9 Ağustos 2017 Çarşamba

Lucas Eleştirisi (Kritiği)

Yeni bir ekonomi politikası uygulamaya sokulduğunda, iktisatçılar ve analistler, bu politikanın etkilerini geçerli ekonomik yapının devam edeceği varsayımına dayanarak ölçmeye çalışırlar. Oysa bu yeni ekonomi politikası, ekonomik aktörlerin bekleyişlerini etkilemek suretiyle mevcut yapıda değişikliğe yol açabilir. Bu durumda eski yapıya dayalı tahminler tutmaz. Yeni politikanın sonuçlarını doğru tahmin edebilmek için bu politikanın karar alıcıları ne yönde etkileyeceğini göz önüne almak gerekir. Bu eleştiriye Lucas Eleştirisi adı veriliyor.

Robert Lucas, 1995 yılında Nobel Ekonomi Ödülünü kazanmış, rasyonel bekleyişler teorisinin kurucuları arasında yer alan bir iktisatçı. Lucas’ın bu eleştirisi rasyonel bekleyişler teorisinin belkemiğini oluşturan yaklaşımların başında gelir. 

1976’da yayınlanan makalesinde[i] ekonomi politikasında değişiklikler ortaya çıktığı bir dönemde geçmiş verilere dayanılarak ekonomik göstergelerin tahmin edilmesi ve bu tahminler üzerine oluşturulacak bir ekonomi politikası bizi beklemediğimiz sonuçlara götürebilir.

Lucas’ın makalesinin yer aldığı kitabın adından da (The Phillips Curve and Labour Markets) anlaşılacağı üzere eleştirinin örnek olarak aldığı mesele işsizlikle enflasyon arasında negatif bir ilişki olduğunu ortaya koyan Phillips Eğrisi analizidir.[ii] Lucas Eleştisinin ele alış şekline göre belirli bir dönemde o dönemin koşullarının yaratmış olabileceği bir paradigma sonucunda ortaya çıkmış olan bu negatif ilişki her zaman bu şekilde çıkmayabilir. Dolayısıyla bu ilişkiye bakarak örneğin enflasyonu düşürecek bir ekonomi politikası uygulamaktan vaz geçmek yanlış olabilir. Aslında Phillips Eğrisi analizi 20’nci yüzyılın belirli bir döneminde politika yapıcıların ellerini kollarını bağlamış olan bir yaklaşımdır. Enflasyonla mücadele etse işsizlik artacak, işsizliği düşürmeye çalışsa enflasyon yükselecek. Bu ikilem, politika yapıcıları uzun zaman kararsız bırakmıştır.

Lucas Eleştirisi’nin kullandığı örneklerin en önemlisi Fed’in sahip olduğu altınların saklandığı Fort Knox binası için geliştirilmiş örnektir. Fort Knox binası şimdiye kadar hiç soyulmadığı gibi böyle bir girişimde de bulunulmamıştır. Uzun yılların ortaya koyduğu istatistik verilere bakarak burada hiç soygun olmadığı, dolayısıyla buranın korunması için yapılan harcamalardan tasarruf etmek üzere muhafızları tümüyle işten çıkarmak ya da sayısını düşürmek şeklinde bir düşünce doğabilir. Ne var ki böyle bir işe girişilirse o zaman burasının soyulması yönünde girişimler başlayabilir. Çünkü Fort Knox’un soyulmamasının muhtemel nedeni buranın çok sıkı ve üst düzey bir koruma sistemine sahip olması ve çok sayıda muhafız tarafından korunuyor olmasıdır. Eldeki uzun geçmişe dayalı veriler bize Fort Knox’un hiç soyulmadığını söylüyor ama eğer paradigma değişir de buraya tahsis edilen korumalar kaldırılırsa o zaman işler değişebilir ve burası da soyulabilir.

Ekonomi bilimi, farklı bir bilim dalıdır. Koşullar değişir, zaman değişir, algılar değişir, paradigma değişir ekonominin teorileri, hipotezleri, yaklaşımları da değişir. Ne var ki değişen paradigmaya uygun yeni teorilerin, hipotezlerin ve yaklaşımların ortaya çıkması paradigma değişiminden daha yavaş olur. O nedenle paradigma değişimiyle bu değişime uygun yeni bir teorinin ortaya konulması arasında bir zaman gecikmesi oluşabilir. Bu boşluk sırasında çok sayıda insan ekonomi teorilerinin yetersiz kaldığı iddiasını ortaya atar. Bu iddia, teorileri değişmez kurallar gibi algılama yanılgısından kaynaklanır. Oysa bilimin temeli ve inançtan en büyük farkı teorilerinin sürekli değişmesi, yenilenmesi ve gelişmesidir.

Bir toplantı sırasında izleyicilerden birisi söz alıp biraz da alaylı bir ifadeyle Keynes’e sormuş: “Gerçekler görüşlerinize uymadığı zaman ne yaparsınız?” Keynes yanıtlamış: “Görüşlerimi değiştiririm siz ne yaparsınız?”




[i] Lucas, Robert (1976). "Econometric Policy Evaluation: A Critique".In Brunner K. - Meltzer, A. The Phillips Curve and Labor Markets. Carnegie-Rochester Conference Series on Public Policy. 1. New York: American Elsevier. pp. 19–46.
[ii] Phillips Eğrisi analizi için bkz.: http://www.mahfiegilmez.com/2016/08/turkiye-icin-phillips-egrisi.html

71 yorum:

  1. Muhteşem bir analiz isletme yonetiminde alinan kararlar zanan zaman çok farkli sonuçlar doguruyor bir donem uyguladiginiz strateji firmayi büyüktürken başka bir donemde cakilmasina neden olabiliyor . Sonra ben nerde yanlış yaptim diye kendinize olan ozguveniniz yerle bir oluyor oysa dunya yatirim karari aldiginiz ve gerceklestirme surecinde farkli bir dunya olmuş

    YanıtlaSil
  2. Sevgili üstat, yazınızı daha fazla odaklanarak okuyacağım. Zira ilgilendiğim ve anlamak için çaba sarf ettiğim "Görecelik" kavramına farklı bir mecradan yeni bir pencere araladığını düşündürüyor bana. Heyecan verici bulmam bu yüzden.
    Ellerinize sağlık.

    YanıtlaSil
  3. İyi ki varsınız hocam? Konu ile ilgisiz bir soru sormak istiyorum. Malum dün ÖSYS sonuçları açıklandı ve doluluk oranları ciddi eleştiri aldı. Bizzat bölüm bazında incelemedim ama sizce artık adaylar mezun sayısının ve işsizlik oranının yüksek olduğu bölümleri tercih etmeme gibi bir eğilim mi sergiliyor? Ya da bilinçli bir tercih durumu mu söz konusu?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Tahminim odur. Bir süre sonra özellikle paralı okullarda ciddi boşluklar olacak. Çünkü bazı bölümler için 4 yıllık okul parası ödemek ve mezun olunca asgari ücretle çalışmak yerine bir işe girip çalışmak daha akıllıca oluyor.

      Sil
    2. hocam ben ııbf de lımon problemı oldugunu dusunuyorum o kadar vasıfsız mezun cıkıyor kı vasıflı mezunlar zor durumda kalıyor ıktısat bıtırmıs bırı ıcın adamın baktıgı krıter yabancı dıl oluyor ve alanında kendını gelıstırmıs ınsanlar dılı yoksa kpssye hazırlanıyor yuksekte alıyor ama referans yoksa sozluden elenıyor sıze sadece sunu sormak ıstıyorum eger tum ulkede ıktısat bolumlerının ıdaresı sızde olsa vasıflı bılgılı ıktısat mezunlar olsun dıye ne gıbı degısıklık yapardınız

      Sil
    3. Benim yazdıklarım bir tanıdığıma yabancı gelmiş olmalı ki "senin yazdıklarına çok cahil kalıyorum ben düz bir memurum" dedi. Kendini geliştirmeyen memur isteyen bir sistem ne zaman ki nitelikli beşeri sermaye ister duruma gelir, o zaman ülkedeki dediğiniz limon problemi kalkar. Şimdiki mülakatla "isteyen" "istenilen kişi"yi işe alabiliyor. Hiçbir şeyden haberi olmayan "ahmak" insanlar sahneye çıkabiliyor.

      Sil
    4. valla hocam yenı sıstemde 160 soru var adamla 40 net aramızda fark var gıdıp o adam sozluden yuksek alıp atanıyor bız dısarda kalıyoruz bılgımızı 1 kpss 1 kurum sınavında olcemezken 4 5 dakıkalık mulakatta cozebılıyorlar cok ılgınc dedıgınız gıbı oyle bır durum oldu kı memur kadroları nıtelıksızlerle doldu su gozer bumko verısıne netten gordugune ınanma dıyen sozluden 85 90 alan ınsanı gordu hatta 74 puanla 4 dakıkalık sozlude sadece adını soyleyıp sorulara cevap vermeyenı atandıgını da gordu bız hala kız arkadasımız bulusalım dedıgın masraf olmasın dıye yalan atalım

      Sil
  4. Hocam ekonomide analiz kitabınızı okuyorum öncelikle emeğinize sağlık cok yararli bir kitap. Kitaptaki Reel büyüme konusunda bir sorum olacakti. reel GSYHyi hesaplayabilmek icin deflatore ihtiyac var ancak zimni deflatoru tam olarak hesaplayabilmek icin de reel GSYHya ihtiyac var. Tam anlayamadım.
    Bu arada kitabin 6. Basiminda 158.sayfada "iki yılın" yerine iki ayin yazilmis.163. sayfada ise faiz dışı denge hesaplamada "bütçe gelirlerinden faiz giderleri cikarilir" denmis ama bütçe giderlerinden faiz giderleri çıkarılmış. Teşekkürler...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Zımni deflatör hesabı biraz bu tr bir totoloji gibi çıkıyor gerçekten.
      158. sayfadaki iki yılın olması lazım.
      163. sayfadaki hesaplama doğru ama faiz giderlerini yerine faiz dışı giderleri ifadesi olması gerekirdi.
      Bunların düzeltilmesini sağlayayım sonraki baskılarda.
      Teşekkür ederim katkı için.

      Sil
    2. Kitap tam bir el kitabı her zaman lazım.. Emeğinize sağlık hocam

      Sil
  5. Hocam Merhabalar
    islamiktisadi.net ekibi olarak blogunuzu severek takip etmekteyiz. Sitemizde ilgimizi çeken birkaç yazınıza yer vermek istiyoruz. Müsaade ederseniz çok seviniriz. Şimdiden çok teşekkürler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aman siz takip etmeyin. Sizin sokağa çıkacak itibarını falan kalmadı.siz zalimsiniz.

      Sil
    2. Hangi yüzle.....???? Siyasal İslami gördük İslami iktisadi zaten AKP ile ortada... inşaattan başka bildiğiniz bişey yok... Ne bilim ne sanat ne bir yenilik buluş..varsa yiksa ev insaat prijeleri.. Onlarinda mimarisi ortada..hiç kusura bakmayın. Kimse size inanmıyor...sizi sevmiyorum.

      Sil
  6. Merhaba hocam. Sanayi 4.0 ile birlikte insan emeğine olan ihtiyaç sürekli azalarak işsizliği arttıracak. Çalışanların yarısının 30 yıl içinde işsiz kalacağını iddia edenler bile var. Bu insanları nasıl yaşatacağımız şu anda ekonominin konusu değil. Acaba ekonomi bilimi bu konu için ne zaman teori üretmeye başlar?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu konuyu bende çooook merak ediyorum.Bu konularda kafa yoran kitap yazan kimler var Mahfi bey?

      Sil
    2. Teknoloji gelisirken yeni is dallarini da beraberinde getiriyor. 100 sene once Amerikan ekonomisinde tarimin agirligi ve simdiyi kiyaslarsaniz, gelisen teknolojiyle birlikte milyonlarca insanin issiz kalmasi gerekirdi. Gunumuzde ise toplumun buyuk bir kesmi hizmet sektoru, iletisim, bilgi teknolojileri, uzay gibi son 50 yilda ortaya cikmis alanlarda calisiyor.

      Fakat, örnegin otonom tirlarin piyasaya cikmasiyla, milyonlarca sofor/bakim personeli belli bir yastan sonra farkli nitelikler kazanip farkli alanlara yonelecek mi sorusu benim de kafami kurcaliyor. Bu konuda bir kitap-makale-bildiri onerebilirseniz cok mutlu olurum.

      Sil
    3. Yuval Noah Harari - Homo Deus: Yarının Kısa Bir Tarihi Bu konuları çok farklı işlemiş. Hocam bu kitabı okudunuz mu?

      Sil
  7. "Ekonomi bilimi, farklı bir bilim dalıdır."

    Sizi uyarmak benim görevim Mahfi Bey.

    Ekonomi diye bir şey yoktur, ve doğal olarak, "bilim" de değildir.

    Kendilerine "ekonomist/iktisatçı" vasfını münasip görenler, kafalarından uydurdukları eğer hayatla uyumlu değil ise; "Kendime Yazılar" başlığıyla ve benzerleri ile serzenişlerde bulunurlar.

    Hakikat budur.

    İyi geceler...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hocam ne mutlu size. Sizi uyarmayı kendine görev edinmiş sevenleriniz var.

      Sil
    2. Gerçekten de öyle. Bazen hezeyanlara da yer vermek lazım.

      Sil
    3. Hadi diyelim adsiz'in dedikleri gogru olsun, ama adsiz gibi saskinlar bunu bile bile bu siteyi neden okumaya devam ederler, burada bir celiski yok mu?

      Sil
    4. Hocam nefes alması bile topluma yük olan bu insanların yazılarını yayınlamayın lütfen.

      Sil
  8. Hocam bayram tatilinin 10 gün olduğu zamanlarda şirketler bu zaman diliminde gerekli üretimi yapamıyor ama çalışanlarına ücretlerini vermeye devam ediyor ve haliyle o ay zarar etmeleri gerekiyor. Peki bu zarardan kurtulmak için taktikler izliyorlar mı yoksa zarar ettikleriyle mi kalıyorlar?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Özel sektörde o dediğiniz 10 gün tatil yoktur.10 gün tatili yapanların ücretlerini biz vergi verenler finanse ederiz onlarda afiyetle tatil yaparlar.

      Sil
    2. Yıllar geçiyor ve hala memlekette bayram tatilinde devlet memurlarına idari izin verildiğinde herkesin izin yaptığını zannedenler var.

      Sil
  9. Hocam iyi günler , iktisat öğrencisi bir ekonomist adayıyım.
    Yazınızın benim için en önemli tarafı bilimin inançtan ayrılması.Bilimin sürekli kendisini geliştirmesi gerektiği. Peki ülkemizde bu ne kadar yapılıyor ekonomi alanında. Ekonomi bilimini geliştirebilirsek ekonomik büyümeyi de daha rahat gerçekleştirebileceğimiz kanısındayım. Fakat ülkemizin durumu beni korkutuyor. Şu anda ülkemizde devlet ve bankalar farklı politikalar uyguluyor bu durum hiç bir zaman bize ekonomik büyümeyi getirmeyecek diye düşünmekteyim. Bırakın ekonomi bilimini geliştirmeyi ekonomik büyümeyi gerçekleştirmemizin zor olduğunu düşünüyorum bu yöneticilerle. Saygılarımla.

    YanıtlaSil
  10. Hocam Avrupa'da ve ABD'de insanların bankalarda vadesiz mevduat tutma gibi bir seçeneği yok mu? Bir yazıda insanlar negatif faiz yüzünden yastık altına yöneliyor diye okudum. Eğer vadesiz mevduat gibi bir seçenek olsa buna yönelmezler.
    Teşekkürler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. ABD veya AB'de elbette (çeşitli ad ve türlerde) vadesiz mevduat hesabı var. Bankalar vadesiz mevduat tuttukları için müşteriye negatif faiz de uygulamıyorlar, ancak hesap açmak ve tutmak için uyguladıkları ücretler (bizdeki hesap işletim ücreti gibi) insanların bankada vadesiz hesap bulundurmasını anlamsız hale getiriyor. Örneğin banka vadesiz hesap için çeşitli adlar altında yılda 100 Euro ücret alıyorsa, benim de toplam tasarrufum 1.000 Euro ise, bankaya yatırmam anlamsız, evde yastık altında tutmak daha mantıklı hale geliyor. Hatta negatif faiz nedeniyle İngiltere ve Almanya'da bazı bankalar artık başka şekillerde bankaya para kazandırmayacağını veya kendilerine çok fazla iş çıkaracağını düşündükleri kişiere hesap açmayı reddediyor. (Mesela FATCA sonrası bazı küçük bankalar raporlama yükümlülükleri ile uğraşmamak için ABD vatandaşlarına hesap açmak istemiyor.)

      Sil
  11. Hocam öncelikle bu değerli yazınız için size teşekkür etmekle beraber bir sorum olacak.Lucas kritiğine King kanunu nu çürüten bir hipotez olarak adlandırmak mümkünmüdür.çünkü her iki tezide karşılaştırdığımızda Lucas ın fikirleri daha mantıklı ve cazip geliyor.Saygılarımla ellerinizden öperim hocam.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. King Kanunu çok farklı bir konu.

      Sil
    2. Hocam ne kadar cahilim ya cobweb teoremi demek istemiştim karıştırmışım.

      Sil
  12. Hocam haddimi aşmak istemem ama bu blog size de çok şey katti.

    YanıtlaSil
  13. Yanılmıyorsam eğer, FED'i, "Die Hard 3" filminde soymuşlardı.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Dogru soydular, ama soyguncular Kanada sinirinda yakalandi ve altinlar geri iade edildi. Ondan sonra muhafiz sayisini artirdilar. Iste hocanin yazdigi bundan sonraki donemi kapsiyor.

      Sil
  14. Hocam, maliye bölümünü kazandım. Ne kadar mutlu olduğumu anlatamam.

    Fakat bir sorum var size. Şu ayrım hakkında bilgi verir misiniz?

    "Yeminli Mali Müşavir" ile "Seküler Mali Müşavir" arasındaki farklar nedir?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Tam bilmiyorum, merak edip araştırdım ama söylenti dışında tam bir şey göremedim.

      Sil
  15. Merhaba, Fort Knox olması lazım.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet haklısınız, hemen düzelttim. Teşekkürler.

      Sil
  16. Teşekkürler hocam. Anladığım kadarıyla bütün bilimlerde sürekli bir değişim söz konusu. Newton un kuramları kesin kabul edilirken kuantum fiziği kuralları değiştiriyor. Daha doğrusu gerçeğin ne olabileceğini daha iyi anlatıyor. Sonra o da eleştiriliyor ve gerçeği aramada çok çok küçük bir yol daha kat ediliyor. Ama pozitif bilimlerde bazı şeyler kesin olarak açıklanabiliyor. Normal şartlar altında su 100 derecede kaynar gibi. İktisatta ise böyle bir durum söz konusu değil. Yani "para arzı şu kadar artarsa enflasyon şu kadar artar" "döviz kuru şu kadar olur" Yani tüm hayatını iktisada adayıp yine de hiçbir konuda kesin konuşmamak hayal kırıklığı yaratmaz mı? İktisat yerine olasılık teorilerini ya da kitleyi takip etmek piyasayı kavramak açısından daha faydalı sanki. Yani iktisat söz konusu olduğunda teori ile gerçek ekonomik hayat fazla mı uzak? Ben mi anlamıyorum? Saygılarımla.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sen anlamiyorsun, iktisat'in icerisinde insan var. Kuantum fizigi kanunlari insan ile birlikte degismiyor, evrenin her yerinde ayni.

      Sil
    2. Temel Bilimler 1., 2., 3. dereceden, bir kaç bilinmeyenli denklemlere benzetilebilir, dolayısı ile kesin (yada kesine yakın) çözümleri mevcuttur (su 100 derecede kaynar gibi). Ancak İktisat gibi bilimler N. dereceden N bilinmeyenli denklemlerdir (ki burda N'i çok yüksek bir sayı kabul etmek lazım). Dolayısı ile bu alanda ancak türev, integral, limit gibi basitleştirmelerin uygulanması ile denklemler çözülebilir derecelere indigenebilir. Bu indirgeme Temel Bilimlerdeki gibi kesin (yada kesine yakın sonuçlar) yerine, sapma oranı nispeten yüksek olan tahmini sonuçlar alınmasına sebep olur. Yine aynı şekilde iktisadi teorileri, tecrübe ve gözleme dayalı indirgeme yöntemleri olarak kabul edersek, zamanla değişen denklem dereceleri ve artan değişken sayıları bu indirgeme yöntemlerinin kabul edilebilir sapma oranlarına sahip sonuç üretmekteki işlevselliğini azaltmaktadır, buda bizi yeni ve daha az sapma oranına sahip teoriler üretmeye mecbur bırakır...

      Sil
    3. Evrenin her yerinde kuantum fiziği kuralları aynı mı! Hem de her yerinde öyle mi vay be insanoğlu çok büyük. Pes! İktisat teorilerinde de ancak bazı değişkenler göz ardı edilerek kuramlar oluşturuluyor. Eğer insan faktörü dahil tüm değişkenler %100 bilinseydi kesin sonuçlar da bilinirdi. Ancak eldeki verilerle de bir takım çıkarımlar yapılabilir

      Sil
    4. Kuantum fiziğinde kesinlikten çok olasılıklar vardır. Ekonomi gibi yani.

      Sil
  17. sayın hocam,cumhurbaşkanımız bir konuşmasında, bankalar yüzde elli büyümüş.bu bir felakettir dedi.sizcede bankaların böyle büyümesi felaketmidir.felaketse niye,degilse bankaların nasıl büyümesi normaldir.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Asıl felaket bankaların yüzde 50 küçülmesidir.

      Sil
    2. Her ne kadar Cumhurbaşkanımızın bu konuyu iktisatçı gözüyle inceleyerek yorum yaptığını hiç zannetmesemde, gerek Cumhurbaşkanımızın gerekse Mahfi Beyin eleştirel cevabının konuya ışık tutmadığına inanıyorum. Tek başına bir veri olarak bankaların büyüme rakamının hiç bir anlam ifade etmediği kesindir. Bu rakam reel büyüme rakamımıdır? Değilse reel büyüme rakamı nedir? Yine bu rakam bile tek başına hiçbir şey ifade etmez. Ülkenin reel büyümesi ne kadar gerçekleşmiştir? Gerek ülkenin, gerekse önde gelen sektörlerin reel büyümelerine kıyasla az mıdır çok mudur? Şayet bankaların reel büyümeleri ülke geneli veya ülkenin önde gelen sektörlerine kıyasla afaki boyutta ise (sanırım Cumhurbaşkanımız bunu ima ediyor) bu büyüme bankaların yeniden yapılanma, maliyet azaltma, önceki senelere nispeten daha yüksek mevduat toplayıp, bu mevduatı daha fazla krediye dönüştürme gibi üstün yönetim başarılarından mı kaynaklanmaktadır, yoksa bu büyüme bankaların uyguladıkları sayısız masraf kalemini (hesap işletim, kredi dosya,...bilmem ne ücreti) daha da arttırmaları ve/veya verdikleri kredilerdeki reel faiz oranlarını daha da arttırmalarından mı kaynaklanmaktadır? Mahfi Bey, bilmiyorum bu konuda bir yazınız var mı ama şayet yoksa, bankalardaki 2015-2016 reel büyüme rakamları ve sebepleri konulu bir makale bence şu sıkça tartışılan yok aç gözlü bankalar, yok faiz lobisi gibi konulara ışık tutabilir.

      Sil
    3. Bankalar %50 buyumemislerdir. Karliliklarini gecen yila oranla yilinc ilk ceyreginde %32 arttirmislardir.

      Sil
  18. Hocam lucas elestirisinde fed den örnek vermissiniz bn fed kavramini ikibin sekiz kuresel ekonomik kriz kitabinda duymustum ABD merkez bankasi sadece altin rezerviyle değilde morgate kredileriylede ilgileniyor ford know sistemiyle sayip oldugu rezervleri bir binada saklayarak koruyor ust duzey koruma olduğu için herhangi bir çalinmakarsi daha fazla insan daha fazla istihdam sağliyor hocam peki philips eğrisi 0 derecede ve 100 derecede maxsimim fayda sağlamiyormu eger 110 derece olursa azaiyormu fayda

    YanıtlaSil
  19. Mahfi hocam konunuzla alakasız ama sizce ülkenin ekonomik büyüklüğünü cari fiyatlarla mı yoksa satın alma gücüne mi belirlemek daha mantıklı?

    https://knoema.com/tlcnrcg/gdp-by-country-world-largest-economies-2016


    Bu listeye göre cari fiyatlarla rusya 12. Ekonomi.. Italya'dan 1.5 misli kucuk gene kore ve kanada'dan ciddi derece küçükken ispanya ve avustralya ile neredeyse eşit büyüklükte.. 140 milyonluk, devasa yer alti ve üstü zenginliklerine sahip, gelişmiş teknolojiye sahip diyebilecegimiz bu ülkenin satın alma gucu paritesine gore 6. Gözüküyor. Bu daha mantıklı bence

    Aynısı iran, hindistan, brezilya ve endonezya için de geçerli.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ne icin karsilastiracaginiza bagli. Hangi iki ulke de isgucu yogun bir yatirim yapalim diye bakacaksaniz SAGP'ye gore karsilastirirsiniz. Ama hangi ulkeye finansal yatirim yapalim, hangi ulke de "yasarim" ya da "cocuklarimi yasatirim" diye bakacaksaniz cari fiyatlara gore bakarsiniz.

      Bazi gelismekte olan ulkelerde et, sut fiyatlari gelismis ulkelere gore dusuk olabilir, bu da SAGP'yi yukseltir ancak, Norvec'teki 1 kg sutun uretimindeki kalite, Turkiye'de 1kg sutun uretiminde yoktur. Bu da tabi ki Norvec'teki sutun daha pahali olmasina sebep oluyor. (Et Turkiye'de bir istisna tabi ki Isvicre fiyatlariyla yarisiyor.) Ya da ev kiralarina baktiginizda gelismis Avrupa ulkelerinde fiyatlarin yuksekligini gorursunuz ancak bu evler de alt yapisi duzgun yapilmis, onyillarca dayanikliligini ispat etmis evlerdir, Turkiye'deki gibi belediyenin imarini bir sene evvel degistirdigi yerde insaa edilen, her sene "son 50 yilin en fazla" yagmurunun dusebildigi bir ulkedeki gibi hem zemin, hem en ust katlarda su altinda kalma ihtimaliniz azdir. SAGP hesaplanirken bu tip detaylara bakilmaz, zira amac o degil, amac isciye verdiginiz maas ile isci yasayabiliyor mu karsilastirmasi.

      Sil
    2. Her ikisine de bakmak lazım. Satın alma gücü paritesine göre yapılan hesaplamalarda gelişmekte olan ülkelerin geliri olduğundan yüksek göründüğü için gelişmiş ülkeler "bak durumunuz o kadar da kötü değil" demek için bunu ortaya çıkardılar.

      Sil
    3. SAGP/PPP, Mahfi beyin dediği gibi göreceli olarak refahu bazı ülkelerde yüksek gösteriyor ama en büyük eksiği o bedelle aldığınız ürün ya da hizmetin kalitesinin aynı olup olmadığını göstermiyor. Bu nedenle SAGP açısından bakınca Pakistan Türkiye'den daha yüksek refah seviyesine sahip görünmekte. Çünkü saç traşı, temel bazı hizmet ve ürünler orada çok ucuz (emek ucuz olduğu için). Batı'da insan emeği giren her şey (ör. saç traşı) yüksek fiyatlı olduğu için bunlara göre bakınca Pakistan'da yaşam sanki daha iyi gibi ama acaba orada su/elektrik şebekesi, ev kalitesi, saç traşı bizdeki ile aynı kalitede mi? Ben söyleyeyim; hayır değil.

      Bu nedenle SAGP olarak bakınca biz burada "yahu biz aslında ABD'de yaşayan birinden çok da geri değiliz refah olarak" diyebiliriz ama bu değerlendirmesi çok zor bir durum çünkü ev var ev var, traş var traş var. Avustralya'da erkek saç traşını Afgan berber 5 dolara, Türk berber en az 8, normalde 10 dolara yapar. Diğer yerlerde 10 dolara (belki) sadece makine ile traş olabilirsiniz ya da sadece berber stajyere. Normalde bu rakam 2 katıdır.

      Türkiye'de şehir merkezlerinde 15-20 TL (5.35 AUD), pahalı semtlerde ise 25 TL (9 AUD) ki hem kaliteli hem çok ucuz.

      Pakistan'da kırsalda 5-10 TL, Lahore'da (yabancıların kestirdiği yerde) 15 TL. Gördüğünüz gibi kıyaslamak zor çünkü aldığınız maaşı saç traşını esas alarak kıyaslarsanız Pakistan'da refah yüksek çıkıyor.

      İ.İ.

      Sil
    4. Hocam sagp/ppp ye göre türkiye 13. Büyük ekonomi pakistan ise 25. Pakistan nüfusu da türkiye'den 2 katından daha büyük yani refah seviyesi bizden buyuk değil.

      Hizmetin kalitesini sagp göstermiyor ancak gdp bazında bakınca ülke reelde pozitif büyüse bile dolar yükselince küçülmüş gözüküyor.

      2013 te türkiye gdp'si 950 milyar iken bugün 832 milyar dolar. Bu ülkenin küçüldüğünü gostermez

      Sil
    5. Ülke sıralamasında genelde elbette aşağıda Pakistan ama bazı kriterlerde, örneğin verdiğim örnekteki gibi saç traşı, ev kirası vb temel hizmetlere göre olan listelerde Türkiye'nin üzerindeydi. Pakistan'da yaşam daha ucuz diye bazı PPP kriterlerinde Türkiye'den yukarıda. Ayrıca genelde de Belçika'dan, İsveç'ten ve Avusturya'dan yukarda. Demek ki PPP'ye göre Pakistan bu en yüksek refaha sahip ülkelerden daha iyi durumda. Buna dikkat çekmek istedim. PPP'nin bizi yukarıda göstermesine de bu gözle bakmak lazım.

      Selamlar,

      İ.İ.

      Sil
  20. para ekonomisi yani üretim organizasyonlarını para sahiplerinin yönettiği kapitalist sistem yaşlandı ve artık eski dinamizmini kaybediyor. zaten kapitalizmin özellikle son 25-30 yılda hızla finansallaşması ve bu yönde devasa genleşmelerini bu açıdan okumak lazımdır. sanayi verimliliğini kaybettikçe finansallaşarak kaynak transferleri yani özellikle de portföyler yoluyla dış dünyadan ciddi tasarruf transferleriyle sermaye büyütmeye çalışıyor sistem. son 150 yıldır yaşanan kitlesel üretim-kitlesel tüketim döngüsü yerini yavaş yavaş bireysel üretim-bireysel tüketim sentezine bırakıyor. bir nevi rahmetli Einstein ın izafiyet teoremi iktisatta da kendini hissettirecek gibi görünüyor. yani pozitivizme dayalı iktisat artık yerini fütürizme dayandırmaya başlayabilir. kesinlik ve ölçülebilirlilik kavramları yerini çok değişken ve öngörülemezlik kavramlarına terk ediyor. değişim kaçınılmazdır. sayın cumhurbaşkanının bankacılık sistemine yönelik söylemleri boştur zira para ekonomisi sistemine tam anlamıyla dahilseniz ve küresel politikalara tam biat etmişseniz kaydi paranın yani merkezin doğrudan piyasaya arz ettiği %3 lük emisyonun dışındaki %97 lik emisyona dayalı ekonomiye yıllarca tam gaz verip durmak yok yola devam demişseniz sadece kara mizah konusu olursunuz. sadece içerdeki taraftarlarına ki; taraftar diyorum çünkü ülkemizde particilik yani takım tutmak gibi algılanıp içselleştirildiği için bu şekilde düşünüyorum, akp taraftarlarına yönelik şovenist söylemdir ve bundan da öteye gidemez. eğer bu sistemin adamıysanız ki akp zaten bu konuda geçmişteki herkesi sollamış durumdadır, sadece ve d-sadece içeriye yani tribünlere oynuyorsunuzdur.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. herkesin az biraz iktisatı ve dünya dengelerini bilmesi lazım. Kime karşı, ne için güçlü olmanız lazım geldiğini bilmezseniz partici bir ülke olur çıkarsınız. Dünyaya geliş amacı bilinmeli bunu görmemek için insanların aklını kiraya vermesi lazım ki bizim toplumumuzda da öyle oluyor. Ki önlerinde hazır her şey varken görmüyor.

      Sil
  21. Lucas boşuna en iyi politika politikasızlıktır dememiş hocam😀

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet rasyonel bekleyişlerin vardığı yer orası.

      Sil
  22. hocam, fed abd ekonomisinde 2 lik enflasyonu hedefliyor. ancak parasal genişlemeler daha çok dış piyasalara sppekülatif sermaye girişleri haline geliyor ve iç piyasalarda kaması hacmi düşüyor ve ayrıca içerdeki dolarların da borsalara giderek yeni balonlar yaratmaya başladığı da gerçektir. ancak kamu maliyesinde genişleyici politikalarla enflasyon artışı yapabilir görünüyor ancak bütçe açığı ve borç stokunun yüksekliği buna izin vermiyor görünüyor. bence kısa vadede hatta orta vadede bile fed in istediği enflasyon düzeyini yakalaması zor görünüyor hocam ne dersiniz?. saygılar..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. 2 yıl sonra çok farklı bir görünüm olabilir.

      Sil
  23. Sizin gibi değerli insanlar daha önemli yerlerde görev almalı. şu yazdıklarınızın her biri ayrı bir ders niteliğinde anlayana. bugünkü yazınız müthiş. teşekkür ederiz.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim. Ama ben zaten önemli yerlerde görev alıp da geldim buraya. Emin olun oralarda görev aldığınızda istediklerinizi ya da bildiklerinizi uygulama fırsatınız fazla olamıyor. Siyaset Türkiye'de çok baskın.

      Sil
  24. Yanıtlar
    1. Sağolun. Yeterince sık yazıyorum zaten.

      Sil
  25. Mahfi hocam merhaba ;
    Sayfanızda ilk önce yorumları ( çok iyi yorum ve paylasim yapan lar var ) sonra yazınızı okuyorum...

    YanıtlaSil
  26. hocam bir yazınızda ülkemizdeki bankaların faizler düşerken daha çok kar ettiğini yazmışsınız. Faiz lobisi diye bahsedilen kavramdaki kurumkarda ise bankalar mevcut. Bu nasıl mümkün oluyor hocam bana göre faiz lobisi mantıken dış ülkede yaşayıp ülkemize sıcak para getirip yüksek faiz getiren kişi ve kurumlar olması gerek.Sizin düşünceleriniz nedir hocam bu konuda

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Faiz lobisi diye bir şey gerçekte olmamakla birlikte eğer böyle bir grup varsa bu dediğiniz gibi yabancılar olabilir. Çünkü onlar kendi ülkelerindeki enflasyona göre reel faiz geliri elde ettiği için faizin yükselmesinden sadece kazanç sağlarlar. Oysa burada yaşayan mevduat sahiplerinin faiz yükselmesini isteyecekleri düşünülse bile faizin maliyet artışı yaratarak fiyatlara yansıyabileceğini düşündüklerinde bunu istememeleri daha rasyoneldir.

      Sil
  27. Bir eleştiri yazısı göndermiştim. Özetle, din adına bilime sırt çevirenlerin aslında dindar olmadıklarını savunuyordu.

    Yayınlanmamış. Hayret ettim.
    Hocamın yazımı çok radikal bulduğu için yayınlamadığını düşünmek istemiyorum arada kaynamıştır diye umuyorum.
    Lucas eleştirisinin özüne uygun bir yazıydı. Geçmiş argumanlar ile geleceğe bakmak paradigma değiştiği durumlarda yanlış sonuçlar verir.

    Aslında çok genel bir kural. Aynı şekilde geçmişin dini argumanlarıyla paradigma değiştiği geleceğe ulaşmaya çalışmak dinden uzaklaştırır.

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...