7 Haziran 2018 Perşembe

Kısa Vadeler Üst Üste Eklenince Uzun Vade Olur

Ekonomide, finanstan ödünç alınmış olan orta vadeyi saymazsak, iki farklı vade vardır: Kısa vade, uzun vade. Kısa vade sabitliklerin yaygın olduğu, değişkenliğin az olduğu bir süredir. Örneğin ekonomide firma maliyetleri kısa vadede sabit maliyetler ve değişken maliyetlerden oluşur. Sabit maliyetler; fabrika arsasının kirası, kullanılan kredinin faiz gider, işçi ücretleri gibi giderlerdir. Bunlar kısa vadede değişmediği için sabit maliyetleri oluşturur. Değişken maliyetler ise üretimde kullanılan girdilerin maliyetleridir. Mesela hammadde bedelleri değişken maliyetlerin bir örneğidir. Uzun vadede sabit maliyet diye bir kavram kalmaz, bütün maliyetler değişken maliyet halini alır.  

Türkiye’nin ekonomik sorunlarının çözümü için belki yirmi yıldır yapısal reformları öneririm. Çünkü başka çıkış yoktur. Bu öneriyi her yaptığımda iki mesele çıkar karşıma. İlk mesele yapısal reformların ne olduğu sorusudur. Yapısal reformlarla ilgili sanırım en çok yazı yazan iktisatçı benim. O nedenle yeni bir yazı yazmak yerine bu yazıların linklerini aşağıda paylaşıyorum. 2000’den bu yana Türkiye’nin yaptığı iki tane yapısal reform var: Bankacılık reformu ve kamu mali disiplininin sağlanması. Yapılan bazı düzenlemeler yapısal reform olarak adlandırılsa da bu iki düzenleme dışındakiler yapısal reform değil. İkinci mesele zamanla ilgilidir. Yapısal reformların yapılması gerektiğini her söylediğimde “iyi de bu konular bugünden yarına olacak işler değil, kısa vadede ne yapılabilir onu söyleyin” derler. Ben de o “zaman faizi artırın” derim. Bu sefer “faizi artırmak kesin çözüm müdür?” diye sorarlar. Ben de “değildir, geçici çözümdür, zaman kazandırır, o arada yapısal reformlara başlamak gerekir” derim. Sonuçta genellikle biraz gecikmeli olarak faiz artırılır, geçici olarak sorunlar çözülmüş gibi olur ve yapısal reform söylemleri rafa kalkar.  

Aslında tespit doğrudur. Yani yapısal reformlar kısa vadede çözüm getirmez. Hatta sıkıntıların artmasına bile yol açabilir. Bunların bir çözüm getirmesi ancak uzun vadede söz konusu olabilir. Ne var ki kısa vadede çözüm getireceği düşünülen hamleler de kalıcı çözüm getirmez. Mesela faiz artırımı böyledir. Kısa vadede sorunu çözer ama uzun vadede sürekli faiz artırarak devam etmek mümkün olmaz.  

Uzun vadede sorunlarımızı çözmenin yolu zaman geçirmeden yapısal reformlara girişerek Türkiye ekonomisinin temellerini sağlamlaştırmaktır. Yapısal reformlar kısa vadede bir artı getirmeyebilir ama uzun vadede Türkiye’yi düzlüğe çıkaracak olan adımlar bunlardır.

“İyi de bunlar hep uzun vadeye yönelik çözümler” denildiğinde ben, bana ait bir sözü söylerim hep: “Kısa vadeler üst üste eklendiğinde uzun vade olur.” Bugün başlarsak 5 – 10 yıl sonra Türkiye’nin, birçok ekonomik sorununun kalıcı olarak çözümlenmiş olduğu bir yapıya ulaşmasını sağlayabiliriz.

10 yıl önce başlamış olsaydık bugün birçok sorunumuz olmayacaktı. Ve sürekli faiz artırmak zorunda da kalmayacaktık.   


Yapısal Reform Yazılarım:
http://www.mahfiegilmez.com/2016/09/turkiye-ekonomisinin-yapsal-sorunlar.html

56 yorum:

  1. kaleminize sağlık , bizi yönetenlerde bu vizyonu ve iradeyi görebiliyor musunuz hocam?

    YanıtlaSil
  2. Merkez bankasini haftalik repo faizlerinde 1.25 lik artisin bankacilik sektorune etkisi ne olacaktir. Bundan nasil etkilenecektir.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Konut kredisi faizlerini artirmak zorunda kalacaklar, yoksa gorev zarari yazmak durumunda kalacaklar (ozel bankalar bunu yazamaz dogal olarak).

      Sil
    2. Konut kredisi artacak bina satışları duracak. Yoksa inşaatçılara ve ev alanlara milletin parası ile kıyak olur devlet bankaları görev zararı yazarak bile bile bu yapılamaz. Devlet bankalarının karlarından millete verilen birşey yok zararını niye millet çeksin.

      Sil
  3. Yazınız için teşekkürler. Hocam gelişen ülkelerin faiz artırmaya başlaması birbirleri arasında bir rekabet yaratır mı ? örneğin brezilya ve hindistan önlem almaya başladı ve bunlar bizim faiz artırımlarımızı kötü etkileyecek gibi gözüküyor.


    Şimdiden teşekkürler iyi çalısmalar.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Küresel sistemde likiditenin daralmaya başlaması bu çeşit bir rekabeti artıracak. Sonuçta esaslı önlemleri almamış olanlar da sürekli faiz artırmak zorunda kalacaklar.

      Sil
  4. 2019 Mart ayında belediye seçimleri var. O halde yapısal reformlar için de 'Başka bahara kaldı' diyebilir miyiz?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Diyemeyiz. Artik baska bahar yok. Bundan sonrasi hep kis Turkiye icin. Ozellikle iktidar el degistirmese.

      Sil
    2. ekonomide düzeltmeler olur bunlar durgunlugada krizede neden olur ama bunlar hep gecici şeylerdir kapitalist sistemde bunlar biere döngü olarak devam eder bundan sonra kış olacakta ne demek ben 94*2001* 2008 krizlerindekendi işletmemi yönetiyordum battım çıktım hatta mal beyanından ulucanlarda 10 hapis yattım ancak her yoşuşun bir inişi vardır

      Sil
    3. Evet galiba bir sonraki bahar oldukça uzaklarda.

      Sil
  5. Hocam, bence bu yazınızın linkini de bir kenara koyun. 2028 yılında dolar bir anda 3800 TL'den 6600 TL'ye çıkıp merkez bankası faiz artışıyla 5000'lere düşürdüğünde tekrar aynı şeyleri yazmak yerine hiç aramadan o linki verirsiniz.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. o zaman da anlı şanlı bakanlarımız doların geldiği bu seviyeyi kabul etmiyorum ve Türk lirası çok güçlü bakın 5000'e düştü dolar diye demeç verirler.

      Sil
  6. Ağziniza Sağlik hocam. Yazınız Mükemmel de bunlari Uygulayacak bir iktidar Nerde.? Ancak Faiz arttirmayla sorunu kısa süreli halletsinler. Üretime dayali bir büyüme yerine İthalat a odakli tüketime dayali bir büyüme ile Daha ne kadar yol alabiliriz bilmiyorum Allah sonumuzu Hayırli kılsın.

    YanıtlaSil
  7. Süper bir yazı olmuş elinize sağlık. Vizyon bu olsa gerek 2023 vizyonumuz 2050 ve 2070 vizyonumuz derken hükümet vizyonsu geçici çözümler ile dahada sıkıntıya soktuğu bir yazı umarım ekonomi bakanı, kalkınma bakanı, maliye bakanı, tüm bakanlıklar başbakan ve cumhurbaşkanı bu yazıyı anlayarak okusunlar özellikle Yiğit Gökgürültülü Bulut namıdeğer jöleli okusun.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Güzel yorum olmuş jöleli okumalı bencede. Kölelik abdest aliyor mu hiç çünkü cuma namazından çıkışta bile saçları kölelik adamın

      Sil
  8. Hocam merhaba. Öncelikle, yaklaşık 4 senedir takip ediyorum yazılarınızı. Öğrenciyken de iş hayatında da sizden öğrendiklerim hayatımı kolaylaştırdı, bakış açımı genişletti. Minnettarım. Kaleminize sağlık. Tecrübe ve yorumlarınıza güvenerek tavsiyenizi almak istiyordum bir konuda. ODTÜ, Bilkent gibi okullarda verilen yöneticiler için MBA programlarını tavsiye eder misiniz? İktisat mezunuyum ve 3 senedir finans sektöründe çalışıyorum. Önerebileceğiniz, araştırmamı tavsiye ettiğiniz bölümler var mıdır yüksek lisans için? Şimdiden çok teşekkür ederim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim.
      Bence MBA yapmayın. Finans dalında yüksek lisans yapın. Ekonomin,n üzerine finans çok iyi bir birikim sağlar.

      Sil
  9. Mahfi hocam.bırak batsın memleket.!ne diye kalemini mürekkebini nefesini yüreğini tüketiyorsun!hırsız uğursuz riyakar menfaatperest dolu memlekette ...yapısal reformlar yapsalar kim nasıl çalıp çırpacak. Varlık fonumuz yeter bize

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Günlerdir hatta aylardır kafamda aynı düşünceler... Daha iyi bir ülkeyi hak etmeyen o kadar çok insan var ki memlekette...

      Sil
    2. Adsız 22:00. Demekki kendisine daha iyi bir ülkeyi bile yakıştırıp layık göremiyenler var...çok yazık!!Ya basireti bağlanmış bazılarının ya da midelerine fazla hitap ediliyor...

      Sil
    3. Rica etsem Hülya Hanimin yazdiklarini tercüme edermisiniz.?

      Gercekten birsey anlamadim.

      Sil
  10. Hocam, bu MB aylardır politika faizini 8'de tutup GLP'den ali cengiz oyunları ile durumu idare ediyordu. Şimdi politika faizi 17,75 oldu. Türkiye'yi yakından takip etmeyen, bu GLP manevralarını bilmeyen bir yatırımcı dışarıdan baktığı zaman şunu görmeyecek mi: Bu ülkede 15 gün öncesine kadar faiz 8'miş, şimdi 17,75 olmuş. Bu ülke batıyor herhalde.

    Yani dışarıdan bakan kişi 300+125 bp'lik bir artış değil 8'den 17,75'e çıkan korkunç bir artış görmeyecek mi? Bu durum bir ülke için yapılan artışlarla bile kıyaslanamıyacak kadar kötü bir durum yaratmaz mı?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Selam Youef,
      Merak etme dışardan bakan da, içerden bakan da aynısını görüyor, dışardan bakanlar bu işlerin acemisi değil, özellikle 100 milyon dolar ve üzeri fon yöneten insanlar öyle kolay kolay her şeye kanmazlar.

      Piyasa ise asla kanmaz, piyasanın hiç kimseye acıması yoktur.

      Sil
    2. Selam Youef,
      Türkiyeyi yakından takip etmeyen adam zaten umursamıyordur,
      Takip etmek isterse önce hatırı sayılır SP, Moodys veya Fitch raporlarına
      bakar,
      Oraya bakınca da 10 dk da Türkiye nin ne olduğunu anlar,
      Yukardaki arkadaşın yazdığı gibi merak etmeyin, herkes herşeyi bilir.

      Sil
  11. Hocam aşağıdaki soruları yanıtlaya bilir misiniz,

    Merkez Bankasının beklenti üstü faiz artırması seçime giden bir ülkede ve değişime uğrayacak ekonomi yönetiminde kime ne zaman kazandırır?

    Tükiye geçmiş de ekonomik bozulmaları ne kadar kötü iken IMF ile bir Stand By anlaşması yapmıştır?

    Türkiyenin, FED ve Avrupa Merkez Bankası açıkladığı politikalar ve Ülkemizin Cari ve Kamu açıklarının projeksyonlarını incelediğinizde yakın gelecekte (1-3 yıl) tekrar IMF ile bir stand by anlaşmasını öngörüyor musunuz?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Mevcut hukumete zaman kazandirir. Dovizin yukselmesine mani olur, enflasyonu gecici olarak dizginler, halkta tekrar goreceli refah algisi olusturur, islerin yine bu hukumet tarafindan duzeltilmeye baslandigi imaji olusturur. Hepsi gecicidir ama secime kadar idare eder. Sonra zamlar yagmur gibi yagacak zaten.

      Su an IMF'ye gitmenin tam zamani ama gitmezler, yoksa tukurdugunu yalamis olurlar.

      Son sorunun cevabi da yukarida zaten. IMF'ye gitmeye mecbur kalacagiz eninde sonunda. 1 Yil bile surmez.

      Sil
    2. Adsiz 02:20

      IMF ye gitmeye mecbur mu kalacagiz..

      Yoksa IMF mi bize gelecek.? Bence 2, si gerceklesecek. Göreceksiniz, bunu da

      "Bakiniz ülkemiz ekonomik olarak o kadar üst düzeyde ki, IMF bile yatirim yapmak icin kapimiza geldi.. para yagdiracaklar"

      Diyecekler…

      Aha buraya da yaziyorum.. Bu millet bunu da yiyecek.

      Sil
  12. Memleket, Marquez in Kırmızı Pazartesi romanina döndü. Herkesin bilgisi dahilinde, göz göre göre bir cinayet işlendi.

    Ve ahali öylece baktı, bildigi gelecegin gelmesini öylece seyretti.

    Teşekkürler hocam, sesinizi yükselttiğiniz için.

    YanıtlaSil
  13. Hocam,
    Yapısal reform (betonla) büyüme değil kalkınmadır. Aslında çözüm Cumhuriyetin dna kodlarında vardır.
    Bakınız Emre Alkin hocam ne güzel ifade etmiş: https://youtu.be/AwZ4dYva63o
    Aslında aklın yolu bir. Ama biz aklımızı nerede kaybettik..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kafayı dinle bozarsan, aklını bir yerlerde kaybedersin.

      Sil
  14. Mahfi hocam,niye ısrarla yapılmıyor bu yapısal reformlar?çok mu zor?başımızdakilerin kafaları hiç mi çalışmıyor? Sizde dahil ne kadar ekonomist bunun zorunluluğunu yinelerken niye bunu yapmamakta ısrar ediyorlar.bi köşe yazısı okumuştum. Düğün erkene alındıysa gelin mutlaka hamiledir diye. İktidarda çok şeye gebe galiba?
    Hocam, birde bi şey sormak isterim size bir İstanbul sakini olmanız hasebiyle: kanal İstanbul projesi sizde elzem ve yerinde mi? Artı ve eksileri ne olur bir fikrimiz var mı?
    İyili varsınız....

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Zorluklarını da yazdım. Önce ulusal bir uzlaşma sağlanması lazım.
      Kanal İstanbul Projesi son derecede gereksiz bir proje. Montrö Antlaşması gereğince İstanbul Boğazından bedava geçme hakkı olan gemiler niçin Kanal İstanbul'dan para verip geçsin? Ayrıca Türkiye'nin birçok sorunu varken her şeyi İstanbul'a yaparsak Anadolu'dan göçü durdurmak mümkün olur mu?

      Sil
  15. bu hükümetin ,yargıda ,egitimde,maliyede,siyasette reform yapacagına inanmıyorum.ayrıcada jeopolitik risklerin ortadan kalkması için çaba harcayacagınada inanmıyorum.çünki yeri geliyor ordan besleniyor.koftiden EY İSRAİL,EY AMERİKA,EY BİLMEMKİM DİYEREK HAMASET YAPIP HALKA OYNUYOR.HELEDE YARGI VE EGİTİMDE HİÇ YAPAMAZ.YARGIDA REFORM YAPSA YARGI BAGIMSIZ OLSA BAŞLARI BELAYA GİREBİLİR.EGİTİMDE REFORM YAPSA ,GENÇLER İYİ EGİTİM GÖRÜR,BİLİMLE ,TEKNOLOJİYLE,MEDENİYETLE İŞİ OLUR.AKPNİNDE İYİ EGİTİLMİŞ GENÇLER İŞİNE GELMEZ.BUNLAR, YANDAŞ BİR PROFÖSÖRÜN DEDİGİ GİBİ CAHİL ADAMLARI SEVİYORLAR.ÇÜNKİ ONLAR SORGULAMIYOR BİAT EDİYOR.YILLAR ÖNCE YAPILAN BİR ANKETTE,AKP YE OY VERENLERİN EGİTİMSİZ,OKUMA YAZMA BİLMEYEN VE DÜŞÜK EGİTİMLİ KİŞİLER OLDUGU ARAŞTIRMA SONUCU ÇIKMIŞTI.GAZETELEREDE ÇIKMIŞTI.HATTA BİR YETKİLİNİN MADEM DURUM BÖYLE EGİTİMLE NİYE BUDAR OYNAYALIMKİ DEDİGİ GAZETELEREDE YANSIMIŞTI.HAL BÖYLEYKEN SİZLER VE BİZLER YAPISAL REFORMLARI UNUTSAK İYİ OLUR SAYIN HOCAM.O KONUDA UMUT YOK.SİZ NE DERSİNİZ ,UMUDUNUZ VARMI YAPISAL REFORMLARIN BU HÜKÜMET TARAFINDAN YAPILACAGI SAYIN HOCAM

    YanıtlaSil
  16. Kanal Istanbul projesi tam anlamiyla bir israf olacak, yuklenicilere para kazandirmaktan baska bir ise yaramayacak ama bu isi ihale edenler ve onay verenler yuklenici muteahhitlerden komisyonlarini alacaklar, projenin amaci da bu zaten, yandas zengin edip yuklu komisyon almak. Ayrica cok onemli bir konu daha var simdiye kadar bir yerde tartisildigini gormedim, Kanal Itsnbul'un amaclarindan birisi Istanbul bogazindaki gemi trafigini rahatlatmak ama gemileri, ozellikle yabanci gemileri kanal istanbul'dan gecmeye zorlayamazsiniz cunku Montreaux anlasmasina gore bu gecis icin Istanbul bogazi Turkiye tarafindan acik tutulmak ve guvenli gecis saglanmak zorunda. Yani Istanbul bogazini gecise kapatamaz Turkiye. Ayrica bedava olan bogaz gecisi varken (yine Montreax'a gore bedava olmak zorunda) kimse kanal istanbul'dan para verip gecmez. Kanal istanbul'da para yine topraga gomulecek ama birisi veya birileri yuksek komisyon alacak. Kim oldugunu tahmin edersiniz zaten. Olay bundan ibaret.

    YanıtlaSil
  17. hocam eskiden enflasyon ve faiz %100 üzerindeydi. akp nasıl yaptı bu enflasyon faizi nasıl düşürdü...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. dünyadaki gelişmiş ülkelerde çıkan ve dünyaya yayılan küresel krizle beraber tüm gelişen ve gelişmekte olan ülkelere tabiri caizse para yagdı ve bu paralar faizi ve doları düşürdü.hatta o hale geldiki 1 dolar 1 tl olurmu bile denmeye başladı.ama şu anki hükümet bu yagan paraları degerlendiremedi.parayı betona gömdü.yatırımla ve üretimle ilgilenmedi.şimdi yagan paralar ana vatanına dönüyor ve dolar ,faiz artıyor.

      Sil
    2. Eskiden enflasyon faiz ikilisi daha yüksekti ama; 1- eskiden bu derece finansal entegrasyon yoktu bu yüzden bu derece sermaye akımı yoktu ve ucuz ithalat yapılamadığından enflasyon düşmüyordu faizler de düşmüyordu. 2- eskiden tarım ve hayvancılığımız çok daha güçlüydü ve şehirli vatandaş sayımız daha azdı ve enflasyon-faiz sarmalına dayanma kapasitemiz daha fazlaydı. oysa şimdi şehirlilik oranımız çok yükseldi ve tarım hayvancılık öldürüldü bu yüzden de %15 LİK ENFLASYON ARTIK %50 etki yaratabiliyor. kaldı ki artık dünyada küreselleşmeyle beraber üç rakamlı enflasyon faiz tarihe karıştı. artık iki rakamlı enflasyon-faiz ikilisi bile ciddi sıkıntılara yol açabiliyor. 3- eskiden yani 16 yıl önce ne özel sektör ekonomisinde ne de hane halkları ekonomisinde bugünkü kadar ağır borç yükü yoktu. sadece kamu borç stokumuz vardı. bu derece yüksek cari açığımız tasarruf-yatırım açığımız yoktu. eskiden daha çok kamu bütçe açığımız patlardı ve sorun çıkartırdı. şimdi ise üçüz açığımız var. bütçe- uluslar arası yatırım pozisyon açığımız ve tasarruf açığımız vardır.ve dış borç stokumuz hiç bu kadar yüksek olmamıştı üstelik sadece 16 yıl gibi nispeten kısa sürede!. 4- eskiden iyi kötü fabrikalarımız ve atölyelerimiz çalışırdı ve yüksek enflasyona rağmen halkın tüketim gücü olurdu yani pahalılık olurdu ama iş de bugünden daha çoktu. işsizliğimiz nispeten daha aşağıydı.

      Sil
    3. Bu sorunun yanıtını arkadaşlar vermiş. Şimdi sanırım asıl soru şu: Yüzde 6'ya kadar inmiş bir enflasyonu dünyada enflasyon kalmamışken biz nasıl oldu da yüzde 12'lere çıkardık?

      Sil
  18. Hocam, yukarida siraladiginiz iki konuya ek olarak BES duzenlemesini de yapisal reform olarak adlandirabilir miyiz? Zira UV adina tasarruflari arttirmasi ongorulmekte!.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Tek başına BES'e yapısal reform diyemeyiz. Çünkü sorunu çözmeye yeterli değil. Ama tasarrufları arttırmayı bir yapısal reform olarak görürsek BES de bunun önemli bir parçası olur.

      Sil
  19. Belediye seçimleri varken nasıl sert önlemler alacak büyükşehirleri kaybetmeyi göze alamazlar böyle faizleri artırarak devam ederler tabii şuda var faiz bütün kötülüklerin anası idi ne oldu da birden faiz sevici oldular ..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Başkanlık sisteminde artık belediye kazanmaya gerek yok,
      Seçilmiş belediye başkanını hapse atar veya görevden alırsınız,
      yerine kayyum atarsınız.

      Sil
    2. Hiç sanmıyorum iktidar için belediyeler de önemli..yoksa neden istanbul ile ankara büyüksehir belediye başkanlarını değiştirdiler..

      Sil
  20. Hocam,

    Yine ayni film vizyona girdi..

    Sinema salonu yine Avusturyadan.. camiler kapaniyormus, imamlar sinirdisi ediliyormus.

    Tam da secimden 15 gün önce.

    Israi bir taraftan, Kandil bir taraftan, Avusturya diger taraftan RTE nin eline iktidari sunmak icin sahnedeler.

    Eeeyy Avusturya… Eyyyy fetö.. Eyyy din düsmani chp zihniyeti..

    Her seferinde magdur AKP

    YanıtlaSil
  21. Hocam bilmem dikkatinizi çekmiş midir( çekmiştir mutlaka). Türkiye sizin söylediğiniz yapısal reformları hep kriz döneminde ve yabancı mali kuruluşların ( yani IMF ve Dünya Bankası) zorlamasıyla ve hatta diretmesiyle yapmıştır. Türk halkı ve siyaset eşrafı da hep bunları biz size günü gelince gösteririz diyerek, verilecek para karşılığında kerhen kabul etmiştir. Günü gelince de veya zamana yayarak bu reformları hep geri çevirme yolları aramıştır. Yani bizim gereğini görerek, kendi aklımız ve irademizle reform yapma ihtimalimiz yoktur diye düşünmekteyim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet bütün reformlar krizlerden sonra zorla yapılıyor. Gönüllü reform yapmıyoruz.

      Sil
  22. Bu noktada yapısal reformu iki türlü ayırmak gerekiyor sanırım. İlki IMf eksenindeki ortodoks iktisat politikalarıyla ekonomik hasarın maliyetini emekçi kesimlere ödeten cinsten. İkincisi ise kamu menfaatini ön plana çıkarırken özel sektörü de dışlamayan ancak gelir dağılımında adaleti tahsis etmeyi amaçlayan mali sistem. Bu noktada politika tercihinde belirleyici olan karar alıcıların ideolojik duruşu. Seçimlerde parti tercihi yapılırken sunulan reçeteleri göz önünde bulundurmak toplumsal bir elzem.

    YanıtlaSil
  23. M1le M2 arasinda cok fark olusmasi neye dalalettir?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Finansal çeşitlilik ve derinliğin arttığına delalettir.

      Sil
  24. En yüksek faiz veren 4. ülke olmuşuz. Elhamdülillah, bu Akparti'nin başarısıdır. Allah'ın izniyle 1. olacağımız günlerde yakındır. Siz ne kadar kötü dedikçe şahlanan bir ekonomimiz var.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hem faiz, hem döviz yükseliyor. Herkes kazanıyor. Win-win yani...

      Sil
  25. hocam, türkiye ekonomisi adım adım stagflasyona gidiyor ve stagflasyon süreci uzun soluklu olabilir kanaatindeyim. yanılıyor muyum hocam?. saygılar....

    YanıtlaSil
  26. dost acı söyler,burdaki dost bilim adamı (Mahfi bey yani)

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...