12 Nisan 2017 Çarşamba

Anayasa Değişikliğiyle Mali ve Ekonomik Hükümler Nasıl Değişecek?

Anayasa değişikliği 16 Nisan’da referanduma sunuluyor. Toplumun her kesiminde bu değişiklikler konuşuluyor, tartışılıyor. Değişiklik teklifinde üzerinde en az durulan konu Anayasa’daki mali ve ekonomik hükümlerde ne yolda değişiklikler yapıldığı konusu. Aşağıda bu değişiklikleri ele alıyorum. Neyin değiştirilmek istendiğini gösterebilmek amacıyla Mevcut Anayasada yer alan hükmü silik tonda, değişiklik teklifini de koyu tonda yazdım.

Birinci Değişiklik Teklifi: Vergi ödevi: Madde 73 – 
(4) Vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülüklerin muaflık, istisnalar ve indirimleriyle oranlarına ilişkin hükümlerinde kanunun belirttiği yukarı ve aşağı sınırlar içinde değişiklik yapmak yetkisi Bakanlar Kuruluna Cumhurbaşkanına verilebilir.

Birinci Değişikliğe ilişkin Eleştirim:
Vergi koyma yetkisinin kral, hükümdar ya da yönetici olarak hangi sıfatı taşırsa taşısın tek bir kişiye bırakılmaması, bu yetkinin parlamentoya tanınması 1215 tarihli Magna Carta Libertatum’dan (Özgürlükler Büyük Belgesi) beri Anayasa hukukunun temel kurallarından birisi olmuştur. Bütçe kelimesi, İngilizcede çanta anlamına gelen budget’tan geliyor. İngiltere Hazine Bakanı (Chancellor of Exchequer) tarafından hazırlanan bütçenin Parlamentoya götürülmesinde kullanılan deri çantaya budget denilmektedir. Bütçe, günümüzdeki anlamıyla bir devletin bir mali yıl içinde yapacağı gelir ve giderlerin cetveller halinde tahminlerini gösteren, bunların nasıl uygulanacağını açıklayan maddelerden oluşan bir yasadır. Bu yasa ile yasama organı hükümete bir yıl süreyle yasada yazılı gelirleri toplamak ve giderleri yapmak için yetki ve izin verir.  İngiltere Kralı 1215 yılına kadar vergi almakta ve toplanan vergileri harcamakta mutlak yetkiliydi. Babası kendisine toprak bağışlamadığı için yurtsuz lakabıyla anılan Kral John kaybettiği savaşlar sonrasında vergileri artırınca asiller başkaldırdı. Sonuçta Yurtsuz John, asillerin bu başkaldırısına boyun eğmek ve Magna Carta Libertatum’u  imzalamak zorunda kaldı. İçinde yer alan birçok hüküm nedeniyle demokrasinin başlangıcı sayılan Magna Carta Libertatum’da vergilerle ilgili önemli hükümler yer alıyor: 

"Madde 3. Yasalar dışında hiçbir vergi, yüksek rütbeli kilise adamları ile baronlardan meydana gelen bir kurula danışılmadan, haciz yoluyla veya zor kullanarak toplanamaz.
Madde 12. Krallığımızda, ülkemizin Genel Meclisinin izni olmadıkça zorla, askerlik hizmeti karşılığı olarak vergi ya da yardım parası alınamaz. Fiziksel varlığımızın diyet verilerek esaretten kurtarılması, en yaşlı oğlumuzun şövalyeliğe kabul töreni veya en büyük kızımızın ilk evliliği durumları bunun dışındadır. Bu üç amaç için makul bir yardım talep edilebilir. Londra kentinin yardım paraları da benzer bir biçimde ayarlanacaktır.
Madde14. Eğer yukarıda bahsedilen o üç durumun dışında yardım parasının ya da askerlik yapmama karşılığında alınacak verginin miktarını belirlemek söz konusu olursa, Krallığımızın Genel Meclisinin toplayacağız. Bu amaçla, en az 40 gün önceden bildirerek, belirli bir gün ve yerde toplanabilmeleri için, tüm başpiskoposları, piskoposları, manastır başrahiplerini, kontları ve büyük baronları mühürlü mektupla davet edeceğiz. Ayrıca, en yüksek mevkideki tüm kişileri şerifler ve görevli memurlarımız vasıtasıyla toplantı için çağıracağız. Söz konusu iş, kararlaştırılan günde, çağrılanların tümü gelmemiş olsa bile, sadece katılanlardan oluşan meclis tarafından yerine getirilecektir."

Magna Carta Libertatum’da yapılan bu düzenlemelere karşın kralların tek taraflı vergi koyma ve harcama yapma arzusu ve baskısı devam etmiş ve zaman zaman bu hükümleri çiğneyerek danışma sürecine gitmeden vergi koydukları görülmüştür. Konunun kesin çözümü 1689 yılında kabul edilen Bill of Rights yasasıyla sağlanmıştır. Bu yasayla vergilerin parlamentonun onayından geçmesi ilkesi benimsenmiştir. 18. yüzyılda vergi dışındaki gelirler de dâhil olmak üzere bütün kamu gelirlerinin parlamentonun onayına tabi olması ilkesi yerleşmiştir.

Gelirlerde yaşanan bu gelişmeye karşın bu gelirlerin harcanması konusunda, yani giderlerin de parlamento onayına tabi hale gelmesi konusundaki gelişmeler ancak 19. yüzyılın ortalarında ortaya çıkmıştır. Böylece İngiltere’de bütçe hakkının tam olarak kullanılması günümüzden yaklaşık 150 yıl önce gerçekleşmiştir. 

Ekonomide yaşanan hızlı değişimlere hızla uyum sağlanabilmesinin gerektirdiği zorunluluklar karşısında kural, 20’nci yüzyılda esnetilmiş, alt ve üst limitleri yasada belirlenmek suretiyle vergi oranını (bu limitler içinde) belirlemeye hükümetler yetkili kılınmış bulunuyor. Referanduma sunulan Anayasa teklifinde artık hükümeti de Cumhurbaşkanı kuracağı için bu yetki Cumhurbaşkanına veriliyor. Yetkinin tek kişide olmaması ilkesinden yola çıkıldığını dikkate alırsak Cumhurbaşkanının tek başına bu yetkiyi kullanacak olması ilginç görünüyor. Kural, dönüp dolaşıp Magna Carta Libertatum öncesine geri gelmiş gibi oluyor. Öte yandan Cumhurbaşkanının herhangi bir nedenle görevinin başında bulunamayacak durumda olması halinde aynı yetkiyi seçimle gelmemiş olan bir Cumhurbaşkanı yardımcısının da kullanabilecek olması düzenlemeyi ilginçlikten biraz daha öteye iyiden iyiye kural dışılığa taşıyor.

Cumhurbaşkanlığı sistemine dayalı Anayasa teklifinde bu yetkinin tümüyle kaldırılması meselenin çıkış noktasına ve gelişme aşamalarına daha uygun olurdu.


İkinci Değişiklik Teklifi: Bütçenin hazırlanması ve uygulanması: Mevcut Anayasada Yer Alan 161, 162 ve 163. Maddeler tek maddede toplanıyor. Madde 161–
Devletin Kamu idarelerinin ve kamu iktisadî teşebbüsleri dışındaki kamu tüzelkişilerinin harcamaları, yıllık bütçelerle yapılır.

Mali yıl başlangıcı ile merkezi yönetim bütçesinin hazırlanması, uygulanması ve kontrolü kanunla düzenlenir. Malî yıl başlangıcı ile merkezi yönetim bütçesinin hazırlanması, uygulanması ve kontrolü ile yatırımlar veya bir yıldan fazla sürecek iş ve hizmetler için özel süre ve usuller kanunla düzenlenir.

Kanun, kalkınma planları ile ilgili yatırımlar veya bir yıldan fazla sürecek iş ve hizmetler için özel süre ve usuller koyabilir.

Bütçe kanununa, bütçe ile ilgili hükümler dışında hiçbir hüküm konulamaz.

Bakanlar  Kurulu, merkezi yönetim bütçe tasarısı ile millî bütçe tahminlerini gösteren raporu, malî yılbaşından en az yetmiş beş gün önce, Türkiye Büyük Millet Meclisine sunar. Cumhurbaşkanı bütçe kanun teklifini, malî yılbaşından en az yetmiş beş gün önce, Türkiye Büyük Millet Meclisine sunar.

Bütçe tasarıları ve rapor, kırk üyeden kurulu Bütçe Komisyonunda incelenir. Bu komisyonun kuruluşunda, iktidar grubuna veya gruplarına en az yirmi beş üye verilmek şartı ile siyasî parti gruplarının ve bağımsızların oranlarına göre temsili göz önünde tutulur. Bütçe teklifi Bütçe Komisyonunda görüşülür. Komisyonun elli beş gün içinde kabul edeceği metin Genel Kurulda görüşülür ve malî yılbaşına kadar karara bağlanır. Bütçe kanununun süresinde yürürlüğe konulamaması halinde, geçici bütçe kanunu çıkarılır. Geçici bütçe kanununun da çıkarılamaması durumunda, yeni bütçe kanunu kabul edilinceye kadar bir önceki yılın bütçesi yeniden değerleme oranına göre artırılarak uygulanır.

Bütçe Komisyonunun elli beş gün içinde kabul edeceği metin, Türkiye Büyük Millet Meclisinde görüşülür ve malî yılbaşına kadar karara bağlanır.

(Değişik: 29.10.2005-5428/4 md.) Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri, Genel Kurulda, kamu idare bütçeleri hakkında düşüncelerini, her bütçenin tümü üzerindeki görüşmeler sırasında açıklarlar; bölümler ve değişiklik önergeleri, üzerinde ayrıca görüşme yapılmaksızın okunur ve oylanır.

Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri, bütçe kanunu tasarılarının Genel Kurulda görüşülmesi sırasında, gider artırıcı veya gelirleri azaltıcı önerilerde bulunamazlar.

Merkezi yönetim bütçesiyle verilen ödenek, harcanabilecek miktarın sınırını gösterir. Harcanabilecek miktar sınırının Bakanlar Kurulu kararıyla Cumhurbaşkanı kararnamesiyle aşılabileceğine dair bütçelere hüküm konulamaz. Bakanlar Kuruluna kanun hükmünde kararname ile bütçede değişiklik yapmak yetkisi verilemez. Carî yıl bütçesindeki ödenek artışını öngören değişiklik tasarılarında ve carî ve ileriki yıl bütçelerine malî yük getirecek nitelikteki kanun tasarı ve tekliflerinde, belirtilen giderleri karşılayabilecek malî kaynak gösterilmesi zorunludur. 

Kesinhesap kanunu tasarıları, kanunda daha kısa bir süre kabul edilmemiş ise, ilgili oldukları malî yılın sonundan başlayarak, en geç yedi ay sonra, Bakanlar Kurulunca altı ay sonra Cumhurbaşkanı tarafından Türkiye Büyük Millet Meclisine sunulur. Sayıştay, genel uygunluk bildirimini, ilişkin olduğu kesinhesap kanunu tasarısının verilmesinden başlayarak en geç yetmiş beş gün içinde Türkiye Büyük Millet Meclisine sunar.

Kesinhesap kanunu tasarısı, yeni yıl bütçe kanunu tasarısıyla birlikte Bütçe Komisyonu gündemine alınır. Bütçe Komisyonu, bütçe kanunu tasarısıyla kesinhesap kanunu tasarısını Genel Kurula birlikte sunar, Genel Kurul, kesinhesap kanunu tasarısını, yeni yıl bütçe kanunu tasarısıyla beraber görüşerek karara bağlar.

Kesinhesap kanunu tasarısı ve genel uygunluk bildiriminin Türkiye Büyük Millet Meclisine verilmiş olması, ilgili yıla ait Sayıştay’ca sonuçlandırılamamış denetim ve hesap yargılamasını önlemez ve bunların karara bağlandığı anlamına gelmez.

İkinci Değişikliğe İlişkin Eleştirilerim:
Bütçe hakkı, vergi ve diğer kaynaklardan elde edilen kamu gelirleriyle kamu giderlerinin miktarlarını ve çeşitlerini belirleme ve onama hakkının hükümdardan (yani tek kişiden) alınıp parlamentoya verilmesi demektir. Referanduma sunulan Anayasa teklifinde bu maddelerle yapılan değişiklikler konusunda ilk dikkati çeken konu Bütçe Komisyonunun kaç milletvekilinden kurulacağı ve bu komisyonda iktidar ve muhalefetin nasıl temsil edileceğine ilişkin mevcut düzenlemenin teklifte yer almadığı hususudur. Bu konunun düzenlenmemiş olması özellikle bu önemli komisyonda muhalefetin nasıl temsil edileceğinin belirlenmemiş olması ve bunun Anayasa dışına taşınmış olması bütçe hakkının zedelenmesine yol açacak kadar ciddi bir eksikliktir. 

İkinci konu geçici bütçenin önceki yıl bütçesine göre ödeneklerin yeniden değerleme oranına göre artırılarak uygulanacak olmasıdır. Bu düzenleme de bütçe hakkının gözden geçirilmesine götürür bizi. Geçici de olsa devletin vatandaşından topladığı vergileri nasıl ve ne yönde harcayacağının düzenlendiği bütçenin, parlamento dışında tek kişinin karar verebileceği bir çeşit otomatik sisteme bağlanması doğru değildir. Bu yolla parlamento, Cumhurbaşkanı tarafından önüne getirilen bütçeyi reddederse önceki yıl bütçesinin artırılarak uygulanması gibi bir otomatik uygulama zorlamasıyla önüne getirilen bütçeyi kabul edip onama baskısı altına alınmış olmaktadır.


Üçüncü Değişiklik Teklifi: Planlama; Ekonomik ve Sosyal Konsey Madde 166 – 
Ekonomik ve sosyal politikaların oluşturulmasında hükümete Cumhurbaşkanına istişarî nitelikte görüş bildirmek amacıyla Ekonomik ve Sosyal Konsey kurulur. Ekonomik ve Sosyal Konseyin kuruluş ve işleyişi kanunla düzenlenir.

Üçüncü Değişiklik Teklifine Eleştirim Yoktur.


Dördüncü Değişiklik: Piyasaların denetimi ve dış ticaretin düzenlenmesi Madde 167 – 
(2) Dış ticaretin ülke ekonomisinin yararına olmak üzere düzenlenmesi amacıyla ithalat, ihracat ve diğer dış ticaret işlemleri üzerine vergi ve benzeri yükümlülükler dışında ek mali yükümlülükler koymaya ve bunları kaldırmaya kanunla Bakanlar Kuruluna Cumhurbaşkanına yetki verilebilir.

Dördüncü Değişiklik Teklifine Eleştirim:
Bu konudaki eleştirim birinci değişiklikle ilgili olarak ortaya koyduğum eleştiriyle aynıdır. Ancak burada Cumhurbaşkanına verilen yetkiler çok daha geniştir. Burada Cumhurbaşkanı vergi oranlarını değiştirmekten öteye geçmekte ve vergi ve benzeri yükümlülükler dışında ek yükümlülükler (ki bunlar da fon gibi adlar taşısa da vergi etkisi yapan yükümlülüklerdir) koyma ve kaldırma yetkisine sahip kılınmaktadır. Aslında bu yetkinin bakanlar kuruluna bile verilmesi tartışmalıyken tek kişiye verilmesi üstelik Cumhurbaşkanın seçimle değil atamayla gelecek yardımcılarının da bu yetkiyi belirli hallerde kullanabilmeleri konuyu iyiden iyiye tartışmalı hale getirmektedir. 

168 yorum:

  1. "Eğer hiç bir şeyin değişmeyeceğini düşünüyorsam ben bir alığım, düşünmek istemiyorsam korkak, hiçbir şeyin değişmemesinin kendi çıkarıma olacağını düşünüyorsam bencil.." referandumda​ bazılarının​ durumunu anlamada açıklayıcı olabilir mi? Sayın Eğilmez

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. O zaman tanimi yazalim, Turkiye'de yasayanlarin %49'u alik, bencil ve korkak'tir. Icinde yasadigimiz icin farketmemis olabiliriz ama Suriyeli multecilere bakarak bunun bir adim otesini de gorebiliriz. Korkak oldugu icin kendi memleketini savunmaktan aciz. Bencil oldugu icin baska memleketlerde siginti olarak yasamak isteyebiliyor. Biat kulturu ile Turk insaninin varacagi nokta da bu gidisle burasidir.

      Sil
    2. Herşeyin tek bir kişinin lehine değişmesini isteyenlerin durumunu nasıl açıklayacaz peki?

      Sil
    3. O zaman ABD ve UK için de bencil, korkak ve alık diyebiliriz ama işte, doğru olmaz...

      Sil
  2. Sayın Hocam; Yazınızı okuyunca daha da iyi anladım ki bu kadar yetkinin bir kişiye verilmesi hakikaten çok sakıncalı . Son dönemde sıklıkla dile getirilen '' Tek Adam & Partili Cumhurbaşkanı '' söylemine hükümet ve Sn. Cumhurbaşkanı hiddetle karşı çıkıyorlar. Atatürk ve İnönü'yü örnek göstererek ; onlar da tek adam değil miydi, onlar da partili değil miydi ? diyorlar. O günkü ülke koşulları ile bugünleri kıyaslamak sizce ne kadar doğru . (Hasan K.)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hiç doğru değil. Çok beğendikleri Abdülhamid padişahtı diye padişahlık mı ilan etmek gerekir? Her konu kendi dönemi ve koşulları içinde değerlendirilmeli.

      Sil
  3. Hocam yine cok iyi bir yazi teşekkür ederiz bizi bilgilendirdiginiz için. Ntv ekraninda da bu yazdıklarınızın aynısını söylediniz zaten. Anayasa profesörü Kemal GÖZLER'in mali hukuk ile ilgili bir makalesini okumuştum.bütçe hakkının kraldan parlamentoya geçişini mükemmel anlatmış okumadiysaniz mutlaka okuyun. http://www.anayasa.gen.tr/mali-hukuk.htm

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Güzel bir yazı desenize Napolyon boşuna para para para dememiş...

      Sil
  4. üç beş sene deneririz olmaz ise degiştiririz demekteler DEMOKRASİ den anladıgımız bu dünyanın geri kalanı yanımızdan hızla geçip girmette bizler bogazımıza kadar bok içindeyiz

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bütün yaşamımız bu tür git geller içinde heba olup gitti.

      Sil
  5. Valla cok buyuk degisiklikler var, hukumet yerine "Cumhurbaskani" gelmis. Luzumsuz bir kademe ortadan kalkmis.

    Bilir misin, Kanadalilar, Yeni Zellanda'lilar monarsiyi kaldirmama sebepleri olarak Cumhurbaskanligi makaminin gereksiz bir maliyet olusturmasi oldugunu soylerler, zaten icraati yapan basbakan, tek makam yeterli derler. Bilmezsiniz belki ogrenmis oldunuz.

    Gene de 'HAYIR'. Ayni duzen devam etsin, duzeltmeye calisana da destek degil kostek olalim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kardeş; Kanada, Yeni Zelanda parlamenter rejimle idare edilen, kuvvetler ayrılığına dayalı, yargı bağımsızlığının çok güçlü olduğu ülkeler. İngiliz Milletler Topluluğu üyesi oldukları için buralarda İngiltere Kraliçesini temsil eden sembolik genel valiler bulunuyor. Bunlar monarşiyi nasıl ve neden kaldıracaklar ki? Ancak bu topluluktan çıkarlarsa monarşiyi kaldırabilirler, buna da gerek yok zira zaten sembolik bir makam ve topluluk içinde bulunmanın getirdiği çeşitli avantajlar var.

      Türkiye'de getirilmeye çalışılan sistem bunun tam tersi. Bu sistemde kuvvetler ayrılığı yok ediliyor, yargı bağımsızlığı zayıflatılıyor. Başkanlık tam yetkili, parlamento sembolik hale getiriliyor. Sizler bu kafayla evet diyorsanız vay halimize.

      Sil
    2. Ne demek istedigimi tam anlayamamissiniz.

      Kanada, Yeni Zelanda, Avustralya buralar mesruti monarsi ile yonetilen ulkeler. Bunun Ingiliz Milletler Toplulugu (Commonwealth) ile alakasi yok zira, Commonwealth uyesi bir cok ulke icerisinde mesruti monarsi secenler azinliktadir.

      Mesruti monarsi ile yonetilen ulkelerde kral/kralice devlet baslanligini temsil eder. Bizde de mevcut sistemde Cumhurbaskani bu pozisyondadir. Kanunlari onaylar vs.

      Simdi mevcut sistemimizde de Cumhurbaskani "sembolik"tir. Mesruti monarside de.

      Biz degisiklik teklifi ile, bu sembolik pozisyonu kaldiralim diyoruz. Sembollere bos para harcamayalim diyoruz.

      Sonucta yetki bakiminda bir kralin ya da kiralicenin yetkileri bizim mevcut anayasamizdan az degil, hatta daha fazladir. Buna ragmen "tek kisi"ye, bu saydigim ulkeler yetkileri vermisler. Cogu icin aslinda basbakan, bizdeki yeni sistemle gelen baskan'in yaptigi isleri yapiyor olacak.

      Bu ulkelerde Cumhuriyet'e gecelim tartismasi olmadigini mi saniyorsunuz? Tabi ki var, bir kismi bayraklarini bile degistirdi, Ingiliz somurusu gecmisinden kurtulmayi istiyorlar. Bir kismi degisik kanunlarla ulus devlet ozelliklerini arttirmaya calisiyorlar. Ancak Cumhuriyet'e gecis konusunda one cikan en onemli anti tez, Cumhurbaskanliginin zaten sembolik olacagi ve bu sembolik pozisyonun cok gereksiz bir maliyet ve burokrasi olusturmasi var. Onun yerine krallik kalsin diyorlar. Ya da mevcut duzenlerinin devam etmesi icin dogrudan baskanlik sistemine gececekler. Ingiltere izin verirse tabi...

      Biz Australya'dan, Yeni Zelanda'dan, Kanda'dan daha mi zenginiz? Bu adamlar bilimsel degil mi? Onlar bilmiyor mu Cumhuriyet ilan edip "sembolik" bir Cumhurbaskani koyup "tek adam" rejiminden kurtulmayi. Ekonomi blogu diye isin ekonomi yonune bakip, sembollere her sene 150milyon-200milyon lira harcayacak kadar zengin miyiz acaba?

      Sil
    3. Ne demek istediğinizi bu sefer de anlayamadım. Diyorsunuz ki bu ülkelerde meşruti monarşi var ama bunun Commonwealth üyesi olmaları ile ilgisi yok. Peki o zaman bu ülkelerin kralları, kraliçeleri yani monarkları kimler?

      Siz Cumhuriyet rejimini başa bir Cumhurbaşkanı koyup ona boşu boşuna maaş vermek olarak algılıyorsunuz galiba. Başta kral varsa monarşi, cumhurbaşkanı varsa cumhuriyet oluyor diye düşünüyorsunuz herhalde. Bence önce monarşi nedir, cumhuriyet nedir, demokrasi nedir, kuvvetler ayrılığı, yargı bağımsızlığı gibi kavramların önemleri nelerdir, hangi ihtiyaçlardan ortaya çıkmışlardır, bunlar yok edilip tüm yetkiler tek kişiye verilirse ne olur, bunları bir araştırın sonra konuşalım.

      Sil
    4. Adsiz 18:14, ogrenme niyetiniz oldugunu dusundugum icin cevap veriyorum.

      Commonwealth uyesi ulkeler icerisinde monarki Ingiliz kralicesi olmayan mesrutiyetle yonetilen ulkeler de var. Mesela Malezya. Ayni zamanda monarsi ile hic alakasi olmayan ulkeler de var, hatta sayica cok daha fazla, mesela Hindistan.

      Cumhuriyet rejimi, halkin devletin basini sectigi yonetimdir. Parlementer demokrasilerde devletin basi (head of state), hukumetin basi (head of government) farkli kisilerdir. Devletin basi (monark ya da Cumhurbaskani) semboliktir. Cumhurbaskani'nin sembolik olmadigi yonetimler parlementer demokrasi degillerdir. Genellikle mesrutiyetle yonetilen kralliklar bu sekilde yonetilir. Devletin basi hanedani temsil eder. Secilmez, belirli bir gelenegi temsil eder. Osmanli yikilmasa idi muhtemelen bu topraklar da o sekilde yonetilebilecekti.

      Baskanlik sistemlerinde ise devletin basi ve hukumetin basi ayni kisilerdir. Halk dogrudan devletin basini secer, devletin basi hukumet gorevini de ustlenir.

      Hem 'sembolik' olmaya bir devletin basi, hem de demokrasinin olmazsa olmazi halkin sectigi hukumetin basi bir arada olursa ona Turkiye Cumhuriyeti'nin mevcut yonetimi denir, baska hangi ulkelerde benzer bir yonetim sekli var bilmiyorum.

      Kuvvetler ayriligi, ve Cumhuriyet tanimini iyi biliyorsaniz anayasa teklifine Evet vereceksiniz diye anliyorum, dogru bir tercihte bulunuyorsunuz. Sebepleri her yerde anlatiliyor, bir daha burada anlatmayacagim.

      Sil
    5. Adsız 19:21

      En başta verdiğiniz örnek Malezya veya Hindistan değildi sanırım. Eğer o ülkelerden bahsediyor olduğunuzu bilseydim zaten "demokrasi, kuvvetler ayrılığı" gibi kavramlara girmemiz gereksiz olurdu.

      Hem sembolik olmayan bir devletin başı hem de demokrasinin olmazsa olmazı halkın seçtiği hühumetin başı bir arada olursa ona Türkiye Cumhuriyeti'nin mevcut yönetimi denir demişsiniz, doğrudur. Biliyorsunuz sistem son Cumhurbaşkanı'na kadar böyle değildi. Cumhurbaşkanı'nı halkın seçtiği meclis seçiyordu, Cumhurbaşkanı'nın görevi ise erkler arasında uyumu gözetmek, meclisin yaptığı yasaların anayasaya uygunluğunu kontrol etmek gibi üst denetim göreviydi. Mevcut Cumhurbaşkanı, her şeyin en iyisini bildiği gibi bu konudan da çok iyi anladığı için sistemi bu hale çevirdi, sonra da çift başlılıktan şikayet etmeye başladı. Şimdi de parlamentoyu pasifize edip her şeyi kendisinin kontrol ettiği, yargı dahil tüm erklerin kendisine bağlı olduğu, dünyada örneği sadece Afrika'daki birkaç diktatörlükte, bir de Arap ülkelerinde bulunan bir yönetim sistemi oluşturmaya çalışıyor.

      Bu nedenle elbette hayır oyu vereceğim. Size de tavsiyem, her yerde anlatılanlar dediğiniz yandaş medya yorumlarıyla değil de daha önünüzde birkaç gün varken okuyarak, araştırarak, gerçekleri öğrenerek doğru karar vermeniz ve bu tek adam rejimine hayır demenizdir.

      Sil
    6. Adsiz 19:21, Turkiye Cumhuriyet'inin ilk Cumhurbaskani'ndan, son Cumhurbaskani'na kadar tum Cumhurbaskanlari yarginin isine de, yurutmenin isine de, yasamanin isine de karismislardir. Her birinden size ornek cikartirim ama luzumu yok. Zaten bu konularda fikir sahibi olmasi gereken birisinin en azindan bu durumdan bilgisi vardir, aksi halde kimsenin 'temenni' ve hayalindeki goruslerle tartisamam.

      Malezya ve Hindistan orneklerini Commonwealth ulkelerinin, ilk yorumda iddia edildigi gibi monarsi ile bir alakasi olmadigini anlatmak icin verdim.

      Siz ne oyu verirseniz verin benim umurumda degil. Ancak, cogunluk ne derse de benim icin makbul olan odur, evet ya da hayir. Iste sizin, icinde bulundugunuz propaganda ile asla icinize sindiremeyeceginiz sey bu, o yuzden Cumhuriyet, yani 'halkin yonetimi' ne demek bir daha dusunmenizi tavsiye ederim. Aslinda hayalini kurdugunuz aslinda, git gide daha yeni yeni sahip olabildigimiz sistem olan Cumhuriyet degil. Halkin kendisi icin en dogru olana hicbir zaman aklinin yetmeyecegini dusunenler, yani vesayetciler bir de Cumhuriyet demiyor mu, gercekten alimlik bu kadar olur, sasiyor insan.

      Sil
    7. Karışmayayım diyorum ama.
      Demirel'in yeğeni bu ülkenin maliye müfettişlerince hayali ihracattan sorumlu tutuldu, bu ülkenin savcısı tarafından mahkemeye verildi ve bu ülkenin hakimleri tarafından mahkum edildi. Bunlar olurken Demirel başbakandı.

      Sil
    8. Adsız 21:57

      Benim ne oy vereceğim umurunuzda değilse o zaman "Evet oyu vereceksiniz diye anlıyorum, doğru bir tercihte bulunuyorsunuz" cümleniz ne anlama geliyor?

      Çoğunluk her zaman doğru karar vermez. Unutmayın, tarih azınlığın verdiği doğru kararların çoğunluğun tercihi ile reddedildiği, sonucun ise felaket olduğu örneklerle doludur. İsterseniz Almanya'nın 1933-1939 arası tarihini ve 2. Dünya savaşını inceleyin. Neyse ki bu kez çoğunluk doğru karar verip hayır diyecek gibi görünüyor. Evet çıkarsa da "çoğunluk doğru karar verdi" demeyeceğiz, yanlış karar verdi ama demokrasinin gereği buna saygı duymaktır diyerek halkın doğruyu göreceği günleri bekleyeceğiz. İnanın bu anayasa ile çok uzun sürmeyecektir.

      Sil
    9. Hocam, o dönemlerde bile yargının bağımsızlığını az buluyor, Hem yargıya hem Demirel'e kızıyorduk. Nereden, nereye. Şimdi o günleri mumla arıyoruz.

      Sil
    10. adsız 22:30
      elbette uzun sürmeyecek, seçim yasasını değiştirecekler ülkeyi 600 bölgeye ayıracaklar ardından ilk seçimde 400 ve üstüne geçerek yeni bir anayasa hazırlayacak islam devletini ilan edecekler, bu olamaz diye düşünüyorsanız şimdiden kurulmaya başlanan milis güçleri ve sadat gibi militarist güçleri olduğunu biliyorsunuzdur sanırım

      Sil
    11. Adsiz 00:11, onu yapacaklarina millette infial duygusu uyandirmaya calisanlari iceri tiksalar daha iyi yaparlar.

      Sil
  6. Ölümüne AkPartiliyim ama bu sefer HAYIR vereceğim,bu kadar da olmaz yani

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. kararını saygıyla karşılıyorum bende mhp ye oy veren biri olarak partimden ayrı düşünüyorum. Bende hayır diyeceğim...! Hayırlı günler.

      Sil
    2. Sayın adsızlar bende sizin gibi düşünüyorum bu iş parti işi değil memleket işi. O yüzden hayır demek gerek.

      Sil
    3. Ben de MHP'liyim ben de Hayir diyecegim. Ayrica Bahceli partinin basinda oldugu surece MHP'ye oy yok bundan sonra. Bir onceki Kasim secimlerinde Anayasa degsikligi icin cok farkli seyler soylemisti. Bizi kandiriyormus megerse. Essek camura bir defa duser.

      Sil
    4. Ölümüne CHPliyim ama bu sefer EVET vereceğim.

      Sil
    5. Konunun AKP ile MHP ile veya CHP ile hiç bir ilgisi yok. Konu sizinle ilgili. Sizden alınacak vergiye kim karar verecek? Sizden alınacak verginin harcanmasına kim karar verecek? Mesel bu.

      Sil
    6. Ölümüne CHP'liyim diyen adsız 15:44 Ölümlerden ölüm beğeneceksin unutma ! (Ben Adsız 12.46 Şaka yapmıştım..Hayır verecek MHP'li kardeşerime teşekkür ediyorum)

      Sil
    7. Mahfi Egilmez, o konuda bir degisiklik yok ki. Gene hukumet karar verecek, simdi de oyle degisiklik ile de oyle.

      Mesele sizden alinacak vergiye kadar vereni kim sececek? Mevcut sistemde ortalama 16 ayda bir degisen, acikcasi kimin nasil sectigi belirsiz bir hukumet var.

      Degisiklikte sizden alinacka vergiye karar vereni direk siz sececeksiniz.

      Sil
    8. mustafa yüksel12 Nisan017 16:04
      Ben de saka yapmistim. Hayir verecem. Yalniz unutma Ölümlerden ölüm beğeneceksin unutma ! bu soz EVETe yarayacagindan sanirim haberin yok. Ya da kendinden olmayanlara da yasam tahayyulu kursan yasama hakki tanisan daha iyi olmaz mi. O halde Nedir seni bir Hayirci olarak farkli kilan EVETcilerden peki

      Sil
    9. Akpeliler bile hayır oyu vereceğini açıklayamıyor. Ama göreceksiniz

      #HAYIR.ÇIKACAK.MİLLET.KAZANACAK

      #HAYIR.ÇIKACAK.MİLLET.KAZANACAK

      #HAYIR.ÇIKACAK.MİLLET.KAZANACAK

      #HAYIR.ÇIKACAK.MİLLET.KAZANACAK

      Sil
    10. Adsız12 Nisan 2017 16:50 Mustafa Yüksel "ölümlerden ölüm beğeneceksin unutma!" derken, kimseyi tehdit etmiyor. Yalnızca o verdiği oyun başarılı olması halinde başımıza geleceğin ne olduğunu söylüyor. Yanlış anlamalarla gereksiz yere birbirimizi yıpratmayalım.

      Sil
    11. Şu "adsızlar" birbirine karışıyor. Hele de tartışmaya falan giriştikleri zaman. İnsan fikrini söylerken "adsız" olmamalı.

      Ama adını söylememek için kendince geçerli bir nedeni olanlar, hiç olmazsa yazılarının altına herhangi bir isim yazmalı, karışıklığı önlemek için. :)

      Sil
  7. hocam; teşekkür ederim.

    YanıtlaSil
  8. vay arkadaş bu ne iştir. Bizim evde bile kimse para benim nasıl istersem oyle harcarım kontrol bende demiyor. Büyük bir masraf varsa borç altına girilecekse aile akşam yemekten sonra oturur nasıl yapalım diye istişare yapar.
    Nasıl aile reisi tek başına her şeye karar vermiyorsa diğer aile bireylerinin fikrini alıyorsa bu ülke yönetimide Türk toplumu aile yapısına ters davranıp "güç bende" mantığıyla hareket etmemeli....!
    Değil mi hocam?

    YanıtlaSil
  9. Hocam, yazılarınızı okuduktan sonra sosyal medyada paylaşmak istiyoruz. Paylaş butonu güncellemesi yapabilirseniz çok seviniriz.

    YanıtlaSil
  10. Sayın Hocam;AKP hükümeti insanlara bilgi değil Avuntu vermektedir.Vatanını milletini düşünen insan önümüze sunulan anayasa değişikliğini sizin gibi oturur inceler kararını verir.Ama bizim insanımız avuntulara inanmaktadır ve inceleyip araştırmamaktadır.Saygılar

    YanıtlaSil
  11. Ailenin reisi erkektir ama bütçeyi kontrol edip evini çekip çeviren "kadın"dır. Şimdi ülkenin reisliğine soyunanlar bütçeyide istiyor bu topraklarda yaşamış ve yaşamakta olan AİLE YAPISINA TERS bir durumu kabul etmemizi istiyorlar. Hayır arkadaş bu durumu kabul etmeyiz. Oyumuzuda hayırdan yana kullanırız.

    YanıtlaSil
  12. Sayın hocam, öncelikle yazınız için teşekkürler, zevkle okudum lakin, bizler Sezerin cumhurbaşkanlığında Ecevit'in koalisyon başbakanlığında bu memleketin uçurumun kenarına getirildiğini görmedikmi?
    Toplumun %50 + 1 le seçilen birini olumsuz görmek düşünmek ne kadar doğru nekadar adildir.
    Aslen değişiklik, Şuanki uygulamanın fiiliyata dönüşmesinden ibaret,
    Milletin verdiği karardan üstün karar varmıdır? Bürakratik vesayet ve kendini halkın üzerinden gören gürüh hariç.
    O nedenle her beş yılda bir halkın önüne geleceği için halkımızda bunun kararını verecektir.
    Bence değişikliğin desteklenmesi lazım gelir,
    Bizler yetkilerin dağıtılmasından değil yetkilerin tek elden ve hızlı kullanılmasına yatkınız ve bizler ancak bu şekilde kalkınmayı ve ilerlemeyi sağlarız.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. 1994 ekonomik krizini, 1998 Asya krizini, 1999 Marmara depreminin yarattığı büyük ekonomik yıkımı görmeyip 2001'de yaşanan krizi Sezer'in Ecevit'e doğru ittirdiği anayasa kitapçığına bağlayanlar, kendilerinden olanı milli irade, kalanları terörist ilan edenler, "bürokratik vesayet, kendini halkın üzerinde gören güruh" gibi tumturaklı ama ne olduğu belirsiz sözlerle yıllardır sürekli beyin yıkayıp bu arada yaptıkları sivil darbe ile kendi vesayetlerini kuranlar, şimdi bu vesayeti bile az bulup kendilerini postmodern padişahlık sistemi ile garantiye almaya çalışanlar ciddi ölçüde yol katetmişler.

      Toplum mühendisliğinin en önemli kuralı, kendi fikirlerinizi halk kitlelerine sanki kendi fikirleriymiş gibi benimsetebilmek ve sürekli tekrar etmelerini sağlamaktır. Bu proje kimin eseri belli değil ama önemli ölçüde başarılı olduğu bir gerçek. Plânlayıcıların uygulayıcılara ganimetten ne kadar pay vereceklerini ise zaman gösterecek.

      Sil
    2. "burokratik vesayet" demek yurutmenin eli, kolu olan burokratlarin cesitli mekanizmalarla secilmis yurutme organlarini islevsiz birakmasidir. Buna ornegi bir bakanin calisacagi genel mudurleri, hatta il mudurlerini atayamamasi gosterilebilir.

      "kendini halkin uzerinde goren guruh"u da asagidaki videodan ogrenebilirsiniz,
      https://www.youtube.com/watch?v=KE2xZGxossM&t=17s

      Simdi anladiniz umarim o sozlerin ne demek oldugunuz. Post-modern de padisahlik olmaz, darbe olur, baska bir sey ile karistirdiniz siz sanirim.

      Sil
    3. Diyorsunuz ki bir bakan göreve geldiğinde mesela ilkokul mezunu amcasının oğlu ile çalışmak istiyorsa belki de kendisinden bile çok daha deneyimli, bilgili, liyakat sahibi bir genel müdürü kovup amcasının oğlunu göreve getirebilsin. Arap ülkeleri dışında aklı başında hiçbir ülkede böyle bir uygulama yoktur. Verdiğimin çok uç bir örnek olduğunu düşünüyorsanız bakanlarımıza bakın ve bir daha düşünün. Yapmazlar derseniz, bilemem.

      Kendini halkın üzerinde gören güruh diye örnek verdiğiniz videodaki kişiler bu ülkeyi en az sizin kadar, hatta muhtemelen sizden çok daha fazla seven insanlar. Hayatları boyunca yaptıkları işlere, ürettikleri eserlere bakarsanız bunu kolayca görürsünüz. Birkaç konuşmalarından cımbızlama yöntemi ile video hazırlayıp sonra da birilerinin onlara bol bol sinkaflı küfürler etmesi için yoruma açık olarak yayınlamak (bknz: videonun yorumları) o videoyu hazırlayanın da, seyredip beğenenlerin de, o yorumları yapanların da zihniyetini güzel yansıtıyor doğrusu.

      Postmodern padişahlık olup olmayacağını evet çıkarsa göreceksiniz, bu nedenle umarım hayır çıkar.

      Sil
    4. Adsiz 20:21, siz neyin ne oldugunu anlamadiginizi soylediniz ben de size anlatmaya calistim. Verdigim ornekler yeterli sanirim, orneklere cevap yetistirdiginize gore konuyu anlamissiniz.

      Kim hangi eseri uretirse uretsin (ki o videodakilerin de urettigi ne eser var ayri konu ama onemi yok) kimseyi asagilamaya hakki yoktur. Sizi nasil yetistirdiler bilmiyorum ancak benim deger yargilarim bunu kabul etmiyor.

      Padisahliktan yana benim bir problemim yok, bu topraklarda yasayanalar en refah icindeki donemlerini padisahlik ile yonetilirken gormusler, sizin degiminizle post-modern padisahliksa bu cok daha iyi noktaya gelecektir o vakit, buradan bu sonuc cikiyor.

      Sil
    5. Adsız 21:28

      O video'yu bana tavsiye ettiğinize göre sizin değer yargılarınız oradaki yorumlarla uyuşuyor anlaşılan. İyi ki aynı değer yargılarına sahip değiliz.

      Son Osmanlı padişahı İngiliz zırhlısı ile kaçarken halkın içinde bulunduğu refah seviyesi gerçekten de görülmeye değermiş. O günleri merak ediyorsanız Afrika'da aynı refah seviyesinde birkaç ülke var, oralarda hasret giderebilirsiniz.

      Sil
    6. Adsiz 21:28, baska bir video daha paylasayim, bu daha iyiymis;
      https://www.youtube.com/watch?v=6U7_vCaP0wU&t=27s

      Turk egitim sisteminden gecen birisi bu anlattiklarinizi zaten ezbere biliyordur. Tekrar etmenize gerek yoktu. Bosa zahmet etmissiniz. Zirhlinin (zirh cok onemli) ismi de Malaya idi belki yarisma sorusu olarak cikar, bilmemizde fayda olabilir.

      Sil
    7. Adsız 22:54

      Siz hangi eğitim sisteminden geçtiniz bilemiyorum ama keşke Türk eğitim sisteminden geçip bunları öğrenseydiniz. O zaman hem kendi hataları nedeniyle çürümüş ve batmış bir imparatorluk hakkında doğru bilgilere sahip olur, TRT dizilerinde anlatılan palavralarla boş böbürlenmeler içine girmezdiniz hem de google aramaları yapıp karşınızdakilere lâf yetiştirmek zorunda kalmazdınız.

      Sil
    8. Adsiz 23:29, siz siz olun, tarihi lise tarih kitaplarindan ezberlediklerinizden ibaret sanmayin.

      Hic acaba kendinize sordunuz mu, 500 yillik bir imparatorlugun, son padisahinin 500 yil hukmettigi bir devletten gitmek zorunda kalmasinin sebebini? Gidisinin "kacma" diye tabir edilmesini, gittigi ulkenin Ingiltere oldugunun belirtilmesini (neden Fransa degil mesela). Bu Ingiltere'nin daha 5-10 sene evvelinde bu padisahin ordusuna 300 bin askerini kaybettigini ama buna ragmen onu ulkesine kabul edebildigi, gelin gorun ki adamin kendi ulkesinde barinamadigi (kuzeni Abdulmecit barinabilmistir mesela).

      "Kacis" lafini pekistirmek icin "zirhli", hikayeyi inandirici kilmak icin cok onemliymis gibi teknenin ismini vermelerini, hic sorgulamaz misiniz?

      Bir padisahin ulkesinden gitmesi size basariymis gibi anlatilirken, 500 yillik bir imparatorlugun aslinda o gun yok oldugu detayi arada kaynar. Siz kendi tarihinizle ilgili bundan hicap duymayin diye o anlatilanlar. Benden size tiyo olsun. Dunyaya bir daha gelirseniz bu hikayeleri dinlerken bu noktalari da dusunun. Sultan Vahdettin kacmis mi, gitmis mi bilinmez, ancak o donemde kacan birilerini ariyorsaniz illa, Ittihat ve Terakki'nin uc pasasinin ne yaptiklarini ve iliskilerini inceleyebilirsiniz.

      Sil
    9. Adsız 10:32

      Sizlere "gerçek tarih" olarak empoze edilen bütün palavraları ve bu işin nasıl-nerelerde yapıldığını gayet iyi bilirim. Bu tartışmaya biraz daha devam edersek işin "Mustafa Kemal İngiliz casusuydu" noktasına geleceğini, Pera Palas'ta İngilizlerle yaptığı pazarlıklara uzanacağını görüyorum, bu nedenle size düşünmeniz için birkaç ipucu ve tarih vereyim:

      1- Son Osmanlı padişahı İngiliz zırhlısı ile kaçtı ama İngiltereye değil Malta'ya kaçtı. Sonra da Hicaz'a gitti. İngiltere, Vahhabiliği kurdukları dönemden itibaren İslâm coğrafyasına en yoğun ilgiyi gösteren emperyalist batı ülkesidir. O zamandan beri bütün pis işlerini mezhep ayrılıklarını körükleyerek, müslümanları birbirine düşürerek yaparlar ve bu konuda çok başarılıdırlar.

      2- İngiliz'lerin bu coğrafyada Vahhabilikten sonra ikinci büyük başarıları 1928'de Hasan El Benna eliyle kurdukları "müslüman kardeşler" yani ihvan örgütüdür. Bu başarı İsrail'e ilham vermiş ve onlar da Filistin direnişini kırmak için cihatçı Hamas'ı kurmuşlardır.

      3- İlk iki maddede saydığım üç grubun günümüzde iktidarımızla sıcak ilişkilerini göz önünde bulundurursak (Suudi Arabistan, Katar, El-Nusra, ÖSO, Başakşehirde yaşayan ihvan yöneticileri, Hamas'la sıcak ilişkiler) bence ittihatçıları falan bırakıp bu ilişkileri incelemek daha güncel ve yararlı sonuçlar verebilir.

      4- 500 yıllık imparatorluğun aslında son padişahın "gitmesi" ile bittiğini yazmışsınız ama Sykes-Picot anlaşmasının tarihi 1916, Balfour deklarasyonunun tarihi 1917. Yani aslında daha Osmanlı imparatorluğu resmen bitmeden ve son padişah İstanbul'da otururken o imparatorluğu dağıtıp bölüşmek, islamcıların nefret ettiği İsrail'i o topraklarda kurmak için gerekli anlaşmalar yapılmış, halife efendimiz ise sarayında uyumaya devam etmiş. Padişah'ın bu anlaşmaları kotaran İngiltere'ye ait bir gemiyle kaçmasına da artık ironi mi dersiniz, kaderin cilvesi mi dersiniz bilemem.

      İttihatçıların elbette pek çok hataları olmuştur ama yöneticilerinin basiretsizliği, beceriksizliği, bilgisizliği nedeni ile batmakta olduğunu gördükleri çürümüş bir imparatorluktan geriye ne kurtarabiliriz diye çabaladıkları bir gerçektir. Kimi doğru işler yapmıştır, kimi çok yanlış işler yapmıştır ama vatanseverlikleri tartışılamaz. Bahsettiğiniz "kaçak" üç paşa'dan Enver'in Turan ülküsü uğruna savaşırken Asya'da ölmesi, Talat'ın bir Ermeni komitacı tarafından öldürülmesi bu insanların hayalperest ama cesur ve vatansever olduklarının göstergesidir.

      Sil
    10. Osmanli hanedaninin vatanseverligini tartisacagiz, ancak Ittihat ve Terraki'cileri tartismayacagiz? Iste Cumhuriyet tarihi. Yani ulkede Cumhurbaskani'ni elestirecegiz, ancak icraatin basi olan hukumeti, basbakani elestirmeyecegiz. Her seyden Cumhurbaskani sorumlu olacak, icraati yapan baskalari olsa bile.

      Sil
    11. rahmetli Ecevit, bop için yeşil ışık yaksaydı, telekomu tüpraşı fabrikaları tüm cumhuriyet kazanımlarını özelleştirme adı altında küresel sermayeye amiyane tabirle peşkeş çekseydi, Kıbrıs ve kuzey ırak olmak üzere tüm ulusal konularda tavizler verseydi 2001 krizi dediğimiz ve esasında büyük finansal operasyon olan kur şokuna maruz bırakılmazdık. o kriz tamamen siyasaldır. bugün bu konularda ciddi tavizler veren bir hükümet bulmuş küresel sermaye ve güç odakları yıkarlar mı hiç!. aksi halde inanın dolar bugün 5-6 tl idi. ekonomimiz yerle yeksan edilmişti.

      Sil
    12. Adsiz 00:50, http://www.hurriyet.com.tr/guleni-savundu-39011869

      Sil
  13. karanlık bir yöne gidiyoruz.çıkıpta bir tane hükümet yetkilisi anayasa maddelerini açıklıyormu demekki birşeyi gizliyorlar. millet uyanık olmalı önünü görmeden karar vermemeli bu kanunlar ülke için değil uyanın artık burda parti meselesi yok ülke meselesi var ekonomik verilere bakın 15 senelik mahfi beyin güzel açıklayacı tablolarına bakın devlet verileri gerçek gün gbi ortada

    YanıtlaSil
  14. https://www.59saniye.com/sanliurfada-tespih-ceken-robot-yapilmasi/

    Hocam bu bulus icin ne soylebilirsiniz.

    YanıtlaSil
  15. Değişikliğin olumsuz etkilerini uzun vadede göreceğimiz aşikar.

    YanıtlaSil
  16. Hem EVET cephesinin, hem de HAYIR cephesinin yönlendirmeleriyle Anayasa değişiklik teklifinin siyasi/idari/ekonomik taraflarına odaklanmış, mali hükümlerini hiç düşünmemiştik. Gündeme getirdiğiniz için teşekkürler. Zaten hayır diyecektim, şimdi hiç bir tereddütüm kalmadı. Hayır oyumu gönül rahatlığı ve huzuruyla vereceğim. Aslan ARSLAN

    YanıtlaSil
  17. Teşekkürler... Eskiden mahalle çeşmeleri vardı. Tüm mahalle çeşmenin akış hızı çok da olsa kuyrukta beklerdi. Bir çeşmeye muhtaç olacağız, artık. O da akarsa? Her konuda durum bu!!!

    YanıtlaSil
  18. Iki tane otobus soforu olur mu
    iki tane berber kafayi tras eder mi
    iki tane hostes kiz otobuste hizmet yapabilir mi
    iki tane guzel yarsimadan birinci olabilir mi
    iki tane dunyanin en zengin adami olur mu
    Bir gonulde iki ask olur mu

    OlMAZ olursa karmasiklik olur domokrasi bozulur bunun icin Tek kisiye emanet vermeli millette denetime cikmalidir. Milletin iradesi butceyi denetler. Irade 5 yilda bir denetime cikacak sonucta. Millet karar verecek beni kim iyi yonetecek diye. Benim butcemi kim daha iyi harciyor kim daha iyi bana hizmet ediyor diye bakacak ona gore karar verecek.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hayatımda duyduğum en saçma sapan karşılaştırma.

      Sil
    2. Gaflet uykusundaki birtakım saçmalamalara kulak asmayım hocam. #Hayır.Çıkacak.Millet.Kazanacak

      Sil
    3. saçmalar saçması

      Sil
    4. Hocam daha bunlardan çok var :)

      Sil
    5. SAVUNMAYA BAK YA.AMAN YARABBİ.EVETÇİLERİN, AYIRMIYORUM HEPSİ BU KAFADA.

      Sil
    6. Sevgili Adsız 17:31 kardeşim. Savunduğun tek kişiye yetki, çok iyi bir hukukî denetim olduğu takdirde gerçekleşebilir. Millet her sene denetleyemez ama bütçe her sene yapılır. Ayrıca, ben, 100 kişiden aldığım parayı (vergiyi) sadece bana yakın 51 kişi için harcarsam hep iktidarda kalırım. Dikkat et,bu ayrıntıyı kaçırma.

      Sil
    7. Bu millet Belediye Baskanliklarini da sayarsak tam 25 yildir yanlis karar verdi. simdi dogru karar vermesi icin hicbir sebep göremiyorum.

      Makarnaya, Bulgura, Kömüre alisti. ayda 600 TL ile calismadan yasamanin ve Belediye yardimlari ile idare etmenin yolunu buldu.

      Resmi verilere göre ülkede 17,5 milyon yoksulluk sinirinda, 2,5 milyon aclik sinirinda yasayan insan var.

      Bu insanlar sadece hayatta kalabilmek icin kendilerine verilen bu yardimlari büyük bir lütuf olarak kabul edip sonsuz bir Biat halindeler.

      Bir de inanclari ile oynanmis ve dönüsüme ugramis milyonlar.

      1. gruptakiler günü, 2. gruptakiler ise Ahireti kurtarma derdindeler. Yandas medyanin inanilmaz boyutlardaki algi operasyonlarini da eklerseniz bu kemiklesmis büyük kalabalik asla HAYIR demeyecek.

      Buraya yaziyorum manipülasyonlar ile de EVET cikacak... Normal sartlarda %80 HAYIR cikmasi gereken böyle bir secimde oranlar bicak sirtinda gidip geliyor ise yukarida belirttigim tespitlerin dogrulugunu kanitlar.

      Sormak isterim.

      15 yildir Tarim i yerle bir eden bir hükümet nasil oluyur da hala Kirsal kesimdan %45 oy alabilir. bunun izahi yok. ya iscinin, emeklinin durumu gercekten cok mu iyi bu ülkede.

      Diyelim ki iyi.. Akli basinda bir insan böyle Anayasa taslagina nasil Evet der. Birakin %50 yi
      %25 Evet bile utanc vericidir. 95 yillik Cumhuriyet Türkiyesinin birikimi bu olmamali.

      Asil mesele bu. ufak bir fark ile Hayir ciksa bile göreceksiniz en fazla 5 yil icinde daha hazir bir sekilde tekrar gelecekler ve isi halledecekler.

      Ben artik Türk Milletine güvenmiyorum.

      Sil
    8. Adsız 10:34
      Milletine güven! Milletine güvenmelisin...

      Sil
    9. Türkiye toplumunun demokrasi aklıvar güvenmek gerekir

      Sil
    10. Kafayı ikiye takan adsız, almanlar emaneti Hitler'e verdiğinde ne oldu?

      Sil
  19. Hocam yakın zamanda Ankara'da imza günü planınız var mı? Sizinle tanışmak istiyoruz.

    YanıtlaSil
  20. Gaflet uykusundaki birtakım saçmalamalara kulak asmayım hocam. #Hayır.Çıkacak.Millet.Kazanacak

    YanıtlaSil
  21. Hocam -ebilir gibi biten kavramlar kesinlik anlamı taşımıyor.boyle mi yazılması gerekiyor sizce

    YanıtlaSil
  22. bu millet akıl tutulması yaşıyor hocam siz ne anlatsanız ne söyleseniz boş gözü de görse kulağı da duysa inanmazlar.başkanlık sistemi hakkında içerik konuşan var mı yok neden var bir çapanoğlu da o yüzden

    YanıtlaSil
  23. Daha okuduğunu anlamaktan aciz, belki de okumayı gereksiz sanan bazıları gelmiş hala burada evet diyorlar. Böyle bir saçmalığa evet denemez, hatta böyle bir şey teklif dahi edilemez. Bunu batı demokrasilerinde birisi teklif etse kuyruğuna teneke bağlayıp sokakta davulla dolaştırıp dalga geçerler. Boş boş şeyler için, kişisel ikbal ve çıkar için kimse ülkenin geleceğini birilerinin keyfine bağlayamaz. Şu tartışmaları okudukça ülkemden uzaklaşıyorum, bunca medeniyet mücadelesi ne için veriliyor, milletin ve ülkenin ne olduğunu bilmeyen cahil bir güruhun tatmini için mi. Yeter artık, yeter!

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Gidin yurt disinda, ozellikle Avrupa'da biraz yasayin, insanlarla konusun sohbet edin, biraz hayati paylasin, Turkiye, ve Orta Dogu hakkinda goruslerini ogrenin, nasil gozle baktiklarini felan, sonra anlarsiniz Turkiye'dekilerin mucadelesini.

      Sil
    2. Adsız12 Nisan 2017 18:32
      Korkma Urkme ulkmeizde demokrasi var universitler var yargi var hala. Bu arada cahil dedigin insanlari hakir gorme biz hep birlikte Turkiyeyiz.

      Sil
    3. HaHa Ha haha haaa... ülkemizde üniversiteler, yargi varmis..

      hadi ordan. bu ülkede Milli egitimden Darwin teorisi kavraminin cikarilip yerine Adem ile Havvada türeyis seklinin konulmasini isteyen Profesörler de var. Hem de hic cekinmeden asla bir kaygi duymadan. arkasinda bu fikre sahip milyonlarin oldugundan emin bir sekilde tv ekranlarinda söyleyerek.

      Haaa üniversite ögrencileri mi dediniz... sahi Türkiyede üniversiteye giden gencler var mi.. gören var mi.. ülkenin Anayasasi degisiyor bunlardan ses duyan var mi.

      Gececeksiniz. gercekleri görmüyorsunuz. Bu is Tv ekranlarinda saatlerce tartisma ile olmaz. Bakin Macaristan da neler oluyor.

      Sil
  24. Hocam Magna Carta ile ilgili guzel kitap oneriniz var mi?

    Tesekkurler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. En iyilerden birisi bu: https://www.amazon.com/Magna-Carta-Liberty-Dan-Jones/dp/0525428291

      Sil
  25. Gecmisteki tek parti iktidari basbakaninin yetkisiyle mustakbel baskanlarin yetkileri karsilastirinca butun tek adam elestirileriniz kaduk oluyor. Bu durumda, bu konularda, parlementer sistemi sadece koalisyon deonemlerinde daha ustun goruyor olmalisiniz. Dogru mu?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Elbette doğru değil. Bir siyasal partinin tek başına iktidar olmasıyla bir kişinin tek başına iktidar olması aynı şey değildir. Anayasa değişikliğini iyi okumamışsınız sanırım.
      Öte yandan kadük olma kavramı sizin kullandığınız gibi kullanılmaz. Kadük olmak bir yasa teklifinin görüşülememek dolayısıyla gündemden düşmesi demektir. https://www.google.com.tr/webhp?sourceid=chrome-instant&ion=1&espv=2&ie=UTF-8#q=kad%C3%BCk+olmak
      Onun yerine burada kullanmanız gereken kelime geçersiz kalıyor olmalıydı.

      Sil
    2. Daha dune kadar 'Yapisal reform boyle olmaz, hukumetin su kanunu su tarihte gecirecegim' demesi gerekiyor diyordunuz, meclisi yok sayip yurutmenin dogrudan is yapmasi gerektigini soyluyordunuz. Biz 'ya o yasama, o yurutme, hukumet nasil karar versin hangi kanun ne zaman gececegine programinda, bu yasamaya saygisizlik olur' dedigimizde, hangi ulkede yasiyorsunuz felan diyordunuz. Kor oluyor ya, gozlerini ovmeye erken basladiniz.

      Sil
    3. Hayatımda hiçbir zaman meclisi yok sayıp yürütmenin doğrudan iş yapması gerektiğini söylemedim. Yalan söylüyorsunuz.
      Hükümet zaten mecliste çoğunlukta olan parti ve istediği her yasayı da geçiriyor. Onun için yapısal reformları da geçirmeli anlamında yazdım.
      Benim "hükümetin, meclisi yok sayıp yürütmenin doğrudan iş yapması gerektiğini" yazdığım tek bir yazımı gösterin sizden özür dileyeceğim. Aksi takdirde siz zavallı bir yalancısınız.

      Sil
    4. Adsız - 11 Aralık 2015 20:26
      "Takvim, öyle konuları haftalık, aylık, 3 aylık vb olarak gruplandırmakla olmaz. Yapısal reformların ayrıntılarıyla ortaya konulması ve oradaki her bir ayrıntının hangi gün başlayacağı, hangi aşamalardan hangi zamanlarda geçeceği ve sonunda hangi gün amacına ulaşacağı biçiminde bir takvim yapılması gerekir."

      Bu yorumunuza katilmiyorum. Yapisal reformlarin hemen hepsi yeni kanun gerektirecektir. Kanun yapma gorevi de meclise aittir. Sayet hukumet, su tarihte su kanun gececek derse bu milletin iradesine saygisizlik olur. Mevcut duzenimizde yapabilir mi? Yapabilir. Ancak bu tip bir hareket hangi kanun icin olursa olsun saygisizliktir. Iktidar partisi millet vekillerinin iktidar ile her zaman ayni fikirde olma zorunluluklarinin da (demokrasilerde) olmamasi gerekir. Bu yuzden hukumet sadece kanunlarin meclise gelme vakitlerini takvime baglayabilir bu da pratikte olsa olsa haftalik, aylik planlanabilir, hukumet istedigi kanunu istedigi tarihte gundeme aldiramaz. Zaten yarali bir demokraside daha da otoriter bir yonelimin kimseye faydasi olmaz, niyet iyi olsa bile.

      Mahfi Eğilmez - 11 Aralık 2015 23:02
      Yani burası İngiltere olsa size sonuna kadar hak vereceğim ama burası Türkiye. Hangi Meclis? Hangi Anayasa? Hangi demokrasi? Hayal kurmayalım.Ayrıca öyle bile olsa hükümet takvim yaptığında Meclise empoze etmiş olmaz. Sadece niyetini göstermiş olur.

      Sil
    5. Bu yorum yazar tarafından silindi.

      Sil
    6. Bu konuya dair bir tartismayi yanlislikla asagida baska bir yerde devam ettirdim. Ozur diliyor ve buraya aktarip tartismaya devam ediyorum.

      Safak Yilmaz13 Nisan 2017 00:01
      "Elbette doğru değil. Bir siyasal partinin tek başına iktidar olmasıyla bir kişinin tek başına iktidar olması aynı şey değildir. "

      Demek ki soruma teorik olarak cevap veriyorsunuz. Evet, teorik olarak, tek basina iktidar olan bir basbakan tek adam degildir.

      O zaman baskanlik sistemine de teorik olarak yaklasalim: baskanin tek adamligi hic onemli degil cunku tamamen denetim altinda.

      300 milletvekili ona tersse yasa filan yapamaz, kanun hukmunde kararnameleri ise overwrite edilebilir. 360 (simdiki 330) ile indirilebilir. 400 (367) ile anayasa yoluyla hizaya sokulabilir. Ayni sayida milletvekili ile yargilanabilir vs. Ustelik basbakana bakarak meclisten ayri olmak gibi politik bir dezavantaji da var, milletvekillerinin yaptiklari siyasi tertipleri/planlari haber almasi daha zor. Bir de iki donem kuralini koyalim, meclisle ters dusen bir baskanin siyasi karieri bayagi kisa olabilir (ikinci donemde fesih oldun mu emeklisin demektir).

      Bu durumda baskanin tek basina iktidar basbakandan daha tek adam oldugunu one surmek o kadar kolay degil. Yanlis mi?



      Mahfi Eğilmez13 Nisan 2017 07:14
      Siz anayasa teklifini ve benim yazımı bir kez daha okuyun isterseniz. Tam olarak benim neyi anlatmak istediğimi anlayıp anlamadığınızdan emin değilim. Yazıda değinilmeyen konularda yorumlar yazarak yazıyı çürütmeye çalşıyorsunuz. Benim yazımda yargılanmayla ilgili bir değerlendirme yok.

      Sil
    7. Bu cevabiniz uzerine yaziniza bir daha baktim. Ele alinan maddelerdeki degisiklikler agirlikli olarak yetkinin bakanlar kurulu/hukumetten baskana gecemesi ile ilgili, ve yonelttiginiz elestiriler de agirlikli olarak bunun yaratacagi tek elden yonetim ile ilgili.

      Tek basina iktidar bir basbakani baskana tercih etmeniz bu baglamda iki acidan ele alinabilir.

      1) Basbakan meclisin denetimindedir bu yuzden mali yetkilerini kafasina gore kullanamaz. Benim cevabim bununla ilgiliydi ve baskanin da meclisin denetimi altinda oldugunu soyluyordum. Sizin cevabinizdaki alginin aksine agirlikli olarak yargidan bahsetmiyordum, bu denetlemenin yontemlerinden sadece biriydi. Hukumet direk dusurulebilirdi ornegin.

      2) Onceki anayasa mali yetkileri basbakana degil bakanlar kuruluna veriyordu, yeni anayasa direk baskana veriyor. Bu arguman zayif bir argumandir. Gene teorik olarak yaklasacaksak baskanin da bakanlari zaten olacak. Pratik bakimdan ise bakanlarin tek basina iktidar bir basbakani etkileme gucu cok da uzerinde durulacak birsey degil. Sanirim siz de ayni fikirdesiniz cunku yukarida (bu maddenin icinde) bir arkadasin sizden alintilarindan boyle anlasiliyor.

      O zaman soru su, yukaridaki iki acinin neresi yanlis veya elestirilerinize temel teskil eden ve benim kacirdigim bir ucuncu aci var mi?

      Sil
    8. Bekliyoruz, cevap yok. Her baskanlik tartismasinda boyle oluyor nedense ve ben de Mahfi Hoca'nin vakti yok herhalde diyorum, ama masallah isinize gelen yorumlari cevaplarkenki enerjinizi de goruyorum (yanlis anlamayin, bu cabayi takdir ediyorum). Yukaridaki tartismaya yorum yapamiyorsaniz iste o zaman bu yazi benim icin kaduk olmustur (siz yok hukmundedir diye okuyunuz). Tabii buna simdi cevap verirseniz ve cevabinizda gene kaduk kelimesine odaklanirsaniz ironik bir sekilde yazi duble kaduk olacaktir.

      Yanlis anlamayin lutfen, saygida kusur yok. Iyi gunler,

      Sil
    9. ne anlatiyon sen ya.

      Sil
  26. Mahfi hocam merhaba,
    Yazıdan farklı bir soru sormak istiyorum. Son dönemde Fed'in bilançosunun büyüklüğü gündemde. Merkez bankasının(burada Fed) bilançosunun çok fazla büyük olması ne gibi sorunlar açığa çıkarıyor? Ben buradaki sorunu ve piyasayla olan ilişkisini kuramıyorum.
    Şimdiden teşekkür ederim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Piyasada fazla para var demektir.

      Sil
    2. Piyasadaki bu fazla para Amerikada enflasyona yol açmadı.Muhtemelen bunun bir nedeni doların tüm dünyada geçerli para brimi olması.Başka nedenleri var mı?

      Sil
    3. Bu fazla para ABD dışında ama ABD'de işler düzeldikçe bu paralar geri dönmeye başlar ve enflasyon yaratabilir.

      Sil
    4. "Elbette doğru değil. Bir siyasal partinin tek başına iktidar olmasıyla bir kişinin tek başına iktidar olması aynı şey değildir. "

      Demek ki soruma teorik olarak cevap veriyorsunuz. Evet, teorik olarak, tek basina iktidar olan bir basbakan tek adam degildir.

      O zaman baskanlik sistemine de teorik olarak yaklasalim: baskanin tek adamligi hic onemli degil cunku tamamen denetim altinda.

      300 milletvekili ona tersse yasa filan yapamaz, kanun hukmunde kararnameleri ise overwrite edilebilir. 360 (simdiki 330) ile indirilebilir. 400 (367) ile anayasa yoluyla hizaya sokulabilir. Ayni sayida milletvekili ile yargilanabilir vs. Ustelik basbakana bakarak meclisten ayri olmak gibi politik bir dezavantaji da var, milletvekillerinin yaptiklari siyasi tertipleri/planlari haber almasi daha zor. Bir de iki donem kuralini koyalim, meclisle ters dusen bir baskanin siyasi karieri bayagi kisa olabilir (ikinci donemde fesih oldun mu emeklisin demektir).

      Bu durumda baskanin tek basina iktidar basbakandan daha tek adam oldugunu one surmek o kadar kolay degil. Yanlis mi?

      Sil
    5. Siz anayasa teklifini ve benim yazımı bir kez daha okuyun isterseniz. Tam olarak benim neyi anlatmak istediğimi anlayıp anlamadığınızdan emin değilim. Yazıda değinilmeyen konularda yorumlar yazarak yazıyı çürütmeye çalşıyorsunuz. Benim yazımda yargılanmayla ilgili bir değerlendirme yok.

      Sil
  27. böyle bir başkanlık sistemi üçüncü sınıf ülkelere yakışır.bakın saddama bakın kaddafiye bakın esada bakın hüsnü mübarege, görün bu tip başkanlık sistemiyle yönetilen ülkelerin durumunu.hepsinde iç karışıklık ve savaş var.bazıları ABD DE BAŞKANLIKLA YÖNETİLİYOR VE DÜNYANIN EN BÜYÜK ÜLKESİ DİYOR.bize getirilmek istenen başkanlıkla abd nin başkanlık sistemi arasında gram benzerlik yok.abd de kongre ve senato onayından geçmeyen hiç bir şey başkan istesede geçemez.yargı bagımsızdır.istedigini yapamassın.geçen gün, vergilerle ilgili degişiklikler senatodan geçmedi misal.eger bu türk tipi başkanlık sistemi geçerse inanın türkiye, aklımdan geçirmek istemem ama parçalanmaya gider.eyalet sistemide getirilirse,dogu anadolu ermenilere ,güneydogu ise kürtlere verilerek kürdistanın yolu açılır.erdogan abd nin adamıdır.abd deki hiç bir haritalarda türkiyenin dogusu ve güneydogusu yok.buna eskiden askerimiz,büyükelçilerimiz tepki gösterir katıldıkları toplantıları terkederdi.şimdi ise tepki göstermiyoruz.türkiyenin kaderi tek adamın iki dudagı arasına bırakılamaz.bunun diktatörlükten farkı yok.yasama ,yürütme,yargı diye bir şey kalmayacak.muhalifsen eleştiriyorsan yandın,başkanın iki dudagındasın.tepki için yürüyüş yapsan kafan gözün kırılabilir gaza bogulabilir hatta öldürülebilirsin.bunlar şu anda yapılıyor ama dahada pervasızca yapılabilir.şimdi bile hayırcılar içeri atılıyor dövülüyor evetçilere ise dokunulmuyor.tek adamın istedigini yaptıgı, eleştirin kabul edilmedigi,meclisin baypas edildigi,ortak aklın kabul görmedigi bu türk tipi başkanlık sistemi türkiyeye yakışmaz.yapanın yaptıgı her şey yandaşsan yanına kar kaldıgı türkiye olamaz olmamalı.dünyada itibar görmez ve dışlanırız.3.sınıf-hatta 4 sınıf kabile devleti muamelesi görürüz.yatırımcıda hiç bir zaman güven duymadıgı bir yere yatırım yapmaz.SELAMLAR SAYGILAR

    YanıtlaSil
  28. olayın en vahimi şudur: Başkan isterse VARLIK VERGİSİ'ni yeniden geri getirebilir. Mesela kendisine karşı fikirde yer alan kişilere özel ağır şartlar içeren vergiler getirebilir . Üstelik bu durum tümüyle YASAL olur ve bu korkunç bir şey .

    YanıtlaSil
  29. Niye baskanlik rejiminden korkuyorsunuz Allah askina niye ABDde Kardes cumhuriyet Azerbaycanda Turkmenistanda da var baskanlik Adamlarda didişmek yok

    Kisaca daha güçlü bir Türkiye için halk oylamasına evet.
    Halk oylamasina Hayir diyenlere sasiyorum.

    BAŞKANLIK SİSTEMİnde
    *SİYASÎ İSTİKRAR VARDIR
    *OTORİTERLEŞME EĞİLİMİ ZAYIFTIR
    *MİLLETVEKİLİ DOĞRUDAN HALK TARAFINDAN SEÇİLİR. BAŞKANI DA DOĞRUDAN HALK SEÇER
    *KOALİSYON SÖZ KONUSU DEĞİLDİR. SEÇİLEN BAŞKAN KABİNEYİ KURAR.
    *MECLİS, BAŞKANI DENETLER. DENETİM MEKANİZMALARI GÜÇLÜDÜR
    *DIŞ POLİTİKADA BAŞKAN ETKIN VE YETKİLİDİR
    *SEÇİM BARAJI SIFIRDIR.VEKILLIK YASI 18DIR.GENCLER ERKEN YASTA VEKIL OLUR
    *BAŞKAN, HALKA KARŞI SORUMLUDUR. HALK NE DERSE O OLUR


    PARLAMENTER SİSTEM
    *SÜREKLİ ERKEN SEÇİM VARDIR
    *OTORİTERLEŞME EĞİLİMİ GÜÇLÜDÜR
    *MİLLETVEKİLİ DOĞRUDAN HALK TARAFINDAN SEÇİLİR. BAŞBAKAN MİLLETVEKİLLERİ ARASINDAN BELİRLENİR. *CUMHURBAŞKANI ATAMASI SONRASI MECLİS GÜVEN OYUNA SUNULUR
    *SEÇİMLERDE PARTİLERİN ALDIĞI OY ORANINA GÖRE KOALİSYON SÖZ KONUSUDUR
    *DENETİM MEKANİZMALARI ZAYIFTIR
    *DIŞ POLİTİKADA YETKİ KARMAŞASI VARDIR.ZAYIFLIK ITIBARSIZLIK SOZKONUDUR
    *%10 SEÇİM BARAJI VARDIR.GENCLER VEKILLIGI RUYALARINDA GORUR.

    Başkanlık Sistemi İle
    Yönetilen Ülkeler

    Afganistan
    Amerika Birleşik Devletleri
    Arjantin
    Azerbaycan
    Belarus
    Bolivya
    Brezilya
    Dominik Cumhuriyeti
    Endonezya
    Ermenistan
    Ekvator
    El Salvador
    Filipinler
    Guatemala
    Güney Kore
    Haiti
    Honduras
    İran
    Kazakistan
    Kenya
    Kıbrıs
    Kolombiya
    Kosta Rika
    Liberya
    Meksika
    Nikaragua
    Nijerya
    Panama
    Paraguay
    Peru
    Seyşeller
    Sierra
    Leone
    Sri Lanka
    Sudan
    Surinam
    Şili
    Tanzanya
    Türkmenistan
    Uganda
    Uruguay
    Venezuela
    Zambiya

    Yarı Başkanlık Sistemi İle
    Yönetilen Ülkeler

    Burkina Faso
    Cezayir
    Cibuti
    Ermenistan
    Fransa
    Gürcistan
    Kongo Cumhuriyeti
    Mısır
    Romanya
    Rusya
    Senegal
    Sri Lanka
    Suriye
    Tacikistan
    Tayvan
    Tunus
    Ukrayna

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. gaflet uykusuna yatarsan rüyanda ona göre olur. #Hayır.çıkacak.millet.kazanacak

      Sil
    2. Herhalde eğlenelim diye yazılmış...

      Sil
    3. bu arkadaşa birkaç şey yazicam umarım gerisini anlar. Değerli kardeşim bir önceki kazakistan cumhurbaşkanı seçimlerde mevcut cumhurbaşkanının seçimden aldığı oy yüzde 97.5 Bu ne demek biliyor musun fatihi kanuniyi atatürkü napolyonu atillayı cengiz hanı alpaslanı osman gaziyi ertuğrul hanı ya da yer yüzünün en başarılı devlet asker bilim adamı ya da aklına her ne gelirse gelsin bu adamın karşısına koy kazanma ihtimali yüzde 0.01 bile değildir. azerbaycanda durum aynı diğer türki cumhuriyetlerde durum aynı. sen neyden bahsediyorsun ahbap?

      Sil
    4. Sayın Adsız 21:11
      Başkanlık ya da yarı başkanlık sisteminin uygulandığını belirttiğiniz ülkelerin yarısından fazlası demokrasi karnesi çok zayıf olan, bir kısmı sürekli darbelere maruz kalan, ekonomileri ve yaşam standartları 3. sınıf ülke kategorisinde, dolayısı ile Türkiye'ye getirilmek istenen başkanlık sisteminin potansiyel sonuçlarını halkımıza en güzel şekilde anlatabilecek ülkeler. Kardeş ülkemiz Azerbaycan'da var, bizde neden olmasın dediğiniz sistemde Aliyev daha geçen haftalarda karısını başkan yardımcısı olarak atadı. Başkanlık ya da yarı başkanlık sisteminin iyi işlediği, hem ekonomik hem de demokrasi anlamında birinci ligde olan ülkelerin anayasasıyla bizim anayasa değişikliği önerimiz arasında da çok önemli farklar var. İyi örnek olan sistemlerde AKP iktidarının "sistemin önündeki engelleri kaldırıyoruz" dediği her şey demokrasinin sübabı olarak sistemin içinde var. Mesela başkanın bakan olarak atadığı herkesin bireysel olarak senato'daki komisyonda yoğun sorgulamadan geçmesi ve daha sonra da senatonun onayını alması gerekiyor. ABD Başkanı Donald Trump'un atamak istediği çalışma bakanı o süreçte evinde kaçak işçi çalıştırdığı meydana çıktığı için adaylıktan çekilmek zorunda kaldı. Ve halen 20 Ocak'ta göreve gelen Trump'un 2 tane bakanı atanabilmiş değil. Gensoru, sözlü soru, devletin başındaki cumhurbaşkanına "yazılı soru" önergesi vermek gibi yetkilerin kalktığı, daha önce sadece 10 vekilin önerisi ile açılabilecek, ve oy çoğunluğu yanlış işler yapan bakanlar yüce divana sevkedilebilecekken, şu andaki öneri ile meclis soruşturması açmak için salt çoğunluk, dava için %60 oy gerekiyor. Denetleme mekanizması nasıl artıyor bu teklifte? Haa bu arada ABD başkanlık sisteminde başkan 4 yılda bir seçiliyor ama 2 yılda bir senatonun üçte biri yenileniyor. Böylece başkanın bütün atamalarının onaylamasını yapan senatoda, eğer devleti yöneten başkan yanlış yolda gidiyorsa (Mesele bizdeki karşılığı bir sürü FETOcunun devletin üst kademelerine sızmasına izin veriyorsa) milli irade başkanlık seçiminin beklemeden, senatoda güçler dengesini değiştirerek yapılan yanlışlara dur deme imkanı buluyor... Sizin verdiğiniz örneklerin nasıl yanlış olduğunu anlatacak daha yüzlerce örnek verebilirim. Ama uzun lafın kısası AKP'nin propaganda broşürlerinden alınmış basma kalıp laflarla insanları yanıltmayı bırakın bence.

      Sil
    5. Ben istikrardan bahsediyorum kardesim ISTIKRAR

      Sil
    6. kardeşim siyasi istikrar istiyorsan padişahlık en iyisidir. başa gelen her zaman bellidir. seçim meçim yapmaya da gerek yoktur. bu batılı ülkeler salak mı ki bunu yapmıyor!

      Sil
    7. Kardesim koreyi es gecme korede baskanlik var adam ulkeyi adeta inovasyon cennet bahcasina donusturdu. Yapmadiklari robot yok. Nukleer tesisleri olsun telefonculuklari olsun dunyada bir numara. Adamlar basknalikla yonetiliyor. ABDye bile kafa tutuyorlar dusun. Bizim mesela Nukleer tesisimiz niye yok niye Nukleer tesislerimiz yok Nukleer tesisimiz olmadigi icin dis gucler bizim uzerimizde at oynatiyorlar . Bizden korkuyorlar. Nukleer tesisilerimiz olsa nukleer gucumuz baskanlik rejimiyle birlikte dis gucler turkiye uzerinde bu kadr at oynatamaz. Fetoculer bu kadar oyun oynayamaz. ABD Avrupa ulkeleri korkar.

      Sil
    8. Ben solcuyum. Hayir verecegim tabiki, boyle sacma bir anayasaya evet verilmez. Ama eger evet cikarsa hic uzulmem hatta sevinirim bile. Neden? Cunku tuzum kuru, yurt disinda yasiyorum. Evet cikarsa Turiyenin yasanmaz (daha da) berbat bir memleket olacagini biliyorum. Bundan da en cok bugun evet oyunu savunan gariban takimi etkilenecek. Zengine birsey olmaz o yine yolunu bulur. Iste sevincim bu. Evet verenler issizlikle fakirlikle yoksullukla bogusurken ben icin icin gulecegim bunlara, sen boyle istedin arkadas sikayet etmeye hakkin yok diyecegim. Cok acimasiz oldu degil mi? Hayir degil cunku bunu hakettiler. Kurunun yaninda yas da yanacak elbette ama bu konuda elimden birsey gelmiyor.

      Sil
    9. Solcu kardes sen sanirim oy kullanmayi unuttun. y.disinda sandiklar kapanali cok oldugu halde ben Hayir verecegim diyorsun.

      Sil
    10. milletin istiklalini, yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır
      Gazi
      m.k.atatürk

      Sil
    11. Solcu zaten sizin iktidar olma ihtimaliniz hiç yok. Milletin isçi kesimi sizi sevmiyor

      Sil
  30. hocam kkdf ödemeleri bütçeye gelir mi yazılıyor yazılıyorsa hangi kalemde izleniyor?

    YanıtlaSil
  31. Tamamen katılıyorum, ancak diger bir problem de bu iktidarin bakanlar kurulunu da calistirmadigi gercegidir. Iktidarin kendi icerisinde bile demokrasi yok.

    YanıtlaSil
  32. hocam şu formül doğru mudur? fiili işsizlik oranı= devrevi(konjonktürel) işsizlik+ doğal işsizlik

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Gerçek İşsizler = Resmi İşsizler + İş Aramadığını Söylediği Halde Çalışmaya Hazır Olduğunu İfade edenler

      Sil
  33. Devlet halk için var diyorsan evet diyemezsin bu 18 madde cumalar da camiye gidip cumhurbaşkanına talep mektubu iletmek için kendini yırtmaktan başka bir şey getirmez. Getirilen sistemde parti devleti bile olamayız bildiğin seçilmiş padişahlık bu

    YanıtlaSil
  34. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil
  35. Halihazirda alt ve üst limitleri yasada belirlenmek suretiyle vergi oranını (bu limitler içinde) belirlemeye hükümetler yetkili kılınmış durumda. Degisiklik teklifinde hukumeti cbaskani kuracagindan bu yetkinin onda toplanacagini soyluyorsunuz. Bu yetkinin cumhurbaskanina gececegi kanaatine, hukumet onun gudumunde olacagi icin mi variyosunuz, yoksa mevcut sistemde alt ve ust sinirlarin belirlendigi kanun yeni sistemde mulga mi olacak? Bu konuya aciklik getirirseniz sevinirim

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Anayasa değişikliği kabul edilirse bu yetki cumhurbaşkanında olacak. Bunu hükümete sorar ya da sormaz. Bu konuda bir hüküm yok.

      Sil
  36. Hocam Euro'ya geçtikten sonra Avrupa ülkelerinin kamu borcu çok arttı. Bu onların kamu harcamalarını artırdığını gösteriyor. Bu kapitalist anlayışa aykırı bir durum değil mi? Krizden sonra harcamalarının artması doğal ama kriz öncesi de böyle bir durum vardı?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Zaten hiçbirinde pür kapitalist sistem yok ki hepsi karma ekonomik sistemde.

      Sil
  37. Hocam yolda yürürken sizi tanıyıp fotoğraf çektirmek isteyen oluyor mu?

    YanıtlaSil
  38. "Güçlü ve tarafsız yargı+Güçlü Meclis denetim mekanizması+Yerleşmiş Demokrasi Bilinci Başkanı dengeler".Denge ihtiyacı neden dogmuştur..Güçler ayrılığı prensibi..Evrensel hukuk..Bunları yaşayarak öğrenme safhası."Kimi kime şikayet edeyim"çıkmazını yaşamamak için dürüst davranmak dileği ile.

    YanıtlaSil
  39. Dünya tarihi boyunca genellikle demokriselere geçilmeden önce kötü antidemokratik rejimler yaşanmıştır. Ülkemiz yıllar önce demokrasiye geçmiş olmasına rağmen halkının zihniyetine bunu tam olarak yerleştirememiştir. Referandumda büyük ihtimalle evet çıkacak ve biz bunun sonucunu deneyimleyerek göreceğiz, halk ozaman yetkilerin bir kişide olmasının ne gibi sakıncalar oluşturacağını anlayacak. Ben bu yüzden bu süreci bir geçiş süreci olarak görüyorum. Malesef ancak bunu deneyimlemeden insanlara bunları anlatamıyacağız.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hemde çok doğru. Bir çok insan neye, neden evet dediğinin bilincinde değil. Kaldı ki diyorsa bile en azından bilinçli diyebilse... Hala trajikomik bir şekilde ''Lozan antlaşması sona erdiğinde..'' zırvalarını dillendirip ''yollar, köprüler, havalimanları yaptı'' söylemleri konuşuluyor. Hem de ilkokuldan üniversiteye... Öyle ki ciddi bir ''yapısal reform''la bu zihniyetin öncelikle anlama, sorgulama en önemlisi algılama özelliklerinin aktifleştirilmesi gerekiyor. Deneyime gerek kalmadan muhakeme ve algıyla anlayabilse keşke sakıncaları ve aslında neden yoksulluğa mahkum yaşadıklarından başlayarak birçok şeyi. Çok üzülüyorum, üniversitelerimizde bile ''eğitim'' li dediğimiz çok sayıda genç tartışabilmeyi, fikir alışverişini bir tür kavga zannediyor. Hemde siyaseti bırakın çok basit bir ders içeriğinde bile. Keşke uyusak uyansak ve şu ''reformlar'' nihayet gerçekleşmiş ve ülkemiz soran, sorgulayan, farklılıklarıyla bir bütün, muhakeme becerisine sahip insanlarla dolmuş olsa. Ezilen ezildiğinin farkına varsa, cahil cahilliğini anlasa, bilmeyen bilmediğinin farkında olsa. Bir zamanlar zencilere yapılanlar yahut toplumlarda bir çok grubun ötekileştirilmesi gibi popüler kavramlarımız''hayırcı, tayyipçi, dinsiz imansız, fetöcü, avrupa özentisi'' yerleşikliği son bulmuş olsa. İnsanlar dertlerinin farkına varsa ve anlatabilse... Anlaşmak hiç önemli değil ama keşke... İçimdeki hüznü ve hayal kırıklığını kelimelere dökemiyorum ama evet acı acı deneyimlemeden toplumlar farkına varamıyor. En acı olanıysa bunu 2017 yılında çok daha başka şeyleri tartışmamız gerekirken yaşayacak olmamız.

      Sil
  40. Yazı için teşekkürler...Yapılmak isteneni sıradan bir vatandaş olarak bizler görüyor ve anlıyoruz, sözkonusu kişilerin bunu görmemesine imkan yok....Bu ülkenin kannat önderlerinin, akademisyenlerinin,gazetecilerinin sessiz kalmasını BU HALK UNUTMAYACAK...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sessiz kalmayanlar ya hapiste ya işten atıldı ülkenin durumunu takip etmiyor musunuz? Gıkını çıkaranın başına neler geliyor.

      Sil
    2. Doğruları söyledi diye kimseyi hapise falan atamazlar(Herhangi bir illegal eylemi olmadığı sürece.)Bu nedenele hiç kimse doğruları söylemekten korkmasın amma velakin başka amaçların peşinde koşuyor ve kirli ilişkileri varsa o başka..Örneğin adam şu an doğruları konuşuyor olabilir fakat geçmişinde karanlık bir nokta var ise onu bulurlar.Fakat, her zaman doğruları konuşan namuslu dürüst kişilere hiçbirşey yapamazlar.BU SEBEBLE DÜRÜST İNSANLAR KENDİLERİNİ----KORKU İLE KORKUT(MAK)-MASINLAR...Sonuçta bu ülke hepimizin...Madem bu memleketten ekmek yiyiyoruz ,su içiyoruz o zaman bu ülkeyede el birliği ile sahip çıkmamamız lazım....Bu ülke kimsenin babasının malı değil...Beğensekte beğenmesekte farklı görüşteki herkesin fikrini açıklama hakkı var..

      Sil
    3. Bi suredir komadasiniz heralde ordan yaziyosunuz sanirim,geçmiş olsun.

      Sil
  41. Eleştirilerinizde anlaşılmayan hususlar bir hayli fazla. Burada üzerinde durulması gereken zaten sorunlu bir anayasanın düzeltilmeden degistirilmesi midir yoksa demokratik bir şekilde kaleme alınmış anayasayı antidemokratik bir biçimde değiştirilmesidir. Örneğin sanki vergi oranlarında alt ve üst limitler dahilinde degisiklik yapmak yetkisi sanki meclisteymiste bir kisiye veriliyormus gibi anlatılmıs. Burada yapılan degisiklik getirilmek istenen yönetim sistemine uygun teknik düzenleme. Halbuki ilk hali de eleştirilirse tutarlı bir eleştiri olacaktır. Sanırım bilim adamlarında olması gereken en temel ölçüt ideolojik bakış açılarından sıyrılmalarıdır. Ancak ülkemiz bilimlerinin altına ideoloji gizlemiş insanlarla dolu oldugundan bilimsel anlamda eleştirel veya destekler mahiyette makale okumakta bir hayli zorlasıyor. Bu durumda yapılan tartısmalarda mide bulandıran bir hal alıyor. Yapmış olmak için yapılanlarda cabası.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sonuna kadar katiliyorum bu yazdiklariniza. Siz elestirinizi yapinca da, ya "Ataturk dusmani" olursunuz, ya da "yandas", hakaretler baslar. Boyle bir acaip bilimsellik ortami iste.

      Sil
  42. Hocam otomatik değerlemeye yazinizda karşı çıkmışsınız ama oda olmasa bütçe meclis den geçene kadar hükümet nası harcama yapicak abd de ki gibi biz de kepenk mi kapatcaz

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Mevcut anayasada zaten geçici bütçe ile ilgili düzenleme var. Sorun bu yetkinin tek kişiye verilmesi.

      Sil
    2. Kac kisiye verilince sorun olmuyor? Bilimsel olarak rakam kac?

      Sil
    3. Meclis bu iş için iyidir. Aksi halde meclise de gerek yok zaten.

      Sil
    4. Simdiki sira soyle;
      - Butce teklifi yetismezse
      - Gecici butce
      - Gecici butce de gecmezse ne olacak (?) hic dusundunuz mu? 1980 anayasasini hazirlayanlar da dusunmemis belli ki.

      Referanduma sunulan;
      - Butce teklifi yetismezse
      - Gecici butce
      - Gecici butce de gecmezse eski butce belirli bir oranda arttirilip kullanilacak

      Mevcut durumda gecici butce de yetismezse, devlet iflas ediyor.

      Teklif ile gecici butce de yetismezse en azindan gecen sene meclisin onayladigi butce muhtemelen enflasyon oraninda arttiriliyor, ekonomi siyasal cekismelerden etkilenmiyor.

      Siz butce kanun teklifi nasil hazirlaniyor, buyuklugu ne kadar biliyor musunuz? Sanki tek kisi oturuyor o teklifi yaziyor ciziyor her seyi kendisi hazirliyor. Kamu da sirf butce icin istihdam edilen binlerce personel mevcut. Oyle bir anlatiyorsunuz ki, tek kisi butce hazirlayacak, sanki simdi de TBMM uyeleri oturuyor butceyi hazirliyor. "Tek kisi" gelecekmis de butce hazirlayacakmis, oyle bir supermen buluyorsaniz ne mutlu ne guzel size.

      Dunyadaki bagimsiz devletlerin hemen hepsinde kanunlari "tek kisi" onayliyor. Ayrica bugun de butce kanununu "tek kisi" onayliyor. Farkinda misiniz?

      Sil
    5. Adam, ömrü bu işlerle geçmiş, bu işin kitabını yazmış olan bendenize bütçenin nasıl hazırlandığını bilip bilmediğimi soruyor. Ne diyebilirim ki?

      Sil
    6. Ben acik acik yaziyorum diger okuyanlar icin, yayinladiginiz icin tesekkur ederim. Sizin zaten neyi bildiginizi ve elestirilerinizin sebebini az cok biliyorum.

      Sil
    7. Hocam siz ne kadar naif, erdemli ve mentor bir insansınız. Biliminiz, felsefeniz ve tüm yol gösterici, ufuk açıcı paylaşımlarınız için teşekkür ederim. Sizin gibi insanlardan aldığım güçle, ilhamla, ışıkla yetişiyorum. Teşekkür ederim hocam, binlerce kez, kendim ve farkında olan olmayan herkes adına. İyi ki varsınız.

      Sil
  43. Baskanliga cok az kaldi yemin ederim uyku tutmuyor. Ulkemizin bu rejimi denemesinde fayda var. Olmadi uc bes sene sonra yeniden parlementer rejime geceriz. Hayat devam ediyor.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Birgün herkes başkan olmalı.

      Sil
    2. Baskanlik gecerse eger hepten uyuyamayacaksin zaten. Ya savas ciktigi icin cephede olacaksin, ya calistigin is yeri kapanip issiz kaldigin icin amelelik yapacak gece gunduz calisacaksin karnini doyurabilmek icin ya da huzursuzluk had sahaya gelecek hic uyuyamayacaksin. Simdiye kadar kalkiniyoruz filan diye uyuttular size ona say.

      Sil
  44. Bizim son yoneticiler surekli kanunlari degistirirler, sonra da bu yine olmadi deyip yeni kanun yaratirlar. Ben bu kafayi 1 buyuk de icsem anlamiyorum.

    YanıtlaSil
  45. hocam öncelikle konuyla ilgisi pek yok ama merak ettiğim bir konu var. Bu çarpık yapılaşma , sosyal cevreye olan duyarsızlığın sebebi nedir ? Ya da Osmanlı'nın yükseldiği zamanlardaki düzenin şimdi olmadığı ve bir yerde büyük bir kırılganlık yaşandığı söyleniyor. Bunlara katılır mısınız ? Aynı zamanda o kırılganlık kimine göre Lale Devriyle , kimine göre Tanzimat ve Islahat Fermanları akabinde , kimine göre Cumhuriyet ile birlikte ortaya çıktığı söyleniyor. Bunlara herhangi bir yorumunuz var mıdır ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Osmanlının yaşadığı kırılma bilim dışı kalmış olmasıdır. Batı, ortçağdan çıkarken akla ve bilime yönelmiş, Osmanlı ise tam tersini yaparak dine yönelmiştir. Bence kırılma noktası oradadır.

      Sil
  46. Hocam cahil insanlarla tartışmak vakit kaybı, ne derseniz deyin tartışmayı kazanamazsınız, fikrini değiştiremezsiniz. Her yoruma cevap vermeyin zamanınıza yazık.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Belki ama ben yine de uğraşmayı severim.

      Sil
  47. https://onedio.com/haber/cumhurbaskani-basdanismani-uygulariz-uc-bes-sene-baktik-olmuyor-degistiririz-766363

    Hocam gerçekten söyleyecek söz bulamıyorum..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Haklısınız.1000 yıllık devlet hala deneme yanılma ile adım atmaya çalışıyor.

      Sil
  48. Mahfi hocam selamlar. Sizden bir öneriyi dikkate almanızı rica edeceğim. Cuma mesai saati bitmeden, insanlara 'hayır' çıkarsa veya 'evet' çıkarsa döviz, endeks, faiz ve enflasyonda nsıl tepkiler beklenebilir şeklinde yorumlarınızı ulaştıran bir yazı yayınlar mısınız? Takipçinizim ancak bu da size ilk mesajım oldu :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sizi kırmak istemem ama böyle bir şey yapamam çünkü piyasa kendi kuralları içinde çalışmıyor. Mesela Varlık Fonunun borsada alım satım yapıp yapmadığı veya dövize müdahale edip etmediğini bilmiyorum. Çünkü varlık fonunun ne yaptığı konusunda ne bir rapor ne bir araştırma ne de bir denetim raporu yayınlanmıyor. Böyle bir ortamda bu sizin dedikleriniz konusunda tahmin yapılamaz olsa olsa falcılık yapılabilir ki ben de o işlerden anlamam.

      Sil
  49. http://m.gercekgundem.com/ekonomi/266138/borsa-istanbulda-operasyon-mu-yapiliyor

    Mahfi hocam bu "gizemli herif" iddalarına ne diyorsunuz?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kamu Fonunu kullanan bütün kurumlar açık, şeffaf, hesap verebilir ve denetlenebilir olmalı. Hazine, TCMB bu çerçeveye uyuyor. Varlık Fonunun ne yaptığını bilmiyoruz. Bu durum bu iddiaları haklı kılıyor. Bunları yalanlamanın tek yolu Varlık Fonunun hesaplarını açıklamak ve denetimden geçirmek.

      Sil
  50. Bireylerin tasarruf yapalım ma ma si baslibasina ekonomide gidişatı gösteren bir etken mı ? İyi günler

    YanıtlaSil
  51. cari işlemler açığı ile cari açık arasındaki fark nedir?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Tek fark işlemler kelimesi.

      Sil
    2. 2001 yılında cari işlemler dengesi fazla verirken dış ticaret dengesi açık vermiştir.Kanı doğru mudur ?Bu cümleyi açıklayabilirmisiniz ?

      Sil
    3. Aynen öyle olmuştur. Dışticaret dengesi açık vermiş yani ithalat ihracattan fazla olmuştur. Buna karşılık hizmet gelirleri dengesi (yani turizm gelirleri, navlun, sigorta gelirleri) bu açığı kapatıp artıya geçirecek kadar fazla vermiştir. Bunun sonucunda da cari işlemler fazlası ortaya çıkmıştır.
      Kriz dönemlerinde bu tür sonuçlar çıkabilir.

      Sil
  52. Oğuz Atay'ın Oyunlarla Yaşayanlar'ından bir ek yapalım: Az gelişmiş ülkelerde geri kalmış sorunlar.

    YanıtlaSil
  53. Her zaman her yerde soyluyorum. Siradan AKPlilerden hic gocunmayin ne olursa olsun bizim insanimiz tartisiriz ederiz konusuruz sariliriz. AMMA isin asli boyle degil maalesef bakiniz sizlere derledigim yabanci ajanslarda Turkiye referadumu ile ilgili yapilan yorumlari gonderiyorum. Ajanslar elcezire bbc vs..
    milli olmayan akplilerimiz ise SOMALI BANGLADES PAKISTAN bilumum Arap memleketlerinden. Varin yorumu siz yapin

    Rehan Khandokar I am from Bangladesh and we love #Erdogan. We want turkey as a Muslim leading country. All Muslim must come together to protect ourselves and to protect Islam from enemies. And bear in mind that Islam does not support terrorism . Don't put it together.

    Akil Pasha Love Erdogan, Long live Erdogan, long live Turkey

    Sher Ali Khan Love you #Erdogan

    Md Abdur Rahman I love erdogan

    A Sharif Mohamad Abubakar Thanks to turkey aid to Somalia but people like me will never allow aid and contract mix

    Ina Mahamud Sanjeex Kuturi Erdogan he is our leader he is a leader of Muslim countries he is a lion which has no fear any thing

    YanıtlaSil
  54. Hocam sandığım kadarıyla parlamenter sistemi destekliyorsunuz ama parlamenter sistem de yasama yürütme nin güdümünde kaliyo bu kuvvetler ayrılığı ni engelliyor sizin bi öneriniz var mi bu konuda

    YanıtlaSil
  55. Hocam selam,
    Halkın seçtiği yönetici padişah yetkileriyle donatmak başka bir şey , padişah gibi babadan oğul'a geçmek başka bir şey.çünkü neden, beş yıl içersinde ülkeyi halkın beklentileri ve istediği(çoğunluğun)gibi yönetmek zorunda ki bir beş yıl daha halk tarafından seçilebilsin.öyle dediğiniz gibi vergi koycakmış ,artırcakmış şunu yapcakmış bunu yapcakmış, deli olması lazım. bu halk cumhuriyet tarihi boyunca hiç yanlış seçim yapmadı ama halkın seçtiklerini yanlış biçimde indirdiler...
    özetle ,bırakın padişah yetkileriyle donatılsın, diyelim ki denetlenmesin, beş yıl sonra halk devirdiğinde yerine gelen yeni padişah(!) hesabını sorar. yani sağ parti yanlış yönetti hatalar yaptı ülkeyi halkı zor durumlara düşürdü, beş yıl sonra aynı yetkilerle iyi bir liderle sol parti geldi, sorsun hocam hesabı, madem kral yetki var...

    YanıtlaSil
  56. sayın hocam sizin gibi değerlerin ülkemizde bulunmasından fazlası ile memnunuz lütfen yazılarınızı eksik etmeyiniz.

    YanıtlaSil
  57. hocam, dünyada iktisattan siyasete kadar mükemmel bir sistem-rejim yoktur kanaatindeyim. ancak defosu daha az ve sürdürülebilir rejim olarak elbette toplumsal-kültürel ve iktisadi şartları da ayrı ayrı değerlendirdiğim de cumhuriyet rejimi kanaatimce akla en uygun yönetim biçimi gibi geliyor bana!. sorun bence cumhuriyetimizde yani parlamenter sistemden ziyade yöneticilerimizden ve onların yönetim anlayışlarından kaynaklanmaktadır. saygılar hocam...

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...