15 Nisan 2017 Cumartesi

Üç Önemli Kitap

Kerem Çalışkan, Mustafa Kemal’in İsyan Muhtırası, Remzi Kitabevi, 2017
Son dönemlerde okuduğum en iyi tarih – analiz kitabı. Kerem Çalışkan kitabında Mustafa Kemal’in 20 Eylül 1917 tarihinde dönemin Başbakanı ve İçişleri Bakanı Talat Bey ve Savaş Bakanı ve Genelkurmay Başkanı Enver Paşa’ya yazdığı mektubu ele alıp o tarihlerde geçen olayları açıklıyor. Bu mektup, mektuptan çok bir muhtıra niteliği taşıyor. Mustafa Kemal Paşa, memleketin nasıl çürüdüğünü, koskoca Osmanlı ordusunun Alman generallere nasıl teslim edildiğini, bu Alman generallerin Osmanlı’yı değil Alman çıkarlarını savunmakla nasıl uğraştıklarını tek tek anlatıyor. Gerek muhtırada yazdıkları, gerekse muhtıranın öncesinde ve sonrasındaki yaklaşımları Mustafa Kemal’in, ülkesi aleyhine empoze edilmek istenenlere karşı, kim olursa olsun başkaldırabilecek bir yaradılışta olduğunu net bir biçimde ortaya koyuyor. Kitap ayrıca Padişah Vahdettin’in ve Enver Paşa’nın Mustafa Kemal’i İstanbul’dan uzak tutmaya çabalamasını ve bu çabanın dönüp dolaşıp istemeden Kurtuluş Savaşına nasıl hizmet ettiğini ortaya koyuyor. Kerem Çalışkan’ın muhtırayı analiz ederken yazdığı gibi bu muhtıra aslında Nutuk’tan bile önemli bir belge. Çünkü Mustafa Kemal Nutuk’u yazdığında artık her şeye hâkimdir. Oysa bu muhtırayı yazdığında her şeyi kaybedebilecek konumdaki bir askerdir. 

Mustafa Kemal, emrinde bulunduğu devletin ve aynı zamanda kendisinin de üyesi olduğu İttihat ve Terakki Cemiyetinin en tepesindeki Talat Bey ve Enver Paşa’ya verdiği bu muhtırayla o devletin bir memuru olsa da o derneğin bir üyesi olsa da her şeyi kaybetmek pahasına olsa da doğruları söylemekten vazgeçmeyeceğini ortaya koyuyor. Bu başkaldırışı onun sonraki dönemlerde söyleyeceği “hürriyet ve istiklâl benim karakterimdir” sözünün de ilk ipucunu veriyor.

Mustafa Kemal’in eşsiz kişiliğini, isyankâr ruhunu, ülkesine duyduğu üstün aşkı ve onun için her şeyi feda etmeye hazır yaklaşımını anlayabilmek için bu kitabı mutlaka okumanızı öneririm.

Ian Crofton ve Jeremy Black, Bir Solukta Evren ve Dünya Tarihi, Say Yayınları, 2017
Evren nasıl ve ne zaman oluştu? Nasıl bugünkü durumuna geldi? Dünya zamanın hangi aşamasında oluştu? İnsan ne zaman ortaya çıktı? Dinozorlar niçin yok oldular? Kentleşme ne zaman oldu? Merkantilizmden kapitalizme nasıl geçildi? Büyük patlamadan insanın gelişimine, destanlardan Amerikan Bağımsızlık Bildirgesine totaliterlikten bilgi çağına kadar pek çok konu birbirine geçişli olarak ele alınıp analiz ediliyor kitapta.

Bazısını bildiğimiz bazısını bilmediğimiz ama merak da ettiğimiz birçok fizik, doğa ve kültürel gelişim sorusunun yanıtını veren bu kitabı keyifle okudum. Bilgilerimi tazeledim, bilmediklerimi öğrendim. Kafamdaki bazı soruların yanıtını buldum bazı sorular ise daha da karmaşıklaştı.

Nereden gelip nereye gittiğimizi merak eden, bildiklerini hatırlamak ve tekrar gözden geçirmek ve bilmediklerini öğrenmek isteyenler için ideal kitap. Bir zamanlar Bill Bryson’un Hemen Her Şeyin Kısa Tarihi adlı bir kitap okumuştum. Bu kitap da ona benziyor. Yazarlar, karmaşık görünen birçok konuyu popülarize ederek çok basit bir anlatım çerçevesine oturtmuşlar.

Deniz Kundakçı, Fikir Mimarları: Max Weber, Say yayınları, 2016
Max Weber, Durkheim ve Marx ile birlikte sosyolojinin kurucuları arasında anılan çok önemli bir bilim adamıdır. Weber ve yapıtları ilk kez Mülkiye’de birinci sınıfta okurken Şerif Mardin’in siyaset bilimine giriş dersinde karşıma çıktı. Sonra Mardin’in kitaplarını okuduğumda onun sıkça Weber’e atıfta bulunduğunu gördüm. Weber’in eserlerini okuyunca kafamı kurcalayan birçok soruya yanıt bulduysam da daha önce düşünmediğim yeni sorular oluştu zihnimde. Okunup anlaşılması o kadar kolay bir filozof değildir Weber. 

Deniz Kundakçı’nın Max Weber’i konu alan bu kitabında Weber üzerine son derecede ayrıntılı analiz ve değerlendirmelere girişiyor. Weber’in yaşamıyla açılan kitap, onun toplum teorisini ele alıp irdeleyerek devam ediyor. Weber’in siyaset teorisi ve metodolojisinin anlatılıp tartışıldığı bölüm ile ilk üç bölümü tamamlanan kitabın dördüncü bölümü Max Weber’in yapıtlarından seçmelere ayrılmış. Bu bölümde yer alan Weber’in Genel Ekonomi Tarihi kitabının dördüncü ve beşinci bölümlerinin çevirileri özellikle ekonomiyle ve ekonomiyi sosyolojiyle bir arada düşünmeye çalışmalar için çok önemli. Çeviriler Dewniz Kundakçı, Gözde Ergün, Sinem Demir ve Okan Demir’e ait. Kitap, bir anlamda Weber’i kolay anlamaya da rehberlik yapıyor.

Sosyoloji, siyaset bilimi ve ekonomi öğrencileri kadar siyaset, sosyoloji, ekonomi ilişkilerini merak edenlerin de okumasında yarar var.  


90 yorum:

  1. Değerli Hocam, Nutuk’u gençlik yıllarımın başında (59 yaşındayım), Atatürk’ün yazdığı şekliyle okudum ve çok etkilendim. Yeni versiyonunu da tekrar okumaya başladım. Önerdiğiniz kitap, Nutuk’u daha iyi anlamamıza imkan verecektir. Ben, özellikle yakın tarih bilgisi az olan çevremdeki insanlara Nutuk hediye ediyorum. Bazıları ise bu hediyeyi, okuyunca düşünceleri değişebilir kaygısıyla, almak istemiyorlar. Bir kitap okuyunca, bugüne kadar kendilerine anlatılan dünyanın çökeceğinden korkmak bana çok üzücü geliyor

    YanıtlaSil
  2. Hocam hep siz tavsiye ediyorsunuz bunlarda benim size önerim olsun:-)mehmet uzun un kitapları var sizi alıp götürür;diclenin yakarisi 1-2,aşk gibi aydinlik ölüm gibi karanlık,kader kuyusu.

    YanıtlaSil
  3. kitap tavsiyelerinizi önemsiyorum. Weber i en kısa zamanda okuyacağım. Teşekkürler.

    YanıtlaSil
  4. Hocam, kitap tavsiyeleri için teşekkürler, blog'unuz insanlara çok şey katıyor. Bu blog'da yorumları okurken şunu farkettim, ülkemizdeki iktidar yanlısı yorumcular neden-sonuç ilişkisini tamamen karıştırmış durumdalar. Buna örnek olarak gördüğüm birkaç durum:

    1- Osmanlı dimdik ayaktaydı, meşrutiyet geldi, çöküşe geçti ilişkisi
    2- Osmanlı aslında kurtulurdu ama İttihatçılar batırdılar ilişkisi
    3- Faiz sebep, enflasyon sonuç ilişkisi

    Bu acaba sistematik bir kafa karıştırma çabası mı yoksa böyle bir kafa karıştırıcı eğitimin sonucu mu, bunu da ben karıştırdım şimdi :))

    İyi haftasonları ve hayırlı referandumlar.

    Saygılar...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Türk insanı yanlış ve koşullandırılmış bir eğitimin sonucu olarak ne yazık ki dediğiniz gibi neden - sonuç ilişkilerini sürekli karıştırıyor. Ama mesela verdiğiniz ilk iki örnek bu nedenle ortaya çıkmıyor. O tümüyle bir beyin yıkama çalışmasının yarattığı bir sonuç. En ileri beyin yıkama örneği mesela IŞİD militanlarına verilen beyin yıkama seanslarıyla gelinen intihar eylemcilerinin durumu. Adam bir insanı öldürünce cennete gideceğini zannediyor. O derece beyni yıkanmış yani.

      Sil
  5. Sayın hocam; nacizane Yücel ÜLKEN'in Atatürk ve İktisat kitabını da ben önereyim sizlerin önderliğinde siz ve diğer arkadaşlara. Su gibi akan bu kitap başta Atatürk'ün nasıl bir ekonomik modeli desteklediğini ortaya koymakla birlikte, şeffaf bir şekilde kapitalizme, komünizme, sosyalizme de değinerek somut örneklerle buluşuyor. Şiddetle öneriyorum.

    İkinci önereceğim kitap ise, Joseph Stiglitz'in 9o'ların yükselişi... Küreselleşme'nin artıları, eksileri, ekonomik krizler, aldatıcı görüntünün - balonun nedenleri, Amerika'nın uyguladığı ekonomik politikalar, ABD'nin Dünyaya empoze ettiği politikalar.. ufkunuzu açacak bir çırpıda okunacak bir kitap..

    YanıtlaSil
  6. Hocam bide Bunlara Mehmet Fuar tan Demokrasi kültürünü ekleyelim

    YanıtlaSil
  7. Bildiğiniz gibi Weber'in toplum ve hlak anlayışının temelinde Protestan devriminin sonuçları yer alır. Siyaste bilimciler "nasıl daha iyi bir insan yaratalım ki bu insanın kurduğu toplum da iyi olsun?" diye sorar. Weber de bu türden "ahlaklı" bir toplumun geleneksel tek-merkezci ve tek-doğrucu dinler yerine daha çok-merkezci ve içselleşmiş ahlak ile kurulabileceğini öngörür genelde.

    Gerçekten de bu blog dahi şu anda hayatlarımızın bir çok noktasında habire konuştuğumuz toplumsal ve bireysel ahlak (ki ekonomik boyutları da görmezden gelinemez) sorunu çözülmedikçe daha iyi bir toplum ortaya çıkamayacaktır. Şu anda yaşadığımız kavga da aslında bir ahlak/etik yani "değerler sistemi" kavgasıdır. Toplumun bir kısmı geleneksel, dış-merkezli ve tek-doğrucu bir değerler sistemini esas alıp davranırken (ve içinde yaşadığı çağa aykırı duruma düşerken) bir diğer kısmı da çıkış noktası yine kendisi olan ama içselleşmiş bir din/ahlak/değerler sistemi ile bilim ve akıl üzerine kurulu bir geleceği arzuluyor. Sonuçta ortada konuşan iki kişi var ve bunların ikisi de kendi gerçeğinin "daha büyük" bir gerçek olduğu iddiasında ve diğerini sınırlı ve küçük buluyor.

    Zaman hangisinin daha doğru olacağını gösterecek. Arada bir tek-doğrucu görüşler çıkışlar yapsa Dünya tarihi ikinciyi haklı gösterdi ve akı ve bilim üzerine kurulu toplumlar "tüm sorunları ve bedellerine rağmen" daha kaliteli bir yaşam sunabildiler. Öyle ki ilki üzerine kurulu sistemlerde neredeyse kimse mutlu değil ve insanlar habire ikincisini sunanlara gitmek arzusundalar. Gelecekte akıl, bilim ve özgürlük kazanacak. Ama bu gelecek yarın ya da öbür gün olmayabilir... ama gelecek...

    Saygılar.

    İ.İ.

    YanıtlaSil
  8. kaç kuşak enflasyonla yaşadı bu ülkede. enflasyonun gün gelip bu seviyelere düşeceğine eskiden kimseler inanmazdı. başka ülkelerde, matrak tv programlarında, insanları "bir milyon kazandın" diye kandırıp eline türk lirası verirlerdi

    ak parti hem enflasyonu düşürmüştür, hem de o sıfırları atarak bu başarının kalıcı olduğu konusunda herkese güven vermiştir.

    altı sıfır atıldı param değer kazandı.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Türkiye, an itibariyle yüzde 11,29 oranındaki enflasyon oranıyla dünyada enflasyonu en yüksek ekonomiler arasında bulunuyor.

      Sil
    2. OECD rakamlarina bakiyorum, 2002'de 2007'ye kadar hep enflasyonu en yuksek ekonomiler arasinda bulunmus (2002, 2003 ilk sirada, sonrasi ilk 3, ilk 5).

      Daha sonra dusmus, son yillarda tekrar enflasyon yukselmis.

      Simdi 2002-2008 arasi ekonomi yonetimi iyiyken, enflasyon problem degil, simdi mi problem orasini anlamadim? (Bu arada 2002-2008 arasinda enflasyon ortalamasi olarak sonraki donemin 2-3 kati yoksa enflasyon gene 2002 yilina gore 4 kat daha dusuk, ama hani ulke siralamasina bakalim illa kotuleyecke bir istatistik bulunur cunku.)

      Sil
    3. Yakında o sıfırlar birer birer eklenmeye başlanacak. Daha önce de böyle olmuştu, aklı başında önlemler alınmazsa yine aynı şey yaşanacak. Ben 59 yaşındayım, mark'ın 7 TL'ye çıktığı zamanı da ilk 1000 TL'lik banknot'un çıktığı zamanı da, ilk 1,000,000'TL'lik banknot'un çıktığı zamanı da dün gibi hatırlıyorum. Böyle giderse sanmayın ki siz görmeyeceksiniz. Boş böbürlenmelerle bu işler engellenmiyor, akılcı önlemlerle, palavradan değil gerçekten güçlü ekonomilerle engellenebiliyor. Marifet uygun ortamı bulunca 6 sıfırı atmak değil, aynı durumu tekrar yaratmamak.

      Sil
    4. Adsız 16:56
      Dünyada enflasyonun bu kadar düşük olduğu bir dönem son 50 yılda hiç olmadı. Avrupa'da Amerika'da enflasyon sıfır ile 2 arasında. OECD ortalaması Mart 2017 itibariyle yüzde 2,5. Bizde ise yüzde 11,29.
      Enflasyonun yüksek olması sorun ama asıl sorun enflasyonun yükseliyor olması. 2002 - 2008 arasında da enflasyon bizde yüksekti ama düşüyordu. Şimdi yüksek ve yükselmeye devam ediyor. Sorun bu.

      Sil
  9. Saygıdeğer hccam, önerileriniz için kendi adıma teşekkür ederim.
    Bir solukta evren ve dünya tarihi adlı kitabı mutlaka edineceğim. İsmen bu kitaba benzeyen başka bir kitap da ben önermek isterim müsadeniz olursa hocam: http://www.kitapyurdu.com/index.php?route=product/product&product_id=330671&gclid=Cj0KEQjwicfHBRCh6KaMp4-asKgBEiQA8GH2x41Qi0NPlUqZvUl5DrIVi5bHhusPxl4GfIC3Y_FLaaoaAmXb8P8HAQ

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bunu okumamıştım, teşekkürler öneri için.

      Sil
  10. Hocam bu Avrupada krizin ilk yillarinda kurtarma paketleri ortaya atilmisti malum ulkeler icin. Mesela yunanistan portekiz gibi.

    Bu kurtarma paketleri neyin nesiydi sizce ve bu kurtarma paketlerinde iddia edilen paralar nasil bulundu uye ulkelerin kendi aralarinda topladiklari para miydi. Tabiri caizse biz aramizda parayi kiristirdik seni kurtaracaz hic merak etme borcmorcunu odeyecez

    yoksa ECBnin parayi basip krditorler teknokratlar araciligyla Almanya gozetiminde kurtarilmasi gereken ulkere belli reformlar tahattutler karsiliginda idenen para miydi

    neydi bu kurtarma paketleri bu kurtarma paketlerindeki paralarin kaynagi

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Paranın kaynakları Euro Bölgesi Bütçesi + Alacaklı Bankalar + IMF idi.

      Sil
  11. %56 evet %44 hayır çıkacak.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hadi ordan!

      Sil
    2. Aptala malum olur derler

      Sil
  12. Hocam size önemli bir sorum olacak.
    Kimi ekonomistler ve bakanlar cari açığı önemsememekte, bazılarıda üzerine düşülmesi gereken bir konu olduğunu söylüyor. Bu iki düşünceye sahip olanlar neden bu zıt görüşü savunuyorlar?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Dediğiniz gibi bazı iktisatçılar cari açığın zaten finanse edilmiş olduğunu o nedenle bir tehlike olmadığını öne sürerler. Bu kısmen doğrudur. Çünkü cari açık olabilmesi için o açığı finanse edecek kaynakların da bulunmuş olması lazım. Yani mesela ihracatı aşan bir ithalat yapabilmek için o ithalatı yapacak kadar ek dövizi borç olarak ya da sermaye girişi olarak bulmuş olmak gerekir. Burası doğrudur. Ama bu borç ileride ödenecektir. Yani bu dönem için çok sorun olmasa da gelecek dönemler için sorun olacaktır. Dolayısıyla cari açığı önemseyenler de olaya bu yönden yaklaşırlar.

      Sil
  13. Simdi Ittihat ve Terakki'yi sevelim mi sevmeyelim mi ben anlayamadim. Madem bu adamlar ulkeyi mahfetti ne diye her yerde isimlerini sokaklara,caddelere veriyoruz? Neyse Ittihat ve Terakki'cileri anlamaya basladiniz, bu da bir asama.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İttihat ve Terakkicileri sevmemiz ya da nefret etmemiz gerekmiyor. Onlar da bizim tarihimizin parçası. Adlarını sokaklara vermekte mahzur yok. İngilizler, bütün tarihleri boyunca monarşiyi kaldıran (sonradan yeniden monarşi geldi) tek adam olan ve parlamentoyu fesh eden Oliver Cromwell'in at üstündeki heykelini Parlamentonun bahçesine dikmişler. Aslında en nefret edilen adam konumunda olmasına karşın tarihlerinin bir parçası olarak içselleştirmişler. Her olay bir derstir. O nedenle İTC liler sevilecek ya da sevilmeyecek insanlar değildir. İyi yanlarıyla hatalarıyla günahlarıyla tarihimizin birer parçasıdırlar. Onların hatalarından dersler çıkarabilirsek ileri gideriz. Sevme sevmeme aşamasında kalırsak o deneyimler hiç bir işe yaramaz.

      Sil
    2. Sultan Vahdettin'in anitini goremedim ben bir yerlerde, ama neyse. Onu da Abide-i Hurriyet'in yanina diktiririz artik. Kardesim Cemal'in naasini da bulup getirelim.

      Sil
    3. Cromwell ülkesini terk etmemiştir.

      Sil
    4. Ulkeyi 10 gun icinde terkedeceksin, tum aileni alacaksin, tum var mal varligina devlet el koyacak gibi bir kanun cikartilmis midir Cromwell icin?

      Sizin gercekten tarih bilginiz zayif, Sultan Vahdettin'in ulkeden nasil ve neden gittigini bilmiyorsunuz anliyorum ki. Kaldi ki ulkesini terketmek se kistas, Ittihat ve Terakki'cu Talat, Cemal ve Evren ne yapti saniyorsunuz? Mustafa Kemal ile sirt sirta savastiklarini felan mi dusunuyorsunuz?

      Sil
    5. Biraz okuyun ama biraz tarafsız tarih kitabı okuyun. Size tarih diye anlatılan yalanları değil. Vahdettin, İngilizler İstanbulu terk edeceği belli olunca İngilizlere sığınıp kaçmıştır. O dediğiniz kararlar çok sonra alınmış kararlar. Biraz okuyun biraz çaba gösterin.
      Öte yandan Cromwell'in öldükten sonra cesedi mezarından çıkarılıp kafası kesilmiştir.

      Sil
  14. Sayın Eğilmez, siz şahıslar hakkında yorum yapmadığınızı, sistemler ile ilgili konuşmayı tercih ettiğinizi söylersiniz.

    Fakat şunun da farkında olduğunuzu düşünüyorum: Toplum önünde icraat yapan kişiler, her zaman olmasa da çoğu zaman dikkate alınan kişilerdir. Kamudan, özel sektörden, sivil hayattan kişiler olması pek fark etmez.

    Cem Yılmaz'ın karikatürist geçmişi, stand-up şovları, film geçmişi ortada, yani Yılmaz da toplum önünde olan, icraatları olan bir kişi.

    Bu sabah (15 Nisan) şu tweet'i yazmış:

    "Oy kullanmak, en asil vatandaşlık görevimizdir. Oyumuzu kullanalım. Çok yaşasın cumhuriyet."

    Tweet'e bir de fotoğraf eklemiş.

    https://twitter.com/cmylmz/status/853216938528575488

    Cem Yılmaz'ı izler misiniz bilmiyorum, yukarıdaki mesajı ile ilgili görüşünüz nedir?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kişilerle ilgili yorum yapmamam bu konuda görüşümü yazmayacağım demek değildir.
      Cem Yılmaz'ı izlerim, beğenirim de. Resim de çok güzel yazılan da.

      Sil
    2. Harikasınız Hocam;Bu günden yarın için Size hayırlı pazarlar.ME

      Sil
    3. bu yorumdan anladığım şu Mahfi Bey'de HAYIR diyor kafası çalışan herkes gibi , tebrikler Mahfi Beyefendi.

      Sil
    4. HAYIR 19:34, herkes her seyi diyebilir. Guzel olan yan burasi. Siz bir de darbe girisimi basarili olsaydi o zamani dusunun. Ya "Evet" demek zorunda kalacaktiniz, ya da oy kullanmayacaktiniz. Umarim farki anlayabiliyorsunuzdur.

      Sil
  15. Eğer EVET kazanırsa, yapısal reformlara 17 Nisan sabahı saat 07.00'de başlanacağı duyurulursa, yarın sandığa gittiğinizde EVET oyuna mührü basar mısınız?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Daha önce de yazdığım ve anlattığım gibi yapısal reformdan benim anladıklarım ile başkalarının anladığı şeyler aynı değil. Bu Anayasa değişikliği zaten yapısal reformların tamamen önünü tıkıyor. Mesela yargı bağımsızlığı ortadan kalkıyor.

      Sil
  16. Hocam gözlem seviyesi yüksek birisiniz. Bir yerde okuduğum şu yargıya katılır mısınız? Sizin gözleminiz nedir?
    "İnsanlara naif davrandıkça saygılarını yitiriyorlar. Tehditkar oldukça saygıdan takla atıyorlar"

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Başına insanlara yerine genel olarak bizim bu coğrafyadaki insanlara girişini koyarsanız katılırım.

      Sil
  17. Evet cikarsa Baskanlik rejiminin ekonomiye katkilari ne olacak. Yabanci ve uluslarasi kredi kuruluslari lobiler evet cikmasini olumlu degerlendiren ve onaylayan bir havada. Bu durum ekonomimize buyuk katki saglar mi. Acik konusayim Evetciyim. Hayirci arkadaslara da saygiliyim. Sonucta bizim insanimiz.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yabancı lobilerin ne dediği önemli değil. Çoğu buradan kaç para kazanılacağıyla ilgili. En önemlisi herkesin fikrine saygı duymanız. Ne yazık ki çoğumuzda bu eksik.

      Sil
  18. Hayir cikarsa sayet bu ulkeyi terk eylecegim. Hayir cikmasi durumunda pilimi pirtimi toplayip derhal ingiltereye gidecegim. Elveda diyecegim.Umarim bu yolum kapali olur da EVET CIKAR da terk etmem.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İngiltere sizi bekliyor mu?

      Sil
    2. İngiltere'ye gitmeyin, Suudi Arabistan'a gidin. Evet çıkarsa oluşacak rejimin benzeri orada var, İngiltere'de değil. Siz karıştırmışsınız, daha da mutsuz olursunuz sonra....

      Sil
    3. Prens William da adsız 03:15'i bekliyordu nerde kaldı gelsede şu kraliyet koltuğunu adsız 03:15'e versem diye :=))

      Sil
  19. Sizce "Okun yasası", "Okun eşiği" önemli bir konsept midir, değil midir?

    Siz, istihdam ve işsizlik analizlerinizi yaparken bu yasadan da istifade ediyor musunuz?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu tür yaklaşımlar, her ne kadar yasa olarak adlandırılsa da, evrensel nitelik taşımıyor. Okun yasası gelişmiş ekonomilerde geçerli olsa da gelişme yolundaki ekonomilerde fazla geçerli değil.

      Sil
  20. Madem bu kez konu kitaptan açıldı.Kendisini fikir işçisi olarak kabul eden, ülkesinin bütününü, bütün ülkelere karşı müdafa edecek, sınıflar üstü hakikatleri araştıracak, gerçek entellektüel, dürüst, çok okuyan, çok düşünen ve ortaya çıkardığına inandığı hakikatleri, vardığı terkipleri korkusuzca yazacak,yayımlayacak.
    "Düşüncenin her korkudan azad olduğu bir ülke,
    Bir ülke ki insanları dimdik
    Dünya duvarlarla bölünmemiş
    Kelimeler gönlün derinliklerinden fışkırır
    Emek kemale uzatır kollarını
    Aklın ırmağı, alışkanlıkların karanlık çölünde kuruyup gitmemiş
    Ne olurdu Tanrım?Benim yurdum da böyle bir ülke olsa!"diyen.
    Böyle olması için fikir işçisi gibi çalışan, gözlerini​ kör etme babasına gece gündüz okuyan,Bu Ülke,Bir Dünyanın Eşiğinde,İlk Sosyolog ilk Sosyolog gibi kitapları kültür hayatımıza kazandıran CEMİL MERİÇ'i mutlaka okumalıyız.


    YanıtlaSil
  21. 1974 ile 1996 arasinda dunyada enflasyon vardi. 90li yillarda bu enflasyon yenilmesine ragmen fobi olmayi yapisal sorun olarak her zaman bir yerde kalmayi surdurdu. Bu durum 2000lerden 2014 degin artik rafa kalkmis bir durum. 2014den sonrasini katmiyorum 2014den sonra petrol emtia dusutu dogal olarak enflasyonda dusuk olucakti arti ABD dolar basimini durdu faizleri arttirdi.

    Sizin de deyiminizle Dünyada enflasyonun bu kadar düşük olduğu bir dönem son 50 yılda hiç olmadı. Avrupa'da Amerika'da enflasyon sıfır ile 2 arasında. OECD ortalaması Mart 2017 itibariyle yüzde 2,5.

    Peki sizce dunyada ne oldu da bu surec icerisinde enflasyon belasi yok oldu. En azindan esamesi okumayan bir durumda

    Peki dunyada ne oldu da o kadar cok para basilmasina ve savas sonrasinda dahi 1947-1967 gorulmeyen bugunki dusuk faiz oranlarina ragmen enflasyon artmiyor. Petrol fiyatinin reel olarak yuksek oldugu 2006-2013 doneminde dahi bu enflasyon cok yukselmedi.Bu bizim icin bile gecerli ornegin 2011 ilk yarisinda petrol 110larda cirit atarken bizde enflasyon %3.99 kadar bile inmisti buyumemize ragmen

    Bu sorular yanitini ariyor hocam eger cevaplandirisaniz sevinirim.

    not
    * lutfen Cin ucuz ve rekabetci uretimini tedk basina ortaya koymayin. Biliyoruz ki Cinin yuzlerce yil sonra dunya ekonomisine donusu basat role soyunmasinin fiyatlar uzerinde basta ENERJI PETROL EMTIALAR olmak uzere TARIM GIDA uzerinde olumsuz etksii oldu fiyat artislarini olusturdu. Ucuz uretenler bu urunlerin pahallanmasini sagladi. Hatta daha da ileri giderek petrol uretmek icin tarim urunlerinden bile yarralanildi dunyada yemege ayrilmayan bitkiler petol icin uretildi/ Kisaca Cin verdigini baska yerden de goturdu.

    * birde 2015den bugune enflasyonu katmayin cunku o tarihten bugune petrol emtia ve baltic hep dusuk oldu. Benim sorum 2014 oncesi icin gecerli!!!!!

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. 2008 kriziyle birlikte talep hızla gerileyip büyümeler düşünce enflasyon da hızla geriledi. Enflasyon artık yavaş yavaş artıyor. Zaten Fed'in faiz artırım sürecine girmesinin nedeni de o.

      Sil
  22. Hocam, 2008 öncesinde enflasyonun düşmesinde düşük kur, değerli TL politikasının rolü yok mu? Bildiğim kadarı ile bu politika Türkiye'den değil ABD'nin doların değerini düşük tutmak istemesinden kaynaklanıyordu. O dönemde döviz kredisi kullananlar kazançlı çıktılar, herkes dövizle kredi almaya yöneldi.

    YanıtlaSil
  23. 23 Haziran 2016 BREXIT gününü hatırlıyor musunuz?

    Gece uyumadan önce oy sayımı nasıl gidiyor diye son haberleri izlediğimizde, AB'de kalmak isteyenler önde görünüyordu.

    Sabah uyandık, AB'den çıkmak isteyenler kazanmış.

    Başkanlık sistemi referandumunda da, gece oy sayımında "hayır" öndeyken, sabah uyandığımızda "evet" sürpriziyle karşılaşır mıyız?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. An itibariyle ancak dediğinizin tersi olursa sürpriz olacak.

      Sil
    2. Hocam fark etmişinizdir beklentilerin sonuçları bilimsel değerlendirmelere göre a çıkması gerekirken reelde b oluyor.Kriz öngörüleri,referandum sonuçları,erdoğanın kalıcılığı vb. beklenen gerçekleşmiyor ve bu yıllardır böyle.Evet Türkiye bi 8 yıl öncesinin ekonomik ivmesine göre oldukça vasat bir seyir izliyor ama kaosvari bir ortam oluşmadı.Olayların akış şeline bakarsak öngörülerimize istatiksel değerlendirmelerin yanı sıra komplo teorisi diye adlandırılan açılardan da bakmak gerekiyor ki tahminlerimiz yüzdesel olarak biraz daha doğru çıksın.Bence sizin gibi değerli bir beynin ABD deki ulusalcılar,küreselciler-orta doğuda israil-masonik,siyonist örgütlenmeler,rockfeller,rotschildler vb. konulara da eğilmeli ki kapsamlı değerlendirmeler sonucu ne olup bittiğini anlayabilelim.Görünür istatiksel değerlendirmeler siyasal ayakları da irdelenmeden etkisiz ongörüler ortaya çıkarabiliyor.En azından küreselciler-ulusalcılar nedir ve coğrafyamızın geleceği açısından ulusalcılar 2-0 söylemleri neyi yansıtır vb. gibi araştırmalar da yapar ve bizleri aydınlatırsanız,bizler yani ne olup bittiğine akıl erdirmekte zorlananlarlar olarak sizlerden çok faydalanabiliriz.

      Sil
  24. Hocam benim hipotezime göre küçük iller biter ve sonrasında İstanbul ve Ankarada evet ve hayır arasında uçurum olmazsa, İzmir'deki hayırın yüksekliği ve oyların ülke genelindeki sahip olduğu oransal yükseklik sayesinde sonlara doğru hayır'ın eveti geçmesi gerekiyor. Bakalım ne olacak göreceğiz..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hocam dediğim mantıkla hareket etti hatta daha iyi hareketler oldu İstanbul ve Ankara'da Antalya'da Hayır önde ama sonuç evet çıkıyor.

      Vatanımız, milletimiz için hayırlı olsun demekten başka çare yok..

      Sil
  25. Böyle bir rezillik artık Afrika ülkelerinde bile olmuyor ama AKP bunlara alışık, "zafer" kutlamalarına başlarlar birazdan. Bunun Pirus zaferi olduğunu kendileri de yakında görecekler ama bu arada olan ülkeye oluyor. Ankara, İstanbul, izmir, Aydın, Muğla, Denizli, Antalya, Mersin, Adana, Diyarbakır yani en yüksek nüfusa ait iller hayır diyor, evet önde çıkıyor. Trakya'nın tamamı hayırcı. 1,5 milyon mühürsüz zarf, sadece 2 seçeneğin bulunduğu bir referandumda 900 bin geçersiz oy var. Bu işin sonu karakolda bitecek gibi görünüyor. Bu rezillikleri bu ülke haketmiyor.

    YanıtlaSil
  26. Istikrarr kazandi. Bundan sonraki yillar ekonomide atilim buyume yillari olacaktir.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kimse bir şey kazanmadı. Yabancı yatırımcılar da, yerliler de önlerini göremiyor. İnişe geçmiş ama iktidarı bırakmamaya kararlı popülist bir iktidarın yarın ne yapacağını kimse bilemez, bilemeyince de yatırım yapmaz. Negatif büyüme rakamlarına kendimizi hazırlayalım. Aslında başımıza gelecek tek olumsuzluk bu olsa halimize şükredelim, bence ülkeyi çok zor bir dönem bekliyor.

      Sil
    2. Adsiz 222:39"

      Ülkenin su anda icinde bulundugu duruma istikrar diyorsaniz. sözün bittigi yerdeyiz
      demektir.

      Bundan sonraki yillar ekonomide atilim ve büyüme yillari olacak ise...

      15 yildir olanlar neyin nesi.?

      Yazdiklarini ve su andaki düsüncelerini sakin unutma. birkac yil sonra eminim ki asla böyle düsünmeyeceksin fakat hersey icin cok gec olacak..

      %51 de olsa Evet Evettir.. Kahraman Türk milleti yine geregini yapti ve geri dönüsü cok zor, hatta imkansiz bir karar Verdi.

      Bu gercek bir secimdi.. yapildi.

      Bu millet istedigi sekilde yönetilecek.

      Sil
    3. Kimin neresinin buyuyecegini gorecegiz yakinda merak etme. Istikrarli bir sekilde cokus'e gidecek memleket. Ama hakettiniz olacaklari uzulecek birsey yok benim icin.

      Sil
    4. Yskurulu resmi sonucundan sonra artık b.bakan olmayacak mı !? Tam anlayamadım :!?

      Sil
    5. Anayasada evet cikti mi cikti. Bakiniz dunya liderleri Kardes Azerbaynacn ilk tebrik eden liderden tutun katar emirine kadar herkes cografyamizdaki herkes tebrik etti desteklerini yazdi, Dostumuz cok oldugunu bilmek guzel. Bu durum ne demek bu durum dunyada da mesruiyeti gecerli bir durum demek.

      Ekonomiye gelince piyasalar kredi kuruluslari icin kendileri soyledi bunu evet bizim icin olumludur hayira hazirlik degiliz yaklasimini benimsediler. Ak parti ekonomide atilimlar yapacagini dusunuyorum onumuzdeki surecte cunku kolay degil iktidarda uzun yillar olmak yorgunluk var tabii ama durmak yok yola devam demeli beraber islandik beraber yuruduk demesini de bilmeli ki diyorda.

      Benim icin onemli olan iktidarin digerlerini de kucaklamasi ki buna ihtiyaci vardir zorunludur kucaklamalidir ki bu yorgunlugu yogunlugu atsin. Ak parti secimden secime zaferden zafere seferden sefere kosan bir parti gibi dusunursek ekonomiyi pek taniki bosladi. simdi ekonomi zamani kucaklasma zamani kardeslik birlik butunluk zamani. Onumuzdeki yillar kardesligin ekonomide atilimin olacagi yillar olacaktir. herkese simdiden guzel olsun.

      Turkiye istikrara kardeslige ve ekonomide atilimlara dogru yuruyecek bir konuma gelmistir. Bundan sonra yolumuz bahtimiz aciktir. kardeslik saglanmali ekonomide calismalara hiz verilmelidir. artik secim mecim dusunulmemelidir. Idam icin referandum dusunulebilir. Idam ceazsi gelebilir en azindan kamuoyunda tartismaya acilmalidir. referandum yapilabilir halkin zaten %75i idami istiyor.

      Sil
    6. Adsız 07:23

      Göremediğiniz bir şey var: İktidar partisinin tek yakıtı kin ve nefreti körükleyerek kendi kitlesini konsolide etmek. AKP'nin kafasında birlik-beraberlik içinde iktidar olup halka hizmet etmek diye bir mefhum yok, kendi kitlesine dağıttığı sadakalarla girdiği her seçimi kazanmak ve saltanatını sürdürmek dışında bir amaç gütmüyor. Bu nedenle muhtemelen iyi niyetle yazdığınız bu dileklerinizin hiç biri gerçekleşemez, boşuna ümitlenmeyin.

      Sil
    7. Adamlar 2 aydir Hayir diyenleri terörist ilan ederek Devletin parlementer rejimini yikacak ve tek adamlik yolunu acan secimi kazandilar..

      kalkmis digerlerini de kucaklasin diyorsun.

      15 yildir ne Kadar kucakladiysalar o Kadar kucaklayacaklar.

      bir de sunu ögrenmek isterim, Türkiye cumhuriyetinin bugünkü haliyle nasil bir ekonomik atilim gerceklestirebilecegini de bir aciklasaniz da ögrensek.

      Sil
    8. belki de benimkisi hulya bilemiyorum hayal hulya serap bir vahada

      Sil
    9. O Zaman hülyalarda bulusuruz..

      Sil
  27. Hocam biz salak mıyız?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Her türlü hile hurdayla bu ülkenin yönetimini ele geçirip sonra da bu kadar stratejik konumdaki devasa bir ülkenin rantını bize yedireceklerine inansaydık salak olurduk. Olmadığımız için bu gerçekleri millete anlatmaya çabalıyoruz ama bu çabanın başarılı olabileceğini umduğumuz için en azından saf olarak kabul edilebiliriz.

      Sil
    2. Hayır Çılgın Türkleriz biz çılgın,çılgın..

      Sil
    3. Maalesef, her defasinda onlari ikna edecegimizi ve bu konuda basarili olacagimiza kendimizi o Kadar inandirdik ki..

      Bu safligin, salaklik seviyelerine geldigini 16 nisanda anladik.

      90 yildir bir tek seyi göremedik.

      10 Kilo makarna 3 Kilo Bulgurun neler yapabilecegini.

      Sil
  28. 13.Nisan 2017 tarihinde yazdiklarim aynen asagidaki gibiydi..

    Bu millet Belediye Baskanliklarini da sayarsak tam 25 yildir yanlis karar verdi. simdi dogru karar vermesi icin hicbir sebep göremiyorum.

    Makarnaya, Bulgura, Kömüre alisti. ayda 600 TL ile calismadan yasamanin ve Belediye yardimlari ile idare etmenin yolunu buldu.

    Resmi verilere göre ülkede 17,5 milyon yoksulluk sinirinda, 2,5 milyon aclik sinirinda yasayan insan var.

    Bu insanlar sadece hayatta kalabilmek icin kendilerine verilen bu yardimlari büyük bir lütuf olarak kabul edip sonsuz bir Biat halindeler.

    Bir de inanclari ile oynanmis ve dönüsüme ugramis milyonlar.

    1. gruptakiler günü, 2. gruptakiler ise Ahireti kurtarma derdindeler. Yandas medyanin inanilmaz boyutlardaki algi operasyonlarini da eklerseniz bu kemiklesmis büyük kalabalik asla HAYIR demeyecek.

    Buraya yaziyorum manipülasyonlar ile de EVET cikacak... Normal sartlarda %80 HAYIR cikmasi gereken böyle bir secimde oranlar bicak sirtinda gidip geliyor ise yukarida belirttigim tespitlerin dogrulugunu kanitlar.

    Sormak isterim.

    15 yildir Tarim i yerle bir eden bir hükümet nasil oluyur da hala Kirsal kesimdan %45 oy alabilir. bunun izahi yok. ya iscinin, emeklinin durumu gercekten cok mu iyi bu ülkede.

    Diyelim ki iyi.. Akli basinda bir insan böyle Anayasa taslagina nasil Evet der. Birakin %50 yi
    %25 Evet bile utanc vericidir. 95 yillik Cumhuriyet Türkiyesinin birikimi bu olmamali.

    Asil mesele bu. ufak bir fark ile Hayir ciksa bile göreceksiniz en fazla 5 yil icinde daha hazir bir sekilde tekrar gelecekler ve isi halledecekler.

    Ben artik Türk Milletine güvenmiyorum.

    YanıtlaSil
  29. istikrar kazandı diyenleri sene sonu dolar kuru 4 tl üzeri olunca göreceğim ben o zaman ağlamaya başlayıp ne yaptık biz yine mi kandırıldık diyeceksiniz.hocam siyaset pek konuşmayı sevmediğinizi biliyorum ama siyaset ekonomiyi ne yazık ki direkt etkiliyor bu yüzden referandum sonucu ve ekonomiye olası etkileri,idam tartışmaları,yeni sistemin neler getirip götürebileceği hakkında bir yazı yazarsınız memnun olurum henüz erken olsa da.saygılar.

    YanıtlaSil
  30. İktisada giriş dersinde David Begg - İktisadın İlkeleri kitabını kullanıyoruz hocam. Kitabın hiçbir yerini anlamadan geçmedim ve makro ekonomiye ısındıkça haberleri takip etmeye başladım.

    Haberleri okudukça öğrendiğim grafikler zihnimde hareket ediyor ve bundan zevk alıyorum sanırım :)

    Bu yılı tamamlar tamamlamaz Ekonomide Analiz kitabınızı okuyacağım. Kitabı inceledikçe heyecanlanıyorum :)

    İktisadın salt "eğri-büğrü"lerden oluşmadığını gösterdiğiniz için teşekkürler hocam, iyi ki varsınız.

    YanıtlaSil
  31. Acaba sandık başında bir roportaj yapılsaydı, bugun oyladığımız anayasa maddelerini okudunuz mu, parlamenter sistem nedir, kuvvetler ayrılığı ile ilgili fikriniz nedir diye sorsalar yüzde kaç doğru yanıt alırlardı?

    Bu ülkenin geleceği değişti ve bunu yaparken insanlar parti sempatizanlığı ile yaptı. Üzülmek için çok geç. Bugüne kadar insanını eğitmeyi beceremeyenler üzülsün...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Onlar asla egitilmek istemediler.

      Sil
  32. Hocam YSK nın mühürsüz zarf ve pusulanın "geçersiz" olduğuna dair yasa maddesi varken aldığı kararı nasıl görmek gerek?

    YanıtlaSil
  33. Sayın Eğilmez, size müsadenizle küçük bir sorum var.

    Bildiğimiz üzere, bir mala olan talep artınca o malın değeri de artar. İçinde bulunduğumuz ekonomik paradigmada bir malı değerinin bir anda artmasının nedeni gerçekten talebin artması mıdır yoksa talebin artacağı düşüncesi midir? Örneğin bir emtianın değeri borsada ya da alınıp satımının yapıldığı herhangi bir ortamda artıyorsa gerçekten talep mi artmıştır yani değer artışı bir gerçeklik üzerine mi kuruldur yoksa bu türden bir gerçekliğin geçerli olduğu izlenimi üzerine mi?

    Referandum sonrası vb durumlarda yaşanan kafa karışıklıkları bence bu durumla ilgili. Şimdi gerçekten doların değeri artmalı mı yoksa düşmeli mi diye soruyoruz ama bunun dolar ve TL'nin aralarındaki gerçek ilişkiden çok o andaki insanların izlenimi üzerine kurulu olduğunu görüyoruz.

    Kısacası gerçek mi daha gerçektir yoksa gerçeğin algılanış biçimi mi? Normalde arzı düşmekte olan bir malın değerinin artması gerekirken, kitle buna tamamen inanç, algı vb türünden çeşitli gerekçelerle ters yönde bir tepki verirse o malın değerini sadece arz-talep ile açıklayabilir miyiz?

    Teşekkürler.

    YanıtlaSil
  34. Sayın Eğilmez, her milletin genel bazı karakterleri vardır. Bizim milletimizin genel karakterleri; İNAT, NİSPET, HASET ve KİN dir. Bu karakterlerin değişmesi ancak eğitimle olur ancak son zamanlarda din eğitiminde içine girdi ve karakterlerin düzelmesi tekrar durdu. Dikkat ediniz, tarih konuşulurken, tarihten çok din konuşuluyor, aynı durum ekonomi, coğrafya, tıp ve diğer müspet ilimler için de geçerlidir.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Adsiz 12:12

      yazdiklarinizin altina imzami atiyorum.
      Bu benim de defalarca örnegini verdigim bir durum gibi tipki.

      Hem ilimde,bilimde,felsefede,sanatta,sanayide,saglikta gelismis ülkeler seviyesine cikacagiz diye 15 yildir magduru oynayarak ülkeyi bu getirirken, dediginiz gibi herseyin önüne Din i getirdiler.

      öyle ki, adinin önünde Prof. ünvani olan ve üniversitede yüzlerce ögrenciye egitim veren bir kisi, "" Milli Egitimde Adem ile Havvadan yaratilis ""tezinin getirilmesini israrla savunacak Kadar Ileri gittiler.

      sonuc..iste bu

      Brn aslinda Bu secimin gercek anlamda sonun baslangici oldugunu görüyorum.

      Sil
  35. Çok kötümser "adsız "arkadaşlara Kemal TAHIR den bir alıntı.'Gerçek kendisini zor teslim eder,çünkü canlıdır,değişkendir.Canlı ve değişken olduğu için bir kere teslim alınınca sürgit elimizde kalmaz.Bu sebeple gerçekle girişilecek savaşın sonu yoktur.Bu savaşın zaferi sürekliliğindendir.'

    YanıtlaSil
  36. 10 sene sonra venezueladan bile daha kötü bir durumda olursak şaşırmayın derim.Bu günleri mumla arayacağız.Bu referandum ülkenin bittiğinin kanıtıdır.Geçmiş olsun.

    YanıtlaSil
  37. (TÜİK) ocak ayına ait İşgücü
    İstatistikleri'ni açıkladı. Aralık ayında yüzde 12.7 olarak
    açıklanan işsizlik rakamları bu yılın ilk ayında yüzde 13'e çıktı.
    Buna göre işsizlik son 7 yılın zirvesini görmüş oldu.

    YanıtlaSil
  38. tarım dışı işsizlik oranı 2.2 puanlık artış ile yüzde 15.2 olarak tahmin edildi. Genç nüfusta (15-24 yaş) işsizlik oranı 5.3 puanlık artış ile yüzde 24.5 olurken, 15-64 yaş grubunda bu oran 2 puanlık artış ile yüzde 13.3 olarak gerçekleşti.

    YanıtlaSil
  39. Mahfi Hocam, yeni bir iktisat teorisine ihtiyacımız var kanımca en azından ülkemiz için. Böyle olunca da kumanda ekonomisine mi geçmek gerekir diye düşünmeden kendimi alamıyorum...Selamlar.

    YanıtlaSil
  40. referandum sonra ilk yapısal reform sinyali geldi : "idam geri gelsin diye adım atılacak"

    YanıtlaSil
  41. gdp'nin %60ından fazlasının kaynağı olan üç büyük ilde ortaya çıkan hayır korelasyonu açısından bir değerlendirme okudum bugün hocam. sizce bunun değişecek sistemin etkilerine bir tampon görevi görmesi mümkün müdür?

    YanıtlaSil
  42. Merhaba hocam tarih,felsefe, ekonomi ile ilgili alanlarda belgesellerde önerebilir misiniz?

    YanıtlaSil
  43. hocam sevan nişanyan ın "yanlış cumhuriyet" isimli kitabını okudunuz mu okuduysanız düşünceleriniz nelerdir. okumadıysanız tavsiye ederim.

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...