3 Nisan 2017 Pazartesi

Üç Yeni Veri ve Üç Yorum

Enflasyon aldı başını gidiyor
Mart ayı enflasyonu piyasa beklentisinin oldukça üzerinde çıktı. TÜFE (manşet enflasyon) aylık olarak yüzde 1,02 artarak 12 aylık bazda yüzde 11,29 oldu. Enerji, gıda ve alkolsüz içecekler, alkollü içkiler ve tütün ile altın hariç tutularak hesaplanan çekirdek enflasyon yüzde 9,75’e yükseldi. Yurtiçi üretici fiyatları endeksindeki (Yİ-ÜFE) artış ise aylık bazda yüzde 1,04, 12 aylık bazda yüzde 16,09 oldu.  


Grafikte dikkat çeken birkaç nokta var: (1) Merkez Bankası, kurlarda yaşanan sıçramaya faiz artışıyla yanıt vermekte geç kaldığı için manşet enflasyonu, hedeflediği yüzde 5 düzeyine yaklaştıramadığı gibi 2 haneye yerleşmesini de önleyememiş bulunuyor. (2) Uzun süre düşük sayılabilecek bir düzeyde giden Yİ-ÜFE, son dönemde zembereğinden boşanmış gibi fırlayıp gitmiş görünüyor. Bu gelişmenin nedeni kur artışlarından kaynaklanan maliyet yükselişini talepteki zayıflık nedeniyle bir süredir fiyatlarına yansıtamayan üreticilerin, talepte canlanma ortaya çıkar çıkmaz fiyatlarını artırmalarıdır. Üretici fiyatlarında görülen bu sıçramanın önümüzdeki dönemde tüketici fiyatlarına yansıması ve fiyat artışları serisine yol açması olası görünüyor.

Dışticarette olumlu gelişmeler
3 tane farklı dışticaret serisi var. Ve bunlar arasında bazı miktar farkları söz konusu. Bunları ele alıp dışticaret gelişmelerini değerlendirmeden önce bu farkların nereden kaynaklandığını açıklayalım. TÜİK verileri (Gümrük ve Ticaret Bakanlığı ile ortak oluşturuluyor), Merkez Bankası’nın ödemeler dengesi verileri ve Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM)’in yayınladığı ihracat verileri. Bu üç verisi serisi arasında bazı farklar var. TİM’in ihracat verisiyle TÜİK ihracat verisi arasındaki farkın en büyük nedeni TİM verisinin mücevher dışındaki altın ihracatını kapsamaması. TÜİK dışticaret verileriyle Merkez Bankası’nın ödemeler dengesindeki dışticaret verilerinin tutmaması ise iki nedene dayanıyor: (1) İthalat sayılarıyla ilgili farkın bir bölümü TCMB’nin ölçümü fob ile TÜİK’in ise cif ile yapmasından kaynaklanıyor. (2) Diğer farklar ise ödemeler dengesi uluslararası sınıflandırmasında bazı kalemlerin ihracat ve ithalata değil hizmetler dengesine konulmasıyla ortaya çıkıyor.
Şimdi gelelim dışticaret verilerini değerlendirmeye.

Eldeki en güncel veri TİM’in açıkladığı Mart ihracat verisi.

Milyar USD
Ocak – Mart
Son 12 Aylık
2016 İhracat
31,3
132,4
2017 İhracat
35,4
135,7
Değişim (%)
13,0
2,5

Buna göre 2017’nin ilk üç ayında ihracatımızda yüzde 13 oranında bir artış var. TL’nin değer kaybının getirdiği rekabetçi ortama küresel ekonominin yavaş yavaş toparlanmaya başlamasının da eklenmesiyle geçen yılın son çeyreğinde düşüşe geçen ihracatın yeniden artışa geçmesi oldukça olumlu bir gelişme. Bu çeyrekte ortaya çıkan artış son 12 ayın ihracatını da artıya geçirmiş bulunuyor.

Eldeki ikinci veri Ocak Şubat aylarını kapsayan TÜİK’in dışticaret istatistikleri. Bunları da aşağıdaki tabloda gösterelim (milyar USD).

Ocak - Şubat
İhracat
İthalat
Dışticaret Açığı
2016
21,9
29,0
7,1
2017
23,4
31,4
8,0
Değişim (%)
6,7
8,2
12,7

2016 yılının ilk iki ayında ihracatın ithalatı karşılama oranı yüzde 75,5 iken 2017 yılının ilk iki ayında yüzde 74,5 olmuş bulunuyor.

Bu verilere baktığımızda da ihracatta yılın ilk iki ayında önemli bir toparlanma olduğunu görüyoruz. Buna karşılık ithalattaki artış daha hızlı bir eğilim gösteriyor.

Eldeki verilerin ayrıntıları içinde bir konuya değinmekte yarar var. Türkiye’nin ihracatında yüksek teknolojili ürünlerin payı yüzde 2,8 olmuş. Bu oran 2016’nın ilk iki ayında yüzde 3,1 idi. Bu oran yükte hafif pahada ağır ürünlerin ihracını gösterdiği için çok önemli.

Turizmde sıkıntı büyüyor
Turizm istatistikleri de farklı bazı veri derleyicilerin verilerine göre ele alınıyor. Bunlar; Kültür ve Turizm Bakanlığı, Tursab, TÜİK ve diğer bazı kuruluşlar. Eldeki son veriler Kültür ve Turizm Bakanlığı verileri olduğu için burada onları değerlendireceğiz. 2017 yılının ilk iki ayında gelen turist sayısının geçen yılın ilk iki ayında gelenlerle karşılaştırılmasını aşağıdaki tabloda gösteriyorum.

Ülkeler
2016
Pay (%)
2017
Pay (%)
Fark (%)
Gürcistan
265.747
11,0
281.451
12,7
5,9
İran
217.222
9,0
232.232
10,5
6,9
Bulgaristan
208.332
8,6
183.905
8,3
-11,7
Almanya
252.546
10,5
175.525
7,9
-30,5
Azerbaycan
64.258
2,7
80.644
3,6
25,5
Rusya
20.074
0,8
39.064
1,8
95,6
Diğer
1.382.787
57,4
1.222.486
55,1
-10,1
Genel Toplam
2.410.966
100
2.215.307
100
-8,1

Tabloya bakılacak olursa 2017 yılının ilk iki ayında Türkiye’ye gelen turist sayısında geçen yılın ilk iki ayına göre yüzde 8,1 oranında azalma olmuş. Gürcistan, İran ve Azerbaycanlı turist sayısında artış olurken Alman turistlerin sayısında ciddi düşüş ortaya çıkmış. Yaşanan son gelişmeler sonrasında beklenen gelişme olan Avrupalı turist sayısında düşüşler (yüzde 19’a yakın) olurken Rus turist sayısı geçen yıla göre yüzde 95,6 oranında artış göstermiş bulunuyor.

Değerlendirme
Türkiye ekonomisi, enflasyonun yükseldiği, işsizliğin arttığı, büyümenin düşük kaldığı tuhaf bir dengeye oturmuş görünüyor. Bu durum stagflasyona, resesyona, depresyona uymuyor. Türkiye’nin içinde bulunduğu ekonomik durumu tek bir sözcükle ifade etmek mümkün değil. O nedenle bu durumu ‘enflasyon ve işsizlik eşliğinde düşük büyüme’ olarak tanımlamak uygun olabilir.

İlk iki aylık sonuçlara baktığımızda ihracattaki artışa karşılık ithalatta daha hızlı bir artışın ortaya çıkmış olması dışticaret açığındaki büyümede kendisini gösteriyor. Eğilim böyle devam ederse ilerleyen aylarda biri olumlu biri olumsuz iki durumla karşılaşacağız demektir: (1) Büyüme yükselecek, (2) Cari açık artacak.

Yine aynı dönemin gelen turist sayılarına baktığımızda Avrupalı turist sayısındaki azalmanın çok para harcayan turistlerin bir bölümünü kaybetmemiz anlamına gelmesi nedeniyle turizm gelirlerimizde düşüşe yol açacağını, bunun bir bölümünün artan komşu turizmiyle telafi edileceğini görüyoruz. Turizm gelirlerinde düşüşün ikisi de olumsuz iki sonucu olacak: (1) Turizm tesislerinin kayıpları artacak ve bankaların bu sektöre açtıkları kredilerini tahsil etmelerinde sıkıntı büyüyecek. (2) Düşen turizm gelirleri nedeniyle cari açıkta artış olacak.

229 yorum:

  1. Küresel krizle birlikte bir çok ülke işsizlik problemi yaşarken Türkiye'nin yüksek işsizlik oranını bir nebze anlayabiliriz. Ancak dünyada deflasyonist etkiler yaygın iken bizim enflasyonu düşürememiş olmamız çok acı. Dünyada bol likiditenin sonuna geliniyor. Bu da bizim enflasyonu düşürmemizi zorlaştıracak. Enflasyon için kaçan trene üzülmemek gerçekten mümkün değil...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Tren kaçtı ama birileri o hatta çalışan diğer trenden amacına erdiğini düşündüğü için indiğini zannediyor...

      Sil
  2. Tek olumlu gibi görünen şey ihracat artışı.O'da katmadeğeri yüksek ürünlerdeki azalmaya bakarsak,enflasyon artışı ve TL nin değer kaybıyla ucuzlayan emek fiyatının etkisiyle gerçekleştirilen "ucuz emek" ihracatından kaynaklanmış gibi.

    Emek ihracatı biraz büyüme ve büyümeyle korelasyonu düşük olan bir istihdam artışı getirir.Büyümeye başladık,İşsizlikte azalıyo diye seviniriz.Üretmediğimiz hammadde,katma değerli aramalı ve ürünleri ithal ederek cari açığı büyütürüz.Sonra başlarız çevreden gevşek gevşek "Kanka Dolar 5 Tl olacakmış ne diyon" sorularına muhatap olmaya.

    Aynı Film değilmi hocam bu ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Maalesef böyle. İşin kötüsü bu konuları dile getirenlerin kötü niyetli olduğu gibi bir düşüncenin yayılmış olması.

      Sil
    2. Bu durumun böyle algılanmasına sebeb olanlar asıl niyeti bozuk insanlardır. Bu böyle diye konuşmamak olur mu, olmaz. Yazmaya devam.

      Sil
  3. Hocam emeklilik promosyonunun kaynağı nereden nasıl yemin ediliyor?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Direkt olarak bankaların kanağından, devletin herhangi bir katkısı yok.

      Sil
    2. Yani bankalar sermaye piyasalarında kazandıklarını vatandaşa veriyor?
      Devletin kasasından çıkan biseyyok o zaman?

      Sil
    3. Bankaların kârı ne bu işte hocam?
      Bankalar neden böyle bir işe girişiyor

      Sil
    4. Bankalar eskiden de emekli maaşlarını çekebilmek için çeşitli promosyonlar veriyorlardı (çeyrek altın veren bile vardı.) Şimdi hükümet bunların yerine böyle bir düzenlemeye giderek emeklilere ek para vermeleri için bankalara böyle bir düzenleme getirdi. Onlar da bir şey diyemedi.

      Sil
    5. Bankalar kimseye beş kuruş para vermez.kredi kartı , kredili mevduat hesabı zorunlu olmasa bile hedef dayatmasıyla persoenle zorla yaptırılması için tembihlenir.

      kredi kart ve kmh faizi mebcut fazin 2 katı olduğu için emekli 1 ay bile kullansa ki yarısı neredeyse tüm limitini kullanır.

      Bankalar bu işten çokçokçokçokkkkkkkk karlı çıkmıştır aksini kimse iddaa edemez.

      devlet eliyle reklamda cabası

      Sil
    6. Maaşa promosyon uygulaması özel sektörde ve şirketler bazında yıllardır uygulanıyor. Hem de veriliyor diye yaygarası yapılan miktarın 3 katı seviyelerde.

      Kişinin maaş hesabına yatan parar sadece 2 gün hesapta kalsa fazlasıyla ödenen promosyon banka tarafından müşteriden çıkarılıyor. bunun yanında kart, kmh, fatura vb işlem ücretleri de cabası...

      Promosyonun devlet tarafından tüm bankalarının katılımına açık bir şekilde açık ihale ile verilerek şu ankinin en az 3 katı müktarın emeklilere sağlanabilmesi mümkündü.

      Sil
  4. Gürcistan turist sayisinda artis valla bravo hocam. Afgan turist sayisinda da artis var suriyeli turist sayisinda da artis var bunlari niye yazmadiniz

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bunları ben yazmıyorum, bunlar resmi sayılar, ben yorumluyorum.

      Sil
    2. resmi sayilar ne kadar ciddi oldugu goruluyor. Gurcistandan gelenlerin bir kismi findik tarlalarinda cayda calisiyor. bir kismi ise lumpen dogu bloku hayalleriyle antalya orda burda ucuz yollu kaba hirsizlik dolandiricilik pesinde.Isini yapiyor otomatikman ortadan kayboluyor ulkesine donuyor iz birakmadan. Kisaca hic birinde doviz girdimiz yok.

      Sil
  5. Ortulu ortusuz butun odenekler nasil karsilaniyor? enflasyon bu yuzden dusmuyor.

    YanıtlaSil
  6. Turizmde birde ortalama oda fiyatındaki değişimide gözönüne almak lazım kanımca. Gecen sene TR ortalaması oda başına gecelik 65Euro iken bu sene 47Euro'ya düşmüş. Buradan doğan kayıp çok ciddi bir tutar değil mi?

    YanıtlaSil
  7. Hocam devlet,memur maaşlarını yatirmadan önce sermaye piyasalarında degerlendiriyormu?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Devlet böyle işler yapmaz. Yüz yıldır yapmadı ama şimdi varlık fonu aracılığıyla yapıyor.

      Sil
  8. Açıklanan enflasyon çok yüksek. Merkez Bankası'nın hedefini ikiye katlayıp geçmiş.

    TÜİK ne yapıyor? Enflasyon rakamlarının biraz "okşanıp," daha sevimli bir hâle getirdiğini biliyoruz ama, görülüyor ki bu artık yeterli değil.

    Yıllık %11.29 enflasyon çok yüksek bir düzey. Bu bilgi, ekonomimizin itibarını sarsar.

    TÜİK hemen yeni ve daha etkili bir hesaplama yöntemi bulup, dosta düşmana karşı, daha az kötü enflasyon rakamları açıklamalı.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Su grafige bakarsaniz 11.29 gibi bir enflasyonun, bir onceki sene darbe girisimi yasamis, ve referandum senesinde olan bir ekonomi icin cok da itibar sarsici olmadigini gorursunuz. Ekonomimizin itibari ne sarsintilar yasadi da bir sey olmadi;

      http://cdn.tradingeconomics.com/charts/turkey-inflation-cpi.png?s=tucpiy&v=201704031544t&lang=all&d1=19170101&d2=20171231

      Sil
    2. Merak etmeyin yılsonu enflasyonu yine %8 civarı çıkar,ha haha..

      Sil
    3. Sorun TÜİK'de değil. MB, gelen kur darbesini göremedi ve ilk yükselişi de geçici sanarak hafife aldı. Faiz, piyasanın peşinden giderse sorunu çözemez. Piyasanın önüne geçmesi gerekiyor. Orada da siyasal engel var.

      Sil
    4. Adsız 20:23'ün yaptığı ne zaman bir olumsuzluktan bahsedilse bundan 20-30 yıl önceyi gösterip bak o zamanlar böyleydi şimdi yine iyiyiz onun için fazla konuşma diyen zihniyetin bir ürünü. Ama bu kişilerin aklına o zaman dünyada hangi koşullar geçerliydi ve son 15 senede neler oldu diye sormak akıllarının ucundan geçmez. Mesela 2008 krizi ve sonrasında ortaya çıkan ABD kaynaklı muazzam parasal genişleme ve bunun Türkiyede enflasyonu düşürücü etkisini asla anlayamazlar. Ve bugün tüm dünyada deflasyonist bir eğilim varken Türkiyede bu seviyede enflasyonun olmasının tamamen yanlış politikaların sonucu olduğunu da kavrayamazlar.

      Sil
    5. Yeniden heasaplamayla enflasyonda çift hanelerden kurtulmak mümkün olur.

      Sil
    6. Enflasyon çıpası sağlam.

      Sil
    7. Karabatak, Turkiye'de enflasyon'un dusus trendi 2001 yilinda baslamistir. Yani allerjiniz oldugu iktidardan once baslamistir. Zaten marifet enflasyonu dusurmekte degil. Grafikten gordugunuz uzere, 20-30 yil once de farkli yollarla defalarca dusurulmustur enflasyon ama sonra tekrar firlamistir. 16 ayda bir hukumet degisirse baska bir sonuc bekleyemezsiniz.

      Tarihimizde 15 yil boyunca gorece "dusuk" seyrettigi yani istikrarli oldugu bir donem yasamadik.

      Yani boyle bir tabloya 'rakamlar yalan' diyenleri anliyorum hadi onlarin tutarli bir tarafi var realiteye baktinizda bos bir elestiri olsa bile, ancak baska bahanelere diyecek lafim kalmiyor, bari tutarli olun.

      Sil
    8. Gece rüya gören sabah kalkıp hükümet değiştiriyor ülkede. 16 aylık ortalama hükümet ömrü ile ikide bir zırtpırt seçimle bu kadar...

      Sil
    9. Adsız 20:23, sizin mantığınıza göre enflasyonun yıllarca yüzde 15 civarı devam etmesi bile yukarıdaki grafiğe bakarak bir istikrar ve başarı göstergesi olabilir. Kaldı ki bir ülkenin ekonomisini anlamak için bakılması gereken birden çok değişken vardır ve enflasyon bunlardan sadece biridir. Tek bir grafik ile bir ekonominin durumu hakkında yargıda bulunarak ekonomi bilimini hiçe sayıyorsunuz çünkü böylesi işinize geliyor.

      Mahfi Hocanın ÜFE artışı ve turizm gelirlerindeki düşüş ile ilgili verdiği grafikler ortada bunların da ötesinde işsizlik verileri de ortada. Cumhuriyet dönemi boyunca hepsinin şimdikine göre daha kötü olduğu dönemler bulabilirsiniz tabi ki. Ama bu, mevcut politikaların geleceği düşünmeyen ve günü kurtarmaya, daha açık ifade ile sadece kısa vadede oy devşirmeye odaklı politikalar olduğu gerçeğini değiştirmez. Aksi doğru olsa yap-işlet-devret gibi temelde vergiler ile finanse edilen 30 yıllık bir uygulamayı bir ekonomik mucize gibi önümüze sürmeye kalkmazlardı.

      Sil
  9. Merhaba,

    İşsizlik ve enflasyonun bir arada görülmesi stagflasyona girmiyor mu? Düşük büyüme de bu çerçeveyle gayet uyumlu. Neden Türkiye'nin mevcut durumu stagflasyona uymasın?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. umpenflation diye bir kavram ortaya atiyorum. issizlik yuksek enflasyon yuksek. Zaten boyle bir ekonomide buyume yoktur varsa da dusuktur. Boyle bir ekonomide buyume olsa dahi maddenin tabiatina aykiridir.

      umpenflation

      Sil
    2. Stagflasyon için en azından resesyon olması lazım yani 2 çeyrek arka arkaya ekonomide küçülme.

      Sil
    3. Bilal beye katılıyorum ve bir ekleme yapmak istiyorum . Sağlıklı bir ekonomide belli bir seviye ( doğal ) işsizlik ve enflasyon görülmesi doğal ve hatta istenilir bir şeydir( 20 yıldır düşük enflasyon ve hatta deflasyonla uğraşan Japonya ekonomisi hisse senedi piyasasının çöküşünden beri durgunlukla uğraşmakta ) işşizlik oranının doğal seviyesine yakın seyretmesi ( friksiyonel ve yapısal işsizliği yansıtması) hem ekonominin ısınıp enflasyonu arttırmaması hem de iş gücü kaynağının israf edilmemesi açısından önemlidir. Türkiye ekonomisinin stagflasyon dönemine girdiğini iddia edebilmek için işsizliğin ve enflasyonun doğal seviyelerinin bir hayli üstünde olması ve ekonominin küçülmesi gerekir ( bir sene boyunca en azından yani 4 çeyrek üst üste) ABD ekonomisi 1973 yılında stagflasyona girmiştir ve 1980 yılına kadar sürmüştür diyebiliriz sanırım

      Sil
    4. Stagflasyon enflasyon ile birlikte durgunluk yaşanmasını yani büyümenin sıfır dolayında olmasını tanımlayan bir kriz hali. Türkiye'deki durum ise yükselen enflasyon ve düşen büyüme durumu. Bunun adı yok. Ama isterseniz "düşen büyüme içinde yükselen enflasyon hali" diyebiliriz.

      Sil
    5. Hocam düşen büyüme yani küçülme ile beraber enflasyon yaşanması halini slumpflasyon olarak tanımlayamazmızyız

      Sil
    6. Slumpflasyon olarak tanımlamamız için enflasyonla birlikte eksi büyüme olması lazım.

      Sil
    7. büyüme rakamları muhtemelen yüksek gelecek (süre geçişgenliği tamamlandığında); yani dediğiniz tablo oluşmayacak büyük ihtimalle. yani yüksek enflasyon yüksek büyüme olacak. söylenen sözlerden de bunun uygulanacağı faizin düşük tutularak büyüme ve enflasyonun yüksek tutulacağı (bunun norm olarak kabul ettirileceği), yüksek dolar (belki bir miktar dolar likit ihtiyacı azaltılabilir ama ne kadar? zaman gösterecek) düşük tl olacak bir döneme giriyoruz anlaşılan. Keşke adam olup insan gibi yaşamayı öğrenebilseydik, maalesef sonumuz 1990lardaki gibi olacak...

      Sil
  10. elinize sağlık hocam 2016 daki 2.9 lik büyümenin 2.4 ü tüketim harcamaları ile sağlanmış bu şekilde büyümeyi ne kadar sürdürebiliriz

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sürdüremeyiz. Sürekli GSYH revizyonuyla da bir yere varamayız.

      Sil
  11. Gelisen otomasyon ve Endüstri 4.0 ile birlikte, urunler ucuz is gucunden daha ucuza uretilmeye baslandiginda, ucuz is gucune dayali ulkeleri daha zor gunler bekleyecek. Kablosuz ag ile birbiriyle iletisim kuran robotlar, saniyenin yuzde biri hizinda calisan kontrol sistemleri ve binlerce degiskenden olusan optimizasyon problemlerinin (neredeyse) gercek zamanli cozulmesi sayesinde bircok urunu daha ucuza alabiliyoruz.

    Avrupa bile uydu firlatma pazarini Amerikali SpaceX sirketine kaptirmak uzere. Herkes panik halinde, gelistirme ve firlatma maliyetlerini dusurme derdinde.

    Ülkemizdeki tartismayi ise termodinamigin birinci yasasi ile aciklayabiliriz. "Enerji yoktan var edilemez ve yok edilemez sadece bir şekilden diğerine dönüşür". Biz de bilim, liyakat, hukuk, demokrasi gibi kavramlara onem vermedigimiz icin cikan sonucun bir sekilden digerine donusmesini tartisip duruyoruz.

    YanıtlaSil
  12. Milletimiz de yabancı sermayede bizim ekonomik verilerimize alıştı. Artık kimse reaksiyon vermiyor. Bakın bu ülkede en büyük yaygara ramazan ayında pide fiyatarına zam gelince kopuyor. Bazen kendimi 'walking dead' içinde hissediyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. En kötü şey mevcut duruma alışıp "bize bir şey olmaz" havasına girmektir. BU havaya girdiğinizde önlem almaktan vazgeçersiniz.

      Sil
  13. Hocam bugün bir esnafla sohbet ettim, mesele referanduma geldi ve şunu dedi: Hayır vereceğim ama dolar fırlar diye korkuyorum.
    Piyasalar evet ve hayır'ı nasıl fiyatlar? bununla ilgili bir tahmin yapılabilir mi? bana bununla ilgili fiyatlamayı anlamak zor gibi geliyor.
    Bu sorumdaki maksadım piyasaların nasıl fiyatlama yapacağı ile ilgilidir yoksa isteyen istediğini yere versin oyunu

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bir topum Anayasasını yüzde 51 oy çokluğuyla değiştirmeye karar vermişse o Anayasa üzerinde uzlaşma olmamış demektir. Böyle bir ortamda evet gelse de hayır gelse de durum değişmez. Türkiye'nin sorunu yeni bir Anaysa yazmak değildir. Yazdığı kuralları uygulayamamaktır. Anayasayı 100 kere de değiştirsek uygulamadıktan sonra bir işe yaramaz.

      Sil
    2. Daha once toplum zaten anayasanin 50 oy cokluguyla karar verince o anayasa uzerinde uzlasma olacaginda uzlasmis (Anayasa Madde 175). Hem kurallarin uygulanmamasindan sikayet ediyorsunuz, hem de Anayasa'da yazili olan kurali yok sayiyorsunuz.

      Sil
    3. Madem o Anayasada yazılı kurallar üzerinde uzlaşmışız niçin değiştiriyorsunuz?

      Sil
    4. Anayasa da uzlasirken, Anayasa'nin cagin gereksinimlerine gore degistirilebilecegi konusunda da uzlasmisiz. Eger Turkiye'de hic Anayasa degismeseydi, bugun Anayasa'da "Devletin dini Din-i Islamdir" yaziyor olacakti, o cumle degisirken de, kimse halka sormadi, mecliste kararlastirildi hatirlatirim.

      Sil
  14. Merkez Bankası bugün Ortalama Fonlama Maliyetini 11.35'ten 11.47'ye çıkardı. Bu kadar ciddi faiz arttırımlarının bile etkili olmaması beni asıl korkutan mesela. Ne kadar süre geçti hocam ama 3.94'ten 3.64 geldiğimiz nokta dolar kurunda ve enflasyonda ise artış var çünkü döviz düşmüyor. Enflasyonun birike birike geldiğini düşünürsek, nisan ayında enflasyonun %12'yi aşması beni hiç şaşırtmaz. İşin daha kötüsü artık kimse şaşırmaz. Çok anormal durumları o kadar normalmiş gibi konuşuyoruz ki insan biraz oturup düşününce hayret ediyor..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Asagidaki grafige bakin biz neler gormusuz dersiniz iciniz biraz rahatlasin; 1972 oncesi dolara endeksli altin standarti oldugunu da dikkate alirsaniz iciniz biraz daha rahatlar belki;

      http://cdn.tradingeconomics.com/charts/turkey-inflation-cpi.png?s=tucpiy&v=201704031544t&lang=all&d1=19170101&d2=20171231

      Sil
    2. Bu grafik insanın içini rahatlatmıyor. Tam tersine aynı şeyleri tekrar tekrar yaşayacak olmanın rahatsızlığını yaratıyor.

      Sil
    3. "Adsız 3 Nisan 2017 20:28" Eğer sizde aşağıdaki grafiğe bakarsanız sermaye girişi azaldığında bundan en çok etkilenecek ülkeler listesini görürsünüz. Daha önce o listenin başında Venazuella vardı şuan halini görüyorsunuz. Şimdi bilin bakalım listenin başında kim var? Şimdi önümüzdeki dönemde ki enflasyon ve dolar kuru tahminlerinizi tekrardan gözden geçirmenizi tavsiye ederim.

      http://www.economist.com/news/finance-and-economics/21584993-which-emerging-markets-are-most-vulnerable-freeze-capital-inflows-stop

      Sil
    4. Bilal Akgun, ben gelecegi bilemem. Kimse bilemez. Ama gecmise bakip gelecegi tahmin edebilirsiniz. Su olsa bu olsa ile de hayat gecmiyor, korkarak yasanmaz isimize bakip uretecegiz. Birlik olmak, ulkenin menfaati icin calismaktan buyuk bir sermaye yok. Yeterki fitnecilere firsat vermeyin. Kimse mukemmel degil, ama kimse kimsenin dusmani degil.

      Mahfi Egilmez, merak etmeyin gecmiste o hatalari yapanlar simdi iktidarda degil. Iciniz rahat olsun.

      Sil
    5. Koyunlarin da ici rahat, mezbahaya nese icinde gidiyorlar. Kasabin bicagini yalayan ici rahat okuz var. Gecmiste o hatalari yapanlar simdi iktidarda degil belki dogru ama simdi ikktidarda olanlar da cok daha buyuk baska hatalar yapiyorlar. Onlar hata yapmazlar diyorsan icin rahat olsun, koy rahvan gitsin zaten. Bu arada bak kasap sana dogru geliyor adsiz 12:19

      Sil
    6. Adsız4 Nisan 2017 12:19 "Kimse kimsenin düşmanı değil" demişsiniz, ne iyi. Ama bir cümle önce, "yeter ki fitnecilere fırsat vermeyin" demişsiniz. Bize "mükemmel" bir düşman önermişsiniz.

      "Ülkenin menfaatine çalışmak," ne güzel bir hedef. Ama o "fitneciler" her kimse, eminim onlar da "ülkenin menfaatine çalışmaktan söz ediyorlardır. Hatta kendilerinin ülkenin menfaatine çalıştıklarını söylüyorlardır.

      “Güzel sözler” söylemeyi, dinlemeyi severiz. Kimi güzel sözlere kapılıp, oradan oraya sürükleniriz. Kimi güzel sözler uğruna, nice kötülükleri görmezlikten geliriz; “menfaatine çalışmak” istediğimiz ülkemize, ne kötülükler ederiz.

      Aslında o güzel sözlerin altını biraz eşelesek, onun altındaki yanlışlığı, boş umudu, ya da, çirkin çıkar hesaplarını, aşağılık yalanları görebiliriz.

      Doğru dürüst bir dünya görüşüne sahip olmadığımız zaman, kullanacağımız, pesinden gideceğimiz "ülke menfaati" gibi güzel sözler, boş bir söz olmaktan öteye gitmez ve daha çok, başımızı taştan taşa vururuz.

      Sil
    7. http://cdn.tradingeconomics.com/charts/turkey-inflation-cpi.png?s=tucpiy&v=201704031544t&lang=all&d1=19170101&d2=20171231



      Adsız3 Nisan 2017 20:28

      bahsettiginiz bu grafikteki turkiye eflasyon oranlariyla abd faiz oranlari arasinda ciddi benzerlik korelsyon var

      Sil
    8. Adsiz 18:52, ABD enflasyonu ile Turkiye enflasyonu arasinda korelasyon olmasi cok dogaldir cunku Turkiye'nin yabanci para rezervinin hemen hepsi USD'dir. Ancak ciddi benzerlik felan yok. ABD'de 140%'larda enflasyon savas zamani bile gorulmus sey degil.

      Sil
  15. Hocam MB'nın faiz artırımları ne kadar daha devam edicek , bunun bir çıkış yolu yok mu?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Enflasyon arttıktan sonra faizi ondan daha az artırırsanız çıkış yok demektir. Konjonktür sizi istediği yere sürükler. Bunun çözümü öne geçebilmektir. MB bugün faizi yüzde 13 yapsa olayı çözer. Ama bu çözüm kısa vadeli olur. Çünkü temel sorunlarımız devam ediyor. Yapısal reformları hakkıyla yapmadan orta uzun vadeli çözüm yok.

      Sil
    2. Yani uzun vadede yararlı olması için ''Ekonomik Devrim '' mi gerekiyor? Maalesef bizim siyasilerde bu devrimi yapacak güç ve kudret yok.

      Sil
  16. 15 temmuz nedeniyle oldu ekonomide sarsinti. olmasaydi issizlik enflasyon bu milletin alnindan silinecekti.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. He yaa, koynunuzda yilan beslemissiniz meger.
      Gecenlerde ahali ile Marsta koloni kurmaya gidiyorduk,tam yola cikarken koyde elektrikler kesildi. Kismet iste!

      Sil
    2. tabi canım, bir de geziciler ve dış mihraklar ve de terör örgütleri, bundan sonrakiler de hayırcılar yüzünden olacak. ne güzel hayat değil mi böyle? ekonomiyi 15 yıldır kim yönetiyor onun hiç sorumluluğu yok.

      Sil
    3. Kardeş, 15 Temmuz'dan sonra el konulan dev holdingleri, şirketleri falan hiç hesaplamıyorsun anlaşılan. Eğer ekonomide kötüye gidiş varsa bunun sorumlusu o-bu değil gerekli önlemleri zamanında almayan, tarımı-hayvancılığı öldürüp etten bulgura her şeyi ithal edilir hale getiren, 15 senedir kalıcı istihdam sağlamayan betona dayalı büyüme modelini inatla uygulayan, elde avuçta gelir getiren ne varsa haraç mezat satarak mevcut istihdamın daha da azalmasına yol açan, sağa sola posta koyarak turizmi bitiren, savunma harcamalarına zirve yaptıran iktidarın bizzat kendisidir, yanlış poliikalarıdır. Şunu anlayın ve kabul edin artık. Hayal dünyasında yaşamayı bırakın, biraz gerçekleri görün.

      Sil
    4. Aynen demi.. siyasal islamcıların büyüttüğü çocukları geldi ülkeyi vurdu, siz hala suçlu olarak avrupa ülkelerini arayın. bir şu aynaya bakıp yaptıklarını objektif bir gözle görseler acaba utanırlar veya pişmanlık duyarlar mı ?

      Sil
    5. Aa 00:02, onceki darbeleri de siyasal islamcilarin babalari yapti herhalde. Cifte standartlari birakmadan objektik gozle hicbir seye bakamazsiniz. "Siyasal islam" lafini kimden ogrendiniz acaba? Elestiriniz bile Avrupa agziyla.

      Sil
    6. 15 Temmuz magduriyetini hep beraber yasiyoruz milletce maalesef. Milli irade bu duruma dur diyebilmeli. Milli kutsal iradenin piyasaya mudahalesi sarttir. Hep birlikte dua edelim ki ekonomi duzelsin.

      Sil
    7. Avrupa ağzı bir kaç yıl öncesine kadar Kemalizmin eziyet ettiği dindar muhafazakarlar diyordu herkes alkışlıyordu , sonra siyasal islamcı olduklarını keşfettiler. Kenan Evrenin konuşmalarını dinleyen, babaların kim olduğunu rahatlıkla görür. 15 temmuzun ekonomiye olan etkisi, 14 yıllık beceriksizliğin, har vurup harman savurmanın, FED politikalarına karşı hiç bir geçerli faaliyette bulunamamanın, yeterli gücü olduğu halde hiç bir yapısal reform yapmamanın, bütün sistemleri /demokrasinin kendisi dahil) 14 yıl öncesine geri götürmenin yanında, devede kulak kalır...

      Sil
  17. Değerli Hocam, NTV’de Servet Yıldırım ile birlikte yaptığınız sabah programını dinlerken beni çok güldürdünüz, siz de hep gülün, sağ olun, var olun. Siz 31 Mart, Cuma sabahı, programın sonunda Merkez Bankası’nın rezervlerini, hem de hiç yorum yapmadan ve sadece rakamsal olarak, açıkladığınızda, Servet Yıldırım’ın yaşadığı paniği ve konuyu geçiştirmeye çalışmasını eleştirirken “Servet bu konuyu nereye ve nasıl bağlayacağını çok merak etmiştim” demenize bayıldım. Servet beyi de anlıyorum, bir şekilde kanalını korumaya çalışıyor ama sadece rakamların açıklanmasından bile rahatsız olabiliyor.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. aynen öyle ben de dikkat ettim buna.

      Sil
    2. Kimi kötü ekonomik rakamların, hatta kimi kötü olayların açıklanmaması, bizim ekonomi yorumcularımızda yaygın bir gelenektir. Tabii ki, bunlar genellikle sır değildir. Araştıran, araştırmayı bilen, arar bulur. Ama, medyadaki "popüler" ekonomistler, sanki sözleşmişçesine bu “gizli olmayan sırlardan” hiç söz etmezler. Ne kadar az konuşulursa, ne kadar az bilen olursa kârdır. Hele Allah göstermesin, halkın kulağına gider, onlara anlatılan tatlı masalları yalanlarsa biz ne yaparız.

      Örneğin, Türkiye’nin Kamu Dış Borcu bellidir. Kimi yerlerde yazar. Ama bu rakamı kimsenin ağzından duyamazsınız. Hiçbir ekonomist çıkıp, Türkiye’nin Kamu Dış Borcu şu kadar dolardır. Bu borç, 2016’da, 2002’dekinin üç katı civarındadır demez. Hani biz IMF’ye borcumuzu ödedik, hatta ona borç veriyoruz ya, halkın ağzına verilmiş olan o sakız var ya. İşte o rakamları söylerlerse, insanlar gerçeği duyarsa, o sakız tutkal olup o ağızlara yapışır. O ağızları kapatır.
      Mutlaka, kamu borcundan söz etmeleri gerekirse, sahtekârca yapılmış bir hesaplamayla şişirilmiş milli gelire olan oranını söylerler. Bakın ne güzel azalmış derler. Dinleyenler de aman ne iyi dış borcumuz azalmış diye sevinir, çiğnedikleri sakıza, bir ekonomistten de referans verebilecekleri için daha da gayrete gelirler, her ortamda o sakızı çiğner dururlar.

      2001 ekonomik krizi de böyledir. Anlı şanlı profesörler, kendilerine profesör denmesini seven ak sakallı doçentler, her boydan, her soydan ekonomistler, konu her açıldığında papağan gibi tekrarlarlar. Masada birisi, birisinin önüne anayasa kitapçığını atmış, bak burada yazıyor al oku demiş. Kriz olmuş, ülkenin ekonomisi batmış.

      Ne kitapmış ama! Bu memlekette darbeler olmuştur, başbakanlara suikast yapılmıştır, öyle hikayeden suikast değil, gerçekten kurşun sıkılmıştır, Kıbrıs’ta savaşılmıştır. En büyük dostumuz müttefikimiz, bir savaş gemimizi bombalayıp batırılmış, denizcilerimizi şehit etmiş, sonra da pardon yanlışlık oldu demiştir. Bunların hiç birinde böyle bir kriz çıkmamış da, kitaptan kriz çıkmış. Koca koca herifler hâlâ utanmadan bu hikayeyi anlatır. Aslında ne olmuş, o sırada ekonomi sıfırı tüketmiş mi, bir kamu bankası yapması gereken bir ödemeyi mi yapamamış. Bu hâlâ sır. Bilenler biliyordur ama, ben bilmiyorum.
      Geçenlerde yaşlı bir ekonomi profesörü, 2001 krizinin kitapla mitapla hiçbir ilgisi yoktur diye yazdı facebook’da; 15 yıl sonra. Neyse geç olsun da güç olmasın. Kitapla ilgisi yoktur dedi ama, ayrıntıya girmedi. Demek ki konu hâlâ ürkütücü.

      Sil
  18. Zeybekçi: "enflasyonun nedeni vergi artışı ve kur"
    Çözüm ne peki ??? Ben duymadım

    YanıtlaSil
  19. Hocam evet veya hayır sonucuna göre piyasalar nasıl bir tepki verir, bir tahmininiz var mı ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Her ikisinde de tepki aşağı yukarı aynı olur.

      Sil
    2. O zamana kadar fiyatlanan rakam, secim sonunda cokta degismez mi demek oluyor ?

      Sil
  20. hocam maliye bakanının yapmış olduğu açıklamada şöyle bir cümlesi var. "Türkiye tüketime dayalı olarak büyümeye devam edecek." Tüketime dayalı olarak büyüme ne kadar sürer ve ne kadar sağlıklıdır? (ben kesinlikle sağlıklı olmadığını düşünüyorum ki çoğu kişi de böyle düşünüyodur) Yazınız için çok teşekkürler hocam yazılarınızı zevkle takip ediyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Üretim olmadan tüketmenin tek yolu ithalattır. Onun da bir sınırı var. Demek ki tüketime dayalı büyüme için üretmek lazım. Türkiye aslında üretiyor üretmesine de bir türlü yüksek teknolojiye geçemiyor. Hep ucuz mallar üretiyor.
      asıl sorun tarım ve hayvancılıkta. Biz orada üretimi kaybettik.

      Sil
    2. Dagdaki cobanla oyunu bir tutamayanlar simdi cobanlarin kiymetini anlamis oldu. Guzel oldu aslinda.

      Sil
    3. Cobanin degil usta, koyunun kiymetini anlamis olduk, koyun yoksa coban da yok.

      Sil
  21. 4 milyon Suriyeli turiste ilave 3 milyon Afganlı turist kafilesinin yola çıktığı ve ilk kafilenin Van,a ulaştığı söyleniyor. Turizm de patlama var bunu görmezden gelmeyelim.

    YanıtlaSil
  22. 15 Temmuz nedeniyle istikrar huzur yara almisti. Butun bu verileri buna bagliyorum. Zaten bunda da herkes hem fikir. Herkes evet diyor. 15 temmuz olmasaydi rakamlar kuskusuz cok farkli olacakti. Allah bu necip millete bir daha o gunleri gostermesin. Issizlik ve enflasyon istikrarimizi zedeleyen iki en onemli unsur. Bunlarla mucadele etmeliyiz. Unutmamak gerekirki 15 Temmuz, iyi giden ekonomiye bir darbeydi. Sonrasi da notcu kuruluslar tarafindan yerine getirildi. Ona ragmen istikrar diyoruz evet istikrari korumaliyiz. Ekonomimiz yine de Avrupa tarafindan giptayla izlenene seviyede buna da sukur.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İki-üç veri kötü geldi diye üzme kendini be bilader, bozma moralini. Bak, ekonomiyi büyütürken işsizliği artırma mucizesini göstermişiniz, senin de dediğin gibi Avrupa falan gıptayla izliyor, daha ne istiyorsun? Hadi sen git Avrupanın kıskandığı yerli uçakların inip kalkmalarını seyret, moralin düzelir. 15 Temmuz olmasaydı da 27 Mayıs darbesi ya da İnönü dönemi nedeniyle veriler kötü gelecekti zaten, takma kafaya.

      Sil
    2. Türkiye ekonomisi 15 Temmuzdan sonra bozulmuş değil. Bozulma 2009'dan bu yana devam ediyor.

      Sil
    3. Mahfi Egilmez, elestiriniz sigara birakan birisini andiriyor. Sigara birakinca vucutta 'hastalik' benzeri degisimler olur. Nezle grip gibi hissedersiniz, kilo alirsiniz, yorgun hissedersiniz. Aslinda vucudunuz iyilesiyordur, ancak siz hissiyatinizdan dolayi sagliginizin bozuldugunu dusunursunuz. Halbu ki ileride sizi oldurecek olan bir maddeden kurtulma yolundaki rahatsizliklardir bunlar.

      Turkiye ekonomisi da 2000'lerin basindan beri uyguladigi yuksek faiz politikasini sonlandirdigi icin bu tip sIkintilari yasiyor. Sermayedarlar rahatsizlaniyor, ancak ulke "uretme"nin onemini, uretirse para kazanabilecegini gorup esas iyilesmeyi yasiyor.

      Tabi ki sadece sigarayi biraktiginiz icin sagliginiz dort dortluk olmaz. Ayni sekilde sadece faizi dusurebilmekle de dort dortluk bir ekonomiye sahip olamazsiniz. Ancak sigara icip saglikli yasayamazsiniz.

      Sil
    4. Türkiye ekonomisi hangi yüksek faiz politikasını ne zaman sonlandırmış o kısmı anlayamadım. Şu anda dünyanın en yüksek faizini veren ülkelerinden birisi Türkiye. Merkez Bankası yüzde 11,47 faiz uyguluyor. Siz nerede yaşıyorsunuz?
      Öte yandan faiz düşünce sermayedar rahatsız olmaz. Ne kadar ucuza kredi alırsa o kadar rahatlar.
      Etraftan duyduklarınızla değil okuyup, araştırıp, öğrenerek bakın olaylara.

      Sil
    5. Mahfi Egilmez, lafi cevirmeyin. Insanlari saf yerine koymayi birakin. "Nominal" faiz hicbir sey ifade etmez. Biz reel faizden bahsediyoruz. Anlamaniz icin rakam vereyim. Oncesini gectim, 2002-2008 yillari arasinda *reel* faiz 27% idi. Bugun 1-2% civarlarinda.

      Sil
    6. Arkadaş "ülke üretimin önemini, üretirse para kazanabileceğini gördü" dediğine göre Eeey Almanya, ya da Eeey Hollanda gibi bir yerlerde yaşıyor olmalı zira bizde maliye bakanı bile "Türkiye tüketime dayalı olarak büyümeye devam edecek" diyor. Yani arkadaşın bahsettiği ülke burası değil belli ki.

      Sil
    7. Ah benim cahil arkadaşım. Bir bak bakalım 2002 - 2008 arasında kur neredeydi şimdi nerede? Reel faizi indirmek marifet değil. Marifet onu indirirken büyümeyi yüzde 5'de işsizliği yüzde 7'de kuru da yerli yerinde tutabilmek. 2002 - 2008 arasında işsizlik neredeydi şimdi nerede, büyüme neredeydi şimdi nerede? Kurtul artık şu faiz takıntısından. Faizi indireceğim diye ekonomiyi batıracaksın.

      Sil
    8. Hocam, arkadaş sallıyor. Maliye bakanlığının resmi verilerine göre 2002-2008 arasında reel faiz ortalama %8.

      Sil
    9. Adsiz 16:55, yalan yanlis bilgilerle insanlari kandirmayin, neredeymis o maliye bakanligi resmi verileri?

      O maliye bakanligi kendi bakanini yanlis bilgilendiriyor o zaman, bakin ne demis Mehmet Simsek;

      http://kanalfinans.com/haberler/maliye-bakani-simsek-reel-faiz-oranlari-yuzde-254ten-yuzde-05e-dusmustur

      Hesaplamasi da zor degil zaten;

      Yil Enflasyon Reel Faiz Orani
      2002 - 29.87% 55% - 29.87%= 25.13%
      2003 - 12.71% 50% - 12.71%= 37.29%
      2004 - 9.37% 43% - 9.37% = 33.63%
      2005 - 7.72% 28% - 7.72% = 20.28%
      2006 - 9.65% 23% - 9.65% = 13.35%
      2007 - 8.39% 27% - 8.39% = 18.61%
      2008 - 10.06% 25% - 10.06%= 14.94%

      7 Yilin ortalamasi 27.205%

      Sil
    10. Adsız 17:31
      Mehmet Şimşek ne demiş bilemiyorum da, maliye bakanlığının "dış borçlar" isimli dokümanında başka şeyler yazıyor. Muhtemelen "doc" formatında ve read only olduğu için denememe rağmen link veremiyorum ama ulaşmak çok kolay. Google'a Maliye bakanlığı, dış borçlar yazarsanız maliye.gov.tr altında doc uzantısı ile bu doküman mevcut. 7. sayfasında 2002'den başlayarak yıllar itibarı ile reel faiz grafiğini vermişler. 2002'de 13,38'den başlamış, 2008'de 6,45. Biraz önce yanlış hesapladığım için ufak bir hata olmuş, 7 yılın ortalaması 8 değil 9,23. Yine de 27'den çok uzak olduğu açık.

      Sil
    11. Adsiz 20:10, sizin bahsettiginiz devlet borclanmasinin reel faizi. Devlet borclanma faizi ile MB politika faizi farkli seyler. Reel faiz dedigimiz zaman politika faizi ile enflasyon arasindaki farki aliyoruz, devlet ic borclanma faizi ile enflasyon arasindaki farki degil, kavramlari karistirmayin.

      Sil
    12. Adsız4 Nisan 2017 21:23
      nasil farkli seyler acar misin

      Sil
    13. dış borçlar yazmışım, özür dilerim. Dokümanın adı devlet borçları.

      Sil
    14. Adsiz 22:08, devlet borclanmasi cok buyuk oranda devlet tahvil/bono ihraci ile olur. Bu borclanmanin faizi ihale yolu ile belirlenir. Borclanan devlettir. Bu faiz ekonomik kosullara, ama ozellikle kamunun ekonomik gostergelerine gore degisiklik gosterir, ve borclanma vadeleri genellikle uzundur.

      Politika faizi ise MB'nin farkli yontemlerle bankalari fonladigi miktardir. "Borc"lanan dogrudan bankalar, dolayli olarak kurumlar ya da sahislardir. Faiz miktari tahmin edilebilirdir, degisimi onceden duyurulur. Borclanma vadeleri genellikle kisadir.

      Sil
    15. MAHFİ HOCAM, TÜRKİYE'DE 'FAİZ TÜRLERİ' İLE İLGİLİ BÜYÜK BİR SIKINTI VAR. SIRADAN VATANDAŞ, 'FAİZ TÜRLERİ'Nİ BİRBİRİNE KARIŞTIRDIĞI İÇİN, DÖNÜP DOLAŞIP SİZİN SİTENİZDE HEP AYNI SORUYU SORUYOR.

      AŞAĞIDA OKUYACAĞINIZ SORULARI SİZE DAHA ÖNCE SORMUŞTUM, SANIRIM GÖRMEDİNİZ. EĞER BUNLARI AÇIK AÇIK CEVAPLARSANIZ, UMARIM, ŞU FAİZ KONUSUNDA DAHA RASYONEL SORULAR GELMEYE BAŞLAR SİZE VE BÜTÜN İKTİSAT CAMİASINA:


      Bu komplolarla kafası çok karışık arkadaşın yazdıklarını (eh biraz) rasyonalize etmeyi denersek, acaba şu soruları sormak ne kadar doğru olur? (Mahfi hocam sorularım size.)

      'Sıcak para' diye bir terim var iktisat literatüründe.

      1. Acaba, faizlerin yüksekliğinden yararlanan odaklar hakikaten varsa, bunlar 'sıcak para sahipleri' olabilir mi? Bankalar aracılığı ile ülkeye gelen 'fonlar' işte bu 'sıcak para' denen şeyse, düşük faizi niye istesinler? Bu 'sıcak para', yüksek faizi seviyor diye biliyorduk, yanlış mı biliyoruz?

      2. Sıcak paranın bir ülke piyasasına ne kadar miktarla girdiği, ne kadar süreyle o piyasada kaldığı, çıkarken ne kadar miktarla çıktığı izlenebiliyor mu? Paranın fiyatı 'faiz' olduğuna göre, bu 'sıcak para', içinde dolaştığı piyasada uygulanan faizin yüksekliğinden yararlanıp kârını arttırdıktan sonra o ülkeyi & piyasayı terk etmiyor mu? Mekanizma bu şekilde işlemiyor mu?

      3. Acaba şu 'TCMB geç likidite faizi %11,75 (5 Nisan, saat 14.02)' oranından istifade ettiği savı ortaya atılan odaklar 'sıcak para sahipleri' mi? Yoksa, komplolara inanan arkadaşımız, yanlış faiz türüne mi bakıp yazıyor sürekli?

      4. Bütün bunlar olurken, 'sıcak para sahipleri'nin ilgilendiği şey sadece 'faiz oranı' mı? Yüksek faizinden yararlanmak istediği ülkedeki/piyasadaki enflasyonun da yüksek olması, 'sıcak para sahipleri'ni hiç ürkütmüyor mu?

      Yoksa, 'Ne de olsa dünyada piyasa çok. Bir ülkeden çıkıp başka ülkelere çok çabuk girebildiğim için adıma sıcak para demişler. Bu nedenle, piyasalarında gezdiğim ülkelerin enflasyon oranları beni (sıcak para sahiplerini) hiç ilgilendirmiyor. Çünkü hızlıyım, o piyasaları terk edip, yüksek faiz veren başka piyasalara hemen geçebilirim.' diye mi düşünüyor? Kısaca, enflasyon oranları, 'sıcak para sahipleri' için önemli değil mi?

      CEVAPLARINIZI BEKLİYORUZ MAHFİ HOCAM...

      Sil
  23. Twitter'da şunu yazmışsınız: Bilim yeter. İnanın yeter.

    Haklısınız elbette, karşı değiliz. Galiba, hükümet yanlısı olduğumuzu falan sanıyorsunuz.

    Dediğimiz şudur Mahfi bey:

    Bilimle, sağlık alanında muazzam icatlar yaparak, pek çok hastalığın tedavi süreci hızlandırılabilir. Mesela, 3D yazıcıların, sağlık alanında ne harikalar yaratabileceğini önümüzdeki yıllarda daha net göreceğiz.

    Ama aynı bilimle, atom-hidrojen bombası icat edip, insanları da bilinçli bir şekilde öldürdük! Dünya tarihi bu anı da yaşadı!

    TÜBİTAK'ın onay verdiği projeleri vaktiniz olursa inceleyin isterseniz.

    Papaz eriği - imam eriğe dönüştürmek amacıyla mı kullanacağız bilimi?

    Su-petol karışımı yepyeni bir sıvı icat edip, arabaların bu yeni ve maliyeti düşük sıvıyla gitmesi için mi kullanacağız bilimi?

    Bilim, önemlidir.
    Ama o bilimi ne amaçlarla kullanmak istediğimiz, bilimin kendisi kadar önemlidir Mahfi bey!

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Herhalde kastettiğimin papaz eriğini imam eriğine çevirme makinesini esas alan bilim olmadığını anlamışsınızdır. Bilimden kastım yalnızca fizik veya doğa bilimleri değil aynı zamanda sosyal bilimler. Analiz yapmayı öğretmeyen bir eğitim yaklaşımıyla ne fizikçi ne kimyacı ne iktisatçı ne de sosyolog yetiştirebilirsiniz. Aradan çıkan istisnalar da çoğu kez kendi kendini yetiştirmiş kişiler olur.

      Sil
    2. Ne yazik ki Avrupada orta cagda tartisilan akil mi, inanc mi onemli tartismasina geri donmus vaziyetteyiz. Sonumuz kotu.

      Sil
  24. Hocam osmanlı istikrazlarını inceliyorum, orada rastladım emisyon kuru diye bir ifade var ne demek acaba?
    iyi akşamlar

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Emisyon kuru bir tahvil veya hisse senedinin ilk çıkış değeridir.

      Sil
    2. Itibari değerden farkı ne hocam?

      Sil
  25. Hocam merhaba. Ekonomide son çeyrekte işsizlik rekoru kırdı ama büyüme 3,5a yükseldi. Sizce bu verilerin ikircikliğinden mi kaynaklanıyor yoksa büyümedeki düşüşler genelde bir sonraki çeyreğe mi yansıyor? Yani 3. Çeyrek küçüldük ve bunun etkisini son çeyrekte rekor kıran işsizlikte mi gördük?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. TÜİK'in yeni GSYH serisinde sorunlar var. O nedenle bu büyümenin ne kadar gerçeği yansıttığını bilmiyorum. Ekonomi yıl boyunca yüzde 2,9 büyümüş görünüyor ama işsizlik sürekli artıyor. Ayrıca sanayi büyümesi yüzde 2,1. Kredi/Mevduat oranı önceki yıla göre düşmüş. Birçok tutarsızlık var.

      Sil
    2. Peki büyümedik düşüşün işsizliği özellikle bir sonraki çeyrekte yansıtması gibi bir gerçeklik var mı hocam?

      Sil
  26. bu değerli bloğu da troller basmış anlaşılan evet diyorsanız gidin yeri geldiğinde söyleyin biz burada bilim tartışmaya geldik sizin masallarınızı dinlemeye değil.kusura bakmayın hocam bu şekilde yazmayı istemezdim ama insanların sabrıyla ve aklıyla dalga geçtiklerinde kendimi tutamıyorum.saygılar.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu tür yorumları elemeye başladım.

      Sil
  27. Hocam MB, enflasyon hedefine ulaşmak için faizi arttırmakta neden bu kadar çekimser davranıyor. Tamam iktidarlar büyüme ve istihdama oy kaygısı yüzünden daha çok önem veriyorlar ve faizin düşük kalması içinde MB'sına baskı uygulayabiliyorlar. Ama kurun yükselmesi ve yüksek enflasyon halk tarafından hi' mi tepki almıyor? Bundan hariç MB'sı güvenirliğini ve saygınlığını hiç mi umursamıyor? Bu şekilde hedefleriyle uyuşmayan bir politika uygulaması karar birimleri tarafından MB'nin inandırıcılığını yitirmrsine ve piyasayı yönlendiremez hale gelmesine sebep olmaz mı?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Geldi zaten. MB, tarihinde hiç bu kadar itibar kaybına uğramamıştı.

      Sil
  28. enflasyon yukseliyor buyume dusuyorsa care var panzehir var faizleri indireceksin. Maliyet kokenli enflasyonun panzehiri faiz indir faizi enflasyon bak bakalim nasil dusuyor indir faizi bak bakalim buyume nasil saha kalkiyor. Merkez bankasinin derhal faizleri Avrupa seviyesine oturtmasi lazim. Faizleri yukselte yukselte vaziyet durum budur.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Tabii arkadaş dalga geçiyor ama olsun genel zihniyet budur. Yanlış eğitimin en kötü yansıması budur: Neden - sonuç ilişkilerinin karıştırılması. Bunu karıştırmaya başladınız mı öneriler hep böyle yanlış gelmeye başlar.

      Sil
    2. Hocam bir de bilgiye yani gerçeğe tahammül edemeyip sinirleniyorlar, yorum neyse de bilgiden korkmak itiraz etmek dayanamamak korkunç bir cehalet ve eğitimsizlik göstergesi.

      Sil
    3. Yaklaşık iki yıl gibi bir süre faizi düşük tuttuk sonuç vermedi demek, olanı görmek çok mu zor? Hatada ısrarın nasıl bir sonuç vermesi umuluyor olabilir?

      Sil
    4. hocam inanın dalga geçmiyordur. Artık oturmuş zihniyet bu. "kötü para iyi parayı kovar" diye bilirdim şimdi yeni bir şey öğrendim "yanlış (yandaş) bilgi doğru (bilimsel) bilgiyi kovar"

      Sil
  29. Hocam saygilar..
    Mb analitik bilancosunun pasifine baktigimizda Merkez bankasi parasinin payi bilanco buyuklugunun %22 si. Geri kalan %78 lik kisim ise toplam döviz yükumlulukleri. Bu tablo merkez bankasinin para politikasi gucunu nasil etkilemekte ve bu yapinin banka bilancolarina etkisi nasil olmaktadir.
    Tesekkur ederim

    YanıtlaSil
  30. Hocam çoluk çocuk olunca sizin sitenize olan ilgimiz azaldı.. affola

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Biz de nerede bu adsiz diyorduk. Gerci bu sitede yuzlercesi var, hangisi sensin bilemedik keske adini verseydin de kim oldugunu bilseydik.

      Sil
    2. adım selami günsu sizin adınız nedir ?

      Sil
  31. İTO BAŞKANI ÇAĞLAR:
    "REFAH BİZE TEMBELLİK GETİRDİ "Bizim insanımız açıkçası ekonomik refahın yükselmesi ile daha rahat
    hangi işleri yapabilirse ona yöneldi. İğneyi bir kendimize batıralım. Daha
    çabuk kâr etmek için ne yapılır, ithal ederiz... Evde baktım çengelli iğne
    bile Çin malı. Bizim çengelli iğne bile üretemezken üretir hale geldikten
    sonra onu ithal etmeye başlamamızın tek sebebi ekonomik refahımızın
    yükselmesi. Rahat para kazanalım dedik ama çok da düşünmedik bunun ne getireceğini. Uzakdoğu'ya karşı verdiğimiz ticaret açığı günden güne
    büyümeye başladı. Bir zamanlar gün doğmadan evden çıkar, batmadan
    eve girmezdik, Cumartesileri çalışırdık. Biz tembelleştik."


    ne hale gelmişiz biz? hocam uzak doğu ile dış ticaretimizi analiz etseniz en çok ne alıyoruz ne satıyoruz onlara son 10 yılda durum nasıl değişti ??

    YanıtlaSil
  32. Eger enflasyon onlem alinmaz yukselen bir grafik icinde boyle devam ederse ki oyle zannediyorum edecek. Pesi sira kur artisinida getirecerectir. kur dalgalanmasini da besleyecektir.

    Unutmayalim kur artisi yerel enflasyonla dis dunyadaki enflasyon farkindan buyuk oranda etkilenir. Ki bu fark da hem gelismis ulkeler nezninde hem gelismekte olan ulkere nezninde acilmaktadir. Zaten uzun suredir bu fark vardi simdi iyice acilmaya baslamistir. Bunun dogal sonucu da kur artisi olarak piyasalara yansir.

    Mamafih, artan kurlarin gorunen o ki ihracat ithalat makasina da ciddi bir etkisi olmamistir. Bir de bizim turizmden elde ettigimiz doviz ongoruler dahilinde 2016dan da dusuk olacaktir.

    Tum bu veriler eger para politikasi bu faiz oranlari ile devam ederse ki buyumenin ve issizligin kotu oldugu konjokturde faiz arttirmak da zor... hakli olarak eger boyle giderse ben yakin zamanda yaz basinda dovizde bir dalgalanma bekliyoirum. Dovizde yeni seviyeleri gorebiliriz.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kisaca enflasyon artisi ile Kur artisi birbirini besleyen iki unsurdur. Bir kisir dongudur. bir donme dolaptir.

      Biz donguyu 2014 ve 2015 2016 da dusen petrol emtia ve gida fiyatlari ve artan faiz sayesinde enflasyon cephesinde bir sekilde kirmistik. Su an boyle bir sansimiz yok. ne petrol emtia gida fiyatlari dusuyor...hatta artiyor ne de faiz arttiracak ortamimiz var. Ben enflasyonun, kuru besleyeceyecegi bir ortama girdigimizi dusunuyorum. Ve hatta enflasyonun %15ler seviyesine bile cikabilecegini dusunuyorum. Iste en tehlikelisi de budur.

      Kur bir sekilde enflasyonu besler geciskenlik yapar. Bu ABD de boyledir Japonyada da boyledir. Fakat sen bunu bir sekilde para politikanla engellersin yerli uretimi destekleyerek dis konjokturde dusen mal emtia fiyatlariyla sana yardimci bile olur bu durum engellersin.

      Amma enflasyon alip basini giderse bu enflasyonda niteligine bakilmaksizin senin kurunu beslerse beslemeye baslamissa iste o zaman isin zor. Girdin kor kuyuya girdin cikmaz sokaga don donebilirsen cik cikabilirsen bu dolaptan

      Sil
  33. hocam konumuz değil ama, tarihte hep okuduğumuz savaşlar belli. kurtuluş sakarya meydan, dumlupınar vs. vs. vs. peki istanbulda neden bir savaş adı yok. orda hiç savaşılmadı mı. cahilliğimi hor görmeyin. aydın fikirlerinizi sunar mısınız bize hocam...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Estağfurullah bu konuyu daha önce çeşitli defalar sordular ve ben de bıkmadan usanmadan yazdım ama artık sıkıldım. Bunlar Nutuk'ta yazılı. Oradan okursanız birinci elden bilgi edinmiş olursunuz. Tam zamanıdır Nutuk'u okumanın.

      Sil
  34. Hocam üfe>tüfe stagflasyon demek diyebilirmiyiz?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. diyemeyiz. stagflasyon olmasi icin son iki ceyrek negative buyume olmasi lazim. Ufe/tufe den bunu nasil okuyacaksin?

      Sil
    2. Stagflasyonda ekonomisi sıfır büyümeyle birlikte enflasyon yaşıyor olacak.

      Sil
  35. Sayin Hocam

    Yorumlarinizda ulkedeki insaat sektoru ile ilgili gelismeleri ve analizlari de katmanizi rica ediyoruz. Ozellikle insaat ve emlak balonunun varligi veya yoklugu, varsa ne zaman patlayacagi, yoksa gidisata gore olusma ihtimalini inceleyen bir yazi yazmanizi cok isteriz.

    YanıtlaSil
  36. Mahfi hocam saygılar, tabi konuyla alakası yok ancak ödemeler bilançosunun net hata noksan kalemiyle ilgili bir sorum olacak, cevaplarsanız çok sevinirim. 2017 Ocak ayı ödemeler bilançosu istatistiklerinde (( http://www.tcmb.gov.tr/wps/wcm/connect/30cdfd52-aa34-40ce-8b57-4ef53e322ce4/odemelerdengesi.pdf?MOD=AJPERES&CACHEID=ROOTWORKSPACE30cdfd52-aa34-40ce-8b57-4ef53e322ce4 )) cari denge -2762, sermaye hesabı -16 ve bu ikisinin toplamına eşit olması gereken finans hesabı -1410 (milyon dolar) değerindedir. Cari+Sermaye-Finans denkleminin sıfıra eşit çıkmaması halinde farkların net hata noksana yazılacağını göz önüne alırsak bu denklemden gelen -1368 milyonluk tutar yerine neden -687 tutarı net hata noksan kalemine yazılmış? TCMB sitesinde ödemeler bilançosu istatistiklerinin yöntemsel açıklamasını inceledim, söz konusu farkın net hata noksana yazılacağı söylenmiş ve o adımda ilave bir işlem yapılacağından bahsedilmemiş, ancak burada bir işlem daha yapılmış, bu ne olabilir? Ayrıca net hata noksandaki -687 milyonluk tutar kaynağı bilinmeyen döviz çıkışını ifade etmiyor mu, bu tutar tekrar -1368 ile toplanıp denge 2055 olarak yazılmış ve rezervlerin -2055 yazılmasıyla bilanço denkleştirilmiş. Buradan -687 ve -1368 milyonluk tutarın ayrı ayrı değerlendirildiği sonucu da çıkıyor ve iki tane kaynağı bilinmeyen döviz hareketi ortaya çıkıyor, bu da yöntemsel açıklamayla çelişiyor ya da ben bir yeri gözden kaçırıyorum. Biraz uzun oldu ancak bilgilendirirseniz çok sevinirim. Teşekkürler.

    YanıtlaSil
  37. Hocam dolar cinsinden KBMG 10 yıldır yerinde sayıyor malumunuz. Refah arttırmada başarısız olduğumuzu, yerimizde saydığımızı söylemek mümkün mü?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Zaten öyle diyorlar. 10 bin dolar düzeyinde kalıp yukarı gidemiyorsanız buna orta gelir tuzağına düşmek deniyor.

      Sil
  38. Hocam uzun vadede yi- üfe tüfeden büyük olması sürdürelemez değilmi, üreticiler elbet fiyatlara zamn yapacak ortak noktada kesişecektir.%13de buluşur sevgililer tahminimce?

    YanıtlaSil
  39. Mahfi bey sizle bir anlaşma yapalım.

    Ne kadar para istiyorsanız yazın, ödeyelim:

    * http://www.mahfiegilmez.com/ u kapatın.

    * Twitter hesabınızı kapatın.

    * Televizyon programınızı bitirin.

    * Podcast yayınlarınızı bitirin.

    * EkoAnadolu turunuzu bitirin.

    * Kitap yazmayın.

    Ne kadar para istiyorsunuz?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. IBAN numaranı yaz sana ne kadar istiyorsan göndereyim , yeter ki burdan git.

      Sil
    2. Mahfi isminin anlamı nedir , ilk defa sizde gördüm bu ismi ?

      Sil
    3. Tanrı Mahfi Bey' e sabır versin.

      Sil
    4. Para istemiyorum. İstesem bu siteye reklam vermek isteyenlere açardım.
      İstediğim tek şey bu siteyi gerçekten bir şeyler öğrenmek ve öğretmek isteyenlerin kullanması. Parasız ve pulsuz.
      Mahfi, Arapça kökenli bir isim. Gizli anlamına geliyor. Dedemin adıydı.

      Sil
    5. Eklemeyi unutmuşuz:

      * Üniversitede ders vermeyi de bırakın.

      * Üye olduğunuz dernek, kulüp vb. varsa, hepsinden ayrılın.

      * Eğer sizi, konuşmalara, panellere, keynote vermeye, konferanslara, sunum yapmaya vb. çağıranlar varsa, gitmeyin. Onlar size ne kadar para veriyorsa, o parayı biz size verelim.

      Mahfi bey, ne kadar para istediğinizi niçin yazmadınız?

      Sil
    6. Parada gözüm yok. Tek derdim bildiğimi paylaşmak. Onu da parayla alamazsınız. Çünkü parasız paylaşıyorum.

      Sil
    7. Mahfi bey unutmayın, her şeyin bir fiyatı vardır.

      "Fırsat maliyeti"ni hatırlıyor musunuz?

      Bizden alacağınız parayla yapabileceklerinizi bir hayal edin, bunlardan vaz mı geçiyorsunuz?

      Sil
    8. Aylık 70.000 TL EN AZ, Yıllık vurursak 840.000 TL ödemeniz gerekiyor ,her sene düzenli olarak,bunları istiyor.

      Sil
    9. Parada gözünüz yok çünkü paraya doymuşsunuz Mahfi Bey.

      Sil
    10. Çok teşekkür ederim ilginize, paranız sizde kalsın. Benim bu yazılardan aldığım teşekkürleri para satın alamaz.

      Sil
    11. Yemezler Mahfi Bey bir kuru teşekkür asla aylık 70.000 TL den daha değerli olamaz, tabii sizin zenginlik seviyenizi bilmeden bunu söylüyorum.Tahmini.

      Sil
    12. Belli ki siz beni anlayamayacaksınız. Siz bu çağın maddi dünyasında doğup büyümüşsünüz. Anlaşmamız mümkün değil. Değer verdiğimiz şeyler farklı.

      Sil
    13. İşte bu çok doğru.

      Sil
    14. Bir toprak parçasının etrafını çitle çevirip "Bu bana aittir!" diyebilen,buna inanacak kadar saf insanlar bulabilen ilk insan uygar toplumun kurucusu oldu. Bu sınır kazıklarını söküp atacak ya da hendeği dolduracak, sonra da türdeşlerine
      " Bu sahtekâra kulak vermekten sakınınız.Meyvelerin herkese ait olduğunu, toprağın ise kimsenin olmadığını unutursanız, mahvolursunuz" diye haykıran kişi insan türünü nice suçlardan ,nice savaşlardan,nice cinayetlerden,nice yoksullukla dan kurtaracak olurdu. JJR

      Sil
  40. Hocam eğer bir miktar TL param varsa ve 6 ay kadar kullanmayı düşünmediğimi varsayıp bankaya TL olarak vadeli yatırmayı planlasam, en azından reel değer kaybını ve/veya kazancını 0(sıfır) olarak kalmasını arzu etsem, parama ne kadar faiz istemem gerekir?

    YanıtlaSil
  41. Aylık 70.000 TL EN AZ, Yıllık vurursak 840.000 TL ödemeniz gerekiyor ,her sene düzenli olarak.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. bu yorumu üstteki arkadaş için yazmıştım. ne kadar para istiyorsunuz diyen arkadaşa.

      Sil
  42. Bilim bilim bilim sürekli bilim sıkılmadınız mı Mahfi Bey ,sürekli iş,güç,ekonomi,sayfanızda saçma sapan yorum yazan ergenler vs. bunlardan sıkılmadınız mı ? gidin Bozburunda , Bodrum da yazlığınızda keyfinize , hayatınıza bakın.Daha stressiz ve mutlu bir hayat sürebilirsiniz, yaşam çok kısa , bu tarz işlerle uğraşmaya değmez , zaten sağlayacağınız kadar yarar sağladınız insanlara bana da yıllardır üst düzey mevkilerde görev yaptınız , çok iyi bir kariyeriniz oldu. Ama her şeyin bir sonu vardır.Bence sizde artık emekli olmalısınız. Bunu sizi düşündüğüm için söylüyorum,bir nevi empati diyelim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bilimin sonu yoktur dostum. Hele benim gibi meraklı ve sürekli öğrenmek isteyen bir kişiliğiniz varsa. Ben zaten emekliyim. Kariyer filan boş şeyler bunlar. Bir tek kişiye bir kelime öğretseniz dünyaya katkınız olur. Kaldı ki bende çok şey öğreniyorum buradan. Benim yazlığım yok. Olsa da 15 günden sonrasında sıkılırım ben oralarda.
      Beni düşündüğünüz için sağolun. Ama ben burada iyiyim emin olun.

      Sil
    2. Bilim icattır,üretmektir,yaratmaktır. Bilim analiz yapıp yorumlamak değildir , özür dilerim kariyerinize ve zekanıza saygım sonsuz ama ekonomi üzerine analiz yapıp yorum yazmak ne kadar bilimdir tartışılır. Bilim denildiğinde benim aklıma faiz , işsizlik, kurlar,istisham,ekonomik reformlar vs. gelmiyor üretmek geliyor, insanların hayatını yaşamını kolaylaştırmak geliyor, siz üretmiyorsunuz yalnızca yorumluyorsunuz.O yüzden ben sizi 'Bilim Adamı' kategorisine kendi adıma koyamıyorum.Bunu özellikle yazmamın sebebi siz değilsiniz , genel anlamda Ekonomi üzerine bilgisi olan herkes , kendini 'Bilim Adamı' sanıyor.Bilim Adamı Aziz Sancar'dır, Cahit Arf'dır, Oktay Sinanoğlu'dur, Ali Kuşçu'dur, İbn-i Sina'dır.Gerçek 'Bilim İnsanı' bunlardır.Şimdi ise her doktora yapan ,ve yaptığı işle biraz bilgi sahibi olan herkes kendini bilim insanı zannediyor.
      (Son cümle kesinlikle sizin için geçerli değildir.Daha çok şimdiki mezun gençlere atıfta bulundum.)

      Sil
    3. dsız4 Nisan 2017 21:59

      Yapma yav

      Sil
    4. İnsanların kendisini bilim insanı sanması başkasının insanı olarak düşünmesinden iyidir.

      Sil
    5. Ben kimsenin insanı değilim, insanları tanımadan yorum yapmayın Mahfi Bey,ben kendi düşüncelerimi yazdım.Size ve bilgilerinize saygım sonsuz.

      Sil
  43. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil
  44. Değerli Hocam,bu boş ve saygısız kişilere nasıl tahammül ediyorsunuz? bu ne saçma konuşmalar biri hocaya ekonomi öğretmeye kalkar(bazı tv kanallarından edindiği engin ekonomi eğitimleriyle)bir başkası para teklif etmeye kalkar...Allah sabır versin...umarım bunlara kızıp bu eğitici yazılarınızı sonlandırmazsınız..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yok sonlandırmam. Bunu da eğitimin bir parçası olarak düşünün. Para ile ilgili yazan arkadaşa babası bile o dersi vermemiştir mesela. Vermiş olsa paranın her şey olmadığını anlamış olurdu. Bu yazışmadan bir nebze bir şey öğrendiyse kazanç olur. Topluma katkı yapmayı öğrenir mesela. Böyle bir katkının parayla ölçülemeyeceğini anlar belki. Ne bileyim bir şey öğrenir herhalde.

      Sil
    2. para her şey değildir, ama çok şeydir bunu unutmayın!

      Sil
  45. Mahfi bey yorumlara dokunmayın, yorumlar çeşit çeşit, bu aslında iyiye işarettir. Sizin gibi bir sosyal bilimler ustası, "çeşitlilik"in kıymetini çoğumuzdan iyi bilir sanırım?

    Ben şuna dikkat çekeceğim, sitenizi yıllardır takip ederim, özellikle 2016 yılında yoğunluk arta arta 2017 Nisanına kadar, sitenize gelen yorumcuların yazdıklarının çoğu geleceğin belirsizliği, bulanıklığın artması konusuna dayanıyor ve öfkeyle dolu.

    Yapılan espriler bile, optimizden çok pesimizim muhteva ediyor.

    Dikkatinizi çekiyor mu yorumlardaki karamsarlığın yükselmesi?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Tabi ki de çekiyor , çekmez olur mu ...

      Sil
  46. Hocam, iyi akşamlar,

    Referandum yaklaştıkça işiniz zorlaşıyor. Para teklif edenler, moral bozmaya çalışanlar, akıl verenler, yazdıklarınızı bilimsel bulmayanlar gırla gidiyor :)) Bu blog'u çok uzun zamandır izliyorum, hiç böyle bir dönem görmemiştim. Ben şahsen çok eğlenceli buluyorum, umarım siz de eğleniyorsunuzdur.

    Saygılar...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. arkadaşa katılıyorum ben de çok eğleniyorum.

      Sil
  47. Yalçın Küçük'le ilgili ne düşünürsünüz bilmiyorum.

    "İktisat"la ilgili, 3 Nisan tarihli yazısında şöyle demiş:

    ...

    Ben mi, doktorun pratisyen olanını severim, pratisyen olana “doktor” diyoruz, net “bilen” anlamındadır.

    Üniversiter sisteminde en yüksek derece “doktora” olup, “batı’da”, üniversitelerde, fakülte’de, kapılara “profesör” unvanı koymazlar ve varsa “doktor” vardır.

    Doktor her şeyi bilendir, sadece tıp’ta değil, iktisatta da öyledir.

    Ve ben meslekten iktisatçıyım ve matematik iktisatçıları da bugünkü tümden cahillerimize benzetiyorum, ilaveten, iktisatçılarımız ne kadar “matematiksel iktisat” çalışırlarsa o kadar çok cahilleşirler ve bunu hep söylüyorum.

    İktisatçı mı, “pratisyen” olmalıdır.


    ...

    http://odatv.com/akp-nurolu-degil-kocu-tercih-etti-0304171200.html

    YanıtlaSil
  48. Hocam merhaba. Enflasyonun bir nedeni para arzındaki artıştır. Şu an bundan kaynaklanan bir enflasyonumuz yok ama eskiden bütçe açıklarını para basarak kapatıyorduk. Yani eskiden para arzından kaynaklanan bir enflasyon yaşıyorduk diyebilirmiyiz?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Diyebiliriz. Bugün yaşadığımız enflasyon önemli ölçüde risklerin artışı ve dolayısıyla kur artışından yani maliyetlerin yükselmesinden kaynaklanıyor.

      Sil
  49. Hocam enflasyondaki artış yatırımları nasıl olumsuz etkiler? Yatırımcı, artan enflasyon tüketici talebini düşürdüğü için mi yatırım yapmaktan korkar?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Enflasyon demek yükselen riskler ve faizler demektir. Bir yerde risk artarsa orada insanlar yatırımdan kaçınır.

      Sil
  50. Mahfi Eğilmez Yalan onlar inanmayin. Her sey dort dortluk devlet mukemmel bir bicimde calisiyor.

    YanıtlaSil
  51. Yazilarinizdan cok yararlaniyorum 17 yasindayim. Allah izin verirse ileride politikaya girmeyi dusunuyorum. onumuzdeki secimlerde aday olacagim 18 yasinda vekil olma dusuncem var. Kisaca sizi yonetmeye talibim

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Canım kardeşim, referandum'da evet çıkarsa seçilsen de kimseyi yönetemezsin zira milletvekilliği Yalova kaymakamlığına dönüşecek, seçildiğin dönemde muhtemelen mecliste tek bir bakan bile görmeyeceksin. Hayır çıkarsa zaten seçilemezsin, bu nedenle bence derslerine yoğunlaş, üniversite sınavına hazırlan. Çok geç saatlerde de internete girme, annen görürse kızar.

      Sil
    2. :=) siyaset halkı yönetmek değil, halka hizmet etmek için yapılır. O yüzden yönetmeye değil hizmete talip olmalısınız. O yüzden biraz daha büyüyün anlaşılan o ki 18 yaş sizin için çok çok erken ;)

      Sil
    3. Maaşallah.

      Sil
    4. 5 yaşındaki torunum da bizi yönetmeye talip ama verdiği emirlerle hareket edersek sonumuz iyi olmayacak gibi duruyor.

      Sil
    5. haha Allah uzun ömür versin torununuza ..

      Sil
    6. Siyaset kelime anlamı olarak at bakıcılığından gelir,politika ise insanı yönetmekle ilgili bir konudur.Eğer politika yapmak istiyorsa bu kardeşimiz önce yöneteceği insanlardan eğitim ve kalite olarak üstün duruma geçmelidir. Fakat buda 18 yaş ile mümkün değildir.

      Sil
  52. anayasa değişikliğinin 15. maddesinde bütçeyi meclis değil başkan yapacak diye yazıor murat muratoğlu. öyle mi hocam. hangi cümleye dayanarak bunu diyor hocam...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yazan haklı. Haftaya bu konuda yazacağım.

      Sil
    2. Evet veya Hayir diyeceginiz metin:

      II. Türkiye Büyük Millet Meclisinin görev ve yetkileri
      A. Genel olarak

      Madde 87 – Türkiye Büyük Millet Meclisinin görev ve yetkileri, kanun koymak, değiştirmek ve kaldırmak; bütçe ve kesinhesap kanun tekliflerini görüşmek ve kabul etmek.

      Sil
  53. Hocam merhabalar kitaplarınızı aldım sırayla okumaya başladım. Siteniz de en az kitaplar kadar faydalı lütfen yazmaya devam.. Özellikle alttaki yazışma bölümlerinde bulunan yorumlar yorum kabiliyetimizi bayağı arttırıyor.
    2 adet sorum olacak
    1-normalde mb faiz arttırımı yaparsa usd de düşüş olması beklenir arz talepden dolayı ama öbür yandan dış sermaye ülke ekonomisine güvenmiyorsa parasını getirmeyeceği için usd de düşüş olmayabilir artışa devam edebilir deniliyor sizce seçimlerden sonra mb faiz arttırımına giderse ülkemizde hangisi geçerli olur ?

    2- brsada hep yabancı sermayeden bahsedilir ama baktığım zamanda borsaya girmesi için döviz getirip tl ile giriş yapması lazım. Borsadaki artış ile dövizdeki artışa baktığımız zaman borsa yükselse bile dövizde artış yüzdesi daha fazla olduğu için çıkmak isterse zarar ediyor. Yabancı yatırımca karını realize etmek isterse bu kadar oynak kurl nasıl çıkış yapabilir ??
    teşekkürler

    YanıtlaSil
  54. Rica etsem sitenizi kapatır mısınız , sıkıldık artık sizden.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. kapattım.

      Sil
    2. Hocam, şu arkadaşları zorla derse sokmayın. Öğrenmeye gönülleri yok işte, sıkılıyorlar.

      Sil
    3. OFF tuşuna bas kapanırsın.

      Sil
  55. Butce acigi olmadigi bir ortamda enflasyon olmaz. Bu enflasyon orani yapisal ve teknik olarak gecicidir ve donemseldir. Fakat dikkat etmekte fayda vardir. Enflasyonu, kamu aciklari besler isterse merkez bankaniz uzayda olsun bagimsizligin dibinde bile olsun kamu aciginiz varsa butce aciniz varsa ister surdurebilin ister bu aciklari surduremeyin. Sonu enflasyona cikar. Merkez bankaniz bile size yardimci olamaz.

    Turkiyede enflasyonun bu kadar artmasinin sebebi reel faizlerin olmayisidir. Hukumetin bir turlu gida fiyatlarinda dogru bir politikaya sahip olmamasidir.

    Yani hic bir sey yapamiuorsan bari gidada temel gida da KDVyi indirirsin hem kayit disi uretimi engellersin hem kendi tabanina isik yakarsin hem de fiyatlarda istikrari saglarsin. Temel gidadan kastim et sut yumurta bakliyat urunleri peynir yogurt sebze meyve. Bunlarda sembolik %2 ve ya %5 kdv en azindan piyasada bir rahatlama yaratabilir.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Trol'lukten vazgecip normal yorumlar yazmaya karar verdiniz herhalde.

      Sil
  56. Hocam karşılıksız para basmak neden enflasyonisttir? Yani devlet para bassa bu parayi yatirimlarda mesela arge calismalarinda verimlilik getiren sektörlerde kullansa neden enflasyona sebep olur ki?

    YanıtlaSil
  57. Yazi için teşekkürler hocam
    East-med boru hattı hakkında ne düşünüyorsunuz. İsrail ve Kıbrıs gazi yüksek maliyete rağmen bu hattı kullanırsa Avrupa Rusya'dan aldığı enerjiyi ikâme eder mi.Türk akımı projesine etkisi ne olur. Basit bir ön anlaşmayla bile kuru oynatmışken Türkiye enerji koridoru olmaktan çıkar mı?

    YanıtlaSil
  58. Insaat işiyle uğraşıyorum. Geçen seneden bu seneye 12 aylık zaman dilimde demirden,hazır betona; pvc kapı pencereden, seramik fiyatlarına; mdf plakadan,su tesisatı malzemelerine kadar ortalama %30 artış var.
    Buna ilaveten sebze, meyve, kuru baklagillerde ciddi bir artis var. Bunun mevsimsel artışın çok üzerinde olduğunu tahmin ediyorum. Kısacası sokaktaki enflasyon tüik rakamlarının iki katı bence. Günü kurtarmaktan başka birşey yaptığımız yok.
    Allah yardımcımız olsun.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Feyzullah bey inşaat sektörüyle uğraşıyormuşsunuz. Konut fiyatlarının geleceği hakkında ne düşünüyorsunuz?

      Sil
    2. Feyzullah kardesim, ortalama %30 artis var diyorsun. Anlayamadigin ve anlayamadiginiz bir sey var. Adamlar da diyor ki.

      3 Körü 2 tünelimiz var.. umurunda mi sebze meyve fiyatlarinin tavan yapmasi.

      Köprü ve tüneller rüyalarina giriyor. mutluluktan ucuyorlar.

      güzel kardesim bu bir akil tutulmasi. ne yaparsan yap iflah olmazlar artik.

      layik olduklari sekilde yönetilecekler.

      Sil
  59. Merhaba, Mahfi hocam;

    Hayat görüşümüz farklı
    Lakin farkındalıkları,farklılıklar ortaya çıkarıyor.
    Tecrübe ve analiz kokan yorumlarınızı takip edip faydalanmamızı sağladığınız için Teşekkür ederim...

    Saygılarımla;

    YanıtlaSil
  60. HOCAM İKTİSAT DİPLOMAMI YIRTIP ATACAM NEDEN Mİ?
    Ekonomi Bakanı Zeybekçi hedefi koymuş: "yüzde sıfır faiz inşallah" diyor.

    Türkiye için yüzde sıfır faiz hayali kafamı ne kadar duvara vursam az.....!!! BU nasıl açıklamadır hocam ??

    YanıtlaSil
  61. Hocam iyi ki varsınız, yukarıda size para teklif edenler acaba neden rahatsız oldular. Bence bu, işinizi iyi yaptığınızı, insanların sizlerden bir şeyler öğrendiğini ve belki de onların etraflarındaki insanların da sorgulamaya başladığını gösteriyor. Biliyorsunuz sorgulanmaktan hiç hoşlanmazlar.

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...