29 Mayıs 2017 Pazartesi

Türkiye'de uygulanan Ekonomi Politikası Başarılı mı?

Ekonomi politikasının iki temel alt politikası var: Maliye politikası ve para politikası. Bu iki alt politikanın 2002’den bu yana başarılı olup olmadığını ele alıp ölçmeye çalışalım.

Maliye politikası
Maliye politikası bir ekonomideki dengesizlikleri gidermek veya daha iyi dengelere ulaşmak için vergi, harcamalar, borçlanma, teşvik, destekleme alımları gibi alt politikaları kullanarak yürütülen bir ekonomi politikası türü. Her ne kadar teşvik ve desteklemenin başarısını ölçebilmek için başka bazı analizler yapmak gerekse de maliye politikasının genel olarak başarılı olup olmadığı kamu kesimi dengesinin açık verip vermediğine, vermişse bu açığın hangi düzeyde olduğuna, kamu borç yükünün hangi düzeyde bulunduğuna bakarak ölçülür. Biz de bu iki ölçüyü kullanarak Türkiye’de uygulanan maliye politikasının başarılı olup olmadığını ölçmeye çalışacağız.

Önce bütçe açıklarına yıllar itibariyle bakalım. 2013’den bu yana Bütçe Açığı / GSYH oranı yüzde 1 ile 1,1 arasında değişiyor. 2003’den itibaren bu açıklara bakacak olursak karşımıza aşağıdaki gibi bir grafik çıkıyor.


Bu grafik bize bütçe açıklarının yıllar itibariyle azaldığını ve GSYH’nın yüzde 1’ine yakın bir düzeye yerleştiğini gösteriyor.

Bütçe açığının hangi düzeyde olması gerektiği konusunda elimizdeki tek uluslararası ölçü Maastricht kriterleri arasında yer alan yüzde 3’ün altında olması gereğine ilişkin ölçüdür. Bu ölçüyü genel bir ortalama tavan olarak kabul edersek Türk bütçesinin bu tavanın oldukça altında bir açık düzeyinde istikrar kazandığını söyleyebiliriz. 

Uygulanan maliye politikasının başarılı olup olmadığını ölçmekte başvuracağımız ikinci ölçüt olan kamu borç stoku / GSYH oranına gelirsek burada da 2013 yılından bu yana yüzde 36’dan 32’ye doğru gerilediğini görüyoruz. 2003’den bu yana Kamu Kesimi Borç Stoku / GSYH oranındaki gelişimi görmek için aşağıdaki grafiğe bakmamız gerekiyor.


Bu grafik bize kamu borç yükünün yıllar itibariyle azaldığını ve GSYH’nın yüzde 30’u ile 35’i arasında bir düzeye yerleştiğini gösteriyor.

Kamu borç stokunun GSYH’ya oranının yani kamu borç yükünün hangi düzeyde olması gerektiği konusunda elimizdeki tek uluslararası ölçü Maastricht kriterleri arasında yer alan ve kamu borç yükünün yüzde 60’ın altında olması gerektiğini işaret eden ölçüdür. Bu ölçüyü genel bir ortalama tavan olarak kabul edersek Türkiye’de kamu kesimi borç yükünün bu tavanın yarısı dolayında bir yerde istikrar kazandığını söyleyebiliriz.

Kullandığımız her iki ölçü de bize Türkiye’de uygulanan maliye politikasının başarılı olduğunu gösteriyor.

Bu başarının hakkını verdikten sonra ilerisi için sakıncalar yaratabilecek bazı noktalara dikkat çekmek istiyorum: (1) Maliye politikası başarılı olmakla birlikte bu başarı bütçenin temel geliri olan vergi gelirlerinden ziyade vergi dışı (çoğu tek seferlik) gelirlerle finanse ediliyor. Bu gelirler devamlılığı olmayan gelirler. (2) Hazine garantilerinde artış var ve bu garantilerin verildiği bazı projeler, fizibilitede öngörülen geliri elde etmekte zorlanıyor. Bu ileride kamu borç yükünün ya da kamu harcamalarının artmasına yol açabilir. (3) Bütçe açığındaki düşüş, cari açıktaki artışla ve kamu borçlanmasındaki düşüş özel kesim borçlanmasındaki artışla yer değiştirmiş bulunuyor. Bu, kamu kesimi için rahatlama sağlamış olsa da ekonominin geneli için sorun yaratabilecek bir gelişme olarak karşımızda duruyor.

Para politikası
Para politikasının başarısını ölçmenin yolu bu politikayı uygulamakla görevli olan Merkez Bankası’nın amacına ulaşmadaki başarısını ölçmekten geçiyor. Merkez Bankası’nın amacı yasasında şöyle tanımlanıyor: ‘Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının temel amacı fiyat istikrarını sağlamak ve sürdürmektir.’

Merkez Bankası, fiyat istikrarını sağlama amacına ulaşabilmek için uzunca bir süredir enflasyon hedeflemesi denilen bir politika yürütüyor. Enflasyon hedeflemesi yaklaşımında merkez bankaları, sayısal bir hedef belirliyor ve bu hedefe ulaşmayı taahhüt ediyor. Hedefe ulaşılamaması durumunda kamuoyuna hesap vermekle yükümlü tutuluyor.

TCMB, 2002 – 2005 arasında örtük enflasyon hedeflemesi uyguladı, 2006 yılından başlayarak resmi enflasyon hedeflemesi uygulamasına geçti.

Aşağıdaki grafik; 2002’den 2016 sonuna kadar enflasyon hedefleriyle yılsonu gerçekleşmelerini gösteriyor. Görüleceği gibi hedef ile gerçekleşmenin birbirine yaklaştığı üç yıl söz konusu olmuş: 2005, 2009 ve 2010. Bu üç yıl dışında gerçekleşme sürekli olarak hedefin üzerinde kalmış görünüyor.


Alttaki grafikte TCMB’nin resmi enflasyon hedeflemesine geçtiği 2006 – 2016 yılları arasındaki gerçekleşme gösteriliyor. 2009 ve 2010 yıllarında hedefe göre daha iyi bir gerçekleşme sağlanması dışında hedef ile gerçekleşmenin birbirinden oldukça uzak kaldığını görüyoruz.


Resmi enflasyon hedeflemesine geçildiği 2006 yılından bu yana 2009 ve 2010 yıllarında gerçekleşmenin hedefin altında kalmasının temel nedeni küresel krizin etkisidir. Küresel krizle birlikte harcamalarda ciddi gerilemeler olunca enflasyon da hedefin altında gerçekleşmiştir.

Özellikle ikinci grafikten net bir biçimde görüldüğü gibi Merkez Bankası, enflasyon hedefi olarak ortaya koyduğu hedeflerden uzak kalmış bulunuyor.

Sonuç
2002 – 2016 yıllarını kapsayan bu değerlendirme dönem boyunca uygulanan maliye politikasının başarılı, para politikasının ise başarısız olduğunu ortaya koyuyor.

Maliye politikasının başarısı meselesinde ise geleceği etkileyecek olan iki konuyu vurgulamak gerekiyor: (1) Kamu borç stoku azalırken özel kesim borç stoku ve hanehalklarının borçluluğu ciddi biçimde artmış bulunuyor. (2) Bütçe açığının düşürülmesinde son dönemde bir seferlik gelirler yüksek rol oynamış görünüyor. Her ikisinin de devam ettirilmesi pek kolay değil. İşin kötüsü yap işlet devret modeliyle yapılan altyapı yatırımlarının getirmeye başladığı yüklere ek olarak referandumun gündeme geldiği tarihten itibaren hızla artan kamu harcamaları nedeniyle maliye politikasında da bozulmalar başlamış görünüyor.  

145 yorum:

  1. Bu durumda Hocam ne yazıkki tüm tanımlamalar değişti,şöyleki;Vatandaş borçluluğunu sürdürebilmek için her türlü değerinden feragat ederken, yönetimden beklediği ise bedeli ne olursa olsun bu durumun sürdürülebiliriğinin sağlanması.Bunun bedelide zayii olmuş 2 nesil ve ulusal egemenliğimiz olacak gibi geliyor bana.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Partiler isimlerini kaldırıp sadece kişi kişi milletvekili olabilir. Bunun derin analizini yapabilecek çok kaliteli siyaset bilimcilerin olduğunu dusunuyorum. Parti ismi girince tuzağa düşeriz. Cekirgeler her yerde kol gezebiliyor

      Sil
    2. O zaman şeytana pabucu ters giydirelim.

      Sil
    3. Benim pabuclarim zaten ters. Bir daha ters giydirirseniz o zaman duz olmus olur.

      Sil
    4. 30 yil süren yüksek enflasyondan ve yüksek faizden sonra son 15 yil başarılı görülebilir kamu borc yükünün azalmış olmasida arti puan ozel kesimde borc yukselmesi gsmh göre cok sorunlu sayılamaz birde borclu kesimin teminatlari borçlarının cok üstündedir mesele devlete birşey olmasin hayat standardı çok arti bunun bir riski var elbette ben degerlendirmemi özalin donemi arti koalisyon lar sonrasi donem yani 2002 ile sonrasini kiyaslayinca pozitif gelismeler oldugunu kimse inkar edemez

      Sil
    5. 30 yil süren yüksek enflasyondan ve yüksek faizden sonra son 15 yil başarılı görülebilir kamu borc yükünün azalmış olmasida arti puan ozel kesimde borc yukselmesi gsmh göre cok sorunlu sayılamaz birde borclu kesimin teminatlari borçlarının cok üstündedir mesele devlete birşey olmasin hayat standardı çok arti bunun bir riski var elbette ben degerlendirmemi özalin donemi arti koalisyon lar sonrasi donem yani 2002 ile sonrasini kiyaslayinca pozitif gelismeler oldugunu kimse inkar edemez

      Sil
    6. Sayın Er o dönem küresel konjonktürde sıcak para daha akiskandi. Biz o bolkukta har vurup harman savurduk. Siz hangi ekonomik sinif adına bunu soyluyorsinuz önce bunu cevapladınız.

      Sil
    7. Önce dünyayı cehennemden çıkarıp cennete çevirmek lazım. Biz hangisine hizmet ediyoruz onu düşünelim.

      Sil
    8. Ben de şöyle bir şey biliyorum. Sosyal medyada kimseyle psişik etkilesime girmemek lazim. Mazallah farklı boyutlardan müdahaleler olabiliyor.Sonuç olarak biz okumuyoruz, ilim öğrenmek için herkes elini tasin altina koyabilir. Şöyle de güzel bir şey var. Soru sorabiliyoruz, bu düşünmeye başladığımızı gösteriyor.Biraz da uhrevi zenginlik için 99'dan bir şeyler istersek tamamdir.

      Sil
    9. Farzı misal dünya böyle bir yere gidebilir. http://www.ntv.com.tr/teknoloji/bill-gates-gelecegin-mesleklerini-acikladi,h9w7Nvwe9UmRD_URVIHJFg

      Sil
    10. http://www.ntv.com.tr/teknoloji/yapay-zeka-yatirimlari-artti,yBxUVCkO7ESH2sh_kQbVlg

      Sil
    11. Sporda da bana göre başarı alt gruplardan desteklese desteklese cevherleri öne çıkarmaktan geçer. Yoksa bizim spordaki başarımız belli. Orda da sıkıntılar çok.

      Sil
    12. Ben de katkıda bulunayım: Resim, afiş, grafik, minyatür, fotoğraf, seramik, mimarlık, peyzaj, şiir, senaryo, müzik, buz dansı, performans, tiyatro, sinema, gölge oyunu. Bunlar bütün toplum olarak yapılabilecek şeyler, parti veya partilerin değil...

      Sil
    13. Ben 1984 ile 2012 arasında mobilya imalat ve paz ile ilgili bir şirket yonettim ozal donemi sonrasi 2001 krizine kadar olan donemde cok hizli buyume sonrasinda krizler oluyordu yüksek enflasyon da para kazanmak büyüme donemlerinde agresif bir genişleme gidiyor kriz yada resesyon oldugunda yaptigimiz yatirimlarin bir kismindan vazgeciyorduk 2001 de adeta cakildik ancak yine toparladik 2006 kadar iyi gidiyordu 2008 global krizi 2012 ye kadar getirdik ancak biz 3. Sanayi devriminin gerektirdigi yatirimlari yapamadik zarar çok büyümeden tasfiyeye gittik ancak son 15 yilda istikrar vardi ama para kazanmak daha zorlasti kar marji cok düştü para bollugu kredibiliteniz düzgün se yine var ancak maliyetleri kontrol icin cnc tezgahlari gerekli işgücü maliyetide cok arttı degisim mahfi beyin dedigi gibi cok hizli oluyor is yapmak icin büyük sermaye gerekiyor mangal gihi yürek devri bitti

      Sil
  2. Kitabinizda da bahsettiginiz gibi sapkadan tavşan cikarma derken bunu kast ediyorsunuz anlaşilan :)

    YanıtlaSil
  3. hocam konumuz değil ama. 1930 lu yıllarda Atatürk ezanın türkçeleşmesini istemiş. arapça okuyanlar hapisle ya da para cezası ile cezalandırılmış. kocam Atatürk düşmanı biriyle çok muhattap olduğu için o da Atatürk düşmanı olmaya başladı. hocam çok üzülüyorum. bu konuda düşüncelerinizi merak ediyorum . ne olur bizimle paylaşır mısnız hocam...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Haklısınız konumuz bu değil.

      Sil
    2. keşke bişeyler yazsaydınız hocam ya...

      Sil
    3. Bence eşinize sorun: Hayya ale-salah, hayyalel-felah denince mi anlıyor yoksa haydi namaza, haydi kurtuluşa denince mi?

      Sil
    4. hocam bu tarz alakasız olmakla birlikte gereksiz ve mesnetsiz tartışmalara sürükleyecek yorumlara onay vermeniz kusura bakmayın ama "hata"dır. Lütfen 29mayıs 08:50 deki yorumu silin.

      Sil
    5. Adsız 11:13 ben de arapcasindan okunmasından yanayım belki cami girislerine türkçesi asilabilir.

      Sil
    6. tartışmaktan korkma 11.13

      Sil
    7. Adsız 11:23

      Çocukluktan gelen bir şartlanma ile Arapça'nın kutsallığına inanmış olduğunuz için böyle tercih etmeniz normaldir. Eğer çocukluktan beri Türkçe ezan duysaydınız şimdi Arapça'sı size garip gelirdi, hatta günde beş kez ne dendiğini anlayarak dinlediğiniz için belki de "bu adam ne bağırıp duruyor, 7.YY'da yaşamıyoruz, herkesin cebinde namaz vakitlerini hatırlatan akıllı telefonlar var, namazını kılacak olan gider kılar" diye düşünüyor olurdunuz.

      Sil
    8. Gazi o zamanlarda karşı devrimin gücünün farkındaydı, gelecekte ulusunun arap hegamonyasına girmemesi için elinden geleni yaptı.

      Sil
    9. uzun zamandır tartışmaların akıl güder yanını görüyor musun? Atatürk ve din konuları bir araya gelince koca koca profesörler bile mantık dişi "yapıştır gitsin, bırak öyle olmadığını onlar kanıtlasın" tarzı rövanşist takılırken sen kalkmış tek satırla tartışmaktan korkma diyorsun. Buyur sen cesaret örneği göster de yaz okuyalım bilgin nedir görelim.

      Adsız 11:31 bekliyorum fikirlerini okumayı !!!

      Sil
    10. Adsiz 12:46, bosa zahmet etmis.

      Sil
    11. Zaten hakiki Arabın böyle şeylerle işi olmaz. Bir insan müslümansa niye onu hegomonyası altına alsın? Batıda da müslüman var batıdaki adam arap mı olsun?

      Sil
    12. Adsız 14:21

      Katolikler neden Güney Amerika'yı vakti zamanında türlü çeşitli katliamlarla katolikleştirdiler ve bugün Güney Amerika'nın pek çok bölgesi Vatikan'dan daha koyu katolikse Araplar da onun için yakın coğrafyalarından başlayarak ulaşabildikleri her yeri İslâm adındaki kültür emperyalizmi ile hegemonyalarına almaya çalışırlar. Bakın ne güzel söylemişsiniz, bir insan müslümansa niye onu hegemonyasına alsın demişsiniz. Zaten aradan 2 nesil geçti mi müslümanlar kendiliklerinden o hegemonyanın gönüllü elçileri olurlar. Arap olmaya gerek yok, Arap gibi düşünün ve davranın yeter. Arap olmanıza zaten Araplar izin vermezler, Arap olmayan müslümanları "mevali" diye aşağılarlar.

      Ortadoğu kökenli dinler hiçbir zaman tek başına din değillerdir, bunu unutmayın.

      Sil
    13. insanın inandıgı dini dAHA İYİ ANLAMASI için, kuranının ,ezanın kısacası dinin anladıgı dile çevrilmesinin ne zararı olabilir.kaldıki ezan kutsal bir metin degildir.peygamber zamanında insanları namaza çagırmak için ihtiyaçtan dogan bir metindir.ilk olarak boruyla daha sonra çanla çagıralım önerisi reddedilince hz.peygamberin ve hz hamzanın ve zeydin önerisiyle insan sesi kabul görünce ezan ortaya çıkmıştır.bunu abartmanın atatürkü din düşmanı gibi göstermeye çalışmanın kime ne faydası olabilir.artık bunları bırakın lütfen.yüzyılın adamına artık terbiyesizlik ve nankörlük yapmaya son verelim.din düşmanı bir adam atatürkün yaptıklarını yapmazdı. diyaneti kuran ve halk anlasın diye kuranın mealini o dönemin kabul görmüş islam adamı elmalılı hamdi yazıra çevirten atatürktür.bırakın artık bu kini ve nefreti.

      Sil
    14. Velev ki Arab'in kulturu olsun. Fransiz'in kulturunu daha iyi kilan ne peki? Begenmediginiz Arab'in kulturu ile dunyaya hukmetmissiniz. Sizin begendiklerinizle elimizde bir avuc toprak kaldi, yuzlerce yillik ekonomimizi IMF'ye, batili finans dunyasina teslim ettik. Bu kadar basit bir sebep sonuc iliskisini kuramadan neye gore ona kotu buna iyi diyorsunuz anlasilmiyor.

      Sil
    15. Orada dur Adsız 03:38. O dediğiniz toprakları Osmanlı, Arap kültürüyle değil tam olarak Selçuklu - Türk kültürüyle kazandı. Toprakları kaybederken maalesef Arap kültürüne çok yakındı atalarımız. Yüzlerce yıllık ekonomimiz Osmanlının son yüzyılında Düyun-u Umumiye İdaresine çoktan teslim edilmişti zaten. Onları oradan çekip çıkaran da Lozan Antlaşmasıdır. Sağdan soldan yalan yanlış duyduklarınızla hareket etmeyin. Bu blogda bile bu konularda yazılmış bir kaç yazı var bari onları okuyun da tarihi doğru öğrnein.

      Sil
    16. Mahfi Egilmez, mesela ne tur farklar var Selcuklu - Turk kulturu ile Arap kulturu arasinda biraz bahseder misiniz? Mesela Arap'lar elleriyle yemek yiyorlar, Turk'ler catal bicak kullaniyor felan gibi bir seyler var mi?

      Selcuklular geride hic Selcuklu - Turk kulturunu birakmamislar mi Maveraunnehirde, bir Asya hakimiyeti neden olusamamis?

      Su arapti, kurttu, turktu irkcilik prangasini 1900'larda biraksak artik da bizi gercekten ilerletecek, fikirlerin, insan olmanin kiymetini arttirsak nasil olur acaba? Atamizin kemikleri mi sizlar?

      Sil
    17. Adsız 03:38

      Arab'ın kültürü o kadar müthiş ki bütün o petrol gelirlerine, hac adı altında garibanların ömür boyu biriktirip Araplara teslim ettikleri paralara rağmen batırdıkları ekonomilerini biraz olsun kalkındırabilmek için ABD ile 380 milyar dolarlık anlaşma imzaladılar! Bu da sadece son anlaşma, İngiltere ve ABD olmasa Suudi Arabistan diye bir ülke olmazdı. O çok hayran olduğunuz Araplar göbeklerinden batıya bağlıyken, İran gibi başka bir müslüman ülkeye İsrail'in çıkarı için batının paralı askeri olarak saldırı hazırlıkları yaparken buralarda batı düşmanlığı yapıp insanlara sebep-sonuç dersleri vermeniz çok hoş olmuş.

      Kendi kültürünüzden bu kadar kopmanız, gerçekler tam tersi olduğu için mecburen yalanlarla Arap kültür savunuculuğu yapmanız Arap kültür emperyalizminin en azından sizin üzerinizde ne kadar başarılı olduğunun bir göstergesi. İşte Atatürk'ün engellemeye çalıştığı ve büyük ölçüde başarılı olduğu şey de buydu. Bir kesimin kendisinden bu kadar nefret etmesinin sebebi, halkın çoğunluğunu tüm çabalarına rağmen sizin bulunduğunuz noktaya getirememeleridir.

      Sil
    18. Hocam 03:38 gibi sebep sonuç ilişkisi kuranlar için okuyup da tarihi doğru öğrenmek mümkün değildir,onlar daima sağdan soldan yalan yanlış duyduklarıyla hareket edecektir. Neden derseniz; cognitive dissonance:(Bilişsel çelişki) İnsanların edimlerini ve düşüncelerini geçmişteki tecrübe ve değerlerine göre -bu değerler futbol takımı taraftarlığı, bir dine dahil olma, siyasi bir partiyi destekleme gibi değerler olabilir- belirlediklerini savunur. Birtakım düşünce veya değerlere sahip olan insanlar zaman içinde bu düşünce ve değerlerine muhalif durumlarla karşılaşabilirler. Karşılaştıkları durumlar, kendi düşünceleriyle -ya da değerleriyle- çelişirse, bahsettiğimiz bu bilişsel çelişki durumu meydana gelir. Bu durumda "kişiler, kendi inançlarını -yani değerlerini- terk etmemek adına, sonradan ortaya çıkan uyumsuzlukları (karşı durumu) kabul etmeme ve görmezden gelme eylemini sergileyebilir." Gerçeklerle yüzleşmekten kaçar ya da gerçeklere karşı koyarak şedit eğilimine geçer. Karşı görüş hiç var olmamış gibi davranır ve görmezlikten gelir. Bu durumu daha yalın bir dille şöyle belirtebiliriz: Birey, karşısına çıkan (kendi düşünce ve değerlerine aykırı) uyumsuzluklarla yüzleşmekten kaçınır ve bilinçaltında kendini kandırmaya çalışır; fakat bireylerin bilinçaltında gerçekleşen bu durum (bireylerin) bilinçli olarak yaptığı - ya da farkında oldukları- bir kendini kandırma durumu değildir.
      Burada genel anlamda insanlarda varolan,tanımın sonunda ki "bu durum (bireylerin) bilinçli olarak yaptığı - ya da farkında oldukları- bir kendini kandırma durumu değildir."yani burada çaresizlikten de kaynaklanan bir mecburiyet sözkonusudur.
      Bu insanları bu çaresizliğe sürükleyen üst sistemler ise gene insanların kendi inanç ve ihtiyaçlarından beslenen bu paradoksal yapıyı oluşturuyor.

      Sil
    19. Adsız 10:44
      Bunları bu küçücük kutuda anlatmak mümkün değil. Okuyun. Kitaplar var, objektif değerlendirmeler yapan. Onları okuyun kendi sentezlerinizi kendiniz yaratın, farkları kendiniz bulun.

      Sil
    20. Özgür iradenin bilincinde mi yada özgür iradeye sahip mi,bu insanlar onlardan sentez
      yaratma gibi beklentimiz olsun?

      Sil
  4. hocam stadyumlaradan arena ismi kalkacakmış. sizce doğru bir davranış mı...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Arena yabancı dilde olduğu için ve stadyum da öztürkçe olduğu için doğru bir yaklaşımdır.

      Sil
    2. Hocam ; TDK sözlüğünde ''Stadyum '' aşağıdaki şekilde tanımlanıyor. Dolayısıyla Öztürkçe değil Latince imiş.

      Saygılar,

      HK

      stadyum
      isim, spor (sta'dyum) Latince


      isim, spor Takım oyunları, atletizm karşılaşmaları ve çeşitli törenlerin yapılabilmesi, seyircilerin de bunları izleyebilmesi için elverişli oturma yerleri olan alan, stat.
      "Bir gün stadyuma gittiğim zaman gençlik pek heyecanlı gösteriler yapmıştı." - F. R. Atay

      Sil
    3. Aslında "Er Meydanı"na çevirseler daha güzel olurdu. Herhalde akıllarına gelmemiş. "Ali Sami Yen Spor Külliyesi Türk Telekom 15 Temmuz Şehitler Er Meydanı" gibi mesela.

      Sil
    4. "...stadyum da öztürkçe olduğu için..."
      Efsane yorumlar arasında yerini alacaktır :=)))

      Sil
    5. stadyum yerine "TOP TEPİKLEME SAHASI" ismini öneriyorum.

      Sil
    6. Önceki İsim "Türk Telekom Arena" Türkçe bir ibare olmadığı için eleştirilmiş kaldırılması istenmiş.

      Yeni isim: " Ali Sami Yen Spor Kompleksi Türk Telekom Stadyumu"

      ALi:Arapça kökenli,
      Sami: Arapça kökenli
      Yen:Türkçe
      Spor: İngilizce kökenli
      Kompleksi: İngilizce kökenli
      Türk: İtalyanca kökenli
      Telekom: İngilizce kökenli
      Stadyum: İngilizce kökenli.

      Yeni isim ne kadar da Türkçe olmuş!! Sekiz kelimenin sadece biri Türkçe.

      Hocam buna yorumunuz nedir?

      Sil
    7. "Ile", "ve" gibi baglaclar da ozturkce degildir. Insanlarin inanislari yerine irklarina saygi duyanlar, tabi ki kelimelerin anlamlarini onemsemezler, sasiracak bir sey yok burada.

      Sil
    8. Sevgili arkadaşlar içeride oynanan futbol Avrupa'da dereceye giremeyen berbat bir futbol. Adı arena olsa da aynı kalitesiz futbol, stadyum olsa da aynı kalitesiz futbol. İşin özüyle uğraşalım. Kadın voleybolda dünyanın, erkek ve kadın basketbolda Avrupa'nın zirvesine yerlemiş olan Türkiye'de futbol niçin bu kadar feci bir durumda? Kafa yormamız gereken soru bu olmalı.

      Sil
    9. bence basketbol ve voleybol kitlelere mal olmadığı için hocam.böylece bu spor dalları her tür popülizmden uzak bilimine uygun yapılabiliyor. başarıda geliyor.kitle büyüdükçe ortalamanın vasatlığı şark kurnazlığı iyice iklimi belirliyor kurumları dejenere ediyor.

      Sil
    10. Hoca tamam da, senin ismin MAHFİ de Arapça.

      Buna ne diyecez?

      Sil
    11. Arena ispanyolca,stadyum latince,kelimenin türkçesi çeyniktey dir.

      Sil
    12. Adsiz 19:48, malesef oyle bir bati ozentisini genlere islettiler ki Istanbul'dan doguda kullanilan dili kkmseye begendirezsin, hele belli bir zevata imlansiz.

      Sil
  5. hocam neden hep başarılı adamlar ya karadenizli ya doğulu. biz batı taraftakiler çocuklarımızı el bebk gül bebek diye büyütüyoruz o da özgüven eksikliğine yol açıyor da karadeniz ve doğu çocukları serbestçe büyüyor da o yüzden mi başarılılar.....

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Buna yabancı dilde "Dunning-Kruger yasası + Nepotizm", yerli ve milli adıyla ise "cahil cesareti + eş-dost kayırmacılığı" deniyor.

      Sil
    2. Ben istatistik okudum 4 senedir kpssye çalışıyorum. 120puan türünün 90i 85 puanın ustunde. Ben bir yere giremedim. Gerisini siz düşünün .

      Sil
    3. Vakti zamnında laz illeri denizden bombalanmış ,sığınaklara kaçan halk birlik olmazsak yaşatmayacaklar bizi bilincine varıp hızla örgütlenmiş ve silahlanmıştır.Doğululara gelince onların hali zaten malum.

      Sil
    4. Oğlanlar 12 ye basmadan tüfek verilir ava çıkılır,kızlar 13 basmadan ev çekip çevirmeye
      başlar..bu genç yaşta kazanılacak gerçek hayat deneyimleri insanı başarılı yapar.

      Sil
    5. Adsız29 Mayıs 2017 08:54

      Guzel tespit! Bu dediginiz yorelerden geliyorum Annem babam okuma yazma bilen dort islem bilen ilkokul mezunu fakir bir aile her zaman da onur duydum. Bizi serbets yetisitridler. Babamin deyisiyle evde HUR DEMOKRASI vardi. Birakiniz yapsinlar biraniz gecsinler tarzi bir egitim.Fakat okul ozellikle bulundugumuz ilin ilce okullari tam tersi kati disiplin vardi. Bu arada sinif 98 kisi kalaoriferlerin ustunde oturuyoruz siralarda yer bulursan 4 kisi herkes bi tabure kapip getiriyor evden hal bu yani !!!! disiplin ise zaten bas belasi eee bizde takkiye yapip bu sacma sapan disiplin kurallara riayet ediyorduk. Bana gore bir komedi ve tiyatroydu. Komutla hazir olmak komutla rahat olmak..
      Her neyse bizdeki egitim ssitemi malum taaa o zamnlar bu ulkedeki sistemi mentaliteyi cozmistum. bir tirin kasasina saklanip Hollandaya gitmekti hedefim yil 94 henuz 11 yasindayim. Gel zaman git zaman bizimkiler tuturdu universite okuyacaksin diye eee derslerde iyi taktir tesekkur dedik okuyalim saygin bir universiteyi kazandik mentalite yine ayni bu sefere farkli dalda farkli saygin bir okulda yuksek lisans yaptik dedik akademisyen olalim kafa calisiyor ben demiyorum hocalar diyor! hocalardanda telefonlar geliyor yalan ve fiyaka degil hani...bana kalirsa gonul akil baska yerde bu ulkede degil mentalite ayni hatta bu ulkenin egitimli cahilinden daha tirsiyorum cahil yine cahil had bilirse ne ala ama okumusun cahili en tehlikelisi o sahsima munasir bana da hep boleleri rastladi. Kimseyle muhattap olmadim yani ulkeye yabanciydim uc bes arakadas disinda kimseyle diyalogum olmadi. Hatta ulkedeki civik kadin erkek iliskileri gorunce kadinlardan bile kaciyordum cunku zoihniyetleri mentalitesi bana tersti kimi din der kimi ulkeye hakim bir doktrini savunur sacm sapan seyler. Oyle boyle gecti bi yolunu bulup gittim ailede yoktu bende de yoktu ama gittim gittigim yerde de mutlu oldum. Iyikide boyle yapmisim su an istediklerimi yapiyorum biraz yas gec oldu ama olsun zaten bu benim sucum degil gelir dagilimi firsat esitisizligi ortada bize sunulan imkanlar vssss iste Kisaca caresizlik burjuva varsil bir aileden gelmemek kor cahil cuheyal yakin akraba tiplerin arasindan siyrilmak pacayi kurtarmak boyle bisey...

      Hayatta parasizliktan 10 gun ac kaldim ac kalanlar bilirler ilk gunler zor gecer sonra farkina varmazsin zaten en tehlikelisi de odur yagalr proteinlerini yer vucud beyinde yag ve proteindir.Sonra bir arkadas sagolsun beni buldu da simit ismarladi.
      Bu hayatta 3 ay dagda yazlik cadirla bir ormada kaldim evsizlikten
      toplamda 25 gun sokaklarda konteynirlarda parklarda yattim.

      Bunlar hayatin cilveleridir. Guzel seyler.

      Sil
  6. 27-28 mayısta yapılan kpssA grubu sınavlarıdan iktisatta Türkiye'nin örtük enflasyon hedeflemesini soruyordu ve yanlış yaptım keşke yazınızı daha önce yazmış olsaydınız :) Yazılarınız ile bizlere kattıklarınız için teşekkür ederim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aslında bu konuda daha önce yazılmış yazım vardı.

      Sil
  7. "TCMB, 2002 – 2005 arasında örtük enflasyon hedeflemesi uyguladı, 2006 yılından başlayarak resmi enflasyon hedeflemesi uygulamasına geçti."
    Cumartesi günü yapılan Kpss iktisat testinde bu soruyu sormuşlardı.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu konuda yazılmış eski bir yazım var. Okuyan kazanıyor.

      Sil
    2. Paylaşabilirmisiniz hocam linki? Ben de merak ettim.

      Sil
  8. Hocam...merkez bankasinin dolayli olarak yol actigi ornegin doviz artisinin piyasalara etkisi vb. de gozetmek gerekiyor sanirim...yine de kamunun bunca olmusuzluga ragmen bu durumu umut verici...

    YanıtlaSil
  9. Başarılı diyelim biz çünkü : dolar 4-5 olur diyorlardı ammmaaa olmadı bı şekilde hala 3.60 civarında !...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Mayıs 2016 Dolar 2,95
      Mayıs 2017 Dolar 3,58

      Gerçekten çok başarılı. Siz bir ülkenin para politikasının başarısını "doların kaç lira olacağı söyleniyordu, kaç oldu" ölçeği ile değerlendirirseniz gerçekten çok başarılı. 10 lira da olabilirdi mesela ammmaaa olmadı. Demek ki dünyanın en başarılı para politikası bizde.

      Sil
    2. Sermaye her yere giriyor, çıkıyor. Kara para aklanmadığı ne malum?

      Sil
  10. hocam merhabalar öncelikle.türkiyede uygulanan para politikası mali politikaları nasıl etkiliyor sizce . birbirlerini etkiliyorlar mı, biri başarılı biri başarısız görünüyor şu anda ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aslında mali politikada başarının para politikasını da etkilemesi lazım ama öyle olmuyor. Yani para politikası göründüğünden daha da başarısız.

      Sil
    2. Faizi nasıl ortadan kaldıracağız ? Herkes paranın peşinde .

      Sil
    3. Yukarıda arena mı olsun stadyum mu olsun tartışmasındaki yanıtım burada da geçerli. İşin özü faiz değil. İşin özü ekonomiyi doğru dürüst yönetmek. Faize takıldığınızda kayboluyorsunuz.

      Sil
  11. bir seferlik gelirlere ornek olarak bedelli askerlik duzenlemesiyle elde edilen gelirler ornek gosterilebilir mi? 2017 verilerini degerlendirdiginizde, sosyolojik ya da siyasi gerekce/sonuclari kenara birakarak, devletin ekonomik olarak bedelli askerlikten gelecek paraya ihtiyaci oldugunu soyleyebilir miyiz?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sadece o değil, veri afları, varlık barışı vb de var. Üstelik bunlar neredeyse her yıl tekrarlandığı için tek seferlik olmaktan da çıkmış görünüyorlar.

      Sil
    2. Hocam işin hoş tarafı, bunlar tahakkuk ettirilip sonra da ödenmediğinden devlet kamu spotları ile "lütfen ödeyin" tarzı çağrılarda bulunuyor. Yani tek seferlik olmaktan çıkan şey kâğıt üzerideki vergi affı, ödeme değil :))

      Sil
    3. Belediye yollardaki taşları yapıyor sonra bozup tekrar yapiyor, cop konteyniri koymak için 1 ay bekletiyor sonra bana emlak vergisini kitliyor. Ayrıca telefon faturası 1 ayda 10 Tl nasıl artabiliyor?

      Sil
  12. Mahfi Bey ! Merekez para basıyor fazla fazla diye okuyorum ! O yüzden herşey yolunda ! Peki merkez her zaman dilediğinde basıyor sa eee ne güzel işte , diyebilir mıyız!

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. MB bilanço verileri bize fazla para basıldığını göstermiyor.

      Sil
    2. Hocam basılan parayı hangi hesaptan takip ediyoruz. Emisyon mu?

      Sil
    3. peki, MB aynı seri numaralı paradan iki adet basıyorsa Hocam?

      Sil
  13. Peki Hocam seçme şansınız olsa maliyet politikası konusunda karar alıcı konumda mı olmak isterdiniz yoksa para politikası konusunda mı? :)

    YanıtlaSil
  14. El bebek gül bebek ile serbest yetiştirmek aynı olmuyor mu? Özgüven eksikliği insanın kendini taniyamamasindan olur. Eğer bir insan okuyor, arastiriyorsa bu topluma bir şeyler katabilir. O yüzden diyoruz parti ismi araya girince tehlikeli diye.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yanlış yere yazmışsınız .ben burdan şunu anlıyorum. Yolmaya çalışan bir avuç insan milyonları hesaba katmiyor

      Sil
  15. hocam merkez bankaları iyimser enflasyon hedefleriyle piyasayı regüle edecek inandırıcılığını ne zaman yitirir?

    Yoksa piyasa gerçekleşmesine yakın hedeflemeler yayınlamakta siyasi otoritenin duruşuna yönelik otokontrol uyguladıkları ne zaman düşünülebilir?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. MB hedefi tutturamadıkça itibar kaybeder. Çünkü o zaman insanlar MB'nin bağımsızlığını bırakıp maaş zamları düşük saptansın diye hükümetin isteği doğrultusunda hedef belirlediğini düşünür.
      Bir MB yılbaşında hedefini 5 diye açıklamışken 1 - 2 ay sonra yılsonu tahminini 7,5 diye açıklarsa onun kendi hedefine kendisinin de inanmadığı anlaşılır.

      Sil
    2. merkez bankamızın itibarı ve güvenirliligi marmıki.bunları yitireli yıllar oldu

      Sil
    3. Siyasal islamın nepotizm ile devlet kurumlarının saygınlığını nasıl yerle bir ettiğinin ilk elden örneği.

      Sil
  16. Bizim en büyük sorunumuz objektif olamamak. İlla bir tarafı tutmak zorunda hissettirilmek.

    Analiz objektiftir, bir taraf aranır ise analiz doğruluğunu yitirir. Hocamda objektif yaklaşımları gayet iyi uygulayarak bize bilgi içinde derste veriyor ama dedimya objektif bakamama sorunumuz çok büyük.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet maalesef ön yargılarımızı bir kenara bırakmadığımız için analizlerimiz de tutarsız oluyor.

      Sil
  17. Öyle bir maliye ve para politikası düşünün ki MB bir yandan faiz artırıp GLP yolu ile para arzını kısmaya uğraşıyor, bir yandan maliye KGF yolu ile millete yüzmilyarlarca lira kredi dağıtıyor, kredileri alanlar bu paraları dövize, yata, kata yatırıyorlar, kredi vermekten dolayı bankalarda para kalmıyor, bu kez bankalara bu kredileri menkulleştirin, MB'na verin, karşılığında para alın, yeni kredi dağıtın deniyor (henüz denmese de denmek üzere). Bu krediler ödenmediği takdirde -kredileri alanların önceki ödeme performanslarına bakıldığında ödenmeme ihtimali çok yüksek- hazine garantili oldukları için hazine yani millet ödeyecek. Nasıl ödeyecek? MB'nın karşılıksız basacağı paralarla. Şahane bir dünya, şahane bir politika.

    Bernie Madoff'un hayatını anlatan bir film var, herkese tavsiye ederim. Adamcağızın tek suçu elinin altında bir merkez bankası olmamasıymış. Aslında uyguladığı yöntem tam da bu.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Peki bu odeyemeyenler o paralari ne yapmis acaba? Soba da yakmis mi? Ulkenin 90'larda yasadigi krizlere sebep olanlarin bile emekli maaslarini vatandas oduyor, birakin da evini gecindirmeye calisan iki esnafin bankaya olan borcunu odesin.

      Sil
    2. Çok doğru bir saptama: Sıkı para politikası, gevşek maliye politikası ya da tam tersi yani sıkı maliye politikası gevşek para politikası olursa ekonomi bir o yana bir bu yana gider durur.

      Sil
    3. Adsız 14:17

      Ödeyemeyenler o paraları ne yapmışlar bilemem, kendilerine sormak lâzım ama bildiğim şey yatırım için verilen bu kredilerle yatırım yapmadıkları. Yakında bu krediler nedeni ile enflasyon patladığında ev geçindirmeye çalışan o iki esnaf bir yandan kepenk kapatırken bir yandan da kredileri yerken geçirdikleri mutlu günleri düşünüp avunurlar artık.

      Sil
  18. alınan vergi yükünde avrupada yerimiz nedir hocam.Başarılı olan maliye politikası niteliksel olarak başarılı mıdır ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Maliye politikası esasen niceliksel olarak başarılı, niteliksel başarı tartışma götürür.

      Sil
  19. Sayın Hocam, Hazine garantilerinin toplam tutarı nedir acaba ? Bu tutarı kamu borcu olarak göstermek daha doğru değil midir ? Eğer gösterirsek bütün bu tablolar tersine döner mi? KGF nin geri ödemelerinin düşük olması durumunda ekonomi sizce nasıl etkilenebilir? Madem faizi düşürmek enflasyonu düşürecek ve ülkeyi kurtaracak ise neden hala uygulamazlar ve bunu yaparlar ise sizce sonuçları ne olur? Saygılarımla.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Reel faiz zaten 0%. Yani MB kendi elinde olan kisimi dusurebildigi kadar dusurdu. 0% faiz demek borc verene faiz uygulamak anlami tasir. Faizin eksisi olmaz, faydalanani olur.

      Siz bankaya teminat olarak gosterdiginiz evinizi, arabanizi borcunuz olarak goruyorsaniz, bu "borca" da faiz isliyorsa o zaman hazine garantilerini de borc olarak gostermek gerekir. Yani teki elma, teki armut.

      Sil
    2. Hazinenin yayınladığı verilere göre bunların toplamı 12,5 milyar USD.

      Sil
  20. Hocam, Medeniyetler Çatışması- Samuel Huntington kitabını okudunuz mu? Ben merak edip aldım fakat ya çevirisinden ya da bilgi birikimimin eksikliğinden hiçbir şey anlamadım. 10 sayfa bile ilerleyemiyorum. Bunu daha iyi anlayabilmek için hangi ön okumaları yapmalıyım?

    YanıtlaSil
  21. huntington kitabı için anlama klıavuzu
    1-dinler tarihi bilinicek
    2-sosyoloji bilinecek
    3-soğuk savaş dönemi diplomasisi ve ortadoğu nun 1950 sonrası siyasi tarihi bilinecek.
    4-sosyalizm nedir bilinecek.
    5-sovyetler yıkılışındaki dinamikler bilinecek

    sonrası çok kolay

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Okudum ama sizin nasıl anlayacağınız konusunda bir şey diyemeyeceğim.

      Sil
  22. Mahfi Hocam, merhaba, Maliye politikasında başarılı olduğunu belirtmişsiniz. Ancak, hükümetin muhtelif fonlar adı altında yaptığı (bütçe denetiminden uzaklaşma metodu olarak) kamu harcamaları ve 3. şahıslara verilen yüklü devlet garantilerini dikkate aldığınızda yine başarılı görebilir misiniz?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu dediklerinizle ilgili tereddütlerimi yazının sonunda belirttim. Yani başarıyı gölgeleyen uygulamalar var.

      Sil
  23. Emeğinize sağlık hocam yazınız güzel olmuş.Hocam benim merak ettiğim şey ülkemiz ekonomisinde fiyat istikrarımı yoksa ekonomik büyümemi öncelikli olmalıdır? Yorumunuzu merak ediyorum

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İkisini de kollamak gerekir. Çünkü biri olmadan öteki sürdürülebilir olamıyor.

      Sil
  24. Hocam bugunlerde dillendirilen banka kredilerinin MB'sina nakit para karsiliginda satilmasi fikrine ne diyorsunuz? MB'nin butcesine nasil etki yapar? Maliye politikamiza ne olur? Enflasyona nasil etki eder? Bu is mb'nin para basmasi gibi bir etkiden farki varmidir? Yatirimci gene tl kredi cekip daha cok dovizemi yatirir? Ozetle sizce ne olur bu islem hayata gecerse?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu düşünceyi geri çektiler biliyorsunuz. Türkiye gibi enflasyonun bu kadar yüksek olduğu bir ekonomide kesinlikle yanlış bir yaklaşım olurdu.

      Sil
    2. Geri cekildigini kscirmisim hocam. O vakit bankalar artik kredi veremeyecek dersek yanlusmi olur. Kredi/mevduat rasyosu %125 olduguna ve mevduatda toplayamadiklarina gore bu furya hemen hemen bitti diyebilirmiyiz?

      Sil
  25. Hocam, MB temel amacı fiyat istikrarında varsayalım ki tutarlı oldu. Ana hedefin dışındaki göstergelere de bakılmaksızın başarılı veyahut başarısız demek yetersiz olmaz mı? Yani MB başarısı için sadece fiyat istikrarı gözetmek ne kadar doğru?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bence son derecede doğru. Çünkü para politikası büyüme gibi maçlar için kullanılırsa para basımıyla sonuçlanır. Ki o da enflasyona yol açar.
      Ayrıca TCMB'nin kanununda tek amacının fiyat istikrarını sağlamak ve sürdürmek olduğu yazılı.

      Sil
    2. Stadyum latince kokenliymis.

      Sil
  26. İki sorum var.

    (1) 'Özel kesim borç stoku'nda en yüksek kısmı, ithal malzemeleri işleyip ihraç eden şirketlerin, kur dalgalanması nedeniyle omuzlarına binen maliyet mi oluşturuyor? (Başka maliyet unsurları da vardır muhakkak. Ben, en ağır maliyet unsurunu soruyorum size.)

    (2) 'Hanehalklarının borçluluğu' derken neyi & neleri işaret ediyorsunuz?

    Enflasyonun altında sürekli ezilen vatandaş mı?

    Vatandaşların, bankalardan aldıkları kredi kartları ile yaptıkları alışverişlerin geri ödemesini bankalarına yapaMAmaları mı?

    Vatandaşların, bankalardan konut, taşıt kredisi gibi çekimler yaparak, bunların geri ödemesini yapaMAmaları mı?

    Detay verir misiniz?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. (1) Elimizde böyle net bir bilgi yok ama tahminen asıl yük bu girdileri finanse etmek için alınan kredilerden kaynaklanıyor.
      (2) Hanehalkı aynı evde yaşayan anne baba çocuklar büyük anne ve babalardan oluşuyor. Ekonomide bireysel borçluluk yerine bir ekonomik birim olarak kabul edilen hanehalkı esas alındığı için borçta da hanehalkı alınıyor.

      Sil
  27. Meslektaşınız Atilla Yeşilada'nın kitabını okudunuz mu?

    "Muhalif Bir Ekonomistin Güncesi"
    Parola Yayınları
    496 sayfa

    Kitabın ana sitesi:

    http://www.parolayayinlari.com/?newUrun=1&Id=1752168&CatId=bs49936&Fstate=&/MUHAL%C4%B0F-B%C4%B0R-EKONOM%C4%B0ST%C4%B0N-G%C3%9CNCES%C4%B0

    Tanıtım:

    Muhalifim, çünkü düşünüyorum, değerli okur...

    Muhalifim öyleyse varım...

    AKP ve onun besleyip kontrol ettiği medya sayesinde, zaten çok cılız bir güdü olan “kritik düşünme” ve “yapıcı eleştiri” huyumuzu tümüyle yitirmiş durumdayız.

    Odin bizi affetsin, cumhurbaşkanının yüksek faizin yüksek enflasyona neden olduğunu iddia ettiği; isminin başında “Prof” titri olan, yüksek tirajlı gazetelerde köşe tutan koca adamların da “ya, öyledir, valla” diyebildikleri Alis’in Harikalar Ülkesinde’yim, nasıl muhalif olmayayım?

    Muhalif olmak, bir vatan hizmeti...

    Gerek gazeteci, gerekse ekonomist kimliğimle, benim görevim hükümet ve kudret sahiplerinin icraatlarını övmek olmamalı. Översem, iyice şımarıp daha da büyük hatalar yaparlar.

    Makalelerimi okuduğunuzda, Türkiye’nin nasıl adım adım sefalete sürüklendiğini göreceksiniz. Yapılan hataları, sifonlanan fonları, eşe-dosta dağıtılan pozisyonlar ve ihaleleri biz yazmasak, halk nasıl öğrenecek?

    Modern bir toplum, güçlü bir muhalif basın olmadan nasıl demokratik kararlar verebilir?

    Türkiye, bir türlü muhalif düşünce ile ekonomik kalkınma arasındaki sıkı bağlantıyı da çözemedi.

    Bir şeyi keşfetmek için önce varolandan memnuniyetsizlik duymak lazım. Varolanı sorgulamak, sürekli eskiyi eleştirip, yeni düşünce üretmek inkişaftır. Einstein de muhalifti, Steve Jobs da...

    Ben çok yürekli bir insan değilim, öyle meydanlara inip, şimdilerde yapılan zulmü protesto edecek halim yok. Ama, yarın, tarihin, bu dönemde yapılan haksızlıklara sessiz kalan her düşünürü yargılayacağını çok iyi biliyorum.

    Türkiye’nin nesiller boyunca sefalete mahkum edilmesine sessiz kalmanın bir insanlık suçu olduğuna inanıyorum.

    Bu nedenle de karınca kararınca muhalefet görevimi icra ediyorum.

    Sizi bilgilendirmek için...

    Hükümeti uyarmak için...

    Tarihe not düşmek için...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yineliyoruz, parti ismi tuzaktır.

      Sil
    2. Muhalifligiyle gururlqnacagina niye savundugu filirler muhalif kalmis onu dusunsun. Ekonomimin amaci insanlarin refahini arttirmaktir. Bunu basaran isinize gelse de gelmese de bu isi endogru yapan en iyi yapandir. Bir takimin futbolunu begenmeseniz bile gol atiyor mac kazaniyirsa sampiyon olur. Kimse sizlerin ulvi zevkleri icin yasamak zorunda degil.

      Sil
    3. Atilla bey benim izlediğim, beğendiğim bir iktisatçıdır. Kitabını henüz alıp okuyamadım ama mutlaka okuyacağım.
      Adsız 03:47 nin yazdıkları aslında Atilla beyin kitabının niçin alınıp okunması gerektiğinin de gerekçesi gibi. Hiç kimse kazanan tarafta olmak zorunda değil. Asıl olan özgür düşünce sahibi olmak ve sessiz kalmamaktır. Herkes sadece karnı doyunca mutlu olmaz.

      Sil
    4. Karnı tok altı kuru olunca mutlu olanlar bebeklerdir.

      Sil
    5. Hocam ülkemiz adım adım büyük bir ekonomik ve sosyal krize gidiyor bence. Krize hangi pozisyonda girmeli? Döviz , altın veya emlak?

      Sil
  28. KPSS sınavında çıkan 2 sorunun cevabı yazınızda mevcut(örtülü enflasyon hedeflenmesinin hangi yıllarda uygulandığı ve kamu borcu/GSYİH oranının nasıl adlandırıldığı).Yorumlarınıza kimi zaman katıldığım kimi zaman katılmadığım, farklı düşündüğüm oluyor ama analizleriniz içinde yer alan veriler, tanımlamalar ve bilgiler son derece öğretici oluyor.Teşekkürler.Devamını bekleriz.

    YanıtlaSil
  29. Hocam para politikasında aslında sapma daha fazla değil midir. Mbnin hedef yerine gelişmiş ülkelerin enflasyon hedefinin ortalama yüzde 2 olduğunu baz alırsak sonuç çok kötü olarak değerlendirilemez mi

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merkez bankası taahhüt ettiği enflasyon oranını tutturmakla yükümlüdür . Dezenflasyon sürecinde ise merkez bankası iki yaklaşımdan birini seçebilir ; ilki gradual convergence yani peyderpey yakınsama ikincisi ise cold turkey diye adlandırılan kısa sürede hedefe ulaşmadır.bizim merkez bankamız ekonomiyi derin bir krize sokmadan yapmayı tercih etti enflasyonu düşürme işini. Bu süreçte hedef dolaylarında küçük sapmalar olabilir bu sapmaların üstten ya da alttan olmasının bir farkı yada tercih edilirliği olmadığını düşünüyorum yani merkez bankası hedefi alttan ıskaladığı zaman ( gerçekleşme hedeften küçük olduğunda) enflasyon daha düşük bir düzeyde gerçekleştiği için başarılı sayılmamalı. Gelişmiş bir ekonominin enflasyon hedefi gelişmiş ekonomilere kıyasla daha düşük olmalıdır ( balassa- Samuelson effect). Merkez bankasının birçok eleştirilecek tarafı olduğunu politikalarında bazen gereksiz bir karmaşa olduğunu kabul ediyorum ama %2 hedefe ulaşamadı diye başarısız ilan etmek haksızlıktır

      Sil
  30. sayın hocam siz ne yazarsanız yazın ,konuyuda belirlemiş olsanız millet aklına gelen yorumu yazıp cevap bekliyor.dinle ilgili,stadyum ismiyle ilgili vs....bence konuyu saptırmadan herkes konuyla ilgili yorum yazmalı.zira herkesin hocada olsa her konuda bilgisi veya hazırlıgı olmayabilir.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bence bu durum insanların Mahfi hoca'ya güvenmelerinden ve samimi bulmalarından kaynaklanıyor. Kendisi de zaten bilmediği bir şeyse ya açıkça belirtiyor, ya da soruyu olduğu gibi aktarıp cevabı başkalarına bırakıyor, yanlış olduğunu düşündüğü bir cevap gelirse de kendi fikrini ekliyor. Ekonomi blogunda alakasız sorulara cevap aramak ülkemizde güvenilir insan, fikir ve bilgi bulmanın ne kadar zor olduğunu göstermesi açısından acı bir durum olsa da bence hoca doğrusunu yapıyor ama böyle giderse ekonomi blogunun yanına bir de Güzin abla köşesi gibi Mahfi abi köşesi açması gerekebilir :)

      Sil
  31. hocam bu yıl sonuna doğru dolar tahmininiz nedir? yukarı doğru bir trend izleme olasılığı yüksek midir sizce?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Böyle bir tahminim yok, bu yıl tahmin yapmıyorum.

      Sil
  32. mahfi hocam saygılar, yazılarınızı ve yorumcu arkadaşları beğenerek okuyorum. 100 birim paranız var nasıl değerlendirirsniz diye sorsam yanlış mı olur acaba :) gayrimenkul, hisse senedi, faiZ, döviz .. karma ise hangi oranlarda :) hisse ise hisse adı yada sektör adı belirtirseniz sevinirim. sonuçta sizi takip edenler de kaybetmemeli :) saygılar hocam

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İlginize çok teşekkür ederim ama böyle tavsiyeler vermiyorum.

      Sil
  33. Hocam maliye politikasınım başarısını açık ve ya borç stoku durumuna göre değerlendirmek yerine maliye politikası amaçlarına ne derece ulaştığına göre bakmak daha adil olmazmı? Maliye harcamaları kısıp vergileri arttırarak bunu kolayca sağlayabilir.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Dalgalı kur rejimi altında maliye politikası etkisizdir sadece para politikasını destekleyebilir.

      Sil
  34. Hocam hazine kamu kurumlarına verdiği garantileri ödeme durumunda kalırsa ,kamu kurumlarından bu alacağını tahsil mi ediyor yoksa vereceklerinden mahsup mu eder belediye özelinde düşünürsek.

    YanıtlaSil
  35. hocam enflaasyon yüksek diyorsunuz ama bir zamanlar 50-40-30-20 lerde olan bir enflayon vardı. akp ne yaptıda enflasyon düştü hocam. heryerde konuşulur ama bir türlü kavrayamayız bu olayı. biraz açıklayabilir misiniz mahfi hocam...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Enflasyon 2008'e kadar düştü. Bunun temel nedeni uygulanan IMF programıdır. 2008 den sonra IMF gitti enflasyon yine yükseldi.

      Sil
  36. Hocam MB çok düşük miktarlarda da olsa para basıyor genelde. Bu işlemi neye göre yapıyor? Büyüme oranına göre mi? Mutlaka bir değişkeni takip ediyordur para basarken.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu konuda bir kural yok ama genel yaklaşım büyüme oranından fazla para basmamaktır.

      Sil
  37. Hocam merhaba. Programınızda Servet Yıldırım maliye politikası da enflasyonla mücadele ermeye çalışıyor dedi. Siz de evet dediniz? Ne gibi katkıda bulunmaya çalışıyor maliye politikası?

    YanıtlaSil
  38. DanaEti 2013 te 15-17 TL idi şimdi 44-50 TL ...bak %100 u geçmiş ...adı ister enflasyon ister başkalasyon olsun...ayçiçek yağı , mercimek , nohut vb. *Asıl* tukettigimiz şeyler , artmış mı artmamis mı !? Gerisi hikaye masal !!!!

    YanıtlaSil
  39. Maliye politikasının bir diğer yanlışlığı dolaysız vergiler yerine dolaylı vergilere ağırlık verilip gelir dağılımındaki adaletsizliğin artırılması.

    YanıtlaSil
  40. Hocam bu bitcoinin geleceği ne olur sizce fiyatı dönem dönem inanılmaz artıyor

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu konuda blogda yazım var eski bir yazı ama görüşüm değişmedi.

      Sil
  41. Merhaba hocam maliye ve para politikalarını değerlendirirken fayda maliyet analizi kullanmak ne kadar doğru öncelikle bunu sormak istiyorum sonuçta maliye politikasının maliyetini bütçe açığının gdp ye oranı ve borç stokunun gdp ye oranı olarak kabul edebiliriz para politikasında bunun karşılığı faiz olabilir mi ( bizim gibi tasarruf açığı olan ülkelerde faiz ne kadar merkez bankasının kontrolünde olabilir ) diyelim ki para politikasında maliyeti faiz kabul ettik bu durumda fayda enflasyonu hedefe çekmek olsa gerek. Para politikasına sadece enflasyon hedefini tutturmasına bakılarak not verilmesi( yasada her nekadar görevi açıkça belirtilse de ) merkez bankasının birden çok amacı bir araçla sağlamaya çalıştığının inkarı niteliğinde. Merkez bankası enflasyon hedeflerken cari açığı işsizliği finansal istikrarı ( kredi büyümesi faiz oranı stabilitesi) dikkate almak zorunda bunların enflasyon üzerindeki etkilerinden dolayı . Bu durumda merkez bankamızın işinin enflasyon yükselirken faizi arttır düşerken indir den çok daha kompleks ve yenilikçi olduğunu kabul etmemiz gerekir şu anda yaptıklarının piyasayı yönlendirmek beklentileri çapalamak olmadığı aşikar fakat zor bir konjonktüre girdiğimiz de göz önünde bulundurulmalı( fed faiz arttırımı )

    YanıtlaSil
  42. İMF nin stand by antlaşması yaptığı ülkelerin ekonomik sorunlarının çözümü yanında,bir de enflasyon sorununu çözümlemesi ve bu ülkenin Türkiye olması.Ve bunu da ancak 19.stand by proğramında gerçekleştirebilmesi üzerinde uzun uzun düşünülmesi gereken bir konu.Biz bunu milletçe bu blog sayesinde öğrenmiş bulunuyoruz!

    YanıtlaSil
  43. bana göre eğer bir ekonomi büyüme ortalamasının üzerine borç stoku büyümesi yaşıyorsa ve paralel olarak da cari işlemler açığı veriyorsa yani kısacası salt borçlanmaya dayalı sözde büyüme yaşıyorsa o ekonomide asla iyi yönetim yoktur çünkü yapısal çarpıklıkları daha da artırmış demektir. ülkemizde maalesef bunu yaşamaktadır. borçlanmaya dayalı büyüme modeli ile ancak sürekli borçlanabilirseniz büyüyebilirsiniz ki bu da mümkün değildir mutlak şekilde bir noktada duvara toslarsınız. hane halkları + özel sektör + kamu sektörü borçlu olduğuna göre ve finansal kaldıraca daha fazla yüklenmenin zorlaştığı bir süreçte artık borçlan - harca ve büyü modeli iflas etmeye başlamıştır. artık bedel ödeme vakti yaklaşıyor. maalesef durum budur.

    YanıtlaSil
  44. Merhaba hocam, yazinizda butce gelirlerinin bir kisminin vergi harici bir kereye mahsus gelirlerden olustugunu soylemissiniz. Peki bunlarin hangileri oldugunu aciklar misiniz? Tesekkurler

    YanıtlaSil
  45. Maliye polıtıkasının başarılı olmasının sebebı araba aldığımda bir araba parasını da maliyeye, yakıt aldığımda arabaya koyduğum yatıkın 2 katını maliyenin cebine atmamdan kaynaklı. Özel sektör çalışanı iseniz ve geliriniz 3-5 bin civarında ise maliye kölesisiniz demektir. Oysa aynı maliye şirket patronunun metresine kullandırdığı araba için vergi almamaktadır( vergiden düşme)
    Bu yolla orta kesimi biçme ve alt tarafa yuvarlama başarısını bulmuşlardır.
    Bu politikalar ile belki iyi vergi toplanır ama üretemez bir toplum haline getiriliriz. Çünkü devlete özel sektörde köle olmak yerine en iyi gençler üretmeyen doktor veya memurluğa yönelirler....

    YanıtlaSil
  46. Imf gittigi tarihle global kriz cakisiyor acaba enflasyondaki yukselme yuzde 24 cikan faizler ve dovizdeki oynama olabilirmi

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...