20 Şubat 2019 Çarşamba

Bir Arpa Boyu Yol

Türkiye ekonomisi 2001 krizinden sonra yeni bir maceraya girdi. IMF Programı eşliğinde bankalarını yeniden yapılandırdı. Görev zararlarını tahvile çevirerek kamu mali disiplinini sağladı. Paradan altı sıfır attı, 2005 – 2010 arasında tarihin en yüksek doğrudan yabancı sermaye yatırımı girdi. Bu gelişmeler sonucunda para ikamesi (dolarizasyon) tersine döndü ve insanlar TL’ye güvenmeye başladıkları için yabancı para mevduatlarını TL’ye çevirdiler, TL değer kazandı. Özelleştirmelerle kamu kuruluşları ve malları satıldı ve 60 milyar dolardan fazla gelir elde edilerek kamu harcamalarında kullanıldı. Dış borçlar 114 milyar dolardan 450 milyar dolara yükseldi ve bu paralar kamu harcamalarında kullanıldı. Bu dönem boyunca Türkiye’nin Cari fiyatlarla GSYH’si 272 milyar dolardan 851 milyar dolara, kişi başına geliri 4.317 dolardan 10.546 dolara yükseldi. 

Yazının altında sunduğum 2000 ve 2017 yıllarına ait iki tabloya karşılaştırmalı olarak bakarsak şu sonuçlara ulaşıyoruz (veriler için kaynak: IMF, WEO Database, October 2018 ve https://knoema.com/atlas):

(1)   Cari fiyatlarla GSYH büyüklüğü açısından Arjantin ve İsveç bu 18 yılda ilk 20’deki yerlerini kaybetmişler, buna karşılık ilk 20 ekonomi arasında olmayan Endonezya ve Suudi Arabistan bu kategoriye girmiş. 

(2)   Çin cari fiyatlarla GSYH büyüklüğü açısından 6’ncı sıradan 2’nci sıraya, Hindistan 13’üncü sıradan 6’ncı sıraya, Rusya 20’nci sıradan 11’inci sıraya yükselmiş. Almanya, İngiltere ve Fransa birer basamak geriye düşmüşler. Türkiye, bütün bu gelişmelere karşın bu 18 yılın sonunda başladığı yerde kalmış. 2000 yılında 17’inci sıradaymış 2017 yılında da 17’inci sırada.

(3)   Kişi başına gelirde nasıl değişiklikler olmuş diye bakarsak Çin 125’inci sıradan 73’üncü sıraya, Güney Kore 38’inci sıradan 30’uncu sıraya, Rusya 95’inci sıradan 63’üncü sıraya, Avustralya 27’inci sıradan 11’inci sıraya yükselmiş. Japonya5’inci sıradan 27’nci sıraya, İngiltere 14’üncü sıradan 24’üncü sıraya düşmüş. Türkiye 65’inci sıradan 64’üncü sıraya yükselmiş.

2000 yılında dünyada kişi başına gelir ortalama 5.500 dolardı. Türkiye’nin kişi başına geliri aynı yıl 4.317 dolardı. Türkiye orta gelir tuzağında bulunuyordu. 2017 sonunda dünyada kişi başına ortalama gelir 10.680 dolar, Türkiye’nin kişi başına geliri 10.546 dolar. Türkiye, bu 18 yılda orta gelir tuzağından çıkamamış görünüyor.

Henüz elimizde 2018 GSYH’si yok. Hükümetin Yeni Ekonomi Programındaki tahmini olan 763 milyar dolarlık GSYH’yi esas alırsak 2018 yılında Türkiye’nin, Hollanda’nın altına düşerek 18’inci sıraya gerilemesi söz konusu olacak. Bu durumda kişi başına geliri de 9.000 dolar düzeyine düşecek ve Türkiye bu alanda 70’inci sıralara gerileyecek. 

2018 yılı GSYH’si açıklandığında son 16 yılda, kamu kuruluşları ve kamu mallarının özelleştirilmesi de dahil olmak üzere elindeki bütün imkânları kullanmış olan, Türkiye’nin geldiği yerin başladığı noktadan da geride olduğunu göreceğiz.

Bu durumun tek nedeni ilk bakışta ucuz görünen ama uzun vadeli sorunları çözemediği için gerçekte çok pahalıya mal olan kısa vadeli popülist yaklaşımların son 8 yılda kalıcı ve doğru yaklaşımlara tercih edilmesidir.


2000
GSYH
Nüfus
KB Gelir
Ülke
Milyar USD
Sıra
Milyon Kişi
Sıra
USD
Sıra
ABD
10.285
1
282,2
3
36.450
8
Japonya
4.888
2
126,8
9
38.532
5
Almanya
1.950
3
82,2
12
23.719
23
İngiltere
1.648
4
58,9
21
27.982
14
Fransa
1.362
5
60,9
20
22.364
25
Çin
1.211
6
1.262,6
1
959
125
İtalya
1.142
7
56,9
22
20.051
29
Kanada
742
8
30,8
35
24.124
21
Meksika
708
9
101,7
11
6.959
51
Brezilya
655
10
175,3
5
3.739
72
İspanya
595
11
40,6
28
14.677
33
Güney Kore
562
12
47,0
25
11.948
38
Hindistan
462
13
1.053,1
2
439
155
Avustralya
415
14
19,2
49
21.669
27
Hollanda
413
15
16,0
57
25.921
17
Arjantin
284
16
37,1
31
7.669
47
Türkiye
273
17
63,2
17
4.317
65
İsviçre
272
18
7,2
92
37.868
7
İsveç
260
19
8,9
81
29.283
13
Rusya
260
20
146,6
6
1.772
95


2017
GSYH
Nüfus
KB Gelir
Ülke
Milyar USD
Sıra
Milyon Kişi
Sıra
USD
Sıra
ABD
19.391
1
325,7
3
59.532
8
Çin
12.238
2
1386,4
1
8.827
73
Japonya
4.872
3
126,8
11
38.428
27
Almanya
3.677
4
82,7
16
44.470
19
İngiltere
2.622
5
66,0
22
39.727
24
Hindistan
2.601
6
1339,2
2
1.942
143
Fransa
2.583
7
67,1
21
38.477
26
Brezilya
2.056
8
209,3
5
9.821
68
İtalya
1.935
9
60,6
23
31.953
28
Kanada
1.653
10
36,7
38
45.032
18
Rusya
1.578
11
144,5
9
10.743
63
Güney Kore
1.531
12
51,5
27
29.743
30
Avustralya
1.323
13
24,6
53
53.800
11
İspanya
1.311
14
46,6
30
28.157
33
Meksika
1.150
15
129,2
10
8.910
72
Endonezya
1.016
16
264,0
4
3.847
116
Türkiye
851
17
80,7
19
10.546
64
Hollanda
826
18
17,1
65
48.223
14
S. Arabistan
687
19
32,8
41
20.849
39
İsviçre
679
20
8,5
98
80.910
3


264 yorum:

  1. Bu saatten sonra çözümün ilk adımı ne olmalı hocam?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Mümkün degil.. Patlican v sivri Biber mafyasina karsi zafer kazanmis bir komutan gibi meydanlarda gürleyen, 50 adet tanzim satis sovalyesi ile destanlar yazanlarin bu milli ve yerli Irade tarafindan degistirilmesi asla mümkün dehil.

      Hele, cami imamlarinin dualari ile asla..

      Sil
    2. Attn.15:35 Açık açık yazmasına gerek yok sen git ispiyonla da trol maaşına zam yapsınlar.

      Sil
    3. Her saatten sonra çözümün ilk adımı bağımsız yargıyla başlayan hukuk reformu, sonra kuvvetler ayrımını geri getirecek Anayasa reformu ve sonra da ekonomide reformları kapsayan yapısal reformlar olmalı.

      Sil
    4. Ne güzel diyorsunuz Hocam. ekonomide yapisal reformlari kapsayan….

      Pekiyi bu habere ne dersiniz?

      ""Zonguldak'ta, Türkiye Taş Kömürü Kurumu'nda (TTK) istihdam edilecek 1000 yer altı üretim işçisi ilanına 7 günde 35 bin 770 kişi başvurdu. İşçilerin, 2 Mart'ta çekilecek kurayla belirleneceği açıklandı. ""

      Hocam bu saatten sonra ne reformu? Cöküse giden bir ülkede Reform olurmu Hocam?

      Sil
    5. Mahfi Hocam, çok önemli bir önceliklendirme sırası yapmışsınız. Ülkenin ihtiyaçları bu. Bunu tepeden vizyoner şekilde görüp uygulayacak insanlara ihtiyacımız var.

      Sil
    6. 18 yılda 65. sıralamadan 64. sıralamaya yükselmişiz. Bu hızla gidersek 36 yıl sonra canım Türkiyem 62.sıralamaya yükselir.
      62 de fena rakam değil hani..

      Sil
    7. çinde bu dedikleriniz yok ama mahfi bey onlar yaptı

      Sil
  2. Paramızı lükse, şatafata ve verimsiz alanlara yatırmak yerine imalat,teknoloji,bilim ve eğitim de kullansaydık bu hale düşmeyecektik. Devleti ve yargıyı intikam araci olarak görmek yerine kurumsallaşmayı ve bağımsız yargıyı sağlasak yine bu durumda olmayacaktık. Çağ dışı ya da hurafelere dayalı eğitim sistemi yerine bilime ve akla dayalı bir sistem kursak kesinlikle böyle olmayacaktık. Sadakat yerine liyakati tercih etsek bambaska bir ülkemiz olabilirdi. Şimdi tüm bunları yapabilmek ve gelişmiş dünyayi yakalamak için çok daha fazla calismamiz gerekecek. Malesef bunu halen anlayabilmiş degiliz. Kayıp yıllarımızın sayısı daha da artacak gibi gorünüyor.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Güzel konuşuyorsun ama varmı anayasamızda parayı bilime teknolojiye yatırıcan diye bir madde yok. Varmı anayasanda kamu ihale kanunu zırt pırt değiştiremezsin maddesi yok.durum öyle olunca gelen her hükümet bir sonraki seçimi kazanmak için vuruyorlar popülizmin dibine. Sen başkan olsan önüne iki proje gelse birinde deseki yirmi yıl sonra bunun meyvelerini toplarız diğerinde ise denseki altıay sonra. Hangisini tercih edersin tabiki seçim korkusundan dolayı altı ay olanı. Ekonomi hukuk eğitim konularında anayasanda bir bağlayıcılık yoksa gelen her hükümet popülizmin dibine vurur kimse kusura bakmasın buna tüm partiler dahil. Bizim enbüyük sorunumuz şahıslara güvenerek iş yapmak.hiçbir siyasetçi işin özüne inmiyor. Örn muharrem ince ne demişti ben başa gelirsem ayağa kalkmıcak hakimler atıcam. Lafın yanlışlığına bakarmısın. Halbuki şunu demesi gerekirdi. Ben başa geldiğimde kuvvetler ayrılığını öyle bir sağlam yapıya kavuşturacağımki hiç hakim başka bir gücün önünde kendini ayağa kalkmak zorunda hissetmicek. Acaba şu siyasetçinin yolsuzluğuna soruşturma açarsam sürgün yermiyim kaygısı taşımıcak.işte demesi gereken buydu. Yani sistem. Tabi laf ebeliği yapıp sistemi konuşmuyorda bana ayağa kalkmıcak hakimler istiyorum diyo. La senin elinde o tokmak olduğu sürece hangi hakim savcı ayağa kalkmıcak. Bizdeki bütün siyasetçiler tokmak sistemde olsun demiyor. Tokmak bende olsun günü gelince kullanırım derdinde.

      Sil
    2. Daha fazla çalışmamız gerekecek,doğru ama önce rejim değişmeli (fabrika ayarlarına dönmeli).Yoksa tek adam rejiminde fazla çalışma hiç bir işe yaramaz..Çadır devleti olduk; ortadoğudaki arap ülkeleri (emirlik,sultanlık) nasıl yönetiliyorsa biz de öyle yönetiliyoruz..Tek umudumuz akp'ye oy veren seçmenin bir gün uyanması..

      Sil
    3. Diğer partilere oy verenler uyanık mı oluyor sistem uyutma üzerine kurulu...

      Sil
    4. Yazilabilecek en guzel anayasayi yazsaniz bile, uyan olmadikca o bir hictir. Mevcut iktidar simdiki anayasaya uyuyor mu ki de anayasanin degismesi herseyi cozecek? Onemli olan mentalitenin degismesi, hukukun ustunlugune inanilmasi ve saygi duyulmasi. Anayasaya uyulmamasi toplumdan tepki almiyorsa zaten o toplum toplum olmaktan cikmistir bence, suruye donusmustur.

      Sil
    5. Bu ülke anayasayı bir kez delmekle bir şey olmaz diyen liderler gördü. Kimse de ona oy vermemezlik etmedi. Hukukun değerini anlamamız için başımıza çok büyük felaketler gelmesi lazım.

      Sil
  3. Hocam elinize sağlık. Baz alınan göstergeler aşikar, ancak bunun bir de yapısal ve kültürel yıkımları var. Zihniyet olarak o kadar geri gittik ki. Fikir beyan etmekten korkan insanlar, kendini geliştirmeye ortam bulamayan gençler... 82 milyon nüfus ancak bu kadar atıl olabilir.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok doğru. Asıl hasar sosyal ve kültürel alanda ortaya çıktı.

      Sil
    2. Kasaba kültürü şehir kültürüne galebe hale gelmeye çalışıyor. Bindikleri dalı kesiyorlar. Vasatlık her yerde.

      Sil
  4. hocam türkiyede ilaç fabrikası var mı ya da var mıydı

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. kendi aşımızı kendimiz üretiyorduk. sonra dediler ki bu kurum zarar ediyor. şimdi tüm aşılar ithal. ve devlet önümüzdeki yıllar için herşey verdiği alma kullanma geçme garantisi gibi satın alma garantisi vermiş...

      Sil
    2. Var idi.. Simdi yüzlerce AVM miz var. Neden sordunuz?

      Sil
    3. Su anda basta Yunanistan, Bulgaristan ve Gürcüstan olmak üzere komsu devletlerde korkunc bir domuz gribi salgini var. Onlarca ölüm vakasi gerceklesti. O Kadar acik bir toplumuz ki ülkemizde de bu vakalar gerceklesti mi bilmiyoruz. Bilinen o ki özellikle asi konusunda büyük sorunlarin oldugu.

      Tüm Devlet sistemi bir olmus sadece istenilen olaylardan haberdar olabiliyoruz. Sistem kilitlenmis. otorite ne diyorsa o.

      Sil
    4. Var ama yabacılar satın aldı.

      Sil
  5. Hocam hane halkinin borcu ve gelir dagilimindaki esitsizligide karsilastirabilirmisiniz bu donemler icin lutfen

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. O da yapılabilir, bakalım.

      Sil
    2. Tesekkur ederim hocam, birde kafami kurcalayan baska bir soru var, merkez gosterge faizi piyasanin uzerinde tutarak aslinda; bankalara faiz dusurerek yada artirarak, TL nin degeri uzerinde spekulasyon yapabilmeleri icin dusuk maliyetli bir koridor olusturmalari icin firsat vermiyormu ?

      Sil
  6. Bu verilere göre dünya yerinde sayma rekoru kirmişız şimdi millet vayyy bak gerilememisiz diye oy kullanır.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. 11 Martta 2018 GSYH'si açıklandığında geri gittiğimiz ortaya çıkacak.

      Sil
    2. Türkiye; Avrupa, Çin ve Rusya arasında sıkışıp ezilmesin. Çok acil ataleti üzerimizden atıp kültürel, sosyal ve demokrasi olarak Orta Asya’ya ve Arap Dünyasına ilham olmak gerekir ve bunu ekonomik entegrasyonla tamamlaması gerekir. Avrupa’dan örnek alıp kendi formumuzu ilerletmeli ve bize bakanlara örnek olmalıyız. Türkiye olarak ilham olamazsak, yeni bir hikaye sunamazsak risk içinde oluruz.

      Sil
  7. Bence Türkiye gelişmekte olan bir ülke olarak aynı sınıftaki rakiplerine göre gayet iyi bir büyüme miktarı yakaladı ve iyi bir performans sağladı...

    Çin'i çıkarırsak aslında ileriye doğru bir gidiş var...Asıl önemlisi'de verileriniz nominal dolar cinsinden milli gelir, TL'nin durumu ise malum yani sanaılma gücümüz nominal'den çok çok daha fazla arttı...

    Ama şunuda belirteyim bu büyüme performansı şişirmeydi zaten o yüzdende krize girdik....Türkiye'nin büyüme hikayesi zaten 8 yıl önce iflas etmişti değiştirmek zorundaydık ama ısrarla devam edildi...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Tebrik ediyorum sizi, Herhalde elinizde cok farkli veriler var.

      Hoca yukarida rakamsal veriler ile de herseyi yazmis. Bugün itibariyle Patlican ve Biber fiyatlarinin tanzim satis ile dengelendigi bir ülkeye "iyi bir performans sagladi" diyorsaniz haklisiniz. Devam.

      Sil
    2. Türkiye gelişmekte olan ülke değil, yerinde saymakta olan ülke. yanlış tespit etmişsiniz. Tabloyu anlayamadınız sanırım.

      Sil
    3. Rusya elindeki kaynaklar olmasa idi, Türkiye'nin arkasında kalacak biz de 17. sıradan 16. sıraya çıkacaktık.

      Biz de Rusya'daki petrolün 10 da biri olsa, şimdi 15 14 civarında olurduk.

      Bizim sıramız kötü değil.

      Bakın, Suudi Arabistan, elinde petrolü var diye yükseliyor,
      araplar ne yapısal reformu yaptılar da bu kadar yükseldiler?
      Onlar da Ruslar gibi doğal kaynakları değerlenince ekonomileri büyüdü.

      Güney kore, yerinde saymış,
      Almanya, İngiltere, Hollanda, Fransa, Kanada, İtalya hepsi geriye gitmişler.

      Türkiye'nin yerinde durması büyük bir başarıdır.

      Sil
    4. Adsiz 15:45 gercekten Türkiyede Petrol olsaydi farkli olacagina inaniyormusunuz.? Yahu bu ülkenin 12 tane seker fabrikasi vardi. simdi yok ve bu ülke seker ithal ediyor siz ne diyorsunuz.

      Türk Telekomumuz da vardi, Tüpras, Seka, Petkim, Limanlar. Bankalarimizin %70 i.. Erdemir, Eti, Gübre fabrikalarimiz, Tekel, akarsu ve termik santraller, Elektrik dagitim sirketlerimiz,
      ve daha yüzlercesi satilmis.

      Aslinda yaklasiminiz Dogru ve günümüze Uygun. Aslinda hersey Dogru yapildi da yok mu bu dis mihraklar ve ve isbirlikcilerine simdi ah bir petrolümüz olsaydi.. tek suclu petrolumuzun olmayisi degil mi?

      Sil
    5. Venezuela'nın petrolu vardi peki ne oldu da enflasyon verileri gunluk hesaplanacak kadar cöktu ekonomisi dusunmek lazim o halde ...

      Sil
    6. Türkiye'nin petrolü olsaydı paralar Cengiz, Kolin, Limak, MNG şirketlerine giderdi.

      Sil
  8. Elinize, aklınıza,zihninize sağlık sevgili hocam. Allah sağlıklı, mutlu,uzun bir ömür versin size.

    YanıtlaSil
  9. Hocam, teşekkürler. Buralardan çıkış için 3 yol görünüyor:

    1- Üretim ekonomisine dönüş
    2- Tarımda kalkınma
    3- Katma değerli turizm

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yani yapısal reformlar ama bunlara hukuk ve siyasal yapı reformunu da eklemeden olmaz.

      Sil
    2. Hocam bu dediğinizi yapacak yüce bir insan olur. Mevcut yetenek sepetinin durumunu görüyoruz. Kim istiyor ki hukuk reformunu. Bu mantalitede olan seçmen ve seçilen yok.

      Sil
  10. Sayın Mahfi bey,
    Harika bir özet çıkartmışsınız.
    Ancak,
    Tabloya bir de aşağıdaki gibi bakalım.
    2017/2000 karşılaştırma
    GSYH Nüfus KB Gelir
    Rusya 1.578 11 144,5 9 10.743 63
    Rusya 260 20 146,6 6 1.772 95
    6,069230769 0,985675307 6,062641084


    Türkiye 851 17 80,7 19 10.546 64
    Türkiye 273 17 63,2 17 4.317 65
    3,117216117 1,276898734 2,442900162


    Almanya 3.677 4 82,7 16 44.470 19
    Almanya 1.950 3 82,2 12 23.719 23
    1,885641026 1,006082725 1,874868249


    İspanya 1.311 14 46,6 30 28.157 33
    İspanya 595 11 40,6 28 14.677 33
    2,203361345 1,147783251 1,918443824

    İtalya 1.142 7 56,9 22 20.051 29
    İtalya 1.935 9 60,6 23 31.953 28
    1,694395797 1,065026362 1,593586355


    Meksika 708 9 101,7 11 6.959 51
    Meksika 1.150 15 129,2 10 8.910 72
    1,624293785 1,270403147 1,280356373

    Rusyanın nüfusu, 17 yılda düşmüş. (ticaret fazlası 120 milyar dolar-petrol, gaz, maden üstünde ikamet ediyorlar)
    Meksikanın nüfusu bizle aynı oranda artmış. (Dünya’nın uzak köşesinde, Ortadoğuları yok,tarihten aldıkları, sınır-milliyet-terör olguları yok.
    Almanya,İtalya,İspanya ya bakalım. Sanayileşmesini bizden 50 yıl önce tamamlamış. Kişi başına artış hızları bizden geride kalmış.
    Kendimize de, çok haksızlık etmeyelim. Bu umutsuzluğa götürür. Oysa tablo da ortada. 60 milyar dolara varımızı yoğumuzu satmışız. Ancak, benim tabloya aldığım ülkelerde de devletlerin malı yok.
    Aslında, 2012 ile 2017 Türkiye si aynı. 2000 binden 2012 ye kadar ne yaptıysak yaptık. Gerisi malumunuz.
    Bu yazdıklarımla, her şey iyi demiyorum.
    Ancak kendimize de çok haksızlık etmeyelim.
    Bize yeni bir hikaye gerekli. İÇERİĞİ GERÇEK ANLAMDA, YAPISAL REFORMLARLA desteklenmiş.
    İşte bunu yapmazsak-biraz daha geç kalırsak-işte o zaman 4,5 yıl sonra bu yaşadığımız yılları da çok ararız.
    Temel konu da, Avrupa birliği sevdasından vazgeçmeden, (Avrupa ve batı değerlerinden asla ayrılmadan) Avrupa çöküyormuş-hikayesini hiç düşünmeden bu değerleri BU TOPRAKLARA taşımak.

    Kalınız Sağlıcakla
    veysel

    YanıtlaSil
  11. Yani durum vahim ! Teşekkürler hocam teşekkürler..Kimi satırları 3 kez okudum

    YanıtlaSil
  12. sevgili hocam birazda milli ekonomi modeli'nden bahsetseniz.wwww.milliekonomimodeli.com

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Milli ekonomi, islami ekonomi diye bir şey olmaz. Milli matematik, islami fizik nasıl olmazsa milli ekonomi ya da islami ekonomi de olmaz.

      Sil
    2. Oldu mu simdi Hocam.. Milli ekonomi kavraminin hangi maksatla kullanildigini ve temellerini az cok genel anlamda bildiginiz halde, hangi maksatla böyle bir adlandirma yapildigini bildiginiz halde cok farkli seyler olan matematik ve fizik gibi bilim dallari ile ayniymis gibi, dolayisiyla "milli" ekonominin olamayacagini söylemek ne kadar kogru.

      Sil
    3. Adsız ekonomi nasıl milli olacak, biraz oku lutfen, neyin milli ki ekonomin milli olacak, milli petrol un dogalgaz ın veya altının varsa tamam.bizim ancak milli futbol takımımız olur dunyada

      Sil
  13. Yorumlardaki tespitler çok doğru. Katma değerli ürünlerin üretimi ve özellikle dış pazarlara satışı bence en hassas nokta, bunu yapabilen bir avuç dolusu şirketimizi devletimiz niçin desteklemez ? Gelişmiş ülkeler dışında bir çok ülke milli gelirini bu dönemde Türkiye'ye göre göreceli olarak tabiri caiz ise "katlamış" , Türkiye göreceli olarak daha gerilerde ne yazık ki. Esas bunun sebebini sorgulamamız gerekiyor, yapısal reformların başında bence Eğitim Reformu gelmeli, iyi eğitilmiş insan gücü olmadan bir çok şey hayalden öteye gidemiyor ne yazık ki. Pisa sınavlarında 65. sıradan yukarı çıkmalıyız. 50 Yıl önce Güney Kore ile aynı noktadayız , ne oldu da Güney Kore ülkemize katlayarak büyüdü bu dönemde ? Amerika'yı tekrar keşfetmeye gerek yok, rasyonel düşünmeliyiz o zaman çözümü de buluruz.

    YanıtlaSil
  14. Hocam bu memleketin hakkını veremedik ya en çok ona üzülüyorum.

    YanıtlaSil
  15. Hocam seçimden sonra kıyakçılık biter mi?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Seçimden önce bitmeyen şey seçimden sonra da bitmez.

      Sil
    2. Ne iktidar ne muhalefet hayal kurdurtamıyor. Çırpınıyorlar kendi bataklıklarında.

      Sil
  16. Mahfi Hocam elinize sağlık , ben halen bu çıkmazı düzlüğe çıkaracak silkinmenin belki de aydınlanmanın ne veya nasıl olacağı konusunda büyük merak içindeyim. Ekonominin ve demokrasinin temel taşı birey tabi ki ve bireyler bazında ciddi bozulma yaşadığımızı düşünüyorum . Ne zaman ki insanlar "çalıyor ama çalışıyor" zihniyetinden çıkarlar o zaman ülkede üzerine inşa edilecek bir temel oluşur.

    YanıtlaSil
  17. Hocam, Türkiye arabayı geri vitese takmış, kendine de bir bahçe sınırı belirlemiş, onun içinde geri geri giderek dönüp duruyor. Yaptığı tek şey benzin harcamak. Depo boşalınca yeni bir sürücü geliyor, ben daha iyi dönerim diye depoyu doldurup dönmeye devam ediyor. Tek kazanan depoyu dolduran benzinci ve onunla anlaşan sürücü. Son sürücü mahir çıktı, depoyu çok hızlı boşalttı. Umarım bir sonraki sürücü kafayı öne çevirip etrafına bakar ve arabayı 1. vitese takıp bahçeden çıkmayı akıl eder.

    YanıtlaSil
  18. Harika bir makale olmuş mahficiğim eline saglik

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hocam askerlik arkadaşınız da gelmiş, yorum yazmış.

      Sil
    2. Dear 11:28 Adını yaz da hoca anlasın hangi arkadaşısın..Biz de merak ettik (!)

      Sil
    3. Bari M'yi büyük yazsaydın tertip.

      Sil
    4. Tertip yazım kuralına ve hitap kuralına uy, Hocamıza saygısızlık ettırmeyiz.

      Sil
  19. Başladığımız noktanın gerisine düştük. Bu büyük başarı herkese nasip olmaz alkışlayalım kendimizi.

    YanıtlaSil
  20. Buyuk olcude haklisiniz hocam. Yalniz eger "baslanan nokta" ile kiyaslama yapilacak olursa kanaatimce 2002 veya 2001 ile falan kiyaslamak lazim. 2000 ile kiyaslamak cok da adil degil gibi. Hos gerci ana sonuc cok da farketmeyecek ama yine de 2002 ile 2000 arasinda ihmal edilemeyecek farklar var GSMH acisindan.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. 2000'de kriz yok. 2001 kriz yılı. 2002 ise krizden sonra ilk yıl. O nedenle o yılları başlangıç olarak almak doğru olmaz.

      Sil
    2. hocam üzülerek itiraz ediyorum
      bir sene sonra çöküşü yaşamış ülkenin toparlanması onca yıl alırken kriz öncesini alıp yerimizde saymışız analizi sadece göstermelik olmaz mı?

      Sil
  21. ekonomik olaylara en azindan merakli insanlar burayi takip ediyor, ustteki yaziyi bende okudum diger yorum yapan arkadaslarda okumus, cikarttigimiz sonuclar o kadar farkli ki, hatta bazi yorumlarda agzim acik kaldi :)

    Ekonomi okur yazarligi konusunda yaptiginiz calismalar ve gosterdiginiz efor ornek teskil etmeli Mahfi bey ancak gordugumuz kadariyla hala siyasi bakis acisi okunani idrak etmede buyuk sikinti yaratiyor, filtre olusturuyor.

    sonumuz hayirli olsun. bu ara bende is amacli yurt disina cikmak zorunda kaldim, ulkedeki ticari-ahlaki kokusmusluk artik geri donulemez duzeyde. umudu kaybetmemeye calisiyorum, umarim bir gun tekrar donup yeni bir sirket ile yoluma devam ederim, ama yakin surecte zor gozukuyor.

    YanıtlaSil
  22. Altın günü ekonomisi

    YanıtlaSil
  23. 2001 yılında ekonomi dibi görmüştü, kim gelirse gelsin büyüme olacaktı. Varolan iktidarın herhangi bir başarısı yoktu. Şimdi de durum aynı, 2019 sonunda Türkiye tekrar dibi görecek ve kim gelirse gelsin tekrar büyümeye geçecek. Akıllı bir yönetim gelir 3. kez dibi görmeyiz.

    YanıtlaSil
  24. Kucuklugumde beri tarim daki sorunlar konysuyor bu demek oluyor ki turkiye sanayisinin kusursuz yeni perfect oldugu anlamina geliyor yada kusurlu olan sanayinin kusurlarini ort pas etmek icin sadece bir konu konusulur benim sahsi yorumum bu

    YanıtlaSil
  25. Bir not da benden;
    2002 yılında Türkiye'de basit bir lokantada 3 lü akşam yemeği yani kebap salata ve içecek 1,5 dolar idi. Bugün yaklaşık 6 dolar. 2002'de saç tıraşı basit bir berberde 1,5 dolar idi. Bugün yaklaşık 6 dolar. Milli gelirdeki dolar bazlı artış refahı artırmamış hatta azalmış. Kayıtdışı ekonomi vb. temel göstergelerde de iyileşme yok. Sabit kalmış. Bu süreçte karayolları, sağlık hizmetleri ve hava taşımacılığında ise gerçekten iyileşme var.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu arada belirtmek gerek 2002de onun oncesinde Berberler iyi kazanirdi. Mahallelerinde adeta bir dis tabibi edasinda imaji vardi. Kazanc bagimsizlik kendi isine sahip olma baglaminda.... Ayni yillarda bayram arefe gunlerinde haftalar oncesinden siraya isim yazdirilir bayramlardan 2-3 oncesinde mesai ustune mesai yapan bir meslek erbabiydi berberlik.....Ayni sekilde iyi okumayan cocuklarini aileler meslek ogrensin diye berbere cirak verirdi ki hayati kurtulsun ileride de bagimsiz kendi isini yapabilsin diye...
      Simdi benim bildigim berberlik eski gunlerini mumla arar hale geldigini bizzat biliyorum.

      Sil
  26. Hocam merhabalar,

    Eurobondlar hakkinda merak ettigim ancak internette arastirdigimda net yanitini bulamadigim bir soruyu sormak istiyorum size. Diyelim ki ben bir bireysel yatirimci olarak Turkiye'nin ihrac ettigi doviz cinsi tahvillerden aldim, her yil veya alti ayda bir kupon faizi alacagim. Iki sene sonra Turkiye iflas ettigini (temerrude dustugunu) acikladi. Benzer bir durum yakin gecmiste Yunanistan'in da basina gelmisti. Bu durum bireysel bir yatirimci olarak beni nasil etkiler? Daha da net bicimde soracak olursam, bir kupon faizi odemesinin gecikmesinden sonra odemeler eskisi gibi devam mi ediyor, tahvil sahiplerine yeni bir odeme plani mi sunuluyor? Yoksa "hadi canim gecmis olsun, bu tahvilin uzerine bir bardak soguk su ic" mi deniyor?

    Vereceginiz bilgiler icin simdiden tesekkurlerimi sunarim.

    Saygilarimla,

    Yakup Aydede

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kardeş, madem Türkiye iki yıl sonra batacak neden Eurobondunu alırsın?

      Sil
  27. Yorumlara bakiyorumda hala insanlar kapitalist sistemle ulkenin kalkinacagina inaniyorlar.Kapitalist sistem gelir adaletsizligini ortadan kaldirmaz aksine arttirir.Bunun en guzel ornegi kapitalizmin agababasi ABD'dir.ABD'de yillardir kapitalist sistemi uygulamasina ragmen gelir adaletsizligini onleyememistir.yavas yavas insanlar bu sistemle bir yere gidilmeyecegini anladiklari icin Demokratik Sosyalizm'den bahsetmeye baslamislardir.bizimde ezilen sinifin problemlerini halledecek boyle bir sisteme ihtiyacimiz var.Yoksa kapitalist sistemle gelinecek yer bellidir.Soldaki partilerin bu konuda politikalar gelistirmesi lazimdir.maalesef soldaki en buyuk parti gorunumundeki CHP mevcut yonetimi ile bu isi basaracak kabiliyette degildir.zaten bugunku yonetim elden geldigince bu fikirde olanlari tasfiye etmekte,saga sirin gelen ama emekciyi dislayan politikalar uretmektedir.Herkes sosyalizim denilince Sovyetler Birligindeki basarisiz uygulamayi gosterip bununla bir yere varilamiyacagini one surmektir.Halbuki Sovyetlerde hicbir zaman demokratik bir sosyalizm olmamistir.Yine bir grup yonetimi ele gecirip ,ozgurlukleri kisitlayip iktidarini surdurmeye calismis sonunda da yikilip gitmistir.Bizim bahsettigimiz demokratik sosyalizm secimle yani demokratik yolla iktidira gelecek bir sistemdir.Sosyalizm birde merkezi planlamanin hantalligi yuzunden cok elestiri almaktadir.Halbuki kuantum bilgisayarlarinin ve yapay zekanin kullanilacagi bir cagda merkezi planlama cok daha hizli ve verimli bir sekilde calisacaktir.Sosyalizm tarimda,sanayide,enerjide kooperatiflesmeyi ongorur .Sosyalizmin cevre ve doga bilinci yuksektir.saglik.egitim,ulastirma gibi hizmetlerin halka bedelsiz olarak saglanmasindan yanadir.Demokratik Sosyalizm fikir ozgurlugunu savunur.Turkiye Cumhuriyetin ilk yillarindan itibaren aslinda sosyalizme yakin devletci politikalr uretmistir.Kamu Iktisadi Devlet Sirketleri kurmus ancak 46'dan sonra gelen iktidarlar bunlari yozlastirmis ve kapitalist sisteme gecmeye baslanmistir.Ozal'dan sonra ise tamamen kapitalist sisteme gecilmis ve Turkiye'nin borclari ve gelir adaletsizligi artmistir.Butun bu yasananlardan sonra ve Mahfi Hoca'nin dedigi gibi bir adim bile ilerleme kaydedilmemesinin tek sorumlusu kapitalist sistemdir.tabii bizdeki kapitalist sistem batidakinden farkli olarak onu biraz olsun denetleyebilen kurumlarida cokertmistir.Kapitalist sistem reformlarla falan duzeltilemez,bu gercegi gormek lazim.Cunku kapitalizm emek somurusune dayanmakta gelir adaletsizligine yol acmaktadir.Kapitalizm icnde yasadigimiz ve bu gezegenin sonunu getirecek iklim felaketininde sorumlusudur.Insanlik eninde sonunda bu sistemin varligini yok edecegini gorecek ve mutlaka farkli bir cozum bulacaktir.Su anda elimizdeki en iyi secenek demokratik sosyalizmdir.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Su kalkinamamis geri kalmis ABD'nin kapisindan bir girmeye calissana nasil oluyor.

      Sil
    2. Kardeş, sen parti kurup bu işlere girsene, belki yeni Reis olursun.

      Sil
  28. Bu durumda; Almanya, Amerika bizi neden kıskanıyor hiç anlayamadım!!!

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Almanya sıra düştü, ama biz sıra düşmedik, bu sebeple kıskanıyor. Ayrıca yeni hava alanımız onlarınkinden daha büyük oldu. Kendileri benzerini yapamıyorlar.

      Ameriga artık istediği gibi silah satamıyor, her istediğini Türkiye ye yaptıramıyor,
      bu sebeple bizi kıskanıyor.

      Anlatabildim mi?

      Sil
    2. Sana selam olsun dombıra yürekli, sevgili Adsız 20 Şubat 2019 15:54;

      Şimdi sen dombıranı alarsan, Reisin 1000 odalı sarayı önünde çalarsan.

      Sil
    3. Sizin kafa yapınız nereden geliyor arkadaş. Almanya'nın 2018 yılı cari fazlası Türkiye'nin cumhuriyet döneminde elde ettiği fazladan daha fazla. Alman bir şirketin cirosu tüm türk firmalarının cirosundan fazla. Neyi kıskanacaklar bu neyin kafası ?
      Turizm gibi fakir ülkelerin can suyu olan sektör ile gelişim olmaz. Türkiye'nin tüm turizm geliri wolswagen gurubunun gelirinin 6'da biri etmiyor. Bu kafa yapınızı değiştirin.


      Almanya deniz yüceli salacaksın dedi bizde mecbur saldık.
      Amerika rahibi salacaksın dedi bizde mecbur saldık.

      İstediği gibi silah satamıyor diyor ya kafayı yicem. Türkiye'nin akp döneminde sattığı silahların toplamı amerika'da bulunan bir şirketin 2 3 aylık cirosu :D

      Sil
    4. Böyle kafa yapisi biryerlerden gelmiyor. Böyle bos kafalarin ici bu sekilde doldurulunca ortaya böyle sonuc cikiyor.

      17 yil boyunca tüm medya ve Devlet kanallari ile dünyanin en büyük köprüsü, havaalani, tüneli bizde seklinde Propaganda yaparsaniz gün gelir yurdum insani avrupada koprünün olmadigina orada Ucak ile seyahat yapilmadigina bu yüzden oralarda havaalani olmadigina inanir.

      Olay budur. Almanyanin 2017 dis ticaret fazlasi 320 milyar dolar. Kendisi Tanzim satista patlican kuyrugunda fakat Almanin teknolojisi ile olmasi gerekenin 2 misli fiyata yapilan havaalani ile övünür. Almanyanin kendisini kiskandigini düsünür.

      Cünkü 17 yildir kendisine Almanyanin artik cöküs icinde oldugu, ab nin cok zorda olacagi dagilacagi sonucta Türkiyeni büyüyerek en güclü dünyaya meydan okuyan bir devlet,herkese meydan okuyan bir lider ile Osmanli hayalleri pompalandi.

      Sonuc olarak kendisi tanzim satis kuyrugunda… Almanya bizi kiskaniyor..

      Sil
  29. keşke enflasyon, büyüme ve GSMH rakamları inandırıcı rakamlar olsa idi. Daha bir kaç sene önce hesap yöntemini değiştirip "vaayyyyy biz aslında daha büyükmüşüz" dediler. Yine büyüme oranı hesap yöntemini defalarca değiştirdiler. enflasyon hesabına girmeye zaten gerek yok. geçen sene ile kıyaslandığında en az %50 olmalıydı. yani bu rakamlar güvenilmez rakamlar. ülkenin gerçek durumunu çıkarmak için öncelikle gerçek verilere bakmamız gerek. elimizde gerçek veri yok ise 2002'de kullanmakta olduğumuz hesap yöntemleri ile de bu hesapları tekrar yapıp bir kıyaslama yapmak gerek.
    Bu iki verinin kıyaslaması bize kabaca nerede olduğumuzu gösterecektir. Ek olarak sadece mili gelire de bakmamak gerekir. 2000 senesinde gelirin ne kadarı vergi ve diğer sabit harcamalara gidiyordu, bugün durum ne bunların da bir kıyaslamasını yapmak gerekir.
    Sorunun analizini yapmak için gerçekçi rakamlara ihtiyaç vardır. ancak bugünkü sistemde gerçekçi rakamlara ulaşmak ta mümkün değildir.

    YanıtlaSil
  30. Hocam kısaca bugüb geldiğimiz noktada 2000 yılından çok daha gerideyiz, ozaman satılacak kamu kaynakları vardı satıldı ama şimdi artık onlarda elimizde yok satacak bir şeylerde kalmadı demek. Kısaca yalancı bahar havası geçti yine kışa doğru ilerliyoruz.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. 80 milyon Türk var, sat sat bitmez,
      boğaz tokluğuna iş yaptırırsın, dünya kadar para kazanılır.

      Türkiye kolay kolay bitmez merak etmeyin.

      Sil
  31. Artık dünyada %3 üstünde büyüyen ülke olsun istenmiyor .

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hocam gelişmekte olan ülkeleri finanse eden gelişmiş ülkeler bunu istemiyor. Çünkü bu defa kendilerinde işsizlik ve cari açık artıyor Bakınız Çin ABD ticaret savaşları.

      Sil
  32. Hukuk ve Demokrasimizi gerçek anlamda güçlendirmeyi başaramaz isek tepe takla olmaya devam ederiz,Yüksek teknoloji,katma değeri yüksek üretim için iyi yetişmiş insan kaynağına ve yabancı sermayeye ihtiyacımız vardır,yoluda çok bilinmez değildir.Hocam emeğinize,yüreğinize sağlık.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Almanya, İtalya, İngiltere, Fransa, Hollanda bu yazdıklarınızı yapmışlar ama geriye gitmişler.
      Rusya, Çin, Suudi Arabistan ileri gitmiş. Çin, Rusya ile Arabistan'ın neresinde demokrasi var?
      Hangisi en yüksek teknolojiyi üretiyor ki? Hepsi Almanya dan, İngiltere den alıyor. Ama yükselmemişler.

      Sil
    2. Bu saydığınız ülkeler sanayileşmiş, yüksek gelir düzeyinde ülkeler. Batı denilen Yunanistan'da bile kişi başına gelir bizim iki katımız. Onların geri gitmesiyle bizimki aynı şey değil.

      Sil
    3. hocam haklısınız onlarınki ile bizimki aynı değil
      ancak sanayileşmiş ve yüksek gelir düzeyli dediğiniz ülkelerdeki istikrar ortamı, jeopolitik riskler, yatırım yönlendirmesi, terör algı ve riskleri aynı mı ki sadece trende bakıp sonuca ulaşıyoruz.

      Sil
  33. Sayın Mahfi Hocam,
    2008 ve 2016 yıllarında yapılan milli gelir güncellemeleri olmasaydı, GSYİH’nin 2017 yılında 513 milyar dolar olacağı yolunda hesaplamalar/yorumlar var. Bu durumda nasıl bir karşılaştırma tablosu ortaya çıkardı?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok daha kötü olurdu, biz ilk 20'de olmazdık.

      Sil
    2. Hocam,
      1. Yukaridaki 2000 yili rakamlari son guncellenmis seriden mi? Netlestirebilir misiniz? Bir de, sanirim Endonezya falan da guncelleme yapti. Diger ulkelerdeki guncellemelerin miktarini biliyor musunuz, veya bulmak kolay midir? Sanirim bu guncellemeler hakkinda bir yazi yazarsaniz kafamizda daha iyi oturacak.
      2. Bir diger ilginc rakam da belki dunya GDP'sine oranlarin yillara gore degisimi olabilir.
      3. Bir de Cari fiyatlarin neden PPP'ye gore daha anlamli oldugunu yazarsaniz o da faydali olabilir, zira orada siralama iyi olunca surekli PPP'den dem vurulmaya baslandi son zamanlarda.
      Tesekkurler

      Sil
  34. Hizli Milli Millet Treni hakkinda ne dusunuyorsunuz?

    YanıtlaSil
  35. Dunya nufusundaki yerimiz de azaomis Mahfi hocam, 17 den 19 a dusmus.

    Reis hakli, adam yillardir bosu bosuna 3 cocuk demiyor, bir sebebi varmis.

    Bakin yakinda ekonomimiz de nufus gibi 19a duser.

    Malesef uretemiyoruz hocam, Turklerde o is bitmis, belki Suriyeliler kurtarir :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İşimiz Suriyelilere kaldıysa zaten bitmişiz demektir.

      Sil
    2. Hocam Suriye'li deyip geçmeyin,
      Adamların şu anda Türkiye'nin %5 ini oluşturuyor,
      Böyle üre(t)meye devam ederlerse, %10 olacaklar,
      Projeksiyonlara göre 20 yıl sonra Türkiye'nin %11 i Suriye kökenlilerden oluşacak.

      Verim açısından bakarsanız:
      1 Türk Erkek + 1 Türk Kadın = 2 Kişi
      Üretilen çocuk sayısı 1.81 Kişi
      Verimlilik %90.5

      1 Suriyeli Erkek + 1 Suriyeli Kadın = 2 Kişi
      Üretilen çocuk sayısı 3.2 Kişi
      Verimlilik %160.

      Hesap ortada

      Sil
    3. 3.2 cocuk uretmek nasıl oluyor. Bu varsayımın kaynagını nerden aldınız , kaynak belırtınız lutfen.

      Sil
  36. Kimse de demiyor ki kardeşim Hollanda'yı geçmişiz,
    Hollanda gelişmiş ülke olarak bizim önümüzde iken arkamıza düşmüş,
    Arjantin, bizim önümüzde iken arkamıza düşmüş.

    Bunları da görün ey ahali,
    ülkemiz dengeli bir gelişme yapmış.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kişi başına gelirine bir bakın isterseniz Hollanda'nın.

      Sil
    2. 17milyonluk hollandayla 80milyonluk türkiyeyi kiyasliyo. Hollandayi gecmisiz. Bu kafayla ayni ulkede yasiyoz.

      Sil
    3. Hollandanin tarimsal ürün ihracati yillik 120 milyar dolar.. Yakinda tanzim satis kamyonundan hollanda ürünü patlican alip yiyecek hala farkinda degil..

      Sil
    4. Hollanda yı neyde gectın acaba, sistemde mi , tarımda mı, insaat la gectin yigidim.Bastın paraları betona.

      Sil
  37. Kapitalist sistem üretmemizi istemiyor bence
    Tarım sanayi çökmüş durumda üretim yok bir yerlerden faizli dolar bulabilirsek yuvarlanır gideriz yoksa vay halimize

    YanıtlaSil
  38. Bundan sonra 100 yıl "dış güçler, faiz lobisi, patates lobisi, soğan lobisi, patlıcan lobisi, bizi çekemiyorlar, bizi kıskanıyorlar, dünya lideriyiz..." tarzı lafları duymaya devam ederiz. Türkiye'nin düzeldiğini görmeye ömrümüz yetmez.

    Mevcut yönetim sistemini aynı kişi dünya durana kadar kalacakmış gibi değiştirdik. Halbuki hepimiz faniyiz, bu sistemde her yeni gelen gideni aratır. Dünyada örnekleri ortada. O ülkelerde nasıl beyin göçü olduysa benzeri bizde de oluyor. Örnekleri anlatıyorsun dinleyen yok. Halk da memnun, daha da memnun olmaya devam edecek (memnun olmama hali demokrasi ve zenginlikle paralel olarak artıyor) Bu sebeple ben canım ülkeme hiç şans vermiyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Selam Basar bey,
      dünya da hiç bir devlet bu lafları 100 yıl boyunca söyleyemez merak etmeyin.
      100 yıl öncesini düşünürseniz, 100 yıl sonra başka bir devlet kurulmuş olabilir.

      Sil
  39. Ek olarak,
    G20 ülkeleri de aynı güncellemeleri eşzamanlı yaptı mı?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. G20 güncellemelerini eşzamanlıdan ziyade, öngörülebilir dönemler halinde yapıyor.
      Misal, Suudi Arabistan'ın ilk 20 ye gireceği bir kaç yıl önceden belli olduğu için özel davet ile toplantılara katılım yapar. Büyük ülkeler bu tarz ülkelere ilişkilerinde daha sıcak davranmaya başlarlar, görüşlerine daha fazla yer verir ve beraber politik konuları değerlendirmeye başlarlar.

      Aynı şekilde G20 den çıkma ihtimali olan ülkelere de eşanlı ciddi bir yaptırım uygulanmaz ama görüşleri çok dikkate alınmaz, yavaş yavaş büyük ülkeler ile olan ilişkileri azalır ve G20 dışına çıkarlar.

      Bir günde veya bir senede hemen çıktın gelme denilmez, ülke ekonomisi 20 içinde değilse bile bir süre daha davetlere girer.

      Oraya gelen liderlerin hepsi, herkesi bizim gibi okuyuculardan daha iyi bildiği için kime nasıl davranacaklarını onlar iyi bilirler.

      G20 den çıkar isek, meraka gerek yok, adamın biri meydanlarda dünya 20 den büyüktür demeye başlar. :)

      Sil
    2. Avrupa Birliği 2010 yılını baz alarak GSYH güncellemesi yaptı. GSYH'ler yüzde 1 ile -1 arasında değişti. Hiçbirinde bizdeki gibi yüzde 20 değişiklik olmadı.

      Sil
    3. Mahfi Hocam güncelleme aynı tarih baz alınarak farklı yöntemlerle mi yapıldı? Teşekkürler.

      Sil
  40. Mahfi Hocam. Sorumun cevabını bir ekonomistten öğrenmek istedim. Türkiyenin Avrasya Birliğine(Çin,Rusya, Pakistan,İran,Hindistan,Katar) gireceği söyleniyor. Sizce girer mi? Girerse kişi başı milli gelir ne kadar yükselir? Ekonomimiz bu birlikle düzelir mi?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Düzeleceğini sanmam.Esfender Korkmaz'ın bu konuya ilişkin son iki yazısını okumanızı öneririm (Yeniçağ)

      Sil
    2. AB olması Şangay İşbirliği Örgütüne gittik. O da olmadı şimdi de Avrasya Birliği mi çıktı?

      Sil
    3. Selam Kadir bey, günün sonunda yerli ve milli birliğimizi kuracağız gibi geliyor.

      Daha önce milli birlik olsun diye Türk birliği de denendi olmadı,
      Ümmet birleşsin diye İslam birliği denendi olmadı,
      Mahfi hocamız diğerlerini yazmış,
      geriye bir tek yerli ve milli birlik kaldı,
      bunda sorun olmaz diye düşünüyorum.
      Yerli olunca başkalarını almıyoruz,
      Milli olunca devlet erkanına yakın olanlar dışındakileri almıyoruz,
      böylece yerli ve milli bir birlik kurup ona girebiliriz.

      Sil
  41. Merhaba Mahfi bey,

    Verdiğiniz kaynakta 2018 sıralaması yapılmış, aşağıdaki linkte bulunuyor.

    https://knoema.com/atlas/ranks/GDP

    2018 sıralamasına göre Türkiye 19. sırada,
    Suudi Arabistan 18. sırada, Hollanda 17. sırada yer alıyorlar.

    Önceki makaleler ile bütünlük taşıması açısından, bana göre parasal genişleme ile paranın
    temel olarak gittiği yerler, verimli ekonomiler ve ucuz işgücü ile zengin doğal kaynakları olan ülkeler olmuş.

    Doğal kaynaklarının değeri artan, Suudi Arabistan ve Rusya, son 20 yılda Türkiye'nin önünde yer almışlar. Bunlara Brezilya kısmen eşlik etmiş.

    Ucuz işgücü denilince listede Hindistan, Çin ve Endonesia bu avantajlarını kullanmışlar. Endenozya, parasal genişlemenin azaltılmasından da etkilenmeyerek yükselişine devam etmiş.

    Ana Avrupa ülkeleri Çin ve Hindistan etkilerini saymaz isek yerlerini korumuş diyebiliriz.

    Brezilya, Hindistan, Türkiye son parasal genişlemenin durmasının etkisini hissetmişler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. 2018 GSYH'si henüz yayınlanmadı dolayısıyla 2018 sıralamaları kesin verilere değil tahminlere dayanıyor. Türkiye'nin 2018 GSYH'si 11 Mart'ta açıklanacak.

      Sil
  42. Satılanların da kaç kez el değiştirdiğini ve şuan ki durumlarını da değerlendirmek gerekiyor. Saygılar hocam.

    YanıtlaSil
  43. İstatistiksel olarak Türkiye'nin ilk 40 büyük ülkeden farkı.

    2017 ve 2018 yılları olarak,
    son iki yılı ele alırsak,
    ilk 40 büyük ekonomi içinde ekonomisi küçülen ülkeler şunlar olmuş.

    Brezilya, Rusya, Endonezya, Türkiye, Arjantin ve İran.

    Yani iki yılda 6 ülkenin ekonomisi küçülmüş.

    Bu 6 ülke içinde Brezilya, Rusya, Endonesya ve İran
    ekonomileri nispeten bir önceki yıla göre daha az küçülmüşler.

    Türkiye ve Arjantin ekonomisi aşırı oranda küçülmüş.
    (Brezilya bu iki grubun arasında yer alıyor.)

    Bu son iki ülke arasından da son 3 yılda ekonomisi istikrarlı olarak
    düşen tek ülke Türkiye olmuş.

    Türkiye, 40 büyük arasında,
    son 3 yıldır ekonomisini küçülterek giden tek ülke.

    Bu özelliği ile dünyadaki 40 ülke arasından istatistiksel
    olarak ayrışmaktadır.

    2018 yılı karşılaştırmaları için Mahfi beyin tablosu ile uyumlu olması açısından,

    https://knoema.com/atlas/ranks/GDP
    adresini kullandım.

    2013 yılından itibaren bakarsanız,
    2013 yılında Türkiye 950 Milyar dolar büyüklüğü ile 16. sırada iken,
    2018 yılında Türkiey 713 Milyar dolar büyüklüğü ile 19. sıraya düşmüş.

    2014 yılı itibarı ile Türkiye dünya ekonomisi içinde istatistiksel
    olarak ayrışmış, bu ayrışma son 3 yılda daha da belirgin ve kalıcı hale
    gelmiş.

    Bu düşüşü dış konjonktür veya dünya ekonomisindeki değişimler ile açıklayamayız.
    Bu içsel bir sebep ile düşmüş. Dışsal bir sebebi olsaydı, benzeri durumda olan
    en az bir tane ülke olması gerekirdi.

    Arjantin bile bazı yıllarda ekonomisini büyütürken Türkiye düşürmüş.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Öncelikle 2018 yılı verileri açıklanmadı kullanılması doğru olmaz.

      Ayrıca veriler hep nominal ve bu veriler üzerinden büyüdük küçüldük diyorsunuz bunun hiçbir anlamı yok...Önemli olan reel büyümedir.

      Brezilya Arjantin dediğiniz ülkeler geçmişte aşırı değerli kur yüzünden nominal olarak yüksek milli gelirdeymiş gibi göründü hala da kısmen öyleler...Bu yüzdende düşük ekonomik büyümeler yada krizler yaşamaktan kurtulamıyorlar....Ayrıca Arjantin ve Brezilya sizin gösterdiğiniz nominal verilerin aksine reel olarak Brezilya 2013'den %5.51 daha düşük, Arjantin %1 daha büyük...Düşünün bu ülkerin nüfus artışını da düşündüğümüzde ne durumda olduklarını..Türkiye ise 2013'den reel olarak %23.6 daha büyük...Mesela Polonya'da aynı oran %16 ama Polonya'da diğer ülkelerin aksine bırakın nüfus artışını nüfus azalışı var...


      Mühim olan reel büyümedir...Dolar cinsinden nominal milli gelir kur'a bağlı bir konu iner çıkar yerini bulur, gelecek yıl yada ondan sonraki yıl tekrar 950 milyar dolar seviyelerine gelecek göreceksin bu iş hep böyle olur.

      Bizim için asıl önemli olan volatil olmayan %4.5-5 seviyelerinin altında olmayan uzun vadeli bir büyüme trendidir...

      Sil
    2. Selam 19.27

      2018, Türkiye açısından en iyi tahminlerde, Türkiye 19. sırada,
      en kötü tahminlerde ise 20. sırada.

      Suudi arabistan 18. sıradaki yerini Türkiye'nin performansından bağımsız olarak elde etti.

      SAGP e göre hesaplamalarda Türkiye , Güney Koreden daha büyük,
      İtalya ile benzer büyüklükte çıkmaktadır.

      Yine SAGP a göre İran ile Kanada benzer büyüklüktedir.

      Irak, Cezayir ve Vietnam, hem Norveç'ten hem de İsviçre'den
      Sagp ne göre daha büyük bir ekonomiye sahiptir.

      SAGP ekonomik büyüklükleri ve ülke kıyaslamalarını fazla hatalı gösterir.

      Ortada hatalı bir ölçek var diye daha hatalı bir ölçek elimize almanın bir anlamı yoktur.

      Sil
    3. Adsız20 Şubat 2019 19:27,
      Sizin reel büyüme rakamları ülkelerin özellerine özgü reel büyümeler,
      dolar cinsinden büyüme Amerika'ya göre alınanı.

      Sizin hesabınızla gidersek, Brezilyanın reel büyümesi ile Türkiyenin ki ve diğerlerininkini , sonra Türkiyeninkini Brezilya ve diğerleri ile derken 200 ülke varsa 200x200 ebadında bir matriks hazırlamak gerekecek, pratik değil.

      Sil
    4. Şahabeddin Batarel o kadar emin olma Suudi Arabistan için yapılan tahmin 750 milyar dolar civarı...Türkiye'de muhtemelen o seviyede bir milli gelire sahip olacak yani henüz belli değil.


      Diğer meseleye gelince neden nüfusu ve kişibaşına düşen gelire bakmıyorsun..Nüfusu dikkate almadan büyüklüğe bakman yanlış o zaman Türkiye Norveçten daha gelişmiş...

      Türkiye İtalya'dan ve Güney Kore'den nüfus olarak çok daha büyük bir ülke.

      İran'ın nüfusu Kanada'nın 2 katından fazla..
      Irak ve Cezayir dediğimiz ülkelerin 40 miyondan fazla nüfusu var Vietnamın 95 milyondan fazla nüfusu var...Norveçin ise 5 milyon nüfusu İsviçrenin 8 milyon nüfusu.

      Dediğim gibi asıl önemli olan volatil olmayan %4.5-5'in üzerinde uzun vadeli bir büyüme trendine girmektir....Mevcut büyüme modelimizle bunu sürdüremeyeceğimiz belliydiki zaten o yüzden krize girdik..

      Sil
  44. sayın hocam en son merkez bankasının zorunlu karşılıkları düşürmesi dolara talebi artırmazmı.merkez bankası bankalara kredi versin diye yaptı bunu ama bankalar para yok diye firmalara kredi vermiyor degilki,firmalar batık veya riskli oldugu için kredi vermiyor kanımca.zaten standart en poors bunu belirtiyor batık krediler artacak diyor.siz ne dersiniz.iyi akşamlar

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. en son düzenleme ile kredi alımı biraz daha zorlaştırıldı,
      eğer krediler seçili bazı kurumlara gider ise, daha zorlu günler gelir.

      Sil
    2. Bankalar kısa vadeli döviz borçlarını kapatmak isterlerse döviz alıp kapatırlar,
      özel sektör alacağı kadar döviz aldı, bundan sonra reel sektörden çok fazla talep gelmez bu koşullarda, buldukları para günlük operasyonlarına ancak yetiyor, kenara döviz almak için atacak kaynakları yok.

      Sil
  45. Hocam 1994 krizi 1998 asya krizi ve 2001 krizi hepsini yaşadım ve sürekli tantana yapılan 2001 krizi bile bu kadar derin ve uzun olmamıştı herşey bir anda oldu ve bitti. Sonra tekrar yükselişe geçen ekonomi gördük yani tüm krizler V şeklinde oldu. Fakat bu sefer kriz olmadı diyoruz bankalar batmadı yada finansal kriz oluşmadı diyoruz evet ama uzun zamandır kredi krizi yaşıyoruz ve diğer krizlerden çok daha uzun sürdü ve daha da uzayacak gibi yavaş yavaş ölüyoruz kaybediyoruz. Ben bu kadar uzun süreli zorluk yaşadığım bir kriz yada sıkıntılı dönem hatırlamıyorum. Keşke kriz olsaydı ve bir an önce çözümler masaya konulsaydı diyorum. Bu iş uzadıkça hem daha çok yıprattı hemde daha umutsuz ve batak arttı ki bu çok daha fazla olacak görünen böyle. Mümkünse bir an önce kriz olsun ve inşallah kriz olur ve ne yapılacaksa yapılsın artık ne para bulabiliyoruz ne sorunları çözebiliyoruz batamıyoruz ama birden yok olabiliriz. Samimi olarak söylüyorum inşallah en kısa zamanda kriz olur ve çıkış için acil yapılması gerekenler yapılır.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Daha kötüsü, batık kurumlara kredileri verdikçe, normal batmaması gereken firmalara da kriz sirayet etmeye başladı.

      Kapitalizmin can damarlarından birisi, batana yol gösterip batmasını sağlamaktır, böylece risk o firma ve etrafında etkilediği firmalar ile sınırlı kalır. Aksi durumda, batak firmalar diğer firmalar ile de iş yapmaya başlar, verimsizlikleri sebebi ile borçlarının faizleri diğer firmaların kaynaklarını eritir, batak yayılır.

      Sil
    2. adsız 19:01, o krizler ekonominin tamamında değil bankacılık sistemindeki döviz açık pozisyonunun kur şokuyla kapanmasıyla oluşmuş lokal sayılabilecek krizlerdi. yani reel tarafta aynı kur riskleri yoktu ve hane halkları da borçlu değildi. fakat bugün itibariyle reel tarafta bankacılık tarafı da hane halkları tarafı da borçlu durumdadır. yani cumhuriyet iktisat tarihimiz boyunca asla bu kadar yüksek finansal kaldıraçlı olmamıştık. bu kriz çok daha derin olabilir. çünkü reel tarafta ve hane halkları tarafında eskiden fedakarlık yapacak tasarruf varrdı borç yoktu. şimdi herkes borçlu fedakarlık yeri kalmamış vaziyettedir. yani büyük bir domino etkisi ortaya çıkabilir. bugünleri bile arayabiliriz.

      Sil
    3. Şahabeddin Batarel bey, Sizin demek istediğiniz virüslü insan başkalarına da virüs bulaştırmadan tedavi edilmelidir. Haklısınız sonuna kadar ama işler öyle yapılmadı ve herkese virüs bulaştırılıyor.

      Sil
    4. Adız 21:15 O Krizler ekonominin tamamında değildi derken, O dönem sabit kur rejimi vardı hatırlarsanız ve bir gece de devalüasyon yapılırdı Dolar Mark borcu olanlar bir gece de borçları 2 kat artardı işte ozaman piyasada patşayan esnaf olurdu. Çünkü yapılacak devalüasyondan haberi olmazdı. Hatta Milletvekili olan yada içerden haber alanlar her şeyini satar paraları dövize yatırırdı. O döneminde saçma sapan uygulamaları ve anlık krizde olsa çok ciddi etkileri olurdu.

      Dediğiniz doğru şuan her kesim borçlu ve kimse fedakarlık yapamaz ancak biryerlerden para bulup sonra düzlüğe çıkana kadar tasarruf yapmak zorunluluğu var. Parasız bu işin içinden çıkmak hükümetide milletide çok fena yıpratır ve bir an önce benim kanatimcede acil para bulunmalı ve doğru yere kanalize edilmeli.

      Sil
  46. Sayın Hocam yazınız için teşekkürler. Hocam 16 Nisan referandumu ile birlikte değişen anayasa ve yasalar ile kamu mali kuruluslarının yapısında ve kamu maliyesinin işleyişinde de bir takım degişiklikler olmamış mıdır? Bu sebeple Kamu Maliyesi kitabınızın güncellenmesi gereken kısımları var mıdır yoksa bu hali ile okuyabilir miyiz? Saygılarımla

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet birçok değişiklik oldu ama işin özü, temeli değişmedi. Bence kitabın çoğu bölümü halen geçerli.

      Sil
  47. 2000 sonrasında maalesef türkiyenin iktisadının dna sını yani genini değiştirdiler. 24 ocak kararlarıyla hızlı biçimde teknik alt-yapıların hazırlanmadan uygun eğitim sistemi geliştirilmeden yeterli sanayileşme ve dolayısıyla da yeterli sermaye birikimi olmadan liberalleşmeye gidildi. özellikle serbest faiz kararıyla ekonomideki çok dar tabanlı sermayedar kesim kıt sermayeli kobilere fahiş düzeyde adeta tefecilik yaparak paralar kullandırdı. kobiler üretti istihdam oluşturdu pazarladı iktisadi aktivasyonları sonucunda ortaya çıkan karların maalesef büyük kısmını faiz giderleri olarak bu dar kesime transfer etmek zorunda kaldı. bu mekanizma yüzünden kobiler gerekli sermaye birikimlerinden mahrum bırakıldı ve büyüyemediler. çarpık bir iktisadi yapılaşma meydana geldi. uygulana yanlış para politikaları, iktisat ve maliye politikaları bu çarpıklaşmayı derinleştirdi zamanla!. kambiyo rejimimiz yanlış ve hızlı bir deregülasyona sürüklendi. kur rejimimiz özellikle de üretimin büyük ölçüde dışa bağımlılığı yüzünden istikrarlı olamamıştır. önce yüksek bütçe açıklarına dayalı kamu merkezli iktisadi aktivasyonlara dayalı ve özel sektör destekli büyüme patikası yarattık bunu 2000 başlarına kadar getirebildik. bütçe açığını büyük ölçüde bankacılık sistemi üzerinden finanse ediyorduk 94 ve 2001 yıllarında iki defa bankacılık sisteminde kur şoklarına dayalı bilanço erimeleri yaşanmasıyla kamu finansmanı yetersiz kalmış ve kamu borç krizine yakalanmışız. sonra da demişiz ki özel sektörün borcu yok halkın borcu yok sadece kamunun borç stoku var. o halde özel sektörü ve hane halklarını borçlandıralım kamunun borç yükünü ekonominin diğer organlarına doğru yayalım yani tüm ekonomiyi borçlandıralım deyip adeta borçlanma ekonomisinin dibini görelim demişiz. ve bu da iktisadi aktivasyonların hızlı ve yoğun biçimde özel sektörün üzerine yıkılarak yapılmıştır. sonucunda da cari açığa dayalı ve yoğun dış finansmana bağımlı bir iktisadi yapı ortaya çıkmıştır. yani borç yapımız daha da kötüleşmiş ve ağırlaşmıştır. 94-2001 deki bankacılıkta görülen kur riski artık tüm ekonomide görülmektedir. 2019-2020 yıllarında belki de 20. sıranın bile altını görebiliriz. önce sıcak para girişlerinin yaratığı düşük kur üzerinden yüksek ithalatla sanal olarak büyüyoruz sonra ise kur şoklarıyla düşük de olsa el ettiğimiz katma değeri fazlasıyla kaybediyoruz. böyle bir iktisadi yapısallıkta elbette yeterli sermaye birikimi olmaz. dış dünyaya sermaye transferleri yapıyoruz bolca çünkü!.

    YanıtlaSil
  48. Sayın Eğilmez,

    Taylan Özgür, Mahir Çayan, Deniz Gezmiş, İbrahim Kaypakkaya, Ulaş Bardakçı, Sinan Cemgil, Cihan Alptekin, Yusuf Aslan, Hüseyin İnan, Harun Karadeniz, Doğu Perinçek... Bütün bu isimler ve daha fazlası;

    Siz Ankara Üniversitesi'nde öğrenciyken arkadaşınız mıydı, hiç el sıkışıp merhabalaştığınız oldu mu, ayaküstü sohbet ettiğiniz oldu mu?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu isimler benim sınıf arkadaşım değildi. Ben herhangi bir derneğe, örgüte üye olmadığım için oralardan da tanışıklığım yok. Ama bazılarıyla aynı ortamlarda (özellikle Mülkiye kantininde) bir arada bulunmuşluğum, kısa kısa da olsa sohbet etmişliğim var.

      Sil
  49. Sayın hocam, Türkiye'nin 2000 yılı k.b. geliriyle 2017 gelirini karşılaştırırken 17 yıllık ABD enflasyonunu da dikkate almak gerekmez mi? Bu sürede dolar enflasyonu %41 olmuş. Yani bizim kişi başı gelirimiz reel olarak 4.317 dolardan değil (2017 değeriyle) 6.116 dolardan 10.546 dolara yükselmiş.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Düşünceniz doğru ama uluslararası karşılaştırmalar o şekilde değil benim buraya aldığım şekilde yapılıyor.

      Sil
  50. Hocam $ enflasyonu 17 yılda %100 mu olmuş? (ortalama milli gelir artışına göre:550/10620$)

    YanıtlaSil
  51. HocAm 2013 senesinden beri küçülüyor muyuz? Dolar olarak GSYH öyle diyor üstelik nüfusa Suriyeliler eklendi. Neden tl olarak büyüyoruz deniyor? Dolar olarak küçülüyorsak? Siz de büyümeyi bu ülkelere bakarken dolar olarak bakmıyor musunuz? Bakıyorsanız Türkiye neden kendi büyümesini tl olarak ölçüyor?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Büyüme reel olarak hesaplanır. Gsyih nominal dolar kuru üzerinden hesaplanır.
      Daha fazla elma satarakta büyürsün.
      Daha fazla teknoloji satarakta.
      Elma fiyatı dolar bazında %20 düştü. Sen elma satışını %20 artırırsan %20 büyümüş olursun ancak dolar bazında hiç bir gelişim göstermemiş olursun.

      O yüzden gıda gibi fason üretim gibi uzun vadeli fiyat düşüşü olması muhtemel sektörlerde büyüme çok iyi bir şey değil.

      Sil
  52. HocAm 2017 de 851 birim olan kazancımızı aynen koruduğumuzu kabul etsek;
    851*3,65/4,8=644 birim yapıyor. Yani bizim 2018 GSYH aynı malları alıp satmaya devam etsek bile 644 milyar dolar çıkıyor. Yaptığınız hesap yanlış? 765 olması için sattıklarımızı %19 arttırmış olmamız gerekmez mi?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. O şekilde gsyih hesaplanmaz. Venezuela enflasyonu ve kuru %1 milyonu geçti. Sizin hesabınına göre venezuela Gsyih'sı da 10 bin kat düşmesi gerekliydi.

      Ancak 5 yıl önceye göre düşüş %75 civarında.

      Sil
    2. Okan Bursa, hitap ta 2 dir Hoca ya hıtap ederken , isim kısmında edepsiz bir yazım var kasıtlımı yapıyorsun ?

      Sil
  53. Hocam cumhurbaşkanı geçen gün neymiş bu yapısal reform ya diyip tiye aldı ve tanzim satışla övünüp alkış topladı.Bizlerin zihniyetiniz ,akıl reformuna da gitmemiz gerektiğini düşünüyorum.Sizi de gönülden tebrik ediyorum hala daha gerçekleri söyleyebildiğiniz için...Fikirlerinizi bizlerle paylaşıp, bizleri aydınlatacağınız nice senelere.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Popülizm iyi bir şey değil. Bunu yıllarca yaşadık gördük.

      Sil
  54. Hocam Cumhuriyetten Deniz Yıldırım i takip ediyor musunuz yarına çıkacak yazısı çok ilginç POP (pusulası olmayanların partisi)

    YanıtlaSil
  55. Hocam yerimizde saymışız verilere göre ama ortada birçok eser var bunlar ilerde birkaç yıl içinde artı olarak dönüş olmayacak mı tamam işletme hakkı onlarda ama yaşam kalitesi olarak daha iyi bir noktada değil miyiz

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Son 20 yılda öyle buluşlar oldu ki bunlar yaşam koşullarımızı iyiye götürdü. İnternetin gelişmesi birçok kamu hizmetinin kolay yapılmasına yol açtı. Akıllı telefonlar ve benzeri birçok buluş yaşamımızı kolaylaştırdı. Bunların iktidar partisiyle bir ilgisi yok. Bu tür katkıları yaşamınızdan çıkarırsanız geriye kalanlar pek bir yerden bir yere geldiğimizi göstermiyor.

      Sil
  56. Almanya 2. Dünya Savaşı'ndan yanmış, yıkılmış, mahvolmuş bir şekilde çıktı. Üstelik cok ağır şartlar içeren Reims antlaşması imzalatıldı. 20 sene sonra herşeyiyle gelişmiş bir ülkeydi. O yillarda ben oradaydım. Ben doğdum, Turkiye gelişmekte olan ülkeydi. 62 yaşıma geldim hala gelişmekte olan ülke. Carpik düzene oy veren dedelerin torunları hala çarpık düzene oy veriyorlar.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Olayi bu kadar kisa, öz ve gercek bir sekilde anlatan baska bir degerlindirme olamaz. Elinize saglik.

      Sil
    2. Müslüman bir ülkeyi asla hristiyan ülkelerle karşılaştırmayın zira inanç ve değerler sistemi
      tümüyle farklıdır.

      Sil
    3. Doğru,doğunun büyüsü akılcılığın reddi ve masalsı gerçeklik.

      Sil
  57. Bu ekosistemde mümkün değil fakat oldu da buldunuz. Neyi mi mesala şu dünyanın en fazla ıhtiyaç duyduğu yüksek kapasiteli, düşük maliyetli bir akü/ pil. Ne yaparsiniz. Kime gidersiniz . Trilyon dolarlar edebilecek bu bilgiyinin ilk önce size fayda sağlayacağına emin olabilirmisiniz.

    Bence hiç şansınız yok, ya elinize üç kuruş sıkıştırıp sizi postalarlar veya onu bile bulamazsınız.

    Bu topraklarda sorun çok net, ahlaki ve kurumsal olarak çökmüş, kokuşmuş.

    YanıtlaSil
  58. Önemli bir soru:
    Akp iktidara geldiğinde kişi başı milli gelir 4.317 dolar diyorsunuz. Akp iktidara geldikten sonra gelir hesaplamasını değiştirmiş ve bir gün kalktığımızda aslında çok daha zengin olduğumuzu öğrenmiştik. Akp öncesine ait bu 4.317 dolar önceki hesaplamaya göre mi, yoksa onu da revize ettikten sonraki (Akp'nin yeni hesaplama sistemine göre) olan gelir mi?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. 4.317 Dolar da revize edilmiş GSYH hesaplarına göre yapılan hesaplamadır.

      Sil
  59. Hocam Hollanda bizim altımızda diye düşünürler bu ak kardeşler, nüfusunun bizim nüfusumuzun 8 de 1 i olduğunu da yazsanız iyi olurdu.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Fazla düşünmesin kimse 2018 GSYH'si açıklandığında Hollanda'nın altına ineceğiz.

      Sil
  60. Sevgili hocam, güzel yazınız ve inceleme için teşekkürler, ellerinize sağlık. Maşallah hızınızı yetişemiyoruz 😊

    YanıtlaSil
  61. Hocam, 31 marttan sonra IMF li günlere hizli adimlar ile ilerlediginin isaretlerini görebiliyormusunuz?

    Varlik fonu yapilanmasini IMF ye bir hazirlik olarak kabul edebilirmiyiz.?

    EYT lilere israrla hem de secim arifesinde haklarinin verilmemesini de IMF nin önceden bir dayatmasi olarak acik bir sekilde görebiliyormusunuz?

    Yani, neredeyse 300 bin üzerindeki oy potansiyelini hükümetin elinin tersiyle iteklemesinin baska nasil bir aciklamasi olabilir?

    Görülüyor ki en ucuz kredi ancak IMF üzerinden saglanabilir.. Tabii ki büyük tavizler karsiliginda. Tipki Osmanlinin son zamanlarinda oldugu gibi..

    Yoksa Duyun-u umumiye nin 2019 versiyonu mu?





    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. IMF'ye gidilip gidilmeyeceğini bilmiyorum. Ama IMF Varlık Fonunu bu haliyle desteklemez.
      IMF, bir düzenleme içine girilmeden önce bir takım istemlerde bulunmaz.
      Bunun tek açıklaması bütçenin artık bir kuruşluk yükü kaldıramayacak halde olmasıdır diye düşünüyorum.
      IMF bir kredi müessesi değildir. IMF taviz filan istemez. Ama geçmişte yenilip içilenlerin giderilmesi için vergilerin artırılması, harcamaların kısılması gibi koşulları getirir. Yani vereceği paranın ve onun bulunması nedeniyle gelecek diğer paraların da aynı şekilde yenilip içilmesine göz yummaz.
      IMF, Düyun-u Umumiye değildir.
      Bu koşulları yaratan IMF değil bizleriz. Suçu başkalarına atarak bu sorumluluktan kurtulamayız.

      Sil
    2. IMF'nin isteyeceği ilk şey Türkiye'nin ucu açık borçlarının belirlenmesidir. Otoyol köprü hastane ve benzerleri için Devletin verdiği ödeme garantileri bu ucu açık borçları oluşturuyor. Tesbit edildikten sonra ödeme garantisi verilen şirketlerle anlaşarak bu borçların sabitlenmesi gerekecektir. Dibi delik olan testiye IMF su dökmez. Yöneticide "kusura bakmayın şu kadar borç taktım artık ödersiniz. keh keh" diyemeyeceğine göre IMF'den beklenen yardım da gelmeyecektir.

      Sil
  62. Üstelik bu dönemde petrolün varil fiyatı 120$'dan 26$'a kadar düşmüştü. Buna rağmen mazot 1,5TL'den 6TL'ye çıktı.
    El parasıyla düğün dernek yaptık. Oysa bu dönemde Güney Kore gibi uluslararası markalar yaratmalıydık. Böyle bir konjonktürel fırsat kolay kolay gelmez...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet bizim temel sorunumuz bu. Biraz işleri düzeltmeye başlayınca bambaşka senaryolara dalıyoruz. Öyle olunca ekonomi elden gidiyor ve başlıyor popülist politikalar. Sonrasında IMF.

      Sil
  63. Şahabeddin abi ,birşeyler oluyor anlam veremiyorum. Sanırım Cumhur ittifakına oy vermeyen seçmenler, para harcamayı tamamen durdurdular.

    Bu şekilde Cumhur ittifakı seçmeninin ekonomik kriz yaşamasını sağlayıp, ittifakı iktidardan düşürmek istiyorlar.Iktidar bunu vergi indirimleri ,aflar,faizsiz krediler , tanzim satışlar , gibi bütçeye ağır yük getirecek hamlelerle püskürtmeye çalıştıkça da bütçe açığı çığ gibi artmaya başlıyor. %68 gider artışı çok yüksek. Cumhur seçmeninin bu taktiği çok zekice bir taktik ancak bu sadece cumhur ittifakı seçmenini değil Millet ittifakı seçmenini de vurur.

    Sonuçta hepimiz aynı gemideyiz. Ekonomiyi batırmak kimseye yarar sağlamaz. Batmış bir ekonominin toparlanması yıllar alabilir. Mümkün olduğunca para harcayalım ekonomi canlansın.

    Yapılması gereken ana muhalefet liderini değiştirmek için tam gaz mücadele etmek olmalı.

    YanıtlaSil
  64. Hocam emeğinize ve yüreğinize sağlık. Yazı ve analizleriniz ufkumuzu açıyor. Müteşekkiriz.
    Gelir kıyaslaması yapılırken suriyelilerin milli gelire yaptığı ilave katkıdan dolayı bir düzeltme yapılıyor mu acaba? Ya da yapılması gerekir mi? Sonuçta 2000 yılı gelirinde bu faktör yoktu ama bugün var. Ya da şöyle sorayım: Suriyeliler olmasaydı, milli gelirimizin düzeyi ne olurdu? Sonuçta yaptığınız gelir karşılaştırmasında Suriyelilerin etkisi nedir?

    saygılarımla

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim.
      Tuhaf bir olay var Suriyeliler meselesinde. Onların burada çalışıp ürettiği mal ve hizmetler GSYH hesaplamasına katılıyor ama vatandaş olmayanlar nüfusa dahil edilmediği için nüfus onlar hariç hesaplanıyor ve dolayısıyla GSYH/Nüfus hesabıyla bulunan kişi başına gelir yüksek çıkıyor.
      Karşılaştırmada Suriyelilerin etkisi bu nedenle olumlu görünüyor.

      Sil
  65. Hocam bu tabloya genellikle ülkelerin sıralaması ve oransal olarak ne kadar kişi başı artışı olmuş diye bakılıyor. Bunlar önemli ama mutlak artış olarak bakmak daha önemli gibi. Örneğin ABD yine 8 inci, Türkiye yine 64-65 inci ama bir Amerikalının kişi başına gelir olarak refahı 23 bin dolar artmış Türklerin ise 6 bin. Yani sıralamaları aynı olsa bile, örneğin 6 bin dolarlık bir uçak bileti alınacaksa; Türkler 1 tane yeni bilet alabilecekken Amerikalılar 4 tane yeni bilet alabilir hale gelmiş. Yani marjinal refahları 4 kat artmış. Biz de hala sıralama hala aynı diye sanki onlarla aynı başarıyı göstermişiz gibi zannediyoruz.

    YanıtlaSil
  66. Bu kadar günahı olan herhangi bir hükümet ülkeye adalet gelsin istemez çünkü o saatten sonra gelecek adaletin ilk olarak kendi aleyhine kullanılacağindan korkar. Çok güzel anlatmışsınız ama bence kilit cümleniz kısa sureli popülist yaklaşımların tercih edilmesidir. Bizim gibi ülkelerde gercek vatan, millet sevdası olmadığindan her gelen iktidar kendi hükmettiği süreyi kotarmaya çalışır sadece. 10 lira varsa 10 lirayi harcar üstüne de borca batırır ülkeyi ve gider. Ama hiçbir parti ve kişi bu AKP kadar ülkenin geleceğini, varlığını, ekonomik özgürlüğünü satmadı.

    YanıtlaSil
  67. Ne oluyo memelekette hergün bir afet yaşaniyor. Depremler,çöken binalar, maden kazalari vs vs. Bu durumu ekonomik olarak nasil açiklarsiniz hocam? 😆

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu durum sadece ekonomiyle değil hukuk ve eğitimle de açıklanırsa doğru sonuçlara varabiliriz.

      Sil
  68. Hocam, an itibariyle hepsinin ayni anda yükseliste olmasinin özel bir sebebi olabilir mi?

    DOLAR
    5.3342
    (%0.13)

    EURO
    6.0535
    (%0.13)

    ALTIN
    229.494
    (%0.07)

    BIST 100
    102158.18

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Resesyon beklentisinin yükselmesi kafaların karışmasına neden oluyor.

      Sil


  69. Yüksek faiz düşük kur politikası devam ettiği sürece ekonomideki kan kaybı devam eder.

    Devlet tasarrufla birlikte düşük faiz yüksek kur politikasına geçmeli.Çünkü devlet tasarruf etmezse faizleri düşüremez. Ha düşürür ama merkez bankası faizi %12 olur piyasa faizi %25 olur bu sefer merkez bankası ciddi görev zararı yazar. Bankalar Merkez bankasından %12 faizle gecelik para çeker, bunu sanayiciye %25'le satar. Çözüm basit..

    1-) 1 nisandan itibaren imf ile 100 milyar dolarlık stand by anlaşmasını yapsak. Bu parayı Bankalara kredi olarak versek. Bankalar yüksek faizli sendikasyon kredilerini düşük faizli imf kredisine dönüştürse, aradaki farkla batık kredi zararlarını telafi etseler..
    2-)Ardından bütün yeni başlayacak devlet yatırımları durdurulsa (zaten IMF de bunu isteyecek)
    3-)Faizler, dolar 5.00 tllnin üzerinde kalacak şekilde düşürülebildiği kadar düşürülse
    4-)Millet ev araba almaya başlasa çamaşır bulaşık makinasını değiştirse,ekonomi canlansa..
    5-)Yerli üretici üretime geçse fabrikalar çalışmaya başlasa,işsizlik düşse..
    6-)Turizm sektörü, dolar 5in altına düşmeyeceği için yine çılgın para kazansa.
    7-)Turizm sektöründen gelecek Nisan Ekim arasındaki 60 milyar dolarlık gelirin de doları düşürmesine izin verilmese. Bir daha faiz düşürülse dolar 5in üzerinde kaldığı sürece faiz düşürülse sonra 6nın üstüne çıkmaya başlarsa faiz tekrar arttırılsa.
    8-)Faiz düşünce, dolar da artmayınca vatandaş parasını borsaya yatırsa, para finans sektöründen reel sektöre aksa.Hem vatandaş enflasyonun çok üstünde gelir elde etse hem de Reel sektör, düşük faizle ve borsadan gelecek parayla coşsa..

    fena mı olur?


    GSYİH 1.5 trilyon dolar olduktan sonra IMFden gelecek 100 milyar dolar çerez parası olur. Cari fazlanı devam ettirdiğin sürece bu parayı rahat rahat ödersin.

    Çözüm bu kadar basittir. Eğer dışarıdan para gelmezse bu durgunluk bitmez. Ekonomik olarak bu kadar büyümüş ve gideri artmış devletin masrafları ödenemez... Özel sektör krizi devlete de yansır. IMF düşmanlığını bırakalım. Devletin durumu iyi IMF''ye gerek yok diye düşünmeyelim. Evet Kamu borç stoğu tehlikeli düzeyde değil ama özel sektör can çekişiyor... Özel sektörü kurtarmak için devletin vakit kaybetmeden harekete geçmesi gerekiyor. Bugün fabrikalar kapanırsa, yarın tekrar açılması çok zor olur. IMF'ye aidat ödüyorsak ondan sonuna kadar yararlanma hakkımız vardır.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çözüm keşke bu kadar basit olsa.
      Hukuk sistemini geliştirmeden, eğitimi düzeltmeden, yasama, yargı ve yürütmeyi ayırıp kuvvetler ayrımını sağlamadan bunları yapsanız da uzun dönemde sonuç alamıyorsunuz.

      Sil
  70. Türkiye'nin ekonomik başarısızlık hikayeleri ile aramızdaki refah ilişkisini koparmanın bence en etkin yollarından biri; Borsamız'daki küresel iddiası olan ve bu iddianın gerektirdiği sağlıklı kurumsal ve yönetsel yapıya sahip şirketlerimizin hissedaşlığını seçmek..Bazen duyarsınız, "yawwww Türkiye şo kadder böyüdü bu kadder böyyüdü...eyi gözel emmme biz niye bunu annamıyoz??!!"..cevabı basit "Sen büyümedin ama ölçek ekonomisi coğrafyasındaki şirketlerin büyüdü" bakın mesela geçenlerde bir şirketimiz ABD'de ikinci kompozit şirketini aldı..Şu durumda ne olmuş oldu?..Siz bu şirketin hissedarı iseniz, sizin refah kaynaklarınıza hizmet eden, adına devlet dediğimiz, kurumsal yapıya dair mevzuat ve standartlar bütününün bir kısmı artık ABD kaynaklı hale geldi..Sermaye coğrafyasında doğru yatırım kararı verenlerin, Türkiye ekonomisi için duymaları gereken kaygı genel geçere göre, kimi durumlarda ihmal edilebilir seviyelerde bile diyebiliriz..Pek tabii, gidip ABD Borsası'nda, Japon veya ÇİN Borsası'ında bir şirkete de yatırım yapabilirsiniz.Doğru şirketi seçebildiğiniz sürece sorun yok..Dünya değişiyor..Sınırlar, coğrafyalar arasında değil..akıl katmanları arasında..Kültür sanat eko-sistemimiz, sporumuz, serbest hayal evrenimiz, düşünce iklimimiz yatırım kültürü ile birlikte geliştiği oranda demokrasimizin niteliği de gelişecek..Ama "Buna çok az bir yolumuz kaldı" demek de, en kibar ifadesi ile, naif ve sür-reel bir iyimserlik:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sorun ekonomik başarısızlık değil. Bütün diğer alanlara baksanız en başarılı olduğumuz yer yine ekonomidir. Demokrasiye bakın, hukuka bakın, eğitime bakın, bilime bakın. Hangisinde ekonomiden daha başarılıyız?

      Sil
    2. Kendi adıma ekonomik tablonun tüm yazmış olduğunuz vektörlerin bir bileşkesi olduğunu düşünüyorum..Sanırım ve yanlış anlamadıysam, ekonomi ile ilgili önermeniz; kötüler arasındaki iyi...Ya da "Eyvah en başarılı olduğumuz alan ekonomi ise " diye de yaklaşılabilir..Yalnız bu yaşadığımız daralmanın, belki de devamı olarak dahi görebileceğimiz, bir sonraki daralmanın bundan daha vahim olabileceğini düşünüyorum..Zira; Eğer yine inşaat ve kentsel dönüşüm kafası ile büyümeye çalışacaksak muhtemeldir ki bu model; Yenilecek binalarda mütehhaiti riske sokmayıp, inşaat firmalarına kar transferinin; "Anahtar teslimi kentsel dönüşüm" adı altında, bankalar üzerinden olacağı biçimle gerçekleşecek..Vatandaş bankadan ipotekle kredi alıp binanın yapımının müteahhite verecek:):)Burada kontrolsüz ilerlemenin ne demek olduğunu siz benden daha iyi bilirsiniz pek tabii ki:):)Bu intibaı edinmemin sebebi; "Şu çöken bina ardından yapılan açıklamalar arasında "Çürük raporu artık ücretsiz verilecek" cümlesi..Yaaaani...bu ücretsiz verilecek çürük raporları ile birrr sürü yapı için tahliye kararları çıkartılıp vatandaşa denecek ki; "Ya sen cebinden yenile, ya anahtar teslimi kentsel dönüşümle yenile, ya da kat karşılığı kurtarmıyorsa imar barışından kazandığın kaçak metrekarelerin yıkımdan sonra kısmen ya da yerine göre tamamen devamı için RANT VERGİSİ öde:):)
      Bunu niye yazdım;
      Eğer bir sonraki krizin teması; kentsel iflas, banka batık kredileri ve bankaların elinde birikecek konut cesetleri olacaksa, o zaman rahatlıkla ekonominin yine kötüler arasındaki iyi olmadığını söyleyebileceğiz:))

      Sil
  71. Hocam selamlar,
    öncelikle yazı için teşekkür ederiz.
    yazınız yaklaşım itibariyle bir miktar tek taraflı ve önyargılı gibi görünmekte.
    nedenlerime gelince;
    1) tabloya bakıldığında neredeyse % 30 a yakın bir nüfus artışı sağlayan ülke yok. dolayısıyla bu denli artışa refah, gelir ve istihdam sağlamanın değinilmeyecek veya atlanılacak bir alan olmaması gerekirdi. değerlendirmeyi sadece negatif yönlerle ve ceteris paribus varsayımıyla yapma kolaycılığı ne bilimsel ne de tarafsızlık ilkesine uygun
    2) yıl olarak aldığınız 2000 değil de bir yıl sonrası çökme noktasına gelmiş bir ekonomiyi alsanız tablo farklılaşacak. olsun anlamında değil ama trend analizine imkan sağlayacak bir yazı yazıyorsak bu da dikkate alınmalı
    3) bahsini ettiğimiz ülkelerden kaç tanesi bu süre zarfında darbe ve darbecikler geçirmiş, uluslararası derecelendirme kuruluşlarının tarafsızlığına! maruz kalmış, terör ülkeleri ile aralıksız mücadeleye devam zorunluluğu olan ülkeler.
    4) kişi başına gelir artışının yüzdesi fena görünmese de hala 10 bin bandına sıkışmış oluşumuz ciddi bir sorun ve atılması gereken yapısal adımlar var ancak sıralamamız değişmemiş olsa da yükselen kadar düşen ülke de çok.
    anadolunun güzide deyimi aslında bir arpa boyu kadar bile yol alamamışız ama satmışız savurmuşuz hiç birşey yapmamışız cepten yemişiz yapılanlar boşa gitmiş mesajına odaklanmış olan bu yazı bir miktar haksız olmuş kanaatimce
    saygolarımla,
    y.s

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. siz de biraz fazla iyimse yaklaşıyorsunuz konuya kanaatimce adsız 12:27. neden mi?. çünkü şu anda türkiyenin GSMH si dolar bazında gerilemektedir ve artık kişi başına gelir kesinlikle bırakın 10.000 doları 9000 doların dahi altına doğru gitmektedir. ayrıca 2001 krizi bir çöküş değildir burada da ciddi bir hata yapmışsınız. çünkü çöken bir ekonomi v şeklinde hızlı çıkış yapamaz kaldı ki birçok makro ve mikro iktisadi verimiz 2001 de bugünden daha iyi durumdaydı. dış açık cari açık borç stokumuz borç yapımızın kalite durumu tasarruf oranımız sanayinin tarımın ve hayvancılığın ekonomideki hacmi makro kur riskinin asla bugünkü kadar yüksek olmaması finansal kaldıraç ortalamamızın bugünden çok daha düşük seviyelerde olması gibi. son 16 yılda yüzlerce milyar dolarlık sıcak ve sabit sermaye girişleri oldu 70 milyar dolarlık özelleştirmelerle en karlı-verimli işletmeleri bile sattılar dış borç stokumuzu 4 kat artırdılar kaynaklar açısından cumhuriyet tarihinin en ballı hükümetiydiler tüm bunlara rağmen hala GSMH miz 900 milyar dolar bile olamıyor. küresel ticaretin bu derece arttığı entegrasyonun hızla büyüdüğü devasa parasal genleşmelerin yaşandığı uzun dönem sonunda bugün türkiye ekonomisinin bana göre en az 1,5 trilyon dolarlık bir ekonomi olması gerekirdi. borçlanmanın büyümesi ortalama makro iktisadi büyümemizin neredeyse iki katından bile fazladır. sermaye dağılım mobilizasyonlarındaki prodüktivitesellik oldukça düşük seviyelere gerilemiş ki 2,1 trilyon dolarlık 16 yıllık kaynak ile bile trilyon dolarlık bir ekonomi kurulamamış. siz devam edin polyannacılık yapmaya. vatandaş olmak polyannacılık yapmak değil işin kritiğini yapmaktır.

      Sil
    2. Adsız matematigin tarafı mı olur, onyargısı mı olur .Bu gerçek iktisat matematiği, burda rakamlar konusuyor, duygular degil.Sisirme raporlar da yok.Gercekler acıdır.En onemlisi kabullenılmeyen gercekler daha acıdır.

      Sil
    3. rakamlarla oynanıyor yıllardır. bana yani iktisat mezunu birisine matematikten bahsetmeyiniz. rakamlar var evet 16 yılda 2,1 trilyon dolarlık bütçe ellerindeydi betondan başka ne yapıldı bu ülkede. bırakın bu eyyamcılıkları artık ne geliyorsa zaten kraldan çok sizin gibi kralcılar yüzünden geliyor bu ülkenin başına. sen önce benim yazdıklarımı teknik olarak incele bakalım. 1994 -2001 krizleri asla büyük krizler değildi. gladyo medyasının abartmalarıydı. aynı medya bugün pembe tablolar çiziyor. matematik ortada. toplam borç stokun 5 kata yakın büyümüş ama senin GSMH GSYH gibi değerlerin onun yarısı kadar büyümüş. demek ki aldığın borçları pro aktif kullanımın düşük. rant yaratmışız bu kadar açık. iktisat salt matematik değildir iktisat ilk başta sosyal bir organizasyondur. mali ayağı vardır ancak sosyal yanı ağır basar. kal dı ki matematiksel olarak bakarsak da çarpık ve sağlıksız büyüme tabanı kurulduğu açıktır. polyannacılık yapmayın dediğim için ön yargılımı demiş oluyorum sizlere. yukarıdaki yazımda bahsettiği m bazı makro iktisadi verileri 2001 ve 2018 karşılaştırınız bakalım özellikle de 11 marttan sonra açıklanacak 2018 makro verilerle bir karşılaştırıp burada yazınız bakalım bana cevap verecek kadar iyi bir iktisat bilginiz var mı?. bir görelim!.yukarıdaki yazımda duygudan eser yok. yani bu hükümete ballı dedim bu yüzden mi duygusal oluyorum. pes doğrusu. paranın dünyada en bol olduğu dönemlere bu hükümet geldi. yalan mı?. başka bir hükümet gelse aynı politikaları izleyip bu sonuçları bizlere yaşatsaydı aynı sözüm onlar için geçerli olacaktı.burada eko-politik yapmıyorum.

      Sil
  72. honda türkiyedeki üretimini kademeli şekilde bitirecek. 2020 yılında sonlandıracak. Avrupa birliği ile Japonya arasındaki serbest ticaret anlaşmasıyla karşılıklı gümrüklerin sıfırlanacak olmasıyla birlikte honda da japonyadan yani ana merkezden daha düşük maliyetlerle ithalat yaparak Avrupa pazarına oto satışları yapabilecek. tabi türkiyenin de avrupayla olan saçma gümrük birliği anlaşması nedeniyle türkiyede bu anlaşmaya uymak zorunda olduğundan türkiyede üretim yapmak yerine bundan yararlanarak üretim yerine ithalat yapmak daha optimum geliyor honda firmasına. hem Avrupa birliğine üye değilsin hem de üye imiş gibi uymakla yükümlüsün. hala bu anlaşmadan çıkmıyoruz. tabi olayın bir de küresel sebepleri de bukunuyor. honda ingilteredeki üretimini de bitirecek gibi görünüyor. üretim yerlerinde daralmaya gidecek ve daralttığı yerlerdeki üretimden otomobil çekerek pazarlayacak. bu kanaatimce honda özelinde yaklaşan büyük krize karşı şimdiden dalgakıranlar kurma çabalarıdır. ileriye dönük olarak işsizlik artışı hızlanabilir. Avrupa pazarı daralma trendine girebilir ve ihracatımız giderek yavaşlayabilir.

    YanıtlaSil
  73. Çin ve Hindistan geliyor.Yıl 2030 Çin , Hindistan, Endonezya ve Nijerya Dunya da söz sahibi , AB dagılmıs, Italya ve Ispanya bolunmus, Fransa da iç savas var.Ingıltere Ispanya nın Endulus bolgesını bölunmeden sonra işgal etmis.ABD dolarının degeri en kıymetsız para bırımıne donusmus.

    YanıtlaSil
  74. Yukarıda tabloda Turkıye de yıllık gelır kişi bası 10.546 USD yazıyor.Bu parayı ben hic yıllık olarak almadım.Kim aldı ise soylesin lutfen.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. hani matematiğin tarafı mı oluyordu. matematik gerçekleri yansıtıyordu?. 10.546 doları ben yıllık almadım diyorsunuz ki haklısınız. ancak bana cevap olarak yazdığınız yazınızda matematikten dem vurmuştunuz. demek ki matematik herşey değilmiş hele iktisatta sadece matematiğe değil matematiğin rasyonelliğine ve gerçek hayatta yani reel de ne derece gerçekleri yansıttığına bakacaksınız. bizi bir gecede %25 daha zengin eden bir matematik icat edenlere bakmayacaksınız. çünkü orada ciddi bir illüzyon vardır. gerçekler acıdır değil mi?.

      Sil
  75. Lİyakat sahibi kişilerin politika'dan uzak kalma düşüncesi, çamur bize bulaşmasın fikri de gelişememizin nedenlerinden biridir.
    Ve kim olursa olsun 10 yıldan fazla iktidarda kalmamalı ve mutlaka yeni bir LİDER yetiştirmeli kendisinden daha iyi.
    Son olarak ta lideri değil, sistemi ön planda tutmalıyız. ( Birisi gelip bizi kurtaracak değil... Bizi geliştirecek bir sistem için nasıl katkı sunabilirim. Bunu düşünmeli ve uygulamalıyız.)

    Saygılarımla.

    YanıtlaSil
  76. hocam kişi başına milli gelirin 4000 dolardan 10000 dolara çıkmasında kişi başına milli gelir hesaplama kalemlerinin değişmesinin rolü yok mu? yoksa reel olarak bu kadar arttığını mı düşünüyorsunuz? ben düşünmüyorum da ondan sordum...

    YanıtlaSil
  77. Cin - Rusya -Hindistan - Endonezya toplam dunya nufusundan aldigi payi sabit tutmus (68%-69%) Fakat GDP payini 7%'den 27%'e cikarmis. yuzyillardir suren somurulmenin etkilerini 17 yilda ancak bu kadar tersine cevirebilirlerdi sanirim.. Hocam peki sizce Turkiye bu sartlar altinda temel stratejisini ne uzerine kurmali?

    YanıtlaSil
  78. Doğru söyleyenin dokuz köyden kovulduğu bir yerde işiniz çok zor hocam. Yazı için teşekkürler, bizi aydınlatmaya devam edin lütfen.

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...