi için gelecege güvenle bakan insan sayısı eminimki çok azdır.bütün her şeyde adamını bulursan durumu oluşmuş.hatta insanlar arasında bile benden olmayanın canı çıksın fikri oluşmuş.böyle bir ülkede gelecege güvenle bakılabilirmi.İMKANSIZ.

    YanıtlaSil
  46. Fenerbahçe'nin yönetim kurulunda üye misiniz?
    Hissedar mısınız?
    Danışmanlar kurulunda üye misiniz?

    Yönetim kadrolarında üye değilseniz, kulübün resmi üyesi misiniz? Üyelik kartınız var mı?

    Yoksa sadece izleyici, resmi üye olmadan, müsabakaları takip eden, normal bir taraftar mısınız?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Fenerbahçeliyim ama yönetim kurulunda üye değilim, kongre üyesi de değilim.
      Ne Fenerbahçe'de ne de başka bir şirkette hissedar değilim, ekonomi yorumları yaptığım için, hiçbir yasal zorunluluk olmadığı halde kendi etik anlayışım çerçevesinde herhangi bir şirkette hisse sahibi olmayı doğru bulmuyorum.
      Danışmanlar kurulunda üye değilim.
      3 Temmuz olayları sonrasında kulübe destek olmak için taraftar kartı satın aldım ama bir yıldan sonra yenilemedim.
      Sadece izleyici, resmi üye olmadan, müsabakaları evde tvden takip eden normalden biraz farklı bir taraftarım. Normalden farklıyım çünkü takımın ve yönetimin yaptığı hata ve yanlışları eleştirmekten vaz geçmem. Yani ben "hep destek tam destek" sloganına sığabilecek bir taraftar değilim.

      Sil
  47. şimdi bir örnek vereyim. vestel firmasını bilirsiniz. zorlu center arazisini de bilirsiniz.
    memleket niye gelişemedi diyorlar.
    ben bir manisalı olarak şu örneği vereyim.
    1.zorlunun 10 yılda vestele yaptığı yatırım ne kadardır
    2,zorlu o meşhur araziyi ne kadara aldı.

    YanıtlaSil
  48. Hocam konu dışı bir soru soracağım, haberlerde ikitelli organize sanayi başkanı "Ara elemanı geçtik çalışacak 1.300 vasıfsız işçiye ihtiyacımız var.Kaymakamlıkla ,işkurla temas halindeyiz fakat sonuç yok İstanbulda ciddi bir işçi açığı var diyor" Sebep olarakta sosyal yardımların sosyal yara haline gelmesine bağlıyor ve gelen işçi adayları sgk sız çalışmak istediklerini belirtiyor sebep olarak işçi adayları yeşil kart vb.sosyal yardım aldıklarını ve kesilebieceğini dile getiriyorlarmış.Google da son 2 yılın "işçi bulunamıyor" haberlerini tarattığımda Bolu da döküm fabrikası 300 işçi aradığını, orduda tekstil fabrikasının 400 işçi aradığını,Kayseri organize sanayi bölgesi fabrşkalarının 3.000 işçiye ihtiyacı olduğu ve bulunamadığı gibi yüzlerce habere rastlayorsunuz . Bu ülkede %10 un üzerinde işsizlik olduğunuda biliyoruz.Sonuç olarak insanlar
    1-sosyal yardım aldıkları içinmi
    2-asgari ücret veya biraz üzerinde ücret teklif edildiği içinmi
    3-insanları masa başı kolay iş talep ettikleri içinmi
    yada NİÇİN çalışmak istemiyor sizin yorumunuz nedir

    Teşekkürler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu argümanın iki nedeni var: (1) Sizin de değindiğiniz gibi sosyal yardımların kesilmesini istemiyorlar. (2) Önerilen paralar düşük düzeyde.

      Sil
  49. hocam bankacılık sektörü gücünü mü kaybediyor? Faizler düşmeye devam ederse tasarruf oranında azalış kredilere yansıyacak dolayısıyla kredi arzı kısılacak bankaların faiz geliri düşecek sonuç: şubeler kapanmaya devam mı edecek?http://m.gercekgundem.com/ekonomi/212894/turk-banka-devleri-birbiri-ardina-kapatiyor

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Reel sektör sıkıntıya girince bankacılık sektörü de ister istemez sıkıntıya giriyor.

      Sil
  50. Donald Trump'ın (vaat ettiği) ekonomi programıyla ile ilgili yazı hazırladığınızı söylemiştiniz?

    Biliyorum, bugün İstanbul'da yine patlama oldu,

    Biliyorum, reel sektörde iflas ertelemeler çığ gibi büyüyor,

    Biliyorum, TCMB faiz indirmeye devam etse bile bankalar kendi faiz oranlarını indirecek kuvvetten gıdım gıdım uzaklaşıyorlar,

    Biliyorum, FED faizi arttırdığında Türkiye gibi ülkeler neye uğradığını şaşıracak,

    Biliyorum, turizm krizi derinleşiyor,

    Biliyorum, bu ülkede halâ kadın bedeni üzerinden siyaset yapanlar var,

    Biliyorum, eğitim sistemimiz bilimden koptu,

    Biliyorum, biliyorum, biliyorum...

    Fakat, gelin görün ki, 'ekonomi' denen şey hayatta önemli yer tutmaya devam ediyor, ve biliyorum, ABD başkan adaylarının ekonomi programları sadece ülkelerini değil bütün dünyayı etkileyecek güce sahip.

    Ülkemizdeki bütün bu boğucu havaya rağmen, Trump gibi bir şaklabanın ekonomi programıyla ilgili yazı yazabilecek durumda, akademisyen metanetinde olduğunuza inanıyoruz.

    Yazacak mısınız?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aslında yazmaya başladım ama çok fazla ve net bir şey bulamadım. Sağda solda söylenmiş çeşitli laflar var. Çoğu zırva niteliğinde. Biraz daha bekleyeceğim. Seçime biraz daha yaklaşıp vaatler biraz daha somutlaşıp biraz daha netleşince yazmaya karar verdim.

      Sil
    2. TCMB faiz indirmeye devam etse bile bankalar kendi faiz oranlarını indirecek kuvvetten gıdım gıdım uzaklaşıyorlar.

      Bu ne demek? Arkadaşımızın bu tespitinde bir çelişki yok mu?

      Sil
    3. Yani bankalar eskisi kadar güçlü değil.

      Sil
  51. Hocam mohammed aliyi severmiydiniz?
    Birde mohammed ali mi mike tyson mı?

    YanıtlaSil
  52. patlamalardan politik istikrar ve turizm yara alir mi?

    YanıtlaSil
  53. hocam misery index yani issizlik + enflasyon gostergesi var.

    bu acidan iktidar basarili gibi gorunuyor. sizce de oyle mi?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bildiğim kadarıyla Türkiye en kötü 15 ülke arasında.

      Sil
  54. Ülkemizde şöyle bir durum var; halkımızın eğitim düzeyi çok düşük ve çok büyük kısmı bu tip yazıları okumuyor veya anlamıyor. Üniversite mezunları bile ülkenin ekonomik durumundan, demokrasiden, özgürlüklerden bihaber. Tüm ülke (TV) medyası kontrol edildiği için onlarda yukarıdan ne istenirse onları yazıyorlar, izletiyorlar ve gösteriyorlar. Bu nedenle halk için bu masal ülkedeki mini kaos ortamına rağmen masal değil gerçekler gibi geliyor.

    Ülkedeki çoğu kimseye GDP, büyüme ve diğer veriler bir şey ifade etmez. Ne zaman ceplerine giren para azalırsa veya ürünlere zam gelirse o zaman anlarlar ne olduğunu. Bu sene turizm bölgeleri hissetmeye başladı, büyük ihtimalle sanayi ve hizmet sektörü de yavaş yavaş ekonomik krizi hissedince ne olduğunu anlayacaklar. Fakat iş işten çoktan geçmiş olacak.

    YanıtlaSil
  55. Hocam, yukarıdaki tabloya bakınca, son 35 yılda Çin ve Hindistan'ın çok büyük mesafe kaydettiği, ama Brezilya-Meksika-Arjantin gibi Latin Amerika ülkelerinin gerçekten çok kötü performans gösterdiği anlaşılıyor. Biz daha ziyade yerimizde saymışız. Latin Amerika ülkelerinin hepsinin performansının kötü olması, bunun tesadüf olmadığına işaret ediyor sanki.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Tabi ki tesaduf degil. Ekonomi bir bilimdir ve bilimde tesadufe yer yoktur. Kotu yonetim bunun sebebi. Deniz hoca Brezilyadaki petrobas sirketinin numaralarini defalarca yazdi. Okumazsaniz her seyde bir ust akil aramaya baslarsiniz. Petrobas rusvetci bir firma ve CB dahil herkese rusvet vermis (tanidik geldi mi, bu filmi baska bir yerde de gormus muydunuz?).

      Sil
    2. Ben daha ziyade Latin Amerika'daki durumun kurumsal kökenleri ve burada bir kaç yıl önce esen Latin Amerika sosyalizmi rüzgarının bu ülkelere etkisi konusunda bir soru sormaya çalışmıştım, sorumun üst akıl muhabbetiyle bir ilgisi yoktu. Üzerinden 20 yıl geçmiş olmakla birlikte Deniz Gökçe hocamdır,yazılarını takip etmeye çalışıyorum. Özellikle Chavez'in ekonomi politikası üzerine Venezüella Büyükelçiliği ile polemiğe girmesine de neden olan yazısını sorduğum soru ile de bağlantılı değerli bir öngörü olarak görüyorum. Yorumunuz biraz indirgemeci ve "patronizing" olmuş bence.

      Sil
  56. Dolar düşüyor Mahfi Bey, dolar 3.30 olmaz tahmininizi değiştirmemekte inat ediyorsunuz fakat yanılıyorsunuz. John H. Patterson şöyle der "Sadece aptallar ve ölüler fikirlerini değiştirmez" Bir düşünün derim.

    “Only fools and dead men don't change their minds. Fools won't, dead men can't.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Düşüncesini değiştirmeyenler budala ya da ölü olabilirler. Bunu bilemeyiz. Çünkü daha yıl sonuna 6 aydan fazla zaman var. Kim öle kim kala kim budala kim akıllı bunu ancak yıl sonu geldiğinde görebiliriz. Ama şu anda bildiğimiz, gördüğümüz bir şey var: Dolar yükselirken ortadan kaybolanlar dolar düşerken piyasaya çıkıveriyorlar. Onun için bir İngiliz ata sözünü hatırlatmakta yarar var: "Cesur insanlar hep ortadadır ama korkaklar sadece işler lehlerine gelişirken ortaya çıkarlar"

      Sil
  57. Hocam "Vatandaşa sunulan hizmetlerdeki gelişmelere bakıldığında mevcut iktidarın başarılı olduğunu rahatça söylemek mümkün olabiliyor." bölümünde kafama takılan bir konu var kimin gelişmeleri bu ülkenin kendisinin geliştirip halkına sunduğu ne var borçlanarak alınan hizmetleri kendileri yapmış gibi göstererek uzun dönemde bu ülkeye ne katmayı planlıyorlar. Benim görüşüm bu hükümetten sonra Keynesçi bir anlayış gelecek tüm pisliği temizleyecek ve halk tatmin olmayıp tekrar böyle bir hükümete geri dönecek yıllardır dünyada olduğu gibi.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok doğru bir saptama bu. Dünyayı bilemem ama bizde hep böyle oldu.

      Sil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...