15 Kasım 2016 Salı

Bütçe Açığıyla Büyüme Modeline Dönüş

Türkiye, 1980’lerden başlayarak 2000’lere kadar kamu harcamalarının yüksek, vergi gelirlerinin düşük olduğu, bütçe açıklarına ve dolayısıyla kamu borçlanması yoluyla finansmana dayalı bir maliye politikası izledi. Buna gevşek maliye politikası deniyor. 2001 krizi sonrasında Türkiye, maliye politikasını sıkılaştırarak kamu harcamalarını azaltmasa da bütçe gelirlerini artırdı, bu yolla bütçe açıklarını azalttı ve kamu borçlanma gereksinimini düşürdü. Aşağıdaki grafik bu iki dönem arasındaki farkı sergiliyor.

Grafikteki iki büyük gider sıçramasından ilki 2001 krizinin hemen ardından yaşanan sıçrama, ikincisi de 2008’de başlayan küresel krizin Türkiye’ye 2009 ve 2010 yıllarında yansıyan etkisinin sonucunda ortaya çıkmış sıçramadır.

2001 krizinin ardından Türkiye yeni iktidarla birlikte kamu harcamalarını artırıp bütçe açıkları vererek ve bunu borçlanmayla finanse ederek büyüme modelini terk edip özel kesimin dış borçlanmasının ve harcama yapmasının önünü açtı. Böylece kamu kesimi önderliğinde büyüme modelinin yerini özel kesim önderliğinde büyüme modeli aldı. Bu yeni model, bütçe açığının yukarıdaki grafikte gösterildiği gibi düşmesine, buna karşılık cari açığın büyümesine yol açtı.


Şimdi de bu iki dönem süresince büyümenin ne olduğuna bakalım. Aşağıdaki grafik Türkiye’nin 1980 ile 2015 arasındaki büyümesini gösteriyor (beyaz çizgi eğilim çizgisidir.)


Grafik bize gerek bütçe açığı yoluyla gerekse cari açık modeliyle büyümenin farklı sonuç vermediğini gösteriyor. Her iki dönemi de kapsayan eğilim çizgisinin hiç değişmemiş olması da bu tezimizi doğruluyor.

Her iki modelin de limitleri var. Bütçe açığı vererek büyüme modeliyle 1990’ların sonuna doğru gelindiğinde bütçe açıkları yüzde 10’un üzerine çıkmış, enflasyon üç haneye yaklaşmış, reel faizler yüzde 10’u aşmıştı. Özetle söylemek gerekirse model artık sürdürülemez noktaya ulaşmıştı. O aşamada gerekli önlemler alınamadığı için 2001 krizi çıktı. 2003’den başlayarak bu kez devreye sokulan cari açık vererek büyüme modeliyle sistemin büyümesi de 2012’ye kadar geldi. Sonrasında artık cari açık daha fazla büyütülemez yani bu model de sürdürülemez oldu. Bu kez 2001 krizi öncesinden farklı olarak önlem alındı ve cari açık düşürülmeye başlandı. Ne var ki bu önlemlerin sonucunda bu kez büyüme de düştü. Büyümenin, potansiyel büyüme hızının altına düşmesinin iki net sonucu görüldü: (1) Türkiye’nin USD cinsinden GSYH’sı ve kişi başına geliri düştü. Ki bu da iki temel sorun yarattı: (a) Borç yükü artmış görünmeye başladı ve kredi notu tartışmasına yol açtı. (b) Türkiye’nin orta gelir tuzağına düşmesine neden oldu. (2) İşsizlik artmaya başladı.

Bu aşamada Türkiye büyümeye geri dönmek için bir ikilemle karşı karşıya kaldı: (1) Yüzde 9’lardan yüzde 4,5’lara düşmüş olan cari açığın yeniden artmasına yol açmasını göze alarak kredi genişlemesi yoluyla ekonomiyi canlandırmak. (2) Oldukça düşük olan bütçe açığının biraz artmasına izin verecek biçimde kamu harcamalarını artırıp vergileri düşürerek genişletici bir maliye politikası uygulamasına geçmek.

Geldiğimiz noktada, yapılan açıklamalar ve alınmaya başlayan önlemlerden anlaşıldığı üzere hükümet her iki politikayı bir arada denemeye başlamış görünüyor. Bir yandan kredi genişlemesinin yolunu açarak cari açığın,  bir yandan da kamu harcamalarını artırıp vergileri düşürerek bütçe açığının bir miktar yukarı gitmesine izin verileceği anlaşılıyor. Cari açık son dönemde tekrar yukarı yönelmeye başlarken bütçe açığı da giderek büyüyor. Hazine nakit dengesinin Ocak – Ekim döneminde 23 milyar TL’ye yaklaşmış olmasına bakarsak bütçe açığının daha gidecek yolu var gibi görünüyor.

Hem dış dengeyi hem de iç dengenin kamu kesimi dengesini gevşetmek bizi yine ikiz açığa götürecek. Türkiye ikiz açığa alışıktır. Buna karşılık her iki dengenin de yüksek açık vermesine pek alışık değildir. Dolayısıyla ilginç bir dönemin başında bulunuyoruz. Bu modelde açıkları çok dikkatli yönetmek yaşamsal bir önem taşıyor.

Türkiye bütçe açığı ve/veya cari açık vermeden büyüyebildiği zaman anlayın ki yapısal reformların hiç değilse bir bölümü yapılmıştır.     

289 yorum:

  1. Hocam bütçenin manevra alanı var mı sizce gerçekten? Gelir İdaresinin bangır bangır gelin barışalım reklamlarını izliyoruz, vergi barışıyla gelir elde etmeye çalışan bir Maliyemiz var yani. FETÖ ile mücadele edeceğiz derken özel sektör iş yapamaz hale geldi, büyüme rakamları gelecekte iyiye gidecek gibi de gözükmüyor. Bunları toplayınca bütçe normal haliyle zaten sıkışacak gibi gözüküyor, bir de genişleyici politika uygularsa hali nice olur? Çok mu kötümserim yoksa hocam?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Var görünüyor. Gerçi bir seferlik gelirlerle düzeliyor manzara ama.

      Sil
  2. Hocam bütçe açığıyla büyüme dışlama etkisini ortaya çıkarmaz mı?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çıkarır. Geçmişte hep çıkardı. Ama anlaşılan başka çare yok.

      Sil
  3. Hocam cari açık petrol ve ithalattaki düşüşten kaynaklaniyor.ihracatimiz yüksek degil ki.birde eksradan bütçeyi yukari cekecekler ne icin ihracati destekleyecek,yüksek teknoloji destekleyecek, tarımi dsstekleyecek bi durum yok ki.butceyi bizi kalkindaracak sekilde harcamaycaklar.geriye bırakın özel sektörün borcunu sirtlanabilcek bi devlet kendi borcunu bile odeyemeyecek.ortada reform yok ki harcamalari artirmak mantikli olsun.

    YanıtlaSil
  4. Hocam MB bugün yapısal reformlar ve büyüme ile ilgili bir kitapçık yayınladı öncelikle MB nin yapısal reformlara ne derece doğru yaklaştığını düşünüyorsun birde bu kitapçıkta sizin ekonomide analiz kitabınızda bahsettiğiniz kayıt dışılık ile vergi dışılık ayrımını aynı şey gibi gostermis kafam karıştı biraz cevabınız için şimdiden teşekkürler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Metni inceledim. Zayıf bir metin. Beğenmedim.

      Sil
  5. Referandum öncesi bütçe açığı daha da artabilir;hükümet hem 40 katırı hem de 40 satırı kullanmak istiyor..Olan yine bize olacak

    YanıtlaSil
  6. Hocam ekonomi üzerinde hokkabazlıkla ancak bukadar oluyor :) Sizinde söylediğiniz gibi reformların hızlı bir şekilde hayata geçirilmesi gerekiyor ancak ülkenin şu durumunda bu nasıl yapılır tahmini güç

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Al takke ver külah yapıyollar.

      Sil
  7. su sartlarda cari acik buyumez nereden baksaniz tlnin ciddi reel kaybi var daha da olacak gibi durgunlukta cabasi cari acik yukselmez. petrol yukselirse bilmwem tek sansimiz petrolun dusuklugu ve bu kadar deger kaybina ragmen enflasyonda bir ziplamanin olmayisi. Devlet zaten elektronik urunlerde trt vergisi de getirdi bu vergi tuketimi direk dusurdu.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kredi hacminin genişlemesi cari açığın gerilemesini engeller ve biraz da büyütebilir.

      Sil
    2. Buda direk butceye katki saglar.

      Sil
  8. Gecenlerde yapilan aciklama devletin tl cinsinden borclanacagi yonundeydi. Benim konuda ki degerlendirmem soyle. Issizlik fonu bu yonde akrif kullaniliyor. Simdi bes de ocak ayinda baslayinca devletin borclanmasi cok daha kolaylasacak. Yani isciye calisana borclanacak bir anlamda. Buda elini rahatlatacak. Faize tavan uygulamasini baska turlu basaramazlar. Yani yabanci uygun gormezse borc vermek istemez ama emeklilik fonu cantada keklik.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bunlar tehlikeli düzenlemeler. Geçmişte hep denendi. Yeni değil.

      Sil
  9. Hocam geçenlerde Denizli'de ki ekodiyalog programında büyüme tahmininizi epey düşürdünüz ( yanlış hatırlamıyorsam %2-%3 gibi bişe dediniz ) fazla cesurca degilmi? Ayrıca AB ile ilgili tutumunuzu da doğru bulmuyorum 60 yıldır biZimle dalga geçen hristiyan ve yaşlı bi topluluk ayrıca Şangay birliği için adımların atılması lazım ekonomi kalbi Asya da atıcak gibi en azından bana Avrupa birliğinden daha fazla güven veriyo

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Şu anki tahminime göre yüzde 2,5 bekliyorum. İlk 9 ayın sanayi büyüme yüzde 1,9'da kalmış bulunuyor.
      Benim AB ile ilgili bir tutumum yok. Sadece tercihim var. AB ile müzakerelere başlarken havai fişekler patlatıp bayram eğlenceleri düzenlememiş miydik? Ne çabuk fikir değiştiriyoruz.
      Biz AB idealinden koparsak tipik bir ortadoğu ülkesi oluruz. 60 yıldır AB'ye girememiş ve kabahati hep başkasında aramış bir ülke hop deyince Şangay Birliğine girebilir mi sizce? Bu size anlamlı geliyor mu? Bana gelmiyor.

      Sil
    2. Yapisal reformlari, ozellikle egitim alanindaki reformlari bir an once yapmaliyiz. Kendi insani, dini, cografyasi ile barisik olmayan, ezik nesillerle bir ulke hicbir yere gidemez.

      Sil
    3. Hem anlaşma İmzalayacaksın hem de bize karışma diyeceksin. AB den şikayet ediyorsanız müzakerelerden niye çekilmiyorsunuz. Öyle bağırıp çağırmak, şantaj yapmak, mahalle ağzıyla konuşmak cumhurbaşkanına yakışmıyor. Türkiyenin dış politikasını ikiyüzlü buluyorum. Biz bir AB ile bir sözleşme imzaladık.

      Sil
    4. Samimiyetle soruyorum: Gelecek gercekten Asya'da mı? 1997'de Asya'daydım ve bir krizle darmadağın oldular. Singapur, G.Kore ve digerleri cok fazla etkilendi. Batı tüketemezse Asya ne kadar ucuz üretse de nereye satacak? Kendi orta sınıfı yeterli mi?

      Sil
    5. Adsiz 02:40, tuketmek icin yasiyor olmak lazim, nufus dengesi hizli bir sekilde asya ve afrika'ya kaymis durumda, mevcut projeksiyonda bunu gosteriyor. 100 sene once, ya da 200 sene once durum boyle degildi, Avrupa'nin nufusu Asya ile basa basti, gencti. Ayrica artik somurgecilik (colonization) miladini doldurdu. Son demlerini yasiyor. Eger bir savas cikmaz, ya da cikar ve asya devletleri galip olursa, gelecegin asyada olacagindan kuskunuz olmasin. Bati bugun gecmisten gelen servetini tuketiyor, bittigi zaman dengelerin degistigini gorecegiz.

      Sil
  10. Hocam sermaye hareketlerinin serbestliği MB nin para politikası etkinliğini nasıl etkiler?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Daha çok kur rejimindeki serbestliği etkiler.

      Sil
  11. Hocam merhabalar. 1)Bizim hazine ne zamandır dolar cinsinden tahvil ihraç ediyor?
    2)Dolar cinsinden tahvil ihracı doları artırır mı azaltır mı?Galiba iki etkisi var bir türk alırsa dolar talep edeceğinden doları artırır, yabancı alırsa dolar arz edeceğinden doları düşürür. Hangi etki daha baskındır?
    3) Trump sonrası bizde de tahvil satış dalgası başladı. Bu tahvilini satanlar abd faizeri artıracak diye satış yapıyorlar. Peki bunlar satış yapar yapmaz direk abdye mi gidiyorlar yoksa bekliyorlar mı ortalık durulsun diye?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. (1)YP cinsinden tahvil ihracı 1980'lerden beri yapılıyor.
      (2) Etki dediğiniz gibi olur. Yabancıların etkisi daha fazla çünkü onlar bu kağıtlareı daha çok alıyor.
      (3) İkisi de oluyordur. Bir bölümü ABD'ye dönüyor, bir bölümü bekliyordur.

      Sil
    2. Merhaba,

      Birkac soru da ben sorayim:

      1) Hazinenin daha once YP cinsinden ihrac ettigi tahvilin kupon veya anapara odemesini yapmadigi veya yapamadigi oldu mu?(2000-2001 krizinde mesela) Onumuzdeki donemlerde boyle bir olayin yasanmasi muhtemel mi? Yoksa hazine bir sekilde oder mi?

      2) 1050$ satis fiyati ve 6 ayda bir %3.5 kupon odemesi olan, itfasina 12 ay kalmis bir eurobondu alan birinin eline itfa tarihinde 1070$(1000$ nominal +70$ kupon odemesi) gecmesi gerekiyor degil mi? Ayni sekilde satis fiyati 995$ olsaydi, ele gecen para yine 1070$ ama net kazanc 75$ olacakti sanirim.

      3) Eurobond faiz gelirleri 2016 yili icin 30.000 TL' nin altindaysa(baska menkul ve gayrimenkul kiymet geliri olmadigini var sayarsak) gelir beyan edilmez deniliyor. Bu durumda 2016 yilinda 28.000 TL kupon odemesi alan biri hic vergi odemeyecek mi? Iskontolu olarak alinan eurobondlarda nominal deger ile alis fiyati arasindaki fark gelir olarak beyan edilmeli midir?

      Cevaplariniz icin simdiden tesekkur ederim.

      Sil
  12. Hocam merhaba dünya niye korumacı politikaya yöneliyor.hadi abdyi anlıyorum cari açık veriyor ama ab ülkelerinde cari açık o kadar yüksek değil korumacı politikalara geçmelerinin bir anlamı yok. hangi niyetle korumacı politikalara yöneliyorlar?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çin korkusu. Çin bunların pazarlarını ele geçiriyor.

      Sil
    2. AB ulkelerinde cari acik yok boyle bir problem yok. Var olan ulkelerde gsmh orani cari acik bizden azdi. Su an o ulkeler cari dengede ispanya italya fransa yunanistan vs

      Sil
    3. Uluslararası Ticaret Anlaşmaları korumacılığı yasaklamıyor mu?

      Sil
  13. sariyerde muhtar olacak misiniz. muhtarlik secimlerinde sizi aday olarak gormek istiyoruz. hem size daha uygun bagimsizsiniz.....bence deneyin. ne parti ne hizip ne parti ici ilisiler...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim. Ben blogumun muhtarıyım. O bana yetiyor.

      Sil
    2. zaten muhtar olmayın. Muhtarlık maaşı yükseldi herkesi muhtar olma hevesi sardı. Ama işin öbür yüzü sıkıntılı. Mahalleli belediyelerin görev ve yetkilerini bilmez bilse bile yine de "mııhhhtarrr" diye hep muhtarın başına ekşir. Tecrübe ile sabit ;)

      Sil
    3. aman hocam sakın muhtar filan olmayın yoksa külliye'ye gitmek zorunda kalırsınız

      Sil
  14. Hocam ömrünüz boyunca kaç kitap okumuşunuzdur ortalama yuvarlak bir rakam vermeye çalışırsanız. 5 bin varmıdır?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. 5 bin çok. Sanırım 3 binden biraz fazladır.

      Sil
  15. Hocam cari açık rakamları niye eylül ayında kötü geldi deniyor. 1,6 gelmiş bence gayet düşük. Sorun yıllıkta galiba çünkü geçen yıl şu sıralar fazla vermişiz. Ama yine de 1,6 büyük bir rakam değil.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. 12 aylık cari açık yükselmeye başladığı için öyle deniyor.

      Sil
  16. o zaman bedelli askerlik yakındır ?

    YanıtlaSil
  17. Hocam çok özür dilerim anlamadığım bir şey var : ABD faizleri artırırsa USD yükselir çünkü dolar ülkesine döner, bizden gider diye basitçe anlatılıyor. Bizde bankalar mevduata % 11 az pazarlık yaparsan 12 bile veriyorlar. Bu abd de faizler yüzde yarım. 100 de 100 artsa 1 olur. Hadi 2 olsun. Bizde onun 6 katı. Neden para bizden çıksın ki ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet hocam arkadaşın sorusu bana da mantıklı geldi,garip bir durum gibi geliyor? Arkadaşın sorusunu okuyunca şu soru da aklıma geldi:türkiyedeki yab. yatırımcı abd faiz yükseldiği için gittiğinde enflasyonun da yükselmesiyle karşılaşacak yani reel faiz değişmeyecek abdde buna rağmen niye abdye gitsin, teşekkürler.

      Sil
    2. Ekonomiyi cahil politikacı nutuklarından öğrenince işte böyle sorular sorar insan.

      Dünyada, şurada burada faizler yüzde yarım ise, yani oralarda helva dağıtılıyorsa, bunu söyleyenler neden gidip yüzde yarım faizle kredi almıyorlar? Gidip alsalar ya o helvadan biraz.

      Bizim garibanların ağzının suyunu akıtan, o yüzde sıfır ya da yarım faizler, paranın patronlarının kendi aralarında uyguladığı faizdir. O ülkelerdeki batık bankaları kurtarmak için Merkez Bankaları’nın onlara verdiği paranın faizidir. Kredi kullanan vatandaşın ödediği faiz değildir.

      Faiz şu kadar faiz bu kadar diye nutuk atanlar neden söz ettiklerini bilmiyorlar. Faiz diye genel bir şey yoktur. Neyin faizinden söz ettiğinizi bilmelisiniz ve onu söylemelisiniz.

      Örneğin ABD de 10 yıllık tahvilin faizi şimdi %2.2 ve hiçbir riski de yok. Ne olduğu, ne olacağı belirsiz, enflasyonu % 8 -10 olan bir geri ülkenin tahvilini almaktan daha kârlı ve daha güvenlidir o % 2.2 faizli tahvili almak.

      Bizdeki o pek beğendiğiniz %11 faizli mevduat, vergisi kesildikten, enflasyonla da tıraş edildikten sonra size %2 net getiri bırakır mı sanıyorsunuz?

      Sil
    3. Kaya Ersoy, peki alan neden aliyor? Sanki devlet hic tahvil ihrac edemiyormus gibi konusuyorsunuz.

      Ayrica enflasyon cok tartismali bir konudur. Aylik 3000 lira geliri olan icin enflasyon 10% ise, aylik 30000 geliri olan icin atiyorum 5%'dir. Getiriyi oyle salt makroekonomik rakamlara bakarak hesaplayamazsiniz.

      Sil
    4. O bahsettiğiniz TL'ye uygulanan faiz. TL'nin sürekli değer kaybettiği bir ortamda 12% hiç bir şey ifade etmez. Böyle bir ortam insanlar TL değer kaybettiği için dolar alıyor zaten. Yani parayı Dolar'da tuttuğunuzda yıllık 12% faizi 2 haftada TL olarak zaten kazanıyorsunuz.

      Sil
    5. Kaya Ersoy bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmak böyle birşey heralde. Kendi ekonomik fantezilerinizi bir kenara bırakın ve lütfen insanları yanlış yönlendirmeyin.
      Sondan bir önceki paragrafta birşeyler yazmışsınız ama yabancı yatırımcıyı enflasyon hiç etkilemez onların bizim gibi ülkelerden uzak durmak istemesinin nedeni enflasyon değil liranın değer kaybı ve risklerdir.
      Bu yaptığınız ilk hata değil lütfen bir daha düşünerek yazın çünkü bilgiç bilgiç birşeyler yazdığınızı zannediyorsunuz insanları yanlış yönlendiriyorsunuz.

      Sil
    6. Ekonomiyi cahil politikacı nutuklarından öğrenenler gelip burada soru sormazlar.

      Sil
    7. Çok doğru. Cahil politikacıları dinlemeyip kendisi de o politikacılar gibi cahil olanlar da buraya yorum yapamazlar. Bir farkınız yok yani. Al birini vur ötekine.

      Sil
    8. 15:04 ne dediğinizi anlamadım. Ben şunu söylüyorum: bir insan gelip bu blogda soru soruyorsa ekonomiyi Mahfi Eğilmezden yani iktisatçıdan öğrenmek istiyor, politikacılardan değil. Ayrıca öğrenci cahil olabilir, ülkeyi yönetenler olamaz. Benim kim olduğumu bilmeden yorum yapıyorsunuz ki bu cahilliğinde ötesinde mantıksızlık.

      Sil
    9. Soruyu geç gördüm. Yanıtlayayım.
      Bazı durumlarda anaparayı korumak faizden daha önemli hale gelir. ABD'nin raytingi ve CDS primi bizimle kıyaslanmayacak kadar iyi. Biz her geçen gün herkesle tansiyonu artırarak riskleri tırmandırıyoruz. Bu durumda yüksek faiz versek de insanları paralarını geri alıup alamayacakları konusunda kuşkuya düşüyor. Bu durumda yüksek faiz yerine düşük risk ağır basıyor ve paralar çıkmaya başlıyor.

      Sil
    10. adsız 16.37 ben de sormazlar kısmını soramazlar yani sormalılar şeklinde okudum. yanlış anladım bu yüzden özür dilerim.

      Sil
    11. Hocam,burada dayanamayıp arada bir adsız yorum da yazdığınızı iddia ediyorlar, bu doğru mu?

      Sil
    12. Basitçe şöyle izah edebiliriz :

      Geçtiğimiz sene sonunda tam 31 Aralık' ta ülkemize yatırım yapmış olan bir yabancı yatırımcı olduğunuzu düşünün.

      Sene sonu kapanışta 2,9194' ten dolarınızı bozdurup Türk Lirasına çevirdiniz. Şu yazıyı yazdığım an itibarıyla dolar kuru 3,3230' dan işlem görüyor. Kısaca döviz kurundaki oynamadan elde ettiğiniz zarar -%13,8...

      Dolayısıyla ülkemizde bulunduğunuz süre zarfında bu rakamın üzerinde bir kar elde etmemiş iseniz geçmiş olsun. Senenin tamamlanmasına da daha 1,5 ay olduğunu dikkate alın. Türkiye' ye hiç gelmemiş olsanız, hatta kendi ülkenizde paranızı hiçbir şeye koymamış olsanız daha iyi durumda olacaktınız.

      Şimdi de bu olaya bir birey olarak değil de; ülkemize milyar dolarlar düzeyinde yatırım yapmış, kendi ülkesindeki müşterilerine karşı sorumluluğu olan ve gelecek dönemlerde de bu müşterilerin yatırımına ihtiyacı olan bir finans kuruluşu pencerisinden bakın.

      O zaman neden o %2,2' nin daha cazip olduğunu net olarak anlayabilirsiniz. Yani hocamızın da söylediği gibi risk primi yüksek olan ülkelerde bu gibi tablolarla karşı karşıya kalabiliyorsunuz. Akıllı para; herhangi bir bireysel yatırımcının sıklıkla düştüğü şansını deneme, umut etme vb. hataları nadiren yapar. Yaptığı zamanlarda da; üzerinden uzun süreler geçmesine rağmen halen konuşulan global krizler, iflaslar, skandallar vb. durumlar ile karşı karşıya kalınır.

      Dolayısıyla böyle bir ortamda beklemeniz gereken normal kalıp; ilgili ülkeye gelen yeni yatırımların azalması hatta ilgili ülkenin risklerinden kaynaklanabilecek şoklara karşı korunma amacıyla mevcut yatırımların dahi azalmasıdır.

      Sil
    13. 16 Kasım 2016 13:29' da yazan adsız, iltifatlarınız ve bana önerilerde bulunmak zahmetinize teşekkür ederim.

      Sizinle ortak sorunumuz olan yabancı yatırımcıların kârlarına gelince:
      Yabancı yatırımcılar yatırım yapacakları ülkenin öncelikle ekonomik büyümesine, enflasyonuna ve nasıl yönetildiğine bakar. Sandığınızın aksine enflasyona da bakarlar, çünkü normal şartlarda bir ülkenin parası, yabancı paralar karşısında enflasyonu kadar değer kaybeder. Örneğin Türkiye'de enflasyon %8, ABD'de %1 ise, dönem sonunda TL'nin Dolar'a karşı, enflasyonların farkı kadar yani %7 değer kaybetmesi beklenir. Giderken alacakları dolarları da o kur üzerinden alacaklarını bilirler. Ülkenin nasıl yönetildiğine de bakarlar çünkü, Türkiye gibi yönetilen ülkelerde, para birimi gördüğümüz gibi, bir ayda % 10 değer kaybedebilir ve bir yılda almayı umdukları getiri bir ayda uçup gidebilir. Yönetim çok önemlidir çünkü, örneğin yatırım yapılan ülke bir ekonomik krizle karşılaşırsa ya da bir savaşa girerse, umdukları getiriden öte anaparayı yitirme riskleri de vardır.

      Bilmem anlatabildim mi.

      Sil
  18. Hocam böyle olmazki böyle yazı yazmaya devam edersiniz sizde fetöcü diye içeri atarlar Biraz yağ çekin bakınız a habere bakınız millete dolar 3.30 diyorlarki ekmeğimizi dolardanmi alıyoruz böyle bir zihniyetin çoğunluk olduğu bir memleketeyiz yine teşekür ederim sizi seviyorum...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben o konuda yeteneksizim.

      Sil
    2. DOĞRU DEĞİL Mİ ?,,,EKMEĞİMİZİ DOLARLA MI ALIYORUZ..

      Sil
    3. Evet dolarla alıyoruz. O ekmeğin yapıldığı fırının elektriği doğalgazla üretiliyor. Biz de doğalgazı dolarla alıyoruz.

      Sil
  19. Hocam milli tarım politikasını samimi buluyor musunuz ? Avrupa standardında (yüzde 3) tarıma kaynak ayırmamamızdan söz ediliyor. Katma değeri yüksek tarım ürünü üretmek orta vadede lokomotifimiz olabilir mi ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Samimi bulmamak için bir neden yok. Ama uyguylamayı görmemiz lazım tabii.

      Sil
  20. Hocam merhaba ben osmanlı tarihini en baştan okumaya başladım da acaba bildiğiniz hangi padişah döneminde hangi topraklar alınmış sınırlar ne böyle bir harityı içeren bildiğinmiz bir link var mı?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kerem Çalışkan'ın Herkes İçin Osmanlı kitabını alıp okuyun.

      Sil
  21. Mali genişleme bu ortamda yatırımları artırmayacak. Yargıya güven kayboldu. İkiz açıkla bir süre daha idare ederiz ama kriz kaçınılmaz.

    YanıtlaSil
  22. Bu dönemin sonuna geldiğimizde yapısal reform yapmaya mecbur kalacağız.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Umarım onları yapacak halimiz kalır.

      Sil
    2. Hocam çok umutsuz konuşuyorsunuz bizlerin umudunu kırıyorsunuz genciz biz yapmayın böyle lütfen.

      Sil
  23. Hocam devlet vergilerle garanti gelir elde ettiği için özel kesime göre daha mı kolay borçlanır? Devletin borçlanma faizleri daha mı düşük?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet. Bütün dünyada böyledir. Çünkü borcunu ödememe riski en düşük kurum devlettir. En kötü ihtimal basar parayı ya da artırır vergileri borcunu öder.

      Sil
  24. Merhaba Hocam, direktifleriniz doğrultusunda bir blog açtık arkadaşımla ekonomiyle alakalı yazmaya başladık ama biraz sizden besleniyoruz bu ne kadar doğru ? Siz ilk yazdığınızda bu durumla karşı karşıya kaldınız mı ? Birinin etkisinde kaldınız mı ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben kalmadım ama benim deneyimim çoktu. Yani ben sizin kadar genç yaşta başlamadım blog işine. O nedenle sizin böyle başlamanız normaldir. Japonlar 50 yıl önce Amerikan arabalarını taklitle başladılar işe. Şimdi Amerika Japon arabasından geçilmiyor. Zaman içinde kendi benliğinizi bulursunuz. Devam.

      Sil
  25. Neden 3 milyon memur besliyoruz sayın üstad,parazit içeren organizma nasıl büyür

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. 80 milyon nüfusta 3 milyon memur çok değil.

      Sil
    2. Memuru parazit olarak gören biri mutlaka KPSS ye en az bir kez girmiştir. Garip ülke vesselam.

      Sil
    3. Çok değil ama nitelikli memur çok az sayın hocam .günde 10 dakika dahi hizmet vermeyen memur o kadar fazlaki.Yapılsal reform diyoruz.işte bu tip şeyler içinde çok gerekli kanımca

      Sil
    4. Bir toplumun niteliği neyse o toplumun memurunun da niteliği odur.

      Sil
    5. süper dediniz, bunu genele yaymak lazım,

      Sil
    6. Sn.Güven Sak'ın bir lafı var;Bir ülkenin postanesi nasılsa hastaneside öyledir...

      Sil
  26. Hocam faizi sebep olarak görüp enflasyonu sonuç olarak görme gibi bir yanlışı standart bir iktisat mezunu bile görebiliyorken hükümetin ve MB'nin o kadar deneyimli ekonomistlerinin bu konudaki ısrarını neye bağlıyosunuz üstelik 2009 a kadar tam tersini uygulamış ve kısmen başarılı olmuşken neden böyle bir politikada ısrar ediyorlar .2.si enflasyon faiz ve işşizliği aynı anda düşürülmesinin mümkün olmadığı bu ortamda hükümetin istihdamdan vazgeçtiğini ve 2017 de işsizliğin daha da artıcağını söyleyebilir miyiz ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İslama bağlıyorum. Faiz haram görüşünden dolayı. Oysa haram olan tefeci faizidir. Enflasyonun % 10 olduğu bir yerde % 12 faizle % 12 kâr elde edilmesi arasında ne fark var? Yok.
      Mümkündür, artacak gibi görünüyor zaten.

      Sil
    2. Faiz haramdır.Ama kişiye haramsa devletede haramdır.Merkez bankası bankalara sağladığı pardan faiz almasın.tüm kamu kurumlarının mevduatlarını faiz olarak değerlendirmesi için kamu haznedarlığı tebliği yayınlanıyor.Faiz haramdır diyerek populizm yapan iktidar kamuda alasını yapıyor.

      Sil
    3. zaten onun için diyorumki, biz münafık bir toplumuz. . kendimize müslüman diyoruz, ama kanunlarımızın hepsi ecnebi. .vergi vb boçlarını biraz geciktirirsen, devlet bizden faiz alıyor, ama yöneticilerimiz faize karşılarmış..

      Sil
    4. Düşük faiz daha çok kredi demek. Yani faizi indirince daha çok insan harama bulaşıyor. Faize karşıysanız faizin yasaklanmasını savunur ve borçla yapılan icraatları alkışlamazsınız. Yöneticilerimiz faizci

      Sil
  27. Ben hukumetin yerinde olsam nasil olsa sizin belirttiginiz tarzda evrensel nitelikte yapisal reformalri yapamacagima gore ekonomide bazi kararlar alirdim.

    1- Hurda yasasi indirimi cikartim.
    2- Gidada KDVyi indiridim
    3- Yurt disina cikis harcina zam yapardim oradangelecek parayi ogrenci kredilerinde iyilestirme yapardim
    4- en dusuk gelirdeki vergi dilimini %15den 12ye cekerdim.
    5- trafik cezalarini ehliyet vs gibi bazi harclari enflasyonun %10 ustunde arttirirdim
    6- ekstra 50 lira tutarinda emlak vergisi alirdim. Buradan gelecek paranin bir ksimini dusuk emekli maasi alanlara seyyahen zam yapardim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bunlar durumu biraz ama sorunu çözmez. Keşke sorunun çözümü bu kadar kolay olsa.

      Sil
    2. en azindan bu yukarida gecici cozumler ekonomide bir nefes almayi saglar. cari acik ve butce acigini arttirmasdan.

      Sil
    3. Sorunları çözmek için yapısal düzenlemeler yapmadan sadece günü kurtarmaya yönelik çözümler hiç bir işe yaramaz. Vergileri arttırmak ise orta ve uzun vadede Türkiyenin küçülmesine neden olur.

      Sil
  28. 1)hocam kredi genişlemesi cari açığı düşürür dediniz ben anlamadım biraz açar mısınız?
    2)bütçe açığının artması enflasyonu yukarı yonlu zorlarmaz mı? cari açığın da düzelme eğiliminde olmadığını varsayarsak merkez bankasının faiz artışlarına gitmesi sonucuna varabilir miyiz?
    3)mehmet şimşek merkez bankası ppk toplantı sayısının yılda 8 e düşürmeyi düşünüyoruz dedi. neden böyle bir şeye gerek duyuyorlar? konuyla alakasız ama görme ihtimaliniz yuksek oldugu için buraya yazdım.
    teşekkürler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. (1) Düşürür demişsem dil sürçmesiyle yanlış söylemişim demektir. Artırır olacaktı.
      (2) Bütçe açığının artması enflasyonu da artırır. Sonuçta MB faizi artırmak zorunda kalabilir.
      (3) Her toplantı beklenti yaratıyor belki onu biraz düşürmek için bu yola gidiyorlar.

      Sil
  29. Hocam faizin sebeb enflasyonun sonuç olamayacağını standart bir iktisat mezunu bilebiliyorken hükümetin ve MB'nin deneyimli ekonomistlerinin böyle bir politikayı ısrarla sürdürmesini (üstelik 2009 a kadar tam tersini uygulamış ve başarılı olmuşken) neye bağlıyosunuz . 2.si enflasyon faiz ve işsizliğin hepsinin aynı anda düşürülemeyeceği bu ortamda hükümetin enflasyonu düşürme çabasından dolayı istihdamdan vazgeçtiği ve 2017de işsizliğin daha da artıcağını söyleyebilir miyiz ?

    YanıtlaSil
  30. Denenmek istenen büyüme modelinin çok riskli olduğunu ve sürdürülebilirliğinin de olmadığını düşünüyorum. Zira tasarruf açığının hadsafhada olduğu, kredi/mevduat oranlarının %130'lara dayandığı, dış finansman imkanlarının da azaldığı ve daha da azalacağı bir ortamda ( iç+dış jeopolitik riskleri saymıyorum bile)
    Ülkenin en sağlam tarafı olarak gösterilen mali disiplini gevşetmek ve aynı zamanda cari açığını arttırarak dış kırılganlığına dış kırılganlık eklemek suretiyle nasıl bir büyüme ortaya çıkartılmak isteniyor anlamakta zorlanıyorum. Büyük bir sıkışmışlık var. Hem iç kaynaklar tükenmiş vaziyette hem de dışarıdan sağlanabilecek kaynakların limitine dayanılmış durumda. Bahsettiğiniz model sıkışmışlığı daha da içinden çıkılmaz bir hale sokabilir.

    YanıtlaSil
  31. hocam yazılarınız da ve makalelerinizde baş vuru kaynağınız:

    - tdk güncel sözlük online mı?
    -yoksa Ömer asım aksoyun ana yazım klavuzu kitabını mı kullanırsınız?

    http://www.dr.com.tr/Kitap/Ana-Yazim-Kilavuzu/Omer-Asim-Aksoy/Egitim-Basvuru/Sozluk/urunno=0000000216459

    YanıtlaSil
  32. Hocam sabit kur rejimine geçilemez mi? Mesela 1 Doları 2 TL ya da 2.5 TL'ye sabitlesek her şey daha iyi olmaz mı?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. MB, bugün dalgalı kuru bile savunamaz durumdayken sabit kuru nasıl savunacak? Ertesi gün döviz karaborsası başlar.

      Sil
    2. anlamadım hocam

      Sil
    3. Yapacak birşey yok.

      Sil
  33. hocam ben islam ekonomisi okuyorum FAİZ konusunda aristo eflatun dönemlerinden beri etik bir kazanç yolu olmadığı kanısı hakim..... islamda da faiz haram kılınmıştır ve dolayısıyla faizsiz bir ekonomi modelinin var olması gerekiyor... sizce faizsiz bir ekonomi olabilir mi? alternatifi var mı?
    Aslında faiz modern ekonominin kaçınılmaz bir para politikası aracı, yani merkez bankalarının vazgeçilmez aracı olması da bu açıdan piyasadaki para miktarının kontrolünü zorlaştırabilir. piyasadaki bu paranın kontrolü farklı bir şekilde sağlanabilir mi? aydınlatırsanız sevinirim şimdiden teşekkürler..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Birinci mesele şudur. İslam ekonomisi diye bir dal olmaz. İslam ekonomisi olursa hristiyan ekonomisi, yahudi ekonomisi, ateist ekonomi gibi dallar da olur ki bunun hiç bir mantığı yoktur. Olsa olsa faizin yerine başka bir model koyan İslam finansman modeli olabilir.
      İkinci mesele şudur. Aristo, Eflatun zamanında hatta bir kaç yüzyıl öncesine kadar faiz, tefeci faiziydi. Yani mesela para sahipleri 10 bin lira borç alana bir kaç ay süre verir, süre sonunda 12 bin lira getirmesini isterdi. Bu faiz etik değildir. Haram ise bu faiz haramdır. Ama günümüzde bankacılık sistemi gelişti, Merkez Bankaları, bankaların uyguladığı faizi etkiler hale geldi. Ve bankalar enflasyonun bir iki puan üzerinde faiz verir oldular. Bu faizin etik dışılıkla hiçbir ilgisi yoktur. Eğer bu faiz haram ise enflasyonun çok üzerinde elde edilen kâr da haramdır.

      Sil
    2. Keşke birkaç ay sonra dediğiniz kadar artışla istedeler. Daha da ötesi, belirlenen vade dolduğunda borç ödenmezse otomatikman 2-3 katına çıkardı. Yani 1 yıl için aldığınız borcu vade sonunda ödeyemeyeceğinizi beyan ederseniz ek süre falan olmadan 1 gün bile geç kalsa borcunuz katlanırdı. Hıristiyanblık ve İslam'ın çıktığı dönemler aynı zamanda kültürel ve ekonomik krizlerin dorukta olduğu dönemlerdir ki kısa dönemde bu derece büyük bir toplumsal destek bulabilmişlerdir. Çünkü her iki dönemde de depresyon ve tefecilik nedeniyle toplum ayrışmıştı ve ortada borcu büyük bir kitle ile bunu yöneten zengin bir zümre mevcuttu. Bu nedenle kitlelere "faiz haramdır" mesajı ciddi bir toplumsal destek sağlamıştır. Sadece zenginler değil, orta gelirli tüccarlar yani kredi usulü iş yapanlar da buna destek vermişlerdir. Ortalık güllük gülistanlık iken genel din ilgi çeker mi? Bunlar toplumsal ve kültürel olduğu kadar birer ekonomik devrimdi de.

      Sil
    3. Abdurrahman Alakustekin, faizsiz bir ekonomi olur olmasina da bunun icin ekonomideki baska degiskenlerin de degismesi gerekir. Mesela bugun dolasimdaki para (legal tender) karsiliksiz basiliyor, aslinda bir karsilik var, karsilik olarak 'faiz' veriliyor. Paranin karsiligi gene para. Abuk sabuk bir durum yani. Bu da iyiymis gibi anlatiliyor (monetization) ancak belki de ederi satin aldiginizin 10-20 misli olan seyi, sirf dunyanin bir yerinde birileri ucuza calismak zorunda diye siz de ucuza aliyorsunuz. Halbu ki mal ayni mal. Emek, hayat ayni hayat, bir yerdeki degeri (bati ulkelerindeki) bir yerdekinden (afrika, asya) daha az oluyor.

      Faizsiz bir dunyanin olmayacagini soylemek, alkolsuz, uyusturucusuz bir dunyanin olmayacagini soylemek ile aynidir. Ikisi de bal gibi olur ama birilerinin isine gelmez.

      Sil
    4. Faizsiz ekonomide faizin yerinde ne olur bana anlatabilir misiniz? Kar payı mı olur? Yoksa faiz olmasın derken parayı da kaldırıp trampa ekonomisine mi döneceğiz? % 10 enflasyon olan bir yerde % 12 faiz olmasıyla % 20 kâr edilmesi arasında ne fark var? Birisi parasını bankaya koyuyor, öteki o parayı bankadan borç alıp iş kuruyor. İlki faiz alıyor ikinci kâr ediyor. Sonra ikinci de parasını bankaya koyuyor bir başkası da onu ödünç alıp iş kuruyor ve kâr ediyor. Hangisi haram?
      Haram olan tefeci faizidir.

      Sil
    5. Pavyona dusmus kadinin namusunu kurtarmaya mi calisalim? Haram helal meselesi degil mesele, faizin, haksiz kazancin, emek harcamadan, uretmeden kazancin, hangi turlusu olursa olsun ekonomiye zarar vermesidir mesele. Dinde yasak diye bu gercegi yok mu sayalim?

      Enflasyon arti 1-2 puan normal diyorsunuz, niye 1-2 puan? Bilimsel izahi nedir? Hadi bilimsel sayalim, Taylor kurali desek, bugun Fed bilimden anlamiyor mu? Ayrica bu tartisilamaz bir konu mu? Enflasyon neye gore olculen enflasyon, ABD'de bir suru enflasyon olcumu var mesela (CPI-U, CPI-W, PPI, ECI ..) hangisini baz alacagiz? Madem bankalar tefeci oraninda faiz vermiyor, nasil oluyor da bu kadar cok kar edebiliyorlar.

      Ekonomi faizsiz olur mu? Olur. Ama baska degiskenleri de degistirmeniz lazim, oncelikle karsiliksiz paradan vazgecmeniz lazim. Mevcut her sey sabitken, hop faiz yok, denebilir mi? Bugun artik faiz almamak bile faiz anlamina geliyor baska yorumlarda bunu izah etmistim, yani 0% politika faizi, bu sefer borc alanlara haksiz kazanc olusturuyor, boyle bir ortamda insanlar surekli borclanirlar. Adi faiz degil, adi enflasyon olur bu sefer ama gene haksiz kazanc olur.

      Su faizin faydasini anlasak ona gore tartisiriz ama surekli dini sebep, dini sebep diyorsunuz, uretimin faktorlerinin geri donusumu diyorsunuz, bunun sadece Turkish Economy'de gecerli oldugunu soyledim. Turkce kaynaklara o yuzden guven olmuyor.

      Aksini iddia ediyorsaniz, isterseniz deneme yapalim, Wikipedia sayfasi burada, https://en.wikipedia.org/wiki/Returns_(economics) . Capital'in geri donusu Interest yazin, bakalim kac dakida geriye ceviriliyor. Bu sayfayi uc bes cahil, dini takintisi olan insan degil, tum dunyada ekonomistler okuyor, birinin bile aklina duzeltmek gelmemis midir acaba?

      Sil
  34. Hocam globaldeki türbülans geçene kadar kısa vade için sabit kur rejimine geçmek bizim için iyi olabilir mi?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Olmaz. Sabit kuru koruyamazsınız. Çünkü dövizi siz basmıyorsunuz.

      Sil
  35. türkiye, tarihinin en uç olaylarını son 15 yılda yaşadı. en büyük terör saldırıları ya da muhteşem gezi direnişi gibi. sezgilerim cumhuriyet tarihinin en büyük ekonomik krizinin gelmekte olduğunu, hatta geldiğini söylüyor. evde zor tutulan %50 lik güruh açlıkla terbiye edildiğinde bakalım ne olacak? gereksiz para harcamayın ve kemerlerinizi bağlayın. serbest düşüşe geçiyoruz.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Dolarla paraşütünü açtık.

      Sil
  36. Bir süre sonra yönetilemediği görülmüş ve zarar verdiği tespit edilmiş iki uygulama aynı anda tekrar uygulanmaya çalışılırsa bu intihar olmaz mı?

    YanıtlaSil
  37. Hocam 2001 yili baz yil kabul edilerek reel döviz kuru 4,5-4,6 tl düzeyinde iken kur artışı neden böyle infial e yol açıyor? Sonuçta reel kurlara yakinsamasi bir iktisat kuralı ve beklenen bir şey degil mi? Kimse bilmiyor mu reel döviz kuru kac? Ve gerçeğinden ne derece sapmış?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Dolarla borçlanıp ya da dolarla girdi satın alıp üretim yapıyorsanız bu dalgalanma sizi batırır.

      Sil
    2. Adsız16 Kasım 2016 09:04

      Dogru reel kur 4.5 duzeyinde. Fakat su anki sartlar 2001den farkli 2001de dunyada kriz yoktu. Ayrica 2001 sonunda Dunyada para musluklari acilmaya baslanmisti. Dahasi Ozel sektor devlet ve bireyler bu kadar doviz yukumlusu degildi.

      Bir baska biseyden de bahsetmeliyim. 2001de sehirlerde olan sikinti kirsal tarimsal uretimin oldugu yerlerde turizm yerlerinde orn antalya vs gibi yerlerde kriz yoktu bunu ben soylemiyorum rakamlar ve yasayanlar soyluyor. Kriz daha cok buyuk sehirleri onlarla ticaret uretim yapan yan sehirleri etkilemisti. Bir baska konu buyuksehirlerde yasayanlar koyde yasayan akrabalarindan ailelerinden gida yardimi ve parasal yardim aldi. Bu sosyal dayanismaydi. Su an boyle bir durum yok. Bana sorarsaniz 2001de krize girmeyen tarim sektoru ve turizm sektoru krize coktan girmis durumda.

      Sil
    3. Biz hala aşağı düşüyoruz. Doğru sonuca ulaşmak için, en dip nokta ile bu krizin en dip noktasını karşılaştırmak gerekli. Siyasi iradedede ekonomik durumu düzeltmek için herhangi bir niyet bile olmadığını göz önüne alırsak, dibe daha çok yolumuz olduğunu fark edebiliriz.

      Sil
  38. sayın hocam cari açıgın düşmesinde petrolün 100 dolarlardan 26 dolarlara ,şu andada 50 dolar civarlarına düşmesi etkili olmuştu.şuan ise tam aksi oluyor.dolarda artıyor,petrolde ufak ufak artıyor,bizim faizler artıyor,fed artırma sinyalleri veri veriyor,AB yle papaz olmuş durumdayız.2017 yılında enflasyon ve işsizlik artar,bütçe dengelerimiz bozulur şirketlerimiz zor durumda kalır hatta batabilirmi.yoksa yüksek kur bizim için avantaj olurmu,yada kiriz bizi teget geçermi.yada sayın hocam 2001 kirizi gibi bir kiriz yaşama ihtimalimiz varmı.selamlar,iyi günler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben 2017'nin çok sıkıntılı olacağını tahmin ediyorum. Bu kadarını söyleyeyim.

      Sil
    2. eyvahlar olsun

      Sil
    3. Bankacılık krizi henüz ufukta görünmüyor yani 2001 gibi olmaz ama..?

      Sil
  39. Kredi genislemesi cari acigi neden artirir hocam?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bizim üretimimizin önemli bir bölümü ithal girdilere dayanıyor. Kredi genişlemesi tüketim talebini artırır. O da ithal mal talebini artırır. Sonuçta cari açık büyür. Bu tür akıl yürütmeleri yapabilmek için Ekonomide Analiz kitabından yararlanabilirsiniz.

      Sil
  40. IMF den borçalsak büyümeye pozitif etki sağlar mı hocam?

    YanıtlaSil
  41. Hocam,4 tl civarı dolar kuru ihracaatımızı patlatmaz mı ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bizim ithalatımız Dolar ağırlıklı, ihracatımız Euro ağırlıklı. Dolar 4 TL olursa ihracat olduğu yerde patlar.

      Sil
    2. İhracatçı için makul seviye 3.20-3.30 arasıdır o yüzden endişelenecek bir durum yok zaten.

      Sil
    3. O dediğiniz Euro için Dolar için değil.

      Sil
  42. sayın hocam, sabah gazetesi yazarlarından meryem gayberi hanımefendi dolar 3.30 olmuş.olsun,bize ne elalemin parasından,amerika düşünşün demiş. siz ne dersiniz

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bunu el aleme borçlanmadan önce söyleyeceklerdi.

      Sil
  43. Hocam biz sonuçları konuştuğumuz için bir paradoks yaşıyoruz. Eğer yeni,bilime bilgiye dayalı teknolojik ürün üretmezseniz GSMH nızda büyümez, Büyüme olmayınca da cari ve bütçe açığı devam eder, enflasyon,faizler ve kurlarda kalıcı düşüş olmaz, işsizlik hep sorun olur. Temel sorun büyüme ve bunun yapısı. uzun vadeli devlet politikası lazım ve en başta eğitimde. gerekirse yurtdışından eğitimciler getirerek her türlü imkan sağlanarak düşünen üreten sorgulayan nesiller yetiştrmek ZORUNDAYIZ. aksi halde bu topraklardan olmayan birileri bizi istediği gibi yönetecek. (aslında mevcut durum böyle)

    YanıtlaSil
  44. Merhaba;
    Bahsedilen bütçe açığı 23 milyar $ ve cari açık 2016 Eylül ayı sonu itibariyle 1.684 milyar $
    Anlayamadığım; açıkların karşılanamaz kabul edildiği eşik değer nedir? İflas, taahhüt yerine getirememe ya da ödeneklerin yetersiz kalması gibi durumlar iş bu değerlerin hangi noktaya gelmesiyle gerçekleşmeye başlar?
    Saygılar

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bütçe açığı TL.
      Burada bütün mesele borç verenlerin, finanse edenlerin bu durumu taşınamaz olarak algılama aşaması.

      Sil
  45. Altyapı yatırımları tamamlanmadan bu dedikleriniz zaten olmaz,köhnemiş altyapının yenilenmesi ve gelişimi 20 yılı bulur,başkanlık sistemiyle bu hızlanacakır.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hangi parayla? Dış borç 422 milyar dolar, iç borç 463 milyar TL.

      Sil
    2. Borç yigidin kamçısıdır.

      Sil
    3. yiğidin çalıştığı bir işi varsa doğru,işi yoksa kabusu ve impotenz nedenidir.

      Sil
  46. Hocam hükümetin ekonomik konularda gerçeği yansıtmayan açıklamalar yapmasının mantığı ne bir türlü anlayamıyorum.Eninde sonunda realite ile yüzleşmeyecekler mi? Sizce durumu başkanlığa kadar idare etmek mi istiyorlar?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Algı yönetimi biz güçlüyüz mesajı vermek istiyor hükümet ki halk saygı duysun oy versin.

      Sil
  47. Hocam özellikle yabancı kaynaklarda Trump'ın Amerika da yeni bir QE dalgası başlatacağı söyleniyor, diğer taraftan da FED in 2017 yılında faiz arttırımlarına devam edeceği. Bu ikisi çelişkili değil mi ? Hem quantative easing hem faiz arttırımı mümkün olabilir mi ? Bunun bizim gibi gelişmekte olan piyasalara etkisi ne olur ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Böyle birşeyin olması mümkün değil zaten ekonomi canlanma eğiliminde, maliye politikası da buna destek olacak bir de tekrar QE'ye başlarlarsa enflasyonla 3-4 seneye hiç baş edemezler. Bir de QE ile faizler kendiliğinden de düşer hiç kimse yüksek faizden varlık almak istemez. Ayrıca Trump ekonomik milliyetçi QE yaparlarsa paranın dışarıya gideceğini bilir bu yüzden yine istemez.

      Sil
    2. Teşekkür ederim hocam.

      Sil
    3. Rica ederim ama ben hoca değilim :)

      Sil
  48. Hocam, 2001 krizi sanırım bir yıl civarı sürdü. Peki şuandaki durum, 2001 ile kıyaslayacak olursak ne durumdayız?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. 2001 krizi ayni yilin kasim ayi itibariyle bitmisti kendisini tum ekonomik krizlerde oldugu gibi siaysi krize ve guvensizlige birakmisti. Krizlri sektorler bazinda ele alirsak kriz turizm sektorunde cok etksi olmadi. Turizmle ugrasan kentler o yili buyume ile kapatti. Kriz surecinde dunyada ekonomi kotu degildi 11 eyluden itibaren para musluklari acilmisti bundan ilk yararlanan ulke turkiye olmustu. 2001in ekiminden itibaren piyasa faizleri dusmeye baslamisti.Tarim sektoru ihracata yoneldigi yildir 2001 ayrica bugunle kiyaslanmayacak bir istihdam emme gucu vardi tarim sektorunun bu vesile ile 2001de issizlik sicramasi olmadi.Reel sektor kendi yagiyla kavruldugundan bu kadar borclu degildi. Reel sektorde ilk baslarda cok etkisi oldu krizin ancak ozellikle tekstil sektoru 2001 yazindan itibaren ihracatta sicrama yaratti. Avrupada isler tikirindaydi. 2001de en cok zarar gorenler bankacilar hizmet sektoru ozellikle medya sektoru esnaf ticaret erbabiyla insaat sektoru oldu. Ancak ekonomi bugunle kiyasla ogunlerde bu kadar insaata dayali olmadigini da belirtmek isterim.
      insaatta isini kaybedenlerde koylerine dondu tarimda calisti donmeyenler tekstilde is tuttu. bugun boyle bir durum yok. koy tarim mi kaldi allah askina.

      Su an ki durumla her sey cok farkli

      Hocam sizin yorumunuz nedir

      Sil
    2. Kıyaslayamazsın daha bankacılık krizi çıkmadı.

      Sil
    3. 2001 şile durum farklı. O zaman bankaların açık pozisyonu vardı (20 milyar dolar dolayında.) Şimdi reel kesimin açık pozisyonu var (210 milyar dolar dolayında.)

      Sil
    4. bana göre 2001 krizini bile mumla arayabiliriz. o dönemde ekonomide bugünkü gibi dar tabanlı büyüme yaşanmıyordu. yani bir sektöre aşırı sermaye yığılımı yapılıp diğer sektörlere çok daha az sermaye mobilizasyonu yoktu. o dönemde hane halkları bugünden tam 16 kat daha düşük borçlu pozisyonundaydı. borç stokumuz çok daha düşüktü özellikle de reel ekonomik tabanımız. oysa bugün çok daha borçlu finansman gereksinim düzeyimiz kat be kat fazla. üstelik o dönem küresel çapta bir parasal genleşme sürecine doğru gidiliyordu zira abd de durgunluk baş göstermeye başlamıştı.tarım ve sanayimiz bugünkü kadar zayıf değildi. değer kaybeden tl ile ihracatımızı artırdık ve önce dış talep sonra da sıcak para akımlarının giderek yoğunlaşmasıyla iç talep hızla arttı ve tabi hane halkları da borçlu olmadığından iç pazar hızla canlandı. bugün bunların adeta tersini yaşamaktayız. sabit kur olsun ister dalgalı kur olsun sonuçta yapılan yanlışlar birikir ve kriz olarak geri döner. hatta şimdi dalgalı olarak gelmesi muhtemel krizle karşı karşıyayız. ve bu kriz uzun sürebilir derim. zira: a.b ekonomisi durgunlaşıyor ve Ortadoğu pazarlarını da önemli oranda kaybettik ve rusya da yavaşladı. hem içsel hem de dışsal iktisadi konjonktürün negatifleştiği bir döneme giriyoruz ve bu maalesef başlangıç ve ortasına bile daha gelmedik henüz.

      Sil
  49. Merkez bankasi faiz toplantisi ne zaman bu ay icinde mi
    Merkez bankasi faiz arttirimina gider mi
    Gittigini dusunursek Dovizde gevseme olur mu

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Faiz artırımı olursa dövizde gevşeme olur kesinlikle. Gider mi bence gitmez ama artıracaklarını da hiç sanmıyorum.

      Sil
    2. Seneye lira iyice ucuzladığında yatırım girişi olacaktır o zaman gevşeme olur.

      Sil
    3. MB'ndan faiz indirimi bekleniyor. En azından hükümetten gelen sinyaller bu yönde.

      Sil
  50. Hocam marshalgil talep fonksiyonu ve hiksgil talep fonksiyonunun farkı nedir?

    YanıtlaSil
  51. Merhaba hocam öncelikle yeni yazınız için teşekkürler. Konu dışı olacak ama tahvillerle ilgili merak ettiğim bazı hususlar var ; faizlerin artması durumunda tahvil fiyatları düşeceğinden dolayı yatırımcıların zarar etmesi beklenir .
    Bu durum değişken faizli tahviller için mi geçerlidir?
    Faiz değişiminde sabit faizli tahvillerin getirisi aynı şekilde mi kalır yani vade sonunda nominal değerin alınması mı beklenir?
    Her tahvil vadesi gelmeden piyasada trade edilebilir mi?
    Bu sorularımı cevaplayabilirseniz sevinirim ayrıca varsa bu konuda önerebileceğiniz bir kaynak faydalanmak isterim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Eğer yatırımcı tahvilini vade sonuna kadar tutmayı düşünüyorsa zarar etmez sadece başkaları yüksek faiz alırken kendisi eski faiz oranından aldığı için üzülür.Eğer satmayı düşünürse zarar eder çünkü hiçkimse yüksek faiz dururken onun tahvilini almak istemez bu yüzden düşük fiyattan satmak durumunda kalır.
      Hocam daha iyi bilir ama değişken faizde bir zarar olmaz bence çünkü piyasadaki faizler artınca faiz değişken olduğundan kendi tahvilinin faizine de yansır. Yani sabit faizli tahviller için geçerlidir bu durum.
      Her tahvil vadesi gelmeden trade edilebilir tahvili de mal gibi düşünün.
      Bu konuda en iyi kaynak Mishkin'in Para,Bankacılık ve Finansal Pİyasalar kitabıdır.

      Sil
    2. Bu durum sabit faizli tahviller için geçerlidir. 100 TL değerinde % 10 faizli bir yıl vadeli tahvil aldığınızı düşünelim. Bunu yılsonuna kadar tutup yılsonunda nakde çevirseniz 110 TL'niz olacaktı. Acil bir ihtiyaç nedeniyle 2 ay sonra bu tahvili 99 TL'ye satarsanız alan kişi yıl sonunda 110 TL alacak demektir. Bu durumda kazancı 110 - 99 = 11 TL olur. Yani faizi % 11,11 olur.
      Her tahvil ikinci el piyasada satışa çıkarılabilir.
      Bu konularda kaynak var mı ben bilmiyorum.

      Sil
    3. Hocam ve Sn. Adsız değerli cevaplarınız için teşekkürler..

      Sil
  52. Hocam, bütçe açığına dayalı büyüme modeli biraz da '' her arz kendi talebini yaratır'' fikriyatını yani arz yanlı iktisat politikasının benimsendiğini mi gösteriyor?. hocam ayrıca bütçe açığına dayalı büyüme beraberinde genişleyici maliye politikasına geçmeyi ve bu durum da neticede er - geç parasal genleşmeleri de getirmez mi?. ki bu durumda kurların kontrol altında tutulması çok zorlaşmaz mı?. düşünceniz nedir hocam?. saygılar....

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Tam öyle değil. Bütçe açığı demek kamu harcamalarının artması ya da vergilerin düşürülmesi demektir. Bu şekilde birilerine para aktarılır, onlar o geliri harcar ve ekonomiye canlılık gelir.
      Faiz yoluyla kur kontrol edilebilir.

      Sil
    2. o zaman vergi barışının, piyasayı kurutma etkisini bilmiyorlar.

      Sil
  53. Hocam yılsonu 3.30 olan $ tahmininizi revize edecek misiniz?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bir anlamı kalmadı ki. Böylesine kaotik bir ortamda kur tahmini yapmak anlamlı görünmüyor bana.

      Sil
  54. Bütçe açığı modeline dönüş ama eskiden bütçe açığı modeli varken cari açık yoktu yada çok azdı, şimdi hem cari açık hem de bütçe açığı modeli var.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Eskiden cari açık da vardı çünkü bütçe açığı da cari açığın içindedir yani bütçe açığı cari açığı büyütüyordu. Sadece özel sektör açığı düşüktü. Bütçe açığı şu dönemde belli bir seviyeyi aşmaması kaydıyla iyi birşey bence.

      Sil
  55. Merhaba hocam, çizdiğiniz tablodan benim anladığım hükümet değirmende su dövüyor, günü kurtarmaya çalışıyor. Eğitim sisteminde kalıcı ve radikal reformlar gelmeden, bunun sonucunda orta vadede her alanda sağlam üretim yapmadan bu ülkenin ekonomisinde kalıcı bir rahatlama beklemek hayalcilikten başka bir şey değil. Girdabın içindeyiz ve bu politikalarla girdaptan çıkmamız için bir umut da gözükmüyor. 2017 yılı çok kişinin işsiz kalmasına ve çok patronun iflasına yol açacak diye öngörüyorum. Dibi gördükten sonra belki akıllanırız, kim bilir..

    YanıtlaSil
  56. Hoca revizyonist değildir.

    YanıtlaSil
  57. Sizin tahmininiz tuttu hocam sıra benimkinde 3.60tl:)

    Hocam bu grafik bize geçen zaman içerisinde sağ cepten artanları sol cepteki açıkları kapatmaya ve sonra sol cep dolunca artanları sağda azalanların yerine koyma konusunda uzmanlaşmış olduğumuzu mu anlatıyor? Yoksa ben mi yanlış anladım?:)

    Saygılarımla.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Benim tahminim tutmuş sayılmaz. Çünkü o tahinin dayanağı olan varsayımlar tutmadı. Bu durumda tahminin tutması tamamen bir tesadüften ibaret.

      Sil
    2. Ama sonuçta tahmininizi revize edebilirdiniz. Değişen dayanakların sonuçlarında da doların buralara geleceğini ön görmüş olmalısınız ki revize etmemişsiniz değil mi hocam? Yani tam olarak tesadüfen diyemeyiz.:)

      Sil
  58. hocam merhaba.kurum sınavında çıkan ve cevabını merak ettiğim bir soru hakkında size danışmak istedim.
    merkez bankasının döviz kuruna müdahale etmediği ve kuru değiştirecek bir para politikası uygulamadığı varsayımı altında cari işlemler ile sermaye ve finans hesabı toplamının açk veya fazla vermesi durumunda ödemeler dengesi nasıl değişir? sabit veya esnek kur olması cevabı değiştirir mi?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kusura bakmayın bu tür sınav sorularını yanıtlamıyorum.

      Sil
  59. korkmaya gerek yok dolar serbest piyasada belirleniyor. Su noktayi acik yureklilikle soylemeliyim Ben bu korkulari psikanalitik bir bicimde degerlendiriyorum. Hala 2001 krizin yarattigi algi bu bunun adi travma sonrasi stress bozuklugu. Dolarin bu seviyeye gelmesi bu travmayi canlandiriyor. Eger boyleyseniz bir uzmandan yardim almalisiniz. Korkmaya gerek yok dolarin cikmasindan sizin yasadiginiz sey psikolojik bir durum. Istikrarin oldugu yerde kriz cikmaz. 2001d e koalisyon vardi simdi istikrar ve tek basina iktida var.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Genellikle en çok korkanlar başkalarına korkmayın diyenlerdir.

      Sil
    2. Ben Ankara Ünv. PDR mezunuyum. İnkar etmek, yadsımak çocukların çok kullandığı bir savunma mekanizmasıdır. Mahfi Hocanın dediği de yansıtmadır. Sanayi büyümesi niye düştü, büyüme neden yavaşladı, işsizlik niye arttı bunları da psikanalizle açıklayın hadi.

      Sil
  60. dünya aşırı sağa mi yöneliyor. Göçmen karşıtı partilar yükselişte sanırım. Sizin gozleminiz nedir?

    YanıtlaSil
  61. hocam bir sorum daha var : (c.başkanlığı bütçesi + örtülü ödenek ) -> genel yönetim bütçe giderleri içinde mi takip ediliyor? Alt ve üst başlıkları nelerdir? Yoksa tamamen ayrı bir yerdemi gösteriliyor .?

    YanıtlaSil
  62. Ekonomi Bakanının ''Türkiye milli gelirine oranla en fazla asgari ücret veren ülkedir''iddiası doğru mu?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. burdaki oranda sorun yüksek asgari ücret değil düşük milli gelirdir.

      Sil
  63. Hocam, ntv radyoda ekonomi derslerinde geçen "kriz, ya da aynı anlama gelmek üzere buhran veya bunalım, bir mekanizmanın mevcut konumunu ve geleceğini etkileyen, beklenmeyen bir anda ortaya çıkan ve genelde önlem alınmakta geç kalınan, olumsuz bir durumu ifade eder." ifadenize göre, Türkiye'de ekonomik kriz var mıdır? Ekonomik kriz ülkedeki bütün ekonomik sektörleri veya aktörleri mutlaka olumsuz mu etkiler? Türk toplumunun ekonomik kriz "algısı"na dair neler söylersiniz?
    Teşekkürler

    YanıtlaSil
  64. Mahfi Bey Merhaba;

    Çok kısa çok net bir şey sormak istiyorum:


    Batıyor muyuz?

    Saygılarımla
    Kemal

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Daha değil gemiden kaçan fareleri gördüğün an ışte batış başlamıştır.

      Sil
    2. batmiyoruz. istikrar gemisinde batmak yoktur. istikrarli bir sekilde baskanlik rotasinda yuzuyoruz. sikinti yok. skintiyi yaratan piyasa oyunculari. temmuzda basaramadilar simdi dolarla basarmaya calisiyorlar.feto abdyi etkisi altina aldi abd dolari uzerinden bir saldiri yaptigi kanaatindeyim. Kim bunlarla isbirliginde olmussa inanin su asgari ucretlilerin ahi onlarin olsun.

      Sil
    3. kemal bey mahfi hocam cevaplayacaktir fakat size şunu söylemek isterim ki şubat ayi itibariyle mızrak çuvala sığmayacak trump bir istikrar oturttuktan sonra ona karşı olanların gazını aldıktan sonra abd ye hızla doların aktığını da düşünürsek vah halimize yıllardır söylenen yapısal reformlar için artık çok geç kaldık.

      Sil
    4. Böyle soru olur mu? Evet veya hayır diye tek kelime bir cevap mı bekliyorsunuz buna? Batmak nedir önce onu bir tanımlayın.

      Sil
    5. istikrar gemisindesiniz batma olmaz kaptanimiz deneyimli komurumuz boldur.

      Sil
    6. https://www.youtube.com/watch?v=GSXPxuQ6CXw

      Sil
    7. Bende korku ile merakediyorum hocam batıyor muyuz?

      Sil
  65. Sayın Eğilmez,

    Dolar 3,32 ve gidiyor. İzliyoruz hepimiz hükümet dahil. Bir öngörünüz var mı acaba? Yani Merkez Bankası müdahale etse bile bir şeyler değişecek mi? Sizce atılması gereken acil adım nedir?

    Saygılar,

    YanıtlaSil
  66. İktisat hakkında ne düşünüyorsunuz?

    YanıtlaSil
  67. hocam bütçe açığının artması bir ülkenin para birimini değerlendirir mi veya değer mi kaybettirir? Bir etkisi varsa nedeni nedir?

    YanıtlaSil
  68. Yok canım bist de ilk 100 şirkete hiçbirşey olmaz.

    YanıtlaSil
  69. hocam türkiyede komplo teorileri hastalığı erbakan döneminde mi başladı ondan önce varmıydı böyle şeyler.erbakan döneminde tavan yaptı onu biliyorum.

    YanıtlaSil
  70. Hocam yapılması gereken en önemli 3 yapısal reform sizce ne olmalı?

    YanıtlaSil
  71. Mahfi Hocam Merhaba,

    Bir süredir takip ediyorum blogunuzu ve alanım olmadığı için sorularım yetersiz olabilir. Yine de uygun bir açıklama yapacağınıza/yönlendireceğinize inanıyorum.

    - Doların yükselmesi ithal ürünlerimiz ve yaşam tarzımız açısından sıkıntı (hayat pahalılığı)
    - Dolarla ihracat yapan bir kesim için yükselen kar anlamına gelecektir (bu kesimin oranı önemli tabii)
    - Bankalar ve ekonomi politikaları için ise çeşitli riskler taşıyor (sizin blogunuzdan takip ettiğim kadarıyla)
    - Bu sonuçlar makro ekonomik değerler açısından sıkıntıyı işaret ediyor (yine sizin blogunuzdan okuduklarım dahilinde)

    Fakat reel olarak (Mikro ekonomi terimi uygun olur mu emin olamadım) şiddetini hissetmeye başlamadık ya da duymadık henüz, toplu işten çıkartmalar, ya da iflas haberleri gelmedi mesela. Yani sistemi sarsan bir durum yok hala.

    Bir ihtimal siyasal alandaki FETÖ soruşturmalarının ve işten çıkarmaların bu durumu sübvanse ettiğini düşünebilir miyiz? Bunu destekleyebilecek özel sektöre dair bir veri var mı bildiğiniz?

    Ayrıca ekonomik durumun bu şekilde kalması ya da aynı doğrultuda devam etmesi halinde bu tarz kriz etkilerini hisseder miyiz yoksa bu şekilde devam mı eder? Hissedersek sizce ne kadar zamanımız var? Hangi verilere göre öngörüler yapmak daha sağlıklı olur?

    Teşekkürler.

    YanıtlaSil
  72. Hocam merhabalar. Haberlerde son hazine tahviline talebin düşük kaldığını okudum ve hemen hazinenin sitesine girip ihaleleri inceledim. Ama herşey çok karışık geldibilmediğim bir sürü şey olduğunu fark ettim ve uzun bir soru listesi hazırladım. Biraz zamanınızı alıcak ama yanıtlayabilirseniz çok sevinirim.
    1) ROT(rekabetçi olmayan teklif) ile ihale arasındaki fark nedir? ROT'da ne ayrıcalık var?
    2) Yeniden ihraç tam olarak nedir hazine çoğunluk yeniden ihraç mı yapar? Ben mesela iki yıllık tahvil aldım 2 yıl sonra hazineye geri veriyorum paramı alıyorum hazine o tahvili yine mi ihraç ediyor? Bunun ne anlamı var o tahvili çöpe atsın bir daha yeni tahvil çıkarsın.
    3) Son 2 yıllık tahvil ihalesinde 10 rot 6 ihale satışı yapılmış. Bir tahvili 16 kişi mi alıyor yani ortak mı oluyorlar?
    4) Bu ihalelerde en yüksek fiyatı veren mi alır ve faizin kaç olacağı önceden bellimidir yoksa ihale esnasında talebe göre mi belirlenir?
    5) Bu son ihalede talep düşük olmuş bir öncekine göre bu ihraç edilen tahvilin faizini yüksek mi yapar?
    6) Son 2 yıllık tahvil ihalesinde basit faiz 10,64 bileşik faiz 10,92 gösteriyor, bu tahvil basit faizle mi bileşik faizle mi satılıyor?
    7) Son olarak hazine ne zaman ne kadar tahvil satıp borçlanmış bütün bu listenin olduğu bir veri var mı?
    Teşekkürler.İyi çalışmalar.

    YanıtlaSil
  73. Hocam varsayalımki hem Türkiye de hem de başka ülkede ulusal tasarruf aynı ancak Türkiye dekinin diğer ülkeye göre düşük sayılmasının nedeni ne olabilir?

    YanıtlaSil
  74. makarna nohut her seye zam yakindir. Aha da kis kapida yaza dogru bu dolar artisi olsaydi sikinti olmazdi.

    YanıtlaSil
  75. Hocam merhaba merkez bankasının bildiğimiz gibi üç faizi var ve takip ettiğim kadarıyla tek faize geçmeye çalışıyor bunun nedenlerini merak ettim. Teşekkürler.

    YanıtlaSil
  76. Hocam Türkiye Cumhuriyeti'nin her anlamda en yetkili kişisi olsanız yapacağınız ilk 5 şey nedir ?

    YanıtlaSil
  77. Hocam siz Hitit tarihi alanında uzman sayılır mısınız yani bir tarihçiden daha fazla mı bilgilisiniz bu alanda?

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...