3 Aralık 2019 Salı

Baz Etkisi Her Zaman Lehte Çalışmaz

Bir ay önce 4 Kasım 2019’da “Olumlu Baz Etkisinin[i] Sonuna Geldik” başlıklı yazımda şunları yazmıştım.  

“Kasım ayında baz etkisinin olumsuz etkisi devreye girecek
Şimdi de son 2 yılın enflasyonuna TÜFE bazında bakalım (Kaynak: TÜİK Tüketici Fiyat Endeksi, Haber Bültenleri.)

ENFLASYON (TÜFE)
2018
2018 
2019
2019 
Aylar
 Aylık
 12 Aylık
Aylık
12 Aylık
Ocak
1,02
10,35
1,06
20,35
Şubat
0,73
10,26
0,16
19,67
Mart
0,99
10,23
1,03
19,71
Nisan
1,87
10,85
1,69
19,50
Mayıs
1,62
12,15
0,95
18,71
Haziran
2,61
15,39
0,03
15,72
Temmuz
0,55
15,85
1,36
16,65
Ağustos
2,30
17,90
0,86
15,01
Eylül
6,30
24,52
0,99
9,26
Ekim
2,67
25,24
2,00
8,55
Kasım
-1,44
21,62
0,38
10,56
Aralık
-0,40
20,30



Tabloda turuncu ile gösterilen bölgeler 2018 yılında yaşanan büyük kur artışlarının da etkisiyle enflasyonun çok yüksek gerçekleştiği aylardır (Ağustos, Eylül, Ekim.) Söz konusu aylarda 12 aylık enflasyon rekor düzeylere çıkmıştır. Bu yıl söz konusu aylarda (yeşil ile gösterilen bölge) kur artışları çok daha makul düzeyde kaldığı için aylık enflasyon oranları geçen yılın aynı dönemindekinden çok daha düşük kalmış ve 12 aylık enflasyon bu üç ayda hızla düşerek 8,55’e kadar gerilemiştir (olumlu baz etkisi.) Tabloda sarı ile gösterilen alan (2018 yılı Kasım ve Aralık ayları) aylık enflasyonun sırasıyla eksi 1,40 ve 0,40 olduğu aylardır. Bu yıl bu aylarda enflasyonun bu oranlarda olması mümkün görülmemektedir.”

Aynen böyle oldu ve olumlu baz etkisiyle düşen enflasyon Kasım ayında olumsuz baz etkisiyle yükseldi. Kasım 2019 aylık enflasyonu nispeten düşük (yüzde 0,38) gelmiş olmasına karşılık geçen yılın Ekim ayında aylık enflasyon yüzde eksi 1,40 olduğu için enflasyon 12 aylık bazda yüzde 8,55’den yüzde 10,56’ya yükselmiş oldu (Tabloda koyu siyahlar.)

Bu gelişmeyi aşağıdaki grafikten izleyebiliriz (kaynak: TÜİK, Tüketici Fiyat Endeksi, Haber Bülteni, Kasım, 2019)  

Asıl sıkıntı çekirdek enflasyonda[ii] ortaya çıktı. Para politikasının etkisinin en fazla görüldüğü enflasyon olan çekirdek enflasyon Kasım ayın yüzde 6,67’den yüzde 9,25’e fırladı.

Bu durumda Merkez Bankası’nın yılın son toplantısında faiz konusunda ne karar vereceği iyiden iyiye merak konusu hâline geldi.

Merkez Bankası’nın ortalama fonlama maliyeti ile aylık enflasyonun gidişi aşağıdaki grafikte yer alıyor.

Aralık ayında da enflasyonda yükselme olacağı dikkate alınırsa Merkez Bankasının faizi bu toplantıda değiştirmemesi gerektiğini düşünüyorum. 











87 yorum:

  1. Verilerin kesinlikle bilgisayar başında yapıldığını düşünüyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Verilere güvenilirlik kalmadığı ortada ama doğrudan müdahalenin de şu şekilde yapılıyor demek için somut bir şey demek de zor.

      İbrahim Kahveci'nin ilginç bir analizi var: https://www.karar.com/yazarlar/ibrahim-kahveci/enflasyon-hesabina-kucuk-dokunuslar-11628

      Bu yazıda biraz somutlaştırılmış. Tabi bir de daha çok hissedilen gıda enflasyonu meselesi. İnsanlar daha çok gıdaya harcama yaptığı için enflasyon çok daha yüksek hissediliyor. Resmi rakamlarla da gıda enflasyonu % 20'nin üzerinde olması gerek.

      Sil
    2. unknown 13:31 ben bilgisayar başında yapıldığından eminim.
      Nerede eski bürokratlar?

      Taşra teşkilatından evraklar muhaberata verilir,
      gelen tüm rakamları evraklardan toplarlar, yeniden yazarlar, kağıt üzerinde düzenlerler, sağlamasını yaparlar öyle rakamı bulurlardı.

      Şimdi hepsi bilgisayar ekranından anında görüyorlar. Bilgisayardan iki tuş ile taşra teşkilatının bulgularına girildiği anda ulaşıyorlar.

      Mahfi Hocamız bilir o bilgisayarsız günleri, ne günlerdi.ş

      Eskiden yazarlar da gazeteye yazılarını yazar, PTT ile taahütlü gönderir, eğer yetişmesi gereken acil bir yazı ise, PTT şubelerindeki faks makinasına yazıyı verirlerdi. PTT şubesi kapanmadan önce yazının geçilmesi gekekirdi. Hele bir de şubenin faksı çalışmıyor ise yandı gülüm keten helva. O zaman şubeden yazı işlerini arayıp, yazıyı editöre telefon ile yazdırırlardı.

      Şimdi herkes herşeyi bilgisayar başında yapıyor.

      Sil
  2. Makro ekonomi konularında yazılar yazdığınızda aklıma takılan konulardan bir tanesi şudur;
    Kayıtdışı ekonominin büyüklüğü Türkiye'de %65 civarındadır. AB kriterlerinden bir tanesi de kayıtdışı ekonominin çok büyük olmasıdır.
    *MB verileri ve bir çok açıklamaların kayıtdışı ekonomiyi de içine aldığını biliyorum. Bunun dışında bir çok gidere dayalı veriler de kayıtlı ekonomiye göre oluşturulmakta.
    Bu konuda daha önce tartışma oldu mu hatırlamıyorum.
    Sağlıklı sonuçlar alabilmek için;
    Kayıtdışı ekonomi varken hangi verileri 1,65 ile çarpmamız gerekir?
    Bu konuda yazılmış bir kitap vardı gözattım ama bu sorun üzerinde duran bir kitaba rastlamadım.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sayısal Mehmet, siz ne yazdınız hiç bir şey anlamadım.

      Hangi AB kriteri "kayıtdışı ekonominin çok büyük olmasıdır" ?

      Tüm samimiyetimle yazıyorum, iyi misiniz?

      Sil
    2. Sayısal Mehmet,

      Sözelden çaktığını yorumundan anladık, sorması ayıp sizin sayısal nasıl?

      Eğer sayısalınız 1.65'i (bu arada Türkçe yazımda binlik dilimler virgül ile küsüratlar nokta ile ayrılır) bulduğunuz gibi ise ülkenin PISA notlarını düşürenlerden birini bulduk demektir.

      Sil
    3. Türkçe yazımda binlik dilimler nokta kullanılarak ayrılır, küsüratlar için de virgül kullanılır, yabancılarla tam ters olur genelde.
      Bu nasıl bir cahil cesaretidir buradan giydirmişsiniz?

      Sil
    4. Evet Türkçe yazımda binlik dilimler nokta, küsuratlar virgül ile ayrılır.

      Sil
    5. Sayın 23:50
      Eğer bu blogun uzun süredir takipçisi iseniz bu konu hakkında hocamız binlik ve küsüratların yazımı hakkında bilgilendirme yapmıştı.
      Bizim sayısal çok süper bunu bilmenizi isterim. Muhtemelen yabancı bir ülkede bulunmanız nedeni ile 1,65'i yanlış yazdığımı tespit etmiş olabilirsiniz.
      Bu blogda yazım hataları veya bilgi yanlışlarından dolayı yorumcuların birbirini küçük düşürmesini doğru bulmam ki ben böyle birşey yapmayacağım.

      Sayın 19:35
      Türkiye'deki kayıtdışı ekonomi ve AB ile ilgili konuları araştırırsanız karşılaşırsınız. Bakınız ülke muhasebe sisteminde ekonominin kayıt altına alınabilmesi için bir çok düzenlemeler yapılıyor. Bu düzenlemeler AB uyum kapsamındadır.

      Sorum noktalar virgüller arasında kayboldu.
      Ben şöyle önemli bir soru sordum.
      Kayıtdışı ekonomi varken hangi verileri 1,65 ile çarpmamız gerekir?

      Sil
    6. Adsız 23:50 nasıl bir cahillikle bu kadar iddialısız? İmla ve yazım kılavuzu edinin.

      Sil
    7. Sayın 19:35 arkadaşımız "
      Hangi AB kriteri "kayıtdışı ekonominin çok büyük olmasıdır" " yazarken bir ma'yı farkına varmadan eksik yazmış. Demek istediği "kayıtdışı ekonominin çok büyük olmamasıdır."

      Sayın Sayısal Mehmet bu 1,65 lik çarpanı çok kolay bir şekilde uygulayacağınız veriler yok. Muhakkak ki bu kapsama giren verilerin farklı çarpanları olur.

      Örneğin vergiler. Tüm vergileri 1,65 ile çarpmanız sonucu doğru yapar mı, tartışılır.

      Vergiler dışında çarpılacak bir veri olmayacaktır diye düşünüyorum.

      Sil
    8. Timur Çimen cevabınız için teşekkür ederim.

      Daha önce hatırladığım kadarı ile Mahfi hocam, Türkiye'de kayıtdışı hesaba katılabilecek kadar büyük değildir demişti. İhmal edilebilir demişti.

      Benim araştırmalarım ve düşünceme göre makro verilerin içinde bir çok veri var. Bunların içinde kayıtdışı olan, olmayan bir çok veri var.
      İtiraz etmek istediğim nokta, veri olarak alınan bilgiler kayıtdışı hesaba katılmadığı için doğru hesap yapılmasını engelliyor.
      En basit örneği enflasyondur.
      Enflasyon kayıtlı ekonomiye göre belirlenir fakat ortalama kayıtdışı benim takip ettiğim zamanlarda maksimum 0,65 civarındaydı. bu oran kesin değil.
      Belirli bir bantta gezebilir.
      Enflasyon %10 hesaplanırken insanlar bunun gerçek olmadığını söylerler. Çünkü kayıtdışı ekonomi enflasyonu yükseltir. %10 hesaplanırken hissedilen en az %15-20 civarındadır. Açıklanan verilere güvenilmemesinin ilk elden nedeni budur.

      Buradan bir başka soru sormak isterim.
      Rüşvet ile enflasyon arasındaki ilişki nedir?
      Rüşvet kayıtdışılık değil midir?
      Kayıtdışının etkilediği tek parametre vergi değil ki.

      Kayıtdışı ekonominin kendine göre kötü ve iyi yanları vardır.
      Normal şartlarda resmi verilere göre ücretleri ödenen, vergilendirilen kesimlerin haksızlığa uğramasına neden olur bu yönden kötüdür.
      Kriz dönemlerinde paranın, altının, kaynakların olmadığı zamanlarda hızır gibi yetişir bu yönden iyidir.
      Öte yandan gelir dağılımındaki adaletsizliği arttırdığı bir gerçektir.
      Bu konularda etraflıca araştırıp, düşünüp, irdeleyip bir çözüm sunmak gerektiğini düşünürüm.
      Teşekkürler.

      Sil
    9. Ulusal hesaplarda, kayıtdışılığın ihmal edilebilir olmasının sebebi, istatistiki yöntem ve bazı hesaplamalarla ,legal faaliyet sayılan, ama kayıtdışı kalmış hareketleri tahmin edilerek hesaplara intikal ettirilmesi nedeniyledir.

      Örneğin bazı firmalar son tüketiciye salçayı kayıtdışı satsınlar. O ülkenin istatistik kurumu salça satışını firmaların maliyeye beyan ettiği tutarlardan hesap etmiyor. Gerekirse domates üretiminden yola çıkıyor, ne kadarının domates olarak tüketildiğini ne kadarının salça üretimine gittiğini hesap ediyor.

      Bazı gelirler legal olmadığı için dikkate alınmaz. Örneğin uyuşturucu satışları gibi. Ama bu geliri elde edenler bu parayı o ülke içinde harcarsa; ev, araba almak gibi harcamalar yönünden ulusal hesaplara dahil edilmiş olur.

      Sil
    10. Enflasyon hesabına kayıtdışılığın doğrudan bir etkisi yoktur diye düşünüyorum.

      Çünkü bir harcama şablonu var. Ve bu şablona resmi harcamalar değil, belli kriterlere uyan tüm mal ve hizmetler dahil ediliyor. Kayıtdışı olsa bile.

      Fiyat toplamalarında kayıtdışı olup olmamasına bakılmıyor.

      Birde şuradan düşünün, kayıtdışı bir ürünün fiyatı çoğunlukla daha düşüktür. Fiş almazsan fiyat şu kadar indirimli olur derler ya satıcılar😀

      Hissedilen enflasyon, salt enflasyon değildir. Tüketicinin hissettiği

      Hissedilen enflasyon= Harcamaların reel artış/azalışı (+) enflasyondur esasında. Aslında bu denkleme birçok şey eklenebilir. Tüketici kredi faizlerinin yükselmesi/azalması, kredi vadelerinin artması/azalması, enflasyonun altında/üstünde zam alması, o yıl ortaya çıkan büyük tutarlı bir sefere mahsus ödemeler. Bunların hepsine ve daha fazlasına biz hissedilen enflasyon diyoruz. Bu denklemden enflasyonu tahmin etmek kolay değil.

      Sil
    11. Rüşvet, kayıtdışılık daha çok gelir dağılımı konusuna girer bence.

      Gelir dağılımının enflasyona olan etkisini de düşünebiliriz. Gelir dağılımının düzelmesi nedeniyle olası talep artışı enflasyonu arttırabilir örneğin.

      Yada tamamen kayıtiçinde olan bir gelirin kişi/kurum vasıtasıyla verimsiz harcamasının da gelir dağılımına ve enflasyona olan etkilerini de düşünebiliriz.

      Sil
    12. TDK ya göre, binlik dilimleri nokta, ondalık dilimleri virgül ile ayırıyoruz.
      Almanlar da bizim gibi yapıyorlar.

      Pek çok ülke ise tam tersini yapıyor.

      Cumhuriyetin kuruluşunda böyle yapılmış, belki de onlara daha önce Osmanlıdan öyle geçti, bilmiyorum.
      Türkçe de bir kalıp bile var, "virgülden sonraki küsürat" diye.

      Biz yazılımcılar için tam bir çileydi bu durum.

      Türkiye de halk arasında yerleşik bir kullanım bulunmuyor.

      Haberler de, "Rihter ölçeğine göre 5.4(beş nokta dörtlük) bir deprem oldu" denilince tüm Türkler anlıyor, beş virgül dört deyince biraz düşünüyorlar.

      Excel içinde nokta ve virgül ü hangi ayraçlara göre belirleyeceğiniz bir bölüm var.

      Çoğu yazılım dili kütüphanesinde Almanlar için özel nokta, virgül kütüphanesi veya fonksiyonu var.

      Almanya da sokakta konuşunca nokta ve virgülü ters söyleyince Almanlar düzeltmeni bekliyor anlamak için, anlıyor ama yine de düzeltmen için tekrar soruyorlar emin olmak istiyor duyduğundan. Yani onların dillerine daha iyi yerleşmiş, bizim dilimize yerleşmemiş.

      Benim dikkat ettiğim, Türk yazımlarında 1.500.000 yazanlar, 1.5 milyon diye de yazıyorlar. 1,5 milyon diye yazmıyorlar. Ama, parayı yazarken 1,55 bir lira elli beş kuruş yazıyorlar, çok az şekilde 1.55 TL yazan var (Google araştırması yaptım az önce).

      Bu konuda kafamız karışık bizim. Bu blogdaki yorumlara bakarsanız görürsünüz bu kullanımları.

      Sayısal Mehmet bey misal 1,65 olarak kullanmışlar. Diğer yorumlarda ise 1.6 milyon lira gibi ifadeler ortaya çıkıyor.

      Bu konuda tam bir kullanım birliği bulunmuyor. Türkiye de çalıştığım dönemde, büyük türk muhasebe yazılım firmaları Almanyadaki gibi ayraç olarak nokta kullanırdı. Yurtdışına muhasebe raporları veren firmalar ise tersini. Biz bunlar için dönüştürücü kodlar da yazardık bazen.

      Anadoludan satış raporları ileten bayiler olurdu, hiç bir yazım kuralına uymadan gelirdi, onları biz kafamıza göre düzenlerdik. Misal firma Nevşehir veya Kırşehir bayisi satış raporunda haftalık 1 milyon TL gibi satış rakamı çıkıyorsa, biz onu 10 bin TL haftalık satışı var diye anlar, sistemin öyle algılamasını sağlardık.

      Sil
  3. Hocam merhaba. 2008 krizi döneninde dünyada para bolluğu dönemi yaşandığı, Türkiye'ninde bu bolluktan yıllarca faydalandığı yorumu sıkça yapılıyor. şimdi yine bir düşük dünyada faiz dönemi yaşadığımız yönünde yorumlar sıkça yapılıyor. acaba o dönemle bu günü kıyaslar mısınız?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Vasat sosyal medya kullaniciligi , niteliksiz televizyon programları, sonu gelmeyen siyasi tartışmalar, magazin adı altında insanların özel hayatina izlettirilmesi gibi konular genclerin zamanını ve enerjisini yiyor bence öncelikle bunlardan kurtulmak gerekiyor.

      Sil
    2. Eskiden bir şekilde ülkemize gelen sıcak para artık bize güvenmediği için pek gelmiyor. Neden güvenmiyor? Merkez Bankası'nın şeffaflığını sorguluyor, swap piyasasını kitlediğimizden TL'nin konvertibilitesini sorguluyor, hukuki bir sorun yaşasa çözüp çözemeyeceğini sorguluyor vs vs

      Sil
  4. Hocam Merhaba,
    konuyla pek alakali degil ama bugun Pisa sonuclari aciklandi ve okuma becerilerinde matematik okuryazarliginda ve fen okuryazarliginda 2015 sonuclarina gore puanimizi artirmisiz fakat 79 ülke arasinda 40 42 39. sırada yer almaktayiz aynı zamanda OECD ülkeler arasında da bi hayli gerideyiz Avrupa ülkelerinin yanına yaklasamiyoruz biz neden bu kadar kötüyüz hocam kötüyüz demek yanlış olabilir belki ama bir türlü en iyi olamıyoruz nedense halbuki Türk insanığın zeki olduğuna inanıyorum bizi ne engelliyor bu medeniyetler seviyesine çıkmamız için nelerden feragat etmeliyiz bu konu hakkında yorumunuzu ve en kısa sürede bi yazı yazarsaniz çok mutlu olurum sizin bu konu hakkındakı düşüncenizi çok merak ediyorum. saygilar...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Tarihe baktigimiz zaman bizden ne cevherler çıktığı ortadadır
      Son zamanlarda öyle insanlar yetiştirildiği için bilime olan ilgi azaltılarak hazirciliga alistirilmis ilim bilim unutulmuş unutturulmustur.ne veriliyorsa ona alistirildik

      Sil
    2. Sayin Adsiz 13:56, ulkenin yuzde 80i
      gokten canli koyun indigine inaniyor. Bunu dusununce cocuklar pisa da yine iyi derece cikarmislar diyorum.

      O testin benzeri 40 yas ustu nufusa yapilsin, son 5 e gireriz. 60 yas ustunu hesaplama bile.

      Sil
    3. Adsız 19:24,
      Sırf bilmediğim için soruyorum, bu gökten canlı koyun meselesi nedir?

      Sil
    4. Öncelikle biz zekiyiz kafasından çıkmamız lazım. Ortalama bir Macar, Hint veya Brezilyalı ne kadar zekiyse ortalama bir Türk de o kadar zekidir. Önemli olan düzgün bir eğitim sistemi kurmaktır. Kurabilen ülkeler ilerliyor bizim gibi eğitime ideoloji karıştıranlar geride kalıyor.

      Sil
  5. MB eski başkanının "laf dinlemediği" için görevden alındığı açıkça ifade edildi. Bence faizlerin düşmesi ile ekonominin canlanacağına o kadar inanmışlar ki hem bu sebeple hem de "faiz düştü enflasyon düştü" tezine ters düşmemek için bu ay da fazla olmasa bile indirim gelecektir diye düşünüyorum.

    Türkiye bir kur krizi ile daha karşılaşırsa bunun altından kalmak çok zor olacak.

    YanıtlaSil
  6. Hocam, bu işin böyle olacağını siz de, aklı eren pek çok kişi de aylar öncesinden yazdı, çizdi, söyledi. Benim 18 yıldır anlamaya çalışıp halâ da anlayamadığım ve her seferinde tekrar şaşırdığım şey şu: Devlette yönetim kademesinde buralara gelmiş kişiler bunu nasıl göremiyorlar? Görmek mi istemiyorlar, durumu olduğundan farklı gösterip zaman kazanmak için mi böyle davranıyorlar, anlaşılır gibi değil. Bu yanlışlarda neden ısrar edilir bilemem ama yanlışın yanlış olduğunu kabul edip çözüm aramak, Occam'ın usturası göz önünde bulundurulduğunda onun doğru olduğunu ispat etmeye çalışmaktan çok daha kolay ve işe yarar bir yaklaşımdır.

    Saygılar...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Selam Sn Mahdut,

      İngiltere de yaşıyorum, Türkiye'ye baktıkça ingiltere ekonomisine güvenim daha da artıyor.

      Burada ekonomi batacak, İngiltere bitecek diye çok fazla telaş yaptıranlar var.

      Eğer Türkiye deki yöneticiler bu kadar hata yapa yapa, bu kadar yiye yiye hala ekonomiyi batıramıyorlarsa, İngiltere ekonomisinin bozulması için en az 100-150 yılı vardır.

      Sil
    2. Sayın 19.49,
      İngiltere öyle veya böyle bizim gibi olacak.

      İngiltere'nin mevcut yöneticisi BoJo (Boris Johnson) 'nun dedesi İstanbul çocuğu çıktı.

      Halk olarak ta sizi göndermişiz.

      Gerisi zaman meselesi :)

      Sil
  7. Kurun buralarda kalmasını sağlayan nedenlerin sağlıklı ve sürdürülebilir olup olmamasına bağlı olarak ilerideki gelişmelerin şekilleneceğini düşünüyorum.
    Hocam tüm yazılarınız için teşekkürler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Damat para ve kur ilişkisini çözdü bence, kur sürekli aynı seviyelerde.
      Hem de bu kadar yüksek DTH miktarına rağmen.

      Seneye de damat böyle devam ederse,
      dövizi ülkede bitiren kişi olacak,
      DTH'lar çözülmeye başlar ise, satılan DTH ların talep ettiği TL için bu sene yaptığı işlemin tersini yaparak, kuru bu seviyelerde tutabilir.

      Eğer, cari denge sağlanan kur seviyesini sürekli tutturursa, ülkenin kur şoku tehdidini bitirmiş olurlar.

      Sil
    2. adsız 23:55 damat iki farklı faiz koridoru oluşturdu. birisinde kamu bankalarından düşük faizli kredi kullandırıyor. swap piyasasındaysa londraya döviz - tl takasları karşılığında yüksek reel faiz veriyor. hem kamu bankalarına hem de merkez bankasına sürekli kur riskleri aldırıyor. önceden özel sektörün yaptıklarını şimdi kamu sektörüne yaptırıyor da ondan kurlar yerinde sayıyor. tabi london of city ile grift ilişkiler de cabası. bakalım nereye kadar dayanacaklar göreceğiz. cari denge yakında kamu eliyle tekrar bozulacak ve kur yeniden uçuşa geçecek. kur şokunu bitirmen için ihracatın ithalata olan %70 lik yüksek bağımlılığını ciddi derecede azaltman lazım. enerjide dışa bağımlılığı düşürmen lazım. dth ların çözülmesi için dolar kurunun geçen sene gördüğü 7,21 tl nin üzerlerine çıkması gerekir. damadınızın çözdüğü hiçbir sorun yok bilakis kur şoku risklerini daha da artırdı üstelik kalan son kamu işletmelerini de büyük mali riske sokma pahasına!. sürekli hasta ve yatalak ekonomik sisteme para enjeksiyonları yaparak kıt kaynakları hastalığı reel sektörden mali sektöre de yayabilecek riskleri artırmada kullanma hatasına düşmüş olabilir. benden söylemesi damadınızı uyarmalısınız ciddi biçimde derim!.

      Sil
    3. Damat kuru çözdü mü bilmem de milletin parası ile hazine arasındaki "çok seviyeli" ilişkiyi çözdüğü kesin. Bugün bir E tebligat göndermişler, Ağustos ayından 235 TL trafik cezası varmış. Bu arada, Ekim sonunda arabanın fenni muayenesini yaptırdım, "vergi ya da ceza borcu kaydı yoktur" yazısını aldım ama ne fayda. Mahkemelerde hak aramak adına sürünmemek için ödeyeceğim tabi de bütçe açığını kapatmak için böyle dahiyane buluşlar geliştiren muhterem ve muhteşem devletimizin ekonomisini yöneten kişiler kur riskini düşürmek için de kim bilir ne "zihni sinir proceleri" geliştirmişlerdir...

      Sil
  8. Hocam sayenizde "bu baz etkisi nedir?" sorusunun cevabını sonunda içime sindirdim.

    Ufak bir düzeltme, Referans verdiğiniz yazınızın tarihi 4 Kasım.

    Saygılarımla

    YanıtlaSil
  9. Aralık 2019 ve 2019 12 aylık enflasyon ne olur?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Grafiğe göre bakarsam hem aylık hem yıllık yükseliş olur.

      Sil
    2. 0,38 gelse (Kasım gibi) 11,5 dolayında yıllık olur.

      Sil
  10. Bunlar ekonomiyi boza boza ogrenecekler!
    Eger yilbasindan itibaren enflasyondaki gidise parelel reel faiz marjini da CDSye gore alirsak 2.5-3 reel faiz koyarsak bu durumda merkez bankasinin Yilbasindan itibaren faiz arttirim politikalarina baslamasi gerekiyor.
    Aksi taktirde olagan kosullar mevcut enflasyon seviyemiz ve diger ulkelerle olan birikimli enflasyon farkimiz enflasyondan ayri dusuk negatife dusen reel politika faizimiz hasebiyle tekrar bir kur krizi yasamamiz cok olasidir.
    Bu baglamda merkez bankasinin yeni yildan itibaren peyder pey en az 0.25bp olmak uzere her ay faiz arttirimlarina baslamasi gerekiyor.

    YanıtlaSil
  11. Sayın Eğilmez, öyle bir noktaya geldik ki, galiba buna sözün bittiği nokta deniyor. Ekonomiden, Sağlığa, Adaletten, Eğitime yapısal reform lafları hiç bir şey ifade etmiyor. Bence en başa, fabrika ayarlarına geri dönmemiz gerektiğini düşünüyorum. Öncelikle Ahlak seviyemizin çok düştüğünü, Vicdansızlığımızın ve Ayırımcılığımızın çok arttığını dikkate alıp, Ahlak, Vicdan ve Ayırımcılığımızın düzeltilmesini daha sonra diğer önemli sorunlarımıza ve yapısal sorunlarımıza el atılmasını gerekli görüyorum. Acaba yanılıyor muyum?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Zaten fabrika ayarlarına dönebilsek yapısal reformları yapmış olacağız.

      Sil
  12. Enflasyon dusuyorsa faizinde dusmesi lazim.
    Merkez bankasi 250 oraninda indirim yaparsa buyume filizlenir issizlik duser

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Mevcut ekonomik seviyede, ülkenin biraz daha faiz indirimine ihtiyacı var.

      Bahsettiğiniz gibi işsizlik sorununun tek çözümü faizlerin indirilmesi.

      Sil
    2. Hayal dünyasında yaşıyorsunuz. O kadar kolay olsa sıfırlasın MB elinden tutan mı var? Laf dinlemeyen görevden alındı. Reis söylesin o da uygulasın.

      Sil
  13. Hocam Merhaba , Möntrö boğazlar sözleşmesi ile boğazlardan geçen gemilerden ücret alamıyoruz diye biliyorum bu şartlarda Kanal İstanbul Projesinin ne faydası olabilir ki harcamalarımızı daha etkin kullanmamız gerekmiyor mu ?
    + Bu proje başlanılması halinde ekonomiye girecek para sebebiyle birkaç sene büyüme oranımızda buna bağlı artış olabilir mi ?
    Teşekkürler...

    YanıtlaSil
  14. Hocam bu ibbf de çalışan hocalarla ne yapacağız, bazıları hariç insanı ekonomiden, y.lisanstan dr sogutuyorlar. Hep öğrenciyi eleştirmek eğitimde kolaya kaçmak değilmi. Okulda bu süreçlerden ve derslerden sıkılmışlara öneriniz varmı, teşekkürler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hayat böyle abi, her zaman her istediğini bulamıyorsun.
      iibf de çalışan hocaları Mahfi hocanın senin için değiştirme imkanı yok,
      benim de yok, diğer okuyanların da yok.

      O zaman senin ya okulu değiştirmen lazım,
      ya hocaları öyle kabul edip okulu bitirmen lazım,
      ya pireye kızıp yorganı yakacaksın, kendine başka bir meslek bulacaksın,
      ya pireye yine kızıp bir an önce okulunu bitireceksin, sen istediğin gibi iyi biri olacaksın.

      Bir de bu nasıl bir üslup anlamıyorum, benim 7 ve 11 yaşındaki çocuklarım böyle şikayet etmiyorlar. Yani insanların değiştiremeyeceklerini bildiğiniz bir konuda niye yorum yazıyorsunuz?

      Sil
  15. Mahfi Bey,
    Sanırım “Ekim ayında aylık enflasyon yüzde eksi 1,40” ifadesinde bir hata olmuş.
    Tablodaki ay ve oran farklı.

    Saygılarımla

    YanıtlaSil
  16. Bir kayitdisi ekonomidir tuturulmus gidiyor.2001 krizinden once esasli bir kayitdisiliktan soz etmek mumkundu.Kanimca bizi de o krizden kurtaran o kayit disililik olmustur.Bu gun icin kayit disililik oyle sanildigi boyutlarda degil hatta tahminlerin cok cok altindadir.Once bana kayit disiligi yurutecek sermaye gosterin sermaye hareketlerinin her turlusunun kanunen serbest birakildigi ulkemde. Ya da bu kayit disiligi yaratacak bir sektor bulun. Bulunabilecek en buyuk kayit disilik kacak calistirilan suriyeli veya diger gocmenler olabilir.Sirketlerin borcu belli hane halkinin borcu belli devletin borcu belli bankadaki mevduatlar belli bu kayit disi ekonomi nereden yaratilacak.Araba satislari belli ev satislari belli banka mevduat artislari belli altin ithalati belli bu kayit disi ekonomiden parayi kazananlar parayi nereye koyuyorlar.Yoksa eksi faizle yurt disinda mi stokluyorlar.Hane halkinin evinin ihtiyaci icin evde yaptigi bahcesinde yetistirdigi urunler, torunlarina bakan ninelerin hasta yakinkarina bakan akrabalarin verdigi hizmetler,gecimine katki icin evinin odasini kiraya verenlerin sagladigi gelirler kayit disi ekonomi olarak nitelendiriliyorsa nerden hesaplarsan hesapla bu o kadar buyuk bir oran tutmaz.Su an ulkemizde yurt disina odedigimiz faiz tutarinin onda biri kadar kayit disi ekonomi oldugunu dusunmuyorum.Saygilar At-Ba

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Üretim ve ticaretteki kayıtdışı vardır. Kayıtdışına göz yumulmasının nedeni kriz dönemlerinde can simidi görevi görmesidir. Türklerin yurtdışı bankalarındaki kayıtdışı paraları ekonomiye cansuyu oldu.
      Katlara yapılan kaçak yapılar, Başkalarının arsasına yapılan gayrimenkuller, elde edilen gelirler kayıtdışıdır.

      Sil
    2. 2001 öncesinde olsaydı kayıtdışı ekonomi söylemi doğru olurdu.

      Adsız 23:12 nin dediği gibi artık kayıtdışı ekonomi o kadar konuşulmuyor çünkü azaldı.

      Azalmasının en büyük sebebi Çin den yapılan ithalattır.

      90 lı yıllarda Türkiye'de çok sayıda kaçak küçük ve orta boy imalathane vardı.
      Çin ithalatı ile bunlar piyasadan silindiler.
      İstanbul'da bile şimdinin Şişli gibi semtlerinde kaçak tekstil atölyeleri vardı.
      Laleli'nin altında kaçak deri işlemecileri vardı ki, işçileri bile kaçak Ermenistan vatandaşlarıydı.

      Son 20 yılda hepsi bitti.

      Onların patronlarının çoğu gayrimenkul işine girdi, kayıt altına girmiş oldu. Her ne kadar tapu değerleri az gösterilse bile kayıt altındadırlar.

      Benim amcamın Kayseri'de seksenlerde kurduğu avize imalathanesi vardı.

      Anadolu'daki sanayicilerden vida, kablo ve diğer malzemeleri toplar avize yapardı. 90larda İstanbul'da bir evden bozma atölyesi vardı orda acil servis ve tamirat işleri için 6 kişi çalışırdı. Kayseri deki atölyede 20 kişi çalışırdı.

      Hatta, uyduruk bir firma kurmuş, avizeleri İtalya'ya gönderip getirmiş gibi yapar, İstanbul Nişantaşı Vali konağında, "Made in Italy" avize diye Alman markı etiketler ile avizeyi 8-9 kat fiyat ile satarlardı.

      Çinliler hem imalatçıları, hem atölyeleri hepsini bitirdiler, bizimki de gitti kendine apartman dikti.

      Adam orta halli ve koltuk alacak ise Çinlilerin mal sattığı İKEA gibi bir mağazaya gidiyor, koltuğun yanında sehpa, sandalye ve avizesini alıyor.

      Zengin ise Çinlilerin çakma Avrupa markasını alıyor.

      Gariban ise, Çinlilerin 2-3 dolarlık avizesini alıyor.

      Eskiden adamın tekstil atölyesi var ise, fason imalat yaptığı kaçak yan bir firması da bulunurdu. Resmi atölyedeki fiyatı beğenmeyen müşteriye kaçak atölyeden ucuz vergisiz mal verilirdi.

      Mahfi hocam hazineci, bu milletin evladı, bu milletin diğer evlatlarının nasıl vergi kaçırdığını en iyi o bilir, ama o zamanlar vergi kaçıranlar en azından bir şekilde devlet sıkıntıya düşünce kaçak üretimleri ile gerçek işsizliği frenliyordu. Atölyesi iş yapamaz hale gelince, sigortalı işçiyi resmi olarak işten çıkarıp, kaçak atölyeye koyuyordu.

      Şimdi öyle mi?

      Memleketi öyle bir hale getirdiler ki, insanlar eskinin kaçak imalatçılarını bile arar hale geldi.

      Bu çinlilerin de onlara yandaşlık yapanların da yatacak yerleri yok. Adam Çinde yarım kilo pirince iki gün çalışıyor. Çin kum gibi bekar erkek kaynıyor, adamın aile geçindirme derdi yok ki. Kafes gibi 2,5 metrekare yerde yatıyor, yaşıyor, eline geçen 300 doları kar sayıyor, geliyor buranın piyasasını bozuyor.

      Sil
    3. Hayır bizi 2001 krizinden kurtaran kayıtdışılık değildi. bizi o krizden kurtaran etmenler:1- özel sektör borçsuzdu.2- özel sektörün kur riski yoktu.3-hane halkı borçlu değildi.4- tasarruflarımız bugünden yüksekti.5- cari işlemler açığımız düşüktü üstelik birikimli bir cari açığımız yoktu.6-tarım ve hayvancılığımız nispeten daha üretkendi. ve çiftçilik vardı şehirli yaşam oranı bugünden düşüktü.7- bugünden daha üretken bir imalat sanayimiz vardı.8-tüpraş gibi türk Telekom gibi erdemir gibi tekel gibi petkim gibi çok sayıda verimli ve karlı kamu işletmelerimiz vardı. bugün bunların hiçbirisi yok ve yerlerine bir tane yenisi yapılmadı. milli tüm reel işletmeler çok ucuza elden çıkarıldı. üstelik karlı oldukları halde. zaten istihdamsız büyüme de bu yüzden oldu. bugün vergiler daha da yüksek ve üstelik bu durum da kayıtdışılığı adeta kamçılıyor.

      Sil
    4. Saydiginiz ilk 7 maddedeki unsurlar kayitdisilik sayesinde saglanabiliyordu.Rumeli holdingteki kayitdisi islemleri gozonune getirin.Saygilar At-Ba

      Sil
    5. 21.49 un yazdığı gibiydi durum.
      İnsanlar kaçak üretim ile piyasaya mal sürüyorlar, en azından vergiden kaçarak piyasa içinde para döndürüyorlardı.

      Şimdi, Çin ürünleri ile bu imkan ellerimizden alındı
      .
      Neden mi önemli? Şöyle, eskiden mal türkiyede üretilirdi, insanların verdikleri para ülkede kalırdı.
      Devlet para alamazsa bile para ülke içinde dönerdi, işsizlik ciddi oranda artmazdı. Şimdi tüm para çin e gidiyor, para ülkeden çıkıyor.

      Sil
    6. adsız 22:13 yazdığım 7 etkenin kayıtdışılıkla en ufak alakası yoktur. yazdıklarım tamamen kamu ağırlıklı devlet kapitalizminin olduğu bir model vardı türkiyede!. o modelin yerine 2002 itibariyle hızla ve deregülatif biçimde piyasa kapitalizmi modeli ikame edilmeye başlandı. paradigma değişimi oldu ve yukarıdaki saymış olduğum 7 önemli unsuru ciddi derecede kaybettik. kayıt dışılık asıl şimdi daha yüksek çünkü: 1- devlet organizasyonu çok zayıfladı.2- vergiler daha da arttı ve bu durum kayıtdışılığı daha çok teşvik ediyor çünkü işletmelerin faaliyet dışı gelirleri faaliyet gelirlerinden daha çok arttı bu süre içerisinde. yani işletmeler esas faaliyet alanı dışındaki işlerden daha fazla kar elde eder hale gelmiş ise kayıtdışılık da artmış olabilir. Rumeli holdingden bahsetmişsiniz ama cengiz holding kalyon holding gibi şimdiki dönemin kalbur üstü işletmelerini sermayedarlarını yazmamışsınız. hatta hükümetin bizzat kendisi bu büyük grupların bazı vergi borçlarını silmiş olduğunu da unutmuşa benziyorsunuz. bu da bir nevi kayıtdışı gibi sermaye kaçırmadır. ayrıca eskiden iktisadımız bana göre daha geniş tabanlı büyüme yapısındaydı ama özellikle son 9-10 yıldır inşaata dayalı ve dolayısıyla dar tabanlı büyüme şekline sokulmuştur. sektörler arasındaki iktisadi parametreler son yıllarda fazlasıyla inşaat sektörü lehine bozulmuş ve yine bu da diğer sektörlerdeki kayıtdışılığı artırmıştır. bu kaçınılmazdı çünkü uygulanan iktisat maliye ve para politikaları ve yaşanan sermaye dağılım mobilizasyonları adeta kayıtdışılığı kamçılamıştır. boşuna suçu çin ekonomisine atmayınız. büyük hata uygulanan iktisat modeli ve alt politikalarında ve bunu uygulamakta katı olan hükümettedir.

      Sil
  17. Tuik kime bağlı? Cevap: https://www.hmb.gov.tr/bagli-kuruluslar Yani Hazine ve Maliye Bakanına bağlı. Sonuç olarak, ekonomi istatistikleri açıklayan kurum ekonominin iyi gitmesinden sorumlu bakana bağlı. Başkaca diyeceğim bir şey yoktur.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Cumhurbaşkanına bağlansa görüşünüz değişir miydi?

      Sil
    2. Değişmezdi. Düzenleyici, denetleyici otoriteler gibi bağımsız olsa görüşüm değişirdi. Yalnız buradan kastettiğim şey modern batı demokrasilerindeki düzenleyici, denetleyici kurumlar. Bizdeki BDDK ve SPK gibi kurumları kastetmiyorum. Türkiye'de maalesef bağımsız kurum olmak şu anda mümkün değil. Bu yüzden de halk uzun zamandır Tuik rakamlarına inanmayı bıraktı.

      Sil
  18. Saygıdeğer Mahfi Hocam, yine çok güzel bir değrlendirme olmuş iyi ki varsınız.

    Bir konuda mümkünse bilgi vermenizi rica edeceğim.

    Dün açıklanan TÜİK verileri şu şekildeydi:

    TÜFE'de (2003=100) 2019 yılı Kasım ayında bir önceki aya göre %0,38, bir önceki yılın Aralık ayına göre %11,01, bir önceki yılın aynı ayına göre %10,56 ve on iki aylık ortalamalara göre %15,87 artış gerçekleşti.

    Burada bahsedilen "on iki aylık ortalamalara göre %15,87 artış" verisindeki %15,87 nasıl hesaplanıyor acaba? Enflasyon verilerini kullanarak farklı yollardan bu rakama ulaşmaya çalıştım ancak başaramadım.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. TÜİK sayfasındaki endeks sayılarına ulaşın son ayın endeks sayısından 2018'in Kasım endeks sayısı düşün ve Kasım 2018 endeks sayısına bölün.
      (437,25 - 395,48) / 395,48 x 100 = 10,56

      Sil
    2. Ortalama enflasyon için yapmanız gereken:

      1- Kasım.19 ve öncesi 12 aylık seriyi toplayıp 12 ye böleceksiniz. (A)
      2- Aynı yöntemi Kasım.18 ve öncesi içinde yapacaksınız. (B)
      3- Çıkan iki sonucu birbirine oranladıginizda istemiş olduğunuz sonuca ulaşmış olacaksınız. A / B

      Sil
  19. Her şeyin üstüne iddiaya girerim ki Aralık enflasyonu aylık 0,48 veya altı gelecek. 11'in altında tutacaklar.

    YanıtlaSil
  20. Hocam büyüme rakamlari tl hesabimi yoksa dolar? Dolar cinsinden 850 milyar 760 milyar dolar olmuş neredeyse %11 küçülme var dolar bazinda ben yanliş mi hesapladim?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Tuik resmi buyume rakamlar hiç dolar olur mu? Tabii ki TL.

      Sil
    2. GSYH hesapları her ülkede ülkenin kendi parasıyla yapılır, sonra enflasyondan arındırılır ve bir önceki yıl GSYH'siyle karşılaştırılarak büyüme (reel büyüme) bulunur. Sonra uluslararası karşılaştırmalar için TL ile hesaplanan GSYH yıllık ortalama kura bölünür ve USD cinsinden GSYH bulunur. Eğer yıl içinde TL'nin iç değer kaybı (enflasyon) dış değer kaybından küçük olmuşsa GSYH USD cinsinden küçülür.

      Sil
    3. Selam Mahfi hocam,
      07.14 deki yorumunuzdaki ifadenizin,

      "Eğer yıl içinde TL'nin iç değer kaybı (enflasyon) dış değer kaybından küçük olmuşsa GSYH USD cinsinden büyür ."

      olması gerekiyor.

      Siz düşünürken negatifi negatif ile kıyasladığınız için öyle yazmışsınız. Değer kaybı derken insanlar pozitif rakamı düşünebilirler o yüzden yazdım.

      Siz TR değer kaybını -10, dış kaybı -2 gibi düşünmüşsünüz.
      İnsanlar TR enflasyonu 10, dış enflasyonu 2 gibi düşünüyorlar.

      Sil
    4. Sayın 17:22

      Gsyh 100 kur 5 TL = 20 USD
      Gsyh 120 kur 10 TL = 12 USD

      Gsyh % 20 arttı, kur % 100 arttı.

      Hocamızın dediği işte bu. Kurun artış oranı, Gsyh nin artış oranından büyük olduğu için dolar bazında gsyh azalmış oldu.

      Sizin son paragrafta yazdığınız daha çok kurun hangi seviyede olması gerektiği ile ilgili.

      Sil
    5. Timur abi, senin profil resminde ne var abi çok merak ettim.

      Sil
    6. Güneşli bir kış gününde, eşim ile benim denize yansıyan gölgemiz.

      Sil
    7. Güzel fotoymuş Timur bey, söylemezseniz anlayamazdım, siz yazdıktan sonra dalgaları farkettim. Mutluluğunuz daim olsun.

      Sil
  21. https://www.paraanaliz.com/2019/ekonomi/cetin-unsalan-yazdi-ureticinin-maliyeti-nasil-dustu-41316/

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. O üreticiler seslerini bir çıkarsınlar, bakın ümüklerini tepedekiler nasıl sıkıyorlar.

      Türkiye'de tepeye itiraz edebilecek üretici daha annesinin karnından çıkmadı.

      Bakın, Koç holding'e, Yapı Kredi aracılığı ile tüm yandaş şirketleri finanse ediyor,
      Akbank, Garanti...

      Tüm Türk zenginleri kaçacak delik arıyorlar, ama öyle kolay kurtuluş yok.

      Sil
  22. Boşverin TÜİK vs. uğraşmayı. 2018 yılı itibariyle enflasyon %45 civarında bu sene de %7 civarındadır. Kerameti kendinden menkul.

    YanıtlaSil
  23. Kahrolsun Demokrasi Kahrolsun Insan Haklari!

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ahmaklar da kahrolsun mu?

      Sil
    2. Selam Mahfi Hocam, güzel cevap olmuş, dilinize sağlık.
      Ahmaklar kaybolursa, insan hakları ve demokrasiye bile gerek kalmaz,
      herkesin birbirini saydığı bir ortam huzuru sağlar.

      Sil
  24. Hocam ekonomimiz şehir efsanelerinden mi ibaret?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hayır. Ekonomimiz ciddi üretim yapan bir ekonomi. Sorunumuz katma değer yaratamamamız.

      Sil
  25. Hocam Sevgiler,

    Tüik'in açıkladığı ve ana sayfada yer verdiği çekirdek endeks ''B'' endeksi. TCMB'nin de açıkladığı enflasyon ve finansal istikrar raporlarında da ''B'' endeksi yer alıyor. Geçtiğimiz günlerde bir imza gününde Emre (alkin) hocaya sorduğumda'' yaklaşım değişikliği olmuş olabilir '' dedi. Siz bu durumu nasıl yorumlarsınız ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben öteden beri C endeksini esas alıp değerlendiriyorum o çok daha çekirdek enflasyon tanımına uygun.

      Sil
    2. Ama haklısınız TÜİK bir süredir B endeksini kullanır oldu. B ile C'nin farkı C'de gıda ürünleri ve alkolsüz içecekler hariç, B'de ise işlenmemiş gıda ürünleri hariç.

      Sil
  26. Hocam gercekten yazilariniz ve yorumlara cevaplariniz cok dikkatli okunuyor.Saygilar.

    YanıtlaSil
  27. Merhaba Mahfi hocam,
    Analiz ve değerlendirmelerinizi ilgiyle takip ediyoruz. Sizden rica etsek bir rehber niteliğinde yazı kaleme alıp objektif bakışı nedir, objektif analizin temel kıstasları nelerdiri anlatır mısınız? Objektif yazılarınıza rağmen okurlardan çok sayıda yanlı yorum okuyoruz. Belkide bir şeyleri değerlendirirken farklı açılardan bakmayı bilmiyoruz, belki bu yöndeki yazınız rehber olur.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim.
      Bu konuda kitap yazdım: Ekonomide Analiz (Remzi Kitabevi)

      Sil
  28. Hocam yazi basligi papaz her gun pilav yemez gibi olmus.

    Elinize saglik.

    Tuik her ay bazlama yemez mi desek biz de?

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...