22 Ocak 2018 Pazartesi

2017 Kamu Finansmanı Açısından İlginç Bir Yıl Oldu

2017 yılında Türkiye ekonomisinde en tuhaf görünüm neydi derseniz benim yanıtım kamu finansmanı dengesi olurdu. 

2017 Yılı Bütçe Kanunu yürürlüğe girdiğinde öngörülen bütçe açığı 47,5 milyar TL idi. Bu tutar aynı zamanda 4749 Sayılı Kamu Finansmanı ve Borç Yönetiminin Düzenlenmesi Hakkında Kanun’un 5’inci maddesine göre 2017 yılı için Hazine’nin net borçlanma limitini[i] gösteriyordu.

Yılın ikinci yarısında bu borçlanma limitinin yetmeyeceği anlaşılınca 47,5 milyar TL’lik limit söz konusu yasa maddesinin tanıdığı imkânla (Bakanlar Kurulu kararıyla) 52,4 milyar TL’ye yükseltildi. Daha sonra bu artışın da yetmeyeceği anlaşılınca bu kez Bazı Vergi Kanunları ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair 7061 sayılı kanun (kamuoyunda torba kanun olarak adlandırılan kanun) ile net borçlanma limitine 37 milyar TL ekleme yapıldı. Böylece net borçlanma limiti 89,4 milyar TL’ye yükseltilmiş oldu. 

Bütçe dengesi ve Hazine nakit dengesi ile bütçe açığının finansmanı için yapılan net borçlanmanın ayrıntısını aşağıdaki tabloda sunuyorum (kaynak: Maliye Bakanlığı ilgili yıllar bütçe gerçekleşmesi verileri, Hazine Müsteşarlığı ilgili yıllar Merkezi Yönetim Bütçe Dengesi ve Finansmanı tabloları ve Hazine Nakit Dengesi tabloları.)

Milyar TL
2014
2015
2016
2017
Giderler
448,4
506,0
583,6
677,7
Faiz Dışı Giderler
398,5
453,0
533,4
621,0
Faiz Giderleri
49,9
53,0
50,2
56,7
Gelirler
425,7
483,4
554,4
630,3
Vergi Gelirleri
352,4
407,5
458,7
536,0
Diğer
73,3
75,9
95,7
94,3
Bütçe Dengesi
-22,7
-22,6
-29,2
-47,4
Bütçe Dengesi / GSYH
-1,1
-1,0
-1,1
-1,5
Faiz Dışı Denge
27,2
30,4
21,0
9,3
FDF/GSYH (%)
1,3
1,3
0,7
0,3
Vergi Gelirleri / FD Giderler (%)
88,4
90,0
86,0
86,3
Bütçe Finansmanı
Net Borçlanma
19,8
22,6
32,9
83,6
Net Dış Borçlanma
8,2
-2,9
4,4
16,8
Net İç Borçlanma
11,6
25,5
28,5
66,8
Hazine Nakit Dengesi
2014
2015
2016
2017
Giderler
445,0
497,5
592,9
697,1
Gelirler (Özelleştirme dahil)
423,3
480,3
554,7
636,7
Nakit Dengesi
-21,7
-17,2
-38,2
-60,4
Faiz Dışı Nakit Dengesi
16,5
21,3
-5,3
-17,8

Tabloda en ilgi çekici nokta 2017 yılı net borçlanma miktarı. 2017 yılının net borçlanma tutarı, önceki üç yılın toplamından fazla olmuş.

İlk soru şu: Bütçe açığı başlangıçta tahmin edilen 47,5 milyar TL’lik bütçe açığını aşmadığı halde net borçlanma nasıl oldu da 83,6 milyar TL oldu?

Bu sorunun yanıtının bir bölümü Hazine nakit açığında saklı bulunuyor. Bütçe açığı 47,4 milyar TL olurken Hazine nakit açığı 60,4 milyar TL oldu. Bütçe açığıyla Hazine nakit açığının bu kadar farklı olmasının temel nedeni emanet hesaplarıdır. Bir hizmet yapılmış mal alınmış, fakat henüz ödeme yapılmamışsa bile bu işlem bütçeye gider yazılır. Buna karşılık ödeme yapılmadığı için Hazine nakit dengesini etkilemez. Bu miktar ödendiği zaman bu kez bütçeyi değil Hazine nakit dengesini (olumsuz) etkiler. Genellikle bu emanet hesapları belirli bir artıkla sonraki yıllara devredilir. Aradaki bu büyük fark Hazine’nin, geçen dönemlerden kalan emanetleri ödediğini gösteriyor. Bu ödemelerin en büyük bölümünün bekleyen KDV iadelerine ilişkin olduğunu tahmin etmek güç olmasa gerek.

İkinci soru da şu: Hazine niçin bu emanetleri devretmek yerine erken ödemeye tabi tutmuş olabilir?

Bu konuda akla gelen iki yanıt var: (1) Borçları artan özel kesimin bu borçları ödeyebilmesi için böyle bir yüksek ödeme yöntemi izlenmiş olabilir. (2) Büyümeyi desteklemek amacıyla piyasaya likidite vererek ekonomiyi canlı tutmak tercih edilmiş olabilir.

Yanıt hangisiyse (muhtemelen ikisinin bir karması) Merkez Bankası’nın enflasyonla mücadelesini zorlaştırıcı adımlar olduğu kesin.   

Her halükârda 2017 yılı kamu finansmanı tarihine değişik ve ilginç bir yıl olarak geçecek gibi görünüyor. 





[i] Net borçlanma limiti; Hazine’nin yıl içinde alacağı borçlardan ödeyeceği borçları düştüğünde elinde kalabilecek net miktarı ifade ediyor.

57 yorum:

  1. hocam elinize sağlık çok açıklayıcı bir çalışma olmuş.
    bir diğer neden net hata noksan ile ilgili olabilir mi bu fazladan ödemeler?

    YanıtlaSil
  2. Hocam emeğinize sağlık, gayet basit ve anlaşılır bir şekilde meseleyi vuzuha erdirmişsiniz.

    YanıtlaSil
  3. Hocam devlet küçültülse zorunlu olan sektörler dışında özel sektöre bırakılsa bununla beraber vergiler gerek işçi gerek işveren üzerinde indirilse, işveren üzerinden indirilen vergi dolayısıyla rekabet artsa insanların alim gücü baya bir artmaz midir? Böyle bir sistemin ne gibi bir zararı olabilir ki ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Enflasyon artar mesela.

      Sil
    2. Niye artsın ki?

      Sil
    3. alım gücünün artışı talebi, talebin artışı fiyatları arttırır, dolayısıyla enflasyon artar

      Sil
    4. Mesela hangi alanlarda küçülecek devletimiz?

      Çekildiği alanları özel sektöre bıraktığında o kurumlarda çalışan memurlar/işçiler ne olacak?

      Yine devlette çalışmaya devam edeceklerse ne kadarlık bir tasarruf sağlanacak ve bunun ne kadarı vergi indirimine gidecek?

      Özel sektöre devir olan hizmetlerin fiyatlaması biz tüketicilere nasıl olacak?

      Eğer öncekine nazaran daha yüksek bedeller ödenecekse vatandaşın alım gücü nasıl artacak?

      Mesela bu soruyu ortaya attınız. Bütçe hesaplarına gidin orada gözünüze kestirdiğiniz kurumun bütçeden aldığı tutara bakın. Bu tutarı bir kenara not edin. Sonra bu kurumun bütçesinden personel ücret maliyetini de not edin. Personel yine devlette çalışacaksa genel tutardan personel maliyetini çıkarın. Bu size yaklaşık bir tasarruf? tutarını verir. Bu tutarı vergi mükellefi bazında nasıl paylaştıracağınızı hesap edin. Tamamını işçilerin vergisinden düşecekseniz işçi başına ne kadarlık bir indirim yapabileceğiniz ortaya çıkacak. Ama bu aşamada da bu indirimin işçilere gitmesi söz konusu olmayabilir çünkü çoğu işçi brüt üzerinden değil net üzerinden ücret aldığı için bu indirimin çoğu işverene kalır. Ama biz bir şekilde çalışana gidecek bir yöntem bulduğumuzu varsayalım. Bu aşamada özel sektör bu hizmetler için yılda ne kadarlık bir ücret talep edecek? Onu da tahmin edin ve verileri karşılaştırın. Eğer işçinin vergi kazancından daha az bir ücret talep edilecek ise alım gücü artar, edilmeyecek alım gücü azalır. Bu çok basit bir hesaplama olur ve bu kadar da kolay uygulanmaz ama en azından size bir fikir verir.

      Sil
    5. Alim gücünün enflasyondan 1 birim dahi fazla artması kardır

      Sil
    6. İşte o mekanizma hangi ortamda çalışıyor; alım gücünün enflasyondan 1 birim dahi fazla artması. Ve hangi bedelle?

      Sil
  4. Bilgilendirme için teşekkürler hocam. Takipteyiz.

    YanıtlaSil
  5. Sn Hocam Merhaba;
    2017 YILI: Net Borçlanma : 83,6 Milyar TL iken Faiz Giderleri: 56,7 milyar TL
    2016 YILI: Net Borçlanma : 32,9 Milyar TL iken Faiz Giderleri: 50,2 milyar TL
    2015 YILI: Net Borçlanma : 22,6 Milyar TL iken Faiz Giderleri: 53,0 milyar TL
    2014 YILI: Net Borçlanma : 19,8 Milyar TL iken Faiz Giderleri: 49,9 milyar TL ise burada faiz oranı kaç oluyor? Yani Hazinemiz %kaç faiz oranından borçlanıyor?
    TCMB, Bankalarımızdan topladığı Zorunlu Mevduat Karşılık bedelleri ile ucuza ABD Devlet tahvili alacağına neden Hazineye borç vermiyor. Belki faiz giderleri yarıya iner. TCMB Birincil piyasadan Devlet tahvili alabilse keşke...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bunun cevabı için sanırım Mahfi Hoca'nın 12 Ocak 2018 Cuma tarihli
      "Hazine Niçin Dışarıdan Borçlanıyor?" yazısını okuyabilirsiniz.

      Sil
  6. Hocam sayenizde ekonominin sadece teoriden ibaret olmadığını anlıyoruz. Kdv iadeleri konusunda haklısınız ilk defa geçen sene vdk da iade grupları oluşturuldu ve iadeler hızlandırıldı. İş dünyasının baskısı sonuç verdi galiba. Hocam acaba nakit açığının gelecek sene bütçesine etkisi nasıl olur?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. patronlar sanki çok vergi veriyormuş gibi vergi iadesi istiyor, bu ülke bordrolu çalışanlar olmasa vergi toplayamayacak düzende adil olmayan bir vergilendirme sistemi ile yürüyor. çalışanın patronundan fazla vergi verdiği tek ülke olmalıyız.

      Sil
    2. Cok basit.Bu senenin aynisi olacak.

      Sil
    3. İhracatta ortaya çıkan kdv iadeleri ödemesi bir teşvik değildir. Bu ihracatçının maliyeden olan alacağıdır. Bu alacağın ödenmesi zorunluluktur. Ödenmemesi ülke ekonomisine darbe olur.

      KDV'yi son tüketici öder. Firmalar bu sistemde aracıdır. Sadece yurtiçine satış yapan firmalar ödedikleri KDVyi son tüketiciye yaptıkları satışlar vasıtasıyla tahsil eder. Tahsilatlar ödedikleri KDV den fazl ise aradaki farkı maliyeye öder. Basit anlatımı bu.

      İhracatçının son tüketicisi yurtdışı müşteriler olduğu için onların bu vergiyi ödeme yükümlülüğü yoktur doğal olarak ve bu nedenle KDV hesaplanmaz. Ama bu sefer ihracatçı üzerinde KDV yükü kalır. Alım yaparken KDV öder çünkü. Bu KDV yükünün ödenmesidir. Siz bu yükü ödemezseniz ihracatçıyı zora sokarsınız.

      Sil
    4. Küreselleşme sürdüğü müddetçe, serbest piyasa ekonomisinde vergileri çok kolay bir şekilde artıramıyorsunuz. Ülkeler dışarıdan yatırımcı çekmek için bedelsiz arsalar, cazip vergi teşvikleri sunarken siz artırdığınızda buradaki yatırımcı çok kolay bir biçimde işyerini oraya taşıyabiliyor. Siz istihdam kaybıyla kalakalıyorsunuz. Gümrük vergisini arttırma şansınız da yok; AB ülkesi ise veya Serbest Ticaret Anlaşması yaptığınız bir ülke ise.

      Ve devlet işyerinden vergi almasa bile istihdam artışıyla dolaylı yoldan alıyor yine.

      Sil
    5. Kdv iadesini herkes hakkıyla almıyor. Sahte fatura kullananı var, hayali ihracat yapanı var. İyice incelenip sonra verilmesi gerekiyor. Herkes iade alacak diye bişey yok.

      Sil
    6. Bu dediğin başka birşey. Devlet sorumluluğunu en kısa sürede getirmeli ki, mağduriyetler yaşanmasın. Teknolojinin geldiği seviyede bu süre çok daha kısalabilir. Ve görüldüğü üzere kısalmış değil mi?

      Sil
  7. Teşekkürler Hocam...
    Haizne nakit açığı ile net borçlanma da hep birbirine yakın seyretmiş. Ancak 2017 yılında 23,2 milyar(83,6-60,4)gibi önemli bir fark ile kapatmış. Bunun sebebi ne olabilir. Ayrıca net borçlanmanın büyük kısmı iç borçlanmadan kaynaklıdır. Bu durum faizler üzerinde baskı oluşturmaz mı. Teşekkürler

    YanıtlaSil
  8. Kafama takılan bir konu
    Hazinenin bu sene ekstra borçlanması acaba kamu bankalarına gelmesi muhtemel cezalara simdiden kaynak hazırlığı olabilir mi?

    YanıtlaSil
  9. 1-Hocam sizce Turkiye %kac buyumeli ki issizlik oranini dusurebilsin? Yillik kac buyurse o yil isiszlik oranini geride biraktigi yila kiyasla dusurebilir.

    2-Bazi makaleler okuyorum cogunda soyle bir sav var Turkiyenin %4buyumesi Gelismis bir ulkenin %0 buyumesine esit ayni etkiye sahip ozellikle issizlik refah konusunda.... Boyle bir durumda Almanya ornegi alirsak Almanya yillik %2 buyurse buyudugunde seviniyor Bizimde Almanlar gibi sevinmemiz icin o yil %8 mi buyumemiz lazim demek oluyor bu denklem?

    YanıtlaSil
  10. Onumuzdeki donemde enflasyonun yukselecegi kesin.
    Ozellikle Turkiye tarihinin en kurak donemini yasiyoruz.

    YanıtlaSil
  11. Hocam güncel olmasa da ulkelerin 2015 yilina ait ppp gdp/nominal gdp orani ornegin guney sudan icin 9, isvicre icin 0.72. bu oranin 1'in üstüne cikmasi ve ozellikle 1'in altina inmesi nasil yorumlanir hocam?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Amerikada 1 dolara alınan mal/hizmet sepetinin Sudanda 0,11 dolara, İsviçrede 1,38 dolara alınabileceği anlamına geliyor.Yani oran 1'in üstüne çıktıkça dolar cinsinden fiyatlar pahalanıyor, 1'in altına indikçe ucuzluyor.

      Sil
  12. Dolar bazında bakarsan fazla bir borçlanma artışı olmamış. Ayrıca 1 sene bir veri kötü geldi diye kriz çığırtkanlığı yapmanın alemi yok

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. 1) Türkiye Dolar değil TL basıyor. O nedenle Dolar bazında bakmanın hiçbir anlamı yok.
      2) Şu yazının herhangi bir yerinde kriz lafı var mı?
      3) Veri kötü gelmemiş tam tersine 47,5 milyar TL açık beklenirken 47,4 milyar TL açık gelmiş, yani beklenenden iyi gelmiş. Ona rağmen net borçlanma 47,5 yerine 83,6 milyar TL olmuş. Bu konu size tuhaf gelmiyor ve bunu sorgulamıyorsanız bu blog size göre değil demektir. İzlemeyin en kestirme yol o.

      Sil
    2. para basimi 3. sorunuzun cevabi. Hem ekonomiyi harekete geciriyor hem hazineye butceye rahatlik sagliyor hem de issizlige iyi geliyor. Bir tasla gorunen 3 kus vuruluyor. Bu senede KGFlerle baska yontemlerle para basimi surdurulecek.

      Sil
    3. TL bas TL borçlan sıkıntı yok. Fitch ofis kapattı vs bunlar hep subliminal kriz çığırtkanlığı hele şu ortamda ülkemizin hiç ihtiyacı olmayan bir şey hocam

      Sil
  13. Bilmediğimden soruyorum bu tabloda faiz dışı denge ve faiz dışı nakit dengesi nasıl yorumlanır

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Faiz dışı dengede de ciddi bir bozulma var. Bütçe açısından bakarsak faiz dışı fazla azalıyor. Hazine nakit dengesi açısından bakarsak faiz dışı fazla değil açık var. Bu durumda borçlanmanın azalmasını sağlayacak itici güçte gerileme var demektir.

      Sil
  14. Milliyet Gazetesi, Mehmet Tezkan:
    "İktidar; 2017’nin son çeyreğinde yüzde 11 büyümeye işaret ederek ekonominin çok iyi olduğunu, dünya birincisi olduğumuzu söylüyor... Gerçekten böyle mi? Tartışmalı bi durum.
    Ekonomi çok iyiyse:
    Enflasyon neden 11.9
    İşsizlik neden yüzde 11.2
    Gençlerde işsizlik neden yüzde 20
    Faiz neden yüzde 14
    Dolar neden 3.81
    Euro neden 4.66
    1-- hocam bu "neden"lerin sizde yanıtı var mı???
    2-- Fitch neden Türkiye ofisini kapattı???

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Var. Ekonomi iyi değil. Sadece yüksek büyüme ekonominin iyiliğini göstermez. Bu durumda ilk gruptaki bütün sorular yanıtlanmış oluyor.
      2- Fitch neden Türkiye Ofisini kapattı. O da ilk grupla bağlantılı yani ekonomi iyi olmadığı için.

      Sil
    2. 2. Cevabınızı anlamadım. Ekonominin iyi olmaması Fitch'in Tr ofisini kapatmasına nasıl sebep olabilir?

      Sil
    3. Fitch zaten buradaki adamlarını Rusya'ya taşımıştı, burada sadece iş geliştirme birimi kalmıştı. Fitch şirketlerin tahvil ihraçlarının vs ratingini yaparak para kazanıyor. Bu tür fazla bir talep olmadığında yani geliştirecek bir iş kalmadığında burada ofis tutmakta bir yarar görmemiş olsa gerek.

      Sil

  15. Bu konuda akla gelen iki yanıt var: (1) Borçları artan özel kesimin bu borçları ödeyebilmesi için böyle bir yüksek ödeme yöntemi izlenmiş olabilir.....Sorum şu hocam: Özel kesimin borçlarıyla Hazine'nin ne alakası olabilir ki böyle bir yöntem izlenmiş olsun ? Cehaletimi mazur görün lütfen.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Özel kesim biliyorsunuz KGF kredileriyle yola devam etti. Şimdi onları geri ödeme zamanı geldi. Hazine bunlara KDV alacaklarını ödüyor ki onlar da KGF borçlarını ödeyip yeni kredi alabilsin.

      Sil
  16. Emanetleri devrederken, son dönemde TR CDS primlerinin ve orta vadeli beklentilere oranlara borçlanma maliyetlerinin düşük olmasının bir motivasyon yaratmış olması mümkün mü? Sonuç olarak şirketlere hem maliyeti uygun olan hem de devlet tarafından finanse edilen bir fon yaratılmış.

    YanıtlaSil
  17. İyi günler hocam,
    Yazı için teşekkürler.
    Merak ettiğim konu hazine gelirler kalemindeki diğer gelirler kaleminin karakteri. Bu gelirlerin 83.6 milyarı net borçlanma ise, kalan 10.8 milyarı nereden geliyor ve sürdürülebilir midir? Borçlanmanın bize maliyeti faiz, faydası iyi kullanılırsa büyüme, altyapı vs olarak geliyor dersek, bu diğer gelirlerin maliyeti nedir?
    Cevaplarsanız çok sevinirim,

    Saygılar

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Borçlanma gelir olarak yazılmıyor biliyorsunuz. Diğer gelirler vergi geliri dışındaki gelirler. Bunların içinde KİT karları, kamu mallarının kiralanmasından elde edilen gelirler, satış gelirleri vb var.

      Sil
  18. Almanyada gecmiste turkiyede evi arabasi yatirimi olupda sosyal yardim almis kisiler olarak cok zor durumdayiz. Lutfen bu konuyu dile getirebilir misiniz. Binbir kanaatle kit kanaat turkiyede ev aldik yaptirdik yatirim yaptik milletimize faydali olduk Almanya sirf sosyla yardim aldik diye pesimizde.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Almanya hakli. El parasiyla gerdege girilmez. Hem sosyal yardim alacaksin hem de Turkiye'de ev alacaksin, bunun mantigi nerede? Kimi nereye kadar kandirabilecegini saniyorsun ki? Alman enayi mi? Demek ki yatirim yapabilecek kadar sermayen varmis ki ev amlissin, o zaman gecinebilmek icin aldigin sosyal yardimi param yok diye yalan soyleyerek almissin demektir bu. Git evi sat aldigin sosyal yardimi geri ode. Gittiginiz her yeri Turkiye'ye benzetmeye calisiyorsunuz zaten.

      Sil
    2. Umarim daha da zor duruma düsersiniz. Umarim haksiz yere aldiginiz bütün sosyal yardimlari cezalariyla beraber geri ödemek zorunda kalirsiniz da, yaptiginiz seyin dolandiriciliktan baska birsey olmadigini anlarsiniz.

      Bende Almanya`da calisiyorum, hersene onbinlerce euro gelir vergisi ödüyorum. Benim ödedigim vergiler üzerinden aliyorsunuz siz o sosyal yardimlari, hakkiniz olmadigi halde.

      Sosyal yardim almaya muhtacsaniz eger, bu sizin herhangi bir malvarliginiz olamayacagi anlamina geliyor. Eger mal varliginizin olmasini istiyorsaniz, bunu baska insanlarin ödedigi vergiler üzerinden aldiginiz sosyal yardimla degil, her dürüst insan gibi calisarak edinmeniz gerekiyor.

      Yaptiginiz dolandiriciligi birde gelip burda vatana millet hizmet adi altinda baskalarina satmaya calismaniz ise icler acisi gercekten. Almanya Devleti Türkiye`de yatirim yapacaksiniz diye size para vermek zorunda mi? Türkiye Cumhuriyeti sizin gibilerin haksiz yere baska devletlerden aldigi üc bes kurus sosyal yardim parasina mi kaldi?

      Dedigim gibi umarim cok daha zor durumlara düsersiniz, yaptiginiz seyin hicbir savunmasi yok cünkü...

      Sil
    3. Almanlar isine geldiginde 'o zaman Turkiye'ye donsunler' diyorlar. Turkiye'deki evin Almanya'ya ne faydasi var? Belki baska yerden geliri var, belki Turkiye'den geliri var onu gene Turkiye icinde yatirima cevirmis, bundan Almanya'ya ne? Eger Almanya'dan aldigi sosyal yardim ile Turkiye'den ev alabiliyorsa adamin sucu ne, sosyal yardimi azaltsaydin, Alman'lar sosyal yardim parasini barlarda harcadiginda kusturuyor musun? Sanane kim parayi nerede harcarsa harcar. Nakti sosyal yardimin amaci o zaten, bireyi ozgur birakmak.

      Bunlar boyle iki yuzludur iste. Bir de yorum yapip, kraldan daha cok kralcilari gormek de ayri bir uzuntu verici ancak hayatin gercegi. Hos onlarda zamanla tanirlar krallarinin ne mal oldugunu, daha zamanlari var belli ki.

      Sil
    4. Arkadasim o sosyal yardim dedigin sey her önüne gelene verilmiyor Almanya`da. Eger gercekten ihtiyacin varsa veriliyor. Öyle bireyi özgürlestirmek falan degil amaci, insanlarin evsiz ve ac kalmalarini engellemek. Bu yardimi alabilmenin ilk sartida toplam kisisel mal varliginin 4 bin Euro`nun altinda olmasi. Bu mal varliginin dünyanin neresinde oldugu ilgilendirmiyor Alman devletini, eger malin varsa önce onu satip yiyeceksin. Sonrasinda baskalarinin ödedigi vergilerden olusan sosyal yardim fonundan yardim talep edeceksin diyor adamlar hakli olarak. Sen hakikaten kisi basi en fazla 400 euro olan sosyal yardimla ev falan alinabileceginimi saniyorsun Türkiye`de. Bu isi yapanlar bir yandan kacak calisip, ama calismiyormus gibi sosyal yardim alanlarin yaptigi isler. 400 Euro para (kira faturalar haric) ancak gecindirir seni Almanya´da bundan para arttirip ev falan alamazsin.

      Senin baska bir ülkede evin araban gelirin olacak, sonra utanmadan geleceksin diyeceksin ki, ben yardima muhtacim bana yardim edin. Adama hadi oradan derler.

      Olayin kralla kralcilikla ilgisi yok, ben gecen yil 32 bin Euro gelir vergisi ödedim Alman devletine. Benim ödedigim vergi üzerinden aliniyor bu yardimlar, ben de pek tabi Alman devletinin benim ona ödedigim paranin hesabini sormasini bekliyorum, bundan dogal ne olabilir??

      Dolandiriciligi, üc kagitciligi o kadar icsellestirmisiniz ki, sosyal yardimlarin kötüye kullanilmasini istemememi, sadece gercekten ihtiyaci olan insanlara verilmesini istememi bile kaldiramiyorsunuz. Hakikaten pes!!!

      Sil
    5. Flyhigh landsafe,

      Olayin kralla kralcilikla ilgisi yok, ben gecen yil 32 bin Euro gelir vergisi ödedim Alman devletine. Benim ödedigim vergi üzerinden aliniyor bu yardimlar,

      demissin de olayin sosyal boyutunu dusunmemeissin. Herkes senin gibi kazanamiyor ne Almanyada ne Turkiyede ne de dunyanin baska bir yerinde. Sizin gibi cok kazanan insanlarin az kazananlara karsi bir sorumlulugu var. Bakin Almanyada cok tehlikeli bir sey oldu son secimde AFD ciddi bir oyla savstan beri ilk kez meclise girdi. Bu hepimiz icin herkes icin buyuk tehlike. Hayata soldan bakan humanist biri olarak senin gibi cok kazananlarin daha fazla vergi vermesini verdigin vergilerinde hayata tutunamamis az gelirli ve egitimli insanlarin daha iyi sartlara vesile lmasindan yanayim.

      Almanyada yasayan yabancilarin buyuk cogunlu maalesef bu durumdadir. Afgan fas arap suriyeli pakistanli msiirli turkiyeli insanlara senin verdigin vergilerin sosyal yardim olarak gitmesi ayni zamanda bu insanlarin topluma tutunmasini da saglar. Radikal davranislari ve AFDyi engeller. O nedenle senin 32 bin degil 40bin euro bile vergi vermen bu vergilein bu insanlara akmasi toplumsal huzur ve saadet icin gereklidir. BU humanizmdir insancilliktir sol degerlerdir..Kapini gocmene yabanciya yoksula acmaktir kardeslik hukukudur. Aksi halde irkcilik olur bizi de insancilliktan uzaklastirir.

      Sil
    6. Adsiz 20:10

      Ben yazimin neresinde yardima ihtiyaci olanlara yardim edilmesin dedim acaba? Karsi ciktigim sey yardim almaya hakki olmayan insanlarin, yalan beyanlarda bulunarak yardim almasi. Devlet yardimiyla gecinen bir kisinin baska bir ülkede evi, arabasi veya geliri olamaz. Oldugu halde yalan beyanda bulunup Alman devletini dolandiriyorsa, bunun cezasini da cekmelidir.

      Dedigim gibi gercekten sosyal yardima ihtiyaci olan insanlarin, bu yardimlari almasina asla karsi degilim. Ama AFD gibi asiri sag olusumlari güclendiren sey, Alman Sosyal sisteminin yabancilar tarafindan, yukarida ki arkadasin yaptigi gibi sömürülmesidir. Türkiye`deki mal varligini gizleyip burda utanmadan sosyal yardim alanlardir.

      Son olarak bir devletin görevi öncelikli olarak kendi vatandaslarinin cikarlarini ve refahini düsünmektir. Yabancilarin refahini saglamak degildir. Almanya devletide dünya´da ki fakir ülkelerin vatandaslarina sosyal yardim saglama merkezi de degildir. Alman Sosyal devleti sadece ve sadece Almanya Vatandaslarina, ve uzun yillardir Almanya`da calisan ve vergi ödeyen yabancilara acik olmalidir, dünyanin kalanina degil.

      Sil
  19. Sayin Hocam, Fitch gibi onemli bir Kredi Derecelendirme Kurumunun ofisini kapatmasi ekonominin durumunun iyi olmadiginin iyi bir isareti olduguna gore, yabanci yatirimcilarida urkutecegini ve ekonomi yonetiminin isini daha da zorlastiracagini soyleyebilirmiyiz?
    Tesekkurler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Tam olarak değil. Çünkü faizler yeterince yüksek.

      Sil
    2. Tesekkurler Sayin Egilmez.
      Bu durumda piyasaya karsi yuksek faiz polemigini bir kenara birakip ve kabullenip yola devam etmek daha dogru olmazmi?

      Sil
  20. Hocam cok kiymetli bir yazi olmus.. merak ettigim konu ise hazine nakit acigini 60.4 olarak belirtmissiniz, bu tutar bile 83.6 toplam borclanmaya yaklasmiyor. Arada ki fark nasil degerlendirilmis olabilir?

    YanıtlaSil
  21. hocam bir ülkenin gsmh artmasına rağmen işsizlik oranının artması ne gibi sebeplerden kaynaklanır. şimdiden teşekkürler.

    YanıtlaSil
  22. Sn Hocam
    "Hazine bu emanetleri devretmek yerine erken ödemeye tabi tutmuş" ise gelecek dönemde bu kadar az ödeme yaparak elini rahatlatmış olacak olmaz mı? 37 milyar TL lik. yıllık ortalama bütçe açığına(bu sene 35-40 arası olsa bile)denk gelen bir rakam. 2018 de denk bütçe olabilir mi? Fazla mı pembe bir tablo oldu)))

    YanıtlaSil
  23. reel kesim diye bahsedilen ne oluyo hocam. teşekkürler

    YanıtlaSil
  24. Sayın Hocam,bütçe dengesi hesaplanırken gelirler tahsil, giderler ise tahakkuk esasına göre mi dikkate alınıyor? Yoksa henüz tahsil edilmemiş ancak tahakkuk etmiş mesela bir vergi de bütçeye gelir kaydediliyor ve bütçe dengesinde hesaba mı katılıyor?
    Yazınız için teşekkürler saygılarımla.

    YanıtlaSil
  25. hocam merhaba. hazine ve özel sektör dış borçlanmayı nasıl yapıyor . herhangi bi teminat gösteriyor mu? özel kesim ödeyemezse dış borcu nolur ? çok teşekkür ederim .

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...