15 Ekim 2017 Pazar

TL Değer Kazanıp Kaybettiğinde İhracatçının Kazancı Nasıl Değişir?

Sanayi ürünleri ihracatının içinde belirli miktarda ithal girdi bulunuyor. Hiçbir sanayici bütün girdileri yerli malı olan sanayi ürünü üretmez. Çünkü bir takım girdiler başka ülkelerde daha ucuza üretilir. Bununla birlikte bir ülkenin ihracata konu olarak ürettiği sanayi ürünü içinde yerli girdi payı ne kadar yüksekse kurdan etkilenmesi o kadar az olur.

İhracata konu olan bir sanayi ürünü kabaca şöyle bir bileşimle üretiliyor:

Sanayi ürünü imalatı = Yerli girdiler + İthal girdiler + İşgücü + Sermaye[1]  

Bu denklemde genellikle yabancı parayla ifade edilebilecek iki faktör bulunuyor: (1) İthal girdiler, (2) Sermaye (dış kredi kullanımı.) Her ne kadar yerli girdilerin içinde de bir miktar ithal girdi olabilirse veya işgücünün bir bölümü de dışarıdan alınmış olabilirse de bu tür durumları istisnai kabul ederek dışarıda bırakıyoruz. Bu denklemde yerli girdiler ve işgücü de enflasyondan etkilenir.

Türkiye’nin ihracatının yüzde 90’ı sanayi ürünlerinden oluşuyor. Türkiye’nin her 100 Dolarlık ihracatında 65 Dolarlık bölüm ithal girdilerden oluşuyor. Şimdi buradan hareketle yukarıdaki denklemi sayısal bir örneğe dönüştürelim.


İlk Durum
İlk Durum

İkinci Durum
İkinci Durum
TL
USD

TL
USD
Kur USD / TL
3,5

3,4
Maliyet Kalemleri

   Yerli Malı
35,00
10,00

35,00
10,29
    İşçilik Yerli
15,00
4,29

15,00
4,41
    Yerli Katkı Toplamı
50,00
14,29

50,00
14,71
İthal Girdi
52,5
15,00

51,00
15,00
Birim Maliyet
102,50
29,29

101,00
29,71
Satış Fiyatı
122,50
35,00

119,00
35,00
Kazanç / Birim
20,00
5,71

18,00
5,29

Önce tablonun ilk durum başlıklı bölümlerine bakalım. Dolar / TL kuru 3,5 TL olsun. Bir işletme bir ürünü birim başına 15 Dolarlık ithal girdi (15,00 x 3,50 = 52,50 TL) ve (35,00 TL’si malzeme, 15 TL’si işçilik olmak üzere) 50 TL’lik yerli girdi kullanarak üretiyor olsun. Bu durumda bu işletmenin ürettiği malın birim maliyeti (52,50 + 50,00 =) 102,50 TL (29,29 Dolar) eder. Diyelim ki bu işletme bu malı 35 Dolara ihraç ediyor olsun. Bu durumda bu ihracatçının kazancı birim başına 20 TL (5,71 Dolar) olacaktır.

Şimdi de tablonun ikinci durum başlıklı bölümlerine bakalım. Diyelim ki Dolar / TL kuru 3,50’den 3,40 TL’ye düşmüş olsun. Bu durumda bu ihracatçının ithal maliyeti (15 x 3,40 =) 51 TL’ye düşmüş olacak buna karşılık satış geliri de (35 x 3,40 =)119 TL’ye gerilemiş olacaktır. Bu durumda bu ihracatçının kârı (119,00 – 101,00 =) 18 TL’ye düşmüş olacaktır. İhracatçı, ithalatçıya kabul ettirebilirse kaybını karşılamak için satış fiyatını birim başına 36,00 Dolara artırır, razı edemezse kaybı sineye çekmek zorunda kalır.

Şimdi de enflasyonun etkisini inceleyelim.

TL
USD
Kur USD / TL
3,50
Enflasyon Etkisi % 5
1,05
Maliyet Kalemleri
   Yerli Malı
36,75
10,50
    İşçilik Yerli
15,75
4,50
    Yerli Katkı Toplamı
52,50
15,00
İthal Girdi
52,50
15,00
Birim Maliyet
105,00
30,00
Satış Fiyatı
122,50
35,00
Kazanç / Birim
17,50
5,00

İlk tablonun ilk bölümlerini alalım ve bu kez kurda hiçbir değişme olmadığı halde enflasyondaki yükselme nedeniyle yerli malı girdi fiyatlarının ve işçi ücretlerinin arttığını ve 50 TL olan birim başına yerli katkı ödemesinin 52,50 TL’ye yükseldiğini varsayalım. Bu durumda üretilen malın birim maliyeti (52,50 + 52,50 =) 105,00 TL’ye yükselecektir. Bunun karşılığı 30,00 Dolar eder. İhracatçı bu ürünü 35 Dolara sattığı için birim başına 5,00 Dolar kazanç elde eder. Birim başına kazancı ilk duruma göre (5,71 – 5,00 =) 0,71 Dolar azalmış olur. Bu durumda eğer ithalatçıya kabul ettirebilirse satış fiyatını 0,71 Dolar artırır, kabul ettiremezse daha az kazanca razı olarak devam eder.




[1] Ekonomide sermaye; karşılığı faiz olan parasal ya da ayni faktördür. Ticaret ve muhasebede ya da gündelik yaşamda kullanılan ve iş sahibinin işletmeye koyduğu nakdi ya da ayni katkıdan çok daha geniştir. 

77 yorum:

  1. Hocam 3.90 ortalama ile dolardayım. 3.63'den dolarlarımı satayım mı? Dolar düştükçe zararım artıyor.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kardeş, 3,90 ortalamayı nasıl tutturdun? Bu da ayrı bir beceri olsa gerek....

      Sil
    2. Sayın adsız 12:18 Yatırım tavsiyesi vermek haddime değil. Ben başımdan geçeni anlatayım. 2010 mu 11 mi hatırlamıyorum. Param bekliyordum geldi. Dolar alacaktım o paraya. Dolarda bir fırladı o sıra 1,81 den dolar aldım. Millet güldü bana. Bu fiyatan dolar mı alınır diye. Dedim bana dolar lazımdı aldım, ya 2 olsaydı ne yapacaktım. Sonra aylar içinde dolar 1,5 lere kadar düştü ama biryerlerden dönmüş bakın bugün dolar kaç para?

      Sil
    3. Arkadaş neye yatırım yaptıysa tam tersini yapın iki yıla kalmaz emekli olursunuz

      Sil
    4. son bir senede bir kez, o da kısa bir süre 3.94 oldu. ben de hayret ettim.

      Sil
    5. Dolarımı 3.71'den satıp 3.6290'dan geri alıp 3,68'den satıp, 3,64'den geri alıp 3,6950'den satarak ortalamamı şansım iyi gittiği için düşürdüm. Ancak dolar şimdi 3,72 oldu. Ben 3,6950'den satarak hata mı yaptım? Şimdi 3,72'den geri alayım mı, yoksa düşmesini bekleyeyim mi hocam? :((

      Sil
  2. Hocam yabancı girdilerin fiyatının artması yerli girdilerin fiyatını ne şekilde artırır?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İthal ve yerli girdilerle bir başka ürün imalatında kullanılacak bir girdi elde ediyorsak ve ithal girdilerin fiyatı artmışsa o zaman yerli girdinin de fiyatı artmış olur.

      Sil
  3. Hocam en alttaki tabloda satış fiyatının 122,5 olması gerekiyor. 35*3=122,5

    YanıtlaSil
  4. Cok basit ve cok guzel anlatmissiniz - tesekkurler...

    YanıtlaSil
  5. Hocam yazınız için çok teşekkürler.gercekten sizi takip ettiğimden beri iktisadi bilgime çok şey kattiniz.Akici diliniz ve farklı açılardan konuya bakabilme kabileyetiniz taktire şayan.hocam bu arada 2.tabloda satış fiyatı 122.50 olacak sanırım.

    YanıtlaSil
  6. Hocam bakan açıklama yapmış önümüzdeki sene kemer sıkma politikaları uygulanacakmış kamu harcamaları kısılıp vergiler arttırılacak bu durumda yüzde 5 büyüme nasıl olabilir?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Gelecek sene %5 büyüme zor gibi duruyor.

      Sil
  7. Dolar eski seviyelere iner mi 1,75 gibi yoksa artik hayal mi?

    Ne guzeldi
    2001ile 2013 arasinda 1,35 ile 1,85 arasinda gidip geliyordu daha istikrarliydi...
    simdi ise nebolacagi mechil

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Eğer o dönemde benim dediğim yapısal reformları yapsaydık oralarda bir yerlerde olurduk. Artık geçmiş olsun.

      Sil
  8. Hocam doğru anladıysam doların yükselmesi kar marjı açısından yararlı,fakat aynı zamanda enflasyonu artırıyor ve mala daha fazla para ödemiş oluyoruz. Bu durumda zarar mı ediyoruz yoksa enflasyona rağmen daha fazla kazanç mı sağlıyoruz?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. http://www.tcmb.gov.tr/wps/wcm/connect/tcmb+tr/tcmb+tr/main+menu/istatistikler/doviz+kurlari/reel+efektif+doviz+kuruu
      Bunu anlamanın en iyi yolu reel efektif kur endeksi.

      Sil
  9. Hocam verdiğiniz örnekte ithal girdi oranı %42 çıkıyor. Bu bizim için iyi :)

    Sermaye olarak dış krediler maliyete eklenmiş. Üretimde kullanılan ithal yatırım malları ( makinalar ) da ithal girdi sayılır değil mi? Makinanın 10 yıl kullanım ömrü olduğunu düşünürsek ve yıllık tam kapasite 1000 adet ürün x 10 yıl= 10.000 adet ürün ve makinanın maliyeti 100 bin usd ise, ürünün birim maliyetine 10 usd daha ithal girdi eklememiz doğru bir hesaplama olur mu?

    Yazınız için teşekkürler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet ama Bunu ürünün omru, satilabilirligi de etkiler ayrica aylik kumule giderlerde amortisman olarak gosterilmelidir.

      Sil
  10. Hocam, yazıyla dolaylı olarak alakalı iki soru sormak istiyorum:
    1) Kriz döneminde Fed genişlemeci politikalar izlerken %2 enflasyona bile ulaşamıyorlar. Biz de ise genişlemeci politikalar enflasyon açısından felaket yaratır. Bunun en büyük nedeni dış finansmana bağımlı olmamız mı?
    2) Dış finansmana bu kadar bağımlı olmasak, genişleyici politikalar uygulanabilir miydi? Burada hangi parametlere bakmak gerekiyor.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. 1) Bunun en büyük nedeni enflasyonumuzun zaten çok yüksek olması. Biz kriz döneminde değiliz zaten genişlemeci politikalara gerek yok. Potansiyel büyüme oranımız %5-5.5. Genişlemeci politikalar ile bu oranın üzerinde büyürsek enflasyon yaratır.
      2) Dış finansmana bu kadar bağımlı olmasak da bu durumda genişlemeci politikalar uygulanamazdı. Faizi düşürdüğümüzde enflasyon artar. Belki dış finansmana bağımlı olmasak düşen faiz enflasyonu çok fazla artırmazdı. Enflasyon artışı sadece talepten gelir ve daha sınırlı kalırdı ama yine de artardı.

      Sil
  11. Hocam çok merak ettiğim bir konu var. ABD Doları dünyada rezerv para. ABD mesela 3 milyar dolar basıp, Türkiye'ye gönderse atıyorum Tüpraş'ı alsa. Ne bileyim 10 milyar dolar bassa Vakıfbank'ı satın alsa. Böylece bizim bütün değerlerimizi sadece para basma maliyetine ele geçirmiş olmaz mı ? Bastığı para ülkesinin dışında kullanıldığı için oralarda enflasyona da yol açmaz. Nasıl olur bu ?

    YanıtlaSil
  12. Mahfi Bey merhaba, ben bir Avm'de işletmeciyim. Konfeksiyon ürünleri alıp satıyorum. Malumunuz kiralar döviz cinsinden. Parametre riski her geçen gün artıyor. Yakın gelecek ekonomi ve siyasi belirsizlik de göz önüne alındığında Sizce ticari açıdan Avm kiracıları için şartlar daha ne kadar sürdülürlebilir? Yorum alabilirsem çok sevinirim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. AVM'lerin dövizle kiraya verme zorunluluğu sanıyorum onların da borçları döviz cinsinden olduğu için. Ama bir süre sonra TL'ye dönülecek. Zor, oyunu bozar.

      Sil
  13. Hocam, teşekkürler yazı için.
    Kanaatim kur etkisi bir başına hesap edilemez. Çünkü bizdeki enflasyon maliyet enflasyonudur.
    Bu ise ortaya kur ile birlikte enflasyon etkisini çıkarır. Kur düşünce ihracatçının oluşan kaybı enflasyonun düşmesiyle oluşan kazanca denk ise kayıp olmaz.

    YanıtlaSil
  14. MAHFİ USTA,

    ANALİZİNİZ NEDİR ?

    İNTERNET ARACILIĞIYLA YURTDIŞINDAN YAPILAN ALIŞVERİŞLERE KDV GELİYOR:

    Torba tasarı görüşmelerinde kabul edilen düzenlemeye göre, Türkiye'de işyeri ve ikametgâhı olmayan ve gerçek kişilere elektronik ortamda hizmet sunanların katma değer vergisi (KDV) ödemesi gerekecek.

    Hürriyet Gazetesi'nden Hacer Boyacıoğlu'nun haberine göre, düzenlemeyle ilgili komisyona bilgi veren Maliye Bakanı Naci Ağbal, 'Mesela ben, cep telefonumdan bir program indiriyorum, bu program şu anda %18 KDV'ye tabi. Mevcut sistemde diyorum ki ben, 'Ey vatandaş, git, bunu, sorumlu sıfatıyla beyan et.' Kimse beyan ediyor mu? Etmiyor.' dedi.

    Yeni sistemde ise, bu yükümlülüğün şirketlere geçtiğini ifade eden Ağbal şöyle devam etti, 'Diyoruz ki şimdi, nihai tüketiciye doğru Türkiye'ye yönelik devamlılık arz edecek şekilde bir hizmet sunuyorsanız, bundan sonra vergi mükellefi olacaksınız. Ben bunu takip edeceğim. Bakın, bugün diğer alanda da biz gittik mesela (ismini vermeyeyim) bir firmaya 'Kardeşim, sen Türkiye'de kazanç elde ediyorsun. Resmen seni vergi mükellefi yaptık' dedik. Ondan sonra geldiler ve 'Tamam oturup konuşalım' dediler.'

    HDP İstanbul Milletvekili Garo Paylan da, düzenlemenin akla ilk etapta 'Booking.com'u getirdiğini söyledi. 'Booking.com' dışında da çok geniş bir alanın bu kapsama girdiğini söyleyen Paylan, 'Ne kadarlık bir ölçekten bahsediyoruz?' diye sordu.

    Gelir İdaresi Başkanı Adnan Ertürk bu soruya, '2016 yılı Bankalararası Kart Merkezi (BKM) verilerine göre, yurt içinde vatandaşlarımızın yurt dışından kartla alışveriş işlemleri toplamı 5.4 milyar lira civarında. Bunun aşağı yukarı %30'luk kısmının elektronik ortamda sunulan hizmetlere ait olduğunu varsayıyoruz.' yanıtını verdi.

    https://tr.sputniknews.com/amp/ekonomi/201710151030599133-internet-dev-kdv-yukumlulugu-geliyor/

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu iyi uygulama. Yurtdisindan mal aliyorsun ithalat yapiyorsun kredi karti taktit yapiyorsun tuketime dayali urun aliyorsun kdv olmayacakta nerede ilacak.

      Sil
    2. Iyi ve gec kalinmis bir uygulama... Bu uygulama sonucta dukkan kirasi verip isci calistiran sattigi urunlerden kdv olan isletmeler icin haksiz rekabet onlendi. Dahasi, esnaf kucuk esnaf icin daha avantajli bir durum soz konusu oldu. esitlik adalet saglandi. gec kalinmis bir uygulama. Hatta bana kalirsa internetten yapilan alis verislerde KDV orani 2 puan daha fazla olmali. Cunku internetten yapilan alis verislerin cogu taksitli kredi kartli tuketim istahini canli tutan ithalata dayali bir pazar...
      Turkiyenin hatta bizim gibi cari acigi ve tasarruf acigi olan ulkeler icin gayet yerinde bir durum.

      Sil
    3. Valla isterseniz KDV`yi 5% te arttısanız ben internetten alışveriş yapıyorum. Esnaf dediğiniz adamların çoğu 5 Tl lik malı 20-30 TL ye satmaya çalışan tipler benim gözümde. Gidiyorum ne lazımsa internetten alıyorum.

      Sil
  15. Emtialarda yükselme var hocam. Sadece türkiye de degil küresel olarak dolar zayifliyor mu ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Dunya ekonomisi harketli oldugu icin emtiada artis olacak. Dolar deger kazanirsa ki kazanacak emtia artislari yavaslar hatta daha stabil olur fiyatlar

      Sil
  16. hocam bizde ozellikle textil gibi sektorlerde ihracat oncelikli olarak AB ye oldugu icin aslinda ithal girdi dolar ihracat euro uzerinden yapiliyor. dolayisi ile parite etkisini de yazsaniz cok daha iyi olurmus. gerci formulu yazmissiniz isteyen rakami koyar hesaplar :)

    YanıtlaSil
  17. Keşke bu 2 lira için siyasi ayakları olan şirketler merkez bankalasına baskı yapmasa.

    YanıtlaSil
  18. Hocam amortismanların GSYİH içindeki payı neye göre belirleniyor?

    YanıtlaSil
  19. Mahfi bey ; ülkemizde bireylerin yapabiliyorlar sa tabi ! Tasarruf larini nerede değerlendirdikleri anlaşılabilir mi ?.. ( Altın döviz faiz g.menkul gibi...)
    Yani bu resmi veya g.resmi verilerden anlaşılır mı ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yastık altında değilse anlaşılabilir tabii. Mesela banka mevduatını, tahvil bono miktarını, hisse senedindeki yerlilerin ellerindeki senet değerini biliyoruz. Bunların kaydı var, yayınlanıyor. Ama yastık altındaki altınları ve dövizleri ve yurt dışı hesaplardaki dövizleri bilmiyoruz. O konularda da tahminler var.

      Sil
  20. anlaşılır bir yazı oldukça başarılı. teşekkürler

    YanıtlaSil
  21. Bu durumda ihracatçılar açısından enflasyon artışının kur artışından yüksek olması olumsuz bir durum oluyor; kur artışının enflasyon artışından yüksek olmasına göre.

    Tabi yukarıdaki bir yorumda arkadaşın değindiği gibi parite farkı bu denklemi bozabilir.Örneğin Gelir euro, gider usd olması durumunda, usdnin euro karşısında ciddi bir oranda değer kazanması gibi.

    Ne olursa olsun, ihracatın içinde yüzde 65 ithal girdide olsa, bu ihracat için ihtiyaç olan makina ve techizat ithal de olsa, kullanılan krediler döviz de olsa, ihracat karşılığında döviz girdisi sağlandığı için bir cari açığa sebebiyet vermiyor.

    Toplam ithalatımızın en az yüzde 40'ı ihracat için değil, tamamen iç tüketim amaçlı kullanılıyor. Sorunumuz bu kısımda bence. Bu kısımda yanlış kurgulanan bir şeyler var.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Doğal olarak burada anlattığım mesele işin bir yanı. Farklı durumlar olabilir.

      Sil
  22. Çok basit ve tek bir ihtimal ile düşünülmüş ve yorumlanmış.Benim dövizli ithalatım var ve döviz düşerse karım azalır. Yapabiliyorsan zam yap yoksa sineye çek. Ticaret hayatı maalsef bu kadar basit değil. 1- ithal girdim varsa (veya ithal olmasa bile yurt içinden ilk maddeleri dövizle alıyorsam) ürettiğim malların bir kısmını hatta %80 civarını yurt içine de satıyor olabilirim.Bu durumda dövizin düşmesi ihracat açısından bir kayıp olsa da, satıcıya olan dövizli borcumda daha fazla oranda azalma olacaktır. Bu ise kardır. Dövizin düşmesi her zaman kötü değildir.
    2- Maliyetin arttı veya karın azaldı ise zam yapamazsın. Özellikle ihracatta fiyatlar sipariş aşamasında (mal daha üretilmeden ve sevk edilmeden) belirleniyor. Adam sipariş vermiş, kapaorasını vermiş,mala zam yap.Bu mümkün mü? Hakkaten böyle kafasına göre zam yapabilen işletmeler var mı acaba?
    3- İhracat satışları dövizli olur. Fiyatlarda euro veya abd dolarıdır. Dolayısıyla geliriniz ve de karınız sipariş aşamasından,üretim,sevkiyattan başlar ama asıl rakam tahsilat ile olur. Parayı tahsil edene kadar dövizdeki iniş çıkışlara bakarsanız siz çok zam ve indirim yaparsınız. Tahsil ile para hesabınız geçtiğinde asıl tutar belli olur. Ancak iş yine bitmez. Çünkü parayı bozdurmadan kambiyo karı veya zararı net değil muhtemeldir.
    4- dövizdeki düşüş şu anlamda da kötü değildir.Ben ithalatçıysam dövizli borcum vardır. Dövizi bozdurmayıp borcumu ödersem, kurdaki imiş de çıkış da beni hiç etkilemez.
    5- Dövizli işlemin olumlu yada olumsuz etkisi borç/alacak dengesine göre değişir. Bunu şöyle izah edeyim. Sizin örnekte döviz düşmüş ve bu olumsuz olarak ele alınmış. Benim dövizli borç dengeme göre; borcum 10.000 dolar iken alacağım 2.000 dolar ise, dövizdeki düşüş beni sevindirir. Dövizli borcum 2.000 dolar iken, dövizli alacağım 10.000 dolar ise bu kez dövizdeki artış beni sevindirir. Yani kısaca, dövizdeki artışın yada azalışın beni sevindirmesi kur olayı değil, benim kendi borç alacak dengemdir. Borcumu ve alacağımı çok sıkı bir takiple dengede tutan, olumlu yada olumsuz risk almayan bir firma isem; örneğin 5.000 dolar alacağım varsa, borcumu da 5.000 dolar seviyelerinde tutuyorsam; döviz iki katına da çıksa, yarı fiyatına da düşse beni bu anlamda pek etkilemez.
    6- Firmalar, kurdaki artış yada azalışa göre maliyet belirlemezler. Dövizin yıl sonu alacağı kur için bir tahmin yapılır.Buna göre fiyatlar belirlenir. Kur indi zam yap düştü indirim yap diye bayilerin kafasını karıştırmazlar. İmalatçılar zaten en kötü senaryoya göre maliyet ve fiyatlama çalışması yaparlar.Onlar için en büyük risk kur riski değil tahsilat sorunudur. Bayi batabilir, borcunu ödemeyebilir, kaçabilir. Yurt dışından alacağını tahsil eden ihracatçı inanın kurdaki düşüşe sadece güler.

    YanıtlaSil
  23. Hocam MTV zammı şimdi %25 oldu. Bakan zaten %15 olacaktı. Onun biraz üstünde oldu, diye açıklama yaptı. Biz o zaman halihazırda enflasyonun %15 olduğunu anlamamız gerekmez mi.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hayır. Enflasyonu yüzde 10 olarak alıyor yüzde 50 de bakanlar kurulunun artırma yetkisi var oradan yüzde 15'i buluyor.

      Sil
  24. Hocam kazandığımızdan daha çok devlete vergi veriyoruz gibi geliyor oturup kabaca hesap yaptım. hatta manava gelen domatesin nakliyesi için harcanan mazotun vergisi, dükkan vergisi, vs hepsini domatesin kilogram fiyatına da kabaca ekledim. Öncelikle akaryakıtın % 65 vergi ve dolaylı olarak herşeyi etkiliyor. ve daha niceleri... Ortacağda ne olaylara ne isyanlara sebebiyet veren şu krallların vergilerini geçtik sanırım..

    YanıtlaSil
  25. 1)Hocam, Turkiyede, isletmelerin makina alimlarinda vergi muafiyeti var mi?
    2)Varsa ne zaman basladi?Sizce yarari oldu mu?

    3)Bir hukumet, isletmeler ve yatirimcilar icin alacagi makinalardan vergi almamasi(KDV+gumruk vs..) uretim faktorlerinde verimliligi ve uretimi arttirir mi? ulkede buyume ve istihdama katki saglar mi bu durum ? (genel gecer soruyorum genel olarak herhangi stabil buyuyen ic dis sorunu olmayan biraz daha buyume ivmesini arttirmak isteyen ulke ve ulkeler icin soruyorum bu 3. soruyu)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. 1. Teşvik varsa muafiyet olabiliyor.
      2. Eskiden beri var. Yararı oldu.
      3. Eğer bu tyeşvik doğru kullanılır, teknolojiye katkı yaparsa artırır.

      Sil
  26. hukumet niye uzun yillardir guncellenmeyen Yurt disina cikis harcini arttirmiyor?
    2001de 50lira yani 50 dolar olan harc 2005den beri 15 lira
    bence hukumet burda bir fiyat ayarlamasi yapabilir maliye bakanligi burdan ciddi gelir elde edebilir cari aciga da merhem olur.
    Bence Yurt disina cikis harci en az 30lira olmali.Maliye bakanligina sesleniyorum. Kaynak ariyorsaniz bundan guzel bir kaynak olamaz 30 lira yapamiyorsaniz bari 20 lira yapin.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu bir haraç. Hepten kalkması gereken şeyi niye arttıracakmış? Pasaporttan harç alıyor, uçak biletinden KDV alıyor, havaalanından vergi alıyor, havaalanı ulaşımından vergi alıyor. Satılan tur biletlerinden vergi alıyor. Zaten her adımın vergisini alırken birde sınırı geçmeden once son kulağımın arkasını yokluyor. Daha ne vergisi? Kaynağı uzaklarda benim kulağımın arkasında aramayın, miyonluk Mercedeslere binmezse kamu, su gibi benzin harcamazsa, 1 adam için 1000 koruma kullanmazsa.... al sana kaynak.

      Sil
  27. İyi günler hocam, yazılarınızda çok sade bir üslup kullanıyorsunuz ki bu sayede herkesin anlamasını sağlamanızı çok takdir ediyorum fakat bazen daha teknik veya akademik yazılar yazabilir misiniz?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim. Fazl asık olmamakla beraber çok teknik yazılarım da oluyor zaten.

      Sil
  28. Hocam yerli para değer kaybederse ama buna rağmen bizim ürünlerimize talep olmazsa ihracatımız otomatik olarak azalır değilir mi?

    YanıtlaSil
  29. Hocam merhaba
    1) 100 birim ihracat için 65 birim ithalat gerekiyor. Bu rakamlar galiba TÜİK'te yok, ben bulamadım. Nereden bulabilirim diğer ülkelerle de kıyaslama yapmak için?
    2) İhracat içindeki ithal payı gibi 100 birim yatırım şu kadar birim ithalatla yapılıyor gibi bir veri var mı?
    Teşekkürler hocam.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bunu ben de bir kac kere sordum ancak kaynak ogrenemedim. Cunku benim kendi buldugum kaynaklar ortamala 40-50% arasini gosteriyor.

      Sil
    2. Bunlar bir çalışmadan değil genellikle sanayi odalarının açıklamalarından gelen oranlar.

      Sil
  30. Hocam bir kaynakta hanehalkının konut alımları yatırıma girer diyor. Ben buna tuketim harcamasi derdim. Bunun mantıgı nasıl oluyor?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bir konutun yapılması yatırımdır. Ama satın alınması tüketimdir.

      Sil
  31. Sayın Eğilmez; yazınız için teşekkür eder ve izniniz ile bir ek yapmak isterim.
    Yazınızda da belirttiğiniz üzere maliyetten fiyatlamaya giden yol, kurumlar için çok kritik bir süreç. Bu süreçte bazı noktalar atlanabiliyor:
    1. Yurtiçi kaynaklı temin edilen girdilerin bir bölümü TL olarak maliyete girse de, YP cinsinden fiyatlanıyor. Bir bölümü de kısmen YP, kısmen TL olarak hesaplanıyor. Bu girdilerin maliyet hesabında mutlaka sınıflandırarak, maliyet bileşimini doğru kurmak gerekiyor.
    2. Aslında maliyet muhasebesi (cost accounting) kurmak, geliştirmek bitmeyen oldukça keyifli bir konu. Hiçbir zaman gerçek maliyeti bulamayacağınızı bilseniz de, maliyet sapmasını en aza indirmek hedef.
    3. Maliyet tarafında çoğunlukla gözden kaçan noktalar da mevcut. Örneğin, bir ihracatçının büyük ölçüde ithal yatırım malları ile üretim tesisini kurduğunu varsayalım. Ürünlerin maliyetine verilecek amortisman ve yıpranma payını TL olarak mı saptayacak yoksa YP olarak mı hesaplayacak? Sorusu çok önemli. Bildiğimiz üzere vergi usul kanunu amortisman listeleri üzerinden TL cinsinden amortisman ayrılmasını şart koşar. Gerçek dünyada ise maliyete vereceğiniz amortisman gerekirse YP cinsinden ve gerçek faydalı ömür üzerinden hesaplanarak ve gerçek maliyete aktarılması gerekebilir. Türkiye’de ihracatçı kurumların maliyet hesabında yaptıkları en önemli hatalardan biri de budur.
    4. Maliyet hesabında sabit, değişken, yarı sabit ve değişken giderlerin hesabı yapılırken, bu giderlerin içindeki TL ve YP payları da hesap etmek gerekir. Bu sayede, kapasite kullanım oranı değiştikçe, maliyetlerin içindeki TL ve YP maliyet bileşimini de doğru bir şekilde saptamış oluruz.
    5. Fiyatlama tarafında ise, ihracatçıların önündeki en büyük sorunlardan biri, TL’nin yüksek değer kaybetmesi sonrasında uyanık ve güçlü ithalatçıların bu gelişmeyi bahane ederek, ihracatçı firmalarımızdan yüksek oranlı indirimler istemeleridir. Özellikle son yıllarda buna sıklıkla tanık oluyorum. İhracatçı da maliyet yapısına detaylı bir şekilde hakim olmadığı zaman, genelde masadan 1-0 yenik kalkıyor.
    6. Son olarak döviz kurlarındaki, değişimin zamanlamasının getirdiği yüklerin çok iyi hesaplanması gerekiyor. Örneğin 1.1.2018 tarihinde ihraç edilecek bir malın, üretilmesi için YP maliyete tabi hammaddeyi 3.60TL/USD kurundan peşin olarak aldık. Bu hammaddeyi işledik. İhraç ettik. İhraç tarihinden 90 gün sonra da alacağımızı alacağız. 1.4.2018 tarihinde USD/TL kuru 3.45 olduğu takdirde, kur oynaklığından dolayı hesaplamadığımız bir kambiyo zararı oluştu. Üstelik bu kambiyo zararı sadece TL maliyetlere karşı değil, YP maliyetlere karşı da oluştu. Buradan çıkarılması gereken ders ise sadece maliyet-fiyatlama ekseninin değil, tüm faaliyet döngüsünün nakit akışını da TL-YP olarak modellemek gerekiyor.
    7. Bir başka nokta da maliyet ve fiyatlama tarafındaki oluşan faaliyet konusunun doğrudan anlık izlenmesi gereken aktif-pasif tarafına olan etkisi. Koca koca kurumlar, maalesef gelir tablosu kalemleri ile bilanço kalemlerini karıştırarak YP pozisyonlarını yönetiyorlar. Örneğin, ihracat alacaklarının kur riskini kapatmak için YP kredi alıp, bir de üzerine ihracat alacağı ile ilgili vadede bankaya YP satıp-TL aldıkları forwardlar (forward alış)yapıyorlar. Diğer bir deyişle, hem forward yapıp, hem de döviz kredisi alarak tek bir YP varlığa çift YP yükümlülük yaratıyorlar.
    Bu konu son derece zevkli ve model geliştirmek anlamında neredeyse uçsuz bucaksız bir konu. Tekrar teşekkür ederim. Saygılar ile. Konu ile ilgisi olan okuyuculara da özet ile yazmış olduğum şu kısa makaleyi de ayrıca öneririm. Döviz Pozisyonu Nasıl Yönetilir? Kısa Bir Özet.
    https://www.stratejivefinans.com/single-post/2017/01/17/D%C3%B6viz-K%C4%B1sa-Pozisyonu-Nas%C4%B1l-Y%C3%B6netilir-K%C4%B1sa-Bir-%C3%96zet

    YanıtlaSil
  32. Hocam sanayi'de yerli girdiler diye birşey olduguna inanmıyorum artık yurt dışında calışıyorum tedarık ettıgımız tüm yedek parçalar % 90'nı yakın ıthal parçalar % 10 sadece yerli malı bu yedek parçlarda imalat diyebılır mıyiz bilmiyorum ama tornadan gecen parçalar.Bence 1930-40 arası oldugu gibi ithal ikame polıtıkası uygulamalıyız tabi bunun sonucu ne olur bunlarıda iyice irdelemek lazım.
    teşekkurler hocam.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İthal-ikame politikası 1930'larda işe yaradı çünkü ülkede sanayi diye bir şey yoktu. Bizde bugün iyi kötü sanayi var ama nitelikli değil. İthal-ikame işine soyunmak çok ciddi ve cesurca bir iş. Eğer başarılı olamazsa kaybolan yılları geri getiremeyiz.

      Sil
    2. 1930-40 yıllarında odugu gibi milli devletçilik politikası uygunalabilinir,o dönemdeki politikayla bire-bir uygulamadan bahsetmiyorum ki,teknoloji o donemde yok denecek kadar azdı veya yoktu şimdi teknolojıyle birlikte biriken bilgi birikimi kullanarak ve böylece ithal ettigimiz mal-malzeme-ekıpman gibi ürünleri yurt icinde ikame edelım.Artık devletler Ham madde ihrac etmez hale geldıler Hammadde-üretim-satış palıtıkasına geciyorlar bizimde buna ayak uydurmamız için ikame edebilme polıtıkasına gecmemiz gerektigini düşünüyorum.
      saygılarımla..

      Sil
  33. İmam hatipler KAPATİLAMAZ

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kapatılmasın zaten, gitmek istiyorsanız gidin, çocuklarınızı gönderin ama Türkçe adam gibi öğretilsin. 3 kelime yazmışsınız 2`si yanlış.

      Sil
  34. Hocam tam olarak katma değer nedir?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Siz mesela bir araba imal edeceksiniz ve yurt dışından otomobil motoru ithal ettiniz. Vites kutusunu kendiniz imal ederseniz bir katma değer yaratmış olursunuz. Vites kutusunu imal etmeyip onu ve diğer girdileri ithal ederseniz katma değer yaratmamış olursunuz. Katma diğeri ithal edilen ülke yaratır.

      Sil
  35. emeğinize sağlık üstad , yazılarınızı hem merakla hem de zevkle okuyorum.

    YanıtlaSil
  36. Hocam merhaba ;
    Denizli'de denizlihaber.com isimli etkili bir yerel gazetede ekonomi üzerine köşe yazıları yazıyorum.
    son yazımın linkini aşağıda görebilirsiniz;
    (diğer yazılarım da profil altında bulunuyor)
    Uygun olduğunuz bir zamanda okumanızı isterim ve kısa bir yorum yaparsanız memnun olurum.Teşekkür ederim.Saygılarımla,

    http://www.denizlihaber.com/yazarlar/tolga-varliker/enflasyon-ve-sessizlik/

    Twitter : @TolgaVARLIKER

    YanıtlaSil
  37. Hocam, su anda ihracatci olmak vardi! Ulkemizde bu son donemde isci ucretleri enflasyondan (enflasyondaki artisin buyuk olcude kur kaynakli oldugunu da hatirlayalim) daha az arttirildigi icin ihracatcilarin lehine bir durum olustu; yani reel bazda sadece ithal girdi maliyetleri artmis olabilir. Ayrica, bazi ihracatcilarimizin olcek ekonomisinden de yararlaniyor olabilecegini dusunuyorum. Kazanclari bol olsun!

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...