22 Kasım 2017 Çarşamba

TL'nin Değer Kaybı ve Bir Öneri

TL’nin Değer Kaybı Önemli mi?
TL, son birkaç gün içinde hızlı bir değer kaybıyla karşılaşınca piyasalarda ciddi bir telaş ve karamsarlık dalgası oluştu. Bu telaş ve karamsarlık haksız değildi. Çünkü TL’nin dış değeri ya da döviz kurları denildiğinde Türkiye ekonomisinin iki sıkıntısı gündeme geliyor: (1) Bugünden başlayarak önümüzdeki bir yıl içinde bulmamız gereken döviz tutarı 210 milyar dolar (170’i vadesi gelecek olan borçlar, krediler, döviz mevduatları vb, 40 milyarı da muhtemel cari açık miktarı.) (2) Türkiye’nin uluslararası net yatırım pozisyonu açığı (döviz açığı) 440 milyar dolar. Bu iki göstergenin büyüklüğü “TL dış değer kaybına uğruyor, ihracatımız artacak, ithalatımız düşecek” gibi klasik söylemleri anlamsız kılıyor. TL’nin her kuruş değer kaybı dış borçları, açık pozisyonlarını, finansman imkânlarını bozarak dengeleri alt üst ediyor.

Son birkaç gün içinde yaşanan hızlı değer kaybı, yarattığı bu etkilerin dışında ortaya çıkardığı oynaklık nedeniyle öngörülebilirliği de alıp götürüyor. Bu da yatırımcıların, iş insanlarının karamsarlığını artırarak iş yapmalarını engelliyor. Arabamıza koyduğumuz benzin ya da dizelden, evimizi ısıtmak, ocağımızı yakmak için kullandığımız doğalgaza kadar pek çok malı ithal ettiğimiz bir dünyada “bize ne dolardan biz TL’ye bakalım” demek ne yazık ki konuyu hiç anlamamış olmak demektir. Benzini, dizeli, doğalgazı TL ile ödüyoruz ama memlekete girişi dolarla olduğu için TL değer kaybettikçe sürekli cebimizden daha fazla para çıkıyor.

TL 2013’den Beri Değer Kaybediyor
TL, aslında 5 yıldır değer kaybediyor. Aşağıdaki tablo TL’nin son beş yılda dolar karşısında yaşadığı değer kayıplarını gösteriyor.

Yıllar
USD TL Kuru
Değişim (%)
Yıllık Enflasyon (%)
2013
2,1549
7,4
2014
2,3187
-7,6
8,2
2015
2,9172
-25,8
8,8
2016
3,5235
-20,8
8,5
22.11.2017
3,9500
-12,1
11,9
2017 / 2013
-83,3

Bu son beş yıldaki değer kaybı yüzde 83 düzeyinde gerçekleşmiş. Tabloya göre en büyük kayıp 2015 ve 2016 yıllarında yaşanmış. Tablonun son sütunu TL’nin yaşadığı iç değer kayıplarını (enflasyonu) sergiliyor. Buna göre TL, son beş yıldır sürekli olarak dış ve iç değer kaybı yaşıyor. Yine tabloya bakılacak olursa 2015 ve 2016 yıllarında yaşanan dış değer kaybı iç değer kaybının 3 – 4 katına ulaşmış görünüyor.

İleri sürülen iddialardan birisi TL’nin içinde bulunduğu gelişme yolundaki ekonomiler – yükselen pazar ekonomileri grubunun tümünün dolara karşı benzer değer kayıpları yaşadığı şeklindedir. Bunun doğru olup olmadığını görebilmek için aşağıdaki tabloda TL’nin dolara karşı değer kaybını bu grupta yer alan ve bizimle karşılaştırmaya tabi tutulan ülkelerin para birimlerinin dolara karşı değer kayıplarıyla karşılaştırmaya tabi tutalım.  

1 USD = 
2013
22.11.2017
Değişim (%)
Hindistan
61,845
64,9212
-5,0
Çekya - Korona
19,9468
21,6951
-8,8
Endonezya - Rupi
12,261
13,523
-10,3
Polonya Zloti
3,0167
3,5872
-18,9
G. Afrika -
10,5304
13,9323
-32,3
Brezilya - Real
2,3765
3,2507
-36,8
Meksika - Pezo
13,0563
18,817
-44,1
Rusya - Ruble
32,5794
58,8491
-80,6
Türkiye - TL
2,1549
3,9500
-83,3
TL Hariç Ortalama
-29,6

Tabloya göre bu ekonomiler arasında 2013 yılından bu yana en büyük değer kaybını yaşayan para birimi yüzde 83,3 kayıpla TL olmuş görünüyor. TL’yi yüzde 80,6 kayıp ile Ruble ve yüzde 44,1 kayıpla Pezo (Meksika) izliyor.

TL’nin son beş yıldaki değer kayıplarının birçok nedeni var. Bunların içinde ekonomik nedenler olduğu kadar siyasal nedenler, dış politika nedenleri ve jeopolitik nedenler de var. Bunların bir bölümü Türkiye’nin kendi yaklaşımlarından, tavırlarından ve hatalarından kaynaklanıyor bir bölümü de bizim dışımızdaki nedenlere dayanıyor.

TL’nin Son Birkaç Gündeki Değer Kaybının Nedenleri
Bundan bir ay önce 22 Ekim 2017’de USD / TL Kuru 3,71 idi. Bu yazıyı kaleme aldığım sırada kur 3,95’in üzerinde seyrediyordu. Yani son bir aydaki değer kaybı yüzde 6,5’e ulaşmış bulunuyor. Yılbaşından bu yana oluşan yüzde 12 dolayındaki değer kaybının yarıdan fazlası son bir ayda ortaya çıkmış görünüyor.

Son beş yıldaki değer kaybını yapısal reformların yapılmaması, cari açığın yeniden yükselişe geçmesi, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) para politikasını bağımsız olarak yürütememesi, kamu açıklarının yeniden artmaya başlaması, enflasyonun düşürülememesi, işsizliğin çözülememesi, dış dünyayla olumsuz bir dış politika ilişkisine girilmiş olması gibi nedenlerle açıklamamız mümkün. Bunlara ek olarak son bir ayda öteden beri gündemde olan bir olayda önemli gelişmeler olduğuna ilişkin söylentilerin ortaya çıkması da değer kaybında etkili olmaya başladı. ABD’de, tutuklu bulunan işadamı Reza Zarrab’ın sanıklıktan çıkarılarak tanık konumuna getirildiği, bu çerçevede İran’a uygulanan ambargonun delinmesine yol açan işlemlerde Türkiye’de işbirliği yaptığı kişi ve kurumlarla ilgili ifade verdiği ve bazı Türk bankalarına bu işlemlere aracılık ettikleri için yaptırımlar uygulanacağı bu söylentilerin en önemlilerini oluşturuyor. TL’nin son günlerdeki değer kaybının ardında asıl olarak bu söylentiler yatıyor.

TCMB’nin Aldığı Önlemler ve Yeterliliği
Son günlerde TL’de ortaya çıkan hızlı değer kaybı karşısında TCMB beş önlem aldı. İlk olarak yabancı para zorunlu karşılıklarda uygulanan rezerv opsiyon mekanizmasında bütün dilimlerde 5’er puanlık indirim yaptı. TCMB bu yolla 5,3 milyar TL’yi piyasadan çekerek 1,4 milyar doları bankaların kullanımına bırakacak kapıyı açmış oldu. Böylece piyasada dövizi bollaştırarak kurları bu yolla denetlemeyi hedefledi.  

İkinci olarak Şubat 2018’e kadar vadesi dolacak olan ihracat ve döviz kazandırıcı hizmetlere ilişkin reeskont kredilerinin geri ödemelerinin, Dolar için 3,70, Euro için 4,30, Sterlin için 4,80 kuru kullanılarak Türk lirası olarak yapılabilmesine olanak tanıdı. Bu yolla bir çeşit kur garantisi vermiş oldu.

Üçüncü olarak TL uzlaşmalı vadeli döviz satım ihaleleri açmaya başladı. TCMB, bu yolla vade tarihinde oluşacak kurla işlem tarihi arasındaki kurun farkını TL cinsinden ödeyeceğini (ya da duruma göre tahsil edeceğini) açıklayarak bir çeşit garanti kur garantisi sağlamış oldu. 

Dördüncü olarak TCMB, Bankalararası Para Piyasası’nda bankaların borç alabilme limitlerini 22 Kasım 2017 tarihinden geçerli olmak üzere gecelik vadede yapılan işlemler için sıfıra düşürdüğünü açıkladı. TCMB, aynı tarihten geçerli olmak üzere gün içi limit işlemleri için bankalara tanınan limitleri iki katına yükseltti. TCMB, bu yolla bankaların likidite ihtiyaçlarını gün içinde gidermelerini sağlamaya yönelik bir düzenlemeyle likiditeyi denetim altına almayı hedefledi.  

Son olarak TCMB, 22 Kasım 2017’den başlamak üzere, yüzde 9,25 faiz oranlı gecelik borç verme uygulamasını sıfırlayarak askıya aldığını ve bundan böyle bankaları fonlamada yalnızca yüzde 12,25 faiz oranlı geç likidite penceresinden borç vermek imkânını kullanacağını açıkladı. Bu durumda TCMB’nin ortalama faizi ile geç likidite penceresi faiz oranı yüzde 12,25 oranında buluşmuş ve faiz tek faize inmiş oldu.

TCMB’nin aldığı ilk dört önlem kur üzerinde bir miktar etkili olsa da bu etki yeterli düzeyde olmadı. Daha önemlisi bu önlemlere karşın gösterge faiz artmaya devam etti. Kur üzerinde düşürücü etki akşam üzeri bir yandan Dolar Endeksinin düşmesi bir yandan da TCMB'nin faizi yüzde 12,25'e yükseltmesiyle ortaya çıktı.

TCMB Ne Yapmalı?
TCMB, dünyadaki benzerlerinden farklı olarak uzunca bir süredir heterodoks para politikası diyebileceğimiz bir politika uyguluyor. Bu politikanın zorunlu karşılıklara rezerv opsiyon mekanizması uygulamak, farklı yaklaşımlar altında kur garantisi vermek, geç likidite penceresi imkânını normal bir imkân gibi kullanmak gibi alışılmış para politikası araçlarından farklı parçaları var. Buna karşılık bu politikanın en önemli parçası faiz politikası. Ortodoks para politikası uygulayan merkez bankalarının genellikle politika faizi olarak adlandırılabilecek bir faizi varken TCMB uzunca bir zaman önce başlattığı bir uygulama ile birden fazla faiz uygulayarak bankalara fon sağlama yolunu seçti. Bu uygulamada gecelik, haftalık borç verme imkânları ve faizleri söz konusuydu. Bunların yanı sıra bir de merkez bankacılığında günlük olarak çeşitli nedenlerle hesaplarını denk duruma getiremeyen bankalara gecelik olarak borç vermeyi sağlayan geç likidite penceresi vardı. TCMB, bu yıl, geç likidite penceresini normal fonlama mekanizması olarak kullanmaya başladı ve zaman içinde bu mekanizma temel fonlama mekanizması halini aldı. Düne kadar gecelik borç verme imkânıyla birlikte kullandığı geç likidite penceresi imkânını bugünden başlayarak artık tek fonlama imkânı haline getirmiş bulunuyor. Yani bugünden itibaren TCMB’nin politika faizi artık geç likidite penceresi imkânını kullanarak verdiği borcun faizi olan yüzde 12,25’dir.

TCMB heterodoks para politikası uyguladığına göre faizi daha esnek bir araç olarak kullanmalı ve böyle bir çerçeveyle politika faizi uygulamasına geri dönmelidir. Para Politikası Kurulu kararıyla halen yüzde 9,25 olan politika faizini yüzde 9,25 ile yüzde 15 arasında belirlemeli ve bu aralıkta gelişmelere göre günlük faiz uygulamalıdır. Bu yapılırsa geç likidite penceresi uygulamasını da geleneksel işlevine döndürmek mümkün olacaktır.

Böyle bir düzenlemenin kuru da piyasa faizini de ciddi biçimde denetim altına alacağını düşünüyorum.        

Not: Faiz artırımı ağrısı olan bir hastanın ağrısını geçici olarak dindirmek amacıyla ağrı kesici vermeye benzer. Ağrıyı yaratan asıl nedenler bulunup onların tedavisine girişilmediği sürece hastalığın tedavisi mümkün olmaz. 

187 yorum:

  1. Böylesine baskı altındaki MB, hiç bir gerekli önlemi alamaz. Nokta.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. hocam, bedelli emeklilikten söz ediliyor. bilginiz varsa yazar mısınız?

      Sil
    2. Selam Ahmet bey, merkezdeki müdür de patronun elemanı. Danışıklı dövüş var, baskı yok. Arkadan hepsi birbiri ile konuşuyor merak etmeyin.

      Sil
  2. Şu dakikada TCMB'nin faiz arttırmasının kalıcı bir etki yaratacağından ve artmış faizin ekonomiye olumlu bir etki bırakacağına yönelik şüphelerim var. TL'nin değer kaybı önlenecek bile olda FED'in faiz arttırma planları vb. dolayısıyla kalıcı olamayacaktır. Yüksek faiz ise ekonomiye ayrıca bir yük olarak binecektir. Bu anlamda hızlı bir şekilde ekonomik veriler okunmalı ve uygun bir plan dahilinde ekonomiyi kalkındıracak sektörler belirlenmeli yatırımlar ve teşvikler arttırılmalıdır. Bu da siyasi bir değişimi ve yapısal reformları işaret etmektedir. Bu yazı biraz kısa/eksik olmuş Hocam. Ya da sınırlı ekonomi bilgimle ben mi fazla karamsarım?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Faiz artırımı sadece zaman kazandırıcı ve panik giderici bir hamledir. Hiç bir zaman kesin çözüm getirmez. Ben de o anlamda öneriyorum zaten.

      Sil
  3. Merhaba,
    Tcmb'nin piyasa faizi üzerindeki etkisini kaybettiğini düşünüyorum hocam. Uyguladığı aracın isminin bir önemi yok.
    A) Repütasyon kaybı uyguladıgı politikaların etkisini nötrlüyor. Repütasyonu merkez bankası artık kendi kazanamaz, ona iade edilmesi gerekiyor - düşüncem.
    B) Yurtdışı yatırımcının artmış risk algısı zaten faizin belli bir seviyenin altına inmesini engelliyor. Bu risk Türkiye'nin genel ekonomik, politik gidişatı ile ilgili, para politikasıyla değil.
    Önerim merkez bankasının hedefini fiyat istikrarından büyümeye çevirelim, en azından kurumu yıpratmayalım.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hepsi doğru ama MB büyüme hedefleyemez çünkü elindeki araçlar paranın istikrarını sağlamaya yarayan araçlar. Hoş onları da doğru kullanamadı ki para istikrara kavuşmuyor.

      Sil
  4. Sevgili hocam yine müthiş tespitler...
    Müthiş çözümler...
    Bunu merkez bankası niye uygulayamıyor
    Siyasi baskıdan dolayımı ?
    Bankalardaki faizler yükselir endişesi mi var?
    Daha ne kadar bekleyecekler sizce?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Şenol Güneş mi daha müthiş, Mahfi Eğilmez mi?

      Sil
    2. Çünkü MB bağımsız değil. Bağımsızlık yasaya yazmakla olmuyor. Türkiye'nin temel sorunu yasalara yazdığı kuralları, ilkeleri uygulamaması.

      Sil
  5. Sevgili hocam Soçi zirvesinin ekonomimize yansıması ne olur?

    YanıtlaSil
  6. Keşke diğer ülkelerle karşılaştırma yaptığınız tabloya(2013-2017) ülkelerin birikimli enflasyonlarını da ekleseydiniz, o zaman daha iyi karşılaştırma şansımız olurdu

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Polonya meksika hindistan birikimli ic enflasyonlarina baktigimizda bu deger kayiplari karsisinda rekabet olarak avantaj sagliyorlar. Cunku birikimli enflasyonlari dusuktu deger kayiplarina oranla.

      Bunlarin disinda parasi hem parasi deger kaybedip hem cari acigini kapatan fazlaya ceviren hem issizligini dusuren tek ulke var o da Macaristan.

      Sil
  7. doların yükselmesine neden tepki gösterildiğini anlamak pek güç. dolar yerli yerindemide dolar yükselsin istemiyoruz.ekonmistlerde sürekli gözden kaçırıyor. her gün bu dolar değeri ile dışardan ithalat yaparak borcumuzu artırıyoruz. 500 milyar dolar civarında. doların değeri artmasın ithalata devam edelim diyenlerin artan borcumuzu nasıl ödeyeceğimiz konusunda bir derdi yok anlaşılan :)

    YanıtlaSil
  8. Hocam, bir önceki yazınızdaki bir yoruma verdiğiniz cevapta MB'nın döviz rezervinin 96 milyar $ olduğunu ve bunun ancak 1/3'ünün kullanılabilir olduğunu belirtmiştiniz. Yani kabaca 32 milyar $. 1 yılda en az 210 milyar $ bulması gereken bir ülkenin kullanılabilir rezervi bunun %15'i kadar. Bu durumdaki bir şahsa konut kredisi bile vermiyorlar, en az %25'ini peşin istiyorlar. Durum vahim yani. Bu dolar 5 de olur, 6 da. OHAL'i KHK'ları, saçma sapan açıklamaları falan hiç hesaba katmadan söylüyorum bunu.

    YanıtlaSil
  9. doların gerçek değeri cari açık vermediğimiz değerdir. bugünkü değeri ile her ay 5 milyar dolar civarında açık veriyoruz. dolar yükselmeli ki ithalat yapamayalım ve cari açığımız kapansın. kimse bunu istemiyor ama öyle yada böyle bu olmak zorunda. cari açığın sıfırlanmasıda yetmez. geçmiş borçları ödemek için cari fazlada vermemiz gerekir

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hint rupisi ocak 2013den bugune %17
      meksika %19
      Cekya %4
      Polonya %1.8

      Bu kadarini buldum zannediyorm bu deger yitirimlerinden en karli cikan yanibasindaki krizi atlatan yildizi yeniden parlayan avrupadan her konuda nasiplenen POLONYA karli cikmis gibi gozukuyor.

      Sil
    2. Hocam ben bu yoruma katılıyorum. Ya üretiminizi arttıracaksınız yada harcamayı kısacaksınız. Faizle filan kalıcı çözüm olmaz. Faiz arttırsanız ne olacak? 1 hafta 10 gün belki kur geriler ne kadar tutabileceksiniz orda?

      Sil
    3. Peki, uretimdeki ithal girdisi ne olacak? Bugun 1 tane fazladan araba uretsek ve satsak, motorunu, elektroigini vs ithal edicez. Ithalatimiz artmayacak mi?
      Ancak yerli tohumla bugday uretip, ihrac edersek olur ki, artik ithal etmeye basladik..

      Sil
    4. Faizden bahsetmiyorum. Bir ulkenin yerli prasinin dis dunyadaki ticaret yaptigi para birimlerine karsi deger kaybiyla o ulkenin yerli parasinin birikimli ic enflasyonun arasindaki farka odaklandim. Diger kosullar ceteris peribus.

      Sil
    5. Cari açık vermediğimiz ve borçları ödediğimiz değerde, üretimin yüksek olması ve kurumsallaşmış olması gerekir. Mevcut durumda TL değer kaybettikçe otomotiv gibi sanayi mallarının ihracatı hızla artıyor, bunun sebebi ana pazarımız Avrupaya göre firmaların daha küçük kar ve maliyet ile çalışması, bir başka anlatım ile Avrupaya göre fakirleşmesidir. Ara malların hepsini üretemediğimiz için, ara mal maliyeti üzerine işçilik maliyeti koyup satıyoruz. Ara mal fiyatı dünya genelinde benzer olunca, Avrupaya ucuz işçilik sayesinde mal gönderebiliyoruz.

      Burada işçinin maliyeti önemli, çünkü o işçinin maliyeti olan gıda, et, taşımacılık, iletişim, eğitim, ısınma gibi unsurlar da enerji ve nihai tüketim malları yurtdışından geldiği için işçi maliyeti zayıflayan TL ile tekrar artıyor, bu sefer işçiyi besleyebilmek için cari açık vermeye mahkum oluyor. İşçinin evine bakınca, tv, bilgisayar, elektrikli süpürge, otomobil, doğalgaz, gözlük, çamaşır/bulaşık mak, telefon, saat, asansör, kulaklık gibi kullanmak zorunda olduğu tüm ürünler yurtdışından geliyor. İşçinin işe giderken kullandığı yol, köprü, benzin, uçak, firmada kullandığı yazılım ve diğer techizat hep yurtdışından geliyor.

      Günün sonunda TL değerini ne kadar düşürürse düşürsün, cari açık var olmaya devam edecek. Cari açığı 0 layan kurda ise, işçi fakirliği hisseder, sonucunda siyasi iktidarı sarsar.

      Sil
    6. Arkadaşlar lütfen hocanın yazdığını dikkatle okuyun. Kendisi de faiz arttırımının geçici bir çözüm olduğunu yazmış zaten. Ayrıca hali hazırdaki net döviz ihtiyacının çok yüksek olduğunu, değersiz tl ile artacak olan ihracatın bu soruna merhem olmayacağını yazmış.

      Bunun dışında ülkemizde ihracat arttığı zaman daha büyük oranda ithalatta hep artmıştır. Tanerus8 in dediği gibi eğer sadece kurla oynatarak cari açık kapatılamaz. Bir ülke zaten ticaret fazlası verdiği zaman parası değerlenmeye başlar.

      Sil
    7. Iscilik maliyeti eger bir ulkede enflasyon birikimli olarak belli bir zaman diliminde ornegin 5 senede fiyatlar 5 sene onceye gore %10 artmissa o ulkede de kullanilan yerel para birimi ticaret yaptigi ve/veya belli basli dovizler(euro sterlin yen dolar) karsisinda ortalama %30 degersizse 5 seneye gore iscilik maliyetleri o ulkede kabaca 5 sene onceye gore reel olarak %20 dusmus diyebiliriz.

      Tabii bunu diyebilmemiz icinde o ulkedeki asgari ucretin minumum ucretlerin ve/veya calisanlarin ortalama ucretlerinin enflasyon nispetinde artmis oldugunu varsayarsak boyle bir cikarim yapabiliriz.

      Boyle bir ulkede diger sartlari sabit sayarsak sayet ihracatin artmasi issizligin dusme egilimine girmesi olasidir.Olasilik dahilindedir.

      Boyle bir ulkeye suanda gozlemledigim kadariyla en guzel ornek Macaristan geliyor! Macaristan issizligini son iki senede alt etmis(dogal issizlik oranin da alti) ihracatini arttirmis yillar boyu kroniklesen cari acik sorununu carifazlaya cevirmis.Enflasyonunu da uluslarasi standartlara indirmistir.

      Bu Macaristanin pesi sira polonya ve cekya guzel iki ornek olarak karsimizda durmaktadir.

      Sil
    8. Yukarida yazdigim yorumuma ek olarak;

      eger bir ulkede 5 yil boyunca ic fiyatlarin birikimli artisi %10 ise zaten o ulkede kafadan "fiyat istikrari" denen olgu soz konusudur! Peki oyleyse, Nedir bu fiyat istikrari kisaca bir yil icinde enflasyonun %1.98 ile %2.5 bandi arasinda sallanmasidir. Orta nokta olarak %2.2 rakami telafuz ediliyor ekonomi finans ve akademi cevrelerinde...

      Bahsettigim ornekte 5 yil icerisinde %10 enflasyon bizi bu ulkede yillik enflasyonun fiyat istikrari araliginda dalgalandigini ifade ediyor.

      Dahasi boyle bir ulkede insanlar kur artislarinin yaratcagi istikrarsizligi karsi degil de enflasyona kullandiklarin mal ve urunlerin fiyat artislarina gore davranis belirleme ihtimalleri mevcut! bu da onlari boyle kur artislari karsisinda fiyat istikrarini saglamis paralarina kusku ile bakmalarina mani olur. Yani kullandiklari paralarina guven duygusu yasarlar.
      Boyle bir ulkede 5 yilda yerli paranin dis paralar karsisindaki mevcut ic enflasyonun uzerindeki artis farki boylesi fiyat istikararini saglamis ulkeye avantaj olarak doner diye dusunuyorum.

      Bunu niye soyluyorum. Bir ulke dusunun fiyat istikrari yok en azindan soz konusu degil yillar itibariyle 5 yilda birikimli ic enflasyon %60 artsin bu ulkenin kullandigi yerli para birimi de rakip ulkelerin ticaret yaptigi ulkelerin ve belli basli ulkelrerin paralari karsiida isterse bu 5 yil icerisinde %90 deger kaybetsin bu ulkede istenilen sonuclar diger fiyat istikrarini saglamis onun uzerinden ekonomik hayatina devam eden ulkeyle benzer olabilecegine inanmiyorum sahsen! Cunku boyle bir ulkede fiyat istikrari olmadigi icin piyasalarin ve halkin hatta politikacilarin ekonomik olaylar karsisinda akliselim ananlitik davranma yetileri yerel paraya guvensizlikten karar alma konusunda sikinti yasarlar.Buna piyasalarda eslik eder diye fikir yurutuyorum.

      BU acidan Macaristan ornegi bana kalirsa 5 yillik periyod baglaminda guzel bir ornek. Bilenler bilir Macaristan dunyada ekonomi tarihinde enflasyon olgusunu sunmus ulkelerin basinda gelmektedir. Yine cok yakin bir tarihe kadar uzun yillardir hepsi birarada cari acik yuksek enflasyon ve yuksek issizlik olgulariyla yasayan bir ulkedir taaa 1988dan 2013lere kadar.

      Sil
  10. TL Mayis 2013den beri deger kaybediyor dersek sanirim daha dogru bir tanimlama olur. Cunku bahsettiginiz para birimleri ve TL, mayis2013de Atlantigin obur yakasindan gelen hic beklenmedik bir basin aciklamasiyla sarsilmisti. Donemin fed baskani parasal genislemeyi bitirmekle heteredoks para politikasindan geri donmekle iliskili bu aciklama ilk baslarda Hint rupisi brezilya reali olmak uzere TL ve diger para birimlerini etkilemisti.

    Bu bakimdan cipayi mayis 2013den itibaren alirsak bu rakamda 1dolar: 1.84 lira yapiyor %114 luk bir artis soz konusu filmi 2013un ilk bes ay ortalamasina sararsak ortaya daha vahim bir tablo cikiyor. 2013un ilk 5ay ortamalasi kabaca 1.75!

    Goruldugu gibi TL cok ciddi bir deger kaybi ile karsi karsiya!
    Bu asamada yapilmasi gereken merkez bankasinin piyasalari da bogmamak adina 75 baz puan bir faiz arttirimina girmesi onumuzdeki aylar itibariyle de bu faiz arttirimlarina devam etmesi gerekmektedir.
    Dolar kurununda artik kabul etmek gerekir ki 4un altina dusmesinin bir onemi bir ihtimali kalmamistir. Merkez bankasi dolar kurunu 3.90 altina inmeyecek 4.05 rakaminin ustune cikmayacak bir sekilde para politikasi ensturmanlarini kullanmasi da ekonomik dengeler bakimindan onemlidir.

    Bu kadar yuksek bir cari acik ve yuksek enflasyon ortaminda kurun yuksek duzeyde dalgalanmalar yapmasi normaldir. Tam da bu noktada kurun artik 3.90larin altina inmesinin de bir ehemniyeti kalmamistir. Piyasalar artik tl dolar kruunu 4 bandinda gormektedir.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. 2013un ilk bes ay ortalamasindan bugune TLnin deger kaybi %125! Korkunc bir rakam
      onumuzdeki senelerde de boyle giderse sayet

      2021de

      eger %83.3 arttirisak sayet 1dolar 7.24 tl yapar

      eger %114 arttirsak sayet 1dolar 8.45tl yapar

      eger%125 arttirsak sayet 1 dolar 8.88tl yapar

      ortalama alirsak 1dolar 8.19 Turk lirasi yapabilecek 2021de!

      Varin gerisini siz dusunun hesaplayin!
      artik 1 dolar 10 lira oldugunda da bir 0 atma operasyonlari konusulur kanimca 2020lerin ortalarinda!

      Sil
  11. Hocam Almanyadaki siyasi kriz hukumet kurulmamamsi erken secim ihtimali ve tum siyasi gozlemciler ve anketcilerin fikir birligi yaptigi AFDnin erken secimde yukselme ihtimali

    Sizce Euroda dolar karsisinda bir dusme yapar mi malum ABDde de faiz arttiracak aralik ayinda.

    YanıtlaSil
  12. Mayis 2013den bugune TLnin Dolar karsisinda deger kaybi %114
    Mayis 2013den bugune Tlnin Euro karsisindaki deger kaybi %97
    Kaba ortalama deger kaybi %105.5
    Mayis 2013den bugune Tlnin enflasyonu %46
    Ortalam Kaba deger kaybi-TL enflasyonu : %59.5

    Sorular
    1) 2013de ortalama 130milyar dolar ihracat yapan turkiye simdi niye 120milyar dolar bandlarinda?
    2)2013de ortalama 190milyar ithalat yapan turkiye simdi niye 200milyar dolar bandlarinda?
    3)Enflasyon karsisinda ciddi reel olarak para birimi zayiflamis ve ayrica surekli bazi kararlarla bireysel tuketime dayali ithalata vergiler BDKK uygulamalari kisitlamalar otvler getirilmis dahasi baltik endekse bagli emtialar ve basta petrol fiyatlari dusmus olmasina ragmen niye ithalat sabit kalmamistir ve yukselmistir?

    Yanitlarsaniz sevinirim?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. ben yanıtlayayım. demekki dolar yeteri kadar düşmemiş. yeteri kadar düşseydi ihracatımız artmayabilir ama ithalatımız düşerdi.burada anlaşılmayan şey cari açık verdiğimiz sürece tl aşırı değerli demektir.düne göre %100 artması gerçek değerine geldiğini göstermez. ekonomistler bu konuyu sürekli gizliyorlar.gizlemelerinin nedeni suni yaratılan refahın kaynağının açığa çıkmasını istemiyorlar. sözcü gazetesinden ege cansen bu konuda 3 harika yazı yazdı. son yazıları..

      Sil
    2. Sadece tl yi değersizleştirince cari açık kapanacak mı yani? Böyle bir mantık hayret doğrusu

      Sil
    3. evet kapanır.başka yoluda yok zaten. türk lirası değer kaybedince ihracaatınız artmayabilir. ama kesinlikle dışardan mal satın alamazsınız. örneğin Mercedes 500 bin tl iken 1 milyon tl olur. kimse alamaz. bu ithalatı düşürür ve cari açık sıfırlanır hatta artıa bile geçeriz. bunun dışında merkez bankası faiz artısın şunu yapsın bunu yapsın geyik muhabbetinden öteye geçmez.

      Sil
    4. Kapanmaz. Mercedes örneğinden gidersek, belediyeler Mercedes otobüs alamaz, SGK ilaç alamaz, Hastaneler ekipman alamaz, firmalar üretim makinesi alamaz, çiftçi ucuz motorin, tarım ilacı alamaz, düşük gelirli aileler doğalgaz alamaz, babalar çocuklarına bilgisayar alamaz.

      Hükümet borçlanarak halkın ihtiyaçlarını sübvanse etmek ya da gidermek zorunda kalır, bu sefer ucuza kredi alamaz. Günün sonunda doları yükselten iktidar oy alamaz.

      Sil
    5. Bizim halk çok sever; dolar artınca Mercedes gibi lüks ürünleri gösterip bunlar alınamaz demeyi, tıpkı tanerus8 in yaptığı gibi.

      Türkiyenin cari açığı dolar artınca azalmaz, öyle olsaydı 2 ocak 1990 tarihinde 2,316TL olan USD, 30 aralık 1999 da 540,792TL olmuş. TL 233 kat değer kaybetmiş. Ne oldu? O yıllarda cari açık mı azaldı?
      2000TL olan dolar 90ların sonunda 600000TL oldu.

      Sil
    6. Cevap verip vermemeyi düşündüm ama sonra aklıma Mahfi Hoca'nın lafı geldi. Yanlışları düzeltmek gerek yoksa toplumda bu tür düşünceler yer ediyor diyordu. Sayın tanerus8,sadece tl ye değer kaybettirerek cari açık kapanmaz. Ithalatımızın %60 ı sadece petrol,doğalgaz ve ihracat için gerekli girdi kalemleridir. mercedes almaktan vazgeçmeyle cari açık kapanmaz. 1 doları 100 tl yapalım kimse ithalat yapmasın ekonomimiz coşsun o zaman. Böyle mantık olmaz.

      Sil
    7. Bu sadece tek boyutlu bir düşünce ama. Buna göre devalüasyon her zaman işe yarar. Oysa şu anda ülkenin ekonomik yapısı ihracat için ithalatın zorunlu olduğu bir model üzerinde kurulu. Yani TL'nin düşmesi sadece turizm vb bir iki sektörde gelişme olur ama Sanayi ve üretim içeren kesimlerde aksine kötüleşme olur. Hemen her alanda girdilerin dış kaynaklı olduğunu unutuyorsunuz. Artık kendimizi fakirlestirerek kurtulamayiz bu sorunlardan. Ege bey de aynı yerde takılmış.

      Sil
    8. tlye değer kaybettirerek cari açık kapanır; bu param yok ancak ihtiyacım var diye cep telefonu alınır demeye benziyor; paran yoksa alamazsın; bunu anlamak zor geliyor olabilir ama; eğer tl dolar uygun seviyede olsaydı (uzun vade için söylüyorum) cari açık verilmezdi; petrol yerine alternatif kendi üretttiğim şeyleri kullanırdık; dışarıdan dolarla borç alıp kredi vermek yerine kendi ülkemideki para cinsinden borç alırdık mesela; yada ucuza çinden mal getirmek; endonezyadan diş macunu; polonyadan çocuk bezi getiremezdik mesela... tabi şunu düşünmek hakkımız deriz; polonyadaki adamla aynı işi yapıp niye daha az harcıyorum ben?; ancak hiç düşünmeyiz onun ürettiğine verilen parayla bizim ürettiğimiz şeye verilen parayı; Türkiyede yaşayan insanlar kolaycı; bir Türkün dediğini aktarayım; Türk işçi almak istemiyorum, almanların yanında çalışıyorlar benim fabrikama gelince çalımıyorlar; almanlar onlardan daha iyi çalışıyor. sanırım bu durumun özeti; ne zaman adam oluruz? eh işte cevap sende bende... Acı çekilmez denmiyor sorun çözülür deniyor, kol kangren olmuşsa kesilir sorun çözülür; sonuç acı olur ama sorun çözülür; acı çekmekden korktuğumuz için çözümü görmezden gelemeyiz.

      Sil
    9. Cihan Sarsilmaz, asagidaki tablo cari acik/fazla grafigi. Aynen dediginiz gibi 1999 'dan sonra ekonominin cari fazla verdigini goreceksiniz. Kaldi ki kurun yukselmesi ve astronomik faiz oranlari gene TL'nin guclenmesine sebep olmus, cari acik da buyumustur.

      Kurun degerlenmesinden bir zarar gelecegini dusunenler Cin ekonomisinin tarihini ve son 20 yilini bir arastirsinlar bakalim tekrar ayni fikirlerini koruyorlar mi.

      Faiz lobisinin, kur lobisi ile ortak ve hatta kardes olduklarini da gozden kacirmayin derim.

      Sil
    10. Bir para biriminin (faraza TL) %114 değer kaybı teorik olarak mümkün değildir. Hesaplama yönteminiz yanlış.

      Sil
    11. efe25 Kasım ,

      1.79 3.95 oldugunda artisin yuzde karsiligi nedir?
      Hesaplama yontemim yanlis ise %114 degil de %120 olur.

      Halep ordaysa arsında burada!

      Ben teorik pratik bilmem. Benim baktigim olay matematiktir baktigim olay tlnin dolar karsisindaki matematiksel olarak degeridir. Gerisi faso fiso

      Sil
    12. http://hesapmakinesi.com/yuzde.html

      efe hesap kitap yontem teori pratik diyorsan al bir bak dogrusunu sen hesapla da biz de cahilligimizden arinalim. Belki bilmedigimiz gormedegimiz ya da goremedigimiz bir baska sey vardir da sen bizi aydinlatmis olursun.

      Sil
  13. Doların düşük seyretmesi gerekiyordu hatalarımızın cezasını çekiyoruz. Çok pişmanız çok.

    YanıtlaSil
  14. hemen hemen herkes piyasa ekonomistlerinden duyduğu lafları tekrarlıyor. doların yükselmesi çok kötüymüş gibi anlatılıyor. hayır doların yükselmesi iyidir. dolar yükselmeliki çari açık vermeyelim.ithalatımız azalsın ihracatımız artsın. borcumuz artmasın. dolar düşük kalsın diyenler hergün artan cari açığımızı neyle nasıl ödeyeceğiz açıklayabilirler mi?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ne uretip, ne satacaksin? Turkiyenin Apple, Google, Mercedes, Siemens gibi sirketleri yok. Bugun uretiyoruz dedigimiz fiat araclarin dizel motorlari hangi ulkeden geliyor? Biz bu aksamlari ithal etmeden nasil uretip, saticaz. Burda degismesi gereken vizyon, teknoloji uretmek lazim..

      Sil
    2. İhracatımız arttı mı? İthalatımız azaldı mı? Aldığımız dış kaynakları toprağa gömdüğümüz, ihracata yönelik üretime ağırlık vermediğimiz sürece carı açık kapanmaz

      Sil
    3. Imam yetistirerek mi Fiat dizel motoru uretecegiz?

      Sil
    4. Bir haberde askeri fırtına obüslerinin, Türkiyeden Suudi arabistana satışına almanya izin vermemiş. Sebebi obüslerin motorlarının Alman malı olması ve Almanların 3.kişilere satışına bu sebeple izin vermemesi.

      Parayı verdiğinde düdüğü de her zaman çalamıyorsun, patent hakkı var, üretim hakkı var, kullanım ve satım hakları var...

      Sil
    5. Ana yorum sahibinin tezi; eğer ihraç konusu mallar veya ürünler üretilirken veya yetiştirilirken maliyet kaleminde döviz girdisi bulundurmuyorsa o zaman anlamlı oluyor ki bu saydıklarım Türkiye ekonomisinde geçerli değil.Çok övündüğümüz inşaat işinde bile yabancı ve yerli girdi oranı koca bir zarar ziyanı ortaya koymakta.Otomotiv gibi katma değerli endüstriler ise düz mantıkla lego alıp birleştirmekten ibaret neredeyse.

      Sil
  15. Hocam merhabalar. Benim sorum konuyla tam olarak alakalı değil.

    Finansal piyasalar yani borsalar birbirlerinden neden etkilenir? Yani DAX, Dow Jones gibi piyasalar düştüğünde BİST gibi, Bovespa gibi gelişmekte olan piyasalar neden onları izler? Küreselleşmenin bu etkisini tam olarak anlayamıyorum...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Küreselleşme, sermaye akımları açısından bütün dünyayı tek bir ülke gibi yaptı. Fonlar paralarını bütün borsalara dağıtıyor riski dağıtmak için. Sonra birisinde sorun çıktığın sorunu kapatabilmek için ötekilerde hisse satıp oralardaki kazancı realize ederek zararı kapatmaya çalışıyorlar. Böylece her taraf etkileniyor.

      Sil
  16. Hocam sizin oneriniz talebi dolayisi ile ekonomiyi sogutmak ve sonuc olarakda iktidarin secimlerde garantili olarak baraj sinirina dusmesinden geciyor. Olmayacak duaya amin demek gibi birsey. Ben sunu sormak istiyorum. Faizlerin 15e cikmasinda normalde yapacagi etkilet acisindan cok gec kalindigini, en fazla 8-9 ay idare edecegini ve enflasyonun, kurlarin tekrar kaldigi yerden devam edecegini iddia eden ekonomistler var. Siz ne dusunuyorsunuz bu konuda? Saygilar.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. dolara veya tl e verdiğimiz faizi yükseltip dışardan borç döviz alarak doları düşürmek borçla borç çevirmek mantıklı olurmu?

      Sil
    2. bir yıldız yakıtı bittiğinde üç şeyden biri olur; eğer küçükse yavaşça ısısı azalır soğur; eğer orta boysa; çekirdeğinin etrafında üretilen ısı artar yüzeyi bu nedenle şişer ve uzaya kütlesini akıtarak soğur; eğer yıldız çok büyükse ömrünün sonunda demir üretmeye başlar demir kendinden daha büyük atomlar üretirken ısı vermez alır; çikirdek soğur kütle çekim galip gelir yıldızın merkezi o kadar hızlı çökerki üretilen neredeyse kütlesi ve momentumu olmayan nötrinolar yılzın kabuğunu patlatarak bütün galaksi kadar parlayacak şekilde uzaya saçarlar...

      Sil
  17. Petrol fiyatı düşmezse istediği kadar artırsın faizi, kur 30 kuruş düşer geri 60 kuruş yükselir.. cari açık verdiğimiz sürece kurlar kalıcı olarak düşmez.. bir anda da yüksek teknolojili ürün ihracatına başlayamayacağımıza göre..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aselsan la ,vestel başlıyor yüksek teknolojili ürün ihracatına.

      Sil
  18. Piyasayi doğru okumazsak hamaset yaparak biz güçlüyüz doları yasaklayalim onlar düşünsün dersek daha çok kafamızı bir yerlere vurmaya hazirlansak iyi olur

    YanıtlaSil
  19. Piyasayi doğru okumazsak hamaset yaparak biz güçlüyüz doları yasaklayalim onlar düşünsün dersek daha çok kafamızı bir yerlere vurmaya hazirlansak iyi olur

    YanıtlaSil
  20. sayın hocam,ambargoyu delen bankalar arasında halkbankı ve denizbankı biliyorumda ,diger bankalar hangileri bilginiz varmı.birde sayın hocam bu muhtemel cezalar türkiye ekonomisini sarsabilirmi sizce.bu kadar çok olabilirmi gerçekten.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sn Şükrü Sert, "uzun" bir mesele bu.

      Sil
    2. Hocam evet bu konuya bir cevap lazım. Hangi bankalar daha bu işin içindedir ve bizim paralara birşey olur mu? Biri ambargoyu delmiş, biri ayakkabı kutusuna koymus, biri saati koluna geçirmiş, bize gelince bankadaki 3 kuruş kefen parasına el konulmuş durumu çıkmasa bari?

      Sil
  21. Kalıcı çözüm ler varsa, neden bu sıkıntılar çekiliyor.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. kalıcı çözüm doların cari açığımız sıfır oluncaya kadar yükselmesine izin vermek. bu durumda ithalat pahalanır ve ithalatımız düşer. cari açık nedeniyle oluşan dolar gereksinimizimiz olmaz. neden yapılmıyor. şu nedenle. dolar 5 tlolursa yaşadığımız suni refah sona erer iktidar seçimi kayberder. bu nedenle suni refah devam etsin isteniyor

      Sil
    2. İhracatı ithal girdilerle yapmıyor musun arkadaşım? SAdece kurla oynayarak cari açığın kapatıldığı nerde görülmüş. Pes.

      Sil
    3. pes filan değil. gerçek bu ihracaatı ithal girdiyle yapsak bile sıfırlanır çünkü ihraç ithalattan fazla olur. bir kar koyup satarsınız. buradaki sorun tüketim kalemlerindeki ithalatımız. petrol doğal gaz klima vs vs

      Sil
    4. İyi günler Hocam ve Arkadaşlar,

      Ekonomide 'kalıcı çözüm' (sadece Türkiye için değil) diye, bir şey olduğunu sanmıyorum. Karamsarlıktan değil. Dünya ekonomileri birbirine bağlı ve bağımlı, ekonomi aynı zamanda ülkelerin sosyokültürel ve doğal kaynaklarına da bağlı. Genel geçer ekonomi kuralları işlese de her zaman dalgalanmalar ve krizler olacaktır. Kurumları sağlıklı plan ülkeler bu krizlerden yeni düzenlemeler ve enstrümanlarla çıkarlar. Demek istediğim on yıl arayla gelen iki kriz birbirinin aynı olmaz. Kurumları zayıf ya da yanlı ülkelerde ise hatalardan öğrenme olmadığı için aynı krizi iki defa görmek mümkün olabilir. Bu günün doğrusu yarın eksik olabilir. En kalıcı çözüm ekonomiyi sürekli incelemek, değişimleri algılamak ve politikaları ön yargılardan arınmış bir şekilde yenileyip değiştirebileceğimiz bir sistem kurmak.
      Hocamın yazılarından benim çıkardığım, biz MB veya cari açığı kısacak önlemlerle ekonomiyi kontrollü bir şekilde soğutmazsak, ekonomi kendi kendini soğutacaktır. Türkiye'de şu an izlenen büyümeyi kurtaralım, yerli yabancı yatırımlar büyümeyi takip ediyor, bu şekilde bu darboğazdan çıkarız yaklaşımı eksiktir. Bu politikalarla kanımca hükümet ve merkez bankasının yapmadığını özel sektör yapacak ve ekonomide hatırı sayılır bir küçülme yaşayacağız. Ne zaman olur bilmiyorum, ama taşıma suyla değirmen dönmez.

      Saygılar ve sevgiler

      Sil
  22. Kalıcı çözüm biliniyor sa, neden başa dönülüyüyor.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çünkü kalıcı çözüm cesaret, kararlılık ve fedakarlık istiyor. Hatta bazen kendi inandıklarınızın tam tersini yapmanızı gerektiriyor. Mesela hukuk sistemini bugünkünün tam tersine döndürmeniz ve yargıyı tam olarak bağımsız yapmanız gerekiyor.

      Sil
  23. Hocam yorumlarınız devamlı faiz arttırımına yönlendiriyor ama bunun kalıcı çözüm olmadığını kendinizde belirtiyorsunuz. O zaman boşu boşuna faiz arttırmanın gereği yok. Bırakalım dolar değerini bulsun. Bu değer çok yüksek olursa, ithalatımız düşer. Bu da zarar sayılmaz. Ara malı olarak gelen ithal malın fiyatının artması bizi etkilemiyor zaten, ihraç ederkende dolarla gidiyor.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bazen bırakalım yerini bulduğunda kriz çıkar. Her zaman şans bizden yana olmayabilir. Unutmayın bu ülkenin bütün krizleri ya dövizden çıkmıştır ya da sonunda dövize gelip dayanmıştır.

      Sil
  24. Faiz artmasin insaatci zora girer bunu hic dusundunuz mu sn mahfi bey?
    yazilarinizi yazarken biraz sorumluluk almaya sizi davet ediyorum.
    Faiz artarsa ne olur ben size soyliyeyim
    insaat durur insaatci kaybeder
    issizlik artar
    enflasyon firlar

    Merkez bankasinin yapmasi gereken elindeki avucundaki dolari piyasaya vermek ayni sekilde siyasilerde bir kampanya yapip halkin elindeki dolari satmasini saglamak gerekirse bunun ucun kanun cikarmak olmali alin size cozum.Boyle basit cozumler varken niye faiz artsin? Faiz artinca gunah artiyor giybet artiyor enflasyon artiyor

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. merkez bankasının elinde 100 milyar dolar var. bu seneki borç 220 milyar dolar. merkez bankası yeni döviz bulamazsa bu borcu nasıl ödeyecek?düşük dolar değeri ile her ay 5milyar dolar borçlanıyoruz. bu borçlanma 500 milyar dolar kadar. nasıl ödemeyi planlıyoruz?

      Sil
    2. 1.işsizlik artarsa enflasyon kesin artar diye bir durum söz konusu değildir. Beklenen enflasyonun düşmesidir.(bkz:Phillips Curve)
      2. Eldeki avuçtakini vermek demek kırılganlığın artması demek ve mümkün olmayan bir yoldur bu.
      3.Halkın dolarını bozdurması, kanun yapılması... bu konuda diyecek çok şey var : ''Serbest piyasa koşuları'' yeterli olur tek başına sanırım.
      4.Allah'ından bul cahil

      Sil
    3. Mutahhit kardesim; bunu nasil anlatmali bilmiyorum ama yukselen faizin durmasi icin merkez bankasinin faizi arttirmasi gerekiyor

      @Mahfl Hocam, biraz sinyal etkisinden, rasyonel beklentilerden bahsedip faiz artisini frenlemek icin merkezin faizi arttirmasi gerektigini aciklamaniz mumkun mu?

      Sil
    4. belli ki kendiniz inşaatçısınız ama olaya daha geniş pencereden bakmak sorunun kökenine inmek ülkemiz için daha faydalı olacaktır.

      Sil
    5. Sizler kanseri aspirin ile tedavi etmeye çalışıyorsunuz.Faizi yükseltip borçlanarak keyifli lüks bir hayat sürmek istiyorsunuz.Bu sürdürülebilir değil.Acı ilacı içip (yapısal reformları hayata geçirip bir zaman sıkıntı çekerek) haddimizi bilerek şükrederek ancak düze çıkarız.Aksi taktirde torunlarımızda aynı afyonla devam ederler ve bir gün emir almaya başlarlar....

      Sil
    6. faizle gıybet doğru orantılıymış Mahfi Hocam

      Sil
    7. Bu ülke faiz takıntısından kurtulamadığı sürece çok sıkıntı çeker.

      Sil
  25. Mahfi hocam,bu konuya bir teknik analiz yorumu ile katkı yapmak istiyorum.TL faizi bir kaç yıl önce 11,50 düzeyinden başladığı düşüşü 8,5 düzeyine gelene dek sürdürdü.8,50 düzeyinde uzunca bir süre yatay hareket etti.Sonra tekrar yükselmeye başladı.11,50 düzeyine geldi.Bu harekete çanak formasyonu diyoruz.(Saucer).Formasyon gereği 11.50 seviyesinde bir zaman geçirdi.(Platform).Sonra yükselmeye başladı.Formasyon gereği hedef 14.50 düzeyi.Büyük bir olasılıkla bu seviyeye gelecek.Hemde kısa zamanda.Umarım bu bilgiler yararlı olur.Syg.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bern de soyle bisey yazayim kabul buyurusaniz TL yilbasinda 3.95 liraya kadar cikti 3.55ye kadar dustu burada yatay seyretti sonra yukselmeye basladi tekrar 3.95 bandina geldi formasyon geregi dolar tl paritesi 4.35i zorlayacak
      En iyi ihtimalle 4.25 bandi cok uzak olmayan bir ihtimal
      cunku
      1)fed faiz arttiracak aralikta
      2) belki hissediliyor belki hissedilmiyor ama Fed her ay piyasadan para cekiyor
      3) ABD de suregiden durusmasi aralik ayinda olacak malum dava

      Bu uc olay dolarin cok kisa zamanda 4lu cizgilerde seviye bulmasina yaptigim teknik takibe gore de 4.35e kadar yolu olabilecegini gosteriyor!

      Sil
  26. Hocam emeğinize sağlık.Hocam TL'nin değer kaybı karşısında yeni banknot basılması örneğin 500TL'lik Banknot ne anlama gelir teşekkür ederim.

    YanıtlaSil
  27. Halen devam eden OHAL uygulamasi da kuru yukarida tutuyor diye düşünüyorum. Her turlu ortam cok flu ve guvensiz. Yalniz, her kesimden halkin her seye ragmen fazlasiyla itidalli ve sabirli oldugunu saniyorum. Sizce de oyle mi, Hocam?

    Bir de Turkiye'de net yatirim pozisyonu hic pozitif olmus mudur? Turkiye'de yeterli sermaye olsaydi daha dogrusu elde olan sermaye insaat gibi katma degeri olmayan sektörlere degil de olan sektorlere harcansaydi bu rakam cok daha düşük olurdu zannediyorum.

    Ulusoy firmasinin bir sloganini hatirliyorum "her sey zamaninda".

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet tabii ohal normal bir hal değil. Normal haller dışındaki her hal uzadıkça sıkıntı yaratan bir unsur haline gelir. Yurtdışında bir ülkeye yatırım planladığınız düşünün o ülkede ohal olsun. Ne düşünürsünüz?

      Sil
  28. Merhaba Mahfi hocam, paylaşımlar için tşk. faiz ve usd 'nin bu dönemdeki ilişkisi nedir? 20 kasım tarihli yazınızı ve yorumları okudum. Yanlış anlamadıysam, faizin daha yükselme beklentisi var, faizin tutulmasının 6-8 ay sonra çıkan sonucunu faiz artışıyla görüyoruz. Bu arada usd. artıyordu, 21 Kasım'da düştü.Usd'nin olumsuz/olumlu haberlere uyumlu artış/azalış gösterdiği söyleniyor. Göstergelere göre Faiz artışıyla birlikte usd artışı da bekleniyor mu ? yoksa usd bu seviyede tutulabilecek mi?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Faiz artırımı geçici çözümdür. Eğer bu yaşanan sorunlar geçiciyse faiz artırımı bu dönemde sorunu çözer. Ama asıl çözümler farklı yerlerde.

      Sil
    2. Hocam itiraf edin,çözüm mözüm yok.

      Sil
    3. Sorunların yüzde 99'unun çözümü vardır. Çözümü olmayan çok az sorun var. Eğer dünyada yüzde 1 - 3 arasında enflasyon oranı olan ekonomiler varsa enflasyonun çözüm de var demektir. Bütün mesele doğru politikayı uygulamaktadır.

      Sil
  29. Hocam tl nin arkasındaki değer nedirki mb tl nin degerini bir şekilde koruyabilsin biz dünyaya ne verebilirizki dünya tl ye ihtiyaç duysun bunu anlamakta çok güçlük çekiyorum yani 1 usd 15 tl olsa biz neye dayanarak haksızlık var bu kadar ucuz olmaması lazım diyecegiz

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. O kadar değil. Türkiye ciddi biçimde üretim yapan bir ekonomi. İhracatımızın yüzde 90'dan fazlası sanayi ürünü ve bunların da önemli bir kısmı otomotiv sanayisi gibi imalat sanayiyle ilgili ürünler. Bizim sorunumuz farklı konulardan kaynaklanıyor. Biz sosyal çözümleri beceremiyoruz. Çünkü kafamız karışık. Mesela hukuk düzenimizi kuramıyoruz. Faize takıntımız var, eğitimi yanlış kurgulayıp bilim yerine inanç üzerine kurulu bir sistem yaratıyoruz. Öyle olunca sanayi üretimimizi tam olarak pazarlayıp geliştiremiyoruz.

      Sil
    2. Mahfi bey yuzde 90 ihracat icin yuzde kac mal ithal ediyoruz?

      Sil
  30. Üstadım değerlendirmeleriniz ve belirttiğiniz geçici önerileriniz değerli, ancak para politikasının temel unsurunun güven tesisi olduğu malumunuz. Neye hizmet ettiği belli olmayan OHAL şartları altında, olumsuzluklardan Merkez Bankasını ve uydurulmuş faiz lobisini suçlar ifadeler kullanmaya eğilimli bir yönetim tarzıyla güven tesisi imkansız. Piyasa bu belirsizlikleri fiyatlayamadığı gibi yukarılardan her an gelebilecek "zekice" yorumları bir korku filmi izler gibi takip etmekte ve pozisyon almaktadır. Popülist söylemler ile ekonominin dengesini bozanlar bir kaç ay sussalar, en azından piyasa dengesini sağlamak için bir fikir birliği oluşacağı kanaatindeyim. Şuan yatırımcı, finansçı ve iş dünyasında tek bir kurum dahi nereye gittiğimizi göremiyor. Ekonomi çok iyi demenin kahve sohbetlerinde ve seçim dönemlerinde geçerliliği var ancak işin uzmanları belirsizlikte beklemekten başka bir şey yapamıyor. Hep beraber bekliyor, öngöremiyor, yapısal önlemler alınmadan da bir çözüm olacağına inanmıyoruz. Saygılarımla.

    YanıtlaSil
  31. Çer çöp'ü dahi ithal eder hale geldik , en büyük gedik dış ticaret'te, faiz bu gediğin tuzu biberi sadece.

    YanıtlaSil
  32. Hocam yorum ve tespitlerinize yüzde yüz katılıyorum.Türkiye hakikaten bir kısır döngü içine girmiş durumdadır. Bence TCMB tam bir açmazdadır. Hükümet ile bağımsız karar alma arasına sıkışmıştır. Palyatif çözümler uygulayarak günü kurtarmaktadır. Fakat hocam sizin de ifade ettiğiniz gibi, bunun ekonomiye zararları orta ve uzun vadede büyük olacaktır. Sermaye hareketlerinin serbest olduğu bir ekonomide döviz kuru ve faizleri aynı anda kontrol etmenin imkansız olduğu ( imkansız üçlü : impossible trilemma) artık bilinen bir iktisadi gerçekken,İktisat bilimine sırtını dönüp hala TCMB politika faizini agresif bir şekilde artırmayıp kurla oynaşmaya devam etmek akıl karı değildir. Kimse kusuruma bakmasın ama çocuklarımızın iktisadi geleceğini ipotek altına alıp, Türkiye Ekonomisini içinden çıkılmaz bir hale sürüklemeye kimsenin hakkı yoktur. Hocam sizden özür dileyerek bu yorumu iki çoçuk babası bir iktisatçı olarak yapmak zorundayım. Sevgi ve saygılarımla yorumunuzu bekliyorum...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu "kisir donguyu" kimler yaratiyor sizce? Sene basinda 'dolar aldi basini gidiyor' nidalariyla merkez bankasina baskiyi acaba siyasiler mi yapti, 'financi'lar mi yapti? Sanki her birinin bankasi varmis gibi, ekonomide faizden baska kullanilabilecek bir arac yokmus gibi, her agizlarini actiklarinda 'faiz yukselmeli, siyasal baski var, TCMB (sanki siyasilerden bir beklentisi varmis gibi) sikiyorsa arttirsin faizi, arttiramiyor cok muskul durumda' diyerek TCMB'ye asil baskiyi yapip faizi arttirdilar. Sonuc? Simdi daha fazla arttirmasi lazimmis. Sonra kisir donguymus. Ne kisir dongusu, kisir olan bir sey yok, ama 90'lardaki faizlere, "ekonomimizin bel kemigi" bankalara hak ettikleri kari kazandirmakta. Gerci onlar faiz dusunce kazaniyor ama neyse. Sorun ariyorsaniz, sorun kuzu postuna burunmuslerden medet arayanlarda.

      Sil
    2. Mahfi Hocam burda yorumcu arkadaş sizede biraz taş atmış gibi ama hakkıda yok değil ne yalan söyleyeyim. Faiz arttırmanın getireceği birşey yok, neden arttırsın diyorsunuz bende anlam veremiyorum. Faizle çözülecek aşama geçildi çoktan.

      Sil
    3. Adsiz 13:14 Kuzu postuna burunlerden medet umanlara cevabiniz nedir ve kim onlar?

      Sil
  33. evet kurlarla oynayarak cari açığı düşürebilirsin. şöyle evet haraç mallarımız için ithalat yapıyoruz. ama ihraç ettiğimiz için cari açığa katkısı yok. bizim cari açık vermemmize neden olan şeyler tüketim maddeleri. klimalar otomobiller cep telefonları turistik geziler vs vs. dolar yükseldiğinde bunları yapabilenlerin sayısı alıcısı düşecek. bu cari açık sıfır oluncaya kadar devam etmek zorunda.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Tanerus8 bir verilere bakın isteseniz. Cari açığı oluşturan kalemler tüketim maddeleri miymiş?

      "evet haraç mallarımız için ithalat yapıyoruz. ama ihraç ettiğimiz için cari açığa katkısı yok." --> katma değer diye birşeyi hiç mi duymadınız?

      Sil
  34. tanerus 8 dolarla kurlarla oynayarak cari açık kapanır diye ısrar ediyor.böyle olduğunu düşünmeyenler ne yazıkki sahte refah devam etisn propagandasına inandırılan kimseler. tüketmeyeceğiz Mercedes almayacağız cep telefonu alamayacağız. et ithal etmeyeceğizayda ithalatımızı 5 milyar dolar azaltmak zorundayız. öyle yada böyle.tek bir şey işe yarar. doların yükselmesi. bizim paramızın değer kaybetmesi.bunun dışındaki propgandadır. ve bir işe yaramaz. yaraması için diğer önerilerin 10 yıllar geçmesi gerekir

    YanıtlaSil
  35. ihracaatı ithal girdilerle yapmanın cari açığı kapatmayacağını söylüyorsun. kapatır. örnekleyeyim. Renault için 10 bin dolarlık mal ithal edip renaultu 15 bin dolara satıyorsan ki durum böyle cari açık kapanır.bu matematik sadece. cari açığı büyüten tüketimimiz.cep telefonları gibi Mercedesler gibi.doğal gaz gibi. doğal gazı bile bir odada yakacağız. başka çaerimiz yok.ekonomistlerin bunu gözden kaçırmalarının nedeni iktidarla ters düşme korkusu.

    YanıtlaSil
  36. türkiyede yazan ekonomistler tv konuşmacıları türkiyenin car acık proplemini göz önüne almadan döviz üzerine yorum yapıyor ve öneride bulunuyorlarsa aslında bir şey söylemiyorlar demektir.dövizin ve tl nin olması gereken değerler kimse tarafından net olarak açıklanmaz. halbuki basit kural cari açığın sıfır olduğu durumda paralar gerçek değerni bulmuş demektir. türkiye sürekli cari açık verdiğine göre parası aşırı değerlidir diyebiliriz. bu duurmda tl düşmeli dolar yükselmeli sonucuna varabiliriz.

    YanıtlaSil
  37. Sayın Eğilmez, Türkiye' nin cari açığının büyük bir kısmını kapatan Reza Zarrab yok artık. Yerine başka birini bulmalıyız veya yaratmalıyız. Ekonomimiz uzun bir süredir sağlıksız, popülizm ile idare etmeye çalışıyoruz bu arada şeffaflığı yok ediyoruz. Topladığımız vergilerin nerelere harcandığı bile belli değil, Sayıştay raporları bile yok. Ülkemiz kara para ile çevrilmeye çalışılıyor. her yıl net hata / noksan tabir edilen , Ülkeye kayıtsızca giren / çıkan kara paranın açıklığa çıkması gerek ancak siyasi iktidar bunu engelliyor. Paranın yeşili / karası olmaz demeye getiriyor, şeffaflığı yok ediyor. Bence Ekonomimizin sağlığına kavuşturulabilmesi için, paranın yeşili / karası ortaya çıkarılması, şeffaflığın arttırılması ve ekonomiye güven (moral) getirilmesi ilk önlemlerdir, acaba eksik veya hatalı mıyım?

    YanıtlaSil
  38. Merhaba hocam öncelikle muhteşem yazınız için teşekkür ediyoruz. Bahsettiğiniz politika faizi o/n fonlama faizi midir acaba? politika faizi 8, o/n fonlama 9.25 olarak biliyorduk. "Para Politikası Kurulu kararıyla halen yüzde 9,25 olan politika faizini yüzde 9,25 ile yüzde 15 arasında belirlemeli ve bu aralıkta gelişmelere göre günlük faiz uygulamalıdır."

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim. Evet ben gecelik fonlama faizini böyle bir esneklikle uygulamayı savunuyorum.

      Sil
  39. Kotu para, iyi parayi kovar.

    Bu sozu hic duymus muydunuz?

    Eger duyduysaniz, hangi iktisadi gerekcelere dayandirilarak soylendigini kisaca aciklar misiniz?

    Insan dogasinin kotulugu de barindirmasiyla bir ilgisi var midir bu sozun?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Iyi para kotu parayi kovar diye de soz var.

      Sil
    2. Bu bir soz degil, ekonomide Gresham yasasi olarak gecen bir teoridir. Oldukca da bilindik, uzerinde calisilmis, eski bir ekonomik kuraldir.

      Sil
    3. Bu yazımda anlattım. http://www.mahfiegilmez.com/2014/09/ekonomi-evrensel-bir-bilim-midir.html

      Sil
  40. Değer kaybının cozumu icin ne zamana kadar bekleyecegiz TLnin degerlendigini ne zaman gorecegiz. Dövizimiz de yok. Yine mi hüsran? Buzdaginin arkası karanlık duruyor.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Doğru politikaları uygulamaya başlamadan ve riskleri artırmaktan vazgeçmeden TL'nin değerlenmesi tesadüflere bağlıdır.

      Sil
  41. Merhaba hocam SMMM Stajyeri ve takipçinizim. Sıradan SMMM olmak istemiyorum kendi çabalarımla kendimi geliştirmeye çalışıyorum. Ekonomi, hukuk ve analiz gibi diğer alanlarda da yetkin olmak istiyorum. Tabii taşrada yaşamamda benim için dezavantaj. Ne yapmalıyım?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İmkanınız varsa finans alanında yüksek lisans yapmayı deneyin.

      Sil
  42. [1]

    Sayın tanerus8,

    Türkiye’de yaşanmakta olan ekonomik kriz, ‘reel sektör’ krizidir. Yani, her sosyal tabakadan insanın tenine değen bir krizden bahsediyoruz. Kriz şu an, bazı tabakaları daha az sarsarken, bazı tabakaları daha çok sarsıyor. Özellikle, her boydan özel sektör şirketlerinin ‘döviz (ve kredi) borcu’ ve ‘ithalat ödemeleri’ yüksek olduğundan, kurda yaşanan her dalgalanma, bu şirket yöneticilerine saç baş yoldurmaktadır. Eğer TCMB, faizi arttırıp kuru sakin bir seyre acilen sokmazsa, bu sarsıntıların şiddeti daha da yükselecektir. Sarsıntıların yükseleceğini tahmin edebilmek için müneccim olmaya gerek yoktur.

    Yazdıklarınızın geneli; Dolar'ın değerinin yükselmesi, TL'nin değerinin düşmesi, bu durumun 'cari açığın' epey düşük seviyelere (ve hâttâ O'a -sıfıra-) kadar gelmesine kadar sürmesinin önüne geçilMEmesi gerektiği yönünde. Yani, 'faiz arttırımı'nın gündeme gelmesinin, problemi, daha da uzatacağı yönünde görüşleriniz var.

    Yine, kurdaki dengesizliğin artması ile, 'şu ürünü al(a)mayacağız', 'bu hizmeti al(a)mayacağız', 'turizm de epey yavaşlayacak' gibi toptancı ve telaşlı neticelere ulaşmışsınız. 'Eğer, TCMB, kurdaki dengesizliği giderebilmek umuduyla faizi arttırırsa, aynı kısır döngüyü yıllar boyu yaşayacağız.' savınız var. Bütün bu yazdıklarınızı hem kendiniz temellendirmeye çalışıyorsunuz, hem de başka iktisatçıların ve piyasa oyuncularının söylemlerinden kendinize malzeme çıkarıyorsunuz.

    Öncelikle, Mahfi bey'in yazısındaki şu 'yalın gerçeği' dikkatle okuyup, anlamalısınız: 'TL’nin dış değeri ya da döviz kurları denildiğinde Türkiye ekonomisinin iki sıkıntısı gündeme geliyor: (1) Bugünden başlayarak önümüzdeki bir yıl içinde bulmamız gereken döviz tutarı 210 milyar dolar (170’i vadesi gelecek olan borçlar, krediler, döviz mevduatları vb, 40 milyarı da muhtemel cari açık miktarı.) (2) Türkiye’nin uluslararası net yatırım pozisyonu açığı (döviz açığı) 440 milyar dolar. Bu iki göstergenin büyüklüğü “TL dış değer kaybına uğruyor, ihracatımız artacak, ithalatımız düşecek” gibi klasik söylemleri anlamsız kılıyor. TL’nin her kuruş değer kaybı dış borçları, açık pozisyonlarını, finansman imkânlarını bozarak dengeleri alt üst ediyor.'

    >>>>>

    YanıtlaSil
  43. [2]

    DEVAMI:

    Sayın tanerus8,

    Dolar'ın değerinin yükselmesi sonucunda Türkiye’nin: İthalat yaparken ödediği Dolar miktarı (gider) ile, ihracat yaparken kazandığı Dolar miktarı (gelir) arasında uçurum var. Kısaca, 'Dış Ticaret Açığı'nın çok ama çok yüksek olduğunu siz de biliyorsunuz.

    Bir diğer husus, Türkiye'nin, mevcut dünya konjonktüründe, kendi beyin ve emek gücüyle üretip dünyaya ihraç ettiği, çok para kazandığı ürünler, hizmetler, sektörler cılız, ve hâttâ yok denecek kadar az. Türkiye'nin böyle bir atılımı yıllar boyu olmadığı için, bundan sonra heveslenmenin de ümit edilen sonucu getirmesi çok muğlak gözüktüğü için, Dolar'ın yükselmesi sayesinde ülkenin elde edeceği ihracat geliri kadük kalmaya devam edecektir, çünkü ithalata ödediğimiz Dolar miktarı çok yüksek. Bu durum, özel sektör şirketlerini adeta boğuyor. İhracattan elde edilen gelir, hemen uçuyor, elde avuçta kalan miktar çok az.

    Son ve en önemli husus da, 'Türkiye'nin, önünde sonunda kendi ürün ve hizmetlerini yaratabilmesi için, Dolar'ın yükselmesi bir tür 'sopa', 'nizam getiren işlev' görecek' iddiası. Hayır, bu iddia, bomboş bir hayalden başka bir şey değil.

    Bakınız, Türkiye'nin özel sektörü, yaptığı ithal mallara birşeyler ekleyip bunları ihraç ederek, turnayı gözünden vuracağı rüyasıyla onyıllardır yaşayan bir ülke. Eğer, 'Dolar'ın yükselmesinin önüne geçebilmek için faiz arttırılmazsa 'cari açık' düşecektir.' savınızı dillendirmeye devam ederseniz, ithal ürünleri işleyerek ihracat yapan holding C.E.O.'larının, K.O.B.İ. sahiplerinin, fabrika müdürlerinin, kısacası özel sektörde işveren pozisyonunda bulunan yüzbinlerce patronun iki dudağı arasında istihdam edilen milyonlarca kişi, Dolar'ın yükselmesi sebebiyle, işten çıkarılacaktır. Çünkü bu patronlar, kurun yükselmesi sebebiyle ithalat ödemelerinin muazzam arttığını gerekçe gösterip, şirketlerinde en büyük maliyet kalemlerinden birini oluşturan işçilere, ya daha az maaş ödemeyi teklif edecek, ya da işten çıkardığını ilan edecektir. Bu karanlık günler yaklaşıyor, sosyal patlamaların başlaması an meselesi.

    Dolar/TL kurunun sakin bir seyirde devam etmesi için, TCMB'nin faiz arttırması şarttır. Eğer faizi arttırmazsa, özel sektör şirketlerinin bilançoları alt üst olacak, bunun faturası da işçilere kesilip (işten çıkarmalar artıp), sosyal patlamaların önü açılacaktır.

    Cari açığın düşürülmesini kendinize dert ederken ve 'Türkiye, kendi ürün ve hizmetlerini ne zaman üretip ihraç edecek?' gibi bir soruyu sorarken, faizi adeta bir ‘öcü gibi’ görmeniz, yanlıştır.

    SONUÇ:
    TCMB faizi arttırmazsa, Dolar'ın değeri yükselmeye devam edecek, böylece özel sektör şirketlerinin mevcut dış borcu daha da artacak + ithalat ödemeleri daha da yükselecek, bütün bu ağır maliyetleri omuzlarında taşıyamayan patronlar, en sonunda, işten çıkarmalara hız verecek, sosyal patlamalar başlayacak. Bu zincirleme etkiyi unutmayınız sayın tanerus8.


    Faiz arttırmanın geçici çözüm olduğunu söylemek ile 'faizi hiç arttırMAmak' arasında fark vardır.

    Hem TCMB tarafından faiz (acil) yükseltilmeli, hem de (siyaset sahnesi & özel sektör oyuncuları) yapısal reformlara (acil) başlamalıdır.

    Şu an Türkiye’de kimsede 'yapısal reformlara başlamak' gibi bir niyet gözükmediği için; en azından TCMB, faizi yükseltip, Dolar/TL kurundaki dalga boyunu kısaltmalı, sosyal patlamaların önüne şimdiden geçmelidir. Rasyonel düşünmek, bunu işaret ediyor.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. her iki paylaşımınızda matematiksel olarak sonuçsuz kalıyor. nedeni şu. car açık devam ettiği sürece borcumuz artacak 500 milyar dolar olan borcumuz 1 trilyon dolara çıkacak ve iflas edeceğiz.doların yükselmesi ile ihracatımız artar ama diyelimki özel nedenlerden dolayı artmıyor. ama ithalatımız öyle yada böyle düşecek. bol bol aldığımız tüketim maddelerini otomobilden muza kadar artık satın alamayacağız.ihracaat için satın aldığımız hammaddeleri almaya devam eedeceğiz. ihracaatta kullandığımıza göre bir sakınca da oluşturmayacak. peki sosyal sorunlar baş göstercek işsizlik artacak vs. evet öyle olacak.türkiyeyi yönetenler borçla aldıkları parayla suni bir refah yaratmışlardı. bu refah zinciri bozulacak. şimdi bozulmazsa ilerde yine daha katmerlisi olarak bozulacak. örneğin Yunanistan . maaşları reel olarak düşürdü. yani 1000 Euro olan maaşlar 750 Euro ya indi. hemde solcu biri tarafından indirildi.onların çektiği acının daha katmerlisini biz çekeceğiz.

      Sil
    2. ve adsız arkadaşım türkiyenin sürekli borcunun artmasına ve bunun ne zaman nasıl ödeneceğine dair bir açıklamanda elbette yok. bunu konuşan yazan hiç bir ekonomist de yazmıyor yazamıyor. herkes birbirini taklit ettiği içinde reel sektör geçişkenlik faiz şu bu deyip herhangi bir şey söylemiyorlar aslında

      Sil
    3. UYARI:

      Prof. Daron Acemoğlu: 'Türkiye'de ekonomik patlama yaşanmasından korkuyorum!'


      Prof. Daron Acemoğlu bu yıl ikincisi verilen Rahmi Koç Bilim Madalyası'nın sahibi oldu.

      Koç Üniversitesi tarafından, Türkiye'nin yetiştirdiği, evrensel bilgi birikimine katkıda bulunan, başarılı ve öncü bilim insanlarını ödüllendirmek ve bilimin gelişmesini teşvik etmek için başlatılan ödül bu yıl iktisadi, idari, sosyal, insani bilimler ve hukuk kategorisinde verildi.

      Prof. Acemoğlu, Massachusetts Teknoloji Enstitüsü'nde ekonomi profesörü. Hayli ses getiren 'Ulusların Düşüşü: Güç, Refah ve Yoksulluğun Kökenleri' kitabının yazarı. Uluslararası onlarca ödülün sahibi.

      Acemoğlu ile ödül töreni öncesinde Türkiye'nin ve dünyanın hali, ekonomi ve demokratikleşme üzerine söyleşi yaptık.

      SORU: Geçen yıl Türkiye'de basına baskının şiddetlendiğini, akademik özgürlüğün kaybedildiğini, AB'den uzaklaşıldığını vurgulamış; siyasette ve ekonomide durumun acil olduğunu ve düzeltmek için çok az vakit kaldığını söylemiştiniz. Bugün neler söylersiniz?

      ACEMOĞLU: İyileşmediği kesin. Totariterliğe doğru hızla gidiliyor. Medyanın durumu ortada. Medyanın görevini yapması için iki durumun varlığı gerekli. Fiili özgürlük ve korkunun olmaması. Türkiye'de ne yazık ki ikisi de vahim. Özellikle 15 Temmuz darbe girişimi sonrası giderek arttığını kaygı ile izliyorum. Ekonomide de durum iyi değil. Türkiye'de 10 yılda olan büyüme, var olan sistemin bir sonucu. Kredi ile, hükümetin harcamaları ile gelen bir büyüme. Sağlıklı değil, üstelik dengesizlikleri artıran bir sistem. Oysa Türkiye, genç ve dinamik nüfusu ile üretkenliği hızla artırması lazım. Önümüzdeki aylarda ekonomik bir patlama yaşanmasından korkuyorum doğrusu.

      SORU: Türkiye Batı’dan uzaklaşıyor. Bunun olası sonuçları nedir?

      ACEMOĞLU: Evet, Türkiye, Batı'dan uzaklaşıyor ve bu son derece net görünüyor. Batı'ya sırt çevirmemek iki açıdan önemli. Birincisi; içinde bulunduğumuz çağın gerçekleri teknolojik olarak sürekli bir yenilenme yaratılması üzerine. Bu ise Batı kaynaklı, arge ve teknoloji buradan doğuyor.

      İkincisi; Türkiye'nin kurumsal gelişmesi için de Batı ile yakın olması gerekiyor. Türkiye için tek yol demokrasi. Ve demokrasinin de, Trump'a rağmen, en büyük destekçisi hâlâ Batı. Bu yüzden Doğu'ya yönelmek doğru değil. Batı'ya sırtını dönüp Suudi Arabistan ya da Rusya ile yakınlaşmak demokrasiyi güçlendirmez.

      Bugün ABD, tarihinin en büyük krizini yaşıyor Trump yönetimi ile birlikte. Son 60 senedir hiç olmadığı kadar vahim durum. Ama medya, Washington Post, New York Times gibi gazeteler Trump'ı teşhir edecek kötü politikalarını eleştiren yazıları sürdürüyorlar. ABD'de yargı sistemi hâlâ çok bağımsız.

      SORU: Dünyada otokratik rejimler, milliyetçi, ırkçı söylemler artıyor. Çıkış için ne öneriyorsunuz?

      ACEMOĞLU: Çok korkutucu bir dünya, geri dönmemiz lazım. Bazı şirketler çok zenginleştiler ama çoğu bu gelişmenin dışında kaldı. İnsanlar işlerinin yürümediğini, gelişmediğini gördüler, hâttâ büyük kayıplar yaşadılar, işsiz kaldılar. Büyük bir mutsuzluk, tatminsizlik ortaya çıktı. Ve bu tatminsizlik; popülist, milliyetçi, 'sistemi dışardan desteklediğini savunup aslında hiçbir çözüm getirmeyen' demagoglar için büyük bir fırsat yarattı. Birçok ülkede demokrasiden çok ciddi geri adımlar atılıyor; ekonomi tamamen değişiyor. Yeni teknolojiler, robotlar, yapay zekâ, küreselleşme tamamen değişiyor. Terörizm artıyor, kitlesel göçler yaşanıyor. Tüm bunlar dinamikleri de değiştiriyor. Her ülke bir arayış içinde. Bunlar, devletlerin daha güçlü olmasını gerektiriyor, iş piyasalarını buna göre yeniden şekillendirmesi gerekiyor. Ama aynı anda sivil toplum güçlenmez ise her şey daha da kötüye gider. Bunu unutmayalım.

      http://www.cumhuriyet.com.tr/koseyazisi/872545/_Ekonomide_kisa_surede_patlamadan_korkuyorum_.html

      Sil
  44. Hocam haklisiniz da hukumet her strateji degistirdiginde olan sirketlere oluyor.

    Orta olcekli bir sirketimiz var. 2013 oncesi yabanci kur uzerinden borc aliyorduk: faizi dusuktu, bu sayede yatirim yapabiliyorduk, ki bankalar da zaten TL kredi vermeye pek yanasmiyorlardi diyebilirim. 2013'ten sonra baslayan dalga ile acayip kambiyo zarari yazdik (hatta o zamandan beri kur zararindan kurumlar vergisi odemiyoruz). Hukumet oyle veya boyle faizi dusuk tutup kur ve enflasyona ne olursa olsun politikasini tercih etti.

    Su an borcumuzun nerdeyse tamami TL. Her ne kadar bankalar TL kredi vermemek icin takla atip her turlu pisligi yapsa da TL kredi aliyoruz, cunku hukumetin stratejisi belli. Birdenbire faizi yukseltip kur'u sabit tutma stratejisine donerlerse tekrardan bankalara yine tonla para verip kredileri TL'den yabanci kur'a donmek durumunda kalacagiz.

    Dusuk faiz yuksek enflasyon devam etse bile borc kapatip tekrar istihdam artirmamiz 10 sene alacak, bir de faizi yukseltip buyumeyi dusururlerse durumumuz allah kerim. Acikcasi faiz yukselmesin diye dua ediyoruz :). Ki bizden daha fena durumda olanlar cok, insanlar depresyonda.

    Bir de bankalarin durumu iyi degil, batmis kredilere karsilik ayirmiyorlar, hukumet ayakta tutuyor diye haber aliyoruz. Bir yandan allah belalarini versin, beter olsunlar diyoruz; senelerce reel sektore kan kustururken gidip elalemin alti bos satinalma finansmanina para verdiler. Obur taraftan ayni gemide oldugumuzu hatirliyoruz. Allah sonumuzu hayir etsin ne diyelim..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aklın yolu birmiş. Bende şimdi ihracatçılar için TL kredilerin cazip olabileceğini düşünmüştüm.

      Nasıl Hazinenin fazla talebi faizleri yukarı itiyorsa, ihracatçıların da TL kredi talebi aynı etkiyi yapıyor olabilir.

      Sil
  45. Gerçek tedavi için ciddi anlamda dönüşüm şart.

    YanıtlaSil
  46. Hocam isim vermek istemiyorum ama bu konu hakkinda yanlis bilgi sahibi gazeteciler de var. Bir yaziya denk geldim iceriginde bize ne dolardan diyordu.

    YanıtlaSil
  47. Üretim odaklı, ihracatın ithalattan daha hızlı arttığı bir ekonomik düzeni ben de savunuyorum.

    Çok değerli bir TL ile bunun mümkün olmadığını, faizlerin düşük paranın bol aktığı dönemler de bile ortalama enflasyonun 8ler seviyesinde seyrettiğini gördük. Neredeyse bir yılda 100 milyar cari açık veriyorduk, keyfimiz yerinde dediğimiz günlerde.

    Ah vah dediğimiz 2017 yılında altın ve enerji kalemlerini ithalat ve ihracat rakamlarından çıkarırsak 1 milyar dolar gibi cari açık ortaya çıkıyor. (Dünya Gazetesi Alaattin Aktaş yazıları)

    1 milyar USD lik bir cari açık ile 2017 yılını yüzde 6 lık bir büyüme, Bir buçuk milyon istihdam artışı ile kapatacağız.

    Bu bir güzelleme değil.

    İstihdam sanayi artışına dayalı değil ama keşke o yıllarda da yerli üretime bu kadar destek verseydik, 70, 80 milyar USD cari açık vermeseydik.

    Döviz sıkıntısına girebileceğimiz için yerli üretime ağırlık veriyoruz. Neyse umarım bu sıkıntıdan güçlü bir üretim ekonomisi doğar.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. istihdami arttirmanin yolu tuketim!

      Sil
    2. Tüketim olmazsa bu sistemde hiç bir şey olmaz tabi. Ama daha çok dış tüketimin (ihracatın) payı artsın GSYH'da.

      Sil
    3. Evet uzakdoğu modeli ihracata yönelik üretim ama bunun için en azından başlarda iç tüketimin yüksek olmaması lazım. Bizde iç tüketim GSYH'nin % 70'i. Gelişmiş ülkelerde de % 70.

      Sil
  48. Hocam merhaba. Yüksek lisans tezim için devletin iktisadi rolüne ilişkin görüşlerini inceliyorum ve daha önce Türkiye'de uygulanmamış olan iktisatçıların devletin rolüne ilişkin görüşleri hakkında anket çalışması yapacağım. Sizden ricam aklınızdaki ekonomik sorunlar ve soruları yazabilir misiniz? Lütfen Hocam çok güzel bir çalışma olsun istiyorum yardımınızı esirgemeyin 🙏

    YanıtlaSil
  49. Rezerv Opsiyon Mekanizmasıyla iliskilendirdigimizde nasıl şey söyleyebiliriz?

    YanıtlaSil
  50. Mahfi hocam bir kamu bankasının genel müdürünün ve ünlü bir sanatçımızın eşi olan işadamının eski müttefikimizin ülkesindeki davalarının TL/döviz kurundaki etkisi nedir?

    YanıtlaSil
  51. Mahfi hocam bir kamu bankasının genel müdürünün ve ünlü bir sanatçımızın eşi olan işadamının eski müttefikimizin ülkesindeki davalarının TL/döviz kurundaki etkisi nedir?

    YanıtlaSil
  52. Siz enflasyonun onumuzdeki aylarda yukselecegini dusunuyor musunuz?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Geçici düşüşler olsa da yükseliş trendinde görünüyor.

      Sil
  53. bağımsız yargımız olsaydı türkiye suriyeye bulaşmasaydı merkez bankasıda bağımsız olsaydı vs bile eğer cari açık veriyor ve bu ayda 6 milyar dolar seviyelerini buluyorsa bir gün proplem patlak verir.burada işsizliğin artması fabrikaların kapanması vs bunlar ciddi sorunlar değildir. asıl sorun dış borcunuzdur. firmalar kapanır bir süre sonra yenileri açılır. ama borç oldukça gfiaz ödemeye devam edersiniz

    YanıtlaSil
  54. Borsanin direnc noktasi dusuk fed baskani degisti.Avrupa sahin kararlar alabilir kisaca tlnin kotasyonu yukari yonlu olabilir

    YanıtlaSil
  55. Hocam,“bize ne dolardan biz TL’ye bakalım” demek sonuç,Dolaylı vergilerden girdisini/Çıktısını mı anlamıyor.

    YanıtlaSil
  56. Robot teknolojisinin konuşulduğu dünyada döviz tartışmak da nedir?

    YanıtlaSil
  57. Mahfi hocam. Öğretmenler gününüz kutlu olsun. Bize çok şey öğrettiniz.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Estağfurullah, çok teşekkür ederim.

      Sil
  58. burada bir çok kişi dövizin değer kazanması ve tl nin değer kaybetmesi ile cari açığın sıfırlanmayacağını iddia ediyorlar.bu iddiayı neye dayandırdıklarıda belirsiz.bir iddiaları var. biz ihracaat için dışardan ithalat yapmak zorundayız. bu cari açığı artırıyor. saçma bir mantık . abd de bor madenini bizden alıyor ama işleyip satıyor ve para kazanıyor. bizde renaultun parçalarını fransadan ithal ederiz ama bunu türk parçaları ile birleştirip araba yapar döviz kazanırız. bu basit şeyi anlayamamak enteresan bir şey. diğer bir konuda cari açığı kapatma zorunluluğumuzun anlaşalımaması. bir insan her ay açık vererek yaşayablirmi. devletlerde yaşayamaz. 500 milyar dolar borç %4 faizle 20 milyar faiz ödediğimi,z anlamına gelir. borcu borçla çevirmek çözüm değil öteleme sadece. ama sınıra geldik..merkez bankası faizleri artırsın dolara faiz verelim yada dolar bozdurup tl olarak yatırsınlar borçlarımızı ödeyelim. bu nasıl mantıkdır?

    YanıtlaSil
  59. Hocam, biraz önce bilgisayarımda 26.04.2016'da yani 1,5 yıl önce yaptığım şöyle bir hesap buldum: 1 ons altın: 1240 $ 1 USD: 2,84 TL

    1 gram altın: 1240/31,1x2,84: 113,2 TL.

    Sonra da bugünkü gram altın fiyatına baktım, 163 lira. 1,5 yılda 50 liracık artmış. Bir şey değil aslında. Bu kadar büyüyen bir ekonomide altın fiyatı da bu kadar büyümüşse bu iyi bir şey değil mi?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ne kadar büyüyor ekonomi?

      Sil
    2. Hocam, 1,5 yılda altın fiyatı bu kadar büyümüşse ekonomi de aynı oranda büyümüşse:

      113 50
      100 x

      X= 100x50/113= %44 büyümüş olması gerekir kabaca.

      Sil
  60. hocam, dolar endeksi 95 puan bile değil yani henüz güçlü dolar yok. bana göre bizim kendi içsel iktisadi ve siyasi kırılganlık seviyelerimiz yüksek olduğu için dolar yükseliyor ya da daha doğrusu türk lirası değer yitiriyor ve dolar değer kazanmış görünüyor. ne dersiniz hocam. sizce dolar mı değerleniyor yoksa türk lirası mı değer yitiriyor?. saygılar..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Dolar değer kaybediyor. Yılbaşında 107 idi şimdi 92,76. TL daha hızlı değer kaybettiği içi,n Dolara karşı da değer kaybediyor.

      Sil
  61. Üşüyen vatandaş24 Kasım 2017 18:57

    Kış da geldi ısınmak da sorun.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. korkma! partin yaninda yeterki partine gonul ver

      Sil
  62. Tcmb faiz artıramaz, faizi artırsa hiçbir işe yaramayacağını görüyor olmaları gerekir. Şu an yapılacak bir faiz artışı önümüzdeki dönemlerde stagflasyona davetiye çıkarır... bu kadar net..
    işin psikolojik boyutu çoktan ekonomik boyutunun önüne geçmişken , ekonomi bilimiyle ilgili bir araçla oynayıp insanların risk algısını düşüremezsiniz, sadece zaman kazanabilirsiniz..
    Hal böyleyken işin sonu nereye varacaksa varır deyip, en azından büyüme verisini yüksek tutmaya çalışmakta bir yöntem olarak şekillenir..ki bence gidişat o yönde.. bunun sonucu çok büyük çileler çekilir, deyim yerindeyse iğnenin deliğinden geçeriz , ama düzeliriz ve emin olun işte o zaman gerçek kalkınma ne demek zenginleşme ne demek görmeye başlarız.. ( bu yazı kesinlikle yatırım tavsiyesi içermemektedir)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Son derecede yanlış bir değerlendirme, umarım kimse yatırım tavsiyesi olarak almaz.

      Sil
  63. hocam maalesef iktidar partisi ekonomiyi bilmiyor.. onlar istiyorlar ki dünyada boşta parası olan (yani fabrika vs. yatırım yapmak istemeyen portföy amaçlı kaynağı olan) bunlara düşük faizli borç versin.. portföy yatırımcısının amacının maksimum getiri karşılığı makul düzeyde veya sıfır risk olduğunu anlayamıyorlar. ülkenin risk primi ortada, siyasi durumun belirsiz, deflasyon olan dünyada enflasyonun pençesindesin, sınırının dibinde savaş var, 4 milyon mülteciyi besliyorsun, cari açık patlamış.. kim senin neyine güvenip buraya para bağlayacak? 2TL den $ bozan zararda, 3 TL den bozanda zararda, sen diyorsun ki 4 TL den de boz tahvilimi al. adamlar faizi arttır deyince de bunlar faiz lobisi kanımızı emiyorlar diye söylenip duruyorlar. o zaman niye borç istiyorsun, cari fazla ver, teknoloji üret, katma değerli üretim yap ve ihraç et..

    YanıtlaSil
  64. (1)

    Sayın tanerus8,

    Şunu anlamalısınız: Hükümet oy kaybetMEmek için ve özel sektördeki yüzbinlerce şirket, omuzlarında her geçen gün ağırlaşan ‘kur yükselişi’ sebebiyle; sizin yazdıklarınızı yapmaz. Siz; ‘olması gerekeni’ kendi kafanızda ilan etmişsiniz, fakat ‘olanları’ ısrarla görmek istemiyorsunuz.

    Bir kez daha hatırlatalım; TCMB, faizi arttırmak zorunda kalacak.

    Size (umarız son kez) ayrıntılı şekilde izah edelim:

    ‘her iki paylaşımınızda matematiksel olarak sonuçsuz kalıyor. nedeni şu. car açık devam ettiği sürece borcumuz artacak 500 milyar dolar olan borcumuz 1 trilyon dolara çıkacak ve iflas edeceğiz.’

    Matematik hesabıyla ortaya çıkan sonuçta herhangi bir hata yok. Mesele; tarafların nasıl kararlar alacağı, krize çözüm için hangi hamleleri yapacağı.

    Cari açığın yüksek olduğunu, biz de biliyoruz.

    Borç arttıkça iflasın geleceğini, biz de biliyoruz.

    Burada mesele; (matematik hesabı sonucu da apaçık ortadayken) taraflar nasıl kararlar alıp, ekonomiyi düzlüğe çıkaracak. Bu noktada, sizle ve görüşlerinden yararlandığınız iktisatçılarla ayrılıyoruz.

    Faiz, ‘öcü’ değildir. Kalbinde problem olan ekonomiye by-pass ameliyatı yapmak, ‘faizi yükseltmekle’ mümkündür. Yetmez. Ekonominin ayağa kalkıp, sağlıklı, dinamik olabilmesi için asıl tedavi; ‘yapısal reformlar’dır. Şu an Türkiye’de kimsede ‘yapısal reformlara başlamak’ gibi bir niyet gözükmediği için; en azından TCMB, faizi yükseltip, Dolar/TL kurundaki dalga boyunu kısaltmalı, sosyal patlamaların önüne şimdiden geçmelidir. Rasyonel düşünmek, bunu işaret ediyor.

    Dolar/TL kuru yükselmeye devam ettiği müddetçe, şirketlerin maliyet kalemleri de yükselecek, bu da nihayetinde, enflasyonun daha da yükselmesine ve işsizlik artışına yol açacak. Ekonomi daralmaya devam ettiği sürece, hükümet, bu durumun oy oranlarında düşüşe yol açacağını şimdiden görüyor. Şu günlerde hükümet, faizin düşürülmesi yönünde TCMB’ye aba altından sopa gösterse de, kurdaki dalgalanma arttıkça, en sonunda pes edip TCMB’ye bağırmayı eskisi kadar yap(a)mayacak. Yanlış yolda olduğunu, hükümet, er ya da geç anlayacak. Bunları tahmin edebilmek için müneccim olmaya gerek yok. Reel sektörde muazzam daralma var, ekonomik gidişat iyi değil, böyle devam ettiği sürece hükümetin kaybedeceği oy oranı fazla, hükümet bunun farkında. Bu nedenle hükümet er ya da geç, faiz konusunda TCMB’yi köşeye sıkıştırmaktan vazgeçecek. Bunu unutmayınız sayın tanerus8.

    ‘doların yükselmesi ile ihracatımız artar ama diyelimki özel nedenlerden dolayı artmıyor. ama ithalatımız öyle yada böyle düşecek. bol bol aldığımız tüketim maddelerini otomobilden muza kadar artık satın alamayacağız.’

    Her malzemesi yurtdışında üretilmiş, yani Türkiye’de hiç işlem görmemiş pek çok ürün (çoğu elektronik cihaz), yine ithalat yoluyla Türkiye’ye gelmeye devam edecek. Fakat, kurlardaki yükseliş sebebiyle, satış fiyatları çok yüksek olacak. Maddi gücü yerinde olanlar, alacak; olmayanlar, almayacak.

    ‘ihracaat için satın aldığımız hammaddeleri almaya devam eedeceğiz. ihracaatta kullandığımıza göre bir sakınca da oluşturmayacak.’

    Yanılıyorsunuz.

    Öyle devasa sakıncalar oluşturacak ki.

    Siz, ‘üretim maliyetleri’ kavramını ya hiç duymamışsınız, ya duyduğunuz hâlde hiç bahsetmiyorsunuz.

    Bakınız; yurtdışından hammadde, ara-malı, sermaye malı, yarı-işlenmiş mamûl vb. ithal edip, bunları kendi işletmelerinde, kendi fabrikalarında işleyip, yeniden yurtdışına ihraç eden şirketlerin maliyetlerini ‘göz ardı edemezsiniz’. Bütün bu ‘girdi maliyetleri’nin, ‘üretim maliyetleri’nin döviz cinsinden karşılığı ‘Dolar’dır.

    >>>>>

    YanıtlaSil
  65. (2)

    DEVAMI:

    Size yukarıda yazmıştık, yeniden ama daha dikkatli okuyunuz: Türkiye’nin, mevcut dünya konjonktüründe, kendi beyin ve emek gücüyle üretip dünyaya ihraç ettiği, çok para kazandığı ürünler, hizmetler, sektörler cılız, ve hâttâ yok denecek kadar az. Türkiye’nin böyle bir atılımı yıllar boyu olmadığı için, bundan sonra heveslenmenin de ümit edilen sonucu getirmesi çok muğlak gözüktüğü için, Dolar’ın yükselmesi sayesinde ülkenin elde edeceği ihracat geliri kadük kalmaya devam edecektir, çünkü ithalata ödediğimiz Dolar miktarı çok yüksek. Bu durum, özel sektör şirketlerini adeta boğuyor. İhracattan elde edilen gelir, hemen uçuyor, elde avuçta kalan miktar çok az.

    Üretim yapabilmek için ithal etmek zorunda olduğu ürünlere Dolar’la ödeme yapan bir şirket, kur yükseldikçe, fabrikasında işleyip satışa hazır hâle getirdiği bu ürünün ‘son kullanıcıya ulaşan satış fiyatını’da yükseltmek zorunda. Yani, kurdaki her yükseliş, bütün bu şirketlerin ihracat fiyatlamalarını otomatikman yükseltiyor. Bunları göz ardı edemezsiniz sayın tanerus8.

    Şöyle düşününüz; bir ekmek fırını. ‘Un’a zam gelirse, müşteriye sattığı ‘ekmek’in fiyatı da zamlanır.

    Yurtdışından hammadde ithal eden şirketlerin (ödemeyi ‘Dolar’la yapıyorlar!) omuzlarında ağırlaşan ‘kur yükselmesi’ neticesinde, bu şirketler, bu hammaddeleri işleyip satışa hazır hâle getirdiğinde, ‘son satış fiyatını da yükseltmek zorunda’. Buna, ‘kur geçişkenliği’ denir.


    ‘peki sosyal sorunlar baş göstercek işsizlik artacak vs. evet öyle olacak.türkiyeyi yönetenler borçla aldıkları parayla suni bir refah yaratmışlardı. bu refah zinciri bozulacak. şimdi bozulmazsa ilerde yine daha katmerlisi olarak bozulacak.’

    Hükümet şu an, oy kaybetMEmek için uğraşıyor. Adeta kâbuslar görüyor.

    Bu yazdıklarınız; ortada, hükümet mükümet bırakmaz.

    Sizin gördüklerinizi hükümet de görüyor.

    Bahsettiğiniz bütün bu bozulmaların önüne şimdiden geçebilmek için, oy kaybetMEmek için, TCMB’ye bağırmaktan er ya da geç vazgeçecek hükümet. Gidişat bu.

    ‘örneğin Yunanistan . maaşları reel olarak düşürdü. yani 1000 Euro olan maaşlar 750 Euro ya indi. hemde solcu biri tarafından indirildi.onların çektiği acının daha katmerlisini biz çekeceğiz.’

    O kadar karanlık günlerin gelmekte olduğunu, hükümet de görüyor, sayın tanerus8. Bunları sadece siz görüyorsunuz zannetmeyiniz.

    Hükümet, sırf oy kaybetMEmek uğruna, şimdiye kadar inatla hayır dediği, karşı çıktığı pek çok iktisadi hamleye ‘olur’ demeye mecbur kalacak, göreceksiniz. Hükümetin (en azından 2019’a kadar) tek endişesi, oy oranının düşmeMEsi.

    ‘ve adsız arkadaşım türkiyenin sürekli borcunun artmasına ve bunun ne zaman nasıl ödeneceğine dair bir açıklamanda elbette yok.’

    Kusura bakmayınız, bunu siz uyduruyorsunuz. En önce, kendinizi, ‘faizi öcü kabul etmek’ten kurtarmanızı öneriyoruz.

    TCMB faizi yükseltip, kalp ameliyatını tamamlamak zorunda. Eğer bu ameliyat gecikirse, ekonomiyi büsbütün kaybedeceğiz. Bunu aklınızdan çıkarmayınız sayın tanerus8.

    ‘Yapısal reformlar’ı ciddiye alanların sayısı çoğalmadığı müddetçe; siz, ‘çözüm üretmiyorsunuz’ gibi ifadeleri bir itham gibi kullanmaya devam edecekmişsiniz gibi gözüküyorsunuz. Umarız yanılırız.

    ‘bunu konuşan yazan hiç bir ekonomist de yazmıyor yazamıyor.’

    Hem cari açığın, hem dış ticaret açığının ve hem de bütçe açığının tehlikeli boyutlara ulaştığını bas bas bağıran, ve çözüm yolları için modeller öneren, dile getiren, uyarı üzerine uyarılar yapan o kadar çok iktisatçı var ki. Yazanlarla, yazamayanları, bir çuvala doldurup karıştırmayınız sayın tanerus8.

    >>>>>

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. adsız arkadaşım. girdi maliyetlerinin artması şirketlerin iflas etmesi işsizliğini büyümesi vs gerçek sorun değildir. ama öyle ama böyle o dedikleriniz faiz artsada bir kaç ay sonra yine olacak. faiz takıntımda yok.burada temel sorun türk ekonomisinin her ay 5 milyar dolar kadar borçlanması. bu borcun nedenide değerli türk lirası. ilk önce bunun sıfırlanması gerek.acil serviste alınacak önlem bu.sıfırlandıktan sonra sizin alacağınız yapısal tedbirler her neyse onlar yada faizin durumu yeniden konuşulur. ama önce aşırı tüketimin önüne geçmek zorundayız. petrol doğal gaz dahi tüketmeyeceğiz. gerekirse üşüyeceğiz. yapısal tedbirdediğinizin aslı bu. yoksa onlarca yıl sonra katma değeri yüksek ürün yapacakmışız inavasyon yapacakmışız vs bunlar ipe un sermek.

      Sil
  66. (3)

    DEVAMI:

    ‘herkes birbirini taklit ettiği içinde reel sektör geçişkenlik faiz şu bu deyip herhangi bir şey söylemiyorlar aslında’

    ‘Kur geçişkenliği’ var, hem de nasıl! Yukarıda yazdık size, dikkatle okuyunuz dedik defalarca. Kurdaki yükselme sebebiyle ‘girdi maliyetleri’, ‘üretim maliyetleri’ artan bir şirket sahibi, ürünlerini son kullanıcıya ulaştırırken biçtiği son satış fiyatını da yükseltmek zorunda. Ekonominin en temel kurallarından biridir bu; ülke, ideoloji, din, hükümet ayırtetmeksizin.

    Siz, kızgınlığınızı, yanlış kişi veya kişilere yöneltiyorsunuz sayın tanerus8.

    Önce ‘faizi öcü gibi görmek’ten vazgeçmenizi öneriyoruz.

    Sonra, ‘yapısal reformlara’ başlamayı inatla geciktirenlere kızgınlığınızı yöneltmenizi öneriyoruz.

    ‘burada işsizliğin artması fabrikaların kapanması vs bunlar ciddi sorunlar değildir.’

    Uyduruyorsunuz.

    Hem de o kadar ciddi sorunlar ki.

    Hükümet, oy kaybetMEmek için; işsizliği azaltmanın yollarını arıyor, fabrikaların kapanMAmasının yollarını arıyor. Bulacağa da pek benzemiyor. Niçin? Çünkü faizi ‘öcü’ olarak görüyor, ve ‘yapısal reformlar’ı hiç ciddiye almıyor.

    ‘burada bir çok kişi dövizin değer kazanması ve tl nin değer kaybetmesi ile cari açığın sıfırlanmayacağını iddia ediyorlar.’

    Uyduruyorsunuz.

    Size, ‘hükümet oy katbetMEmek için, buna izin vermez’ diyoruz. Siz ise, boş boş ithamlar yazıyorsunuz.

    Sırf ‘ekonomik büyüme’yi daha da yükseltmek için, bütçe açığını bile arttırmakta sakınca görmeyen bir hükümetten bahsediyoruz. Siz, sadece ‘cari açık’ta sıkışıp kalmışsınız.

    ‘bu iddiayı neye dayandırdıklarıda belirsiz.bir iddiaları var. biz ihracaat için dışardan ithalat yapmak zorundayız. bu cari açığı artırıyor. saçma bir mantık’

    Türkiye’deki özel sektörü ya hiç tanımıyorsunuz, ya da tanıyorsunuz ama bahsetmek işinize gelmiyor. Okuyunuz, öğreniniz: Türkiye’nin, mevcut dünya konjonktüründe, kendi beyin ve emek gücüyle üretip dünyaya ihraç ettiği, çok para kazandığı ürünler, hizmetler, sektörler cılız, ve hâttâ yok denecek kadar az. Türkiye'nin böyle bir atılımı yıllar boyu olmadığı için, bundan sonra heveslenmenin de ümit edilen sonucu getirmesi çok muğlak gözüktüğü için, Dolar’ın yükselmesi sayesinde ülkenin elde edeceği ihracat geliri kadük kalmaya devam edecektir, çünkü ithalata ödediğimiz Dolar miktarı çok yüksek. Bu durum, özel sektör şirketlerini adeta boğuyor. İhracattan elde edilen gelir, hemen uçuyor, elde avuçta kalan miktar çok az. Üretim yapabilmek için ithal etmek zorunda olduğu ürünlere Dolar’la ödeme yapan bir şirket, kur yükseldikçe, fabrikasında işleyip satışa hazır hâle getirdiği bu ürünün ‘son kullanıcıya ulaşan satış fiyatını’da yükseltmek zorunda. Yani, kurdaki her yükseliş, bütün bu şirketlerin ihracat fiyatlamalarını otomatikman yükseltiyor. Bunları göz ardı edemezsiniz sayın tanerus8.

    Türkiye’deki özel sektör, yüksek teknolojiye sahip, yükte hafif pahada ağır ürünler üretip, bunları ihraç ederek para kazanmayı hedefliyorsa, önce ‘yapısal reformlar’a başlanması için mücadele etmelidir. Bu mücadeleyi geciktirenlere, gönülsüz olanlara kızınız; bu sitede yazan kişilere değil.

    >>>>>

    YanıtlaSil
  67. (4)

    SON:

    ‘abd de bor madenini bizden alıyor ama işleyip satıyor ve para kazanıyor.’

    Evet, doğru. Peki, ABD’nin, dünyanın en gelişmiş ekonomisi olmasının tek sebebi, bizden bor madeni ithal edip, bunu işledikten sonra ihraç etmesi mi! Başka yok mu!

    Örnekleme modeliniz eksik, hem de çok eksik.

    ABD’de özellikle teknoloji şirketlerinin ne kadar devasa boyutlarda olduğunu, ya hiç bilmiyorsunuz, ya da bildiğiniz hâlde bahsetmek işinize gelmiyor.

    ‘bizde renaultun parçalarını fransadan ithal ederiz ama bunu türk parçaları ile birleştirip araba yapar döviz kazanırız. bu basit şeyi anlayamamak enteresan bir şey.’

    Bu mekanizma, geçmiş 40 - 70 yıllık süreçte, bir ülkenin kalkınması için yeterli bir mekanizmaydı; artık değil.

    Size ‘yapısal reformlar’ diyoruz, ‘yükte hafif pahada ağır ve yüksek teknolojiye sahip ürünler üretmemiz için acil yapısal reformlar’ diyoruz; siz ise, ‘montaj endüstrisi’ni kalkınma modeli olarak benimsemekte ısrarcısınız. Bu basit şeyi anlayaMAmanız enteresan bir şey.

    Türkiye’de hükümet, önce, faizi ‘öcü’ görmekten vazgeçmeli, sonra da ciddi ciddi ‘yapısal reformlar’a kafa yormalıdır. İkisi de şu an mümkün gözükMEmektedir. Bu sebeble en azından TCMB, faizi yükseltip, Dolar/TL kurundaki dalga boyunu kısaltmalı, sosyal patlamaların önüne şimdiden geçmelidir. Rasyonel düşünmek, bunu işaret ediyor.

    ‘diğer bir konuda cari açığı kapatma zorunluluğumuzun anlaşalımaması. bir insan her ay açık vererek yaşayablirmi. devletlerde yaşayamaz. 500 milyar dolar borç %4 faizle 20 milyar faiz ödediğimi,z anlamına gelir. borcu borçla çevirmek çözüm değil öteleme sadece. ama sınıra geldik..merkez bankası faizleri artırsın dolara faiz verelim yada dolar bozdurup tl olarak yatırsınlar borçlarımızı ödeyelim. bu nasıl mantıkdır?’

    ‘Carı açık’ meselesinin çözümünü, siz, sadece ama sadece ‘faizin yükseltilMEmesi’ olarak görürseniz, daha çok beklersiniz. Carı açığın yüksekliğinin sebebi, ‘faiz’ değil. Cari açığın yüksekliğinin sebebi; ‘yapısal reformlar’a başlamamak.

    Faiz, bir ‘araç’tır, o kadar. Kalp problemi yaşayan ekonomiyi ameliyat edip, hayatta kalmasını sağlamak, önce, faizi arttırmakla mümkündür. Peki yeter mi? Yetmez.

    Sizin epey efkârlandığınız ‘cari açık’ meselesinin çözümü de, ‘yapısal reformlar’ı yapmak ile başlar.

    Peki yapısal reformları başlatmak için, Türkiye’de, herhangi bir irade, istek görüyor muyuz? Görmüyoruz.

    O hâlde, TCMB, kalp problemi yaşayan ekonomiyi büsbütün kaybetmemek için, faizi yükseltmeye mecbur kalacak. Gerisini, hem hükümete, hem özel sektör oyuncularına bırakacak. Rasyonel düşünmek, bunu işaret ediyor.

    Size bir kez daha hatırlatıyoruz sayın tanerus8:
    Reel sektördeki ekonomik krizin ciddi boyutlara ulaştığını, ‘kur dalgalanması’nın şirketlerin omuzlarındaki ‘üretim maliyetleri’ yükünü ağırlaştırdığını, hükümet de görüyor. Hükümetin ‘yapısal reformlar’a başlamak gibi bir niyeti olmadığı için, en azından 2019 seçimlerine kadar oy kaybetMEmek uğruna, TCMB’ye aba altından sopa göstermeyi bırakacak, ve TCMB’nin faizi yükseltmesini (gönülsüz de olsa!) kabul edecek.

    YanıtlaSil
  68. Mahfi bey yaziniz cok tesekkurler. Arkadaslar merkez bankasinda yuz milyar filan rezerv yok altin dahil kirk milyar bile yok zorunlu karsiliklari filan koyarak brut rezervi acikliyorlar. Birde devamli butceden faiz disi filan acik fazla diye bir moda var suna dikkat edin ne kadar acik var toplam. Durum su turkiyede bana gore hicbir bakanligin. Ve kurumlarin birbirinden dogru durust haberi yok ve maalesef turkiye ekonomik krize girmis veya girmek uzere ve bu kriz ikibinbir krizini insallah aratmaz ekonominin her yonuyle kotu hukuk sistemi oyle belki borclarin gsm hasilaya gore durum iyi olabilir.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Zorunlu karsiliklar MB kasasinda sus olsun diye durmuyor. Zaten o karsiliklarin amaci TCMB'nin likiditeyi ya da doviz ihtiyacini karsilamak. Baska bir amaci yok. MB'nin kasasindaki her kurus kullanilabilirdir. Indirir zorunlu karsiligi sifira, o dovizleri piyasaya surmus olur. O rezervi oraya toplayan da MB, istediginde kullanacak da MB, kim diyor kullanilabileni bu kadar, kullanilamayani bu kadar diye? IMF'ye verilen niyet mektuplarindan cikma terimleri hala yasatiyor olmamiz cok aci, insanlarin akli degil propagandalarla dusundugunun en acik gostergesi.

      Sil
  69. Hocam bankalara yaptırım gelmesi dolar/tl ve euro/tl kurlarını daha da negatif mi etkiler yoksa bu ihtimal üç aşağı beş yukarı son günlerdeki (sizin de değindiğiniz gibi) piysa fiyatlamasının içinde mi?
    saygılarımla,

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aynı kategorideler mi bilmiyorum, ama bir çok Avrupa bankası da ceza yedi ABD'den. Anlaşma yoluna gittiler sanırım, bir şekilde çözdüler. Bu da çözülecek bir şekilde. Tabi şimdi içinizden diyorsunuz; çözülecek de bize yansıması nasıl olacak? Ben sadece işte düşman ülke kategorisine alacaklar, bizi dış ticaretten men edecekler gibi söylemlere karşı diyorum. İş o noktaya varmaz.

      Kur işi ise, eğer biz mücadelemizi yasal yollardan sürdürdüğümüz müddetçe bizi öldürecek noktalara gelmez. Mahfi Beyin dediği gibi kur yukarı yönlü, elbet bir olay bahane olacak bu çıkışlarda. Biz ödevlerimizi zamanında yapalım yeterki.

      Sil
    2. Malesef, ülkeye yazık oluyor Timur bey .

      Sil
    3. Timur beyden doğru tespit.

      Sil
  70. Iyi de bakiyorum suudi arabistan arti korfez ulkelerin son 5 yilda para birimleri hep degerlenmis bu nasil oluyor petrol birim fiyatlari dusmustu acaba birim fiayatan kaynaklanan dususu telafi etmek icin miktari mi artirtdilar

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Suudi Arabistan para ajansinin 500 milyar dolar rezervi, daha da onemlisi 350 ton altin rezervi var. Riyal yukselmesin de TL mi yukselsin? Binbir gece masallarinda gecen 'araplarin bir tek petrolu var, petrol olamasa biterler' bolumunun masal oldugunu unutmayin. Petrol yokken de Arap yarim adasi dunyanin en etkili cografyalarindandi. 50 yuz degil, binlerce yildir oyle.

      Sil
    2. Petrol 30 dolara düşmüşken paraları değer kaybetti sonra petrol fiyatları yükselince paralarının değeri de arttı.

      Sil
  71. Tanerus8 tamamen haksız değil, sadece çok katı. Ve kısa sürede kendince en kısa yoldan cari açığa çözüm arıyor. O da kur kalkanı vasıtasıyla korumacılık.

    Peki korumacılığa yönelindiğinde karşı ülkeler de korumacılığa yönelirse ne olacak?

    Kur geçişgenliği problemini halletmeden buna yönelmek de enflasyonu arttırır. Bu da ister istemez faizi arttırır. Biz kendi yağımızla kavruluruz durumunda değiliz artık. 600 milyar USD lik bir yükümlülüğümüz var. Artık cari açık vermesekte, sıfır cari açığımız olsa yine yılda 170 milyar USD bulmamız gerekiyor. Cari fazla geçmemiz dış ülkelerle iyi ilişkilerimize bağlı. Orda da al gülüm ver gülüm esası olduğuna göre kur kalkanı korumacılığını sürdüremezsiniz. Ama kur geçişgenliğini azalttığınızda, enflasyonu kontrol edebildiğiniz noktada faizi kullanarak TL nin aşırı değerlenmesini önleyebilirsiniz ama bu beklentilerin çok iyi olduğu bir ortamda ve cari fazla verdiğiniz bir düzlemde geçerli.

    İhracat cari açığa sebep olmaz. Sadece şunu diyebilirsiniz, düne göre daha az katkı veriyor. Ana bu durum ihracatın, ihracatçının suçu değildir.

    Yapısal reformlardan kasıt emekli maaşların düşürülmesi, emekli yaşının uzatılması mı? Yoksa ücretlerin düşürülmesi mi? Kıdem Tazminatını kaldıralım, ki Kıdem Tazminatı Fonunun amacı budur. Esneklik kazandıralım işten çıkarmalar kolaylaşsın.

    Ama ilk önce devlet bu uygulamaları kendi üzerinde uygulasın. En düşük Memur ücretleri asgari ücret seviyesine gelsin, iş garantisi kalksın, ücretler düşürülsün. Ondan sonra biz işçiler kendi üzerimize düşeni yaparız.

    Türkiye'nin çözmesi gereken yapısal sorunu mevcut istihdamıdır. Yani mevcut işçinin, memurun, esnafın, çiftçiniz, kobinin, sanayicinin, hizmet sektörünün yaptığı kurduğu işlerdir. Bu işlerin niteliği değişmezse biz nasıl düzlüğe çıkacağız. Yürüdüğünüzde, yoldan geçtiğinizde, sağınıza solunuza baktığınızda gördüklerimiz değişmez ise yani herkes daha doğrusu farklılık yaratabilecek çoğunluk dün ne yapıyorsa bugün ve yarın aynısını yapacaksa ne değişecek?

    Garson yazılımcıya, şöför mühendise, memur girişimciye dönüşmüyorsa, ne olacakta biz düzlüğe çıkacağız?

    Her yapılan uygulama devlet memurluğunu özendiriyorsa bu yapısal reformlar ne olmalı?

    Buna bir çare bulmazsak, bugünden eğitim sorununu çözsek yirmi yıl sonra ilk mezunlara nasıl bir ekonomik miras bırakacağız?

    YanıtlaSil
  72. yapısal reform önce cari açık sıfır oluncaya kadar doların yükselmesine izin vermek. acılı bir süreç olacak. işsizlik olcak enflasyon yükselecek vs ama bu zaten olacak. faizleri yükseltelim dolar gelsin çok basit ama akıllıca değil.. sonuç aynı proplemin katlanarak türkiyeyi iflas ettirmesi olur

    YanıtlaSil
  73. zaten dolar yükselince herkesin maaşı düşecek. ne araba alabilecek ne benzin nede doğal gaz. ama gerçek durumumuz da bu.şimdi türkiye doların gerçke değerine gelmesine izin verdiğinde koruma duvarı oluşturmuyor.çünkü gümrük duvarlarını yükseltmiyor özel tedbir almyor. sizn söylediklerinizde olacak işsizlik artacak firmalar kapanacak ama bunu kolay yoldan çözümüde ne yazıkki yok. inevasyon yapalım katma değeri yüksek ürünler üretelim diyenler kendileri bir inevasyon yapsınlarda görelim :)uzun meşakkarlı işler bunlar. fen lisesi açacaksın mühendis yetiştireceksin onlar çaloşacak inevasyon yapacak... Nasrettin hoca hikayesi gibi.bu nedenle adsız arkadaşımız uzun uzun yazıyor ama sonuçta net bir yere varamıyor. zaten söylediği proplemlerin olacağını bende görüyorum. böyle proplemler olacak diye yapmaktan kaçınamayacağımızıda görüyorum

    YanıtlaSil
  74. MAHFİ hoca hesaplayabilir mi acaba bilmiyorum. türkiyede cari açığı sıfırlayacak olan dolar paritesi ne olmalıdır? hesaplanabilir öngörülebilir mi? ekonomistler neden cari açığı görmezden gelip merkez faiz artırsın diyor.?

    YanıtlaSil
  75. varsayalım ki merkez faizi artırdı dolar bulduk tl nin değeri yükseldi mutlu mutlu kaç ay yaşarız. cari açık seçimlere kadar 120 milyar dolar olup borcumuza eklenirse o zaman için herhangi bir planı olan var mı?

    YanıtlaSil
  76. aramızda katma değerli ürün üretebilecek yada inevasyon yapabilecek birileri varmı? yoksa başkaları mı yapsın diyorsunuz. ben elektirik mühendisiyim ve türkiyenin en iyi okullarından birinden mezun oldum. ben ve arkadaşlarımdan henüz bir icat yapan olmadı :) tam 45 yıldır olmadı. kimlerden inevasyon bekliyorsunuz? ayrıca aselsanda hiç bir mühendis de öldürülmedi. fizikçilerde uçakları pilotaj hatasından düştüğünden öldü.aslesanda ki mühendislerden birini şahsen tanıyordum. nedeni son derece basitti.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Turkiyenin en iyi okullarindan mezun biri inovasyona inevasyon diyorsa vah o ulkenin egitim sistemine ki ne vah

      Sil
    2. tebrik ediyor başarılarının devamını diliyorum :)

      Sil
  77. yerli tohumla üretim yapsaydık diye bir yorum girilmiş. yerli tohumla üretim yapsaydık bırakın ihracaatı bugün türk toplumunu besleyemezdik. hibrit tohumlar yerli tohuma göre en az 5 kat verimlidir.ayrıca hibrit tohumlarda doğal tohumdur. doğal tohumların melezlenmesinden elde edilir.israilden tohum almamızda sorun değildir. bir çok ülkeden hibrit tohum alırız ve onlara tohum satıyoruz. toplam ithalatımız 200 milyon dolar. ihracatımız ise 100 milyon dolar.bilgiler üniversitelerden alınır. facebook paylaşımlarından değil. ekonomide öyle. tv deki yorumcular çoğunlukla size gerçeği söylemezler

    YanıtlaSil
  78. Mahfi hocam Sarraf davasında aralıkta görülecek mahkemeden Türk bankaları aleyhine bir karar çıkması durmunda doların 4 lirayı yeniden geçiceği söyleniyor sizce böyle bir durum oluşur mu dolar tekrar yükselişe giçip 4 lirayı geçer mi?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ne desek boş, hepsi bu aşamada spekülasyon. Önce karar çıksın görelim sonra ne oluyor bakarız.

      Sil
  79. doların ne olacagını anlamak ıstıyorsanız google a venezuella nasıl intihar ettı dıye yazın okuyun dolrın 4 lıramı 5 lıramı 6 lıramı olacagını anlarsınız

    YanıtlaSil
  80. Turk lirasının neden deger kaybettigini bence hala anlayamamışsınız basitçe anlatamıyorsunuz da.Ben size kısaca bi örnek vereyim.Bulgar levası bumdan 15 yıl once Türk lirasından daha de ersizdi .15 yıl içinde leva deger kazana kazana bugün 1 Türk lirası karşılığında 0, 38 bulgar levası aliyoruz.15 yıl önce 1tlye 120 leva alıyorduk.Şimdi bulgaristanda nufus 6-7 milyon bumun yarısı avrupa ulkelerinde bir kısmı emekli ve orenci yani nüfus bize bakış cok az .Üretim yok denecek kadar az ., ekonomi berbat ama para birimi SABiT nokta hepinize saygılar......

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Zaten Bulgar Levası öyle aşırı değer kazandığı için üretim yok, ekonomi iyi değil.

      Sil
  81. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil
  82. Hocam daha evvel baska kaynaklardan doyurucu bir yorum goremedigim konu GLP illuzyonuyla merkez bankasinin ne gibi bir stratejik kazancinin olacagi (Ugur Gurses’in sene basindaki ilk GLP deneyleriyle ilgili soyle ilginc bir yazisi var, katilir misiniz bilemiyorum: http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/ugur-gurses/merkez-bankasinin-manevrasi-neydi-40335671. Gorunen o ki ozellikle gelecekte likidite krizlerini sinyallerinin onune set cekmede ne yazik ki etkili bir silah olacak. Yanliz bence yazida hala “neden” sorusunun cevabi yok). Yanilmiyorsam sene basindan beri GLP merkez bankasinca cogunlukla tercih edilen fonlama enstrumani. Yani agirlikli faiz ortalamasi da onun duzeyine gore sekilleniyor ve sene basindan beri paralel olarak artiyor. Sadece “resmi” politika faizinin GLP’ye oranla cok dusuk seviyede kalmasi ve oynanmamasi politik arenada ne gibi artilari olabilir? Bir tur vitrin etkisi mi acaba? Yorumlariniz icin simdiden tesekkurler.

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...