24 Kasım 2019 Pazar

Piyasada Ne Kadar Nakit Para Var?

Ekonomi öğrenenlerin genellikle ilk ya da bilemediniz ikinci dönemde öğrendiği bir konudur kaydi para (ya da banka parası) yaratılması meselesi. Buna karşılık sokaktaki insan bu konuyu bilmez ve ilk kez duyduğunda da dehşete kapılır. Son dönemlerde Harari’nin Sapiens kitabını okuyanlar bu konuyla karşılaştığında yaşamın o ana kadar anlamadıkları sırrını çözmüş gibi şaşkınlıklar içinde kalıyor. Ve ondan sonra sosyal medyada başlıyor sorular: Herkes aynı anda Dolarını çekmeye kalksa ne olur? Herkes aynı anda TL’sini istese bankalar ne yapar? Paraların bankada durması gerekmiyor mu?

Kaydi Para (Banka Parası) Nasıl Yaratılır?
Önce izninizle kaydi para nasıl yaratılır onu anlatayım sonra bu soruları yanıtlamaya çalışayım. Bankalar kendilerine yatan paraları (mevduatı) kredi olarak kullandırırlar (kasalarında tutup kimseye vermeseler para kazanamayacakları için vade dolduğunda sizin faizinizi ödeyemezler.) Şimdi bir farazi örnek üzerinden gidelim. Bankaların ayırması gereken zorunlu karşılık oranı yüzde 10 olsun. Bugün bankaya 3 aylık vadeyle yüzde 12 brüt (yüzde 10,2 net) faizle 1.000 TL yatırdınız. Banka bu paranın yüzde 10’unu (yani 100 TL’sini) zorunlu karşılık olarak ayırıp Merkez Bankası’na yatıracak, kalan (1.000 – 100 =) 900 TL’sini kredi olarak bir başkasına verecektir. Diyelim o kişi aldığı o 900 TL’lik krediyi hemen kullanmayacağı için aynı bankaya 900 TL’lik 1 ay vadeli hesap açtırarak mevduat olarak yatırdı. Banka yine 900 TL’nin yüzde 10’unu (yani 90 TL’sini) zorunlu karşılık olarak ayırıp Merkez Bankası’na yatıracak, kalan (900 – 90 =) 810 TL’sini kredi olarak bir başkasına verecektir. Teorik olarak bankaya yatan paranın (ilk yatan miktar da dahil olmak üzere) zorunlu karşılık oranıyla çarpımı kadar (1/0,10 x 1.000 = 10.000 TL) para yaratılması mümkündür. Doğal olarak gerçek yaşamda bu işlem bu kadar firesiz yürümez. Ama şunu açıklıkla söyleyebiliriz ki bankalar kendilerine yatan mevduatın misliyle kaydi para yaratırlar. Parasal sistemin en büyük mucizesi de belası da budur.

Kaydi para yaratma mekanizması kabaca aşağıdaki gibi işler.     

Anapara
Zorunlu Karşılık
Kalan Miktar
Kaydi Para
1.000
0,10
900
100
900
0,10
810
90
810
0,10
729
81
729
0,10
656
73
656
0,10
590
66
590
0,10
531
59
531
0,10
478
53
478
0,10
430
48
430
0,10
387
43
Teorik Toplam (ilk yatan 1.000 TL dahil)


10.000

Bu bilgiyi verdikten sonra gelelim bugün Türkiye’deki duruma. Merkez Bankası (TCMB) kayıtlarına göre itibarıyla durum şöyledir (TCMB, Haftalık Para ve Banka İstatistikleri, 21 Kasım 2019): 


15 Kasım 2019 (Milyar TL)
Dolaşıma Çıkan Kağıt Para + Madeni Para
157,4
Banka Kasalarındaki Para (eksi)
  14, 2
Dolaşımdaki Nakit Para
143,2

Demek ki 15 Kasım 2019 Cuma günü itibarıyla piyasada 143,2 milyar TL bulunuyormuş. Buna karşılık aynı tarihte TL mevduat ve kredinin durumu da şöyle bir görünüm sergiliyor:


Milyar TL
Nakit Paranın Misli
Dolaşıma Çıkan Kağıt Para + Madeni Para
143,2
Toplam TL Mevduat
1.201,9
8,4
Toplam TL Kredi
1.595,5
11,1

Bu tabloyu ilk bakıştaki algıya göre değerlendirmeden önce toplam TL mevduat içinde döviz bozdurularak yapılan mevduat ve toplam kredilerin içinde döviz olarak alınan kredilerden TL’ye dönüştürülenler gibi parçaların da bulunduğuna dikkat çekelim. Buna karşılık her iki kalemin de büyük bölümünün piyasaya TCMB tarafından sürülen kâğıt paralarla Darphanece sürülen madeni paraların yarattığı kaydi paralarla oluşmuş olduğunu söylememiz mümkündür.

Herkes Parasını Çekmek İsterse Ne Olur?
Dünyanın hiçbir yerinde bankalar aldıkları mevduatı kasalarında saklamaz. Kredi vermeye ya da tahvil vs almaya yönelirler. Kasada duran para banka için zarar demektir. Çünkü banka, o paranın kaynağı olan mevduata faiz öder. Banka, topladığı mevduatı krediye dönüştürüp daha yüksek faizle satmalı ki alacağı faizle hem mevduatın faizini ödesin hem de kendi giderlerini karşılasın. Bankalardaki mevduatın vadesi genellikle kredinin vadesine göre kısadır. O nedenle en güçlü ekonomide bile herkes aynı anda parasını bankadan çekmeye kalkarsa kimse parasını alamaz. Bu sadece döviz mevduatı için değil yerli para (TL) mevduat için de geçerlidir.

Bankalar Faiz Düşerse Para Kazanır Yükselirse Para Kaybeder
Bu konuyu birkaç kez yazdım, çokça da anlattım ama hala karıştırılıyor. Faizler artınca “faiz lobisi iş başında” gibi başlıklar atılıyor. Oysa eğer bir faiz lobisi varsa faizler düşsün diye çalışması gerekir. Bunu bir kez daha anlatayım. A Bankasının durumu aşağıdaki gibi olsun (A Bankası, vade ve faiz yapısı itibarıyla gerçek olarak Türk bankacılık sisteminin ortalamasını temsil ediyor.)


Ortalama Vade (Ay)
Ortalama Faiz (%)
Mevduat
1,5
12
Kredi
18,0
16

Merkez Bankasının faizi düşürdüğünü ve buna paralel olarak bankaların da mevduat ve kredi faizlerini ikişer puan düşürdüğünü varsayalım. Bu durumda A Bankası 1,5 aylık süre içinde mevduatları yenilerken faizi yüzde 10 olarak yenileyecek böylece maliyeti düşmüş olacaktır. Oysa kredilerini yenilemesi için önünde daha uzun bir süre olduğundan kredi verdiklerinden yüzde 16 faiz almaya devam edecektir. Böylece yüzde 12 ile topladığı paradan yüzde 16 gelir elde ederken 1,5 ay sonra yüzde 10 ile topladığı paradan yüzde 16 gelir elde etmeye devam edeceği için kârlılığı artmış olacaktır.

Ne diyor Sherlock Holmes? “Görmek ile gözlemlemek aynı şey değildir.

109 yorum:

  1. başarılı bir açıklama,teşekkürler hocam yine iyi ki okudum dedim

    YanıtlaSil
  2. Hocam katılım bankacılığı yapan bankaların ticari bankacılık da yapmaları ne derece doğru? Katılım bankacılığı kullanan vatandaşlar katılım payını alırken ne derece rahat ? Bu makyajı ne derece doğru buluyorsunuz? Ayrıca okulumuzda (İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesi) sizinle bir söyleşi de yapmak isteriz.
    Saygılarımla...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Benim bu konudaki görüşüm çok net. Bankacılığın katılımı filan olmaz. Hepsi faiz alır verir. Adını kar payı koymak ya da başka bir şey koymakla işlem değişmez.

      Sil
    2. Kıymetli Hocam sizin gibi konuları derin ve doğru analiz eden birinin "katılım bankacılığı" konusunda da itidalli bir görüş belirtmesini beklerdim. Dışarıdan her ne kadar aynı gibi gözükse de aslında sistem farklı işlemektedir. Katılım Bankacılığı ürünlerinin tamamı henüz insanların gönül rahatlığı ile faizsiz kullandığı ürünler olmayabilir ancak bu konuda ciddi bir çaba gösterilmektedir. Ayrıca "Faiz" konusu İktisatçıların olduğu kadar, meselenin dini boyutu sebebiyle Fıkıhçıların da alanına girer. Bir takım sıkıntılar olabilir ancak sistemin tamamını, bu kadar çabaya rağmen, faizli sistem'e benzetmenizi doğru bulmuyorum. Bakış açınızı, ya da referans sisteminizi biraz değiştirip konuyu tekrar incelemeniz güzel olurdu.

      Sil
    3. Evet Mahfi bey nedense faizsiz kazanç diye katılım bankacılığı deniyor kar payı denilen şeyde nedense hiç faizlerin üzerinde altında olmuyor Türkiye de insanların bankalardan faizden uzaklaşması için sermaye piyasalarında denetim işletmelerin temettülerini düzgün dağıtmalarının sağlanması gerekli bistte belli sayıda şirket yetersiz temettü dağıtımı yapıyor oysa okuyoruz abd de şirketler yılda defalarca temettü dağıtıyor

      Sil
    4. Katılım bankacılığı kar zarar esasına göre kurulan şirketler. Kredi vermiyormuş ama kişinin ihtiyacı olan şeyi alıyor ve ihtiyacı olana vadeli veriyor. Bu vade farkı oluyor. Güya faiz değil.Bir de her nedense şimdiye kadar kimseye " yahu sen 100 lira yatırmıştın o para 60 liraya düştü" dendiğini duymadım. Ve her nedense verdiği kâr! Payları ticari bankalarla hemen hemen aynı. Faiz sevmez insanları arkadan dolanarak cezbetmenin başka bir yolu.

      Sil
  3. Hocam insanımız aydınlanıyor sayende,emeğinize sağlık

    YanıtlaSil
  4. Elinize sağlık hocam. Sayenizde çok şey öğreniyoruz. Bir yazı da merkez bankası ile ilgili bekliyorum merakla. 2017 de 3 milyar vergi öderken bu 2018 de nasıl 10 milyara çıktı. Kur artışından mı kaynaklandı? Teşekkürler

    YanıtlaSil
  5. Piyasada durum benim özelimde genelin hali: cebimde nakit yok. İşten cikarildim daha Ağustos ayının ücretini alamadım.3 maaş+tazminat içerde ne zaman öderler belli değil. İşte bulamadım. Piyasanın durumu bu.

    YanıtlaSil
  6. Hocam bir de faiz dustukce kredi talebi de artar, 2 puan dusuk te olsa daha cok miktarda kredi vereceginden bir de oradan kazanmaz mi? Ama ote yandan faiz dustukce mevduat miktari da dusmez mi ve verebilecegi kredi miktarini baskilamaz mi? Bu arada "kaydi para" ne demek anlamadim:( Merkez bankasina verdigi zorunlu para mi acaba?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kazanır.
      Kaydi parayı makale boyunca anlattım.

      Sil
    2. Kaydi para Mahfi hocamızında anlattığı şekliyle bankaların para yaratmasıdır.

      Sil
  7. Bence faizin yüksek olması yabancı yatırımcılar açısından önemlidir. Ne kadar yüksek olursa Türkiye'de daha fazla faiz geliri elde ederler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yabancılar için öyle. Ama riskin yüksekliği de önemli o da yatırımcı kaçırır.

      Sil
  8. Hocam dunyanin toplam borc yuku (kacti unuttum ama) onlarca trilyon dolar diye okuyorum etrafta, ozellikle 2008 krizi sonrasinda QE uzerinden buyuk sisme var deniyor, bu devasa borc aslinda "var olmayan para" degil mi? 2008 krizi de hala bitmedi ise, parasal genisleme de artik cozum degilse, bundan sonra bir yukselen kriz dalgasiyla bu sime patlarsa bu trilyon dolarlara ne olur, cokme dedikleri bu mu?

    Cok oluyorum ama bir soru daha sorabilir miyim?:( Hocam abartili hisse yatirimlari acaba cokus bekleyenlerin vurgunu mu? Yani batmadan cebe ne indirirsek gibi mi acaba?

    Yanitlasaniz da yanitlamasaniz da cok tesekkur ederim..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Şimdilik bir atlama emaresi görünmüyor ama Fed bundan korkuyor o nedenle de aslında kontrolü elden bırakmamaya çabalıyor.
      Sanmıyorum. Bizde hisse fiyatları yerlerde sürünüyor.

      Sil
  9. Hocam toplam kredi,toplam mevduatdan neden büyük. eşit veya eksi olmaz. Anlayamadim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çünkü kredilerin içinde mevduatın yanında TCMB'den alınan fonla ve yurt dışından alınan kredilerden yaratılan kaynaklar da var.

      Sil
  10. Elinize sağlık hocam. Sayenizde çok şey öğrendik hala da öğreniyoruz. Bir yazı da merkez bankası karı ile ilgili bekliyoruz hocam. 2017 de 3 milyar vergi öderken 2018 de 10 milyara çıkmasında büyük etken neydi? Kur artışı mı etkili oldu? Teşekkürler

    YanıtlaSil
  11. Hocam, sizce modern para teorisini savunanlar gibi merkez bankası ve hazine tek bir kurum mu olmalı yoksa post keynesyenlerin savundukları gibi birbirleriyle kordine çalışan iki ayrı kurum olarak mı kalmalı?

    Bir de hocam dünyada devletlerin merkez bankalari araciligiyla sınırsız para basma bu sınırsız para ile sınırsız hacimlerde türev piyasalarda işlem yapılma potansiyeli var.
    Ancak devletlerin parasinin değerini belirleyenin de o devletin itibari olması, o devletlerde yaşayan insanların kendi paralarına ve diğer paralara duyduğu güvenin, o paranın sınırsız şekilde basilmasinin önündeki görünmez bir sınırlama olduğunu dusunuyor musunuz?

    Eğer böyle bir güven sınırının sınırsız para basma karşısında sınırlayıcı bir engel olduğunu düşünüyorsanız, günümüzde dünya borclulugunun dünyanın yıllık Gayrisafi Hasilasinin 3 katı olduğunu ve bu borclanmanin son 15 senede ivmeli bir şekilde arttığını da gözeterek güven sınırına yakın olduğumuzu dusunuyor musunuz?

    Bu durumun küresel sistemde bir parasal sifirlama (borçların affı, yeniden yapılandırılması) ya da sistemin komple degisip paranın bir zamanlar olduğu gibi sınırlı bir varlığa endekslenerek yaratilacagini dusunuyor musunuz?

    Saygilar hocam.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Cevaplar.
      1. Bizim Reiz de MB ve Hazineyi tek kurum olarak kullanıyor. Ayrı kurum olmaları gerekir.

      2. Venezüella da para basıyor, Avrupa'da. Niye birinde enflasyon varken diğerinde olmuyor? Güven önemli.

      3. İnsanların güveni etkilenmez, Avrupa para basarken, yasal kurallara, kanunlara ve önceden güven duyması gereken insanlara haber vererek, liyakatli kişiler yönetimi ile yapıyor.

      4. Her borcun sınırı vardır. Borç veren karşı tarafın sınırını bildiği için o borcu veriyor.

      5. Şu anda küresel sistemde borç ödeyememe riski bulunmuyor, bazı borçluların ödeyememe sorunları bulunuyor. O borçluların kendilerini daha verimli hale getirmeleri ile sorunu çözebilirler.

      6. Paranın sınırlı bir varlığa dönüştürülmesi sistemi etkilemez. Elektronik ortamda üretilen paralar küresel sistem mevcut parasal sistemin yerini alabilecek güvende değillerdir.

      Sil
    2. Sınırsız para basmanın önündeki tek engel paranın değer kaybı ve bunun iktidara çıkaracağı oy kaybı faturasıdır.

      Sil
    3. adsız 00:01, parayı basma yetkisine sahip küresel sermaye elitleri kesinlikle borç verdiklerinin sınırını bilinçli olarak aştılar aşmaya da devam ediyorlar. bu seferki kriz çok derin olmazsa yeni para sistemini hazırladılar onu dünyaya kabul ettiremezler. avrupada enflasyon olmuyor çünkü zaten arz fazlası var adamların. venezuelada ise zaten arz sıkıntıları mevcuttur. petrol fiyatlarının sert gerilemesi tuz biber oldu makro iktisadi zayıflıklarına!. sadece güven değil mesele. teknik ve yapısal sorunlar güven meselesinden çok daha önemlidir eğer onları halledersen güven zamanla zaten gelir.

      Sil
    4. adsız 00:01 ve Mahfi Hocam, soruma cevap verdiğiniz için teşekkür ederim.

      adsız 00:01, Modern Para Teorisi'ni (MMT) savunanların merkez bankası ve hazinenin tek bir kurum olması gerektiğini savunduklarını buna karşılık Post Kesnesyenler ve Neo Kesnesyenlerin ayrı olması gerektiğini savunduklarından Mahfi Hoca'nın fikrini merak ettim bu konuda.
      Belli ki bizim hükümetimiz de MMT'nin işine gelen kısımlarını benimseyip uyguluyor, biraz da ondan sordum bu soruyu.
      Günümüzde paranın değerini belirleyen o parayı basan ülkeye olan güven, o güveni belirleyen de parayı basan ülkenin itibarı ve gücü. Venezuela bu konuda itibarını kaybetmiş bir ülkeye örnek, Avrupa'da ABD ye görece olarak itibar ve gücünü kaybetmiş ki 6 yılda euro/dolar 1.35 lerden 1.10 lara geriledi.
      İnsanların güveninin etkilenmediğini düşünmüyorum, günümüzde insanlar daha bilinçli ve son 15 yılda ivmeli şekilde artan küresel borçlanma birçok insanı bu konuda daha güvenli varlıklara itti gibi. Örneğin ons altın 15 sene evvel 250 dolar iken şimdi 1460 dolarlarda.Bu ivmeli borçlanma ve ons altın fiyatları arasında güçlü pozitif korelasyon var.
      Bence de borcun sınırı var, Mahfi Hocam bunun paranın değer kaybı ve bunun iktidara çıkaracağı oy kaybı faturası olduğunu söylemiş. Ben de buna katılıyorum. Karşı tarafın bu sınırı bildiğini ve bunu bilerek borç verdiğini düşünmüyorum. İnsanlar her zaman rasyonel hareket etmiyorlar, öyle olsaydı dünyanın toplam borcu yıllık gayri safi hasılanın 3 katı olmazdı. Sağlıklı ekonomilerde bu oran eskiden %90 civarı kabul ediliyormuş. Dünyada %300, ABD'de %100 ün biraz üstünde, Japonya'da %200'ün üstünde. Powell geçen gün bu duruma atıfta bulunarak bu durumun sürdürülemez olduğuna değindi bizzat kendisi.
      Bu borcun ödenmeme riski olmasaydı neden bu seviyelere kadar çıktı? Bu borç nasıl ödenebilir? Sınırsız para basarak o borcun değeri düşürülerek borç eritilebilir mi? Sistemin bu borcu ödeme gibi bir derdi var mı yoksa gidebildiği kadar gidip mümkün olan en geç zamanda parasal sıfırlama, sistem değişikliği mi düşünülüyor? Bu sistem böyle sürdürülebilir mi?
      Küresel sistem mevcut parasal sistemin yerini alabilecek güvende olan altın ve gümüş gibi değerli metallerin yeni bir sistem oluşturulursa yeri olabilir mi?
      Teşekkürler

      Sil
    5. Sayın Adsız 16:17. Bildiğiniz gibi borç stok, gsyh akım değer.
      Borcun yine bir stok değer olan milli servetle karşılaştırılması daha doğru bir sonuç verir.

      Burada bakılması gereken dünya genelinde düşünüyorsak ülkeler arası adil bir bölüşümün nasıl olacağına karar vermek gerekir. Yoksa istediğiniz parasal sistemi getirin, özünde adil bölüşümü sağlamıyorsa yine varacağınız nokta burasıdır.

      Sil
  12. Bankalar yurtdışına net borç ödemesi yaptığında kaydi para nasıl etkilenir?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yurtdışına döviz öderler, paramız bizimdir.
      Yurt içindeki TL etkilenmez.

      Sil
    2. Kaydi para olumsuz etkilenir çünkü kredi yaratacak kaynak azalır.

      Sil
  13. Bu ülkede -en azından benim bildiğim- iki kişisel üniversite var.

    1- Turan Dursun Üniversitesi
    2- Mahfi Eğilmez Üniversitesi

    İşin güzel tarafı bu üniversiteler, kurucuları başlarında olsa da olmasa da eğitim hayatlarına devam ediyorlar ve öğrencileri her geçen günle katlanarak artıyor.

    Bu kısa, müfit, muhtasar yazılarınız için çok teşekkürler...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. 1. Tanrı'nın rahmeti üzerinde olsun,
      2. Tanrı, başımızdan eksik etmesin..

      Sil
  14. Hocam bankalar düşen faizlere paralel kredilerde yapılandırma yapmakta dolayısıyla uzun vade kredilerden kar etmemekte değil mi bu durumda?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Banka için yapılandırma daha iyidir. anapara değişmemekte, yapılandırma işlemleri için ek bir komisyon alır sonra yenilendirilmiş kredi riskini, önceki işlemde yaptığı gibi sıfırlayacak karşı işlem yapar.

      Banka bizim gibi her ay gelecek yüksek faiz ödemesini ticari işlem karı gibi işlemez.
      Kredi işleminin karı, kredinin ilk verildiği zamanda bir karşı taraf kullanılarak bugüne indirgenmiş olur. O günden sonra bankanın yaptığı esasen, ödeme takibi ve evrak bürokrasisidir.

      Sil
    2. Bazı bankalar bazı konularda yapılandırma yapıyor ama bu bütün kredileri kapsamıyor.

      Sil
  15. Kaydi para toplamının zorunlu karşılık oranı ile ters orantılı olması gerekmiyor mu hocam?

    YanıtlaSil
  16. Hocam merhaba, yazınız için teşekkür ederim. Kaydi paranın karşılığının olmaması nedeniyle, kötü durum senaryoları için maddi varlıkların dolar yerine altında tutulması yönünde bir yaklaşım var. Size göre, bu yaklaşım ne kadar doğrudur? İkinci olarak, her bir banknotun karşılığı olacak şekilde, bu sistem nasıl tekrar dizayn edillebilir yada dizayn edilmesine gerek var mıdır? Selamlar...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kısmen doğrudur ama altın kullanımı o kadar kolay değil o nedenle en doğrusu sepet yapmak.
      Bu sistemi yeniden karşılıklı bir sisteme döndürmek kolay değil. Ama dünya bu karşılıksız rahatlığa bir çare bulmak zorunda.

      Sil
  17. Hocam saygılar, TCMB nin yeniden değerleme işlemleri ile hazineye kaynak aktarımı mümkün mü? Bu işlem nasıl yapılır? Etikleri ne olur? Bu konuda bizleri aydınlatmanızı rica ederim. Saygılarımla

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu yeniden değerlemeden farklı bir şey. TCMB'nin elinde bulunan (rezerv) altın ve dövizler TL nin değer kaybı sonucu değerleniyor. Mesela yılbaşında 70 milyar Dolar rezervi varsa ve yılbaşında bu tutarın karşılığı 350 milyar TL ise yılsonunda yine 70 milyar dolar olduğu halde TL'nin değer kaybı sonucu bunun karşılığı 400 milyar TL olmuşsa bu aradaki 50 milyar TL lik fark değerleme hesabına gelir yazılıyor. Hazineye bu miktar devredilecek. Ne var ki bu tamamen fiktif bir miktar

      Sil
    2. İlk önce bir yazım yanlışı olduğunu düşündüm sonra internete "fiktif" yazdım harbi harbi öyle bir kelime varmış finans sektöründe kullanılan. Yeni bir kelime öğrendim teşekkürler hocam.

      Sil
  18. Elinize sağlık
    elindeki parayı yatirim yaparak değilde kolay para kazanma (faiz)ile degerlendirenlere faiz lobisi denir.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Faiz artışından kazançlı çıkanlar genellikle mevduat sahipleridir.

      Sil
  19. Saygıdeğer hocam,
    bizleri bilgilerinizle aydınlattığınız için teşekkür ederiz.

    YanıtlaSil
  20. Hocam herkesi bir yana bırakalım, ben geçtiğimiz günlerde devlet bankasından 11.000 tl için 2 banka dolaşıp, başka birisinin para yatırmasını bekleyip de paramı alabildim. Ayrıca hepimiz hayatta bankalar gibi davranıp, paramızı yastık altında çürütmeyelim. Sayın Hocam, önümüzdeki günlerde bununla ilgili güncel bir yazınız olabilirse keyifle okuyabiliriz, iyi çalışmalar.

    YanıtlaSil
  21. hocam bu konu aslında kapitalist sistemin bankacılık adı altında yarattığı sanal değeri ve bu sanal değeri kredilendirdiği fakat bu kredinin faiziyle birlikte geri ödenmesinde gerçek ekonomik değeri istemesi sonucunda ortaya çıkan sömürüyü anlatmaktadır. sanal para karşılığında gerçek parayı geriye istiyor bankalar. bu yüzden de oluşturulan sanal değerler toplamıyla gerçek iktisadi değerler toplamı arasında oluşan marj sanal değerler lehineyse ve bu marj ne kadar büyükse yaşanacak finansal kökenli iktisadi kriz de aynı derecede büyük olabiliyor. 2008 krizi buna harika örnektir. yaklaşanı ise sanırım yıkıcı olacaktır. çünkü devasa boyutlarda sanallaşma oluşturuldu.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok doğru. Sistem bu sanallaşmayı belirli bir yere kadar kaldırabildi, sonrasında zorlanıyor.

      Sil
    2. Sistem bazı yerlerde dengeye gelebiyor.

      Mesela, (sanal) para miktarı aşırı yükseldiğinde, MB negatif faiz verirler.
      Veya, o para sahipleri gerçek ve kıt ürünlere yönelmek istediklerinde aşırı yüksek bedel ödeyip, uzun vadede o paranın net present value sını mevcut değerin altına indirirler.

      Yıkıcı yıkım oluşturmazlar, serseri kurşun gibi denk geldiklerini vururlar.

      Misal, Türkiye'de para şiştiğinde gider, Maslaktan pahalı gökdelenler satın alır. Pahalı gökdelen yüksek kira ister, kiracılar reel ekonomi şirketleri ise, bir iki yıl sonra yeni yerlere giderler. Boş kalır.

      AVM'ler aşırı pahalı kira istiyor. Sermayesi şişmiş büyük markalar pazar payı için giriyorlar. AVM de şişmiş sermayesi olmayan firmalar bir iki yıl sonra terkedince, onlar ile beraber giden ziyaretçi de sermayesi şişen firmanın yüksek kira ile zarar etmesine sebep oluyor, şişmiş sermaye ile kurulan AVM de zarar yazıyor, kapanıyor.

      Arap şeyhi, şirket alıyor. Şişmiş sermayeli fon yatırımcısı şirket alıyor. Bir bakıyorsun, şirket zararda ama piyasa değeri 20 milyar dolar gösteriliyor. işte sistem böyle emniyet sübapları koyuyor. O şirketi satan parayı alıyor. Örnek : Şişmiş sermayeli Softbanka zarar olarak itelenen WeWork şirketi.

      Günümüzde 14 trilyon dolar kadar para negatif faizde duruyor.

      Canlar, erenler, büyüklerimizin dediği gibi,

      Siz ha iseniz, biz hu yuz,
      Hay dan gelen Huy a gider.

      Sanal sermaye günün sonunda ala ala reel olarak bulduğunu alır.

      Üsküdarda rahmetli Seçkin Abimiz vardı,
      55 yaşında bankalara takmış da takmış,
      parayı da oğluna vermiş iş kursun diye.

      Oğlu esnaftı.

      Neyse, bankalar kapıya dayandı, abimiz de ciltcilik yapardı.
      Bir gün işyerine gittim, masaların üstü noter ihtarnameler ile dolu.
      Abi dedim ne iş, oğlum dedi, bir hafta tatil yaptık, bunları bırakmışlar.
      20 -25 tane vardı. 1000 lira ile 40 bin lira arasında, hepsi de banka icra kağıtları.

      Hiç oralı olmadı, okumadı bile, sobası vardı, sobaya attı açmadan yaktı hepsini.
      Oğlum, gelsinler buraya ne bulurlarsa alsınlar, mallar eşi üzerinde, kendi adres gösterdiği dükkanda asgari ücretli çalışan.

      Günün sonunda yapacakları en fazla 300TL aylık kesmek o kadar demişti. (O zaman asgari ücret 1000TL gibiydi.)

      Sanallaşmanın sonunda bankalar ellerine silah bile alsalar, yırtık don bulacaklar.

      Benim Türkiye de işlerim kötü gitti. Nişantaşı Osmanbeyde bir dairem vardı kirada, banka ona 1,200,000TL değer biçti, bana 900bin TL kredi verdi. 20 kişi çalışıyordu ofisimde. Bir kaç kere alacağımı alamadım, ufak şeyler için haciz yedim, banka hesabım kapatıldı. Hesaplarım açıldığında ben de ailem için bir ev alacak kadar parayı Almanyaya gönderdim. Ne olur ne olmaz, ehaciz yersek paramız güvende dursun diye.

      Günün sonunda benim borçlar olmuş 2.6 milyon TL. Şimdi bu kurumlar para istiyor. Maliye 330bin TL istiyor. SGK 420bin TL istiyor. Banka 1,400,000TL istiyor. Diğerleri de var, bir de benim alamadığım alacaklarım var.

      Faizin de faizi işliyor, elimde bir daire var, 900 bin değer biçilmiş, şimdi satsan 700 bine alan yok. Gelsin alsın ne diyem. 2.6 milyon borcun karşısı 700 bin, aradan avukat filan da para alır, devlet alır.

      Günün sonunda hay ile huy eşlenir,
      Oyun bitince şah da piyon da aynı kutuya yerleşir.

      Sil
    3. Adsız 16:42 Bir giriş cümlenizi okudum. Bir de sonuç maninizi.

      Sil
  22. Bankaların para üretimindeki rolünü bu şekilde açıklamak ne kadar doğru?

    https://www.bankofengland.co.uk/-/media/boe/files/quarterly-bulletin/2014/money-creation-in-the-modern-economy.pdf?la=en&hash=9A8788FD44A62D8BB927123544205CE476E01654

    Burada da anlatıldığı gibi Bankalar tasarruf sahiplerinin parasını paraya ihtiyacı olanlara borç veren kurumlar değil. Bankalar her kredi sözleşmesi imzaladığında daha önce sistemde olmayan parayı yaratırlar. Bankanın B kişisine verdiği 'kredi (para)', Bankada hesabı bulunan A kişisinin parası değil, hatta kimsenin parası değil. Bankanın B kişisinin ödeme sözüne karşılık sıfırdan yarattığı para. Banka A kişisinin parasını B kişisi için yarattığı kredi/paranın rezerv gereksiniminde kullanır.

    Klasik ekonomi kitaplarında yer alan, sizin de burada yer verdiğiniz 'paranın katlanışı' açıklaması bence çok fazla yanlış anlaşılmaya ve kavram karmaşasına sebebiyet veriyor. İnsanlara sistemin, bankaların tam olarak nasıl işlediği açıklanırsa daha sağlıklı olacaktır.

    Bankalar burada anlatıldığı gibi çalışsaydı Para Arzı oldukça kısıtlı olurdu. Bankanın burada anlatılan prensiple 1.000 TL'yi değil 10.000 TL, 5.000 TL yapması dahi çok güç, çok fazla zaman, prosedür söz konusu.

    YanıtlaSil
  23. Bu durumda merkez bankaları para arzını ne ölçüde yönetebilmiş oluyor? https://www.nybooks.com/articles/2019/12/05/against-economics/
    Şu makaleye ilişkin görüşlerinizi öğrenmek isterim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merkez Bankalarının para arzını denetleme ve yönetebilme yeteneğini sadece piyasaya sürdüğü para ile (para arzı) ölçersek bunun çok sınırlı bir yetenek olduğunu düşünebiliriz. Buna karşılık faizleri etkileme gücünü ve zorunlu karşılıkları ve APİ'yi dikkate alırsak etkinin alanı bayağı genişler.

      Sil
  24. Hocam bu durumda disaridan gelecek her 1000 dolarlik yabanci nakit para iceride 10 000 dolarlik is yaratabilme kapasitesine sahip oluyor.Merkez bankasi zorunlu karsiliklari %10 varsayimi ile.Ayni sekilde 1000 dolarlik nakit de sistemden yurt disina ciktiginda 10 000 dolarlik is yapma kapasitesinin kaybina neden olmayacak mi? Bu durumda yabanci sermaye reel milli ekonomi icin bas regulator durumuna yukselmis olmaz mi? Saygilar

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Tabii bu teorik bir şey. Yoksa o 1000 Doları bankaya yatırmayıp işe yatırırsa böyle bir etki oluşmaz. Ya da ikinci veya üçüncü aşamada para yatmazsa etki sınırlı kalır.
      Bununla birlikte yabancı kaynaklar bizim gibi tasarruf açığı olan ekonomilerde önemli bir regülatör durumuna gelir.

      Sil
  25. Hocam Allah razı olsun. Ne olduğunu ne ben ne de dersimize giren kelli felli hocaların bildiğini hiç düşünmediğim terimleri ve konuları "bilmiş" gecinmeden, gerçekten bilerek anlaşılabilir şekilde anlattıgınız için teşekkür ediyorum.

    YanıtlaSil
  26. Tamamını okuyamadım, sonra tekrar bakacağım.

    Merkez Bankaları rezerv gereksinimini belirliyor, Bankalar ürettikleri paranın (kredi) belirli bir miktarı kadar (yaklaşık %10) Merkez Bankası rezervlerinde para tutmak zorunda. Örneğin Kasasında 100 Milyon TL olan bir Banka, %10 rezerv gereksinimi olan bir ortamda maksimum 1 Milyar TL kredi (para üretme) verebilir. Bunun üstünde bir kredi vermek (para üretimi) için rezerv miktarını arttırması gerekir.

    Bankalar ilgili rezerv gereksinimine uymak için gün sonunda hesaplarında para yoksa 1) Merkez Bankası 2) Rezerv fazlası olan Ticari Bankalar 3) Hanehalkı ve Şirketlerden borç alabilirler.
    Merkez Bankası diğer Bankaların kendilerinden alacağı borçlar için faizleri kendi belirler. Bankaların birbirinden alabileceği borçlanma faizini ise faizleri kontrol ederek (piyasadaki para arzını kontrol ederler, piyasadan finansal varlık alır ya da satarlar) belirlemeye çalışır. Kesin bir şekilde belirledikleri Merkez Bankası Borçlanma Faizi ve para arzını kontrol ederek belirlemeye çalıştıkları Faiz oranlarıyla Paranın Fiyatını mümkün mertebe kontrol ederler. Bankaların borçlanma oranı da nihayetinde satabileceği krediye (paraya) etki ettiği için de Merkez Bankaları para arzını dolaylı olarak bu şekilde kontrol edebiliyor.

    Kısaca özetlemek gerekirse MB elindeki iki temel araç 1) rezerv gereksinimi 2) para arzını kontrol (faiz oranını belirleme) ile Para arzını çok iyi şekilde yönetebilir.

    Son olarak kapitalizmin kendi kendini düzelten doğası da var, Bankalar çok fazla para (borçlar ve toplam harcamadaki büyüme ürün ve servis fiyatlarındaki büyümeden fazlaysa) basacak olursa ya Tüketici Ürünlerinde ya da Finansal Varlık Fiyatlarında enflasyon olacak. İkisinin de sonu kriz ve sistemin tekrar kendini dengeye oturtması.

    Ancak günümüz Dünyasında Merkez Bankaları para arzını yeterince iyi yönetiyor denilemez. Bunun sebebi ise Enflasyonu sadece Tüketici Ürünleri Enflasyonu olarak dikkate almaları. Finansal varlık fiyatlarında enflasyonu ise kontrol etmiyorlar. Aksine yüksek finans varlık fiyatları yüksek borsa demek olduğu için iyi bir şey olarak gözüküyor. Nihayetinde Borsa Enflasyonu sürdürülemez seviyeye gelince geniş çaplı krizler - deflasyon ve benzeri birçok sorun yaşanıyor - muhtemelen önümüzdeki iki sene içerisinde tekrar yaşanacak.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Adsız 13:36 Bu kadar yazacağına önce okusaydın keşke.

      Sil
    2. Selam Yücel, tamamını okudunuz mu?
      Çok merak ettim.

      Sil
  27. Butce Disiplini olmayan Doga ve tatbiki bilimleri bilmeyen temel fizik biyoloji tip cografya bilimlerini bilmeyen Bunlari bilmese bile doga ile hasir nesir olmayan bir insan Hayatta kalamaz; hayattaki isi zordur.

    YanıtlaSil
  28. benim özellikle geçen yıldan bugüne kadar hep söylediğim olay vardır: yaklaşan ekonomik global kriz 2008 gibi resesyon şeklinde değil daha çok stagflasyon şeklinde olacaktır. çünkü yaklaşmakta olan iktisadi krizin merkez üssü gelişmekte olan ekonomiler olacaktır!. zira 2008 özelinde abd genelinde gelişmiş kapitalist ülkeler merkezli olmuştu. doğal olarak da bu ülkelerde arz sorunu değil talep sorunu var ve ciddi bir talep doymuşluğu yani tüketim doymuşluğu vardır. fakat çin ve g.kore gibi birkaç ekonomi hariç gelişmekte olan ekonomilerin büyük kısmında arz yetersizliği vardır. ve bu da yeni krizin daha çok durgunlukla enflasyonun bir arada olabileceği şeklinde yaşanması ihtimalini güçlendirmektedir. özellikle son 10 yılda yani 2008 krizi sonrasında gelişmekte olan ekonomilerin aşırı borçlanması ve özellikle bizim gibi kur risklerini yükselterek borçlanmaları hem yükselecek enflasyonun zeminini hem de yaşanacak durgunluğun kökeni meydana getirecektir. zaten Venezuela Arjantin, şili başlangıçtır. ayrıca olası iran operasyonu petrol fiyatlarını uçuşa geçirebilir ki bu da kuvvetli maliyet artışları demektir. stagflasyonda en temel sorun üretici fiyatlarındaki büyük yükselişlerdir. yeni global kriz stagflasyon eşliğinde olacaktır. bu da haliyle 2008 deki gibi parasal genişlemeler yoluyla giderilemez çünkü zaten enflasyonist iklim var olacaktır. dolayısıyla yeni bir konsensüsle yeni bir para sistemi kurulması yönünde dünya kamuoyu ikna edilecektir bu yolla. benim bir yıldır dile getirdiğimi geçtiğimiz günlerde dünyaca ünlü saygın bir iktisatçı olan sayın nouriel roubini de bir yazısında özellikle dile getirmiş. dikkatimi çekti bu yazısı. yazısında küresel ekonominin önünde 10 maddelik belirsizlik ve kırılganlık artırıcı faktörü ortaya koyan roubini 2020 de kriz riskinin fazlasıyla arttığını ve yeni krizin resesyon şeklinde değil stagflasyon şeklinde vücut bulacağını dile getirmiş. burada da benim kanaatim James rickards gibi ''türkiye ekonomisi kömür madenindeki kanaryadır'' tezinin kuvvetle muhtemel gerçeğe dönüşebileceğidir.

    YanıtlaSil
  29. hocam bu durum ülkelerin üretimdeki verimliliğiyle alakalı diye düşünüyorum. örnek olarak, Verimli üretim yapan bir ülkede 1 birimlik üretim için 3 birim para gerekirken verimsiz üretim yapan bir ülke aynı birimi üretebilmek için 10 birim paraya ihtiyaç duyar bu da merkez bankasının kredi arzını artırabilmek için karşılıkları ve faizleri düşük tutup çarpanı büyütmeye yönelmesiyle sonuçlanıyor. Sizin de bu konudaki görüşünüzü merak ediyorum teşekkür ederim sayın hocam.

    YanıtlaSil
  30. Hocam teorik sayı neden 10.000? Yani neden zorunlu karşılık oranıyla çarptık? Aptalca bir soru olabilir. Öğrenmeye çalışıyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aslında 9748 ile 12893 gibi bir sayı idi. Hocamız yuvarlamış.

      Sil
    2. Formülün doğrusu şu:
      1/ZK Oranı x Mevduat

      Sil
  31. 2020 yılından itibaren küresel para ve finans sisteminde köklü değişiklikler olabileceği yönünde yorumlar okuyorum. Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz? Değişikliğin ana hatları konusunda neler söylenebilir?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hepsi hikaye kardeşim, bizi azıcık ilgilendirmeyen hadiseler. Ucu bizlere dokunuyor ancak, bizim yapabileceğimiz bir şey yok.

      Sil
  32. Kendimden örnek vereyim.

    Kayseri de küçük bir işyeri açmıştım ltd şti olarak, dayımın oğlunun dükkanı adres gösterip.

    O zamanın parası ile 5 bin TL sermaye koydum. Bir iki yıl esnafa websitesi filan yaptım.
    Hesaplarda para hareketi olunca şube temsilcim bana 25 tane çek yaprağı verdi.
    Dedim benim çekle senet ile işim olmaz ama al bulunsun dedi. Aldım koydum bir kenara.

    Sonra, grafik tasarım üzerine düzenli iş buldum, istanbula yerleştim. 2 yıl çalıştım, maaş artırmadılar, ay da 3 tasarım yapıyordum, 3 tasarım bedeli faturada benim 8-9 aylık maaşımdan daha yüksekti -bana göre bizim firma da ucuza satıyordu-, mobbing filan yaptılar, geceleri yapmak için çok iş verdiler, moralim bozuldu, beni işten attılar.

    İşsiz kalınca bir firma benden bir yazılım ve bilgisayar sistemi fiyatı istedi. Tüm sistemin bedeli benim maaşımın 13-14 katı. Ne yapayım derken, distribütör firma bana çek bulabilirsen çeki alayım dedi.
    Bende kayseriden benim eski çeki yazdım verdim. Paramı aldım.

    Ne oldu, gelirimin 15 katı parayı vadeli olarak oluşturdum. Bu iş hoşuma gitti. Dedim kapitalizm bu altta kalanın canı çıksın, ben Kayseriliyim dedim. Yardırdım çekleri piyasada.

    Neyse iki üç yıl öyle geçti. Boş zamanlarımda yaptığım videolar ve yabancı sitelerdeki çizimlerim referans oldu, Hollanda'da tam zamanlı bir iş teklifi aldım. Bende ceketi aldım, çocukları topladım gittim.

    Demem o ki, dünya gelirinin üzerinde borç olabilir, gerçek paranın üzerinde daha fazla para yaratılabilir. Ama bir gerçek var ise, o işlerin içinde bir yerlerde mutlaka Kayseri'lilerin parmağı vardır.

    Not:

    Sn. GevherNesibe Vergi Dairesi Müdürüm ve memur arkadaşlarım.

    Beni arayıp ulaşamıyormuşsunuz, dayımın oğluna not bırakmışsınız. Arada iletileriniz etebligat olarak düşüyor, ben sisteme girip okuyamıyorum. Benim muhasebeci ile anlaşamadık, bu sene benim defterleri tutmadı, buradan yeni muhasebeci de ayarlayamadım.

    Ama sözüm söz, ilk ziyaretimde sizlere uğrayacağım. Çok sevdiğim çayınızdan içeceğim. Sıcak ilginiz ve yardımlarınız için teşekkür ederim.

    Sevgiler.
    Mustafa

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hocam, bu para işini iyi kurcalayın,
      Mustafa'nın yazdığı gibi Kayserililer bir yerlerinden çıkıyor.

      Bakın size Kayserili hikayesi:

      Bundan 10 sene önce Connecticut eyaletine geldim. Küçük bir projede çalışırken küçük bir ofis yeri aldım, ordan da freelance danışmanlık işleri yapmaya başladım.

      Burada bir kaç tane çok büyük firma var, onların bazı ticari ilişkilerinde güvenilir 3. kişilik yapan, yeri geldiğinde bu firmalara kısa vadeli kredi açan bir firma var. Sahibi ile avukat kardeşi yahudi olarak bilinen bir aile. Sahibinin adı da Elijah. Ben de çalıştığım firmalar gereği onlardan hesap açtım, haftada bir iki gidip gelmeye başladım. Türkiye'den alışmışız, her işi her evrağı kontrol edip öyle yapmaya, bizim ülkede güven bitmiş, neyse sürekli böyle yapınca bir de sık sık gidip gelince yöneticilerin dikkatini çekmiş, arada patronları da görür uzaktan gülümserdik birbirimize.

      Bir gün bir ev aldım, kardeşi avukat olduğu için onu tuttum işlemler için. Adam ile 2dk bir Türkiye muhabbeti yaptık, bizim Erdoğan ile ilgili politik olmayan bi konuşma yaptık, bana sordu Türkiye'de neredensin diye ben de aslen Kayseriliyim dedim.

      Bir kaç gün sonra onların ofiste bir toplantı yapacaktık, içeriye esas patron abisi girdi. Ayaküstü hoşbeş yaptık, adam bana Türkçe Kayseri aksanıyla,

      "Gardaşım, sen kayserinin yirlilerinden misin?" diye sormasın mı?

      Meğersem onun babası da Kayseriliymiş. Varlık vergisi çıkınca ülkeden ayrılmış.

      Buradan memlekete de selam olsun, 6-7 yıldır Kayseriyi göremedim ama bu yaz uğrayacam.

      Sil
  33. Çok teşekkür ederim hocam , elinize sağlık

    YanıtlaSil
  34. Fatih Kömürcüoğlu25 Kasım 2019 20:41

    Para arzının sınırı yaratılan paranın ne kadar verimli bir alanda kullanıldığına bağlıdır. Yaratılan para eğer verimli bir alanda değerlendiriliyorsa arzı istediğiniz kadar arttırabilirsiniz bir sorun çıkmayacaktır. Verimsiz alanlarda değerlendirildiği takdirde bazılarının ışığı sönecektir. Biz bir yerlerden para bulsak bile kullanabileceğimiz verimli bir alan olmadığı için ekonomimiz için negatif bir etkisi olacaktır. Bazı verimli alanlar kendiliğinden oluşur nüfus artışı gibi. Verimli bir alan bulmak için ön şart ise çok iyi bir eğitim sistemine sahip olmaktır. Belli bir refah seviyesine ulaşıldığında onu korumak için önce sağlam bir hukuk sistemine, daha sonra caydırıcı bir askeri güce sahip olmanız gerekir.

    YanıtlaSil
  35. Öncelikle yıllar önce yalnızca yüzde 120 kaydi para var, abartmayın şeklindeki ifadenizi bu yazıyla düzelttiğiniz için teşekkürler.
    İkinci olarak eskik bırakmışsınız. Yani hala Türkiye'de ne kadar kaydi para var, yazmamışsınız. Muhtemelen hesaplaması çok güç. Ama ben söyleyeyim yüzde 700 ile yüzde 800 civarı. Yani en az 1 Trilyon TL. Yabancı mevduattaki kaydi para hariç.
    Üçüncü olarak şunu söyleyeyim, bankalar mutlak rezerv sistemini bırakıp bu anormal düzeyde paradan para kazanma sistemine yani kısmi rezerv sistemine geçişle 10.000 TL içerisinde 1000 TLyi kenara bırakın, olmayan 9.000 TL üzerinde faiz kazancı elde edip bütün dünyayı sömürüyorlar. Buna dikkat çekmek gerekiyor.
    Tabloda kaydi para sütununa birer sıfır daha eklemelisiniz.
    Her ne kadar katılım bankalarını çok tasvip etmesem de, sizin bakış açınızı uygun bulmuyorum. Bana şunu hatırlattı. Erkek ve kadının birlikte olmasına nikahlı ve nikahsız farketmez diyorsunuz. Oysa biri evlilik ve aile, diğeri ise belki yasak aşk, belki arzuları gerçekleştirme belki yarına anasız ya da babasız bir çocuk.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yalnız yıllar önce ile bugünkü mevduat durumu aynı değil onu söyleyeyim.
      Katılım bankası ile yasak veya yasak olmayan aşk benzetmeniz hiç olmamış. Katılım bankalarının kar payı faizle aynı çıkmasa size hak vereceğim. Tamamen aynı şey.

      Sil
  36. Dolar 6.30un altina inmeyecekti.
    İşçilik maliyetlerimiz ile genel giderlerimizin fazlalığı ve ihracat siparişlerimizde yaşanan düşüşler sebebiyle...... https://www.birgun.net/haber/tekstil-devinde-isci-kiyimi-hazirligi-277707

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bir garabet var bu dolar işinde ama ben çözemedim.

      Ortada para yok, yukarda Mahfi hocanın belirttiği para ile bu ülke dönmez. Daha fazla para lazım, daha fazla para enflasyon demek.

      Ülkenin gidişi belli oldu, enflasyon ile büyüme.

      İpin ucunu enflasyon sonrasında kaçırırlar mı bilemem.

      Para basıp, hemen sirkülasyona sokmak lazım. Hükümet galiba döviz düşsün, maliyet enflasyonu insin diye bekliyor ama halk ne kadar bekleyebilir bilemiyorum.

      Döviz düşmez ise, en az ama en az %20 - % 25 parasal genişleme yapmak gerekcek.

      Hele bir de döviz tekrar yükselir ise, maliyet enflasyonu sebebi ile ülke çok hızlı fakirleşecek, para o zaman geç basıldığında dövizi bir kere daha çok yükseğe zıplatacaktır.

      Hükümet şimdi senin sanal dövizini bana satıyor, yurt içindeki önceki sanal döviz talebini şimdiki sanal döviz talebine arz ederek fiyat artışını engelliyor. Bu işin tutması için döviz fiyatının inmesi lazım, döviz mevduatının ya ucuza TL ye çevrilmesi ya da vatandaşın düşük bir döviz fiyatı esnasında TL ye kendi iradesi ile geçmesi lazım. Hükümet parayı TL sıkarak, vatandaşın TL ye geçmesini zorlamaya çalışıyor. ülkede şimdi döviz değil TL sıkıntısı var. Azıcık TL verilse hemen dövize kaçıyor.

      Ya IMF den 50-60 milyar dolar gelecek, ya döviz iyice düşecek millet yılıp dövizleri satacak.

      Bekleyip görelim.

      Sil
  37. Hocam "%10 ile topladığı paradan %16 gelir elde etmeye devam edeceği için kârlılığı artmış olacaktır." demişsiniz. Ancak kredi faizleri de düşeceği için bir süre sonra bankaya borçlu olanlar kredilerini yeniden yapılandırmaya gittiklerine göre artık %16 değil örneğim %14 olması gerekmiyor mu? Sizin ifade ettiğiniz dış ticarette J EĞRİSİ gibi kısa bir dönem için geçerli olan bir durum değil mi?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yukarda tekrar yazdık kardeşim,
      Banka senin bakkal dükkanın gibi çalışmaz.

      Krediyi sana verdikleri gün, o kredinin riskini 0 yapacak enstrümanlar ile hedge ederler veya krediyi anında farklı bir ürün olarak satarlar.

      Yani ev kredisi aldığında, banka senin faiz ödemelerini 8 yıl boyunca beklemez.
      O gün o faiz oranından hemen kredini sigortalatıp, riskini ortadan kaldırır.

      O yüzden, banka faiz düştüğünde yeni kredi verirse yeni bir kazanç imkanı sağlar.

      Bankalar, bakkal hesabı, al-sat mantığı ile iş yapsaydı tüm büyük firmalar banka sahibi olurdu. 2001 de bu kafa yüzünden ülke battı.

      Ülke battıktan sonra, bağımsız kurumlar kuruldu.

      Şimdi aynı kafa yine iş başında, bağımsız kurumların başlarına kendi yandaşlarını getirip, sözde, kendince arka kapı işlemleri ile iş yapıyor.

      Gideceği yer yine aynısı olacak, ülkede varlık, servet, sermaye kalmadı.
      Petrol de yok yerden çıkıp satacağımız.

      Türkiye'de turizm yanına sağlık turizmi eklenmişti havadan para getirsin diye.
      Doktorları döve döve ortada doktor da kalmadı.
      Tecrübeliler ya emeklilik istiyorlar, genç olanlar da yurt dışına gidiyor.

      Sermaye sadece giren çıkan döviz miktarı değil.

      Türkiye'de 2019 yılında yurtdışına yetişmiş giden doktor sayısı yeni mezun doktor sayısının beşte birine kadar geldi.

      Benim çocukken küçük Anadolu vilayetinde diş doktorum vardı, babası babamın arkadaşı. Doktor olunca, muayenehane açabilsin diye aralarında para toplamışlardı. Eşi de diş doktoru. Hepimiz ona giderdik. 2 çocukları oldu, ikisini de diş doktoru yapmışlar. Son bayramda gittim, sordum, çocukları Amerika'ya göndermiş, bilmem ne hastanesinde doktor diye çalışıyormuş biri, diğeri de benzer bir işin ucundan tutmuş.

      Kolay değil bak, 30 yılın doktoru, vilayetin yarısı dişlerini ona yaptırmıştır, hazır müşteri var, isim var, bilgi var, buna ragmen adam çocuklarını tutmuyor burada.

      Anadolu demek bu insanlar demek, bu insanlar demek Türkiye demek. Türkiye gidiyor efendi.

      Sil
    2. Hukuk sisteminin gerçeğiyle işlemediği bir yerde, akıllı olan diploması olan bir yere kadar dayanıyor. Bakıyor iş bulamıyor, hakkını alamıyor, yandaşlarla rekabet edemiyor yurt dışına çıkıyor. İktidarın kutuplaşmayı bırakıp her görüşten insana iş imkanı sağlaması lazım. Yoksa olan ülkeye oluyor. Çünkü içerideki iş pozisyonuna liyakatsiz kişi oturtulursa buradan verim alınmıyor, bir de üstüne yıllarca yatırım yapıp kaynak ayırdığınız kişi yurtdışına gidiyor. Ama bunun kısa vadede düzeleceğini düşünmüyorum. Birkaç gün önce Cumhurbaşkanı yine başörtü muhabbeti yapıyordu. Türk halkının sağdan ya da soldan başörtüsü ile hiçbir sorunu yok, olmadı olmaz da. Ama sağdan ya da soldan politika yapıcılar bunu kullanıyorlar. Bu da sanal para gibi birşey, bir müddet sonra sanal sorunları konuşmaktan, birbirimize düşmekten reel sorunları düzeltmekten uzaklaşıyoruz. Bakınız medyanın, meclisin konuştuklarına çoğu sanal sorun. Sonuçta ne oluyor yurtdışında aynı işi yapan işçinin maaşının 1000’de 1’i ile aldığı bir malı biz 100’de 1’i ile almaya başlıyoruz. Sonuçta yavaş yavaş fakirleşiyoruz. Emekli maaşları 200 dolara düştü. Akılsız başın cezasını ayaklar çekermiş.

      Sil
  38. Adsız 20.00,
    Ülke aynen bakkal hesabı, esnaf kafası ile yönetiliyor.

    Bugün bir anlaşma ortaya çıktı, Katar bize, biz Katar'a 5 er milyar dolarlık swap işlemi yapmışız. Bunun sonucunda da rezervlerimiz artmış.

    Ben Türkiye'de ticaret yaparken, nakit sıkışıklığını çok yaşardım. Benim ile benzer durumda bir arkadaşımız da vardı.

    Ben ona 2013 yılının parası ile 150 - 200 bin TL lik çek verirdim fatura karşılığında, o da bana ters işlemi yapardı. Sonra ben Garanti bankasına gider onun çekini kırdırır nakit alırdım, o da benim çeki. Sonra aramıza iki kişi daha katıldı, hayali olarak birbirlerimize fatura keserdik, nakit giriş çıkışı yapar, ciroları 10 milyon TL üzerine çıkarır, bankadaki itibarımızı artırırdık.

    Hepimiz de bilirdik, bu işler doğru değil, imkansızlık, nakde ulaşım zorluğu bir de denetimsizlik... Banka da imzama 200 bin TL kredi vermeye başlamıştı. Kosgeb filan hiç destek vermezdi.

    Koç ile Ülker den mal alırdım, onların bayisi olarak. Ne Koç, ne Ülker, ne benim ne onun çekini kabul etmezdi. İlla derlerdi 3. kişi çeki getir. Bende arkadaşım ile çek takas eder onun çekini verirdim. İşin komiği, o da Koç'un bayisiydi, Koç Finans benim çeki onun üzerinden, onunkini de benim üzerimden alırdı. Sözde Koç riski azaltıyor!

    İşte esnaf kafası budur. Türkiye'de kağıt üzerinde şu anda 5 milyar dolar fazladan para var. Merkez bankası, Merkez Esnaf Bank olmuş. Bu tarz işlerde bir taraf mutlaka patlar.

    Ülkede esnaf bile böyle para yaratırsa, merkezi sen düşün.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çek kırdırılınca zarar oluşmuyor mu? Nereye kadar böyle işlem yapılabilir ki.

      Sil
  39. ABD DE konut satışları son 2 ayda son 12 yılın en yükseğine çıkmış. konut satış sayısı artmakla beraber ortalama satış fiyatlarındaysa %3,6 azalma olmuş. en son 2007 yılı temmuz-ağustos döneminde benzer bir durum yaşanmış. yine abd de taşımacılık sektöründe %6 yı aşan bir daralma yaşanmış son çeyreklik dönemde. sigortacılık sektöründe de yine düşüş ivmesi yaşanıyor. bir dönem abd de 10 yıllık tahvil ile 3 aylık gibi 1 yıllık gibi kısa vadeli tahvil getiri marjı kısa vadeli fazında açılmıştı. getiri eğrisi sağdan sola kayma yaşamıştı. fed in repo hamlesiyle parasal genişlemeye gitmesiyle yeniden normalleşmeye başladı. ancak sadece bu durum bile abd de bir resesyon riskinin artmakta olduğunu ortaya koyuyor.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Göstergeler hala net değil. İki tarafı da haklı kılacak gösterge var.

      Sil
  40. Merhaba, bankaların ortalama mevduat vadesini öğrenebileceğimiz bir kaynak var mıdır acaba?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bundan daha yeni kaynak bilmiyorum. Ben genellikle MB sitesinden kendim hesaplıyorum
      https://www.finansalgoz.com/2017/08/mevduatn-vadesi.html

      Sil
  41. Hocam merkez bankaları neden vergi öderler anlamadım ?

    YanıtlaSil
  42. Hocam Merhaba, 01.01.2020 vergileri özel bankalar aracılığı ile ödenemeyeceği açıklandı.Bu uygulamanın vergi tahsilatına ne gibi katkısı olur ? şimdiden teşekkürler...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hiçbir katkısı olmaz.Son derecede yanlış bir karar. Rekabet hukukuna aykırı. Eğer ülkede bir Rekabet Kurumu varsa ve işini düzgün yapacaksa burada harekete geçmesi lazım.

      Sil
    2. Şöyle düşünün: Ben devlet olarak vatandaşımın vergi gibi zaten gönülsüz şekilde ödemekte olduğu bir şeyi nasıl daha kolay ödenir hale getiririm?

      Cevap: Her türlü ödeme kolaylığını sağlayarak.

      Bunun tam tersi nedir?

      Özel bankalar aracılığı ile ödenmesini yasaklamak.

      Not: Devletimizin yaklaşık 15 yıldır her konudaki yaklaşımının özeti, yani yapılması gerekenin tam tersini yapmak.

      Sil
  43. Ortacagda issizlik enflasyon yoktu. Din iman vardi faiz yoktu.
    Ortacaga donmek istiyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ortaçağda işsizlik yoktu çünkü büyük çoğunluk kul, köle, serf durumundaydı. Toprak sahiplerinin emrinde boğaz tokluğuna çalışıyorlardı (feodalite.)
      Ortaçağda din iman vardı
      Faiz de vardı tefeci faizi.
      Faiz tek tanrılı dinlerden çok daha eski bir olgudur ve ilk kez tapınaklarda ortaya çıkmıştır.
      Tarih okumakta yarar var.

      Sil
    2. tapınak şövalyeleri günümüz bankacılık - finans sisteminin temellerini atmıştır. tapınakçılık tam 5000 yıl öncesine dayanan çok köklü bir kültürdür. şövalyelik sonradan 1099 yılına kadar dayanır. ben dünya kapitalizminin hali hazırda hala onların elinde olduğunu düşünüyorum. günümüzün devasa sermaye hanedanlıklarının da tapınakçılardan oluşuyor olması da muhtemeldir.

      Sil
  44. Kaleminize sağlık hocam

    YanıtlaSil
  45. Sayın Hocam,hep merak ederim;
    Vatandaşın elindeki nakit paralar arasında;yırtılan banknotlar,kaybolan madeni paralar vs bir şekilde kullanılamaz hale gelen paralar hakkında ne gibi bir işlem yapılır merkez bankasında?
    Bu paralar hakkında bir işlem,hesap yapılır mı?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bunlara fersude para (fersude yıpranmış, aşınmış, eskimiş demek) deniyor. Bankalar ellerine geldiğinde bu paraları TCMB'ye veriyor ve karşılığında yeni banknot alıyorlar. TCMB de bu paraları önce delgeçlerle deliyor sonra da yakıyor.
      Fersude para yenisiyle değiştirildiği için başka bir işlem yapılmıyor.

      Sil
  46. Merhaba hocam, ABD herhangi yabanci bir ülkenin yada misal bizim ülkemizin parasini basip dolasima koyarsa bunun tespiti nasil yapilir ? Bu hamle enflasyonist bir baski yaratabilir mi ? Amerikada bastigi tl yi ülkemizde finans sisteminde degilde elde dolasacak sekilde dolasima parca parca soktugunda Merkez bankası bunun önune nasıl gecer ?

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...